MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Mystic@L 31 Mart 2007 13:01

senin sesinle başlayan bir ıslık
kehribar kokusu kulaklarımda
nasıl bir nargile yakmak bu fitil gibi
sarhoşlukta..

kim bu öldürücü musikinin
güftesini gömebilir kuytuluğun makamına
yalnız hicazdı felaket efem saatlerinde
kimi görsem göz yarası yüzümde,
kimi duysam
senin sesinden ıslak bir ıslık
ve ben artık her şarkıda
kendime vokal yapıyorum,
yüzüm gözüm ıpıslık...

Yılmaz Erdoğan


NiliM 31 Mart 2007 13:21

BENİ RÜZGARA VERME

Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme

Yumlama parçalama
Ne yapsam kırılmaz diye
İtme koca dağlardan
Gidip gelip ağlatma

Bu bensiz yapamaz de
İçinin derinlerine sakla
Gösterme kimseye beni
Gönlünde tut bırakma

Kuşlara parçalatma
Çöllere koyup dönme
Gözden çıkarma beni
Tam her şeyimi aydınlatırken
Yeter bu kadar deyip sönme

Bir gidip bir gelip
Çocuk gibi oyalama
Korkutma yıldırma beni
Beni sakın bırakma


Afşar Timuçin


Mystic@L 31 Mart 2007 17:46

Sana seslenmek için

Gece sesizce başlıyor ve ırmağın-
Öte yakasına geçiyor atlılar.
Bir papatyanın acısını dinliyorum.
Gökyüzü gitgide genişliyor.
Islak yaprakların derin yeşilliği
Islak dağların uyandırdığı keder.
Kendime bir demet çicek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
Ne kadar genç
Ağzımda taptaze bir tütün kokusu
Ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
Bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
Yollar yollar yollar boyunca
Söylediğim ilk şarkılar
Sevgilim olan bütün kızlar
Siyah önlükleri ve
Kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoğraflarımdaki yakışıklı saçım...
Ey akşam, ey bir aşkın
Başlaması ve bitmesi
Ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
Ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
Gece evleri sardığında
Ve bahçeleri
Işıklar içinde kaçıp giden
Bir tavşan gibi yalnızım.
Yolun iki yanında kalan
Karanlık dağların ötesinde
Neler olup biter
Ve girdiğimiz uykulu kasabada
Lokantadaki uykulu çocuk
Olgun ışıklı lokantada
Olgun patatesler.
Bir adamın
Doğmasi ve ölmesi
Ve bazı işlemeler yapması hayatında
Bazı bağlardan
Üzüm toplaması
Bazı sinamalara gitmesi
Bazı kızları sevmesi
Ve ölesiye yalnızlık çekmesi
Bazı şehirlerde.
Ey akşam, turuncu ve mor akşam
Ey gökyüzü, ey benim
Gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
Yanında olabilmek için
Bazı çılgınlıklar yapabilirim
Onu boynundan öpsem ve onunla
Dünyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
Damalı kasketleri
Ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
Ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
Partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
Zencilerden konuşsak sonra
Gülünce bütün yüzleriyle gülen
Yakışıklı ve hazin
Zencilerden.
Gece dünyanın her yerinde
Geliyor ve her yerde
Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
Sen şimdi
Duvarına bir şiirimi asmışsındır
Uyuyorsundur
Belki düşünüyorsundur
Sonuncu kattaki odandan
Yıldızlara bakarak.
Ve yıldızlar her zaman
Eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
Sırt üstü uzanıp toprağa
Baktığımız yıldızlar.
Bir harman yerinde ya da.
Düz bir damda.
Uzaktan
Bütün kürtçe türküler gibi
Yanık bir türkü gelirken
Sıcaktan bunalırken
Evler ve yollar;
Ve yaşlı kadınlar
Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
Düşünürlerken eskisini
Olağanüstü günlerini
Gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
Sana seslenmek için
Yeni şiirler tasarlıyorum..

Ataol Behramoğlu


Misafir 31 Mart 2007 18:52

Sevgi Şiirleri-3
Para için, ün için
Ya da başka herhangi
Birşey için sevgiyi
Çiğnersen şıralık
Şaraplık üzüm gibi
Kimse de durbakalım
Demezse eğer
Ay yıldızları
Güneş günü toplar gider.

Mehmet Karabulut


Mystic@L 31 Mart 2007 19:39

Aşk

Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
Her şey bir anda başladı
Yaşandı
Ve bitti...

Yan yana gidip de bir süre
Ayrı yönlerde uzaklaşan
İki tren gibi...

Ataol Behramoğlu


NiliM 31 Mart 2007 23:03

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar
Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen fahriye abla

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede
Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede
Bahçede akasyalar açardı baharla
Ne şirin komşumuzdun fahriye abla

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı
Tenin buğdaysı , boyun bir başak kadardı
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla
Ne çapkın komşumuzdun sen fahriye abla

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya
En sonunda varmışsın bir erzincanlıya
Bilmem şimdi hala bu ilk kocandamısın
Hala dağları karlı erzincandamısın
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın
Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda
Ne vefalı komşumuzdun sen fahriye abla



AHMET MUHİP DIRANAS


Misafir 31 Mart 2007 23:27

Yorgun Eller
Sen ele değmemiş bir çiçektin
Koparıp koklayacaktım
Yabancı bir rüzgar
Dağıttı yapraklarını dediler
Ağladım.
Erkenden düştüm yollara
Ellerim sevinçli
Artık beklemiyor seni dediler
Kahroldum.
Sesin güzeldi, içliydi
Damla damla akar derdim içime
Senin şarkılarını
Başkalarına söyledi dediler
Dudaklarım kurudu.
Sana yeni bir evren getirdim
Tertemiz umutlar
Tut gidelim diyecektim
O şimdi başka düşlerde dediler
Vazgeçtim...

İlknur ÖZDEN



Nephthys 1 Nisan 2007 00:04



Ask
.

Bunca gün, ah, bunca gün
görmeyi seni böyle kirilgan, böyle yakin,
nasil öderim, neyle öderim?

Uyandi kana susamis
ilkbahari korularin,
çikiyor tilkiler inlerinden
çiylerini içiyor yilanlar,
ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasinda,
sorarak kendime nasil, ne zaman
ödeyecegim diye su bahtimi

Bütün gördüklerim içinde
yalniz sensin hep görmek istedigim
dokundugum her sey içinde
senin tenindir hep dokunmak istedigim:
seviyorum senin portakal kahkahani
hoslaniyorum uykudaki görüntünden

Ne yapmaliyim, sevgilim, sevdicegim
bilmiyorum nasil sever baskalari
eskiden nasil severlerdi,
yasiyorum, bakarak, severek seni,
ask tabiatimdir benim

Her ikindi daha da hosuma gidiyorsun.

Nerde o? Hep bunu soruyorum
kayboldugunda gözlerin
Ne kadar geç kaldi! Düsünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
seftali agaçlarindan uçan.

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden degil
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmali ask
kusatan, genel
üzgün, müthis,
bayraklarda donanmis, yasli,
yildizlar gibi çiçek açan,
bir öpüs kadar ölçüsüz.
.


Pablo Neruda


Mystic@L 1 Nisan 2007 00:11

Unuttum Seni

bir kış günü ve
keskin ayazı şubatın
seninle yine bir vurgun yerinde
gözlerinde kaybolmuşken
unutup şubatın soğuğunu;
unutamam seni demiştim,
unutamam seni
hiç bilmeden
benden kopup gitmelerini

ama işte unuttum
belki sordu
belki ihtiyacım vardı
sana rağmen sana
ihtiyacım vardı belki
sana rağmen sana
ihtiyacım vardı belki

şimdi eser yok
şubatın ayazından
ve senden

sen koptun gittin benden
yok yere
belki bir hiç uğruna
belki o hiç şimdi
sana azap veren
yapacak hiç birşey bırakmayan
ve senin gibi unutulan
bir herşey..
senin gibi

belki ihtiyacım vardı
sana rağmen sana
artık herşey
bir sokak lambasının
donuk ışığı altında
ve şubat rüzgarının soğuğu;

artık herşey
unutulsa senin gibi
ve seni unutamamalar
yok olsa
şunu hiç unutma
unuttum seni
hatırlamamacasına

Ömer Seydi Ekinci


arwen 1 Nisan 2007 00:12

soluğunu duydum
bir sırrı çalmak gibi bu
daha hırsızlığı yaşayamadan
tatmadan o arsızlığı rüyanın tam ortasında uyandım
baktım ki yoksun

dediklerine göre
artık sevmiyorum da diyormuşsun
olsun
çekemiyorlar
umursamadım inan
o bir rüyaydı

haydi gel
seni sevmiyorum de bana
haydi de
söyle
yeter ki sen söyle



alaaddin emre



Saat: 12:25

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık