![]() |
SEVGiLiM YOKSA SEN Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan Bir eski büyük şairmiş gibi Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından Hiçbir yerde yok asaletin ibresi Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen Bir doğru sözünde belki..... Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında Ve kokusunda çiçeklerinin kanirej’in Elbet şiir olacak şairin tesellisi Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların Yazana değilse bile okuyana faydalı "bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen" O da üzülmüş aynı benim gibi .... Benimki daha acıklı değil onunkinden, Fiyakalı değil onun acısı benimkinden.. Sade güzel olan kelimeler.. Sade kelimeler... Kelimeler.... Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık Bir elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde Bırak yoluma gideyim bildiğimce Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler.... Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan içinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git Lazımsa eğer... işte orada duruyor... Ağzımın bir yerinde... Almak ister misin dilini sokup aklıma Sana ait olan herşeyi bir nefeste Bir göz yumma anında Bir soğuk telefon konuşmasında Geri alabilir misin? Seni benden geri alabilir misin? Kovabilir misin beni senden? Sevgilim.. Yoksa sen, Sevgilim olmayabilir misin?.. Yılmaz erdoğan |
AĞLAMA!..SUS!.. Ağlama!..Sus!... Başını omuzuma yasla dostum.. Bırak akıtsın feryadını.. Suskunluğun gözlerime.. Bilirim insafı yok duyguların.. Bir düşmeye gör ellerine.. Ağlama!..Sus!.. Fırtınalar kopartma gönlünde dostum.. Yelken aç suları durulumuş yüreğime.. Taptaze, bahar kokulu bir sevdam var.. Nefes nefes doyasıya çek içine.. Ağlama!..Sus!.. Gülmeyi özledik durduk biz dostum.. Hani artık kuruyacak tı gözlerimiz.. Unuttun mu?Mendillerimizi yakmıştık.. Bir gece,bu sahilde ikimiz...Ağlama!..ne olursun sus!.. Samet ÖZLEM |
Al götür beni Adını bile Bilmediğim yerlere Hayata yeniden başlayalım Yalnızlığımda Acı tatlı günlere Yeniden başlayalım al götür beni Yüce dağlara enginlere ses verip Buradayım diye çağırayım Mutluyum, özgürüm diye Al çek beni Yeni sevdalara başlayalım orda seninle mutluluktan çıldırayyım Al sev beni Dizlerinde uyut Ellerin saçlarımı okşasın Seninle tat bulayım Türkü çağırıp Sevdalın olayım... Arslan Bayır |
ateş küreği meziyet dönmemek eziyet etmemek hak bilir ekmek verir istemeden sev sevgiden dev cennet istemek ateşten gömlek marifet tevazu şehadet son arzu aşk ermemek zevk vermemek korku kendisi sorgu efendisi diğeri onlar içeri dalanlar gölgeden korkanlar yalandan adamlar akıl denge kıl simge fikir idrak düşün bırak umutları tutun haydutları unutun görgüsüz gözler ışıksız fener takırtıları lakırtıları bıraktıkları gürültüler yaptıkları süprüntüler ilke boş teneke sarhoş kahraman ünü dumandan ölümü vurmadan gömülü korkudan başı kumlardan aşı zakkumdan ekmek zehir yemek bilir işleri kapan gülüşleri yalan alışverişleri duman zebani cehennem meleği bilmem son dileği ateş küreği mustafa semerci |
Artık şiir yazmayı sevmiyorum artık artık gerçek aşklara gerçek,sımsıcak kalpler sunmayı yerle bir olmuş özleyişlerden tertemiz aşklar yaratmayı seviyorum sevda çiçekleri göndermeli her yana her yöne şiir yazmak aşkın zahmeti en güzel aşkları yaratır da kendi sevdası gamdan dağları aşamaz mutlu sonla bitmez nedense.. artık duyduğumda boğazıma çökecek yutkunmalar doğuran türküler sevmiyorum manasız serzenişleri zamansız ağlayan silah namlularını sevmiyorum sevdiğim tek şeyi yanlız seni sevmeyi herşeyden yüce kılan ve gamdan dağları ardına alan sevgiye bu sevgiye mecburum ben artık.. Ömer Seydi Ekinci |
http://img410.imageshack.us/img410/6602/116475832217905ed5.jpg dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! mehmet şentürk ----------------------------------------------------- |
Sultân-i Dil-ârâm, Ar$'a uzandi fîrâk Gamm-gîn Yevm'de galeyân, kalbi eyler in$irâk Çün ümîdim vuslattir, ola mi zuhur, merâk? Temennimdir ittisâl, Mevlâm eylesin nasib... Mesrûriyyet Kervani, alsin bizi müntesib... Isfirâr-i benz ile, rengim uçmus, ne çâre? Od'a gir-yân cigerim, hem dehlizde üsâre Füsûnkâr Rüveyde'siz, kapanir mi kim yâre? ITRINI, râyihâni, isterim Rabb'den niyâz... Kabahat mi ola ki, O'na ilticâ, IYÂZ? iftirâk-i ahvâle, bu tebligât mütercim Gönül-Dîmag cenginde, hissiyâtimdir hercim isit kim nidâlari, feryâdimdir habercim Zül-Celâl'e mâlumdur, O Mu'în etsin nusret... i$'ar ile, söz ile, nihâyet bulsun hasret... 11.09.2000 Landsberg 04:10 M. Engin Karatay |
Tutkulu Tutsak olacağını bilerek yine bu sabah demirparmaklıktan içeri usulca sızdı güneş Yasaklanınca görüş gününde çiçek getirilmesi arka duvarın dibinde sarmaşık tohumu dikmiş annem Oysa el bile sallayamamıştım ona kuyrukta saatlerce bekleyip doldurduğu içme suyunu dökerken ardıma Sunay Akın |
Dalgın bir kuş bakışı özveriler, Özünde özü tüketmiş, dönmeyecek yitenler Yiten, kalbinden akıp giden bir sözse eğer Zamanın bir anında olgunlaşıp evreler; Menkıbeye dil olacak evrelerde kalmış bedeller. Ta ki söylenen son türkünün son telinde nağmeler, Yorgun argın artık, bahşedilsede özlenilen cümleler. Kimi sele, kimi depreme, kimi geç kalınmış vereme, Yitip gitti, yitirenler yitenler, ecel aman vermedi. Aslanın postu, yılanın derisi kaldı geriye. Büyük ninem anlatırdı eskilerden beriye, Ay güneşe sevdalıymış, güneş aya delice Asırlarca kovalamış ay güneşi, güneş ayı seslice Yıldızlar güneşi, bulutlar ayı kıskanırmış gizlice Arada bir dert yanarmış ayla güneş şimşeğe. Hiddetinden gürleyince şimşekde; Oluk oluk akarmış ayla güneşin gözyaşları zemine. Sonra gökkuşağı açıp yedi rengiyle, Teskin edermiş ayla güneşi kendince. Dünya bile haset etmiş yılda en az iki, bilemedin beşkere Güneşi itmiş ayı tutmuş aralarına girmiş zevk ile. En sonunda bu sevdayı zuhur eden Rab bile Acıyarak Celâlini ispatlamış göklere İhsan etmiş; ay tutulmuş ay ile güneş elele Aradan epeyce zaman sonra ninem göçtü gitti ahirete. Bu bir masal mıydı, gerçek miydi kim bile. Hatırımdan hiç çıkmamış, bu çözümsüz bilmece. İşi gücü boşlayıp, aylak aylak dolaştığım günlerde, İrkilerek tanık oldum, bülbülün dertlendiği her kere Gülün yaprağında ötüp, sonra da kaybolduğunu göklerde. Göklerde gül kahrıyla susayıp indiğinde bahçeye, Artık kime yar olur, su kaynağı kurumuş, gül solmuştu birkere Bu resmin karesini ezberleyip, ibret yaptım kendime. Yitip giden yitirildiğini bilsede, sessiz kalır kalbine.. Ya yitirip gidenler, sizden ne kalacak geriye... Her masalın sonunda yarım elma düşüyor herkese, emsal türkü |
Aşk bunca gün, ah, bunca gün görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın, nasıl öderim, neyle öderim? uyandı kana susamış ilkbaharı koruların, çıkıyor tilkiler inlerinden çiylerini içiyor yılanlar, ve ben gidiyorum seninle yapraklarda çamlar ve sessizlik arasında, sorarak kendime nasıl, ne zaman ödeyeceğim diye şu bahtımı bütün gördüklerim içinde yalnız sensin hep görmek istediğim dokunduğum her şey içinde senin tenindir hep dokunmak istediğim: seviyorum senin portakal kahkahanı hoşlanıyorum uykudaki görüntünden ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim bilmiyorum nasıl sever başkaları eskiden nasıl severlerdi, yaşıyorum, bakarak, severek seni, aşk tabiatımdır benim her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun. nerde o? hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin ne kadar geç kaldı! düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan. bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil o kadar neden var ki, o kadar az, böyle olmalı aşk kuşatan, genel üzgün, müthiş, bayraklarda donanmış, yaslı, yıldızlar gibi çiçek açan, bir öpüş kadar ölçüsüz. Pablo Neruda |
| Saat: 02:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık