![]() |
Bu sabah erken uyandım anne! Dikenleri nasır tutmuş güz gülleri kokuyordu dışarıda Güneş kadar soğuktu odam anne Soğuktu sol yanımda kıvrılıp yatan yalnızlığım Duvarlar yine konuşmuyordu benimle Bu sabahta ağladım Ve şehir yine ıslandı anne Bu sabah erken uyandım anne! Hasret kızılı gök bile daha kalkmadan sıcacık yatağından Sancılarım saplandıkça bedenime Avuntu şurupları içtim aç karnıma Geçmedi be anne Sende biliyorsun yalandan ölmez insan ama Geçmedi işte...! Çikolata rengi ve acı kahve tadında bir sabah Saat çok erken anne Gözlerimden sığıntı hüzünler akıyor uyku yerine Uykularımı kaçıran Kaçıncı süslü intihar bu boğazıma bağladığım Sabret dedin diye bekliyorum Yoksa çoktan ölmüştüm anne Belik belik ör kadersizliğimi Umut rengi kurdeleyle bağla hayata Sana benzeyen yanlarıma yanma için için Ben seni de seviyorum acıyı da Böyle ağladığıma bakma anne Ellerimde çoban türküleri kanarken İki satır daha yaklaştı aşk toprağa Ve düştü düşecek kurtar anne Gücüm tükendi Babam duymasın ama Üşüyorum Hem de çok Çok üşüyorum anne Kurda kuzu teslim edercesine Benim de aklım yüreğime emanet Ne yapsam susmuyor içimdeki bu sessizlik anne Üzüldüğümü kimse bilmesin Sakın kimseye söyleme Bu bir rüyaysa sen uyandır beni anne Değilse En sevdiğim yalanı söyle Söyle de uyuyayım Ama yarın daha da erken uyandır beni anne...! |
Sen Uyurken Sen uyurken ben, Meleklere yalvardım Bulutları boşaltsınlar Belli olmasın gözyaşlarım Ve hep sana, Sanaydı dualarım... Sen uyurken ben Saçlarından yıldız topladım Ayışığı yansımalarını alıp Nakış nakış Gözlerime işledim Sen uyurken ben, Yanağını okşadım Bin yıllık sevgiyi Çıkarıp küller altından Bir kere, Son kere daha yaşadım... Dedekorkut http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek004.gif |
Gözüme Hüzün Kaçtı.. Yarım kaldın içimde, senimi tamamlayamadım hiç bir zaman.. Belki de yarım kalmalar ve yarım bırakmalar bize düş'ten kalma birer armağan.. Gittin işte, sende kanatlarını çırpıp gökyüzüne yoluma sapa uzaklara gittin.. Ne çok gitmeler yaşadım senden önce ve ne çok kırıldım senden sonra.. Yanaklarımdan süzülen ıslaklığı sorma yine, ağlamıyorum.. Sadece gözüme hüzün kaçtı. Gittin , köşe başlarına aşinalığım gidişine denk geldi, yalınayak solgun bir yürüyüş tutturuşum hep sensizliğime rastladı.. Hayal kuruyorum bugün , geldiğini düşünüyorum. Kapımı senin açtığını.. Sahi beni kapıda karşılar mıydın,''bugün nasıl geçti bakalım bebişh'' diye sorarmıydın? Biliyormusun bunların hiç birini yapmasanda olurdu, keşke kalsaydın.. Hep böyle oluyor zaten, ne zaman senimi kalbimde toplasam, kendimi kendimden çıkıyorum. Üzülme sakın, ağlamıyorum, aksilik işte gözüme hüzün kaçtı.. Tüm gitmelere, yarım kalmalara inat tamamlardım ya bu yazıyı... hava ansızın sıfırın altına , kalbim buzullara düştü. Gittin... Artık üşüyorum.. |
A SEBEBİM KALMASSA???? BU KAÇINCI SAHİ, SEN HATIRLARMISIN ? |
http://img174.imageshack.us/img174/7039/synaisthimaeinai6mm8cj.gif ::..Beni Nereye Koyuyorsun..:: Beni nereye koyuyorsun söyle? neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?... beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte... öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin, amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin? artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor... ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende her şeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin... http://img281.imageshack.us/img281/896/bdfa9e3b1f81a82e8686e54b5ee026.gif |
Seni arıyorum Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen İçimde ihtilaller kopmuş Kendime sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel görkü her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum... |
Soğuk Ve Şehirlerarası Otobüslerde Vazgeçtim Çocuk Olmaktan Ve Beslenme Çantamda Otlu Peynir Kokusuydu Babam... Ben Seninle Bir Gün Veyselkarani'de Haşlama Yeme İhtimalini Sevdim. İlkokulun Silgi Kokan, Tebeşir Lekeli Yıllarında (Ankara'da Karbonmonoksit Sonbaharlar Yaşanırdı O Zaman) Özlemeye Başladım Herkesi... Ve Bu Hasret Öyle Uzun Sürdü Ki, Adam Gibi Hasretleri Özlemeye Başladım Sonra... Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız Vardı... Bir De Camların Buğusuna Yazı Yazma İmkanı... Yumurta Kokan Arkadaşlarla Paylaşılan Kahverengi Sıralarda, Solculuk Oynamaya Başladık... Ben Doktor Oluyordum Sen Hemşire, Geri Kalanlar Kontrgerilla... Kırmızı Boyalarla Umut İkliminde Harfler Yazılıyordu, Pütürlü Duvarlara Ve Türk Dil Kurumu'na İnat Bir Türkçe'yle... Ağbilerimizden Öğrendik, Ş Harfinden Orak Çekiç Figürleri Türetmeyi... Ankara'ya Usul Usul Karbonmonoksit Yağıyordu. Ve Kapalı Mekanlarda Sevişmeyi Öneriyordu Haber Bültenleri... Oysa Ankara'da Hiç Sevişmedim Ben. Disiplin Kurulunda Tartışılan Aşkım Olmadı Benim... (Sınıfça Gidilen Pikniklerde Kıçımıza Batan Platonik Dikenleri Saymazsak...) Ankara'ya Usul Usul Kurşun Yağıyordu... Ve Belli Bir Saatten Sonra Sokağa Çıkmamayı Öneriyordu Haber Bültenleri... Oysa Hiç Kurşun Yaram Olmadı Benim... Ve Hiçbir Mahkeme Tutanağında Geçmedi Adım... Çatışmaların Ortasında Sevimli Bir Çocuk Yüzüydüm Sadece... Sana Şiirler Biriktiriyordum Fen Bilgisi Defterimde Ama Sen Yoktun.. Ben, Senin Beni Sevebilme İhtimalini Seviyordum, Suni Teneffüs Saatlerinde... Okul Servisi Seni Hep Zamansız, Amansızca Bir Lojman Griliğine Götürüyordu... Ben, Senin Benimle Tunalı Hilmi Caddesine Gelebilme İhtimalini Seviyordum... Ben Senin Beni Sevebilme İhtimalini Seviyordum. Yaz Sıcağı Toprağa Çekiyordu Tenimin Çatlamaya Hazır Gevrekliğini... Sonra Otobüs Oluyordum, Kırık Yarık Yolların Çare Bilmez Sürgünü... Ne Yana Baksam Dağ Ve Deniz Sanıyordum Muş Ovasının Yalancı Maviliğini... Otobüs Oluyordum Bir Süre... Yanımızdan Geçen Kara Trenlerle Yarışıyordum, Yanağım Otobüs Camının Garantisinde... Otobüs Oluyordum... Bir Ülkeden Bir İç Ülkeye... Çocukluğuma Yaklaştıkça Büyüyordum... Zap Suyunun Sesini Başına Koyuyordum Şarkılarımın Listesinin... Korkuyordum... Sonra İniyordum Otobüsten... Çarşıdan Bizim Eve Giden, Ömrümün En Uzun, Ömrümün En Kısa, Ömrümün En Çocuk, Ömrümün En İhtiyar Yolunu Koşuyordum... Çünkü Sonunda Annem Oluyordum Babam Kokuyordum Sonunda... Soğuk Ve Şehirlerarası Otobüslerde Vazgeçtim, Çocuk Olmaktan... Ve Beslenme Çantamda Otlu Peynir Kokusuydu Babam... Ben Seninle Birgün Van'daki Bir Kahvaltı Salonunda... Ben Seninle (Sadece Bilmek Zorunda Kalanların Bildiği) Bir Yol Üstü Lokantasında... Ben Seninle, Ağrı Dağına Mistik Ve Demli Bir Çay Kıvamında Bakan Doğubeyazıt'ın Herhangi Bir Toprak Damında... Ben Seninle Herhangi Bir İnsan Elinin Terli Coğrafyasında Olma İhtimalini Sevdim... Ben Senin, Beni Sevebilme İhtimalini Sevdim ! |
Aşkı bilen kadınlar... Kadınlar vardır, Gözlerinde hüznün, Kederin, En derini, Hep uzaklara bakar onlar, Geçmiş günleri, Aşkları, Arar gibi, Aşkı,ayrılığı tadanlar bilir, Ancak, Onların matemini... Nergis Demet |
Unutmayacagım.. Vurabilirsen ayağını sertçe yere Haykırabilirsen beni sevmediğini herkese Gidebilirsen yüreğinin götürdüğü yere Sana söz seni unutacağım! Çözebilirsen kalbimin pranga kilidini Durdurabilirsen içimdeki gözyaşı selini Görebilirsen içi kan ağlarken gülenleri Sana söz kalbimi kapatacağım! Çizebilirsen hayalinde sevginin resmini Anlayabilirsen kelimelerin kifayetsizliğini Dokunup çıkarabilirsen içimdeki seni O zaman seni UNUTMAYACAĞIM.. |
BENİM BABAM Bu adam benim babam, sekiz köşe kasketiyle, omuzunda sekosuyla hey! Cebinde yok parası, Bafra'dır cigarası, yüreğindedir yarası, altı çocuk büyütmüş, bir işçi maaşıyla, bu adam benim babam hey! Ağlama benim babam, ağlama naçar babam, kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan, gene açar babam, ağlama benim babam hey! Ağlama mazlum babam, ağlama naçar babam, kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan, gene açar babam, Allah büyük babam hey! Bu adam benim babam, derdi dağlardan büyük, çaresiz (biçare), beli bükük hey! Bir gün olsun gülmemiş, rahat nedir bilmemiş, gözyaşını silmemiş, bir lokma ekmek için, kimseye eğilmemiş, bu adam benim babam hey! Benim babam mert adamdı, mangal gibi yüreği, yufka gibi kalbi vardı. Hayatım boyunca o'na özendim, fedakardı, bir dikili ağacı olmadı belki ama kendisi onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı. Üstümdeki kol kanat, sırtımı yasladığım dağ gibiydi, ben babamın oğluyum, tepeden tırnağa Anadolu'yum... FATİH KISAPARMAK |
| Saat: 21:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık