![]() |
GİDİYORUM.... Ben de yaşadım işte Yaşadım nice günler Ha acı ha tatlı ne farkeder Yaşadım işte Yüreğimde yığınla keder Ben de gördüm işte Gördüm dünya gözüyle Mevsimleri yazıyla güzüyle Gördüm işte Ne varsa görülmeye değer Şimdi gidiyorum işte Gidiyorum her canın gittiği yere Bir mahşerden başka bir mahşere Gidiyorum işte Hüznüm günahlarımdan beter Aşkın Çağlar |
Hicrannâme Aynalarda seni hissediyorum, Hayal ırmağının çağıltısında Umutların mecnun parıltısında Rüyalarda seni hissediyorum... Ey dost en güzelin nakışındasın, Nurun karanlığa akışındasın, Bir denizin şehlâ bakışındasın Dalgalarda seni hissediyorum... Şûledar eyleyip sundun elini, Tayfuna çevirdin sevda yelini, Tutuşturdun yüreğimin külünü, Nevalarda seni hissediyorum... Yürürken gecenin kalbine doğru, Gönlümden beynime vuruyor ağrı, Yalnızlık bir çöldür, ayrılık uğru, Tenhalarda seni hissediyorum... Akşamın renginde ay ışığında, Bir gül yaprağının kırışığında, Bulutta, yağmurda, gökkuşağında, Semalarda seni hissediyorum... Hüzün gözlerinden ruhuma düşer, İçim acılarla yoğrulur pişer, Ey hicran yıldızı ahsen-i beşer, Dualarda seni hissediyorum. Nurullah Genç |
Varsayım Uzun kış geceleri, sen de beni ansaydın, Kapı her çalınışta beni geldi sansaydın, İçin için alevsiz, benim gibi yansaydın, Her engeli aşarak, koşup sana gelirdim. Uzaklardan sesimi bir kez bile duysaydın, Yalvaran çağrılara, beklemeden uysaydın, Hasret çeken kalbime ellerini koysaydın, Yokluğunu untup, varlığında erirdim. Bir gün evden çıkmayıp yapayalnız kalsaydın, Senin için yazdığım şiirleri alsaydın, Pencerenin önünde hülyalara dalsaydın, Her engeli aşarak gelip seni sarardım. Hayallerde olsa da hergün beni sorsaydın, Beklemekten usanıp bir falcıya varsaydın, Ümitsizlik içinde ondan beni sorsaydın, Bulamasam izini dağda taşta arardım. Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin, Şu perişan halimi gözlerinle görseydin, Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin, Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım. O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın, Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın, Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın, Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım. İrfan Ünübol |
SENİ ARIYORUM Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzgar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bilebile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen İçimde ihtilaller kopmuş Kendime sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel görki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum.. Ahmet Selçuk İlhan |
SEVİNCE İNSAN Şükran GünayToprak gibidir sevince insan, Bağrında, sırtında, yüreğinde Taşır sevdiklerini. Yükünden SIKILMAZ, Taşımaktan bıkmaz. Toprak misali; Gün güne güzelleşir, Renk cünbüşüne döner alemi, Doyamaz sevdiklerine... Toprağa benzer insan, Kuruyuverir sulanmayınca, Sonbaharın sarılığına Bürünüverir için için... Umutlarla kışı geçirip, Baharı bekler sabırla... Sevince insan; Sevilip, okşanıp Okşayıp sevmek ister. Boy salıp, renklere, meyvelere Bürünmek ister, TOPRAK gibi... Toprak kokar sevince, Sevilince İNSAN. Soğuk pınarları, Engin denizleri, Yemyeşil ormanları, Binbir çesit çiçekleri, KISACA; Doğayı yaşatır varlığı. Susuzluğa boyun eğip, Yeşillere bürünemeyince, Sert kayalara meydan okur DUYGULARIYLA, Kaybolan TOPRAK gibi... Çaresizliğin duvarlarına Çarpa Çarpa, Yok olur sonunda İNSAN, Tıpkı TOPRAK gibi... Sev seni seveni, Dememişler boşuna inan ki! |
Sabahın İlk Işıkları Bir kadın Tarla yolunda Sırtında bebesi Elinde çapa Ne güzel bir anne Senin annen Veya benim annem gibi Bir anne. Bir bebe ağaç gölgesinde Diğeri daldaki salıncakta Orak biçiyor bir kadın Ne güzel bir anne Bir bebe yanında uyuyor Diğeri dizlerinde Elinde örgüsü Saat gecenin on ikisi Bir kadın Uykusuz Ne güzel bir anne Bir bebe uykuda Bir bebe peşinde Koyun sağıyor bir kadın sabahın ilk ışıkları yeni ulaşmış evlere Ne güzel bir anne Çilesi çocukları için. Hamdi Oruç |
İstersen Hiç Başlamasın İstersen hiç başlamasın Bu hikaye eksik kalsın Onca yaraların ardından Yeni bir aşk yaratamazsın Örselenmiş bir çocukluk İşte benim bütün hikayem Kaç sevda geçse de yüreğimden Bu yıkıntıları onaramazsın Murathan Mungan |
Deniz kızı Yokluğunun katili bir çocuk başımda, Deniz, sana örülmüş zindanların kapısı. Kan çanağına dönmüş gözlerim Şimdi tuzlu bir suyla yıkanıyor musalla taşında. Kefenimdeki sökük kadar gizlisin, Tabutumdaki sessizlik kadar uzaksın bana. Biliyorum gelmeyeceksin cenazeme, Meleklere suçüstü yakalandım seni ararken gözlerimde. Gidiyorum şimdi, Ben omuzlar üstündeyim sense denizin koynunda. Aramalı mıyım seni bir balıkçı edasıyla Yoksa sonsuzluğa yelken mi açmalıyım? Hadi söyle! her zaman peşinden koşamam. Son kez dön desem, çok şey mi istemiş olurum senden? Yanıyorum denizin dalgalı ve hırçın yüzünde, Günbatımı kadar yorgun atıyor yüreğim. Martı çığlıkları seni çağırıyor Melekler beni götürmek için geliyor. Sen deniz kızı! Hiç olmadığın kadar güzel Bütün kızlar kadar kibirli İçimdeki nefret kadar temizsin. Bir neyzen son kez senin için ağlatıyor neyi, Paslanan sevgimizi bir demirci yeniden dövüyor. Söyledim ressama, beni yokluğa çiziyor. Bu kez olmayacaksın yanımda Çünkü gideceğim yer Yalnızların adresi. Şimdi, tebessümlü bir gülümsemeyle En masum yolculuğa çıkıyorum. Denizden uzaklara Sensizliğin toprağına gömülüyorum. Adem Eyüpoğlu |
MİSAFİR Sana bakarak bütün yüzleri unutmak kendimden ve arapsaçı olmus bir sürü hikâyeden bıkarak sana misafir geliyorum denizlerin sesi içinde ve gündüz güneslerinde sasırmıs sana misafir geliyorum biraz daha uykuya yakın biraz daha dalgın biraz daha baska seylerden uzak! Asaf Halet Çelebi |
Aç Gözlerini En sevdiğin elbiseni giydim Bu gece kokunu sürdüm Solgun yüzünü okşadım Sessizce saçlarından öptüm Yazdığın mektupları okudum Kana kana su içer gibi Plaklarını çaldım ah! En çok o şarkıda özledim seni. Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum gece yarısı Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya katran karası Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana aldım koynuma Buseni hafızamdan koparıp iliştirdim dudaklarıma Üşüdüm karanlıkta Tenine dokundum hissetsin diye Aç gözlerini Erguvanlarına su verdim İçerken benimle konuştular Yastığını okşadım, kokladım Anılar uçuştular Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine bir meltem gibi Teninin kokusu karıştı kokuma Yakıştılar Boğuldum karanlıkta Yanı başımdasın benden çok uzaklarda Ellerimi tut dokun bana Aç gözlerini. Attım kendimi caddelere Yeşil ceketin sardı beni Yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz Tuttum ellerini. Can Dündar |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık