![]() |
Gözüne mil çekersen Görünür gerçek dünya Aynalarda sen, hep sen Dost, sevgili, hep riya..! Kaç, kurtul kelimeden Ağlamdan,gülmeden ! Hani ya sen ölmeden, Ölecektin, hani ya....?. Necip Fazıl Kısakürek |
YÜREĞİMİN DENİZİNDE BOĞULUYORUM Dudaklarımın kıvrımındaki çizgi oynaşınca Kan kırmızılığım dağılır yüreğime… Sapsarı ve sımsıcak bir yaz günündeki gülüşünle Güller eylersin gönlümün sahillerinde Saclarımı okşadıkça kıvrımlarını ezberlediğin zaman Mevsimi bana hediye ediyorsun Buda yetmezmiş gibi Güneşide veriyorsun Evet… Sevdiğim Yerdeki yeşile selam verip Gökteki martılarla sohbet edip bana uçuruyorsun Kimselerin diyemediğiyle sesleniyorsun Bir tül inceliğinde sarılırım düşlerine Ellerimi yüreğine kilitleyen sevdiğim Geceyi bana armağan ediyorsun Bu da yetmezmiş gibi ay da veriyorsun Evet… Sevdiğim Bende mutluluktan sarhoş olup Yüreğimin denizinde boğuluyorum Zeynep. Aksu |
Dinlensin diyedir gözlerimiz Bu önümüzde açılıp giden manzara; Bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir, Ve tanrılar boşluktan bıkınca. Ellerimize malum olur nedense Suların rengi balıklarıyla, çiçekleriyle, Düşünmenin huzuru ayan olur; Soğuğun sessizliği hakeza. Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız, Boylarımız büyür usul usul; Duyulmasın diye gürültüler uykularda Yağmurlar yağar geceleri. Can Yücel |
Ne resmin kaldı odamda Ne bir mektubun, Bomboş duvarlara Bakamıyorum. Sensizlik canıma Tak etti artık, Dipsiz bir uçurum sanki Çıkamıyorum. Sende buldum herşeyi Ruhunda bedeninde Bir an görmeyince Yapamıyorum. Ömrümce böylesine İnan sevmedim, Bu aşkı kalbimden Atamıyorum. KEMAL MÜFTÜOĞLU |
Kalbim yine üzgün, seni andımda derinden Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden Geçtim yine dün eski hazan behçelerinden Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş Gördümki yazın bastığımız otları solmuş Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Yahya Kemal Beyatlı |
Görüldüğü Yerde Vurulur Düşler Masallarını hatırlıyor musun anne? Hani her seferinde değiştirdiğin ve her seferinde inandığım Çocukluğumun saflığını kuşanan uykularımın arasında uyandığım... Şimdi hepsi uzak bir ezan sesi Yoksunluğunu duyumsadığım bir anne eli Ağlayan bir çocuk ve kırık oyuncağı Bilmiyordum oysa bilinirmiş Düşlerin görüldüğü yerde vurulacağı Masallarını özlüyorum anne “bir küçücük arslanı” “kibritçi kızı” tutunacak hayalleri özlüyorum kaybeden "kahramanları" çünkü; mitolojinin tarihi kanıyor anne tanrıları iğdiş ediliyor gerçeklerin kör keskinliğiyle Atlas’a gecekondu yapmışlar Eros intihar etmiş kendi okuyla Afrodit’e de bir silikon takmışlar ki sorma Hiç sorma anne Arslanı vurmuşlar safaride Kibritçi kız çakmak satıyor arka sokaklarda bir de bedenini Masalların soykırımlarında herkes masal gibi yaşıyor gerçeklerini Dönüyor... Herkes ve herşey... Değer yitirmenin kolaylığı, inancın seyrekliğindendir Gerçeklerin sığlığı daha güvenli masalların bilinç derinliğinden Vasati kırk çöp gibi yaşamak yok eder farkındalığın tedirginliğini Tek başına kalmak telaşı çekici kılar yanlışlar kalabalığını Ve döner herkes kendinden An gelir cayar herkes Masallarından ve hayallerinden Ben de dönüyorum anne Tarihimi baskı altında tutmak tutunmak için yazıyorum Uykumu ve çocukluğumu ve sesini taşıyorum gövdemde Kendi masallarım kolumun altında sonlarını ezberlediğim Yaşam; sayfası kıvrık bir masal okumaktan çoktandır vazgeçtiğim.... Ağır yaralı dönüyorum anne Yanımda hüviyetsiz masal kahramanları Söylencelerden ve ağır söylevlerden bir ikindi vakti kapındayım Bir masal almak için ellerinden Masalların sonu kesindir Gerçeklerin muamma Anne anla! Tasvirsiz hayallerden kalbi kırık heykellerden ve tarihten dinleyerek öğrendim gerçeklerin masallığını öğrendikçe uzlaşmaz oldum anlaşılmaz düzenbaz ve yalnız hiçbir anne çocuğuna beni anlatmadı oysa yaşamım bir masal oldu bilmiyorsun kibritçi kızla evlendim bir arslanımız bile oldu... Bir sana söylüyorum anne! İtirafım tek sana Yoruldum meydan okumalardan Bıkkınım düellolardan Takvimlerin yanılgısı Mevsimlerin tutarsızlığı arasına sıkışmış bir çocuk gibiyim Yüzünü cama dayamış sokaktaki oyuna imrenen çocuğum Yorumsuzum Yüzümü dayamışım yaşama ve tarih atlaslarına Anne anla!! Yerimi bulamıyorum yaşamın haritalarında.... Yazan : Zeki Kumova |
gece ve ben iki eski dost ben sensiz o sessiz geçinip gidiyoruz işte! o bana seni veriyor rüyalarımda ben ona renk katıyorum anılarımla gece sabahı ben seni gece aydınlığı ben mutluluğu özlüyoruz gece ve ben karanlıkta birbirimize sarılıyoruz unutmaya çalışıyoruz işte! gece ve ben seni düşünüyoruz seni yaşıyoruz SEVİM NİZAMOĞLU |
Acının tutanakçısıyım Anlatıp dururum aşkları Ayrılıkları ve o destan Yalnızlığını ömrümüzün Göçebe, Gezgin ve Aylak Birmiydim aklıma gelmedi Bir çingeneyle bir bilici Hep ayni şeydi bildiğim Ve serseriliğimdi aşklar Bir masalcıydım belki de Yaşadım o büyük serüvenleri Yolculuklar tarihimdi benim Acılar yaşanıyordu yurdumda Pespese yakılıyordu kentler Bense hep oralardaydım Daha yangın başlamadan önce Ahmet Telli |
Sensizim Ah be sevgilim Öyle derin öyle sıcak Gülen yüzünde yüregim Durmuyor hıçkırıgım Gurbet oldu gidişin Uykular haram Sensizim ki Sessiz Derin Aglamaklı gözlerim Ellerim Ellerim ki Tutmuyor dermanı Dayanmıyor yüregim Aglayışım sana Sevdigim Seni Cok Özledim... ALİ BAKSI |
Seni bilmem ama ben kararliyim Su garip sevdadan cayalim gitsin Bu askta senden cok ben zararliyim Bir kumar oynadik diyelim gitsin Icimde bir his var benden pes diyor Olmayan duadan ümit kes diyor Madem ki bahtimiz böyle istiyor Kaderin emrine uyalim gitsin Seninle burcumuz tutsaydi keske Aslanlar bir baska yengec bir baska Yarini olmayan hayirsiz aska Ayrilik nikahi kiyalim gitsin Farzet ki bir rüya gördük ikimiz Gercekte bu hissi tanimadik biz Böyle bir masali yasamadik biz Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin Marifet felegin elinden cikmis Dünyada baska bir terzisi yokmus Keremi Asliyi narina yakmis Atesten gömlegi giyelim gitsin Tiryaki gönlümde olmasin kuskun Tek sana müptela tek sana düskün Ardindan bir agit yakalim askin Adini elveda koyalim gitsin CEMAL SAFİ |
| Saat: 12:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık