![]() |
G İ T M E Gitme! Figan düşer denizlere sular çekilir yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür. Gitme! Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk şaşırır yönünü rüzgarlar bütün pınarların suyu çekilir solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm. Gitme! Öksüz kalır içimdeki imge dağları saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez çiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm! Gitme! Acılara mahkum olur yüreğim ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm. Gitme! İçimdeki bütün vagonlar devrilir bir kar yağar istasyonlara, üşürüm. Gitme! Kal, menevşeler açsın dağlarda sevince dönüşsün gökyüzü iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm yokluğuna alışamam, yokluğun ölüm. Gitme! Bütün ormanlar ateşe verilir kuşlar da gider, bu kent de ölürüm. |
GELİYORUM.. kıyılarına bu şehri(m)in, kolumda taşımayı sevmediğim zaman tüneli gibi hızlı ve mazeretsiz..! en derinimde bir yerlerde olmalı bu son hikayem! okumalıyım sonra! ...yaşamalısın dedi tanrı(m)! buldum! (mu)?! çemberin etrafında duran gökkuşağından olsa gerek bu rengimi kırmızıya sokuşlarım... bu ellerimi geri alamayışım... dışımın içime dönüşmesi... yüzümün yarısını verişim...! gene zaman durdu! |
KAHVE GÖZLÜM Yolumuz bu kadarmış be kahve gözlüm Artık Tersine akan bir nehir gibi Yıkılmış bir şehir gibi Suya yazılmış bir şiir gibi Adımı unut Yalnızlığın boşluğunda Sensizliğin sonrasında Bil ki Beş para etmiyor umut Etmiyor be kahve gözlüm! Yalan yanlış Kırık dökük yaşadık biz bu aşkı Erken emekli olduk biz bu sevdadan Biliyorsun Hep direkten döndü umutlarımız Hep kendi kalemize attık gollerimizi Ne acemi bahçıvanmışız meğer ikimiz Açmadan soldurduk güllerimizi Açmadan soldurduk be kahve gözlüm! Bir değirmen taşı gibi ezip gittin umutlarımı Şimdi yüreğim mutsuzluğun hedef tahtası Sokaklara sığmıyor bu dev yalnızlığım Bu cumartesiler; Çığlık çığlığa şiirlerim seni istiyor bana inat Gel gör ki; Son kurşunu yemiş bu sevdaya Yetmiyor şımarık pişmanlıklar Yetmiyor be kahve gözlüm! Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum Hovardaca harcanan mevsimlere Bu kaçışlara - bu gelgitlere Ömrümüze kesilmiş biletlere İsyanımdır - bu acı acı - gülüşüm Oysa; Kaç kez sildim seni haritamdan Kaç kez mil çektim o kahve gözlere Gel gör ki; Kendime bile geçmiyor artık sözüm işte bir kürek mahkumu İşte bir yürek mahkumu Kapında yine Bitmedi bu kara sevda Bitmiyor be kahve gözlüm!.. AHMET SELÇUK İLKAN |
GÖNÜL BAHÇESİ 780 kez okundu Gökyüzünde bir bulut olayım Yağmur olup yeryüzüne yağayım. Gönül bahçende bir gül olayım Sen görmeden ben açayım. Kırlarda lale, sümbül olayım Etrafına kokularım saçağım. Özgürce uçan bir kuş olayım Gelip pencerene konayım. Sana aşk şarkıları okuyayım Bırak da hiç susmayayım. Kalbimin kapısını sana açayım Gönül bahçemden sevgi saçayım. Ben bu aşkta hep olayım Gönül bahçene ulaşayım. Senden uzaklarda olmayayım Kalbinin baş köşesinde olayım. |
Bir Hirçin Mazi ve Ben Bir sabah uyandim, hirçin rüzgarla, Etrafimi sarmişken, bir derin hüzün... Ve bir sari yaprak, düşmüş topraga, Ugultusu duyuldu, o soguk güzün... Karşimdaki ufka, şöyle bir baktim, Sinmiş doganin, bu soluk yüzünde. Yolumu bulmak için, işik aradim, Ve bulamadim bile, sevda çölünde... Uzun bir yol göründü, kalan zamana, Boşa geçen yillara, yillara baktim... Kisa zaman dilimi, bulanmiş kana, Umutsuz yillarima, agladim yandim... Siyahlar, beyazin dönüşen artigi, Her şey taninmayacak, bir hal içinde... Gene bu kavramlar, zamanin artigi, Önceden kalma, birkaç an haricinde |
SESSİZCE Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce, Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri, Dolunaya baktığında hissettin mi hiç Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu, Ve acı bir şekilde farkına vardın mı, Kalabalık içinde sessizce dolaştığını… Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin; Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki, Tuttuğun el sana huzur verir de; Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın… Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun; Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın, Tek damla düşmesin diye çabalarsın; Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların, Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların, Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda… Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları, Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde, Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde, Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne, Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur… Duyguların ağır gelir; ezilirsin Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende, Teslim olursun ölüme, Sessizce… |
MASAL AŞK Var mısın... Masal gibi bir aşk yaşayalım seninle Bir sen birde ben bilelim yaşananları Sonra denizden bir boş sayfa açıp Var mısın... Sulara yazalım masal aşkımızı Varsın yaşanmamış olsun Dalgalar kıyalarda söylesin şarkımızı Aşkımız kıyı kıyı, liman liman dolaşsın Var mısın... Bir düş olup düşelim sulara Bedenlerimiz arzulara teslim Aşk selinde yıkanalım sırılsıklam Dev dalgalarda bir bedende sarsılalım Var mısın... Koskoca ummanda kaybolalım Aşkımızı anlatalım uçan kuşa Dolaşıp liman liman cümle aleme Fırtınada aynı limana sığınalım Var mısın... Yazalım yaşanmış gibi yaşanmamışları Öpüşmelerimizi boş kumsalda Hayal sevişmelerimizi bulutlar altında İster adı masal olsun aşkımızın Var mısın... Bir gecede bin defa ölelim İçimizde masalsı ürpermeler Kah ağlayalım kah gülelim Sulara aşkımızı yazıp acıları silelim var mısın... Bir masal yazalım sulara Yaşanmamış aşkımızın masalını Sonra ölelim hiç yaşanmamış gibi yarın Masal aşkımız sularda yaşasın... |
Tuhaf Karanlik Yuvarlak karanlik güneşe dogru Saatler yollarin ardinda Özgürlük üzgünlerin sadece bir şekilde Darginligin mesafesi kalksin artik Bir gün tekrar kapinda dimdik olurum Belki ya da sana sevimli kiz Çocuklarin etrafinda oynarken güler yüzle Hemen yolumun üzerinde geliş-gidişlerde Ama uzaktan seni görür gibi seyredebilirim Hikmetimin kitabinda sonuna varamadim Çünkü bu eski heves nerede kaldi? Serbest hayata küsmedim ama sikildim Yeni ahenklere zaman kalmadi Ikincisine bir an önce arzu Ve gerisine bin bir düşünce dolu Bir yerden bir yere nasil gönderecegim Nerede bunun postaciligi uzaklara Dokunmasa kimse feryada bu sevgiye Ben zaten vazgeçtim tuhafliga |
“Medeniyet” denilen vahşete lanetler eder, Nice yekpare kesilmiş de sırıtmış dişler! Bakmayın hem tükürün çehre-i murdarımıza Tükürün belki biraz duygu gelir ârımıza. Tükürün cephe-i lâkaydına şarkın tükürün. Kuşkulansın görelim gayreti halkın tükürün. Tükürün milleti alçakça vuran darbelere, Tükürün onlara alkış dağıtan *****lere... Tükürün Ehl-i Salib’in hayasız yüzüne! Tükürün onların asla güvenilmez sözüne! Medeniyyet denilen maskara mahluku görün: Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün! Hele ilânı zamanında şu mel’un harbin, “Bize efkar-ı umimiyesi lazım Garb’in; O da Allah’ı bırakmakla olur” herzesini, Halka iman gibi telkin ile, diyenin sesini Susturan aptalın idrâkine bol bol tükürün!…" |
SEN ÜZÜLME Sen üzülme bana sevgilim, idare ediyorum işte İttire ittire götürüyorum hayatı bilinmezliği ile... Sen üzülme suskunum diye. Söküklerini dikiyorum gecenin. Ay ile yıldızları birleştiriyorum, Gök ile güneşi, martılar ile denizi, güzel ile çirkini... Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun Son finalini koşuyorum nefes nefese. Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben. Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye Merak etme; güneş bana da doğacak Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak Denizin tuzu tenimi ısıracak Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi Ruhumu sımsıkı saracak. Gelmek istersen yeniden bana Kapım açık tüm sevdalara Geleceğin zaman haber ver Ya da dokun yüreğime Gün ışığı aydınlığında |
| Saat: 02:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık