![]() |
BAĞIŞLA BENİ AŞK Bağışla beni aşk Henüz arınamadığım korkularımdan Selamını alamıyorum Dünlerin ayazına düşmüş Ölü sevdaların kırkı çıkmadı daha Ay yanığı izleri taşıyor tenim Masumiyet titriyor dudaklarımda İzninizle Kadınlığımı çıkartıp üzerimden Ihlamur kokulu bahara uzanıp Dinlence istiyorNice gidenlere veda eden Yorgun bedenim Ar yok Vaktidir yüzleşmek çıplaklığımla Gururu asıp darağacına Huzurun omuzuna yaslanıp Setretmeli şimdi Ötelerdeki özlemleri Bazen siyah Bazen de beyazdır yaşam Bana biraz zaman ver yüreğim Az dinlenmeliyim Ve yeniden uyanıp Coşmalıyım aşka Şimdi Şimdi izninizle uyumalıyım. ............................... Figen Yarar |
ENKAZDA FOTOĞRAF ARAMAK Yüzü gülerdi günün Kenetlendiğinde ellerimiz Şarkımızı söylerdi doğa Yarım kalmış çocukluğuma Uçurtmalar armağan ederdi gözlerin Erik dalları daha erken karbeyaz Değirmendere sahilinde geceyi inceltirken Biz değil miydik Başı yıldızlara değen Biz değil miydik Dudağımıza değen biranın Alkolünü yükselten Sonunda çatladı aşk vazosu Su tutmuyor yeniden var oluşum bile Yaşamçiçeğim kuruyor düşlerimin önünde İhsan TOPÇU |
YÜREĞİNDE YER VARMI ? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? Muammer Erkul |
okyanusun ortasında karşılaşan iki gemi gibi, sonsuzluk içinde kesişti rotalarımız, yavaşladık ve selamladık birbirimizi, ardından, belki de hiç görüşmemek üzere, bizi bekleyen limana doğru kırdık dümenlerimizi haşim türker |
KAVGA Bir kavga İçimde,taaaa en derinde Yaramaz,çılgın kız çocuğu Lütfen artık söz dinle.... Hayır hayır dinleme, Sen sahip olduğum en deli, En bebek sevgili... Haydi koş istediğin yöne, Seni besleyip büyütmek varken Öldürmek niye? Sen ki! Umursamadın dünyayı Sana öfkeyle Sana nefretle bakan gözlere inat Doludizgin yaşadın,onların yaşayamadıklarını... Neden? Neden bu çelişki? Umut neden yanlış, Zevk almak yaşadığın her andan Neden,suçlanır ki insan bundan? Gül içimdeki bebek Asık yüzlere inat, Koş içimdeki melek Duran,durağan hayata inat Kendine, Sevgiye Sevdiğine İnanarak..... ............................... Funda Bilgili |
Sustum…………… çizgiler bırakmıştı…..silik zar zor duyumsanan bir soluktu…… sessizce geldi ve sessizce gitti……. tüm zamanlarda, bırakarak izini….. kazıdım duvara belli belirsiz, bir ağlamaktı…benimkisi…. kazıdım gözyaşlarımı…….. sustum…….. lirik bir öyküydü bekleyiş….. tutsaktı gözlerim kapıya…… ve esrik duruşum sığınmıştı zamana…….. nazendeydi sevgi……… sustum…… yılkı atlarının, rüzgarına katıp yüreğimi…… 20/03/2007 ege altun |
Nefesim kaynayan hardan lav gibi Yandım gözlerinde, ateşe yandım Vuruldum bak zavallı bir av gibi Kalbimde bir kelepçeyle uyandım Uzaktan tanırım yar kokusunu Seninle yenerim ar korkusunu Gönlüme işlenen aşk dokusunu İdama hükmeden bir hâkim sandım Mecnunum sevdanın çöllerindeyim Vefasız ellerin dillerindeyim Ben aşk ateşinin küllerindeyim Yandım gözlerinde, ateşe yandım Keremle Aslıyı yanarak andım VEYSEL KIZLARKAYASI |
Zülüflerini savurdun rüzgarla gittin Beni canımdan, seni benden ettin Gül bahçeme de acı dikenler ektin Şimdi ağlıyorum senin için yar … Karalar bağladı hasret kalan yüreğim Hoyratça kırıldı benim gönül direğim İsterim sen mutlu ol budur dileğim Şimdi ağlıyorum senin için yar Gönül baharımı da çevirdin hazana İsyanım var acı kaderimizi yazana Seven yüreği anlamayıp kızan kızana Şimdi ağlıyorum senin için yar… Parçalanır oldu yüreğimdeki sevda Seni yaşamadan kaybettim ne fayda Sensiz kaldım mevsimim sonbaharda Şimdi ağlıyorum senin için yar… Yüreğine taktın kelepçeyi açmaz oldun Çaresiz bıraktın can evimden vurdun Bu yorgun yüreğimi umarım duydun Şimdi ağlıyorum senin için yar… orhan çapan |
GİDİYORUM Vakit doluyor gitme zamanı. Doyamadan sana, yüreğimde kalsın son kurşunun. Bir parça sevdayı sardım bohçama, Saklayacağım onu kızıl topraklara. Hoşça kal gözümün nuru, Karacadağda yükselen çoban ateşine yazdım son mektubumu. Nameleri duman duman aksın her gece yıldızlarına. Gidiyorum baygın gözlüm. Uzaklar beni çağırmakta sensizliğe. Soğuk sessiz bir toprak düşer üstüme . Kırılgan bir şarkının notaları zincirlemiş beni. Gözlerindeki bulutları açmaya gidiyorum. Hoşçakal nefesi şiirlere boğulacak yarim___ Yarınlarına öksüz kumrular saçtım. Az sonra ziftleneceğim sokaklara, yalnızlık bıraktım. Gidiyorum, yanakları gözyaşlarına bulanacak yarim. Vakit tamam....... Bir aşkın fidanından çatırdayan dal gibi, Ürkek karanlığın beşiğine düşercesine, Mavi gecenin karanlığından bir yıldız kayıyor, Alaca karanlığın küskün şafağına. HOŞÇAKAL................. MEZARIMA SIZLANIP AĞITLARA BOĞULACAK YARİM. İ.AKMAN |
Bir Gün İstanbul'da Günlerden bir gün İstanbul'da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek keyfine göre... İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim Sabahattin Kudret Aksal |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık