MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

volture 6 Ocak 2010 18:04

Melisa'nın nefesini çalanlar yakalandı


İzmir'de tren kazası sonucu felç olan ve nefes almakta zorlanan 6 yaşındaki çocuğun kullandığı oksijen konsantratörü, oksimetre ve oksijen cihazını çalan iki zanlı yakalandı.

Bayraklı ilçe emniyet müdürlüğü ekipleri, Şaban Şanlı'ya ait evden 6 yaşındaki kızı Melisa Şanlı'nın kullandığı oksijen konsantratörü, oksimetre ve oksijen cihazını çaldıkları ileri sürülen Ö.A. ve M.A'yı saklandıkları adreste yakaladı.
Gözaltına alınan iki zanlının sorgulandıkları öğrenildi.

İzmir'in Bayraklı ilçesinde yılbaşı gecesi bir eve giren hırsızlar, tren kazası sonucu felç olan ve nefes almakta zorlanan 6 yaşındaki Melisa Şanlı'nın kullandığı oksijen konsantratörü, oksimetre ve oksijen cihazını çalmıştı.

Çalınan oksijen konsantratörü, oksimetre ve oksijen cihazı, bir hurdacıda ele geçirilmiş, parmak izlerinden kimlikleri tespit edilen zanlılar Ö.A. ve M.A'nın yakalanması için polis çalışmaya başlamıştı.




volture 6 Ocak 2010 18:11

2 atom bombasından sağ çıkan tek adam öldü


Önce Hiroşima'da, 3 gün sonra da Nagasaki'de atom bombasına hedef olan tek kişiydi ama ölüm onu da buldu.

İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından kurtulan tek kişi olarak resmen kabul edilen Tsutomu Yamaguçhi, 93 yaşında öldü. Yamaguçi’nin mide kanserinden önceki gün yaşamını yitirdiği belirtildi.

ABD’nin Hiroşima’ya atom bombası attığı 6 Ağustos 1945’te bir iş gezisi için kentte bulunan Yamaguçi’nin, bombardımanda bedeninin üst kısmının yandığı, bir gece Hiroşima’da kaldıktan sonra memleketi Nagasaki’ye döndüğü, Nagasaki’ye 9 Ağustos'ta atom bombası atıldığında ise kentte bulunduğu aktarıldı.

210 BİN KİŞİ CAN VERMİŞTİ
Yamaguçi’nin Japon hükümeti tarafından, her iki saldırıda da bulunan tek kişi olarak kaydedildiği bildirildi. BM’de 2006’da bir konuşma yapan Yamaguçi, deneyimleriyle ilgili kitaplar ve şarkılar yazmış, atom bombası saldırılarından kurtulanlarla ilgili bir belgeselde yer almıştı.

İkinci Dünya Savaşının sonunda ABD’nin Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı atom bombaları Hiroşima’da 140 bin, Nagasaki’de 70 bin kişinin yaşamına mal olmuştu.



volture 6 Ocak 2010 18:18

Kanlı gömlek mahkemede incelensin


Karabulut ailesi, Adli Tıp Kurumu'na güvenmediğinden dolayı özel bir istekte bulundu.

Başı kesik haldeki cesedi 3 Mart’ta Etiler’deki bir çöp konteynerinde bulunan Münevver Karabulut’un ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, “Aile, Adli Tıp Kurumu’na güvenmiyor. Davanın en önemli delili olan Cem Garipoğlu’nun babası Nida Garipoğlu’nun kanlı gömlekleri ve içliğinin, duruşma sırasında, heyet önünde incelenmesini isteyeceğim” dedi.

Epözdemir, şunları söyledi: “Garipoğlu ailesi Adli Tıp’a sızdı. Bu dosyanın düğümünü çözecek en önemli argüman. Bunu çok önemsiyoruz.”


volture 6 Ocak 2010 18:24

Balkondan atılan sigara saçlarını yaktı


Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'ne akraba ziyaretine giden 28 yaşındaki Fidan Çil gezmeye çıktığı sırada, çevredeki binalardan birinin balkonundan atılan sigara izmaritinin başına düşmesi sonucu saçları yandı.

Malkara‘dan Çorlu'daki akrabalarını ziyarete gelen Fidan Çil, Camiatik Mahallesi Ferhat Kalfa Sokak üzerinde bulunan Gül Apartmanı’nın önünden geçerken, bir balkondan atılan sigara izmariti kafasına düştü. Saçları yanan Çil'in çığlıklar atarak ağlamaya başlaması üzerine yardıma koşan esnaf, kafasına su dökerek söndürdü.

Olay yerine çağırılan ambulansla Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Fidan Çil'in saçlarının bir bölümünün yandığı, sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Yaşadığı olay sonrası büyük korku yaşayan Çil'i doktorlar güçlükle sakinleştirdi.

Esnaf, Fidan Çil'in ‘yandım’ diyerek elini saçlarına götürdüğünü belirterek, “Bağırmaya başlayınca yanına geldik. Kafasındaki izmarit saçlarını yakmıştı. Eliyle söndürmeye çalıştı. Su dökerek ve üzerine mont kapatarak söndürdük” diye konuştu.

Çil'in şikayeti üzerine, polis, izmariti atanın bulunması için çalışmalarını sürdürüyor.



volture 6 Ocak 2010 18:31

Facebook'ta yılın gariplikleri


2009 yılı birbirinden garip olaylara sahne oldu; tabi başrolde her zamanki gibi yine Facebook vardı.

2009 yılına sosyal ağlar ile ilgili garip haberler damgasını vurdu. İşte birbirinden ilginç ve bazen de komik haberler...

Bir Alman kasabasının internet sitesinde kazayla porno yayınlandı.

Bir Amerikalı, mihrap önünde eşiyle evlenirken her şeyi durdurup Facebook ve Twitter'da durum güncellemesi yaptı: "Sunakta @TracyPage ile duruyorum, bir saniye önce eşim oldu! Gitmeliyim, gelini öpme zamanı"

Beyaz Saray'ın kapısını kıran iki kişi zaferlerini Facebook'ta kutladı. Dünya, 6 yaşında bir çocuğun ev yapımı bir helyum balon ile evden kaçtığına sosyal ağ haberleriyle kandı. Doktorlar, Facebook üzerinden gelen sahte hasta şikayetlerine karşı sosyal ağlar üzerinde yazılanlara inanmamaları konusunda uyarıldılar.

Hollandalı yasa koyucular parlamentoda Twitter mesajı yazdıkları için dışarı çıkartıldılar. Kanadalı bir milletvekili rakibine Twitter üzerinden hakaret ettiği için özür dilemek zorunda kaldı. İngiltere Yüksek Mahkemesi Twitter aracılığıyla bir başkasının kimliğini taklit eden kullanıcıyı uyardı.

Birleşmiş Milletler Gıda Programı, Suriye'deki Iraklı göçmenlere, dükkanlarda bozdurabilecekleri sanal yiyecek kuponları yolladı. Amerika'da bir araştırma şoförlerin beşte birinin araç kullanırken mesaj yazdığını ya da okuduğunu ortaya koydu. Amerika'da iki pilot, kabinde dizüstünde sörf yaparken rotalarını 250 kilometre şaşırdılar.



volture 6 Ocak 2010 19:46

ABD'ye ilk kez Atatürk heykeli dikiliyor


Amerika`da ilk kez toplum liderlerinin girişimi ile bir parka “Atatürk Parkı” adı verildi. Parka Atatürk Heykeli dikilecek.

“Atatürk Parkı” ismi, ABD'de Turklerin en yogun yasadigi bolgelerdenbiri olan New Jersey eyaletinin Paterson kentindeki bir parka “resmen” verildi. Şimdi sıra parka Atatürk Heykeli’nin konulmasına geldi.

Önümüzdeki aylarda başlayacak olan çevre düzenlemesi ile parkın yeni görünümü Türk Toplumu’na sunulacak. Parkın çevre düzenlemesi ve ardından inşaatı bittikten sonra parka Atatürk Heykeli dikilecek. Heykel Yalova Belediyesi`nin sponsorluğunda yapıldı ve park bittikten sonra Nisan ayı başında yerine konacak.

Türkiye ve Atatürk düşmanları tarafından zarar görmemesi için uzun süredir büyük sessizlik içinde yürütülen çalışma sonunda hayat verdi ve yaklaşık yarım asırdır ABD’de bulunan Türk Amerikan Toplumu’nun en büyük projesi gerçekleşti.

Önümüzdeki aylarda parkın peyzaj düzenlenmesine başlanacak. Daha sonra parkın duvar, ışıklandırma vb sistemi bitirilecek. En son aşamada tahmini büyüklüğü kaide hariç 3.5 ton olan Atatürk Heykeli parka dikilecek.

HEYKEL YALOVA BELEDIYESI’NDEN
Parka konulacak olan yaklaşık 3.5 tonluk Atatürk Heykeli Yalova Belediyesi tarafından yaptırıldı. Heykel hazır ve ABD’ye gelmeyi bekliyor. Heykelin yapımından ABD’ye teslimine kadar tüm masraflarını Yalova Belediyesi karşılıyor.



volture 6 Ocak 2010 20:40

Yemeklere 'ahlak' ayarı


Geleneksel yemeklerin ismi tescil edilebilecek ama bir şartla..

TBMM’ye gönderilen Geleneksel Ürünlerin Korunması Kanun Tasarısı’na göre ürünler geleneksel dille de tescil edilebilecek. Ancak ürün isimleri ‘genel ahlaka’ aykırı olamayacak.

Star gazetesinin haberine göre, Geleneksel gıda ve diğer ürünlere tescil zorunluluğu getiriliyor. Yine bu tür ürünlere coğrafi işaret de konulacak. Yapılacak düzenlemeyle Türkiye’deki ürünlerin AB pazarında farklılaşması, pazarlanması sağlanmış olacak.

Ürünlere genel ahlaka aykırı isim verilemeyecek. Yine geleneksel olarak kullanılan güncel dilde yerleşmiş adla tescil yapılabilecek. Meclis’e gönderilen Coğrafi İşaretlerin ve Geleneksel Özellikli Ürün Adlarının Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısı’na göreürünün menşe adı, coğrafi sınırları belirlenmiş özel bir yöre, bölge ve ülkeden kaynaklanan isimden seçilebilecek.

YEMEK İSMİ ‘AHLAKSIZ’ OLAMAZ
Yine adında coğrafi bir ibare yer almayan ürünlerin geleneksel olarak kullanılan güncel dilde yerleşmiş adı da konulabilecek.

Verilecek isimler kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı adlardan seçilemeyecek. Yani artık ‘****** tatlısı’ gibi ürünlerin nasıl tescilleneceği de tartışma konusu olacak. Coğrafi işaretin veya geleneksel özellikli ürün adının tescili için yetkili merci Türk Patent Enstitüsü olacak. Tesciller Resmi Marka Gazetesi’nde yayınlanacak.



reyan 6 Ocak 2010 21:31

Gazze Şeridi'nin güneyinde, Mısır ile sınırdaki Refah'ta Hamas tarafından düzenlenen protesto gösterisi kanlı bitti. TÜRK MİLLETVEKİLLERİ, GAZZE'DE...

Mısır televizyonu, olaylar sırasında bir Mısır askerinin keskin nişancı ateşinde öldüğünü duyurdu.

Mısır'ı protesto gösterisinde son bilgilere göre en az 12 Filistinli'nin açılan ateşte veya duvarlardan düşerek ya da izdiham sırasında yaralandığı, bunlardan ikisinin durumunun ciddi olduğu belirtiliyor.

Gazze'ye yardım getiren "Filistin'e Yol Açık" konvoyuna Mısır'ın günlerdir izin vermemesi nedeniyle Selahaddin sınır kapısında düzenlenen protesto gösterisi, öğle namazının ardından başladı. Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinden Filistinliler 20 kadar otobüsle miting alanına taşınırken, bölgede toplananların sayısı iki bine yaklaştı.

Protesto gösterisine Hamas hareketinden sözcü Fevzi Barhum, milletvekili Müşir El Masri ve önde gelen isimlerden Sami Ebu Zühri ile İHH İnsani Yardım Vakfı temsilcilerinden Mehmet Kaya da katıldı.

Milletvekili El Masri, yaptığı konuşmada, İsrail'i tanımayı ve üzerlerine yapılan baskıları kabul etmediklerini anlattı. Mısır ile Gazze Şeridi arasına inşa edilmeye başlanan duvarı eleştiren El Masri, "Berlin Duvarı, komünizm ve kapitalizmi birbirinden ayırmak için inşa edilmişti. İrlanda'daki duvar, Katolik ve Protestanları ayırmak için yapılmıştı. Batı Şeria'da Yahudileri ve Filistinlileri ayırmak için duvar yaptılar. Peki bu duvarı niye yapıyorlar? Biz Yahudi değiliz, biz Protestan veya Katolik değiliz, komünist veya kapitalist de değiliz. Biz aynı Arap dünyasının insanlarıyız, aynı dindeniz. Yoksa bu duvarı, Amerika ve İsrail'in baskıları yüzünden mi inşa ediyorlar?" dedi.

Protesto mitinginde konuşan İHH'nin Gazze'deki temsilcilerinden Mehmet Kaya da Gazze Şeridi'ne en büyük ambargonun İsrail'den değil, kardeş olarak adlandırılan Mısır'dan geldiğini savunarak, "Türk Müslüman kardeşlerimiz El Ariş'te kanlarını akıttılar. Bu yolda bunun hesabı sorulmadan bu mücadele bitmeyecektir" diye konuştu.

Fevzi Barhum'un konuşması sırasında küçük bir grup, dikenli tellerin ardında, Mısır askerlerinin siperde bulunduğu mevzileri taşlamaya başladı. Konuşmacıların hoparlöründen göstericilerin dağılması istense de karşı tarafa taşlarla saldıranların sayısı hızla çoğaldı. Küçük yaştaki çocuklar, genç Gazzeliler ellerine geçirdikleri taş ve sopaları Mısır askerlerine fırlatırken, Hamas polisi, önce taş atan gençleri görüntülemeye çalışan basın mensuplarını engellemeye çalıştı, olayların büyümesi üzerine göstericilere müdahale etti. Hamas polisi, zaman zaman sopalar kullanarak göstericilerin çekilmesini sağlamaya çalıştıysa da başarılı olamadı.

Mısır tarafındaki askerlerin göstericileri dağıtmak için attığı sis bombaları, Filistinliler tarafından karşı tarafa geri fırlatılırken, bu arada ateş sesleri duyulmaya başladı. Açılan ateşe rağmen, taş atanların sayısı hızla çoğaldı.

Bazı göstericiler ellerinde Hamas bayraklarıyla, üzerinde tel örgü bulunan duvarları aşarak karşı tarafa geçmeye çalıştı. Mısır tarafında göstericileri dağıtmak için getirilen tazyikli su aracı kullanılmadı. Mısır tarafından açılan ateşte, göstericilerin attığı taşlardan dolayı veya duvarlardan düşerek ya da arbedede en az 12 Filistinli yaralandı. Yaralılardan en az iki kişinin Mısır askerinin ateşine maruz kaldıkları belirtiliyor. Polisler arasında da, taş atanlara müdahale etmeye çalıştıkları sırada başlarından yaralananlar olduğu görüldü.

Ambulansların doluştuğu bölgedeki Hamaslı liderler alanı terk ederken, tünellerin de bulunduğu alandaki göstericileri ve protestocuları dağıtmak için onlarca kişilik Hamas polisi bölgeye geldi. Polis, cop ve sopalarla göstericileri uzun uğraşlardan sonra dağıtarak otobüslerine binmeye ikna etti.

Yaklaşık iki saat süren olaylı gösteri tamamlandığı sırada, Mısır televizyonu, olaylarda bir askerin keskin nişancı ateşiyle öldürüldüğünü duyurdu. Mısır tarafındaki askerlerin, askerin ölümü üzerine göstericilerin üzerine ateş açtığı da ifade ediliyor.

-REFAH'TA MISIR'I PROTESTO GÖSTERİSİNDE BİR MISIRLI SINIR MUHAFIZI ÖLDÜ

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas tarafından Mısır'ın "Filistin'e Yol Açık" konvoyuna izin vermemesini protesto amacıyla düzenlenen gösteride Mısırlı bir sınır muhafızı vurularak öldürüldü.

Mısırlı güvenlik yetkilileri, 21 yaşındaki muhafızın Refah sınırının Filistin tarafından açılan ateşte vurularak öldürüldüğünü söyledi.


TÜRKİYE'DEN KONVOYA KATILAN MİLLETVEKİLLERİ, GAZZE'YE GİRİŞ YAPTI

''Filistin'e Yol Açık'' konvoyunda bulunan 5'i milletvekili 20 kişilik Türk grubu, Mısır gözetimindeki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'ye ulaştı.

Konvoyda bulunanlardan AK Parti Konya Milletvekili Hüsnü Tuna, yaklaşık 550 kişinin bulunduğu 200 araçlık konvoyun El Ariş'ten yavaş yavaş bırakılmaya başladığını söyledi.

Tuna, iki saat önce, kendisiyle birlikte 5 milletvekilinin de içinde bulunduğu 20 kişilik grubun bir araçla Gazze'ye hareket ettiğini söyledi.

Gazze'ye ulaşmadan önce Mısır'ın denetimindeki son kontrol noktası olan Refah sınır kapısındaki işlemlerinin de tamamlanmasının ardından Gazze topraklarına girmiş bulunduklarını belirten Tuna, şunları söyledi:

''Yaklaşık 200 araçtan oluşan konvoydaki 20 aracın Gazze'ye doğru hareket etmesine çeşitli nedenlerle Mısırlı yetkililer tarafından izin verilmedi. Geri kalan araçların El Ariş'ten yola çıktıkları bilgisini aldık. 200 araçlık konvoy, Gazze'ye doğru yeni yeni yola çıkıyor. Şu an Gazze topraklarındayız ve birazdan mahallelere doğru gireceğiz. Bildiğiniz gibi Gazze, tel örgüler ve yüksek duvarların arasına sıkışmış, 1,5 milyon kişinin çok zor şartlarda yaşadığı bir yer... Biz 'Filistin'e Yol Açık' konvoyu olarak bir süredir zorluklar yaşıyoruz, ancak bu zorlukları Gazzeliller her gün yaşıyor. Dün Mısır polisi ile yaşanan ve bazı arkadaşlarımızın atılan taşlarla hafif şekilde yaralanmasına neden olan tatsız olayı unuttuk.''

-HERKES SAKİN OLMALI-

Yardım konvoyunun geçişine Mısır makamları tarafından izin verilmemesiyle ilgili Selahaddin sınır noktasında yapılan protesto gösterisinde 7 kişinin yaralandığı bilgisini aldıklarını anlatan Tuna, şöyle devam etti:

''Bu olay, Mısır'ın yardım konvoyuna ilişkin tutumunu değiştirebilir. Çünkü Mısırlı yetkililer, konvoya ilişkin birkaç saat içinde yüzde 100 farklı bir karar alabiliyorlar. Ancak, herkesin sakin olması ve yardım konvoyunun Gazze'ye ulaşıp, sorunsuz bir şekilde buradan ayrılması gerekiyor. Ancak temel hedefimiz, çok zor şartlarda yaşam mücadelesi veren ve dünyadan adeta tecrit edilmiş Gazze halkının bu zulümden kurtulmasıdır.''




-GAZZE'YE GEÇİŞLERİNE İZİN VERİLECEK ARAÇLARIN SAYISI 155'E YÜKSELDİ

Filistin'e insani yardım malzemesi götürmek üzere İngiltere'den yola çıkan ''Filistin'e Yol Açık'' konvoyunda bulunan ve Mısır'dan Gazze'ye geçişine izin verilecek araçların sayısı 139'dan 155'e çıktı.

Türk parlamenterler konvoyun gelmesini Refah Sınır Kapısı'nda beklemeye devam ederken, Mısır makamları da Gazze'ye geçişlerine izin çıkan 155 araç ve konvoydaki 530 kişiyi El Ariş Limanı'nda bekletiyor.

El Ariş Limanı'ndaki konvoyda bulunan İHH İnsani Yardım Vakfı Başkan Vekili Yavuz Dede, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır makamlarının konvoydaki 155 aracın geçişine izin verdiklerini bildirmelerine rağmen, limandaki bekleyişlerinin sürdüğünü söyledi.

Dede, şunları kaydetti:

''Önce, konvoydaki 198 aracın 139'unun geçişine izin verdiklerini söylediler. Ardından 16 araca daha izin çıktı. Geriye kalan 43 aracın geçişine ise 'bu araçlar insani yardım amaçlı değil' gibi saçma bir gerekçeyle müsaade etmeyeceklerini bildirdiler. 155 araç için izin çıktığını söylüyorlar, ama biz hala El Ariş Limanı'ndayız ve bir hareket yok. Bizden şu ana kadar pasaportlarımızı dahi istemediler. Sadece söz verdiler. Verdikleri söze de doğrusu fazlaca güvenmiyoruz.''

Gece yaşanan taşlı saldırıda 30 dolayında arkadaşlarının yaralandığını bildiren Dede, ''8'i hastaneye götürüldü. Bunlardan 3'ü hala hastanede. İkisi Türk vatandaşı olmak üzere 7 arkadaşımız da gözaltındaydı. Bu arkadaşlarımız biraz önce serbest kaldılar. Polis araç ve panzerleri de burada dün akşamdan bu yana bekleyişlerini sürdürüyor. Gece, hiç beklemediğimiz, ummadığımız şeyler yaşadık, taşlı saldırıya uğradık. Amerikalılarla birlikte toplam 530 kişiyiz, 75 yaşında insanlar da var burada. En çok onlar zor anlar yaşadılar. Kaç saattir limanın içerisindeyiz. Arabalarda yatıp kalkıyoruz'' dedi.

Türk parlamenterler ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Mısırlı yetkililerle, konvoydaki araçlardan 139'unun Gazze'ye giriş yapması konusunda mutabakata vardıkları bildirilmiş; bu mutabakatın ardından, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan ile beraberindeki Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, Konya Milletvekili Hüsnü Tuna, Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır ve Muş Milletvekili Seracettin Karayağız, El Ariş Limanı'ndan ayrılarak Refah Sınır Kapısı'na gitmiş, konvoyun gelişini beklemeye başlamıştı.

REFAH'TA MISIR'I PROTESTO GÖSTERİSİ GÖSTERİ ŞİDDETE DÖNÜŞTÜ

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas tarafından, Mısır'ın "Filistin'e yol açık" konvoyuna izin vermemesini protesto amacıyla gösteri düzenlendi.

Gösteri, öğle namazından sonra Selahattin sınır noktasında yapıldı.

Hamas sözcüsü Fevzi Barhum'un konuşması sırasında sınırdaki duvara tırmanan Gazzeliler Mısır tarafına taş attı.

Bir süre sonra Mısır tarafından göz yaşartıcı bombalar atıldı ve ateş açıldı. Ateşte en az 7 kişinin yaralandığı, birinin durumunun ciddi olduğu belirtildi.

Polisin protestocuları dağıtmakta güçlük çektiği gözlendi


volture 7 Ocak 2010 20:08

Sigara savaşı kızıştı!


Sigarada, şirketlerin hem birbirleriyle hem de Maliye ile yaptıkları strateji savaşı devam ediyor.

Şirketlerin, artırdıkları sigara fiyatlarını eski fiyatlarına indirmelerinin ardından, Maliye Bakanlığı’nın bu hamleye yeni bir vergi artışıyla karşılık vereceği belirtiliyor.

Maliye’nin 31 Aralık’ta duyurduğu sürpriz vergi artışının ardından sigara firmaları; 3 seçenek üzerinde durdu. Bunlardan biri vergi artışını düşük fiyatlı sigaralara yansıtırken; yüksek fiyatlı sigaralarda indirim yapmaktı. İkinci seçenek fiyatları sabit tutmak iken; üçüncü yol da fiyat artışıydı.

Şirketler arası satranç!
Philip Morris’in vergi artışlarını fiyata yansıtma kararının ardından, diğer firmalar bazı ürünlerinin fiyatlarını yükseltirken, bazılarını sabit tuttular. Ancak Philp Morris’in 5,5 lira olan sigarasını 7 liraya çıkarması sektörde şaşkınlık yarattı. Bir şirket yetkilisi, “6.5 liraya çıkarmaları kurtarıyordu ama onlar 7 liraya çıkardılar. Çünkü rakiplerinin 5 liradan sattığı sigarayı 5,5 liraya yükselteceğini hesaplamışlardı. Ancak onlar bu artışı yapmayıp, söz konusu sigaranın fiyatını 5 lirada tuttular” dedi.

Yetkili, her zammın ardından tüketicinin önemli bir bölümünün fiyatı daha uygun olan sigaraya geçtiğini anımsattı. Bu nedenle Philip Morris’in 5,5 liralık grupta pazar payını yitirmemek için zararı göze alarak zamdan vazgeçtiğini ileri sürdü.

Maliye’nin hamlesi!
İşte sigara firmalarının indirim kararının ardından gözler Maliye Bakanlığı’na çevrildi. 31 Aralık’ta bir paket sigara üzerinden alınan vergi oranını yüzde 58’den yüzde 63’e yükselten Maliye, böylece bir paket sigara üzerinden aldığı minumum Özel Tüketim Vergisi’ni 2 lira 5 kuruştan; 2 lira 65 kuruşa yükseltmiş oldu.

Maliye, 2010 yılı bütçesinde tütün ürünlerinden alınan ÖTV gelirini, 13 milyardan 16 milyar liraya çıkarmayı hedeflemişti. Yılın hemen başında yaptığı vergi artışıyla, bu gelire ulaşacağını hesaplamıştı. Ancak şimdi sigara firmalarının fiyatlarını sabit tutmaları nedeniyle 3 milyarlık gelir artışına ulaşamayacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle Maliye’nin paket başına alacağı ÖTV’yi 45 kuruş daha artırarak 3 liraya çıkarabileceği belirtiliyor.

5,5 milyar sigara!
Türkiye’de yılda ortalama 5,5 milyar paket sigara tüketiliyor. Maliye’nin paket başına 3 lira ÖTV aldığı düşünüldüğünde 2010 yılı bütçesine koyduğu hedefe rahatlıkla ulaşacağı belirtiliyor. Bu karardan sonra da sigara firmalarının fiyatlarını artırıp artırmayacağıyla da ilgilenmesine gerek kalmayacağı vurgulanıyor.



volture 7 Ocak 2010 20:26

Tiryakiye müjde! zamlar geri alınıyor


Hükümetin sigaraya yaptığı vergi zamlarının ardından zamlı fiyatlarını açılyan sigara firmaları, bazı ürünlerindeki artışı geri aldı.

British American Tobacco (BAT), değişen pazar koşulları çerçevesinde Viceroy ve Tekel 2001 sigaralarının tüm çeşitlerinin yeni fiyatının 3.50 TL olarak belirlendi.

Şirketten Yapılan yazılı açıklamada, halka açık en büyük ikinci global tütün şirketi olan ve yaklaşık yüzde 13'lük pazar payına sahip BAT tarafından, sigaralara yapılan zamlardan sonra, Viceroy ve Tekel 2001 isimli sigaraların tüm çeşitlerinin yeni fiyatının bugünden itibaren 3.50 TL olarak belirlendiği ifade edildi.

Açıklamada, 2 binden fazla çalışana iş imkanı sağlayan şirketin, Türkiye yatırımlarının toplam 2 milyar doları aşmış bulunduğu da hatırlatıldı.

Philip Morris Sabancı Sigara ve Tütüncülük Sanayi ve Ticaret A.Ş (Philsa) de, sigaraya yaptığı zammı bazı ürün kalemlerinde revize etti.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Kurulunun 31 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla sigaradaki ÖTV oranlarının yeniden belirlendiği ve buna bağlı olarak şirketin ürün fiyatlarının 4 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlendiği hatırlatıldı.

Açıklamada, “değişen pazar dinamikleri çerçevesinde” Marlboro'nun fiyatlarının yarından itibaren uygulanmak üzere revize edildiği belirtildi.

Açıklamaya göre, 7 lira olan Marlboro Uzun'un fiyatı 5,75 liraya, 7 lira olan Marlboro Kısa'nın fiyatı ise 5,50 liraya çekildi.

European Tobacco'dan zam
Bu arada, European Tobacco A.Ş ürettiği sigara çeşitlerine bugünden geçerli olmak üzere yüzde 12,5 ile yüzde 28,5 arasında değişen oranlarda zam yaptığını bildirdi.

European Tobacco A.Ş'den yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Kurulu kararıyla, tütün ve tütün ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi tutarlarına yapılan zam üzerine, üretilen sigaraların fiyatlarının yeniden belirlendiği
kaydedildi.

Buna göre European Tabacco A.Ş.'nin ürettiği sigaraların eski ve yeni fiyatlarıyla yapılan zam oranları şöyle:
.
ÜRÜN ADI ESKİ FİYAT YENİ FİYAT ZAM ORANI (%)
--------- ------------ ----------- -------------
-Black Galleon
Kısa/Uzun/Slims 3.50 4.50 28,5
-Violet Slims 4.00 4.50 12,5
-Winner Slims 3.50 4.25 21,4
-President Kısa
/Katkısız 3.50 4.25 21,4
-Vigor Slims 3.50 4.25 21,4
-Vigor Kısa/Uzun
/Katkısız 3.50 4.25 21,4
-HD Slims 3.25 4.00 23,0
-HD Kısa/Uzun
/Katkısız 3.25 4.00 23,0
http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1262888663836&ids=%287098,24272,101221%29



volture 7 Ocak 2010 20:38

Siyasi riskler Türkiye’yi her taraftan vuruyor


Araştırma kuruluşu Eurasia Group, siyasi risk listesinde 10’uncu sırada gösterdiği Türkiye ile ilgili analizinde, “Türkiye’deki gelişmeler çok kaygı verici” ifadelerini kullandı.

Analizde, “Siyasi riskler Türkiye’yi her taraftan vuruyor. Yıl sonuna doğru da önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlere yönelik kavga alevlenecek” denildi

Dünyada siyasi riskleri belirleme konusunda faaliyet gösteren en önemli araştırma kuruluşu Eurasia Group, siyasi risk listesinde 10’uncu sırada gösterdiği Türkiye’ye özel bir bölüm ayırdı. 65 ülkedeki 480 uzmanıyla faaliyet gösteren New York merkezli araştırma kuruluşu, yaşanan gerilime vurgu yaparak Türkiye’deki gelişmelerin çok kaygı verici olduğunu belirtti.

İşte Türkiye analizinin satırbaşları:

Kavga kontrol edilemez bir hal aldı
Türkiye’de yaşanan gelişmeler çok kaygı verici bu yüzden Türkiye riskli ülkeler arasında yer almayı hak ediyor. İçerde, ekonomik gerileme nedeniyle giderek desteğini yitiren AKP’nin yargı, iş adamları ve ordu ile bağlantılı kavgaları giderek daha kontrol edilemez hal alıyor.

AKP’ye İslamcı baskı yükseliyor
Kürt açılımı başarısızlığa uğradı. Bu durum sadece Kürtlerin desteğinin kaybedilmesine değil, sosyal istikrarsızlığın bu şekilde devam etmesi durumunda, ki devam edecek gibi görünüyor, Türklerin birçoğunun da partiye desteğinin kaybedilmesine sebep olacak. Bunun yanısıra AKP içinden de partinin İslamcı tabanı daha çok kollayan politikalara yönelmesi konusunda siyasi bir baskı yükseliyor.

İslamcılarla laikler arasında çatışma riski
Türkiye’nin uluslararası alandaki oryantasyonu Avrupa’dan uzaklaşarak İran ve Suriye’ye yakınlaşıyor. Bu durum da İslamcılar ile laikler arasındaki iç kavgaları körüklüyor. Türkiye’nin AB üyelik durumu 2010 yılında değişmese de çatışma riski Kıbrıs meselesi nedeniyle çok daha yüksek.

Erken seçime dair kavga alevlenecek
Erdoğan’ın en önemli diplomatik başarısı Ermenistan konusunda. Bu tarihi olarak önemli olabilir ama IMF ile ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda pek bir etkisinin olmayacağı açık. Ayrıca Irak şimdi daha iyi durumda olsa da Kuzey Irak konusunda kaygılar halen sürüyor. Kısacası, siyasal riskler Türkiye’yi her taraftan vuruyor. Yılın sonuna doğru da önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlere yönelik kavga alevlenecek. Brezilya’da olacağı gibi 2011’de bir zıplama ihtimali de görülmüyor.

Bu analiz neden önemli?
Eurasia Group’un risk analizleri dünyadaki en önemli yatırım kuruluşlarının masalarına gidiyor. Bu nedenle yatırımcıların en çok değer verdiği araştırmaların başında geliyor. Dünyanın en önemli 300 yatırım kuruluşu Eurasia Group’un müşterisi. ABN-Amro, AIG, Citigroup, Commerzbank AG, Credit Suisse First Boston, Deutsche Bank, Standard & Poor’s gibi kuruluşlar bu analizi kullanıyor.

İşte siyasi riskte ilk 10
1) ABD-Çin ilişkileri
2) İran
3) Avrupa ekonomisi
4) ABD finansal düzenlemeleri
5) Japonya
6) İklim değişikliği
7) Brezilya
8) Hindistan-Pakistan
9) Doğu Avrupa, seçimler ve işsizlik
10) Türkiye




volture 7 Ocak 2010 20:46

Türkiye'den Norveç'e nota!


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Norveç'in başkenti Oslo'da geç müdahale sonucu hayatını kaybeden 63 yaşındaki Türk Döndü Tulum ile ilgili bu ülkeye nota verildiğini açıkladı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya'nın yeni Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile yaptığı görüşmenin ardından gerçekleşen ortak basın toplantısında, Norveç'te bir Türk ailesine yönelik tutumla ilgili basına yansıyan habere yönelik soruları yanıtladı.

Davutoğlu, "Norveç'te vatandaşımız Döndü Tulum'un maalesef çok acı bir şekilde kaybı, bizi büyük bir teessüre sevk etmiştir. Gerek ailesine, gerekse bütün yakınlarına buradan taziyede bulunmak istiyorum. Bütün vatandaşlarımızın hukukunu takip etmek bizim görevimizdir. Bu durumda ise sadece bir vatandaşımızın hukukunu takip etmek değil, bir insan hakları, insani bir durum da söz konusu" diye konuştu.

Olayı yakinen takip ettiklerini ifade eden Davutoğlu, "Burada bir ihmal ve kusurun olup olmadığı konusunun araştırılması için Norveç makamlarına resmen başvurduk. Ankara'da Norveç Büyükelçiliğine bir nota verildi, bir girişimde bulunuldu. Oslo Büyükelçiliğimiz de olayı yakinen takip ediyor" dedi.

Bu tür olayların cereyan etmemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Davutoğlu, etnik, dini, kökeni ne olursa olsun, medeni bir toplumda karşılaşılmaması gereken bir tablo olduğunu belirterek, sebepleri araştıracaklarını ve Norveç makamlarıyla bu konuya açık şekilde görüşeceklerini kaydetti.



volture 7 Ocak 2010 20:55

Hastane odasında 42 yıl...


Abdullah Kozan, askerlik dönüşü girdiği hastane odasında tam 42 yılını doldurdu. Türkiye'nin en kıdemli hastası artık taburcu olmayı hayal bile etmiyor.

Abdullah Kozan askerliğini bitirip akciğer rahatsızlığı nedeniyle hastaneye yattığında sene 1968’di. İşbaşında 30. hükümet vardı, Başbakan Süleyman Demirel’di.

Arada Türkiye Kıbrıs’a çıkarma yaptı, 12 Eylül darbesi geldi, dünya Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla yeni bir döneme girdi, Körfez Savaşı çıktı...

Dünya ve Türkiye hızla değişirken, Abdullah Kozan tüm bu gelişmeleri, hiç çıkamadığı hastane odasından, minik televizyonundan izledi. Kronik akciğer rahatsızlığı teşhisiyle tam 42 yıldır Bursa Devlet Hastanesi’nde tedavi gören ‘Türkiye’nin en kıdemli hastası’ Abdullah Kozan, makineye bağlı olarak girdiği 2010 yılında da hastaneden kurtulacağını düşünmüyor.

30 hükümet eskitti
Askerliğini tamamlamasının ardından rahatsızlanan Kozan, İnegöl Devlet Hastanesi’ne gitti. Buradaki ilk muayenesinden sonra 1968 yılında Bursa Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Kozan, akciğer hastalığı teşhisiyle tedaviye alındı. Tedavi olup hastaneden çıkmayı, sağlıklı bir şekilde yaşam sürmeyi bekleyen Kozan, 42 yıllık yaşamını dört duvar ve bir koridora sığdırmak zorunda kaldı. Hastaneye yattığı dönemlerde Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki 30. hükümet görev yaparken bugün Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki 60. hükümeti gören Kozan, Kıbrıs Barış Harekâtı, 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül askeri müdahalesi, Berlin Duvarı’nın yıkılması, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya’nın dağılması, Körfez Savaşı, Irak’ın işgali ve diğer önemli süreçleri; ekonomik, siyasi ve sosyal gelişmeleri hasta yatağında öğrendi, hastaneden takip etti.

Doğum günlerini, bayramları, yılbaşılarını geçiren Kozan, 2010’a da hasta yatağında makineye bağlı girdi.

TRT’nin Türkiye’nin ilk televizyon kanalı olarak deneme yayınına başladığı 1968 yılından bugüne kadar hastanede yaşamını sürdüren Kozan, dünyaya sadece odasının penceresinden ve küçük televizyonunun ekranından bakabiliyor. Hastane dışındaki dünyaya sadece küçük penceresinden bakabilen Kozan, gelişmeleri de televizyonundan öğreniyor.

Görüşmediği bir ağabeyi var
Kozan’ın 75 yaşında bir ağabeyi var, ancak onunla da görüşmüyor. Hiçbir akrabasının ziyaret etmediği 64 yaşındaki Kozan’ın, 42 yıl içinde bulunduğu odadaki diğer yatakta tedavi gören yüzlerce arkadaşı oldu. Bazı hasta arkadaşlarını kaybeden, iyileşenleri uğurlayan Kozan’ı, taburcu olan oda arkadaşlarından ziyarete gelen olmadı. ‘Türkiye’nin en kıdemli hastası’ olarak nitelendirilen Kozan, 42 yılın verdiği yorgunlukla bitkin düştü.

Bugüne kadar hastanedeki başhekimden temizlik görevlisine kadar tüm personelin mutlu olması için elinden geleni yaptığı Kozan’ın yüzü artık gülmüyor. Bir dönem uyumlu davranışları ve sevimliliğiyle bilinen Kozan, son günlerde konuşmakta bile güçlük çeker halde. Makineye bağlı yaşayan, halsizlikten koridora bile çıkamayan Kozan artık hastaneden kurtulmayı hayal bile etmiyor.

Bursa Devlet Hastanesi’nde geçen sürede 15 başhekimin değiştiğini gören, onlarca doktor ve hemşireyle tanışan Kozan yakında 65. yaşını da yine buradaki dostlarıyla kutlayacak. “Dotor ve hemşireler her sabah yanıma uğrayıp hatırımı sorarlar. Artık ailem bu hastanenin personeli” diyen Kozan’ın gelecekten tek beklentisi, yıllardır hayalini kurduğu akülü arabaya kavuşmak. Böylece halsizliği yüzünden yatağa bağımlılığı da azalacak.

Bursa Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Mustafa Erim ise KOAH hastası olan Abdullah Kozan’ın artık kendi yakınları ve personelleri gibi olduğunu söyledi:

Tüm bakım ve tedavilerini karşılıyoruz. Sağlık durumunda iyi yönde pek değişiklik olmadığı için bu kadar zaman burada kaldı. Aslında bildiğiniz gibi hastaneler sadece bakım yerleridir. Gönül isterdi ki birçok hastamıza da bu imkânı sağlayalım, ama bu mümkün değil. Abdullah Kozan, farklı bir örnek. Geçen yıllarda biz ona, o bize alıştı. Kendisine sağlık diliyorum.”



volture 7 Ocak 2010 21:06

Türk televizyonlarında bir ilk


Yeni dizide bir erkek başka bir erkekle öpüşecek

Eşcinsel bir haber spikerini canlandıracak olan ünlü oyuncu yeni dizisinde iddialı bir sahne ile seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Başrolünü Songül Öden’le paylaşacağı ‘Mükemmel Çift’ adlı sit-com’da Tardu Flordun, eşcinsel bir haber spikerini canlandıracak. Flordun dizinin ilk bölümünde bir erkekle öpüşecek.

Bu sezon Türk televizyonlarında bir ilk yaşanacak! Geçtiğimiz yıl Arjantin’de yüzde 50 izlenme payına ulaşan ‘The Successfull Mr. And Mrs. Pells’ dizisi ‘Mükemmel Çift’ adıyla Türkiye’de ekrana gelecek.

‘Var Mısın Yok Musun?', ‘Popstar’, ‘Kim 500 Milyar İster’ gibi programları Türkiye’ye getiren Endemol ile Tim’s Yapım’ın projesinde Tardu Flordun ve Songül Öden, başrolleri paylaşacak. Dizinin en can alıcı yanı ise erkek kahramanın eşcinsel olması.

YÖNETMEN AVRUPA YAKASI’NDAN

Örnek çift olarak lanse edilen, ancak birbirlerinden nefret eden iki spikerin hayatını anlatan dizide Tardu Flordun, patronun oğluyla aşk yaşayan bir eşcinseli canlandıracak. Dizinin ilk bölümünde yine bir ilk yaşanıp iki erkeğin öpüşmesi ekranlara getirilecek. Önümüzdeki günlerde çekimlerine başlanacak dizinin yönetmeni ise Avrupa Yakası’yla tanınan yönetmen Jale Atabey Özberk...




Daisy-BT 8 Ocak 2010 01:25

Türkiye'de ilk: Bebeğe böbrek nakli

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi, Türkiye'de bir ilke imza attı. 21 aylık bir bebeğe böbrek nakledildi. Bebeğin kilosu, tıbben yeterli olmadığı halde, kritik ameliyat başarıyla tamamlandı.

Adı Bekir Özbay. Sadece 21 aylık.

Minik bedeninde büyük bir hastalıkla doğdu. Daha 1,5 aylıkken Bekir'e böbrek yetmezliği teşhisi konuldu.

Çoğu doktora göre "yaşama şansı yok"tu. Ancak Bekir'in Denizli'de yaşayan ailesi Emine ve Mustafa Özbay yılmadı.

Bebeklerini 3 ay önce Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirdi. Ve nakil için hazırlıklar başladı.

Bebeğin kilosu operasyon için yeterli değildi. Ama doktorlar nakil için tüm imkanları zorladı. Aile ve hastanenin olağanüstü çabalarıyla, 21 aylık bebeğe babaannesinden alınan böbrek başarıyla nakledildi.

Doktorları, minik Bekir'in sağlık durumunun iyiye gittiğini söylüyor. Eğer böyle devam ederse, Bekir yakında taburcu.
CNN Türk


Daisy-BT 8 Ocak 2010 15:32

Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın kılavuzu hazır

Üniversiteye girişte bu yıldan itibaren uygulanacak yeni sistem Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın kılavuzu hazır. Kılavuzun okullara dağıtımı da başladı. Açıklamayı, ÖSYM Başkanı Yarımağan yaptı.

Yarımağan Anadolu Ajansı'na konuştu.
Sınava başvuruların 18 Ocak-12 Şubat arasında yapılacağını anımsattı.
ÖSYM Başkanı'nın verdiği bilgiye göre, üniversite adayları, sınava bu yıldan itibaren saat 9.30 yerine 10.00'da girecekler.
Amaç, adayların sınava geç kalma sorununun ortadan kaldırmak.
Birinci basamak sınavın kapsamı ve hangi derslerden kaç soru yöneltileceği de belirlendi.
Buna göre, sınavda Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri testleri uygulanacak.
Adaylara her bir testten 40'ar soru yöneltilecek.
Her test ayrı değerlendirmeye alınacak, 6 ayrı puan türü oluşturulacak.
Bu yıl uygulanacak sınavda sınav sonuçlarının öğrenilmesine ilişkin de yeni bir kural getirildi.
Sınava başvuru sırasında formdaki "internet üzerinden işlem yapmak istemiyorum" seçeneğini işaretleyen adaylara, sınav sonuç belgeleri adreslerine gönderilecek.

08.01.2010 - CNN Türk


Daisy-BT 8 Ocak 2010 16:10


ABD ve Avrupa donuyor


Kara kış ABD ve Avrupa'yı rehin aldı. Dondurucu soğuklara teslim olan ABD ve Avrupa'da kara ve hava ulaşımı aksadı, binlerce okul hala kapalı.

ABD ve Avrupa donuyor. Atlantik'in iki kıyısı ağır kış koşullarının etkisi altında.

ABD:
Amerika'nın ortabatı ve güney kısımları soğuk hava ve kara teslim oldu. Kötü hava şartları nedeniyle yüzlerce uçak seferi iptal edildi.
Ülkenin orta batı kesimlerinde ise okulların tamamına yakına kapalı. Soğuk havanın pazar gününe keder sürmesi bekleniyor.

AVRUPA:
İspanya:
Avrupa'da soğuk hava en çok İspanya'da etkili. Ülkenin kuzey ve orta kesimlerde orta şiddet
olan turuncu alarm seviyesine geçildi.
İspanya'nın Akdeniz kıyılarında da şidettli yağış ve fırtına bekleniyor.

Fransa:
Avrupa'yı etkisi altına alan soğuk hava, Fransa'da hayatı olumsuz yönde etkiliyor. Başkent Paris'te hava sıcaklığının sıfırın altında 20 santigrat dereceye kadar düşmesi, özellikle ulaşımı zorlaştırıyor.
Paris-Londra arasında sefer yapan Eurostar treni olumsuz hava koşulları nedeniyle pazar gününe kadar bazı seferlerini iptal etti.
Fransa Meteoroloji Müdürlüğü de ülkenin güney ve güney doğusundaki 16 bölgede, en yükseği dört olan, üçüncü seviyede kar ve buzlanma uyarısı verdi. Kar ve buzlanma nedeniyle çok sayıda yolda kilometrelerce araç kuyrukları oluşurken, maddi hasarlı kazalar da meydana geldi.

Hollanda:
Hollanda'da da hayat felç olmuş durumda. Kara ve hava ulaşımı durma noktasına geldi, kanallar da dondu. Kar fırtınası ve don yüzünden çok sayıda araç yollarda kaldı.
Trafik kontrol dairesi, otobanlarda kilometrelerce kuyruklar oluştuğunu bildirdi. Halk da, donan kanallar üzerinde buz pateni yaptı.

Almanya:
Almanya'da Magdeburg kentinde bulunan Mittelland Kanalı dondu. Kanaldaki buz kalınlığının 10 santimetreye çıktığı belirtildi. Buz kırıcılar, kanalın açık kalması için çaba harcıyor.

İngiltere:
İngiltere'de sıfırın altında 17 dereceye kadar düşen sıcaklıklar son 30 yılın en soğuk günlerinin yaşanmasına neden oluyor.
Otoban ve demiryolları kar yağışı nedeniyle kapanırken, Heathrow ve Gatwick havalimanlarının açık olduğu, ancak yolcuların uçuşların ertelenebileceği konusunda devamlı uyarıldığı belirtildi.
Hatlardaki arıza nedeniyle bazı bölgelere elektrik verilemiyor.
İngiltere'de soğuk hava koşullarının yarına kadar devam etmesi halinde, bunun ekonomiye 3.20 milyar dolarlık zararı olacağı açıklandı.

08.01.2010 - CNN Türk


Daisy-BT 8 Ocak 2010 16:39

İnekler barbarca öldürüldü

Uşak'ın Eşme ilçesine bağlı Hardallı köyünde 3 çiftçiye ait 6 inek, etleri için ormanlık alanda vahşice katledildi. Hayvanlardan bazılarının gebe olduğu ve doğmamış buzağıların ortalığa bırakıldığı görüldü.

Mustafa Aydın, İsmail Eke ve Salih Akın'ın inekleri, Handere mevkiindeki ormanlık arazide başları, ayakları ve iç organları ortada bırakılmış halde bulundu.
Hırsızların hayvanlardan aldıkları et parçalarını araca yükleyerek götürdükleri anlaşıldı.

http://cdn1.cnnturk.com/Handlers/File.ashx?FileID=292994

Hırsızların yakalanması için Sarıgöl ve Eşme İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri soruşturma başlattı.
Jandarmadan yapılan açıklamada, sahipli hayvanların başıboş şekilde otlatılmaması istendi ve bunun hayvan hırsızlığına davetiye çıkarmak olduğu belirtildi.
Telef edilen 6 büyükbaş hayvanın değerinin 20-25 bin lira arasında değiştiği kaydedildi.


08.01.2010 1 - CNN Türk


volture 11 Ocak 2010 14:03

Bu da seçmenin açılımı!


A&G Araştırma şirketinin DSP için yaptığı ankette Kürt açılımına destek verenlerin oranı bir ayda yüzde 4 oranında düştü. AKP seçmeninin de görüşü genelden farklı olmadı. Ankete katılanların yüzde 63.5 gibi büyük bir oranı Ermeni açılımına kapıları kapadı.

Demokratik Sol Parti (DSP) A&G araştırma şirketine gündemdeki konularla ilgili bir araştırma yaptırttı.

Adil Gür ve arkadaşları 29 il ve 79 ilçede 26 - 27 Aralık tarihleri arasında 1892 kişiyle görüştü. Ankete katılanlara Kürt ve Ermeni açılımları, Kıbrıs ve ekonomiyle ilgili sorular yöneltildi. Yine çok konuşulacak birbirinden çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Katılımcıların ekonomik krize yanıtları ilginçti. ‘Krizin sorumlusu kim?’ sorusuna katılımcılar şu yanıtları verdi:

- Bu kriz hükümetin uyguladığı yanlış politikalardan kaynaklanmaktadır: % 30,4

- Dışarıdan kaynaklanan bir kriz olsa da hükümet hiçbir tedbir almadığı için ülkemizde olumsuzluk artmış, kriz ağır hissedilmektedir: % 27,7

- Dışarıdan kaynaklanan bir krizdir, hükümetin yapacağı bir şey yoktur: % 14,7

- Hükümet olumsuz etkileri azaltmak için elinden geleni yapmaktadır: % 19,6

Ekonomik krizin sorumlusu kim sorusuna % 58,1 ‘Hükümet’ derken, hükümeti sorunlu tutmayanların oranı ise 34,3 oldu. AKP seçmeninin % 16,5’i krizden hükümeti sorumlu tutarken, % 74’ü ‘Hükümet sorumlu değildir’ dedi. CHP ve MHP seçmeni ise hükümeti sorumlu tuttu.

TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFINI ÇEKTİK
A&G araştırma şirketinin sahibi Adil Gür anketle ilgili şunları söyledi; “Önümüzdeki dönemde DSP ile birlikte Türkiye’nin temel meseleleriyle ilgili işsizlik, yoksulluk gibi konularda araştırma yapacağız. Şu anda Türkiye’nin 42 ilinde 3 bin 200 işsizle yüz yüze görüşme yapıyoruz. Bu işsizler nasıl yaşıyor? Ruh halleri nedir? Hayalleri, beklentileri nedir? Bunu ölçümleyip kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye son iki yıldır temel meselelerini konuşmaktan daha çok suni gündem maddeleriyle meşgul ediliyor. Bu çalışmalara başlamadan önce gündem maddeleriyle ilgili halkın ne düşündüğü konusunda Türkiye’nin bir fotoğrafını çektik. Önümüzdeki günlerde aş, iş ve yoksullukla ilgili geniş kapsamlı pek çok araştırmayı da yayımlayacağız” dedi.

ESKİ KRİZ UNUTULDU

Hangi krizden daha çok etkilendiniz?

2001 krizinden:
% 26,4

Bugünkü krizden:
% 64,0

İkisinden de etkilenmedik: % 9,6

2001 krizinden etkilendik
AKP: % 35,6
CHP: % 22,3
MHP: % 16,1
BDP: % 34,1
DİĞER: % 24,2

Bugünkü krizden etkilendik
AKP: % 50,8
CHP: % 72,9
MHP: % 78,4
BDP: % 62,2
DİĞER: % 62,4

UMUTSUZLUK YİNE HAKİM

1 yıl sonra nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz?


Daha iyi olacak: % 23,0
Aynı olacak: % 29,2
Daha kötü olacak: % 47,7

Hükümet başarılı mı?

Başarılı: % 24,3
Ne başarılı/ne başarısız: % 26,1
Başarısız: % 49,6

LİMANLARA DA KAPALIYIZ

Avrupa Birliği’nin bizden istediği Kıbrıs Rum Kesimi gemilerine limanlarımız açılmalı mı?

Evet: % 18,8
Hayır: % 57,3

‘HAYIR’ DİYENLER ÜÇE KATLADI

Türkiye aylardır demokratikleşme paketini diğer adıyla Kürt açılımını konuşuyor. Bir referandum maddesi olarak önünüze gelse bu açılıma evet mi - hayır mı dersiniz?

06-07 Haziran
Evet: % 69,3
Hayır: 19,3

22-23 Ağustos
Evet: % 45,6
Hayır: 48,4

17-18 Ekim
Evet: % 32,0
Hayır: 50,6

14-16 Kasım
Evet: % 31,1
Hayır: 54,7

26-27 Aralık
Evet: % 27,1
Hayır: 64,0

Bu soruya en ilginç yanıt ise AKP seçmeninden geldi. AKP’lilerin yüzde 45,7’si açılıma destek vermezken “evet” diyenlerin oranı çok az bir farkla 47,5 çıktı.

AKP
Evet: % 47,5
Hayır: % 45,7

CHP
Evet: % 9,9
Hayır: % 81,3

MHP
Evet: % 6,0
Hayır: % 91,5

BDP
Evet: % 78,8
Hayır: % 17,6

DSP
Evet: % 15,0
Hayır: % 70,0

ERMENİ AÇILIMINA DESTEK YOK

Ermenistan ile ilişkilerin düzeltilmesi konusunda bir protokol imzalandı. Ermeni açılımı olarak değerlendirilen bu açılımı destekliyor musunuz?

Evet: % 20,0
Hayır: % 63,5
Cevap yok: 16,5

Bu soruya parti seçmenleri ise şöyle yanıt verdi:

AKP
Evet: % 27,2
Hayır: % 57,3

CHP
Evet: % 16,7
Hayır: % 71,1

MHP
Evet: % 6,3
Hayır: % 85,6

BDP
Evet: % 52,9
Hayır: % 30,6




volture 11 Ocak 2010 16:50

Açıköğretim öğrencilerine müjde!


Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, Açıköğretim Fakültesi’nde (AÖF) başarılı olan öğrencilerin, örgün bölümlere yatay geçiş yapabileceklerini açıkladı.

Prof. Dr. Davut Aydın, Rektörlük görevine başlaması nedeniyle Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampusu’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Rektör yardımcıları Prof. Dr. Meryem A. Kozak, Prof. Dr. Hasan Mandal, Prof. Dr. Nüvit Oktay ile Prof. Dr. Naci Gündoğan da katıldı.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, Açık Öğretim sisteminde devrim niteliğinde köklü değişiklikler yapacaklarını söyledi. AÖF’te başarılı olan öğrencilerin örgün bölümlere yatay geçiş yapabileceğini kaydeden Rektör Aydın, şöyle konuştu:

“Açık Öğretim Fakültesi’nde 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle 1 milyon 300 bin kayıt yenilendi. Açık Öğretim için çok değişik projelerimiz var. Türkiye’nin, özel ve kamu sektörünün istekleri, teknolojik değişiklikleri ve dünyadaki modelleri de dikkate alarak, açık öğretimi yeniden yapılandırma sürecine sokuyoruz. Bu yeni süreçte teknoloji ve internet kullanımını olabildiğince artıracağız. Programlarımızı güncelleştirip, gözden geçireceğiz. Daha odaklı bir eğitime yöneleceğiz. Bunları yaparken de kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç var. Bu sistem içerisinde öncelikle değerlendirme ve sınav sistemini değiştireceğiz. Kanun değişiklikleri ile ilgili olarak YÖK ve parlamento ile görüşmelerimiz olacak. Dünyadaki diğer açık öğretim normlarını yakalamak istiyoruz.”

AÇIK ÖĞRETİM ÖĞRENCİSİNE BURS İMKANI
Bugüne kadar Örgün eğitimden açık öğretime geçiş imkanı olmasına rağmen açık öğretimden örgün eğitime geçiş olmadığını belirten Prof. Dr. Aydın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yatay geçiş yönetmeliğinde bir değişiklik yapıldı. Şimdi açık öğretim öğrencisi başarı kriterlerini tutturuyorsa örgün eğitime yatay geçiş yapabilecek. Bu devrim niteliğinde bir uygulamadır. Bu, Açık Öğretim öğrencisinin önünü açma uygulamasıdır. ‘Sen üniversiteye açıktan girdin açıktan çıkacaksın’ uygulaması artık kalkıyor. Çünkü bu sistem içerisinde son derece başarılı öğrenciler var. Ayrıca, Açık Öğretimdeki öğrenciye örgün eğitimde olduğu gibi burs imkanı da sağlayacağız.”

‘DEVLETE 500 MİLYON LİRA AKTARILDI’
Rektör Prof. Dr. Davut Aydın, bir gazetecinin Anadolu Üniversitesi’nin kasasında bulunan 500 milyon TL’nin devlet tarafından alındığını hatırlatması üzerine şunları söyledi:

“Bize hep şöyle denildi ‘Diğer üniversiteler iş yapacak para yok. Sizde para var ama performansınız düşük.’ Bu süreç sonunda devlete 500 milyon lira aktarıldı. Bunun 250 milyon lirası Maliye Bakanlığı’na, 250 milyon lirası da yeni kurulacak olan üniversitelere verildi. Maliye Bakanlığı ‘Say 2000’ denen sistem sayesinde sabah 09.00’da bilgisayarını açtığı zaman kimin elinde para varsa görüyor. Bunun sonucunda bir gün ‘Ya bu parayı kullan ya da ver’ derler. Para ne yazık ki gitti. Bundan sonra bize yeni talepler gelebilir. Biz bundan sonra para vermek istemiyoruz. Aslında bu para 750 milyon liradır. Maliyeye verilecek olan para 500 milyondu sonradan 250 milyon lirasını bize geri verdiler. Artık geriye değil önümüze bakıyoruz. Tekrar bizden para istememeleri için yeni projelerin hazırlıklarına başladık. Biz bir daha para veren yönetim olmak istemiyoruz. Biz kaynaklarımızı ülkenin yararına kullanmak istiyoruz.”



volture 11 Ocak 2010 16:59

5 Sentlik para, 3,7 Milyon dolara satıldı


Bir zamanlar mısır kralının sahip olduğu 5 sentlik bir ABD demir parası düzenlenen müzayedede 3 milyon 737 bin 500 dolara satıldı.

"Liberty Head" diye bilinen seriye ait olan 5 sentlik demir paranın, özel tarih ve tasarıma sahip bilenen 5 örneğin birisi olduğu ve özel bir para koleksiyoncusu tarafından satın alındığı belirtildi.

Bir zamanlar 1952'de darbe ile tahttan indirilen Mısır Kralı Faruk'un koleksiyonunda olan paranın değeri, 2003'de bir milyonu aşmıştı.

Philadelphia Darphanesi'nde basılan paranın arka yüzünde Bayan Özgürlük'ün büstü bulunuyor.




volture 11 Ocak 2010 17:06

Derisini yüzüp futbol topuna diktiler


Uyuşturucu çetelerinin savaşında öldürülen bir adamın yüz derisinin futbol topuna dikildi.

Meksika’da uyuşturucu çetelerinin savaşında öldürülen bir adamın yüz derisinin futbol topuna dikildiği ortaya çıktı.

Ocak’ta kaçırılan Hugo Hernandez’in (36) cesedi parçalanmış olarak bulunmuştu.

Cesedin üzerindeki notta “Mutlu yıllar, çünkü bu son yılınız olacak” yazıyordu. Hernandez’in vücudundan ayrılan başı ise bir plastik torba içinde bulundu. Torbada bulunan futbol topunun üzerine de Hernandez’in yüz derisinin dikildiği belirtildi.



volture 11 Ocak 2010 17:20

Martı istilası!


İstanbul Atatürk Havalimanı'nda dün gece binlerce martı, yağan yağmur sonrası pist inşaatına yiyecek aramaya akın edince, uçakların inişinde tehlike yarattı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Atatürk Havalimanı Başmüdürlüğü'nden bir yetkili, akşam saatlerinde başlayan sağanak sırasında Ataköy istikametindeki yeni başlatılan pis uzatma bölgesinde bir anda binlerce martının istilasının başladığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bu bölgede başlatılan pist uzatma çalışması nedeniyle toprak hafriyatı sırasında yağmurla birlikte ortaya çıkan solucan ve salyangoz gibi toprak altında yaşayan hayvanlara hücum eden binlerce martı, limanımıza gelen uçaklara tehlikeli anlar yaşattı. İtfaiye araçlarımızda bulunan yüksek volumlu sirenlerle yapılan mücadele sonrası kuşlar bölgeden uzaklaştırıldı. Bu arada saat 23.23'de başlayan kuşların akınında, martılar 6 uçağa çeşitli yerlerinden çarptı. Ancak bir hasar meydana gelmedi. Sadece Lufthansa Alman Havayollarının Münih'ten gelen LH -3354 sefer sayılı uçağının ön dikmeleri arasında farı kırıldı. Far kısa sürede değiştirilerek, normal saatinde tekrar Münih'e kalktı"

Martıların çarptığı diğer uçaklar ise şöyle:
"THY'nin TK-573 Çarşamba'dan gelen uçağı, Air France Fransız Havayollarının Paris'ten gelen AF-2390 sefer sayılı uçağı, THY'nin Milas'tan gelen TK-3354 sefer sayılı uçağı, Atlas Havayollarının Gaziantep'ten gelen KK-019 sefer sayılı uçağı ve Atlas Havayollarının İzmir'den gelen KK-4023 sefer sayılı uçağı"

Bu arada, pist üzerinde 10 martı ölüsü bulundu.



volture 11 Ocak 2010 18:09

Sabancı suikastı sil baştan


DHKP-C'nin Belçika'da ele geçen gizli arşivinde, Sabancı suikastı zanlısı Fehriye Erdal'ın kaleme aldığı 5 sayfalık bir de mektup çıktı.


Mektupta yer alan suikast planı ve uygulanışına dair detaylar üzerine, dosya yeniden açıldı
Yakın tarihin en gizemli ve tartışılan dosyalarından Özdemir Sabancı suikastı 14 yıl sonra yeniden açıldı.

Dosyayı tozlu raflardan indiren olay ise DHKPC örgütünün Belçika'da ele geçirilen gizli arşivindeki belgeler ile Fehriye Erdal'ın, o dönem hayatta olan DHKP-C lideri Dursun Karataş'a verilmek üzere kaleme aldığı beş sayfalık mektup...

Büyük bir gizlilik içinde yürütülen soruşturmadan Sabancı ailesi ve avukatlarının bile haberi yok. Ocak 1996'da Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, ToyotaSA Genel Müdürü Haluk Görgün ile sekreter Nilgün Hasefe'nin katledildiği saldırı, Belçika'da ele geçirilen belgeler üzerine Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından soruşturulmaya başlandı.

"DHKP-C'nin hafızası" denilen arşivdeki en önemli belge ise cinayetin tetikçileri Mustafa Duyar ile İsmail Akkol'a yardım eden Fehriye Erdal'ın, itiraflarda bulunduğu beş sayfalık mektup... Yapılan kriminal inceleme sonucunda mektubun Erdal tarafından kaleme alındığı da kesinleşti.

KENDİ ROLÜNÜ İTİRAF ETTİ
Fehriye Erdal'ın, örgütün geçen yıl ölen lideri Dursun Karataş'a verilmek üzere Sabancı cinayetinden hemen sonra hazırladığı "suikast raporu" niteliğindeki mektupta Belçika mahkemelerindeki duruşmalarda savunduğunun aksine cinayete katıldığını itiraf ettiği öğrenildi. Sır gibi saklanan mektupta Erdal'ın suikast öncesi aylarca nasıl istihbarat yaptığı ve Mustafa Duyar ile İsmail Akkol'u nasıl içeri aldığı gibi detaylar da yer alıyor.

Erdal, suikasttan sonra nasıl kaçtıklarını, nerelerde kaldıklarını ve eyleme kimlerin yardım ettiğini de mektupta açıkladı. Mektuptaki bilgilerden yola çıkarak Sabancı suikastını soruşturmak üzere yedi kişilik bir özel ekip kuruldu. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli emniyet amiri S.B.'nin başında bulunduğu ekip öncelikle dosyayı baştan sona inceledi. Savcı Bilal Bayraktar ve ekibi, geçtiğimiz günlerde Sabancı Center'a giderek olay yerinde incelemelerde bulundu. 14 yıl sonra Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe'nin öldürüldüğü odaya da girdiler. Suikastın zanlıları Mustafa Duyar ile İsmail Akkol'un cinayet günü Sabancı Center'a girdiği gibi binaya girerek kamera kayıtlarını incelediler ve giriş-çıkış zamanlarını yeniden hesapladılar.

BELÇİKALI SAVCIYI ŞAŞIRTTI
Belçikalı savcı Anne Fransen, Türkiye geldiğinde Savcı Bilal Bayraktar tarafından önüne konulan beş sayfalık mektubu okuyunca, ilk tepkisi şaşkınlık içinde "Bu mektubu nereden buldunuz?" demek oldu. Bayraktar, Belçika'da uzun süre mahkûm edilmeyen Erdal'ın suçluluğunu gözler önüne seren mektubun, Belçikalı yetkililerden alınan örgüte ait belgeler arasında bulunduğunu söyleyince Fransen'in şaşkınlığı bir kat daha arttı ve son bilgilerden yola çıkarak Belçika'da soruşturma başlattı. Savcı Bilal Bayraktar, 1980'li ve 90'lı yıllardaki suikastların aydınlatılmasında yararlı olacağı düşüncesiyle arşivdeki bazı belgeleri Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e de verdi.

ÖRGÜTÜN HAFIZASI GİBİ...
DHKP-C, Dev-Sol'un mirasını üstlenmiş, geçtiğimiz yıl terörist Orhan Yılmazkaya'nın öldürülmesiyle gündeme gelen Devrimci Karargâh adlı örgüt de Dursun Karataş'ın ölümünden sonra "DHKP-C'nin mirasçısı" olma iddiasıyla ortaya çıkmıştı. DHKP-C'nin gizli arşivindeki belgelerde eski başbakanlardan Nihat Erim, MİT eski Müsteşarı Adnan Ersöz, MİT eski Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas, emekli Orgeneral Hulusi Sayın, emekli Korgeneral İsmail Selen, Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz ve Tekel Bakanı Gün Sazak cinayetleriyle ilgili bilgilerin de yer aldığı belirtiliyor.



volture 11 Ocak 2010 18:15

İlkokul mezunları artık ehliyet alamayacak!


Geçen yıllarda 3 kez ertelenen değişiklik 2011'in Temmuz ayında uygulamaya geçiyor.

İlkokul mezunları 1996 yılından bu yana sürücü ehliyeti alamama korkusu yaşıyor. Geçen yıllarda 3 kez ertelenen değişiklik 2011'in Temmuz ayında uygulamaya geçiyor.

Yeni bir erteleme söz konusu olmazsa önümüzdeki yıldan itibaren eski sisteme göre ilkokulu 5 yıl okuyanlar artık ehliyet sahibi olamayacak. Uygulamaya karşı çıkan Sürücü Kursları Konfederasyonu Başkanı Dursun Önal, düzenlemenin amacının sürücü adaylarına en az ortaokul ya da sekiz yıllık temel eğitimi bitirtmek olduğunu söylüyor.

Sürücü kurslarının önümüzdeki günlerde bu düzenlemeyi yeniden gündeme taşıyarak kursiyer sayılarını artırmaya çalışacakları tahmin ediliyor.Sürücü adaylarının eğitim kalitelerini artırma amacıyla başlayan ehliyet almada ilköğretim (ilkokul+ortaokul) mezunu olma şartı 14 yıldır tartışılıyor. İlkokul mezunları sürücü belgesi başvurusunda ilk problemi 1996 yılında yapılan yasa değişikliğiyle yaşadı. Bu uygulama daha sonra 2000 yılına kadar ertelendi. Yaşanan itirazlar üzerine 31 Aralık 2004'e kadar ortaokul ya da sekiz yıllık temel eğitimi (ilköğretim) bitirme şartı aranmayacağı bakanlık tarafından sürücü kurslarına bildirildi. 2004'e gelindiğinde uygulama hayata geçti ve birçok vatandaş komşu ülkelerden yüksek fiyatlarla ehliyet aldı.

Mağduriyetlerin artması Milli Eğitim Bakanlığı'nı harekete geçirdi ve 5 Temmuz 2006'da 'ilkokul mezunu olmak yeterlidir' şartıyla uygulama 5 yıllığına yeniden ertelendi. Yaklaşık 1,5 yıl ehliyet alamayan ilkokul mezunları, bu ertelemeden sonra sürücü kurslarına akın etti. Bakanlığın verdiği 5 yıllık süre 30 Haziran 2011'de sona erecek. İlkokul mezunları ve ilkokul mezunu olarak daha önce ehliyet alan ancak ehliyetini yükseltmek isteyenler değişikliğin mağduru olacak.Önümüzdeki günlerde ilkokul mezunlarının sürücü kurslarına başvurularının artabileceğini söyleyen Sürücü Kursları Konfederasyonu Başkanı Dursun Önal, bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdi.

GEÇEN YIL 1 MİLYON KİŞİ EHLİYET ALDI
Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursları Birliği Derneği Genel Başkanı Vedat Şahin, Türkiye'de 1990-2008 yılları arasında her yıl ortalama 716 bin kişinin sürücü belgesi aldığını söyledi. Şahin, 2007 yılında yaklaşık 837 bin, 2008 yılında ise 954 bin 832 kişiye sürücü belgesi verildiğini ifade ederek, bu sayının 2009 yılında 1 milyonu aşmış olabileceğini söyledi.



volture 11 Ocak 2010 18:23

İnsan başlı oğlak şaşırttı!


İzmir'in Tire İlçesi'nde ölü olarak doğan oğlak, insana benzeyen yüzüyle veterineri ve görenleri şaşkına çevirdi.

Tire'de beş yıldır görev yapan 29 yaşındaki uzman veteriner hekim Erhan Elibol, bugün öğle saatlerinde, bir çiftçinin iki hamile keçisini doğum için ameliyata aldı. Sezaryenle yapılan doğumlarda ölü doğan oğlaklardan birinin insana benzeyen yüzü veterineri şaşkına çevirdi. Doğum sonrasında Elibol, anne keçilerin tedavisini tamamladı.

Gözlerine inanamayan Erhan Elibol, “Keçi yavrusunun kafası insan kafasına benziyordu. Henüz gelişimini tamamlamamış burnu, gülümsemeyi andıran ağzı ve göz çukurları bir insan yüzünü anımsatıyordu. Oğlaklar, alışılmışın aksine tek tırnaklıydı” dedi.

Sözlerine devam eden Elibol, “Hayvan doğum vakalarında çok nadir olarak görülen bilimsel adı ‘Malformasyon’ olan oluşum bozukluğu ile karşılaştık. Yaklaşık bir saatlik bir operasyonun ardından internette ve ders kitaplarını karıştırarak literatürde böyle bir olayın yaşanıp yaşanmadığını ve olayın sebeplerini araştırdık” dedi.

Daha önceki doğumlarda bu vaka gibi olmasa da, birkaç oluşum bozukluğu durumu gördüğünü belirten uzman veteriner Elibol, “Daha önce rastladığım vakalar inek ve koyunlardaydı. Çift başlı buzağı, el ve ayakları oluşmamış tek gözlü buzağı, beş ayaklı buzağı gibi oluşum bozuklukları ile karşılaştım. Ama böylesini ilk defa görüyorum.

Bu sananen cinsi keçilerin normal doğum zamanı gelmişti, fakat hayvanlar doğum yapamadıklarından sezaryene karar verdim. Sonra da bu durumla karşılaştım. Kafası ve yüzü insanı andıran oğlak beni ve sahibi olan köylü vatandaşı şaşkına çevirdi. Öğrendiğim kadarıyla böyle bir vaka en son Zimbabve’deki Lower Gweru kentinde yaşanmış. Olayın nedenini araştırdığımda ise sebebin, aşırı şekilde ve bilinçsizce kullanılan A vitamini uygulamaları olduğu bilgisine ulaştım” diye tamamladı.



volture 11 Ocak 2010 23:30

Sigaraya yine zam!


Sigarada fiyat artışları yeniden başladı. Maliye'ye tepki için geçtiğimiz günlerde önce zam sonra indirim yapan Philsa, bu düşük seviyelerde fazla kalamadı. Philsa, sırasıyla 5.50 lira ve 5.75 lira olan Kısa Marlboro ve Uzun Marlboro'nun fiyatını 7 liraya çıkarttı.

British American Tobacco da dün fiyatlarını artırmış, Tekel 2000'i 5.90 liraya, Tekel 2001 ve Viceroy'u da 4.5 liraya yükseltmişti.



Daisy-BT 12 Ocak 2010 02:08

Memati Yargıtay’a takıldı

Yargıtay çocuklara “Memati” isminin konulamayacağı kararını haklı buldu.

Cüneyt ve Nuray Torun çifti "Anıl" ve "Arda" adlı çocuklarına "Polat" ve "Memati" isimlerinin verilmesi istemiyle mahkemeye başvurdu.
Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada isteme ilk itiraz Cumhuriyet Savcısından geldi.
Savcı Ersoy Yüce talep edilen isimlerden "Memati" nin Arapça olduğunu, ölüm yada ölümcül anlamı taşıdığını, ismin çocukları ileride zor duruma düşürebileceğini, bu nedenle de genel ahlaka aykırı olduğunu düşündüğünü belirterek ve talebin yerine getirilmemesini istedi.

DHA’nın haberine göre yargılama sonunda Mahkeme de savcının görüşüne katılarak aynı gerekçeyle "Memati" isminin çocuklara konulamayacağına karar verdi. Dava kararının temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay da, mahkemenin verdiği kararı onadı. Böylece Türkiye'de çocuklara "Memati" adının konulamayacağı ile ilgili mahkeme kararı kesinlik kazanmış oldu.
ntvmsnbc


Daisy-BT 12 Ocak 2010 11:18

TV karşısında ölme ihtimali

Televizyonun başında çok uzun saatler hareketsiz kalmak, erken ölme riskini artıyor.


Avustralya'da 6 yıl boyunca herhangi bir kalp rahatsızlığı bulunmayan 25 yaş üzeri 8 bin 800 kişi üzerinde yapılan araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı.

Araştırmaya göre, günde 4 saat veya daha fazla televizyon karşısında kalanların, 2 saatten az izleyenlere göre kalp rahatsızlığından ölme ihtimali yüzde 80 daha fazla.

Bu kişilerin herhangi bir sebepten ölme olasılığı da az TV izleyenlere göre yüzde 46 fazla. Bunun yanı sıra televizyon karşısında harcanan her ek bir saat, kalp rahatsızlığından yaşamını yitirme riskini yüzde 18, genel sebeplerden ölüm riskini de yüzde 11 artırıyor.

Katılanların yaşları, sigara kullanımı, tansiyonları gibi sağlık konuları hesaba katıldığında bile bu oranların değişmediği belirtiliyor.

Sebebi hareketsiz kalmak

Bu "tehlikeli" durumun nedeni ise televizyonunun kendisi değil. Araştırmayı yöneten Dr. David Dunstan, sorunun, televizyon karşısında "yanlış oturmaktan" kaynaklandığını belirtiyor.

Araştırmaya göre, çok uzun süre televizyon izlemek, çok uzun süre oturmak anlamına geldiği için, bu sürede kaslar hareket etmiyor ve böylesine uzun süreli hareketsizlik metabolizmayı bozuyor.

Dahası, sonrasında egzersiz yapmak televizyon karşısında çok oturmanın getirdiği olumsuz sonucu telafi etmiyor.

Dunstan, insanların TV izlerken de aktif olabileceğine dikkati çekerek, reklam aralarında ayağa kalkılması, dolaşılması ve TV izlerken bazı egzersizler yapılması tavsiyelerinde bulundu.

Araştırmanın detayları American Heart Association Journal'in 26 Ocak sayısında yayımlanacak.

CNN Türk - 12.01.2010


volture 12 Ocak 2010 20:57

Reşit olmadan cinsiyet değiştirdi!


İspanya'da ilk kez reşit olmayan biri, mahkeme izniyle ameliyat olarak cinsiyet değiştirdi.

Verilen bilgiye göre, 16 yaşındaki bir erkek çocuğu, geçen Kasım ayında çıkan mahkeme kararından sonra Barcelona'da özel bir klinikte ameliyat olarak kadın oldu.

Mahkemenin, doktorların olumlu görüşünü aldıktan sonra ameliyata izin verdiği bildirildi.

Ameliyatı yapan doktor Ivan Manero, söz konusu kişinin 5 yıldır "cinsel deformasyon" yaşadığını belirterek, "Vücudu bir erkek olarak gelişme gösterirken, kadın kafasına sahipti" dedi.



volture 12 Ocak 2010 21:06

Fok ‘Badem’, Bodrum'a geldi


Muğla'nın Marmaris İlçesi'nde tutulduğu özel kafesten geçen hafta eş bulması için bırakılan Akdeniz foku ‘Badem’ Bodrum sahillerinde görüldü. Gümbet ile Bitez'deki balıkçı kayıklarına çıkarak dinlenen ‘Badem’ yine ilgi odağı oldu.

Aydın'ın Didim İlçesi'nde yaralı halde bulunup tedavi edildikten sonra korumaya alınan dişi Akdeniz foku Badem, geçen hafta eş aramak için özel kafesinden bırakılınca soluğu yine meskeni haline gelen Bodrum'da aldı. 3 yaşındaki Badem, Bodrum'un Gümbet, Haremtan ve Bitez koylarında avlanan balıkçıların kayıklarına çıkıp dinlendi. Badem'i görmek isteyen Bodrumlular akşam saatlerinden Bitez sahiline akın etti. Zaman zaman sahile çıkan bazen de balıkçı kayıklarının üzerinde dinlendiği görülen Badem ilgi odağı oldu. Balıkçı 34 yaşındaki Zafer Soylu, “Badem geçen yıl da Bodrum'a gelmişti, durumu çok iyiydi, insanların yaklaşmasından rahatsız olmadan 4- 5 tekne değiştirerek dinlendi. Sağlığı gerçekten yerinde” dedi.

Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Yönetim Kurulu üyesi ve Akdeniz Foku Araştırma Grubu (AFAG) temsilcisi Zafer Kızılkaya ise “Avlanan balıkçılarımızdan Badem için sabırlı ve anlayışlı olmalarını istiyoruz. Vatandaşlar da yaklaşıp Badem'i rahatsız etmesin. Badem’i doğal ortamında çiftleşmesi ve yaşamını sürdürmesi, üremesi için serbest bıraktık. İnsanlar yaklaşmadığı sürece tehlikeli olmaz. Ama ısrarla söylüyorum; insanlar ona zarar vermemeli. Yoksa saldırganlaşabilir” dedi.



volture 12 Ocak 2010 21:15

Tüm vücudu kan 'ağlıyor'


14 yaşındaki Hintli öğrenci Twinkle Dwivedi, sadece gözleriyle değil neredeyse tüm vücuduyla kan ağlıyor.

Uttar Pradeş'te yaşayan genç kızın, herhangi bir yaralanma söz konusu olmadığı halde, gözlerinden, burnundan, saç dibinden, boynundan ve ayak tabanlarından günde yaklaşık 50 kez kan geliyor.

Gazeteport'ta yer alan habere göre Twinkle "Ellerimden, gözlerimden, başımdan heryerimden kan geliyor. Kulaklarımdan burnumdan da. Kan gelmeye başladığında canım yanmıyor, ama bu beni biraz yoruyor ve bazen başım ağrıyor" diyor.

İngiltere'de çalışan Amerikalı çocuk doktoru ve kan uzmanı Dr. George Buchanan Twinkle'ın durumunu incelemek üzere Hindistan'a gitti.

Mumbai'deki Jaslok hastanesinde yatan Twinkle'yi ve ailesini ziyaret eden Doktor Buchanan, "Kafa derisinden ya da avuçlarından kendiliğinden kan gelen birini daha önce hiç görmedim. Tıp tarihinde bu konuda hiçbir şey okumadım. Yardım edebilmeyi umuyorum" diyerek şaşkınlığını dile getirdi.

Twinkle'nin hiçbir yaralanma ya da kızarıklık olmaksızın saç derisinden başlayan kanamaya şahit olan doktor, gözlerine inanamadı.

Buchanan, "Dokunulmamış deriden kan akması fiziksel olarak mümkün görünmüyor. Ama vücudunun hiçbir yerinde kesik ya da yara izin görmedim" diyor.

Twinkle'nin bir güzellik salonu işleten annesi, "Dua etmeyi ve doktor doktor dolaşmayı denedik. Bazen her ikisine de ihtiyaç oluyor. Onu böyle görmek beni yaralıyor" diyor.

Buchanan ve ekibi, Twinkle'a birkaç test uyguladı ve derisinde ufak bir kesiğe yol açarak pıhtılaşma süresini kontrol etti.

Testler, Twinkle'da pıhtılaşma bozukluğunun hafif bir türünün olabileceğini gösterdi. Ancak bu yine de kendiliğinden kanamayı açıklamıyor.

Doktor Twinkle'ın ya da annesinin bu kanamalara kendilerinin yol açıp açmadığını da sorguladı.

Twinkle, "Bunu ben yapmıyorum. Neden kendimi kanatmak isteyeyim. Böyle olmak istemiyorum. Okula gitmek ve normal bir hayat yaşamak istiyorum" diyor.

İki okulun kanamalar nedeniyle kendisini almaması üzerine en az iki yıl kaçıran Twinkle'ın demiryolu işçisi babası Aditya Kumar Diewdi, "Bu ailem için korkunç. Sadece onun daha iyi olması için yardım istiyoruz" dedi.

Uzmanlar Twinkle'ı kameralarla 24 saat izlemeyi ve kanamanın tüm aşamalarını kaydetmeyi planlıyor.

Genç kızın ailesiyle arasının gayet iyi olduğunu söyleyen Dr Buchanan "İçimden bir ses bunun daha önce hiç görülmemiş bir vaka olduğunu söylüyor" dedi.

Twinkle'ın gizemli durumu, yeni bir belgesele de konu oldu.

Geçen yıl gözlerinden kan gelen 16 yaşındaki Amerikalı Calvino Inman adlı gencin durumu gündeme gelmişti. Calvino da ABD'de doktorların incelemesi altında. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1263323615793&ids=%287098,24272,100086%29,%287098,24287,101221%29



volture 12 Ocak 2010 21:22

'Atlayacak bina mı bulamadın!'


Adapazarı'nda borcu yüzünden bunalıma girerek 4 katlı bir apartmanın çatısına çıkarak intihara kalkışan Mehmet Kılıç polisler tarafından ikna edilerek aşağı indirilirken, intihar girişimi sırasında bina sahibi, "'Atlayacak bina mı bulamadın. Eğer kiremitleri kırarsan sana sorarım" diye bağırarak onun çatıya zarar vermemesi için uyarıda bulundu.

Olay Adapazarı Adnan Menderes Caddesi'nde bulunan Bakkallar Durağı yakınlarında meydana geldi. İddiaya göre iş bulamayan ve birikmiş kredi kartı borçlarını ödeyemediği öğrenilen 26 yaşındaki Mehmet Kılıç alt katında dükkan üst katlarında ise daire olan 4 katlı binanın çatısına çıkarak intihar girişiminde bulundu.

Gencin binadan aşağıya ayaklarını sarkıttığını gören vatandaşlar durumu polise bildirdi.

Olay yeri kısa sürede meraklı vatandaşlarla dolarken bazı vatandaşlar cep telefonu ile aşağı sarkan genci görüntülediler. Bu esnada daha sonra adının öğrenilemeyen bina sahibi olay yerine geldi. Yaşlı adam çatıda bir ayağı sarkan genci görünce Adapazarı'nda çıkacak başka yer bulamadın mı buraya çıktın. Eger kiremitlerde bir şey olursa sana sorarım" diye bağırarak tepki gösterdi.

Çatıya çıkmak isteyen evsahibine polisler izin vermezken bina sahibi çatısında intihara kalkışan genci küfür de etti. Polisler tarafından ikna edilerek aşağı indirilen genci öfkeli ev sahibinden polisler kaçılırcasına araça bindirdi. İhtihara kalkışan genç habercilere borcu yüzünden intihara kalkıştığını söyledi



volture 12 Ocak 2010 21:32

'Marketlerde gizli zam yapılıyor' iddiası


Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Dinç, bazı marketlerin, nakit alışverişlerde, kuruşları para üstü olarak vermediğini, bunun da vergiye yansımayan "gizli zam" anlamına geldiğini belirtti.

Dinç yaptığı açıklamada, 2005 yılında paradan 6 sıfır atılmasıyla birlikte Türk lirasının 1 milyon kat değer kazandığını ifade etti.

Paradan sıfır atılmasıyla alışverişlerde kuruşuna kadar para üstü almanın mümkün olduğunu anlatan Dinç, "Marketlerde etiket fiyatında görüyoruz 1,99 lira. Bu, müşteri 2 lira verdiği zaman kasadaki görevlinin 1 kuruş para üstü vermesi gerektiği anlamına gelir" dedi.

Tüketicilerin bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Dinç, Ancak marketlerin kuruşla işlem yapmak istemediğini savundu.

Zaman zaman marketlerin para üstü verme konusunda 5-10 kuruşa kadar yukarı tamamlama uygulaması yaptığını belirten Dinç, şunları kaydetti:

"Bazı marketler nakit alışverişlerde, kuruşları para üstü olarak vermiyor. Bu da vergiye yansımayan gizli zam anlamına gelir. Tüketicilerin, peşin alışverişlerinde paralarını son kuruşuna kadar istemeleri gerekir. Özellikle marketlerin tüketiciyi aldatma yönünde gizli girişimi var. Bunlar tüketiciye saygı göstermeyen markettir. Bazı dönemlerde biz bu konuda eylem yaptık. Kasada paranın üstü tam verilmediği zaman, malzemeyi geri bırakıyoruz. Bunu diğer müşterilere örnek olsun diye yapıyoruz. Bazen bir kuruş için kasa görevlisiyle konuştuğum zaman, diğer müşterilerden tepki alıyorum. ’Bir liranın hesabını yapıyorsan, ben sana veririm’ diyen bile oldu. Kimse bu duruma düşmek istemez. Kimsenin 1 kuruşa ihtiyacı yoktur. Ancak para üstünün üstüne yatmak tüketiciye saygısızlıktır."

Avrupa ve Amerika’nın bu konuda oldukça hassas olduğunu dile getiren Dinç, "Kredi kartıyla yapılan alışverişlerde böyle bir sorun olmuyor. Peşin alışveriş yapan tüketici, para üstünden kuruşları çalınarak cezalandırılıyor" diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın da "Hep birlikte kuruşa sahip çıkalım" diye uyarıda bulunduğunu hatırlatan Dinç, para üstü istemenin ayıp olmadığını, alınmayan her kuruşun enflasyonda eksi değer olduğunu söyledi.

Ayrıca marketlerin kestikleri para üstlerinin 1 kuruş değil çoğu, zaman 3-4 kuruş olabildiğini dile getiren Dinç, şöyle devam etti:

"2007 yılında bir araştırma yaptık. Günlük bir kasiyerin ortalama bin adet fiş kestiğini hesapladık. Ortalama 2 kuruş dersek, 41 kasası bulunan bir market, günlük 82 bin kuruş yani 820 lirayı kasa fazlası olarak alıyor. Bu rakam aylık 24 bin 600 lira eder. Bu hesapta cumartesi ve pazar yoğunluğunu hiç saymıyoruz. Bu araştırmayı 2007 yılında yaptık. Aradan geçen zamanda değişen tek şey, para üstünden kesilen kuruş, o zaman 1-2 kuruştu, şimdi 3-4 kuruşları da kesiyorlar. Yani para üstü 5’in katlarının altındaysa parayı ödemiyorlar."

YTL ve YKr'lerin kullanımı
Dinç, 2010 yılı başından itibaren tedavüldeki paralardan "yeni" ibaresinin kaldırıldığını belirterek, "Bu konuda bir bilgi kirliliği var. ’Yeni’ ibareli paralar, 2010 yılbaşı itibariyle kullanılmayacak. Tüketiciler, ellerinde bulunan YTL ve YKr’leri Merkez Bankası ve Ziraat Bankası şubelerinden değiştirebilir" dedi.

8 Mayıs 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlana tebliğle E-8 emisyon grubu YTL banknotların 1 Ocak 2010 itibariyle tedavülden kaldırıldığını ve 1 Ocak 2020 tarihine kadar da Merkez Bankası ya da Ziraat Bankası şubelerinde değiştirilebileceğini ifade eden Dinç, 22 Ağustos 2008 tarihli Resmi Gazete’deki tebliğe göre de YKr’lerin 1 Ocak 2010 tarihinde tedavülden kaldırıldığını ve 31 Aralık 2010 tarihine kadar Merkez Bankası ya da Ziraat Bankası şubelerinden değiştirilebileceğini belirtti.

Dinç, "Yani kağıt paralar için 10 yıl olan zaman aşımı süresi, madeni paralar için 1 yıl olarak öngörülmüştür" dedi.



Daisy-BT 13 Ocak 2010 08:23

Haiti'de 7.0 büyüklüğünde deprem

Karaiplerin yoksul ülkesi Haiti şiddetli depremle sarsıldı. 7.0 büyüklüğünde meydana gelen depremde, bir çok binanın kullanılamaz hale geldiği ve enkaz altında binlerce kişinin olabileceği belirtildi.


Amerikan Jeoloji Kurumu (USGS), depremin merkezinin ülkenin başkenti Port-Au-Prince'in 22 kilometre batısında ve sadece 30 kilometre derinlikte olduğunu bildirdi.

Bölgeden alınan ilk haberlerde, Petionville bölgesinde bir hastanenin çöktüğü ve yıkıntı altında kalanların yardım çığlıklarının duyulduğu kaydedildi. Depremde ayrıca başkent Por-Au-Prince'deki bir çok binanın yıkılırken, yıkıntılar arasında binlerce ölü ve yaralı bulunmasından endişe ediliyor.

Amerikan Associated Press'in Haiti'deki muhabirleri 200 yıldan uzun süredir en şiddetli depremin meydana geldiği Haiti'de başkentin büyük oranda yıkıldığını söyledi.

Kenti otobüsle gezen muhabirler, Port-Au-Prince'deki durumun ciddi, can ve mal kaybının büyük olduğunu bildirerek, "caddelerin ceset ve kan içinde" olduğunu ifade etti.

Muhabirler, kamu binaların harabeye döndüğünü, binlerce insanın evsiz kaldığını belirterek, ağır yaralı olan bazı kişilerin caddelerde oturduğunu, depremin üzerinden saatler geçmesine rağmen hala doktor beklediğini kaydetti.

Depremde kaç kişinin hayatını kaybettiği henüz bilinmiyor ancak kurtarma çalışmaları tüm hızıyla sürmekte. Kurtarma timinde 52 Türk polis de görev yapıyor.

Kentte elektrik şebekesi çöktü


Merkezi başkentin 15 kilometre batısı olarak bildirilen deprem ve sonrasındaki güçlü artçı şoklar nedeniyle de Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Parlamento binası, bakanlıklar, katedral ve benzeri yüksek bir çok yapı yıkıldı veya büyük zarar gördü.

Elektrik şebekesinin de büyük ölçüde çöktüğü kentteki durumu "tam bir felaket ve kaos" olarak tanımlayan görgü tanıkları, yıkıntılar arasında yüzlerce insanın olduğunu, bu sayının binlerce de olabileceğini söyledi.

İletişim hatları devre dışı


Depremden sonra ülkedeki iletişim hatlarının devre dışı kaldığı ve bölgeden sağlıklı haber alınamadığı belirtilirken, uzmanlar büyük bir yıkım meydana gelmiş olmasından endişe ettiklerini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Port-Au-Prince'deki Amerikan Büyükelçiliği'nin kentteki normal ve cep telefonu hatlarının çalışmadığını bildirdiği kaydedildi.

Temaslar için Haiti'de bulunan ABD Tarım Bakanlığı yetkililerinden Henry Bahn, depremde her yerin sallandığını ve gökyüzünü toz kapladığını anlatarak, her taraftan bağırmalar ve yardım çığlıkları geldiğini bildirdi.

Bahn, her tarafta yıkılmış duvarlar olduğunu, kayaların yuvarlandığını, oluşan yarıklara yuvarlanan evler gördüğünü belirtti.

Reuters'in bölgedeki muhabiri de, başkentteki bir çok binanın çöktüğünü ve yıkıntıların arasında çok sayıda insanın bulunduğunu, kendisinin de bir düzine kadar ölü ve yaralı gördüğünü dile getirdi.

Haiti'nin New York'taki diplomatik temsilcisi Felix Augustin de, ülkesinde yakınları ve diğer insanları durumu için endişe ettiğini belirterek, durumu "İletişim mümkün değil. Bakanlığıma ulaşmaya çalışıyorum, ancak olmuyor, akıl alacak gibi değil" sözleriyle anlattı.

BM Karargahı'nı da vurdu

Haiti'yi vuran 7,0 büyüklüğündeki depremin ülkede bulunan BM Barış Gücü karargahına da büyük zarar verdiği bildirildi. BM Barışı Koruma bölümü şefi Alain Le Roy, "yıkıcı depremin ülkedeki BM karargahına ciddi düzeyde zarar verdiği, burada görevli BM personelinin çoğunun akıbetinin henüz bilinmediğini" söyledi.

Le Roy, halen karargahın uğradığı zararın belirlenmesi ve 'kayıp' personelin durumunu öğrenme konusunda çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Haiti'de 2004 yılından bu yana bulunan BM Barış Gücü'nün (MINUSTAH-BM Haiti İstikrar Misyonu) bugünkü personel sayısı 9 bin civarında.

BM kaynaklarına göre, MINUSTAH kapsamında toplam 2 bin 34 polis görevlisi bulunurken, bu güce destek olan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

Artçı şoklar sürdü


Amerikan Jeoloji Kurumu'ndan (USGS) yapılan açıklamada, deprem merkezi Port-Au-Prince'in 15 kilometre batısı ve 8 kilometre derinlikte olarak kesinleştirilirken, çok sayıda artçı şokun Haiti'yi vurduğu, bunların en büyüklerinin 5,9 ve 5,5 olduğu kaydedildi. Bu düzeydeki sarsıntıların geniş çaplı yıkıma yol açabileceğini belirten USGS uzmanları, bugünkü depremin bölgede kaydedilen en büyük yer sarsıntısı olduğunu ve büyük çaplı kayıp ve yıkıma yol açma olasılığının yüksek olduğunu dile getirdi.

TSUNAMİ UYARISI

Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi de, deprem sonrasında Haiti ile birlikte komşu ada ülkeleri Dominik Cumhuriyeti, Küba ve Bahamalar için tsunami uyarısı yaptı.

Merkezden yapılan açıklamada, bölgenin jeolojik geçmişi açısından değerlendirildiğinde geniş çaplı bir tsunami beklenmediği, ancak olası bir tsunaminin deprem merkezinden 100 kilometre uzağa kadar etkili olabileceği kaydedildi.

YARDIMLAR

ABD
, Haiti'ye ilk yardım ekibini gönderdi. Ekipte 72 kişi ve 6 arama-kurtarma köpeği bulunuyor.

ABD Başkanı Barack Obama, "dualarının ve düşüncelerinin Haitililerle birlikte olduğunu, gerekli yardıma hazır olduklarını" bildirdi.

Obama, "Durumu yakından izliyoruz ve Haiti halkına yardıma hazırız" dedi.

Üst düzey yetkililer tarafından yapılan açıklamada da, Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Yardım Dairesi (USAID) ve ordu yetkililerinin bir araya gelerek yapılacak yardım konusunda çalışmalara başladığı belirtildi.

Venezuela da Haiti'ye arama kurtarma ekipleri ile gıda, ilaç, içme suyu gibi insani yardım malzemeleri göndereceğini açıkladı.

Türk Kızılayı
, Haiti'deki depremin ardından Afet Operasyon Merkezi'nde "kriz masası" oluşturulduğunu bildirdi.

Yapılan açıklamada, "Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile koordineli olarak Haiti resmi makamları ve Haiti Kızılhaçı ile iletişime geçilerek taziye mesajları iletildi ve Türk Kızılayı'nın yardıma hazır olduğu mesajı verildi" denildi.

Açıklamada, bölgede ihtiyaç duyulabilecek insani yardım malzemesinin afet bölgesine ulaştırılabilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığı belirtilerek, Türk Kızılayı'nın gelişmeleri yakından takip ettiği kaydedildi.

Dünyanın en yoksul ülkelerinden...


Bu arada, Amerikan Jeoloji Kurumu (USGS) uzmanlarından Kristin Marano, bu büyüklükteki bir depremin Haiti'de 1770'lerden bu yana görülmediğini bildirirken, sarsıntı Haiti'nin sınır komşusu Dominik Cumhuriyeti ile Küba'da da hissedildi, ancak bu ülkelerde belirgin bir zarar meydana gelmedi.

Yaklaşık 9 milyonluk nüfusa sahip Haiti, dünyadaki en yoksul ülkeler arasında yer alıyor. Haiti, Türkiye ve dünya kamuoyunda son dönemde özellikle "halkın önemli kesiminin temel gıda kaynağının pişirilmiş çamurdan ibaret olduğu" yönündeki haberlerle gündeme gelmişti.

CNN Türk - 13.01.2010


Daisy-BT 13 Ocak 2010 08:41

Yağmur etkisini gösteriyor

Ülke geneli yağışlı geçecek.


Genellikle yağmur ve sağanak; Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu, Batı Karadeniz'in iç kesimlerinin yüksekleri, Kütahya, Afyon, Bursa, Bilecik, Sivas, Kayseri, Çankırı, Eskişehir ve Ankara'nın yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor.

Sıcaklık, Marmara ile Güneydoğu Anadolu'da 2 ile 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik beklenmiyor.

Rüzgar, genellikle güney ve güneybatı (Lodos), Marmara ile zamanla Batı Karadeniz ve Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğu (Poyraz) yönlerden hafif arasıra orta kuvvette esecek

CNN Türk - 13.01.2010


BiRuMuT 14 Ocak 2010 02:41

Türkiye Eurovision Kararını Verdi

TRT, Dün Eurovision Şarkı Yarışması Finalinde Türkiye'yi Temsil Etmek Üzere Manga ile Sözleşme İmzaladı.

55. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi Manga Grubu temsil edecek.

Edinilen bilgiye göre, bu yıl Norveç'te gerçekleştirilecek 55. Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmaya ve eserin ''sipariş usulü'' belirlenmesine karar veren TRT Genel Müdürlüğü, Türkiye'yi temsil edecek isim için geçen yılın Ağustos ayında çalışmalara başladı. İnternet sitesinde kamuoyu yoklaması da yapan TRT, dün Eurovision Şarkı Yarışması finalinde Türkiye'yi temsil etmek üzere Manga ile sözleşme imzaladı.

Manga, 3 eser hazırlayarak TRT yönetimine sunacak. Şubat ayı ortalarında toplanacak komisyon, Manga'nın Eurovision'da Türkiye'yi temsil edeceği şarkıyı belirleyecek. Şarkıya kamuoyuna tanıtılmasının ardından klip çekilecek.

39 ülkenin katılmasının beklendiği Eurovision Şarkı Yarışması'nın yarı final kuraları 21-23 Mart tarihleri arasında yapılacak delegasyon toplantısında çekilecek.

55. Eurovision Şarkı Yarışması'nın yarı finalleri 25 ve 27 Mayısta, finali ise 29 Mayısta Norveç'in başkenti Oslo'da yapılacak.


BiRuMuT 14 Ocak 2010 02:58

Google'dan tehdit!

Sanal dünyanın dev ismi Google, gerçek dünyanın dev ülkesini tehdit etti...

İnternet arama motoru Google, Çin’i insan hakları aktivistlerinin gmail hesaplarına düzenlediği siber saldırıları gerekçe göstererek ülkedeki faaliyetlerini sonlandırmakla tehdit etti.

Bu tepki, Google’ın eposta sistemi gmail’in Aralık ayı ortalarında bilişim korsanlarının saldırısına uğramasıyla gelişti. Saldırı, Google tarafından engellenmişti.
Kurumsal Gelişimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Hukuk Bölümü Müdürü David Drummond’ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan yazıda Google, Çin’i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etti ve büroları ile internet sitesini kapatabilecekleri konusunda uyardı.

Google yaptığı açıklamada, finanstan medyaya, kimyadan ve teknolojiye kadar 20 büyük sektörün bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade etti.
Şirket, gelecek haftalarda Çin Hükümeti ile arama motoru üzerinde sansürsüz çalışmak için görüşmelere başlayacağını açıkladı.

Google’ın bu yıl Çin’deki operasyonlarından 600 milyon dolar gelir elde etmesi bekleniyor. Google’ın Çin’de 338 milyonluk internet kullanıcısı bulunuyor.
Washington Hükümeti ise Çin’den bu konuda açıklama beklediğini bildirdi.
Google, internete ilişkin sıkı kurallar çerçevesinde, dört yıldır, Çin hükümetinin hassas saydığı alanlarla ilgili sitelere arama sonuçlarında yer vermiyordu. Google’un filtre uygulamasını kabul etmesi, tepkilere neden olmuştu.

Geçen yıl internet üzerinde konuşma özgürlüğünü kısıtlama çabaları, şirketin Çin’deki internet sitesinde sonuçları sansürlemekten vazgeçme kararı almasına neden olmuştu.



BiRuMuT 14 Ocak 2010 03:07

İlkokul Mezunları Ehliyet Alamayacak

İlkokul Mezunları 1996 Yılından Bu Yana Sürücü Ehliyeti Alamama Korkusu Yaşıyor.

İlkokul mezunları 1996 yılından bu yana sürücü ehliyeti alamama korkusu yaşıyor. Geçen yıllarda 3 kez ertelenen değişiklik 2011'in Temmuz ayında uygulamaya geçiyor.

Zaman'ın haberine göre, yeni bir erteleme söz konusu olmazsa önümüzdeki yıldan itibaren eski sisteme göre ilkokulu 5 yıl okuyanlar artık ehliyet sahibi olamayacak. Uygulamaya karşı çıkan Sürücü Kursları Konfederasyonu Başkanı Dursun Önal, düzenlemenin amacının sürücü adaylarına en az ortaokul ya da sekiz yıllık temel eğitimi bitirtmek olduğunu söylüyor.

Sürücü kurslarının önümüzdeki günlerde bu düzenlemeyi yeniden gündeme taşıyarak kursiyer sayılarını artırmaya çalışacakları tahmin ediliyor.

Sürücü adaylarının eğitim kalitelerini artırma amacıyla başlayan ehliyet almada ilköğretim (ilkokul+ortaokul) mezunu olma şartı 14 yıldır tartışılıyor. İlkokul mezunları sürücü belgesi başvurusunda ilk problemi 1996 yılında yapılan yasa değişikliğiyle yaşadı. Bu uygulama daha sonra 2000 yılına kadar ertelendi. Yaşanan itirazlar üzerine 31 Aralık 2004'e kadar ortaokul ya da sekiz yıllık temel eğitimi (ilköğretim) bitirme şartı aranmayacağı bakanlık tarafından sürücü kurslarına bildirildi. 2004'e gelindiğinde uygulama hayata geçti ve birçok vatandaş komşu ülkelerden yüksek fiyatlarla ehliyet aldı. Mağduriyetlerin artması Milli Eğitim Bakanlığı'nı harekete geçirdi ve 5 Temmuz 2006'da 'ilkokul mezunu olmak yeterlidir' şartıyla uygulama 5 yıllığına yeniden ertelendi. Yaklaşık 1,5 yıl ehliyet alamayan ilkokul mezunları, bu ertelemeden sonra sürücü kurslarına akın etti. Bakanlığın verdiği 5 yıllık süre 30 Haziran 2011'de sona erecek. İlkokul mezunları ve ilkokul mezunu olarak daha önce ehliyet alan ancak ehliyetini yükseltmek isteyenler değişikliğin mağduru olacak.

Önümüzdeki günlerde ilkokul mezunlarının sürücü kurslarına başvurularının artabileceğini söyleyen Sürücü Kursları Konfederasyonu Başkanı Dursun Önal, bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdi.

GEÇEN YIL 1 MİLYON KİŞİ EHLİYET ALDI

Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursları Birliği Derneği Genel Başkanı Vedat Şahin, Türkiye'de 1990-2008 yılları arasında her yıl ortalama 716 bin kişinin sürücü belgesi aldığını söyledi. Şahin, 2007 yılında yaklaşık 837 bin, 2008 yılında ise 954 bin 832 kişiye sürücü belgesi verildiğini ifade ederek, bu sayının 2009 yılında 1 milyonu aşmış olabileceğini söyledi.



Daisy-BT 14 Ocak 2010 09:49

Erciyes Üniversitesi'nde İbranice ve Ermenice bölümleri açılacak

Nevşehir Üniversitesi'nden sonra Kayseri'deki Erciyes Üniversitesi bünyesinde de İbranice ve Ermenice bölümler açılacak.


Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Metin Hülagü, Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde İbrani Dili ve Edebiyatı ile Ermeni Dili ve Edebiyatı bölümlerinin de aralarında bulunduğu toplam 6 yeni dil bölümü açtıklarını söyledi.

Prof. Dr. Hülagü, Türkiye'nin bölgesinde her geçen gün önemli bir aktör olarak dünya barışına katkıda bulunmaya çalıştığını belirterek, "Değişen dünya şartlarına bizler de bilim adamları olarak, üniversiteler olarak ayak uydurmak zorundayız. Türkiye ülkede açılım politikası izliyor, komşularıyla iyi geçiniyor, sınırlar teker teker kalkıyor. Aslında bu işlere üniversiteler altyapı oluşturuyor. Biz de Erciyes Üniversitesi olarak büyük bir sorumluluğu üstlenmiş durumdayız" dedi.

Hülagu, "Bugüne kadar kendilerine müteşekkir olduğumuz hayırseverlerimizin büyük katkılarıyla üniversitemizin fiziki altyapısı tamamlandı. Bundan sonra geniş ufuklu, uzun vadeli projeler üreterek bunların hayata geçirilmesi daha uygun olacaktır. Ülke ve bölgemizdeki siyasi ve sosyal sorunların çözümüne katkıda bulunabilmek için Erciyes Üniversitesi olarak Stratejik Araştırmalar Enstitüsü kurmak istiyoruz. Bu konuda YÖK'ün olurunu bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Öğretim üyesi aranıyor


Türkiye'nin bugün karşı karşıya kaldığı temel sorunlar konusunda bugüne kadar kurulmamış veya kurulmuş da atıl kalmış birtakım bölümleri Erciyes Üniversitesinde hayata geçirmeye çalıştıklarını kaydeden Hülagü, YÖK'ün izniyle 6 dil bölümü açtıklarını bildirdi.

Hülagü, "YÖK'ün izniyle Erciyes Üniversitesine İbrani Dili ve Edebiyatı, Ermeni Dili ve Edebiyatı, Hint Dili ve Edebiyatı, Urdu Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı ile Fars Dili ve Edebiyatı bölümlerini açtık. Bu bölümlere acil olarak alanında uzman akademisyenler aramaktayız. Gelecek eğitim döneminde faaliyete geçirmek istediğimiz bu bölümleri YÖK onaylaması halinde yabancı diller fakültesi çatısı altında ayrıca toplamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

CNN Türk - 14.01.2010


Daisy-BT 14 Ocak 2010 10:10

İlk yardım uçağı sonunda Haiti'ye ulaştı

7.0 büyüklüğündeki depremle sarsılan Haiti'de enkaz altında kalanların çıkarılması için çalışmalar başlatıldı. Gönderilen ilk yardım uçağı ise bir günlük bir gecikmeyle bölgeye ulaştı. Haitililerin depremin ikinci gününde en büyük sıkıntıları yiyecek ve içecek su bulmak. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği ülkede Birleşmiş Milletler Haiti Şefi Hedi Annabi de ölenler arasında.


7.0 büyüklüğündeki depremin vurduğu Haiti'ye içme suyu, gıda ve ilaç malzemesi taşıyan ilk yardım uçağı olaydan 1 gün sonra bölgeye ulaştı.
Başkent Port Au Prince'te arama kurtarma çalışmaları başlarken depremde ölenlerin cesetleri cadde ve sokaklarda bir kenarda toplanıyor.
İlk uçakla gelen az sayıda arama kurtarma ekibi de köpekler yardımıyla enkazda canlı kalabilenleri arıyor.
Doktorlar, depremden yaralı kurtulmayı başaranların susuzluk nedeniyle ölebileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Kızılhaç yetkilileri ise ülkede çıkabilecek salgın hastalıklara karşı önlem almaya çalışıyor.
Haiti Devlet Başkanı Rene Preval, ölenlerin sayısının 30 ile 50 bin arasında olduğunu söyledi.

BM'de önemli kayıp

Birleşmiş Milletler Haiti Şefi Hedi Annabi de ölenler arasında. Haiti Devlet Başkanı Rene Preval, "Büyükelçi Annabi öldü. Uluslararası topluma taziyelerimizi bildiriyoruz" dedi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un barışı koruma operasyonlarından sorumlu yardımcısı Alan Le Roy ise, Annabi'nin öldüğünü teyit edemeyeceklerini belirtti.

Aynı misyonda görev yapan 52 Türk polisinin sağlık durumuysa iyi.

BM: "16 personelimizi kaybettik"


BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Haiti'deki depremde şu anki bilgiler ışığında 16 BM personelinin öldüğünü teyit etti.

Ban, başta BM Haiti özel temsilcisi Hedi Annabi ve yardımcısı Luiz Carlos da Costa olmak üzere, 150 kadar BM personeline ulaşamadıklarını ve bu personelin akıbetiyle ilgili ellerinde bilgi olmadığını belirtti.

Şimdiye kadar kendilerine gelen bilgiye göre 16 BM personelinin öldüğünün teyit edildiğini ifade eden Ban, bunların arasında 3 Ürdünlü, 1 Arjantinli ve 1 Çadlı polis görevlisi ile 11 Brezilyalı askerin bulunduğunu söyledi.

Ban, yardımcılarından BM'nin eski Haiti özel temsilcisi Edmond Mulet'in yarın sabah BM'nin Haiti misyonunun başı olarak göreve başlayacağını bildirdi. Arama ve kurtarma operasyonlarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Ban, "Halen enkaz altında insanlar var, onları bir an önce kurtarmalıyız, hemen harekete geçmeliyiz" dedi.

Ban, Obama ile görüştü


ABD Başkanı Barack Obama ile de telefon konuşması yaptığını ifade eden Ban, Obama'nın, ABD hükümetinin Haiti'ye mümkün olan tüm kaynaklarını göndereceği yönünde garanti verdiğini belirtti.

Haiti'nin su, gıda ve barınağa ihtiyacı olduğunu belirten Ban, "Enkaz altında kalanlara ulaşmamız lazım" dedi.

Tsunami söylentisi paniğe neden oldu


Depremin yerle bir ettiği Haiti'nin başkenti Port-au-Prince'de dün gece tsunami söylentisi paniğe neden oldu. Bölgedeki AFP muhabirine göre, tsunami olacağı söylentisi başkentin banliyölerinden Petion-ville'de binlerce kişinin koşarak ya da arabayla yüksek kesimlere kaçmasına yol açtı.

Kaçmaya çalışan bir kadın, bazı kişilerin güçlü titreşimler hissettiğini, aniden çok soğuk olduğunu ve bazılarının suların yükseldiğini söylediğini belirtti. Adının açıklanmasını istemeyen bir otel müdürü de böyle söylentilerin yağmalamayı kolaylaştırmak için ortaya atıldığını iddia etti. Port-au-Prince'de suların yükseldiğine dair belirti bulunmuyor.

CNN Türk - 14.01.2010


Daisy-BT 14 Ocak 2010 11:57

ABD Pakistan'da medrese vurdu!: 12 ölü

ABD insansız savaş uçaklarının Pakistan Kuzey Veziristan'da bir medreseyi vurduğu, ilk belirlemelere göre 12 kişi öldüğü bildirildi.


Express 7/24 TV'nin haberine göre, Kuzey Veziristan'ın Garyom bölgesinde bulunan ve El Kaide örgütüyle bağlantılı olduğu sanılan bir medreseye ABD insansız uçakları tarafından iki ayrı saldırı düzenlendi, saldırılarda 12 kişi öldü.
Haberde medresenin tamamen yerle bir olduğu belirtildi.
Saldırılar, ABD'nin Pakistan ve Afganistan Temsilcisi Richard Holbrook'un Kuzey Veziristan'ın Svat bölgesine ziyaretiyle aynı güne denk geldi.
ABD'nin, 2008 yılından beri Pakistan topraklarında düzenlediği 77 saldırıda 750'den fazla kişi öldü.

'Hedef Taliban lideri'


Bu arada, düzenlenen füze saldırısının hedefinin Pakistan Talibanının lideri Hekimullah Mehsud olduğu ileri sürüldü.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir güvenlik yetkilisi Reuters'a yaptığı açıklamada "o civarda olduğu yönünde istihbarat almıştık" dedi.
Yetkili, saldırıda Mehsud'un ölüp ölmediğini belirlemek için araştırmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Başka bir yetkili, Taliban liderinin "hedef alındığını, muhtemelen öldüğünü" söylerken örgüt sözcülerinden biri yerel Dawn TV'ye yaptığı açıklamada, Mehsud'un saldırıdan birkaç dakika önce ayrıldığını ve sağ olduğunu belirtti.

CNN Türk - 14.01.2010



volture 14 Ocak 2010 16:11

Özür diledi ama hala susmadı!


Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’a yaptığı 'diplomatik ayıbın' ardından dün özür dileyen İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon bu sabah yaptığı açıklamayla kendisine yöneltilen eleştirileri reddetti. Sergilediği davranıştan İsrail’in karlı çıkacağını savunan Ayalon, 'Türkiye’nin artık yaptığı açıklamalarda daha dikkatli olacağını' söyledi.

Ayalon’un ofisinden yayımlanan açıklamada, “İsrail, Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın kriz süresince takındığı tavırdan fayda görmüştür. Bu tutumun sonucunda artık Türkiye yaptığı açıklamalara daha fazla dikkat edecektir” denildi. Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre yapılan açıklamada ayrıca, Ayalon'un, 16 milletvekilinin Büyükelçi Çelikkol’a özür mektubu göndermesinden rahatsız olduğu belirtilerek, “Türk liderliği her fırsatta, tek şuçu kendini Gazze’deki roket saldırılarına karşı korumak olan İsrail’e saldırırken neredeydiler? Şimdi de İsrail devletinin yanında yer almak yerine ve vatandaşlarının haklarını savunmak yerine özür mektubu yazıyorlar” ifadeleri yer aldı.

Ayalon yaptığı açıklamada, bu olayın ardından Türkiye ile ilişkilerin tekrar eski konumuna döndüğünü ifade etti.

Çelikkol’u makamında alçak koltuğa oturtup “yerini bilsin istedik” diyen Ayalon dün akşam bizzat Türk büyükelçiye gönderdiği özür mektubuyla iki ülke arasında neden olduğu krizi sona erdirmişti.
http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1263478244930&ids=%287098,24272,102133%29,%287098,24287,100793%29


volture 14 Ocak 2010 16:37

Gerçek aşkı bulana dek, 1.000 erkekle çıktı!


Hayatının aşkını arayan genç kadın, onu bulana kadar, beş yıl içinde tam 1.000 farklı erkekle çıktığını açıkladı...

26 yaşında, sekreterlik yapan Amy Hinkley, aşkı aramaya başladığında, bu kadar zorlanacağının bilincinde değildi.

Beş yıl boyunca hayalindeki adamı arayan genç kadın tam 1.000 farklı adamla randevulaştı. Hatta çıktığı adamlarla ilgili bir günlük bile tuttu.
Şimdi, tam 13 farklı "izdivaç" şirketi ile çalışıp, 5 bin Sterlin (yaklaşık 11.500 lira) harcadıktan sonra, hayatının aşkına kavuştuğuna inanıyor.

"19 yaşımdayken, 3 yıl boyunca çıktığım çocuktan ayrıldıktan sonra barlara ve kulüplere gidip, kendime yeni birini bulmaya karar vermiştim" diyor Amy, "Ancak birkaç ay sonra, bunun bana göre olmadığını anladım".

Online çalışan bir flört sitesinde profil hazırlayan Amy, bir ay boyunca erkeklerle sohbet etmiş, sadece ilgisini çeken birisini bulana dek. "Adı Steve'di, nazik, kendinden emin görünüyordu ve Tom Cruise'u andırdığını söylediğinde, kalbim yerinden çıkacaktı" diyor Amy.

"Telefonu bozuk olduğu için fotoğrafını gönderemiyordu. En sonunda yüzyüze görüşmeye karar verdik. Ancak Tom Cruise gibi birini beklerken karşıma 40'lı yaşlarında, şişman bir adam çıkageldi..."

Bu hayalkırıklıkları Amy'yi yıldırmamış ve genç kadın en sonunda Adam Want'ın profiline rastlamış.
Önce internet üzerinden gevezelik eden çift, ardından telefonda görüşmeye ve sonunda da yüzyüze buluşmaya karar vermişler. Amy'nin Adam'la buluşması, tam 1.000. randevusuna denk geliyordu.

Mutluluktan uçan Amy, "Bin farklı adamla çıktıktan sonra, en mükemmeliyle evleniyorum, nihayet. Ama kesinlikle buna değer, her ne kadar insanlar prensimi bulana dek çok fazla kurbağayla öpüştüğümü iddia etse de" açıklamasını yaptı.



volture 14 Ocak 2010 16:44

90 yıldır evliler


112 yaşındaki Abdullah Adıgüzel ile 110 yaşındaki Elif Adıgüzel 90 yıldır evli. 'Birbirimizi çok seviyoruz. Hiç kavga etmedik” diyen çiftin en büyük arzusu ise birlikte ölmek.

Abdullah Adıgüzel (112) ile Elif Adıgüzel (110) 90 yıl önce birbirlerini severek evlendiler. Malatya Yazıbaşı köyünde oturan çiftin şu an en büyüğü 85 yaşında olan 7 çocuğu, 113 torunu var. 90 yıldır aynı yastığa baş koyan çiftin aşkları hâlâ ilk günkü gibi taze. Elif Nine “Hiç kavga etmedik diyebilirim. Birbirimizi çok seviyoruz. Allah'tan tek dileğim birlikte ölmek” dedi.

‘AŞKLARI HEPİMİZE ÖRNEK’
Abdullah Adıgüzel de “Eşimin hakkını ödeyemem. Birbirimizin hayattaki dayanağıyız” diye konuştu. Çiftin 60 yaşındaki oğulları İsmail Adıgüzel “Annem ve babamın birbirlerini kırdıklarını hiç görmedim. Yüksek sesle konuştuklarını bile duymadım. Birbirlerine aşk ve sadakatleri tüm köye örnek olmuştur. Babam da annem de hep “O ölürse ben de ölürüm” der” dedi.



volture 14 Ocak 2010 16:52

Dünyanın gözü önünde vahşet
Denizin kıpkırmızı görünmesinin sebebi doğal iklim değişiklikleri değil; dehşet veren bu manzaranın sebebi ‘medeni insanların’ Calderon cinsi yunuslardan yüzlercesini aynı anda katletmesi…

Danimarka, Faroe Adaları’nda her yıl gerçekleşen bu katliamın başrolünde yetişkin olduklarını ispatlamaya çalışan yerli gençler var. Öldürerek ya da seyirci olarak, bölgedeki tüm halkın bir şekilde dahil olduğu bu vahşeti dünya ise görmemezlikten geliyor.

Calderon yunuslarının da diğer yunus türleri gibi insan canlısı olduğu ve çekinmeden insanlara yaklaştığı biliniyor. Böylece çekinmeden ölümlerine yüzen yunusların vücutlarına derin kesikler açılıyor ve kendi kanlarında boğulmaları için bırakılıyor.



volture 14 Ocak 2010 17:08

Kar İstanbul'a doğru ilerliyor


Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havayla birlikte başlayan kar yağışı, Edirne’nin Lalapaşa İlçesi’nde etkili oldu.

Kar kalınlığının 15 santimi bulduğu Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda ulaşım olumsuz yönde etkilendi. Van’da havaların soğumasıyla birlikte Van Gölü Havzası’ndaki sazlıkların buz tutması ve çevrenin karla kaplanması sonrası yaban hayvanlarının aç kalmaması için Çevre Orman Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Ekipler, kuşların yaşadığı bölgelere yem, yırtıcı hayvanların bulunduğu bölgelere de et ve kemik bıraktı.




volture 14 Ocak 2010 17:52

İstanbullular cumartesi gününe dikkat!


'İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti' etkinliklerinin resmi açılış töreninin yapılacağı 16 Ocak Cumartesi günü Pendik, Kadıköy, Bağcılar ve Taksim'de akşam saatlerinde bazı yollar araç trafiğine kapatılacak.

İstanbul Valiliğinden alınan bilgiye göre, Kıraç'ın konser vereceği Pendik'te Yalova iskelesinin karşısındaki Güldeste Caddesi, Mor ve Ötesi'nin konser vereceği Kadıköy'de Gazanfer Özcan Petrol Ofisinden itibaren otoparka doğru olan Albay Faik Sözener Caddesi, Zara'nın konser vereceği Bağcılar'da Ahmet Yesevi Caddesi, Esenler Caddesi'nden meydan istikametine doğru olan yol, Bağcılar Meydanı'ndan Bakırköy istikametine olan yol, Birlik Caddesi'nden meydan istikametine doğru olan yol, Bakırköy Caddesi'nden Bağcılar istikametine olan yolda 17.00-22.30 saatleri arasında araç geçişine izin verilmeyecek.

Tarkan'ın sahne alacağı Taksim'de ise 16.00-22.30 arası, Taksim Meydanı ve bağlantı yollarında trafik akışı kontrollü sağlanacak ve zaman zaman yollar araç trafiğine kapatılacak.



volture 14 Ocak 2010 23:24

Dikkat!.. 143 TL ceza ödemeyin!


Sokakta mendil satan çocuklardan alışveriş yapmanın artık cezası var..

İstanbul Haliç Köprüsü üzerinde temizlik işçilerince bulunan Bedrettin K.'nin (5), ailesi tarafından dilendirildiğinin ortaya çıkması dikkatleri sokakta çalıştırılan çocuklara çevirdi.

143 LİRA CEZA
Türkiye'de sokakta çalıştırılan veya dilendirilen çocuk sayısı 41 bine ulaşırken, bunların yüzde 98'i (30 bin 109) İstanbul'da yaşıyor. İstismar edilen küçüklerin sayısının her geçen gün artması yetkilileri caydırıcı önlemler almaya yöneltti. İstanbul Valiliği, 18 Kasım 2009 tarihinde yayımladığı kararname ile çocuk polisinin elini güçlendirdi.

Çarpıcı tedbirlerin yer aldığı karara göre sokak, cadde, meydan, gar, otogar, durak, tarihî ve kültürel mekânlar, ibadethaneler, inşaatlar, terk edilmiş yapılar, köprü altları gibi yerler barınmak amacıyla kullanılamayacak. Geniş yetkilerle donatılan polis, bu mekanlarda dilenen ya da çalıştırılan çocukların aileleri hakkında işlem yapabilecek. Kararın en can alıcı kısmı ise küçüklerden mendil, su, çiçek vb. satın alan vatandaşlara yönelik. Bundan böyle 18 yaşından küçüklerden mal ve hizmet (kâğıt mendil, çiçek, su, tartıcılık, ayakkabı boyacılığı) satın alanlara 143 TL para cezası kesilecek.

SOKAK ÇOCUKLARINA YENİ PROJE
"Sokağın Tehlikelerine Maruz Kalan Çocukların Korunması, Eğitim-Öğretimin Sağlıklı Devamı ve Kamu Esenliğinin Sağlanması" amacıyla yayımladığı kararnamenin çıkmasının ardından İstanbul'da sokaklarda dilendirilen veya çalıştırılan çocukların sayının azaltılması için çalışmalara hız verildi.

Çocuk polisi ekipleri, sadece 20 günde 486 çocuk ve ailesi ile ilgili işlem yaptı. Yeni dönemde çocuk istismarcılarıyla mücadelede kurumlar el ele verecek. İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'nün hazırladığı 'İstanbul Çocuk Koordinasyon Projesi' ile 9 kurum ortak çalışacak. Valilik koordinasyonundaki çalışmalara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, üniversiteler, Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet, Milli Eğitim, Sağlık, Sosyal Hizmetler ve Gençlik ve Spor il müdürlükleri ile İş-Kur katılacak.

Proje kapsamında, her kurum amacına uygun olarak yönergede belirtilen talimatlar doğrultusunda kendilerine mahsus 'kullanıcı adı' ve 'parola' ile geliştirilen veri tabanına giriş yapacak. Gerekli yasal izinleri alınan proje, 'Veri Tabanı' ve 'Çocuk Koordinasyon Merkezi' olarak 2 ana bölümden oluşuyor. Kurumlar, günlük verileri inceleyerek kendi görev alanına giren konularda çocuğun yüksek yararına uygun olarak yapılması gereken tüm faaliyet ve işlemleri yapıp sonuçları veri tabanına girecek. Verilerin yüklenme işlemlerinin tamamlanmasının ardından proje, önümüzdeki günlerde faaliyete geçecek.

7 BİN ÇOCUK HAKKINDA İŞLEM YAPILDI
İstanbul Çocuk Polisi son 4 yılda sokakta çalıştırılan, dilendirilen ve yaşamaya zorlanan çocuklarla ilgili istatistik yayımladı. Çocuk Şube Müdürlüğü 2006 yılından 2009 sonuna kadar, Bedrettin K. ve onu döven çocuklarla aynı kaderi paylaşan 7 bin 348 çocukla ilgili işlem yaptı. Bu çocukların 5 bin 377'si erkek, 1 bin 971'i ise kız. Bunlardan 5 bin 454'ü Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na, bin 894'ü ise ailelerine teslim edildi. Ayrıca 2008 ve 2009 yılında bu çocuklardan 21'inin ailesine uyarı ve para cezası verildi.

AMAÇ ÇOCUKLARI ÇETELERDEN UZAK TUTMAK
Valilik kararnamesinin genel esasları şöyle:
Sokakta yaşamak, çalıştırılmak, dilenmek zorunda bırakılan çocukların, beden, ruh ve ahlaki gelişmelerini, güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşamalarını sağlayarak, gerekli eğitimi aldırıp topluma faydalı birer birey haline getirmek.

Çocukları alkollü, içki, uçucu ve uyuşturucu maddeleri kullanma alışkanlığından, fuhuş, cinsel tacize uğrama, hırsızlık, yaralama, öldürme ve benzeri sokakta olabilecek muhtemel suç ve tehlikelerden uzak tutmak.

Okul, dershane, yurt gibi eğitim ve öğretim mekânlarıyla ilgisi olmayan şahısların, bu yerler etrafında bekleme yaparak, eğitim ve öğretimi doğrudan etkileyerek, eğitim ve öğretimin huzur ve sükûn içinde devamının sağlanması yoluyla muhtemel risk gruplarının ve çeteleşmenin önüne geçilecektir.

Kafe ve oyun salonlarına öğrenciler okul saatlerinde alınmayacaktır. İnternet kafelerde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini bozacak mahiyette oyun oynamaları ve ahlaki yapılarına zarar verecek sitelere girmeleri yasaktır. Bunun denetimi başta okul idareleri olmak üzere aile ve kolluk işbirliği ile sağlanacaktır.

Karara uymayanlar, eylemleri aykırı bir suç teşkil etmediği takdirde, Kabahatler Kanunu'nun 32'nci maddesi uyarınca 143 TL para cezasına çarptırılacaktır.

HEDEF 10 YIL İÇİNDE ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ BİTİRMEK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 10 yıl içinde Türkiye'de çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Dinçer, CHP Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür'ün, çocuk işçiliğine ilişkin yazılı soru önergesi üzerine TÜİK tarafından 1994, 1999 ve 2006 yıllarında Çocuk İşgücü Anketi hakkında bilgi verdi.

6-17 yaş grubunda 1994 yılında yüzde 15,2 olan ekonomik işlerde çalışan çocukların oranının 1999'da yüzde 10,3, 2006'da ise yüzde 5,9'a düştüğünü kaydetti. Bakan, Çalışma Genel Müdürlüğü'nce, ilgili tüm kurum ve kuruluşların katkılarıyla çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak 'Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi İçin Zamana Bağlı Ulusal Politika ve Program Çerçevesi' hazırlandığını aktardı.

Bu program ile "çocukların çalışma yaşamına girmesinde temel nedenleri oluşturan yoksulluğun ortadan kaldırılması, eğitimin kalitesi ve ulaşılabilirliği ile toplumsal bilinç ve duyarlılığın artırılması" gibi tedbirlerle çocuk işçiliğinin 2015'e kadar önlenmesinin hedeflendiğini vurguladı.



volture 14 Ocak 2010 23:30

9 metrekare büroyu 11 bin liraya kiraladı


Kırklareli'nin Lüleburgaz İlçesi'nde otobüs yazıhanesi işleticisi, daha önce ayda 250 TL ödediği yeri açık arttırmada bu kez 11 bin 600 TL’ye kiraladı.

Lüleburgaz Belediyesi’ne ait şehirlerarası otobüs terminalinde İstanbul Seyahat Acente İşletmecisi olan Taner Çolakoğlu, belediyenin açtığı ve kiracısı olduğu işyeri için ihaleye katıldı. Yazıhane için 12 kişi başvuruda bulundu. Ancak 5'inin evrakları eksik olduğu için ihaleye alınmadı. 7 kişinin katıldığı ihale sonucu yaklaşık 9 metrekarelik yazıhanenin aylık kirası 11 bin 600 TL'ye yükselince 6 kişi ihaleden çekildi ve ihaleyi Taner Çolakoğlu kazandı. Daha önce 250 TL aylık ödediği yazıhaneye 11 bin 600 TL'ye kiralayan Taner Çolakoğlu, şöyle dedi:

“26 yıldır şehirlerarası otobüs terminalinde acente işletmeciliği yaparak Lüleburgazlılar’a hizmet ediyorum. İhaleye çıkarılan yere ayda 250 TL kira ödüyordum. Belediyemiz yazıhanelerini yeniden ihaleye çıkardı. Ben de yeniden ihaleye katıldım. Ekmeğimizi kaybetmek istemediğim için, diğer katılımcılar bedeli yükseltmek zorunda kaldım. Gerçekten yüksek bir fiyat. Bu verdiğimiz kira bedelini kazanmak çok zor. Belediyemizden bu konuda anlayış bekliyoruz. Diğer yazıhanelerinin ihalelerinin tamamlanmasından sonra düşünüp bir karar vereceğim.”




Saat: 17:00

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık