MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 16 Şubat 2007 02:18

Nedir bu duygular,ne yapsam bilemiyorum.
Gönlüm sevmek istiyor,sevemiyorum.
Kalbim o kadar kırılmış ki,bir çok yerinden,
Bütünleyip kimselere veremiyorum.

Tutmak istiyorum ellerini birinin.
Seven gözlerine bakmak sevgilinin,
Ama kirpiklerim de yaşlar,
Kimi sevmeliyim bilemiyorum...

Benimde heyecanlarım olmalı,
Ömür geçerken severek yaşamalı.
Ama gönlüm bir tuhaf,bilemiyorum
Sevmek istiyorum da sevemiyorum...


cansın erol


Misafir 16 Şubat 2007 02:22

Elimde Kalan

kaçan bir balıktı hep
sana yazmak istediğim şiir
elimde kalan bir avuç puldu
deniz kokulu

yanan bir ormanın
kalan yanıydı yüreğim

yangın çıkaran kasırganın
ıslık sesiydi
dilimdeki türküler

ve
ne zaman sussam
hep seni konuşurum
A.N.N


arwen 16 Şubat 2007 02:29

Olduğum yerdeyım yıne,
Tarıhler farklı
Zamansızlığımızla,bakışmalar

Bıze aıt ne vardı kı kaydebılen..

Bu neyın yası neyın özlemı
Tum huzun saatlerıme küskünüm

Bugünüm benı çağırıyor
Ben geçmişimle sevişirken..


suzan batmankaya


BARIŞ 16 Şubat 2007 02:45

YAĞMUR KAÇAĞI
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eğer şairsen beni tanırsın
Yağmurdan korktuğumu bilirsin
Gözlerin aklıma gelirse...
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni

Geceleri bir çırpıntı duyarsan
Telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnundan geçiyorum
Akşamsa,eylülse,ıslanmamışsam...
Beni görsen belki tanıyamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam,yanılmışsam...
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur götürecek yoksa beni...
Atilla İlhan


arwen 16 Şubat 2007 02:52

Yakamoz olur, ruhumun denizinde
Gözlerimdeki ay ışığı pırıltısı
Meltem ıslığı, soluğum
Uykuda şimdi, gün ışığı
Nasılsa gönlüm
Lacivert gecesinde
Çıkar keyfini, salın denizimde
Uslu, uslu
Mavi, mavi coşmadan
Çalkalanmadan, çıldırmadan
Sığınırım, önce sana
Ey hüzün!


nursevim aksoy


BARIŞ 16 Şubat 2007 02:59

Aç Gözlerini

En sevdigin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü oksadim
Sessizce saçlarindan öptüm
Yazdigin mektuplari okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarini çaldim ah!
En çok o sarkida özledim seni.

Issizlik kapiyi çaldi, açmaya korktum
gece yarisi
Sehir uykuya daldi, baktim disariya
katran karasi
Rüzgar telasla kokunu getirdi bana
aldim koynuma
Buseni hafizamdan koparip
ilistirdim dudaklarima
Üsüdüm karanlikta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarina su verdim
Içerken benimle konustular
Yastigini oksadim, kokladim
Anilar uçustular
Solugun saçlarimi yaladi sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karisti kokuma
Yakistilar

Boguldum karanlikta
Yani basimdasin benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attim kendimi caddelere
Yesil ceketin sardi beni
Yürüdüm üstüne karanligin korkusuz
Tuttum ellerini.


Can Dündar


arwen 16 Şubat 2007 03:02

Bu bahar bana benziyor sonbahar.
Gönlüm gibi yanan kuru toprakları,
Islatacak yağmurlar.
Güllerin zamanı geçti,yaz da bitti.
Solgun güneşe inat,
Yine de açar kasımpatılar.

Nerede kaldı ogünler sıcacık,
Ümit kuşlarıda göçe başladı,yazık
Yine de düşünceye kadar ilk kar,
Yaprağından ayrılsa da dallar,
Hüzünlü de olsa mevsim,
Bu da bahar,olsada sonbahar.....



cansın erol


BARIŞ 16 Şubat 2007 03:09

Bahar
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın.
Yapma bunu bana!..
Bahar, yalvarırım çek git isine!..
Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor..
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, islik ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtüböcek...
Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme!.
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir..
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben...
Tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi islik çalıp sokağa çağırmasınlar beni..
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!..
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana!..
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka;
Gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını,
Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak,
Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz..
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git isine! Yoldan çıkarma beni!..

Can Dündar


tikkymelike 16 Şubat 2007 03:10

DOSTUM

Dostum;
Eğer bir gün ağlamaklı olursan,
Beni ara
Seni güldüreceğime söz veremem,
Fakat seninle ağlayabilirim...

Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen,
Beni aramaktan korkma...
Seni durduramayacağıma söz veremem,
Fakat seninle kaçabilirim...

Eğer bir gün kimseyle konuşmak istemezsen,
Beni ara...
Sessiz olacağıma söz veririm,
Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan
hemen beni görmeye gel,
Belki sana ihtiyacım vardır...

Anonim


Mystic@L 16 Şubat 2007 03:15

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız...

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi...

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş...
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler


BARIŞ 16 Şubat 2007 03:15

Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
Yokluğunu beklemek, ne zor...
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."





Can Dündar


arwen 16 Şubat 2007 03:17

Yüreğinde tılsım duasına yangın duygular saklıydı
Ve gözlerinden yansıyordu rüyama güneş,
Ki ellerin sıcaklığı ısrarındaydı titreyişim...
Çünkü yalnızlığıma kanat gerdi sevdan;
Hosgeldin yavrum
Hayatıma…


cem karadeniz


Mystic@L 16 Şubat 2007 03:21

Haber Var Mı?

Kırıldı kanadım hiç gidemedim,
Gidemedim yıllar yılı sılama.
Siz uçun da gidin bari turnalar,
Selamlar götürün benden o yara.

O yar halâ beni hatırlar mı
Yüreği çarpar mı her andığında?
Bana yolladığı selamı var mı?
Alın da getirin hemen turnalar.

Var mı arayanım, soranım var mı,
Hatırlayan oldu mu hiç turnalar?
Söyleyin, söyleyin bir haber var mı?
Öğrenin de dönün gelin turnalar.

Erenköy/İstanbul
Fikret Dündar


arwen 16 Şubat 2007 03:24

Sen gittikten sonra
Herşey yarım kaldı.

Yarım bir roman
Yarım bir şiir
Yarım bir sevgi
Yarım bir aşk
Yarım bir kavga
Yarım bir hüzün
Yarım bir şefkat
Yarım bir dost
Yarım bir his
Yarım bir fotoğraf
Yarım bir sigara
Yarım bir mum
Yarım bir müzik
Yarım bir oyun

Sen gittikten sonra
Herşey tamamlandı.

Tam bir roman
Tam bir şiir
Tam bir sevgi
Tam bir aşk
Tam bir kavga
Tam bir hüzün
Tam bir şefkat
Tam bir dost
Tam bir his
Tam bir fotoğraf
Tam bir sigara
Tam bir mum
Tam bir müzik
Tam bir oyun

Sen gittikten sonra
Herşey içimde kaldı.

Bir romanın sonu
Bir şiirin mısrası
Bir sevginin burukluğu
Bir aşkın esareti
Bir kavganın suçluluğu
Bir hüznün gözyaşı
Bir şefkatin sonsuzluğu
Bir dostun sıcaklığı
Bir hissin tadı
Bir fotoğrafın anıları
Bir sigaranın dumanı
Bir mumun ışığı
Bir müziğinin ruhu
Bir oyunun sonu

Sen gittikten sonra...
Ne olacak ki daha.

murat tolga çıklaçiftçi


BARIŞ 16 Şubat 2007 03:38

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ


Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım Hikmet


arwen 16 Şubat 2007 03:40

Dalgalansa İpek saçları
Yansır hayali gözlerime
Hazan rüzgarları çarpar
İz bırakır
Zamansız mevsimler eser
Soluk yüzüme
Damla damla ecel terim
Ey benim sevdam
Öyle titrek ki sesim
Öyle ince ki nefesim
Sensizlik sonum olur
Vurulmadan neşterim
Kal gitme nolur
Bu gece ölebilirim


salim erben


BARIŞ 16 Şubat 2007 03:44

Gece,Orman ve SEN

Ormanın büyülü güvenliğinde
Uzandım solan günü eyrettim.
Loş,ıssız yükseklerde baygın,
Yağmurla yıkanmış,geceyle örtülen
Gümüşler maviler yeşiller belirdi.
Daha da karardı orman,
Kuşlar suskundu,büyüyordu sessizlik,
Dinginlik tırmanıyordu tepeye,
Ve tek bir yaprak bile kıpırdamıyordu...
Biliyordum,
Bilmenin saatiydi bu.
Ve gece ve orman ve sen
Bir olmuştunuz ve ben hemen
Anlayacaktım sessizliğin beni
Şaşırtan ve inciten
O gizli anahtar olduğunu
Neden sendin sen,neden gece sevecen
Ve neden orman bir parçasıydı kalbimin!
Bekledim orda soluk bile almadan
Bir başıma;kutsal üçlü,yavaşça,
Sevdiğim üçlü,birden bir oldular,
Bilmenin o saatinde
Gece orman ve sen
Bir aptalın gürültüsüydü,dertliymiş gibi,
Çatırdayarak,gülerek ve kör gibi yürüyerek
Bastığı yere bakmayan ve hışırdayan
Giysileriyle sesizliği kirleten bir ses.
Bozulmuştu büyü,anahtar terk etti beni
Ve bir süre,yavan berrak sesin yanı başımda
Berrak,yavan bir şeyler söyledi neşeyle
Geldin yanıma ve ördek gibi
Dedin ki 'Manzara burdan ne güzel!'
Dedin ki 'Biraz yalnız kalmak ne güzel!'
Ve 'Günler nasıl da uzadı'dedin
Dedin ki 'Gün batımı ne güzel,öyle değil mi?'
İçimden-içimden,ölmeni diledim Tanrı'dan!

Rupert Brooke


arwen 16 Şubat 2007 03:48

Karanlığa mahkûm gece gibi sabahı beklerken,
Gözlerin de adımın zifiri karanlık olduğunu gördüm.
Ümitlerim kırıldı.
Ve ben yıkıldım

Sen geçmişimde yanan bir ışıktın,
ama artık geleceğim de;
koca bir karanlıksın


savaş çakır


BARIŞ 16 Şubat 2007 03:51

BIR SURE SONRA

Bir sure sonra,
bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki
ince farki ogrenirsin,

Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak
anlamina gelmedigini ogrenirsin,

Ve opucuklerin sozlesme
ve hediyelerin de vaat olmadigini ogrenmeye
baslarsin,

Ve yenilgileri
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin,
bir cocugun uzuntusu ile degil, bir yetiskinin
zerafeti ile,

Ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin
cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir.

Bir sure sonra gunes isiginin yakici oldugunu
ogrenirsin
eger fazla maruz kalirsan

Bu yuzden,
baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden
kendi bahceni yarat
ve kendi ruhunu kendin susle.

Ve goreceksin ki dayaniklisin...
Ve kuvvetlisin,
Ve degerlisin.

Veronica A. Shoffstall


arwen 16 Şubat 2007 03:57

Kalbim kırıldı tamiri yok ki
Anlamak istemedin sen sevgimi
Vefasız bir kula kaldım.allahım sen kurtar beni
Adaletin yokmu. senden çok bişey istemedim

Sadece beni sev benim ol dedim
Yıkıldı dünyam kapandı kapılar
Ben senin kulunu sevdim. olurmu bu kadar azap
Öldürdün beni.güldürmedin hiç
Bak genç yaşımda oldum ziyan

Bir ömür sensiz kalmaksa.ölümde habersiz alsın beni


cemal kurce


BARIŞ 16 Şubat 2007 04:08

Hani erken inerdi karanlik,
Hani yagmur yagardi inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işiklar yanardi evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken,
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkilar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençligimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yildizlar eski
Hatiralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
murathan mungan


arwen 16 Şubat 2007 04:11

gözlerim gözlerindeyken
kelimeler kifayetsiz
dokunuşlar var aramızda
saf ve temiz

gülüşün bakışın kadar sıcak
ve kırmızı

bir büyü akıyor
gözlerinden gözlerime
büyülenmiş gibiyim
adımı sormuş olsaydın
kimbilir ne derdim


erdal eren kızılırmak


BARIŞ 16 Şubat 2007 04:16

SEVGİLİM...

Sevgilim,
yetimim benim,

aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken

kapılar kapalı, dünya buzlu cam
uyuşmuş gözlerimin önünde
hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan

ikimizin yerine dinliyorum
sevdiğin şarkıları
siyah tişörtünü giyiyorum yatarken
gömleklerini, kazaklarını, kokunu
senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken
gün boyu elimde kahve fincanı

kapıyı açmıyorum
telefonlara çıkmıyorum
başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların

Sevgilim,
yetimim benim,
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata
öldüğünden haberi yok fotoğraflarının

murathan mungan



iblis1907 16 Şubat 2007 08:32

Liseli Kız

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız...

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi...

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş...
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler


Mystic@L 16 Şubat 2007 16:03

Umursuz Aşk

bırak açmasın çiçekler
gelmesin bahar
sen türkülerini söyle
ne çıkar
doğmasın güneş
bırak gitsin gidecekse böyle
hüzünleri yak
sevmene bak...

Deniz Aydemir


tikkymelike 16 Şubat 2007 17:59

AYRILIK

Tüm umut yollarını kapayan aşk da bir isyandır.
Nerede kimbilir o fırtına,beni yüzyıllra savuran yüzü yırtık kan.
İşlediğim zamansız sevdanın cılız kemiklerini sayıp,
Özgürlük adına soyunuyorum uykunun karesine aşk kafesimde.
Ey duru besresini dinlediğim gökyüzü!
Kiminle o ihtiras denizi,kim boğuyor dalgalarıyla,nedir bu uğultu,
Kimdir tanık
Sussun sularını aşınmış yatağımdan alıp götüren deli yel,
Umarsız dalgaların uzandığı hiç bir kuyuyu bağlamayan köprünün üstünde
Kral Lear gibi güçsüz ve deli düşsün elime ayrılık.

A.Kadir Bilgin


Misafir 16 Şubat 2007 18:34

BIRAKTIĞIN GİBİ DEĞİLİM ARTIK

Ben bıraktığın gibi değilim artık,
Ağaran saçlarım uzamış sakalımla,
Tam bir viraneyim şimdi.
Birazda kamburum mu çıkıyor ne ?
Bir de ellerim titriyor üstelik,
Ben eski ben değilim,
Alnımda çizgiler yüzümde kırışık,
Ben bıraktığın gibi değilim artık.
***
Sen gideli bedenimde yaşlandı ,
Gönlümde.
Bunca kalabalıkta yapa yalnızım,
Avutmuyor gönlümü hiç bir şey,
Ne şarkılar, ne sinemalar,
Ne çiçeklerin açması keyif veriyor,
Nede ötüşen kuşlar,
Gönlüm darmadağın , kalbim kırık,
Ben bıraktığın gibi değilim artık.
***
Zaman durmuş yürümüyor,
Ne günlerin geçtiğinin farkındayım,,
Ne etrafımda olanların,
Sonbahar yaprakları gibi,
Savruluyorum rüzgarla.
Ruhum bitmiş gönlüm bitmiş.
İçimde hüzün, içimde hıçkırık,
Ben bıraktığın gibi değilim artık.
***
Canım deyince yangınlar yanardı içimde,
Yer yüzü dar gelirdi arşa çıkardım.
Artık gittin gideli gülmüyor yüzüm,
Her yer loş, her yer karanlık,
Belki de doğmuyor güneş,
Bu sıcakta üşüyorum.
Hissediyorum sonun başlangıcı yakın,
Umudum tükendi hayallerim yıkık,
Ben bıraktığın gibi değilim artık.


yazarı bilinmiyor


EVASENCENCE 16 Şubat 2007 18:35

Sen hiç bilmedin ama,
ben hep sevdim seni...
Gülümsediginde,
nazli ceylanlar inerdi
yüregimin umut pinarlarina...
Kirkikindiler yagardi ansizin
gönlümün vahalarina... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama,
bir derdin oldugunu anlardim
gözlerin daldiginda...
Içim titrerdi,
düsman kesilirdim seni incitenlere,
hüzün dalgalari vururdu
gönlümün kiyilarina... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg
Sen hiç bilmedin ama,
seni her düsündügümde
yildizlar sevgiyle gülümserdi
ruhumun semalarinda...
Keyifle uyanirdi düslerim
rengarenk safaklara... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg
Sen hiç bilmedin ama,
gözlerin degdiginde gözlerime,
yeserirdi bozkirlarim...
Bahari yasardim zemherilerde,
sevda kuslari konardi
yüregimin ucuna... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama,
"Ne haber" dediginde,
denizine kavusan martilar gibi
çiglik çigliga, kanat çirpardi sevinçlerim...
Sihirli bir el degmiscesine
silinirdi bütün hüzünlerim,
günüm aydinlanirdi,
günesim batmazdi daglarimda... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg Sen hiç bilmedin ama,
kabul etmek istemesem de,
kis ortasinda düsen saskin cemreler gibi,
zamansiz düsmüstüm sevdana...
Sen çoktan geçmistin o yollari
mümkün degildi geri dönüsün...
Bilirdim vuslatin imkansizligini,
yollara düsesim gelirdi,
aglardim kuytularda... http://www.yazgulu.com/Bg/crimsonstars.jpg
Sen hiç bilmedin ama,
yas tuttum ardindan
uzaklara gittiginde...
Tutunacak bir daldan mahrum kalan
sarmasiklara döndüm...
Köksüz kaldim,
öksüz kaldim,
sensiz kaldim,
su koskoca dünyada...
Şair:

Seynur Inal



the_pretty 16 Şubat 2007 19:07

Ölmek istiyorum

hayatta en güzel ne varsa hep son olur
hiç bitmeyecek sandıgın sevdalarda
tüm sevdalar bitsede benimki bitmez
bu can bedende kaldıgı sürece sen der
dilim bir tek ismini zikir eder hep sen der
sen benim sevgimi bilmezden gelsen bile
bu gönlüm seni unutmaya tövbe eder
denedim unutmayı sen yerine unuttum kendimi
sende unuttum tüm ezberlerimi ve kendimi
sen olmam artık kaderinde dedin maf ettin
beni ölmekten beter ettin sanki beni
yüksek bir uçurumdan aşagıya ittin etmeyecektin
hem bana hem kendine yazık ettin hep aklımdasın
bir an için çıkmadın ben aklımı senle bozmuştum
az kaldı dügün günüme başkası olacak sen yerine
başkası girecek yattıgım yere sen yerine
her sabah ismini sayıklıyarak uyanıyorum
bir kalpte bir gönülde iki sevda olmaz
sırf bu yüzden dügünden önce ölmek istiyorum
ben o kızla yapamam biliyorum yinede neyse
aslında sırf ailem istedi diye nişanlandım
şu anda çok pişmanım allahtan ölüm istiyorum
başka türlü bu iş bozulmaz biliyorum yazık oldu
hem o kıza hem bana hemde sana biliyorsun
seni benden fazla kimse sevemez yazık oldu sana
sırf dügünüm olmasın diye her namazın ardından
her saatin başında allahtan ölüm istiyorum.... ölmek istiyorum


Yasin Şahin


Misafir 16 Şubat 2007 19:08

Günahkar Mevsim
 
Yakınlaştıkça kaybolan
Bir kente dönüşürdün
Keşfedilmezim olurdun
İçinde yolculuk etsem de...
Günahkar mevsimimdin.
Hiç umut yoktu sende,
O yüzden vazgeçilmezdin,
Vazgeçilmezimdin...
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifCezmi ERSÖZ


blood_lovee 16 Şubat 2007 19:25

Korkuyorum

Korkuyorum aşkımı kaybetmekten
Bilmiyorum böylemi geçecek bir ömür
Karanlık bir odaya benziyor sensizlik
Nefes alamıyorum yokluğunda
Kanadı kırık bir kuş gibi muhtacım şimdi sana
Nerden çıktın karşıma bilmiyorum ki
Artık ölmekten korkmuyorum
Korktuğum tek birşey var
Oda seni kaybetmek artık.

Ayhan Yerli


tikkymelike 16 Şubat 2007 19:25

İNANMADIN

Yüreğinin çöllerine nehir oldum inanmadın
Saçlarının tellerine esir oldum inanmadın.
Ben ki asi,boyun eğmez
Ben ki çılgın söz dinlemez.
Senin için hemde kaç kez yaşlar döktüm inanmadın.
İnanmadın ne yapayım,
Sensizlikmiş senden payım.
Tanrı mısın ki tapayım
Sevdim seni inanmadın,
Diz çökerken dağlar bana
Şimdi taşlar ağlar bana
Hayatımda bir tek sana
Yenik düştüm inanmadın.
Sen kavgamın tek galibi sen,sen gönlümün tek sahibi sen
Sana uysal çocuk gibi
Teslim oldum inanmadın,
Yere serdim gururumu,hiçe saydım onurumu
Kucakladım umudu
Koştum sana inanmadın
Yasak koydum şu kalbime
Ne geçti ki elime
Bağlanmak mı ne kelime
Öldüm sana inanmadın...

Ahmet Selçuk İlkan


EVASENCENCE 16 Şubat 2007 19:27

Ölmüş İçimde Hasret


İçimde bir sıkıntı
Bir kasvet... bir duman...
Dünya dar gelir inan
Seni düşündüğüm an

Titreyen ellerimde
Sevgimiz arap saçı
Umrumda değil zaman
Çalsa da bilmem kaçı

Zincirlere vurulur
Umutlar liman liman
Dünya dar gelir inan
Seni düşündüğüm an

Koparsam zincirimi
İlk koşacağım sensin
Sen çaresizliğimin
Çaresiz ümidisin

Bir hayıra yenilmiş
Yüreğimde bin evet
Kavuşmayı unutmuş
Ölmüş içimde hasret
Bir de çökerse kasvet...
Karanlık...duman duman...

Dünya dar gelir inan
İşte bana o zaman
Dünya dar gelir inan
Seni düşündüğüm an......

Sevgilim biz ikimiz
Ay ve Güneş gibiyiz
Alev alev yansak da
Artık birleşemeyiz

Hasretin tohumunu
Çıkar at yüreğinden
Bahar da yaz da geçti
Artık yeşeremeyiz......

İlhan İrem


blood_lovee 16 Şubat 2007 20:32

Bakmadın

Karanlığa büründü çocuksu gülüşlerim
Yağmurlar okşamaz oldu saçlarımı...
Ve bir sonbahar akşamı, ayrılık çaldı kapımı
Aslında ayrılmak bile denmez, zaten ne kadar berraberdik?
Ama o akşamı hiç unutmayacağım
Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim
Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin
Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali
O gece yağmur değildi gözlerimdeki!
Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden
Seni utumuyacağım dedim sessiz bir çığlıkla
Ve unutmadım. Belkide unutamadım.
Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime
Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım
Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde
Çok istedim herşeyi unutup tozpembe bakmayı hayata
Ama tozlarında boğuldum pembe yolların
O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim
Bir tebessümün bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum
En büyük umudum oldu en küçük hayallerim
Onlarda tükendi.
Ve şimdi ağlıyorum annesini arayan bebek misali
Dönüp bakmadın. Yağmur değil gözlerimdeki.

Bahadır Ünal


Nephthys 16 Şubat 2007 22:40

Senden Kalan Yalnızca Buz Soğuğu


suskunluğun,
ıssız dağların çığıdır zirvelerden sökülen,
uğultuların bir ölüm ürpertisiyle,
parçaladığı buzlardır avuçlarıma dökülen.

kayboldun hudutsuz akşamlarımda
şimdi vaktin neresinden gelirsen gel
düşeceksin yüreğimden öteye
kudretin bir yıldız gibi kayacak
sönecek bakışlarındaki o kor ateş
artık gözlerin gözlerimi yakmayacak

gönderdim sessizliği düşlerine
yüklenir duvarlarına olanca öcüyle
sen de unutursun sıcak geceleri
teninde yokluğumun her zerresi
titrerken nefesin
düşer avuçlarına binlerce çiy tanesi

hüzünler zorlar pencerelerini
anılar hançer olur sırtında
bakarsın yollarıma ‘belki’ diyerek
belki de bir umut ararsın
yalnızlık tutunca ellerini
sen de ağlarsın

işte o an…
yüreğinin dilsiz soğuğu
yüklenecek nabız atışlarına
her atışında bir çığ
her vuruşunda bir öfke düşecek uzaklara

yalnızca buz soğuğu










arwen 16 Şubat 2007 22:41

____Ağlamak istedim bugün
Bir kaç ay sonraki resmimi karşımda görünce…
Ben bumuydum….Böylemi olmalıydım
Neydi beni bu kadar çökerten
Kimdi benim belimi büktüren
Nasıl bir sevdadır beni böylesine bitiren
___________Helal olsun sana..
Helal olsun ki beni bitirmişsin
Kendimin bile başaramıyacağım
İstesemde bu duruma düşüremiyeceğim
____Bir resim bırakmışsın bana…
Sevda aslında mutluluk olması gereken değil mi?
Sevda gönlünü yeşertmek değil mi?
Baktım da resime gönlüm solmuş
Sevgi ile bakan gözlerime kan dolmuş
Soldurmuşsun sevgi dolu yüreğimi
Be zalim ne istedin çocuksu sevgimden
_________Nasıl kıydın sevecen yüreğime
Nasıl sevmeliydim seni?
Nasıl anlatmalıydım sana kendimi
__Ben süslü laflarla kendime bağlayamazdım
Bağlayamazdım seni yalan ve dolanlarla kendime
Yürekten akan dilime gelen
____ Gerçek sevgimi sunmuştum
Vermiştim yüreğimin en kutsal yerini
_________Neden almak istemedin
Neden hoyratça yıprattın gururumu
___________Ah sen ah………
Beni derbeder,
Beni bedbaht bırakıp da kaybolamayı seçtin
Can bedenden uçsa bile
Seni seveceğimden emin ol
Emin ol ki namertliğin sevgimi öldüremeyecek
________Ve hep ama hep
Seni seveceğim….
Seveceğim sonsuzluğuma…


orhan çapan


Misafir 16 Şubat 2007 23:00

Ego
EGO

Son kadeh içilmiş,
Son söz edilmişti.
bir düşünce sardı hepsini..

Bir hatıra,
Bir hırs,
Bir kıskançlık,
Bir yanıltı,
Bir kardeşlik,
Bir yanlışlık,
Bir kin,
Bir ümid,

Bir şey..
İnsana ait.
Özdemir Asaf


tikkymelike 16 Şubat 2007 23:17

SENİN SEVGİN

Bu gece yine için için ağlıyorum
Yattığım yerde seni düşünüyorum
Yaşadığımız zamanı anıyorum
Yaptıklarını hatırlıyor,pişman oluyorum

Gökyüzünün yıldızları misali
Sen kalbimin yıldızıydın
Sen hayatımın ışığıydın
Sen yaşama sebebimdin
Hep o anıları hatırlıyorum
Ellerimi nasıl tuttuğunu
Ellerini nasıl tuttuğumu
Bana nasıl baktığını
Beni nasıl sevdiğini
Ve sevimli bakışını

Ama beni o bırakıp gittiğin günü
Gittiğin o ansız günü
Bana son veda gününü
Hiç aklımdan çıkaramıyorum
Gözlerime ağlarcasına bakışını
Kalbime gömdüğün o sevgini
Bana verdiğin yazmalı gülü
Seni unutamam sevdiğim
Seni unutamam sevgilim
Hala seni arıyorum
Sevgin kalbimde gömülü bekliyorum.

Özledim seni deliler gibi
Bekliyorum yaralı ceylan misali
Sen bir yerde ben bir yerde
Ama sevgilim sevgimiz yüreğimizde.

Arkadaşlarım unut dedi
Unutacağım dedim
Unutamıyorum dedim
Asla UNUTMAM dedim

Öleceğim sevgilim bir gün ben
Senin sevginden senin derdinden
En önemlisi senin hasretinden
Bir gün göreceğim yine belki seni,
Seni,beni unutmuş,benim olmayan seni...
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...

Bekliyorum sevgilim evin karşısında
Bekliyorum sevgilim telefon başında
Seni bekliyorum sevgilim seni
Aşkımızın başladığı o zamanlarda

Önce ailen sonra ölüm aldı benden seni
Ne günahım vardı sadece sevdim seni
Bilmiyorlar ki kalbime kazıdım seni
Seni benden almayı başardılar
Ama kalbimden çıkaramazlar seni
Kalbimi istediler vermedim
Çünki kalbimden seni silemedim

Ant içtim üzerine bir başkasını sevmemeye
Beni öldüreceklerini bilsem bile
Dünyaları bana vaat etseler bile
Darağacında beni assalar bile
Sevmemeye yemin ettim
Bunları bile bile..
Aşkım seni hiç Unutmadım unutamam.

Ayhan Öztaş


arwen 16 Şubat 2007 23:30

Bak,yine bulutlar tomurcuklandı
Denizle gökyüzünün hasreti içtiği yerde
Bak,yine yağmurlar saklandı
Zafer takıyla düşlerin geçtiği yerde
Susamıştım yağmuruna
İçtim seni


tunay bayrak


Misafir 16 Şubat 2007 23:36

Bayrağıma Saygım Sonsuzdur
Adına nice destanlar yazılmış canımsın bayrak
Ay yıldızın üzerine ne güzel de yakışmış bayrak
Ülkemin her yerinde uçar dalgalanırsın bayrak
Benzeri olmayan bayrağıma saygım sonsuzdur...

Genç kızlar seninle gelin olmak istiyor bayrak
Şehitlerin tabutlarına örtülür hep sarılır bayrak
Kale burçlarına dikilmiş dalgalanırsın bayrak
Şehitler kanıdır bayrağıma saygım sonsuzdur....

Düğün varsa biryerde yükseklere dikilir bayrak
Bayramlarda törenlerde kurtuluşta asılır bayrak
Hacdan dönenler evlerine asar sallanır bayrak
Manevi değerli bayrağıma saygım sonsuzdur...

Gönüllüyüm istekliyim bayraktarın olayım bayrak
Gücün bize güç katsın hız versin millete bayrak
Bayrağa hürmetsiz kimler varsa hepsi soysuzdur
Atadan emanet bayrağıma saygım sonsuzdur...
Mehmet Karlı


tikkymelike 16 Şubat 2007 23:37

ÖNCE KİM TERKETTİ BENİ

Ellerimden aldılar yüzünün haritasını
İçimden siliyorlar...
Dur diyemiyorum...
Yılların getirdiği her şeyi
Bir yalana sildiriyorlar şimdi
Sessiz telefonların
Gözyaşlarında akla gelen telefon numarasını
İsimsiz bir kimliğe yakıştırıyorlar şimdi..
Gidişinden bir ömür geçti sanki
Söylenmeyen sözlerin mahkumiyetn de
Yaşanıyor yalancaı karlar
Zaman sensizliğe sürüklüyor
Etrafta tanıdık yüzlerin hala acınası bakışları,
Değişen ben değilim değişen ne şimdi...
Kim gitti önce benden...
Kim terk etti beni..
Zamana yayılan ayrılık kokusu..
Sevda değil şimdi..
Kabuk tutmayan yaraların alışıldık sancıları var yine bu gece.
Bu sabah kalktığımda yoktun..dün sabahta..Yarında yok...
Önce kim terk etti beni...

Aylin Ünal


arwen 16 Şubat 2007 23:39

Kaderinin bir parçasıydım sadece…
Belki de kıyısında köşesinde…
Herhangi bir yolunun varış noktasıydım sadece…
Belki de bir tesadüften ibarettim sende…
Her ne olursa olsun…
Var oldum sende…
Unutmuştum…
Belki de unutmak istemiştim,
Her yolun bir dönüşünün de olduğunu…
Yanımdaydın…
Yanındaydım…
Yüreğimde,içimde,hayallerimde,hatta her anımdaydın…
Ve ben bir yolunun varış noktasıydım sadece…
Gittin…
Seni hep en yanıma ait sanırken ben,
Sen ait olduğun uzak şehrine gittin…
Geldiğini fark etmediğim gibi,gidişini de fark ettirmeden…
Sessizce…
Gittin…
Bilirim…
Bir daha asla yolunun düşmeyeceği bir şehirdeyim…
Oysa…
Bu şehir sevmişti seni…
Bu şehir…
Çok sevmişti seni...


sevnur şaylan


Misafir 16 Şubat 2007 23:41

Yurtta Sulh Cihanda Sulh
Eh ne yapak hemşerim?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!
Bulgar mı? Allah kerim.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Aman ha aman aman,
Hiç boşuna ağlaman,
Bize umut bağlaman,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Evet Bulgar domuzu,
Asıp kesiyor sizi.
Siz de anlayın bizi!
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Öyle deme be gardaş,
Baş kesiyor Bulgar baş...'
Ne yapalın arkadaş?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Yunan da uzattı dil,
Tutturdu oniki mil.
Fakat önemli değil,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Yahu yirminci asır,
Yamyamlar hür, Türk esir'
Yani bizde mi kusur?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Şimdi desek Türk heder...
Elâlem Turancı der.
Neme lâzım birader.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Özbeöz gardaşız be...
Bulgar vururken darbe,
Hala mı tövbe... tövde...
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Düşmüşsünüz denize,
Ârif ne yapsın size?
Atamız dedi bize,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!
Ozan Arif


arwen 16 Şubat 2007 23:45

Taşımasını bilmeyene ağır gelir sevda,
Gerçeği reddedip, yalana bakarsa yürek,
Huzuru terkedip, tufana dalarsa direk,
Zorluklarla başetmeye, gücü yetmeyen yürek,
Ölmeden ölmeyi anlamazsa eğer,
Akıbet hüsrandır demek gerek..

Eylül GÖKDEMİR


Misafir 16 Şubat 2007 23:51

Başımın Tacı

Uykulu gözlerle,ben banyoya girdim
Ayağım kaydı,kendimi yerde buldum,
Sabahtan beri, kendimi dinliyorum,
Perişan etme Rabbim, yalvarıyorum.

Zaman ve sağlık en büyük servet,
Sağlığın çoğu zaman bilinmez değeri,
Kaybettikten sonra, anlaşılır heyhat,
İş işten geçer, gidenler gelmez geri

Baldırlarım morardı, belimde sancı
Herkes kendi aleminde, yalnızlık acı,
Yine de en katı bilinen, evlat vefalı,
Onlar evlerin süsü, başımızın tacı

(11 Mart 2002)


Veysel Yersel


arwen 17 Şubat 2007 00:04

Ayrılmaya ve unutmaya
ilk defa karar verdiğim zamandı
son ağladığım, senin için…
bir film şeridi gibi geçerken
yaşadığımız her şey
ve canım parça parça koparken gözlerimden.
aslâ gözlerine bakmayacak
ve tutmayacaktım ellerinden.

Gidecek ve dönmeyecektim geriye bir daha
- oysa sendin tek sebep
ölümüme de yaşamama da!

Her yerim titremeye başlamıştı
buluştuğumuz zaman…
- korku ve heyecandan!
Ne yapacağımı bilemez hâldeydim.
Elim, ayağım dolaşmıştı
bir şeyler söylemek istediğimde,
söyleyemedim,
cesâretim kalmamıştı!

Vedâ sözü söylemek…
birdenbire…
ne kadar zormuş meğer.
Âdetâ duyularım sağırlaşmış,
duygularım göçmüştü…
Senin de bir şeyler söylemene,
ya da sormana izin vermeyecektim.
Sorgulayan ve yargılayan bakışların karşısında
inan bir hayal gibiydim
ve bütün dinamiklerim çökmüştü.
Bir zamansız ayrılık çığının
yüreğimden kopuşunun
son görüntüleri gibiydi suskunluğun!
Öylesine etkilenmiştim ki
-yaşadığım sürece
gözlerimden hiç gitmedi mahzunluğun!
O ân öldürseydin,
ya da ölseydim,
gam değildi inan!
Çıldıracak gibi olurum
ne zaman aklıma gelse
sebep olduğum yoksunluğun.

Senin için ağlamayalı
taşlaştı, kıraçlaştı kâlbim
hissiz, ıssız biri oldum!
Ve artık hiçbir gözde filizlenmiyor…
hiçbir bakışta boy vermiyor sevgim!
Âdetâ kendi kıraçlığımda kayboldum!
Senin için ağlamayalı
canım darmadağın
yüreğim bin bir pişmanlık
ve bin bir hasret yamalı!


abdulkadir karaman


Misafir 17 Şubat 2007 00:05

Kadere Bak

Tunç burçlara sancağı çekmeli asker
Hıncını almadan zaman burgusu
Kılınçlar çıkmış kından, cenge meydan gerek,
Vur gürzü kaçmaz bu seferde kutlu ölüm,
Keten tohumlu tarlalara yatır yüzü
Tarihinle dolsun satır satır öksüz semalar,
Nereye yorgun savaşçı, nereye talihsiz adam?
Çelik nidalara yer yokmuş, kadere bak.

Gün sökerken tepeden verilir sâlâlar,
Gözümün önünde kundakta bebekler,
Haydi kalk deyip yollar uzaktan el sallar!
Ve yolları kollayan boynu bükük selviler,
Kurumuş dallar, kırılmış kollar,
Gözlerim tek noktada, bölünür kırk kere satıhlar,
Heybemi sırtlayıp kaçıyorum başımı eğip,
Dönüşüm var ki geri yıldızları bileyip,
Boynumu uzatsam yeridir urganlara
Gövdeler üstünde ser yokmuş, kadere bak.

Derlerdi ki söz var dağları deler,
Yiğit var ki afakı tuş edip beler,
Kıvılcım açarmış nalında atların,
Açtım her dürülü sırrı kavuştum sandım,
Meğer söz uçmuş kağıtlar düşünce mahpusa,
Susa susa ağıtlarda lal olmuş yiğitler,
Kalkanı düşmüş savaşta yaralı adam,
Sancağı dikilmiş tahta saltanatların,
Güneşler de sönermiş; er yokmuş, kadere bak...







Fatih Özkonyalı


arwen 17 Şubat 2007 00:09

Sen anladın mı ki, neyin acısı bu
İçime ateş gibi düşen, sevdanın acısı mı
Yoksa sana olan hasretin sancısı mı
Biliyor musun nefeste alamıyorum
Dayanılmaz bir sancı saplanıyor, sol yanıma
Bu yüzden kesiliyor nefesim
Şöyle derinden bir nefes alabilsem
Belki dinecek sancılarım…

Ahhh…
Ne kadar zormuş alması, bir yudum nefesi
Ne kadar zormuş uzaktan sevmesi
Seni uzaktan sevmek, acıya gark olmakmış
Sevgili…
Gece gündüz erimekmiş, mum gibi
Yanmakmış Leyla gibi

Biliyor musun?
Tutuşmuş yanıyor sevdamın saçları
Küle döneceğim Leyla gibi
Yoksa sende mecnun olmuş, arıyor musun beni
Yüreğinin götürdüğü yerde misin?
Çöllerde misin sevgili
Sende mi yanıyorsun ben gibi…

Ahhh…
Canımın canı, can sevgili, tek sevgili
Eğer öyleysen,
Dayanamam bilesin
Sana kıyamam,
Bu sancı dayanılmaz bir sancı
Bu yangın başka bir yangın
Sen sakın bilme, bu sancının acısını
Sen yanma bu cehennem ateşinde
Ben çekerim tüm acıları,
Ben yanarım ikimizin yerine
Bırak paylaşma benimle
Sen hep mutlu ol sevgili…


nermin erol


Misafir 17 Şubat 2007 00:12

eker Giderdin

Bizi seyreden,
Denizler birden yanardı.
Güneş üstümüzde,
Bize bakarak ağlardı,
Oysa sen,
Hiçbirşey olmamış gibi,
Kendini bende unutur,
Çeker giderdin.
HASAN ÖZTÜRK



arwen 17 Şubat 2007 00:19

Sana hasret yüreğim...
Sensizliğin doruklarında
hiç yılmadan bekler seni...
şu gelen sen misin...
bu ayak sesi senin mi...
çalan telefonu açmaya korkuyorum,
ya sen değilsen...
ne hezeyanlar doğuyor yüreğimde,
ne kalp ağrıları yaşıyorum bir bilsen...
sev desem sever misin...
Ne garip bir tecellidir bu, kendiliğinden gelişen...
hiç beklemediğim bir anda geldin
ve yerleştin gönül sarayıma...
ne çok beklemişim seni yıllardır...
suya hasret toprak gibi,
bekledim yağmur olup yağmanı...
gecelerden çıkıp aydınlıkları özledim,
güneşim olup açman için...
çiçeklerim boyun büktü sensiz...
ne çok bekleyip, ne çok özledim seni...
sevdim seni bir dağ çiçeği gibi, sevdim...
ufacık bir söz... ufacık bir söz...
bir melodi...
hüzünlendirir ve beni ağlatır...
sorarım kendime,
gönül nedir isyanın,
neden ağlarsın...
bir sevdiğin mi var...
el cevap hayır yok...
utanmaz rezil derim...
peki neden duygulanırsın durup dururken...
bir çiçeği seyrederim ve gözlerim dolar...
bazen kainatı kucaklayacakmışım gibi olurum...
şu anda da gözlerim doldu ve...
boğazıma bir şeyler düğümlendi...
birazdan boşalır yaşlar biliyorum...
inan bana...
o kadar dolu dolu yaşıyorum ki yalnızlığı...
dolu dolu yaşıyorum yalnızlığı,
dolu dolu geçiyorum sevdandan,
gülleri görmüyorum,
ellerim boş kalıyor,
dolu dolu yaşıyorum sensizliği...
gözyaşlarım eşlik ediyor yalnızlığıma...
uzatıyorum ellerimi boşluğa,
bir hayali yakalamak istercesine...
damladıkları yerde yeni güller açıyor gözyaşlarımdan...
duvarlarda sarmaşıklar büyüyor, içimde sevgin...
sonra bomboş iki yana düşüyor kollarım...
ben yorgun, yüreğim yorgun, gözlerim yaşlı...
akşam üstü seferlerine çıkıyorum ardından,
sokak sokak arıyorum ayak izlerini...
göz yaşlarım, yanaklarımdan aşağı
bir şelale misali iniyorlar,
yüreğimden yüreğine yol ararcasına...
papatyaları kokluyorum sen diye,
ufku seyrediyorum gözlerin gibi...
gözlerimin okyanusunda dalgalar çırpınıyor...
kardelenleri şimdi daha iyi anlıyorum,
hem anlıyorum ağlıyorum,
hem yürüyorum, hem arıyorum,
vazgeçiyorum hırslarımdan sana geliyorum...
adımlarım adımlarını takip ediyor,
kokunu alıyorum, esen yelde...
sen diyorum gördüğüm her nilüfer'e,
seni taa içimde hissediyorum...
kumsala vuran dalgalar çağırıyor beni...
ben çağırırım o gelmez
o çağırır ben gidemem...
uzanır ellerime almak isterim,
kayar gider parmaklarımın ucundan...
geriye bir avuç kum kalır,
Hüznün Gözyaşları gibi...

Eylül GÖKDEMİR...



Saat: 05:21

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık