![]() |
Sevdim seni ben daima, gündüzümle gecemle. Sana kır çiceğim dedim tüm sevgimle. Seni koparmaya kıyamadım güzelim. Seni varya? İlkbaharın güzelliğinden daha fazla sevdim...... Senin için yıldızlardan bir gökyüzü oluşturdum kalbimde..... Senin için yıldızlarla konuştum hep! ! ! ! Ve güzelligini,düşlerime resim yaptım. Düşlerimde hep sana baktım. Ve seninle avundum, Aynam sen oldun biliyormusun? Senin için aşk pınarı oldum...... sevgi suyu akıttım senin için... Ufacık dünyamda hep sen vardın... Niye diye sorarsan,,? Osarı saçların yokmu? Kaderimi bağladım uçlarına..... Hele o yeşil gözlerin yokmu ya? O yeşil bakışlarını.....,, Yüreğime perçinledim..... PERÇİNLEDİM.................de ondan feyzullah evcil |
Diyelim ki sessiz gecede poyraz… Sis çökmüş o heybetli dağlara; yurdun da kar altında, gözlerin gök- yüzünde bir dolunay. Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini. Seslere çarpmış sesin, ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin… Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik, bu hayat seni bir oyuncak sanıyor. Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak yasak, yarın yasak, düş yasak. Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında; bir çay bile ısmarlamıyor hayat! Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık; sis çökmüş güvendiğin dağlara... Kederli bir süvari ol, Orda, sen orda! Bıkma atını mahmuzlamaktan, bıkma bu ****lar panayırında berrak nehirler aramaktan… Yaslı bir kışa rehin düşse de günler, kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt; o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın. Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler; çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın… Kimi kanıyor şahdamarından, kimi bozgununda yetim dervişan, kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan… Yamalı yerlerinden kanıyor hayat, tutunduğun günlerinden soluyor hayat. Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın, salıver düşlerini ateşlere abansın! Tutunduğun günlerinden solarken hayat, bıkma atını mahmuzlamaktan; bıkma sendeki insan için, derin uçurumlar arşınlamaktan... Yaslı bir kışa rehin düşse de günler, bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden; bir gün kırlangıçlar geçecektir göğün genişliğinden. Yaslı bir kışa rehin düşse de günler, kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt, o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın; çünkü senin de bir ütopyan varsa, İ n s a n s ı n… Yılmaz Odabaşı |
Yokluğunu Öptüm ismail sarıgene http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif Kelimelerim kan revan içinde. Yüreğim yorgun, gözlerim solgun. Notaları öksüz bir şarkı gibi Ağlıyorum bulutların koynunda.. Ve kimseler görmesin diye, Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum.. Mürekkebimle yıkamıyorum Hasretinin karanlık duvarlarını... Gözlerimi kapattım geceye. Şiirlerimi hecelerinden vurup Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum. Bulanık sularda yıkıyorum Kan çanağı olmuş gözlerimi. Hasretin düşerken avuçlarıma, Mor tonları giydiriyorum Acıyı emen dudaklarıma. Sessizliğe bürünmüşken sevda, Baharlarda filizlenen taze dallardan Darağaçları sunuyorum yüreğime. Yokluğunu öperken dudaklarından Pusular kuruyorum aldığım her nefese.. Oysa umuda gülümseyen bu adam Boyun eğer miydi kanlı pusulara ? Diz çöker miydim karakışlara ? Ama yokluğunda Vuslatları öper gibi, Karanlıkları öpüyorum Adını ezberlettiğim dudaklarımla. |
Bana biraz hüzün ver usta, sek olsun! meyhanelerin dili olsa da, anlatsa bütün ayrılıkları pelin onay http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif bana biraz huzur, bir duble de rakı getir usta bir de değiştir şu plağı canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor hani şu damar dediklerinden ortaya da birkaç meze koy, kafi... hiç yiyesim yok aslında masa zengin görünsün... ağlarsam eğer sakın endişe etme bir sevdiğim vardır, ondandır.. çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet ben de olmuştum bir vakitler teselli ettiğim bile oldu anlamak için yaşamak gerekiyormuş teselliye ihtiyacım yok, sakın deneme sen bardağı boş bırakma yeter bu gece sarhoş olasım var, bu gece içesim var be usta..! sakın ha, o resme dokunma! o adam işte hala sevdiğim onsuz rakı içememde bilir misin, resimde gördüğünden daha güzeldir biz ne rakılar içtik onunla, bana mısın demedi soframızı görsen sen de kıskanırdın elbet ama sofra değildi önemli olan sohbet be usta, sohbet..! bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi, sen bilmezsin.. içim yanıyor usta içim hala bilmem neden gittiğini oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu ve kimsenin beklemediği kadar, bekliyorum onu.... gelmeyecek biliyorum bunu bilmek daha da acı pardon, gurur mu dedin..? yok be abicim, o ben de kalmadı başkasından sor istersen bende olan her şeyi ona vermiştim, bir daha geri gelmedi ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun doldursana be usta, koysana rakı... hesaplar peşin, sakın endişe etme içip içip de naralar atan, ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben alt tarafı biraz sendelerim ama düşmem.. ha, bir de şarkılar mırıldanırım şarkıların içinde çağıl çağıl akarım istersen kapat şu pilağı, ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım... yanlış görmedin ağlıyorum işte sorun yok, rahat ol... ağlayabilmek her yiğidin harcı değil hem sen bilir misin, asildir gözyaşları, hiç yere düşmedikleri için benimkiler de asil, sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için.. bakıyorum, seni de efkar bastı eeee, gönül kadınıyım ben ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana konuşurken ve severken, yüreğimi koyarım ortaya cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım, bütünlensin diye... o bunları görmek istemedi isteseydi kendimi de verirdim ona nedense hepsi birden, fazla geldi... yapma be usta bu şarkı söylenir mi şimdi...? “beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın” eh yani, tam da damarıma bastın ben şimdi sitem etmez miyim aşka..? bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama, bana daha fazla efkar yapma..! vakit doldu biz biliriz nerde durmamız gerektiğini demek sen de farkettin gözüm hep telefondaydı, doğru ama çalmadı üzülme, çalmaz.. süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi eğer o arasaydı, dudaklarım kilitlenirdi belki de hiç konuşamazdım... yok be usta, hesaba niye itiraz edeyim zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın senden daha başka ne isteyeyim..? gönlünü ferah tut, evin yolunu bulurum elbet tamam anlaştık bir gün yanlışla dönerse bana, beraber geliriz... seni unutur muyum hiç beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde yine gel demen hoşuma gitti, şımarttın gönlümü gelirim elbet, hiç kafanı yorma.. sen sadece şarkılara iyi bak rakıyı soğuk tut gönlünü ferah... kendine iyi bak kafi usta dedik bağrımıza bastık aşk bizi terketse bile, sohbetimiz baki... |
Güller yakışırdı ellerine Sevdalar yüreğine yakışırdı Dünyaların neşesini Sen gülümseyince Gamzelerin yüzüne taşırdı. Sen gelince Aydınlanırdı bütün akşamlar Ne de yakışırdı gözlerine karanlıklarda Işıl ışıl Işıl ışıl parlayan yıldızlar… Geçer karşıma Bir elin yüzünde dururdun Kalk yat demesem Yüzüme bakarak Saatlerce otururdun. Konuşmak sana yakışırdı Sesin şekerdi, baldı Her ayrılık vakti geldiğinde Niyeyse Hep benim gözlerim ıslanırdı. Bütün gülleri topladın Neşeleri hapsedip dudaklarıma öyle gittin Yıldızları da aldın birer birer Beni yalnız bıraktın Yalnız bırakıp karanlıklara öyle gittin. Oysa güller nasıl yakışırdı ellerine Sevdalar nasıl atardı yüreğinde Her şeyi götürdün de Bilmem niye Niye seni bırakıp da gittin yüreğimde Niye gittin. turgut uzdu |
Dört Mevsimi Bahar Yapardın çoğaldın, çoğaldın epeyce... zeliha gökkan http://grafik.izedebiyat.com/ikon/169.gif Çoğaldıkça sırtını çevirdin rüzgarlara Savrulmaların duruldu git gide Rüzgarları sen sandığın günler de geride kaldı Geride kaldı dalgalı denizler Ay ışığında yakamozlar Parlayan yıldızlar Yakan güneş ve Sen Şimdi sen; Uzansan da yıldızlara dokunamazsın Göğü ikiye bölüp yağmurlar yağdıramazsın Cıvıltılarla baharlar getirip Gökkuşağını çimenlere indiremezsin Deli taydın Dört mevsimi de bahar yapardın Rüzgarlara kafa tutardın Şimdi dağlar viran, sesiz Baharlar kimsesiz Neylersin..? Çoğaldın , Çoğaldın epeyce. |
ÇİĞDEM SEZER DÜNYA TUTULMASI GÜNLERİNDEN ilk gün: güneş ve ay yoktu avcumuzda parıldayan bir şeydi zaman kalbimin attığı kalbinde susmak kadar kalmaktı zaman. kaldık bir tek sözcük gelmedi ardımızdan nereye baksan oraya kadardı dünya el kadar tırnak kadar seni sen yapan ne varsa -ben baktıkça- bende sana benzeyen ay sende bana benzesin istedim içimde sana dönüşen ay ölüsüyle dolaştım gecenin sur diplerinde çözdüğümü düğümleyen bir ay var bedenimde |
BEŞ SATIRLA Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı. 1946 Nâzım Hikmet Ran |
Gece Bulutları... Gece bulutları gibi mahzun durma Paramparça... Birkaç damla gözyaşı Umutlara ve tüm sırlara... Huzurdasın üstünde insanların... Arasında yarılan ayların Kendi nefesinden uzak Ölümü öldüren canların... Delirmiş melek gibi Yakacaksın arşı Bil ki ağaçlar ayakta isyan da Karıncalar kıyamete gün sayar Karanlık da doymayan ervah da Birazdan ağaracak Nefret ettiğim günler Sayısı arttıkça Acizliğim ölüme göz kırpıyor Yapma böyle Çektiğin çileler adına Akan kanın kutsalına... Büyüttüğün hayatlarına Nefretimin verdiği acı Sevgimin intikamı biliyorum Acizliğimde hayatlarım... Ya peki ben? Nerde sığınacak eski limanım... Ve yol gösteren şimalım... Bülent Özdemir |
ÇAKIL Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeğe başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde... Bedri Rahmi Eyüboğlu |
| Saat: 12:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık