![]() |
GÖZYAŞLARI VE RÜZGÂR Bu gözyaşları ne? Doğudan esen bu rüzgâr ne? Yakınmalarıyla yüklü benim yitik insanlarımın ve yurt özlemiyle boğazlanmış ve kaskatı bu rüzgâr ne? Toprağı ve ufku doyuran bu sesler ne? Ovanın umutsuzluğunu döken, çırılçıplak, bu sesler ne? Yüzüme, gözüme, yüreğime, boğazıma çiy gibi, kan gibi yayılan, kölelik kokusunu boşaltan bu sesler ne? Bu gözyaşları ne? Doğudan esen bu rüzgâr ne? Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi. Kucaklıyorum ayaklarınızın altındaki toprağı ve diyorum ki: Yaşamım sizin. Sunuyorum size aydınlığını gözlerimin. Sunuyorum size sıcaklığını yüreğimin. Bendeki bu acılar düşen acılardır sizin acılarınızdan, benim payıma. Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi. Göze almışım yurdum için her şeyi. Eğilmemişim karşısından hiç kimsenin. Direnmişim zorbaya karşı, yetim, yoksul, çıplak ayak, direnmişim. Taşımışım kanımı ellerimle, Düşürmemişim yere bayrağımı. Bütün otları korumuşum, mezarlarındaki otları, atalarımın.. Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi... Tevfik El Zeyyad |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp005.gif http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp005.gif Sen Ol http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp005.gif Yağmur sonrası kokan toprak oldum Biten sevdaların ardından. Umutlarıma el açmaksızın Yarınları düşledim. Sen kokan yağmurlarda yıkandım Düşen her yağmur damlasın da Islandı gönlüm Sonra sel oldu. Bitmeye yüz tutmuş aşkların arasında Göz yaşlarım koyboldu, boğuldum Derin sessizliğe batarken bedenim Tamda güneşi kaybetmişken, Işığım oldun,ayım oldun birden Son nefesimi vermek üzereyken. Dilim çözülmeyi ve konuşmayı bilmeyen Bir düğümdü önceleri Sonraları sen geldin Her düğümüne nakış nakış Çözüm ekledin. Ve sonra yine sen kokan gecelere Giderken ben Yıldızlarla düş kurdum Şiirler yazdım gönlü esrarengiz sevgiliye. Yüreğim boğulmuşçasına sıkıldı Her günün gecesinde. Ben seni bekliyorum gene Bitmiş olan fırtına ardından Toparlanıp yeniden yelken açarcasına ufka Deşmeden geçmişin taze acılarını Yeniden düşünelim, Geleceğin; Yepyeni taze filizler vereceğini Her kışın ardından, Bir bahar geleceğini bilerek Yeniden gülümseyelim... Her kimsen her ne isen gel: Yaşama sevincini kırmayan ağaç ol ve Yağmurdan sonra kokan ben ol. Yüreğimin ücra köşesinde, Mutlulukları hak eden, Ağladıktan sonraki gözlerimde Bir tatlı tebessüm ol. Gülmeyi unutan pervasız yüzümde Yalnızlığı hüküm giymiş gönlümde Gel sen ol... Orhan Koyun http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp005.gif |
Çanakkale Şehidlerine Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, - Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı” Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani tauna da zuldür bu rezil istila... Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı ! hayasızcasına, Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz... Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz. Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam. Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer; Bu göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi; “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi. Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i... Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab... Seni ancak ebediyetler eder istiab. “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına; Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle; Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif Ersoy |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp003.gif AŞK BÖYLE BİR ŞEYDİR.. Aşk denilen duygu öyle bir şeydir ki Aşık olduğun insanın Gördüğün bütün kusurlarını Yüreğinden gelen sıcaklık Eritir, buharlaştırır ve yok eder. Gözünün önünde her zaman Hayallerinde canlandırdığın O mükemmel varlık vardır. Defalarca tökezlersin, Yere yıkılırsın Duvara çarparsın Canın yanar. Ama her defasında O yüreğinden gelen tatlı sıcaklık İkna eder seni, Devam edersin Sürdürmeye beraberliğini. Hep onu kaybetme korkusu Ağır basar Onsuz hayatında Büyük bir boşluk olacağını düşünür Korkarsın Hayatına bu noktadan baktığında Aşık olduğun insan senin Yüreğinin mahkemesinde Her zaman beraat eder. Yaşadığın Bütün Olumsuzluklara Rağmen..... Müşfik Saltık - 2004 (Hiçbir şey için geç değildir oyunundan) http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp003.gifhttp://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp003.gifhttp://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kalp003.gif |
Kaybettim Bir Zamanlar Bir Güzellik Bulmuştum... Yakmıştı İçimi Adeta Kor Alev Gibi... Ama Tutamadım Elimde Uçtu Öylece... Şimdi Levent Yükselin En Sevdiğim Parçası Çalıyor... Mutlu Ol İyi Bak Kendine... Ne Olur Gözün Arkada Kalmasın... Uzunuzun Seneler Var Önünde... Gün Gelir Sevgilim Acıya Alışırsın... Ağlamak Geliyor Şuan İçimden... Ben Ki Şiirden Anlamayan Biri... Şiir Yazar Oldum... Sayende Sevgili... Yazarken Bu Şiirleri... Klavye Ağlıyor Vuruşlarımdan... Sanki Hıncımı Ondan Alır Gibi... Ağlatmayın Beni Geceler... Ağlamak İstemiyorum Bu Gece... Ağlatmayın Dedim... Bana Değil Boş Yere Akan Gözyaşlarıma Acıyın... Boş Yere Diyorum Evet Boş Yere... Sen Bana Değer Vermedin... Sadece ...... Aldattın ..... Sende Ağla... Ağla Ki Gözyaşların Ağlasın Benim Gibi... |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kus.gif Gör Sevdiğim Sök kalbimi yerinden bak içine, gör seni nasıl sevdiğimi, Umutların tükendiği yerde, ben ölürüm sevdiğim. Pencere ye çıkıpta bak dışarı, gör seni nasıl beklediğimi, Hayellerin bittiği yerde, ben ölürüm gör sevdiğim. Yelken açıpta gitsem uzaklara, kırılan kalbime derman arasam, Kaybolan yıllarımın gelmesi için, umut verecek tabib arasam. Umudu yoksa sonsuz aşkımın, bu sevgimi sinemde saklasam, Kaderimin gülmediği yerde, ben ölürüm gör sevdiğim. Bilmem bilirmisin, bu dünya hep acılarla dolu, Bir gün gözler kapanınca, o zaman biter hayat yolu. Sevipte alamazsa bir yiğit, aşkı uğrunda ölüm olur sonu, Sevdanın bittiği yerde, ben ölürüm gör sevdiğim. Aşık olan der ki, bu dünyanın bir gün sonu gelecek, Buraya gelen unutmaki canım, bir gün mutlak ölecek. Su vefalı gönlüm, unutmaki seni hep sevecek, Kalbimin durduğu yerde, ben ölürüm gör sevdiğim. Erkan DURAN http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/kus.gif |
Kaybolurum Boşluklarda sen varsın diye dört elle sarıldım hayata eğer çekip gidersen kaybolurum boşluklarda yardım et yolumu bulayım uçsuz bucaksız yollarda ver elini çıkayım kalbinin en ucuna |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek002.gif YALNIZLIK ÇEMBERİNDE Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine acı ile geçiyor saatler özlem ile ne zaman dalmıyorki gözlerim senli sensizliklere durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde. Yorulmuyor hayat dert çile vermeye şarkılar yoldasım sigaramla birlikte tükenmek bilmeyen bir boşluğun içinde savruluyorum rüzgarla birlikte farkında olmadan yalnızlıık çemberinde. Nedeni yok belki bu sensizliğin yada bana verdiğin bu ayrılık yelinin sana yazdığım ilk şiiri hatırlarmısın Ayrılıktı adı ayrılmam dediğin ayrılık yıkılmıştı o gün dünyam gözümde yalandı herşey sevda bile yıkmam demiştin ama bıraktın beni yalnızlık çemberinde. Şimdi soruyorum kendime neden sen, neden sevdim diyorum oysa ne mutluydum senden önce aradığım aramasını beklediğim düşündüğüm kimse yoktu mutluydum yinede yalnızlık çeberinde. Şimdi ise perişanım hasret rüzgarlarını saldın üstüme çaresizliği tanıttın derman bulamıyorum şimdi dertlerime öyle acımasızki şu hayat gelmiyor ECEL\'im YALNIZLIK ÇEMBERİNDE... 03.11.2003 Kadir BORAN http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek002.gif |
Arzuhal Ahım boğazımda kurudu Dondu gözümde ağlamak Git hayallerim git başımdan Şimdi dua zamanı Söküyor şafak. Kan damlıyor ruhumdan Cismim aşkınla harap Susamışım toprağa Susamışım sana Kandır beni Yarab Niyaz için dua'ya Ellerim kalkarken semaya Günahlarım çok Rabbim Günahlarım çok Başlarım ağlamaya. Sonra, Ayet Ayet Kur'an okurum nihayet Zamane azgın Rabbim, azgın zamane Allah'ım inayet, Allah'ım inayet. Nihayet sabah, okunur ezan Camiler bomboş, gönüller hazan Devir öyle bir devir ki Sarhoşlar fetva verir İmam kalpazan |
GÜLÜŞÜN Yeni biçilmiş çim kokusu gülüşün, Irmakları yola düşüren özlem, Kan kırmızı sancısı yürek atışlarımın, Bakışlarının yargılayan sessizliği, Yanak yanağa duruş, Güneşli içtenliği el sıkışımızın, Kimsesizliğimi kurtaran orman, Yunusların oyunlarındaki deniz şaşkınlığı, Yazını bekleyen gökyüzü.. Mehmet Kıyat |
| Saat: 12:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık