![]() |
SONSUZ ELEMDİR Derdimi ben nasıl söylesem sana Her yeni gün sensiz benim çilemdir Hükmeder hasretin sevda çağıma Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir Seher renkli yaprak, taze çiçeğim Korkarım, solarsın sarmaz kucağım Bilmezsin, bir güneş kadar sıcağım Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir Derbeder etsen de kalmasa halim Beni, öldürse de hüzün işgalin Aklımdan çıkmıyor yüzün, eşkalin Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir Ayrılık kucaklar sen yanımdayken, Yokluğun da söyle, ne yapayım ben Feragat etsem de kalan ömrümden Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir Ayrılık kucaklar sen yanımdayken, Yokluğun da söyle, ne yapayım ben Feragat etsem de kalan ömrümden Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir İlk yağmur damlası tuana gibi Mahşer yatağın da bir zemzem gibi Seni özlüyorken bir çocuk gibi Gönül bağım sensiz sonsuz elemdir Bu kaçıncı rüya gördüğüm sensiz, Kelimesiz, harfsiz konuştum sensiz Ellerim, yüreğim, sözlerim, sensiz... Gönül bağım sensiz, sonsuz elemdir… Sinan ITIR |
Gidersen Yıkılır Bu Kent Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor Bir de seni ekliyorum susuşlarıma Selamsız saygısız yürüyelim sokakları Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız Yüreğimize alırız onları, ısıtırız Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam Gidersen kar yağar avuçlarıma Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür Bir tufan olurum sustuğun her yerde Ahmet Telli |
Geceler Sanki kâbus anlarım Gündüzlerse Hepten anlamsız Özelliği yok kırmızı güllerin Kokusu yitmiş Menekşe ve çiğdemin.. O aradığım yalnızlık Zevkle dolaştığım yollar Dilimden düşmeyen şarkılar Şimdi bil ki Her şey ağıtlaşmış Eşini yitirmiş kumruları düşün ve sevgilisinden ayrı sevgiliyi Anasından ayrı yavruyu düşün ve beni düşün Senden ayrı.. Geceler ve gündüzler Yine yalnızım sen olmayınca Güçsüz ve dertliyim ve garibim unutulmuş.. Yıldızların güzelliği beni doyurmuyor ve gecenin gizemli düşleri Güneşin parlaklığı Şu yaşam Hiç bir şey Teselli etmiyor beni.. Seni Sevgini arıyorum Sesini gülüşünü arıyorum Gülmek istiyorum artık mutlu Seni arıyorum. ayhan hız |
Bu gece düşlerinde yer ayır bana. Dışarıda kalırsam, Donar kalırım. Uzaklardan, Çok uzaklardan geleceğim kapına… Vallahi darılırım. Bu gece düşlerinde yer ayır bana. Anlatacak neler var neler… Duydukça insan şaşırır kalır… Hem ağlar, Hem güler!.. Bu gece düşlerinde yer ayır bana. Bu gece mutlaka çıkar gelirim. Benim ne yapacağım belli mi olur. Ben Tescilli deliyim. Bu gece düşlerinde yer ayır bana… O rüyayı birlikte görelim… Sana sevgiler getireyim Çocukluğundan. Bu gece kurtul korkularından, Sana mutluluklar vereyim. Bu gece, Son kez bu gece, Görmek istemediğin düşlerinde yer ayır bana; Seni uyurken seyredeyim… Bu gece, Her gece olduğu gibi, Yine geldiğim yere döneyim. Çetin ÖZDEMİR |
Kurak geçen bir yılın ardından Denizi gördüm Koştum belime kadar Kokusunu içime çektim Yanak yanağa verdik sonra Dayadım ağzımı baktım tadına Attım kendimi geriye heyecanla O hızla karaya vurdum Bir açtım ki gözlerimi bulutlar Nasıl baktıysam hala dinmedi yağmurlar nesrin cansever |
Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi… Ama; kendimden bile önce tanıdığım… Her saniye yeniden doğmak gibi… Ama, asırlardır süren… Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu… Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu… Ilık avuçlarında, kar taneleri… Güneş sıcağı, gözleri… Ve sözleri… Ve sesi… Böyle olmalı aşkın tarifi… Ki, tarif edilememeli… “Resmini çiz!” deseler… Bacası tüten bir ev belki… Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir… Veya kaldırımların kanına giren… Aşkın ayak sesleri… “Resmini çiz!” deseler… Her köşe başı ıhlamur kokar… Yağmur kokar… “Resmini çiz!” deseler… Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm… Veya… Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları… Gizli ve mahcup… Aşk, istemektir belki… Belki bir ticaret; pazarlıksız… Bedeli kalbinizdir… Bedeli herşeydir… Sonrası bir uzun yolculuk… Sonrası; nasip! Tarifini sorsalar…. Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi… Az kalsın ölüyormuşum gibi… Murat Başaran |
gecenin bütün sessizliğine inat bütün şarkılarını çaldım sensizliğin ve yalnızlık hiç sıkılmadı kederine tek suçu sevmek ise deniz'in memleketi birkaç gün içinde verilir annesine hüvviyeti birde asılı kalan sade bedeni bir tek suçu sevmek ise benim belki de veremeyecek cezamı hakim en ağırından sensizliğe hüküm giyeceğim en ağırından yalnızlık nâzım dizesi olacağım belkide can baba'nın ettiği bir küfür bile koymadı sensizliğe gecenin bütün sessizliğine inat unuttum gözlerindeki yalancı maviyi unuttum seni, sevgini ellerine dokunmayalı dört yıl oldu gözlerini görmeyeli dört dakika hâla saklıyorum gözlerini hücremde her ceza yediğimde devriyeler kapayıncaya kadar pencereleri bakıyorum, öpüyorum resmini en ağırından sigarasızlığa hüküm giyen bir tiryakiyim belkide zira tütün kadar yalansın hem içimi dolaşırsın hem gidersin pencereden sessiz, sedasız, ürkek belki hep beni düşünerek uyku tutmuyordur geceleri sen unutmasanda unuttum seni ne gözlerini, ne de gülüşünü tutmuyorum artık tek bir sözünü herkeze veriyorum gönlümü hep aldatıyorum uzaktaki sen'i sonra ellerimde kelepçe dizlerim tutmuyor bu hücrede sensizliğe mahkum ettim kendimi her sabah dayakla uyanmak değilde her sabah sensiz uyanmak koyuyor belki de oysa ne kadar sevmiştin beni iyi yaşatmak için çocuğunu etini satan bir ****** gibi nasıl unuttuysa insanlığı öyle unuttum seni öylesine u n u t (a m a d ı m) t u m ellerini.. deniz alagöz |
ANNEM Bir güneş doğuyor annem anadolu ufuklarından Çırpınıyor ışıkları engelliyor dağlar Haince esiyor hasret rüzgarları amma İçi körükleniyor sıcaklığınla yavrunun ANNEM Düşlerimden çıkmaz oldun seni arar oldum Şefkat dolu kollarını sıcak kokunu özledim Nice dostlar uzatır teselli elini başıma Sen başka okşarsın yavrunun başaklarını ANNEM Bir yıldız doğdu, parlar tepemde göreedim Teselli ışığı uzandı, çok uzaklarda sezemedim Yağmuru damlar sis' inden, saçıma düşmeden kurumuş Tanrıya dua etmiş mutlu olmam için ANNEM Yollar engel olur, dağlar düşman olur Mutluluk Çeşmen aksın zaman esir olur Belki bedenim burda ruhum yanında olur Hiç bir engel yıkamaz,bir gün kucağındayım ANNEM İ.AKMAN |
İnsan ölür ama fikirleri yaşar, ilkeleri bayrak olup ülkeleri aşar eğer varsa ... İnsan toprağa gömülür ama ışıltısı bin yıllar sürer .. aydınlatır, yol gösterir .. ona yalnız yarasalar saldırır, yalnız kış uykusuna yatanlar küfreder .. ondan yalnız baykuşlar korkar eğer cevherse ... İnsan bir avuç toprak olur .. ister Anıttepe’de gömülsün, ister Duatepe’de.. mezarı ister Anıtkabir olsun, ister bir mermi parçası altındaki tümsek değişmez .. eğer gerçek kimliği babaların kanında, anaların sütünde, bebelerin beşiğindeyse ... İnsan yok olur ama sevgisi dünyaları kucaklar .. eğer gerçekten sevmişse kendinden çok başkalarını ... Ona ister Mustafa deyin, ister Mustafa Kemal, ister Gâzî Mustafa Kemal, ister Atatürk değişmez .. eğer adı onu değil o adını yüceltiyorsa ... 10 Kasım 1993 S. Halûk UMAR |
SEVGİLİYE........ IŞIĞIMSIN SEN BENİM BEN SENİN PERVANENİM SENİN DELİN DİVANEN DEĞİL DE YA BEN NENİM SEVDİM AMA.... BİLMEMKİ !!!! NEYİN NESİ DEMİŞSİN. MECNUNDAN DAHA MECNUN BİRİ VARSA O BENİM.... SCANNER_11 |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık