![]() |
Gidiyorum artık bu diyardan Senden bir umut kalmadı bana Sensizliği gömüp kara toprağa Elveda seninle olan dünyama Elveda değildi sana son sözüm Ama hiç gülmedi sensiz bu yüzüm Umutsuz dünyayı neyleyim gülüm Elveda umutsuz senli dünyama Seninde umutların tükenir bir gün Anlarsın o zaman zindan olur hergün Sende gitmek istersin anlarsın o gün Umut edersin gelirmi bir gün.... sefa gelenoğlu |
Kimliğini Satıyor Hikayeler... Hikayeler yürüyor yollarda... Kaçırdıkları gözlerinde yalan zaman... Mekan bulur ayakları her bastığı yerde... Bir içimlik cigaralık ve altılı hayallerde... Büyük büyük hikaye ağbi diyor bana Öyle deme ne olur romansın sen Ben el kadar küçük küçük çocuğum... Hikayeler türkü yakıyor yağmurda... Bazen ah çekiyor ‘ah ulan rıza’da... Biliyorum çok oldu ilk kez ağlamayalı... Baktığın gözleri kuru odtan sarı... Ayakkabı pençeli çorap yamalı Umut bu yola uğramayalı... Kimliğini satıyor sonunda hikayeler... İnkar edemediğin kadar gerçek hikayeler... Ruhunun salıverdiği kadar özgür hikayeler... Toprağın kabul edeceği kadar çamur hikayeler... Sancaksız bulut gibi rüzgarın önünde... Damlalardan belli yükün hikayeler... Bülent Özdemir |
Kendine Benim İçin Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim ------------------------------------------------------------- *Dıngılava: Diyarbakır'da bir havuz adı. Yılmaz Odabaşı |
mıhlanmış tutkusun her gün batımında sisli bir umut doğar gönlümde beyaz kırık bir çizgidir sevdan ansızın gelişlerini özlerim kızıl arzular akar damarlarımda gümbürder kalbim. ürperir tenim bir şimşek olursun balyoz gibi düştüğü yeri yaran kıvranır darbelerle sensizliğim bilmezsin sen dibi olmayan bir kuyudur sevdam mıhlanmış tutku olur kimliksiz özlemin sökmek istesem kanar ellerim Kamuran GÜNDÜZALP |
cam kırıklarının aksinde hayallerin zifir benim mavilikler ellerin. korkuların şehrinde nergis kokar gözlerin telaş benim umudum sa ellerin. ......... Bu akşam içimde Tuhaf bir sıkıntı var Dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış Ben nerde bulduysam toplamış almışım. Önümde söğüt ağacı Her zamanki haliyle, çaresiz Havuzda su rahat İnsanlar susmuş Sessiz bir yağmur gibi başladı bende Konuşmak ihtiyacı. mehmet karakoca |
. . Arkadasimin Askisin . avuçlarimizin ahsap düslerimizin spartaküs saçlarimizin saç oldugu günlerdi tasin, demirin,biçagin,narin ve burçak tarlasinin hakkini verip her an yeni bir alin yarasina meyleder gibi otururduk anlimdaki biçak yarasi senin yüzünden diyor ya sair iste aynen öyle orada anlatildigi gibi bir seydi asik olmak ve sonrasinda üstünden yillar geçtikçe gereksizlesecek ama asla küçülmeyecek komiklesmeyecek bi dolu delilik yapardik ve kanimiz biçak isterdi yaralanmak isterdik keskin bir sogugun altinda ve inatla ve israrla parçalamak isterdik gögüs kafesimizi ve çikartip kalbimizi oradan o sicak yuvasindan bir gece yukarilara dogru firlatmak isterdik yukarilara, karanliga geceye dogru firlatmak ve bagirmak,bagirmak,bagirmak yarali bir puma gibi bagirmak isterdik 'arkadasimin askisin' arkadasimin askisin o kadar ben yumrugumu isirarak çekilirim aradan . Cuma Kaya . |
Ne çok özlemişim seni duymayı... gözlerinin hayaliyle yaşadım günleri, uykuya düşman gecelerde yandım. ama inan hiç ağlamadım... belki burkuldu içim, kırıldı gönül kanadım, yandım... yandım... için için kanadım... yazdım... yazdım... gözyaşlarımla değil, yazdıklarımla ağladım. bağlayıp bir kuşun kanadına yüreğimi, uzaklara, senin yanına yolladım. bir yıldız seçtim gökyüzünden yokluğunda, o yıldızda gözlerini gördüm... belki de gözlerinde o yıldızı... rüzgarın getirdiği akasya kokularında tenin değdi tenime, alev alev üşüdüm... işte yine gözlerini düşündüm... susuyordum... dudaklarım kuruyordu susuzluktan... susuyordum... boğazımda düğümdü kelimeler... susuyordum ama haykırmak geliyordu içimden, güneşe, aya, sana duyurmak istiyordum sesimi. yollara baktım sen giderken... sen gidiyordun... ben gidiyordum... sen gidiyordun... ben duruyordum... sen gidiyordun... benden bir şeyler gidiyordu... sen gidiyordun... ben, sen oluyordum bilmeden... işte yine gözlerini düşündüm... bu kahrolası gecede, karşımda hayalin, içimde aşkın olmasa ağlardım belki de... sen... sen ağlama sakın!.. sana gülmek o kadar yakışıyor ki... gözlerinden yıldız topladım az önce, ay yüzünle aydınlandı gece. gece karanlık... sen aydınlık... sen aydınlık... ben karanlık... işte yine gözlerini düşündüm... gökhan özbay |
Tan Gibi Aklımdasın Ve gözlerin gelir geçer içimden, Su içerken sen, ekmeği bölerken... Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan, Unutmak kolay sanmışsa şarkılar, Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı, Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını, An gibi aklımdasın...... Yani bir sabah uyandığında, Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın, Her şey yeniden ve aniden başka olacaktır, Gündür bu geçer gider, Belki bir şey kalmaz sanırsın, Resimlerden silinecek yüzün belki de, Bir şafak vakti açınca gözlerini, Bir merhabayla, Yeniden kurulacak dünya, Ve sen her şafak , Tan gibi aklımdasın... İbrahim Sadri |
Senden Sonrası Aşkın hudûdunu aştı muradım, Maksûda varıştır senden sonrası; Erenler katına belki bir adım, Belki bir karıştır senden sonrası. Bana bu gayreti sağlayan kudret, Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret. Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret; Ebedî barıştır senden sonrası. Bir gonca Bakî'nin gül destesinden, Bir yudum sakînin sır testisinden, Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden, Feyz alış veriştir senden sonrası. Yumup gözlerimi yalan dolana; Açtım can evimi gerçek olana. Elifi bırakıp Karac'oğlana, Yunûs'la yarıştır senden sonrası Cemal Safi |
Ayşeme Şimdi bakıyorum Yalnız başınasın Hâni seni seviyordu Hâni sana ölüyordu Yoksa unutumu seni Bir daha hatırlamamak üzere Ben neye üzülüyorum biliyormusun Yanında oturduğum zaman Kahkahalar atarak, Beni küçümsemene Ve şimdi boynu bükük bir şekilde Münibüs durağında; Yalnız başın bekleyişine üzülüyorum Aslında! sana o kadar değer vermem Seni delicesine sevmemden değil; Şerefsiz insanların Oyununa gelmemen içindi Sen içimi saran yangınlardan Sadece bir kibrit çöpünün: Alevi kadar olanısın Osman ÇİFTÇİ |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık