![]() |
SEN GİDERKEN…. Sen giderken gözlerimin dolduğunu gördün mü Yüreğimin paramparça olduğunu gördün mü Sen giderken karanfiller sıralıydı, sıralıydı İçlerinden biri var ki benim gibi yaralıydı Sen giderken çiçeklerin solduğunu gördün mü Ellerimin saçlarımı yolduğunu gördün mü Sen giderken karanfiller sıralıydı, sıralıydı İçlerinden biri var ki benim gibi yaralıydı. Sen giderken bahar mıydı, nergiste çiçek var mıydı İki nefes (soluk) alıp vermek, yaşamak bu kadar mıydı Sen giderken karanfiller sıralıydı, sıralıydı İçlerinden biri var ki benim gibi yaralıydı MUSTAFA ÖZARSLAN --------------------------------------------------- |
Kaç Aşk Daha... Son bir kibritim kalmış yakabilmek için son sigaramı ve tek atımlık bir kurşunum Aşk için.. ... Beklemektense Ne zaman geleceğini bilmediğim. en uygun zamanı.. ateşledim kibriti.. en derin kuyudan su çeker gibi çektim içime.. ... korkunç güzel son sigarayı son ateşle yakmak.. kurutuyor dudaklarımı sigaranın dumanı ve susuyorum aşka.. ziyan etmemek için çekiyorum içime dikkatle, son damlayı.. ... kaç kez attım karavana her tetiğe bastığımda henüz sayabiliyorum.. ... fakat kaç aşk dumanı daha kurutacak ruhumun yeni açmış filizlerini.. kaç hayal kırıklığı daha gerekecek çöle döndürmek için aşk tütünü yeşerten bahçelerimi.. ve kaç aşk daha katledeceğim son fırdı içime çekip son nefesimi vermeden önce... ... son duman kavuşurken odamın havasının, yalnızlığına küle dönmüş aşk filizleri gibi dururken kül tabağımda kibritler, hayal kırıkları sigara ve aşk külleri yan(a) yana ... ve bekliyorum halâ yakmak için.. son kurşunumu... Metin Adalı | |
Yutkunmak İnsan Kârı Değil Yokluğunu sözünü etmiyorum senden yana her düşündüğümde çentik atıyorum beynime şok zamanlarımda acil servis oluyordu gözlerin biraz kaş biraz sen biraz daha sen hiposentezim bir mol nefesindi hayata bağlanıyordum soluduğunda suya dönüşüyordu kristallerim ancak görüyordum renklerin yüzüme vurduğunda ellerinsiz açık kalıyor devrelerim bilmem kaçıncı dönemecinde olacak intiharım yutkunmak insan kârı değil yokluğunu silkeliyorum penceremden tozlarını Mustafa Kaya |
Baba Sığmazsın bilirim bir kaç mısraya, Anlatmak isterim seni dünyaya, Acelen neydiki uçtun semaya, Mezar,ının başında ağlarım baba, Gururu sevgiyi senden öğrendim, Mis gibi kokunu özledim baba, Bu kadar genç yaşda ölmemeliydin, Hasretin ciğerimi deliyor baba, Bu kadar acıya nasıl dayandın, Sabırlı olmayı öğrettin baba, Bu koca dünyaya neden sığmadın, Geride bıraktın bizleri baba, Hastane yolları kaderin oldu, Yanında biz varız üzülme baba, O kanser illeti ecelin oldu, Mevladan ümitler kesilmez baba, Sen gittin kimsemiz kalmadı şimdi, Bizi terketmeye hakkın yok baba, Dostum dediklerin düşmandır şimdi, İyiki namerdi görmedin baba, Ağlarım gizlice sensiz günlerde, Faydasız bilirim ağlamak baba, Yaşamak isterdin sende bizlerle, Sensizken mutsuzuz inanki baba, Siğaran elinde kaşların çatık, Nasılda sevdiğini gizlerdin baba, Bir dilim ekmeğe soğanı katık, Çayıda çok fazla severdin baba, Şenol Mersin |
s/onsuz zerre açık yaralarını kusuyor devir ağız dolusu herkes öyle bilmiş kendi tuzunun kurusunda sözüm ona mimarı evvel şiirin ve hayatın seksek yaşarken mızıkmaların külliyatında hevesi haz olsa, kuşkusuz özenle ilkin katıp kalp suyuna içeceksin fikr-i zikrini özüne akacaksın toprağın gövdesinde Nâzım yazan ceviz ağaçlı bu memleketin S.Sevinç YILDIZ |
Koruyalım denizleri-1 Türlü balıkları,ondan tutarım. Yazın serinler,içinde yatarım. Gemilerle daim,yükler taşırım. Emanet denizleri, koruyalım. Kirletmeyelim denizlerimizi. Koruyalım,yiyeceklerimizi. Allah temizdir,sever temizleri. Emanet denizleri, koruyalım. Denizler bizim,canımız,kalbimiz. Damarımızda gezen,al kanımız. Aynı yatakta,yatan sevgilimiz. Emanet denizleri,koruyalım. 19.03.2002-(on bir heceli) Çörni more Osman Denizc |
Sürgün Durağı ne vakit bir gölge dokunsa gidişine çektiğim perdeye ayrılığa sürgün düşler geçiyor kıyılarımdan durulmayı bilmiyor içimde gelgitlenen mavi ezip geçiyor bedenimi sessiz kıyılar kanatlarımda yorgun bir hayat çırpınışı sürgün duraklarında demlerim efkar... rüzgara dolan kokun değdikçe ciğerlerime sen alıp,ben veriyorum her solukta geceye ilişiyor hüznümün rengi ve sen sürüklüyorsun beni bu kentin isimsiz sokaklarına yüreğimin ellerinde binbir düğüm ve ben döküldükçe dökülüyorum aşka... bilirim yıldızlar sönmeden sökmez şafaklar bilirim bir adım sonrası kül olmak bu hicranın birazdan bitecek gece sarhoş bir kentin yüzüne düşüyor gün sarısı hatıralar bir veda havasına bürünüyor gökyüzü koca bir ayrılık kazınıyor şehrin kalbine ve hiçbir rüzgâr işlemiyor senin kadar içime... Seval KEMERTAŞ |
GECE VE KALEM Gece köpüren dalgaları gibi denizin kendi sessiz çığlığında çalkalanırken yalnızlığın hüznü vurur kalemime Bir mektup bir resim bırakmadan ardında Öylece nasıl geldiysen bu iskeleye yine öylece gittin Yağmur yağıyordu Geceyi bu kadar ürküten dolunay mıdır yoksa ayın tam kalbine gömdüğüm yitirilmiş duygularım mı Ya telgrafın tellerine konmayı unuttu kuşlar Ya gidenlerin dönmediği yolu yokuş bir uzak kente düştü yolun Ne bir ses ne bir koku senden Gecenin iç karartan sessizliğinde yağmalanmış ömrüm ve yalnızlığımdır tam karşımda gölge gibi bir duvardan diğerine düşen Senden sonra bunca kuraklığıma inat bir damla yağmur düşmedi ne geceye ne gündüze Oysa yağmurlara kuruyordum saatleri ve takvimleri kırlangıç fırtınasına Geceye celladın yağlı ipi dokunurken yalnızlığın kanları damlar kalemimden şarap rengi şafak, ne kadar da uzak Sen gittin ben öylece kaldım kıpırdamadan Atila IŞIK |
Hangi Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Kaynak: Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu |
ama nasil, avuclarimda camdan bir parca gibi kalbimi sikip parmaklarimi kanatarak kirasiya, çildirasiya... Erkek kadina dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasil, kilometrelerce derin,kilometrelerle dumduz, yuzde yuz,yuzde bir besyüz yüzde hudutsuz kere yuz... Kadin erkege dedi ki: -Baktim dudagimla, yuregimle, kafamla; severek, korkarak, egilerek dudagina, yuregine, kafana. Simdi ne soyluyorsam karanlikta bir fisilti gibi sen ogrettin bana... Ve artik biliyorum: Topragin --- Yuzu gunesli bir ana gibi --- En son, en guzel çocugunu emzirdigini... Fakat neyleyim saclarim dolanmis olmekte olanin parmaklarina basimi kurtarmam kabil degil! Sen yurumelisin , yeni dogan çocugun gozlerine bakarak... Sen yurumelisin, beni birakarak... Kadin sustu. SARILDILAR Bir kitap dustu yere... Kapandi bir pencere... AYRILDILAR... .Nazim Hikmet Ran http://mysite.mynet.com/img/blank.gif |
Öğren De Gel Makam mevki her şey değil İnsanlığı öğren de gel Öyle basit bir şey değil İnsanlığı öğren de gel İster müdür ister paşa Allah mısın tövbe haşa Artık gönül ver bu işe İnsanlığı öğren de gel Sakın boş bir çuval olma Gaza gelip boşa dolma Doğruluğa uzak kalma İnsanlığı öğren de gel Müdür sen ol çevren değil Çalışanı yatanı bil Kaş çatma da birazcık gül İnsanlığı öğren de gel İyilik yap kârdır sana Bir karşılık vardır sana Yüce Allah yârdır sana İnsanlığı öğren de gel İstanbul - 2004 Oğuz Cevher |
http://siir3_2.sitemynet.com/olumbiryerde.jpg BİR YERDE ÖLÜM GÜZEL OLUYOR İnsan bir kere oluyor ne fena Bu düzeni değiştirmeli Bir kere yaşamalı Çok çok ölmeli En büyük kederler bizim için Bizim için karşılıksız sevgiler Kor kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için Dünyaya nasıl gelmişiz sormayın Saygı değer annelerimiz incinmesin Her yerim ayrı ayrı ölmeli Yoksa ölüm yok bana bu dünyada Bir kursun beynime girsin Bir bıçak kalbime saplansın Kızgın bir demir dağlasın gözlerimi Sonra gelsin bir manga asker Sert bir komut Bir yaylım ateş Bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi. Çok duşundum bilek damarlarımı kesmeyi Rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi Ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne Ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi Yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim O aşağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni Belki de sen bırakmadın, bilmiyorum Bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın Halbuki şimdi benden kaçman da zor Anlıyorum beni sevmen de zor Dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel Ama bir yerde ölüm güzel oluyor. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Sag olsun Özgürlük Saat vurdu yine Safak zamani Uyku tutmuyor gözlerimi Dertler gelir gecer Iz birakir yüzümde Sanki siper tutmus Düsman Dayamis Hanceri Bagrima Korkum yok ölümden Viz gelir Kursun Iz birakmis mazi Iz birakmis Musala taslari Kan icinde yikandim Belendim Hasret özlem aci icinde Firarim var takipdeyim Ihanet tutmus boynumu idama gidiyorum Götur beni ne yazar Kim durdurabilir ardimda bin bir Militani Bin bir Demokrati Vatan arayan boyun egmez hakkini arar Kim durdurabilir bizi kim Dokunmayin diyorum dokunmayin Biz Kerbelayin kininden alan Nevruz atesinden gelen bir ülkeyiz SUAT ATAR |
Seni duymak yağmurdan sonra gökkuşağını görmek seni hissetmek yeniden doğmak seni sevmek ise bir ömür tutsak olmaktır hasretine......... fulya aydın |
http://img165.imageshack.us/img165/3310/animation1roses9gaxk8euuj7.gif ARA Yorgun bir hasretle dönersen bir gün Beni burda değil kalbinde ara!.. Ne kadr yıkılmış olsanda o gün Beni bende değil kendinde ara!.. Saçında beyazlar taradığın gün Maziyi yeniden aradığın gün Hıçkıra hıçkıra ağladığın gün Beni göz yaşında,gözünde ara.. Ahmet Selçuk İlkan |
SON KEZ harmanisinin altında son sözünü gizliyor aşk nasıralı’nın kanlı lokması ağzımızda, büyüdükçe büyüyor -aynada saçlarını tarayan geçkin bir kadının beyaz hüznü- yüreğim sevdasıyla esrimiş suretine vurgun kız… kuğuran güvercin! -büyüdür aşk, büyüdür aşk, büyü- büyüyor içimizde bir hançer kınsız! otur konuşalım -amforanın sabrı çizerken bakışımızı- damarlarımızda doz aşımı koroner yetmezlik son sözünü söyle(me)di(mi) aşk? biz bu şiiri bitirmiştik sözcükleri kim siliyor kokulu silgilerle yaramızda tuz çölleri -adını bilmediğimiz egzotik bir kuşun tüyleri aynı kadının çantasından çıkardığı kim bilir kaçıncı kez tab vesikalık resme yağıyor- biz bu şiiri bitirmiştik -bitirmemiş miydik?- kuralım çilingir sofrasını çözülsün diye dili kilidin -bulut rengi es nota sehpasında pas- çöz belinden atlas kuşağı sapı telkâri bir hançeri soyar gibi son kez sevişelim DENİZSUYUKASESİ, Sayı:22 |
Nedir tavra çalımın çekilmiyor hiç nazın, Kurşun mermiden beter sitem dolu sözlerin, Sen vefasız sen hayırsız vijdansızsın sevgilim, Ne sevginden aşkından görmedim senden vefa, Seni sevmekten başka nedir suçum günahım. Dert, çile,acı keder çektirdin bana yeter, Vijdansıza, hayırsıza vermem sevgi aşkımı, Unut benim ismimi yak mektubumu, resmimi, Mazideki anılar bir gün bizi yaralar, kadir kaya |
Lil Aşkına güneşin kehribar kokulu terini sürdüm de tenime tiril e s r â r ile esnedi âyet ve bilcümle mâbet göğnüdüm göğerdim göğ oldum ve bâdehu kısığından geçtim şehsüvar! sırladım kapıyı gül aşkına aşk verdi yeni gün gökle yer arasında lil aşkına İnatla direniyorum işgal ordularına dünün Ağzımda dikenli sapı bir gülün Yazılıkaya Şiir Yaprağı / Sayı:12 |
Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...! Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...! Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...! UMUT CAKMAK |
seni zamanlara böldüm zamanları sana -bükük -kırık -yorgun ilk yazını gördüm artakalan susadı gölgesiz güneşim ilk güzün değdi hüznüme kışlarında üşüdü soğuğum öyle çok doğdum öyle çok öldüm ben seni zamanlara böldüm zamansız. demir mutlugil |
memleket şiiri gaipten bir sessizlik geldi sanki yokmuşlar gibi onlar bir türküyle göndere çektiğim çığlık çığlığa yankıydılar dokunulmazdı düşünceleri düşünmeden önce bir gün ortası kabusunda kan içinde uyandılar -uykularında bile terini çaldılar- onlar bir kız çocuğunun bitmek bilmeyen okul yolunda yorgundular şarap kokan mum lekeli sofralarda az toprağı tırnaklayan ananın feryadında çoktular yaşamaktı sabıkaları -bıçağı sola hiç koymadı sofralar- onlar yavuklunun elinde rutubetli birer mektuptular müebbetti ayrılıkları sevdaları döllenmemiş kavuşmak için ölüme gün saydılar bozulmamıştı oruçları -yerine hiç gelmedi son arzular- onlar ölümden daha adamdılar... onlar bizdik bizde sureti kalan memleket şiiri şimdi onlar hala omuz omuza okul yolundalar Ferhat Gülsün |
Seni seviyorum çünkü; Gecenin karanlığından,sabahın aydınlığına sen doğuyorsun içime,mutlu telaşlarla Yüreğimin çocuksu arsızlığına şefkat oluyor gözlerin,tatlı bakışlarınla Gururluyum,erkeğim omzuma koyduğun başında ve saçlarının bahar kokusunda Aşkın ile har olup her gün yanıp kül olsam da Mutluyum deli gibi,sen varsın ya yanımda_______________Murat Ginlik Seni seviyorum çünkü; Sen herşeye değersin... İlk gördüğüm andan beri içerimi titretensin... Umutlarımın,hayallerimin sahibisin... Hiç karşılık beklemeden ölümüne sevensin... Her gece kucağında sarı güllerle pencereme gelensin... Seni seviyorum...Çünkü; Sen benim herşeyimsin... Ömrüm,canım,sevdam... Seni seviyorum çünkü; Çünküsü yok... Seviyorum işte..._____________________________Yasemin Ç.Tekin Seni seviyorum çünkü; Gözlerim gözlerinin ışıltısıyla; Ağlarken gülümseyebiliyorsa, Sözlerin; Ruhumun en yerine hükmedebiliyorsa, Heyecanlarım coşkularına arkadaşsa, Her hayalim sana çıkıyorsa, Mutluluğum mutluluğun olabiliyorsa, Hüznün acıtabiliyorsa sol yanımı, Seni seviyorum çünkü; Yüreğim sevmiş seni……._________________________Buruk Sevda Seni seviyorum çünkü; Benim ictigim, benim dokundugum. Gördügüm herseyde varsin. Nidalarimdaki haykiris, Gözlerimde ki mahsun bakis, isledigim dize dize nakis sen oldugun icin varlar. sen damarimdaki kan, beni yasatan can, gönlümdeki sultan. Cünkü seni sevmeyi seviyorum___________________Mesut Öztürk Seni Seviyorum çünkü; Gizi aralamanın en gizemi doğunca yüzüme, Akmayan göz yaşımın parıltısı oluyorsun. Uçurumların kenarına savrulduğum zaman, Çiğerlerimi dolduran yaşam oluyorsun. Ay, karanlığın acımasızlığına meydan okurken, Dehlizlerdeki ruhumun kurtarıcısı oluyorsun. Kanım, ılıklığıyla toprağı yakacakkken, Avuçlarını açıp bekleyenim oluyorsun. Ölüm saçan kor alevlerde titrerken, Adını koyamadığım hikayem oluyorsun.................M.Emin Doğan Seni seviyorum çünkü; Mutluluğun,aşkın varlığına inandırıyorsun... Sen bende yaşıyor ben sende varoluyorum... Ayrı yerlerde de olsak, Sana kavuşacağım günü düşünmek, Heyecan veriyor bana... Seni seviyorum çünkü; Sen beni benden çok seviyorsun... Ruhumun derinliklerinde açan kır çiçeklerinin, Bahar kokulu yapraklarının Üzerindeki çiğ tanelerinin parıltıları gibi Ruhuma ışıltılar saçıyorsun... Ve en önemlisi beni içinde konuk ediyorsun...__________________Alaşara Işık. Seni seviyorum çünkü; Karşılıksız kalp atışların Her an yaşam ritmimde.. Düşünce labirentlerimdeki yangınlarımın Şefkat yağmurusun.. Beyaz Ağıt ın gölgesinin Duygusal şovalyesisin.. Hep yanımda ol. Yüreğimin başköşesinde En güzel kelimeler senin. Hep canımda ol. Duygularımdaki çiçeklerin En kırmızısı senin...___________Beyaz Ağıt/ Mehtap Altan Seni seviyorum çünkü Zemheri ayında güneş oluyorsun Seninle aydınlanıyor seninle ısınıyorum Yıldız oluyorsun gökyüzünde Yansımanla geziniyorum Kıraç topraklara yağmur oluyorsun Çiçek doğuruyorsun Ben bal oluyorum özünde___________Cengiz Özkan Seni seviyorum, çünkü; Sende öğrendim sevmeyi, seninle sevdalandı yüreğim Tek bir nefese bile izin vermedi Senin adını sayıklamadığımda dudağım Seninle atmayan kalbim ağlıyor Neyi ifade eder ki yalnızlığım sensiz? Yokluğunda gök kızılın... ................ Seni seviyorum...çünkü... sen, ey.. gözleri kömür, sen yaşanan bir ömür, sen bitmeyen duamsın. sen gönlümde açan gül, sen nadide bir sümbül, sen bağımdaki bülbül, sen en güzel nazımsın. seni seviyorum...çünkü... Bana sen lazımsın. _____________Tarkan Köksoy seni seviyorum çünkü sen benim adım demeksin sen kavlimin en beşer yanısın sen güvenmiş umutların barışısın sen namım demeksin benim. Seni seviyorum ve biliyorum ki bitişi yok duyguların ve yok oluyor sensizlikte umutlar ben seninle varım... seni seviyorum çünkü bunun için doğurdu annem beni. hadi sende, sende sev beni___________ Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA Seni seviyorum çünkü; Gökyüzünde yıldızlara denksin Sen varya sen benim için teksin Seni cok seviyorum ben cünkü Arkamda dağ gibi sırtı peksin________Adnan Şahin Seni seviyorum çünkü. Nedeni yok! Ben seni iyi biliyorum; bir sendin onca savaşta kazanmak istediğim. Ne gözlerin var düşümde ne hayalin. Yüreğimde aslı var sevdanın. Ve her güzel gözde, her dalgalı saçta suretin. Ne gün ne güneş yetmez derler ya. Yetmiyor olmayan nedenlerimin olmayışını anlatmaya. Seni sevmiyorum çünkü nedeni yok... Seni seviyorum çünkü anlatmakla bitecek kadar kısa bir neden yok... ________________________________________________C.S.A. 2006 mehmet emin doğan |
ASKA VE SEVGİYE DAİR Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir ........... Yüksel Kasım- Adınla Seslendim Başkalarına.. Sen bilmezsin, Başkalarına adınla seslendiğim günlerdi.. Uzaktın bana Duymazdın o yüzden Yokluğuna derlenmiş türküleri. Oysa sen varken, Kanayan gecelere merhem olurdu sesin Gülüşün dağıtırdı gözlerimden bulutu Ara sıra gelirdin ya? Ben o zaman anlardım hangi mevsimi soluduğumu... Seninle başlayan bir gün Yine seninle biterdi.. Gecenin bir yarısı Şehrin yollarını adımlarken Ve bağlarken o geceyi sabaha Hayat hiç olmadığı kadar güzeldi.. Bakışlarında mahsur kaldığımda, Deli gibi akardı zaman... Ara sıra hüzünler karışsa da sesine Gecemizi karartmaya yetmezdi... Ve ben ne zaman değsem dudaklarına, Yüzüne bambaşka bir iklim gelirdi.... Sonra gittin... Her gün bir takvim yaprağı, Düştü umutlarımın arasından... Ve durdu gözlerine daldığımda çıldıran zaman! Başkalarına, Adınla seslendiğim günlerim oldu. Gelmedin... Şimdi bilmiyorum hangi mevsimi soluduğumu... (Sayın Akif OKTAY'ın -SEN GİDERKEN-adlı şiir albümünde yorumlanmıştır) Okan Savcı |
Amansız Eylül Hatırla o ilk günkü heyecanı Ürkek bakışlarını getir aklına sonra Kaçışını Sevdadan ayrılığa umarsız akışını düşün Ve şimdiki ayrılığa ekle her birini Ne kadar zamansız bu kopuş Ne kadar da anlamsız öyle değil mi? Oysa sevda avucundaydı Gözbebeklerin büyüyordu aynalarda Sen, sen olmaktan çıkıyordun Bir sevmek geliyordu aklına.... Bir de sevilmek... Yüreğimin mührünü görüyordum bakışlarında Neden sonra ayrılık geldi Şaşırmadım, Mevsim sonbahardı... Sabaha karşı diline vurdu elveda Soluksuz kaldım, sustum Sonra birden bir yağmur başladı..... Ben bu ağrıyı iyi bilirim Islanırım ayrılığın ilk saatlerinde Alışkınım..... Saatler tüm gücüyle vurduğunda geceye Kendimi caddelere bırakırım... Gidiyordun sonunda.... Bulutlar, Ayrılığın sancısını bırakıyordu şehre... Hatırlarsın? Amansız bir eylüldü. Ve güzün bütün yaprakları Sen gidince döküldü..... Okan Savcı- ------------------------------------------------- Anlat Dinleyeceğim Taze gülüşlere sürgün edildi mi yüzün En son vardığın uçurumda Çözebildin mi bulmaca’sını bir kaybın? Eski dostuz seninle Anlat, Dinleyeceğim... Hangi şom ağızlarda birikti dudakların? Yere bakma ne olur Kaldır gözlerini bulunduğun yerden Bak! Yıllar sonra yine bu evdesin... “Tebessüm” diyorsun... “Göç etti hayatımdan! ” Yüzüne yeni GÜLÜŞLER ekleyemem belki ama Kılıfında unuttuğun SAFLIĞINI Çalabilirsin yastığımdan... Okan Savcı -------------------------------------------------------- Erken Ölmek Lazım Sevgili... her şeyin fazlası zarar hayatın da... erken ölmek lazım daha fazla kirlenmeden temiz yerlerimiz kalmışken tam zamanında... insanlara tebessümle veda etmek ve tükürmek hayatın suratına sonra sessizce belli etmeden usul usul can vermek bir kaldırımda... kalırsa gözü yaşlı ardımda anam kalır ben bir kez daha can veririm... sağlığında satılmış bır insanın ölümü hangi sevgiliyi ağlatır? Sahtedir güzel günlerin sevdalısı Kim sevgilim dediyse birine: biraz yalandır...! Dedim ya sevgili erken ölmek lazım Bu aşağlık düzen bize göre değil... Aşklar sevdalar ayak altında yasanıyor Cabuk geciyor mutlu günlerimiz Bize kör olası ayrılıklar kalıyor... Oysa böyle kurulmamıştı hayallerimiz...... Her seyin fazlası zarar Hayatın da! Öyle bir anda kapatacaksın ki gözlerini Ve öyle bir anda canını koyacaksın ki ortaya Cesedin gülümseyecek.... toprağa doğru yol alacaksın O gune kadar seni anlamayanların omuzlarında... Erken ölmek lazım sevgili Herkes yasarken.. kimsenin aklına gelmıyorken Tam zamanında..... Okan Savcı ---------------------------------------------------- Ayrı Zamanlardayız Seninle Ayni zamanlardayiz seninle Yalnızlık çölünde, Ayaza kesiyor yüreğim. Çok az gündüz, Genelde geceyim... Karanlık birisi oldum, Senden sonra Zifiri... Tüm ölü düşler uyudu içimde, Yumdu gözlerini her biri... Artık ayrı zamanlardayız. Senin pencerene yıldızlar dökülür Benimkine yaprak... Sen masmavi bir gökyüzü bulursun, Dışarı baktığında. Ben kahreden bir gece, Sabaha dönüşü yasak! Oysa; İkimiz aynı mevsimleri yaşardık... Aynı yağmurlarda ıslanır, Kış olunca buz tutar, Baharda birlikte ısınırdık. Gecelerin yorgunluğuna inat Ne de güzel uyanırdık... Artık, Farklı sabahlara günaydın diyoruz Şimdilerde ezan sesi hatırlatıyor, Yitirdiğim umudu... Sen de zaman ilerlemiştir, Kim bilir? Güneş doğmuştur pencerende Bendeyse hep bağbozumu.... Okan Savcı |
SEVMEK YÜREK İSTER!... Sevmek bir şiirdir yârin dudağında, O şiiri okumak yürek ister! Sevmek bir kilimdir yârin ayakları altında, O kilimi dokumak yürek ister!... Sevmek bir çiçektir yârin saçında, O çiçeği koklamak yürek ister! Sevmek bir nefestir yârin dudakları arasında, O nefesi solumak yürek ister!... Sevmek bir ölümdür yârin uğrunda, O anı yaşamak yürek ister! Sevmek bir gülüştür yârin dudağında, O gülüşü yakalamak yürek ister!... Sevmek bir damla yaştır yârin gözünde, O gözyaşını silmek yürek ister! Sevmek bir kelamdır yârin dilinde, O sözü dinlemek yürek ister!... Sevmek bir dikendir yârin yolunda, O yolda yürümek yürek ister! Sevmek bir çiledir yârin yanında, O çileyi çekmek yürek ister!... …Ve sevmek öyle bir şeydir ki Her zaman ve her yerde Yürek ister yürek! Hem de büyük bir yürek!... DİLEK ÇAKMAK |
Ayna Bana benzeyen bir gözlerim kaldı Bir de kederli bakışlarım Düşüncemin olmadığı Aynalarda ben varım Yalan değil değiştiğim, yalan değil Şimdi her şarkı beni ağlatır Deli eden insanı zaman değil Zamanı unutmamak kahırdır Zamandı avuçlarımdan uçup giden Hayallerimin olmadığı yerde Zamandı düşünceme hükmeden İlk sevdiğim şimdi kimbilir nerde? Önce hatıralarımı götürdü ölüm Zaman aynasında ölümü gördüm http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜ.Y.O. |
Kırkıncı Oda Kırkıncı odanın kapısındayım; Ne varsa bu kapı arkasındadır. Açsam, ya açmasam kaygısındayım; Aklım iki cihan arasındadır. Kim bilir neler oluyor içerde! Yarab! İnsan bahtım hangi ellerde? Ha ben ha masaldaki o şehzade; Gönlüm bir güzelin sevdasındadır. Cahit Sıtkı Tarancı |
Acının Tutanakçısıyım Acının tutanakçısıyım Anlatıp dururum aşkları Ayrılıkları ve o destan Yalnızlığını ömrümüzün Göçebe, gezgin ve aylak Bir miydim aklıma gelmedi Bir çingeneyle bir bilici Hep aynı şeydi bildiğim Ve serseriliğimdi aşklar Bir masalcıydım belki de Yaşadım o büyük serüvenleri Yolculuklar tarihimdi benim Acılar yaşanıyordu yurdumda Peşpeşe yakılıyordu kentler Bense hep oralardaydım Daha yangın başlamadan önce AHMET TELLİ |
Görünmez İskele Bir vapur yarar içindeki çalkantıları Köpüklü her tarafı kabarık Görünürde yanaşacak limanı olmayan Görüşmek için sözleşmedikleri Kalabalık yabancıları taşıyan Biriydi!.. bilindik… Mahallenin uyuz köpeği kadar bizlik Salamamış alışkanlık kokusu Gerçi vapura dahi giremezdi hayvan hali İnsanlığın üstünlüğü yine de galip!.. Dalıp çıkan varlığı sallantıda Kayıp günü çalan soyguncu suskun Beklemekten bunalıp atlasa derinlere Fark edilmez boğulduğu O’na, sana Kimseye hoşça kal demenin Anlamsızlığı aşikar… Sevim Türkoğlu |
Gafil Durma Şaşkın Bir Gün Ölürsün Gafil durma şaşkın bir gün ölürsün Dünya sana baki değil ne fayda Ettiğin işlere pişman olursun Pişmanlığın ele girmez ne fayda Bir gün seni iletirler evinden Hakk'ın kelamını kesme dilinden Kurtulmazsın Azrailin dilinden Türlü türlü yolun olsa ne fayda Söylersin de sen sözünden şaşmazsın Helalini haramından seçmezsin Kepeğin tükenir su da içmezsin Hep deryalar senin olsa ne fayda Teslim Abdal eder çöksem otursam Cümle varlığımı ele getirsem Şu yalan dünyayı zapta getirsem Hep dünyalar senin olsa ne fayda Teslim Abdal |
>>*Bir şey var aramızda > >>Senin gözlerinden belli, > >>Benim yanan yüzümden. > >>Susuyoruz arada bir. > >>Gülüşerek başlıyoruz söze > >>Ne kadar gizlesek nafile > >>Bir şey var aramızda > >>Senin gözlerinde ışıldıyor > >>Benim dilimin ucunda.. > >>Bir gece, > >>Gecede bir uyku.. > >>Uykunun içinde ben.. > >>Uyuyorum, > >>Uykudayım, > >>Yanımda sen. > >>Uykunun içinde bir rüya, > >>Rüyamda bir gece, > >>Gecede ben.. > >>Bir yere gidiyorum, > >>Delice.. > >>Aklımda sen. > >>Ben seni seviyorum, > >>Gizlice.. > >>El pençe duruyorum, > >>Yüzüne bakıyorum, > >>Söylemeden, > >>Tek hece. > >>Seni yitiriyorum > >>Çok karanlık bir anda.. > >>Birden uyanıyorum, > >>Bakıyorum aydınlık, > >>Uyuyorsun yanımda.. > >>Güzelce > >>Ne çok şeyi sevdim > >>Hep kavgalar oldu hayatımda > >>Ama ben barışı sevdim > >>Kara bulutlar çöktü üstüme > >>Ben masmavi gökyüzünü sevdim > >>Sevginin çürüdüğü toprakta > >>Ben sevmeyi sevdim > >>Soran olmadı hiç neyi sevdiğimi > >>Oysa ben ne çok şeyi sevdim > >>Ben çocukları, ben türküleri > >>Ben dünyayı, ben sevdayı > >>Ben insanı sevdim > >>Ben mehtabı, ben yağmuru, > >>Bir de seni sevdim.... ANONİM |
Masum Bir Aşktı Bitti artık o masum aşk Dönüşü olmayan bir girdaptasın Gidersen ağlamak yok ardından Bir şey kalmadı gözü yaşlı kızdan Masum bir aşk değil artık Ölümüne koşmak bu yangına Anlayamazsın ne gizli bu mısralarda İntikam ateşi öyle kolay sönmez bir anda Ardından ağlarım sanma Ölüme de koşmam ruhum rahat bulmadıkça Seni bulurum meçhule kaçsan da Lanetlerim elbet bir gün dikilir karşına Ebedileşir aşkım Sırtındaki bıçak darbesiyle Ve: ebedileşen aşkım Aynı bıçakla bütünleşir bedenimde Üzgünüm ben yoksam yaşatmam senide Nilgün Özgür Kaya |
Kırkıncı Oda Kırkıncı odanın kapısındayım; Ne varsa bu kapı arkasındadır. Açsam, ya açmasam kaygısındayım; Aklım iki cihan arasındadır. Kim bilir neler oluyor içerde! Yarab! İnsan bahtım hangi ellerde? Ha ben ha masaldaki o şehzade; Gönlüm bir güzelin sevdasındadır. Cahit Sıtkı Tarancı |
SENSİZLİK Sensizlik acı veriyor bana birtanem Sensiz yaşayamıyorum, Çünki uzaklardasın ve gelmeyeceksin Seni bekleyeceğim ve özleyeceğim. Sensizlik eritiyor beni Kahrediyor kalbimi, Ne olur dön kalbime geri dön Dünyada on kişi seviyorsa Onlardan biri benim. Seni beş kişi seviyorsa Onlardan biri de benim Seni tek kişi seviyorsa o da benim Bilki kimse sevmiyorsa BİLKİ BEN ÖLMÜŞÜM ÇÜNKİ SENSİZİM.. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Sevgi Sevgi yön Nefret sondur. Sevgi göl Nefret Çöldür. Sevgi hayat Nefret bayattır. Sevgi düzen Nefret üzendir. Sevgi çokluk Nefret yokluktur. Sevgi Yar Nefret dardır. Sevgi gülüm Nefret zulümdür. Sevgi istek Nefret köstektir. Sevgi yaz Nefret güzdür Sevgi yarın Nefret sorundur. Sevgi ses Nefret yastır. Sevgi uzlaşmak Nefret yozlaşmaktır. Ayşe Mattaoğulları |
“Severek ayrılalım”mış! “Dost kalalım” mış! Nefret ediyorum bu sözlerden… Ne saçma şey! Hem sevmiyorsun, Hem terk ediyorsun, Hem de, “Severek ayrılalım! ” diyorsun. Üstelik, “Dost kalalım.” diyorsun. Dalga mı geçiyorsun! Sevmek mi…? Severek ayrılmak mı…? Dost kalmak mı…? Yok öyle! Buna ne denir! Buna, ihanet denir…! Senin dediğini yaparsam, Benimkisine kerizlik denir…! Git! Cehenneme kadardır yolun! Arkandan geleceğimi mi sandın? Madem ayrılacaktın, Neden kalbimi çaldın? Beni sevmeyeni, Ben neden seveceğim..? Ben, beni seveni severim! Seversem, TAM severim! Aşkı bilmeyenden, İşte, böyle NEFRET ederim! Git, gidebildiğin kadardır yolun, Yine de cehennem olmasın yerin! Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
ASK ÇIZGISI Bütün yollar asktan geçiyor, görüyor musun? Bir ask çizgisi var her seyden öte O çizgiden baska bütün çizgiler Aski tüketmede Kimi dik çizgilerin ;kimi paralel Egri bügrüsü, düzgünü, kalini, incesi Ve bir gün sariyor bütün çizgileri Ölüm çizgisi Bense hep seni çiziyorum kagitlara, duvarlara Yesillerle, morlarla, mavilerle Resmini yapip adini yaziyorum Renk renk çizgilerle Tut ki iki noktayiz birbirinden uzak Bir çizgiyle aramizi birlestiriyorum Sonra bir ev yaparak çizgilerden Icine seni yerlestiriyorum Bakiyoruz geometrik yasamlara Nokta nokta, sekil sekil Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu Öbür çizgiler umurumuzda degil Her düsünce aska teget geçiyor Tanigi çizgiler ,var oldugumuzun Bir ask çizgisi var her seyden önce Bütün yollar asktan geçiyor, görüyor musun? ÜMIT YASAR OGUZCAN |
Yürüdüm… Yürürken cebimden bilyelerimi düşürdüm… Bilyelerim çocukluğumdu Büyüdüm… Yürüdüm… Yürürken elimden güvercinler uçurdum… Güvercinlerim umudumdu Sustum… Yürüdüm… Yürürken içimden suskunluklar düşürdüm… Suskunluklar uçurumdu Konuştum… Yürüdüm… Yürürken kafamdan prangalar uçurdum… Prangalar tutsaklıktı Kanatlandım… Yürüdüm… Yürürken gözümden yağmurlar düşürdüm… Yağmurlar sıyrılmaktı Damladım… Yürüdüm… Yürürken yüzümden kederler uçurdum… Kederler yıkanmaktı Yıkandım… Yürüdüm… Yürürken elini elimde buldum… Ellerin varoluştu Sevdalandım… Meltem Kaya |
AĞLAYACAĞIM Birazdan bir yağmur başlayacak gözlerimde Sağnak sağnak ben yine ağlayacağım Gidişin gelecek gözlerimin önüne Rıhtımda sana el sallayacağım Bir hüzün şarkısı dolanacak dilime yeniden Bir ıslık seni bölecek yalnızlığı Bir martı havalanacak çok uzaklarda Ve bir rüya bölünecek hıçkırık seslerimden Yüreğimde birikecek damla damla sensizlik İçimi dökeceğim avuçlarıma Bir yıldız kayacak gökyüzünden Bir ümit kervanı daha göçecek Ve sen geleceksin tüm bunların ardından Gidişin gelecek gözlerimin önüne Kahırla ben yine ağlayacağım.. |
N’arkadaş Adimiz namimiz olmuştu Adimiz arkadaşa çikmişti Bugün namimiz ad olmuş Adimiz ne kara Yusuf Değirmenci |
Beni düşün ki Bir gün, seni gam tutarsa eğer Beni düşün ki, yanında olayım Tüm zamanı durdurayım Bütün göğü, yıldızları uçup geçeyim Cin olup, önünde diz çökeyim. Bir bir sırala, isteklerini Hepsini, önüne getireyim Yeterki, yüzünü güldüreyim Ruhunu mutlu edebileyim. Sibel Koçarslan |
Nasıl Bir Sevdaysa... Ay çok mu gecikti nerdeyse çıkar Sen yalnızlığıma varır varmaz Az sonra yağmuru durduracaklar Rüzgarı değiştirdim Ustura ağzı poyraz Yok canım yıldızları unutmadık Mutlaka yerlerinde bulunacaklar Kenarı yaldızlı mavi bir karanlık Sütlü çıplaklığını örtecek kadar Senin için olduğu asla bilinmeyecek Yapraklarını birden dökecek dutlar Şafak sökerken sekiz on kadar şimşek Balkonda işlemeli müstesna bulutlar Ayak bastığın an şehir de değişebilir Yoksa Moskova'mı Belki Berlin belki Dakar Belki 30'lardan mehtap yorgunluğu İzmir Körfez'de şerefine donatılmış vapurlar Nerede ne zaman kaç kere yaşadık Nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar Bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık Dudaklarımızda birbirimizden mısralar Attilâ İlhan |
Beni Düşün, Unutma Ay doğarken bir söğüdün ardından Göl yüzünde sisli bir esinti ile Akşamın göğsüne hüzün serperek Ve Yağmurdan geceye çiçekli perdeler çekerek Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA En umarsız en umutsuz günümde Bağrına bir yumruk çökeldiğinde Ve dağların mazlum ateşi O güzelim saçlarına cayır cayır yanıp ulaştığında Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA Beni düşün bir kavganın içinde Helal bir ekemeğin peşinde Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin Can çekişen o son parçasınıda, sana sakladığımı bil Bil ki haykırırcasına bu esir gövdemi yakarcasına Kavuşmak için o serin bağrına Ateşten bir yol arıyorum Kar yağarken mor dağların ucundan Sol yerinde sessiz bir inilti ile Yastığın yüzüne yaşlar dökerek Ve Akşamdan gizlice bir ah çekerek Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA Kan kızılı bir gelincik seherinde Sırtıma kahbe bir hançer indiğinde Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm Çığırtken bir gazete başlığında Çığlık Çığlık sana kavuştuğunda Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA Beni düşün şehre her yağmur yağdığında Islak ve kırılgan bir türkünün içinde Göğsünden dudaklarına, doğru sancılı bir isyan kabardığında Bastırarak kalbini avuçlarınla Sesini okşadığımı bil Bil ki yalvarırcasına, uzayan yollara dağılırcasına Sonsuz bir mahşerin ortasında Bir zemzem suyu gibi seni seni özlüyorum Yusuf Hayaloğlu --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- |
Gecenin adı boşluk, bunalım, sıkıntı Gözlerimizden akan nefret kanla karıştı Yoldaş ha dese kopartıp dizginlerimizi Bırakacaktık gecenin, umudun kucağına kendimizi Sonra yavaş yavaş yürüdük karanlığın içine Aydınlık sandığımız her şeye küfredercesine Gecenin sakladığı ırmağın kıyısında oturduk Öfkelerimizi, umutlarımızı, sevinçlerimizi kustuk Alıp götürsün istedik ruhumuzu bedenden Sonra saatlerce konuştuk ne istediğimizi bilmeden Ay kıpırdamadan duruyordu olduğu yerde Yıldızlar tek tük görünüyordu göğün göğsünde Gece kuşları susmuş, meraklı bir fare yaklaşmakta Hınçla akan ırmak, sabırla bekleyen gece bizden kuşkulanmakta Kim di bu iki genç gecenin içinde Pusu atmışlar sanki emperyalist namluya yeniden kimlik çizgisinde Barış Sevinç |
Gitti Ah Gitti gitti ah.., gecelere hüzünleri serperek yarali bir kus gibi kanarcasina gitti.., yalvaran gözlerime, elemi pay ederek, bir kabahatmis gibi, kacarcasina gitti... gitti ah.. sarkilara bel baglamak faydasiz. üstüme kapilari kaparcasina gitti... gecenin geldigini haber vermeden; hirsiz... yasanmis bir ömrü calarcasina gitti gitti ah... bir nehirdi, yazamadigim siirdi. yüzüme son bir defa bakarcasina gitti... gitti ah... gözyaslari yanaklarimda kaldi. hayatin perdesini cekercesine gitti... belki doyulmamis toz pembe bir masaldi. gögsümden yüregini sökercesine gitti... gitti ah... karsilasmak ömür boyu imkansiz. beni hazanda koyup bahar dalina gitti... bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsiz. ayrilmisti dünyamiz; kendi yoluna gitti... gitti ah... bir mevsimdi, cizemedigim resimdi. kalbime bir civiyi, cakarcasina gitti... Yusuf Hayaloğlu -------------------------------------------------------------------------- |
Ayrılık Hediyesi şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) GÜL YÜREKLİM..... Yusuf Hayaloğlu -------------------------------------------------------------------------- |
Kırkıncı Oda Kırkıncı odanın kapısındayım; Ne varsa bu kapı arkasındadır. Açsam, ya açmasam kaygısındayım; Aklım iki cihan arasındadır. Kim bilir neler oluyor içerde! Yarab! İnsan bahtım hangi ellerde? Ha ben ha masaldaki o şehzade; Gönlüm bir güzelin sevdasındadır. Cahit Sıtkı Tarancı |
Öfke düş yakamdan /‘kalırsam, alırım’ demiştin/ sargısız yüreğim korkuların eşiğinde ağlarken yarımdı kal deyişlerim hiç bilmedin ki ateşlerde yanmaktan küçücüktü ümitlerim /nefesimi unuttum sözlerinde/ sana yarım bırakılmış bir şiirim tam da gecelerime ışık bağlayacakken dolunayı kokladı izlerin bir şifre daha kırılırken gözlerinde peşindeyim sus vurduğun gizlerin /sen kokmuyor nicedir koynum/ en kuytu korkuları sevdim küf bastım usanmadan umutlarıma çalakalem yazan bir kalemden kelimeler çaldım alelacele hiç soğumadı ki bende rengin /sağlamasını yaptım çürümüş dudaklarının/ sabahlar katlarken yatağımda adaklar kuruturken yapraksız dallarda ve toprağın tadı sıvarken damağımı şiddeti ömür yıkan hıçkırıklar tanıdım sen kuştüyü masallar ormanında /sızının şavkı vurdu kıyılarıma/ penceresizim odalarda bir nefeslik rengim kaldı ve çığırından çıkmış birkaç nota azalıp uzanıvermek yanına ya da çoğalıp gitmek vakti uzaklara MeHTaP |
Yine şarkılar çalıyor içli Sanki senin için bestelenmiş Notaları tanır gibi seni Art arda özenle dizilmiş. sami bağcı |
Mona Roza Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller Sezai Karakoç | |
| Saat: 09:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık