![]() |
SENİ ANMAKLA ARTIYORUM korkak değilim,umutsuz değilim bundan böyle değiştirdim sana yaraşmayan günlerimi verdiklerinle sana yaraşmayan ne varsa bir bir çıkarıp attım yeller esiyor şimdi o büyük karanlığımın yerinde geldin kutsal bildiklerimi yeniden tanımladın ülkemi bir bakışta bağladın güzelliğine en varılmaz yerlere vardırdın ellerimi en gizli denizleri açtın gemilerime sensin artık adı bir dönülmezliği çağıran kelimeleri ölümsüz kılan şiire... ................................ Kemal Özer |
Canım ben hiç bilemedi kim sevdi diye ve ben hiç bilemedim beni kim sevdi diye ve anlamadım hiç sevdamı bu sizce nasıl da bırakıp gitmiştim seni hiç vicdanda yokmuş bende hani demiştin ya seviyorsan dönersin diye dönemedim olmadı dönemedim sevmiştim seni aslında ne olur afet beni sevmiştim seni resmin hala cüzdanımda saklı hayalin gözlerimde canim nasil unuturum seni deli misin ben seni sevmiştim her dakika ah çekişim her dakika ölüsüm bumuydu sevda ağlıyorum simdi gelmek istesem de gelemiyorum ne olur anla bu muydu sevda Meral AK |
Bu Alemde Kral Tanımam! Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken Ben hergün azraillen dans ediyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen sıcak yatağında rahat uyurken Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa Bende seni o kadar çok seviyorum.. Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..! Yılmaz Güney |
Bayılırım şu düzenli dünyaya Kışı yazı Baharı güzü Gecesi gündüzü sırayla. Ağaçların kökü içerde Bütün ağaçların kökü içerde Dalların başı yukarda İnsanların aklı başında Bütün insanların aklı başında Beş parmak yerli yerinde Baş işaret orta yüzük serçe. Diyelim kalksa da serçe Orta parmağa doğru yürüse Ne haddine! Yahut akasyanın biri Başını toprağa daldırdığı gibi Bir gezintiye çıksa Merhaba kestane, merhaba çam Selamün aleyküm, aleyküm selam Kimsin nesin nerelisin derken Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden Bir uğultudur başlar rüzgarda Kökü dışarda, kökü dışarda... Yahut ne olur koca bir dağ Baş aşağı gelsin... Aman Allah göstermesin. Bayılırım şu düzenli dünyaya Altta ölüler Üstte diriler Gel keyfim gel! Melih Cevdet Anday |
Aşk bir nimettir hüzün gözlüm Aşk bir nimettir hüzün gözlüm, Birlikte dinlemektir yüreği... Durup düşünmektir iki kere Yüreği anlamaktır. Aşk dert çekmektir hüzün gözlüm, Yaşarken ölmektir usuldan. Aşk sevgiyi taçlandırmak Ateşlerde yanmaktır. Aşk kendinden kaçmak, Sana yakalanmak ansızın. Cisil cisil ıslanmak... Seni içip kanmamaktır. Yüreğin ateşidir aşk, En yüce dağlara tırmanmak Doruklara bakıp dik durmak Yıkılmadan varmaktır. Aşk bir yorumdur gülüm, Yana yana olgunlaşmaktır. Bende sana yanmak, Sende hüda'ya varmaktır. Adnan DENİZ |
HASRETINDEN PRANGALAR ESKITTIM Seni anlatabilmek seni. Iyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, ***** yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kus uyur, zindan uyurdu Disarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadim, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarina kan gülleri takayim, Bir o yana Bir bu yana... Seni bagirabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yildiza. Bir kibrit çöpüne varana. Okyanusun en issiz dalgasina Düsmüs bir kibrit çöpüne. Yitirmis tilsimini ilk sevmelerin, Yitirmis öpücükleri, Payi yok, apansiz inen aksamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalip gidene, Seni anlatabilsem seni... Yoklugun, Cehennemin öbür adidir Üsüyorum, kapama gözlerini... AHMED ARIF |
ŞİMDİDEN BİR HATIRASIN Şimdiden Bir Hatırasın Bulutsa, tozsa, uçarsa Bütün (aşklar) paranteze alınsın Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın Ne bir şarkısın, ne de dillerde nağme adın Artık bazı şarkılar kadar yarılısın Günler izmarit diplerinde biriksin O zaman mutlaka bir trenle gelirsin Köpüklerdensin, mavisin, sakinsin istesen suyun tenine bitişirsin ellerimi bıraktım, artık buna sana yazsın İçimde iki yaşlı balık varsa, İçimde biri pulsuz, iki balık varsa Biri senden, gelirsen ve yok edersen Bunu yazmak istiyorum sana Sonra postalamak istiyorum Pulsuz bir zarfla Hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata Bu kırmızı oyalarla saçlarımda Beyaz bir tülbent gibi kalırsam tenimde, süzemediğim tortularla Gün olur sararırsa sayfalarda Bıraktım ellerimi, sana bunu yazsın Şimdiden bir hatırlasın Kırık kalplerle süslü bir sayfaysan Camsan, saydamsan, beni kırarsan Simlerimle sevişirim seninle O süslü sayfaların üzerinde İçimde mutlu iki yıl varsa, İçimde biri simli iki kadın varsa Sen, gelirsen ve yok edersen Bunu yazmak istiyorum sana sonra postalamak istiyorum Simli bir yılbaşı kartıyla Hiçbir mektup artık beni, ikna etmiyor hayata Didem Madak |
Alıntı:
|
Ordaysan... İyi ki sevmişim seni Yoksa nerden bilecektim özlemeyi Üç satır düşürdüm kuşluk vaktine Zamansız kavgamda yenik Çelimsiz kolumda çıban Saplı bıçak sancısı oyy! ! Sensiz kuytularda düşlerim yaban… Çitlembik gölgesinde üşür ellerim Gövdesi kanayan tarih Aç yoksul, doğurgan… Anaç öfkeler saklı bağrında Yangın ayazlar baharında Tele takılır uçurtmalar Küsüp ağlarken çocuklar Direnmeyi öğrenir ülkem… Taşar yatağından ırmak Uskumru bakışlar saklar deniz Rüzgar köy basar, kırılır başak Değişir toprağın rengi -En çok özlemek olur adın- Toza, çamura bulanmış öfke Dokunur zirvesine dağların… Ansızın basar yağmur Bir kadının gözyaşı çarpar yüzüme Gelir saplanır da sözüme Susarım…Susarım…Saklayamam… On üç yaşın avuçlarında üşür kalem Çığ düşer gözlerime Bir türlü ağlayamam… Nicesi gitmededir Ker*** duvarlı evden Toplar çocukluğunu, gençliğini Telli duvaklı kadınlığını Yollara sürgün olur sabır… Nicesi gitmededir Mayın tarlasına gömer umudu Çapraz ateşlerde büyür korkular Ağır adımlı gölgeler kendi toprağına Kovulmuş izler bırakır… Yetişir on yıl sonrasına adam Düşünmez basar tetiğe Çocukluğundan bir an vurulur… Şimdi kendine hain Şimdi kendine kahraman Asilzade konağında yanar ışıklar Kahkahadan sofralar kurulur İyi ki sevmişim seni Yoksa nerden bilecektim özlemeyi Üç satır düşürdüm kuşluk vaktine Bir gülüş daha borçlanıp gözlerine Erteledim kokunda Kuytunda sevişmeyi… Saklı tut bana kadınlığını Zulamda birikir tenin gül arzu Özledim sende yorulmayı Özledim gözlerine uyanmayı Özledim Terimde isyan.... Kulak ver sesime Can sızım, alın yazım, sokul nefesime Ordaysan…. Deniz ÜLKEGÜL.. |
Sevgi İçin Sev Seveceksen Seni düşünüyorum bilmiyorum neden Ey sevgisiyle gönül bahçeme sevgi tohumunu eken Nesîm-i seherden daha âheste; sen gül ben diken İmkânsız mı sanırsın aşk için sevda için hasret çeken. Çoklukta teki; teklikte çoku görüyorum senden Ortaya çıkan eşsiz, emsalsiz, olağanüstü güzellikler, hepsi cazibenden Kendimden geçiyor, haz alıyorum seyrederken. Seni düşünüyorum bilmiyorum neden Ey sevgisiyle gönül bahçeme sevgi tohumunu eken Vazgeçer mi hiç delicesine seven İmkânsız mı sanırsın aşk için sevda için hasret çeken Yarim ol dostum ol sevgilim ol; istediğim tek şey, sev gerçekten Ortaya çıkan eşsiz, emsalsiz, olağanüstü güzellikler, hepsi cazibenden Rüzgâr savurup atamaz, yağmur silemez seni benden Unutma ki emanet taşıdığımız bu can bu beden Madem yaratılmış aşk-ı muhabbet ile; sevgi için sev seveceksen. Mehmet Ali Can |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık