![]() |
Yedi Tepe -Gece Gündüz- İstanbul I Şimdi buradan atlar giderim boydan boya İstiklal Atar giderim gerdanına kollarımı Sel'ine yürür, içime girer yalnızlığın bakışsız çığlığı Ben yürürüm, kimse görmez kendini ayaklarımın ucunda Bir dilencinin sonsuz gözlerinde ‘Merhaba’lar, ‘İyi akşamlar’ takılırım cevherine sultanlığın- nereden baksam Yıldız’dır gözlerimin kamaştığı artık gülcüler mi gelir Kızkulesi’ne, güllabiciler mi artık bu şehir kısaltır mı uykularımı, ve durmadan çekerim içime kubbelerin sessizliğini, temize çekilmiş mahyalarda bir martı simit bekler, ben alıp yerim; kıskanç, habis bin martı peşime düşer... Gökyüzü rengini solumuş kanatların yağarken görüntüsü kar, yağarken görüntüsü beyaz gerginliği ucundan ilerler bulutlara ve vapurlar Sirkeci’ye herkes bilir tramvay yolunun dilinde dünün kırmızı şarkısı Beyazıt bir eski zaman, süt dişi beyaz oruçlarında günlerin Ayasofya’dan bir kuş Sultanahmet’e... Üç turistin sırtını sıvazlamaktadır bakarak yeryüzüne Kızların sevgilisi,Gri batısı düşlerin Kimse korkuyu bırakmaz Galata Efendiye Her şey dizinde bitiyor çünkü o çingenenin. Deniz dizinde bitiyor ve İstiklal Beş gül dizinde bitiyor ve İstiklal Eminönü’nden vapur kalktığı gibi dizinde bitiyor... Ve İstiklal Biz sana çok alıştık, tam beş kişiydik trafikte sıkışmış Birimiz ikinciden içeri ateş bırakıyordu Kuyruklarda bekletilmiş bir zamanda Düşlerden denizin mavisi- eski bir nisan Ve suların en bahtsızı Boğaz’dan kaçan Bir adamın otuz iki dişiyle güldüğü- en kalabalık Üçüncüsü tutup ortaya atıyordu bütün caddeleri Abide-i Hürriyet, Bab-ı Ali ve Eski Meşrutiyet Bahariyeli bir çalgıcının parmaklarıyla gösterdiği Dördüncü ateşe veriyordu Sokaklarını yaşanmamışlığın Yani ki yaşamasak da buradayız diyen anaların Dudullu’da kara emzirilmiş çocukları Alemdağ’ın bir sokağında uzaktan bir maviyi büyüttükleri resimlerde Toplamışlardı Düşlerinden bir denizi, Ve sahici bir küskünlükte nerdeyse bütün Ümraniye ağlıyordu, denizin uzaklığı kadar ağlıyordu Nerede yazmıştı tam bilmiyorum hangi gazetede, tam bilmiyorum Bir kadının Fatih’teki duasını alır gibi Bir adamın Eyüp’teki namazında Beşincisi tepelerde cambaz alıp hepimizi tek tek alıştırdığı bir İstanbul Ey ki senin Bir yanında minareler bir yanında sarhoşluklar Trafikte sıkışmış bir gül’ü gördüğümüz Çok gördük kendimizi, seni çok gördük ey ki sana -uzun zamanların ustası- alışık selamlar gönderdik Bağlarbaşı’ndan Sen ki dağınık bakışlarında rüzgar biliyorum böylesi esrik merhaba ve iyi martılar... Daha dün güzel gördüm, ortada fokur fokur Üsküdarlı bir güneş dans ediyordu Zeytinburnu’nda Gözümle gördüm dans ediyordu, hayal meyal çizilmiş bir tuvalin göğsündeki utangaç kızıl Tam dört karanfil etrafında Çınaraltı’nın Alıp şehrayin kuruyordu beynimdeki lâl Tam dört kez gördüm dans ediyordu II Özleyen bir bakıştayım her mevsim dünyanın en uzak ucundan fısıldıyorum Allah’ım ne güzeldi İstanbul bir başka sayfasına uzanıp bir daha görmek istediğim sayısız yakamozları gecedeki boğazın sayısız ve binlerce defa kamaştıran gözlerimi bir balıkçı teknesinin yüz kez öptüğü masmavi, simsiyah yakasını açmış; bakımlı, alagöz İstanbul’um seni bir çınarın altından seyreden güvercinlerle saatler çabucak akar tik-taksız bir zamanda biliyorsun böylesi hoş ve deniz her mevsim sevinçten lâl her mevsim bambaşka en başka çok başka... Tanrım yitmesin... Mehmet Şah Erincik |
haylaz bir adamdan da başlanabilir sevmeye Tertemiz kağıtlara mürekkep dağıtır da sonra gelip yıkanır teninle kara bir adamdan da başlanabilir sevmeye upuzun yola düşse gece korkar da sonra gelip sığınır gölgene ucuz bir adamdan da başlanabilir sevmeye tepeden tırnağa yağma durur da hep ‘bi dostluk’ kalır geriye Enver Ercan |
HERKES VE BİR KAÇ KİŞİ Yağmur herkese yağar Güneş ısıtır herkesi Mevsimler herkes içindir Yalnız çığ altında kalan Sele kapılan her zaman bir kaç kişi Herkes içindir aşk da ayrılık da Yalnızca bir kaç kişi ölür acıdan Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan Her şey, herkes için değildir oysa Kimi hiç bir şey öğrenmez karanlıktan Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi Kimi ayrılamaz karanlıktan Yağmur herkese yağar Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini Onca şarkı onca film onca roman Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi Çığ altında kalan sele kapılan Aşktan ve acıdan ölen Bir kaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter Aslında onların hikâyesidir anlatılan Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider Geçer gider herkes Hikâyelerdir geriye kalan Murathan Mungan |
KANAT TERZİSİ her şeyi anladılar sevgilim seviştiğimiz yatakta unutulmuş bir çift kanat bulunca terzilerine gidiyor kentteki kadınlar kendilerine kanat diktirmek için o günden beri Akgün Akova |
İnsafsız Senin sol göğsünün altında vuran, Kalp değil, taştır be, taştır insafsız. Sen arap kısrağı, bense küheylan Peşinden koştur haa koştur insafsız Bakışın gücünü bende mi sınar? İnlesem azarlar, ağlasam kınar. Sen ceylansın diye gözlerim pınar, O yüzde yastır be yastır insafsız. Tercüman olmaktan aciz halime, Osmanlı dilinde yüzbin kelime, Bir şarap kadehi verdin elime, Unuttuğun ekmektir, aştır insafsız. İçimde cevapsız kalan merak var. İki yay altında binlerce ok var. Ava mı çıktın ki bu kadar çok var? O nasıl kirpiktir, kaştır insafsız? Bülbülden ibret al, duy avazından. Dinle isyanını kendi ağzından. O dahi uslanmış gülün nazından. Gönülde küstür be küstür insafsız. Ey derd-i aşkımla iftihar eden, Sordun mu kimdir bu intihar eden? O ömür törpüsü gözlerden tüten, Esrara kestir be kestir insafsız. Cemal Safi |
AY KARANLIK Maviye Maviye çalar gözlerin Yangın mavisine Rüzgarda asi. Körsem Senden gayrısına yoksam Bozuksam Can benim, düş benim Ellere nesi? Hadi gel Ay karanlık... İtten aç Yılandan çıplak Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel Ay karanlık... Dört yanım **** zulası Dost yüzlü Dost gülücüklü Cigaramdan yanar. Alnım öperler Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel Ay karanlık... Yazar :Ahmet Arif |
. Gölge Gönüller . Sir degildi su gönlümün isleri, Bir sen varsin bu sevdadan bi-haber. Kirpigimde beledigim düsleri, Gerçege naksedip saldim beraber. Sir degildi su gönlümün isleri, Kabul et bendeni gönül gölgene, Cana mihnet olmaz cananin yükü. Belkiz’dan yadigâr hayâl ülkene, Istersen çilemden bir kafes doku, Kabul et bendeni gönül gölgene, Gittigin her yerde pesindeyim yâr, Ben seni gönlüme sila bilmisim. Sensizlik çagini sorma ne olur Senden ötesini çile bilmisim. Gittigin her yerde pesindeyim yâr, Basimi koysam da ayin dizine, Içimden her lâhza bin hüzün geçer. Güvenmem hicranin sessizligine, Ya adin duyulur, ya sözün geçer. Basimi koysam da ayin dizine, Beyhude gönlümün çirpinislari; Ahlat-i erba’da artik sevda yok. Dönmesin basimda devlet kuslari; Kaderden talihten bana fayda yok. Beyhude gönlümün çirpinislari. Gözlerin mi yikan hisarlarimi? Kaç ordu tükettim kirpiklerinde? Askin mucidinden miras varimi, Tarumar eyledin ak ellerinde; Gözlerin mi yikan hisarlarimi? O gözler ki bir gün elin olursa, Bir daha sinemi yakar mi söyle? Bir bahti güzele gelin olursa, Bana böyle mahzun bakar mi söyle? O gözler ki bir gün elin olursa, Bana ne bülbülün güle askindan, Tek gerçek biz idik gerisi yalan. Bin güzel saklayan gönül köskünden, Bir avuç kül oldu geriye kalan. Bana ne bülbülün güle askindan, Yemin ettim Yemliha’nin sirrina, Sahidi sirtimda yilan derisi. Aldanma sen yücelerin karina, Saçimdaki aklar yillarin isi; Yemin ettim Yemliha’nin sirrina, Beyaz kelebekler kana konmadan, Turnalar raks etsin sabaha kadar. Zaman-mekân çiksin artik aradan, Su daglarin arkasindan gel ey yâr; Beyaz kelebekler kana konmadan, Sir degildi su gönlümün isleri, Bir sen varsin bu sevdadan bi-haber. Kirpigimde beledigim düsleri, Gerçege naksedip saldim beraber. Sir degildi su gönlümün isleri, . Yunus Kara . |
YALNIZLIK ŞİİRİ Atilla İlhan.Karanlığın insanı delişrten bir ihtişamı vardır Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım Bu gece dağ başları kadar yalnızım Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından Dudaklarımda eski bir mektep türküsü Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim Gözlerim gözlerini arıyor durmadan Nerdesin? |
kavuşmayı sevdiğin kadar, ağlarken de sev beni, ve hatta ayrılırken bile, ölmeyi inandığın gibi, seve seve sev beni, sevebildiğin kadar. hasan öztürk |
Çok özledim Acını acım, Kederini keder, Gözyaşını gözyaşım bildim.. Herkese omuz olan bir yürek benimki. Zaman ne kadar katılaştırmış olsa da, Dışı kat ve kat kabuk bağlasa da, Kan revan içinde kalsa da, Böyle bir yürek benimki... Bir gün kalbimin kapısını kim çalacak bilmiyorum, Bildiğim bir şey var yüreğimde gizlenen, Onu görüyorum. Ona bir de isim takıyorum, Mavi sevdam diyorum. İçimdeki mavi umutları ancak o görecek, biliyorum ...ve işte ben o zaman kalbimi Ona adıyor, onu seviyorum. Sen geldiğinde, Ilık bir meltem esintisiyle yüreğimde yerini bulacaksın. Kimsin, nesin, Nasıl birisin hiç bilmiyorum, Gelişin, ışığın etrafında dönen Ateş böcekleri gibi beni saracak, Bir tek sana yön bulacak. Bu yürek senin olacak. Seni beklemek, Bir yerlerde var olduğunu bilmek, ..ve bir gün geleceğin günü sabırsızca beklemek. Belki çok yakında gelip beni bulacaksın, Varlığını hissettiğime göre, sende beni aramaktasın. Ben buradayım.. Eş ruhum... Gel bul beni... Sensiz katlanmak zor olsa da bu hayatın yüküne, Varlığını hissetmek güç verir yüreğime, Sensiz ne kadar zor olsa da sensizliğe, Bekliyorum bir gün geleceksin diye. Ruhuma aktığın o ilk anda, İlk bakışta, ilk sözde, sen de anlarsın ruhuna girdiğimde, Beklediğim.. Özlediğim... Yolunu gözlediğim..... Neredesin... Hayalimde değil yanımda olmalısın, Benim için değil, Sen istediğin için kalmalısın, Sev diye değil, Aşkı bulmalısın, Benim için değil, Kendin için ruhuma doğmalısın. Gel artık seni çok özledim Nursendemir |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık