![]() |
KAHVE GÖZLÜM "Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı varsa Senin kahve gözlerinin bin yıl hatırı var vefasızım" Yolumuz buraya kadarmış be kahve gözlüm. Artık; Tersine akan bir nehir gibi, Yıkılmış bir şehir gibi, Suya yazılmış bir şiir gibi, Adımı unut. Yalnızlığın boşluğunda, Gecelerin loşluğunda, Sensizliğin sonrasında, Bil ki; Beş para etmiyor umut. Etmiyor be kahve gözlüm. Yalan yanlış, Kırık dökük yaşadık biz bu aşkı. Erken emekli olduk biz bu sevdadan Biliyorsun. Hep direkten döndü umutlarımız, Hep kendi kalemize attık gollerimizi. Ne acemi bahçıvanmışız meğer ikimiz, Açmadan soldurduk güllerimizi. Açmadan soldurduk be kahve gözlüm. Şimdi yüreğim mutsuzluğun hedef tahtası. Bir değirmen taşı gibi ezip geçtin yarınlarımı. Sokaklara sığmıyor bu dev yalnızlığım. Bir gün beni öldürecek biliyorum. Çığlık çığlığa şiirlerim yine de seni istiyor bana inat. Ama son kurşunu yemiş bu sevdaya, Yetmiyor şımarık pişmanlıklar. Yetmiyor be kahve gözlüm. Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum. Hovardaca harcanan mevsimlere, Bu kaçışlara bu gelgitlere, Ömrümüze kesilmiş biletlere, İsyanımdır bu acı acı gülüşüm. Oysa; Kaç kez sildim seni haritamdan. Kaç kez mil çektim o kahve gözlere. gel gör ki; Kendime bile geçmiyor artık sözüm. İşte bir kürek mahkumu, İşte bir yürek mahkumu, Kapında yine. Bitmedi bu kara sevda. Bitmiyor be kahve gözlüm..... A.S.İLKAN |
Boşveer (İlk Denemelerim-Lise yılları) Evlenmek mi..? Boşveer Ne yapacaksın Evlenipte. Karın Tuz Gaz isteyecek. Hele birde Sosyeteye Çatmışsan. O zaman işin harap İsteyecekte isteyecek. Ah diyecek. Ardıdan, Birde Sevgilim Yalancıktan. İster istemez yapacaksın dediğini Bir Sevgilim uğruna arkadaş. Aaah..? Bulüzüm yok Pantolonumda eskidi Hele en mühim Dudak boyam Pudram Kremim… Haa evet Ojemde yok. Hele şuna bak sevgilim Ne biçim ayakkabı bu kuzum. Ah, giydiğim Fantaziye Hiç de modaya Sosyeteye Uygun değil. Yeter Yeter Yeteeer... Diye bağıracaksın O zaman Lanet edeceksin Evliliğine Karına Ve Sosyeteye Nene lazım arkadaş Evlenmek Evlenipte Ne yapacaksın BOŞVEER… Erdal Yılmaz |
Anlatamıyorum Anlatamadığım gösteremediğim O kadar sevgi var ki yüreğimde Çok ağır geliyor artık Sana olan tüm hislerim Korkularım Aşkım Sevgim ve özlemim Hepsini birden yaşamak Hissetmek ve tam anlamıyla gösterememek Çok ağır geliyor yüreğime Hepsini bir anda yaşıyorum Korkuyorum İçine girdiğim derin denizden Korkuyorum kaybolup gitmekten Çünkü aşkınla hergün daha fazla derinleşiyor deniz Korkuyorum senin birgün kaybolup gitmenden Seviyorum Hayatımda sevmediğim kadar Sensiz yaşayamayacağımı bilecek kadar Özlüyorum Gecenin karanlığında bir başımayım sanki Uykularım düzensiz ve Uykuya dalabildiğimde sen varsın rüyalarımda Her günümde her saatimde her anımda sen varsın Dudaklarımda kalbimde beynimde senin adın Bedenimde senin izin Kulaklarımda senin sesin Burnumda senin kokun var Seninle nefes alıyorum Seninle gökyüzünün güzelliğini gördüm Seninle çiçeklerin kokusunu duydum Sen olmadığında gene eskisi gibi Güzel olan hiçbirşeyi hissedemeyeceğim Ben seninle varım Korkuyorum gitmenden Seviyorum seni tüm kalbimle Özlüyorum seni tüm benliğimle Ne olur aşkım çabuk ol İlkay Simge Resmor |
AŞKTI O Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi Aşktı o! Beni durup yenileyen Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi Oydu, dolu dizgin gidişime dur diyen Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su Böyle ak pak olacağımı bilir miydim? İçimde açmasaydı o sevmek duygusu Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın Görsün prangalarım o doğacak günü Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın Seninle her yerde güzel, her zaman yeni İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni. Ümit Yaşar Oğuzcan |
AĞLADIM Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, Bu gece yine için için yanıyorum, Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, Onları sana benzetiyorum, Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü, Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, Bir daha çıkamasın diye... Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, Ve ardına bakmadan gittin... Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil... Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, Bir o kadarda vefasız... Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... Unuttum dedim, unutacağım dedim, Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim... Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, Hatıraların, gözlerin ve sözlerin... Şiirlerini getirdiler bana, Beni öldüren şiirlerini... Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma, Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... 3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... Belki birgün sesini duyarım umuduyla Telefon bekledim günlerce, Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca Ağladım ağladım, Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım... Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, Olurda içinde görürler beni diye... Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, Olurda içinde seni görürler diye... Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken, Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye, Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle... Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... Düşmüyor adın hiç dilimden, Öleceğim gülüm bir gün ben, Senin sevginden, senin derdinden... Bir gün göreceğim yine belki seni, Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; Seni unutmam için öldürseler bile, Karşılık olarak dünyayı verseler bile, Darağacı kurup idam etseler bile, Senden başkasını asla sevmeyeceğim İbrahim Kilik Kırmızı Gül Geçen yıl sonbaharda, Kırmızı bir gül, Bırakmıştım kapına, Onu alıp kokladın mı, Kurutup koynunda sakladın mı, Baktıkça beni hatırladın mı? Kırmızı gül aşkı anlatırmış, Aşkımı anlatabildim mi? Bu sonbaharda da, Kırmızı güllerle geldim kapına, Binlerce kırmızı gülle, Evini gül bahçesine, Yüreğimi aşk cennetine Çevirecektim... Kapın kapalıydı, Sen yoktun, Gitmiştin, Kırmızı güller kaldı elimde, Bir acı var yüreğimde, Kırmızı güller kurudu, Sahipsiz öksüz kaldı, Bense bi çare, Kapında nöbetteyim hala... Umut Gül |
Adı: Gül Gülü vurmuşlar Gül Sokağı’nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül... Bir adam usulca bir uçuruma, "Sevi için" deyip atıyordu gül... Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna, Hepten sevgisizlere satıyordu gül... Gülü vurmuşlar Gül Sokağı’nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül... 1 Aralık 1997, Londra Bülent Özcan |
Umut işler atom reaktörleri işler yapma aylar doğar güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları ölüleri toplar kaldırımlardan işsiz ölüleri aç ölüleri işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken köylü aile erkek kadın eşek ve karasaban saban koşulu eşekle kadın toprağı sürerler toprak bir avuç işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken ölür bir çocuk ölür bir japon çocuğu hiroşima'da on iki yaşında ve numaralı ve ne boğmacadan ne menenjitten ölür bin dokuzyüz elli sekiz de ölür bir japon çocuğu hiroşima'da dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için işler atom reaktörleri işler .......... .......... Nazım Hikmet Ran |
Arkadaş Şebnem Ezik Gönül yorgunuyuz seninle arkadaş. Gel tut ellerimden, dağların doruklarına çıkalım. Kardelenlerimizi toplayalım. Bırakalım iki tanesini, aşağıya arkadaş. Umutlarımız büyüsün. Gönül yorgunuyuz seninle arkadaş. Uzak diyarlardan geldik birlikte, elele. Kader şerbetini içtik seninle. Kumsaldaki iki kum tanesi olduk bazende. Dalgalara kapılıp, meçhulde dağılsak bile, yüreklerimiz buluşur, birgün arkadaş, hasret izleriyle..... |
Sensizliği armağan ettiğim bir radyo istasyonunda Son şarkıydı çalan Ve yasaktı seni çalmak ulusal radyolarda Seni yasaklayan bir ülkede idam olmak belkide seni sevmek Ağlamayı yasaklayan bir ülkede gözyaşısın belkide Sonra doğdun hiç çocuğu olmayan bir kadının evinde Öldürdün seni doğuran anayı Sensizliğe mahkum ettin bu ölümü Yüreğimde doğurduğum gibi seni Ve erken doğum olsada bu aşkın sonu Acı çektirdin, acı çektin, acıydı adın Ve sensizliğe armağan ettiğim bir radyo istasyonunda Kalacaktı adın. Seni sadece Bir sigara alevinde Birde sevmediğim ama kapatsam korkacağım bir oda ışığında Bin kez tövbe etsemde elimden düşmeyen sigaramda Ve bu şiiri hiç okumasanda Seni sadece sadeliklerini çok yıllar önce bırakmış Ve yüz tutmuş bir intiharın arifesinde Yabancı bir ülkede etini satmış Ya da tüm ailesini katletmiş bir mahkum Bütün sokağın çöplerini temizlemiş evine dönen Bir çöpçü hayâlleri belki de hiç bu değildi (!) Seni sadece Öylesine eve giderken kulağına gelen bir şarkı gibi Ölmek için söz vermiş ipini asan odasına Son kadehini de içerek asacak duvarına Seni sadece Sensizliğe armağan edilen bir radyo istasyonunda Bir seyyah dinleyecek belki de.. deniz alagöz |
Gidiyorum sevgili, Bir tren rayının iç yakan sesiyle gidiyorum. Belkilerin büyüttüğü sahipsiz bir ömürden, Sensiz düşüyorum. Ardımda bir sürü sen bırakıp gidiyorum. Kaç hayat eskiyor bu tende, Kaç gece istasyonlar ağlıyor ardımdan. Ben sessizce düşlerinden geçiyorum. Seni bana hasret çekiyorum. Gittikçe çoğalıyor hüzünler, Ellerimde yaşlanmış aşk tortuları. Zulaya yatmış gözlerim seni arıyor, Sen kaybolurken kendi ülkende, ben gidiyorum. Tütün kokulu bir sabaha geçit veriyor gece, Ayaklarım götürüyor , içimin yollarına Adımlarım sana takılıyor, gözlerim çoktan firari, Bir düşüşle düşüyorum hücreme, Yollar uzuyor gittikçe… Karanlığa gömülüyor içim,en kuytumdan tutup beni, Savuruyorsun kırık aşk masallarına. Tam da yola çıkmışken anılara çarpıyorum. Bir enkaz duruyor karşımda, Damla damla dökülüyor her şey. Buğulu bir sabahın ilk ışıklarında ben, Kendime kaçak gidiyorum. Her adımda bir anıyı daha kanatıyorum. Sen öyküsüz kalıyorsun, tamamlanmamış… Ben bütün yarımlarımı alıp gidiyorum. Bavulumda diğer yarısı yok hayatımın. Eksik bir metinle sil baştan; Ayazdaki tüm sözleri yeniden yazıyorum. Kazıyorum aklımın en ücrasından seni, Eziliyor içim tek bir sesine… Bu yol gitmedikçe daha da uzuyor. Buz kesmiş bir sabaha düşlerimi gömüyorum. Ve seni o istasyonda öldürüp gidiyorum. Tüm sözler dağılıyor,tüm şiirler susuyor şimdi. Konuşmak bu kadar zor oluyor işte… Gözbebeğime kaçıyor hayalin, Boğazıma duruyor yutkumdaki nefesin. Şimdi ölüm bile sussa yalnızlığıma, Kan gözlerimde senle,içinde senini kaybetmiş benle Bir meçhule doğru gidiyorum. Oysa gitmekle başlıyor, kendimi kaybım bilmiyorum… Kalemin Sesi |
| Saat: 23:17 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık