![]() |
Çiçekler Açar Ya Hani Baharda çiçekler açar ya hani Hani çiçekler gülerken ağlar ya ırmaklar Sen gülerken ağlıyorum var mı haberin Dünya yalan derler hiç duymadın mı Yıllardır kan ağlar yanarım Sen yanmadın mı Yakanlar yanar inanmadın mı Nasıl olsa tükenir ömrün sen de ölürsün Bana yaptıklarından hesap verirsin Ölüp gidenleri sen görmedin mi Ölüm gerçeğini bilemedin mi |
aşığım demekle aşık olunmuyor Aşk aşk diye inliyoruz durmadan, Duygularımız akıp gidiyor satırlara, Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra Geçek aşk'ı yaşıyormuyuz aceba? Şimdiki aklım olsay dı eğer, Sorardım kendime,aşık olmadan önce Bu güç,bu hırs,bu azim varmı diye. Sorardım sevdiğime Beni sevmek yürek ister, Sende bu yürek var mı diye. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor. Sevği karşılık ister,özveri ister. Aşk verdiği kadarını almak ister. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Bozulmuş'sa terazinin bir kefe'si Gelmiyor sa verdiğin sevği geriye Kabuslar görürsün tüm gecelerin de. Aşığım demekle aşık olunmuyor Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin. Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi, Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi. |
GELİRİM......... Şimdi uzak bir kenttesin Ve yağmur yağıyorsa, düşüyorsam yüreğine tane tane Gelirim, serilirim sular gibi kıyılarına Gelirim, karışırım martıların çığlıklarına Gelirim, sokulurum derin seher uykularına. Çok uzaklarda bir kadın Yüreğinin perdelerini sımsıkı kapatmıştı. Belki de bu perdelerden bunalmıştı Karanlığa alışan gözleri Yüreğinin kaynarında yanıyordu İçinde köpekbalıklarının boğulduğu Bir kızıldeniz saklıyordu. Kirpiklerinin kıyısında İlk damla ayrıldı buluttan Sonra ikincisi, üçüncüsü... Issız sokaklarda kırmızı kiremitlerden Toz yükseliyordu. Hangi kaçış uğultusunu dindirebilir içinizdeki mavi karlı ormanın? Hangi çınar dallarının kırıldığı yerden inlemez? Sonunda doğal yanı olmuşsa ömrünüzün O sağnaktan arda kalan. Sargılar sarabilir mi yaralarınızı, O liman, yürekte değilse eğer artık neye sığınır insan? Bir ırmağın sesini alıp Gitmek istiyorum sevdiğim hoşçakal. Bak; işte akşam oldu. Ve suskunsa tüm sokaklar camlardaysan şehir ışıklarında Gelirim, serilirim sular gibi kıyılarına Gelirim, karışırım martıların çığlıklarına Gelirim, sokulurum derin seher uykularına. |
Ben Sana Aşık Olacağım Biliyorum; Ama elimde değil söylememek bir gerçeklik vaat etmese de "merhaba" deyişin.... Yüzüme bakmadan konuşabilsen de elimde değil işte..... Ben de bakamıyorum senin yüzüne... Seni, "elsiz" ezberliyorum... Belki hiç dokunmayacaksın bana bir gülün yaprağına dokunur gibi dokunacağım ben; Sana değil; yine bir gül yaprağına... Seni, "dilsiz" tanıyorum. seni ne zaman düşünmesem susuveriyorsun kulaklarımda. Senden baska düş, hayal yok! Sen duvarlarımda alışılmış bir yalnızlıksın... Konuşamıyoruz "merhaba"dan başka kelime ... "nasılsın"lar zoraki çıkıyor dudaklarımızdan duymuyoruz, eminim.... Seni, "kör" bilmek de işime gelirdi belki bir cam yansımasında; Ya da yağmurlu bir yalnızlığında yolculuğunun, dışarıyı izlemediğini varsaymak anlamsız bir bakışa, belki biraz da siyaha bürünmesi gözlerinin... Kendimi "hissiz"liğine inandıramıyorum şu yazdıkların var ya; olmasa onlar... Uzaksın işte bana. "olamaz"sın. Tüm noktalı virgüllerimle birlikte ben, sana aşık olacağım. Şiirler umurumda değil! şarkılar hepsinin boğazını sıkacağım duyduğum her güzel melodiye susacağım artık; Çünkü ben, sana aşık olacağım. Seni ilk okuduğum şiirde olduğum gibi ... Seni ilk gördüğüm resimde olduğum gibi ... Seni ilk tanıdığım günde olduğum gibi ... Ve dün, ve bugün olduğum gibi ... Yarın da Ben, sana aşık olacağım. Aynı kaldırımlarda üşümüş olabiliriz bir ihtimal, Bu sebepten seviyorum artık onları. Belki aynı yağmura tutulduk. Aynı anda bakmışız ki ayışığına. Ben sana aşık olacağım. "sus" diyecek gözlerin bana. Biliyorsun, bir daha bakamayacağım onlara. "sus" diyeceksin duyamayacağım sesini de. Beni reddedişini bile çok gördüm kendime. Bir hayal şiiri yaratacağım ve onun içinde Ben, sana aşık olacağım. "sus" diyemeyecek yazdıkların bana. Ben de "sus"olamayacağım yazdıklarımda... Seni yazacağım; çünkü artık "varsamvarım". Çünkü, Ben sana aşık olacağım ... İçimde senden başka bir sen var artık Ve.... Ben onu sonsuza kadar yaşatacağım... Bir hayal kenti yaratacağım (bu değil) ve onun içinde Ben,sana aşık olacağım. Genç değil aptalım, hal bilmem, mazeret bilmem ... "ama" diye başladığın hiç bir cümle ilgilendirmiyor beni. Yirmi yaşımın heyecanına kapılacağım ve ben ... Sen bilmediğin için beni, gönlünce yazacaksın şiirlerini... Senin yazdığını okurken ben o şiirde de bir başka "ben" yaratacağım... Böylelikle sen de "beni" anlatacaksın... Sana bir değişiklik yapacağım ve... BEN SANA ASIK OLACAĞIM!... |
Karanlık Sabah Karanlıktan aydınlığa doğru giden bir yol Sessiz, soğuk ve yağmurlu Yürüyorum Sana varabilmek Senin olabilmek için yürüyorum Güneş kendini göstermek için o kadar nazlanıyor ki Hiç doğmayacak galiba diyorum içimden Ve Eminönü'nün sabah sessizliğini bozan bir ses HAYDE SICAK SİMİT ÇITIR ÇITIR İşte güneş göründü Bir gün geçmesine rağmen Seni o kadar çok özlemişim ki Dolaşıyorum gençlik yıllarımı geçirdiğim İlk kavgamı ettiğim, ilk aşık olduğum sokakları Neyse yürümeye devam ediyorum Dedim ya güzelim Sana varabilmek Senin olabilmek için yürüyorum Ahşap bir evin önünde duruyorum Gözlerim ikinci katın penceresine dikiliyor Camdan çıkıp bana gülümseyecek O şirin kızı bekliyorum Onun o gözlerindeki ışıltıyı Umudu, sevgiyi görmeyi O kadar çok istiyorum ki Tam bir saat kapının önünde bekliyorum Sen o evden taşınalı Bu mahalleden, gönlümden kopalı Aylar, yıllar olmasına rağmen Geceler hiç olmasa keşke hayatımda Odanın ışıklarını yakma ihtiyacı duymasam Karanlıkla birlikte üzerime çöken baskı olmasa Dert olmasa, keder olmasa En azından sen olmasaydın hayatımda Yerini tutmuyor şimdi delicesine sarıldığım yastık Ellerim ellerini, gözlerim gözlerini Kısacası bedenim seni istiyor Nasıl da çıkmıştın karşıma sıcak bir yaz akşamı Ah keşke gözlerim kör olsaydı da görmeseydi Keşke kalpsizin biri olsaydım da sevmeseydim Ve keşke bunağın teki olsaydım da Unutabilseydim seni............. |
Yanıbaşıma sensizlik yağdı her gece Bir ani ölüm ansızın pusuladı benliğimi Ve sevda tütülü saatlerde Bir masum karanfil yalayıp geçti Bütün sevdalıların alnını Yanıbaşıma sensizlik düştü her gece Sıla rengi gözlerin işgal etti düşüncelerimi Sensiz kaç yalnızlık uğurladım canevimden Düşlerimi kirli havasına terkettim İstanbul´un Tanımadığım üç beş kişiye ödünç verdim meteliklerimi Ve bu bela kokulu şehrin sokaklarında Kaç kişi gördü Hasretinin zehir izmaritlerini ezdiğimi Kimler bildi sensiz soluklarımda intihar koktuğunu Soğuk bir gecenin sırtında nöbetteyken hayat Kaçı anladı yaralı aklımda misafir yokluğunu Hasretimden kimler haberdar Beni İstanbul´a kim öğretti Nerden geliyor bu infilak sesleri Yüreğimdeki yangını kim ihbar etti |
Rıhtımdaki Martı Bir köşesine rıhtımın kurulmuş öylece sinmiş köşesine bana bakmayın dokunmayın bana der gibi durmuş öylece kimbilir ne denizler aştı o ufak ayakları kimbilir ne deryalar gördü yaşlı kanatları sesi yükselir görür şafakları bilir heryerdeki ufukları durmuş öylece sinmiş.... gözlerinde ufak ufak gerilimler geriliyorlar birer birer bir hırs belki son intikam belki bir patlama acıların içinde bilinmez neler hissediyor gözlerinde bir özgürlük ruhunda bir umut, hayat savaşında bir direniş zıtlıklara bir haykırış insanlara durmuş öylece sinmiş... yosunların arasında iskelenin başında büyük bir gururla büyük bir nefretle bütün benliğiyle atakta savaşta sonuna kadar yok olana kadar yok edilene kadar savaşta, barışta bile kendisiyle aşk, sevgi yok dünyasında amaç, hedef yok kafasında tek ülküsü savaşmak, daha çok ekmek almak daha çok martı kovmak durmuş öylece sinmiş....... uçup gidecek sonsuzluğa uçup gidecek son hızla bir huzur belirecek kanatlarında zirveye ulaşacak sonunda kendini aşacak belki de belki de atlayacak engin dalgalar üstünden belki de çıkacak atmosferden habersiz sevgiden kinle dolmuş içi hırsla soluyor nefesi durmul öylece sinmil...... rıhtımdaki martı rıhtımdaki martı o dikkat edilmeyen o rıhtımdaki martı |
Sönerken Yıldızlar Gelincikler Gülünce Yolun hiç de uzak değil umut biliyorum Sesin yağmurla birlikte tutuklu tel örgülerin arkasında Bulamıyorum seni beni unut gidiyorum ... Ve kuğuların kucakladığı, kentin denizsiz kıyısı Uzak düşler hala gemi mendireğine çekili korsan sevgilere Hasret düş kırklığı ölü sayrısı Güvercin taklaları art arda Kırmızı gece usulca bekler Ah acıları tütsülü acıları Büyük harfle başlayan aşkımızı Kırılmaz kinle Sönerken yıldızlar gelincikler gülünce Sen gelene kadar ... Yasak dizelere girebilirdi ancak kaçak sözcükler Ancak ölüm hüzünlü şiirlere Acemi yüreğim girerken yirmisine Bilemiyorum gözlerim kimde? Kaan İnce |
YÜREĞİNDE YER VARMI? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? |
Benim Korkum Ölüm Değil Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime Ölüm! kaçınılmaz sonuç o soğuk kelime Bir gün ucuz bir ****** gibi koynuma girecek Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek Biliyorum üzüleceksin, ama bir gerçek Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak kadar Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar Ergeç uzanır bir el son kampanyayı çalar Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini. Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi Ansızın toprakla dolması gözlerimizin Karnımıza o çirkin böceklerin girmesi Kim bilir ölüm belki de bir çilenin sona ermesi Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözle bakmak Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak |
| Saat: 00:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık