MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

BiRuMuT 15 Ocak 2010 01:44

Çin'den Google'a Yanıt

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yu, Çin'de İnternetin Özgür Olduğunu İleri Sürdü ve "Yabancı İnternet Şirketleri Çin'deki Faaliyetlerini Çin Yasalarına Göre Yürütmek Zorundadır" Diyerek Sansür Uygulamasını Savundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu, Çin'de internetin özgür olduğunu ileri sürdü ve "Yabancı internet şirketleri Çin'deki faaliyetlerini Çin yasalarına göre yürütmek zorundadır" diyerek sansür uygulamasını savundu.

Çin ve internet arama motoru Google arasında sular durulmuyor. Google, Hukuk Bölümü Müdürü David Drummond'ın imzasıyla şirketin kurumsal sitesinde yayımlanan yazıda, Çin'i ülkedeki faaliyetlerini durdurmakla tehdit etmiş ve ülkedeki bürolar ile internet sitesini kapatabilecekleri uyarısında bulunmuştu. Özellikle de Aralık ayı ortalarında Çinli insan hakları aktivistlerinin posta hesaplarını hedef alan saldırılar, bu bilişim korsanlığının arkasında Çin yönetiminin olduğu şüphesini güçlendirmişti. Drummond yine de doğrudan suçlama yapmaktan kaçındı:

"Bunun örgütlü bir saldırı olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak saldırıların Çin'den geldiğini biliyoruz. Bu saldırıların arkasında hükümetin bulunup bulunmadığı yönünde sorular mevcut. Biz burada kimseyi suçlamıyoruz çünkü kesin kanıtlara sahip değiliz."

"Şirketler yasalara uymak zorundadır"

Çin'in Google'a yanıtı gecikmedi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jiang Yu, yaptığı açıklamada, Çin'in yabancı internet şirketlerinin ülkede çalışmasından memnuniyet duyacağını, ancak şirketlerin yasalara uymak zorunda olduğunu bildirdi. Sözcü ayrıca, Pekin'in e-posta korsanlığını yasakladığını da söyledi. Google, bu saldırıların arkasında, kendi e-posta hizmeti Gmail'i kullanan bazı Çinli insan hakları savunucularının hesaplarına girme teşebbüsleri olduğunu düşünüyor. Drummond'un açıklaması şöyle:

"Burada klasik sanayi casusluğu da sözkonusu olabilir. Ama olayın siyasi bir boyutu olduğu düşünülüyor."

Google sansür uygulamasına son vermek istiyor

Aslında Amerikalı şirket ile Çin arasındaki ilişki daha en başından itibaren sorunluydu. Google, Çin'de faaliyet gösterebilmek için pek çok ödün vermek zorunda kalmıştı. Örneğin, internette arama yapan kullanıcıların aldıkları sonuçlar devlete ait sansür filtrelerinden geçiriliyordu. Google, artık bu uygulamaya da müsamaha göstermeyeceğini açıkladı.

Bu karar, birçok insan hakları örgütü tarafından memnuniyetle karşılandı. Google açıklamasında, kendisi dışında çoğu internet alanında faaliyet gösteren 20 şirketin daha bilişim korsanlarının saldırısına uğradığını ifade etti. Çin Komünist Partisi'nin ana yayın organı Halkın Günlüğü ise şirketlerin hükümet kontrollerine uymak zorunda oldukları uyarısını yaptı.

Çin, en fazla internet kullanıcısına sahip

Çin, 338 milyon kişiyle, dünya üzerindeki en fazla internet kullanıcısına sahip olan ülke. Çin'deki arama motorları söz konusu olduğunda ilk sırada Çinli Baidu firması bulunuyor. Google'nin kullanım oranıysa yüzde 30'un altında. Buna rağmen yapılan bir ankete göre, ankete katılan Çinlilerin yüzde 76'sı Google'nin ülkedeki faaliyetlerini durdurmasından üzüntü duyacağını belirtti. Nitekim yaşanan gelişmeler üzerine, Çin'deki bazı Google kullanıcıları, soluğu Google'nin Pekin'in kuzeyinde bulunan merkezinde aldı. Bazı kullanıcılar binanın önüne çiçekler bırakırken, 22 yaşındaki Li şunları söyledi:

"Ben Google'ı kullanıyorum. Belki şimdi bir arama motoru daha eksilecek. O zaman daha az içeriğe ulaşabileceğiz. Araştırma olanaklarımız daha da kısıtlanacak."


volture 15 Ocak 2010 01:44

Evini aratmayınca ayağından vuruldu


İzmir'in Ödemiş İlçesi'nde, mahkeme kararına karşın evini aratmak istemeyen bir kişi, yaşanan arbedede, jandarma tarafından tek kurşunla vuruldu.

Olay, bugün öğle saatlerinde, Türkönü Köyü'nde meydana geldi. Jandarma, 42 yaşındaki İ.Ö.'nün evinde esrar yetiştirdiği ve sattığı bilgisine ulaştı, evde arama yapılabilmesi için de mahkeme kararı çıkarttı. Jandarma ekiplerinin evde arama yapmak istemesine karşı çıkan İ.Ö. ile jandarma arasında tartışma çıktı. Çıkan arbedede İ.Ö. dizinin altından tek kurşunla yaralandı. Yaralı İ.Ö., kaldırıldığı Ödemiş Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.



BiRuMuT 15 Ocak 2010 01:54

Cezaevi Hastaneleri Projesi Hayata Geçti

İlk Olarak, Ankara Ceza İnfaz Kurumunda, Numune Hastanesine Bağlı Semt Polikinliği, Tutuklu ve Hükümlülere Hizmet Vermeye Başladı.

İlk olarak, Ankara Ceza İnfaz Kurumunda, Numune Hastanesine bağlı semt polikinliği, tutuklu ve hükümlülere hizmet vermeye başladı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül’ün, “Mutlaka Silivri’de Sincan’da, bunun gibi büyük kampüslerde hapishane hastaneler kurulmalıdır” açıklamasının ardından “Cezaevi Hastaneleri” projesi kapsamında, ilk olarak, Ankara Ceza İnfaz Kurumunda, Numune Hastanesine bağlı semt polikliniği, tutuklu ve hükümlülere hizmet vermeye başladı.

Komisyon başkanı olduğundan itibaren cezaevlerinden çok sayıda şikayetler aldığını ifade eden İnceleme Komisyonu Başkanı Üskül, şöyle konuştu:

İlk uygulama Sincan’da “Baştan beri büyük kampüslerde hastane kurulmalısını önerdim. Onlar cezaevi gibi korunmalıdır ama orada hasta olan kişilere her türlü desteğin verilebileceği olanaklar yaratılmalıdır. Geçen yıl Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında protokol imzalandı. 5 binden fazla kişinin bulunduğu kampüslerde poliklinik hizmeti verilmesi daha az kapasiteli yerlerde ise sağlık ocağı benzeri kurumların yaratılması kararı verildi. İlk uygulama Sincan kampüsünde gerçekleştirildi.”

Sağlıkçılardan mektuplu protesto

TÜRK Sağlık-Sen Meclis önünde yaptığı eylemde tam gün taleplerini içeren mektupların ucunu yakarak, mektupları daha sonra siyasi partilerin grup başkanvekillerine gönderdi.Eylemde sağlık çalışanları “Tam güne evet yasaya hayır” “Sağlık hizmeti ekip hizmetidir, ayrım yapılamaz” dövizleri taşıdı. Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, kamuda tam gün çalışmayı desteklediklerini fakat bu haliyle tam gün yasasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Artık hastaneye nakil kalkıyor

İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül hasta hükümlülerin hastaneye nakli ortadan kalktı. Elbette hastanede yatması gerekenler hastanelere getiriliyor ama günlük muayeneler, tedaviler cezaevi kampüsü içinde yapılabiliyor. Bunun bir adım daha ileri götürülmesinde ben yarar görüyorum. Mutlaka Silivri’de Sincan’da, bunun gibi büyük kampüslerde hapishane hastaneler kurulmalıdır ya da hastane hapishaneler. Belki sadece çok ağır hastalıkların tedavisi için ancak hapishane hastane dışına gitme ihtiyacı kalacaktır” dedi.


volture 15 Ocak 2010 01:55

İnönü 'one minute' demiş


Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün, Lozan görüşmeleri sırasında diğer delegelere koltuk verilirken kendisinin sandalyeye oturtulmasını kabul etmediği belirtildi.

Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün, Lozan görüşmeleri sırasında diğer delegelere koltuk verilirken kendisinin sandalyeye oturtulmasını kabul etmediği belirtildi.

Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan, Prof. Dr. Ertan, Lozan'da Türkiye'yi başarıya götüren temel faktörün 'eşitlik' ilkesi olduğunu söyledi.

Ertan, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a karşı sergilenen tavra işaret ederek, "Bugün İsrail'de yaşanan meselede eşit diplomasi yoktur" dedi.

Çelikkol'un, deneyimli bir elçi olduğunu belirten Prof. Dr. Ertan, "Elçimizin köşede bir dakika bekletilmesi ile birlikte yaşanan bir süreç var. İsmet Paşa Lozan'a gitmiştir. '13 Kasımda toplanılacak' denilmiştir, ama görüşmeler bir hafta ertelenmiştir. İsmet Paşa orada demeç vermiştir. 'Biz geldik, bunlar yok, bunlar kaçıyor' demiştir, buna bile tepki göstermiştir" diye konuştu.

Prof. Dr. Ertan, o döneme ilişkin şunları aktardı: "Konferansın açış konuşmasını ev sahibi ülkenin başkanı ve diğer katılan ülkeler adına Lord Curzon yapmıştır. İsmet Paşa 'Olmaz, siz kendi adınıza konuşunuz, benim adıma konuşmayın' demiştir. Burada çok ağır bir konuşma yapmıştır. 'One Minute' daha önce İsmet Paşa tarafından yapılmıştır. Batılıların emperyalist yüzlerini, Anadolu'yu ne denli haksız yere işgal ettiklerini söyleyerek, 'Biz, bağımsızlık istiyoruz, toprak bütünlüğü istiyoruz, bu hakkımızı almadan gitmeyiz' diye çok ağır ve sert bir konuşma yapmıştır. Salonda buz gibi bir hava esmiştir.

Tevatüre göre, daha sonra görüşmelere geçildiğinde İsmet Paşa'ya sandalye, kendilerine koltuk vermişlerdir. İsmet Paşa kabul etmemiş, eşit bir şekilde masaya oturulacağını söylemiştir. Ayrıca diğer ülkeler iki delegeyle katılmıştır, Türkiye üç kişiyle katılmış, bunu da kabul ettirmiştir. Görüşmelerde İsmet Paşa, Dr. Rıza Nur ve Hasan (Saka) beyler vardır. Yani kuralı kendi lehimize çevirebilmişizdir."

KOLTUK HİKAYESİ
Prof. Dr. Ertan, Şerafettin Turan'ın kaleme aldığı "İsmet İnönü" isimli kitapta "koltuk" meselesine yer verildiğine dikkati çekti.

Kitapta Turan'ın verdiği bilgiye göre, Lozan'ın açılış törenin yapıldığı gazinoya gelen İsmet Paşa, toplantıda ilk büyük çıkışını yapmıştı.

Salonda Türk delegasyonu başkanı olarak kendisine öteki heyet başkanlarına oranla daha küçük bir koltuğun ayrıldığını görünce bunun nedenini sormuştu.

Aynı boyutta başka bir koltuk bulunamadığı gibi çocuksu bir yanıt verilince, 'Bulunduğu zaman salona girerim' diye tepki göstermişti.

Onun bu çıkışı etkili olmuş çok geçmeden aynı boyutta bir koltuk bulunup yerine konulmuştu.



volture 15 Ocak 2010 13:56

Üniversite sınavında yeni puan türleri


Üniversiteye girişte bu yıldan itibaren uygulanacak sınavda, puan türleri yükseköğretim programlarının özelliklerine göre farklılık gösteriyor. Adayların, sadece tercih etmek istedikleri bölümler için istenen soruları yanıtlamaları, yerleşmede avantaj sağlayacak.

Başvuruları 18 Ocak-12 Şubat tarihleri arasında yapılacak birinci aşama sınavı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) kılavuzunda, hangi bölümler için hangi puan türlerinin esas alınacağı duyuruldu.

Bundan önceki uygulamada "Sözel", "Sayısal" ve "Eşit Ağırlıklı" olarak belirlenen puan türleri, yeni sistemde YGS’de toplam 6, Lisans Yerleştirme Sınavlarında (LYS) toplam 12 ayrı alt puan türü olarak düzenlendi. Bu durumda birinci ve ikinci aşama sınavlarında toplam 18 ayrı puan türü olacak.

YGS’de Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri testlerinin her birinden 40’ar olmak üzere toplam 160 soru yöneltilecek. YGS puanları hesaplanırken, her bir testin ağırlığının farklı olduğu YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 puan türleri hesaplanacak.

YGS’nin alt puan türleri eski sistemle karşılaştırıldığında, YGS-1 ve YGS-2 "Sayısal", YGS-3 ve YGS-4 "Sözel", YGS-5 ve YGS-6 da "Eşit Ağırlıklı" puan türlerine karşılık geliyor.

PUAN TÜRLERİ VE KAPSADIĞI TESTLER
YGS’deki puan türleri, kapsadığı testler ve puan türünün hesaplanmasında baz alınacak test yüzdeleri şöyle: -YGS-1: Temel Matematik (Yüzde 40), Fen Bilimleri (Yüzde 30), Türkçe (Yüzde 20), Sosyal Bilimler (Yüzde 10) -YGS-2: Fen Bilimleri (Yüzde 40) ve Temel Matematik (Yüzde 30), Türkçe (Yüzde 20), Sosyal Bilimler (Yüzde 10) -YGS-3: Türkçe (Yüzde 40), Sosyal Bilimler (Yüzde 30), Temel Matematik (Yüzde 20), Fen Bilimleri (Yüzde 10) -YGS-4: Sosyal Bilimler (Yüzde 40), Türkçe (Yüzde 30), Temel Matematik (Yüzde 20), Fen Bilimleri (Yüzde 10) -YGS-5: Türkçe (Yüzde 37), Temel Matematik (Yüzde 33), Sosyal Bilimler (Yüzde 20), Fen Bilimleri (Yüzde 10) -YGS-6: Temel Matematik (Yüzde 37), Türkçe (Yüzde 33), Fen Bilimleri (Yüzde 20), Sosyal Bilimler (Yüzde 10).

YGS PUAN TÜRLERİYLE GİRİLEBİLECEK ÖN LİSANS PROGRAMLARI
YGS için belirlenen puan türlerinin her biriyle girilebilecek yükseköğretim programları farklı olacak.

Örneğin YGS-1 puan türüyle ön lisans programları olan Bilgisayar Programcılığı, Bilgisayar Teknolojisi, Elektronik Teknolojisi, Harita ve Kadastro, İnşaat Teknolojisi, Makina, Mekatronik, Otomotiv Teknolojisi; YGS-2 ile Ağız ve Diş Sağlığı, Anestezi, Boya Teknolojisi, Çevre Sağlığı, Kağıt Teknolojisi, Kimya Teknolojisi, Maden Teknolojisi; YGS-3 ile Basın ve Yayıncılık, Adalet, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik; YGS-4 ile Aşçılık, Büro Hizmetleri ve Yönetici Asistanlığı, Çocuk Gelişimi, Geleneksel El Sanatları, Görsel İletişim, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Turizm Animasyonu, Marka İletişimi; YGS-5 ile Basım ve Yayın Teknolojileri, Emlak ve Emlak Yönetimi, İkram Hizmetleri, Kooperatifçilik, Kuyumculuk ve Takı Tasarımı, Mimari Restorasyon, Otobüs Kaptanlığı, Posta Hizmetleri, Turizm ve Seyahat Hizmetleri; YGS-6 ile Bankacılık ve Sigortacılık, Bilgi Yönetimi, Çay Eksperliği, Deniz ve Liman İşletmeciliği, İnsan Kaynakları Yönetimi, Tapu ve Kadastro, Ormancılık ve Orman Ürünleri, Pazarlama gibi bölümlere girilebilecek.

YGS İLE GİRİLEBİLECEK LİSANS PROGRAMLARI
Bazı lisans programları, YGS puan türleri ile öğrenci alacak. Kimya Öğretmenliği YGS-2, Okul Öncesi Öğretmenliği programına YGS-5; Özel Eğitim Öğretmenliği, Zihin Engelliler Öğretmenliği, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği, Görme Engelliler Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, İlahiyat gibi programlara YGS-4; Üstün Zekalılar Öğretmenliği, İşletme Bilgi Yönetimi (Yüksekokul), İnsan Kaynakları Yönetimi (Yüksekokul) programlarına YGS-6 puan türüyle öğrenci yerleştirilecek.

LYS PUAN TÜRLERİ
LYS’de puan türleri MF-1, MF-2, MF-3, MF-4, TM-1, TM-2, TM-3, TS-1, TS-2 ve DİL-1, DİL-2, DİL-3 olarak değişiyor.

MF grubu eski sistemde "Sayısal", TM grubu "Eşit Ağırlıklı", TS grubu da "Sözel" puan türlerine karşılık geliyor.

MF ile ilgili puan türlerinde, Matematik, Geometri, Fizik, Kimya ve Biyoloji sorularının ağırlığı çeşitli oranlarda değişiyor.

TM ile ilgili puan türlerinde Matematik, Geometri, Türk Dili ve Edebiyat ile Coğrafya-1 testleri, TS ile ilgili puan türlerinde Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya-1, Tarih, Coğrafya-2 ve Felsefe grubu testleri yer alıyor.

Dil puan türünde ise LYS’de dil sorularının ağırlığı alt puan türlerine göre değişiyor. DİL-1’de ikinci aşama sınavındaki dil sorularının ağırlığı yüzde 65, DİL-2’de yüzde 50, DİL-3’de yüzde 20 olacak. Sınavın birinci aşaması olan YGS, DİL puanlarını, DİL-1 alt puanında yüzde 35, DİL-2 alt puanında yüzde 50, DİL-3 alt puanında ise yüzde 80 oranında etkileyecek.

LYS PUANLARINA GÖRE GİRİLEBİLECEK LİSANS PROGRAMLARI
İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği, Matematik, Bilgisayar Bilimleri, Astronomi ve Uzay Bilimleri programlarına MF-1, Fen Programları, Biyoloji, Biyoloji Öğretmenliği, Fizik, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Kimya programlarına MF-2; Tıp, Eczacılık, Veteriner, Ebelik (Fakülte), Hemşirelik (Fakülte), Beslenme ve Diyetetik (Fakülte), Biyokimya, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte), Genetik ve Biyomühendislik, Moleküler Biyoloji ve Genetik programlarına MF-3, Bilgisayar Mühendisliği, Bilişim Sistemleri Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği, Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı, Biyomedikal Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, Uçak Mühendisliği, Deri Mühendisliği, Peyzaj Mimarlığı, Orman Mühendisliği, Otomotiv Mühendisliği, Nükleer Enerji Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Uzay Mühendisliği programlarına MF-4 puan türü ile öğrenci yerleştirilecek.

Ekonomi, İktisat, Maliye, Muhasebe ve Finans Yönetimi, Bankacılık ve Finansman (Fakülte), Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, İnsan Kaynakları Yönetimi (Fakülte) programlarına TM-1; Hukuk, Sınıf Öğretmenliği, Kamu Yönetimi, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler, Avrupa Birliği İlişkileri TM-2; Arkeoloji, Antropoloji, Çocuk Gelişimi (Fakülte), Felsefe Grubu Öğretmenliği, Psikoloji, Sosyoloji programlarına TM-3 puan türüyle öğrenci kabul edilecek.

TS-1 puan türüyle Coğrafya Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Medya ve İletişim; Radyo, Sinema ve Televizyon; TS-2 puan türüyle Tarih, Tarih Öğretmenliği, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, Sanat Yönetimi gibi programlara girilebilecek.

Dil puan türlerinde ise genellikle İngilizce, Almanca ve Fransızca ile ilgili bölümler DİL-1, Batı dilleri ile ilgili bölümler DİL-2, Doğu dilleri ile ilgili bölümler de DİL-3 puan türüyle öğrenci alıyor.




volture 15 Ocak 2010 14:10

Lastiği getir, 3 TL’yi kap!


Cizre polisi lastik yakma eylemlerine karşı uygulama başlattı...

Cizre İlçesi’nde özellikle Şubat ve Mart aylarında artan gösterilerde yollara barikat kurulması ve trafiğe kapatılması için sıkça yapılan ve çevreyi kirleten lastik yakma eylemlerinin önüne geçebilmek için İlçe Emniyet Müdürlüğü harekete geçti.

Emniyet Müdürlüğü, aldığı yeni kararla mahalle, cadde ve ara sokaklarda bulunan eski araba lastiklerini getiren her çocuğa lastiklerin büyüklüğüne göre 1 ile 3 TL arasında para verileceğini duyurunca, ilçede lastik toplama yarışı başladı. Mahalle ve sokaklara dağılan çocuklar, buldukları lastikleri yuvarlayarak İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürmeye başladı.

Emniyet Müdürlüğü, getirilen küçük lastiklere 1, orta boylara 2, büyük lastiklere de 3 TL’yi çocuklara peşin olarak ödedi. Getirilen lastikler, Emniyet Müdürlüğü bahçesinde toplanırken, çocuklar görevli polislerden paralarını almak için zaman zaman kuyruk oluşturdular.



volture 15 Ocak 2010 14:16

4 hırsız, 9 koç bir otomobile nasıl sığar?


Manisa'da, çaldıkları 9 koçu otomobile sığdırdıktan sonra kaçan 4 kişi, polisin kovalamacası sonucu yakalandı.

İzmir- İstanbul karayolunun Manisa Yeni Garaj önünden geçen bölümünde, uygulama yapan polis ekipleri, koçların balık istifi gibi yüklendiği 35 NHV 52 plakalı Tempra marka bir otomobili durdurmak istedi.

Otomobildekiler, polisin ‘Dur’ ihtarına uymayarak, kaçmaya başladı. Bunun üzerine polis, otomobilin peşine düştü. Otomobilin, Turgutlu yönüne sapması üzerine polis, telsiz anonslarıyla cezaevi önünde önlem alınmasını istedi. Polis, cezaevi önünde yolu kesti.

Yakalanacaklarını anlayan şüpheliler, bu kez Saruhanlı yönüne saptı. Yaklaşık bir saat süren kovalamaca sonucu otomobili Koldere Köyü'nde durduran polis, gördüğü manzara karşısında şaşkına döndü.

Otomobilde 2'si ön sağ, 5'i arka koltuk, 2'si de bağajda olmak üzere çalındığı belirlenen 9 koç ele geçirildi. Polis, otomobili kullanan A.N. (31) ile yanındaki arkadaşları A.A. (24), K.A. (31) ve A.T.'yi (52) gözaltına aldı. Şoför dışındaki 3 kişiden 1'inin ön tarafta, diğer 2'sinin ise arkada oturdukları belirlendi.

Otomobilin yapılan sorgulamasında plakasının da sahte olduğu anlaşıldı. 4 şüphelinin kaçarken Koldere Köyü yakınlarında otomobilden attığı ruhsatsız tabanca da polis tarafından bulundu.

Gözaltına alınan 4 şüpheli, Manisa Devlet Hastanesi'ndeki sağlık kontrollerin ardından sorgulanmak üzere İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Koçların ise çalınan sahibinin bulunup kendisine teslim edileceği bildirildi.



volture 15 Ocak 2010 14:30

Silah için kızını sattı


ABD'de, polis bir tabanca karşılığında küçük kızını satan anneyi tutukladı.

Arizona'nın Mesa şehrinde yaşayan 33 yaşındaki Tanya Nareau, tabanca almak için iki yaşındaki kızını sattı.

İhbar üzerine anneyi tutuklayan polis, annenin kızını bir arkadaşına silah karşılığında sattığını ortaya çıkardı.

Kızın satıldığı kişi polise verdiği ifadede Nareau'nun çocuğa ondan daha iyi bakacağını söylediğini anlattı.

Nareau ve çocuğun satıldığı kişi tutuklanırken, küçük kız sosyal görevliler tarafından koruma altına alındı.



volture 15 Ocak 2010 15:02

Metrobüs zammına mahkeme freni


10. İdare Mahkemesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin metrobüse yaptığı zammın yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi metrobüs ücretlerine Kasım ayında yüzde 33 oranında zam yapmıştı. Yapılan zamla metrobüste tam bilet 1,5'dan 2 liraya, indirimli bilet 0,85'den 1 liraya yükselmişti.

10. İdare Mahkemesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin metrobüse yaptığı zammın yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Mahkeme kararın gerekçesi "yapılan zammın haklı gerekçesi yok" "hukuka aykırı" olarak açıklandı.

Büyükşehir Belediyesi yetkilileri kararın henüz ellerine ulaşmadığını, ulaşınca bir açıklama yapacaklarını söyledi.



volture 15 Ocak 2010 19:04

Sarhoş senatör hem güldü, hem güldürdü


Belçika Senatosu'nda rutin konuşmalar sırasında kürsüye gelen Büyük Kentlerden ve Emeklilerden Sorumlu Bakan Michel Daerden'in sarhoş yaptığı konuşma milletvekillerini bile güldürdü. Daerden de anlattıklarını komik bulmuş olacak ki kahkahalar attı.

Daerden, konuşmaya başlar başlamaz garip tavırlarıyla dikkat çekti. Salondaki diğer parlamenterler önce ne olduğunu anlamadı.
Ancak bir süre sonra komik tavırlar sergileyen senatörün sarhoş olduğu anlaşıldı.

Salonda zaman zaman gülüşmeler yaşandı. Daerden'in anlattıklarına kendisinin de gülmesi dikkat çekti. Ancak konuşmasının bitimine kadar kürsüde kalmasına izin verildi.



volture 15 Ocak 2010 19:40

Baba, kızını rehin aldı


Burdur'un Bucak ilçesinde, işsiz olduğu için bunalıma girdiği öne sürülen kişi, 4 yıl aradan sonra bir kez daha kızını rehin alarak, çevreye rastgele ateş açtı.

S.T. (35), karakola başvurarak, eşi A.T'nin (39) çocuklarına ve kendisine kötü muamelede bulunduğunu söyleyerek, şikayetçi oldu. Eşi eve dönünce, “Sen beni nasıl polise şikayet edersin” diyerek tartışan A.T. evdeki av tüfeğini alarak, rastgele ateş etmeye başladı. Eşinin saldırgan davranışları üzerine bir fırsatını bulup evden kaçan S.T, durumu polise bildirdi.

Polis, evin bulunduğu Fatih Mahallesi 2447. Sokak'ta önlem alırken, evinde kızı G.T'yi (11) rehin alan A.T, rastgele çevreye ateş açmayı sürdürdü. A.T'nin 2005'in aralık ayında da çocuklarını rehin alması ve çevreye rastgele ateş açması, bu yüzden bazı polis memurlarının yaralanması nedeniyle polis, çevredeki binaların balkonlarına çıkarak tedbir aldı.

Yaklaşık 19 saat süren ikna çabalarına rağmen saldırgan davranışlar sergileyen, kendisine alkol getirilmesini isteyen ve çevreye tüfekle ateş açan A.T, 16.00 sıralarında kızı G.T'yi kollarından tutarak, pencereden sarkıttı ve çocuğu ikinci kattaki evin penceresinden atacağı tehdidinde bulundu.

A.T'nin tüfeğindeki ve yanındaki fişeklerin bittiğini anlayan polis ekipleri, itfaiye aracının yangın merdiveniyle binanın arka balkonundan eve girdi. Diğer polislerin konuşarak oyaladığı A.T'ye polisler arkadan sessizce yaklaştı. A.T, kıskıvrak yakalanırken ve pencereden sarkıttığı kızı G.T'yi kurtarıldı.

A.T. gözaltına alınarak Emniyet Müdürlüğüne götürülürken, G.T. de ambulansla hastaneye kaldırıldı.

İKİNCİ REHİN ALMA OLAYI
Nakliyecilik yapmasına rağmen, sürekli bir işi bulunmayan ve zaman zaman kumar oynadığı iddia edilen A.T, 2005'in aralık ayında, kumarda 5 bin lira kaybetmiş, bu öfkeyle bindiği otomobiliyle park halindeki bir araca çarpmış, kaçmak isterken peşine polis ve jandarma düşünce panikle evine gidip eşi S.T, oğlu A.T. ve kızı G.T'yi 3 saat süreyle rehin tutmuştu.

Daha sonra rastgele ateş açan, ailesini bırakacağı sözü vererek, polisin çevreden uzaklaşmasını isteyen ve evden kaçan A.T. bir polisi yaralayıp, ormanlık arazide oğlunu ve otomobili bırakıp izini kaybettirmişti.

A.T'YE PUSU KURAN POLİSLER HIRSIZ SANILMIŞTI
Sivil giyimli polis memurları Aytekin Özer ve İbrahim Acar, evinin bahçesinde ve çevresinde saklanarak, A.T'nin eve gelmesini bekleyemeyebaşlamıştı. Bu sırada, A.T'nin komşusu M.E'nin, “hırsızlık yapmak üzere bahçeye
saklanan kişiler” olduğunu zannederek av tüfeğiyle ateş açması sonucu 2 polis memuru yaralanmıştı.



volture 16 Ocak 2010 12:58

Alışveriş merkezlerinde park 3 saat ücretsiz


30 Ocak 2007 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) tarafından alınan alışveriş merkezlerinin otoparklarının ilk üç saat ücretsiz olması yönündeki karar, Danıştay tarafından haklı bulundu.

2. İdare Mahkemesi’nin verdiği ‘ücret ödenmeli’ kararını bozan Danıştay 8. Dairesi, otopark ücretlerinin ilk 3 saat sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Tarife Komisyonu’nun tespit ettiği bedel doğrultusunda belirlenmesini uygun gördü.

2007 yılında alınan karara ilişkin AVM yönetimleri İstanbul 2. İdare Mahkemesi’ne dava açmış ve serbest piyasa kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştu. Bunun üzerine ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi temyize başvurdu ve Danıştay 8. Dairesi tartışmalara son noktayı koydu.

Danıştay, otoparkların ilk 3 saat ücretsiz hale getiren kararının hukuka uygun olduğuna hükmetti.

Kararda şöyle deniliyor:
“Alışveriş ve ticaret merkezi gibi halkın kullanımına açık yerlerden yararlanan kişilerin, binayı kullanan kişiler kapsamında değerlendirilmesi ve otopark ihtiyaçlarının ticari amaç güdülmeksizin, binaya ait hizmet otoparklarından ve parselinden karşılanması ilgili mevzuatın gereğidir. Otoparklardan kısa süre için yararlanan kişilerden de ücret alınması nedeniyle bu otoparkların tercih edilmemesi ve parsel dışında otopark çözümü aranmasının trafiği olumsuz etkileyeceği de tabiidir. Belirtilen nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin kararının bozulmasına oybirliğiyle karar verildi.”

'HAKSIZ REKABET YARATIR'
Bakırköy'de bulunan Caorusel Alışveriş Merkezi Genel Müdürü Orhan Demir, bu kararın AVM açısından haksız rekabet yarattığını ifade etti ve şunları söyledi: "AVM'ler 10.00 - 24.00 saatleri arasında otopark hizmetini eksiksiz ve kusursuz, kalite standartları çerçevesinde müşterilerine sunuyorlar. Bulunduğumuz bölgenin yoğunluğu ve müşteri talepleri gözönünde bulundurulduğunda, böyle bir karar; yatırımcı AVM açısından haksız rekabet ve negatif bir ayrıcalık yaratıyor.

Biz, alışveriş yapan ve katma değer yaratan müşterilerimize, otopark hizmetini ücretsiz olarak yararlandırıyoruz. Ortalama bir müşterinin AVM'de kalma süresi 1-2 saat. Bu süre içinde alışveriş yapmış olan müşteriler otopark ücreti ödemeden ayrılıyorlar. Aynı şekilde ilçe belediyeleri ve açık alanda yer alan özel otopark işletmecileri, otopark kullanımlarını belli saat aralıklarıyla ücretlendirerek halkın hizmetine sunuyorlar. Yapılan çifte standarta karşıyız."
Etiler'deki Akmerkez Alışveriş Merkezi'nin yönetimi ise kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirtti.
(Ntvmsnbc)


volture 16 Ocak 2010 13:40

İzmir'de bar önünde kavga: 3 ölü


İzmir'in Bayraklı İlçesi'nde bar önünde iki grup arasında belirlenemeyen nedenle çıkan silahlı kavgada 3 kişi öldü.

İki grup arasında çıkan silahlı kavgayı görenler durumu polise bildirdi. Gelen polis ekipleri yerde kanlar içerisinde yatan 3 kişiyi görünce, sağlık ekiplerini çağırdı. İlk müdahaleyi yapan sağlık ekipleri başı ve vücudunun çeşitli yerlerinden isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan 60 yaşındaki Coşkun Kırkıl'ın olay yerinde yaşamını yitirdiğini belirledi.

Diğer iki yaralıdan 25 yaşındaki Abdurrahman Kurt, Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalenin ardından da ambulansla Ege Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Ağır yaralı 29 yaşındaki Mustafa Pekin ise ambulansla Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Kalbi ve omzuna isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Mustafa Pekin, hastanede yapılan müdahalelere rağmen öldü.

Olay Yeri İnceleme Ekipleri de 2 ayrı silaha ait çok sayıda boş kovan ele geçirdi. Polis, kaçan kimliği belirsiz saldırganların yakalanması için geniş çaplı soruşturma başlattı.
ekolay


Daisy-BT 16 Ocak 2010 15:38

Kültür Başkenti olunca ne olur?

Resmi açılış töreni bu akşam yapılacak "İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" etkinlikleri kapsamında hafta boyunca çeşitli sanatsal faaliyetler düzenlenecek.


Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında yıl boyunca kentin değişik merkezlerinde faaliyetler yapılacak. Avrupa Kültür Başkenti Ajansının, İstanbul'un "yedi tepeli" kent olmasından yola çıkarak, yedi noktasında düzenleyeceği etkinliklerle İstanbullular, "2010 Avrupa Kültür Başkenti" unvanını kutlayacak.

Bu akşam düzenlenecek etkinlikler kapsamında Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında DJ performansı, dans ve müzik gösterileri, gecenin ilk saatlerinde İstanbullularla buluşacak.

Gecenin sürprizlerinden birisini de Taksim ve Kadıköy'deki özel gösteriler oluşturacak. Bugüne kadar Dubai, İngiltere, Fransa, İspanya ve Brezilya gibi birçok farklı ülkede düzenlenen dev organizasyonlarda gerçekleştirdikleri gösterilerle dünya çapında ün kazanan Fransız Group F tarafından Taksim'de, "Ateş Tiyatrosu", Kadıköy'de ise "Balon Tiyatrosu" sahnelenecek.

Gökyüzünün sahne olarak kullanılacağı her iki gösteri de diğer meydanlardaki ekranlardan izlenebilecek. Taksim'de Tarkan, Kadıköy'de Mor ve Ötesi, Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil, Sultanahmet'te Mercan Dede, Pendik'te Kıraç ve Bağcılar'da da Zara konser verecek.

Haliç Kongre Merkezi'nde yapılacak etkinlikte, Yekta Kara'nın sanat yönetmenliğinde "İstanbul Büyüsü" adlı sahne gösterisi düzenlenecek. Gösteride 303 sanatçı sahne alacak. Şiir, dans, müzik, İstanbul ses ve görüntülerinden oluşan 5 farklı unsurun yer aldığı gösteride, aralarında Sultan Abdülaziz, Mozart, Ahmet Adnan Saygun, Minur Nurettin Selçuk, Orhan Veli Kanık gibi farklı isimler tarafından İstanbul hakkında üretilmiş 24 eser farklı sanatçılar tarafından yorumlanacak.

Aynur, Bekir Ünlüataer, Cüneyt Türel, Dilek Türkan, Fatih Erkoç, Kevork Tavityan, Kubat, MFÖ, Sertab Erener, Yetkin Dikinciler ve Zuhal Olcay farklı performanslar sergileyecek. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Yarkın Perküsyon Grubu, Devlet Opera Korosu sanatçıları, Çocuk Korosu, Devlet Balesi Dansçıları ve Pulathane Halk Oyunları Grubu da yer alacak.

Etkinlikler kapsamında, bu akşam birçok müze saat 24.00'e kadar kapılarını açık tutacak. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Ayasofya Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi saat 24.00'e kadar gezilebilecek. Milli Saraylar Daire Başkanlığına bağlı Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Maslak Kasrı, Ihlamur Kasrı, Küçüksu Kasrı ve Florya Atatürk Köşkü, Harbiye'deki Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığına bağlı Askeri Müze, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ'ye bağlı Yerebatan Sarnıcı Müzesi, Miniatürk ve Panorama 1453 Müzesi de saat 24.00'e kadar görülebilecek. Aralarında Rahmi Koç Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi'nin de bulunduğu özel müzeler de kapılarını 24.00'e kadar açık tutacak.

Bugün, ayrıca Şişli'de "Yüzde Yüz Ekolojik Pazarın Geliştirilmesi ve Tüketici Bilinçlendirme Feriköy Ekolojik Pazar" toplantısı yapılacak. Yarın, Yenikapı Mevlevihanesi'nde "Mevlevi Kültürü Anlatımı ve Sema Kültürü" gösterisi, "İst'te Yaşıyor ve Çalışıyor-Antoni Muntadas Çalıştay" Sergisi ise 18 Ocak-14 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerce Tophane-i Amire'de görülebilecek.

"Yerel Yönetimler için Kültür Yönetimi Profesyonel Formasyon Programı 2. Dönem" kapasite geliştirme toplantısı 19 Ocakta, "Müzik Nasıl Konuşur" konulu basın toplantısı 20 Ocakta, kent kültürü başlığı altında "Yerel Yönetimler için Kültür Yönetimi Profesyonel Formasyon Programı 2. dönem" kapasite geliştirme toplantısı 21 Ocakta yapılacak. 23 Ocakta ise "Fotoğraf Geçidi-İstanbul Sanat ve Fotoğraf Seminerleri" 2010 Sanat Üretim Merkezinde, "Europa Nostra Meeting (Bizim Avrupamız-İstanbul 2010) Kentsel Uygulamalar Semineri", "Yüzde Yüz Ekolojik Pazarın Geliştirilmesi ve Tüketici Bilinçlendirme Feriköy Ekolojik Pazar" etkinliği ise Bomonti Şişli'de gerçekleştirilecek.

CNN Türk -16.01.2010


Daisy-BT 16 Ocak 2010 16:09

Haiti'de tablo giderek ağırlaşıyor...

7 büyüklüğündeki depremle sarsılan Haiti'de zaman geçtikçe ortaya çıkan tablo daha da kötüleşiyor. Haiti hükümetinin tahminleri, ölü sayısının 200 bine çıkabileceği yönünde. ABD Dışişleri Bakanı Hillarry Clinton'da deprem bölgesine doğru yola çıktı.


Haiti İçişleri Bakanı Paul Antoine Bien-Aime, depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 200 bini bulabileceğini söyledi.

Bien-Aime, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, "Şu ana kadar 50 bin ceset çıkardık. Her ne kadar tam sayının ne olduğunu hiçbir zaman bilemeyecek olsak da toplam ölü sayısının 100 bin ile 200 bin arasında olacağını sanıyoruz" dedi.

Kamu güvenliğinden sorumlu Devlet Bakanı Aramic Louis de yaptığı açıklamada şu ana kadar 40 bin kadar cesedin toplu mezarlara gömüldüğünü belirtti.

Cenevre'deki BM yardım koordinasyon merkezi sözcüsü Elisabeth Byrs, "Bu tarihi bir deprem. BM'nin karşılaştığı en berbat felaket, çünkü bütün yerel altyapı mahvoldu" dedi.

Sözcü, "Bu, diğerlerine hiç benzemiyor. Dışardan gelen yardımı dağıtabilmek amacıyla kullanılacak çok az altyapı tesisi kaldı" dedi ve başkent Port-Au-Prince'in batısındaki Leogane kentinin yüzde 90'ının depremde hasar gördüğünü bildirdi.

Salgın hastalık tehlikesi de başgösterdi

Hükümet, yağma olaylarının yaşandığı sokaklarda olası çatışmadan dolayı da endişeli.

Kurtarma ekipleri zamana karşı yarışıyor. Altyapıdaki hasar yüzünden yardımların dağıtılmasında güçlük çekiliyor. Havaalanında tonlarca yardım malzemesi bekletiliyor. İlaç, temiz su ve gıda sıkıntısı had safhada. Halk, salgın hastalık tehlikesiyle de karşı karşıya.

2 milyon kişi yardım bekliyor ancak şu ana kadar bunların 4'te 1'ine yardım ulaştırılabildi. Haitili yetkililere göre, depremde en az 250 bin kişi de yaralandı, 1.5 milyon kişi evsiz kaldı.

270 milyon dolarlık yardım toplayan Birleşmiş Milletler de bu rakamın 562 milyon dolara çıkması için çağrıda bulundu.

Haiti'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Leo Merores ile düzenlediği toplantıda, BM'nin 192 ülkesinden Haiti'ye yardım yapmalarını istedi. BM Genel Sekreteri Ban ki-Mun'un yarın Haiti'ye gitmesi bekleniyor.

YARDIMLAR

Türkiye
, Haiti'de meydana gelen deprem felaketinin ardından bu ülkeye 1 milyon ABD Doları nakdi yardımda bulunmayı kararlaştırdı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 40 ton acil insani yardım malzemesi ve 10 kişilik AKUT ekibinin de 4 askeri uçakla Haiti'ye nakledilmekte olduğu bildirildi.Haiti'deki depremin ardından yardım için yola çıkan Türk Kızılayı Ekibi, afet bölgesine ulaşarak, acil yardım çalışmalarına başladı.

Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 3 askeri kargo uçağı; 2 sağlık Bakanlığı personeli, 9 arama-kurtarma personeli, 2 sağlık aracı ve 20 ton yardım malzemesini ulaştırmak üzere Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan Haiti'ye hareket etti.

Film ve müzik dünyasının ünlülerinden de bağış yağıyor


Depremin ardından film ve müzik dünyasının ünlülerinden depremzedeler için bağışlar yağmaya başladı.

Ünlü Film yıldızı Sandra Bullock depremzedelere 1 milyon dolar bağışlarken, pop yıldızı Madonna da 250 bin dolarla bağış yapan ünlüler kervanına katıldı.

Bullock, bağışladığı paranın, Haiti'nin başkenti Port au Prince'te depremden zarar gören 3 tesisi bulunan Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün acil operasyonlarında kullanılacağını duyurdu. Bullock yazılı açıklamasındada, "Yaptığım bağışın bu felaketten etkilenen Haiti halkının ihtiyaçlarının derhal karşılanması için kullanılacağından emin olmak istiyorum" ifadesini kullandı.

Madonna'nın bağışı ise Haiti'de uzun bir zamandan berin tıbbi hizmet veren Partners In Health örgütü kanalıyla Haiti'ye ulaştı.

Madonna da yaptığı yazılı açıklamada, "Tüm dostlarımdan ve dünyanın dört bir yanındaki hayranlarımdan, benim yaptığım bağış kadar veya verebildiğiniz kadarıyla hep birlike bana katılmanızı istiyorum" temennisinde bulundu.

Ünlü film yıldızları George Clooney, Brad Pitt ve diğerleri tarafından kurulmuş bir yardım örgütü olan Not On Our Watch da daha önce yaptığı açıklamada Partners in Health örgütüne 1 milyon dolar bağışladığını duyurdu.

CNN Türk - 16.01.2010


Daisy-BT 16 Ocak 2010 16:31

İstanbul'da müzeler geceyarısına kadar açık

İstanbul'un müzeleri ve tarihi mekanları "2010 Avrupa Kültür Başkenti" etkinliklerinin resmi açılış töreninin yapılacağı bugün kapılarını 00.00'a kadar açık tutacak.


Takvimlerin 2010'u göstermesiyle "Avrupa Kültür Başkenti" unvanını taşımaya başlayan İstanbul, bu akşam Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek resmi açılış töreniyle etkinliklerini başlatacak.

Ayasofya Müzesi, Dolmabahçe Sarayı, Askeri Müze, Yerebatan Sarnıcı ile Sabanacı, İstanbul Modern, Pera, Rahmi Koç ve Oyuncak müzeleri gibi kentin kültür mekanları kapılarını 00.00'a kadar açık tutacak.

CNN Türk - 16.01.2010


volture 16 Ocak 2010 19:45

İstanbul'da şölen


“İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” etkinliklerinin resmi açılış töreni, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi'nde başladı.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından, Ajansın koordinatörlüğünü de yürüten Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene, Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Bakanlar Kurulu üyelerinin yanı sıra KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, Almanya Federal Meclisi Başkanı Norbert Lammert, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Süryanileri Cemaati lideri Yusuf Çetin, İstanbul Valisi Muammer Güler, Belediye Başkanı Kadir Topbaş katıldı.

Tören, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden yaklaşık 40 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcileri ile iş, kültür ve sanat dünyasının önde gelen isimlerini de bir araya getirdi.

Cumhurbaşkanı Gül ve eşi ile Başbakan Erdoğan ve eşinin gecikmesi dolayısıyla tören planlanandan yaklaşık yarım saat sonra AKB Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç'in konuşmasıyla başladı.

YEDİ TEPELİ KENTTE YEDİ KUTLAMA
Avrupa Kültür Başkenti Ajansının, İstanbul'un “yedi tepeli” kent olmasından yola çıkarak, yedi noktasında düzenleyeceği etkinliklerle İstanbullular, “2010 Avrupa Kültür Başkenti” unvanını kutluyor.

Bu akşam düzenlenecek etkinlikler kapsamında Taksim, Kadıköy, Pendik, Sultanahmet, Beylikdüzü ve Bağcılar meydanlarında DJ performansı, dans ve müzik gösterileri, gecenin ilk saatlerinde İstanbullularla buluşuyor.

Gecenin sürprizlerinden birisini de Taksim ve Kadıköy'deki özel gösteriler oluşturacak. Bugüne kadar Dubai, İngiltere, Fransa, İspanya ve Brezilya gibi birçok farklı ülkede düzenlenen dev organizasyonlarda gerçekleştirdikleri gösterilerle dünya çapında ün kazanan Fransız Group F tarafından Taksim'de, “Ateş Tiyatrosu”, Kadıköy'de ise “Balon Tiyatrosu” sahnelenecek. Gökyüzünün sahne olarak kullanılacağı her iki gösteri de diğer meydanlardaki ekranlardan izlenebiliyor.

Taksim'de Tarkan, Kadıköy'de Mor ve Ötesi, Beylikdüzü'nde Nil Karaibrahimgil, Sultanahmet'te Mercan Dede, Pendik'te Kıraç ve Bağcılar'da da Zara konser veriyor.

Haliç Kongre Merkezi'nde yapılacak etkinlikte, Yekta Kara'nın sanat yönetmenliğinde “İstanbul Büyüsü” adlı sahne gösterisi düzenlenecek. Gösteride 303 sanatçı sahne alıyor.

Şiir, dans, müzik, İstanbul ses ve görüntülerinden oluşan 5 farklı unsurun yer aldığı gösteride, aralarında Sultan Abdülaziz, Mozart, Ahmet Adnan Saygun, Minur Nurettin Selçuk, Orhan Veli Kanık gibi farklı isimler tarafından İstanbul hakkında üretilmiş 24 eser farklı sanatçılar tarafından yorumlanacak.

Aynur, Bekir Ünlüataer, Cüneyt Türel, Dilek Türkan, Fatih Erkoç, Kevork Tavityan, Kubat, MFÖ, Sertab Erener, Yetkin Dikinciler ve Zuhal Olcay farklı performanslar sergileyecek.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Yarkın Perküsyon Grubu, Devlet Opera Korosu sanatçıları, Çocuk Korosu, Devlet Balesi Dansçıları ve Pulathane Halk Oyunları Grubu da yer alacak.

MÜZELER MESAİDE
Etkinlikler kapsamında, bu akşam birçok müze saat 24.00'e kadar kapılarını açık tutacak. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Ayasofya Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi saat 24.00'e kadar gezilebilecek.

Milli Saraylar Daire Başkanlığına bağlı Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Maslak Kasrı, Ihlamur Kasrı, Küçüksu Kasrı ve Florya Atatürk Köşkü, Harbiye'deki Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığına bağlı Askeri Müze, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ'ye bağlı Yerebatan Sarnıcı Müzesi, Miniatürk ve Panorama 1453 Müzesi de saat 24.00'e kadar görülebilecek.

Aralarında Rahmi Koç Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi'nin de bulunduğu özel müzeler de kapılarını 24.00'e kadar açık tutacak.

Bugün, ayrıca Şişli'de “Yüzde Yüz Ekolojik Pazarın Geliştirilmesi ve Tüketici Bilinçlendirme Feriköy Ekolojik Pazar” toplantısı yapılacak. Yarın, Yenikapı Mevlevihanesi'nde “Mevlevi Kültürü Anlatımı ve Sema Kültürü” gösterisi, “İst'te Yaşıyor ve Çalışıyor-Antoni Muntadas Çalıştay” Sergisi ise 18 Ocak-14 Şubat tarihleri arasında sanatseverlerce Tophane-i Amire'de görülebilecek.

“Yerel Yönetimler için Kültür Yönetimi Profesyonel Formasyon Programı 2. Dönem” kapasite geliştirme toplantısı 19 Ocakta, “Müzik Nasıl Konuşur” konulu basın toplantısı 20 Ocakta, kent kültürü başlığı altında “Yerel Yönetimler için Kültür Yönetimi Profesyonel Formasyon Programı 2. dönem” kapasite geliştirme toplantısı 21 Ocak'ta yapılacak.

23 Ocak'ta ise “Fotoğraf Geçidi-İstanbul Sanat ve Fotoğraf Seminerleri” 2010 Sanat Üretim Merkezinde, “Europa Nostra Meeting (Bizim Avrupamız-İstanbul 2010) Kentsel Uygulamalar Semineri”, “Yüzde Yüz Ekolojik Pazarın Geliştirilmesi ve Tüketici Bilinçlendirme Feriköy Ekolojik Pazar” etkinliği ise Bomonti Şişli'de gerçekleştirilecek.

TRAFİĞE ÇIKACAKLAR DİKKAT
“İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” etkinliklerinin resmi açılış törenini kapsamında Pendik, Kadıköy, Bağcılar ve Taksim'de akşam saatlerinde bazı yollar araç trafiğine kapatıldı.

İstanbul Valiliğinden alınan bilgiye göre, Kıraç'ın konser vereceği Pendik'te Yalova iskelesinin karşısındaki Güldeste Caddesi, Mor ve Ötesi'nin konser vereceği Kadıköy'de Gazanfer Özcan Petrol Ofisinden itibaren otoparka doğru olan Albay Faik Sözener Caddesi, Zara'nın konser vereceği Bağcılar'da Ahmet Yesevi Caddesi, Esenler Caddesi'nden meydan istikametine doğru olan yol, Bağcılar Meydanı'ndan Bakırköy istikametine olan yol, Birlik Caddesi'nden meydan istikametine doğru olan yol, Bakırköy Caddesi'nden Bağcılar istikametine olan yolda 17.00-22.30 saatleri arasında araç geçişine izin verilmeyecek.

Tarkan'ın sahne alacağı Taksim'de ise 16.00-22.30 arası, Taksim Meydanı ve bağlantı yollarında trafik akışı kontrollü sağlanacak ve zaman zaman yollar araç trafiğine kapatılacak.

KÜLTÜR BAŞKENTİ'NDE CİNSEL TACİZ ÖNLEMİ
İSTANBUL 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreninin yapılacağı Taksim, Sultanahmet, Pendik ve Kadıköy meydanlarında güven timleri alarma geçti. Çeşitli kılıklarda meydanlarda bulunacak 250 polis, başta cinsel tacizciler olmak üzere hırsızlık ve yankesicilik suçlarına anında müdahale edecekler. Açılış törenlerinin yapılacağı ve binlerce kişinin katılması beklenen etkinlikler için polis alarma geçti. 2010 yılbaşı gecesinde onlarca tacizciyi suçüstü yakalanan güven timleri de etkinlikler nedeniyle alarma geçti. Konser ve törenlerin yapılacağı meydanlarda kılık değiştirerek çalışacak olan 250 kişilik güven timi yine suçlulara göz açtırmayacak. Yetkililer büyük kalabalığın toplandığı meydanlarda çalışacak güven timlerinin yankesicilik, hırsızlık, kavga gibi konulara anında müdahale ederek suçluları resmi ekiplere teslim edecek. Meydanlarda çalışacak polisler, cinsel taciz olaylarına da müdahale etmeleri için uyarıldı.


ekolay


volture 17 Ocak 2010 12:36

Yağmacıya sokakta korkunç infaz


Korkunç deprem sonrası gıda ve su sıkıntısı çeken Haiti halkı, yağmacılara karşı en sert tepkiyi gösteriyor. Son yaşanan olayda, yakalanan bir yağmacı sokak ortasında linç edildikten sonra diri diri yakıldı.

Haiti’de depremin ardından yaşanan insanlık dramı ve öfke tanımlanamayacak noktalara ulaştı.

Hapishanelerden kaçan tutukluların sokaklara çıkmasıyla artan yağma olayları, günlerden beri yetersiz kalan yardım ve kurtarma çalışmalarının öfkelendirdiği sivil halkı çileden çıkardı.

Geçtiğimiz gün yağma yaparken yakalandığı öne sürülen bir adam, Petionville banliyösünde sokakta işkence edilerek öldürülmesinin ardından yakıldı. Çocukların da seyirci olduğu işkenceye ait insanın kanını donduran anlar kare kare görüntülendi.

SOKAK ORTASINDA YAKILDI
Cesedi sopalarla dövülen, hatta cep telefonuyla resimleri çekilen adam, halkın öfkesi dindikten sonra yağma edilen mallarla beraber sokak ortasında yakıldı.

Haiti'de binlerce insan harabeye dönen başkentleri Port-au Prince'den kaçarken, su ve gıda yetersizliği yağmaları ve hırsızlığı tetikliyor.


volture 17 Ocak 2010 12:50

Dünyanın ilk resmi hayat erkeği!


Önümüzdeki aylarda açılacak ve yalnızca kadınlara hizmet verecek genelevin 'ilk emekçisi' basına tanıtıldı.

Markus lakabını kullanan 25 yaşındaki Los Angeleslı hayat erkeği yeni mesleği için Las Vegas'a yerleşti.

Kendisine hayat erkeği denilmesini tercih etmeyen Markus mesleğini jigololuk olarak görüyor. Shady Lady Ranch genelevinde çalışmaya başlayacak Markus piyasaya yeni girdiğini belirtirken görev için hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Ailesinin henüz yeni mesleğini bilmediğini itiraf eden Markus Siyaset Bilimi okuduğunu ancak okumaktan sıkıldığını açıkladı. Dünyanın ilk resmi hayat erkeği olduğu için ilgiden rahatsız olduğunu dile getirdi.


Daisy-BT 18 Ocak 2010 10:03

TV ekibi enkaz altından çocuk kurtardı

Avustralyalı Nine Network adlı bir televizyon kanalı ekibi, depremin yerle bir ettiği Haiti'de enkaz altından 18 aylık bir kız çocuğunu kurtardı.


Avustralya basınının bugün verdiği habere göre, geçen cuma günü bir röportaj sırasında enkaz altından sesler duyan Robert Penfold adlı kameraman, kamerasını bırakarak enkazı kazdı ve anne babasının cesetleri yanında sıkışmış olan küçük kızı gördü.
Robert Penfold, The Australian gazetesine yaptığı açıklamada, "küçük kızın ağlamadığını, sanki dünyaya yeni gelmiş gibi şaşkın bir hali olduğunu" belirtti.
Küçük kızın kurtarılma görüntülerinin Seven adlı bir diğer kanal tarafından çekildiği kaydedildi. Bu görüntülerde, Nine muhabiri Mike Amor'un kızı taşıdığı ve ona içecek verdiği görülüyor.

Haiti lideri: "ABD yardımcı olacak"

Haiti Devlet Başkanı Rene Preval, "ABD'nin, başkentte asayişin sağlanması için BM güçlerine yardımcı olacağını" söyledi. Başkentte asayişin sağlanmasının çok güç olduğunu belirten Preval, 3 bin 500 Amerikan askerinin BM ve Haiti güvenlik güçlerine bu konuda destek vereceğini kaydetti.

Chavez tepkili

Venezuela Devlet Başkanı Chavez ise ABD güçlerinin insani yardım bahanesiyle Haiti'yi işgal ettiğini öne sürdü. Chavez, haftalık televizyon konuşmasında, 3 bin Amerikan askerinin daha Haiti'ye gönderildiğini anımsatarak, "Denizciler savaşa gider gibi silahlı. (Haiti'de) Şu anda ihtiyaç duyulan şey silahlar değil ki. ABD'nin doktor, ilaç, yakıt, sahra hastanesi göndermesi gerek. Gizlice Haiti'yi işgal ediyorlar" dedi.
Haiti'de caddelerde de Amerikan askerlerinin görünmediğini söyleyen Chavez, "Ölüleri mi topluyorlar, yaralılara yardım mı ediyorlar? Onları göremiyorsunuz, onları göremiyorum. Neredeler?" diye konuştu.
ABD'nin yaptığı insani yardımı sorgulamak istemediğini belirten Chavez, kendisinin sadece bu kadar çok Amerikan asker gönderilmesine dikkati çekmek istediğini kaydetti. Chavez, konuşmasında ülkesinin Haiti'ye ulaşım ve elektrik üretimi için yakıt göndereceğini de söyledi.

Ban Ki-mun Haiti'de


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun, büyük bir deprem felaketi yaşayan Haiti'ye gitti.
Başkent'te Haiti BM Barış Gücü Komutanı Edmond Mulet tarafından karşılanan Ban, ilk olarak yıkılan 5 katlı BM merkezini ziyaret etti.
Genel Sekreter Ban, Haiti'ye yapılan büyük uluslararası yardımın kendisini çok etkilediğini ve duygulandırdığını belirterek, yardımın "bir kuruşunun bile israf edilmemesini" istedi.

YARDIMLAR

Kanada:
Kanada, yardım çalışmalarına destek amacıyla Haiti'ye 1000 asker daha göndereceğini bildirdi. Savunma Bakanı Peter MacKay, Haiti'ye yardımcı olmanın Kanada için ahlaki bir sorumluluk olduğunu belirterek, gönderilecek askerlerin, mühendislik, tıbbi yardım ve güvenlik gücü olarak faaliyet göstereceğini söyledi.
Haiti'deki durumun çok ciddi olduğunu belirten MacKay, içme suyu ve temel gıda maddelerinin bile büyük ihtiyaç olduğu ülkede halkın hoşnutsuzluğunun giderek arttığını ve güvenliğin de önem taşıdığını kaydetti.
Kanada'nın bugün göndereceği askerlerle birlikte Haiti'deki asker sayısı 2 bini aşacak.

CNN Türk - 18.01.2010


Daisy-BT 20 Ocak 2010 05:08

Haiti'deki depremde 75 bin ölüm

Haiti'de 12 Ocak'ta meydana gelen depremde 75 bin kişinin öldüğü, 250 bin kişinin yaralandığı açıklandı.


Sivil Savunma Dairesi, 7 büyüklüğündeki depremde 1 milyon kişinin de evsiz kaldığını bildirdi.
Sivil Savunma Dairesi tarafından bu akşam yapılan yazılı açıklamada, felaketzedeler için barınak, gıda, su ve ilaç bulunamadığı belirtildi.
Açıklamada, depremde başkentteki binaların yarısının yıkıldığı kaydedildi.
Bu arada depremin ardından şu ana kadar 90'dan fazla kişi enkazdan sağ çıkarıldı. Başkentin "atom bombası atılmış gibi dümdüz olduğu" belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi (OCHA) sözcüsü Elisabeth Byrs, bunların iyi haberler olduğunu, kurtarma çalışmaları ve insani yardım çabalarının şu anda Port-au-Prince dışında bulunan ve kurtarma ekiplerinin giremediği bölgelere yoğunlaştığını belirtti.
OCHA, tıbbi yardım, cesetlerin toplanması, barınak ve içme suyu sağlama ve sağlık personelinin iş görebilmesinin öncelikli olarak önem verdikleri faaliyetler olmaya devam ettiğini kaydetti.
Byrs, Port-au-Prince ve civarında enkazdan hala canlı çıkarma umudunu taşıdıklarını belirtti.

Türk ekibi mucizeye imza attı

Haiti'de Türk arama kurtarma ekibi Yeni Yüksektepe GEA, bir mucizeye daha imza attı. Depremin 5. gününde "Canlı yok" denilen bir alışveriş merkezine giren ekip 3 kişiyi daha kurtardı. Ekip daha önce de bir kişiyi kurtarmıştı.
GEA Arama Kurtarma Grubu, ABD Fema South Florida Task Force 2 ekibiyle Carribean Alışveriş Merkezi'nde arama ve kurtarma çalışmalarına katıldı.
GEA üyelerinden İbrahim Doğru, "Kazazedelerin olduğu enkazda sesleri duyabiliyorduk. son kurtarılan kazazedeler daha önce kurtarılan kazazedelerin yakınında bulunmaktaydılar. Etraflarında reyonların metal rafları ve içindeki malzemelerle birlikte ezildikleri için yanlarına ulaşmak için rafların enkazdan temizlenmesi gerekiyordu. Bu da çok uzun bir zaman aldı. Küçük bir delik açılarak daha iyi iletişim kuruldu. Ayrıca bir sopanın ucuna bağlanan şişe ile birlikte az bir miktarda su yine aynı delikten ulaştırıldı. Uzun bir çalışmadan sonra enkaz temizlendiğinde yanlarına ulaştık ve sıkıştıkları yerden kurtardık. Bu anlattıklarım yaklaşık 14 saat sürdü. Kazazedeyi sedye yardımı ile birlikte açmış olduğumuz tünelden çıkardık" dedi.
Kurtarılan kişilerin isimleri ve bilgileri şöyle: Mireille Boulos Bittmev (41), depremden 85 saat sonra kurtarıldı. Indra La Fontaın (40), depremden 102 saat sonra kurtarıldı. Jean pheleppe (30), depremden 103 saat sonra kurtarıldı.
Haiti'de GEA'nın yanı sıra Türk Kızılayı, AKUT, Kimse Yok Mu Yardım Derneği de bulunuyor.

Ülkede şiddet artıyor

Depremin ardından yardım dağıtımlarında aksaklıklar yaşanırken, başkent Port Au Prince'de şiddet olayları artıyor. Port Au Prince'de elektrik sisteminin çökmesi sonucu güneşin batmasıyla birlikte kent karanlığa gömülüyor. Bu nedenle akşamları daha tehlikeli olurken, bazı mahallelerden silah sesleri duyulmaya başlandı.
Haiti'de görev yapan Brezilyalı bir fotomuhabir, çekim yaptığı sırada saldırıya uğradı, fotoğraf makineleri ile üzerindeki bazı malzemeye el konuldu.

Yardım çok, dağıtım zor

Sadece yardım malzemeleri için kullanılan uluslararası havaalanına da gün içinde çok sayıda uçak iniş kalkış yapıyor. Havaalanının hemen her noktası yardım malzemeleri ile dolup taşarken, dağıtımın henüz hedeflenen noktanın çok gerisinde olduğu öğrenildi.
BM'nin giriş ve çıkış yaptığı kapılar önünde toplanan ve gün boyu bekleyen Haitililer ise, buradaki BM çalışanlarından, yardım ekiplerinden ve gazetecilerden iş ya da gıda yardımı taleplerinde bulunuyor.

ABD ordusundan havadan yardım


Amerikan silahlı kuvvetleri, depremin yerle bir ettiği Haiti'ye havadan gıda ve su yardımı yapmaya başladı.
Amerikalı askeri yetkililer, 14 bin yemeye hazır tayın ve 15 bin litre suyun başkent Port-au-Prince'in kuzeydoğusuna havadan atıldığını belirtti.
Amerikan askerleri ayrıca Port-au-Prince'te harabe halindeki Başkanlık Sarayının yanına helikopterle indi.
Gazeteciler, Amerikan ordusunun 82. hava indirme tümenine bağlı 50 kadar paraşütçünün dört helikopterle, kentin merkezinde bulunan, dev bir mülteci kampıyla çevrili Başkanlık Sarayını güvenlik altına almak için geldiklerini belirttiler.
Bazı Haitililer, Amerikan askerlerinin yardım operasyonlarının başlamasından bu yana giriştikleri bu en gösterişli inişi, ülkelerinin egemenliğine karşı bir hareket ve bir işgal olarak gördüklerini söylediler.
Askeri yetkililer, şimdi bütün Haiti'ye havadan yardım atmayı planlıyorlar. Bu arada, Haiti'deki bin Amerikan askerine 2 binden fazla Amerikalı deniz piyadesi katılmaya devam ediyor.
Depremin ardından ülkedeki geniş çaplı yağma ve şiddet hareketlerinin arttığı bir sırada gelen deniz piyadeleri, ağır silahlarla donatılmış bulunuyor. Deniz piyadeleriyle birlikte bir düzine helikopter ve sahra hastaneleri de hizmet veriyor.

Haitili çocuklar evlat edinilecek

Bu arada ABD, Haiti'yi yerle bir eden depremde öksüz kalan çocukları evlat edinmeye yönelik işlemleri kolaylaştırdığını açıkladı. Amerikan İç Güvenlik Bakanı Janet Napolitano, çocukların Amerikan topraklarına nakilleri sırasında pasaport ya da Haiti'den verilmesi gereken belge istenmeyeceğini belirtti.
Haitili çocukları evlat edinmek isteyen Amerikalı ailelerin, Haiti hükümetinden çocukların ABD'ye gidebilmelerine olanak sağlayacak belgeleri beklemeleri de gerekmeyecek.
Bu kolaylığın öksüz çocukların durumlarını meşru olarak belgelemeleri durumunda uygulanacağının altını çizen Napolitano, "Bizim önceliğimiz, geçen hafta meydana gelen felaketten sonra ailelerin Haiti'de bir araya gelmesi, ama öksüz kalan ve ABD'de evlat edinilme koşullarına sahip bu çocuklara yönelik insani jest, onlara ihtiyaçları olan ilginin gösterilmesini sağlayacak" ifadesini kullandı.
Fransa da benzer bir açıklamada bulunmuştu. BM Çocuk Fonu Unicef, 2 milyon kadar çocuğun Haiti'yi vuran depremden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendiğini duyurmuştu.

Çocuğun yardımına CNN muhabiri koştu


Amerikan CNN televizyonunun ünlü sağlık muhabiri Sanjay Gupta depremin yerle bir ettiği Haiti'de enkazdan çıkarılan başından ağır yaralı bir kız çocuğunu ameliyat etti.
Adı açıklanmayan Haitili 12 yaşındaki çocuğun ilk ameliyatını Dr. Varl Vinson ve ekibi yaptı ancak ikinci ameliyat gerekti. Port Au Prince kıyısındaki ABD'ye ait Carl Vinson uçak gemisinde ve bölgede sinir cerrahı olmadığı için CNN'in Atlanta'daki merkezi arandı.
Merkez Port Au Prince'de bulunan Santaj Gupta'ya ulaştı. ABD'de bir hastanede görev yapan, CNN'nin sağlık muhabiri sinir cerrahı Gupta, helikopterle uçak gemisine getirildi. 40 yaşındaki Gupta, hem ameliyatı görüntüledi hem de eldivenlerini giyerek uçak gemisindeki cerrahlarla ameliyatı yaptı.
Gupta, çocuğun kurtarıldığını ve yardım etmekten gurur duyduğunu söylerken, CNN, çocuğun "USNS Comfort" hastane gemisine götürüleceğini ve ailesi bulunana dek burada kalacağını duyurdu.
ABD Başkanı Barack Obama, geçen yıl, Afganistan ve Irak'ta da hastaların yardımına koşan Gupta'ya sağlık dairesi başkanlığını teklif etmiş, ancak Gupta ailevi sebepleri ve kariyerini gerekçe göstererek teklifi kabul etmemişti.

Takviye barış gücü bekleniyor


BM Güvenlik Konseyi'nin, deprem felaketinin yaşandığı Haiti'ye takviye barış gücü gönderme kararı alması bekleniyor. BM'nin Haiti'de bugün itibariyle 7 bini asker ve 2 bini polis olmak üzere yaklaşık 9 bin barışı koruma görevlisi bulunuyor. Güvenlik Konseyinin takviye güç gönderme kararı alması halinde bu sayının 12 bin 500'in biraz üzerine çıkması bekleniyor.

Türk polisler Türkiye'ye dönecek


Bu arada, Başkent Port Au Prince'de Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan 52 kişilik Türk polis gücünden, Ocak ayında süresi dolacak 13 polis memuru ile 5 polis eşi ve 6 çocuk, Türkiye'ye dönecek. Türkiye'ye dönecek polislerin yerine yeni polisler gönderilmeyecek.
Haiti'de kalacak görev süreleri devam eden 39 polisle ilgili kararın ise daha sonra verileceği bildirildi.
CNN Türk - 19.01.2010


Daisy-BT 22 Ocak 2010 03:28

Öğrenciler bugün karne alacak

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri bugün karne almaya hazırlanıyor. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının, 24 Eylül 2009'da başlayan ilk yarısı bugün sona erecek.


Yaklaşık 15 milyon öğrenci karne alarak, iki haftalık tatile çıkacak.
Okulla bu yıl tanışan 1 milyon 307 bin ilköğretim öğrencisi de ilk karnelerini alacak.
2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak.
Eğitim öğretim yılı 18 Haziran Cuma günü tamamlanacak. İkinci dönem, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri ile lise son sınıf öğrencileri için sınav heyecanıyla geçecek.

İlköğretim ikinci kademe öğrencileri Seviye Belirleme Sınavlarına (SBS) katılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın sınav takvimine göre, SBS, ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziran'da yapılacak.
İlköğretim 7. sınıf öğrencileri SBS'ye 6 Haziran'da, 8. sınıf öğrencileri ise 5 Haziran'da girecek.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2 Mayıs'ta gerçekleştirilecek.

Lise son sınıf öğrencilerinin katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için 18 Ocak Pazartesi günü başlayan başvurular 12 Şubat'ta sona erecek.
YGS 11 Nisan'da yapılacak. Üniversiteye girişte ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) başvuru tarihi 3-14 Mayıs, LYS tarihleri de 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran olarak belirlendi.

CNN Türk - 22.01.2010


Daisy-BT 22 Ocak 2010 08:51

Haiti'de 400 bin evsiz başka yere taşınacak

Haitili yetkililer, 12 Ocak'ta meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremde evsiz kalanlardan 400 bininin başka yerlere taşınacağını bildirdi.


Devlet Başkanı Rene Preval'in personel şefi Fritz Longchamp, başkent Port-Au-Prince'in merkezindeki Mars kampı gibi geçici yerleşimlerde temizlik sorunları ve salgın tehlikesinden endişe ettiklerini bildirerek, kampların depremzedeleri barındırıcaka konumda olmadığını, evsizlerin daha uygun tesislerin bulunduğu bazı yerlere taşınacağını söyledi.
Longchamp, otobüslerin bir hafta-10 gün içinde, kamplar hazır olduktan sonra insanları başkentin dışına nakledeceğini ifade etti.

Merkezi İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan hükümetlerarası Uluslararası Göç Örgütü de Brezilyalı barış gücü askerlerinin halen Port-Au-Prince'in Croix des Bouquets banliyösünde zemin düzleştirme çalışmalarını sürdürdüğünü, çalışmaların bitmesinin ardından burada yeri bir çadır kent kurulacağını kaydetti.
12 Ocak depreminde evleri yıkılan yüzbinlerce insan başkent civarında 200'den fazla açık alanda konaklıyor. Şanslı olanlar ailelerine çadır sağlarken, insanların çoğu tropikal güneş
altında battaniyelerle sabahlıyor.

Yardımlar
Bu arada, Amerikalı aktör Leonardo Di Caprio, Haiti depremzedeleri için 1 milyon dolar bağışta bulundu. Aktörün, eski başkanlar Bill Clinton ve George Bush'un kurduğu vakfa Haiti'de kullanılmak üzere bağışta bulunduğu açıklandı. Bush da, yazılı açıklama yaparak, aktörü cömertliğinden dolayı tebrik etti.

CNN Türk - 22.01.2010


Daisy-BT 28 Ocak 2010 04:25

İstanbul'da yeniden kar yağışı

Günlerdir soğuk hava koşullarının esiri olan İstanbul'da kar yağışı akşam saatlerinde yeniden başladı.


Avcılar, Halkalı, Bağcılar ve çevresinde gözlenen hafif kar yağışının ilerleyen saatlerde etkisini artırması, Anadolu yakasında da görülmesi bekleniyor.
Şişli, Mecidiyeköy ve Beşiktaş taraflarında ise kar etkisini daha fazla gösterdi.
Kar yağışının başlaması iş çıkış saatine denk gelince trafik durma noktasına geldi. Vatandaşlar kısa mesafelerde toplu taşıma araçlarından inip yürümeyi tercih etti.

Kadıköy'de de hafif kar yağışı görüldü. Yağışa karşı sokağa hazırlıklı çıkanlar şemsiyeleri ile yağıştan korunurken, hazırlıksız çıkanların hızlı adımlarla yürüdüğü görüldü.
Yağışın sabah saatlerinden itibaren kesileceği öngörülüyor.

CNN Türk


Daisy-BT 28 Ocak 2010 04:37

Sağlık Bakanlığı'ndan 4. Murat yöntemi!

Sağlık Bakanlığı'dan 4. Murat usulü sigara denetimi. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, Ankara'da kafe, gazino ve kahvehaneleri müşteri kılığında gezdi. Sigara yasağına uyulup uyulmadığını kontrol etti. Genel Müdür Seraceddin Çom, sigara içilmeyen işyerlerinde mutlu olup keyifle çayını yudumladı, ama yasağa uymayan yerlerde yüzü değişti.


Sağlık Bakanlığı sigara yasağında kararlı, geri adım atmayı düşünmüyor.
Tersine, bundan sonra denetimler artıyor. Hem de eşine nadir rastlanan bir yöntemle. Tıpkı alkol ve tütünü yasaklayan padişah 4. Murat'ın yaptığı gibi, tebdili kıyafetle sigara denetimi dönemi başlıyor.

İşte o denetimlerin ilki.

Denetimi yapan, Bakanlık Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom.
Özel otomobili, başında beresi, elinde tespihiyle müşteri kılığında Ankara'nın en işlek mekanlarını gezdi.
Bazısında çay içti, bazısında tavla oynadı. Ama aslında sigara içilip içilmediğini kontrol etti.
Kimi işletme çalışanları izin verdi sigara içmeye, kimileri ise "içeride yasak" dedi, cezayı hatırlatarak...

Seraceddin Çom, sigara yasağına ne oranda uyulup uyulmadığını yerinde gördü.
Sadece Saraceddin Çom değil. Bundan sonra Bakanlık ekipleri de, tıpkı Çom gibi, müşteri kılığında tüm Türkiye'de denetim yapacak. Yasağı ihlal eden işletmeye anında ceza kesilecek

CNN Türk - 28 Ocak 2010


e.said coskun 29 Ocak 2010 10:30

Zeka testi yaparken bilgisayarınızdan olmayın
 


Doğu Avrupa'daki bazı motosiklet kulübü üyelerine zarar vermek amacıyla yazıldığı tespit edilen ''Zimuse'' adlı solucan, hedefinin dışına taşarak hızla dünyadaki tüm bilgisayarları tehdit etmeye başladı.


Eset'ten yapılan açıklamaya göre, ''Win32/Zimuse.A'' ve ''Win32/Zimuse.B'' olmak üzere iki versiyonu bulunan bu solucan, tüm disklerin Master Boot Record üzerine kendi verisini yazıyor ve diskin üzerindeki veriye erişimi engelliyor. Bilgisayara bulaştıktan 7 veya 10 gün sonra aktive olan solucan, zeka (IQ) testi görünümünde ya da USB bellekler yoluyla yayılıyor.

Açıklamaya göre, Zimuse solucanı, Doğu Avrupa'daki bilgisayar tehditlerinin %90'ını oluşturur hale geldi. Burada da durmayan solucan ile ilgili son olarak tespit edilen en yüksek etkilenme oranı ise Amerika Birleşik Devletlerinde. Bunu Slovakya, Tayland, İspanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve diğer Avrupa ülkeleri takip ediyor.

NASIL YAYILIYOR

Solucan yayılabilmek için iki yöntem kullanıyor. Kendi kendine açılabilir ZIP dosyası ya da IQ testi olarak legal internet sitelerinin içine gizleniyor ya da USB bellekler gibi çıkarılabilir medyalar aracılığı ile yayılıyor. Hızlı yayılımında USB aygıtların rolü büyük. Solucan diskin içerisindeki veriyi şifreleyerek erişimi engellemek gibi bir yaklaşım sergilemiyor, bunun yerine fiziksel diskin MBR;sini (Master Boot Record) bozarak dosyalara erişimi tamamen imkansız kılıyor.

Bu güne kadar solucanın iki versiyonu olan Win32/Zimuse.A ve Win32/Zimuse.B yayılım ve aktivasyon zamanlaması açısından farklı yollar izledi. A versiyonu USB ile dağılıp aktive olmak için 10 gün beklerken, B versiyonu bulaştıktan 7 gün sonra aktive oluyor. Dahası B varyantında zarar vermeye başlaması için geçen zaman da 40 günden 20 güne inmiş durumda.

Doğru temizleme yöntemi kullanılmaz ise solucan anında zarar vermeye başlıyor. ESET'e göre bu tamı tamına bir bombayı etkisiz hale getirebilmek için hangi kabloyu kesmeniz gerektiği gibi kritik bir karar.

Açıklamada, ''ESET NOD32 Antivirus ve ESET Smart Security kullanıcıları bu tehdide karşı korunuyor. ESET yine de kullanıcılarını herhangi bir aksilik olasılığına karşın, önemli verilerini yedeklemeleri konusunda uyarıyor'' denildi.

Eset ayrıca Zimuse Temizlere Aracını yayınladı. Program www.eset.eu/download/ezimuse-remover adresinden indirilebiliyor.


volture 10 Şubat 2010 14:51

Türkiye'nin 'altın'daki serveti

Türkiye'nin altın üretimi son 5 yılda 3'e katlanarak 5 tondan 15 tona yükseldi. Geçen yıl üretilen 15 ton altının ortalama değeri ise 515 milyon doları buluyor.


Türkiye'de altın 2001 yılından itibaren üretilmeye başlandı. Bu tarihten itibaren yer altından çıkarılan altının miktarı her geçen yıl artış gösterdi.

2001 yılında 1,4 ton ile başlayanaltınüretimi, 2006 yılında 8 ton, 2007 yılında 10 ton, 2008 yılında 11 ton, 2009 yılında ise 15 ton oldu. Bu yılın sonunda üretilecek altın miktarının ise 20 tonu aşması bekleniyor.

Türkiye'de yer altında 6 bin 500 ton, yastık altında 5 bin ton altın olduğu tahmin edilirken, toplam 11 bin 500 tonluk bu altının değeri yaklaşık 400 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

Uzmanlar, yer altındaki 6 bin 500 tonluk altın potansiyelinin ekonomiye kazandırılması için ise 2,5 milyar dolarlık arama yatırımı, 15 milyar dolarlık da işletme yatırımı yapılması gerektiğini belirtiyor.

Altın üretimi her geçen yıl artan Türkiye, 2006 yılından bu yana Avrupa ülkeleri arasında en büyük altın üreticisi konumunda bulunuyor. Dünyada altın talebi en yüksek ülkeler arasında Türkiye, 4. sırada yer alıyor. Altın Madencileri Derneği Genel Koordinatörü Muhterem Köse, Türkiye'de Bergama Ovacık, Gümüşhane Mastra ve Uşak Kışladağ olmak üzere 3 işletmede altın üretimi yapıldığını söyledi.

Türkiye'de maden arama ruhsatına sahip olan firma sayısının 40 bin civarında olduğunu, ancak ülke genelinde 30 büyük firmanın altın madeni arama çalışmasını sürdürdüğünü belirten Köse, bu firmaların geçen yıl altın aramak için yaklaşık 50 milyon dolar harcadığını kaydetti.

Geçen yıl dünyada altın aramaları için yaklaşık 5 milyar dolar harcandığını anlatan Köse, altın madenciliğinin mali açıdan riskli olduğunu, yıllarca süren arama faaliyeti sonucunda çoğu kez ekonomik ölçüde bir maden rezervi tespit edilemediğini kaydetti. Türkiye'de bulunan 6 bin 500 tonluk altın potansiyelinin ekonomiye kazandırılması için yaklaşık 2,5 milyar dolarlık arama yatırımı ve 15 milyar dolarlık da işletme yatırımı gerektiğini anlatan Köse, “Yılda 230-270 ton arasında altın ithal ediliyor. Bunun da parasal değeri yarattığı katma değeriyle birlikte 6-7 milyar dolar. Halbuki Türkiye, altın ihtiyacının tamamını kendi maden potansiyelinden karşılayabilir” dedi.

Altın madenciliğinin riskli ve uzun vadede sonuç alınabilecek bir yatırım olduğuna işaret eden Köse, madencilik sektöründeki yatırım ortamının uluslararası standartlara getirilmesi ve arama faaliyetlerinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.

31 GRAM ALTIN, 80 KİLOMETRE UZUNLUĞUNDA TELE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİYOR
Dünyada yılda yaklaşık 2 bin 500 ton altın üretiliyor. Altın, M.Ö. 5000 yıllarından beri insanlar tarafından kullanılıyor. Dünyada bugüne kadar çıkarılan yaklaşık 145 bin ton altının yarıdan fazlası hükümetlerin ve merkez bankalarının elinde bulunuyor.

Saf haldeyken macun kadar yumuşak bir maden olan altın, bu özelliğinden dolayı kolayca biçimlendiriliyor. 31 gram ağırlığındaki bir altın, çekilerek 80 kilometre uzunluğunda tel haline getirilebiliyor. Ya da 10 gram ağırlığındaki bir altın dövülerek 12 metrekarelik bir alanı kaplayacak büyüklükte levha haline dönüştürülebiliyor.

Üstüne düşen kızılötesi ışınların yüzde 98'ini yansıtarak geri çevirebilme özelliği olan altın, ince levhalar şeklinde uzay elbiselerinin başlığındaki göz deliklerinde zararlı ışınlardan korunmayı sağlıyor. 0.15 mm kalınlığındaki altın tabakalar, radyasyon kalkanı olarak uzay mekiklerinde kullanılıyor. Herhangi bir telefonda 33 tane altınla kaplanmış elektrik bağlantısı bulunuyor.

1 TON DENİZ SUYUNDA 0,1-2 MİLİGRAM ALTIN BULUNUYOR
1 ton deniz suyunda 0,1-2 miligram altın bulunduğu, bu altının çıkarılması için herhangi bir yöntemin henüz geliştirilemediği belirtiliyor. Yerkürenin milyonda birini oluşturan altın, hiç bir zaman yüzde 100 saf olmuyor. Doğadaki en saf altın, binde 999,9 saflıkta bulunuyor. Dünya altın üretiminin yüzde 53'ü dört sanayileşmiş ülke Çin, Güney Afrika, ABD ve Avustralya'da yapılıyor. Türkiye dünya altın üretimi sıralamasında yer almadığı halde dünya altın talebinde 5. sıra bulunuyor.

Türkiye'nin 10 yılda ürettiği altın miktarı ile geçen yıl dünya altın üretimi ve tüketimindeki ilk 5 ülke ise şöyle:

YIL / MİKTAR (TON)
2001: 1.4
2002: 4.3
2003: 5.4
2004: 5
2005: 5
2006: 8
2007: 10
2008: 11
2009: 15

ÜRETİM (TON) / TÜKETİM (TON)
1. Çin 295 / Hindistan 773
2. G. Afrika 250 / Çin 689
3. ABD 230.3 / ABD 278
4. Avustralya 225.4 / Türkiye 249
5. Rusya 165.5 / S.Arabistan 129




volture 10 Şubat 2010 14:59

8 milyon emekliye müjdeli haber


Kredi borcu yüzünden emekli maaşlarına haciz geliyordu ama artık bu uygulama kalkacak.

Emeklilerin yapması gereken ise şöyle:

Emekli maaşına artık kredi borcu yüzünden haciz konulamıyor. Fakat, haczi kaldırmak için itiraz etmek gerekiyor.

Emekli maaşlarına haciz konulmaması yönündeki yasal düzenlemelere karşın pek çok emekli, bu düzenlemeden haberdar olmadığından icra ve haciz kıskacıyla boğuşuyor. Maaşlarına haciz geldiğinde icra hakimliğine giderek karar aldıran az sayıdaki emekli maaşını hacizden kurtarırken, Türkiye genelinde maaşına haciz gelen SSK emeklisinin sayısı 80 bini buldu.

Benzer durum memur emeklileri için de geçerli. Hükümet, geçtiğimiz yıl, kredi kartı borçlarını yeniden yapılandırırken, kredi borçları nedeniyle emekli maaşlarına haciz getirilmesini önlemek amacıyla bir düzenleme yapmış ve Meclis'ten buna ilişkin yasa çıkmıştı. Ancak, çıkan yasaya rağmen hem SSK, hem de Emekli Sandığı'na bağlı emeklilerin maaşlarına haciz konulmaya devam edildiği ortaya çıktı. Üstelik, 2002 yılından bu yana maaşına haciz gelen emeklilerin sayısında önemli bir artış yaşandı. 2002'de, 2 binin altında SSK emeklisinin maaşına haciz gelirken, 2010 yılında, maaşı hacizli SSK emeklisinin sayısı 80 bine dayandı.

Bazı emeklilerin, evlerine haciz gelmemesi için özellikle 'maaşlarını' teminat olarak gösterdiği belirtilirken, en çok haciz getiren borçları, 'kredi kartı, araç ve ev kredisi' oluşturuyor. Emekli Sandığı'ndan emekli olanların maaşlarına da haciz geldiği, kurumun bu yönde bir veri tutmaması nedeniyle kaç emeklinin maaşında haciz olduğuna yönelik bir istatistik bulunmadığı öğrenildi. Ancak, memur emeklilerindeki hacizli sayısının da SSK emeklilerindeki ile paralellik gösterdiği ifade edildi.

KURTULMAK İÇİN İZLENECEK YOL
Türkiye'de 5 milyonu SSK, yaklaşık 3 milyonu da Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'a bağlı olmak üzere toplam 8 milyon dolayında emekli bulunuyor. Meclis'ten çıkan 5510 sayılı yasanın 93. maddesi uyarınca emeklilerin maaşlarına haciz konulamıyor. Maaşlarına haciz konmasını istemeyen emeklilerin, yasayı dayanak göstererek, 'İcra Hakimliği'ne başvurup, karar aldırmaları gerekiyor. İcra Hakimliği'nden aldığı kararı icra dairesine götürüp 'muvafakat etmiyorum' diye beyanda bulunması gerekiyor. İcra dairesinden aldığı 'muvafakat' belgesini SSK'ya götürerek maaşına gelen hacizi kaldırtabiliyor.


(ekolay)



volture 10 Şubat 2010 15:08

Yolcu dolu İETT otobüsüne molotoflu saldırı!


İstanbul Maltepe'de içinde yolcuların bulunduğu İETT otobüsüne yüzleri maskeli kişilerce molotof kokteyli atıldı. 2009'da yaşanan ve 17 yaşındaki Serap Eser'i ölüme götüren saldırının benzerinin yaşandığı olayda 15 yolcu, sürücünün açtığı kapıdan kendilerini dışarı atarak yanmaktan kurtuldu.

Kadıköy-Gülsuyu seferini yapan İETT otobüsü, (09.02.2010) saat 21.30 sıralarında, Gülensu Mahallesi Mesut Caddesi'nde bir grup tarafından zorla durduruldu. Gruptan bir kişi elindeki molotof kokteyllini otobüsün ön camına fırlattı.

Bu sırada otobüs şoförü kapıları açarak yolcuların inmesini sağladı. Saldıganlar bir süre slogan attıktan sonra olay yerinden kaçtı.

Otobüste çıkan yangına ilk müdahaleyi vatandaşlar yaptı. Mahalle sakinleri evlerinden doldurdukları kovalarla otobüse su atarak yangını söndürmeye çalıştı. Olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerinin çalışması ile yangın tamamen söndürülürken otobüs kullanılamaz hale geldi.

MOLOTOFLU SALDIRININ ŞEKLİ AYNI
Olay sonrası konuşan otobüs sürücüsü yolcu indirmek üzereyken 5 kişinin molotoflar ile saldırdığını, 15 yolcunu da açtığı kaqıdan kendilerini dışarı atarak kurtardıklarını söyledi.

Benzeri 8 Kasım 2009'de Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde gerçekleşen olayda otobüs içine düşen molotof kokteyli ile yanarak ağır yaralanan 17 yaşındaki Serap Eser hastanede hayatını kaybetmişti. Olayda Maltepe7deki saldırıda olduğu gibi, otobüs durakta yolcu indirmek üzereyken saldırı gerçekleşmişti.

Polis, saldırganları yakalamak için çalışma başlattı.

(ekolay)


Daisy-BT 10 Şubat 2010 15:54

Kar fırtınası Washington'u böyle değiştirdi

GeoEye'ın yayımladığı Washington D.C'ye ait bu uydu fotoğrafı bir anda ABD başkentinin nasıl değiştiğini gösteriyor. 4 ve 8 Şubat gününe ait fotoğraflarda tipi öncesi ve sonrası gösteriliyor. Beyazlar içinde kalan şehirde her şey yağışın ardından felç olmuştu.



CNN Türk - 10.02.2010


volture 11 Şubat 2010 00:42

Kadın kadına talip oldu


Sabah Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ, evlilik programlarında bugüne kadar yaşanan en ilginç olayı köşesinde anlattı. Esra Erol'un programına telefonla katılan kadın, stüdyoda kendilerine eş arayan kadınlara talip oldu.

Yaşananları Yüksel Aytuğ şu satırlarla anlatı:

"Ve sonunda bu da oldu. İzdivaç programına telefonla katılan bir kadın, stüdyoya evlenmek için gelen kadınlara talip oldu... İzleyenlerin ağzını bir karış açık bırakan olay önceki gün atv ekranlarında yaşandı. Esra Erol her zamanki gibi stüdyoda talipleri ağırlıyor, zaman zaman da telefon bağlantıları yaparak, kendine eş arayan Serdar Bey'in taliplerini çeşitlendiriyordu. Telefon bağlantısı ile canlı yayına katılan Eda Şan adlı kadın önce Erol'a ve programına övgüler yağdırdı. Herkes, Eda Hanım'ın, diğerleri gibi Serdar Bey'e talip olduğunu sandı. Telefondaki kadın daha sonra "Hollanda'da evlendim. Ailemin onaylamadığı bir evlilikti. Bu nedenle bir yıl evli kaldım ve boşandım. Şimdi kendime yeni eş arıyorum" dedi. Esra Erol bu klasik konuşmanın ardından "Nasıl birini arıyorsunuz?" diye sorunca film koptu.

Eda Hanım, "Ben Hollanda'da bir kadınla evlendim. Hollanda'da evim var. Maddi durumum da iyi. Oradaki bayanlardan beni anlayacak biriyle evlenmek, beraber yaşamak istiyorum" deyince başta sunucu Esra Erol olmak üzere stüdyodaki herkes dondu, kaldı. Sunucu Erol, ilk şoku atlatır atlatmaz, "Haydi git başka programlara" diyerek, sesi yayından aldırdı ve kameraya dönüp, izleyicilerle dertleşmeye başladı. "Bu hanım şov yapmak istedi. Biz de buna istemeden alet olduk. Çeşit çeşit insan var. Kimsenin cinsel tercihi bizi ilgilendirmiyor ama bu sadece şov amaçlı. İyi de Serdar Bey'i niye kullandı?" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

Sinirlerine hakim olmakta güçlük çektiği gözlenen Erol konuşmasını şöyle sürdürdü: "İyi oldu be, renk geldi programa... Hep birlikte güldük, eğlendik. Aslında söyleyecek çok söz var ama terbiyem müsaade etmiyor... Ama ben o telefon numarasını bulurum. Arayan kişinin de canını yakarım..." Bu aralar canlı yayınları telefonla sabote etmek pek bir moda... Sanırım bu da "kafa bulmak isteyen" birinin benzer bir girişimiydi. Yoksa değil mi?.. Yoksa bir "ihtiyacın" tezahürü mü? İster misiniz bir yapımcı çıkıp, lezbiyenler için "Lezb-i İzdivaç" programı ekrana sürsün?" http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1265841540374&ids=%287098,24631,101219%29,%287098,24636,100047%29,%287098,24523,100031%29,%287098,24633,102160%29,%287098,24632,100265%29



volture 11 Şubat 2010 16:01

Münevver'in kardeşi Garipoğlu'na saldırdı

Sevgilisi Münevver Karabulut'un kafasını kesip parçaladıktan sonra cesedini Etiler'de çöp konteynerine bırakan Cem Garipoğlu'nun yargılanmasına başlandı. Duruşmada, Karabulut'un kardeşi İbrahim Enver Karabulut, Cem Garipoğlu'na içi çamaşır suyu ve tuz ruhu dolu şırınga fırlattı. Gözaltına alınan Karabulut daha sonra serbest bırakıldı. Mahkeme Cem Garipoğlu ile diğer 6 şüpheli hakkında açılan davaların birleştirilmesini kararlaştırdı.

Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan Cem Garipoğlu, gri kot pantolon ve beyaz gömlek üzerinde siyah kazak giydiği görüldü. Duruşmaya Münevver Karabulut'un annesi Nagehan, babası Süreyya ve kardeşi Enver Karabulut şikayetçi olarak katıldı. Duruşmayı CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal da izledi.

İlk olarak Cem Garipoğlu'nun kimlik tespiti yapıldı. Lise öğrencisi olduğunu ve sabıkası bulunmadığı ifade eden Garipoğlu, gelirinin olmadığını söyledi.

Enver Karabulut şırınga fırlattı
Ardından Cumhuriyet savcısı iddianameye özetleyerek okudu. Daha sonra Cem Garipoğlu savunmasına başladı. Garipoğlu, 'Erkekliğime hakaret etti' dediği sırada sinirlenen Enver Karabulut içinde sıvı bulunan şırıngayı Cem Garipoğlu'na doğru fırlattı. Ancak şırınga Garipoğlu'na isabet etmedi. Bu sırada Enver Karabulut, "Seni öldüreceğim" diye bağırdı. Duvara çarpan şırıngadaki beyaz sıvı 3 gazetecinin üzerine sıçradı. Salonda panik yaşanmasına neden sıvının içinde bulunduğu şırınga incelenmek üzere polis tarafından götürüldü.
Hakim, Cem Garipoğlu ve Enver Karabulut'u farklı kapılardan dışarı çıkarttırdı. Enver Karabulut gözaltına alınırken, mahkeme başkanı, olup bitenleri tutağana geçirdi.

Bu sırada söz alan Süreyya Karabulut'un avukatı Rezan Epözdemir, Enver Karabulut'un böyle bir şey yapacağını bilmediğini belirterek yemin etti. Daha sonra salona alınan Garipoğlu ifadesine devam etti.

'Sen nasıl erkeksin' dedi
Garipoğlu olay gününü şöyle anlattı: "Ben olaydan 1 yıl önce Bebek'te tesadüfen Münevver Karabulut ile tanıştım. 5 ay sonra da sevgili olduk. Hatta Münevver ile sevgiliyken Enver ile tanıştık. Münevver 7-8 kez evimize geldi. Münevver'i annem ile de tanıştırdım. Olaydan birkaç gün önce bize gelmişti, tartıştık. Bana hakaret etmeye başladı. Erkekliğime hakaret etti. 'Sen nasıl erkeksin' dedi. Olay tarihinde Münevver'in okuluna gittim. Birlikte karar alıp bize geldik. Bizde kimse yoktu. Arka bahçeden içeriye girdik. İki sevgili gibi öpüştük sarıldık. O sırada Münevver lavaboya gitti. Masanın üzerinde bulunan telefonunu karıştırdım, mesajlara baktım. Sevgilim, canım yazılı mesajları gördüm. Mesajların ne olduğunu sordum. Münevver de "Ben seni seviyorum. Bu mesajın önemi yok" dedi.

Münevver'in bu umursamaz tavrı beni çok kızdırdı. Israrlarla mesajların kimden geldiğini sordum. 'Sen benim babam mısın soruyor sun' dedi. Tartışma çıktı. Münevver'i çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi geçirdim hatırlamıyorum, kendime geldiğimde Münevver'i ölü buldum. Masanın üzerindeki bıçakla vücuduna vurduğumu tahmin ediyorum. Münevver'i cansız görünce kendimi de öldürmek istedim. Ancak yapamadım.

Telaşla cesetten kurtulmaya çalıştım. Evdeki bir bavulu aldım. Münevver'i cesedini bavula sığdırmaya çalıştım. Sığmayınca evden koşarak nalbura gittim. Testere aldım. Tekrar eve gelip önce başını kestim, sonra gitar kutusuna koydum. Cesedi de bavula yerleştirdim. Daha sonra korsan taksiyle evden ayrıldım. Evden ayrılmadan da önce kirli çamaşır sepetinde bulunan çamaşırlarla yerdeki kanları temizledim. Arabaya bindim ve Etiler'e geldim. Bagajdan bavul ve gitar kutusunu indirdim ve çöp konteynerina attım. Bilinçsizce ne yaptığığımı bilmeden alışveriş merkezine geldiğimi anladım. Sonra Bahçeşehir'deki evimize gittim. Evde annem, kızkardeşim ve kızkardeşimin öğretmeni vardı. Annem çamaşır sepetindeki kanları görmüş olacak ki 'ne oldu' diye sordu. Ben de cevap vermeyerek soruyu geçiştirdim. Daha sonra eve babam geldi. Annem babama birşeyler anlatmış olacak ki ne olduğuna dair sorular sordu. Dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Babamla Beylikdüzü'ndeki şirket lojmanlarına geldik.

Suçu tek başıma işledim, pişmanım
Yanımızda kimse yoktu. Babam bana ne olduğunu sordu, beni sıkıştırdı. Ben de, kız arkadaşım Münevver'in eve geldiği, içtiğimizi ve onu kazayla ittiğim sırada kafasının masaya çaptığını söyledim. Evdeki kanın bu şekilde oluştuğunu söyledim. Babam da bana 'Münevver'i ara durumunu sor' dedi. Babamdan gerçeği gizledim. Şirket çalışanları Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt'un bulunduğu lojmana geldik. Babam beni burada bıraktı ve gitti. Mehmet Karakayalı, bana soru sormaya başladı. Ben de babamla tartıştığımı söyledim. Bir süre sonra lojmana çıktım. Babam sonra geri geldi. Bahçeşehir'de bulunan bir kafeye gitmek istediğimi söyledim.

Babam beni kafede bıraktı. Bir süre kafede tek başıma oturdum. Sonra hatırlamadığım bir şahıs geldi yanıma, uzun boyluydu. Beni tanıdığını düşündüm ve arabaya bindim. Bu kişille birlikte bilmediğim bir yere gittik. 6 saat yolculuk yaptık. 7 ay boyunca tek başıma bir evde kaldım, tanımadığım bir kişi 10 günde bir gelip yiyecek bırakıyordu. Saklandığım sırada ailemden kimseyle görüşmedim. 7 ay sonunda bir kişi eve geldi ve beni teslim edeceğini söyledi. Olup bitenleri televizyondan izliyordum. Ben bu kişiye, teslim olacağımı söyledim. Bu kişiyle birlikte yolculak yaptık. Daha sonra yol kenarıda beni bıraktı ve birazdan gelecek araca bin dedi. O araca bindim. Araçta avukat Aytekin Kaya vardı. Avukat bana büfeden yiyecek aldı. Daha sonra gelip polisler beni aldı. Pişmanım, böyle bir suş işlemek istemezdim. Keşke onun yerine ben ölseydim. Keşke onu geri getirmek mümkün olsaydı. Ailesi için zor bir durum. Benim yüzünden kızları öldü. Kendi ailem için de üzgünüm. Oğulları katil oldu. Suçu tek başıma işledim. Pişmanım.

Bu arada Garipoğlu ifade verirken sesinin titrediği görüldü. Duruşmaya devam ediliyor.

Enver Karabulut serbest bırakıldı
Duruşma salonunda Cem Garipoğlu'na şırınga fırlatınca gözaltına alınan Münevver Karabulut'un kardeşi Enver Karabulut sağlık kontrolünde geçirildi. Enver Karabulut, adliyeden çıkarıldıktan sonra Bakırköy Çocuk Şube Büro Amirliği'ne götürüldü. Enver Karabulut, buradaki işlemlerinin ardından sağlık kontrolü için Bakırköy Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Karabulut hastaneden çıkarılırken gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Enver Karabulut daha sonra tekrar Bakırköy Çocuk Şube Büro Amirliği'ne götürüldü. Bu arada hastane önünde bekleyen bir yakını, "Benim hiçbir şeyden haberim yok" dedi. Enver Karabulut'un, şırınganın içinde tuz ruhu ve çamaşır suyu bulunduğunu söylediği öğrenildi. Karabulut daha sonra serbest bırakıldı.

Davalar birleştirildi
Öte yandan, mahkeme Münevver Karabulut'un öldürülmesine ilişkin yargılanan Cem Garipoğlu ile diğer 6 şüpheli hakkında açılan davaların birleştirilmesini kararlaştırdı.

Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Cem Garipoğlu'nun savunmasını tamamladığı ilk duruşmanın sonunda, bu dava dosyasının, Garipoğlu'nun anne ve babasının da aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava dosyasıyla hukuki ve fiili bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle birleştirilmesine karar verdi.

Bu karar ile Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili dava, bundan sonra Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

Protestolar
Adliye önüne gelen ve kendilerini, "Emekçi Hareket Partili kadınlar" olarak nitelendiren grup, "Münevver Karabulut katledildi, tüm kadın cinayetlerinin hesabını soracağız" şeklindeki pankart açarak Cem Garipoğlu aleyhinde sloganlar attı.

Grup adına basın mensuplarına açıklama yapan Belce Metin, Cem Garipoğlu'nun cinayeti tasarlayarak, canavarca bir hisle ve ailesinin de katkılarıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Ellerinde Münevver Karabulut'un fotoğrafları ile dövizler bulunan Karabulut'un arkadaşları ile bazı vatandaşlar da adliye önünde protesto gösterisi düzenledi. Gösteriler sırasında polisin adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

(ekolay)


volture 11 Şubat 2010 16:13

İşte ilk insanın tasviri 'Inuk'


Bilimadamları, 4 bin yıl öncesine ait bir insan saçından yola çıkarak ilk insanların neye benzediğini saptadı. Bilim adamları bu saptamalara dayanarak ilk insanın resmini çizdi.

BBC'nin ünlü Nature dergisinden aldığı habere göre, Kopenhag Üniversitesi bilimadamları Grönland'ta bulunan ve 4 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen bir insan saçının analizini yaptı.

Bugüne kadar bulunan en eski insana ait olduğu açıklanan gen üzerinde yapılan analiz, ilk insanın kahverengi gözlü ve uzun saçlı olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca incelenen genin sahibinin saçlarının dökülmek üzere olduğu saptandı.

Araştırmayı yürüten Kopenhag Üniversitesi ekibinden Prof. Eske Willerslev, saç analizi yapılan insanın Sibirya'dan geldiğini açıkladı. Ekip, DNA örneğinin sahibine, Grönland dilinde “insan" anlamına gelen “Inuk" adını verdi.

Prof. Willerslev, Inuk'un kalıntılarının Grönland'ta bulunmuş olmasına karşın, bugünkü Grönlandlıların doğrudan atası olmadığını bildirdi. Araştırmalar, Inuk'un “Sakkak" kültüründen geldiğini ortaya çıkardı.

Araştırma, Inuk'un metabolizmasının soğuk iklim koşullarında yaşayacak şekilde değişim geçirdiğini ortaya çıkardı.

Prof. Willerslev'e göre arkeolojik kalıntılar, gen sahibinin ait olduğu Sakkakların fok ve deniz kuşu avlayarak beslendiğini ve soğuk iklime rağmen ince çadırlarda yaşadıklarını gösterdi.

DNA analizlerinden Inuk'un ön dişlerinin kürek şeklinde olduğu sonucuna varıldı. Ayrıca bulunan kulak kirinden yola çıkan bilimadamları, Inuk'un kulak enfeksiyonu geçirmiş olabileceğini belirledi.

Genç yaşta öldüğü sanılan Inuk'un, kalın saçlarına rağmen kelleşmek üzere olduğu da bilim adamları tarafından saptandı.

(cnnturk.com)



volture 11 Şubat 2010 23:34

Metrobüs'te yeni dönem


Yeni metrobüs tarifesiyle artık gittiğiniz durak kadar para ödeyeceksiniz.


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Metrobüs zammının geri alınmasıyla ilgili olarak, ''Bizim metrobüste yaptığımız bir zam değildi, bunu anlatamadık. Yargı, bunun yüzde 33'e varan bir zam niteliği taşıdığı değerlendirmesi yaptı ve böyle bir karar verdi. Biz de karara uymak zorundayız'' dedi.

Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İstanbul Ticaret Odası arasında 15 tarihi çeşmenin restorasyon ve bakımına ilişkin protokol imza törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin metrobüs zammının geri alınmasıyla ilgili sorusu üzerine Topbaş, şunları söyledi:

''Toplu taşıma araçlarını kullananlar, ulaşımdaki giderlerin daha az olmasını arzu ediyorlar. Bu onların doğal talepleridir. Ulaşımı halkımıza en konforlu hale getirmek ve mümkün mertebe ucuz yapmak da bizim görevimiz. Ancak bizim Metrobüste yaptığımız bir zam değildi, bunu anlatamadık. Metrobüs hattının uzunluğunun toplamında 3 veya 4 biletle seyahat edilen hattın tek hatta indirilmesiydi. Türkiye'de bu uzunlukta olmayan illerde bile, buna yakın mesafelerde daha fazla ücretlerle hizmet verildiğini biliyoruz. 3 biletin, 4 biletin yerine tek bilet tabii ki burada çok adil de değil. Ancak yargı bunun yüzde 33'e varan bir zam niteliği taşıdığı değerlendirmesi yaptı ve böyle bir karar verdi. Biz de karara uymak zorundayız. Metrobüs ilk devreye ********uzda ücretsiz, daha sonra yüzde 50 bilet uygulaması, sonra tek bilete geçmiştik. 42 kilometre uzunluğundaki Avcılar-Kadıköy hattını tek biletle sürdürürken bunu 2 lira yapmıştık ama değerlendirilmesi böle yapıldı.''

''BİNDİĞİN KADAR BEDEL ÖDEME SİSTEMİ''
Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, farklı bir uygulamanın çalışmalarını başlattıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

''Bu uygulama belki dünyada ilk kez olacak. 'Bindiğin kadar bedel ödeme sistemi' getiriyoruz. Bir düzenleme yapıyoruz, Mart ayı sonuna kadar hedef koyduk. Arkadaşlarımız bunun yazılım programlarını hazırlıyorlar. Belli bir mesafe gidildikten sonra her durak için artı ücret ödeme suretiyle ulaşım sağlanacak. Bu da kısa mesafe gidenlerin uzun mesafe bedeli ödememesi anlamına gelmektedir. Bu da çok adil bir sürecin başlaması anlamına geliyor.''

ARABALI VAPURLARA YAPILAN ZAM
Bir gazetecinin Sirkeci-Harem arabalı vapur geçiş ücretlerine zam yapılmasıyla ilgili sorusun üzerine de Topbaş, bu hatta göreve geldiklerinde günlük 4 bin olan araç geçiş sayısının bugün 12 bini geçtiğini ve 15 bini zorladığını söyledi.

Kadir Topbaş, iki yıldan beri bu hatta araçlara zam yapılmadığını vurgulayarak, ''Burada zam, yolcu biletlerinde değil. Araçlarda 5 lira olan ücret 6 lira, motosiklette 2,5 lira olan ücret 3 lira oldu. Bu da, akaryakıt ve diğer zamanların getirdiği bir sonuç'' diye konuştu.

''ÖMERLİ'DE BARAJ KAPAĞI AÇMADIK''
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, bir basın mensubunun Ömerli'deki su taşkınlarına ilişkin sorusuna şu yanıtı verdi:

''Burada bir yanlış değerlendirme var. Ömerli'de baraj kapağı açmadık. Ömerli'nin zaten savak kapakları yok. Kendi normal taşışı ile ortaya çıkan bir durum. Büyükçekmece Gölü'nde olduğu gibi bazı bölgelerde de savaklarımız var. Tabii onları dengeleme adına kullanmaktayız. Önümüzdeki günlerde ayın 26'sına kadar bir yağıştan bahsediyor meteoroloji ama çok ciddi rahatsız edeci bir durum olmayacağı söyleniyor. Belediye olarak dere ıslah çalışmalarımızı DSİ ile birlikte sürdürüyoruz. Baraj noktalarındaki bölgelerin de mümkün mertebe etkilenmemesi konusunda çalışmalarımız sürüyor. Bir gerçek var ki o da arazinin değerleri dikkate alınmadan geçmişte yerleşim yerleri oluşturulmuş. Bunun getirdiği mahsurları maalesef beraberce izlemekteyiz.''

Kadir Topbaş, İzmir ve Antalya'da olumsuz hava koşulları nedeniyle yaşananlardan dolayı hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına da baş sağlığı diledi.

''İSTANBUL'DA SU PROBLEMİ YOK''
İstanbul'daki barajların doluluk oranının son 15-20 yılın en iyi seviyesinde olduğunu ifade eden Topbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''İstanbul'da su problemi yok. Barajlar çok iyi bir seviyede, doluluk oranında. Bu da bizim su problemi yaşamayacağımız anlamına geliyor bu yıl için ve inşallah önümüzdeki yıl için. Barajlarımız dolu ama yine tasarruf yapalım. Bir basın organında 'Barajlar dolu olduğuna göre su fiyatları niye düşmüyor?' diye bir mantık ileriye sürenler oldu. Suyun bize maliyetinin yüzde 80'i enerji, pompaj, elektrik enerjisi. Bu bakımdan doğal kaynakların dikkatli kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Melen'den ikinci hat çalışmamız var. Bunun getirisi artık İstanbul'da bir tedirginliği ortadan kaldıracaktır. Ancak yine de su, doğal gaz ve elektriğin tasarruflu kullanımına dikkat etmeliyiz.''

BÜYÜKÇEKMECE GÖLÜ ÇEVRESİNDEKİ YIKIMLAR
Büyükçekmece Gölü çevresinde yapılan yıkımlara da değinen Kadir Topbaş, şöyle davam etti:

''Bazı yapıları yıkmak zorunda kaldık ama bu basına 'Kültür merkezlerini veya halkın kullanım alanları yıkılıyor' diye yansıdı. Özellikle DSİ'nin bize verdiği raporlarda olası ciddi yağmurlarla Büyükçekmece'nin taşkın vermesi halinde suların 2 metreye kadar yükselmesi ihtimalinden bahsedildi. Biz o su yükselme noktasına gelen yerlerde bunu yapmak zorundaydık. Nitekim bunu şu an görmekteyiz. Büyükçekmece'de şu an doluluk oranı çok yüksek. Böyle ciddi bir yağış alırsa, bu tehlikeyi taşıdığı anlamına gelmektedir. Biz burada, kalkıp farklı bir anlayış, farklı bir yönetim tarzı uygulama imkanımız yok. Doğru olan burada gelecekte can ve mal kaybına mahal verecek birtakım argümanları ortadan kaldırmaktır. Yoksa kast-ı mahsusamız yok. Büyükçekmece'de yıkımı kararlaştırılmış, ama yargı tarafından durdurulan birkaç yapı var. Bu yerlerin de böyle bir taşkının altında kalma olasılığı taşıdığını DSİ raporlarıyla bize ikaz edildiği için bu kararı aldık.'




volture 12 Şubat 2010 01:32

TEKEL işçileri açlık grevini bıraktı


Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm imkânları kullandıklarını ifade ettiğini söyleyerek, “Başbakan Erdoğan TEKEL işçileri ay sonuna kadar 4-C’ye geçsin dedi” şeklinde konuştu.

Tekel işçilerinin bağlı bulunduğu Tekgıda-İş, açlık grevinin yedinci gününde açlık grevinin bitirilmesi kararı aldı.

Açlık grevindeki Tekel işçilerinin sağlık kontrolünü yapan Türk Tabipleri Birliği heyeti açlık grevi kararının tekrar gözden geçirilmesini tavsiye etti. Konuyla ilgili açıklama yapan Mustafa Türker ise açlık grevine son verdiklerini fakat eylemlerine aynı kararlılıkla devam ettiklerini açıkladı.

Türk-iş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Tekel işçilerinin durumuyla ilgili olarak yaptıkları görüşmede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, “4/C konusunda şu anda yapılabilecek başka bir şeyin olmadığını ifade ettiğini” söyledi.

Başbakan Erdoğan, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu ve Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Tevrul Kavlak'ı Başbakanlık Yeni Bina'da kabul etti.

Kumlu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan'a Tekel işçileriyle ilgili sıkıntıları tekrar anlattıklarını söyledi.

İşçilerin bir an önce evlerine dönmelerini sağlamak istediklerini ilettiklerini belirten Kumlu, başından beri Tekel işçilerinin işçi statüsünde başka kamu kurumlarına geçirilmesini talep ettiklerini anımsattı.

Başbakan Erdoğan'ın işçilerin eylemi sürdürmelerini kendilerinin de istemediğini ifade ettiğini belirten Kumlu, şöyle devam etti:

“Bununla ilgili Başbakan, 'yapabileceğimiz tüm imkanları kullanarak zaten 4/C 4/C'likten çıktı, ücretlerini iyileştirdik, süresini uzattık, kıdem tazminatını verdik, yeni haklar getirdik' dedi. Bunun dışında hükümet olarak yapacakları bir şey olmadığını ifade etti. Durum bu.”

Gazetecilerin soruları üzerine, yapılan iyileştirmelerle 4/C'nin gerçekten 4/C'likten çıktığını ancak kendilerinin başından beri işçi statüsü konusunda ısrarcı olduklarını, sıkıntının da bundan kaynaklandığını belirten Kumlu, “Sayın Başbakan, şu anda bununla ilgili yapılabilecek başka bir şeyin olmadığını ifade ettiler” dedi.

Kumlu, bundan sonra ne olacağının sorulması üzerine “Oturup değerlendireceğiz” diye konuştu. Açlık grevine devam eden işçiler bulunduğunu anımsatan Kumlu, yeni bir değerlendirme yapacaklarını bildirdi.

Mustafa Kumlu, “Sayın Başbakan 'bu arkadaşları bu soğukta, karda kışta gönderin' diyor. 'Ayın sonuna kadar bunlar 4/C'ye müracaat etsinler' diyor” dedi.

YAZICI: "İŞÇİLER 30 GÜNLÜK SÜREDE 4/C İÇİN BAŞVURMALARI KENDİ YARARLARINA OLUR"
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, daha önce TEKEL işçilerinin çalışma koşulları, ücret, yıllık kullanılan izin ve emekli olmaları halinde tazminat alabilmelerine ilişkin yapılan iyileştirmeleri tekrarladıklarını belirterek, "Arkadaşlar 4/C'de yaptığımız bu iyileştirmeleri dikkate alarak yasada öngörülen 30 günlük sürede başvurmalarının kendi yararlarına olduğunun altı çizildi" dedi.

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, daha önce TEKEL işçilerinin çalışma koşulları, ücret, yıllık kullanılan izin ve emekli olmaları halinde tazminat alabilmelerine ilişkin yapılan iyileştirmeleri tekrarladıklarını belirterek, "Arkadaşlar 4/C'de yaptığımız bu iyileştirmeleri dikkate alarak yasada öngörülen 30 günlük sürede başvurmalarının kendi yararlarına olduğunun altı çizildi" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu görüşmesinin ardından bir açıklama da Devlet Bakanı Yazıcı yaptı. Yazıcı bugüne kadar 740 civarında 4/C'den yararlanmak üzere başvuru olduğunu söyleyerek, 400 kişinin yerleştirildiğini bildirdi. Yazıcı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halen ikamet ettikleri yerlerdeki kamu kuruluşlarına imkân olmaması halinde civar illerdeki kamu kuruluşlarına yerleştirilmelerini sağlıyoruz. 4/C'de yaptığımız iyileştirme, daha önce çalışmayı arzu ettikleri 4/B'ye çok yaklaşmış durumda. Sadece 4/C'yle 4/B arasında b ile c arasındaki fark kadar fark var. Tavsiyemiz bu karda, kışta, soğukta daha fazla eylem ortaya koymadan bir an önce haklarını kullanmak suretiyle daha iyi çalışabilecekleri yerlerde atamalarının yapılabilmesi için bir an önce başvuruda bulunmalarıdır. Bunun altı çizildi."

Açıklamasının ardından gazetecilerin "Ya eylem devam ederse sorusu üzerin Yazıcı, "İnşallah etmez. Arkadaşlarımız da yapılan iyileştirmeleri tamamen özgürce, hiçbir etki altında kalmadan, serin kanlıca, bir kez daha öncelikle kendi ailelerinin, ülkenin şartlarını, kendilerine verileni, hükümetin onlara bu şefkatlice yaklaşımını dikkate alarak bir kez daha değerlendirmeleri halinde kendileri için daha yararlı pozisyonların oluşmasına yol açacak duruma geleceklerdir" dedi.

Yazıcı soru üzerine "eylem bitmesin diye arzu eden" hiçkimsenin olamayacağının altını çizerek, işçilerinde bu eylemin bitmesini istediğini ifade etti. Yazıcı, işçilere 4/C konusunda bilgilendirme eksikliği ve bilgi kirliliği olduğunu kaydetti. Yazıcı şunları söyledi:

"İşçilerin verileri bir kez daha muhasebe etmeleri durumunda kendi kendilerine hem bizleri rahatsız eden bu eyleme son verecekleri inancındayım."

Bir gazetecinin "Ay sonuna kadar imzalamazlarsa ne olur" sorusu üzerine Yazıcı, "1 aylık süre hak düşürücü süredir. Yani 1 aylık süre içinde 4/C statüsünde çalışacağım diye bir irade beyan etmezlerse, bir daha bu statüde çalışma hakkını bulamaz. O hakkı kaybeder" diye konuştu.


(ekolay)



_KleopatrA_ 12 Şubat 2010 03:25

'Kocana sahip çık, öldürecekler'
http://i.ekolay.net/i/0211/ozgu-namal-11021-0131_334.jpg

Kanal D'deki 'Hanımın Çiftliği'nin 'Muzaffer Bey'i (Mehmet Aslantuğ) 26'ncı bölümde diziye veda edecek. Senaryo gereği öldürülecek.

'Muzaffer Bey’in eşi ‘Güllü’yü canlandıran Özgü Namal, “Ne zaman Adana çarşısında dolaşsam, kadınlar önümü kesiyor. ‘Muzaffer Bey’i evden çıkartma. Çok düşmanı var öldürecekler. Kocana sahip çık” diye uyarıyorlar” diye konuştu
ekolay


volture 12 Şubat 2010 03:59

Cengiz Elbeye öldü
http://i.ekolay.net/i/0211/cengiz-elbeye-ic1-1104_334.jpg
Beyin tümörü nedeniyle Antalya'daki özel bir hastanede tedavi gören Kırkpınar başpehlivanlarından Cengiz Elbeye öldü.

Kırkpınar başpehlivanlarından Antalyalı güreşçi Cengiz Elbeye, beyin tümörü nedeniyle uzun süredir özel bir hastanede yoğun bakımda tedavi görüyordu. 42 yaşındaki Elbeye, durumunun ağırlaşması üzerine bugün saat 15.40'ta öldü.

AHMET TAŞÇI'DAN AÇIKLAMA
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri eski Başpehlivanı Cengiz Elbeye'nin iki kez altın kemeri elinden aldığı rakibi Ahmet Taşçı, “Yağlı güreş sporu çok büyük bir değerini kaybetmiştir. Tüm yağlı güreş camiasının başı sağolsun” dedi.

Taşçı, yaptığı açıklamada, Cengiz Elbeye'nin ölümünden büyük üzüntü duyduğunu, Elbeye'nin ata sporuna yakışır bir güreş hayatı olduğunu söyledi.

Elbeye'nin talihsiz bir hastalıkla mücadele ettiğini ve bu rahatsızlığı süresince pek çok kere kendisiyle görüştüğünü anlatan Taşçı, son olarak bir ay önce Elbeye'yi aradığını ve sağlık durumu hakkında bilgi aldığını kaydetti.

Ahmet Taşçı, Elbeye ile 1994 ve 1998 yıllarında Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin finalinde karşılaştıkları hatırlatarak, “Altın kemeri benim ondan aldığım, onun benden aldığı finallerimiz oldu. Anlayışlı, spor terbiyesi içinde güreşlerimizi yaptık. Ancak saha dışında hiçbir zaman kötü bir anımız yoktu. Her zaman olumluydu, karşılıklı sevgi, saygı içindeydi. Birbirimizi sever sayardık” dedi.

Yaşanan olaydan son derece üzüntülü olduğunu belirten Taşçı, “Yağlı güreş sporu çok büyük bir değerini kaybetmiştir. Tüm yağlı güreş camiasının başı sağolsun” diye konuştu.

ELBEYE KİMDİR?
1968 Antalya'nın Korkuteli İlçesi doğumlu Cengiz Elbeye, 1982 yılında İstanbul Güreş İhtisas Kulübü'nde güreşe başladı.

4 yıl minder güreşi yapan sporcu, 1986 yılında Antalya'da yağlı güreş için er meydanına çıktı. 1994 yılında Edirne Kırkpınar güreşlerinde rakibi Ahmet Taşçı'nın 'pes' etmesi üzerine ilk kez başpehlivan olan Elbeye, 1998 yılında da Kırkpınar'da yine rakibi Ahmet Taşçı'yı yenerek ikinci kez başpehlivan olup Altın Kemer taktı.



volture 12 Şubat 2010 19:59

İlkokul kitabında harita skandalı


Bir harita krizi de Türkiye'nin kendi içinden geldi.

Konya'da özel bir yayın kuruluşu olan TUBİGEM tarafından hazırlanan ve ilköğretim öğrencilerinin kullanımına sunulan ilköğretim 4. sınıf TEMA-TEST isimli soru kitapçığının 15.'inci sorusunda Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi 'Kürdistan' olarak gösterildi.

(ekolay)



Daisy-BT 12 Şubat 2010 21:01

Hasankeyf'te kamulaştırmalar iptal

http://img715.imageshack.us/img715/9527/fileashx.jpg

Diyarbakır 2'nci İdare Mahkemesi, Batman'ın Hasankeyf ilçesinde yapılmasıyla tarihi ilçeyi sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı'ndan etkilenecek olan tarihi ve kültürel varlıkların taşınacağı alanın kamu yararı gözetilerek ve hak sahipleri ile uzlaşmadan yapılan kamulaştırma işlemlerini iptal etti.

Hasankeyf'teki tarihi ve kültürel varlıkların taşınacağı için kamu yararı gerekçe gösterilerek ve hak sahipleri ile uzlaşmadan kamulaştırılan alanların sahipleri adına işlemin iptali için Diyarbakır 2'nci İdare Mahkemesinde açılan davada, 13 Ocak'ta karar verildi.

Kararda, Hasankeyf'te bulunan tarihsel değer taşıyan taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere taşınması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'ndan alınmış bir karar bulunmadığı belirtildi.

Mahkeme kararında, dava konusu olayda, davacıların sahibi olduğu 715 parsel nolu taşınmazın kamulaştırılmasının ve kamu yararı kararı alınmasının sebebinin tarihsel değer taşıyan taşınmaz kültür varlıklarının taşınması gösterildiğini belirterek, şu kararı verdi:

"Fakat taşınmaz kültür varlıklarının taşınması konusunda yetkili kurullarca alınmış bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle, kamu yararı kararının ve kamulaştırmanın sebebini oluşturan Batman ili Hasankeyf İlçesi'nde bulunan tarihsel değer taşıyan taşınmaz kültür varlıklarının taşınması konusunda alınmış bir karar bulunmadığından Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 22.04.2008 tarih ve 1587 sayılı kamu yararı kararı ile davacılara ait taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline oybirliğiyle karar verildi."

Diyarbakır 2'nci İdare Mhakemesi, 12 Temmuz 2006'da Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Ilısu Barajının yapımı dolayısıyla su altında kalacak olan Hasankeyf İlçe merkezinin yeni yerleşim yeri olarak belirlenen alanın Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, bu karar üzerine Bakanlığın 2008 yılında kamu yararı kararı aldığı ve bunu takiben Batman Valiliği'nin oluru ile kamulaştırma kararı verilmesi ile uzlaşma sağlanamayan davacılara karşı Batman 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı belirtildi.

CNN Türk


Daisy-BT 13 Şubat 2010 18:22

Kış Olimpiyatları ölümle başladı

http://img710.imageshack.us/img710/9935/fileashxq.jpg
Sporcusunun ölümüyle sarsılan Gürcistan kafilesi açılışa siyah kollukla çıktı

Kanada'nın Vancouver kentinde başlayan Kış Olimpiyatları'nda antrenman yapan Gürcü kızakçı Nodar Kumaritaşvili, kaza sonucu hayatını kaybetti.


21 yaşındaki Kumaritaşvili, tek kişilik sırtüstü binilen sürat kızağında kayarken pistin finiş noktasına yakın kulvar duvarının tamponsuz demir çubuğuna çarparak öldü.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Belçikalı başkanı Jacques Rogge, doktorların büyük çabasına rağmen kurtarılamayan Gürcü sporcu için "çok üzgünüz. Oyunlar hakikaten darbe aldı" ifadesini kullandı.
Gürcü olimpiyat takımının başkanı, "Oyunlardan hemen çekilme ihtimalimiz var" dedi.

CNN Türk


volture 13 Şubat 2010 19:19

Fransa'da Türk camisine saldırı!

Fransa'nın Strasbourg kentine yakın Obenai kazasındaki Türk camisi kimliği belirlenemeyen kişilerin saldırısına uğradı.

Genç oldukları tahmin edilen saldırganlar tahminen dün gece camiinin çatısına çıkarak tepede bulunan Hilal'i kırmak için
uğraştılar.

Fransız jandarması olayın faillerinin bulunması için harekete geçti.





volture 13 Şubat 2010 19:26

Yüz milyonları bekleyen büyük tehlike


Çip ve PIN kodlarında tespit edilen bir hata, kredi ve bankamatik kartları kullananlar için çok büyük bir risk oluşturuyor.

Bilim insanları, yüz milyonlarca insanın kullandığı kredi kartlarındaki çip ve PIN kodu teknolojisinde bir hata tespit etti. Tespit edilen hata, hırsızların güvenlik koduna ihtiyaç duymadan kartları kullanabilmesine olanak sağlıyor.

Tespit edilen hata nedeniyle, ilk defa 2006’daki Sevgililer Günü’nde tüm dünyada kullanılmaya başlanan çip ve PIN kodu sistemi tamamen işlevsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

Uzmanlar, hırsızların her türlü alışverişte ve bankamatiklerde dört haneli PIN kodunu bilmelerine gerek olmadan kartları kullanabilme riski bulunduğunu belirtti.

RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ
Uzmanlar, İngiltere’de 2008 yılı sonuna kadar kredi kartı dolandırıcılığının yüzde 43 arttığına ve 610 milyon sterlin (953 milyon dolar) değerinde hırsızlık yaşandığına dikkat çektiler.

Cambridge Üniversitesi öğretim üyesi Ross Anderson, kredi kartlarındaki PIN kodu sistemini devre dışı bırakan birkaç yöntemi test ettiklerini ve kullanılan yöntemlerin son derece basit olduğunu belirtti.

Hırsızlar tarafından kolayca uygulanabilecek hırsızlık yöntemi şöyle işliyor: Bir bilgisayar çipi ve verici taşıyan veri levhası, kredi kartı üzerindeki çipe bağlanıyor.

Hırsızın yanında taşıdığı bir bilgisayara bağlantılı olan veri levhası sayesinde, hesaba girmek için PIN kodu girilmesi gerektiği zaman rasgele dört rakam tuşlamak yeterli oluyor. İşlem esnasında karta bağlantılı olan yazılım, doğru bir PIN kodu girildiği sinyalini gönderiyor.

YENİ YAZILIM GEREKLİ
Anderson, bu basit işlemin PIN kodu sistemi içindeki en büyük hatanın ürünü olduğunu çip ve PIN kodu sistemini kapsayan yeni bir yazılımın şart olduğunu vurguladı.


volture 13 Şubat 2010 19:35

15 bin askerle beklenen operasyon başladı


Amerikan askerleri, NATO güçleri ve Afgan ordusu, 'Müşterek' adı verilen operasyonla, Taliban'ı kalesi haline gelen Marcah bölgesinde çökertmeye çalışacak.

2001 yılından bu yana en kapsamlı harekatlardan biri olan "Müşterek" operasyonuna 15 bin asker katılıyor.

Hedef, Taliban'ın elindeki son büyük mevzi olarak bilinen Helmand vilayetindeki Marcah bölgesinin geri alınması.

Operasyon, Taliban'ın çekirdek kadrosunda bulunmayan militanların kaçacağı beklentisiyle önceden duyruldu.

Bölgedeki sivil halk da, son birkaç hafta içinde Marjah'ı terketti.

Ancak Taliban meydan okuyor; "Marcah'ı savunmak için 2 bin askerimiz hazır" diyor.

Operasyonla, Taliban'ın silahlı unsurlarının devre dışı bırakılması, ılımlı unsurların siyasi diyaloğa çekilmesinin yolunun açılması da hedefleniyor.

Hamid Karzai: "Silah bırakın"
Bu arada, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Taliban militanlarına silahlarını bırakma çağrısını yineledi.

Devlet Başkanlığından yayımlanan yazılı açıklamada, Karzai'nin "Müşterek" operasyonu dolayısıyla Taliban militanlarından şiddetten vazgeçme ve ülkenin refahı için toplum hayatına dahil olmasını istediği belirtildi.

Bu çağrısını son aylarda sık sık yineleyen Karzai, Londra'da 28 Ocakta 60 kadar ülkenin katılımıyla yapılan Afganistan Konferansı'nda da silahlı mücadeleyi bırakarak toplum hayatına katılmaları için Taliban militanlarına para ve iş teklif edeceğini söylemişti.

3 Amerikan askeri öldü
Öte yandan, Afganistan'ın güneyinde 3 Amerikan askerinin öldürüldüğü bildirildi. NATO, askerlerin bir bombalı saldırıda öldüğünü açıkladı, ancak ayrıntılı bilgi vermedi.

Askerlerin ölümünün, Helmand vilayetinin Marjah bölgesinde başlatılan geniş çaplı operasyonla ilgisi olmadığı da kaydedildi.

Bu arada bir Afgan ordu yetkilisi, askerlerin, Helmand yakınındaki Kahdahar'da bir motosikletli intihar eylemcisinin Afgan-ABD ortak yaya devriyesine saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti.

NATO ise 3 askerin öldüğü saldırıyla bu saldırının aynı olaylar olduğunu doğrulamadı.

Diğer yandan dün Afganistan'da eğitim sırasında yaralanan Kanadalı askerin öldüğü kaydedildi.


(ekolay)



volture 14 Şubat 2010 15:05

Şifreniz 5 dakikada kırılabilir!


İzmir Ekonomi ve Ege üniversiteleri araştırmacıları, internet şifreleri üzerinde yaptığı çalışmanın sonucunu açıkladı... Çalışma boyunca 2 bin 564 şifre üzerinde araştırma yapıldı, bazı paralolar 5 dakika gibi bir zamanda kırıldı... 2 ve 3 karakterli tüm şifreler kırılırken, 4 karakterli şifrelerin yüzde 96'sının, 5 karakterlilerin yüzde 42'sinin, 6 karakterlilerin yüzde 31'inin, 7 karakterlilerin yüzde 4'ünün, 8 karakterlilerin yüzde 2'sinin kırılabildiği anlaşıldı...

İzmir Ekonomi ve Ege üniversiteleri araştırmacılarının “Türk Kullanıcılarının Parola Seçimindeki Eğilimleri” başlığı altında 2 bin 564 internet şifresi üzerinde yaptığı çalışmada, şifrelerin yüzde 30'unun kolaylıkla kırılabildiği belirlendi.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi İlker Korkmaz, Ege Üniversitesi Uluslararası Bilgisayar Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Dalkılıç ile birlikte hazırladıkları “Türk Kullanıcıların Parola Seçimleri” isimli araştırma sonuçlarına ilişkin bilgi verdi.
Korkmaz, bilgisayar sistemlerindeki parolanın, sisteme bağlanan kullanıcı kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanıldığını anımsattı.

Parola seçiminde, kullanıcıların genelde hatırlanması kolay ve kısa parolalar seçtiklerinin bilinen bir yöntem olduğunu belirten Korkmaz, bu tür parolaların bilgisayar korsanları için kolay hedef olduğunu ve tek bir “zayıf” kullanıcı parolasının bile tüm sistemin güvenliğini tehlikeye düşürebildiğini vurguladı.

GERÇEK ŞİFRELER KIRILDI
Korkmaz, akademik çalışmalarında, güvenilir kaynaklardan elde ettikleri ve bir sistemde kullanılan 2 bin 564 gerçek Türkçe parolayı seçtiklerini ve çeşitli yöntemlerle bilimsel veriler kullanılarak “şifreleri kırmaya” çalıştıklarını anlattı.

İlker Korkmaz, bu parolaların gizlilik nedeniyle araştırma kapsamı dışında hiçbir şekilde kullanılmadığını bildirdi.

Çalışmanın ilk bir aylık sürecinde tüm parolaların yüzde 30'una karşılık gelen 777'sinin tahmin edilebilir özellikte olduğunun belirlendiğini ifade eden Korkmaz, denenen parolaların yüzde 5'inin beş dakika içinde, yüzde 10'unun da ilk gün içinde tahmin edilebildiğini kaydetti.

Korkmaz, çalışma sonucunda elde ettikleri verilere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Kırılan 777 parolanın 564'ü sadece sayısal karakter içeriyor. Sadece rakam dışında hiçbir karakter kullanmadan parola seçen kullanıcı sayısı azımsanmayacak oranda. Ayrıca, kırılan parolaların büyük oranının sadece rakamlardan oluşması, bu tür parolaların zayıf olduğunu gösteriyor.

2 - 3 KARAKTERLİ TÜM ŞİFRELER KIRILIR
Kırılan parolalar arasında sadece 32 parola, en az bir Türkçe alfabeye ait karakter içeriyor. 2 bin 564 Türk kullanıcısı içinde yüzde 98'den daha fazlası, parola seçiminde Türkçe karakter tercih etmiyor. Tümü sayılardan oluşan parolaların büyük oranı, 3 karakterli şifrelerin tamamı kırıldı. Türk kullanıcıların parolalarının yüzde 73'ünde en az 1 rakamsal karakter, yüzde 39'unda en az 1 büyük harf kullandığı ortaya çıktı.”

İlker Korkmaz, 2 ve 3 karakterden oluşan tüm şifrelerin kırılabildiğine işaret ederek, 4 karakterli parolaların yüzde 96'sının, 5 karakterlilerin yüzde 42'sinin, 6 karakterlilerin yüzde 31'inin, 7 karakterlilerin yüzde 4'ünün, 8 karakterlilerin yüzde 2'sinin kırılabildiğini bildirdi.

Korkmaz, Türk kullanıcı parolaları üzerine bulgulara ulaşılan çalışma sonuçlarının Türk kullanıcı eğilimleri olarak belirtilmiş olsa da diğer ülke kullanıcıları için de genel olarak benzediğini kaydederek, “İnternet kullanıcılarına akılda kolay kalabilecek ve aynı anda da karışık karakterli şifreleme yöntemlerini tavsiye ediyoruz” dedi.

Dünya çapındaki bazı araştırmacıların parola seçiminde çeşitli öneriler getirdiklerini belirten Korkmaz, “Araştırmacılar, kullanıcının kendilerini anlatan anlamlı bir cümledeki kelimelerin ilk harflerini bir araya getirerek parola yapılabileceğini belirtiyor. Buna örnek olarak, 'Ben 3 yıldır mühendislik eğitimi alıyorum, memnunum' cümlesi gösterilebilir. Bu cümlenin baş harfleriyle oluşturulan 'B3yMea,m' parolasındaki gibi; internet kullanıcılarına, kolay hatırlanabilen ve aynı anda da zor kırılabilecek kendilerine ait cümlelerin baş harfleriyle şifreleme yapmaları önerilebilir” dedi.

ÖNERİLER
Korkmaz'ın verdiği bilgiye göre, araştırma sonucunda belirlenen zayıf parola nitelikleri şöyle sıralanıyor:

“Parola uzunluğunun 7 karakterden az olması, parolanın 'zayıf' olarak nitelendirilmesine yetiyor. Karakterlerin tümünün rakamsal ya da alfabetik olması, sayısal karakterlerle sonlandırılması da zayıf parolaya neden oluyor.

Parolanın uzunluğunun 7 karakterden büyük olsa da kullanıcı bilgisinin, parolada sözlüklerde yer alan bir kelimenin, özel bir ismin bulunması da zayıf olmasına yetiyor.”

“Güçlü” parola nitelikleri ise şöyle sıralanıyor:

“Parolanın içerdiği karakterlerde en az 1 rakam ve en az 1 büyük harf olacak şekilde, parolada hem sayısal, hem de alfabetik karakterler birlikte kullanılmalı.

Parolada, en az 1 harf veya rakam olmayan noktalama işareti gibi özel bir karakter içermeli.

Kullanıcıların yalnız kendi alfabelerinde yer alan harflerden en az birini kullanması şifrenin kırılma olasılığını düşürüyor. (Türk kullanıcılar için, 'ç,ğ,ı,ö,s,ü' karakterleri gibi.)”

(ekolay)


volture 14 Şubat 2010 18:04

ABD başardı! Lazer savaşları gerçek oluyor


Lazer silah sistemi taşıyan bir Boeing 747 jumbo jet, havada seyreden bir balistik füzeyi lazer ışını ile imha etmeyi başardı. Pentagon’un 8 yıllık hayali gerçek oldu. Megawatt gücündeki lazer uçağın burnunda bulunuyor. 2-3 saniyede kendisine yönelen füzeyi imha ediyor.

Amerikan ordusu, Boeing 747 uçağına yerleştirilen lazer silah sistemi “Airborne Laser”in (ABL) ilk ateşleme denemelerini başarıyla gerçekleştirdi.

Boeing Füze Savunma Sistemi tarafından geliştirilen ve uçağın burnuna yerleştirilen lazer silahı yerden hedefine doğru başarılı bir şekilde ateşlendi.

Lazer silah sisteminin havada balistik füzeyi vurmayı amaçlayan testlerinin gelecek yıl içinde yapılması öngörülüyor.

Amerikan Füze Savunma Kurumu tarafından Californiya’daki Edwards Hava Üssü’nde yapılan son yer denemelerinde, lazer ışını demeti uçaktan saatte bir milyar km hızla hedefini vurdu.

2001 yılından bu yana devam eden 1.6 milyar dolarlık projede Amerikan Northrop Grumman Space Technology şirketince geliştirilen yüksek enerjili “kimyasal oksijen-iyodin lazeri” Boeing 747 jumbo jetin burnuna yerleştirilen yaklaşık 6 ton ağırlığındaki füze rampasından ateşlendi.

Şimdiye kadar göz ameliyatlarında ya da kara tahtada istenilen bir şeyi göstermek için kullanılan lazer, bundan böyle güçlü bir silah haline dönüştürülerek, balistik füze tehdidini ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

Projeye göre, keşif uydusundan yerden havaya balistik füze fırlatıldığı bilgisini alan ABL ile donatılmış uçak, önce füzenin menzilini saptamak, ardından da füzenin özelliğini ve boyutlarını belirleyebilmek için birer zayıf lazer ışını gönderiyor. Bundan sonra uçağın içinde 6 adet minibüs büyüklüğündeki modülün sağladığı yüksek güçlü lazer demetiyle balistik füze 2-3 saniye içinde havada imha ediliyor.
(ekolay)


volture 15 Şubat 2010 18:47

Cinsel hayatın bittiği köy!

http://i.ekolay.net/i/0215/karsak-15210_ic-4544_334.jpg

10 gündür su hasreti çektiklerini belirken köylüler, Başbakan’a seslendi: Suyumuz yok Başbakanım, nasıl 3 çocuk yapalım?

Kütahya'nın 154 haneli Karsak köyü sakinleri, kendilerine devletin yeterli derece yardım eli uzatmadığını ileri sürerek, "İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?. Siyasiler oy için köyümüze defalarca gelirken, şimdi niye gelmiyor. 10 Gündür ssuyumuz kesin. Şekekedeki sincap ve fare leşleri nedeniyle 130 kişi hastanelere yattı. Hala tedavi olamayanlar var. Devlet bize yeterince el uzatmıyor" dediler.

Bilal Kara, Adnan Uğurlu, Mustafa Yiğit isimli köy sakinleri, sudan zehirlenmeler sebebiyle halen tedavi gördüklerini belirttiler. Abdullah Tuna isimli köy sekini de,"Çocuklarımız günlerdir banyo yapamıyor. Zehirlenmeler sebebiyle şebeke su tamamen kesildi. Su ihtiyacımısı köye gelen damacana sularla karşılıyoruz. Bu arada, köyümüzde sağlık problemi olmayan insanlarda var. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan '3 çocuk yapın' diyor.Sayın Başbakanım su yok nasıl çocuk yapalım?.Yetkililer, köydeki 3 çeşmeden de su içilmemesi ve kullanılmaması söylendi" şeklinde konuştu.

69 yaşındaki Ayşe Gök isimli kadın su zehirlenmesi sebebiyle hastanede bir süre tedavi gördüğünü ancak boğazındaki şişliğin hala geçmediğini söyledi. Gök, torunu Sebile Gök'ün de tedavisinin halen sürdüğünü kaydetti.

48 yaşındaki Hanife Yesin, zehirlenme sebebiyle kendisine verilen ilaçların yan etki yaptığını ve kollarının morardığını ifade etti. Yetkililer, köydeki 3 çeşmeden de su içilmemesi ve kullanılmaması uyarısında bulundu.

Kütahya İl Salğık Müdürlüğü, Karsak köyündeki toplu zehirlenme olayı ile ilgili yaptığı çalışmayı tamamladı. Yetkililer, "Karsak köyünde görülen vakalar içme suyundan zehirlenme değil, kirli içme suyu ve yiyeceklerin tüketilmesi sonucu görülen 'tularemi'dir. Tavşan, fare ve sincap gibi kemirici hayvanlar bu hastalığın asıl kaynağıdır. Diğer yabani hayvanlar ile evcil hayvanlar ve kuşlar da hastalanarak kaynak teşkil edebilmektedir" şeklinde görüş belirtti.

Bu arada, su zehirlenmeleri sebebiyle 22 köy sakinin halen Kütahya Devlet ve Evliya Çelebi Devlet Hastanesi'nde yatarak tedavilerinin sürdüğü açıklandı. Tedavileri sürenlerin kadın ve çocuklardan oluştuğunu öğrenlidi.


volture 15 Şubat 2010 19:00

Efsane tünel ortaya çıkarıldı

http://i.ekolay.net/i/0215/izmir-tunel-15210_ic-5134_334.jpg

İzmir'de bir efsane gibi konuşulan Agora ile Kadifekale'yi birbirine bağlayan binlerce yıllık tünel ortaya çıkarıldı.

Kentte yıllardır Kadifekale ile Agora arasında bir dönem tünelden gidilip gelindiği konuşuluyordu. Yılların sırrı, Agora kazılarını yöneten Yrd.Doç.Dr. Akın Ersoy başkanlığındaki ekip tarafından ortaya çıkarıldı. DHA muhabiri, ekipte yer alan Arkeolog Çağdaş Yılmaz ile Agora semtindeki eski bir evin avlusundan bu efsanevi tünele girdi, bir süre tünelin içinde birlikte yürüdü.

Yüksekliği 2 metre, eni 1 metre olan tünelin, binlerce yıl öncesinde olduğu gibi, gidilebilen bölümüne kadar hala sağlamlığını koruduğu görüldü. Tünelin bir bölümünün düz olduğu, zaman zaman ise kıvrılarak ilerlediği dikkati çekti. Tünelin uzunluğunun nereye kadar devam ettiği tam olarak belirlemedi. Oksijensiz bir ortam olması ihtimaline karşı, daha sonra tam donanımlı olarak tünele girilerek, uzunluğunun ve nereye kadar ulaştığının ortaya çıkarılacağı belirtildi.

Arkeolog Çağdaş Yılmaz, büyük heyecan yaratan ve yıllardır, kuşaktan kuşağa var olduğu konuşulan tünelin bir girişinin de Agora'daki kazı alanında bulunduğunu belirtti. Yılmaz, “Tünelin şimdiki Kadifekale eteklerine uzandığını tarihi bulgular da ortaya koyuyor” dedi. Yılmaz, yüksekliği 2 metre, genişliği yer yer 1 metreyi geçen tünelle ilgili şunları söyledi:

“Efsaneye göre; Makedonya kralı Büyük İskender'in Bayraklı'daki ilk Smyrna kentini ve çevresindeki küçük yerleşimleri ele geçirdiği sırada gördüğü bir rüyaya dayanıyor. İskender avlanmak üzere geldiği Pagos (şimdiki Kadifekale) eteklerinde Nemesis Tapınağı önündeki bir pınarın başında ve bir çınar ağacanın altında uykuya dalar. İskender'in uyuduğu pınardan akan suyun yolu tünel olarak anılmıştır. Roma dönemi su kanalları aslında tünel büyüklüğündedir. Bu su da tam 2500 yıldır bu kanallardan kesintisiz Agora'ya akmaktadır. Şu anda tünelin gidebildiğimiz kadarının içi diz hizasına kadar pınarın suyu ile dolu. Sikkelerde zaten bu olayın temsili var. Gerekli restorasyon ve güçlendirmeler yapılırsa, tünel ziyarete açılabilir. Gidebildiğimiz kadarıyla tünel hala dimdik ayakta duruyor. İskender'in Kadifekale efsanesi ve tünelin ortaya çıkarılması tüm dünyanın gözlerinin İzmir'e çevrilmesini sağlar.”

‘İZMİR İÇİN BÜYÜK KAZANÇ’
Konak Belediye Başkanı CHP'li Hakan Tartan, yıllardır İzmirliler'de büyük merak uyandıran ve Agora ile Kadifekale'yi bağlayan tünelin ortaya çıkarılmasının kent için büyük kazanç olduğunu dile getirdi. Tartan, tünelin giriş kapısının bulunduğu Agora semtindeki evin, sahibi tarafından satılacağını duyunca, satın alınması için gerekli talimatları verdi, “O evi aldık bilin” diye konuştu.

Başkan Tartan, “Avlusundan tünele girilen ev, bizim desteklerimizle süren Altınpark kazı alanına çok yakın. Üstelik bu bölgede müze evler oluşturmak için çalışmalarımız sürüyor. Basmane ve çevresi tarihi bir hazine. Tüneldeki evi satın alıp restore ettireceğiz. Konunun uzmanları Arkeologlar ile görüşüp halkın ziyaretine açılması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Tünelin bulunması sadece kentimizde değil hem ülke genelinde hemde yurt dışında büyük bir heyecan yaratacaktır. Yeraltında gezmek ziyaretçilere büyük heyacan verecektir, bundan İzmirimiz kazançlı çıkacaktır” dedi.


(ekolay)



volture 15 Şubat 2010 20:06

Kredi kartı bedeli ödemeyin!


BDDK Başkanı Bilgin, kredi kartı kullanıcıları ile bankalar arasında zaman zaman davalık olan kredi kartı kullanım bedelleri ile ilgili ne yapılması gerektiğini açıkladı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Ankara'da, düzenlediği “Türk bankacılık sistemi 2009 yıl sonu genel değerlendirmesi” konulu toplantıda tartışma konusu olan kredi kartı kullanım bedelleri hakkında müşterilerin ne yapması gerektiğini açıkladı.

BDDK Başkanı Bilgin, kredi kartı kullanıcıları ile bankalar arasında zaman zaman davalık olan kredi kartı kullanım bedelleri ile ilgili ne yapılması gerektiğini açıkladı. Bilgin, yeni kart almak isteyen vatandaşlara sunduğu önerisinde, kredi kartı sözleşmesini doldurup imzalarken sözleşmenin üzerine "kredi kartı kullanım bedeli ödemeyeceğim" şeklinde not düşmelerini istedi. Bu not düşüldükten sonra eğer banka kredi kartı vermeyi kabul ederse hiç bir kredi kartı bedeli ödenemeyeceğini söyledi

“BANKACILIK SİSTEMİNİN AKTİF BÜYÜKLÜĞÜ 834 MİLYAR TL OLDU”
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bankacılık sisteminin yıl sonu karının 20 milyar 75 milyon lira olduğunu bildirerek, “20 milyar lirayı geçeceği şeklindeki tahminimiz tutmuştur” dedi.

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, düzenlediği basın toplantısında, 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle bankacılık sisteminin aktif büyüklüğünün 834 milyar lira olduğunu belirtti. Bilgin, bankaların bir yıllık dönemde aktiflerini yüzde 14 oranında artırdığını kaydetti.

Kredilerdeki artış oranının yüzde 6,9 olduğunu ifade eden Bilgin, kredilerin toplam tutarının da yıl sonunda 393 milyar lira düzeyinde gerçekleştiğini söyledi.

Bilgin, takipteki alacakların da bu dönemde yüzde 55,5 oranında arttığını ve brüt olarak 14 milyardan, 22 milyar liraya geldiğini kaydetti.

EN BELİRGİN GÖSTERGE KARLILIK
2009 yılının en belirgin göstergesinin karlılık olduğuna işaret eden Bilgin, “Yıl sonu karımız 20 milyar 75 milyon liradır. Tahminimiz 20 milyar lirayı geçeceği şeklindeydi. Tahminiz tutmuştur” dedi.

Bilgin, 2009 yılında bankaların mevduatla ve öz kaynakla harmanladıkları kaynaklarını, pasif yapısını aktifte ağırlıklı olarak menkul değerler cüzdanında kullandığını ve kalan bir miktar fonu da kredilere aktardığını söyledi.

Menkul değerler cüzdanının bir yıllık dönemde yüzde 35,5 oranında arttığını bildiren Bilgin, menkul değerlerden kastın Hazine bonosu ve devlet tahvili olduğunu kaydetti.

BDDK Başkanı Bilgin, bankacılığın aktif kalemlerine bakıldığında, menkul kıymetlerin 2008 yılının eylül ayında aktifte minimum düzeye indiğini ve yüzde 26,5 olduğunu, bu dönemden sonra menkul kıymetlerin aktifteki ağırlığı arttığını ve yüzde 31,5 düzeyine geldiğini söyledi.

Kredilerin aktifteki oranının ise yüzde 47,1 olduğunu belirten Bilgin, kriz döneminde yani geçtiğimiz 1,5 senede kredilerin alanında bir miktar azalmayla yüzde 53’lerden yüzde 47’lere gerileme yaşandığını, menkul kıymetlerde de yüzde 26’lardan yüzde 32’lere bir artışın söz konusu olduğunu kaydetti.

Bilgin, “Bankalarımızın likit kalma ve en az riskli enstrümanlarla çalışma tercihi, bu trendde etkili rol oynadı” dedi.
http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1266257031099&ids=%287098,24835,100024%29
(ekolay)



volture 15 Şubat 2010 20:18

Balık adam!

http://i.ekolay.net/i/0215/petercolat200-4113_334.jpg
İsviçreli dalgıç Peter Colat 1 nefeste 19 dakika 21 saniye su altında kalarak yeni dünya rekorunun sahibi oldu.

Colat, İsviçre’nin Zürih kantonundan dün kırdığı rekorla Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazandı.

2008 yılında da rekor denemesi yapan Colat, o tarihte 16 dakika 32 saniyeye ulaşabilmişti. Rekor denemesi öncesi 10 dakika süre ile yüzde 100 oksijen olan özel bir odada nefes açılımı yapan Colat sonuçtan çok mutlu olduğunu söyledi.

Önceki rekor 19 saniye eksikle İtalyan Nicola Putignano'ya aitti.
(ekolay)



volture 17 Şubat 2010 00:04

Başsız ve birbirine yapışık 2 kuzu doğdu

http://i.ekolay.net/i/0216/kuzu-5628_334.jpg
Bilecik'in Bozüyük İlçesi'nde bir koyun ikisi başsız ve birbirine yapışık, ikisi ayrı ayrı olan 4 kuzu dünyaya getirdi. 4 kuzu da doğar doğmaz öldü.

Bozüyük'e bağlı Karaağaç Köyü'nde Ali Taşkın’ın koyunlarından biri 4 kuzu dünyaya getirdi. Doğar doğmaz ölen 4 kuzudan 2'inin başsız ve birbirlerine yapışık olması görenleri şaşırttı. Diğer 2 kuzunun normal olduğunu belirten Ali Taşkın şunları söyledi:

“Doğum sırasında ‘4 kuzum oldu' diye sevinirken kuzuların hepsi öldü. İki kuzunun başsız ve birbirlerine yapışık olduğunu görünce şok olduk. İlk kez böyle bir olayla karşılaştık. Tek tesellimiz kuzuları doğuran koyunun sağlıklı olması.”

(ekolay)





Saat: 20:37

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık