![]() |
İnsiye Ben, bilinmemesi gerekenlerin bilgesiyim; söylenmesi gerekenlerin ketumu... Durduğum yer, sezginin çıldırtan uçurumu. Konuşuyorsam, sonum olacağını bile bile; sözler çatıp bir gemi yapıyorsam, kaçırmak içindir sezdikçe bilinen, bilindikçe sezdiren birikimi, hep beraber kölesi olduğumuz algının yanıltıcı tufanından... Ben, köhne tapınakların esrik dervişiyim; kovuldukça aşk belenen. Müzmin insiyesiyim; hikmet içre olup hidayetten bihaber gezinen. Ve ben, ilacını bilip de bulamayan Lokman Hekim’im; bulsa da kullanamaz, yazgı aciziyim; ölümü getir bana ey eşsiz ab-ı hayat; çünkü ben, tılsımın değil perdeler ardındaki o büyülü formülün peşindeyim! Zafer Gün |
Kim ne derse desin sakin inanma Seni cok severim bunu bilesin Gerekirse tas basarim bagrima Baskasini sevmem bunu bilesin Ölümsüz sevgiyle baglandim sana Sen derman gibisin bedende cana Doyulmuyor senin tatli sevdana Ugruna ölürüm bunu bilesin Gözümü acarim yoksun yanimda Sevgin dolasiyor damarlarimda Murat alamadim sensiz dünyada Huzura ermedim bunu bilesin Ben neler duyarim kafama takmam Yakarim her seyi sensiz birakmam Yerine aglarim seni aglatmam Ben sana kiyamam bunu bilesin Sanki su ömrüme gaye olansin Birakma bu gönül askina yansin Atamam kalbimden icimde cansin Seninle yasarim bunu bilesin Sivasli zeki,nin ölmez sevdasi Neye yarar sen olmazsan dünyasi Güzelmidir bilmem mecnun leylasi Senden güzel yoktur bunu bilesin zeki kengel |
Aklıma düşmeye gör... Seynur İnal http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif Aklıma düşmeye gör Yeşil bir rüzgar gibi eser gözlerin Yüreğimden, çığlar düşürür... Özlemin, yıkar bentleri Gözlerimin nehirlerinden süzülür.. Aklıma düşmeye gör, Sevdaya uçan bir biçâre güvercin, Menzile varamadan vurulur... Yapraklarına, mahzun bir çiçeğin, İmkânsızlığın buseleri dokunur... Aklıma düşmeye gör, Hüzün makamında bestelenir sözlerin, gönlümün dilinde, söylenir durur... Asıp kanatlarına vuslatları, Uçar içimden vefasız kumrular, Bende kalan, yine hasretin olur... Aklıma düşmeye gör, Umutlarım gezinir Bakışlarının koylarında Ve Kapatırsın gözlerini ansızın, Vurgun yer yarınlarım, Gömülür ummanlara... |
Gün Eş Son U... Betonarme sözler yoğurdum umruma pul pul aktı haremden lal im dokunuşla dolayan gövde/mi gölgeme sır sıvayan ruhumdu şerare safirden ş e l a l e l e r e a k t ı cılız mıyım harcına kuyunun hani ya yardan uçkundu yankı şehlaya nazır pusdu hain duvar pir nur mu şahlanır usdaki sırattan ki ahreli kağıtlarına değin hak iz düşüm sesin yıldız yarası her seherde küresel kuzgun gözünde ahir demde döver ahı rüzgar adımlı kahin kar kaybeden kış hara karıştı usul usul çıt etti hilal siluetinde sin can alnın kılçığından koptu Lam Elif koyverdi damla topuzu leylim kirpik kirpik naçar yağmurun örümcek ilmeğinden pıt pıt tetik kesintisiz kurşuni güle güz sökünü gül/en az elmas yaprağı sancağında tek dal menekşe olsam ne geceye şafakta yetişmiş alaca huşu şuncacık mahmuz acısının ayrılık buluşu Araf''da kınımın ısırgan coğrafyası kırılgan duruşu pıtnağında şuncacık dur/u sayki ısırgan mahmuz göverir dostum göverir hörgüç sancıdan oysa dişiliği gocuntusuz ulu/sal kimliktir kamusal kemirisinde yağmalanmış şerhi ha Nar''dan yoksun Ay yılı harda ağmış gün eş sonu ha şakayık külünde bildinmi muktedir giz ötüşü darda... ırmak akarlı Anka doğurmanın yolu... Nursel Türkemiş |
Uçsuz bucaksız bir denizdi gözlerin, maviliğinde şimşekler çakan Bir kış güneşiydi gülüşün, zemheri ayazı günlerde içimi sıcacık ısıtan Bir kar tanesiydi tenin, dokunmaya kıyılamayan Bir anne tınısıydı sesin, kalbime nakış nakış ninniler okuyan. Bilseydi gözlerin bakmayı, elbet görürdü gönlümdeki sonsuz sevdayı Bilseydi gönlün yanmayı, elbet hissederdi içimdeki ateşten korları Bilseydi kulakların gerçekten duymayı,duyardı gecelerce adını sayıkladığımı Bilseydi kalbin benim için atmayı, işte o zaman yaşardım kana kana aşkını Ama sen gittin, ve ben işte o zaman bittim… Hani beni bırakıp gittiğin o gün var ya vefasızım Hani bir hiç uğruna gönlümü yıkıp gittiğin Yalnızlığıma yalnızlık katıp, çilemi bin kat arttırdığın o gün var ya İşte ben o gün bittim… Gönlüm hep karakış, baharı olmayan Gecelerim karanlık, sabahına ulaşamayan Ağzım lal olmuş, senden başka birşey konuşamayan Ve ben sen olmuşum, sensizliğinde seninle yaşayan Ben seni böylesine yaşarken kuytularımda Ben hayalinle avunurken hatıralarımda Ben rabbimden sonra taparken sana Sen gittin, ve ben işte o zaman bittim… tülay öksüz |
İkinci Tekil Yalnızlık - Kipi Kendinden Meçhul Şiir - N.Nedja İvanic http://grafik.izedebiyat.com/ikon/9.gif Şiir-geceler! amca Bir kağıt düşü çocuk bu geceler Adına yakın bir kafiye bulsam; Gizdüşümü olur kırık dökük heceler, çaresiz karanlığa kaçarım amca bir şiir daha düşmüş şu kaldırımlarda -Islak- belli ki yağmur yemiş güz yanından…. ben seni bulut-arar, şimsek çakar; korkardım ah çocuk yağmur yağsa susardım; kaldırımlardan gülücük toplardım…. şimdilerde ben şiir-çıplağım amca! utanır mı gece bir çocuğun gözlerinden…. -hadi ört üstünü çocuk şehir ıslak üşütmesin mısralar- utanır mı hiç şair çırıl-çocuk mısralardan… şehir susunca; ben şiir-ağlardım amca! Söndür şehrin ışığını çocuk, Açıkta kalır gözyaşların.. Bir gören olmasın; -vurmasınlar misketlerimizi- kan adımlar çocuk bu insanlar, bense şiir topallarım… kapat gözlerini ne olur amca okuma bu şiiri! ah çocuk bir bilsen vuracaklar herkesi saklan amca ne olursun önüm arkam sağım solum ah sen henüz öldürülmemiş bir çocuksun . . . amca sus yoksa şiir-oynarım…. hadi çocuk mısra-uyu, -sizde susun insanlar bağrışmayın-! amca görüyor musun? bak şehir! bak insan! yine mi gidiyorsun? görmüyor musun? şiir yağıyor geceye çocukların gözlerinden... hadi durma çocuk, soyun! çık dışarı! .. bu oynayacağımız son oyun gidelim mi buralardan amca çok korkuyorum ah çocuk şiir kovulduğum şehrin kaldırımları bu seni topluyorum duymuyor musun korkmayın ne olur insanlar ! Kaçışmayın sokaklara! küstürmeyin çocukları; kelime-ezilirim! amca kimseler yok ki kime bağırıyorsun . konuşmak kâr etmiyor düşen çocuk ben olunca -amca sen mısra mı ütüyorsun gecelerden? ah çocuk ana dilimi bırakıp gözlerinde, yine şiir susuyorum… |
Sen üzülme birtanem, Bu sana son sitemim. Bir sevda yeliydi esiverdi ansızın. Hasret ya,sen zannettim bir an...... .........Yürekten gelenlere dur diyemiyorsun .........Akıveriyor satırlara..... .........Alıp götürüyor beni sana. ..........Sevdamıza...... Aşk bu ya söyletir, Aşk bu ya dalarsın hülyalara....... .........Sen üzülme birtanem, .........Gerekirse ben giderim uzaklara.... Ne yazık. Yine bana hasret düştü senden yana, Anla işte yaralı bu yürek.....Ayrılıktan bu yana............... berrin adaş |
Annem ve Kırmızı Karanfiller Kâmuran Esen http://grafik.izedebiyat.com/ikon/27.gif Ne zaman ki görürüm soğuk bir kış gününde Dağ başına kar yağmış, buz kesmiş ortalığı. Senin sıcaklığınla içim ısınır anne! Bir kuş gagası ile yavrusunu beslerken O şefkatli ellerin bana dokunur anne! Her yağmur damlasında nurlu yüzün var anne Rüzgârda / saçlarımı okşayan elin gizli. Her yerde senden bir ses / gül nefesler geliyor Ne zaman ki karanlık bir odada kalırım, Resminden sızan ışık parlatır gözlerimi. Saksıda sardunyaya dokunsa parmaklarım O kadife tenini bulurum yaprağında. Seni saran toprağa basarken irkilirim İncitmekten korkarak o nazik bedenini Hayal etmek istemem seni ayak altında. Rüzgâr uğultusunda seslenmeni duyarım Zorlu hayat yolunda yürüyorsun yanımda. Hissederim / mutlaka dualar etmektesin Bir zamanlar gözünden kıskandığın yavrunu Bilirim / uzaklardan hâlâ gözlemektesin. İçimde kırmızı karanfiller büyüttüm senin için Ah ne olur gelip de doyasıya koklasan. Ellerinde tutsan uzun kış geceleri Sıcaklığım sinmiştir nasılsa yaprağına Dondurucu soğuklarda karanfille ısınsan Varlığını gittiğim her köşede duyarım. Dokunamam bedenine / tutamam ellerini Buluşacağımız günün hayaliyle yaşarım Sararım kollarımla bırakmam seni artık Başımı omuzuna dayayıp da ağlarım. Sırtını dağlara yaslayan ova bile Bereketli ellerini arıyor / bağbozumu. İşlediğin tarlalarda boynu bükük ekinler Doldurmuş hasretinle / doyurmuş başağını. Ne çare ki hepimiz yokluğunda tükendik Bekliyoruz ömrümüzün artık son akşamını. |
Aslında biliyorum Denizin mavisini tadını tuzunu O eşsiz albenisini yakamozunu Dalgalarının seriliğini Martıların sevincini Yosunların balıkların gizemini Aslında biliyorum DEĞER verilmediklerini Hani kim varki bir sahil köşesinde oturup denizin uçsuz bucaksız ufkuna bakarken Maziyi dalmamış hatılaları canlanmamış Acılarını anlatmamış hasterini dile getirmemiş Hatta bazen koynuna düşmemiş kim varki Martıları seyretmeyen varmı? keşke onlar kadar Özğür olsaydım diye düşünmeyen kim varki Sarmaş dolaş sevgileri seyretmeyen O sevgilerin kutsallığını bilmeyen kim varki Huzuru bulmayan kim varki sahil boyu dolaşırken Sıcacık yaz gecelerinde şarkılar söyleyip Çılgınlar gibi sarhoş olmayan kim varki? asiye atabaş |
AKŞAM Birden hatırlarsın, O da seni - - birden bazan: Nerde, ne yapar şimdi Parlar bir özlem anılar arasından. Bu akşam ne garip sözcük Sanki ilk duydum, yadırgıyorum: Akşam. Bilmem bulur muyum Yollara baksam? Söner yangın birazdan Yatışır özlem. Bir gün karşılaşırız Bir gün, bir yarım akşam. BEHÇET NECATİGİL |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık