MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 22 Şubat 2007 01:31

Akıl ve Para

Akıl küpü derler adama, fazlaysa akıl; taşıyorsa.
Akılsızdan kaçar adam, kafasında akıl taşıyorsa.
Seveni çoktur adamın, yanında çok para taşıyorsa.
Dostu yoktur adamın, yanında iflasını taşıyorsa.


Necmi Ünsal


arwen 22 Şubat 2007 01:40

Mevsimim ol seninle yanıp seninle donayım
gerekse rüzgar ol rasgele savrulayım nefesinle
sahile vurayım geceninin son saniyesinde
sanma ki ki boş yere yazarım ben bu şiirleri
seni yaşatırım benliğimin en saklı yerinde...


necmeddin özcan


Misafir 22 Şubat 2007 01:49

imge






dar uykusunda ,
imge avında , ozan .
yığılmış şiir borçları .

vurulup düşen ilk imgeyi ,
kayan bir yıldızı yakalar gibi ,
yakalıyor terli parmak uçları ,

koyuyor , eski bir şiirden arta kalmış /
karalanmış / bir kağıdın
boş olan , baş köşesine .
başı , yastığa yorgun düşüyor .

dize olmanın sancısında ,
sihirli bir tohum gibi imge .
etrafında sıradan kelimeler geziniyor .

bir şiir büyüyor ,
kendi travmasında .

umrunda değil , gecenin ;
ne şiir , ne ozan .

cilveler önce / sonra ..
tutuluyor imge ,
umulmadık bir kelimeye .
birleşiyor : ilk dize ..
sonra çoğalımlar ..
sonra gene / sonra gece / sonunda ..
şiir , gecenin ilgisini çekiyor ,
eriyor içine / sessizce .

şiir , gecenin umrunda ..
ozan değil ..

Orhun BASAT



arwen 22 Şubat 2007 02:36

MAVİ

Sana her gelişimde
İskeleye uğruyorum.
Çözmek için dudaklarının mührünü
bir damla deniz mavisi
çekiyorum içime.

Sadece bir damla deniz mavisi

Onun dışında her gerçek,
acıtır dudaklarını
korkusuyla….


TAYLAN DEPREM


arwen 22 Şubat 2007 03:41

Sen varken aklımda
Uyku mu girer göze
Suskunluğum yanıltmasın sakın
Sessiz çığlıklar atıyorum
ne gerek var söze.


sami bağcı


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 05:21

CAN ” Diyebilmek Gerek.

Eğer; bu dünyada yaşıyorsak
niye acaba?
düşünmek gerek.
Değil mi ki
topu topu altmış yetmiş yıl yaşamak,
sevgimizi sandukada saklamak
ona küsmek, buna kızmak niye gerek.
Madem ki sonu ayrılık ve hüzün
sonu ölüm ve hazan.
O zaman kaba olmak
Diken saplamak ne diye gerek.

Varsa, az da olsa gücün
Sev sevebildiğin kadar.
Sevgili yürekse cennet
Göz gördüğünce
Yürek hissettiğince
Dikeni görmeden
Gülü severcesine
Yürekten sevmek.
Sevgi cennetlikse eğer
o zaman gül diye sevmek gerek.
“CAN” diyebilmek gerek.

saygılar. ve GÜL Sevgiler
Mehmet Ali DEMİRCAN.



tikkymelike 22 Şubat 2007 10:13

SEVGİ

Yıllar sonra aşık olmakta varmış
Kime,niye?
Çözemedim ne kalbimi ne de seni
Bilinçsizce bağlandım kalbimle
Belki alışkanlıktın benim için
Ekmek gibi,su gibi;
İhtiyaçtın belkide
Ne oldu bana ne bu halim
Geceleri yatakta dönüp duran benmiyim?
Neyse!!!
Kimbilir niye?
Belki bir umutsun benim için
Belki ulaşılmaz bir doruk
Belkideee!!
Bilmem kaçıncı sefer kaybedeceğim bir kumar
Korkuyorum hem kendimden hem senden
Sigara gibisin önce tiryakinim olacam
Sonradaaa!!!
Bu gidişle sonum olacaksın
Bazende şarap gibi tatlı ve mayhoş
Ama biraz fazla kaçırınca
Kararsızım ve de sarhoş
Denizler uzak gelmeye başladı
Sevmekmi zor sevilmemekmi
Çözemedim
Unutsanda bir gün beni
Ben kolay untmam bilirsin
Kalbimin bir kısmı tapulu sana
Tepe tepe kullan
İster hepsini al
İster bırak git
Sana bir şey diyemem
Hem kızmam ki bir de o var
Alt tarafı giderse eğer
Ufak bir deprem olur ve yıkar çatlak kalbimi
Bu arada bir şey söylemeyi unuttum ama
Neyse sona bırakmıştım onu da
Ben galiba............

Uğur Aslan


Misafir 22 Şubat 2007 11:13

(AYIN ŞiiRi)

AÇIK

Biz hep açık konuştuk.
Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
Uçarıydık. Gözlerimizde
Şavkıyan parıltılar gibiydik.

Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.

Biz buğday tarlalarında buğday,
Ağu yeşili bahçelerde ot,
Trenlerde düdük sesiydik.
Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
Bozkırlara bulut gölgesiydik.

Seller aktı gitti. Biz kaldık.
Bulutlar uçtu gökyüzünden.
Rüzgarlar darmadağın etti.
Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.

Nerden bilirdik, çalışmaktan
Kocayacağını sevgililerin,
Yaşamanın güzelliği kadar
Hoyratlığını, bezginliğini...
Biz kaldık, koyup gitti bahar,
Her şeyi nerden bilirdik.

Cahit Külebi

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

PARÇA


Senin gibi değildir benim ağlayışlarım,
Haykırışım sessizdir ve gözyaşlarım yoktur !
Sabah uyanışımdır mezardan kalkışlarım,
Çürümüş, kanlı, kara toprağa karnım toktur !...

Senin gibi, Anıl, ben mutluluktan gülemem;
Nelere gülüyorsam, delirdiğim içindir...
Her an bin defa ölüp dirilirim, ölemem;
Can çekişen bir kalbim vardır, o da senindir ...

Çekip vurduğun gibi keşke kalakalsaydım,
Beni gönderdiğin bu dünyada yaşıyorum.
O günden beri zikir gibi ismini saydım,
Sanki ben senden kopmuş bir parça taşıyorum.

Nereye kaçarsan kaç benimlesin, bendesin;
Bende olan parçanı arayacaksın her gün.
Bırak seven sevmenin bedelini ödesin;
Bırak Anıl, dünyamı ateşin yaksın her gün!...


Soner Güler


Misafir 22 Şubat 2007 12:14

BUGÜN BEN BİR GÜZEL GÖRDÜM

Bugün ben bir güzel gördüm
Bakar cennet sarayından
Kamaştı gözümün nuru
Onun hüsnü cemalinden

Salındı bahçeye girdi
Çiçekler selama durdu
Mor menekşe boyun burdu
Gül kızardı hicabından

Bahçenin kapısın açtım
Sanırsın cennete düştüm
Yar ile tenha konuştum
Bir gül aldım yanağından

Bahçenin kapısı güldür
Yanında öten bülbüldür
Sefil Emrah kötü kuldur
Bağışla geç günahından

tamer çelebi


MaKaLeLe 22 Şubat 2007 12:30

Gamzede Dağı

Madem azat ettin, sadık köleni,
Sultan karşısında durmak istemem.
Gönlümün özlemi, sevda şöleni,
Kendime saklarım, vermek istemem.

Şeytanın fendine uydu asabın,
Satıra sarıldı, gönül kasabın.
Dünyamı yıksa da, yanlış hesabın,
Çok merak ederim, sormak istemem.

Gözlerin zulmetti, diyemem hâşa,
Başımı tutarım, attığın taşa.
Ömrünce mutlu ol, gülerek yaşa,
Yüzünü hüzünlü görmek istemem.

İnat füzesini rampaya kurdun,
Daha ilk atışta hedefi vurdun.
Sevda içtiğimiz bardağı kırdın,
Saçının telini kırmak istemem.

Ayrılan yollarda hasret durağı,
İçinde kalacak sevgi yumağı.
Tapulu malımdır, gamzede dağı,
Gönlünü bu dağda yormak istemem.

Bugünden tezi yok, kesilir sesim,
Sol cebimde kalır, verdiğin resim.
Dünyandan silinmiş, adım adresim,
Ömrünün düşüne girmek istemem.

Mehmet Nacar |


Misafir 22 Şubat 2007 13:55

Zenolu SÜLEYMAN BAŞTÜRK

Dostum can dostum
Dost can dost olan
Süleyman Baştürk...
Bir bakmışsın.

Zaman akıp gitmiş
Saçlarımızda gözlerimizde
Yüreğimizde izleri.
Hangi güç durdurabilir ki

Can dostluğu arkadaşlığı
İnsan yaşadıkca yeryüzünde
Bir şeyler mutlaka hatırlar.
Hiç bir şey unutturamaz.

Dost can dost.
Süleyman Baştürk,ü

Yüce allah her insana.
Süleyman Baştürk gibi dost nasip etsin.

Muhsin Yener


Mystic@L 22 Şubat 2007 14:50

Macera

Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.

Ne yardan geçerim, ne serden;
Ne denizden, ne gökyüzünden ama...
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.

Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği.

Orhan Veli Kanık


Misafir 22 Şubat 2007 16:15

berduşun karısı

tozuttum yılları
ergen bahçem olmadı hiç
bülbülüydüm sakasıydım serçesiydim annemin
tünemeden dal arası
ah evim
ah ocağım
aşk imiş adı
çocukluğuma bir damla bal
oldum berduşun karısı

tozuttum yılları
katlandım
bir oda
üç yıl
üç bebe

çocuktum
utanırdım
soyundum köşe gizlice
neeerden bileceksin adamım
öyle yaşardım seninle

neden sevdin beni
el insanı gibiydin
allaha ayan gözlerin
şimdi sevmiyorlar beni
yabancımsın
öyle bakıyorsun artık

ya ben
ya ben nasıldım

ayalindim
sen işin zevkinde
hissetmezdin adamım
her lahza
yaşanan her şeye
çıra gibi yanardım
şehir senindi gün boyu
akşama çün gezerdin
pencereden bakar
geçen her ana
ağıtlar yakardım

bil
duy artık
canım yanıyor canım
içim bomboş
bu gün yine yalnızım
aha
şuramı
delip geçiyor zaman
yaşıyorum işte
sessiz sedasız
yarın da
öbür gün de
sonraki gün de
yine bir başıma olacağım

yanılır gelir birileri
ya da giderdik birilerine
sen
sen...
hep utanırdın benden
bakmazdın yüzüme
ünlerken
inlerken sana
başın dönmezdi
dem almazdın benden yana
biliyor musun
sen utandın
ben
hiç utanmadım senden

düşlerde sabah körlüğü
sesler geliyor sokaktan
açmazsın bilirim
kaldırırsın yataktan
üstün başın
yüzün ağzın
yine limelenmişsin
soğan kokuyorsun
tutunuyorsun bedenime
çivi gibi batıyor parmakların
yağlı saçların
dikenleşmiş sakalın
belli
canın istiyor beni
değil mi
anason kokuyor aşkın
doymuyorsun zıkkıma
içersin yine birazdan
hırlar ağzında adım
sen bilmezsin serseri
zehirdir
haramdır
sana
helal saydığın tadım

uyan
uyan da sor aleme
ben kimim
ben neyim
nedir adım...

biliyor artık herkes
sen
bilemezsin ulan
.........................
benim adım...

Mehmet Necip ÖZMEN...


Misafir 22 Şubat 2007 18:06

Doğum günün kutlu olsun



Uzaktan yazarim bu siiri sana
Yanimda yoksun öpeyim be ana
Darilma gelemiyorum diye yanina
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Unutamam ana yaptigini senin bana
Sacini süpürge ettin benim yoluma
Yanimdaydin her agladigimda
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Her derdimize bir derman buldun
Cocuklarin icin hep calistin, kosturdun
Simdi Nenelik yapiyorsun torunlara
Dogum günün kutlu olsun, nice yillara
Bizleri her kötülükten geri tutun
Ama sen Ana, sen kendini unuttun
Simsiyah sacini beyaza tutturdun
Ellerinden öperim, dogum günün Kutlu olsun nice yillara! ! ! !
SUAT ATAR


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 18:14

Niçin Solgun Giysilerim

Niçin solgun giysilerim
sallanır bir bayrak gibi?

Ara sıra kötücül müyüm
yoksa her zaman iyi miyim?

İyiliği mi öğreniriz
yoksa iyiliğin maskesini mi?

Kötücül beyaz değil midir gül çalısı
ve siyah değil midir iyiliğin çiçekleri?

Kim belirler adları ve numaraları
sayısız masumlar için?


Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
“Sorular Kitabı”ndan


seul_soliste 22 Şubat 2007 19:05

RESIMLER

Sen degiştin, resimlerin hiç degişmedi
Nasıl seviyorum bilmezsin şu albümü
Resimler yalancı degil, resimler olmuyor,
Aslında acı olan şey; sevgilerin ölümü
Sahte renkler yerini gölgelere bırakmış
Resimlerde siyah beyaz gözlerin, dudakların
İşte bak! ellerin ellerimi arıyor
Resimlerde besbelli anlatamadıkların
Şimdi bir çerçeveden gülümsüyorsun bana
Hatırlıyor musun bu resmin çekildigi günü
Bakışların ne kadar duygulu, ne kadar sıcak
Anlıyorum neler düşündügünü.
Bir başka resimde biraz kederlisin
Hüzünlü bir şarkı dökülüyor dudagından
Şimdi senden çok uzak bir şehirde
Seni seyrediyorum bir albüm yapragında
Bu karanlık yoktu, bir zaman sen vardın
Yaşamak cömertce sundugun bir ışıktı
Sen degiştin, onlar hiç degişmedi
Resimlerin senden vefalı çıktı..

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 19:08

Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince



Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler


Nephthys 22 Şubat 2007 19:55

Şimdi Sen Söyle….

Şiirlerimde ne var biliyor musun?
Sen varsın….
Dostluğun var..
Sevinçlerim, umutlarım.
Ayrılıklarım var….

Şiirlerimde hüzünlü şarkıların melodileri var..
Şiirlerimde martı jonatha’nın
Pike yaparken duyduğu korkunç haz var…..
Şiirlerimde adresi yazılmamış mektuplar,
Bestelenmemiş şarkılar….

Şiirlerimde yaşanmış / henüz yaşanmamış
Yada yarım kalmış sevilerim var…
Şiirlerimde göndermeye vakit bulamadığım,
Yada az bulduğum bir tık var.

Şiirlerimde en kahredici anlarımda…..
Yaşamın güzel günlerin müjdecisi var…
Şiirlerimde doğurgan arkadaşlarımın..
Yorumları var …..

Tanrının sana çok, bana az olarak verdiği bu yetiyi
Burada bırakayım mı…..
Şimdi sen söyle….

Ey dost..
Susayım mı?

Duygularımı linç edeyim mi?
Aygül Ece

--------------------------------------------------------------------------

Başımı Koyup Ağlayabileceğim Bir Omuz Lazım Şimdi Bana

Başımı koyup ağlayabileceğim bir omuz lazım şimdi bana
Ansızın kapıldığım bu duygudan çekip kurtarmalı beni
Hep derler ya;
Unutmanın en iyi yolu yeni bir merhabadır diye
Anında keser ya dişin ağrısını alkol.
Rızam olmasa da,
Belki yeni bir kadeh uzatmalı hayat bana
Suat Sağlam

-------------------------------------------------------------------------


Misafir 22 Şubat 2007 20:20

Baharım Olsan

bir ses
bir ışık
hatta, bir renk olup
girsen kalbime.

maviler,pembeler,yeşiller
dans etse, tutuşup elele
pamuk bulutlara
gizlesem seni.

bilmese
görmese
duymasa kimse.

sonra bir gün
bir dokunuş
bir gülümseme
hatta, bir buse olup
insen yeryüzüne.

yüreğime
alsam seni
baharım olsan yeniden
zamansız açsa, tüm çiçekler
hazan bahçemde...

23.02.2006

Seher Ercan


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 21:30

Sabaha Kadar

Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: 'Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.'


Orhan Veli Kanık



arwen 22 Şubat 2007 22:09

O ıslak bakan gözlerinde, bir mutluluk arar bakışlarım,
gözyaşının altına sığınmış acılarınla,
yine sev beni.

Zannetme ki, zaman her zaman ki gibi
kagıtlar mey, kalem mezem
şiir hüzün şimdi.

Sahile yazdığım ismini dalgalar siledursun,
ben bıkmam yazarım, dalgalar yorulsun
sen yeter ki, yine sev beni.

Gördün mü zamanı, aşka siper olmuş
dil durmuş, gönül yorulmuş
olan yine aşka olmuş.

Senden uzakta bir kandil tükeniyor,
üflesen alevi, tarumar oluyor
tut nefesi, gönül hicran doluyor.


osman yılmaz


Mystic@L 22 Şubat 2007 22:34

Cadde Güzeli

Geziniverir
Caddede
Bir
Aşağı
Bir
Yukarı
Yollar
Sanki
Onun
Yok
Başkası.

12.05.2001
Alkım Saygın


Misafir 22 Şubat 2007 22:40

İKAZ

ergen terazi, sarkık kalem ve çürüyen bun
ağaran bir cürm, leyle yetişen o mum


seni ters-düz eden neydi ey kahin
diline pelesenk olan çitlerin oyuncağı ne
kan kırmızı hayallerin yonca tuttuğu ölü
nedir ikrarını yumruklayan bu soluk


bir kuş kanadı sayfalara revan olan
ağrıyan uykusunda önemi yok bu sesin
yok diz çöken sersemliğinde tül ve duvar
ah o yaşanabilir uzaklığın getirdiği hüzün
ah o çeşmine ömür katan aydınlık


küçük paketler(halin)de satışa sunulan dünya
tepeleme ruhlar giriyor çarşının başucundan
kapıyı çalan kim
kimdir kızların soluğuna sarılıp da ağlayan


bayım bu sizin evcil erkekliğiniz
bu sizin çıldıran fethinizin geri dönmüş nefsidir
bulutlar bugün ayine geç kaldı bak
buruşturuyor eteğini son durakta bir kadın
elleri neden takılıyor omuzuna alayların
bak


tahtaları sıkışık bir tabuttan kaçan aşk
biliyor af edilir kurtarılan cüssesiyle yeşil
hilesinden tanıyın
ayak diremekten feri kesildi vaaz
saçlarımla sarkıtılan geceden bu son ikaz

Habibe GENÇ


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 22:43

Ben Aşk Adamıyım

Dolaştığım denizlerce düşünüyorum,
Bineceğim son gemi değil midir
Hayır sahibi omuzlarda giden tabut.
Herkes gibi teselliye muhtaç olsaydım eğer,
Derdim ki: "Elbet bir ağlayanım olur benim de;
Ramazan geceleri Yasin okuyanım,
Baharda kabrime menekşe getirenim de."

Fakat bütün bunlar da olur,
Yine tasa etmem,
Yine kırılmam kimseye.
Ben aşk adamıyım,
Sevmeye geldim insanları,
Gönlümle, elimle, kafamla sevmeye;
Hesapsız, karşılıksız,
Ayrılık gayrılık gözetmeden.
Gün gelip gidersem şayet,
Öyle severekten gideceğim ki,
Karanlık kıyılardan bile olsa,
Candan selamlarım,
Civarımdan geçecek gemileri;
Güneşli gemileri;
Şarkılı gemileri;
İçlerinde kendim varmışım gibi!

cahit sitki taranci-



Mystic@L 22 Şubat 2007 22:44

Can Olur musun

Sen göz bebegimde parlayan bir ışık
Dudaklarımdan dökülen bir name
Rüyalarımda dolaşan bir melek
Her an gönlümde açan renkli bir çiçek olur musun

Anılarımdan silinmeyen bir hatıra
Benliğimden kopmayan bir parça
Damarlarımda dolaşan bir kan
Bana hayat veren canımın içinde can olur musun

Tarık Fikirli


Misafir 22 Şubat 2007 22:46

UTANMA SAATİ


düşünmek ölmek olduğundan bazen
boğaza takılan bir gemi gibi yutkunamazsın
buğusuyla örtünen yabancı
süzülen ışığıyla akıyor onulmaz hüzün

ağır başlı bilgelerin hafifliğine karşı
gelmez artık öfkeyi tepeleyen us
bütün merdivenlerin çıktığı bir hıçkırık

gönül aşınması henüz hastalıklı ten
tenha bahçenin meyvesine tutkun
bak duruyor pişmanlığın güneşi
ve geçiyor vakti utanma saatinin

Habibe GENÇ



Mystic@L 22 Şubat 2007 22:49

Sesleniş

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma
bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi,
unutma bizi...

Uğur Mumcu


Misafir 22 Şubat 2007 22:54

mestâne





Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'ye...




nur sürüyor üryan sesime o seyyâl beste
münevver bir ummandır gönlüm dökül âheste



kemâlimsin sözün beyza sînemiz mübâdil
nasıl sökülür töz gül kokuyor hane-i dil



can içimde can ol Hakka varsın bu selâmet
şâyândır güze gazelin sabrımız metanet



vecd ile mukaddes meşrebi gamlı bu cihan
meczuba şemstir aşk söndürmesin yaradan



irfan ol cahilin fikrine uyansın mahşer
kabrin kapısı kilden silinmiyor mukadder



bülbüle âşiyân neşvesi gaib bu bâğbân
nasıl diner ey gûlçin serde mihnet-i derman





Ferhat Gülsün


arwen 22 Şubat 2007 22:56

Bakışın güneşti bakışımda
Çölde batan güneş kızıllığına döndü gidişin
Busenle mühürlü kaldı dudaklarım
Kalbimin sızıyla fırtınaya döner rüzgar
Yağmurla düştü hüznüm yollara

Kentin ışıkları söner bakışınla
Gündüze çevrilir geceler
Sonbahar olur musun bahar bakışınla
Başka yüzlerde doğmaz güneşim

Tutsakken gözlerim sevdana
Bir avuç kül yüreğimde bırakarak
Gidebilir misin arkana bakmadan


Ölümüne sevmek suç mu
Suçum sevmekse
Kurşunla öldür bakışımı
Kır parçala gönül aynamı

Sevdalara doğru yürür buzda ayrılık
Gidebilir misin seni delicesine severken
Atabilir misin gönlümü kör kuyulara
Gidebilirsen git artık
Aşk katili edasıyla git
Git gidebilirsen

Güneş ışığına düşen çiğ tanesiyim
Buharlaşır yükselirim gökyüzüne
Bulutlara anlatırım seni
Anlatırım eriten aşkını
Sevdam karışır yağmur damlalarına

Yürekten gidebilir misin
Gidebilir misin bakmadan arkana
Karışır uzun havalara yangınım
Ozanların yüreğine düşer ahım
İz bırakırım türkülere

Kelimelerle boyanmaz yalancı bahar
Düş cinayetlerine uyanmasın sabahlar
Ruhum asılı kaldı sağanaklara
Döndüm çöl vahasında üşüyen kaktüse
Yağmurdan önce gel
Sağanak gülüşlerinle ıslanayım



nurten tarım


Mystic@L 22 Şubat 2007 22:56

sevgilim


Akıllı kadınsın diyorsun bana,

Bu gün telefonda.

Bu akıl sana olan duygularımı anlatmaya yetmiyor ki,

Ayrılıklar,

Sonbahar yaprak dökümü yüreğimde,

Gözlerim yaş içinde sensiz gecelerde,

Soğuk odalardaki yokluğuna sarılıyorum,

Seni ve hayallerimizi kucaklıyorum.

Elbise dolabındaki kalan giysilerine sarılıyorum,

Bıraktığın boşluğu ısıtıyorum.

Ellerime dokun, yüreğime dokun,

Gözlerime dokun sevgilim,

Yokluğundaki acılarıma dokun,

Dokunuşlar, küçük ağrılar bırakır mı sende,

Öyleyse bana bırak tenime tenindeki terinden,

Ben sensiz gecelerde

Düşünüyorum sevgilim,

Adımladığımız bu aç sokakları,

Karanlık loş varoşları,

Yürüdüğümüz yoksul on yılı düşünüyorum sevgilim,

Kimse bu sevgiye destek olmadı,

Nasılda acımasızlardı,

Biz nasılda acemiydik hayatta,

Nasılda acemiydik insanları tanımakta,

Hep severdik insanları sevmeyi,

Ama yinede beğendiremedik kendimizi,

Yoksul sofralardaki tek lüksümüzdü aşkımız,

Yokluktan var eden aşkımızı yerdik, doyuncaya dek,


Sevgilim,

Ben bu gece senin bana verdiğin kudreti düşünüyorum,

Bana dayanma gücü veren aşkını düşünüyorum,

Seninle değil on yıl,

Değil sürünmek vaadetse tanrı,

Tanrının bana verdiği bir ömrü,

Sana adıyorum sevgilim.

özgür han


Misafir 22 Şubat 2007 23:02

Rüya...

Bu akşam rüyamda,ben seni gördüm
Yanıma çağırdım,gelmem diyordun !
Küsmüsün diyerek,bir neden sordum
Apansız bağırdın,bilmem diyordun !

Şaşırıp kalmıştım,ben bu haline
Bir isyan çökmüştü,sanki diline
Hüzünlü nameler,gönül teline
Vurdukça,bir türlü,gülmem diyordun !

Sitemim döküldü,o an sözümden
Göz yaşım,aktıkça,sızdı yüzümden
Hiç bakmadın bana ,gönül gözünden
Damlayan yaşımı,silmem diyordun !

Çevirip gitmiştin,hemen başını
Çıkmaza döndürdün,sabır taşımı
Ben sana neyledim,çatıp kaşını
Sineni yaralar,delmem diyordun !

Uyandım uykudan,sen yanımdaydın
Demek ki,o an sen,her anımdaydın
Ben kabus görürken,baş ucumdaydın
Kıyamam uykuna,bölmem diyordun!
Kıyamam uykuna,bölmem diyordun..!


M.Levent ÖZGEÇ


Mystic@L 22 Şubat 2007 23:10

Sag olsun Özgürlük


Saat vurdu yine Safak zamani
Uyku tutmuyor gözlerimi
Dertler gelir gecer
Iz birakir yüzümde
Sanki siper tutmus Düsman
Dayamis Hanceri Bagrima
Korkum yok ölümden
Viz gelir Kursun
Iz birakmis mazi
Iz birakmis Musala taslari
Kan icinde yikandim
Belendim Hasret özlem aci icinde
Firarim var takipdeyim
Ihanet tutmus boynumu idama gidiyorum
Götur beni ne yazar
Kim durdurabilir ardimda bin bir Militani
Bin bir Demokrati
Vatan arayan boyun egmez hakkini arar
Kim durdurabilir bizi kim
Dokunmayin diyorum dokunmayin
Biz Kerbelayin kininden alan
Nevruz atesinden gelen bir ülkeyiz
SUAT ATAR


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 23:11

Hani, hiç olmuş muydu yaşamının anlamı.?

Hani, hiç olmuş muydu yaşamının anlamı.?
Bir gün geliverirse.. belki diye bekleyecek misin hep onu.?
Seni sevmiş miydi..
Önemsemiş miydi..? ha..
Seni önemsemiş miydi h

Hani,
Hep varmış gibi görünüp te hiç olmadıysa
................ve de hiç gelmediyse..
Sen onun ne denli gelmesini istiyor olsan da, ne denli özlüyor olsan da..
..............gelemeyecekse..
.............bunu da biliyorsan..

Senin beklemen,
Senin beklemen anlamalısın, kendin içindir..kendini anlamlandırman, varlığını hissetmen içindir..yürürken yolda bedenini taşıyamayan ayaklarını zorla sürüklememen içindir..

Yaşamın gerçekleri içinde hayallerin, oldu bittiyle geçen günlerde olamayacakların düşlenmesidir..
Ayaklarının yerden kesilip kuşlar gibi uçtuğunu hissetmen içindir..

Hani,
o hep aynı ikindilerden..
kendi kendine gelip geçerken
serilmiş denizde keyif yaparken..
güneş olanca aydınlığıyla göz kamaştırırken..
Ortaköy’de bir kahvede
deniz turkuaz mavi
O’na olan özlemin kadar
mavi, sarıya tutkulu
martılar yüreğin gibi çırpıntılı..

Uzun zaman olmuştur, son görüşmenizden bu yana
Denizin güneşi uğurlayıp, ay’a kavuşuncaya kadar beklemesindeki sabırsızlık kadar hırçın
Ruhunda bıraktığı izler,
.............öylece bekler..sabırsız, hırçın, dargın..

Öylece beklersin, suskun..karanlık..derin..
Senin beklediğindir o
Ne gözleri, ne dokunuşları..
Senin beklediğindir o,
Gelmeyeceğini sanırsın..
Gelmez de..
Senin beklemen hüzünlüdür ya..
Bir o kadar da ruhunu yenileyecek bir bekleyiştir..
Yeniden doğuşun kıvranışıdır..
Gelse de dersin.

Gelse de..
Bir an önce yaşamın anlamını bulup çekip gitsen..
Hatta bitiremeyeceğini bildiğin bir çok şeye başlayıp yine de aldırmadan umursamadan her şeyi yarım bırakıverip gitsen..

Hatırla sevdiğini
Görüşme zamanı geldiğinde
Saatler su gibi akıp geçse de
Sevdayla yanan gözlerde
Ve yok olan zamanda
Ayrılmayı hiç istemezken
Hayalde olsa kollarında sonsuz bir mutluluğa dalarken
Ve dudaklarından yüreğinin sesini
‘Seni seviyorum’ları okurken
Sadece ‘çok güzelsin’ diyebilirsin..o’da ‘muhteşemsin’ der, sadece..
Seviyorum'lar dökülemez dudaklardan..
Ve ‘nolursun biraz daha kalsan ya..’
Diyemeden
Bir veda ile hayallere yerleşiverir o an...


Ortaköy’de bir kahvede
deniz turkuaz mavi
görünende siyah bir silüet
….balıkçı ve kayığı
kolları bir öne bir geriye
ömründen zamanı çeker gibi
….kararsız mı.?
yaşamla alay eder gibi..
deniz turkuaz mavi
gözleri gibi..
deniz turkuaz mavi
yüreğini oynatan sözleri gibi..
karşı kıyıda bir İstanbul silüeti
kara kalem resimler gibi…

O anlık görüntüden, hayallerde kalan an’dan sonra ne zaman kesişecektir yolları.?
Bir gün yıldızlara bakarken yine geliverir düşlerinden gözlerine..
Aynı yıldıza mı bakıyorsunuzdur.. belki..
Aynı hayalleri mi kuruyorsunuzdur.. belki..
Belki de hiç değil..
O başka bir yaşamda oldu bittilerle nefes alıp soluklanırken, sen orada onun hayaliyle hüzünlenirsin durmadan..
Ve yıldızlara söylersin..
Bir gün o da yıldızlara baktığında duyması için..hem belki de senin yıldızına bakacaktır..
Çocuk yüreğindeki pembe yıldızına..

Sadece kendi olarak sana gelse..
Sana ihtiyaç duymadan seni önemsese, seni istese..
Sadece yüreğini..
Sensiz olabilecekken
Seninle olmayı seçtim dese..
Kendim değil, sen olmaya geldim dese..
Sadece rüyalarına değil, kollarına da geldim dese..
Artık sen uyandığında hep sana bakıyor olacağım, başka rüyalarda gezmeyeceğim dese..

Olur mu.?
Yaşamaya var mısın.?
Hani,
Dağlardan denizlerden kuşlar gibi uçarak..
Her günü yepyeni bir bahar gibi yaşayarak
İnce uzun parmaklarında ellerini saklayarak
Yaşamaya var mısın.?
..........var mısın.?


Seremoni Seremoni


Mystic@L 22 Şubat 2007 23:13

Sarktı gece...


sarktı gece olanca karanlığıyla en kuytularıma

bulutların arasında şimşekler harladı haşmetiyle bir an

sadece bir an aydınlandı sema

geceme göz kırptı aklınca


kış ayları solgun olur, geceleri üşümelerim.

Uzatsam ellerimi tutabilir misiniz, ya da sarılsam size katlanabilir misiniz.

tenim ak benim, duygularım hükümdar baş edemem yüreğimle duygusal...


dağların tepelerinde özgürlük, kendi içime sığamam ki tepelerinde barınayım.

martıların kanadına konmuş aşk,

uçurtmam yok.! yanına varayım,

mavi olur bulutların üstü, düş gibi sen gibi can,

geceler.


en son baharı yaşadığımda kararttım duygularımı

ah o eski aşk olmasa neyleyim seni

hüznü karaya çalmış sabah

içimdeki sen yanım

varma telaşım olmasa...


ekleyebilir miydim geceleri gündüzlere,

hüzünleri şiirlere sıra sıra.

senin için

________yar! ! !




Zeki ARLAN...


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 23:15

BIR BOGUM UKTE SEVDAM

Gelemiyorum yanına !
O kadar çok engel var ki arada
Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
gelmek istedim;
Çekmedi yorgun bedenimi.
Bulutlara takılmayı denedim;
Bir yıldırımla attı üzerinden.
Dalgalara bıraktım kendimi
kıyılarına vurmak için
Kağıttan bir gemi kesti yolumu
Koparılan takvim yapraklarıyla
gitgide tüketiyor zaman beni
Gün geceye gömdü gözlerimi
Gece güne savurdu yüreğimi
Küle dönen kor tenimde
İzi kaldı dokunuşlarının.
Üşüyorum...
Sıcaklığını bulmak için
vurdum kendimi sahranın göbeğine.
Güneşin ortasına attım
ip merdivenimin ucunu.
İp tutuştu...
Ben yanamadım.
O kadar nasırlaştı ki sensiz can
Öylesine mahsun kaldı ki duygular
Sevda nerdedir,
Özlem ne tarafa düşer?
Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
Sana çıkan yolu bulamadım...
Tuttuğum nefeste kaldı,
Bir boğum daha ukte sevdam.



Arzu Altınçiçek



the_pretty 22 Şubat 2007 23:20

Sensizlik Ormanında

Sensizlik ormanındayım yine sensiz,
Ağaçlar dökmüşler yapraklarını birer birer,
Hepsi birer gazel uçuşuyor yerlerde,
Savruluyorlar rüzgarın estiği yöne.

Bülbüller güllere şarkı söylemiyor artık,
Susmuş bülbüller,solan gülleri görünce.
Çiçekler açmıyor artık,her taraf bozkır,
Papatyalar saydırmıyor artık,
Seviyor mu sevmiyor mu diye.

Sensizlik ormanın da akşam oluyor,
Gök yüzünün kızıl rengi yok artık,
Zifiri karanlık oldu her yer,
Korkuyorum,
Üşüyorum.
İçim titriyor,
Çaresizim! bir umut ışığı bekliyorum.

Sensizlik ormanın da sabah oluyor,
Tan ağarırken çoook uzaklar da,
Dalın da kalmış tek bir yaprak,
Çok uzaklarda da olsa bir kuş sesi,
Yeniden umut veriyor,yeniden bana.

Sensizlik ormanın da günler geçmiyor,
Gözüm o tek kalan yaprak ta.
Dua lar ediyorum o da düşmesin diye,
Kimbilir diyorum belki de bir sabah,
Benim de gönlüm de bahar olacak.
Ağaçlar yeşerecek,Bülbüller şarkı söyleyecek,
Akşamlarları yaprakların arasından sıyrılan,
Aşkımızın şahidi yıldız lar görünecek.

Sensizlik ormanın da sensiz yaşanmıyor,
Her günüm acı,her saatim hicranla dolu.
Bir tek yaprağı beklemek umutsuzca,
Düşecekse düşsün,bitsin artık bu çile
Sensizlik ormanın da yaşam,
yaşam değilki zaten...........


Cemal Şimşek


Misafir 22 Şubat 2007 23:22

Acele et.
Islanmak istiyorsa çatlamış saçların
Bahar kokulu toprağın yüreği gibi
Yağmur sonsuza dek yağmayacak
Acele et
Aç göğsünü ufuklara şimdi durmadan kalbin
Acele et
Yıldızların arasından senin yıldızını göreceğiz
Ve senin çiçeğini çiçeklerin arasından
Bir defa koparacaklar
Bir defa kopacak son fırtına
Bir tane sen, bir defa sen, bir defa son
Bir daha şimdi olmayacak
Bu şarkıyı bir daha duyamayacaksın rüzgarın kucağında
Bu dans, ağaçların dansı bitecek Güneş batmadan
Bir defa doğacaksın
Ve bugünkü Güneş bir defa doğacak
Bakınca ruhunla bak gözlerine kadının
Acele et batıyor Güneş
Bugünün cenazesini kaldırmadan dün geceki gibi
Hücrelerinle kokla tabiatı, bir daha dokunamayacaksın
Bir daha kapanmayacak gözlerin, hücrelerinle uyu
Bu elmayı santim santim ye, tüm yapraklarını öp çiçeğin
Acele et kervan göçüyor
Bitmez sandığın yolun yarısına bir çırpıda geldiğin gibi
Bir çırpıda son çırpınış, son defa son dalga gelecek
Okyanusun karnına göçtüğün zaman acele etme
Sonsuzluğa yetecek vaktin olacak.






MUHAMMED BOZDAĞ

UNUTUŞ


Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta

göz kapaklarının kırmızı yaprakları altında.

Gömül vızıldayan sesin
düşen sesin halklarına
ve uzaklarda yankılanan
dilsiz bir çağlayan gibi,
davulların çalındığı yerde.

Bırak kendini karanlığa,
kendi etine gömül,
kendi yüreğine;
kemik, o mor şimşek,
kamaştırsın gözlerini, kör etsin,
mavi göğsünü göstersin akşam ışığı
körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.

O sıvı karanlığında uykunun
ıslat çıplaklığını;
kıyıya kimbilir kimin bıraktığı gövdeni,
o köpek danteli unut.
Sonsuz kadın, yitir kendini
kendi benliğinin sonsuzluğunda,
bir başka denizde buluşan bir deniz gibi
unut kendini, beni unut.

Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey
yeniden doğar
o ölümsüz, o yalın unutuşta:
gecenin kızlarıdır yıldızlar.

Octavio Paz


the_pretty 22 Şubat 2007 23:31

Yokluğundur Suretim

Ayrı dünyalara savrulur göz yaşlarım
Her damlada sen uçarsın aklımdan
Yüreğimin haremine düşersin.
Başlarım seni toplamaya, sormaya
Martıların kanadı susar dalgalara,
___________________Gelmezsin…


Bir serseri rüzgar değer tenime
Senin hasretince vurulur
Bend olur bedenim, savrukluğun durulur.
Bir tebeşir tozu kaçar düşlerime
Çizgilerimden suretin sorulur,
___________________Bilmezsin…


Akar, akar. Aktıkça düşlerim çağlaşır
Kururlar yanaklarımda hasretlerim
Ellerim! vuslat yarasındadır, kederli.
MizanSENlerim uzaklaşırlar benden
Düşerler Toprağın rahmine iki_şerli
____________________Silmezsin…


İçimin kan/yon/larına düşerim pusulasız
Aklım ateşleri y/aşar, b/içilir ömrüm
Ay ışığında üşür göl/gem vurulur vakitsiz
Bir umut direnir martının kanadında rüzgarlara
İmzalanır Aşklar Ölümlere akitsiz
____________________Çelmezsin…

Orkun Işık


arwen 22 Şubat 2007 23:36

Öyle olsun gideceksen eğer;
Hadi git,ardına bile bakmadan.
Attığın hiç bir adımın hesabını yapmadan.
Git ve sakın ola düşünme!
Ardından koşan çığlığa hiç aldırmadan.
Yürüyerek gelen gözyaşı seli ile,
Adımlarına bulaşan kanlı çamurdan,
Her zaman yaptığını yap umursamadan.
Hadi git bir adım bile geriye atmadan.
Beklediğin umut'un o renkli süsü,
Islah olmayan nefs'in omuzlarında yükü.
Gözlerime ettiğin sağanak duası ile,
Saçlarımda ak,yüzümde acının tebessümü.
Ve sen; başını dik tut,göğsünü gerde yürü.
Ardına hiç bakmadan git.
Sana alkış tutup baş tacı yapacaklar.,
Onur duy,gurur duy,ben yaptım de..
Çünkü; sana madalya takacaklar.
Çıkarma göğsünden verilen şaheseri
Raf raf diz yüreğine çaresiz isimleri
Fazlasını umduğun edepsiz beklentiyi.
Son gününde sana madalya takacaklar.
Hani bir cellat,bir kurban demiştim ya..!
Beni bir kere kurban diye,
Seni ömür boyu cellat diye anacaklar.
Hadi durma şimdi git hiç düşünmeden.


ÜNAL KANLI


Misafir 22 Şubat 2007 23:45

DÜŞLERDE GÜLDÜ ZAMAN
Zaman geçiyordu düşlerden
hiçliğine tamamlarken gerçeği
kristal küreye vuran ışıktı zaman

Kırık ve renkli

Zaman geçiyordu acıtan gülüşlerden
nakşında kuruyan kirpik rimeli
nemlenmiş vedalarda
bir ipek mendildi zaman

Yırtık ve kirli

Zaman geçiyordu telâşelerden
sıkıntılar dökülüyordu heybesinden bir bir kaygılar
tenhalıktı büyüyen karanlığında zaman

Dehşet ve kindi

Aynıların görüntüsünden geçiyordu zaman
haza haz, acıya acıydı
kimineyse
üzerinden yılları yüklenmiş nehirler geçen
bir çakıl taşıydı zaman

Yük ve mihnetti

Zaman geçiyordu sevişmelerden
ince ışıklarda kırılan aşkın
süzüldüğü camdı zaman
camdan süzülen ışığın hangi tarafı kimdi

Sen ve öteki

Bir büyük bütünden geçiyordu zaman
silinemez sevgiden
doğumun, ölümün ötelerinde
güzeli yeşertiyordu içinde varoluşun çiçeği
zamanı çoğaltan oydu belki de

Gül ve dikeni

Zaman geçiyordu düşünüşlerden
savuruyordu saçlarını evrene
bir telinde yıldız, diğerinde güneşti
neyi kovalıyordu o koca bilge
bilinir mi nasıl yaşardı zaman

Keyif ve zevki

Acılardan geçiyordu zaman, dertlerden
kemer gibi dolamıştı beline sargı bezini
merhemi dilindeydi
derin yaralar gezginiydi zaman

Yorgun ve terli

Derilmez bahçeydi zaman, uçsuz bucaksız
bütün kipleri içeren
tüm hâlleri de
her şey onun içinde büyütüyordu kendini
aşıyordu zamanı yalnız

Yokluk ve sevgi

Tamlardan geçiyordu zaman kendini büyütenden
hangi varlık tamamlansa, heplense
tümü hiçe gönderiyordu yokluğun teğetinde
hiçi başka zamana
her anıyla kendini bütünlüyordu zaman

Uçuk ve yerli

düşürülen saatlerden geçiyordu zaman tik taksız
bukağıdan, zincirden
zihnin bilince açılan penceresinde
beşikten mezara değildi zaman, daha öteleriydi

Artı ve eksi

Geçilemiyordu yokluk
sessizlikler de

Şimdinin sarpında yaşanan
ulaşılmazlar köprüsüydü zaman
umudun sıratı selleyen uçurumuydu

Sonsuz ve ilki


Ali Osman Kars


nisan_yagmuru 22 Şubat 2007 23:48

MERHABA

Merhaba!
Doğan gün
Dal uçları, tomurcuklar
Dağların esen rüzgârı
Sığırcık kuşlarının sevinci bahar
Güneşe koşan çocuklar
Merhaba!



Merhaba!
Sevgi düşüm
Utangaç gülüşüm
İlk yaşam çığlığım
Gelin duvağım
Türkü tadındaki yaşam
Yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı
Dudaktaki şarkı,
Özlemi çekilen yarınlar
İçerdekiler, dışardakiler
Hasreti kanayan dostlar
Merhaba!

Merhaba!
Ağaçta göveren dal
Güllerin güne gülüşü
Yerdeki çiy, gökteki ay
Yağmurun çimlere dökülüşü
Yedi iklim, dört mevsim
Evrenin renk renk cümbüşü
Salkım saçak umut
Merhaba!

Merhaba!
Güneşle beslediğim
Sevgiyle süslediğim
Dostluk diyarı ülkem
Hasretim, Asyam, Anadolum
Yüreğim, sevdam, yeni gelinim
Merhaba!

Nuri CAN


arwen 22 Şubat 2007 23:54

Her şeyimi verdim,gönlümü verdim
Bu sevda uğruna,ömrümü verdim
Bulmadım bir huzur,görmedim vefa
Beyhude çekmişim,bunca yıl cefa
Anlamsız kaprislerin,her gün kurbanı oldum
Sevmekle yanıldığım,bu sevdadan yoruldum
Nasıl aldandım,nasılda kandım
Sever görünen kalpsizi,seviyor sandım
Anladım bu sevdadan,artık bana fayda yok
Bitsin artık bu oyun,çok çektim,çok



HAMİT KORKEN


arwen 23 Şubat 2007 03:44

Bu gece zemheriden bir ışık doğdu,
Aktı yüreğime doldu.
Bu gece yaşamın ne kadar hoş,
Ne kadar güzel ve ne kadar sevgiyle
Dolu olduğunu yeniden anladım.
Bu gece üzerimde ki ağırlığın,
Sevgiyle nasıl hafifliyebileceğini,
Sevginin bütün karanlıkları
Işıkla aydınlatacağını yeniden öğrendim.
Kelimelerin dansında,
Valsinde ve tangounda dolandım.
Rockında kafamı salladım,
Popunda oynadım,
Kelimelere partnerim gibi sarıldım
Bu gece.
İnsan bir yaştan sonra
Sadece kısıtlı şeyleri arıyor.
Bir kaç sevgi kelimesine
İnsanın ruhu dolanıyor.
Her zaman hüzün hakim olamaz yüreğimize,
Bende yeniden anladım bunu bu gece.
Bir gülüş,
Bir kelime,
Bir sözcük,
Beni mutlu etmeye yetti bu gece.
Dilerim her gecem
bu gecem gibi olur bundan böyle.


gürsel pal


nisan_yagmuru 23 Şubat 2007 04:11

BIR NEFESLIK DÜS

Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...

Ümit Yaşar OĞUZCAN


arwen 23 Şubat 2007 04:21

Aşk! Bugün içindir
Yarını olmaz! ..
Yarına bırakılan aşkların;
Çoğu kez dönüşü olmaz…


tevfik yalçın


nisan_yagmuru 23 Şubat 2007 04:46

GÜL KOKULU YARIM

Ve sen kadınım...
Biricik gül kokulu yarim...
Sen hiç çıkmadın aklımdan yine bu hafta.
Çok güzel düşlerde ağırladım seni.
Birlikte harika yolculuklara çıktık gökyüzünde,
inan bir an aklımdan çıkmıyorsun.
Her kadının gözlerinde senin bakışlarını arıyorum,
sıcaklığını yokluyorum anlamsız bakışlarda,
seninle görüşmeyeli çok oldu biliyorum,
ama üzülmüyorum uzaklığına.
Nasılsa her an yanımdasın,
nereye baksam orada bir çift bakış beni bekliyor.
Yokluğunu çekmiyorum yani,
senin de beni böyle düşündüğünü hissediyorum.
Güzelim benim, eminim ki,
aynı duygularla çarpıyor kalplerimiz.
Ah güzelim, doya doya öpüyorum hayalini.

Mahmut Kuru



MaKaLeLe 23 Şubat 2007 12:34

Panayır

Yine geldi geçti son eylül akşamları,
Rüzgar yüklenmekte serinlikleri,
Yüreğimde yine o insafsız panayırlar.
Allı morlu kadınlar geçmekte,
Kahkahalar şuh dumanaltı..
Ve kuytuların çocukları yine ağlamaklı,
Çakmak çakmak iri gözleri,
Yüzlerinde bir adam nefreti,
Elleri hala çocuksu...
Hayat voltaları atılmakta tükenmişliğin dar sokaklarında,
Yolüstü süslenmiş çöp bidonları,
Alabildiğine renkli,
Alabildiğine şirin,
Ama en önemlisi alabildiğine pis kokan...
Bir dönme dolap.
Aşıklardan uzak, yarı başı dönmeli yarı sarhoş.
Yönü belirsiz bir kalabalık,
Alabidiğine karışık,
Alabildiğine gürültülü,
Ama en önemlisi alabildiğine ter kokan...
Yüzlerde çingene pembesi hayaller,
Sarmaş dolaş yalan ve gerçekler,
Saat kulesi gece yarısını çalmakta,
Alabildiğine hızlı saniye,
Alabildiğine yorgun yelkovan,
Ama en önemlisi alabildiğine uykulu akrep..
Mehtap bir ağaç gölgesinde dansöz,
Bir denize tutsak yakamoz
Yıldız yüklü gece alabildiğine parlak.
Şafak yeni günlere gebe,
Alabildiğine uzun,
Alabildiğine soğuk,
Ama en önemlisi,
Alabildiğine acımasız...
Ve son notaları hüzzam bir şarkının,
Bir piyanonun son tuşları çalıyor yaşlı bir elde,
Yaprak döküyor dev çınarlar,
Bir ölünün günahlarını döktüğü gibi.
Bir yürek kayboluyor bir bedende tutsak.
Tıpkı toprağa konan ceset gibi...

Erkan Başok |


kambis 23 Şubat 2007 13:29

Artık
*
bir zamanlar İzmir de vapurlar önce beni alıp giderlerdi
eğdim başımı beni saran derin karanlıklara artık
kentin koğuş kıyılarında volta atarken elimden kaydı
savrulan ümitlerim körfeze düştü
tam ortasından ıslandı
kuru isteklerim kaldı şimdi
kısaca ümitlerimde delikler var artık
*
bir zamanlar ayıklığım sırt üstü yüzerek uzaklaştı
taaa buradan söylüyorum renklerim kiracısız artık
üstüne kapandığım sesimin tam önünde solmaktayım
akan derenin gölgesinde döktüğüm sevdalar çekip gittiler
beklentilerim çingenelerin giydiği gibi renkli değil
tiner çekti arzularım
kısaca halüsinasyonlar içindeyim artık
*
bir zamanlar saymaktan yorulurdum bende kalan günleri
devrilmiş her isteğimin tersindeyim artık
günler gitti ben kaldım çok eski pazartesindeyim
tomurcuklarım döküldü
kaç kere çok iyiyim diye hasat veririm
süne zararlısı böcekler yedi tohumlarımı
kısaca gübresiz nadaslara kaldım artık
*
bir zamanlar su katılmamış çeliktim
ambar kokularına da sözüm geçmiyor artık
durup durup çıplak ateş taşıyorum kızgın potama
arzularım ince teller halinde
örslerin üzerinde kusurlarım beni dövüyor
dövülmüş hatalarımla haddimce hanelerdeyim
kısaca cürufum artık
*
bir zamanlar İzmir in kıyılarını cebime koyardım
biriktirdiğim renkli taşları betonlar örtü artık
kapısına zincir asılmış Rum evlerinde kaldı çocukluğum
eğildikçe kolonları tavandan düştü beklentilerim
heybeler dolusu midye kırıkları bahçesindeyim
sokak çocuklarının çaldığı yontulmuş pervazlarımda gitti
kısaca çöküyorum artık
*
bir zamanlar sulara düşen sürülerimi toplardım
çağırma beni körfez gelmem artık
içiminin denizinde dalgalar azalıyor
ya evimin kapısı bulamıyorum
kapıyı bulsam anahtarı unutuyorum
afişleri yırtık sabit duraklara yasladım başımı
kısaca dinginsiz yaşıyorum artık
*
itinayla koyduğum
akan yalnızlığımı zamanında dolduramadım artık
gözlerimin açlığında
hiç bir olamadım
hiç bir yerdeyim
hiç bir şeyim
anlasanıza kısaca hiç bir zamandayım artık
*
Serdar San - İzmir, 22. 02 2006


Misafir 23 Şubat 2007 13:47

Pergel
 
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÖmer HAYYAM


Nephthys 23 Şubat 2007 14:45

Mahur Beste
.
Senlik dagildi bir aci yel kaldi bahçede yalniz
O mahur beste çalar Müjgan'la ben aglasiriz
Gitti dostlar sölen bitti ne eski heyecan ne hiz
Yalniz kederli yalnizligimizda sirali sirasiz
O mahur beste çalar Müjgan'la ben aglasiriz

Bir yangin ormanindan püskürmüs genç fidanlardi
Günesten isik yontarlardi sert adamlardi
Hoyratti gülüsleri aydinligi çalkalardi
Gittiler aksam olmadan ortalik karardi

Bitmez sazlarin özlemi daha sonra daha sonra
Sonranin bilinmezligi bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazirlik sonbahara
.
Attila Ilhan

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Saat: 11:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık