![]() |
Gücünüz varsa sizin Sözcüğü tutuklayın. Öğrenci, kitap, türkçe En güzel kavramı dilimin Özgürlüğü tutuklayın. Ben ki düşünüyorum Var olduğumdan beri Silahlar bana dönük Savaşlar sizin için Gücünüz varsa artık Usumu tutuklayın. Açtı kendini, bir bayrak gibi işte Ölümün üzerinde Hasan Tahsin... Bu silah başka silah Bu ölüm başka ölüm Gücünüz varsa sizin Ölümü tutuklayın. Şükran Kurdakul |
L/anet laden sürmüş falcı kadının sonsuza açılıyor kanlı gözbebekleri layemut bakirelerin çığlıkları duyuluyor cennet ile cehennem arasında laedri romanlardan intihalci kahramanlar fırlayıp sıkıyor boğazımı lapa lapa çekirge yeşili kağıt dolarlarla karışık bir emperyalizm yağıyor laforizmaları aşk şairlerinin tır tır tırmalıyor aynı kelimelerle kulaklarımı lahuraki kumaştan ona aldığım giysiler kendiliğinden lime lime sökülüyor larpadak ve ışık hızıyla ve üstelik gözümün önünde kendini lağvediyor aşk liboral bir şeytan ile faşist bir cin hırıltılarla önümüzde çiftleşiyor görün! lakayıt bakışlarıyla ezelden aç tarantulalar terimi içiyor bedenimden lokma gözlü bol rimelli kadınların kalçalarındaki şehvet kimseyi kesmiyor larvaları yatağımdan artezyen halinde fışkırıyor sömürgeci hayvanların layenkati kapım çalınıyor, her açışımda bir kapitalist elini cebime sokuyor lavanta kokularını çalıp global saçlı cadılara sürüyor bir iğrenç el lenf bezlerimin içine dadanmış hain bir siyah oklu kirpi ağır ağır yürüyor leşcil ağızları kanlı akbabalar kalkıyor siyah çocukların cansız gövdelerinden lan bu nasıl ***** bir dünya, bunu da mı kimse görmüyor! Fadıl Oktay |
SAVRULAN KÜLLERİ ÖMRÜMÜZÜN Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm Bulutların dağlara sessizce çöküşünü Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım Çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya Bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda Harelenen sularda bir yanık kokusu Ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi Işık zamana bağlı zamansa onun Kocaman gözleridir artık Anladım tarih de yazılmaz Bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir Deryalara savrulup çöllere düşmüştü Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı Hangi sokakta vuruldu sevgilim Bir demet menekşe bir avuç toprak Burkulan bir yürek miyim hep Sesimde bir yanma bir kekrelik Uzayıp giden bir çöl yalnızlığı Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor Sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey Her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor Gidip de gelmemek üzere bütün yüzler Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi Bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere Yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı Bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum Savrulan küllerini ömrümüzün Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin Ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor Acılar dehşetli kinlendiriyor beni Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus Yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim Yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında Ahmet Telli |
Duygu zamana elçi... Ani olur erlerin ölümü acımasızca geçer zaman ölüm ömrün finali terki diyar gece çökünce göğün karanlığında erine suskun olur kadın özlemidir ten kokusu gece aşk duygu zamana elçi hadi al götür seni... taht kur salına, salına yaşa taptığın aşkı... duyguların kadını... Zeki Arlan... |
A Benim Kardaşlarım Dostum yok ya dostum, düşman arama! Sağolası kardaşlarım var ya benim... Melhem diye tuz ekerler yarama Sağolası kardaşlarım var ya benim... Menfaat, çıkar olunca şu konu Kimi kep'i attı kimi şifonu Ali Cengiz olur oynar oyunu Sağolası kardaşlarım var ya benim... Dursun desen de duramaz yerinde Kırk tilki var her birinin cebinde Hesap günü gelir çatar birinde Sağolası kardaşlarım var ya benim... Huri melek sandığım masum yüzler Kimi kuyum kazar, kimisi düzler Ayışığı kadar kâr etmez hiç sözler Sağolası kardaşlarım var ya benim... Böbürlenme Çağlari beş kardeşinle Ne desen boş, ne desen boş nafile Sağlığında tükürürler leşine Sağolası kardaşlarım var ya benim... Muammer Çalar (Aşık Çağlari) |
Mutlu Aşk Yoktur İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an Mutlu aşk yoktur Hayatı Bu silahsız askerlere benzer Bir başka kader için giyinip kuşanan Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan Onlar ki akşamları aylak kararsız insan Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter Mutlu aşk yoktur Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri Ve hemen can verdiler iri gözlerin için Mutlu aşk yoktur Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine Mutlu aşk yoktur Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin Mutlu aşk yoktur ama Böyledir ikimizin aşkı da Louis Aragon |
Ayrılık günü Ben nice ayriliklar gordum omrumce Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir icimde bir tel Sonra, birdenbire kirilir, kopar Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu Durmadan calinir kulaklarimda Sarkilarin en huzunlusu Seni alip uzaklara giden otobus Benim uzerimden gecer hisimla Devrilir, bakakalirim ardindan Bir sel gibi akan gozyasimda... Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz Karanlik gitgide en derinlere ceker beni Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin Boyle perisan beklerim donmeni Dolasir birbirine yorgun ayaklarim Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem en koyusu acilarin Ne yana baksam, cildirtan bir aksam Istesem ben bu omru, bu talihi istemem Boyle durup durp senden ayrilmak varsa Orada bir mezar kazilir benim icin Ayriligin nerede baslarsa. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yurtta Sulh Cihanda Sulh Eh ne yapak hemşerim? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Bulgar mı? Allah kerim. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Aman ha aman aman, Hiç boşuna ağlaman, Bize umut bağlaman, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Evet Bulgar domuzu, Asıp kesiyor sizi. Siz de anlayın bizi! Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Öyle deme be gardaş, Baş kesiyor Bulgar baş...' Ne yapalın arkadaş? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Yunan da uzattı dil, Tutturdu oniki mil. Fakat önemli değil, Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Yahu yirminci asır, Yamyamlar hür, Türk esir' Yani bizde mi kusur? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Şimdi desek Türk heder... Elâlem Turancı der. Neme lâzım birader. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Özbeöz gardaşız be... Bulgar vururken darbe, Hala mı tövbe... tövde... Yurtda sulh, Cihanda sulh! Düşmüşsünüz denize, Ârif ne yapsın size? Atamız dedi bize, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Ozan Arif |
Can Minicik ellerini ağzına götürdü, kırmızı bir ölüme büründü gece... Yavaşça kaldırıp başını, kömür karası kuzguni gözleriyle sordu... Baba ben ölecekmiyim! Boğazım düğümlendi, konuşamadım. Ona daha değil Can daha değil diyemedim. Sen daha çok küçüksün, ölümü bilemezsin, sordu... Baba ben ölecekmiyim! Kelebeğin kaderi güzel doğup çabuk ölmekmiş, peki ya Canımın? Kelebek misali yaşadı oysa daha yedi yaşındaydı, sordu... Baba ben ölecekmiyim! Rüyamda hep annemi görüyorum, beni çağırıyor, sonra birden kayboluyor. Bende onun gibi toprak mı olacağım, sadece rüyalardamı yaşayacağım? sordu... Baba ben ölecekmiyim!ü Ali Hikmet |
Baharın Kokusu Var Teninde Güne, güzel başladım, aklıma geldiğinde. Baharın kokusu var teninde... Renklerin cümbüşünü yaşıyorum seninle. Dünyamı değiştirdin, bir gecede... Bulutlar dağılıyor, sen gelince. Neşe sevinç coşku iç içe... Dünyanın en güzel erkeğini yaşatıyorum yüreğimde... İstanbul, Nisan 2004 Hülya Arısan |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık