![]() |
Emniyet amiri uyuşturucudan tutuklandı Van'daki uyuşturucu kaçakçılarıyla telefon görüşmesi yapan 2 emniyet amiri teknik takibe takıldı. Teknik takip sonucu elde edilen deliller sonunda gözaltına alınan Amasra İlçe Emniyet Amiri Ekrem E. E., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı, Van Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi Müdürü Kenan Ö.'nün ise aynı soruşturma kapsamında ifadesine başvurulacağı belirtildi. Van Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, 12 gün önce İran'dan getirilen uyuşturucunun Avrupa ülkelerine sevk edileceği bilgisi üzerine harekete geçerek plakası açıklanmayan A.Ö. yönetimindeki otomobili takibe aldı. Takip sonucu kent merkezinde durdurulan otomobilde 32 kilo 204 gram eroin ele geçirildi. Operasyonda otomobili kullanan A.Ö.'nün yanı sıra E.A., M.A., M.A., N.A., F.A., S.Ö., S.D., Ş.E. ve F.C. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen 10 şüpheli tutuklandı. Soruşturmayı derinleştiren ekipler teknik takip sırasında uyuşturucu kaçakçılarının Bartın'ın Amasra İlçesi'nde Emniyet Amiri Ekrem E. E.'nin uyuşturucu kaçakçılarıyla görüştüğünü belirledi. Amasra Emniyet Amiri Ekrem E. E.'nin uyuşturucu kaçakçılarıyla yaptığı telefon görüşmelerinde borç para istediği saptandı. Operasyon kapsamında, geçen yıl Van Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi Müdürü olarak görev yapan ve daha sonra Amasra İlçe Emniyet Amiri olarak atanan Ekrem E.E., Amasra'da gözaltına alındıktan sonra dün Van'a getirildi. Ekrem E.E. ifadesinin ardından dün akşam sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Soruşturma kapsamında hazırlanan dosyada adı bulunan ve halen Mardin'de görevde bulunduğu açıklanan Van Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi Müdürü Kenan Ö.'nün ifadesinin alınacağı belirtildi. (ekolay) |
25 yıl sonra ortaya çıkan kasaba http://i.ekolay.net/i/0302/kasaba-460-0219_334.jpg Venezuela'da 25 yıl önce sulara gömülen bir kasaba, bölgede yaşanan kuraklığın etkisiyle tekrar ortaya çıktı. 1985 yılında, yakınındaki bir bölgeye hidroelektrik santrali ve rezervuar inşa edilince su altında kalan Potosi kasabası tekrar gün yüzüne çıktı. Sele kapılmadan önce bin 200 kişinin yaşadığı kasabanın kilise ve mezarlık kalıntılarıyla bazı evlerin çatılarını görebilmek mümkün. Kasabanın yeniden ortaya çıkma nedeni ise iklim fenomeni El Nino sebebiyle su seviyelerinin rekor seviyelere düşmesi. (hürriyet) |
Soykırım tasarısı Temsilciler Meclisi'ne gitmeyecek http://i.ekolay.net/i/0305/obama1-0244_334.jpg ABD'de iktidardaki Demokrat Parti, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin kabul ettiği Ermeni iddialarını içeren tasarının şu aşamada temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na getirilmesinin planlanmadığını bildirdi. Demokrat Parti'den bir kaynak, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, "şu aşamada Ermeni soykırımı tasarısını Amerikan Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na getirmeyi planlamıyoruz" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Clinton'dan açıklama ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Barack Obama yönetiminin, Amerikan Kongresinde, Ermeni iddialarıyla ilgili oylama yapılmasını bloke etmek için “çok sıkı çalışacağını” söyledi. Clinton, Ermeni iddialarını içeren tasarının Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilmesinden sonra yaptığı açıklamasında, “Bunun Temsilciler Meclisine gelmemesi için çok sıkı çalışacağız” ifadesini kullandı. ABD'de iktidardaki Demokrat Parti de, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin kabul ettiği Ermeni iddialarını içeren tasarının şu aşamada temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na getirilmesinin planlanmadığını bildirmişti. (ekolay) |
Kadıköy'de haftasonu yollar kapalı http://i.ekolay.net/i/0306/kadikoy-6310_ic-2344_334.jpg Kadıköy İskele Meydanı'nda bugün saat 11.00 yarın ise 09.00'da yapılacak olanmitingler nedeniyle bazı yollar trafiğe kapatılacak. Bugün ve yarın, Tıbbiye Caddesi'ne gelen akım, Rıhtım Caddesi, Altıyol Meydanı'ndan Rıhtım Caddesi'ne kadar tüm yollar, Söğütlüçeşme Caddesi'nden Rıhtıma inen ara sokaklar, Orgeneral Şahap Gürler Caddesi trafiğe kapalı. Ayrıca Taşköprü, Kışla ve Albay F. Sözdener caddeleri ihtiyaç duyulduğunda kapatılacak. (ekolay) |
Washington Büyükelçisi Namık Tan İstanbul'da http://i.ekolay.net/i/0306/tan-namik-6310_ic-3559_334.jpg Ermeni "soykırımı" tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilmesinin hemen ardından istişare için Başbakanlık tarafından Ankara'ya çağrılan Washington Büyükelçimiz Namık Tan, Türkiye'ye geldi. Ankara'da gazetecilere kısa bir açıklama yapan Washington Büyükelçimiz Namık Tan, "Uygun görülecek bir zamanda" ABD'ye geri döneceğini ancak dönüş tarihinin kendi insiyatifinde olmadığını söyledi. Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan ve ailesinin bulunduğu THY uçağı saat 09.15'de İstanbul'a indi. Bir süre dinlenen Tan, saat 11.00 uçağıyla Ankara'ya hareket etti. ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde kabul edilen tasarıyla ilgili Ankara'da gazetecilere kısa bir açıklama yapan Tan, "Bu konu ile ilgili açıklamalar en üst düzeyde yapıldı. Bunların üstüne söylenecek söz yok. Olayın yanlışlığı anlatıldı. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere üst düzey devlet adamlarına bilgi arz edeceğim" dedi. Büyükelçi Tan, "Uygun görülecek bir zamanda geriye döneceğim. İstişarenin ne kadar süreceği benim takdirimde değil. Sonuç ortada. Bu iş yanlıştır. Baştan beri yanlıştır. Biz hep bunu söyledik" diye konuştu. Tan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarının, ABD'nin Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde onaylanmasının ardından, istişare için Türkiye'ye çağrılmıştı. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1267875499281&ids=%287098,24898,100492%29,%287098,24965,100063%29 (ekolay) |
AİHM'den KKTC lehine karar http://i.ekolay.net/i/0305/aihm2005_1-2609_334.jpg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kıbrıslı Rumların Türkiye aleyhine açtığı binin üzerinde mülkiyet davasının akıbetini belirleyecek 8 pilot davayı KKTC lehine sonuçlandırdı. Mahkeme, Rum mülkleri konusunda KKTC Tazmin Komisyonu'nu adres gösterdi. Bu durumda, AİHM'deki mülkiyet davalarının tümünün KKTC Tazmin Komisyonu'na havale edilmesi bekleniyor. KKTC'nin uluslararası arenada tanınmaması ve AİHM'in KKTC'yi "Türkiye'nin etkin ve fiili kontrolü altındaki bir bölge olarak kabul etmesi" nedeniyle, Tazmin Komisyonu Türkiye'nin mahkeme yetkisiyle kararlar alıyor. "Mahkeme" statüsündeki Tazmin Komisyonu'nda iki Avrupalı yetkili görev yapıyor. Komisyon bugüne kadar Türkiye adına 105 Rum'un başvurusunu sonuçlandırdı ve 65 milyon dolar ödedi. AİHM'de 1100 Rum'un mülkiyet davası bulunuyor. Önce bugün karara bağlanan 8 pilot davanın, ardından da tüm Rum davalarının Tazmin Komisyonu'na gönderilmesi bekleniyor. Ancak bu Türkiye'nin tazminatlardan kurtulduğu anlamına gelmiyor, çünkü komisyonun karar verdiği tazminatları da Türkiye ödüyor. Rumlar, kararları kabul etmezse yine AİHM'e gidebiliyor. Türkiye bu yöntemle Rum davalarına karşı zaman kazanmış olacak. (ekolay) |
Depremi bilen balık http://i.ekolay.net/i/0305/deprem-balik-5310_ic-4856_334.jpg 5 metreye kadar büyüyen bu dev okyanus balıkları Şili’de geçen cumartesi meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki sarsıntı ve 12 Ocak’ta Haiti’yi vuran deprem sonrasında Japonya kıyılarında balıkçıların ağlarına takıldı. Onlarcası da kıyıya vurmuş olarak bulundu. Şimdi Japonlar, bir sonraki büyük depremin kendilerini vuracağına inanıyor. Deniz tanrısının sarayından gelen bir elçi olduğuna inanılan bu balık türünün son günlerde 200 metre derinliğindeki sularda görülmesi endişeleri daha da yoğunlaştırdı. (Vatan) |
Trakya'da kar başladı Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına giren Trakya'da kar yağışı başladı. D-100 karayolunun Bolu Dağı kesiminde başlayan kar yağışı ve sis ulaşımı olumsuz etkiliyor. Bolu Dağı çevresinde sabah saatlerinde başlayan ve aralıklarla hafif şekilde devam eden kar yağışı ve sis, trafikteki araç sürücülerini olumsuz yönde etkiliyor. Sis nedeniyle görüş mesafesi yer yer 15 metreye kadar düşerken, Karayolları ekipleri güzergahta karla mücadele çalışması yapıyor. Trafik ekipleri de sürücüleri kar yağışı ve sis nedeniyle dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Trakya'da kar var Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına giren Trakya'da kar yağışı başladı. Hava sıcaklığının 5 dereceye kadar düşmesi nedeniyle Edirne ve Kırklareli'nde aralıklarla etkili olan kar yağşı sonrası otomobillerin üzeri beyaza büründü. Trafikte ise sıkıntılar yaşandı. Polis ve karayolları ekipleri güzergahlarında önlemlerini artırdı. Tekirdağ'ın yüksek kesimlerinde ise karla karışık yağmur yağışı etkili oluyor. Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, hava sıcaklığının 5 derece olduğu Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da gün boyu karla karışık yağmur yağışının beklendiğini bildirdi. CNN Türk - 6 Mart 2010 |
Gül'den ABD'ye sert tepki http://i.ekolay.net/i/0305/gul-1244_334.jpg Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermeni iddialarını içeren tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmesine ilişkin, “Türkiye, tehditle baskıyla hiçbir zaman inanmadığı bir şeyi kabul etmez” dedi. Gül, “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Akademi Ödülleri” törenine katılmadan önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ermeni iddialarını içeren tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmesine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Gül, dünde bu konuda açıklamada bulunduğunu hatırlatarak, bu kararın Türk milletin nezdinde hiçbir itibarı olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti: “Üzücü olan şey şudur; ABD gibi büyük bir ülkenin kongresinde siyasetçiler nasıl oy kullanıyor? Bulundukları bölgedeki diasporanın 3-5 oyunu almak için müttefikleri olan bir ülke aleyhinde oy kullanacak kadar vizyon sahibi olmayan siyasetçilerle karşı karşıyayız. Tabii, Türkiye aleyhinde oy kullananlara sorsanız, bahsi geçen olayla ilgili üç dakika konuşamazlar size. Nerede oldu,nasıl oldu, ne yapıldı, oldu mu? Bunu sadece dediğim gibi 3-5 oy için yapıyorlar. Ama bu şöyle kaygı verici; dünyaya yön verme iddiasına olan bir ülkenin siyasetçileri eğer böyle davranıyorsa, bütün dünya olaylarının içeresinden bu ülke nasıl çıkar, ona bakmak gerekir. Şu bir gerçektir; Türkiye tehditle, baskıyla hiçbir zaman inanmadığı bir şeyi kabul etmez. O bakımdan bu karar aslında Türkiye'nin bölgedeki barışçı çabalarını, istikrar için uğraşlarını, Kafkaslar'da büyük bir işbirliği alanı çizilsin, sorunlar çözülsün diye uğraşlarını takdir etmeme ve buna aslında balta vurmaktan başka bir şey değildir.” Bunun politikaları nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, “Bunların hepsini görürsünüz” dedi. BELÇİKA'DA PKK'YA YÖNELİK OPERASYON Bir gazetecinin, Belçika'da terör örgütü PKK'ya yönelik dünkü geniş çaplı operasyonla ilgili sorusu üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti: “Terörle mücadele aslında bütün ülkelerin sorumluluğu altındadır. Bumücadelede uluslararası işbirliği, dayanışma daima önemlidir. Avrupa'daki demokrasi ve özgürlük havasını her zaman terör örgütleri istismar etmiştir. AB ve NATO listesinde terör örgütü olarak geçen bir örgüte karşı nihayet AB'ninharekete geçmesini takdirle karşılıyorum. |
Türkiye-Rusya maçında yumruklar konuştu Bodrum'da Türkiye, Rusya ve Sırbistan U-19 Milli Futbol Takımları arasında düzenlenen üçlü turnuvanın son gününde oynanan Türkiye-Rusya maçı, futbol sahalarında görmek istenmeyen olaylara sahne oldu. Dakikalarca süren ve jandarmanın müdahalesi ile önlenebilen olaylarda dört futbolcu yaralandı. Ortakent Yahşi Stadı'ndaki müsabaka centilmence bir havada başladı. Golsüz sona eren ilk yarının ardından milliler, 62. dakikada Muhammet Demir'le öne geçerken, konuk takım 67. dakikada Kanunnikov ile skoru 1-1 yaptı. Ay-yıldızlı takım 88. dakikada Serdar Gürler'le durumu 2-1 yaparken, uzatma dakikalarında sahneye çıkan Petrakov maçın skorunu 2-2 yapan golü attı. Bu sonuçla Türkiye şampiyon olurken, Sırbistan ikinci, Rusya son sırayı aldı. Yumruklar konuştu Son dakika golü sinirleri gererken, hakemin bitiş düdüğünün ardından Eren Albayrak ile Logua arasında başlayan ağız dalaşı bir anda yumruklaşmaya dönüştü. Diğer futbolcuların da katılımı ile büyüyen kavgayı yönetici ve teknik adamlar ayırmakta güçlük çekince, devreye jandarma girdi. Yaklaşık on dakika süren kavga sırasında bazı futbolcular yaralanırken, Rus Milli Takımı'ndan Gapon sahayı sedye ile terk etti. Kavgadan sonra soyunma odalarına giden takımlar jandarma tarafından koruma altına alınırken, maçı izleyen yaklaşık 200 seyirci olayı alkışlarla protesto etti. Rus oyuncular hastanelik oldu Muğla'nın Bodrum ilçesinde Türkiye ile Rusya 19 yaş altı milli futbol takımları arasında oynanan maç sonunda çıkan kavgada hafif yaralanan bazı Rus oyuncular, Bodrum Devlet Hastanesi'nde ayakta tedavi edildi. Ortakent Yahşi Bilal Şahin Stadı'nda oynanan karşılaşma sonunda iki takım oyuncuları arasında çıkan kavgada, bazı futbolcular hafif yaralandı. Kavgada yaralanan Rus oyuncular, maçta sakatlanan takım arkadaşlarıyla birlikte Bodrum Devlet Hastanesi'ne geldi. Rus oyuncular, ayakta tedavilerinin ardından hastaneden ayrıldı. CNN Türk - 6 Mart 2010 |
Tıpta devrim yaratacak iki araştırma Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, ABD'li bilim adamlarının yaptığı iki ayrı araştırmanın; görme fonksiyonunun düzelmesi ve kanserden diyabete hastalıkların iyileşmesi için umut olduğunu söyledi. Prof. Dr. Muhit Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son beş yılda Türkiye'de yapılan kemik iliği nakli sayısının 600'den 1200'e çıktığını hatırlatarak, kemik iliği naklinde kök hücrenin kullanıldığına dikkati çekti. Kök hücrenin kemik iliği nakli dışındaki kullanım alanlarının büyük araştırmalara konu olduğunu vurgulayan Özcan, "Kök hücre araştırmaları henüz doğmamış bir bebek ancak çok umutluyuz" dedi. Araştırmacıların son dönemde iki yeni sonuca ulaştığını dile getiren Özcan, bunların insanoğlunun aya attığı ilk adım gibi dev adımlar olduğunu ancak sonuca ulaşmak için daha çok zamana ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Gece körlüğünde tedavi mümkün Araştırmalardan ilkinin, farelere dışarıdan verilen embriyonik kök hücrelerinin gidip retinaya yerleşmesi ve görme fonksiyonunda düzelmeye yol açması, ikincisinin de dışarıdan kök hücre vermeye gerek olmadan insanın kendi alelade bir hücresini yeniden programlayarak sinir hücresine dönüştürmesi ve hasarlı dokuyu tedavi etmesi olduğunu açıklayan Özcan, şöyle konuştu: "Columbia Üniversitesi'nden Stephen Tsang'ın araştırması, yan görüş kaybı ve az aydınlatılmış alanlarda görme zorluğu (gece körlüğü) ile karakterize edilen bir retinal hastalık grubu olan 'Retinitis Pigmentosa'nın (tavuk karası) tedavisi için umut oldu. Hastalık, retinada görmeyi sağlayan hücrelerde hasara neden oluyor ve bu hastalık ABD'de 10 milyon, Türkiye'de ise 2.5 milyon kişide görülüyor. Tsang ve arkadaşları, RP hastalığı taşıyan farelerin göz dibindeki retinaya embriyonik kök hücre transfer ettiler. Retinaya yapılan nakil sonrası o kök hücrenin hem oraya yerleştiği hem de faaliyet görmeye başladığı anlaşıldı." Prof. Dr. Özcan, retinaya yerleşen kök hücrelerin işlevsel olamamalarının bugüne kadar bir sorun olarak ortaya çıktığını dile getirdi ve "Çalışma ile farelerde, embriyonik kök hücrelerin RP'yi düzelterek görme kaybında iyileşmeye yol açtıkları gösterildi. Tek sorun kansere yol açabilmesi Bu önemli bir bulgu ama burada sorun deneye katılan farelerin yarısında kanser gelişmesi. Tsang, kök hücrenin kanser yapabilme sorununu aştıktan sonra insan deneylerine geçeceklerini söyledi" diye konuştu. Terminatör gibi Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, ABD'deki Stanford Üniversitesi'nden Marius Wernig ve Thomas Vierbuchen'in de, hücre mühendisliği yöntemleriyle farelerde herhangi bir hücreyi sinir hücresine dönüştürdüklerini açıkladı. Sinir dokusu hasarının iyileşmesinin "olanaksıza yakın" olduğuna dikkati çeken Özcan, herhangi bir bağ dokusunu alarak 9 geni aktive eden bilim adamlarının hücreyi yeniden programladıklarını anlattı. Prof. Dr. Özcan, "Hasarlı doku dışındaki bir bağ doku hücresi, genetik değişikliklerle kök hücre özelliği kazandırılarak sinir hücresi halini aldı. Dışarıdan kök hücre vermeden hücrede genetik Bu şekilde dışarıdan verilen embriyonik kök hücrelerin olası risklerinin de ortadan kaldırılabileceğine işaret eden Özcan, bunun devrim niteliğinde bir gelişme olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Dışarıdan bir hücre vermenize, kök hücre aramanıza ihtiyaç yok. İnsanın kendi sıradan bir hücresi sinir hücresine dönüştürülüyor. Rüyamız, mesela yumurtalığı çalışmayan birinden bir miktar hücre alıp bunu yumurtalık haline dönüştürmek ve doğurgan hale getirmek. Bu olabilecek gibi görülüyor. Farelerde herhangi bir hücreden sinir hücresi elde edebildiysek, hücreyi yeniden programlama noktasındayız. Vücudumuzda milyarlarca hücre var. Ciltten, cilt altından bir hücre alıp kendi hücrenle istediğin gibi oynayabilirsin. Mesela bir ilacın yan etkisi mi var? Alırsın hücreyi yeniden programlarsın ve o ilacın vücuttaki yan etkisini kaldırırsın. Gelecek burada ama bugün değil. Mucizevi ilerlemeler oluyor ama henüz felçli bir insanı koşturabilecek noktada değil. Ama her biri küçük mucizeler. Terminatör filminde adam kesildikçe kalkar yürürdü. Kesilmiş yeri programlıyorsun, hasta iyileşiyor. Mesela diyabet hastasında insülin salgılayan hücre yok. O bölgedeki hücreyi programlıyoruz insülin salgılayan hücreye dönüşüyor. Dışarıdan kök hücre yok. Kanserden diyabete kadar tüm hastalıkların tedavisi için umut olur." değişiklik yapıldı" dedi. CNN Türk - 6 Mart 2010 |
Kameralı görüşmede silahı başına dayadı ve... http://i.ekolay.net/i/0306/chat-internet-6310_ic-0358_334.jpg Aydın'da internette görüntülü sohbet ettiği kız arkadaşıyla tartıştığı öne sürülen üniversite öğrencisi 22 yaşındaki E.Ç., başına dayadığı tabancayla intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralanan E.Ç., Aydın Devlet Hastanesi'nde tedaviye alındı. Olay, Hasan Efendi Mahallesi, Mimar Kemalettin Caddesi'nde, saat 02.30 sıralarında meydana geldi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi E.Ç. kaldığı öğrenci evinde, internetten görüntülü olarak ‘chat’ yaptığı kız arkadaşıyla belirlenemeyen nedenle tartıştı. Tartışmanın uzaması üzerine E.Ç., başına dayadığı tabancanın tetiğini çekti. Silah sesine koşan yan odadaki arkadaşları tarafından kanlar içinde yerde yatarken bulunan E.Ç., ambulansla Aydın Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun Bakım Ünitesi'ne alınan E.Ç.'nin hayati tehlikeyi atlamadığı açıklandı. E.Ç.'nin başına saplanan merminin bir bölümünün çıkartıldığı kalan kısmı için yeniden ameliyata alınacağı bildirildi. E.Ç.'nin Zonguldak'ta oturan ailesi Aydın'a gelmek üzere hareket etti. (ekolay) |
Korkutan gerginlik! http://i.ekolay.net/i/0306/izmir-06031-1612_334.jpg Tokat atılmasıyla başladı, bıçaklar konuştu, kamyonet yakıldı, polis tetikte... İzmir'in Konak İlçesi'nde, karşılıklı iki grup arasında başlayan kavga, gerginliğe neden oldu. Kardeşinin dövüldüğünü ileri süren E.T., İ.D. ve D.D. kardeşler ile onların enişteleri A.B.'yi bıçaklayıp yaraladı. Yaralıların yakınları da E.T.'nin kamyonetini yaktı. Kavganın büyümesi üzerine çok sayıda polis, olay yerine sevkedildi, geniş güvenlik önlemleri alındı. E.T. gözaltına alınırken, kamyonet itfaiyenin müdahalesiyle söndürüldü. Bugün, saat 15.00 sıralarında, Gültepe Semti 2589 Sokakta oturan E.T. (26), 6 yaşındaki erkek kardeşini dövdüğünü ileri sürdüğü İ.D. (28), ağabeyi D.D. (36), enişteleri A.B. (62) ile tartıştı. Sözlü tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine E.T., inşaat işçileri İ.D. ve A.B.'yi karnından, D.D.'yi de sırtından bıçakladı. Yaralanan iki kardeş ile enişteleri, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan A.B.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Olayı duyan yaralıların yakınları, sokakta park halindeki E.T.'ye ait 35 AF 1779 plakalı kamyonetini yakarak ateşe verdi. Gerginliğin büyümesi üzerine çok sayıda polis ve Çevik Kuvvet ekibi, bölgeye sevkedildi. Alevler içinde kalan kamyonet ise, itfaiyenin müdahalesiyle söndürüldü. Ancak kullanılmaz hale geldi. Soruşturma başlatan polis, E.T.'yi gözaltına aldı, kavgaya karışan diğer kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Polisin, bölgedeki geniş güvenlik önlemleri sürerken, E.T.'nin Roman, yaralananların ise Muşlu olması, etnik köken kavgası olabileceği ihtimalini ortaya çıkardı, ancak yetkililer iddianın asılsız olduğunu dile getirdi. (ekolay) |
PKK'lılar Brüksel'de Türk restoranlarına saldırdı! http://i.ekolay.net/i/0306/pkk-06031-4042_334.jpg Brüksel’in en ünlü meydanındaki Türk lokantası ‘Sultans Of Kebab'ın camlarını kıran göstericiler zor engellendi. Brüksel'de polislerin Roj TV stüdyolarına yaptığı operasyonu protesto eden 3 bini aşkın PKK yandaşı ellerinde teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri olduğu halde yürüyüş düzenledi. Roj TV çalışanlarının da katıldığı yürüyüş sırasında, kalabalık içinde arbede çıktı. Çıkan arbedede bir Türk restoranına büyük zarar verildi. Brüksel’in en ünlü meydanındaki Türk lokantası ‘Sultans Of Kebab'ın camlarını kıran göstericiler zor engellendi. Saldırıda restoranın tüm camlarının kırıldığı ve iş yerinin büyük hasara uğradığı belirtildi. Yürüyüşe katılanların önünü açan eskort ve az sayıda sivil polisin dışında görevli polislerin olmaması dikkat çekti. Brüksel'de bu tür gösteriler için en az 15 gün önceden izin alınması gerekirken 2 günde nasıl izin alındığı anlaşılamadı. (ekolay) |
Kurşunsuz benzine zam Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin satış fiyatı litrede 6 kuruş zamlandı. Zam sonrası 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı Ankara'da 3,74-3,75 lira, İstanbul'da 3,73-3,75 lira, İzmir'de de 3,73-3,74 lira arasında değişen fiyatlarla satılmaya başladı. 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı zam öncesinde litrede Ankara'da 3,68-3,69 lira, İstanbul'da 3,67-3,69 lira ve İzmir'de 3,67-3,68 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyordu. Dağıtım firmalarının belirlediği tavan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor. CNN Türk - 6 Mart 2010 |
Sigara tiryakilerine kötü haber Adana’da TEKEL’in hurda makinelerini satın alıp bunlarla kaçak sigara üreten bir kişi yakalandı. Kaçakçılılara göz açtırmayan polis bunu da gördü. Adana’da Tekel'in hurdaya çıkardığı makineleri alarak çay imalathanesi ruhsatı aldığı depolarında kaçak yerli sigara ürettiği öne sürülen bir kişi yakalandı. Bir istihbaratı değerlendiren Mali Büro ekipleri, Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde 3 depo kiralayıp, çay imalathanesi ruhsatı alan, ancak, kaçak sigara ürettiği öne sürülen Ahmet Aldemir'i (50) ve depoları takibe aldı. Depolarda, Tekel'in yerli sigara markalarının kaçak imal edildiğini saptayan polis, 4 ay süren takip sonunda, operasyon düzenledi. 'Duman' adıyla gerçekleştirilen operasyonda depo sahibi gözaltına alındı. Kaçak sigara fabrikası gibi kullanılan depolardaki 3 ton tütün, yerli sigara markalarına ait sigara ambalajları ve hazırlanmış sigaralara el konuldu. Türkiye'de ilk kez kaçak sigara fabrikasının ortaya çıkarıldığı belirtilen operasyonda, sigara imalatında kullanılan makinelerin, Tekel'in arızalandığı için hurdaya çıkardığı makineler olduğu anlaşıldı. Bu makineleri satın alıp, kaçak fabrika kurduğu öne sürülen Aldemir, suçlamayı kabul etmeyip, depo olarak kullandığı işyerinde malzeme alım satımı yaptığını söyledi. (ekolay) |
Kontör dönemi 1 Nisan'da bitiyor 1 Nisan itibarıyla telekomünikasyon sektöründe arabağlantı ücretleri düşecek. Kontör uygulamasının yerini de TL ve kuruş bazlı fiyatlandırma alacak. Yani kontör değil para yüklemesi yapılacak. Kullanıcılar hangi operatörün kaç kontöre kaç dakika konuşturacağı gibi hesaplarla uğraşmaktan kurtulacak TELEFONA KONTÖR DEĞİL PARA YÜKLENECEK AVEA CEO’su Erkan Akdemir, “Artık şu kadar kontör değil de 20 liralık yükleme yapılacak. SMS, MMS gibi hizmetlerde de kontür kullanılmayacak. Yakında cep telefonları her şeyi yapacak. İleride cüzdan taşımadan alışveriş imkanı olacak. Kart taşımadan cep telefonunuzu kredi kartı gibi kullanacaksınız” dedi. (ekolay) |
Sahibinden satılık hayalet http://i.ekolay.net/i/0307/hayalet-7310_ic-0146_334.jpg Evindeki paranormal aktivitelerin ardından, çağırdığı bir medyum aracılığıyla iki hayaleti şişelettiğini öne süren Yeni Zelandalı Avie Woodbury, hayaletleri açık artırmayla satışa çıkardı. İnternetteki açık artırma sitesi TradeMe’de 2 bin liranın üzerinde teklif verilen iki hayalet, bir şişede bulunuyor. (Milliyet) |
Cepteki radyasyona son http://i.ekolay.net/i/0307/cep-radyasyon-460-2002_334.jpg Bursa Sağlık Fuarı'nda, özellikle konuşma sırasında cep telefonunun yaydığı radyasyonu yüzde 97'ye varan oranda azalttığı belirtilen alaşımlı metalden yapılan ince aparat ilgi gördü. Bursa Sağlık Fuarı'na katılan bir firmanın satış pazarlama müdürü Fevzi Çakmak, cep telefonlarının yaydığı radyasyonun beyin rahatsızlığı başta olmak üzere birçok hastalığa yol açtığının araştırmalarla kanıtlandığını söyledi. Yaklaşık 4 yıl önce Finlandiya'da bir firma tarafından cep telefonlarının yaydığı radyasyondan koruyan küçük bir aparat geliştirildiğini ifade eden Çakmak, şöyle konuştu: “Bu alaşımlı metalden yapılan ince aparat, cep telefonunda bataryanın alt kısmına yerleştiriliyor. Yapıştırılmayan ürünün antene yakın olması gerekiyor. Aparat, konuşma ve taşınması sırasında cep telefonunun yaydığı radyasyonu yüzde 97'ye varan oranda azaltıyor. Azalttığına dair yapılan araştırmalar var. ABD, Rusya ve AB'de yaygın kullanılıyor. Kalite ve güvenlik standartlarına tamamen uygun. Dünyada 4 yıldır kullanılan ürünü ilgili bakanlıklardan aldığımız izinle ithal ediyoruz.” Çakmak, Türkiye'de başlangıçta insanların bu aparatın etkisine fazla inanmadığını ancak daha sonra kullanıcıların memnuniyeti üzerine satışlarının arttığını belirterek, “Eczane ve telefoncularda 30 liradan satılıyor. Ömür boyu kullanılabiliyor. Fuarda en fazla ilgi gören ürünler arasında yer aldı. Magnetik dalga önleyici olarak satılan bu ürünümüz bütün cep telefonlarına takılabiliyor” diye konuştu. (ekolay) |
Facebook’u kurdu ama o bir hacker Google’dan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen ve en başarılı web sitesi konumundaki Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in rakiplerinin ve gazetecilerin e-postalarını hack’lediği öne sürüldü. Business Insider Dergisi’nin haberine göre, Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg (26), en az iki kez özel yaşam yasasını ihlal etmekle suçlanıyor. 2004 yılında kendisi aleyhinde Harvard öğrenci gazetesi The Crimson’a makale yazacağını öğrendiği gazetecinin Facebook hesabını hackleyen Zuckerberg, daha sonra kendisini sosyal site fikrini çalmakla suçlayan Harvard’daki rakiplerinin hesabını da ele geçirdikten sonra, aynı rakipleri tarafından kurulan alternatif siteye de sabotaj yapmaya çalıştı. Arkadaşlarını engelledi Bu olayda Zuckerberg, Harvard’dan üç öğrenci tarafından kendilerini bilerek yanlış yönlendirmekle suçlandı. Söz konusu üç öğrenci, Harvard bünyesinde HarvardConnection.com adlı bir site kurmayı planladı. Yardım önerisinde bulunan Zuckerberg, onları bilerek yanlış yönlendirip, sitenin kurulmasını engellemeye çalıştı. 2004 yılından itibaren adı ConnectU olarak değiştirilen sitenin kurucuları, Zuckerberg’e dava açtı. Dava, mahkeme dışında Zuckerberg’in 65 milyon dolar ödeme yapacağına dair varılan anlaşmayla sona erdi. (Hürriyet) |
Elazığ'da 6 büyüklüğünde deprem CNN Türk - 08 Mart 2010 Merkez üssü Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Başyurt köyü olan 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, depremde, Okçular, Yukarı Kanatlı ve Kayalı köylerinde 38 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve 3 bakan bölgeye gidiyor. Deprem saat 04:32'de meydana geldi. Hasara neden olan depremde çok sayıda yaralı var. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, merkez üssü Elazığ'ın Karakoçan ilçesi olan depremde 60 kişinin de yaralandığını bildirdi. CNN TÜRK'ün yayınına katılan Kovancılar Belediye Başkanı ise, ölü sayısının 38 olduğunu açıkladı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, depremin merkez üssünü Karakoçan olarak bildirirken, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının açıklamasında, depremin merkez üssünün Kovancılar olduğu kaydedildi. Deprem, Göçmezler, Yukarıdemirci ve Kayalı köylerinde hasara neden olurken, bazı evler yıkıldı. Deprem, Elazığ kent merkezi ve ilçelerinin yanı sıra Tunceli, Malatya, Bingöl, Erzurum ve Diyarbakır'da da hissedildi. Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, "Depremin ardından bölgeye temiz su, kurtarma araçları ve 11 kişilik bir kurtarma ekibinin gittiğini" söyledi. Depreme en yakın yerleşim birimlerinin Kovancılar'a bağlı Demirci, Aşağımirahmet, Karasungur ve Sarıbuğday köyleri ile Karakoçan'a bağlı Sağın köyü olduğu belirtildi. Bu arada, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün internet sitesindeki verilere göre, ilk depremin ardından bölgede, büyüklükleri 4.1 ile 2.6 arasında değişen 10 sarsıntı meydana geldi. Enstitü, depremin merkez üssünü Karakoçan olarak bildirirken, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının açıklamasında, depremin merkez üssünün Kovancılar olduğu kaydedildi. Kütahya'da da deprem Bu arada, bir deprem haberi de Kütahya'dan geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün internet sitesindeki bilgiye göre, saat 22.58'de, merkez üssü Kütahya olan 3.7 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Depremin, can ve mal kaybına yol açmadığı öğrenildi. |
101 yaşındaki kadının 'boynuz'u çıktı http://i.ekolay.net/i/0309/ZhangRuifang-200-0519_334.jpg Çin'de yaşayan tam 101 yaşındaki kadının alnında yaklaşık altı santim uzunluğunda boynuz çıktı! Çin'de yaşayan Zhang Ruifang adlı yaşlı kadın, akrabalarını ve komşularını hayrete düşürdü. Tam 101 yaşındaki kadının alnında geçtiğimiz yıl oluşan şişkinlik, zamanla büyüyüp, uzamaya başladı ve şu anda tam altı santim uzunluğunda bir boynuza dönüştü. Altı santime ulaşan boynuzun çıkışına benzeyen yeni bir şişkinlik de, kadının alnının diğer tarafında belirmiş durumda. Yaşlı kadının bu hali ailesini şaşırtıyor ve üzüyor. Altı çocuğundan en genci olan 60 yaşondaki Zhang Guozheng, geçtiğimiz yıl kadının alnında beliren şişkinliği pek ciddiye almadıklarını söyleyen Zhang, "Ancak zamanla bir boynuz çıkmaya başladı ve şimdi altı santim uzunluğunda. Şimdi de alnının diğer tarafında benzer bir çıkıntı var. Büyük ihtimalle o da boynuza dönüşecek" diye ekledi. Doktorlar güneşe fazla maruz kalmış yaşlıların ciltlerinde kimi şişkinlik ve çıkıntılar olabileceğini söylese de, bu denli uzun bir "boynuz"un daha önce hiç görülmediğini belirtiyorlar. Bu tür "boynuz"lar ameliyatla alınsa da, ameliyat, bunun tekrarlamasını engellemiyor. |
Dünyanın sonu henüz gelmedi http://i.ekolay.net/i/0308/atom-bombasi-460-5252_334.jpg İngiliz deprembilimci Bob Holdsworth, üst üste depremlerin tesadüf olduğunu söyledi. Haiti, Şili ve Türkiye'deki ölümcül depremlere dikkati çeken, Durham Üniversitesi tektonik uzmanı Holdsworth, bunda olağandışı bir durum olmadığını, üst üste ölümcül depremler meydana gelmesinin, dünyanın fay hatları üzerindeki yapılaşmanın giderek artmasının bir sonucu olduğunu belirtti. Deprembilimcilerin, güçlü bir depremin, bir başka yerde hafif bir depremi tetikleyebileceğini kabul etmelerine karşın, üst üste ölümcül depremler olmasının tesadüf olduğunu kaydeden Holdsworth, "dünyanın sona doğru gitmediğini kesin olarak söyleyebilirim" dedi. (ekolay) |
Bebek katili babaya cezaevinde infaz http://i.ekolay.net/i/0309/yasar-kilic-460-0301_334.jpg Malatya'da geçtiğimiz günlerde 3 aylık bebeğini öldürülen baba Yaşar Kılıç'ın cezaevinde öldürüldüğü öğrenildi. 5 Mart günü dövdüğü eşinin hastanede olması nedeniyle evde bulunan çocuklarından 3 aylık Medine bebeği döverek öldüren baba 31 yaşındaki Yaşar Kılıç olaydan sonra tutuklanarak Malatya E Tipi Cezaevi'ne konulmuştu. 6 Mart'ta tutuklanan Yaşar Kılıç'ın cezaevinde öldürüldüğü bildirildi. Öz çocuğunu öldüren Yaşar Kılıç'ı kimin nasıl öldürdüğü ise henüz belirlenemedi. Bu konuda herhangi bir açıklama da yapılmadı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Diğer yandan olaydan sonra Yaşar Kılıç'ın eşi Vecide Kılıç ile 2 çocuğunun devlet koruması altına alındığı öğrenildi. (ekolay) |
Türkiye'ye milyon euroluk fatura http://i.ekolay.net/i/0309/A400M334-2609_334.jpg Airbus A400M anlaşmasında bir dizi teknik sorun ve ertelemenin ardından en sonunda bir sonuca varıldı. Avrupa ülkeleri, projeye 3.5 milyar euroluk ek kaynak aktarımında uzlaşmaya vardı. Projenin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yedi ortağı, 3.5 milyar euroluk (yaklaşık 7.5 milyar TL) yardım paketi üzerinde anlaştı. Paket kapsamında Ankara, 111 milyon euroluk (232 milyon TL) ilk etapta planlanan ödemenin yanı sıra 83 milyon euro (173.5 milyon TL) dolaylı finansal yardım sağlayacak. Dolayısıyla Türkiye projeye ek olarak 194 milyon euro (405.5 milyon TL) daha aktarmış olacak. A400M projesinde her ülkenin, sipariş verdiği uçak sayısının proje kapsamında üretilecek toplam uçak sayısına oranına göre mali katkı yapması öngörülüyor. Türkiye proje kapsamında 10 adet uçak için sipariş vermiş ve üzerine düşen yüzde 6’lık pay doğrultusunda 1 milyar 66 milyon euro maliyet üstlenmişti. Projede en büyük pay ise 60 uçakla Almanya’ya ait. (ekolay) |
Bir garip evlenme teklifi Bryan Hughes sevdiği kadına evlenme teklif etmek için ilginç bir yol seçti. 27 yaşındaki Kerrie Richardson, erkek arkadaşıyla James Cameron'ın rekortmen filmi Avatar'ı sinemada üç boyutlu olarak izleyeceği normal bir akşam geçireceğini düşünüyordu. Ancak Bryan'ın planlanlarından habersizdi. Çift sinema salonuna girdikten sonra Bryan tuvalete gideceğini söyledi. Kerrie gözünde üç boyutlu izleme gözlükleriyle Avatar'ı izlemeye hazırlanıyordu ki 70'li yılların klasik şarkılarını söyleyen en yakın dostları ve ailesi beyaz perdede belirdi. Bu sırada Bryan da evlilik yüzüğüyle geri dönmüştü. Ardından salonda oturan 50 kişi üç boyutlu gözlüklerini çıkartıp, ayağa kalkarak alkışlamaya başladı. Onlar da aslında Kerrie'nin arkadaşları ve yakınlarıydı. Kerrie'nin evlilik teklifine olumlu yanıt vermesinin ardından grup Avatar'ı izlemeden sinemadan ayrıldı ve kutlama yapmaya gitti. Kerrie, "Bu inanılmaz derecede romantik jest karşısında titriyordum ve çok mutlu oldum. Işıklar sönmeden hemen önce Bryan tuvalete gitti ve film başladığında yalnızdım. Kendi kendime 'Yine başını kaçıracak' diye düşünüyordum. İlk sanhe bir adamın başının arkasıydı ve ben 'Bu kafa Bryan'ın kafasına benziyor' dedim kendi kendime. Yüzünü döndüğünde inanamadım. Gelecek yıl düğün tarihi belirledik. Bundan daha mutlu olamazdım" diye konuştu. (Gazeteport) |
Silah yüklü kamyon TSK'nın çıktı Akşam saatlerinde Ankara'da heyecanlı dakikalar yaşandı. İlk olarak, polisin Gölbaşı yakınlarında bir kamyonu durduğu, araçta çok sayıda silah ve patlayıcı madde bulunduğu haberi geldi. Kısa süre sonra da kamyonun TSK'ya ait olduğu açıklandı. TRT-2 ise bu iddianın doğru olmadığını, kamyondan 900 el bombasının seri numaralarının kazınmış olduğu bilgisini verdi. Başkent Ankara'da, akşam saatlerinde Emniyet tarafından yapılan bir operasyon heberi hareketli saatler yaşanmasına neden oldu. 155'e yapılan bir ihbar sonucu, Gölbaşı mevkiinde durdurulan bir kamyonda çok sayıda silah ve patlayıcı madde ele geçirildi. Özel Yetkili Savcı'nın olay yerine hareket ettiği, bomba imha ekliplerinin de incelemelerde bulunacağı haberlerinin hemen ardından, konuyla ilgili Genelkurmay kaynaklarından bir açıklama geldi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şubesi'nin operasyonunda durdurulan kamyonun, mühimmat sevkiyatı yapan TSK'ya ait bir araç olduğu, rutin bir işlem gerçekleştirildiği ve kamyonun içindeki personelin görev kağıtlarının olduğu ifade edildi. ASKERLER DE GELDİ TSK tararafından kiralandığı belirtilen araç, savcılık incelemesinin ardından yoğun güvenlik önlemleri arasında Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Ankara Merkez Komutanlığı'ndan üst düzey askerler de olay yerine ve ardından Emniyet'e giderken, aracın görev ve sevk evrakları üzerinde inceleme-değerlendirme yapıldığı kaydedildi. (ekolay) |
MSN tamamen değişiyor! MSN tamamen değişiyor! Microsoft'un test ettiği yeni MSN'in tamamlanmış halini görücüye çıkıyor. Microsoft son 10 yılın en büyük anasayfa tasarım değişikliğini yaptığını duyurarak MSN'in yeni yüzünü sergiledi. Microsoft yeni tasarımı kullanıcıların istekleri doğrultusunda hazırladıklarını belirtti. Yeni anasayfa kullanıcıların erişimine açılmaya başlandı ve önümüzdeki günlerde milyonlarca kullanıcının hizmetinde olacak. Yeni MSN'in tasarımın yanında sosyal ağlar ile daha sıkı entegre olduğunu, Facebook, Twitter ve Windows Live ile bağlantılı özellikler sunduğunu görmek mümkün. MSN'in yeni özellikleri: * TrendWatch - Twitter'da çok popüler olan konuları ön plana çıkartarak gösteriyor * Hyper-local Tweets - Yaşadığınız bölgeye göre Twitter mesajları gösteriyor. Bu sayede yerel etkinlikleri takip edebiliyorsunuz. * My Cities - 3 Şehre kadar takip listesine ekleyerek gelişmeleri takip edebiliyorsunuz. * MSN Local - İlgili yerel bilgilerin de görüntülenmesini sağlıyor. * Hotmail - Hotmail gelen kutunuzu MSN ansayfasında görebiliyorsunuz. Vatan |
Forbes 2010 milyarderler listesinde 28 Türk 11/03/2010 02:53 - Radikal Forbes dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ve Başkanı Steve Forbes, Türk ekonomisinin son yıllarda diğer ülkelere oranla daha iyiye gittiğini söyledi. Steve Forbes, derginin bu yılki milyarderlerinin açıklandığı New York’ta, Forbes’ın genel merkezinde düzenlenen basın toplantısının ardından Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı. Forbes, bu yıl milyarderler listesinde Türkiye’den geçen yıla göre (15 daha fazla milyarder olmak üzere) toplam 28 kişinin bulunmasının nedenleriyle ilgili bir soru üzerine, Türkiye’de mali piyasaların bir yıl öncesine göre "olumlu anlamda geriye döndüğünü" bildirdi. Şubat 2009-Şubat 2010 döneminde Türk lirasının ABD Doları karşısında değer kazandığını belirten Forbes, özellikle bu iki faktör birleştiğinde, Türkiye’den bu yıl listeye çok daha fazla sayıda kişinin girmesinde "güçlü bir itici güç" oluşturduğunu ifade etti. "Türk ekonomisi son yıllarda nispeten diğer ülkelerden daha iyiye gitti" diyen Forbes, ekonomideki bu durumun da listedeki Türk milyarderlerin sayısının artmasında rol oynadığını söyledi. Forbes, Türkiye ekonomisiyle ilgili bir soru üzerine ise "Türkiye’nin giderek ülkede iş yapmanın önündeki engelleri kaldırdığını, bunun büyümeye yol açtığını düşündüğünü" belirterek, "Ayrıca 1980 ve 1990’larda ekonomiye zarar veren yüksek enflasyona da sahip değilsiniz artık" dedi. Forbes, ülke istikrarının önemli olduğunu vurgulayarak, "Elbette gelecekte bazı zorluklar olabilir ama en önemli konu, ekonomik kurumları ve siyasi ortamıyla güvenli bir ortama sahip olmak" diye konuştu. Türkiye’nin Forbes listesinde neden Orta Doğu bölgesinde yer aldığına yönelik bir soru üzerine ise Steve Forbes, "Bir ülkenin bir kısmını Avrupa’da, bir kısmını Orta Doğu’da veremeyiz. Türkiye’yi önemli kılan şey, bu ülkenin pek çok bölgenin kavşak noktasında bulunması. O yüzden Türkiye’yi pek çok bölgeye koyabiliriz" dedi. Steve Forbes gülümseyerek, "Şu an hemen olacak gibi görünmese de Türkiye belki bir gün Avrupa Birliği’ne girecek ve Türkiye’yi hangi bölgeye dahil edeceğimiz konusunda gerçek bir sorunla karşılaşacağız. İşte o zaman Türkiye’yi iki bölgeye de koymak durumunda kalabiliriz" dedi. "Türkiye’nin Batı tarafından daha çok Orta Doğu ve Asya bölgelerine yöneldiği şeklinde algılanıp algılanmadığı ve bunun ekonomi üzerindeki etkilerinin ne olabileceğine" yönelik bir soruyu ise Forbes, "Eğer Türkiye sırtını Batı’ya dönüyor gibi görülürse, bu Türkiye’nin ekonomisine zarar verir, ama Türkiye eğer dünyaya açık bir ülke olarak görülürse o zaman çok şey başarır" diye yanıtladı. Forbes, bu kapsamda Türkiye’nin siyasi liderlerinin gelecek dönemde siyasi istikrar imajı vermelerinin önemli olduğunu da belirterek, "Özellikle de Türkiye, IMF’yi dışarıda bırakabilirse çok başarılı olabilir" dedi. Listeden detaylar Toplam 1011 milyarderin yer aldığı Forbes 2010 listesinde, ABD’den 403, Avrupa bölgesinden 248, Asya-Pasifik bölgesinden 234, Türkiye’nin dahil edildiği Orta Doğu-Afrika bölgesinden 65 milyarder ve ABD hariç Amerika kıtasından da 61 milyarder bulunuyor. New York kenti 60 milyarderle dünyada en çok milyarderin yaşadığı kent olurken, New York’u 50 milyarderle Moskova ve 32 milyarderin yaşadığı Londra izliyor. New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg de 18 milyar dolarlık servetiyle listede 23. sırada bulunuyor. Listenin en genç milyarderi 4 milyar dolarlık servetin sahibi, Facebook’un kurucusu 25 yaşındaki Mark Zuckerberg (listede 212. sırada yer alıyor) olurken, en yaşlı milyarder de 3,3 milyar dolara sahip olan İsviçreli 99 yaşındaki Walter Haefner (287. sırada) oldu. Amerikalılar bu yıl da listede en çok milyardere sahip olurken, listedeki milyarder sayının yüzde 40’ının Amerikalı olduğu göze çarpıyor. Amerikalı ünlü talk şovcu, televizyoncu Oprah Winfrey 2,4 milyarlık servetiyle listeye 400. sıradan girerken Meksikalı uyuşturucu kaçakçısı Joaquin Guzman Loera’nın da 1 milyar dolarlık servetiyle bu yıl yine listede (937.sırada) yer alması dikkat çekti. Steve Forbes, Meksika hükümetinin ülkede en çok aranan adam olan, binlerce kişinin ölümününden sorumlu tutulan uyuşturucu çetesi lideri Guzman Loera’nın geçen yılki listeye konmasına tepki gösterdiğinin hatırlatılması üzerine, "servetlerin hangi yollarla kazanıldığına bakmadıklarını, sadece rakamları yazdıklarını" söyledi.(aa) |
Başsız gövdeler Vikingler'e ait Bilimadamları, İngiltere'nin Dorset bölgesindeki kazılarda ortaya çıkan başları gövdelerinden ayrılmış iskeletlerin Vikingler'e ait olduğunu tespit ettiler. İngiliz gazetelerindeki habere göre, Haziran'da Dorset bölgesinde yer alan Weymouth'daki kazılarda erkeklere ait vücut kemiklerinin yanında yığılı çok sayıda kafatasının bulunması, kurbanların kimler olduğu konusunda tartışma başlamasına neden oldu. İngiliz araştırmacılar, kazı alanında buldukları 51 kafatasının dişlerinden aldıkları yemek ve içecek kalıntılarına ilişkin izotop analiziyle, bu talihsiz insanların İskandinavya'dan geldikleri sonucuna vardılar. Bu iskeletlerin bölgeye akın eden ve yerel Anglo-Saksonlar tarafından halkın önünde öldürülen Vikingler'e ait olduğu ve M.S. 910 ve M.S. 1030 tarihleri arasında öldürüldükleri düşünülüyor. Bölgedeki kazılar Oxford Üniversitesi Arkeoloji Kürsüsü tarafından yapıldı. CNN Türk - 12 Mart 2010 |
12 Mart Muhtırası'nın 39. Yıldönümü 12 Mart Muhtırası 12 Mart 1971 tarihinde, TSK Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları, zamanın Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir muhtıra vererek iktidardaki Demirel Hükûmeti’ni istifaya zorladı. 27 Mayıs 1960’ta başlayan Darbeler Dönemi’nin ikinci önemli askerî müdahalesi, ilkinden yaklaşık on yıl sonraki 12 Mart Muhtırası olmuştur. Bu tarihten yaklaşık on yıl sonra da 12 Eylül 1980’de yeniden darbe yapılarak cunta yönetimi kurulmuştur. Cumhuriyet tarihimizdeki kara lekelerden birini oluşturan 12 Mart Muhtırası, ne yazık ki emir-komuta zinciri ve askerî hiyerarşi içinde yapılan ilk darbedir. Bu özelliğiyle 12 Eylül Darbesi’ne örnek teşkil etmiştir. 12 Mart Muhtırası’nda şu iddialar yer almaktadır: “Parlamento ve hükûmet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk’ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür. Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri’nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partilerüstü bir anlayışla meclislerimizde değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılâp kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükûmetin demokratik kurallar içinde teşkili zarurî görülmektedir. Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.” *** Muhtıra metni tetkik edildiğinde, soyut iddialarla ve gerçek dışı ithamlarla dolu, kendisiyle çelişen, saçma sapan bir lâf salatasından ibaret olduğu görülür. Darbeciler, bir yandan parlamentoyu en ağır şekilde suçlarken, diğer yandan çarelerin meclislerde değerlendirileceğini söylemişlerdir. Her defasında olduğu gibi gene Atatürk’ü ve inkılâp kanunlarını istismar etmişler ve ünlü ‘koruma kollama’ soytarılığından dem vurmuşlardır. Muhtıra’da sözü edilen anarşi ve asayiş bozukluğunun devamında kendi sorumluluklarını ve beceriksizliklerini görmezden gelerek parlamento ve hükûmeti suçlamaları ise, 12 Eylül’de de görülen ibret verici bir husustur. Muhtıra’daki iddiaların hiçbiri doğru değildir. Üstelik 12 Mart Muhtırası ile teşkil edilen 4 hükûmet 3 yıllık 12 Mart Dönemi’nde, muhtıracıların iddialarıyla ilgili tek bir gelişme sağlayabilmiş de değildir. 12 Mart Darbesi’nin perde arkasında, Muhtıra’daki iddialarla hiçbir ilgisi olmayan, 9 Mart 1971 tarihinde yapılması plânlanan Baas benzeri bir sosyalist darbenin önünün kesilmesi vardır. Doğan Avcıoğlu’nun yayınladığı sosyalist Devrim Dergisi etrafında toplanan ‘Millî Demokratik Devrimciler’, bugün de olduğu gibi ordu içindeki ‘ulusalcı’ subayları kullanarak darbe hazırlığına girişmişlerdi. Nitekim, Devrim’in genel yayın yönetmeni Hasan Cemal yazdığı kitaplarda, askerlerle birlikte bir darbe yapmak istediklerini anlatmıştır. Lâkin, Millî Demokratik Devrimcilerin arasına sızmış olan MİT mensubu Mahir Kaynak’ın, darbe hazırlığını Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ile 1. Ordu Komutanı Faik Türün’e bildirmesi neticesinde 9 Martçı MDD’ler sosyalist darbelerini gerçekleştiremediler. *** 12 Mart, sola karşı yapılmış bir darbe gibi anlatılır. Bu görüşte olanlar, sıkıyönetim mahkemelerinde solcuların daha fazla baskı gördüğünü ve Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının idamını gösterirler. 12 Mart öncesindeki anarşi ve terör olaylarının daha ziyade solcular tarafından düzenlenmiş olması ve Muhtıra’dan sonra da bu eylemlere devam edilmesi, Muhtıracıların husumetini sola karşı çevirmiştir. Ancak, sağcı eylemciler de bu husumetin hedefi olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır. Şurası muhakkaktır ki, güya sol darbeye mâni olmak için yapılan 12 Mart Darbesi’nin esas hedefi, merkez-sağ ve milliyetçi-muhafazakâr Demirel Hükûmeti olmuştur. 12 Mart’ın temelindeki asıl çelişki ise, solcu teröre ve müdahaleye karşı yapıldığı söylenmesine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa sosyalist görüşteki ‘11’ler Hükûmeti’ni iktidara getirmesidir. Sekiz ay devam eden sosyalist 1. Nihat Erim Hükûmeti’nden sonra 2. Nihat Erim Hükûmeti, Ferit Melen Hükûmeti ve Naim Talû Hükûmeti kurulmuştur. Bu kabinelerde, ara rejim dönemlerinin klâsik renksiz, masonik bürokratları bulunmuştur. *** 12 Mart Muhtırası, 27 Mayıs’ta başlayan Darbeler Dönemi’nin yerleşmesine ve kurumlaşmasına sebep olmuştur. Hâlen içinde bulunduğumuz süreçte bu müessif olayın tesirleri hissedilmektedir. 12 Mart’ta çok önemli iki hatâ yapılmıştır: 1. Muhtıracıların Hatâsı: 9 Mart’ta MDD darbesini engelleyen Muhtıracıların, durumu Başbakan Demirel’e ileterek normal görevlerine dönmesi gerekirken meşrû Hükûmete karşı muhtıra vermeleri tarihî bir hatâdır. 2. Demirel’in Hatâsı: 12 Mart Muhtırası’na muhatap olan Başbakan Demirel’in hiç sesini çıkarmadan şapkasını alıp tıpış tıpış gitmesi, daha sonra darbecileri cesaretlendiren ve darbe sürecini uzatan çok büyük bir hatâdır. Muhtıra’dan sonra Demirel’in, Cumhurbaşkanı Sunay imzalamasa bile, imzacı Genelkurmay Başkanı’nı ve Kuvvet Komutanlarını görevlerinden alması ve neticesine katlanması gerekirdi. Demirel, milletin emanetini taşıyamamıştır. Radikal - Hasan Celal Güzel - 12 Mart 2010 |
İsveç'e soykırım saldırısı! http://i.ekolay.net/i/0314/hacker334-4328_334.jpg Ermeni tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nde kabul edilmesinin ardından, İsveç Parlamentosu'ndan da onay alması, Türk hackerları kızdırdı. Türk bilgisayar kurtları, İsveç Parlamentosu'nda 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tanınmasını öngören karar tasarısının, bir oy farkla kabul edilmesinin ardından, İsveç'in bazı bilim kuruluşlarının sitelerini hackledi. Girişi engellenenler arasında, araştırma projeleri yürüten, SICS, Santaanna, yine bir araştırma enstitüsü olan Viktoria ve Interactive Enstitue'nün resmi siteleri yer alıyor. Hacklenen bazı sitelerin adresleri şöyle: www.sics.se/news/list www.sics.se/ztest.php www.tii.se www.viktoria.se www.santaanna.se (ekolay) |
Ankara için nükleer senaryo http://i.ekolay.net/i/0315/Graham-Allison334-0721_334.jpg Bush'un güvenlik danışmanı Allison'dan Ankara için nükleer saldırı uyarısı. NATO'ya bağlı Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi tarafından düzenlenen 'Küresel Terörizm ve Uluslar arası İş Birliği Sempozyumu-3'de konuşmacı olarak katılan dünyanın sayılı terör uzmanlarından Harvard Üniversitesi'nde görevli Prof.Dr. Graham Allison, herhangi bir nükleer saldırı halinde dünyanın herhangi bir yerinde yüzbinlerce insanın hayatını kaybedebileceğine söyledi. Prof.Dr Allison, olası nükleer saldırı örneklerine New York'un yanısıra Londra, Moskova ve Ankara'yı da ekledi. Allison, konukların sandalyelerine, Ankara'ya olası bir nükleer saldırı halinde etkilenecek bölgeleri içeren bir harita da bastırdı. 'Nükleer Terörizm' başlıklı konuşma yapan Allison, bu konuda yazdığı kitabından da alıntılar yaparak bugün devletler için en büyük tehdidin terör örgütlerinden gelebilecek nükleer saldırı olduğunu, nükleer terörizmin, ABD'nin karşı karşıya olduğu en büyük güvenlik konusu olduğunu söyledi. George Bush döneminde ABD yönetimine ulusal güvenlik danışmanı olarak hizmet verdiğini hatırlatan Allison, bu dönemde New York'a nükleer saldırıda bulunacağına ilişkin istihbarat bilgisi geldiğini belirterek, "Bu saldırıda 500 bin insan 2 dakika içinde hayatını kaybederdi. Uzmanlar, kente giderek radyasyon taraması yaptı. Bush, Waşington'da aynı şeyin olabilmesi ihtimaline karşı Cheney'den başkentten ayrılmasını istedi" dedi. Prof.Dr. Allison, konukların sandalyelerine, Ankara'ya olası nükleer saldırı halinde etkilenecek bölgeleri içeren bir harita da bastırarak koydurdu. Prof.Dr. Graham Allison, "Nükleer bomba nerede patlatılırsa patlatılsın 100 binin üzerinde insan öldürür. Bu ülkenin ekonomisini, yaşam biçimini sarsar, değiştirir" dedi. Nükleer saldırının sadece o ülkeyi değil, dünya ekonomisini de altüst edebileceğine ve bundan herkesin etkileneceğini anlatan Prof.Dr. Graham Allison, şöyle devam etti: "Biz böyle devam edersek, 5 yıl içinde teröristler başarılı olacak. 2014 yılı sonuna kadar nükleer terör eyleminin büyük bir kentte olma ihtimali yüzde 51." Allison, nükleer saldırıyı kimlerin yapacağına ilişkin soruya "Usame Bin Ladin ve El-Kaide terör örgütü" yanıtını verdi. Nato komutanı: "Amacımız yurtta sulh, cihanda sulh" Sempozyumun diğer onur konuğu NATO Yüksek Müttefik Dönüşüm Komutanı (SACT) Orgeneral Stephane Abrial de, terörle mücadelede işbirliğinin öneminini anlattı. Abrial, Orgeneral İlker Başbuğ'un terörle mücadelede istihbaratın önemine ilişkin değerlendirmelere benzer değerlendirmeler yaparken, sözlerini, "Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, yurtta sulh, cihanda sulh bizim temel amacımızdır" diyerek tamamladı. Hurşit Tolon da izledi Bu arada sempozyumu izleyen Ergenekon davası sanıklarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon, hasta olduğu için değil hukukun gereği olarak dışarıda olduğunu söyledi. Sempozyuma verilen öğle yemeği arasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile ayaküstü kısa bir sohbet gerçekleştiren Tolon, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Ergenekon davasındaki suçlamalarla ilgili konuşmak istemeyen Tolon, "Dışarıda olmamın nedeni sağlık sorunları değil. Medyada tahliye sebebim yanlış gösteriliyor. Ben hukukun sonucu olarak ben dışarıdayım" demekle yetindi. (ekolay) |
Maaşlara en az iki kat zam İcracı bakanlıklarda uzmanların, yöneticisinden daha fazla maaş almasına neden olacak bu düzenlemenin, kurumlar arası ücret hiyerarşisini bozacağı bildirildi. Bin 500 lira ücretle vakıflarda çalışan uzman ile 4 bin 500 lira alan TBMM uzmanının maaşlarının eşitlenmesi için 3 bin liralık zam yapılacak. Yeni alınacak 4 bin uzman kadrosuna yılda ödenecek 150 milyon lira ile birlikte uzmanlara ödenecek maaştaki artış toplamda 500 milyon lirayı bulacak. AMİRLERİN YÜZÜ GÜLECEK Yasayla birlikte kurumlarda başuzmanların amiri konumunda olan müdür ve üstündeki 35 bin yönetici, başuzmanlardan daha düşük maaş alır hale gelecek. Bu durumun düzeltilmesi ise kamuya pahalıya mal olacak. Her amire ortalama biner lira zam yapılması durumunda yıllık 420 milyon lira fazladan ödeme yapılacak. Uzman maaşları da eklendiğinde yasanın yıllık maliyeti 1 milyar lirayı bulacak. ESKİ VE YENİ ARASINDA FARK Tasarı eşitliği hedeflerken TBMM, Başbakanlık, DPT, SPK gibi kurumlarda, yeni yasayla işe başlayacak uzmanlar ile eski uzmanlar arasında maaş farkı olacak. Meclis’te eski uzman 4 bin 500 lira almaya devam ederken, yeni uzman 3 bin lira alacak. Aynı unvana sahip ve aynı işi yapan kişilerin farklı maaş alması, mahkemelerde dava konusu olabilecek. 9 BAKANLIĞA UZMANLAR GELECEK Tasarı ile Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık, Tarım, Enerji ve Sağlık Bakanlıklarına uzmanlık kadrosu verilecek. Uzmanlık sınavını kazanan adaylar 5’er yıl süreyle ve her birim arasında yeterlilik aranarak uzman yardımcısı, uzman ve başuzman olarak görev yapacak. 'HİZMET KALİTESİ DÜŞER' UYARISI Tasarı, uzman yardımcılığı süresini 3 yıldan 5 yıla çıkarıyor. Tasarı ile başarılı gençlerin, uzmanlığı değil geçiş süresi daha kısa olan kaymakamlık veya hakimlik gibi meslekleri tercih edeceği belirtiliyor. 25 yaşında uzman yardımcısı olarak işe başlayan bir kişi 5 yıl sonra uzmanlığa geçememesi durumunda 30 yaşını doldurmuş olacağından başka bir yerde işe başlama şansı da azalacak. 10 yıllık hizmeti olan müfettişler sınav şartı aranmadan doğrudan başmüfettiş olurken başuzman olabilmek için 10 yıllık hizmetin yanında sınav şartı gelecek ve yüzde 25 kota uygulanacak. Bu durum uzmanlığın tercih edilmesini azaltacak. 100 ALANLA 65 ALAN EŞİT OLACAK Uzmanlık kadroları kamuda ‘seçkin’ kadrolar olduğu ve yüksek maaş imkanı bulunduğu için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), TBMM, Başbakanlık, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi kurumlarda uzman olmak isteyen kişiler arasında kıyasıya bir yarış yaşanıyor. Başbakanlık’ta uzmanlık sınavını kazanabilmek için KPSS’den en az 95 ve KPDS’den de 90 puan almak gerekiyor. CAZİBESİ KALMAZ Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeki uzman yardımcılığı sınavında 65 puan almak yeterli oluyor. Bu nedenle mevcut uygulamada, en yüksek puanlı gençleri seçerek alan kurumlar, diğer kurumlardan daha fazla maaş ödüyor. Yeni tasarıyla, puanı yüksek kurumların cazibesini kaybetmesinden ve kurumların kalitesinin düşmesinden endişe ediliyor. (ekolay) |
Donanmanın yeni gözdesi: LPD http://i.ekolay.net/i/0315/lpd200-4839_334.jpg Akdeniz’in en büyük donanmalarından birine sahip olan Türkiye açılan bu ihale ile yüksek savaş yeteneğini daha da artıracak. Akdeniz’in en büyük donanmalarından birine sahip olan Türk Donanmasının yüksek savaş yeteneğini daha da artıracak Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD) projesi kapsamında açılan ihalede 7 tersane teklife çağrı dosyası aldı. NATO operasyonlarında birliklerin intikali ve tahliye operasyonlarında görev alacak LPD, deprem gibi doğal afetlerde de yardım ulaştırılması ve yaralıların tahliyesinde kullanılacak. Savunma Sanayi Müsteşarlığı, dünya barışı ve küresel deniz güvenliğine yıllardır katkı sağlayan Türk Donanmasının gücünü daha da artırmak amacıyla bir süre önce Havuzlu Çıkarma Gemisi tedariki için ihale açtı. İhale sürecinin ardından Donanma Komutanlığı bünyesine katılacak LPD, dünyada sadece 7-8 ülke donanmasında bulunuyor. AA muhabirinin Savunma Sanayii Müsteşarlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, savaş zamanında düşmanların korkulu rüyası olan LPD, deprem gibi doğal afetlerde de en önemli can kurtarma araçlarının başında yer alacak. Amfibik askeri gemi sınıfına giren LPD, üzerinde 8 helikopter, 100 araç ve yaklaşık 1000 personel taşıma kapasitesine sahip olacak. 19 bin ton ağırlığında, 190 metre uzunluğunda olması planlanan LPD, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’de asgari bir tabur büyüklüğünde bir kuvveti ana üst desteği gerektirmeksizin, kendi lojistik desteği ile kriz bölgesine intikal ettirebilecek. LPD, askeri gücünün yanı sıra, doğal afetlerde de büyük faydalar sağlayacak. Son günlerde dünyada ve Türkiye’de meydana gelen depremler ile uzmanlar tarafından İstanbul’da yaşanması öngörülen deprem göz önünde bulundurulduğunda LPD’nin önemi daha da artıyor. Savunma uzmanları, İstanbul, İzmir gibi denize kıyısı olan şehirlerde olası bir deprem halinde köprü ve otoyolların kapanabileceğini, bu nedenle afet bölgesine yardım ulaştırmada sıkıntı yaşanabileceğini, böyle durumlarda Havuzlu Çıkarma Gemisinin çok önemli görevler üstleneceğini belirttiler. Yetkililer, alınacak LPD’nin, NATO operasyonlarında birliklerin intikali, tahliye operasyonları ve doğal felaket durumlarında yardım ulaştırılması ve yaralıların tahliyesinde kullanılacağını bildirdiler. LPD’nin, bu tür durumlarda deprem bölgesinin açıklarına demirleyeceğini, üzerinden kalkacak helikopterlerle yaralıları kısa zamanda gemide bulunan hastaneye taşıyacağını anlatan uzmanlar, “Gemide bulunan tam teşekküllü hastanede yaralılara ilk müdahale yapılabilecek. Güçlü bir depremde, bölgedeki hastanelerin kullanılamaz hale gelmesi durumunda yakınlarda bulunan bir LPD, bir çok kişinin hayatının kurtarılmasını sağlayacak” dediler. Alınacak havuzlu çıkarma gemisinin Türk Donanmasının harekat kabiliyetini önemli ölçüde artıracağını vurgulayan uzmanlar, dünyada bu tür gemilerin halen, ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Güney Kore gibi ülkelerin donanmalarında bulunduğunu kaydettiler. Yetkililer, Türk donanmasının LPD’ye sahip olmasıyla Türkiye’nin NATO operasyonlarında daha fazla yer alacağını da kaydettiler. İhalede teklife çağrı dosyası alan tersaneler, Anadolu Deniz İnşaat Kızakları A.Ş, Çelik Tekne Sanayi ve Ticaret A.Ş, DEARSAN Gemi İnşaat Sanayi A.Ş, DESAN Deniz İnşaat Sanayi A.Ş, İstanbul Denizcilik Gemi İnşa San ve Tic. A.Ş, RMK Marine Gemi Yapım Sanayi A.Ş. ve SEDEF Gemi İnşaatı A.Ş. oldu. (ekolay) |
Sınavsız üniversiteye giriliyor Milyonlarca aday üniversite kapısından içeri girmek için çabalarken, YÖK'ün aldığı karar eğitimceleri böldü. Liseyi Kıbrıs dışında bir yabancı ülkede okuyan Türk ve KKTC'liler, Türkiye'de istediği üniversitenin istediği bölümüne sınavsız girebilecek. Habertürk gazetesi eğitim dünyasında çok konuşulacak haberi manşetine taşıdı. Sultan Uçar imzalı haberde kararla ilgili eğitimcilerin görüşlerine yer verildi. BÜYÜK AYRICALIK YÖK'ün 18 Şubat'ta sitesinde ilan ettiği karara göre, KKTC hariç yurtdışından lise diploması olan Türk ve KKTC'liler, sınavsız üniversiteli olacak. Türkiye'deki 1.5 milyon öğrenci ise sınava girecek. 'EŞİTLİĞE AYKIRI' Eğitim uzmanları "Bu, Türkiye'deki çocuklara haksızlık. Anayasa ve eşitlik ilkesine aykırı" diye karara karşı çıktı. YÖK'ün kararının yurtdışındaki Türk okullarına ayrıcalık sağlayacağı konuşuluyor. SINAVSIZ KABUL KOŞULLARI Ülkelerin kendi ulusal sınavları, uluslararası sınavlar ortaöğretim not ortalamaları, üniversite tarafından yapılan sınavlar dikkate alınacak belirlenecek. Yurt dışından gelecek öğrencilere 'öğrenci vizesi' için üniversiteliler kabul yazısı gönderecek. Üniversiteler kontenjan ve uygulama takvimini belirleyerek akademik takviminde belirtecek. Öğrencilerin Türkçe düzeyleri, kabul eden üniversite tarafından değerlendirilecek. (ekolay) |
YÖK katsayı uygulamasını kaldırdı YÖK Genel Kurul toplantısından katsayı uygulamasının kaldırılması kararı çıktı. Bu düzenleme ile birlikte imam hatip liseleri ile meslek liselerinin önü açıldı. YÖK, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sisteminde "Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0.15 katsayısı ile çarpılmasına, adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0.06 ek katsayı ile çarpımı sonucunda bulunan değerin puana ekleneceğini" bildirdi. Meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir LYS puan türünün yası sıra bir de YGS puan türü belirlenecek. Meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın, adayların bu programlara yerleştirilmesinde her iki türden puanlarının büyük olanı esas alınacak. YÖK Genel Kurul toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, bugünkü toplantıda, üniversiteye giriş sistemi ile ilgili alınan karara göre yeni sistemde uygulama şöyle olacak: -Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı'ndaki (LYS) ağırlıklı puanların her biri, kendi içinde 100-500 arasındaki puanlara dönüştürülecek -Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) en büyüğü 500, en küçüğü 100 olacak şekilde hesaplanacak -Yerleştirme puanları hesaplanırken AOBP 0.15 katsayısı ile çarpılacak -Adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanlar kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde AOBP'leri 0.06 ek katsayısı ile çarpılacak ve bulunan değer, 0.15 katsayısı ile hesaplanan puana eklenecek -Meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir LYS puan türünün yası sıra bir de YGS puan türü belirlenecek. Meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın, adayların bu programlara yerleştirilmesinde her iki türden puanlarının büyük olanı esas alınacak. "Bilgi ve becerileri göz önünde tutan bir sistem" Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Genel Kurulu sonrasında yapılan açıklamada, gelecek yıldan itibaren uygulamaya konulacak yeni üniversiteye giriş sisteminin "daha işi ölçme ve değerlendirme yapabilen, öğrencilerin ortaöğretim başarılarını dikkate alan, fırsat eşitliğini ve kişisel başarıyı öne çıkaran, yakın programların gereksinim duyduğu farklı bilgi ve becerileri göz önünde tutan bir sistem olarak tasarlandığı" kaydedildi. YÖK'ten yapılan yazılı açıklamada, "üniversiteye giriş sistemiyle ilgili mevcut sistemin gereksinimlere ve sorunlara cevap vermediği, değişmesi gerektiği konusunda gerek konunun ilgili tarafları gerekse toplumun büyük kesiminde bir mutabakat olduğu" ifade edildi. YÖK Genel Kurulu'nun "Türkiye'nin Yükseköğretim Strateji Raporu'nda da bu konunun irdelendiği" hatırlatılan açıklamada, YÖK Genel Kurulu'nun 14 Şubat'ta üniversiteye giriş sistemiyle ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmasına karar verdiği, bunun kamuoyuyla paylaşıldığı ve bugün kararlaştırılan sistem değişikliğine giden sürecin bu şekilde başlatıldığı belirtildi. Genel kurul tarafından bu çalışmaları yürütmek için ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ve 4 YÖK üyesinden bir çalışma grubu oluşturulduğu kaydedilen açıklamada, başta üniversiteler olmak üzere ilgili bütün tarafların görüşlerinin sorulduğu, üniversiteler, ilgili eğitim sendikaları, sivil toplum örgütleri, işveren örgütleriyle akademisyenlere ait olmak üzere 400'ü aşkın görüşün YÖK'e iletildiği belirtildi. Bu görüşlerin tasnif edilerek değerlendirildiği ve hazırlanan raporun YÖK'ün 15 Ocak 2009 tarihli toplantısında üyelere sunulduğu hatırlatılan açıklamada, değişikliğin sistemin bütününde yapılmasının benimsendiği, konunun ilgili taraflardan gelen görüşler ve strateji raporu dikkate alınarak ÖSYM'nin yıllar içerisinde kazandığı tecrübe çerçevesinde konunun şekillendirilmesinin kararlaştırıldığı ifade edildi. Açıklamada, şunlara yer verildi: "Bu çerçevede ÖSYM tarafından somutlaştırılan öneri ve taslak 29 Ocak 2009'da YÖK'te karar altına alınarak kamuoyuna açıklanmıştır. Yükseöğretim lisans ve önlisans programlarının puan türleri ve ders ağırlıklarını tespite yönelik olmak üzere üniversitelerden yeniden görüş talep edilmiş ve gelen bu görüşleri değerlendirmek üzere ÖSYM Başkanı Yarımağan başkanlığında çeşitli üniversitelerin rektör, dekan ve öğretim üyelerinden bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Komisyon tarafından hazırlanan rapor, 9 Temmuz 2009'da YÖK Genel Kurulu'na sunulmuş, 21 Temmuz 2009 tarihi itibariyle Genel Kurul'un aldığı kararlarla yeni sistem büyük ölçüde tamamlanmıştır. Yeni sistem, daha işi ölçme ve değerlendirme yapabilen, öğrencilerin ortaöğretim başarılarını dikkate alan, fırsat eşitliğini ve kişisel başarıyı öne çıkaran, yakın programların gereksinim duyduğu farklı bilgi ve becerileri göz önünde tutan bir sistem olarak tasarlanmıştır." Açıklamada, YÖK Genel Kurulu'nun bir sonraki toplantısının 27 Ağustos Perşembe günü yapılacağı bildirildi. 160 soru sorulacak Üniversiteye girişte gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlanacak iki aşamalı yeni sistemde sınavın, tüm adayların katılacağı ilk aşamasında 160 soru sorulacak, 160 dakika süre verilecek. İkinci aşamada ise soru sayıları ve süreleri testlere göre farklılık gösterecek. YÖK Genel Kurulu toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamaya göre, sınavın birinci aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sistemi'nde (YGS), Türkçe, Temel Matematik (Geometri dahil), Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testinin her birinden 40'ar olmak üzere toplam 160 soru yöneltilecek. Adaylara toplam 160 dakika süre verilecek. Sınavın ikinci aşaması olan Lisans Yerleştirme Sınavı'nda (LYS) ise soru sayıları ve süreleri testlere göre değişecek. Buna göre LYS-1 ile LYS-3'ün sınav süresi 120 dakika, LYS-2 ve LYS-4'ün sınav süresi 135 dakika, LYS-5'in soru sayısı 80, süresi 120 dakika olacak. YGS sonucunda altı ayrı puan türü belirlenecek. Bu puan türlerinin her birinde testlerin yüzde olarak ağırlıkları farklı olacak. Buna göre, YGS-1'de Türkçe'nin ağırlığı yüzde 20, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 40, Sosyal'in ağırlığı yüzde 10, Fen'in ağırlığı yüzde 30; YGS-2'de Türkçe'nin ağırlığı yüzde 20, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 30, Sosyal'in ağırlığı yüzde 10, Fen'in ağırlığı yüzde 40; YGS-3'de Türkçe'nin ağırlığı yüzde 40, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 20, Sosyal'in ağırlığı yüzde 30, Fen'in ağırlığı yüzde 10; YGS-4'te Türkçe'nin ağırlığı yüzde 30, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 20, Sosyal'in ağırlığı yüzde 40, Fen'in ağırlığı yüzde 10, YGS-5'de Türkçe'nin ağırlığı yüzde 37, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 33, Sosyal'in ağırlığı yüzde 20, Fen'in ağırlığı yüzde 10, YGS-6'da Türkçe'nin ağırlığı yüzde 33, Temel Matematik'in ağırlığı yüzde 37, Sosyal'in ağırlığı yüzde 10, Fen'in ağırlığı yüzde 20 olarak belirlendi. YGS ve LYS'de karar daha sonra YÖK, gelecek yıldan itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı yeni üniversiteye geçiş sisteminde, birinci aşama "Yükseköğretim Geçiş Sınavı" (YGS) ve ikinci aşama "Lisans Yerleştirme Sınavı"'nın (LYS) taban puanlarının daha sonra karara bağlanacağını bildirdi. Buna göre, ikinci aşama olan LYS'nin Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe- Sosyal (TS) ve Dil puan türü gruplarının her birinden birden fazla puan türü oluşturuldu. MF puan türü grubu MF-1, MF-2, MF-3 ve MF-4, TM puan türü grubu TM-1, TM-2 ve TM-3, TS puan türü grubu TS-1 ve TS-2, Dil puan türü grubu da DİL-1 ve DİL-2 puan türlerinden oluşacak. Ön lisans ve lisans puan türlerinin programlara göre belirlenen dağılımının yarın YÖK'ün internet sitesinde açıklanacağı bildirildi. Üyelerden karşı oy Kurul üyelerinden Prof. Dr. Fikret Şenses'in kararın bütününe yönelik karşı oy kullandığının belirtildiği açıklamada, üyelerden Prof. Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu'nun da "yerleştirme puanlarının hesaplanmasında Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları '0.15' katsayısı ile çarpılır" kararına karşı oy kullandıkları bildirildi. Öte yandan, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, YÖK'te yarın düzenleyeceği basın toplantısıyla yeni sistemin ayrıntılarını anlatacak. YÖK üyesinden karara tepki YÖK üyesi Prof. Dr. Fikret Şenses, "Farklı katsayı kararı uygulaması asıl amacının haksızlıkları giderme görüntüsü altında yükseköğretimi iktidar partisinin amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye yöneliktir" görüşünü savundu. Şenses, yaptığı yazılı açıklamada, YÖK'ün bugünkü toplantısında alınan, "üniversiteye giriş sisteminde önemli değişiklikler yapılmasına ve bu çerçevede meslek lisesi mezunlarına üniversiteye girişte farklı kat sayı uygulanmasına son verilmesi" yönündeki karara katılmadığını bildirdi. Kararın oy çokluğuyla alındığını belirten Şenses, karşı oy kullanmasının gerekçelerini açıkladı. "Farklı katsayı kararı uygulamasının asıl amacının haksızlıkları giderme görüntüsü altında yükseköğretimi iktidar partisinin amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye yönelik olduğunu" öne süren Şenses, şunları kaydetti: "Son dönemde gerekli altyapı ve kaynak sağlanmadan çok sayıda yeni üniversite açılması, mevcut yasal çerçeve dikkate alınmaksızın üniversitelerimizde türban yasağının kaldırılması, üniversite kontenjanlarının hızla artırılması, ilahiyat fakültesi kontenjanlarının birden ve çok yüksek oranda artırılmış olması ve en son olarak da katsayı konusuyla gündem işgal edilmek istenmektedir. Bu durum, iktidar partisinin amaçlarıyla, YÖK'ün amaçları arasındaki örtüşme derecesini açıkça ortaya koymaktadır. Mevcut farklı katsayı uygulamasının bütün meslek lisesi öğrencilerini ilgilendirmesine karşın konunun sadece imam hatip liseleri üzerinde odaklandırılmış olması bu kuşkuları daha da artırmaktadır." "Bu karar alınırken farklı katsayı uygulamasının gerekçelerinin gündeme getirilmediğini" ifade eden Şenses, "meslek yüksekokulları dahil olmak üzere mesleki eğitimin çekiciliğinin artırılması ve imam hatip liselerinin toplumun ihtiyaçlarının çok üstünde mezun verdikleri hususlarının yanında toplumun önemli bir kesiminin bu konudaki duyarlılıklarının göz ardı edildiğini" savundu. YÖK üyesi Fikret Şenses, YÖK Genel Kurulu'nda kabul edilen kapsamlı Yükseköğretim Strateji Raporu'nun yeni dönemde "tümüyle rafa kaldırılarak" kamuda süreklilik ilkesinin çiğnendiğini öne sürdü. Şenses, yükseköğretime girişteki bölgesel ve dershane sektörünün yarattığı eşitsizlikler karşısında YÖK'ün sessiz kaldığını ifade ederek, "YÖK'ün adalet duygusunun sadece siyasal gerekçelerle seçilmiş konularla sınırlı olduğunu" iddia etti. "YÖK'ün siyasal iktidarla özdeşleştiği bir ortamda üniversitelerin özerkliğinden söz edilemeyeceğini" görüşünü aktaran Şenses, "yükseköğretim üst kuruluşları ve üniversite yönetimlerinin atamalar yoluyla tek sesli hale getirildiğini" öne sürdü. Şenses, açıklamasında "Yükseköğretimin neredeyse sil baştan yeniden yapılandırıldığı son 18 ayda üniversitelerimizin suskunluğunda YÖK'ün ve rektör atamalarındaki tercihler marifetiyle üniversiteler arası kurulun liyakat esası yerine siyasal tercihler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasının da payı büyüktür" ifadesini kullandı. 9 fakülteye dekan atandı YÖK Genel Kurulu ayrıca 7 üniversitenin 9 fakültesine dekan atanması yaptı. YÖK Genel Kurulu'nun bugünkü toplantısında alınan karara göre, 9 fakülteye dekan ataması yapıldı. Buna göre, Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Abdullah Saydam, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesine Prof. Dr. Mehmet Tekin, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Fakültesine Prof. Dr. Hasan Böke, Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. İsmail Çakmak, Fen-Edebiyat Fakültesine Prof. Dr. Arif Baysal, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine Prof. Dr. Recai Çınar, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesine Prof. Dr. Davut Tüney, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Önder Göçgün ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesine Prof. Dr. Şefik Tüfenkçi atandı. |
118XX hatlarda tarifeye dikkat Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, “118XX”li hatlarda farklı ücret tarifelerinin uygulandığına dikkati çekerek, “Bilinmeyen numaralarla ilgili hizmet veren her firma, ücretlendirmesini ayrı tarifeler üzerinden yapmaktadır” dedi. Yılmaz, yazılı açıklamasında, son günlerde, televizyon kanallarının reklam kuşaklarında, tanıtımı yapılan çağrı merkezi firmaları arasında ciddi bir rekabet yaşandığını belirtti. Yılmaz, şunları kaydetti: “Bilinmeyen numaralarla ilgili hizmet veren her firma, ücretlendirmesini ayrı tarifeler üzerinden yapmaktadır. 118XX;li hatlar üzerinden yaşanan bu rekabet, bir taraftan tüketicide kafa karışıklığına yol açarken,diğer taraftan hizmet aldığında tüm 118XX;li hatlara aynı ücreti ödeyeceğini sanmaktadır. Oysa her firmanın zaman ve ücretlendirme periyotları birbirinden farklıdır. Hatta cepten '118XX'li hatları armanın ücreti farklı, sabit telefondan aramanın fiyatı farklıdır. Firmanın kendi hattından 118XX'i aramanın ücreti farklı, başka firmaların hatlarından aramanın ücreti farklıdır. Tanıtımlar yeni yapıldığı için tüketici bu durumu yeterince bilmemektedir.” Televizyon kanallarında tanıtımı yapılan 118XX'li hatların ücretlerini belirlerken vergiler dahil ve ana vaadin istisnası şeklindeki ifadelerin okunabilir büyüklükte verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti: “Ocak ayında buna aykırı reklam veren bir 118XX'li hattın reklamı, Tüketici Yasasının 16. ve 17. maddesiyle Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğe aykırı bulunmuş ve ilgili firma, Reklam Kurulu tarafından 68 bin 678 TL idari para cezasına çarptırılmış ve reklamı durdurulmuştur. Bu konudaki reklamların genellikle eski bir bilinen 118XX'li hattın yeni numarası diye bir algılama yaratması, tüketici için yanıltıcı bir durum yaratmaktadır. Firmaların bundan şiddetle kaçınmaları gerekir.” Yılmaz, bir tüketicinin, tanıtımı yapılan “118XX”li hattan, sadece öğrendiği bir telefon numarasına karşılık ödediği ücretin 3,34 lira olduğunu belirterek, “Bu nedenle tüketicilerimizin bilmediği hatları kullanırken dikkatli olmaları ve hakkında bilgi sahibi olmadığı ve ücret tarifesini bilmediği hatlardan hizmet almak için acele etmemelerini tavsiye ediyorum. 118XX'li hatlardan söz etmişken 3 rakamlı telefonların da ücrete tabi olduklarını bir kez daha hatırlatıyorum” dedi. Hürriyet Gazetesi |
Van'da 'İşgalci TC Kürdistan'dan defol' pankartı http://i.ekolay.net/i/0320/nevruz-afiss-ic1-4439_%20334.jpg Van ve Şanlıurfa'da BDP'nin düzenlediği Nevruz kutlamaları PKK gösterisine dönüştü. Kutlamalarda Öcalan'ın posterleri asıldı, sözde PKK bayrakları açıldı. Van'da bir grup çocuğun ellerine tutuşturulan ''İşgalci TC Kürdistan'dan defol'' yazılı astıkları pankart dikkat çekti. Van'da BDP'nin düzenlediği Nevnuz kutlamasına yaklaşık 40 bin kişi katıldı. Nevruz ateşini, kapatılan DTP eski Genel Başkanı siyasi yasaklı Ahmet Türk ile eski milletvekili siyasi yasaklı Aysel Tuğluk yaktı. Alanda Öcalan ile sözde PKK bayrakları da açıldı. Nevruz, alanda Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla kutlandı. Nevruz kutlamaları saat 10.00’da Van Kalesi arkasında bulunan Kültür parkı alanında başladı. Sabah saatlerinden itibaren alana akın edenler, ilk olarak polis tarafından aramadan geçirildi. Kadınların ve erkeklerin ayrı ayrı arandığı polis noktasından sakıncalı görünen malzeme ve afişler toplandı. İkinci arama noktasında ise BDP’li görevliler üst araması yaptıktan sonra vatandaşı alana aldı. Nevruz kutlamalarında sık sık PKK ve Öcalalan lehine sloganlar atıldı. Sözde PKK bayrağı ve Öcalan posteri açıldı. Kutlamaların yapıldığı alanın etrafında geniş güvenlik önlemleri alındı. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile BDP Van milletvekili Özdal Üçel giydiği yöresel kıyafetlerle alana gelişleri sırasında coşkuyla karşılandı. Birçok partili Türk’ün elini öpmek için birbirileriyle yarıştı. Türk ve Tuğluk birlikte Nevruz ateşini yaktı. Daha sonra birlikte güvercin uçurdu. (ekolay) |
Danimarka'dan vize müjdesi http://i.ekolay.net/i/0320/denmark334-4819_334.jpg Danimarka Yabancılar Bakanlığı, geçici görev, sergi açmak ya da konser vermek amacıyla ülkeye gelenler, sporcular ve TIR şoförlerinden vize alınmayacağını açıkladı. Karar, Türkler arasında sevinç yarattı. Danimarka Yabancilar Bakanlığı tarafından DHA’ya yapılan açıklamada, bundan böyle geçici görevli montajcı, sergi açmak ya da konser vermek için gelen sanatçılar, soporcular, iş anlaşması yapmaya gelen iş adamları ve TIR şoförleri gibi meslek sahiplerinden vize alınmayacağı bildirildi. 19 Şubat 2009 tarihli Avrupa Adalet Divanı kararlarına uyulacağını bildiren Yabancılar Bakanlığı kararın orjinalini DHA’ya gönderdi. Karar, Türk vatandaşları arasında da sevinçle karşılandı. Türk Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, 'Biz uzun süredir Danimarka makamlarıyla yazışıyor ve görüşmeler yapıyorduk. Yaptığımız girişimlerin olumlu sonuç vermesine Türk halkı adına çok sevindik“ denildi. Türk asıllı Sosyalist Halk Parti Milletvekili Özlem Sara Çekiç de 'Karar herşeyden çok Danimarka’nın işine yarayacak. Bundan böyle iki ülke arasında, sosyal, kültürel, sportif ilişkilerin yanısıra iş ilişkileri de gelişecek. Karar geçte olsa doğru bir karardır. Zaten biz Sosyalist Halk Partisi olarak hükümete Avrupa Adalet Divanı kararlarına uyması için baskı yapıyorduk. Türk halkı adına çok sevindim' dedi. AVRUPA'DA VİZESİZ DOLAŞIM İÇİN ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIM Danimarka’da yaşayan Türkler de karar metnini incelerken, bundan böyle Türkiye’den daha çok sanatçının gelebilmesi, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerin artması sayesinde memleket hasretlerini daha çok gideceklerini belirterek vizeden muaf olacak Türkler adına çok sevindiklerini söylediler. Türkler, Danimarka hükümetinin Avrupa Adalet Divanı kararlarına oyun eğmesine sevindiklerini belirterek, 'Bu karar Türklerin Avnupa’da vizesiz dolaşma hakkı için atılmış önemli bir adımdır“ dediler. Karar metni aynen şöyle: Danimarka’ya hizmet sunmak için gelen Türk vatandaşlarına vize muafiyeti Türkiye’de yaşayan ve çalışan Türk vatandaşları, kısa süreli hizmet sunmak için Danimarka’ya vizesiz giriş yapabilirler. Bu sonuç, 19 Şubat 20091 tarihli Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nda kararlaştırılmıştır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı 1973'de Türkiye ile ortaklık anlaşması yapılması nedeniyle, üç aydan az bir süre için hizmet sunmak amaçlı gelen Türk vatandaşları, Danimarka’ya girişte vize şartı aranmayacağı şeklinde belirlemiştir. Vize muafiyeti sadece hizmet sunmak isteyen Türk vatandaşları için geçerlidir. Hizmet sunan bir kişi, ücret karşılığı, geçici ve kısa vadeli olarak, başka bir kişi için – işveren ilişkisi olmadan – görev yapan bir kimsedir. Danimarka’da bir yabancının çalışma izni olmadan çalışması Danimarka kanunlarına aykırıdır. Ancak yabancılar kararnamesinin 29. maddesi gereğince bir dizi işlerde çalışma izninin gerekmediği belirtilmiştir. Hangi hizmet sağlayıcılarının çalışma izninden muaf olduklarını ayrıntılarıyla burada görebilirsiniz. Bu yüzden bir Türk vatandaşı Danimarka’ya giriş yapmadan önce, sunmak istediği hizmetin Yabancılar Kararnamesi'nin 29. maddesinin kapsamına girip girmediğini veya sunmak istediği hizmetin, çalışma izni gerektirip gerektirmediğini araştırmalıdır. Eğer çalışma izni gerektiren bir durum söz konusu ise kişinin Danimarka’ya giriş yapmadan önce çalışma iznini almış olması gerekiyor. Schengen kurallarına göre vizesiz bulunma süresi 3 aydan fazla olamaz. Eğer Türk vatandaşı tarafından sunulacak hizmet 3 aydan fazla sürecekse, vize muafiyeti ülkeye giriş sebebi gösterilemez. Bu durumlarda, Türk vatandaşının Danimarka’ya giriş yapmadan önce Yabancılar Dairesi'ne (Udlændingeservice) çalışma izni başvurusunda bulunması gerekir. Ny i Danmark - Arbejde sitesinde kimlerin oturma ve çalışma izni alabileceğini ve başvuru prosedürleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Aile ziyareti, turistik ve benzeri sebeplerle Danimarka’ya ziyaret yapmak isteyen Türk vatandaşları, giriş ve kalma için vize şartı halen aranmaktadır. Örnekler 1) Bir Türk vatandaşı Danimarka’da yaşayan aile/arkadaşlarını ziyaret etmek istiyor. Ziyaret 3 aydan az sürecektir. Türk vatandaşı, Danimarka’ya bir hizmet sunmak için gelmiyor ve bu yüzden Danimarka’ya girişinde vize muafiyetinden faydalanamaz. Bu yüzden bahsedilen kişi, Danimarka’ya giriş yapmadan önce Schengen vizesi için başvuru yapmış olmalı ve vize almış olması gerekir. 2) Bir Türk vatandaşı – Türkiye’de bir şirket adına – bir makineyi kurmak için Danimarka’da bulunan bir şirkete gönderilir (tesisatçı). Görev yaklaşık 1 ay sürecektir. Türk vatandaşı Danimarka’ya bir hizmet sunmak için gideceğinden dolayı Danimarka’ya girişinde vize şartından muaftır. Üstelik bu sunulacak hizmet Yabancılar Kararnamesi'nin 29. maddesinin, 2. kısmı (no. 4) kapsamındadır ve bundan dolayı Türk vatandaşı Danimarka’ya vizesiz ve çalışma izni olmadan giriş yapıp, hizmetini sunabilir. 3) Bir Türk vatandaşı – Türkiye’de bir şirket adına – bir makineyi kurmak için Danimarka’da bulunan bir şirkete gönderilir (tesisatçı) ve görev 3 aydan fazla sürecektir. İşin 3 aydan fazla sürmesi nedeniyle bu kişi vize muafiyetinden faydalanamaz. Bu durumda, Türk vatandaşı Danimarka’ya giriş yapmadan ve hizmetini sunmadan önce, oturma ve çalışma izni için başvuruda bulunmuş olması gerekiyor. Dokümantasyon Vize şartından muaf olan bir Türk vatandaşı 3 aydan az bir süre için Danimarka’ya bir hizmet sunmak için gidecekse, Danimarka’ya giriş şartı olarak Türk vatandaşı olduğunu, Türkiye’de yasal olarak kurulmuş iş yeri sahibi olduğunu veya yasallara uygun kurulmuş iş yerinde işçi olarak çalıştığını gösterir belgeyi, Danimarka sınır kontrolünde göstermelidir. Aynı zamanda Danimarka’da bir hizmet sunmak için geldiğini de belge ile gösterebilmelidir. Bu yüzden, sınır kontrolü dokümantasyon olarak şu belgeleri isteyebilir: Şirketin Türkiye’deki yasal olarak varlığını ve şube ilişkisini gösteren bir belge (örneğin tescil belgesinin bir nüshası) ve Türkiye’de yasal olarak kurulmuş bir işyerinde çalıştığına dair (eğer başvuranın kendine ait bir işyeri yoksa) dokümantasyon (örneğin işyeriyle olan iş sözleşmesinin bir nüshası veya kişinin şirket kimlik kartını göstererek), ayrıca başvuru yapan kişinin Danimarka’da bir hizmet sunmak için geldiğine dair belge (örneğin sipariş onay nüshasını göstererek). Diğer ülkelerden geçiş Danimarka’nın özel vize muafiyetinden faydalanmak isteyen Türk vatandaşlarının dikkat etmesi gereken bir husus vardır; bir Türk işyeri adına bir hizmet sunmak için Danimarka’ya gidecekse, Danimarka için geçerli olan özel vize muafiyeti, diğer Schengen ülkeleri için geçerli değildir – Almanya hariç. Eğer hizmet sunmak isteyen Türk vatandaşı Danimarka’ya giderken diğer Schengen ülkelerinden geçecekse, diğer Schengen ülkelerine vize başvurusu yapması gerekmektedir, aksi takdirde kişi vize eksikliği yüzünden ülke sınırında reddedilir. Bu durum, başvuranın hizmet sunmak amacıyla Danimarka’ya gitmek istediğini yukarıda bahsedilen belgeler ile gösterebilmesine rağmen geçerlidir. (ekolay) |
118XX hatlarda tarifeye dikkat http://i.ekolay.net/i/0320/118xxx-tarifeleri-ic1-0423_%20334.jpg Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, “118XX”li hatlarda farklı ücret tarifelerinin uygulandığına dikkati çekerek, “Bilinmeyen numaralarla ilgili hizmet veren her firma, ücretlendirmesini ayrı tarifeler üzerinden yapmaktadır” dedi. Yılmaz, yazılı açıklamasında, son günlerde, televizyon kanallarının reklam kuşaklarında, tanıtımı yapılan çağrı merkezi firmaları arasında ciddi bir rekabet yaşandığını belirtti. Yılmaz, şunları kaydetti: “Bilinmeyen numaralarla ilgili hizmet veren her firma, ücretlendirmesini ayrı tarifeler üzerinden yapmaktadır. 118XX;li hatlar üzerinden yaşanan bu rekabet, bir taraftan tüketicide kafa karışıklığına yol açarken,diğer taraftan hizmet aldığında tüm 118XX;li hatlara aynı ücreti ödeyeceğini sanmaktadır. Oysa her firmanın zaman ve ücretlendirme periyotları birbirinden farklıdır. Hatta cepten '118XX'li hatları armanın ücreti farklı, sabit telefondan aramanın fiyatı farklıdır. Firmanın kendi hattından 118XX'i aramanın ücreti farklı, başka firmaların hatlarından aramanın ücreti farklıdır. Tanıtımlar yeni yapıldığı için tüketici bu durumu yeterince bilmemektedir.” Televizyon kanallarında tanıtımı yapılan 118XX'li hatların ücretlerini belirlerken vergiler dahil ve ana vaadin istisnası şeklindeki ifadelerin okunabilir büyüklükte verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti: “Ocak ayında buna aykırı reklam veren bir 118XX'li hattın reklamı, Tüketici Yasasının 16. ve 17. maddesiyle Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğe aykırı bulunmuş ve ilgili firma, Reklam Kurulu tarafından 68 bin 678 TL idari para cezasına çarptırılmış ve reklamı durdurulmuştur. Bu konudaki reklamların genellikle eski bir bilinen 118XX'li hattın yeni numarası diye bir algılama yaratması, tüketici için yanıltıcı bir durum yaratmaktadır. Firmaların bundan şiddetle kaçınmaları gerekir.” Yılmaz, bir tüketicinin, tanıtımı yapılan “118XX”li hattan, sadece öğrendiği bir telefon numarasına karşılık ödediği ücretin 3,34 lira olduğunu belirterek, “Bu nedenle tüketicilerimizin bilmediği hatları kullanırken dikkatli olmaları ve hakkında bilgi sahibi olmadığı ve ücret tarifesini bilmediği hatlardan hizmet almak için acele etmemelerini tavsiye ediyorum. 118XX'li hatlardan söz etmişken 3 rakamlı telefonların da ücrete tabi olduklarını bir kez daha hatırlatıyorum” dedi. (ekolay) |
Oğlunu internet üzerinden satılığa çıkardı http://i.ekolay.net/i/0320/satilik-cocuk-ic1-3840_%20334.jpg ABD’nin Washington eyaletine bağlı Spokane kentinde, bir babanın internet üzerinden verdiği ilanla 4 yaşındaki olgunu satılığa çıkarması, Amerikan kamuoyunda sok etkisi yarattı. Yerel gazete ve televizyonlara yansıyan haberlere göre, adini Rick Obelophy olarak açıklayan baba, bedava ilan sitesi craigslist’te yayınladığı ilanla, 4 yaşındaki çocuğunu satacağını duyurdu. Verdiği ilana ‘4 yaşında erkek çocuğu, 5000 dolar, Spokane’ diye başlık atan baba, ‘Gavin’ adli çocuğuna ilişkin verdiği bilgide de, ‘Yüzünden gülücükler eksik olmayan harika bir çocuk’ sözlerine yer verdi. Spokane polisinin yani sıra FBI’yı da alarma geçiren ilan haberlere de yansıyınca Amerikan kamuoyunda sok etkisi yarattı. Polis ve FBI’nın mahkeme kararı ile ilan sitesi craigslit’ten ilanı veren kişinin bilgilerine ulaştı ancak, ilanda adi yazılı Rick Obelophy adli kişiye ulaşamadı. İnternette verdiği ilana bir de çocuğunun fotoğrafını da ekleyen baba, 5 bin dolar karşılığında satılığa çıkardığı dört yasındaki oğlunun, ‘çok fazla huysuzluk yapmadığı, huysuzluk yaptığı zamanlarda da saatlerce bağırdığı’ bilgilerine yer verdi. Çocuğuna bakabilecek ekonomik gücü olmadığı için satılığa çıkarmak zorunda kaldığını anlatan baba, verdiği ilanda ‘Bağırdığı zamanlarda yüklüklerden birine kilitliyorum ve bu yöntem genellikle isliyor ‘ sözlerine yer verdi. (ekolay) |
Rize'de çuvallar dolusu radyasyonlu çay bulundu http://i.ekolay.net/i/0320/radyasyonlu-cay-ic1-1833_%20334.jpg Rize Üniversitesi’nde halı saha için yapılan kazıda, Çernobil faciası sonrası bölgeye gömülmüş çuvallar dolusu çay bulundu. Radyasyon belirlenen bölge, 80 kamyon granit taşıyla kapatıldı. Ancak yeni ölçümde radyasyonun iki katına çıktığı belirlendi. Yapılan incelemede, radyasyonlu bölgeyi kapatmak için konulan granitlerin radyasyonlu olduğu anlaşıldı. Rize Üniversitesi (RÜ) yerleşkesinde 24 Aralık 2009 tarihinde yapımına başlanan halı saha inşaatı için iş makineleriyle kazı yapılınca, toprağa gömülü çay çuvalları bulundu. Daha önce çay fabrikası olarak kullanılan alana, 26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santralı’nda meydana gelen patlama sonrası yayılan radyasyondan etkilenen çayların gömüldüğü tespit edildi. Rize Üniversitesi tarafından radyasyon düzeyi ölçümü yapılan alan, daha sonra çoğunluğu granit taşlardan oluşan 80 kamyon malzeme doldurularak kapatıldı. Birden iki katına çıktı Ancak alanda ikinci kez yapılan ölçümde radyasyon düzeyinin iki katına çıktığı tespit edildi. Bunun üzerine radyasyon taşıdığı belirlenen granit taşları çıkartıldı ve alan radyasyonsuz malzemeyle betonlanarak kapatıldı. Üzerine beton döküldü Rize Üniversitesi Rektörü ve Nükleer Fizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, olayla ilgili şu bilgileri verdi: “Radyasyonu önlemeyi isterken buraya radyoaktif granit taşlarını dökmüşler. Granit taşında radyoaktivite fazladır. Herhalde bir yerdeki tünel inşaatı veya başka bir yerden çıkan malzemeyi doldurdular. Yaklaşık 80 kamyon malzemeyi kaldırttım. Yerine, alttaki radyasyonu yukarı geçirmeyecek yeterli kalınlıkta malzeme ve beton döktük.” (ekolay) |
İşte cinsel içerikli sitelerin yeni adresi İnternette alan adlarıyla ilgili en yetkili isim olan ICANN, cinsel içerikli sitelerin .XXX uzantısına (alan adına) geçmesi için 70 gün süre tanıdı. Bu sürenin ardından bu formattaki tüm sitelerin .XXX uzantısına geçmesi bekleniyor. Uzun zamandır tartışılan ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan cinsel içerikli sitelerinin özel alan adını kullanması konusu nihayet bir karara bağlandı. ICANN'ın aldığı bu kararın ardından cinsel içerikli siteler artık ".XXX" alan adını (domain) kullanmak zorunda kalacak. Diğer bir deyişle, tüm cinsel içerikli siteler .XXX alan adına geçecek ve ".com" veya diğer alan adını kullanan cinsel içerikli sitelerin alan adlarını değiştirmeleri gerekecek. .XXX alan adına geçmek için bu sitelere 70 gün süre tanıyan ICANN, böylece bu süre içerisinde cinsel içerikli sitelerin bu alan adına kaymasını sağlamayı amaçlıyor. Bu sürenin ardından ise artık .XXX alan adı dışında diğer alan adlarını kullanan cinsel içerikli siteler tamamen ortadan kalkmış olacak; en azından ICANN'in beklentisi bu yönde... .XXX ALAN ADI NE ANLAMA GELİYOR Cinsel içerikli sitelerin .XXX formatına geçmesiyle birlikte artık bu siteler daha kolay bir şekilde filtrelenebilecek. Söz gelimi çocuğunun bu tür sitelere girmesini istemeyen ebeveynler, ilgili güvenlik ayarlarını yaparak doğrudan bu alan adını bloke edebilecek. Böylece .XXX altında bulunan cinsel içerikli siteler tamamen bloke edileceğinden, çocukların bu sitelere erişimi en azından teoride mümkün olmayacak. (ekolay) |
Milattan öncenin bilgisayarı http://i.ekolay.net/i/0317/Antikythera-17310_ic-0839_334.jpg Milattan öncesinden kalma ama inanılmaz: İşte sırrı ancak 110 yılda çözülen "antik bilgisayar"... 1900 yılında Ege Denizi'nde bulunan gizemli bir mekanik cihazın ne olduğu günümüze kadar çözülememişti. Onun adı Antikythera cihazı. Bir Roma batığında bulunan ve karaya çıkartılan eşyalar arasında hasar görmüş bir makine bulundu. İçinde irili ufaklı çarklar olan bu karmaşık mekanizma zamanın etkisiyle çok yıpranmıştı ve ne işe yaradığını çözmek, üzerindeki antik Yunanca yazıları okumak mümkün olmamıştı. Milattan önce 87 yılından kalma bu cihazı, zamanında sahip olduğuna inanılan teknolojinin çok ötesinde ve kimin yaptığı bilinmiyor. Bu cihazın gizemleri ancak gelişmiş X ışınları, farklı ışık türleri ve şekilleri ile taranarak yakın zamanda çözüldü. 3D modellemesi yapılan ve çarkların üzerindeki talimatlar okunan aracın gelgit zamanlarını mükemmel bir şekilde hesaplayabildiğini ortaya koydu. Bununla da kalmıyor, artık yılları da hesaba katıyor, Ay'ın, Güneş'in ve Mars, Jüpiter, Satürn gibi gezegenlerin konumunu doğru hesaplayabiliyor. İçindeki bir küçük göstergede ise Olimpiyatlar gibi önemli olayların tarihleri gösteriliyor. Farklı işlevler yandaki kol çevrilerek kullanılabiliyor. 2087 yıllık bu antik bilgisayar, aslında etkileyici bir astronomik hesap makinesi... (Hürriyet) |
Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan casus uçak açıklaması http://i.ekolay.net/i/0321/Gulfstream-334-2831_334.jpg Hava Kuvvetleri Komutanlığı, İsrail'den gelen talep üzerine iki adet askeri uçağın Türk hava sahasını kullanmasına belirli koşullar altında izin verildiğini açıkladı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, İsrail'den gelen talep üzerine iki adet askeri uçağın Türk hava sahasını kullanmasına belirli koşullar altında izin verildiğini açıkladı. Komutanlığın internet sitesinde şu açıklama yapıldı: "1. Bazı basın yayın organlarında İsrail’e ait iki adet casus uçağının Türk hava sahasından geçerek, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de bir operasyona katıldığı yönünde haberler yer almıştır. 2. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın 04 Mart 2010 tarihli, DHGY/422688 sayılı yazısı ile İsrail’in iki adet Gulfstream tipi askeri uçağına, Nevatim/İsrail - Budapeşte/Macaristan - Varna/Bulgaristan - Nevatim güzergahında 17 Mart 2010 tarihinde Türk hava sahasından üst uçuş izni verilmesi talebi alınmıştır. 3. Genelkurmay Başkanlığı’nın müsaadesi ile söz konusu uçaklara Türkiye Havacılık Bilgi Yayını (AİP)’nda belirtilen kurallara uyması, Türk hava sahasında hava yollarını kullanması, havada yakıt ikmali yapmaması, foto/keşif ve istihbarata yönelik elektronik teçhizat bulundurmaması koşulları ile uçuş izni verilmiştir. 4. Bu kapsamda; İsrail’e ait iki adet Gulfstream tipi askeri uçak, 17 Mart 2010 Çarşamba günü Türk hava sahasına Güneybatı kısmında bulunan “TOMBİ” noktasından saat 09.35’te giriş yapmış ve kuzeybatı kısmında bulunan “MAKOL” noktasından saat 10.30’da terk etmiştir. Aynı uçaklar dönüş rotasında Türk hava sahasına “RİXEN” noktasından saat 13.30’da giriş yapmış ve “TOMBİ” noktasından saat 14.20’de terk etmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur." |
Görünmezliği bulan Türk http://i.ekolay.net/i/0320/gorunmezlikkk-ic1-4235_%20334.jpg Almanya’da Tolga Ergin liderliğindeki bilim insanları, yaydığı ışını kontrol altına alarak ‘cismi görünmez hale getirme’ yolunda önemli gelişme sağladı. ‘Şimdilik’, küçük bir yumruyu görünmez hale getirmeyi başaran ekibe göre, daha büyük cisimler için uzun yıllar gerek. Almanya'da yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, cismin yaydığı ışını kontrol altına alarak görünmez hale getirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Science Dergisi’nde yayımlanan araştırmayı yürüten ekibe, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nden Tolga Ergin liderlik etti. Altın yüzeyde başarılı Görünmezlik pelerininin yapımında, “meta madde” denen fotonik kristaller kullanıldı. “Dönüşüm optiği” denen teknik sayesinde, bu pelerinin örttüğü altın bir yüzey üzerinde bulunan ve ancak büyüteçle görülebilen küçük bir yumru görünmez hale getirildi. Işık dalgalarını kırarak nesneleri gizleyen görünmezlik pelerini, özel merceklerden oluşuyor. Pelerin, yumrudan çıkan ve görünürlüğü sağlayan ışık demetlerini bükerek cismi gizliyor. İnsan için daha erken Ergin, Reuters’a telefonla yaptığı açıklamada, “Sonuçlar oldukça heyecan verici, çünkü ilk kez üç boyutlu bir cisim gizlendi. İnsanoğlu her zaman görünmez olmayı düşlemiştir. Çalışmamız, bunun mümkün olabileceğine dair ilk ipucunu sağladı. Bu tekniğin işe yaradığını gösterdi” dedi. Ergin, bir insan veya bir arabanın, uyguladıkları bu teknikle görünmez hale getirilmesi için uzun yıllar daha çalışılması gerektiğini de belirtti. Açıkladığı gün bir oğlu oldu İzmirli bir ailenin oğlu olan Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nden Tolga Ergin, ekibiyle birlikte geliştirdiği ‘görünmezlik pelerini’ ile ilgili dünya medyasında geniş yer bulan araştırmasının sonuçlarını en mutlu gününde yayınladı. Almanya’nın Esslingen kentinde oturan Ergin’in eşi, dün sabah bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ergin ailesi bebeğin adını Selim koydu. (ekolay) |
Mecliste farmville krizi! http://i.ekolay.net/i/0321/farmville-oynayan-adam-ic1-3421_%20334.jpg Bulgar parlamentosunda farmville krizi çıktı. Bulgaristan’da milletvekilleri işi gücü bıraktı online tarla ekip biçiyor. Parlamentoda geçen hafta yapılan bir oturumda ATAKA partisinden Filibe milletvekili Dimitar Kerin’in “ineklerini sağdığı” ortaya çıktı. Fotoğraf çekildiği sırada Filibe’nin bütçe oylaması vardı. Haberin ortaya çıkmasından sonra meclis çapında bir araştırma yapıldı ve milletvekillerinin günde 2-3 saatlerini FarmVille oynayarak geçirdiği ortaya çıktı. Hemen parlamento bilgisayarlarından Facebook’a giriş engellendi. Ayrıca internette telefon görüşmesi yapılan Skype sayfası da yasaklandı. Filibe milletvekili ise bütçe komisyonundan oy çokluğuyla atıldı. Kerin "FarmVille'de daha 40'ıncı aşamadayım, ama 46'ıncı aşamada olan vekiller bile var" diyerek. (ekolay) |
Dikkat! Facebook'ta şifre tuzağı Facebook şifreniz başınıza iş açabilir: Eğer şifrenizle ilgili uyarı alıyorsanız, dikkat edin... Virus yüklü yeni bir e-posta, Facebook şifrenizin sıfırlandığını ve yeni şifre oluşturmanız için e-postadaki eklentiyi açmanızı istiyor. Ünlü anti-virus yazılım şirketi McAfee'nin açıklamasına göre eğer eklentiyi açarsanız birkaç çeşit kötü yazılımın yanı sıra şifrelerinizi çalan bir program da bilgisayarınıza yüklenecek. Facebook geçtiğimiz günlerde sitesinde, virusün e-postada görüldüğü anda silinmesiyle ilgili kullanıcılarını uyardı. McAfee'nin kötü amaçlı yazılım araştırma ve komünikasyon müdürü Dave Marcus, hacker'ların Asya, Avrupa ve Amerika'ya bu virüslu e-postadan on milyonlarca yolladığını tahmin ediyor. "Yeminiz Facebook ise eklentiye tıklayabilecek 400 milyon potansiyel kullanıcınız var. yüzde 10 başarılı olsanız 40 milyon kullanıcı eder." E-postanın konu kısmında "Facebook password reset confirmation customer support (Facebook şifre sıfırlama onayı müşteri desteği)" yazıyor. (Hürriyet) |
690 metrede ölümü hiçe saydı http://i.ekolay.net/i/0321/ip-dans-2-460-1230_334.jpg İsviçreli ip canbazı 690 metre yükseklikte hiç bir güvenlik önlemi almadan teleferik teli üzerinde ölümle adeta dans etti. Ancak 200 metre sonra pes etmek zorunda kaldı. Çin'in Hunan bölgesindeki Zhagjiajie dağında müthiş bir gösteriye imza atan ip canbazı İsviçreli Freddy Nock, iki dağ arasındaki teleferiğin telleri üzerinde denge sağlayan bir çubuk sayesinde 200 metre yürümeyi başardı. Hollywoodlu yönetmen James Cameron'ın "Avatar" filmindeki dağ, Zhagjiajie dağından etkilenilerek filme uyarlanmıştı. Film dünyada izlenme rekoru kırdıktan sonra dağın adı "Avatar Hallelujah Mountain" olarak değiştirilmişti. Çinliler bölgeye turist çekmek için ip canbazı Freddy Nock'a böyle bir gösteri yaptırdı. (ekolay) |
| Saat: 04:43 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık