![]() |
Gözlerimde yaşlar kurudu akmaz, Alemim karardı, güneşim doğmaz, Gece çökse bile, yıldızım çıkmaz, Sen yoksun ya, artık sabahım olmaz. Canım gittiğin gün dünyam karardı, Gözlerim kapandı, saçım ağardı, Dizlerim kitlendi, gönlüm kapandı, Yüreğim sadece sana bağlandı. Yaşamak seninle güzelleşir di, Umuda seninle gitmek sevinç ti, Birlikte yaşamak ömre bedeldi, Yoksun işte hayat kabire girdi. Sabahım akşamım sen bir tanemsin, Gecemde gündüzüm, can güneşimsin, İçimde kaynayan lav ateşimsin, Dön de gel papatyam, incen sevinsin. Murat İnce |
Daha Herşey Bitmedi Pembe bir gurubun letâfeti Hoş dokunuşlarla sıvazlar önce Rehâvete sarınır bütün beden Uzanır dimağın sükûnetle Haz duyarak gevşer el ve ayaklar Süzülür gözlerin, meyletmez bakışa Toplanır günebakanlar, kapanır dışa Kendiliğinden gelir yasaklar Daha bu saadet hazmedilmeden Batmış olur güneş, değişir renkler Suyu kesilir zevk çeşmesinin Işıkla beraber yavaş, usulca Geri çekilir saadet ve haz Hafifçe sallanırsın biraz Bronz bir grilik buz keser önünde Ürperirsin, üşümeye ramak kalır Gözlerin tutunacak bir yer aramaktadır Hangisi nedir? Kestiremezsin Sağa-sola seğirtirsin kısa kısa Hep tereddüt, hep çekince Bitiyor dürtüsü aklından geçince Zınk diye çakılır kalırsın Birdenbire çöker üstüne gece İliklerine sokulmaktadır karanlık Bigâne olmaya kalksan bir anlık Acı dürter zehir gibi Bütün bedene yayılır da işkence Hiç kımıldamadan put gibi durursun Çaresizlikten kudurursun Her taraftan siyah yağar, doldurur Ve her şey bu siyahta kaybolur Tam bitti artık zamanındayken Serin bir yel gelip çarpar yüzüne İncecik bir pırıltı titreşir önce Yeniden uyanır yüreğin Ağarma başlar doğudan azar azar Gayrı ihtiyari de olsa, o yana dönünce Şafak atar ufukta, Şafak atar yürekte.. Ve en kılcal damarına kadar Uzanır hayat yine, yeniden Güneş serper ışıklarını cömertçe Alır, dirilirsin Tad olur, doyum olur, hırs olur Suyun ışıltısını, kuşun kanat sesini Tekerin gıcırtısını, menekşenin rengini Her şeyi, herşeyi kucaklar, gerilirsin Dinamik bir patlamaya can atarcasına Azmine biraz da şevk katarcasına Canlılık büyür alabildiğine Gerekenlere verilirsin Ve bilinmez bu ne kadar sürer Bir de bakarsın uzun uzun olmuş gölgeler Boşalmış bir çuvalcasına Yerlere serilirsin.. Daha her şey bitmemiştir halbuki, Daha her şey bitmedi! .. Hünkar Dağlı |
HAKKINI VERMEYE GELDİM Üstünde yaşadığım bu toprakların Sayısız şehit analarının Feryadıyla yürek yakan çığlıklarının Anlamını bulmaya geldim Geçmiş zaferleri kutlamaya değil Yeni zaferler yazmaya geldim Yıllar öndeki şehitlerle övünerek Bende şehit olmaya geldim Avrupanın arkadan bakmaya değil Onları bana hayran bırakmaya geldim Laf ta söz de medeniyete değil Medeniyeti yaşayarak öğretmeye geldim Önümde ki bendlere saldırmaya değil O bendleri yıkmaya geldim Üstünde yaşadığım şeref dolu toprağın Borcunu ödemeye geldim Bendeki bu aşkın bu onurun içimdeki yüce gururun Tükenmeyen azim dolu ruhun Hakkını vermeye geldim CİHAD İNCE |
http://img440.imageshack.us/img440/6003/turkbayragiia4.jpg YOZLAŞAN DİLİM "Yes" diyoruz "EVET" varken "Ok" diyoruz dilimiz sırtından MIZRAK yerken Tam kopacak çevrimdışı olacak derken "Güle Güle" değil de "Bye" demek geliyor içimizden! "Lem,defe,lan,lun,olucas,etces,yapcas" Yavaş yavaş dil oluyor ayaklar altında sefil bir paspas, Onu "sop",sizi "cop",diğerini "mod",seni de "top" yapcas, Türk Evladı görmüyor musun başında kurulu kumpas var kumpas! "Oke doke moke soke yoke duble ve (w)" Sorarsak bahane hazır ; "e napalım alışmışız bir kere" Sen vur...sen devam et vur bu aziz dili yerden yere Sağımız solumuz olmuş sözde aydın kertenkele. Ey Türk sen de "Ewet" dedin ya o zaman Dünya çarkından çıkmıştır bir kere Entel oluyormuş kimisi "egzecere etmek" deyince, "Kuul" olurmuş meğersem gençlik kırk yıllık donu "kapri" edince, Kelimeler yozlaşıyor,ağız dönüyor,"Türkçe" uyuyor bu,bu nasıl bir dönence, Biz eminiz bu hatalar görülecek...Amma,Amma iş işten çoktan geçince... TÜRK niçki kullanan birinden alıntıdır |
Hasret Sokaklarında Bir ıslığın ahenginde döner duygular, Dalar gidersin uzaklara. Bir martı kanadıyla akşam olur, Bir meyhanede sabahlarsın, Yüreğine yerleşir kalır acılar. Gözlerin yağmurlarla dolar, Ellerin cebinde düşersin yollara. Seni uzak gecelerin birinde unutur, Birinde soluk bir resimle hatırlar. Sigara dumanlarında şekillenir kahırla, Çaresizliğine içerlersin. Ağlarsın, ağlarsın... Seni deli sanırlar. Ahmet Beltekin |
Yaşanmamış Yıllar Ben beni kendi içimde Bilmem arasam bulur muyum Yaşanmamış genç yıllarımı Ve sebebini suskunluğumun Buluşsam orada kendimle Ve yaratsam ellerimle Küçük bir sırça köşk misali Dostlarımla benim evrenimde Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan Cesaretim olur o zaman Düşünmeye içtenlikle Açık seçik ve hiç korkmadan Sonuna dek dürüst ve sevgiyle Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan Sezen Aksu |
Sevenlere Tavsiyem Seviyorsan uzak dur sarma sarmaşık gibi Sıkarsan bilesinki bu sevgi rağbet görmez Her yerde karşısına kıskanç bir aşık gibi Çıkarsan bilesinki, bu sevgi uzun sürmez Çok seviyorum diye takılırsan peşine Taşlar bile dayanmaz bu sevda ateşine Durmadan araştırıp, şüpheyle her işine Bakarsan bilesinki, bu sevgi meyva vermez Ellerini ovarsın, yetinmezsen azından Ancak bir moloz çıkar bu sevda enkazından Kabalığa yeltenip, eğer onun nazından Bıkarsan, bilesinki bu sevgi kalbe girmez Sevenler sevdiğine, nezakette buluna Eğer nazik değilsen, artık bas git yoluna Belki kıskanır diye başkasını koluna Takarsan bilesinki, bu sevgi kanat germez Az olsun ziyaretin değerlendir anını Yürekten seviyorsan, göster hüsn-ü zanını Üzgünsün diye sen de eğer onun canını Yakarsan bilesinki, bu sevgi hamdır ermez Mikdat Bal |
Sevi`ye Özlem… seni benim kadar hiç seven oldu mu hangi kül tablasına yazıldı ismin sonuna kadar içilmiş hasret acı bir tat bırakırken dudağa hangi gök yazdı ismini bulutlara tek tek /satır satır / dolu dolu hangi sevda döküldü sırılsıklam saçaklardan bir yaşam /damlayan su hangi eller sardı seni benden yasak işledi matemini kaç dudak mühürledi kendini susmak için ismini kaç basamak çıktı kendinden izler bırakarak söyle ey sevgili kac gönül yanginlarda kül oldu benim gibi seve seve öpüp koklayarak uğurlarken seni gitme ne olursun çıkar yüzünden maskeyi sen sen gibi sev beni rüzgarın nefesi yağmurun sesi gönlümün efendisi toprağım ol gülümse... Fulya Çelikbilek |
Çılgın Aşık Sevgi nedir bilmeyen,ama aşığım diyebilen birini düşünün, Hayal ettiği,kör ümitlere,körü körüne bağlanan,bir aşık, Aydınlık,güzel günlerin,ve güzel gözlerinin hatırına, Hayatını heder etmiş,aşk nedir bilmeyen bir aşık. Gecenin kör karanlığını dost bilmiş,karanlıktan korkmayan, Aşkını kör karanlığın,kör kuyusunda arayan, Yüzme bilmeyen ama aşkın deryasına dalan, Boğulmaktan korkmayan,çılgın bir aşık.. Akşam olur,hazin duygular kaplar bedenini,gözleri fersiz Bir elinde sigara,bir elinde tespih,aşkını mırıldanır sessiz, Islak kaldırımlarda,yağmur altında titremeyi,aşk sanan bir aşık, Aşkını yağan yağmurda,ıslak kaldırımlarda arayan,çılgın bir aşık… Murat Avcu |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık