![]() |
Gelincikler gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda işi iş kasabanın su yüzlü çocuğun işi iş bir de poyraza döndü mü hava başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından faytonların turuncu tekerlekleri yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda. saat onikilerde postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi durmadan bakar ki o mektuplar nereye giderse gitsin öylesine uzundur ki kasaba gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak içlerinde kar serpintisi içlerinde bozkır içlerinde herkesin bir güneyi olan ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için kesersiz, çivisiz, elsiz sadece ruhlarından o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler canlanır suya değince hemen bordalarındaki nakışlar bir derya gülü alıp başını gider. yeter ki görünsün gelincikler önce tek tek görünsün sonra topluca usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba gelincikler indi mi çayırlardan su bardaklarına, berber dükkanlarına girdi mi duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere girdi mi bir kere -aynaları boğacak neredeyse -taşlıkları basacak sel gibi o zaman... tam o zaman marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında konuştukça binlerce kayık konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız birbirimize unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler ipince bir ıslığa yerleştirilsin türküler süzsün tüveyçlerinden kahveler eski renklerine boyanır yeniden biralar ciğ ışıkta bile parlak yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak. gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde sevgiler umutlar yok değildir öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize çabuk öfkeleniriz durup durup böyle hüzünlenmemiz neden anlamıyoruz da ondan mı yoksa bir bütün olduğunu mutluluğun umudun bir bütün olduğunu seziyor muyuz yalnızca baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan öyle bir arada güzel yaşamanın lezzetini kanımızı tutuşturdukça gün günden buğusunu saldıkça bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi. Edip Cansever |
SÖZ DİNLE OĞUL Hak yoluna dön, doğru at ayağın Yetiş ömür geçiyor, sen hakka sığın Bitiyor gençlik, geçiyor çağın Söz dinle oğul, yazıktır size Kötülük kaplar olmuş, dört bir yanı Tanrıya bel bağla, sen hakkı tanı İstemen yanmasın, kimsenin canı Söz dinle oğul, yazıktır size Gafilin farkımı kaldı kazdan Geçiyor günler, kış ile yazdan Son fayda etmez, boş niyazdan Söz dinle oğul, yazıktır size Gafile kanma, kanma sözüne Yalan söyleyenin, bakılmaz yüzüne Tanrı perde çekmiş, cahilin yüzüne Söz dinle oğul, yazıktır size İnsan öz olup, hakça pişmeli Durmadan hak yoluna, girişmeli Yanlış kafayı, mutlaka değiştirmeli Söz dinle oğul, yazıktır size Tanrı görünmez, kul şekline girmez Tanrının yaptıklarına, akıl sır ermez Günah lekesini, hiç bir ilaç gidermez Söz dinle oğul, yazıktır size Gam etme dostum, gidenler geçti Bu yoldan gidenler, ne sular içti Hepside dünyadan, gün geldi göçtü Söz dinle oğul, yazıktır size Allah görmezmi sanırsınız, siz O en gizli şeyi bilir, bilin hepiniz Hatalar bırakır, arkasında iz Söz dinle oğul, yazıktır size Bir gözün diğerine, faydası yoktur İnsanın insana, ettiği çoktur Kıskançlık yüreğe, saplanan oktur Söz dinle oğul, yazıktır size Dostunu bilir ol, düşmandan sakın Tanrıdan başka yok, insana yakın Önüne arkana, iyice bakın Söz dinle oğul, yazıktır size Şebap der ömür, geçmiyor sanma Kütüler uğruna, yazıktır yanma Münafıklara uyup, sakın aldanma Söz dinle oğul, yazıktır size |
Ben de Sevdim Seni bana diyorsun ki hiçmi merhametin yok hiç mi burkulmadı yüregin, hiç mi canın acımadı bir ara bir sor diyorsun... nasıl bir anda sildin diyebiliyorsun silmek kolaydı madem neden halen bana şiirler yazıyorsun seni özledim diyorsun... sen de bana veda etmiştin her şeyin bittigini kabul etmiştin peki neden unutamadın evet kabul ediyorum ki ben de seni sevmiştim hiç bir mesafe engel değildi sevgime her an her saniye seninleydim aldığım her nefeste, aldığın her nefeste seninleydim sevmiştim sevmiştim... sadece aramıza yalan girmesin istedim hatırlar mısın bana şarkılar armağan ederdin Yıldız Tilbe'nin "çat kapı"sını dinle senin için derdin şimdi ben sana armağan ediyorum Yıldız Tilbe'nin şarkısı evlisin dinlersen eğer en büyük hata kiminmiş hak verirsin kim gerçekten sevmiş ben mi sen mi bu soru yu kendin çözebilirsin sana hiç yalan söylemedim... ben de seni sevdim |
SEYRETTİM DİYARBEKİR-İ Yıl bin dokuzyüz yetmiş bir, ne muhteşem bir şehir Dolaşırken içinde, o günkü yaşım henüz on bir Gezindim zaman zaman, bitmiyor şehr-i kebir Surlarla kaplı çevreden, seyrettim Diyarbekir-i Hz.Süleymanın yadigarı, peygamberler diyarı Çiçekler açmış gönlünde, mertliğinle baharı Her küçe başında bulunur, binlerce cilvekarı Kalbe huzur verirken, seyrettim Diyarbekir-i Kapalı çarşıları, o nadide saraylar Heybetli görkemi var, o güzelim surlar Durmadan şarıldar,çeşmeler şadırvanlar Ruhlarıbüyülerken, seyrettim Diyarbekir-i Gazi köşk hanları, kubeli hamamları Muhabetle selamlar, o güzelim insanları Dört bi ryanı kanıtlar, tarihi olayları Hayran hayran izlerken, seyrettim Diyarbekir-i Görenleri bir hoş eyler, camilerin heybeti İnsanlara bir zevk verir, yaşlıların sohbeti Ruhları mest eyler, olunca sükuneti Diyarı meth eylerken, seyrettim Diyarbekir-i On gözlü köprüsü, helede o beni sen İnsanlarda ne dert bırakırdı, ne ahu elem Birlik içinde yaşardı, o gün cümle alem Sevgiyle bakınırken, seyrettim Diyarbekir-i Ah o bağlardaki, köşklerin güzelim hali Damlarda kurulu tezgahlarda ytardı,cümle ahali Çalardı gramafonlarda, celal güzelsesin eserleri Dinlerken mest ile, seyrettim Diyarbekir-i Fakat şimdi; dengbejleri susmuş, sazbendi çalmaz Şairler hep küsmüş, bir kıta şiir yazmaz Şebap yazdı sanmayın, oda yorulmaz Argın yorgun yazarken, seyrettim Diyarbekir-i Hevsel bahzeleri yok olmuş, uçmuyor kelebekler Arılar göç eylemiş, balsız kalmış petekler Başı boş gezer olymuş, sokaklarda köpekler Elyi sopalı gezerken, seyrettim Diyarbekir-i Kendine has şivesi yok olmuş, yavaş yavaş Gülistanlar bozulmuş, bağ bahçe dolmuş taş Figan eyler bülbüller, gönüllerde yaşy Ağlarken içim içim, seyrettim Diyarbekir-i Ciğer kebabı kokmaz oldu, küçelerin başında Yetişmez oyldu, 75 lik karpuzu bostanlarında Neler çektin bilmezmiyim, sen şu bağrında Damlarken için için, seyrettim Diyarbekir-i Nerede kaldı,sur kapıları, hlede bağlar Boşuna dememişler, ağlarsa anam ağlar Sorarı size bu başı boşluğa, kemler yanar Yanaren yüreğim, seyrettim Diyarbekir-I Diyarbekir haline, baktıkça yanarım Yanar yanar,ben bu derten ağlarım Akar gözlerimde yaş, sel olup çağlarım Taşarken yüreğim, seyrettim Diyarbekir-i Taş yığını binalar, yükselirken çoğalmış Gece kondu almış başını, dört bir yanı sarmış Göçe maruz kalan, gelkmiş şehir hercüme olmuş Bu hengame içinde, seyrettim Diyarbekir-i |
Ben Değil miyim Yaşın yaşın deyip yarim, sana yanan değil miyim, içimde kaynayan bu mahşer gibi, yüreğini yakan kor değil miyim, zeytin çekirdeğinin sırrındadır aşkımız, papatyanın yedi bahar açışındadır, lokman'ın ölümsüz çiçeğinde bul beni, ister esir et kendine,ister kul beni, seni sonsuz yapan ben değil miyim, zümrüdüankaya sor kafdağının ardını, bülbülün güle olan feryadına sor, bana sor har har yanan ateşin mabedini, neden zindanlaştırdığımı saçının her telini, saçın saçın deyip her gün ortadan, senin için kopan tel değil miyim, seni sonsuz yapan ben değil miyim esir ettin gözlerine zindan zindan ara dur, kelepçenmiş hasretinin bana ettiği sitem, kayıkçın et,kürekçin et,at ummana gezdir beni, aşktan yoksun bu sandala bir kerede aşkı doldur, boğulmazsın bu ummanda yüz yüzebildiğin kadar, sana çıkan liman ben değil miyim, seni sonsuz yapan ben değil miyim?... |
ZAMAN HALİ Gafilin nevsine, yetmiyor gücü Mübah gibi işler olmuş, günahı ve suçu Yaşlılar açıkta, yerler olmuş orucu Gençlere gösterir yolarmı kaldı Zikir bilmez gelmiş 70 yaşına Oyun ve eylence gider olmuş hoşuna Alimim diyenler yaşar boşuna Gençlere söyler dilermi kaldı Suni bal yapar olmuş, Asri arılar Kimi oyalanır, ömür yarılar Dudağını boyar olmuş, koca karılar Kızlara Takacak, Güllermi kaldı Bu günün gidişi, ermez yarına Müminler muhatap olmuş, cahilin yanına Bu gidişler dert olmuş, ŞEBAP'ın bağrına Dünü bu güne bağlar zamanmı kaldı |
Nazlı Gelincik Hüzün, senin türkülerinin Dokunuşunda mıydı? .. Yoksa dokusunda mıydı Gözbebeklerinin? ... Her açıp kapanışında, Kirpiklerinden Esen rüzgârın nağmesiyle Bana koşan Kırmızı, Boynu bükük duran Nazlı gelincik! .. Ali Aslan |
Ben Hangi Mevsimlerdeyim Biliyor Musun Bahar Geldi Dedin, Kuslar Civildayacak Yine Günes İsitacak Tenimizi, Kanimiz Kaynayacak Taze Umutlar, Sicacik Sevdalar Patlayacak Yüreklerde Sen Hangi Dünyalarda Yasiyorsun Be Gülüm? Yada Ben Hangi Zamanlarda, Hangi Mevsimleri Yasiyorum Biliyor Musun? Var Mi Böyle Bir Dünya ? Sevgiklerin Deger Buldugu! Yada Böyle Bir Zaman ? Hic Bir Mevsime Yakismayan İkimizde Hakliysak Eger Ya Biz Dünyanin Hep O Karanlik Yüzünde Yasadik Yada Hayat Deneni Hic Anlamadik. Sen Bana Günesten Bahsediyorsun Benim Yüregime Hic Dogmadi Ki O Günes! Hic İsitmadi Ki Ellerimi! Sen Bana Ciceklerden Bahsediyorsun Ben Ciceklerin Seklini Bile Bilmem Rengini Hic Görmedim Ne Yüregime Tohumlari Ekildi Ne De Tomurcuga Durdugunu Gördüm! Sen Bana Umutlardan Bahsediyorsun Umut Dedigin Nedir Ki? Ben Bir Yüregimin Kanayislarini Bilirim Zincirlerini Hissederim Sadece Kirilislarsa Umut Dedigin Vurulmaksa Ardarda Sebepsiz Yada Kurak Topraklarsa Sözünü Ettigin Ben Onlari Cok İyi Bilirim Yani Karakis Ayazini Yüzünü Kesen Rüzgarlari... Ama Bana Baharlardan Söz Etme! Sen Hangi Dünyalarda Yasiyorsun Be Gülüm? Yada Ben Hangi Zamanlarda Hangi Mevsimleri Yasiyorum Biir Misin? |
VE YAŞAMAK Gözlerin kaybetmesin hiçbir an esrarını Gönül bulmuş iken sonunda sultanını Uykuları bölerek, yad etmek c*****nı Bütün varını verip, bir defa küsmemektir. Bir gülüşe sığdırmayı düşünerek yarını Ve yaşamak yanında en güzel zamanını Parmakların tararken o güzel saçlarını Rüzgarına kapılıp, savrulup, ölmemektir Başında bin bir dert, omzuna yaslayıp Paylaşmak acıları göz yaşıyla ıslayıp Yarını iple çekip, saniyeleri sayıp En hırçın yanlarını, nazında beslemektir Her gidişin ardından boynunu büküp Yuvasına dönüşü, bir ceylan gibi ürküp Ayrılırken kalbini yerinden söküp Vuslatı bekleyip, türküler söylemektir. Yudumlarken sigaranın o acı dumanını Lanetlerken gecenin en karanlık anını Ve hesaba katarak geçecek yıllarını Resimlerle avunup ,bir an usanmamaktır. SusKun |
Ben Sende Gibiyim Sağnak sağnak yağan yağmurlara sorun, dokunsalar ağlayacak gibiyim goncaları öpen çise misali ben bende değil sende gibiyim... |
| Saat: 00:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık