![]() |
Acının omuzlanışı Kadını bir gürültüye sapladılar. Evler tıkırtıydı, tıkırtıydı, tıkırtı kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar fırtınalı bir geceydi çünkü bulamadılar bombalar, bö sesleri, savaş alaborası" Yaşamak bir tıkırtıydı aldırmadılar. Çocukların düşlerinde bir Markut bir kurbağa zıplıyor yaşamamızdan hergün zıplıyor, hergün eksiliyor, hergün Markuuuut Torbanı sarkıt. Her doğal güzelliğin bir ucunda aptallık öbür ucunda o kambersiz geçen düğün. Kadın. Kadını bir dilime katık ettiler Markuuuu! Torbanı sarkıt. Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyün güzün gelişi bir öğürtüdür korkmayın korkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların. Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralar aslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının? Gömleğimi zorlayan kuş sesleri İsmet Özel |
Şimdi seni düşünüyorum, biliyorsun Aklıma ellerin geliyor önce Yağmurlu birgün hatırlıyorum Islanmış bir serçe kuşu hatırlıyorum Durup durup ölümü hatırlıyorum Alnıma bir ışık vuruyor karanlıkta Sonra alabildiğine bir sessizlik başlıyor Alabildiğine bir deniz Alabildiğine kum İçim ürpertilerle dolu Karanlık denizlerin ortasında Seni düşünüyorum Hani denizin insanı deli eden maviliği Nerde o güneş parıltıları nerde Göremiyorum ama duyuyorum Yaklaşan fırtına sen olmalısın Bu rüzgar senin hayallerin olmalı Senin ümitlerin Senin arzuların olmalı Bütün karanlıklara razıyım Yalnız uzaklarda, çok uzaklarda Bir gemici feneri yanmalı Bu korkunç ağırlıkları kim koydu başıma Bu marşandiz trenleri nereye gidiyor Ben bir katran deniziyim artık Dalgalarım iri kayaları döver durur Bütün yaratıklar derinliklerimde kapkara Ne bir seven var beni Ne bir anlayan bulunur Ümit YAŞAR OĞUZCAN |
DENİZİN BEKLEDİĞİ Seni sevmek mor denizlerdi biraz Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz Seni sevmek yaşamın aşılmaz büyüklüğü Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan Ve sığınıp ılık kıyı kentlerinde biraz akşam Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü Varılırdı daha saydam günlere isteseler İsteseler yalnızlık giremezdi evlere Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler Ve uçacak durmadan adasız denizlere Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan Sana verdim geç diye bütün denizlerimi AFŞAR TİMUÇİN |
güzelsin o kadar güzelsin o kadar yüzünsüz aynalar, düz ve yoksul çöl! kirpiklerinin arasında vakitsiz çağrışımların kararsızlığı beni o kentlerde sevmeyeceklerdi çok önceleri bilmiştim bu kentse üstüme üstüme geliyor nicedir, köşeme çekilmiş ağzımda ki kanı kusuyorum ve bu dövüşmek hiç bitmiyor nedense senin, kimsenin giymeye cesaret bile edemeyeceği siyah bir gelinliğin olacak bir cinayet gecesi suskunluğu tüm dudaklarda martılar bir akşam sana bir şeyler anlatırsa kendini inandır mutlaka ve büyütme güzelsin o kadar, … ekim-06 s.pelitli |
Bugün yağmurları, Yarın sele çevirmeli toprak. İçimdeki sevdan akıp gelmeli ayaklarının altına. Dokunmalısın her damlasına, Hissetmelisin avuçlarında. Tutmalısın verdiğin sözleri, O gün gelip karşına, bana dokunduğunda. Uyutmalısın beni sıcacık kucağında, Dokunurken ellerim yanaklarına, ağlamalısın. Hissetmeliyim yaşlarını avuçlarımda. Titretmelisin beni, Seni çılgınlar gibi sevdiğimi duyduğuna. Elveda dememeliyim artık sana, Elveda demeliyiz bu yalan hayatta, Tutuşup el ele yürek yüreğe, Dolaşmalıyız Yaşadığımız şehrin caddelerinde doyasıya, Unutmalıyız artık geçen günleri, Sevişmeliyiz günlerce sıcak yuvamızda, Yalnız geçirdiğimiz günlere inat, Durmadan haykırırcasına! ismail özdemir |
hep ağlamak isterim ayazında gecenin koynunda yalnızlığın sensizlik nöbetlerinde kurşun sıkarım parolasız aşklara ve ağlamak isterim hep sevdamın kronik sancıları eşliğinde bir rüzgâr okşarsa saçlarını kızıllığında akşamın ve tararsa upuzun saçlarını ağlamak isterim hep ağlamak göz kırpan yıldızların altında bahar yeşili gözlerinde ölmek isterim inan HIZIR İRFAN ÖNDER |
Yokluğun varlığında saklı, Haykırışlar ise bu sevdanın son deminde, O son sözün bilirmisin nasıl yaktı, Gözlerin bu aşka sebeb isede, Gitmelerin hep gelmelerinde saklı. Vicdanlarda zindandır hayallerim, Saklanan bir sırdır sende olan benlerim, Yoruldum artık sevmelerinden, Kurtulsun artık senden senli esaretim. Sevse bile aşk olmasın son sözü, Baksa bile görmesin seni gözlerim, Çığlık çığlığa sussun, Aramasın seni düşlerim, Yine kara kışlara dönsün, Baharları beklesin gelmeyeceğini bile bile, Yine seviyor zannetsin, Ve gömülsün artık bu sevda, Seni beklediğim gecelere, Yokluğun varlığında saklı, Varlığında yokluğun yaktı, Artık bu gönül, Sevdalara yasaklı... Atıf Emre Özdemir |
dünya hali -I- tetikte Yahudi sevgiler gözlerinden öptü kurşun Filistin'i ceset çatıyor cephede ölüm Şii çocuk pabucu Bağdat yırtığı Sünni dökül avucuma Dicle kaldırımda kurudu zeytin kınası Türk gelinin komşusu Ermeni adem incir sütü ten soyunup yaprağını ısırdı kanadından güvercini ağlama oğul Sudan bir açlıktı geldi geçti Ferhat Gülsün |
Ümitsiz, hüzünlü bir aşk bizimki Sarhoş ruhlarımız sarmaş dolaş Ama bedenlerden çok uzak. Bana ılık bir bahar gecesinin Yıldızlardan taç yapıp sunduğu Güzel, alımlı bir kraliçesin. alın yazımsın daha silinmez Kaderimin hoş cilvesi Kırkında gelen tatlı sürpriz. Öylesine bir aşkla sevdim ki seni Görsen adını andıkça kalbimin atışını Aşkından çöllere düşen mecnun bile Ancak bu kadar sevebildi leylasını. Ne kadar özlüyorum bilsen seni Bir işitsen, şimdi bir duysan Zavallı yüreğimin inlemesini Mızrap vurduğunda teline Saz bile çıkartamaz o hüzünlü sesi. Şimdi dilimde acıklı bir hasret şarkısı Yüreğimde her gün biraz daha büyüyan Yokluğunun kahreden sancısı. ama biliyorum ki... Sana kavuşup saçlarını okşamak Gökyüzünde parlayan yıldızlara Dokunmak kadar uzak. Ümitsiz bir aşk işte bizimki Boğulup kaldım girdabında Karmakarışık duygularımın. Öylesine garip bir sevdaki bu Sen yıldızlar kadar uzakta Ölüm kadar yanıbaşımdasın. sami bağcı |
Çıplak acı gözlerime uyan oğul! gülüşünü içtiğim avuçlarının umuntusuna biriken hüznüm kendime gömülü sır yıkılır üstüme güneşi söküp gittiğin iskelelerden suya suret düşüren ebrucu sözlerin bir bir yaban burcu tenimin şahidi yelkovankuşu yastık dikeni silme yatağım, ısırgan gecenin kadehinde çıplak kederim evaze, içime eriyen feryadım yitikliğimdir süt kokulu ağzını özledim, alnındaki başak sarısını çentik zengini duvarlar devindikçe depremini ah! sıçramış mecalime sökün eden yalnızlığın la notaladım eliboş şarkılara kayıtsız, çiğdem halsizliğimi kalk oğul! ekmeğim yaralı gülküskünü aynalar dirimsiz deliliğim karasevi dayanmak dağlanmaktır uçsuz umutsuzlukta sıra senin değil, sadrına ateş düşmüş annenindir... etim unuttu iğde çiçeklerini yaslanılan omzunun eksikliği güncemin cinneti yosun bastonu tutunmaya çalıştığım deniz dokunur acı kasnağında kuş düşüren yıldızlara ıhlamur yanığı dudaklarım kargışlanır senimsiz süzülür meme uçlarımdan can acısıyla doygun yasın gidilmemiş yol peşinde önce tutku sonra korkuyla öldü dilim uyan oğul! kalk gözlerine yazdığın uzaklardan çakım ışık su sar acılı yazgıma, zamansız biten şiirleri başlatan virgüller getir S.Sevinç YILDIZ |
| Saat: 02:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık