![]() |
girdap sandıkta kan döküyor çarşaf kına tutmuyor cenazeden düğünün elleri töredir lâl gülüşte hızma yüzük parmağında dikenli tel geçit vermez ergin suyun hançeri rojin ömrüne yoksul puslu sadâ toprağın gelin öpen körpe kaderi sır akıyor gecenin omzundan beşikte kır kokusu oğul derya masaldır er kişiye aşk-ı muhabbet dökülsün ten uykusuna zülüf düş kenarında gül bakışlı oya rojin tanrı'nın sırça eli umudun güz dalında bir gölgesiz leylâ Ferhat Gülsün |
Gözlerim sızdırır acımı, Yüreğim aşk kaybetmekte. İnmez ellerim gök kubbeden... Kabul olmaz mısın? Bulamam seni! Hayalinle buluşunca sen, Hep üçüncü şahıs olurum ben. Bi çare izini sürerüm yollarda, Başka bir kalbe mi saklısın? Bulamam seni! Adımı senden duyunca Kendimle yeniden tanışırım. Vurulurum ansızın sokak ortlarında. Sımsıkı yumarım gözlerimi; Açarım... Bulamam seni! sedat tezcan |
Şairsin Saçlarımda Berfin Toprak Hangi avucuna sığdırayım şimdi bu kuşu Seni hangi sözcükle özetleyeyim Kimin türküsünü dinlesem senin melodik sesin Sesini hiçbir dize anlatamıyor kahretsin Gözlerin hiçbir ayak izi barındırmamış bir dağda Esmer açan bir çiçek Koklanmaz, koparılmaz, dokunulmaz… Bak yine kalemimin ayağına dolaştı harfler Bak yine parmak uçlarında bir güvercin yine esmer Benim saçlarım saman kâğıdı Ve sen yine şairsin saçlarımın her telinde kaleminle |
Sonsuz Şiirsin Sen fırtınalı havalarda açılırdın denizlere yüreğin yorulurdu aşk dönüşleri pamuk pamuk beyaz güller ruhunda tek yaprağı yanar döner ebruli ne mümkün anlatabilmek seni bir kelebeği anlayabilmek ne mümkün bilirim incinirsin avuç içlerinde yağmurlar kanatlarına hüzün ruhunu donatan o beyaz güllerin yanar döner ebruli yaprağından dizelerime siner kokun sonsuz şiirsin sen çoğalır çoğaltırsın bir gün her şeyi alacaklar üstümden aklım düşlerinde kalacak şeftali çiçeğim kimse benden alamayacak bir şeyi boynunun kuşatan sıcaklığıyla gideceğim İhsan TOPÇU |
Neden geldin küçüğüm? Minik minik ellerinle, Ufak tefek bedeninle, Dünyadan haberdar olmayan yüreğinle, Neden geldin? Sana hayatı anlatmalıyım. Karnını bile doyurmadan önce; Belki yol yakınken, Dönmek istersin geldiğin yere Bu vebali taşımak istemiyorum. Bak küçüğüm! Hayat denen bilmece O kadar zordur ki, Aklın şaşsa da çözemezsin. Başına gelecekler Sırasıyla bir bir gerçekleşir de Sonunda iyi bir şey göremezsin. Sen küçükten, Kendini her duruma Hazırlaman için anlatıyorum. Dediğim gibi pişman olmayasın benim gibi. Mucuk mucuk gözlerini, Zerre kadar kulağını açta iyi dinle. Bir kere hayata karamsar bakma. Hep sev dostlarını, Güneşin doğuşunu, Civcivin ötüşünü, Ağacı, yaprağı; Kısacası börtü böceği. Sev ki göresin. Analar ne yiğitler doğurmuş Ama yüreğini kof koymuş Sev ki elmas diye Dokunmaya kıyamadığının Yanında kül kadar Değerinin olmadığını göresin. Sev ki hayatının baharında, Benim gibi yaşamadan ölesin. cuma yat |
Karanlığı Islıkla Geçerken 1. şu çirkin gecenin sözde sessizliğinde bilirim kuşlar ölür suskunsa gün geceler korkmalı pusularımdan yarına bir kuş öter içime sakladığım 2. zor sığmak güne zamana kanat olmadan sığınır tüm beyinler geceye de sokulgan göğüslerini tadarız geleceğin 3. kaçmışsın diye fırtınadan sevinme limandaki kaptan ha demirlemiş limandasın bugün ha dibini boylamışsın denizin 4. kuyularımızda boğduk yangınlarımızı göçebe köprüler kurduk engellerimize 5. insanlığın tarihiyim ben birikmişim güne bugün burdayım yarın başka yerde 6. içimizde uzayan derinlik güne başlarken gökyüzü sabah 7. şimdi bir kuş öter öter de yetişemez sesine karanlık erir arayışla deler çıkmaz sokağı bir mutlu aralık 8. bu sus ağacında bunca insanın işi ne sürekli çıkıyorlar çıkıyorlar ama kendileri yok İhsan TOPÇU |
Adı Ne Olmadığın Mevsimin? Üşüdükçe, uzuyor gece... Sis çöküyor içime! Uzadıkça, üzüyor gece! Mevsimler dökülüyor Kurşun rengi ağaçlardan Kavruk sarı! Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında! .. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi bomboş avuçlarım... Korkuyorum; İçime bakmaktan! ..... Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını? Üşüdükçe, uzuyor gece... Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben 'bir' olurduk... Bir 'bütün'lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil... Az değildik bir iken; fazlaydık ve yoğunduk... Çoğulduk ve zengindik... Çoktuk bir'ken! Ya şimdi? .. Topluyorum, topluyorum, toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla... Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla 'iki' etmiyor! Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın! Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksan dokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor! Üşüyorum... Üşüyor gece... Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime! Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde! ..... Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız... Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi... Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını! Adı var da her şeyin Ne deniyor olmadığın mevsime? Bilmiyorum... Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim... Muammer Erkul |
Gül Yüzlüm ismail sarıgene Uzaklardasın biliyorum. Acılarını kaynatırken isli kazanlarda, Hasretini kaç kez kundakladım geceye. Kaç kez adını yazdım yüreğimdeki son kelepçeye. Vuslatlarımı adamışken ömrüne, Sabah ezanında gözlerinle doğ Kırık pencereme.. Korkma gül yüzlüm. Ayazlar vursa da gönül bahçemize, Bakışlarını yüreğime, Adını dilime mühürlemişken Sevdanı sökemezler ki dudaklarımdan. Ve sen acılarıma gülümse yeter ki; Avuçlarından bal niyetine içeyim zehirleri, Gözyaşın diye tozlu dudaklarımla emeyim nehirleri. Yeminliyken gözlerin gülümsemeye, Bırak aksın mürekkebin satırlara.. Öyle bir aksın ki, Susuz ciğerlerim mutluluğu icsin Zümrüd- ü Anka'nın avuçlarından. Dertlerime derman olsun diye gülüşlerini iciyorken Bırak karanlıkların icine göm beni. Ne de olsa toprakta filizlenip Bir gün gözlerinin icine doğacağım. Bir kez olsun ağlarsan bensiz, Ömrümün zulasına astığım kefenleri öpeceğim. Bir gün benden önce göçersen Bu fani alemden Meleklerin kanadından Usulca toprağındaki ciceklere düşecegim. |
BUNALIM İKİLİKLERİ kuşkusuz yıkar engellerini yüksekten akan su nasıl taşıyabilirim kendimi kaynağıma sınırlarını aşarak bilimin nasıl dönüştürebilirim gülü anında gül bahçesine sanki içlerine sinmiş tarih nasıl öğrenebilirim duvarların saklı dilini son nefesimi vermeye az kala nasıl takılabilirim masum bir kelebeğin ardına en gelişmiş laboratuvarlara götürerek zamanı nasıl çoğaltabilirim bir saniyenin ömrünü sorular çocuklarındı en çok / yanılmışım nasıl azaltabilirim onları yaşlandıkça bir şey var bir türlü çözemediğim nasıl kaldırabilirim hayatla aramdan zamanı kör olası yanlışlarımın da nasıl anlatabilirim doğrularım kadar önemli olduğunu çocuklarımın ve eşimin tutkusunu bile bile nasıl fırlatabilirim pencereden televizyonu olacağı buydu demeden nasıl yok edebilirim yok etmeden dünyayı ey yaşam kırık anlar toplamım nasıl barıştırabilirim beynimle yüreğimi kılları çok sevdiğimden değil ki sakalım nasıl inandırabilirim kendimi eskidiğine yüzümün düşlerim benim sonsuza dokunan sorularım nasıl koşabilirim önünüzde ah nasıl gençliğimde günah saydıklarımdan bazılarının nasıl söyleyebilirim aslında güzel şeyler olduğunu dönüşsüz yollarım çıkmaz mağaralarım nasıl soluklanabilirim günsüzlüğümde sivri kayalıklı uçurumlara takılı kaldım nasıl tırmanabilirim kanayan yerlerimle ihsan topçu |
Istırap veriyor artık bana geceler Kanıyor yüreğim,acılarım başlıyor gün indiginde Yinede seviyorum seni acılarımı paylaştıgın için. Bazen çok karanlık oluyorsun. Hep karanlıkta olsan seviyorum seni Duygularımı sende anlatıyorum çünki Temiz aşkımı,yalın sevgimi Sevdigimin sarı saçlarını sana anlatıyorum çünki Sevdigimin omzuna elimi atıp, Ona seni seviyorum dedigimi, El ele sahildegezdiğimizi, Denize beraber taş kaydırdıgımızı,Hep sana anlatıyorum. Onsuz gecelerde içimin kanadığını Dalga dalga gelen yalnızlığımı sana anlatıyorum. Istırap versede GECELER´i çok seviyorum. feyzullah evcil |
| Saat: 02:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık