![]() |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
Neyse O Saçmalık diyor akıl Neyse o işte diyor sevda Mutsuzluk diyor hesap-kitap Acıdan başka bir şey değil diyor korkularım Umutsuz diyor öngörü Neyse o işte diyor sevda Gülünç diyor onur Düşüncesizlik diyor dikkat Olanaksız diyor deneyim Neyse o işte diyor sevda. Erich Fried |
Acele Eden Ecele Gider Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
. . Lavinia . Sana gitme demeyecegim. Üsüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanimda kal. Sana gitme demeyecegim. Gene de sen bilirsin. Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, Incinirsin. Sana gitme demeyecegim, Ama gitme, Lavinia. Adini gizleyecegim Sen de bilme, Lavinia. 1957 . Özdemir Asaf |
Ya sen yoksan? Ya gittiğim yollardan, Geriye dönersem. Ya yolun sonunda, Beni beklemiyorsan, Boş yere katlanıyorsam, Hayatın çilesine! ... Her sabah uyanıpta, Yine sensiz kalıyorsam, Ya sen yoksan? Uykunun koynuna, Sensiz dalıyorsam... Ya ben ölüyorsam... Ya seni değil, Toprağı sarıyorsam.... Ya sen yoksan? seda ahmet |
içeriden -gizli sevdim düştüğümü herkes gördü- bir kapıyı çalmaktır hayat karşına çıkansa kader demli bahçeler vardı peteğinde yüreğin gül şarabı ıslığımız muhayyer bir de çam kokusu ilk fasıl muhabbet eskidiler... dilesem şimdi seni gün olsam gülüşüne düne gitmiyor takvimler bağbozumu düşler vardı şafağında ölümün tütün sarısı cebimizde hanendeler dilimde musiki bir de gözlerin gittiler... Ferhat Gülsün |
aklımın levhasında al senin resmin çekildi bir kaç yıl önce sen hapishâneden serbest bıraklınca zamanın kamerasıyla bugün bile taptaze dikildi. tarihin adını yazdığı dudaklarında oynayan o gülüş ebediyyen yaşayacak. çeyrek yüzyıldan daha fazla göz yaşları yayılıyor siyah hayatların esaretinden bu bahçenin ortasına bir sen düştün bu senin yumuşak esen bir frişka ile ellerini ilk kez çırpışındı ışığın şualarıyla senin ilk sulh müzakerendi bu gül ile senin ilk diyaloğundu. ağzından çıkan bir tek söz üç yüz yıllık aşağılanmamızı durdurdu. konuştuğumuz dillere yüzlerimizde taşıdığımız renklere ve damarlarımızda beslediğimiz atalarımızın kanlarına müracaat ederek hiç kimse kimseden üstün değildir ne de kimse değersiz insan insan olduğu için asildir doğrusu senin hapisliğin tüm dünyayı özgürleştirdi bu hakikaten bir sevinç festivalidir bu festivalde senin ismin söyleniyor hayat seni çağırıyor bu senin için dans etme zamanıdır bu benim için dans etme zamanıdır PARVEEN SHAKİR / NELSON MANDELLA İÇİN BİR ŞİİR |
AKS' İM Düşme Atla Su yanar Toprak yanar Vakti geldiğinde Kundaklanır anılar ___________ Kül kül döküldü Kadın teninden Önce Teşhirde ruhunu şımarıklığından Rüzgâr havalandırsın eteğini Özenle ojeli tırnakları Sırta yol yapıyor İçe kin doluyor Terle atılıyor öç Cinsin cinse düşmanlığı _________ Naralarım duyulsun ıssız sapsız sokaklarda Kimse düz çizgide yürüyemez ayakları yere basmadıkça Ayben ÇEVİK |
Bazı geceler, Kocaman bir ay asılırdı pencereme. Sen girerdin içeri. Pazen yorganımı,dolunaya batırıp Üşüyen kollarıma çekerdin. Onun için değilmi annem, Hep sıcak kaldı yüreğim. Çatlayan ellerim, Senin kurabiye kokulu, Avuçlarında soluklanırdı. En mutlu düşlerimi, Başım göğsünde çukurlaşırken, Dünyanın en güzel yeli, Saçlarımda dolaşırken görürdüm. Pazar çantasından, Bakır tencerenin kızılına karışan, Pembe köpükleri odamıza taşan, Çilek reçeli kokularıyla, Baharı getirirdin evimize. Ders kitaplarının başında, Hep kıyımızdaydın. Bazen kareköklerin içinde, Bazen bir şiir aralığında, Uyur kalırdın bizimle. Ah annem... Sobada, kızartılmış ekmeklere Sürerken sevgini, Uykusuzluğunu, Yeni sabahlara uğurlardın. Benim papatya saçlı annem. Ben hala,senin diktiğin Bez bebekle uyuyorum. Çünkü, o sen olup içime akıyor. O da kurabiye kokuyor. müzeyyen atvur |
Bekleme Beni Sersefil haldeyken karşıma geçtin Utanıp çevrenden saklama beni Başıma olmadık belalar açtın Suçlayıp suçlayıp aklama beni Git artık gezinme damarlarımda Sevda masasının kumarlarında Harcanan gönlümün son anlarında Ölüm döşeğimde yoklama beni Kapanan kapıyı kalbim açamaz Yüreğim sevgiye değer biçemez Yaralı gönlüme sözüm geçemez Geri döner diye bekleme beni Havana Bozkurt |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık