![]() |
http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek004.gif Kızıl Bir Güldür Hayat Kaçıncı basamağında olursan ol yaşamın, karamsarlığa kapılıp umutsuzluk hırkasını giyme sakın… Boyun eğme kadere, çekiver ipini umutsuzluğun, ilmek ilmek sökülsün… Taptaze umut çiçekleri ek gönül bahçene, gerisi gelir elbet bir gün… Yenik düşmez karanlığa aydınlık, yumma güneşe gözlerini, acıları gizler karanlık... Bir merdiven daya gökyüzüne, yıldız topla… Saçlarını tara pırıl pırıl güneşin… Sitem etme düşlerine yağan kara, damla damla erir elbet bir gün… Susturma yüreğini, kalkar her boran, her sis her şey unutulur… En umutsuz bir anda yağan yağmur, toprakta capcanlı bir umut olur… Bir bahar dalının coşkusunu tomur tomur sana da verir elbet bir gün… Gözyaşıyla dolup taşmaz deniz, meraklanma… Uçurtmasını yitiren çocuğun gözyaşları kurur, üzüntüsü durur... Ararsan; ipinden kurtulmuş serseri bir uçurtmanın özgürlük sevinci seni de bulur, bulur elbet bir gün… Yaprak ödünçtür dallarda, önemli olan; umuttan yoksun kalıp gözlerde ışığı söndürmemek, direnci yitirmemek… Dikenli de olsa kızıl bir güldür hayat, soldurmadan yaşamak / yaşatmak gerek… Yeşile düşman bir bahçıvana kendini sevdirmez çiçek, yaprak yaprak ölür elbet bir gün… Yık barikatları, erit prangaları halka halka, zaman defterini kapat… Dört mevsimi var, her daim kış olmaz hayat… Kızıl gülden derin bir soluk al tekrar merhaba de yaşama... Acıdan ıstıraptan arıtılmış, damla damla sevgiden damıtılmış, yepyeni bir dünya yarat... İnsan; yere çakılı yalnız bir ağaç değildir, tek başına rüzgârı bekleyen… Yeni yüzler dene, asla vazgeçme sevmekten... Sünger çek maziye, yak ne varsa kötü gönlünün ocağında… Geç karşısına, sevgi kahvesini, dostluk kahvesini yudumla umudun şefkatli kucağında… Bırak, saçlarını okşasın rüzgar, apak kar yağsın karanlıklarına… Her şafakta, doğan güneşi karşıla, batarken kızıllığını şarap şişelerine doldur, yıllansın… Unut sonbaharı, başka baharlar ara, çisil çisil hep yağmur yağsın hayat harmanına, ağaçlar tomurcuklansın… Aç yüreğinin kapılarını, sen uçur bir kuş da, özgürce kanat çırpmanın tadına varsın… Bahardaki uyanışı, gök kuşağındaki gülüşü, zarafetini gülün, muhteşem hazzını bir bebeğin omzundaki gamzeden öpüşün… Lapa lapa yağan karın sesini, köpük köpük aşkı, soluk soluğa, çimler üstündeki sevişmeleri düşün… Yaşamak: zor da olsa ne güzel… öyle mi ya ölüm, öyle mi ya ölüm? Ocak, 2005 Tahsin Özmen http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek004.gifhttp://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek004.gif Kızıl Bir Güldür Hayat Kaçıncı basamağında olursan ol yaşamın, karamsarlığa kapılıp umutsuzluk hırkasını giyme sakın… Boyun eğme kadere, çekiver ipini umutsuzluğun, ilmek ilmek sökülsün… Taptaze umut çiçekleri ek gönül bahçene, gerisi gelir elbet bir gün… Yenik düşmez karanlığa aydınlık, yumma güneşe gözlerini, acıları gizler karanlık... Bir merdiven daya gökyüzüne, yıldız topla… Saçlarını tara pırıl pırıl güneşin… Sitem etme düşlerine yağan kara, damla damla erir elbet bir gün… Susturma yüreğini, kalkar her boran, her sis her şey unutulur… En umutsuz bir anda yağan yağmur, toprakta capcanlı bir umut olur… Bir bahar dalının coşkusunu tomur tomur sana da verir elbet bir gün… Gözyaşıyla dolup taşmaz deniz, meraklanma… Uçurtmasını yitiren çocuğun gözyaşları kurur, üzüntüsü durur... Ararsan; ipinden kurtulmuş serseri bir uçurtmanın özgürlük sevinci seni de bulur, bulur elbet bir gün… Yaprak ödünçtür dallarda, önemli olan; umuttan yoksun kalıp gözlerde ışığı söndürmemek, direnci yitirmemek… Dikenli de olsa kızıl bir güldür hayat, soldurmadan yaşamak / yaşatmak gerek… Yeşile düşman bir bahçıvana kendini sevdirmez çiçek, yaprak yaprak ölür elbet bir gün… Yık barikatları, erit prangaları halka halka, zaman defterini kapat… Dört mevsimi var, her daim kış olmaz hayat… Kızıl gülden derin bir soluk al tekrar merhaba de yaşama... Acıdan ıstıraptan arıtılmış, damla damla sevgiden damıtılmış, yepyeni bir dünya yarat... İnsan; yere çakılı yalnız bir ağaç değildir, tek başına rüzgârı bekleyen… Yeni yüzler dene, asla vazgeçme sevmekten... Sünger çek maziye, yak ne varsa kötü gönlünün ocağında… Geç karşısına, sevgi kahvesini, dostluk kahvesini yudumla umudun şefkatli kucağında… Bırak, saçlarını okşasın rüzgar, apak kar yağsın karanlıklarına… Her şafakta, doğan güneşi karşıla, batarken kızıllığını şarap şişelerine doldur, yıllansın… Unut sonbaharı, başka baharlar ara, çisil çisil hep yağmur yağsın hayat harmanına, ağaçlar tomurcuklansın… Aç yüreğinin kapılarını, sen uçur bir kuş da, özgürce kanat çırpmanın tadına varsın… Bahardaki uyanışı, gök kuşağındaki gülüşü, zarafetini gülün, muhteşem hazzını bir bebeğin omzundaki gamzeden öpüşün… Lapa lapa yağan karın sesini, köpük köpük aşkı, soluk soluğa, çimler üstündeki sevişmeleri düşün… Yaşamak: zor da olsa ne güzel… öyle mi ya ölüm, öyle mi ya ölüm? Ocak, 2005 Tahsin Özmen http://www.sevgidenizi.com/sizden_gelenler/images/cicek004.gif |
BELKİ UMURSARSIN Umursamazlığınburda kalsın, Biraz sevgi doldur götür; Yanlızlığında arkadaş olur. Biliyorum acılarla çit ördün, Geçit vermeyecek yollar. Beni benden aşıyor, Hasretin duvarları. İnadın burda kalsın, Sen ne inatlar tutarsın. Gözyaşlarını bırakma. İçimdeki efkarımı artırıyor, Bereketleniyor; Sel oluyorum. Önce cieğrimi verdim; Sonra aldın canımı. Umursamazlığın burda kalsın, Belki umursarsın; Kimbilir, Kimi. |
Ben de Ağlarım Ben de ağlarım , Bazen , Dolu ,dolu bulut gibi Bardaktan boşanırcasına seller gibi , Bazense , Yavrusunu kaybetmiş anne feryadında Kaybettiğini yeniden bulma tadında , Bende ağlarım Ama yalnızken Birileri olmasın isterim yanımda Ağlarken görmesinler, Benim de güçsüz olduğum Anların var olduğunu bilmesinler diye. Ben de ağlarım , Bazen , Sevdiklerini kaybeden insan gibi Ölüsüne ağlayan her canlı gibi , Bazense , Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi Karnı acıkan kedinin mırnaması gibi , Ben de ağlarım Ama yalnızken Birileri olmasın isterim yanımda Ağlarken görmesinler , Benim de güçsüz olduğum Anların var olduğunu bilmesinler diye. Ben de ağlarım, Bazen , Sevdiğim kişinin omzunda Ağla içine akmasın diyen anne koynunda, Bazense , Bir ağacın gölgesinde Göz yaşlarım çabuk kurusun diye güneşin böğründe, Ben de ağlarım, Ama yalnızken Birileri olmasın isterim yanımda Ağlarken görmesiler, Benim de güçsüz olduğum Anların var olduğunu bilmesinler diye. Ben de ağlarım, İnsanım,et ve kemiktenim ben de Hislerim de olur üzüntülerim de, Hasretimde olur sevincimde , Bazen üzüntüden bazense sevinçten Ben de ağlarım ama yalnızken |
Bir tek sen varsın benim için Yarın hiç bir şey bugünkü gibi olmayacak bunu biliyorum içimden sen geçiceksin gidiceksin bir yerlere ama biliyorum sevda biticek bir gün bir yerlerde insanlar hep acı çekicek ama yine de biliyorum sen uzaklarda da olsan benim yanımda hepyanı başımda taa şuramda yüreciğimde olucaksın sen içim de bitmeyen bir alev bir hal aklımda kalıcaksınsın SEN OLMASAN BİT MEZ BU SEVDA....... |
Ben de Bittim Ne kadar koşsam da yetişemiyorum Kendimi ne kadar toplasam da cesaret edemiyorum Her gün seni izliyorum sadece Kumsala indiğin ilk gün kumlara gömüldüm sanki Mavi elbisen denizin rengini almış Gözlerin ise benim çok sevdiğim yeşilliği Solmasını istemediğim çiçek gibisin Yanına geldiğim ilk gün gözümden gitmiyor Heyecandan konuşamadım bile İsmini kumlara yazmıştım Azgın dalgalara inat Başlamıştı aşkımız Kumsalın bittiği o kulübede ki gece aklımdan gitmiyor Sıcak havaya inat sana sarılışım doyasıya öpüşüm Kumların üzerinde dans ettiğimiz gün Yani aşkımızın baharı Yazıma yaz kattın canıma da can Kalbime ilaç oldun Seninle mutlu oldum seninle sevdim Ayrılık olmasa bide Yaz bitiyor Çiçekler yamacına dönüyor demek Son fotoğraf istiyorum Neden vermiyorsun Seni daha çok sevmem için mi? Ya da unutmak için mi? Cevap ver lütfen Günbatımını beklememe gerek yok artık Benim günüm bitti zaten Bize bu aşk biter dediler İnanmadım Onlar sadece aşkın bittiğini zannediyor ama Bilmiyorlar ki Ben de bittim |
DUYARSIZLIĞA İSYANIM VAR ARKADAŞ Duyarsızlığa isyanım var arkadaş Zorluyor vicdanımın sınırlarını, yoksulluk ve duyarsızlıklar, Ne bir çare var, nede çareyi arayan, Yüreklerdeyse sesiz bir bekleyiş var, Dalgalanıyor göklerde, ay yıldızlı bayrağım, O bile melul melul ve hüzünlü, Dalgalanışında bile bir başka hüzün var, Yok olmuş gündüzler, akşamları da aynı, Mutluluk kalmadı insanlarda, hele de o çocuklar, Sofralar boş, bomboş kalmış umutlar Bir bir sarardı yüzlerde bakışlar, döküldü birer birer yapraklar Hani dört mevsimi yaşardı yurdum, İnsanlar hep sonbaharı, kışı yaşadılar, Yürekler katılaşmış, gülmeyi unuttuk, Hiçbir şeyin tadı bile yok artık, Çorbasında bırak yağı, tuzunu bile çaldılar Hani üç öğün yemeği?.. bir öğüne bile muhtaç kaldılar, Hadi anlatın, dediklerim doğrumu yoksa yalanmı, Yoksa bir politikacı edasıyla mı konuşuyorum, Yoksa bir ideoloji mi satıyorum ben, Yoksa yaptığım siyasetmi, adını siz koyun, Utanmayın, çalmaya devam edin yalan sazınzı, Daha ne kadar inleyecek bu millet, bu vatan Nerede sosyal demokratlar, nerede sağcısı, Nerede solcular. Nerede muhafazakarlar, nerede milliyetçi diye geçinen o yobazlar, o riyakarlar Siz mi yalan söylediniz, yoksa yalancı olan dilleriniz mi Bu mu benim ülkem, bu mu vatanım Sancı çeker olmuş toprağım, yerindeyse rahat değil şehit yatanım Ne sevgi kaldı nede aşk, denizleri doldurur olmuş riyakarlık seli Hey gidi Mustafa Kemal, sen gittin gideli hala perişan bu millet Düzelmedi halli, gülmedi yüzü, ne kudreti kaldı, nede dayanacak taakat Ah bir ayıltıla bilse, o damarlardaki sarhoş kanı Namerde muhtaç olma dedin, koyma yurduna düşman, Biz dışarıda beklerken, içerden yıktılar menfaat ve ihtiras düşmanları Hani yeni bir dünya kurulsa, kim yürütecek bu gemiyi, Kim yönetecek senin gibi bu ülkeyi kim Yuvalar mutsuz kalmış, insanı mutsuz, mevsimler mutsuz Yazan Şebap mutsuz okuyanı mutsuz Boyun bükmüş ağaçlar, her köşesine örmüş örümcek, ağını Sesiz kaldıkça bu millet, bitmez bu eziyet ve zulüm, Köstebeklerse yine üreyecek, kervanını yürütecek bir bir |
Gelinciklerle Yazabilmek İçin Seni (I) Otel odalarının ekşi kokusunda duyunca yalnızlığını Dağıtma umudu Bozkırda bir çiçek kadarsın unutma. Gece ortalarında soğuk tadıdır ranzalar Dağıtma sevdayı, Günebakanlar kadar doğrulamasan da Bir otel odasında kalan Yalnız bir adam sevdasındasındır Aslında... (II) Yürü geceleri, Duysa da zemheri keskinliğini ayak parmakların Sen bakma yağan yağmura Pis bulvarların çamuruna. Çıkar alabildiğine; Yalnız,pis ıslanabilme özgürlüğünün Tadını. İşte o anlarda Gönlün yırtıcı bir kaplan Görünüşün ürkek bir ceylandır Ama sen “her şeye rağmen” İnsansın unutma Dağıtma direnci... (III) Öykün rüzgarlara Delişmen sevdaların göbeğine çökmüş Engin dağların tanrılığındasın. İnsansın İnsan İn Irmaklara Bir kerevit arılığındaki yaşamı kucakla Bu ırmaklara yükle umudu. Ama koş Bekleme, Kan yürüyen patikalarda dur biraz. Akan acıları dinle Duru sulara gebedir zaman Bakabiliyorsan acılara yılmadan Korkmadan İnsansın işte Bırakma gülmeyi... (IV) Kurtla koyunun masalıdır bu yaşanan, Kaldırdığında kafanı görebiliyorsan eğer bu kumpanyayı Unutma; Ne kurt olabilmektir Şavk karanlığında, Ne de güneşler altında miskin bir koyun. En kötüsü çoban olmaktır ne dersin? Kurtla koyunun masalıdır bu yaşanan Ne kurt olmalı, ne koyun, ne çoban İnsan olabilmektir, insanım diyebilmektir aslolan... (V) Belki de En güzeli, Bırakıp bu kenti Çoban olmalarda yakalamaktır sevdayı Mavi kavallı bir çoban. Anla beni Gelinciklerle yazabilmek için seni Dağlarına yurdumun, Seviyorum diyebilmek için Denizleyin sevdama. Bunca dizeler insanım diyebilmek için... Öde acılarla borcunu Geçici yalnızlıklar sorgusundasın. Kanıyla sevda yazanların gökyüzüne Adını taşıyabilmek için çocuklara, Bir başına Zulme sevdayı giydirebiliyorsan Önemlidir belki de Mavi kavallı bir çoban olmak. Şaşırma! Yalnız kavalı mavi çobanlarındır bu türkü Dağıtma yaşam erincini... (VII) Konumların gömleğini soyun Sana verilen kimlikleri savur rüzgara. Uza, büyü ırmak ol Gümbürtülü bir sevda ırmağı. Ulaş özgür dağlara Kuşlar kadar yetkinleş Yerçekimine inat. Serp gönenç çiçeklerini küskün dağlara Acılar bahçesinin bahçıvanısın, Sula toprakları Rengarenk çiçekler üret ki Acılar kapansın. Sayrılı çocukları eğlendir biraz Ama boğma sevgiden. Ağlıyorsun, Kim dayanabilir ki çocuklara Dağıt onların kederini... (VIII) Bir ayrılık türküsü duyulan Varoşların sokaklarından, Bir çocuğun özlem yüklü elleri Zorluyor demirleri. Dağıt acıları, savur umarsızlıkları Sen de, Sen de zorla güzel günleri... 1987 Düzce Bülent Top |
DİKUDİAKİ VE KELEBEK Gece yarısı trenlerinden birine bindim Sen ya gelmedin Yada geciktigini söyledin Son sigaralardan birini yaktım Ya celladım agzıma tutuşturdu Yada gömlegimin sol cebinde kırılmış buldum Son defa el sallamak istedim Bensiz yaşanacak güzelliklere Ya elim baglı idi Ya da göz yaşlarımı siliyordum NE FARKEDER Kİ Ya sen celladım idin Yada bana bitti bu aşk dedin... ************ Yıllarönce bir mezarın başında İki kadeh rakı ile Konuşan bir kız görmüştüm Uzaktan seyrettim Kendi kadehinden yudum alıyor Diger kadehten bir yudum topraga döküyordu Yanına gittim Anlıyorum seni dedim seviyordun Ve şimdi burda ama seni duymuyor ki Duysa bile içemezki Bu imkansız dedim Kız gözlerime dikti gözlerini Biliyorum imkansız ama anlamsız degil dedi İmkansız ama anlamsız degil. ************ Dinlemiyordun Dilimi kestim bir gece yarısı Gezdigimiz yerlerde yalnızlık vardı Gözlerimi çıkarıp attım çöp kutusuna Şiirlerim sıktı seni Parmaklarımı bıraktım Marongoz hızarında Ellerimle parçaladım bir gece yarısı penisimi Uyanmasın diye başka kadına *****rgit dedin bir akşam üstü Gitmemek için ayaklarımı kestim yanı başında Kalbim durdu kendi kendine bir sabah O tarih nisan bir gibiydi *********** Bir hayalsin Rüyalarımda bir gün gercekleşecek Bir tohumsun gönlümde Bir gün filizlenecek Söz verdi tanrımda Yardım edecek Seni korumak için Melekler gönderecek ************ Sakın umudunu yitirme diyordu Bütün aşk doktorları Allahtan umut kesilmez Senin yüregine kurban biri vardır Ve çıkar gelir bir gün Belki yolu uzundur yani yoldadır Belki işi uzamıştır yani ordadır Belkide edilmiş bir sözü Kesilmiş bir raconu vardır Yani sana kurbandır Ama gelemez gelemez gelemez ************** |
Ben de Geliyorum Hayatta en çok seni sevmiştim. Çünkü hayatımın kendisi sendin. Sende seni sevmiştim, Şişedeki şarabı sever gibi. Sensiz bir hayat düşünemiyordum. Çünkü sensiz düşünemiyordum bile. Sensiz nefes alamıyordum. Sanki kendi denizimde boğuluyordum. Delicesine sevmiştim seni. Ayrılmıştık artık ikimizde. Her şeyden vazgeçtim . Bir senden geçemedim. Düşündüm sensiz nasıl yaşanır diye. Sonra anladım sensiz yaşanamayacağını. Ve yağmurlu bir gecede karar verdim; Yer aç sevdiğim bende geliyorum bende… |
SENSİZLİĞİN IZDIRABI 4738 kez okundu Yapayalnız bir sahil yolunda ben Çaresizliğime yanmaz oldu, ay ve yıldızlar Kapkaranlığa gömülmüşüm sanki, Ne senin sitemin, nede sahile vurup kırılan o dalgalar Nede sevenlerin sevdası kaldı, yalnızlığımı bozan Anlatamıyorum sitemimi kimseye Yalnızım yine, yapa yalnız bir sahil yolunda Her sıradan, sıra dışı akıyor bak hayat Sensizliğine bir sır olmuş, bir karalık geçe Ve sensizliğin ruhuma verdiği, işkence Tek kalan yanı başımda, boş bir şarap şişesi Oda mahzun ve mutsuz, yalnız bakıyor bana Ve sensizliğin hahrını yudumluyorum bir bir Çaresizliğime kahrediyorum, bazen de küfür Ve bu arada yavaş yavaş sarhoş oluyorum galiba Bir mahkeme kurdum o an içimde Hakim oldum, mahkum ettim hayatı Savcı oldum amma, savunamadım kendimi Ve bir daha sensizliğin sesizliğine itmiş oldum kendimi Tam bu arada, sanki bir kıvılcım çakılmıştı, Sahil lambalarının yandığını fark ettim Bununla birlikte ruhumun ta derinliklerinden Bir şeylerin kıpırdadığını his ettim Sanki Sensizliğin sesizliğine uzanmış bir tal Ve Umutsuzluğumu kırıyorum bir bir Tekrar sevmeye, hayata bağlanmaya karar veriyorum Her şeye rağmen Yaşamanın güzel olduğuna, karar veriyorum tek celsede İdama mahkü ediyorum ümittsizliklerimi Yelken açıyorum tekrar yaşamaya ve hayata Ve karar verdim O gece sahil yolunda Her şeyden azar azar, ders çıkartım geçen yaşamdan Şimdi oturmuş, umutsuzlara ışık, bir mum yakıyorum |
| Saat: 00:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık