![]() |
Nedir bu duygular,ne yapsam bilemiyorum. Gönlüm sevmek istiyor,sevemiyorum. Kalbim o kadar kırılmış ki,bir çok yerinden, Bütünleyip kimselere veremiyorum. Tutmak istiyorum ellerini birinin. Seven gözlerine bakmak sevgilinin, Ama kirpiklerim de yaşlar, Kimi sevmeliyim bilemiyorum... Benimde heyecanlarım olmalı, Ömür geçerken severek yaşamalı. Ama gönlüm bir tuhaf,bilemiyorum Sevmek istiyorum da sevemiyorum... cansın erol |
Elimde Kalan kaçan bir balıktı hep sana yazmak istediğim şiir elimde kalan bir avuç puldu deniz kokulu yanan bir ormanın kalan yanıydı yüreğim yangın çıkaran kasırganın ıslık sesiydi dilimdeki türküler ve ne zaman sussam hep seni konuşurum A.N.N |
Olduğum yerdeyım yıne, Tarıhler farklı Zamansızlığımızla,bakışmalar Bıze aıt ne vardı kı kaydebılen.. Bu neyın yası neyın özlemı Tum huzun saatlerıme küskünüm Bugünüm benı çağırıyor Ben geçmişimle sevişirken.. suzan batmankaya |
YAĞMUR KAÇAĞI Elimden tut yoksa düşeceğim Yoksa bir bir yıldızlar düşecek Eğer şairsen beni tanırsın Yağmurdan korktuğumu bilirsin Gözlerin aklıma gelirse... Elimden tut yoksa düşeceğim Yağmur götürecek yoksa beni Geceleri bir çırpıntı duyarsan Telaş telaş yağmurdan kaçıyorum Sarayburnundan geçiyorum Akşamsa,eylülse,ıslanmamışsam... Beni görsen belki tanıyamazsın İçlenir gizli gizli ağlarsın Eğer ben yalnızsam,yanılmışsam... Elimden tut yoksa düşeceğim Yağmur götürecek yoksa beni... Atilla İlhan |
Yakamoz olur, ruhumun denizinde Gözlerimdeki ay ışığı pırıltısı Meltem ıslığı, soluğum Uykuda şimdi, gün ışığı Nasılsa gönlüm Lacivert gecesinde Çıkar keyfini, salın denizimde Uslu, uslu Mavi, mavi coşmadan Çalkalanmadan, çıldırmadan Sığınırım, önce sana Ey hüzün! nursevim aksoy |
Aç Gözlerini En sevdigin elbiseni giydim Bu gece kokunu sürdüm Solgun yüzünü oksadim Sessizce saçlarindan öptüm Yazdigin mektuplari okudum Kana kana su içer gibi Plaklarini çaldim ah! En çok o sarkida özledim seni. Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum gece yarisi Sehir uykuya daldi, baktim disariya katran karasi Rüzgar telasla kokunu getirdi bana aldim koynuma Buseni hafizamdan koparip ilistirdim dudaklarima Üsüdüm karanlikta Tenine dokundum hissetsin diye Aç gözlerini Erguvanlarina su verdim Içerken benimle konustular Yastigini oksadim, kokladim Anilar uçustular Solugun saçlarimi yaladi sanki yine bir meltem gibi Teninin kokusu karisti kokuma Yakistilar Boguldum karanlikta Yani basimdasin benden çok uzaklarda Ellerimi tut dokun bana Aç gözlerini. Attim kendimi caddelere Yesil ceketin sardi beni Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz Tuttum ellerini. Can Dündar |
Bu bahar bana benziyor sonbahar. Gönlüm gibi yanan kuru toprakları, Islatacak yağmurlar. Güllerin zamanı geçti,yaz da bitti. Solgun güneşe inat, Yine de açar kasımpatılar. Nerede kaldı ogünler sıcacık, Ümit kuşlarıda göçe başladı,yazık Yine de düşünceye kadar ilk kar, Yaprağından ayrılsa da dallar, Hüzünlü de olsa mevsim, Bu da bahar,olsada sonbahar..... cansın erol |
Bahar Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. Yapma bunu bana!.. Bahar, yalvarırım çek git isine!.. Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!.. Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.. Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek... Kavaklar kıpır kıpır, islik ıslığa meltem... Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtüböcek... Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme!. Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı... Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... Kalbimin buzları erimiş. Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir.. Bir de sen çıldırtma beni... Krizdeyim ben... Tembelliğin sırası değil, uyamam sana... Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. Meltemlerine söyle, deli gibi islik çalıp sokağa çağırmasınlar beni.. Bulutların üşüşmesin başıma... Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!.. Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, Sevdanın suç ortağısın. Kıyma bana!.. Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; Gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin. Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin... O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman... Ne o delişmen sabahlar kalacak, Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları... Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında... Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz.. Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye... Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... İş açma başıma... Git isine! Yoldan çıkarma beni!.. Can Dündar |
DOSTUM Dostum; Eğer bir gün ağlamaklı olursan, Beni ara Seni güldüreceğime söz veremem, Fakat seninle ağlayabilirim... Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen, Beni aramaktan korkma... Seni durduramayacağıma söz veremem, Fakat seninle kaçabilirim... Eğer bir gün kimseyle konuşmak istemezsen, Beni ara... Sessiz olacağıma söz veririm, Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan hemen beni görmeye gel, Belki sana ihtiyacım vardır... Anonim |
Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler |
Özledim seni... Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken... Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana... Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek... "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... Yokluğunu beklemek, ne zor... Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön bebeğim" demek istiyorum: "Geri dön... Kulüben seni bekliyor..." Can Dündar |
Yüreğinde tılsım duasına yangın duygular saklıydı Ve gözlerinden yansıyordu rüyama güneş, Ki ellerin sıcaklığı ısrarındaydı titreyişim... Çünkü yalnızlığıma kanat gerdi sevdan; Hosgeldin yavrum Hayatıma… cem karadeniz |
Haber Var Mı? Kırıldı kanadım hiç gidemedim, Gidemedim yıllar yılı sılama. Siz uçun da gidin bari turnalar, Selamlar götürün benden o yara. O yar halâ beni hatırlar mı Yüreği çarpar mı her andığında? Bana yolladığı selamı var mı? Alın da getirin hemen turnalar. Var mı arayanım, soranım var mı, Hatırlayan oldu mu hiç turnalar? Söyleyin, söyleyin bir haber var mı? Öğrenin de dönün gelin turnalar. Erenköy/İstanbul Fikret Dündar |
Sen gittikten sonra Herşey yarım kaldı. Yarım bir roman Yarım bir şiir Yarım bir sevgi Yarım bir aşk Yarım bir kavga Yarım bir hüzün Yarım bir şefkat Yarım bir dost Yarım bir his Yarım bir fotoğraf Yarım bir sigara Yarım bir mum Yarım bir müzik Yarım bir oyun Sen gittikten sonra Herşey tamamlandı. Tam bir roman Tam bir şiir Tam bir sevgi Tam bir aşk Tam bir kavga Tam bir hüzün Tam bir şefkat Tam bir dost Tam bir his Tam bir fotoğraf Tam bir sigara Tam bir mum Tam bir müzik Tam bir oyun Sen gittikten sonra Herşey içimde kaldı. Bir romanın sonu Bir şiirin mısrası Bir sevginin burukluğu Bir aşkın esareti Bir kavganın suçluluğu Bir hüznün gözyaşı Bir şefkatin sonsuzluğu Bir dostun sıcaklığı Bir hissin tadı Bir fotoğrafın anıları Bir sigaranın dumanı Bir mumun ışığı Bir müziğinin ruhu Bir oyunun sonu Sen gittikten sonra... Ne olacak ki daha. murat tolga çıklaçiftçi |
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.. Ve ben artık biliyorum: Toprağın - yüzü güneşli bir ana gibi - en son en güzel çocuğunu emzirdiğini.. Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına başımı kurtarmam kabil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR... Nazım Hikmet |
Dalgalansa İpek saçları Yansır hayali gözlerime Hazan rüzgarları çarpar İz bırakır Zamansız mevsimler eser Soluk yüzüme Damla damla ecel terim Ey benim sevdam Öyle titrek ki sesim Öyle ince ki nefesim Sensizlik sonum olur Vurulmadan neşterim Kal gitme nolur Bu gece ölebilirim salim erben |
Gece,Orman ve SEN Ormanın büyülü güvenliğinde Uzandım solan günü eyrettim. Loş,ıssız yükseklerde baygın, Yağmurla yıkanmış,geceyle örtülen Gümüşler maviler yeşiller belirdi. Daha da karardı orman, Kuşlar suskundu,büyüyordu sessizlik, Dinginlik tırmanıyordu tepeye, Ve tek bir yaprak bile kıpırdamıyordu... Biliyordum, Bilmenin saatiydi bu. Ve gece ve orman ve sen Bir olmuştunuz ve ben hemen Anlayacaktım sessizliğin beni Şaşırtan ve inciten O gizli anahtar olduğunu Neden sendin sen,neden gece sevecen Ve neden orman bir parçasıydı kalbimin! Bekledim orda soluk bile almadan Bir başıma;kutsal üçlü,yavaşça, Sevdiğim üçlü,birden bir oldular, Bilmenin o saatinde Gece orman ve sen Bir aptalın gürültüsüydü,dertliymiş gibi, Çatırdayarak,gülerek ve kör gibi yürüyerek Bastığı yere bakmayan ve hışırdayan Giysileriyle sesizliği kirleten bir ses. Bozulmuştu büyü,anahtar terk etti beni Ve bir süre,yavan berrak sesin yanı başımda Berrak,yavan bir şeyler söyledi neşeyle Geldin yanıma ve ördek gibi Dedin ki 'Manzara burdan ne güzel!' Dedin ki 'Biraz yalnız kalmak ne güzel!' Ve 'Günler nasıl da uzadı'dedin Dedin ki 'Gün batımı ne güzel,öyle değil mi?' İçimden-içimden,ölmeni diledim Tanrı'dan! Rupert Brooke |
Karanlığa mahkûm gece gibi sabahı beklerken, Gözlerin de adımın zifiri karanlık olduğunu gördüm. Ümitlerim kırıldı. Ve ben yıkıldım Sen geçmişimde yanan bir ışıktın, ama artık geleceğim de; koca bir karanlıksın savaş çakır |
BIR SURE SONRA Bir sure sonra, bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki ince farki ogrenirsin, Ve askin yaslanmak, birlikte olmanin da guvende olmak anlamina gelmedigini ogrenirsin, Ve opucuklerin sozlesme ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye baslarsin, Ve yenilgileri basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin, bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin zerafeti ile, Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir. Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu ogrenirsin eger fazla maruz kalirsan Bu yuzden, baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden kendi bahceni yarat ve kendi ruhunu kendin susle. Ve goreceksin ki dayaniklisin... Ve kuvvetlisin, Ve degerlisin. Veronica A. Shoffstall |
Kalbim kırıldı tamiri yok ki Anlamak istemedin sen sevgimi Vefasız bir kula kaldım.allahım sen kurtar beni Adaletin yokmu. senden çok bişey istemedim Sadece beni sev benim ol dedim Yıkıldı dünyam kapandı kapılar Ben senin kulunu sevdim. olurmu bu kadar azap Öldürdün beni.güldürmedin hiç Bak genç yaşımda oldum ziyan Bir ömür sensiz kalmaksa.ölümde habersiz alsın beni cemal kurce |
Hani erken inerdi karanlik, Hani yagmur yagardi inceden, Hani okuldan, işten dönerken, Işiklar yanardi evlerde, Eskidendi, çok eskiden. Hani ay herkese gülümserken, Mevsimler kimseyi dinlemezken, Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken, Eskidendi, çok eskiden. Hani hepimiz arkadaşken, Hani oyunlar tükenmemişken, Henüz kimse bize ihanet etmemiş, Biz kimseyi aldatmamişken, Eskidendi, çok eskiden. Hani şarkilar bizi bu kadar incitmezken, Hani körkütük sarhoşken gençligimizden, Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yildizlar eski Hatiralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti. murathan mungan |
gözlerim gözlerindeyken kelimeler kifayetsiz dokunuşlar var aramızda saf ve temiz gülüşün bakışın kadar sıcak ve kırmızı bir büyü akıyor gözlerinden gözlerime büyülenmiş gibiyim adımı sormuş olsaydın kimbilir ne derdim erdal eren kızılırmak |
SEVGİLİM... Sevgilim, yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını, kokunu senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken gün boyu elimde kahve fincanı kapıyı açmıyorum telefonlara çıkmıyorum başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların Sevgilim, yetimim benim, nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata öldüğünden haberi yok fotoğraflarının murathan mungan |
Liseli Kız Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler |
Umursuz Aşk bırak açmasın çiçekler gelmesin bahar sen türkülerini söyle ne çıkar doğmasın güneş bırak gitsin gidecekse böyle hüzünleri yak sevmene bak... Deniz Aydemir |
AYRILIK Tüm umut yollarını kapayan aşk da bir isyandır. Nerede kimbilir o fırtına,beni yüzyıllra savuran yüzü yırtık kan. İşlediğim zamansız sevdanın cılız kemiklerini sayıp, Özgürlük adına soyunuyorum uykunun karesine aşk kafesimde. Ey duru besresini dinlediğim gökyüzü! Kiminle o ihtiras denizi,kim boğuyor dalgalarıyla,nedir bu uğultu, Kimdir tanık Sussun sularını aşınmış yatağımdan alıp götüren deli yel, Umarsız dalgaların uzandığı hiç bir kuyuyu bağlamayan köprünün üstünde Kral Lear gibi güçsüz ve deli düşsün elime ayrılık. A.Kadir Bilgin |
BIRAKTIĞIN GİBİ DEĞİLİM ARTIK Ben bıraktığın gibi değilim artık, Ağaran saçlarım uzamış sakalımla, Tam bir viraneyim şimdi. Birazda kamburum mu çıkıyor ne ? Bir de ellerim titriyor üstelik, Ben eski ben değilim, Alnımda çizgiler yüzümde kırışık, Ben bıraktığın gibi değilim artık. *** Sen gideli bedenimde yaşlandı , Gönlümde. Bunca kalabalıkta yapa yalnızım, Avutmuyor gönlümü hiç bir şey, Ne şarkılar, ne sinemalar, Ne çiçeklerin açması keyif veriyor, Nede ötüşen kuşlar, Gönlüm darmadağın , kalbim kırık, Ben bıraktığın gibi değilim artık. *** Zaman durmuş yürümüyor, Ne günlerin geçtiğinin farkındayım,, Ne etrafımda olanların, Sonbahar yaprakları gibi, Savruluyorum rüzgarla. Ruhum bitmiş gönlüm bitmiş. İçimde hüzün, içimde hıçkırık, Ben bıraktığın gibi değilim artık. *** Canım deyince yangınlar yanardı içimde, Yer yüzü dar gelirdi arşa çıkardım. Artık gittin gideli gülmüyor yüzüm, Her yer loş, her yer karanlık, Belki de doğmuyor güneş, Bu sıcakta üşüyorum. Hissediyorum sonun başlangıcı yakın, Umudum tükendi hayallerim yıkık, Ben bıraktığın gibi değilim artık. yazarı bilinmiyor |
Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni... Gülümsediginde, nazli ceylanlar inerdi yüregimin umut pinarlarina... Kirkikindiler yagardi ansizin gönlümün vahalarina... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, bir derdin oldugunu anlardim gözlerin daldiginda... Içim titrerdi, düsman kesilirdim seni incitenlere, hüzün dalgalari vururdu gönlümün kiyilarina... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, seni her düsündügümde yildizlar sevgiyle gülümserdi ruhumun semalarinda... Keyifle uyanirdi düslerim rengarenk safaklara... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, gözlerin degdiginde gözlerime, yeserirdi bozkirlarim... Bahari yasardim zemherilerde, sevda kuslari konardi yüregimin ucuna... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, "Ne haber" dediginde, denizine kavusan martilar gibi çiglik çigliga, kanat çirpardi sevinçlerim... Sihirli bir el degmiscesine silinirdi bütün hüzünlerim, günüm aydinlanirdi, günesim batmazdi daglarimda... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, kabul etmek istemesem de, kis ortasinda düsen saskin cemreler gibi, zamansiz düsmüstüm sevdana... Sen çoktan geçmistin o yollari mümkün degildi geri dönüsün... Bilirdim vuslatin imkansizligini, yollara düsesim gelirdi, aglardim kuytularda... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama, yas tuttum ardindan uzaklara gittiginde... Tutunacak bir daldan mahrum kalan sarmasiklara döndüm... Köksüz kaldim, öksüz kaldim, sensiz kaldim, su koskoca dünyada... Şair: Seynur Inal |
Ölmek istiyorum hayatta en güzel ne varsa hep son olur hiç bitmeyecek sandıgın sevdalarda tüm sevdalar bitsede benimki bitmez bu can bedende kaldıgı sürece sen der dilim bir tek ismini zikir eder hep sen der sen benim sevgimi bilmezden gelsen bile bu gönlüm seni unutmaya tövbe eder denedim unutmayı sen yerine unuttum kendimi sende unuttum tüm ezberlerimi ve kendimi sen olmam artık kaderinde dedin maf ettin beni ölmekten beter ettin sanki beni yüksek bir uçurumdan aşagıya ittin etmeyecektin hem bana hem kendine yazık ettin hep aklımdasın bir an için çıkmadın ben aklımı senle bozmuştum az kaldı dügün günüme başkası olacak sen yerine başkası girecek yattıgım yere sen yerine her sabah ismini sayıklıyarak uyanıyorum bir kalpte bir gönülde iki sevda olmaz sırf bu yüzden dügünden önce ölmek istiyorum ben o kızla yapamam biliyorum yinede neyse aslında sırf ailem istedi diye nişanlandım şu anda çok pişmanım allahtan ölüm istiyorum başka türlü bu iş bozulmaz biliyorum yazık oldu hem o kıza hem bana hemde sana biliyorsun seni benden fazla kimse sevemez yazık oldu sana sırf dügünüm olmasın diye her namazın ardından her saatin başında allahtan ölüm istiyorum.... ölmek istiyorum Yasin Şahin |
Günahkar Mevsim Yakınlaştıkça kaybolan Bir kente dönüşürdün Keşfedilmezim olurdun İçinde yolculuk etsem de... Günahkar mevsimimdin. Hiç umut yoktu sende, O yüzden vazgeçilmezdin, Vazgeçilmezimdin... http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifCezmi ERSÖZ |
Korkuyorum Korkuyorum aşkımı kaybetmekten Bilmiyorum böylemi geçecek bir ömür Karanlık bir odaya benziyor sensizlik Nefes alamıyorum yokluğunda Kanadı kırık bir kuş gibi muhtacım şimdi sana Nerden çıktın karşıma bilmiyorum ki Artık ölmekten korkmuyorum Korktuğum tek birşey var Oda seni kaybetmek artık. Ayhan Yerli |
İNANMADIN Yüreğinin çöllerine nehir oldum inanmadın Saçlarının tellerine esir oldum inanmadın. Ben ki asi,boyun eğmez Ben ki çılgın söz dinlemez. Senin için hemde kaç kez yaşlar döktüm inanmadın. İnanmadın ne yapayım, Sensizlikmiş senden payım. Tanrı mısın ki tapayım Sevdim seni inanmadın, Diz çökerken dağlar bana Şimdi taşlar ağlar bana Hayatımda bir tek sana Yenik düştüm inanmadın. Sen kavgamın tek galibi sen,sen gönlümün tek sahibi sen Sana uysal çocuk gibi Teslim oldum inanmadın, Yere serdim gururumu,hiçe saydım onurumu Kucakladım umudu Koştum sana inanmadın Yasak koydum şu kalbime Ne geçti ki elime Bağlanmak mı ne kelime Öldüm sana inanmadın... Ahmet Selçuk İlkan |
Ölmüş İçimde Hasret İçimde bir sıkıntı Bir kasvet... bir duman... Dünya dar gelir inan Seni düşündüğüm an Titreyen ellerimde Sevgimiz arap saçı Umrumda değil zaman Çalsa da bilmem kaçı Zincirlere vurulur Umutlar liman liman Dünya dar gelir inan Seni düşündüğüm an Koparsam zincirimi İlk koşacağım sensin Sen çaresizliğimin Çaresiz ümidisin Bir hayıra yenilmiş Yüreğimde bin evet Kavuşmayı unutmuş Ölmüş içimde hasret Bir de çökerse kasvet... Karanlık...duman duman... Dünya dar gelir inan İşte bana o zaman Dünya dar gelir inan Seni düşündüğüm an...... Sevgilim biz ikimiz Ay ve Güneş gibiyiz Alev alev yansak da Artık birleşemeyiz Hasretin tohumunu Çıkar at yüreğinden Bahar da yaz da geçti Artık yeşeremeyiz...... İlhan İrem |
Bakmadın Karanlığa büründü çocuksu gülüşlerim Yağmurlar okşamaz oldu saçlarımı... Ve bir sonbahar akşamı, ayrılık çaldı kapımı Aslında ayrılmak bile denmez, zaten ne kadar berraberdik? Ama o akşamı hiç unutmayacağım Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali O gece yağmur değildi gözlerimdeki! Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden Seni utumuyacağım dedim sessiz bir çığlıkla Ve unutmadım. Belkide unutamadım. Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde Çok istedim herşeyi unutup tozpembe bakmayı hayata Ama tozlarında boğuldum pembe yolların O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim Bir tebessümün bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum En büyük umudum oldu en küçük hayallerim Onlarda tükendi. Ve şimdi ağlıyorum annesini arayan bebek misali Dönüp bakmadın. Yağmur değil gözlerimdeki. Bahadır Ünal |
Senden Kalan Yalnızca Buz Soğuğu suskunluğun, ıssız dağların çığıdır zirvelerden sökülen, uğultuların bir ölüm ürpertisiyle, parçaladığı buzlardır avuçlarıma dökülen. kayboldun hudutsuz akşamlarımda şimdi vaktin neresinden gelirsen gel düşeceksin yüreğimden öteye kudretin bir yıldız gibi kayacak sönecek bakışlarındaki o kor ateş artık gözlerin gözlerimi yakmayacak gönderdim sessizliği düşlerine yüklenir duvarlarına olanca öcüyle sen de unutursun sıcak geceleri teninde yokluğumun her zerresi titrerken nefesin düşer avuçlarına binlerce çiy tanesi hüzünler zorlar pencerelerini anılar hançer olur sırtında bakarsın yollarıma ‘belki’ diyerek belki de bir umut ararsın yalnızlık tutunca ellerini sen de ağlarsın işte o an… yüreğinin dilsiz soğuğu yüklenecek nabız atışlarına her atışında bir çığ her vuruşunda bir öfke düşecek uzaklara yalnızca buz soğuğu |
____Ağlamak istedim bugün Bir kaç ay sonraki resmimi karşımda görünce… Ben bumuydum….Böylemi olmalıydım Neydi beni bu kadar çökerten Kimdi benim belimi büktüren Nasıl bir sevdadır beni böylesine bitiren ___________Helal olsun sana.. Helal olsun ki beni bitirmişsin Kendimin bile başaramıyacağım İstesemde bu duruma düşüremiyeceğim ____Bir resim bırakmışsın bana… Sevda aslında mutluluk olması gereken değil mi? Sevda gönlünü yeşertmek değil mi? Baktım da resime gönlüm solmuş Sevgi ile bakan gözlerime kan dolmuş Soldurmuşsun sevgi dolu yüreğimi Be zalim ne istedin çocuksu sevgimden _________Nasıl kıydın sevecen yüreğime Nasıl sevmeliydim seni? Nasıl anlatmalıydım sana kendimi __Ben süslü laflarla kendime bağlayamazdım Bağlayamazdım seni yalan ve dolanlarla kendime Yürekten akan dilime gelen ____ Gerçek sevgimi sunmuştum Vermiştim yüreğimin en kutsal yerini _________Neden almak istemedin Neden hoyratça yıprattın gururumu ___________Ah sen ah……… Beni derbeder, Beni bedbaht bırakıp da kaybolamayı seçtin Can bedenden uçsa bile Seni seveceğimden emin ol Emin ol ki namertliğin sevgimi öldüremeyecek ________Ve hep ama hep Seni seveceğim…. Seveceğim sonsuzluğuma… orhan çapan |
Ego EGO Son kadeh içilmiş, Son söz edilmişti. bir düşünce sardı hepsini.. Bir hatıra, Bir hırs, Bir kıskançlık, Bir yanıltı, Bir kardeşlik, Bir yanlışlık, Bir kin, Bir ümid, Bir şey.. İnsana ait. Özdemir Asaf |
SENİN SEVGİN Bu gece yine için için ağlıyorum Yattığım yerde seni düşünüyorum Yaşadığımız zamanı anıyorum Yaptıklarını hatırlıyor,pişman oluyorum Gökyüzünün yıldızları misali Sen kalbimin yıldızıydın Sen hayatımın ışığıydın Sen yaşama sebebimdin Hep o anıları hatırlıyorum Ellerimi nasıl tuttuğunu Ellerini nasıl tuttuğumu Bana nasıl baktığını Beni nasıl sevdiğini Ve sevimli bakışını Ama beni o bırakıp gittiğin günü Gittiğin o ansız günü Bana son veda gününü Hiç aklımdan çıkaramıyorum Gözlerime ağlarcasına bakışını Kalbime gömdüğün o sevgini Bana verdiğin yazmalı gülü Seni unutamam sevdiğim Seni unutamam sevgilim Hala seni arıyorum Sevgin kalbimde gömülü bekliyorum. Özledim seni deliler gibi Bekliyorum yaralı ceylan misali Sen bir yerde ben bir yerde Ama sevgilim sevgimiz yüreğimizde. Arkadaşlarım unut dedi Unutacağım dedim Unutamıyorum dedim Asla UNUTMAM dedim Öleceğim sevgilim bir gün ben Senin sevginden senin derdinden En önemlisi senin hasretinden Bir gün göreceğim yine belki seni, Seni,beni unutmuş,benim olmayan seni... İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... Bekliyorum sevgilim evin karşısında Bekliyorum sevgilim telefon başında Seni bekliyorum sevgilim seni Aşkımızın başladığı o zamanlarda Önce ailen sonra ölüm aldı benden seni Ne günahım vardı sadece sevdim seni Bilmiyorlar ki kalbime kazıdım seni Seni benden almayı başardılar Ama kalbimden çıkaramazlar seni Kalbimi istediler vermedim Çünki kalbimden seni silemedim Ant içtim üzerine bir başkasını sevmemeye Beni öldüreceklerini bilsem bile Dünyaları bana vaat etseler bile Darağacında beni assalar bile Sevmemeye yemin ettim Bunları bile bile.. Aşkım seni hiç Unutmadım unutamam. Ayhan Öztaş |
Bak,yine bulutlar tomurcuklandı Denizle gökyüzünün hasreti içtiği yerde Bak,yine yağmurlar saklandı Zafer takıyla düşlerin geçtiği yerde Susamıştım yağmuruna İçtim seni tunay bayrak |
Bayrağıma Saygım Sonsuzdur Adına nice destanlar yazılmış canımsın bayrak Ay yıldızın üzerine ne güzel de yakışmış bayrak Ülkemin her yerinde uçar dalgalanırsın bayrak Benzeri olmayan bayrağıma saygım sonsuzdur... Genç kızlar seninle gelin olmak istiyor bayrak Şehitlerin tabutlarına örtülür hep sarılır bayrak Kale burçlarına dikilmiş dalgalanırsın bayrak Şehitler kanıdır bayrağıma saygım sonsuzdur.... Düğün varsa biryerde yükseklere dikilir bayrak Bayramlarda törenlerde kurtuluşta asılır bayrak Hacdan dönenler evlerine asar sallanır bayrak Manevi değerli bayrağıma saygım sonsuzdur... Gönüllüyüm istekliyim bayraktarın olayım bayrak Gücün bize güç katsın hız versin millete bayrak Bayrağa hürmetsiz kimler varsa hepsi soysuzdur Atadan emanet bayrağıma saygım sonsuzdur... Mehmet Karlı |
ÖNCE KİM TERKETTİ BENİ Ellerimden aldılar yüzünün haritasını İçimden siliyorlar... Dur diyemiyorum... Yılların getirdiği her şeyi Bir yalana sildiriyorlar şimdi Sessiz telefonların Gözyaşlarında akla gelen telefon numarasını İsimsiz bir kimliğe yakıştırıyorlar şimdi.. Gidişinden bir ömür geçti sanki Söylenmeyen sözlerin mahkumiyetn de Yaşanıyor yalancaı karlar Zaman sensizliğe sürüklüyor Etrafta tanıdık yüzlerin hala acınası bakışları, Değişen ben değilim değişen ne şimdi... Kim gitti önce benden... Kim terk etti beni.. Zamana yayılan ayrılık kokusu.. Sevda değil şimdi.. Kabuk tutmayan yaraların alışıldık sancıları var yine bu gece. Bu sabah kalktığımda yoktun..dün sabahta..Yarında yok... Önce kim terk etti beni... Aylin Ünal |
Kaderinin bir parçasıydım sadece… Belki de kıyısında köşesinde… Herhangi bir yolunun varış noktasıydım sadece… Belki de bir tesadüften ibarettim sende… Her ne olursa olsun… Var oldum sende… Unutmuştum… Belki de unutmak istemiştim, Her yolun bir dönüşünün de olduğunu… Yanımdaydın… Yanındaydım… Yüreğimde,içimde,hayallerimde,hatta her anımdaydın… Ve ben bir yolunun varış noktasıydım sadece… Gittin… Seni hep en yanıma ait sanırken ben, Sen ait olduğun uzak şehrine gittin… Geldiğini fark etmediğim gibi,gidişini de fark ettirmeden… Sessizce… Gittin… Bilirim… Bir daha asla yolunun düşmeyeceği bir şehirdeyim… Oysa… Bu şehir sevmişti seni… Bu şehir… Çok sevmişti seni... sevnur şaylan |
Yurtta Sulh Cihanda Sulh Eh ne yapak hemşerim? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Bulgar mı? Allah kerim. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Aman ha aman aman, Hiç boşuna ağlaman, Bize umut bağlaman, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Evet Bulgar domuzu, Asıp kesiyor sizi. Siz de anlayın bizi! Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Öyle deme be gardaş, Baş kesiyor Bulgar baş...' Ne yapalın arkadaş? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Yunan da uzattı dil, Tutturdu oniki mil. Fakat önemli değil, Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Yahu yirminci asır, Yamyamlar hür, Türk esir' Yani bizde mi kusur? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Şimdi desek Türk heder... Elâlem Turancı der. Neme lâzım birader. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Özbeöz gardaşız be... Bulgar vururken darbe, Hala mı tövbe... tövde... Yurtda sulh, Cihanda sulh! Düşmüşsünüz denize, Ârif ne yapsın size? Atamız dedi bize, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Ozan Arif |
Taşımasını bilmeyene ağır gelir sevda, Gerçeği reddedip, yalana bakarsa yürek, Huzuru terkedip, tufana dalarsa direk, Zorluklarla başetmeye, gücü yetmeyen yürek, Ölmeden ölmeyi anlamazsa eğer, Akıbet hüsrandır demek gerek.. Eylül GÖKDEMİR |
Başımın Tacı Uykulu gözlerle,ben banyoya girdim Ayağım kaydı,kendimi yerde buldum, Sabahtan beri, kendimi dinliyorum, Perişan etme Rabbim, yalvarıyorum. Zaman ve sağlık en büyük servet, Sağlığın çoğu zaman bilinmez değeri, Kaybettikten sonra, anlaşılır heyhat, İş işten geçer, gidenler gelmez geri Baldırlarım morardı, belimde sancı Herkes kendi aleminde, yalnızlık acı, Yine de en katı bilinen, evlat vefalı, Onlar evlerin süsü, başımızın tacı (11 Mart 2002) Veysel Yersel |
Ayrılmaya ve unutmaya ilk defa karar verdiğim zamandı son ağladığım, senin için… bir film şeridi gibi geçerken yaşadığımız her şey ve canım parça parça koparken gözlerimden. aslâ gözlerine bakmayacak ve tutmayacaktım ellerinden. Gidecek ve dönmeyecektim geriye bir daha - oysa sendin tek sebep ölümüme de yaşamama da! Her yerim titremeye başlamıştı buluştuğumuz zaman… - korku ve heyecandan! Ne yapacağımı bilemez hâldeydim. Elim, ayağım dolaşmıştı bir şeyler söylemek istediğimde, söyleyemedim, cesâretim kalmamıştı! Vedâ sözü söylemek… birdenbire… ne kadar zormuş meğer. Âdetâ duyularım sağırlaşmış, duygularım göçmüştü… Senin de bir şeyler söylemene, ya da sormana izin vermeyecektim. Sorgulayan ve yargılayan bakışların karşısında inan bir hayal gibiydim ve bütün dinamiklerim çökmüştü. Bir zamansız ayrılık çığının yüreğimden kopuşunun son görüntüleri gibiydi suskunluğun! Öylesine etkilenmiştim ki -yaşadığım sürece gözlerimden hiç gitmedi mahzunluğun! O ân öldürseydin, ya da ölseydim, gam değildi inan! Çıldıracak gibi olurum ne zaman aklıma gelse sebep olduğum yoksunluğun. Senin için ağlamayalı taşlaştı, kıraçlaştı kâlbim hissiz, ıssız biri oldum! Ve artık hiçbir gözde filizlenmiyor… hiçbir bakışta boy vermiyor sevgim! Âdetâ kendi kıraçlığımda kayboldum! Senin için ağlamayalı canım darmadağın yüreğim bin bir pişmanlık ve bin bir hasret yamalı! abdulkadir karaman |
Kadere Bak Tunç burçlara sancağı çekmeli asker Hıncını almadan zaman burgusu Kılınçlar çıkmış kından, cenge meydan gerek, Vur gürzü kaçmaz bu seferde kutlu ölüm, Keten tohumlu tarlalara yatır yüzü Tarihinle dolsun satır satır öksüz semalar, Nereye yorgun savaşçı, nereye talihsiz adam? Çelik nidalara yer yokmuş, kadere bak. Gün sökerken tepeden verilir sâlâlar, Gözümün önünde kundakta bebekler, Haydi kalk deyip yollar uzaktan el sallar! Ve yolları kollayan boynu bükük selviler, Kurumuş dallar, kırılmış kollar, Gözlerim tek noktada, bölünür kırk kere satıhlar, Heybemi sırtlayıp kaçıyorum başımı eğip, Dönüşüm var ki geri yıldızları bileyip, Boynumu uzatsam yeridir urganlara Gövdeler üstünde ser yokmuş, kadere bak. Derlerdi ki söz var dağları deler, Yiğit var ki afakı tuş edip beler, Kıvılcım açarmış nalında atların, Açtım her dürülü sırrı kavuştum sandım, Meğer söz uçmuş kağıtlar düşünce mahpusa, Susa susa ağıtlarda lal olmuş yiğitler, Kalkanı düşmüş savaşta yaralı adam, Sancağı dikilmiş tahta saltanatların, Güneşler de sönermiş; er yokmuş, kadere bak... Fatih Özkonyalı |
Sen anladın mı ki, neyin acısı bu İçime ateş gibi düşen, sevdanın acısı mı Yoksa sana olan hasretin sancısı mı Biliyor musun nefeste alamıyorum Dayanılmaz bir sancı saplanıyor, sol yanıma Bu yüzden kesiliyor nefesim Şöyle derinden bir nefes alabilsem Belki dinecek sancılarım… Ahhh… Ne kadar zormuş alması, bir yudum nefesi Ne kadar zormuş uzaktan sevmesi Seni uzaktan sevmek, acıya gark olmakmış Sevgili… Gece gündüz erimekmiş, mum gibi Yanmakmış Leyla gibi Biliyor musun? Tutuşmuş yanıyor sevdamın saçları Küle döneceğim Leyla gibi Yoksa sende mecnun olmuş, arıyor musun beni Yüreğinin götürdüğü yerde misin? Çöllerde misin sevgili Sende mi yanıyorsun ben gibi… Ahhh… Canımın canı, can sevgili, tek sevgili Eğer öyleysen, Dayanamam bilesin Sana kıyamam, Bu sancı dayanılmaz bir sancı Bu yangın başka bir yangın Sen sakın bilme, bu sancının acısını Sen yanma bu cehennem ateşinde Ben çekerim tüm acıları, Ben yanarım ikimizin yerine Bırak paylaşma benimle Sen hep mutlu ol sevgili… nermin erol |
eker Giderdin Bizi seyreden, Denizler birden yanardı. Güneş üstümüzde, Bize bakarak ağlardı, Oysa sen, Hiçbirşey olmamış gibi, Kendini bende unutur, Çeker giderdin. HASAN ÖZTÜRK |
Sana hasret yüreğim... Sensizliğin doruklarında hiç yılmadan bekler seni... şu gelen sen misin... bu ayak sesi senin mi... çalan telefonu açmaya korkuyorum, ya sen değilsen... ne hezeyanlar doğuyor yüreğimde, ne kalp ağrıları yaşıyorum bir bilsen... sev desem sever misin... Ne garip bir tecellidir bu, kendiliğinden gelişen... hiç beklemediğim bir anda geldin ve yerleştin gönül sarayıma... ne çok beklemişim seni yıllardır... suya hasret toprak gibi, bekledim yağmur olup yağmanı... gecelerden çıkıp aydınlıkları özledim, güneşim olup açman için... çiçeklerim boyun büktü sensiz... ne çok bekleyip, ne çok özledim seni... sevdim seni bir dağ çiçeği gibi, sevdim... ufacık bir söz... ufacık bir söz... bir melodi... hüzünlendirir ve beni ağlatır... sorarım kendime, gönül nedir isyanın, neden ağlarsın... bir sevdiğin mi var... el cevap hayır yok... utanmaz rezil derim... peki neden duygulanırsın durup dururken... bir çiçeği seyrederim ve gözlerim dolar... bazen kainatı kucaklayacakmışım gibi olurum... şu anda da gözlerim doldu ve... boğazıma bir şeyler düğümlendi... birazdan boşalır yaşlar biliyorum... inan bana... o kadar dolu dolu yaşıyorum ki yalnızlığı... dolu dolu yaşıyorum yalnızlığı, dolu dolu geçiyorum sevdandan, gülleri görmüyorum, ellerim boş kalıyor, dolu dolu yaşıyorum sensizliği... gözyaşlarım eşlik ediyor yalnızlığıma... uzatıyorum ellerimi boşluğa, bir hayali yakalamak istercesine... damladıkları yerde yeni güller açıyor gözyaşlarımdan... duvarlarda sarmaşıklar büyüyor, içimde sevgin... sonra bomboş iki yana düşüyor kollarım... ben yorgun, yüreğim yorgun, gözlerim yaşlı... akşam üstü seferlerine çıkıyorum ardından, sokak sokak arıyorum ayak izlerini... göz yaşlarım, yanaklarımdan aşağı bir şelale misali iniyorlar, yüreğimden yüreğine yol ararcasına... papatyaları kokluyorum sen diye, ufku seyrediyorum gözlerin gibi... gözlerimin okyanusunda dalgalar çırpınıyor... kardelenleri şimdi daha iyi anlıyorum, hem anlıyorum ağlıyorum, hem yürüyorum, hem arıyorum, vazgeçiyorum hırslarımdan sana geliyorum... adımlarım adımlarını takip ediyor, kokunu alıyorum, esen yelde... sen diyorum gördüğüm her nilüfer'e, seni taa içimde hissediyorum... kumsala vuran dalgalar çağırıyor beni... ben çağırırım o gelmez o çağırır ben gidemem... uzanır ellerime almak isterim, kayar gider parmaklarımın ucundan... geriye bir avuç kum kalır, Hüznün Gözyaşları gibi... Eylül GÖKDEMİR... |
| Saat: 05:21 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık