![]() |
BEN/VAR OLMADIM Kİ HİÇ SENDE Ben sende hiç var olmadım ki! Sıcak yaz akşamlarında Söylediğim/şarkılarım vardı sadece Baktığında/gözlerime derya deniz görüyordun bende gülüşlerimde/gül bahçelerin vardı Ben sende hiç var olmadım ki! Her baktığında yıldızsız gecelerinin yıldızı soğuk kış akşamlarının sıcağı /fırtınalara yakalandığında sığınacağın bir limandım/her zaman Yalnız akşamlarının kalabalığı bencillik hapisanenin tek tutuklusuydum Ben/ben olarak var olmadım ki hiç sende Duygularım/varlığım/sevgim /öfkem/nefretim/hıncım görmedin ki hiç bunları sen istediğini aldın benden istediğin gibi gördün hep Güçtüm karşında her zaman bana vurduğun her darbede yıkılmadığımı/ayakta kalmamı gördün yüreğime sapladığın hançerde akmayan kanımı gördün Seninle her konuşmamda susturmayı seçtin hep /boğazıma ip geçirdin idamlık mahkumlar gibi /hala nefes alışımı gördün Ben var olmadım ki hiç sende! gücüm/direncim/inancım vardı Birde hiç bitmeyeceğine inandığın sevgim vardı sadece..... .................................... Figen Yarar |
Acıları Kurşunlamak Yüreğimi aç , kapıları arala , Uçurumlarda yürütme beni. Çalınmış özlemlerin yası, Atılan kurşunlardan değil , Acılardan, tâ içlerdeki acılardan. Acıları kurşuna dizseydim , Ölürler miydi? Yoksa yüreğimi sakat mı bırakılardı ? Doğar mıydı özlemlerle yeniden ? Vursaydım yüreğinden sevdanın , Ölür müydü ölümüne ? Yavuz Bayram Çalışkan |
Son kez... Birazdan gözlerimi kapatacağım Ve son kez geçeceksin düşüncemden. Süzülecek karanlığa ne varsa benden yana. Ellerimi yumacağım; tuttuğum da kalmadı, diyeceğim Avuçlarım boş…çekip gidecek anılar başucumdan. Düşecek kollarım…emanetti zaten. Ve son kez gideceksin dudaklarımdan Çekilecek zaman, tükenecek mevsim. Ne soğuk, ne sıcak…bilmeyeceğim. Çok da önemi yok, sen gittikten sonra. Esmer düşlerimi saran temmuz güneşinin Terimdeki tuzu çalan mavilerin. Sokakları yuttu sanki caddeler, şehirler caddeleri Mavi tabelada şehrin de ismi silindi. Adressiz kaldım, kayıp bir ülkedeyim belki. Yağmura yakalanmayı isterdim şimdi… Bedenimde kuruyan her hücre için Ve bulutlar sararken, sökse yıldızlar öpüşleri. Tenimden usulca sıyrılırken Dilsiz şahidin olsa gelincikler Dedim ya mevsim yitik…zaman şimdi duracak! ve sen gidiyorsun Son kez gidiyorsun dudaklarımdan. Ve ben ilk kez ölüyorum. Hayat…en çok mavi akşamlarına acıkacağım. Gel gör ki; ecel aşıkmış bana… Arzu Altınçiçek |
HİÇ? Eriyorum bir mum gibi; Senin yüzünden! Eriyorum ama sanma ki sevgimden; Eriyorum sana olan nefretimden! Parçalasam seni tırnaklarımla, Yine de dinmez sana olan öfkem! Kinimi kussam; Taşar okyanuslar,gömülür dağlar! Kusmayıp sussam; Coşar sıkıntılar,içim kan ağlar! Her bir hücrem nefretle dolu, Artık yolum,nefret yolu! Beynim karmaşık,yüreğim çamurlu, Senin yüzünden! Oysa senin için neler düşünmüştüm? Senin için *ne iyi insan* demiştim., Yanılmışım hakkında,özür diliyorum. İnsana güvenmenin cezasını çekiyorum. Oysa ki sen koskoca bir HİÇ'mişsin! Yıllarca *seni unutamam* diyordum; Senin gibi bir "HİÇ" nasıl hatırlanabilir? ...................................... Nevzat Önoğlu |
Unutulan Şeytan Gibi... Unutulan şeytan gibi Girdin hayatıma Gömüldüğün Hatıralar arasından Çıkıp geldin Sebepsiz ölüm gibi... Yığılmış taşlar gibi Kurulan dünyama Sanki yeryüzünün bağrında Duramadın da geldin Bir çağlayan gibi Sönmüş yıldızlar gibi Yorulan karanlığıma Güneşten ateş çaldın da Sönmeden yetiştirdin Sıcacık umut gibi... Döndürülmüş dünya gibi Durdurulmuş zaman Sahipsiz mekan gibi Çaresiz bıraktın beni Yaşanmamış kader gibi... Oysa ben şimdilerde Kutsanan siyahlardayım Yoluna dökülen sarı laleler Dönüp duran yürekler gibi Sen vadettiğin ölümle git Kovulmuş şeytan gibi... Bülent Özdemir |
Dillerin sussa,gözlerin söyler. Orada her şeyi okurum birtanem. Güzeli sevmeyen, dünyayı neyler, Dalında yıllarca şakırım,birtanem. Dökülse saçlarım,geçsede gençlik çağım, Kurumaz bir lahza,bahçem ve bağım, Desen ki! 'Sinene yaslanacağım' Şiirden bir atlas dokurum, birtanem. Top top güllerinle,bağrımı taşla, İster kes öldür,istersen haşla, Yeter ki kirpiklerin dolmasın yaşla, Ben senin yerine ağlarım,birtanem. Güzeller kurban olur,senin nazına, Ozanlar,nağmeler söyletir dertli sazına, Aydan güzel,ışık saçan yüzüne, 'Ölüm var'Deseler bakarım,birtanem. şennur yıldırım |
Acılarımı kaynar kazanlara attım, Sel olarak dirildi gözlerimde. Kuştüyü bir yastığa başını koyup umudun Tozpembe düşler görmeyi beklemek değilmiş hayat. Evleri beyaz pencereli sokaklardan Günü geçmiş anıların durduğu, Eski döşemeli kaldırım taşlarının ve güze beyaz bayrak kaldıran, Ağaçların arasına atılmış bıkkın bakışları Toplayamaz olmuş sarı bir rüzgar. Gözyaşına bile vakit yok derken, Bir başlangıç, artık sonu dilerken, Sev beni sevgilim. Gözlerini maviye açamadığın sabahlar olacak. İlk sayfada biten bir roman hüznüyle Yaş dolan ellerini kurutamadığın geceler olacak. Belki üzgün bakışlarını özleyeceksin, İlk gün özlemini taşıyan son günün. Ellerini uzatamayacaksın. Güllere naz yapan bahar gibi, Gecikemeyeceksin. Öyle bir şeyler soramayacaksın artık. Tut elimi, Fırtınada batmaya mahkum bir geminin, Son ahşabında. Gelinliğe hazırlanan bir ağacın, Son yaprağında ve sana 'gel' demeyi becerebildiğim günün, son dakkasında tut elimi. Nereye gidiyor insanlar? Evler niçin bomboş? O günün anısına, altında alnından öptüğüm O çalılık nerde? Her şey neden hızlandı? Avuçlar göğe bakıyor. Sensiz gecelerden birindeyim yine, Gözlerim yol çekiyor. ahmet nuri turan |
Bir zamanlar, Sana ulaşmak için Bir kaç adım yeterliydi. Şimdi de bir kaç adımlık yakındasın. Ama, Öyle uzaksınki... ahmet nuri turan |
PARMAKLIĞIN ÖTESİNDEN Bu sefer bayrağını çekmiş vapur Bizim Karadeniz´e gider. Beni alıp götürmese de, Alır, düşüncemi çocukluğuma götürür, Çocukluğumun memleketine. Kıyıcığında doğmuşum Kastamonu´nun Fener fener bilirim Karadeniz´i. Kahrını çekmişim yıldızının, poyrazının, Ecel terleri dökmüşüm karayelinde. Kim bilir ne haldedir, Benim frengisiyle meşhur memleketim, Şimdi ne halde ? Ekmekleri mısır bazlaması mı, Bulgurlu mancar mı hâlâ bayram yemekleri ? Çok sıkıntı çektik Seferberlik´te, Çok mısır koçanı yedik, vesikalı; Bu sefer de vesikasiz yemişler, Gazsız, sabunsuz kalmışlar. Kim gider, kim sorar hallerini ? Bilirim ne vapurun büyükleri uğrar, Ne insanların büyükleri; Memurlar gelir ufak tefek, Büyüyünce giderler. Balıklardan bile hamsiler vurur, Vursa vursa karaya. Göremedik sıkıntısız yaşandığını, Rahatın şiirini yazamadık, Ne kadar uzak Heveslerimle içli dişli yaşamak, Üzmek hastalıklı şiirlerle Eşimi, dostumu; Mezar taşları kadar, ölçülü Beyitler düzmek boy boy. İçliyimdir herkes kadar, Düşündürür beni de şu gökyüzü, Kuş cıvıltısı, nar çiçegi... Geçtik bir kalem üzerinden. Huyumdan ettiniz, Cibali Kızları, Sekiz düğününden önce Penceremin altından geçenler, Saçları dağınık, gözleri uykulu, Çoraba, tütüne gidenler, Beni huyumdan ettiniz! Yorgun gözlerinizdeki acıyı Dert edindim kendime. Saçlarını tezgahına yolduranları, Sıtma gebesi tazeleri görmeseydim, Boşuna harcayacaktım sevgimi. Şimdi şu parmaklığın ötesinde kaldı Bütün çalışanlar; Teker teker sökülmüşüz toprağımızdan, Havamızdan, suyumuzdan olmuşuz. Yaşamaktayız aynı çatının altında Daha mahzun, daha hesaplı. Rahat günlerin işçisi olacaktık, Rahat günlerin şairi: Bir çift sözümüz vardı Nar çiçeği, gül dalı üstüne, Dudaklarımızda kaldı! Rıfat Ilgaz |
CEHENNEM MELEĞİ Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir nasılsa taşra hep hazırdır aşka Üzülme, sakın dönme kendine tesellisi ol cehennemin cehennemin son meleği ol Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir Nasılsa taşra hep hazırdır aşka Cezmi Ersöz |
| Saat: 23:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık