![]() |
Bu adam çırılçıplak ne yapıyor? http://i.ekolay.net/i/0321/ciplak-adam-460-0013_334.jpg Çin'de bir adam çıplak olarak bir taksiyi kaldırmaya çalışırken ortaya ilginç görüntüler çıktı. Çin'in doğusundaki Anhui bölgesindeki Hefei'de çırılçıplak halde caddeye dalarak bir taksiyi durduran adam, şoförün ve çevredekilerin şaşkın bakışları altında aracı kaldırmaya çalıştı. Adı açıklanmayan adam, aracı kaldırmada başarı gösteremese de etrafına çok sayıda kişiyi toplamayı başardı. Polisin giysilerini giydirmeye çalıştığı adam polis arabasının altına saklandı ve bir süre oradan çıkmayı da reddetti. Akli dengesinin yerinde olmadığı sanılan adam sonunda sağlık ekipleri tarafından götürüldü. (ekolay) |
Kök hücreden soluk borusu nakli İngiltere’de 10 yaşındaki bir erkek çocuğuna, devrim niteliği taşıyan soluk borusu nakli ameliyatı yapıldı. Soluk borusunun çapı doğuştan yalnızca 1 milimetre olan çocuğun kemik iliğinden alınan kök hücreler önce ölünün soluk borusuna aktarıldı, 4 saat sonra da çocuğa nakledildi. İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, ölen bir kişinin soluk borusunun iskelesine, çocuğun boğazına yerleştirilmeden önce çocuktan alınan kök hücrelerin enjekte edildiği, böylece organ nakli ameliyatlarında karşılaşılan bir sorun olan, nakledilen organın vücut tarafından kabul edilmemesi olasılığının sıfıra indirildiği bildirildi. Haberde, kök hücrelerin çocuğun kemik iliğinden çıkarıldığı ve işlemden 4 saat sonra kullanıma hazır olduğu, ameliyatın hafta başında Londra’daki Great Ormond Street Hastanesi’nde yapıldığı, çocuğun kendi başına nefes aldığı ve konuştuğu belirtildi. Gazete, böylece ilk kez bir çocuğa, kök hücrelerin yardımıyla organ nakli ameliyatının yapıldığını, cerrahların da ikinci kez, soluk borusunu yerleştirmeden hemen önce organa kök hücreleri enjekte ettiğini yazdı. İki haftada normale dönecek Haberde, kimliği açıklanmayan çocuğun hücrelerin büyümesinin izlenecek olması nedeniyle hastanede kalmayı sürdüreceği, soluk borusunun iki hafta içinde oluşumunu tamamlamasının beklendiği, bu süre içinde organın suni bir soluk borusuyla destekleneceği kaydedildi. Daha önce yapılan bir ameliyatta, organ nakledilmeden birkaç ay önce kök hücrelerin yerleştirildiği soluk borusu laboratuvar ortamında büyütülmüştü. Gazete, çapı sadece bir milimetre olan bir soluk borusuyla doğduğu için kendi başına nefes alamayan çocuğa, o dönemde ilk olarak soluk borusunu metal bir iskeleyle genişletme ameliyatı yapıldığını, bu yöntemin bir yıl işe yaradığını, ancak metal iskelenin büyük bir damarı delmesi nedeniyle ağır kanamayla sonuçlandığını yazdı. Bunun üzerine çocuğa yapılan acil müdahalede deliğin kapatıldığı, bağışlanan bir soluk borusundan alınan bir parçanın yama olarak kullanıldığı ve yapılan bu işlemin de 10 yıl sorun çıkarmadığı kaydedildi. Çocuğun soluk borusundaki metal iskelenin geçen yıl kasım ayında yine bir damarı deldiği, kanamanın kontrol altına alındığı, ancak doktorların, bu operasyon dışında geçerli tedavi seçeneklerinin kalmadığı bildirildi. (ekolay) |
31 parmaklı çocuk http://i.ekolay.net/i/0323/parmak-cin-cocuk-1121_334.jpg Çin'in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinin başkenti Şınyang'da yaşayan bir çocuk, el ve ayaklarında bulunan 31 parmakla dünya rekoruna sahip oldu. China Daily gazetesinin haberinde, 6 yaşındaki çocuğun parmak sayısıyla, daha önce dünya rekoruna sahip 25 parmaklı bir kişinin rekorunu egale ettiği bildirildi. Bir elinde 7, ayaklarında ve diğer elinde 8'er parmak olan çocuğun bazı parmaklarının yapışık olduğu, ancak çekilen röntgen filmlerinde her parmağın ayrı ayrı kemik yapısının bulunduğu belirtildi. (ekolay) |
Metrobüste 'gittiğin kadar öde' dönemi http://i.ekolay.net/i/1127/metrobus-27119_ic_5755_334.jpg İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, metrobüste gidilen mesafe kadar ödeme sistemine geçileceğini açıkladı. Saraçhane'deki belediye binasında konuşan Topbaş, "Sistem ile metrobüs hattında vatandaş ne kadar mesafe yolculuk yaptıysa o kadar bedelini ödemiş olacak" dedi. Topbaş, aynı zamanda daha önce metrobüs güzergahında kaldırdıkları hatlarda bazı otobüsleri yeniden devreye sokacaklarını, böylece vatandaşa tercih hakkı tanıyacaklarını, fiyatlandırmanın detayını ise önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını belirtti. (ekolay) |
Okul bahçesinde 2 erkek çocuğa tecavüz Bursa’da oturduğu mahallede çocuklara futbol dersi veren Bursaspor’un eski altyapı antrenörlerinden 56 yaşındaki M.S., 10 çocuğa “Size futbol topu alacağım” diyerek kandırarak tacizde bulunduğu, 2 çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı. Merkez Osmangazi İlçesi'nde oturan Bursaspor’un eski altyapı antrenörlerinden M.S., mahalle takımında futbol oynayan yaşları 10 ila 15 arasında değişen çocuklara ders vermeye başladı. Güzel futbol oynayan çocuklara zaman zaman futbol topu hediye eden M.S.’nin hareketlerinden şüphelenen bazı veliler, antrenörü takibe aldı. Çocuklarına tacizde bulunulduğunu fark eden bazı veliler, durumu polise bildirdi. Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri tarafından takip altına alınan M.S., maç sonraları çocukları elle taciz ettiği ortaya çıkınca gözaltına alındı. Pedagog eşliğinde ifadeleri alınan 10 çocuğun elle taciz edildiği, 2 çocuğun ise tecavüze uğradığı belirlendi. Suçlamaları kabul etmediği öğrenilen M.S. ‘Yaşı küçük çocukları elle taciz ve tecavüz’ suçlamasıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu. (ekolay) |
Çalışanını Facebook üzerinden kovdu http://i.ekolay.net/i/0323/chelseataylor200-5127_334.jpg Kalpsiz kafe, 16 yaşındaki Chelsea Taylor'ı işten kovduğunu bildirmek için arama zahmetine bile katlanmayarak, Taylor'a Facebook üzerinden bir mesaj gönderdi. Akşam Gazetesi'nde yer alan habere göre Taylor, son çalışma gününde 10 euro kaybetti, parayı ödemeyi teklif edip üzüntüsünü bildirdi ama bu özür onun saati 3 euroya çalıştığı haftasonu işini geri almasını sağlamadı. Taylor'ın 37 yaşındaki annesi bu tür bir işten çıkarılmanın kesinlikle uygun görülemeyeceğini söyledi. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1269352403257&ids=%287098,24965,100199%29 (ekolay) |
Bu maddeler çok tartışılacak Ak Parti’nin hazırladığı anayasa değişikliği paketi, nihayet görücüye çıktı. 23 maddelik değişiklik paketi, tarihi düzenlemeler içeriyor. Pakete göre, kapatma davasına TBMM’deki siyasi partiler karar verecek. Paket yasalaşıncaya kadar Ak Parti hakkında açılacak olası bir kapatma davasında yeni hükümler uygulanacak. 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlere yargı yolu açılacak. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısı değiştirilecek. Açıklamalarıyla ön plana çıkan Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can’ın HYSK üyeliğinin yolu açılacak. YAŞ kararlarına karşı yargıya başvurulabilecek. Anayasa Mahkemesi’ne “türban” şikayeti yapılabilecek. Memurlara grevsiz toplu sözleşme hakkı verilecek. Referandum aralığında kabul edilmesi ve halkoyuna sunulması durumunda anayasa değişiklikleri tümüyle oylanacak. Böylece muhalefetin paketteki maddelerin ayrı ayrı halkoylamasına sunulmasına ilişkin önerilerinin önü kesilmiş olacak.Ak Parti’nin 23 maddelik değişiklik paketiyle mevcut maddelere yapılan eklemeler ve maddelerdeki değişiklikler özetle şöyle: TASLAK MADDE 1 KADINLARA VE ÇOCUKLARA POZİTİF AYRIMCILIK (Mevcut Anayasa’nın 10. maddesine): “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.” * Mevcut düzenlemede “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” deniliyor; kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engellilere yönelik ayrıcalıklar yer almıyor. TASLAK MADDE 2 ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ KİŞİSEL VERİLERE KORUMA (Mevcut Anayasa’nın 20. maddesine): “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” * Mevcut düzenlemede kişisel verilerin korunmasına ilişkin açık hükümler bulunmuyor. TASLAK MADDE 3 YURTDIŞINA ÇIKIŞI SADECE MAHKEME SINIRLAYACAK (Mevcut Anayasa’nın 23 maddesine): “Vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.” * Mevcut düzenlemede, hâkim kararı aranmadan sınırlama getirilebiliyor. TASLAK MADDE 4 ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU TEDBİR (Mevcut Anayasa’nın 41. maddesine): “Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” TASLAK MADDE 5 MEMURA GREVSİZ TOPLU SÖZLEŞME HAKKI GELİYOR (Mevcut Anayasa’nın 53. maddesine): “Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kurulu’na başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, Uzlaştırma Kurulu’nun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” Bu maddede yapılan değişiklikle mevcut düzenlemedeki, (Ek: 23.7.1995-4121/4 md.) “128. maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54. madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulu’nun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulu’nun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir” ifadesi metinden çıkarılıyor. Böylece memurlara ilk kez grevsiz toplu sözleşme hakkı getirilmiş oluyor. TASLAK MADDE 6 KAPATMA DAVASI İÇİN TBMM ONAY VERECEK Siyasi partilerin uyacakları esaslar (Mevcut Anayasa’nın 69. maddesine): “Siyasî partilerin malî denetimi Sayıştay tarafından yapılır.” * Mevcut düzenlemede siyasi partilerin mali denetimini Sayıştay’dan yardım alarak, Anayasa Mahkemesi yapıyor. “Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan her bir siyasî partinin beşer üye ile temsil edildiği ve Meclis Başkanı’nın başkanlığında oluşturulacak komisyonun üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla vereceği izin üzerine açılacak dava, Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanır. Komisyonun bu kararı, yargı denetimi dışındadır. Reddedilen izin başvurusunda ileri sürülen sebepler, hiçbir şekilde yeni bir başvuruya konu olamaz. Siyasîparti gruplarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde izin konusunda görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.” * Mevcut düzenlemede siyasi partilerin kapatılmasını Anayasa Mahkemesi kesin olarak karara bağlıyor. Düzenlemeyle partileri “temelli” kapatma kararı da kaldırılıyor. MİLLETVEKİLİNİN SÖZLERİ DİKKATE ALINMAYACAK “Meclis çalışmalarındaki oy ve sözler, Meclis’te ileri sürülen düşünceler ve Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunların Meclis dışında tekrarı veya açığa vurulması ile idarenin eylem ve işlemleri, odaklaşmanın tespitinde gözetilemez.” * Mevcut düzenlemede bu yönde bir hüküm bulunmuyor. Böylece milletvekillerinin kürsüdeki konuşmalarının veya verdikleri yasa tekliflerinin kapatma davalarında gerekçe oluşturmayacağı hükmü bağlanmış oluyor. YARDIMDAN YOKSUNLUK “Devlet yardımından yoksun bırakılma, bağlı olduğu kapatma davasının ve kararının usulüne tabi olup tek başına dava konusu kılınamaz.” * Mevcut düzenlemede bu yönde bir hüküm bulunmuyor. Böylece temelli kapatılan bir partinin başka bir ad altında kurulamayacağı hükmü yürürlükten kaldırılmış oluyor. YASAK SÜRESİ 3 YIL OLACAK “Bir siyasî partinin kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan, kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesi’nin kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak üç yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.” * Mevcut düzenlemede bu süre 5 yıl olarak düzenleniyor. TASLAK MADDE 7 TÜRKİYE OMBUDSMANLIK KURUMUYLA TANIŞACAK Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı (Mevcut Anayasa’nın 74. maddesine): “Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. Kamu Başdenetçisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” * Mevcut düzenlemede ombudsmanlık kurumuna ilişkin bir hüküm bulunmuyor. Böylece anayasaya ombudsmanlık kurumu girmiş oluyor. TASLAK MADDE 8 PARTİ KAPATMALARDADA MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞMEYECEK (Mevcut Anayasa’nın 84. maddesine): Anayasanın 84. maddesindeki “Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesi’nin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazete’de gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurul’a bilgi sunar” ifadesi çıkarılıyor. Böylece, beyan ve eylemleriyle partisinin temelli kapatılmasına neden olan milletvekillerinin milletvekilliğinin düşmemesi hükmü getiriliyor. TASLAK MADDE 9 TBMM BAŞKINLIK DİVANI ÜYELERİNİN GÖREV SÜRESİ (Mevcut Anayasa’nın 94. maddesine): “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.” * Mevcut düzenlemede TBMM Başkanı’nın da yer aldığı Başkanlık Divanı’nın görev süresi ilk seçilenler için 2 yıl, ikinci seçilenler için 3 yıl olarak düzenleniyor. Yeni düzenleme ile 3 yıl olan ikinci dönem süresinin yasama döneminin sonuna kadar sürmesi hükme bağlanıyor. TASLAK MADDE 10 YAŞ KARARINA YARGI YOLU (Mevcut Anayasa’nın 125. maddesine): “Yüksek Askeri Şura’nın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak, Yüksek Askeri Şura’nın Silahlı Kuvvetler’den her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.” * Mevcut anayasada YAŞ kararlarına yargı yolu kapalı bulunuyor. Böylece, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün, her YAŞ toplantısından sonra ihraç kararları konusunda koydukları “şerh”in gerekçesi anayasa ile ortadan kaldırılmış oluyor. ÖZELLİŞTİRME İPTALİNE SET “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi seklinde kullanılamaz.” * Mevcut düzenlemede böyle bir hüküm bulunmuyor. Yeni hükümle Danıştay’ın yerindelik denetimi yaparak bazı özelleştirme ihalelerini iptal etmesinin önüne geçiliyor. TASLAK MADDE 11 MEMURUN ÖZLÜK HAKLARI (Mevcut Anayasa’nın 128. maddesine): “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” * Mevcut anayasada mali ve sosyal haklara ilişkin istisna yer almıyor. Bu hüküm memura toplu sözleşme yolu açılmasına ilişkin düzenlemeye paralellik oluşturuyor. TASLAK MADDE 12 DİSİPLİN CEZASI YARGIYA (Mevcut Anayasa’nın 129. maddesine): Anayasanın 129. maddesindeki, memurlara yönelik “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” ifadesinden, “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç” bölümü çıkarılıyor. * Böylece “uyarma, kınama” cezalarıyla ilgili olan kararlar yargı denetimine açılmış oluyor. TASLAK MADDE 13 ADALET VE DENETİM (Mevcut Anayasa’nın 144. maddesine): “Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’nca denetimi, adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” * Mevcut düzenlemedeki, “Hâkim ve savcıların görevi sırasında işledikleri suçlarla ilgili Adalet Bakanlığı’nın izniyle bakanlık müfettişlerince yapılacağına ilişkin” madde kaldırılıyor. Adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’nca denetiminin nasıl yapılacağının yasayla düzenleneceği hükmü getiriliyor. TASLAK MADDE 14 ASKERE SİVİL YARGI YOLU (Mecut Anayasa’nın 145. maddesine): “Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak isledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.” * Mevcut düzenlemede askeri mahkemeler, asker kişilerin askerlik görevleriyle ilgili işledikleri dışındaki suçlara da bakıyordu. Ayrıca mevcut uygulamada sivil kişiler de askeri mahkemelerde yargılanabiliyordu. Yeni düzenlemeyle devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara yani darbelere ilişkin davalar her durumda sivil adliye mahkemelerinde görülecek. Anayasa Mahkemesi bu yöndeki yasa değişikliğini anayasada olmadığı gerekçesiyle iptal etmişti. TASLAK MADDE 15 ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ÜYE SAYISI 19’A ÇIKARILIYOR (Mevcut Anayasa’nın 146. maddesine): Yeni düzenlemeyle “Anayasa Mahkemesi’nin üyesi sayısı 19’a çıkarılacak. 3 üye TBMM, 16 üye de Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. TBMM, 2 üyeyi Sayıştay ‘dan, 1 üyeyi ise baro başkanlarının avukatlar arasından gösterecekleri 3 ‘er aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı, 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri 3 ‘er aday içinden; 3 üyeyi YÖK’ün kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3 ‘er aday içinden; 5 üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından; 2 üyeyi ise yükseköğrenim görmüş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından seçecek. Anayasa Mahkemesi ‘ne üye seçilebilmek için 45 yaşını doldurulmuş olması kaydıyla yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az 20 yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az 20 yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış olmaları koşulu aranacak.” * Mevcut düzenlemede Anayasa Mahkemesi 11 üyeden oluşuyor. Cumhurbaşkanı, 2 asıl ve 2 yedek üyeyi Yargıtay, 2 asıl ve 1 yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay Genel Kurulu’nca gösterilecek 3’er aday içinden seçiyor. Cumhurbaşkanı ayrıca 1 asıl üyeyi YÖK’ün göstereceği 3 öğretim üyesi arasından, 3 asıl ve 1 yedek üyeyi de üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından belirliyor. TASLAK MADDE 16 YÜKSEK MAHKEME ÜYELERİ 12 YIL ÇALIŞABİLECEK (Mevcut Anayasa’nın 147. maddesine): “Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri 65 yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yasından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.” * Mevcut düzenlemede Anayasa Mahkemesi üyeleri 65 yaşını dolduruncaya kadar görevlerini sürdürebiliyor. TASLAK MADDE 17 TÜRBAN BAŞVURUSUNUN YOLU AÇILIYOR (Mevcut Anayasa’nın 148. maddesine): Yeni düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi’nin görevleri arasında “anayasa şikâyeti başvurularını karar bağlar” hükmü ekleniyor. Ayrıca, “Herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Anayasa şikâyetinde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Anayasa şikâyetine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” hükmü getiriliyor. * Mevcut uygulamada bu hükümler yer almıyor. Yeni düzenlemeyle herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi ‘ne başvurabilecek. Böylece bir türbanlı kadın anayasal özgürlüğünün engellendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilecek. KARARLARINA İTİRAZ Aynı maddeye “Yüce Divan kararlarına karsı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun bu başvuru üzerine verdiği kararlar kesindir” hükmü eklenecek. * Mevcut uygulamada Yüce divan kararları kesin olmakla birlikte, bu kararlara itiraz edilemiyor. Yeni düzenlemeye göre Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. MADDE 18 KAPATMA KARARINDA ÜÇTE İKİ ÇOĞUNLUK ŞARTI (Mevcut Anayasa’nın 149. maddesine): “Anayasa Mahkemesi, üç daire ve Genel Kurul halinde çalışır. Daireler, daire baskanının başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanı’nın başkanlığında en az 14 üye ile toplanır. Daireler ve Genel Kurul kararlarını salt çoğunlukla alır. Anayasa şikâyetlerinin kabul edilebilirlik incelemesi için ön komisyonlar oluşturulabilir. Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurul’ca bakılır. Anayasa degişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki oy çokluğu şarttır.” * Mevcut anayasada, Yüksek Mahkeme’nin daire şeklindeki oluşumu ve Genel Kurul çalışma sistemi yer almıyor. Yeni düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi’nin çalışma ve yargılama şekli belirleniyor. Ayrıca, anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki oy çokluğunun (14 oy) aranması öngörülüyor. TASLAK MADDE 19 ‘ASKERİ HİZMET GEREKLERİ’ İFADESİ TIRPANLANIYOR (Mevcut Anayasa’nın 156. maddesine): Yeni düzenlemeyle mevcut uygulamadaki Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi kriterleri arasından “askerlik hizmetlerinin gereklerine göre düzenlenir” hükmü çıkarılıyor. Böylece Askeri Yargıtay’ın, belirsizlik ifade ettiği ve yetki genişlemesine neden olduğu eleştirilerine yola açan, “askerlik hizmetlerinin gerekleri” esasına göre işlem yapmasının önüne geçiliyor. TASLAK MADDE 20 HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU (HSYK) 21 ÜYEDEN OLUŞACAK (Mevcut Anayasa’nın 159. maddesi): Yeni düzenlemeyle, özetle; “HSYK 21 asıl ve 10 yedek üyeden oluşacak ve 3 daire halinde çalışacak. Kurulun başkanı Adalet Bakanı olacak. Adalet Bakanlığı Müsteşarı kurulun tabii üyesi olacak. Cumhurbaşkanı 4, Anayasa Mahkemesi 1, Yargıtay 3, Danıştay 1, adli yargı hâkim ve savcıları 7, idari yargı hâkim ve savcıları 3 üye seçecek. HSYK üyelerinin görev süresi 4 yıl olacak, görev süresi biten yeniden seçilebilecek. Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde HSYK üyeleri seçilecek. Mevcut üyelerden Yargıtay’dan gelen asil ve yedek üyeleri görevleri seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam edecek. Danıştay’dan gelen 2 üyeden birinin görevi ad çekme yöntemiyle sona erecek. Diğer üye seçilmiş olduğu sürenin sonuna kadar görev yapacak. Hakim ve savcıların görevi, yasa, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin önerisi ve HSYK Başkanı’nın (Adalet Bakanı) oluru ile kurul müfettişlerine yaptırılacak” hükümleri getiriliyor. Ayrıca “HSYK’nın meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararları” yargı yoluna açık olacak. * Mevcut düzenlemede HSYK 7 üyeden oluşuyor. Yargıtay’ın belirlediği 3, Danıştay’ın belirlediği 2 asıl üyeyi, Cumhurbaşkanı 4 yıl için seçebiliyor. Yeni düzenlemeyle HSYK üye sayısı 7’den 21’e çıkarılıyor. Üye atayacaklar arasında bulunan Anayasa Mahkemesi’nin atayacağı üyenin anayasa raportörleri arasından seçecek olması, açıklamalarıyla tartışma yaratan, Ak Parti’nin kapatılmaması gerektiği yolunda rapor hazırlayan Yüksek Mahkeme raportörü Osman Can’a HSYK üyeliğine seçilme kapısını açmış olacak. Mevcut uygulamada HSYK kararları için yargı yolu da kapalı. TASLAK MADDE 21 12 EYLÜLCÜLERE YARGI YOLU (Mevcut Anayasa’nın geçici 15. maddesine): Yeni düzenleme ile mevcut anayasının 12 Eylül askeri darbesini yapanlara yargı yolunu kapatan geçici mevcut anayasadaki 15. madde yürürlükten kaldırılıyor. Böylece 12 Eylül darbesinde yetkili kılınan organ, merci ve görevliler gibi karar alanlar ve uygulayanlar hakkında da dava açılabilecek. TASLAK MADDE 22 MEVCUT KAPATMA DAVALARI DA ETKİLENİYOR GEÇİCİ MADDE 18: “Bu Kanunun 6. maddesiyle, Anayasa’nın 69. maddesinde yapılan değişiklikler, Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan davalarda da uygulanır.” * Böylece eklenen bu geçici maddeyle, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasına yönelik hükümlerin Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan davalarda da uygulanması öngörülüyor. Böylece paket yasalaşıncaya kadar AKP hakkında açılacak olası bir kapatma davasında da paketteki hükümler geçerli olacak. GECİCİ MADDE 19: Bu düzenlemeyle özetle, “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesi’nin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır. Paketin yürürlüğe girmesinin ardından 30 gün içinde 2 üye TBMM tarafından; 2 üye de Cumhurbaşkanı tarafından yükseköğrenim görmüş vatandaşlar arasından seçilecek. Mevcut üyeler ise yaş haddine kadar görevlerini sürdürecek” hükmü getiriliyor. * Yeni düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesi’nin mevcut 4 yedek üyesi kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılan değişiklikler doğrultusunda asıl üye sıfatı kazanacak. Bu değişiklikle, TBMM, cumhurbaşkanı ve diğer kurumların yapacağı seçimlere ilişkin süreler belirleniyor. GECİCİ MADDE 20: Özetle, “HSYK üyeliklerine seçilecek olanların nitelikleri ile seçim süreleri” düzenleniyor. Buna göre, “Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve diğer ilgili kurumlar HSYK üyelerini seçecek. Mevcut üyelerden Yargıtay’dan gelen asil ve yedek üyeleri görevleri seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam edecek. Danıştay’dan gelen 2 üyeden birinin görevi ad çekme yöntemiyle sona erecek.” TASLAK MADDE 23 HALKOYLAMASINA GİDERSE TÜMÜ BİRDEN OYLANACAK “Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır.” * Anayasa değişiklikleri yayımı tarihinde yürürlüğe girecek, Ancak halkoyuna sunulması durumunda tümüyle oylanacak. Böylece muhalefetin, paketteki maddelerin ayrı ayrı halkoylamasına sunulmasına ilişkin önerilerinin önü kesilmiş olacak. (ekolay) |
7 saniye önce deprem sinyali http://i.ekolay.net/i/0323/Mustafa-Erdik-23310_ic-1727_334.jpg İstanbul için deprem erken uyarı sisteminin hazır olduğunu belirten Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (BÜ-KRDAE) Müdürü Prof. Mustafa Erdik, “Eğer bizden talep edilirse, Japonya’da olduğu gibi ‘deprem’ sinyalini televizyondan verebiliriz. Bu sistemi depremi önceden tahminle karıştırmamak gerekir” dedi. Marmara’da kurduğumuz istasyonlar, 24 saat boyunca, sürekli olarak kaydettiği verileri BÜ-KRDAE Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı’nda bulunan Ana Veri Merkezi’ne uydu ve radyolink vasıtasıyla aktarıyor. Veriler, ana merkezdeki bilgisayarda çalıştırılan özel bir yazılım tarafından sürekli kontrol ediliyor. Depremin olup olmadığına yazılım karar veriyor. Arkasından, otomatik olarak üretilen alarm sinyalini kullanıcıların bilgisayarına aktarıyor. Erken uyarı sinyali kaç saniye öncesinden geliyor? Deprem erken uyarı sinyali, fayın yırtılma şekil ve özelliklerine, deprem kaynak parametrelerine ve kullanıcının konumuna bağlı olarak İstanbul için 2-15 saniye arasında değişir. Ortalama bir değer olarak 7 saniye alınabilir. Süre değişebilir mi? Eğer kırılma Ganos fayında yani Tekirdağ’da olursa İstanbul’a 15 saniye önceden sinyal gönderebiliriz. Eğer kırılma daha yakın olursa örneğin Adalar fayında, o zaman 2-3 saniye önceden sinyal gider. Deprem erken uyarı sinyalinin alındığı bilgisayarın komutasıyla, emniyetli durdurma sistemlerinin devreye girmesi ve tehlike doğurabilecek işlemlerin anında kesilmesi mümkün. İnsanlar bu kadar kısa süreden faydalanabilir mi? Japonya’da deprem erken uyarı sinyalinin alınmasını takiben televizyon ekranlarında, radyoda ve bazı GSM servisini kullanan cep telefonlarına anında özel bir mesaj veriliyor. İnsanlar o an korunabildikleri kadar korunabiliyorlar. Ancak, bizim için, bu erken uyarının asıl amacı kritik kurum ve kuruluşlar. Bu sistemle neler yapılabilir? İlgili kurum ve kuruluşlara otomatik olarak iletilmesiyle yüksek gerilim hatlarındaki akımın kesilmesi, fabrika, nükleer tesis ve rafinerilerin tehlike yaratabilecek faaliyetlerinin durdurulması, toplu taşıma araçlarının durdurulması, köprü sinyalizasyonlarının uyarılarak tedbirlerin alınması, gaz dağıtımın kapatılması v.b. gibi çok önemli tedbirlerin alınması mümkün. (Milliyet) |
Jackson'ın ölümünde şok iddia http://i.ekolay.net/i/0323/jackson-1216_334.jpg İddiaya göre; doktoru Conrad Murray, ölmekte olan Jackson'a yaptığı yapay solunum ve kalp masajına, etraftaki ilaç şişelerini ortadan kaldırmak için ara verdi ve ambulans çağırmakta geç kaldı. Jackson'un lojistik müdürü Alberto Alvarez, Jackson'un yanında çalışan iki kişiyle birlikte yaptığı açıklamada, Dr. Murray'ın delilleri saklamaya çalıştığını ileri sürdü. Odasına girdiği zaman Jackson'u bacağına serum takılmış yatarken gördüğünü söyleyen Alvarez, ağzı ve gözleri açık olan şarkıcının hayat belirtisi göstermediğini anlattı. Dr. Murray'in yapay solunuma başladığını, kendisinin de kalp masajı yaptığını belirten Alvarez, bu sırada Jackson'un çocukları Prince ve Paris'in odaya girdiklerini ve ağlamaya başladıklarını, dadılarının onları odadan çıkardığını ifade etti. Murray'in birkaç şişeyi toplayıp kendisine verdiğini ve çantaya koymasını söylediğini belirten Alvarez, serum şişesini de başka bir çantaya koyduklarını kaydetti. Alvarez, çantada içinde beyaz bir sıvı olan bağlantı aparatı gördüğünü söyledi. Alvarez, Murray'in ancak ilaçlar çantaya konulduktan sonra ambulansı aramasını söylediğini belirtti. Jackson'un ölümünden iki gün sonra, Murray'in sorguda verdiği bilgi doğrultusunda Jackson'un yatak odasındaki dolabın içinde bulunan bir çantada propofol bulunmuştu. Alvarez'in açıklamasında, Jackson'un öldüğü açıklanan hastanede ''Dr. Murray'in, Jackson'a ait bir kremi kimse görmeden almak için eve dönmek konusunda ısrarcı olduğu'' ifadesi dikkati çekiyor. Murray'in avukatı iddiaları reddetti ve Alvarez'in çelişkili ifadeler verdiğini öne sürdü. Ünlü şarkıcı 25 Haziran 2009'da Los Angeles'ta 50 yaşında, aşırı dozda aldığı ilaç ve propofol anestezisinden kaynaklanan zehirlenme sonucu ölmüştü. Michael Jackson'a ölümünden birkaç saat önce propofol verdiğini kabul eden Dr. Murray, buna neden olarak anestezi maddesini uyku ilacı olarak kullanan ünlü şarkıcının ısrarını gerekçe göstermişti. (ekolay) |
İnternetin karadulu http://i.ekolay.net/i/0323/karadul-23310_ic-2504_334.jpg Japonya’da türeyen ve orta yaşlı erkeklerin korkulu rüyası haline gelen “karadul” lakaplı seri katil Kanae Kijima, polis tarafından yakalandı. “Konkatsu” adı da verilen evlilik sitelerine üye olan 34 yaşındaki Kijima, kurbanlarını genellikle bu sitelerde kendisine eş arayan yalnız erkeklerden seçiyordu. Kendini öksüz öğrenci, ev yardımcısı ve terapist gibi çeşitli kimliklerle tanıtan, daha cazip gözükmek için internete kendi pişirdiği yemeklerin fotoğraflarını yollayan Kijima’nın, birkaç yıl süren çalışması sonucunda dolandırıp öldürdüğü erkeklerden 2.2 milyon dolar elde ettiği tahmin ediliyor. 12 vakayla ilişkisi olduğu düşünülen ve her defasında farklı bir cinayet tekniği kullanan Kijima, bazen evleri ateşe veriyor, bazen de karbon monoksitle zehirleme yöntemini seçiyor. (ekolay) |
Düşen uçaktan inip taksi çağırdı http://i.ekolay.net/i/0322/rusya-ucak-460-3426_334.jpg Rusya'nın başkenti Moskova'da ormanlık bir araziye düşen ve üç parçaya ayrılan Rus uçağında bulunan 8 kişilik mürettebatın tamamı mucizevi şekilde kazadan sağ kurtuldu. Bir uçuş görevlisinin ise düşen uçaktan indikten sonra anayola çıkıp taksi çağırdığı bildirildi. Associated Press haber ajansı, bu sabah Mısır'dan Moskova'ya hareket eden ve içinde yolcu bulunmayan uçağın Domodedova Havaalanı yakınında ormanlık bir araziye düştüğünü bildirdi. Üç parçaya ayrılan TU-204 tipi yolcu uçağında bulunan 8 mürettebat kazadan yaralı olarak kurtuldu. Yerel medya yaralılardan ikisinin durumunun ciddi olduğunu belirtti. Rus Rossiya televizyonu, kazanın ardından uçuş görevlilerinden birinin hiçbir yardım almadan yakındaki bir anayola çıkarak taksi çağırdığını bildirdi. Diğer görevliler ise kaza yerine gelen sağlık görevlileri tarafından hastaneye kaldırıldı. UÇAK DÜN DE SORUN YAŞAMIŞTI Rus haber ajansları, kaza yapan uçağın dün Domodedova Havaalanı'ndan Mısır'a doğru havalandıktan 2 saat sonra kabinde ortaya çıkan duman yüzünden Moskova'ya geri döndüğünü belirtti. Ajanslar, uçağın, sorunun giderilmesinin ardından Mısır'ın Burgada kentine gittiğini, bu sabah da dönüş için tekrar Rusya'ya hareket ettiğini ve kazanın da bu sefer sırasında gerçekleştiğini bildirdi. Rus yetkililer, kazayla ilgili soruşturma başlatırken, Rus haber ajansı RİA Novosti'ye açıklama yapan bir havaalanı yetkilisi, uçaktaki bu arızayla kazanın birbiriyle ilintili olmadığını ifade etti. (hürriyet) |
KKTC'de 37 yıl sonra bir ilk! http://i.ekolay.net/i/0322/hrisostomos-460-5439_334.jpg Kıbrıs'ta 37 yıl aradan sonra KKTC'ye geçen ilk Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan 2. Hrisostomos, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi arzusunu dile getirerek, 'Güzel günler bizi bekliyor, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların tekrardan bir arada yaşamaları arzusundayım. Güzel günlerin gelmesi için çalışmamız gerekir' dedi. Hrisostomos'un önümüzdeki ay İstanbul'da Patrikhane'yi ziyaret etmesi ve Başbakan Erdoğan tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Gün boyu süren KKTC'yi ziyaretinde St. Barnabas Manastırı'nı, Sipahi, Dipkarpaz kiliseleri ve Apostolos Andreas Manastırı'nı ziyaret ederek, Dipkarpaz'da yaşayan Rumlarla görüşen Başpiskopos 2. Hrisosotomos'a, St. Barnabas Manastırı ve Apostolos Andreas Manastırı'nı ziyaretlerinde, KKTC Turizm Çevre ve Kültür Bakanı Hamza Ersan Saner eşlik etti. Başpiskopos Hrisostomos, ziyaretleri çerçevesinde Karpaz'daki Rum ilk ve orta okulunu da ziyaret etti, öğrencilere çeşitli hediyeler verdi. 2. Hrisostomos, Dipkarpaz'daki kiliseyi ziyaretinde, kilisenin papazına haç, Apostolos Andreas Manastırı'nda da Apostolos Andreas ikonu hediye etti. Başpiskopos 2. Hrisostomos, Bakan Saner'in, tarihi eserlerin korunmasında işbirliği yapılması çağrısına olumlu yanıt verdi. 2. Hrisostomos, Karpaz bölgesinde yaşayan Rumlara yönelik konuşmasında, kiliselilerin restore edilmesi üzerinde durarak, KKTC'deki kiliselerin restorasyonu konusunda ellerinden gelen yardımı yapacaklarını söyledi. Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesi ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin bir arada yaşamaları dileğinde bulunan Başpiskopos, çözümün "Kıbrıs cumhuriyeti çatısı altında" olacağını savundu. 2. Hrisostomos, Kilise olarak çözüm konusunda Rum hükümetine yardımcı olacaklarını kaydetti. Kıbrıs'ta "gerçek bir çözüm" olması dilediğinde bulunan 2. Hrisostomos, "gerçek çözümden" kastının ne olduğunun sorulması üzerine, "Genel hatlarıyla AB normlarında her iki tarafa da hizmet edecek bir çözüm" dedi. "KKTC'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hangi adayın kazanmasını arzu ettiğinin" sorulması üzerine de 2. Hrisostomos, "Bu tamamıyla sizin konunuz, Siz Kıbrıslı Türkler istediğiniz adayı seçebilirsiniz" dedi. Saner ve Hrisostomos'dan açıklamalar KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Hamza Ersan Saner ile Başpiskopos Hrisostomos, Apostolos Andreas Manastırı'nda birlikte açıklama yaptı. KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Hamza Ersan Saner, tarihi eserlerden sorumlu bir bakanlık olarak tarihi eserlerin tüm dünya insanlığına kazandırılması için uğraş verdiklerini kaydetti. KKTC'de bulunan tarihi eserlerin tüm insanlığın malı olduğunu, tarihi eserlerin korunması ve dünya insanlığına kazandırılması konusunda tüm dünyayla birlikte ortak çalışmalar yapmaya hazır olduklarını ifade eden Saner, Müslümanlık ve Hıristiyanlığın adadaki iki eski ve köklü din olduğunu, bu kültür mozaiğini canlı tutmanın herkesin görevi olduğunu söyledi. Bakan Saner, "Sayın Başpiskoposla şu anda aynı dilde konuşmuyoruz, ama ikimizin de korumak zorunda olduğumuz ortak değerlerimiz var" dedi. Hıristiyan dünyasına, KKTC'deki tarihi ve kutsal mekanları ziyaret için davette de bulunan Bakan Saner, ortak kültürün yaşatılmasına yönelik ilişkilerin önemine işaret ederek, söz konusu kültürel değerlerle ilgili olarak işbirliğine hazır olduklarını vurguladı. "Apostolos Andreas Manastırı'ndaki restorasyonun ne zaman başlayacağı" sorusuna karşılık Bakan Saner, yapılacak ortak çalışmaların ardından restorasyona başlanabileceğini belirterek, "Dünya kültürel tarihinin korunması için hazır olduğumuzu ifade ediyorum" dedi. Bakan Saner'in bu sözlerinin ardından Başpiskopos Hrisostomos da restorasyon için işbirliğine hazır olduğunu bildirdi ve Bakan Saner'i Güney Kıbrıs'a davet etti. Bakan Saner de Başpiskopos Hrisostomos ile en yakın zamanda görüşmeye hazır olduğunu kaydetti. Bakan Saner, KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun selamlarını ileterek, Eroğlu'nun da Apostolos Andreas Manastırı gibi tarihi eserlerin dünya insanlığına kazandırılması yönündeki her türlü çalışmayı tüm insanlıkla yapmaya açık olduğunu iletti. Saner, "Başpiskopos da aynı fikirde olduğuna göre bu tür çalışmalara en kısa zamanda başlanabilir" dedi. Başpiskopos 2. Hrisostomos da tarihi eserlerin korunması yönündeki işbirliğini bugünkü ziyaretiyle başlatmış olduğunu ifade ederek, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2. Hrisostomos, tarihi eserlerin korunması konusunda sık sık bir araya gelmeleri halinde sonuç alabileceklerine inandığını ve Bakan Saner'i en kısa zamanda Başpiskoposluğa beklediğini ifade etti. KKTC'deki kiliselerin restorasyonunun önemi üzerinde duran 2. Hrisostomos, "Güzel günler bizi bekliyor, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların tekrardan bir arada yaşamaları arzusundayım. Güzel günlerin gelmesi için çalışmamız gerekir" dedi. Başpiskopos, açıklamasının sonunda Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi arzusunu yineledi. Erdoğan da kabul edecek Rum basını, Hrisostomos'un, 16-19 Nisan tarihleri arasında İstanbul'a giderek Fener Rum Patrikhanesini ziyaret edeceğini ve ziyareti sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesinin beklendiğini yazdı. Görüşmeyi, Fener Rum Patriği Bartolomeos'nun ayarladığı belirtiliyor. Gündem, Rumlarca kutsal sayılan Karpaz'daki Aziz Andreas Manastırı'nın restorasyonu ve KKTC'deki kiliseler olacak. Patrikhane çevreleri ise, görüşme konusunda "Başbakandan henüz cevap gelmedi" dedi. Rum Başpiskopos, Erdoğan'a manastırın restorasyonu ile ilgili bir mektup göndermişti. Erdoğan ise, muhatabın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat olduğunu, ancak restorasyon için kendisinin aracı olacağı cevabını vermişti. Hrisostomos, 1974'den sonra ilk kez KKTC'ye geçen Rum Başpiskopos... (ekolay) |
Türk gemisi kaçırıldı http://i.ekolay.net/i/0323/somali-23310_ic-0837_334.jpg Somalili korsanlar 21 mürettebatlı Türk gemisini kaçırdı. Gemide 19 Türk, 2 Ukraynalı mürettebat var. Somalili korsanlarla mücadele etmek için Aden Körfezi ve çevresinde faaliyet gösteren Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri komutanı John Harbour, Türk gemisinin Hindistan açıklarında kaçırıldığını söyledi. Harbour, Malta bandıralı M/V Frigia isimli gemide 19 Türk ve 2 Ukraynalı mürettebatın bulunduğunu ifade etti. Türk gemisinin kaçırılması sonrası korsanlar adına açıklama yapan Ali adlı bir kişi, "Adamlarım Hint Okyanusu'nda bir Türk gemisini kaçırdı ve benim bulunduğum yere Haradheere'ye doğru yola çıktılar" dedi. PERSONELİN SAĞLIK DURUMU İYİ Deniz Haber Ajansı da, uydu telefonu kanalıyla korsanlar tarafından kaçırılan İzmir Merkezli Karya Deniziclik'e ait Malta bayraklı gemiye ulaştı. Deniz Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Recep Canpolat, uydu telefonu ile yaptığı telefon görüşmesi esnasında, adının Muhammed olduğunu kaydeden ve korsanların sözcüsü konumunda bulunduğunu ifade eden şahsın, geminin kontrolleri altında bulunduğunu ve gemi personelin durumunun iyi olduğunu söyledi. Türk gemisi, Somalili korsanların kalesi olarak bilinen Haradhere'nin 1000 mil uzağındaki bir bölgede kaçırıldı. Terör uzmanları, Somali'de düzeni sağlayan bir hükümet kurulana kadar bölgede korsanların sorun olmaya devam edeceğini belirtiyor. Korsanlar tarafından kaçırılan geminin fotoğrafını yayınlayan DenizHaber - DENİZ HABER AJANSI Türk gemisinin Karya Denizcilik'e ait olduğunu bildirdi. 1978 yılında inşa edilen Türk gemisi 20 bin 352 groston, 35 bin 246 dwt'luk kuru yük kapasiteli. (Hürriyet) |
Kamyon ihbarı şüphelisi tespit edildi http://i.ekolay.net/i/0323/kamyon334-4804_334.jpg Türk Silahlı Kuvvetlerine ait askeri mühimmat yüklü kamyona yönelik ihbarın gönderilmesine ilişkin soruşturma kapsamında, Balıkesir'de bir kişinin tespit edildiği bildirildi. Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında (TİB), “Mehmet Ali” rumuzlu ihbarın gönderildiği IP numarasını inceleyen uzmanlar, elektronik posta oluşturulmasıyla ilgili yurt içi ve yurt dışında çeşitli adresler belirledi. Yapılan görüşmeler ve teknik analizlerin ardından Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde A.B.A. (27) adlı bir kişi tespit edildi. Bu kişinin adresinde arama yapılacağı öğrenildi. (ekolay) |
Danıştay Başkanı'ndan Anayasa değişikliği açıklaması http://i.ekolay.net/i/0323/Mustafa-Birden334-2903_334.jpg Danıştay Başkanı Mustafa Birden "Anayasa değişikliği paketi yargı bağımsızlığını geri götürür" dedi. Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Anayasa değişikliği paketi ile ilgili “Sadece bugünün değil, gelecek nesillerin hukukunu da etkileyecek söz konusu Anayasa değişikliği hazırlanış yöntemi ve zamanlaması itibarıyla toplumsal uzlaşı ve beklentiler karşılanmamakta, yargı bağımsızlığını mevcut durumdan daha geriye götürmektedir” dedi. Birden, Danıştay Başkanlar Kurulu'nun 3.5 saat süren toplantısının ardından Başkanlar Kurulu üyeleri ile düzenlediği basın toplantısında, tam bağımsız bir yargının tesisi için görüş ve önerilerini milletle paylaşmaktan geri durmayacaklarını belirtti. Yargının devletin üç temel erkinden biri olduğunu ifade eden Birden, “Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın oluşumuna, görev ve yetkilerine ilişkin yapılan değişiklikler bu üç temel erk arasındaki iş bölümünü ve devletin hukuki yapısını etkileyecek nitelikte bulunmaktadır” diye konuştu. Birden, “Sadece bugünün değil, gelecek nesillerin hukukunu da etkileyecek söz konusu Anayasa değişikliği hazırlanış yöntemi ve zamanlaması itibarıyla toplumsal uzlaşı ve beklentiler karşılanmamakta, yargı bağımsızlığını mevcut durumdan daha geriye götürmektedir” diye konuştu. (ekolay) |
Binlerce bilgisayar çöktü Virüslerden korunmak için kurduğumuz antivirüs programlarından bir tanesi görülmemiş bir fiyaskoya yol açtı. Antivirüs programları arasında en başarılılardan birisi olarak görülen Bitdefender'ın son güncellemesi benzeri görülmemiş bir felakete yol açtı. Güncellemeyi yapan Windows kullanıcıları programın virüsler yerine bazı Windows dosyalarını silmeye başladığına şahit oldu. Silinen dosyalar Windows'a ait sistem dosyaları olduğu için pek çok kullanıcının bilgisayarı ya tamamen çöktü ya da pek çok programı çalıştıramaz hale geldi. Bitdefender CEO'su Florin Talpes tarafından yapılan açıklama ile bütün kullanıcılardan özür dilenirken 10 yıldır sektörde başarıyla kendisine yer edinmiş olan Bitdefender'ın bu kötü durumdan etkilenen bütün kullanıcılara teknik destek vereceği duyuruldu. |
İnsanlık tarihi yeniden mi yazılıyor? http://i.ekolay.net/i/0325/insanlik-tarihi-25310_ic-1527_334.jpg Sibirya'nın güneyinde bir mağarada bulunan parmak kemiği fosili belki de insanoğlunun soyağacını yeniden çizecek. 48 bin yıl önce yalnızca Neanderthaller ve insanların atalarının yaşadığını düşünen uzmanlar üçüncü bir tür keşfetti. Sibirya'da bir mağaranda bulunan fosil kalıntıları, DNA'sı incelendikten sonra insanoğlunun geçmişini şaşırttı. Uzmanlar 48 bin ile 30 bin yıl önce ölmüş bir çocuğun parmağı olduğunu düşündükleri fosilin sonucunu incelediklerinde üçüncü bir insan ırkı olduğunu gördüler. Daha önce modern insanoğlunun atalarının ve daha sonra ölen Neanderthallerin o dönemde yaşadığını düşünen uzmanlar DNA'ları inceledikten sonra üçüncü bir tür buldular. İnsanlık tarihi yeniden mi yazılıyor? Mitokondriyal DNA'yı(anneden çocuğa geçen genetik kod) inceleyen Dr. Svante Paabo "bu sonuçların ardından daha önce hiç keşfetmediğimiz bir üçüncü tür bulduk." dedi. Adına X-Woman(X-kadın) konulan ırkın mitokondriyal genleri incelendiği için daha feminist bir bakışla X-Kadın adını verdikleri belirtildi. Henüz nasıl bir fiziksel özelliğe sahip olduklarını bilemediklerini belirten araştırmacılar bu konu hakkında araştırmalarının sürdüğünü söyledi. (ekolay) |
Memurun alacağı zam artacak Anayasa değişikliği paketinden en fazla etkilenecek kesimin başında memurlar geliyor. Anayasa paketinin yasalaşmasının ardından kamu çalışanlarının eli güçlenecek. Grev hakkı elde edemeseler de toplu sözleşme yapacaklar. Zaman'ın haberine göre, Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olmasının da 'daha yüksek zam' anlamına geldiği belirtiliyor. Sendikacılar, "Bu değişiklik daha önce geçerli olsaydı memurların maaşı yüzde 10-15 fazla olurdu." diyor. Memurlara toplu sözleşme hakkı getiren Anayasa paketine göre, Uzlaştırma Kurulu kararları bağlayıcı olacak. Artık hükümetle yapılacak zam pazarlığında anlaşma sağlanamaması üzerine son kararı Uzlaştırma Kurulu verecek. Kurulun kararı bağlayıcı olacağı için belirleyeceği zam oranı geçerlilik kazanacak. Kurulun son yıllardaki kararları incelendiğinde sürekli olarak hükümetten daha yüksek zam belirlediği görülüyor. Bu nedenle Anayasa paketindeki değişiklik, 2.5 milyon memur için daha yüksek zam olarak yorumlanıyor. Değişiklik, sendika çevrelerinde büyük sevinç oluşturdu. Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olmasının kamu çalışanları için daha yüksek zam anlamına geleceğini söyleyen bir sendika yetkilisi, "Bugüne kadar Uzlaştırma Kurulu kararları geçerli olsaydı memurların maaşları yüzde 10-15 fazla olurdu." değerlendirmesini yapıyor. Memur sendikaları, yıllardır toplu görüşmelerde son sözü hükümetin söylemesinden şikâyetçiler. Her yıl 15 gün süren toplu görüşmelerin ardından anlaşma sağlanamaması durumunda sendikalar Uzlaştırma Kurulu'na başvuruyor. Ancak Kurul'un kararları bağlayıcı olmadığı için maaş zammında Bakanlar Kurulu'nun belirlediği oran geçerli oluyor. Örneğin 2009 toplu görüşmelerinde hükümetin önerdiği 2,5+2,5 olmak üzere yıllık yüzde 5 zammı kabul etmeyen sendikalar, Uzlaştırma Kurulu'na başvurdu. Kurul, yaptığı incelemenin ardından 4+4 olmak üzere yüzde 8 zam önerdi. Fakat Bakanlar Kurulu, bu öneriyi dikkate almayarak yüzde 5 zammı uygulamaya koydu. Anayasa paketinin yasallaşmasının ardından Uzlaştırma Kurulu'nun kararları bağlayıcı olacağı için belirleyeceği zam, aynen geçerli olacak. Kurulun önceki yıllarda önerdiği zam oranları da hep hükümetin verdiğinden daha yüksek oldu. Bugüne kadar sadece tavsiye niteliğinde karar alabilen Uzlaştırma Kurulu, yüksek hakem kurul başkanı ile 4 üyeden oluşuyor. Yüksek hakem kurul başkanı olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi başkanı görev alıyor. Diğer üyeler ise Üniversitelerarası Kurul tarafından çalışma ekonomisi, iş hukuku, idare hukuku ve kamu maliyesi dallarında seçilen 4 kişiden oluşuyor. Kurul üyeleri iki yıl için seçiliyor. Ancak süresi dolan üyeler yeniden seçilebiliyor. Kurul, toplu görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine taraflardan birinin çağrısıyla toplanıyor. Kurul, gerektiğinde toplu görüşme taraflarının temsilcilerini dinleyerek beş gün içinde kararını veriyor. Öte yandan halen sendika temsilcileriyle hükümet temsilcilerinin yer almadığı Uzlaştırma Kurulu'nun yapısı da değişecek. Edinilen bilgiye göre yeni yapıda sendika temsilcileri ile hükümeti temsilen üst düzey bürokratlar da görev alacak. SENDİKALARIN TEMAS TRAFİĞİ SONUÇ VERDİ Kamu çalışanları için bir başka önemli değişiklik ise toplu görüşme sisteminden toplu sözleşme sistemine geçilecek olması. Toplu görüşme sisteminde taraflar arasında uzlaşma sağlansa bile hükümet kararları değişiklik yaparak uygulayabiliyordu. Ya da hiç uygulamayabiliyordu. Ancak toplu sözleşmede masada alınan kararlar Bakanlar Kurulu kararı niteliğinde. Varılan mutabakat üzerinde hükümet değişiklik yapamadığı gibi uygulamamazlık da edemiyor. Öte yandan memurlara toplu sözleşme hakkı veren ve Uzlaştırma Kurulu kararlarını bağlayıcı hale getiren düzenlemelerin pakete girmesi için sendikalar yoğun temas trafiği yürüttü. Paketin ilk halinde memurlara toplu sözleşme ile birlikte grev hakkının tanınması da yer alıyordu. Ancak grev hakkının yeni sorunlar doğuracağı endişesiyle madde paketten çıkarıldı. Bunun üzerine Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, temas trafiği başlattı. Önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşen Gündoğdu, ardından Cemil Çiçek ve Hayati Yazıcı ile bir araya geldi. Memurların referanduma destek vermesi için toplu sözleşme ve Uzlaştırma Kurulu kararlarının bağlayıcı olması gerektiğini dile getiren Gündoğdu, hükümeti ikna etti. Memur-Sen Başkanı, "Gelinen nokta, gecikmiş de olsa, hakkımızın verilmesi açısından anlamlıdır." dedi. (Habertürk) |
Böyle anne olmaz olsun http://i.ekolay.net/i/0325/angelablackwell-5236_334.jpg ABD'nin Washington eyaletine bağlı Spokane kentinde, bir babanın internet üzerinden verdiği ilanla 4 yaşındaki oğlunu satılığa çıkarmasının ardından, Michigan'da 45 yaşındaki bir annenin, 10 yaşındaki kızını, 67 yaşında bir adamla birlikte olması için kokain karşılığında değiş tokuş etmesi Amerikan kamuoyunu bir kez daha sarstı. Elde edeceği uyuşturucu karşılığında kendi öz kızını pazarlayan Angela A. Blackwell adlı kadın, birinci derecede cinsel suç islemeye aracı olduğu, reşit olmayan çocuğuna kotu davrandığı, kendi öz evladını uyuşturucu elde etmek için cinsel amaçlı pazarladığı suçlamalarıyla tutuklandı. Angela A. Blackwell'in, kokain karşılığında öz kızını pazarladığı Johnnie L. Griffin'in ise polis tarafından arandığı belirtildi. Çocuk yastaki kızını, kendisinden 57 yaş büyük birisine pazarlayan annenin yanı sıra kayıplara karışan Johnnie L. Griffi, yargılanmalarının ardından suçlu bulunmaları durumunda 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecekler. Amerikan kamuoyu, geçtiğimiz günlerde de bir babanın bedava ilan sitesi craigslist'te, verdiği "4 yaşında erkek çocuğu, 5000 dolar" ilanıyla sarsılmıştı. (ekolay) |
Üç bin yılda bir defa açan çiçek http://i.ekolay.net/i/0325/udumbara-25310_ic-0633_334.jpg Bu çiçeğin adı udumbara. 3 bin yılda bir çiçek açtığına inanılıyor. Şimdiye kadar dünyada sadece 15 tane tespit edilen udumbara çiçeği bu defa açmak için oldukça ilginç bir yer seçti. Budizmin efsanelerinde yer alan dünyanın en nadir görülen çiçeği, Çin'de şans eseri ortaya çıktı. Çinliler şimdi efsanelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merak ediyor. Budistlerin inandığı bir efsaneye göre, Youtan Poluo olarak bilinen Udumbara çiceği, 3 bin yılda bir çiçek veriyor. En eski Hint bölgesinin en eski dili Sankritçedeki anlamı “cenntten gelen hayır çiçeği” olan udumbara, Çin’de bir mucize eseri yeniden ortaya çıktı. Şimdiye kadar dünyada sadece 15 tanesi tespit edilen çicek, 50 yaşındaki Miao Wei adlı kadının çamaşır makinesinin altında bulundu. Çinli yetkililer nadir rastlanan çiçeğin, sadece bir milimetre çapında olduğunu belirtti. Udumbara çiçeği, Asya falcılık kültüründe kehanete işaret eden yan yana dizilmiş yumurtalara benziyor. Wei, bu yüzden çamaşır makinesinin altında gördüğü çiçeğin ilk önce kurtçukların bıraktığı yumurtalar olduğunu zannetmiş. Wei’nin keşfettiği udumbara çiçeğinin kökleri, bir gün içinde tam 18 farklı çiçek açarak görenleri şaşkına çevirdi. BULUNMASI ÇOK ZOR Ağaçların dallarında parazit olarak yetişen Udumbara çiçeği, üzerinde yaşadığı ağacın meyvesi içinde yetiştiği için gözle fark edilmesi olanaksız oluyor. Üç bin yılda bir açtığı düşünülen ve gözlerden uzak yetişen udumbara çiçeği, bu nedenle Budist efsanesinde çok nadir olayların sembolü olarak kabul ediliyor. Budizm’in üç ana kolundan biri olan Mahayana’nın Lotus Sutra metninde ve en eski Budist Okulu Theravada’da bahsi geçen udumbara, görülme olasılığı belki de en nadir olan çiçek. Bu yüzden, ortaya çıktığı zamanlarda bir kralın doğacağına ait inanış bile var. ELEŞTİRİLER YOK DEĞİL Her ne kadar 3 bin yılda bir açtığına inanılsa da, insanlık tarihinde bu inanışı gerçeğe dönüştürecek bir bilgi bulunmuyor. İşte bu yüzden, bazıları udumbara çiçeğinin düşünüldüğü kadar nadir olmadığına inanıyor. Diğer yandan, boyutu bir kaç milimetreyi geçmeyen udumbara çiçeğini tespit etmek normal şartlarda da kolay değil. (ekolay) |
Mars'a gitmek için 18 ay 'hapse' girecekler http://i.ekolay.net/i/0325/mars-yolculari-25310_ic-1118_334.jpg Mars'a insanlı seyahat sırasında 18 ay kapalı ortamda kalacak olan astronotların fiziki ve psikolojik durumlarını incelemek amacıyla Rusya'da ilginç bir deney yapılacak. Bilim adamları Mars’a yolculuğun gidiş, geliş ve gezegen üzerinde konaklama süreleri dahil yaklaşık 18 ay süreceğini hesaplıyor. Bu sürecin astronotlar üzerindeki fizik ve psikolojik etkisini belirlemek için Rusya’da ilginç bir deney yapılacak. Önümüzdeki mayıs ayında başlayacak deneyde 6 astronot çelikten bir konteynerin içine yerleştirilecek ve 18 ay boyunca burada kapalı kalacak. Astronotlar bu süre boyunca dışarı hiç çıkamayacak. 20 DAKİKALIK RÖTAR Bu gönüllü hapis için Belçikalı Jerome Cleuers, İtalyan Diego Urbina, Fransız Romain Charles ile vatandaşı Arc’hanmael Gaillard ve 2 Rus seçildi. Bu astronotların dünyayla tek bağlantısı deneyi yapan bilim adamlarına gönderdikleri mesajlar olacak. Dünya ile Mars arasında bir mesajın gönderilmesi 20 dakika sürüyor. Bu deneyde de benzer bir yöntem uygulanacak. Konteynerdeki ekip bir mesaj gönderdiğinde görevlilere 20 dakika sonra ulaşacak. |
Öcalan'ın Avukatı Hatice Korkut'a 1 yıl İmralı yasağı İmralı Adası'nda ömür boyu hapis cezasını çeken bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Hatice Korkut'a müvekkiliyle 1 yıl görüşmeme cezası verildi. Kenya'dan getirildikten sonra yargılandığı İmralı Adası'nda ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Abdullah Öcalan ile her hafta çarşamba günleri haftalık görüşme yapan avukatlar arasında yer alan Hatice Korkut hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 17 Şubat 2010 tarihinde örgüt üyeliği ve örgüt propagandası yapmak suçundan dava açıldı. Dava İstanbul 12'nci Ağır Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, savcılığın talebi üzerine, 19 Şubat 2010 tarihinde Korkut'un Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 151/3 ve 4'üncü maddeleri uyarınca Öcalan'ın avukatlık-müdafilik görevinden 1 yıl süreyle yasaklanmasına karar verdi. Hatice Korkut, avukatı aracılığıyla karara itiraz dilekçesi vererek yasaklama kararının iptalini istediği belirterek, karar ile ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini öne sürdü. Hatice Korkut, daha öncede hakkında açılan davalar nedeyle Öcalan ile görüşmeme cezasına çarptırılmıştı. (Milliyet) |
Nokia'nın yeni bombası mı? Nokia'nın dokunmatik bombası N900'den sonra ne yapacağı konuşuluyordu. Resmi değil ama işte cevap... Nokia'nın Linux sürümü Maemo ve N900 ile yakaladığı başarı konuşulurken şimdi ortaya yeni bir Symbian cep çıktı. Nokia'nın yeni amiral gemisi cep telefonu modeli olacağı iddia eden cep telefonunun adı N8-00. IT168'in iddiaları ve bu tür sızıntılarda adet olduğu üzere bulanık fotoğrafları ve verdiği detaylar doğruysa bu oldukça iyi bir cep telefonu olabilir. Resistif dokunmatik ekran yerine kapasitif ekran ve bu ekranın yeteneklerini kullanan Symbian ^3 işletim sistemi olması bekleniyor. 12 Megapiksellik bir kamera, Carl Zeiss lens, Xenon flash ve 3G görüntülü görüşme için ön kamera konuşulan özellikler arasında. Bu cep telefonunun en önemli özelliklerinden birirnin HDMI çıkışı olacağı söyleniyor ve 2010'un 3. çeyreğinde çıkacağı iddia ediliyor. (Hürriyet) |
Önce virüsü yay, sonra çözümünü sat! Virüsü binlerce korsanla yayıp, çözümünü satıyorlar. Fakat sattıkları çözüm bile bir virüs! Ukrayna'nın başkenti Kiev'de dünyanın en büyük hacker çetelerinden biri çökertildi. Binlerce internet korsanını bir ağla birbirine bağlayan çetenin dünyanın en tehlikeli ve en kârlı internet virüslerini ürettiği açıklandı. Resmen dev bir bir şirket haline gelen çetenin bir binanın üç katında bütün virüs operasyonlarını yürüttüğü belirtildi. İnsan kaynakları departmanı bile kurmuşlar Çoğu öğrenci olan çete üyelerinin tutuklandığı ve haklarındaki iddianamenin de hazırlandığı ifade edildi. Seri halde virüs üretimi yapılan ofisten, birbirine bağlı çalışan binlerce hackerla bağlantı kurulduğunu ve üretilen internet virüslerinin bu hackerlar yardımıyla inanılmaz bir hızla yayıldığı iddia ediliyor. Hemen arkasından yayılan virüslerin çözümlerini satmaya başlayan çetenin, çözüm olarak sattığı antivirüs programının da kurulan bilgisayardaki kredi kartı bilgilerini çalan ayrı bir virüs olduğu, çetenin bu yolla bir anda büyüdüğü ve şirket haline çevirdikleri ofise bir insan kaynakları departmanı bile kurduğu söyleniyor. 180 milyon dolar ciroya ulaştılar Ukrayna'daki üç katlı ofisin, Doğu Avrupa'dan Bahreyn'e, Hindistan'tan ABD'ye kadar kurulmuş dünyanın en büyük hacker ağının merkezi olduğu tahmin ediliyor. Antivirüs şirketi McAffe'nin aylarca yaptığı çalışmalar sonucunda çetenin yıllık satışlarının sadece 2008 yılında 180 milyon doları bulduğunu gösteriyor. Ayrıca çetenin, kendi yaydığı virüslerin çözümü olarak sattığı programı en azından iki düzine ülkeye sattığı belirtiliyor. Bir diğer antivirüs şirketi olan Panda ise her ay dünyada 35 milyon PC'nin bu türden virüs programlarına maruz kaldığını ve bunun yarattığı zararın 400 milyon dolara ulaştığını açıkladı. (haberturk) |
İdama bir saat kala mucize http://i.ekolay.net/i/0325/hankskinner-4825_334.jpg ABD’de masum olduğunu söyleyen ve bunu kanıtlamak için DNA testi isteyen Hank Skinner’ın idamı infaza bir saat kala Yüksek Mahkeme tarafından durduruldu. Bir Fransızla evli olan ve 1993’teki 3 cinayetten sorumlu tutulan 47 yaşındaki Hans Skinner’ın Teksas’taki Huntsville’de bulunan cezaevinde TSİ 01.00 sularında zehirli iğneyle idam edilmesi bekleniyordu. Skinner, masumiyetini kanıtlamak için cinayet mahallinde bulunan DNA örnekleriyle kendi DNA örneklerinin karşılaştırılmasını istiyordu. 1995’te Skinner’ı suçlu bulan jüri, DNA testinin yapılmasına karşı çıkıyordu. Yüksek Mahkemenin şimdi Skinner’ın talebini kabul etmek ya da bir başka infaz tarihi belirlemek gibi 2 seçeneği bulunuyor. (ekolay) |
İnternet sayfaları ücretli oluyor Gazeteler, internet ortamındaki sayfalarını ücretlendirmeye hazırlanıyor... İngiltere'nin önde gelen gazeteleri, internet sayfalarını ücretlendirecek. The Times ve Sunday Times gazetelerinin internet sayfaları, Haziran ayından itibaren abonelik sistemine geçecek. Gazeteleri internetten okumak isteyenler, günlük 1 sterlin ya da haftalık 2 sterlin ödeyerek abone olabilecek. Ekonomi gazetesi Financial Times, bir haftalık abonelik için 3,05 sterlin istiyor. İnternet aboneliğinde başarılı bir örnek olan Wall Street Journal, geçen yıl, 30 Eylül'e kadarki altı aylık dönemde 407 bin elektronik abonelik sağlamıştı. (ekolay) |
E-Mail'lerinizi başkaları okuyor olabilir İnternetin bir numaralı ismi Google, kullanıcıların güvenliğini artıracak yeni bir özelliği e-mail servisi Gmail'e dahil etti.Gmail kullanıcıları artık e-mail'ine en son kimin ne zaman giriş yaptığını kullanıcılara göstererek şüpheli durumlarda kullanıcılarını uyaracak. Google'ın popüler e-mail servisi Gmail, yaklaşık bir yıldan bu yana kullanılan log-in kayıt sistemini biraz daha geliştirdi. Gmail'e eklenen yeni bir özellik sayesinde kullanıcıların Gmail'ine giren üçüncü kişiler anında tespit edilecek ve Gmail'e giriş yapan kullanıcı bir uyarı penceresiyle karşılaşacak. Böylece özellikle yurtdışından kullanıcıların Gmail hesabına giren hacker'ların ne zaman ve hangi sıklıkta Gmail hesabına girdiği hesap sahiplerince öğrenilmiş olacak. Gmail'e giriş yapan kullanıcıların bir listesini kullanıcılara sunan Google, böylece kullanıcıların hangi araçla, nereden ve hangi saat dilimlerinde Gmail'e giriş yaptığını kullanıcılara göstererek şüpheli erişimlerin tespitini mümkün kılıyor. Şüpheli durumlarda da Google, Gmail kullanıcılarını uyararak şifrelerini değiştirmelerini talep ediyor. (Hürriyet) |
YouTube ve Wikipedia çöktü! Dünyanın kendi alanlarında en büyük siteleri nasıl ve neden çöktü? İşte detaylar... Dünyanın en büyük video paylaşım platformu olan YouTube ve bilgi paylaşım kaynağı Wikipedia aynı gün içerisinde ciddi teknik sorunlarla karşılaştı. YouTube'daki çökmenin sebebi henüz açıklanmadı ama kullanıcılar 1.5 saat boyunca anasayfayı görüntüleyemedi. Anasayfayı açmaya çalışanlar "500 Internal Server Error" hatasıyla karşılaştılar. Bu kesintiden YouTube üzerinde yayınlanan videolar etkilenmedi. Wikipedia kesintisi de yaklaşık 1.5 saat sürdü. Site yetkilileri sorunun kaynağının Amsterdam'daki sunucuların aşırı ısınmadan kapanmasından kaynaklandığını belirttiler. Wikipedia'nın güvenlik önlemleri devreye girerek kullanıcıları Florida veri merkezine yönlendirdi. Ancak DNS adreslerini değiştiren acil durum uygulamasında da bir sorun olduğu, ancak sorun yaşanılınca keşfedildi. Şu an her iki sitede normal bir şekilde çalışıyor. (ekolay) |
400 kişi linç etti http://i.ekolay.net/i/0327/kambocyalinc-5845_334.jpg Kapkaç yapan 3 kişi 400 kişi tarafından lince uğradı. Dünyadaki bir çok ülkede, sokaklardaki en büyük sorunlardan biri olan kapkaça verilen ceza, Kamboçya’da linç oldu. Başkent Phnom Penh’de, iki kızkardeşin çantalarını alan üç kapkaççıyı polis yakaladı. Ancak bir anda toplanan 400 kişilik grup kapkaççıları polisten aldı. Öfkeli kalabalığın taş, demir ve tahta sopalarla feci şekilde dövdüğü kapkaççılardan ikisi öldü, diğeri yaralandı. (Vatan) |
Genel liseler tarih oluyor Anadolu lisesi sayısı, genel liseye yaklaştı. 4-5 yıl içinde genel liselerin tamamen ortadan kaldırılıp yerini Anadolu Liselerinin alması planlandı. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde “önemli değişimi” genel liseleri Anadolu liselerine dönüştürerek gerçekleştirecek. Gelecek öğretim yılında da 100’ün üzerinde genel lise Anadolu lisesi yapılacak, böylece bu liselerin sayısı genel liselerin yarısına ulaşacak. Milli Eğitim Bakanlığı, 'okul çeşidinin azaltılması' kapsamında, genel liseleri 4-5 yıl içinde tamamen ortadan kaldıracak planlama yaptı. Bu okulların yerini alacak olan Anadolu liselerinde öğrenim kalitesi daha da artırılacak, sınıf mevcutları 30’u geçmeyecek, liseyi bitiren öğrenci bir yabancı dili rahatlıkla konuşur hale getirilecek. Yarı yarıya Anadolu lisesi Ülke genelinde Anadolu lisesi sayısının halen 996 olduğunu, gelecek öğretim yılında koşulları uygun olan genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesiyle okul sayısında önemli artış planlandı. Yetkililer, Anadolu liselerinde öğrenci sayısının 410 bin olduğunu, bu yıl da 140 bin civarında öğrenci alınmasının hedeflendiğini söylediler. Genel liselerin sayısının bin 366 olduğunu, alınan kararlarla zorunlu olmadıkça genel lise açılmadığını kaydeden yetkililer, çok amaçlı liselere ağırlık verildiğini bildirdiler. Bu liselerin önemli bir bölümünde sınıf mevcutlarının 40’ın üzerinde olduğunu belirten yetkililer, tüm liselerde genel hedefin sınıf mevcutlarını 30’a çekmek olduğunu kaydettiler. Başarı oranları da yükseldi Genel liselerde üniversiteye giriş oranının yüzde 8’e kadar indiğini belirten bir yetkili, üniversite sayısı ve kontenjanlarının artırılmasıyla birlikte bu oranın yüzde 47’ü yükseldiğini, öğrenaücilerinin daha yüksek puanlı okulları tercih ettiği Anadolu yliselerinde ise başarı oranının yüzde 65’e çıktığı belirlendi. (Saygı Öztürk / Hürriyet) |
Hastaneye yürüyerek gitti http://i.ekolay.net/i/0324/rontgen-24310_ic-3015_334.jpg Dünya çapında milyonlarca genci internet kafe bağımlısı haline getiren bir dönemin fenomeni Counter Strike, Çin’de insanları şaşkına çeviren bir olayın yaşanmasına neden oldu. Jilin eyaletindeki bir internet kafede arkadaşlarıyla beraber Counter Strike oynayan Xiao Wei, hile tartışması yüzünden çıkan kavgada kafasından bıçaklandı. 15 santim uzunluğundaki bıçak, 16 yaşındaki gencin sağ şakağından bir tek sapı dışarıda kalacak şekilde girdi. Çin medyasının gündemine düşen olayın en hayret verici tarafı bu noktadan sonra yaşandı. Arkadaşları kafatasına 15 santimlik bıçak saplanan Xiao’nun yanına gittiklerinde, kanlar içindeki gencin bilincinin açık olduğunu gördü. Dahası, ayağa kaldırılan Xiao hastaneye arkadaşlarının yardımıyla yürüyerek gitti. Jilin Üniversitesi hastanesi beyin cerrahı Yan Shijun, 23 yıllık kariyerinde ilk kez kafasından bıçaklanmasına rağmen bilinci yerinde olan birisini gördüğünü belirtti. Beyin röntgeni çekilen genç hemen ameliyata alınırken, bıçağın kafatasından çıkarılması iki saat sürdü. Dr. Shijun, büyük şans eseri bıçağın atardamar veya ana sinirlere hasar vermediğini, ancak Xiao’nun iyileşmesinin uzun zaman alacağını belirtti. HİLE TARTIŞMASIYLA BAŞLADI Oyun sayfası Gamer Craver, Xioanun arkadaşı Huang’ın ağzından yaşanan olayı şöyle verdi: “İnternet kafede Counter Strike oynuyorduk. Kazandığımız bir oyunun ardından, kaybeden taraftaki birkaç kişi yanımıza gelerek hile kodu kullandığımızı iddia etti.” “Tartışma büyüdü ve bizi iterek dışarı çıkardılar. Aniden bir tanesi beni kolumdan bıçakladı. Yerden kalkıp Xiao’ya baktığımda, kafasını kan içinde gördüm. Kafasından bıçaklanmıştı ama bilinci açıktı.” Xiao’nun babası oğlunun okul dışındaki tüm vaktini internet kafede geçirdiğini ve başına böyle bir olay gelmesine inanamadığı söyledi. Polis, şimdi güvenlik kamerasından elde edilen görüntülerden şüphelileri arıyor. (Hürriyet) |
'Barış Manço ile Cem Karaca kardeşti' http://i.ekolay.net/i/0327/mancokaraca2004_-2457_334.jpg Müzikal anlamda değil, gerçekten kardeşler! Yıllar sonra bir mektupla ortaya çıkan sırrı, Cem Karaca'nın eşi de doğruladı! Gündeme bomba gibi düşecek bir iddia... Anadolu Rock müziğinin iki efsanevi ismi Barış Manço ile Cem Karaca, baba bir anne ayrı kardeş mi? Habertürk'ten Bülent Günal'ın haberine göre bu çarpıcı iddia, Cem Karaca'nın Almanya'da olduğu yıllarda senelerce yanında kaldığı ev arkadaşı İbrahim Hızlı'nın kaleme aldığı özel bir mektupla gündeme geldi. Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca ise iddiayı şu sözlerle doğruladı: "Evet, Cem bana Barış Manço'nun ağabeyi olduğundan bahsetti.'' Barış Manço'nun Belçika'da yaşayan ağabeyi Savaş Manço ise, şu açıklamayı yaptı: 'Cem'in DNA'sıyla benimkini karşılaştırsınlar... Olmaz olmaz diye bir şey yok." Yeni Anayasa tartışmalarını da, futbolda şike soruşturmasını da gölgede bırakacak, Türkiye gündemine bomba gibi düşecek bir iddia... Anadolu Rock müziğinin iki efsanevi ismi Cem Karaca ile Barış Manço kardeş mi? İlk duyulduğunda gözleri fal taşı gibi açtıran, "Bu kadarı da ancak Türk filmlerinde olur'' dedirten bu müthiş iddia, ilk olarak elimize geçen 'özel' bir mektupla gündeme geldi. 15 Şubat 2007 tarihli 6 sayfalık mektup, Almanya'nın Köln şehrinden gönderilmişti. Mektubu kaleme alan kişi ise Cem Karaca'nın 1979 yılından 1987 yılma kadar Almanya'da geçirdiği günlere şahitlik eden, evinde kaldığı yakın dostu, ev arkadaşı İbrahim Hızlı'ydı. Hızlı'nın iddiasına göre Cem Karaca'nın kendisinden 2 yaş büyük bir ağabeyi vardı ve bu kişi de tüm Türkiye tarafından tanınıyordu. Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca ise iddiaları doğruladı ve "Evet, Cem bana bir ağabeyi olduğunu, bu kişinin de Barış Manço olduğunu söylemişti'' dedi. İbrahim Hızlı'nın yazdığı mektup, "Aşağıda, Cem Karaca ile ilgili bazı hatıralarımı aktarıyorum" diye başlıyor ve şöyle devam ediyor: "Bunlar bazı şeylerin bilinmesi için anlatmak istediğim hususlardır. Ben Cem Karaca ile 1965 senesinde Antakya'da Saray Caddesi'nde tanıştım. Ben askerdim, o askere yeni geliyordu. Eğitim alayını arıyordu. Beni asker elbisesi içinde görünce bana sordu ve ölünceye kadar süren tanışıklığımız başlamış oldu. Asker ocağında Cem'in arkadaşlar arasındaki lakabı büyük numaralı gözlüklerinden dolayı 'doktor'du." Aynı evde yaşadık İbrahim Hızlı mektubunda çalışmak için Almanya'ya gittiğini, ilerleyen yıllarda Türkçe gazetelerin başbayiliğini yaptığını, Cem Karaca'nın Almanya konserlerinde ise sık sık bir araya geldiklerini anlatıyor: "1979 Şubat sonu ya da mart başında gazetelerden Cem Karaca'nın Almanya'da olduğunu okudum. Tekrar buluştuk. Bana, 'Artık Türkiye'ye dönmek istemiyorum. Türkiye'de sanat, müzik yapmak kolay değil. Fakat bana bir yer lazım. Beni buraya getiren siyasi arkadaşlar da 30 bin markımı çarptılar. Beraber geldiğimiz arkadaşlar da mağdur durumda kaldılar. En az 10 kişinin ikamet edebileceği bir yer lazım' dedi. O zaman benim evim 120 metrekareydi. O günden itibaren tüm ekip evimde kalmaya başladılar. Cem Karaca'nın Almanya'da 9-10 yıl süreyle rahat yaşamasını sağlayan esas kişi Münih'te yaşayan bayan M.K. idi. Yani 10 yıl boyunca Cem Karaca'nın ayakta kalabilmesini sağlayanlar ben, M.K., Yağmur Atsız ve Orsan Öymen'dir. Başka hiç kimseden herhangi bir yardım ve yakınlık görmemiştir.'' İbrahim Hızlı, 1979 yılından itibaren Cem Karaca ile aynı evde kaldıklarını, evlerinde ise rakı masasının eksik olmadığını belirtiyor: "Bir gün Cem Karaca'ya 'Yahu Cem, senin kız veya erkek kardeşlerin, yakının kimse yok mu?' diye sordum. 'Biliyorsun' dedi, ben aslen Azerbaycanlıyım. İstanbul'da çok akrabam var, ama hepsi tüccar. Babam haricinde sanatla ilgilenen olmadı. Kimsyee söyleme Bayramlarda, akrabalarımla annem babam görüşür. Bana yaşça akranım olan Yılmaz Karaca var, amcamın oğlu. Onunla devamlı irtibatım var. Benim görünüşte ne kız ne de erkek kardeşim var. Ama babamın anlatmasına dayanarak, benden iki yaş büyük bir abim olduğunu biliyorum. Bu abimle devamlı temastayım, birbirimizi sever ve sayarız. Ben onun kardeşi olduğumu biliyorum ama onun beni bilip bilmediğinden haberdar değilim.'' İbrahim Hızlı, Cem Karaca'nın bahsettiği abisinin ismini veremediğinden dolayı üzgün olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Yalnız şunu söylemek isterim, abi dediği kişi Türkiye çapında tanınmış bir kişi. Rahmetli Cem bana bunları içki masasında anlatırken, 'iki duble içtikten sonra sefalara dalıp böyle şeyler mi uyduruyorsun?' dedim. 'Hayır, babam bana vasiyet etti. Bu senin abindir, onunla kavga edip kalbini kırarsan seni evimden kovarım ve bunu kimseye söyleme' dedi." İlkim Karaca: Evet, Cem'in ağabeyi Barış Manço'ydu Peki İbrahim Hızlı'nın Cem Karaca'dan iki yaş büyük olan ve 'ismini açıklayamam' dediği, tüm Türkiye'nin tanıdığı kişi kimdi? İbrahim Hızlı'yı telefonla aradık. Hızlı, 'özel mektubun' elimize geçmesinden dolayı şaşkındı. Ama, "Evet o mektubu ben yazdım. Ancak Cem'in ağabeyinin ismini ben açıklayamam. Başka bilenler de var. Onlar açıklasın'' dedi. Biz de mektubun izini sürmeye devam ettik. Cem bana bundan çoğu kez bahsetti Bu kez Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca'yı aradık ve: "Cem Karaca'nın bir ağabeyi var mıydı? Size hiç bahsetti mi?" diye sorduk. İlkim Karaca önce duraksadı, sonra da "Evet, bahsetti" diyerek anlatmaya başladı: "Size ancak Cem'in bana söylediklerini söyleyebilirim. Yalan söyleyemem, bildiğim her şeyi söylemek vicdan borcumdur. Evet Cem'in bir ağabeyi vardı. Söylediğine göre o kişi de Barış Manço'ydu! Cem 1945, barış Manço ise 1943 doğumluydu. Yani aralarında 2 yaş vardı. Cem benimle her şeyini paylaşırdı. Anlattığına göre babası Mehmet Karaca ile Barış Manço'nun annesi Rikkat Uyanık arasında bir ilişki yaşanmıştı." "Peki bugüne kadar neden bu konuyu hiç gündeme getirmediniz?" diye sorduğumuzda, İlkim Karaca şöyle konuştu: "Ben herhangi bir iddia sahibi değilim. Sadece siz sordunuz, ben de doğru bildiklerimi, Cem'den birçok kere dinlediklerimi söylüyorum. Eğer durup dururken ortaya çıkıp, 'Barış Manço, Cem Karaca'nın ağabeyiydi' desem yanlış anlaşılabilirdi. Cem bana 'Gerçek magazin bizde ama kimsenin haberi yok' der sonra da gülerdi." Barış öldüğünde 'Canım gitti' dedi İlkim Karaca, "Cem, Barış Manço'nun ölüm haberini aldığında yanındaydım" dedi ve ekledi: "Yıkılmıştı. Dudaklarından sözler dökülüyordu. Başlarını kaçırdım ama sonrasını not etmiştim. Diyor du ki; 'Canım gitti canım / canımı bilir misiniz? / O benim can dostumdu / Gözümün ağladığı kan / Ay Barış ak saçlı dostum benim / İçim kan ağlıyor / Bir yanımı kopardılar, adı sen / O dağlar hangi dağlar ki / De, ben de gelem / Sana, senin dağlarından çiçekler derleyem / Sen şimdilik orada bir gurbettesin / Bense hazin bir hasretteyim.' Cem, Barış Manço'nun ölüm yıldönümlerinde hep bu şiiri okurdu." İlkim Karaca, "Cem, 'Babam Mehmet Karaca çok çapkın bir adammış' derdi. Neticede o bir tiyatro sanatçısıydı. Barış Manço'nun annesi de dönemin en ünlü ses sanatçılarından Rikkat Uyanık Hanımefendi'ydi. İlginçtir, Barış Manço'nun ilk ismi de Mehmet'ti. Tekrar ediyorum, ben herhangi bir iddia sahibi değilim. Herkesin bir özel hayatı var. Ben sadece Cem'in anlattıklarını sizinle paylaştım o kadar.'' 'Her ikimiz de babamıza ne kadar çok benziyoruz' İlkim Karaca, Cem Karaca'yla Barış Manço arasında ince bir rekabet olduğunu da sözlerine ekledi: "Ama Cem, 'Barış benim rakibim değil, murakıbım derdi. Cem'in babası Mehmet Karaca aslen Azeri'ydi. Cem de Barış Manço da Azeri şarkısı olan 'Ayrılık'ı okumuşlardı. Cem o zaman, 'İkimizi de baba toprağı çekti' demişti. Barış Manço'nun bir ölüm yıldönümü sonrası, Cem'e Barış'ın bir fotoğrafını vermişlerdi. Aldı onu evin duvarına astı. Sonra da karşısına geçip, 'Her ikimiz de babamıza ne kadar benziyoruz. Herkes beni büyük zanneder ama sen benden 2 yaş büyüksün' dedi. 'Ne diyorsun Cem sen?' deyince, 'Ne diyorsam diyorum, yaz bir kenara bunları' demişti. Sonra da eklemişti: 'İkimizin de bedeni hastalıklı. Eee, ikimiz de babamızın yaşlı zamanına denk gelen çocuklarıyız.'' toto Karaca: Kocam ölürken diğer oğlunu görmek istedi İbrahim Hızlı mektubunda, Cem Karaca'nın bir ağabeyi olduğunu Cem Karaca'nın annesi Toto Karaca'dan da duyduğunu söylüyor: "1985 yılı sonlarında Toto Karaca bende kalmaktaydı. Bir gün, akşam yemeği yerken Toto bana bir şeyler anlatmak istediğini, ancak kimseye söylemememi rica etti. 'Hayatta kocamla birlikte her şeyi paylaştım, fakat son nefesini verirken gözlerime bakarak yapamayacağım bir şey istedi benden. 'Nedir dedim, yapamayacağın şey?' Kocam, ilk oğlu, Cem in abisini son olarak görmek istedi dedi. Ben o zaman Cem in anlattıklarını hatırladım. Toto da bana Cem in bahsettiği kişiden bahsetti. Biliyorum, bu konuyu benden başka bilenler de vardı. Fakat iki taraflı dinlemiş değillerdir diye tahmin ediyorum. Ben ikisinden de dinlediğim için inanmak mecburiyetinde kaldım. Ama üzgünüm ismi açıklayamıyorum. Annesi ile babası boşandığında Barış 3 yaşındaydı Barış Manço'nun annesi Türk Sanat Müziği'nin önemli sanatçılarından Rikkat Uyanık'tı. 1 Mayıs 1921 'de Adana'da doğmuştu. Çok güzel alto sesi ve müziğe son derece kabiliyetli olmasından ötürü klasik Türk müziği eğitimi almıştı. 1940 yılında İsmail Hakkı Manço ile evlenmişti. Bu evlilikten 1941 'de Savaş, 1943'te Barış, 1946'da ise İnci dünyaya gelmişti. İsmail Hakkı-Rikkat çifti, kızları İnci nin doğduğu yıl 1946 da boşanmışlardı. Barış Manço babasının yanında büyümüştü. Ancak 10. sınıfta iken babası İsmail Hakkı Bey ölmüştü. Rikkat Hanım ise ikinci evliliğini Asaf Uyanık ile yaptı. Sanat çevreleri de onu bu soyadıyla tanıdı. 1992 yılında ölen Rikkat Uyanık'ın öğrencileri arasında Zeki Müren de bulunuyordu. Savş Manço: Olmaz diye bir şey yok Bu müthiş iddiayı Barış Manço'nun Belçika'da yaşayan ağabeyi Savaş Manço'ya da sorduk. e-posta yoluyla sorularımızı yanıtlayan Savaş Manço, ilk e-postasında, "Size elimden geldiği kadar doğru sandığım bilgileri iletmek isterim. Çünkü yazacaklarınız, yaşamım boyu en çok saygı ve sevgi beslediğim kişileri konu edecek. Bu nedenle sizden biraz zaman istiyorum'' dedi. Savaş Manço, iddiayı reddetmemişti ve daha sonra yolladığı e-postasında ise şunları söyledi: "Gelelim konunun gerçek olup olmadığına. 'Yaşamda, olmaz olmaz' diye düşünürüm. Babamıza en çok benzeyen çocuğunun ben olduğum söylenir. Cem'in DNA haritası ile benimkisi karşılaştırılabilinir. Eğer aynı baba - ayrı anneler kardeşsek, DNA haritalarımızın yarısı uygunluk gösterecektir. Yok değilsek, bütün bu sevdiğimiz kişileri yeniden ve candan anmış oluyoruz: konu kapanırken bu güzel duygular yanımıza kâr kalır.'' Müziğe Galatasaray Lisesi'nde başladı 2 Ocak 1943'te İstanbul'da dünyaya gelen Barış Manço, müziğe Galatasaray Lisesi'nde başladı. Eğitimini Belçika Kraliyet Akademisi nde yaptı. Bestelediği 200'ün üzerinde şarkısıyla 12 altın ve bir platin albüm ödülü kazandı. 1958 de ilk grubu olan Kafadarlar'ı kurdu. 1973'te ise kurduğu Kurtalan Ekspresi adlı grubuyla dillerden düşmeyen şarkılar seslendirdi. "Bizim Gibi, Kol Düğmeleri, Kağızman, Dağlar Dağlar, İşte Hendek İşte Deve, Ölüm Allah'ın Emri, Nazar Eyle, Hal Hal" gibi 45'likleri ile "Unutamadım, Kara Sevda, Gülpembe" gibi büyük ses getiren albümlere imza attı. 31 Ocak 1999 gecesi geçirdiği kalp krizi nedeniyle öldü. Türkiye’yi ‘politik-rock’ müzikle tanıştıran adam 5 Nisan 1945’te Antakya’da dünyaya gelen Cem Karaca, Anadolu Rock ve Anadolu Pop müziğinin kurucuları arasında yer alıyor. Cem Karaca 1967 yılında Apaşlar Grubu’na katıldı. Grup ‘Resimdeki Gözyaşları’ adlı şarkısıyla büyük sükse yarattı. Apaşlar’dan ayrılan Cem Karaca Apaşlar’ın basçısı Seyhan Karabay ile birlikte Kardaşlar Grubu'nu kurdu. İlk 45'likleri 'Dadaloğlu' ile büyük başarı elde ettiler. Kardaşlar'dan ayrılıp Moğollar'la birleşen Cem Karaca, üç 45'lik çıkardı. Moğollar'dan ayrıldıktan sonra kurduğu Dervişan Grubu'yla Türkiye'yi 'politik-rock'la tanıştırdı. 1979 yılında Almanya'ya giden Cem Karaca, 1983 yılında vatandaşlıktan çıkarıldı. 1987 yılına kadar Türkiye'den uzak yaşayan Cem Karaca, 50'ye yakın 45'lik çıkardı. "Tamirci Çırağı, Oh Be, Töre, Namus Belası, Adiloş Bebe, Yiyin Efendiler, Ben Bir Ceviz Ağacıyım, Nerede Kalmıştık" gibi hafızalara kazınan yüzlerce şarkıyı seslendirdi, çok sayıda ödül aldı. 8 Şubat 2004'te öldü. (ekolay) |
Rapidshare herkesi şok etti! Rapidshare'den korsan film ya da müzik indirenlere şok: Bakın dev site nasıl bir adım atıyor... Ücretli ve ücretsiz kullanım seçenekleri olan Rapidshare yasal dosya paylaşımı yapanlar için yararlı bir araç. Ancak bu aracı korsan dosya paylaşmakta kullanan büyük bir kullanıcı kitlesi de var. Hatta bu dev dosya paylaşım sitesinin trafiğinin çok büyük bir kısmının korsan paylaşımlar tarafından oluşturulduğu bilinen bir gerçek. Ve Rapidshare, şimdi korsanlar için büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. Eğer bu adım beklendiği gibi olursa, kullanıcıları şaşırtacağına hiç şüphe yok. Peki ama nedir bu adım? Yasal içerik sahiplerinin uğradığı gelir kaybına karşı, korsan içerik indirmeye çalışanlar, ürünü ve içeriği yasal olarak satın alabilecekleri internet adreslerine yönlendirilecekler. Rapidshare'in çöküşü olur mu? Peki Rapidshare neden böyle bir karara imza atıyor? Rapidshare'in bu kararı almasında, karşılaştığı dev tazminat davalarının rol oynadığı konuşuluyor. Rapidshare sadece indirmeye çalışanları yönlendirmekle kalmayacak, korsan yükleyen kullanıcılar ise ban'lanacak. Sonrasında Rapidshare'in eskisi kadar Premium hesap satıp satamayacağı da merak ediliyor. Hatta dev sitenin bu durumda inanılmaz bir biçimde gerileyeceğini tahmin etmek de pek zor değil. Rapidshare için tek bir teselli var: Sitenin, yapılan yönlendirmelerden gelen satışlardan pay alması bekleniyor. Ancak alınacak payların ne getireceği, daha doğrusu kaybedilen gücü karşılayıp karşılamayacağı büyük bir soru işareti. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1269944623494&ids=%287098,25427,103421%29,%287098,25442,100023%29,%287098,25430,101219%29,%287098,24965,101360%29,%287098,24287,100793%29 (ekolay) |
Halaçoğlu'ndan Ermeniler'i 'şoke eden' açıklama http://i.ekolay.net/i/0330/Yusuf-Halacoglu-ic1-2745_%20334.jpg Türk Tarih Kurumu eski başkanı Yusuf Halaçoğlu, Ermeniler'i çılgına çevirdi: PKK yüzde 80 itibariyle Ermeni... Konya'da katıldığı bir konferansta konuşan Halaçoğlu, "Bütün Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kürt'müş gibi havaya girildi. Acaba Türkiye'de ne kadar Kürt var, biliniyor mu? İsterseniz Kürt olmayan PKK'dan başlayayım. PKK yüzde 80 itibariyle Ermeni" dedi. Halaçoğlu'nun sözlerine yer veren Ermeni basını haberi, "Türk tarihçiden yeni gaz" başlığıyla gördü ve Halaçoğlu'nun iddiasını "şok edici" olarak yorumladı. Halaçoğlu'nun sözde Ermeni soykırımı ile ilgili verdiği rakamların da gerçekçi olmadığını iddia eden Ermenistan merkezli news.am haber sitesi, Halaçoğlu'nun iddialarının gerçek dışı olduğunu ve Türk yetkililerin Halaçoğlu'nu uzun yıllar önce görevden aldıklarını ileri sürdü. (Vatan) |
Hasta terörist infaz ediliyor Terör örgütü PKK'da örgüt üst düzey sorumlularının tedavileri için Avrupa alanı başta olmak üzere, her türlü imkan denenirken, hastalanan ve iyileşmesi zaman alacak olan örgüt mensuplarının ise gözden çıkarıldığı ve "ajan-işbirlikçi" denilerek ölüme terk edildiği bildirildi. Terör örgütü adına dağlarda uzun yıllar faaliyet gösterirken böbrekleri ve sindirim sistemi iflas eden "Nevruz Digor" kod adlı kadın teröristin, Türkiye veya Avrupa’ya giderek tedavi olma talebinin kabul edilmediği belirlendi. "Pişmanlıkla" ilgili yasal düzenlemeden yararlanmak amacıyla teslim olan örgüt mensuplarının ifadelerine göre, dağlardaki elverişsiz koşullar nedeniyle mutlaka tam teşekküllü bir hastanede böbrek ameliyatı olması gereken kadın teröristin, tam teşekküllü bir hastane yerine Rusya’daki imkanları son derece kısıtlı olan örgüt kampına gönderildiği kaydedildi. Kampa gelen doktorun, "Nevruz Digor"un mutlaka hastanede tedavi olması yönündeki raporunun Kandil’e iletildiği, ancak bu talebin kabul görmediği ve kamp içinde tedavi edilmesinin istenildiği kaydedildi. Bunun üzerine kadın teröristin, ailesine mektup yazarak yardım istediği, ailesinin Kandil’deki örgüt yöneticileriyle görüşerek kızlarının tedavisi için kendilerine verilmesini talep ettikleri, ancak bu talebin kabul edilmediği belirlendi. Teröristin tedavisi için örgüt yönetiminin gerekli girişimlerde bulunmamasının örgüt içerisinde rahatsızlığa neden olduğu bildirildi. Kandil tarafından kadrolara yönelik yayınlanan bir talimatta, Nevruz Digor’un "ajan-işbirlikçi" olduğu, sorgulamasının devam ettiği ve bu nedenle Avrupa veya Türkiye’ye gönderilmediğinin belirtildiği kaydedildi. Bu arada, "Nevruz Digor"un ailesinin kızlarının bir an önce tedavi ettirilmesi için bazı uluslararası kuruluşlar aracılığıyla girişimlerde bulunduğu belirtildi. Geçen yıl gırtlak kanseri olan ve tedavisi için Türkiye’ye gelmesine izin verilmeyen ve ölüme terk edilen M.A. (40) isimli kadın terörist, Irak’taki örgüt kampından kaçmayı başararak İzmir’de bir hastaneye sığınmıştı. Güvenlik güçlerine teslim olan M.A.’nın tedavisinin halen sürdüğü kaydedildi. Yine, geçen yıl "kanser" hastası olduğu için terör örgütü tarafından "canlı bomba" olarak İstanbul’a gönderilen G.K, güvenlik güçleri tarafından düzenlenen başarılı bir operasyonla etkisiz hale getirilmişti. (ekolay) |
Metroda aktarmasız seferler başladı http://i.ekolay.net/i/0330/metro-30310_ic-2853_334.jpg İstanbul metrosunda sinyalizasyon dönüşümü tamamlanarak, Taksim-Atatürk Oto Sanayi arası aktarmasız seferler başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Taksim-Atatürk Oto Sanayi arası başlayan aktarmasız seferler, ilk aşamada 5 dakika 40 saniye sefer aralığıyla kalkan ve bu mesafeyi 20-21 dakikada alan, 8’li dizi trenlerle yapılıyor. Aktarmasız seferler, yeni satın alınan 92 vagondan, hatta çalışabilir hale getirilen 64 tanesi ile başlatıldı. Hazırlık aşaması devam eden 28 yeni vagonla, yeni sinyal ekipmanları montajına başlanan eski 32 vagon dönüşümleri tamamlandıktan sonra hatta girecek. Dönüşüm tamlandıktan sonra metroda çalışan vagon sayısı 124 adete çıkarılacak. Bu arada, Şişhane-Taksim arası seferler bir süre daha ayrı olarak gerçekleştirilecek. Metro Haliç Köprüsü nün bitmesi ile Unkapanı, Şehzadebaşı ve Yenikapı seferleri aktarmasız seferler biçiminde sisteme eklenecek. |
Barış Manço öldürüldü mü? http://i.ekolay.net/i/0330/savas-manco-30310_ic-1533_334.jpg Cem Karaca ile Barış Manço'nun kardeş olduğu iddiaları konuşulurken Barış Manço'nun ağabeyi bomba gibi açıklamalar yaptı. Haber Analiz programında Cem Karaca ile Barış Manço'nun kardeş olduğu iddiaları, Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca ile konuşuldu. İlkim Karaca konuyla ilgili, "Cem, bunu bana birçok kez söyledi. Cem de bunu babasından, annesinden duymuş. İnsanların hayatlarında 'olmaz' diye bir şey yoktur" dedi. İlkim Karaca, DNA testi yapılmasına "İnancım gereği bir insanın mezarında rahat bırakılması gerektiğini düşünüyorum" sözleriyle karşı çıktı. Tayfun Gönüllü'nün sunduğu programa telefonla katılan Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço ise "gerekirse DNA testi yapabileceğini" kaydetti. Savaş Manço bambaşka bir iddiayı da tartışmaya açtı. Tayfun Gönüllü'nün "Barış Manço'nun öldürüldüğüne dair söylentiler var..." sözlerine "O benim içimde uktedir. Ama elimizde kanıt yok." şeklinde karşılık veren Savaş Manço, şunları söyledi: "Barış hayatı boyunca kimse ne borç vermiştir ne borç almıştır. Babamız yanlış birtakım işler yaptı. Bütün aile malını mülkünü bir imzadan dolayı kaybetti. Bu kefaleti imzaladığına göre birtakım işler oldu. Elimde bir belge yok. Bunu ispat etmek zor." (Habertürk) |
Cem'in akli dengesini ölçecekler http://i.ekolay.net/i/0329/garipoglu100-29310-2636_334.jpg Münevver Karabulut cinayetinin zanlısı Cem Garipoğlu'nun aklı 3 hafta boyunca teste tabi tutulacak. Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karar doğrultusunda, bugün Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Adli Tıp Kurumu'na arka kapıdan sokulan Cem Garipoğlu, 3 hafta boyunca, Gözlem İhtisas Dairesi'nde akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair kontrol edilecek. Başı kesilerek öldürüldükten sonra Etiler'de bir çöp konteynerine atılan Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu ile ilgili, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi son duruşmada, 3 haftadan fazla olmamak kaydıyla Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi'nde akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair kontrol edilmesine karar vermişti. TEK KİŞİLİK ODADA TUTULACAK Karar doğrultusunda Cem Garipoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden, bugün sabah saatlerinde, cezaevi aracı ile Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na getirildi. Tek kişilik odada tutulacak olan Cem Garipoğlu'nun tüm hareketleri kamerayla izlenecek. Kapıda ise askerler nöbet tutacak. 3 haftanın sonunda hazırlanacak olan rapor, Cem'in yargılandığı Bakırköy 4'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. Raporda Cem Garipoğlu'nun akli dengesinin yerinde olmadığına kanaat getirilirse, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklar Hastanesi'ndeki koğuşa sevk edilecek. (ekolay) |
Anayasa değişikliği paketi TBMM Başkanlığı'nda http://i.ekolay.net/i/0330/anayasa-23031-1007_334.jpg AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ve bir grup milletvekili, Anayasa değişikliği teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu. AKP pakette "sürpriz" düzenleme yaptı; buna göre genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları ve Meclis Başkanı'na Yüce Divan yolu açılıyor. AKP'li Bozdağ, Anayasa Değişikliği Teklifini TBMM Başkanlığına sunmasının ardından, gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Yüce Divan yolu hem Meclis Başkanı hem de TSK komuta kademesine de açılmış oldu. Bu eklemeye niçin gerek duyuldu? Eleştiri ya da öneri mi geldi? Bu konuda Genelkurmay ile de görüş alışverişiniz oldu mu?" sorusuna karşılık Bozdağ, "Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Hava, Deniz, Kara Kuvvetleri komutanları ile Jandarma Genel Komutanı'nın da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmalarına ilişkin bir değişiklik, teklifte yer almaktadır. Esasında 250. maddeyle ilgili CMK değişikliğinin kamuoyunda tartışılması sırasında, kamuoyunun her kesiminden bu konuda değişik talepler geldi. Anayasanın ilgili maddesine bu konunun monte edilmesinin doğru olacağı ve ortada bir boşluk olduğuna dair eleştiriler ve bunun düzeltilmesine dair öneriler oldu. Biz o süreçte ve daha sonraki süreçte, kamuoyundan bu yönde gelen talepleri, eleştirileri değerlendirdik. Gerçekten ortada boşluk olarak nitelendirilebilecek bir durum var. Onu düzeltmek, bir ihtiyacı gidermek, kamuoyunun taleplerini değerlendirmek için yaptık" dedi. Teklifin Anayasa Komisyonunda ne zaman görüşüleceği sorusuna Bozdağ, "Tabii Komisyon gündemine hakim...Bunda sonraki süreç bizden çıktı. Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte teklifi Meclis Başkanı'na sunduk. Bundan sonraki süreç, Meclis Başkanı'nın teklifi Komisyona havale etmesi, Komisyon Başkanı'nın bunu gündem yaparak görüşmesidir. Bunların tamamı bizim dışımızda olan işlerdir. Meclisin Anayasa ve İçtüzük hükümlerine göre bundan sonraki süreç, Meclis Başkanı ve Komisyon Başkanı tarafından icra edilecektir" dedi. Bozdağ, "AK Parti olarak bir takviminiz var mı?" sorusuna, Mecliste görüşülmesiyle ilgili Anayasa ve İçtüzük hükümleri olduğunu kaydederek, Anayasa Komisyonunun 48 saat geçmeden gündeme almasının söz konusu olmadığını, ayrıca Komisyon görüşmelerinin ne zaman biteceğini bilemediklerini, bunun oradaki çalışmaların seyrine bağlı olduğunu anlattı. Teklifin daha sonra Genel Kurul aşaması olduğunu hatırlatan Bozdağ, "Umarımız Nisan ayı içerisinde Komisyon ve Genel Kurul çalışmaları, en geniş katılım ve müzakereyle sonuçlandırılır" diye konuştu. 330 kaygımız yok Bozdağ, "Referandum sınırını aşamayacağınıza yönelik bir endişe taşıyor musunuz? Çünkü AK Parti içinde de bu pakete destek vermeyenler olduğu belirtiliyor. Böyle bir kaygınız var mı?" sorusuna karşılık, "Bizim 330 ile ilgili herhangi bir tereddütümüz kesinlikle yok. Bu konu, milletvekillerinin takdirinde. Ama milletvekillerimizin zaten Anayasa değişiklikleri konusunda hepsinin kendi bölgelerinden gelen talepler var. Onların hepsinin Meclis çalışmalarında seyrini görecektir. Milletvekillerimiz içinde bu konuda bir sıkıntı yok. Ama başka yerlerde sıkıntı var. AK Parti içinde, milletvekilleri arasında sıkıntı varmış gibi, problem varmış gibi, bir takım spekülatif değerlendirmeler ve haberler yapmak suretiyle problem ve sıkını yaratmaya uğraşan birtakım haber, yayın ve beklentiler var. Ama bütün bu beklentiler bugüne kadar hep boşa çıktı. Bu süreçte bunun bir kez daha boşa çıktığını herkes görecektir. Bu beklentiyi dillendirenler de haber yapanlar da görecektir" dedi. Teklifin, 215 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığına verildiği belirtildi. Anayasa paketinin yeni içeriği TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'e sunulan Anayasa değişiklik teklifi 26 maddeden oluşuyor. Maddelerden birisi geçici 3 maddeyi kapsıyor. Teklifte, Anayasa'nın 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 159. ve 166. maddelerinde değişiklik öngörülüyor. Teklifle, geçici 15. madde yürürlükten kaldırılması da yer alıyor. Anayasa değişikliği teklifinin yürürlük maddesinde, halkoyuna gidilmesi durumunda teklifin tümüyle oylanması öngörülüyor. Anayasa değişikliği teklifinde yer alan düzenlemeler şöyle: Madde (1): Anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. maddesinde değişiklik yapılıyor. Maddenin, “kadınlar ve erkekler eşik hakları sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” şeklindeki 2. maddesine, “Bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler, gibi özel süratle korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz” hükümleri ekleniyor. Madde (2): Anayasa'nın, “özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde değişiklik öngörülüyor. Maddeye, “Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin kendisi ile ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilir” hükmü ekleniyor. Madde (3): Anayasa'nın “seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, “vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilecek.” Her türlü istismara karşı tedbir Madde (4): Anayasa'nın “Ailenin Korunması” başlıklı 41. maddesinde değişiklik yapılıyor. Maddenin başlığı, “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” şeklinde değiştiriliyor, maddeye, çocukların korunması konusunda hükümler ekleniyor. Maddeye eklenen hüküm şöyle: “Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Sendika kurma hakkı Madde (5): Anayasa'nın “Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor. Madde (6): Anayasa'nın 53. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar, Uzlaştırma Kuruluna başvurabilecek, kurul kararları kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak. Toplu sözleşmenin emeklilere yansıtılmasının yolu da açılıyor. Madde (7): Anayasa'nın “grev hakkı ve lokavt' başlıklı 54. maddesinde değişiklik yapılıyor. Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor. Parti kapatma davaları Madde (8): Anayasa'nın, “siyasi partilerin uyacakları esaslar” başlıklı 69. maddesi değiştiriliyor. Buna göre, siyasi partilerin mali denetimi Sayıştay tarafından yapılacak. Siyasi partiler hakkında kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın talebi üzerine, TBMM'de grubu bulunan her siyasi partinin 5'er üye ile temsil edildiği ve Meclis Başkanı'nın Başkanlığında oluşturulacak komisyonun üye tam sayısının üçte 2 çoğunluğu ve gizli oyla vereceği izin üzerine açılacak dava sonucunda Anayasa Mahkemesince karara bağlanacak. Komisyonun kararları, yargı denetimi dışında olacak. İzin talebinin Meclis'e ulaşmasından itibaren 30 gün içinde komisyon oluşturulacak ve komisyon kararını izin talebinin Meclise ulaşmasından itibaren en geç 60 gün içinde verecek. Meclis'teki siyasi parti gruplarınca izin talebiyle ilgili görüşme yapılamayacak, karar alınamayacak. Anayasa Mahkemesi, kapatma kararı veremeyecek, fiilin ağırlığına göre partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verilecek. Kamu denetçiliiği Madde (9): Anayasa'nın “dilekçe hakkı” başlıklı maddesinde değişiklik yapılıyor. “Kamu denetçiliği” (ombudsman) kurumu oluşturuluyor. Kurum, TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ile ilgili şikayetleri inceleyecek. Kamu başdenetçisi, TBMM tarafından gizli oyla ve 4 yıl için seçilecek. Parti kapatma ve milletvekilleri Madde (10): Anayasa'nın “milletvekilliğinin düşmesi” başlıklı 84. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Buna göre, kapatma davasının kaldırılmasına paralel olarak, milletvekilliğinin düşürülmesi uygulaması da kaldırılıyor. Madde (11): Anayasa'nın, TBMM'nin Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94. maddesinde değişiklik yapılıyor. Seçim süresinin 5 yıldan 4 yıla indirilmesi nedeniyle Başkanlık Divanının 2. dönem görev süresi konusunda düzenleme yapılıyor. Buna göre, Başkanlık Divanı 2. devre, dönemin sonuna kadar görev yapacak. Mevcut düzenlemede, Başkanlık Divanının 3 yıl için görev yapması öngörülüyor. Yüksek Askeri Şura kararları Madde (12): Anayasanın, “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinde değişiklik yapılıyor. Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı denetimi getiriliyor. Yargı, bu yetkiyi, idari eylem ve işlemin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı kullanacak, yerindelik denetimi yapamayacak. Askere Yüce Divan yolu Anayasa değişikliği teklifine göre, TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak. Cumhurbaşkanının Askeri Yargıtay'dan da Anayasa Mahkemesine üye seçmesini öngören teklifte ayrıca “Ekonomik ve Sosyal Konsey” de Anayasa kapsamına alınıyor. Madde (13): Anayasa'nın devlette memur çalıştırılmasına ilişkin hükümler içeren 128. maddesine, memurlara tanınacak olan “toplu sözleşme hakkı” yansıtılıyor. Madde (14): Memurların disiplin kovuşturması konusunda hükümler getiren 129. maddede değişiklik yapılarak, uyarma ve kınama cezaları da yargı denetimine açılıyor. Madde (15): Anayasa'nın “Hakimler ve Savcıların Denetimi” başlıklı 144. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, adalet müfettişleri, sadece savcıları ve adalet hizmetlerini idari görevleri yönünden araştırabilecek, inceleyebilecek ve soruşturabilecek. Bu görevi, hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler de yapabilecek. Madde (16): Anayasanın, “Askeri Yargı” başlıklı 145. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişilerin sadece askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar, her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri yargıda yargılanamayacak. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı Madde (17): Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146. maddede de değişiklik öngörülüyor. Buna göre, halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan Anayasa Mahkemesi, taslaktan farklı olarak 17 asıl üyeden oluşacak. Taslakta bu sayı 19 olarak öngörülüyordu. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3'er aday arasından; 1 üyeyi baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi, Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3'er aday içinden; 3 üyeyi ise YÖK'ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3'er aday içinden seçecek. Böylece, Cumhurbaşkanı taslaktan farklı olarak Askeri Yargıtay'dan üye seçmiş olacak. Cumhurbaşkanının direkt olarak seçeceği üye sayısı taslaktakinden farklı olarak düşürülüyor. Taslakta, Cumhurbaşkanının 7 üyeyi direkt olarak seçmesi öngörülüyordu. Teklifte bu sayı 4'e indiriliyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı bu 4 üyeyi; üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1. sınıf hakim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçecek. Taslakta yer alan, Cumhurbaşkanının 2 üyeyi yüksek öğrenim görmüş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından seçmesinden vazgeçildi. Anayasa Mahkemesinin 3 daireden oluşması yönünde taslakta yer alan düzenlemeden de vazgeçiliyor. Yüksek Mahkeme, iki bölüm ve Genel Kurul olarak çalışacak. Anayasa Mahkemesi üyeleri, gizli oyla bir başkan ve iki başkanvekili seçecek. Süresi bitenler yeniden seçilebilecek. Madde (18): Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerini düzenleyen 147. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir kişi ikinci kez üyeliğe seçilemeyecek. Bir kişi, 12 yıldan önce yaş sınırını doldurursa emekliye ayrılacak. Yüce Divan yargılaması Madde (19): Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Bireysel başvurunun taslakta öngörülen, “anayasa şikayeti” ile sınırlı olması uygulaması kaldırılarak, bireysel başvuru hakkı genel tutuluyor. Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak. Herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki Anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak. Madde (20): Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen 149. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesinin bölümleri başkanvekilinin başkanlığında 4 üyenin katılımı ile toplanacak. Genel Kurul ise mahkeme başkanının veya başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak. Bölümler ve genel kurul, kararlarını salt çoğunluk ile alacak. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturabilecek. Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara Yüce Divan sıfatıyla Genel Kurul bakacak. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanacak. Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tam sayısının üçte ikisinin oyu aranacak. Madde (21): Anayasa'nın, Askeri Yargıtaya ilişkin düzenleme içeren 156. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hakimlik teminatı esasları dikkate alınacak. HSYK'nın yapısı Madde (22): Anayasa'nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısını düzenleyen 159. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, HSYK'nın halen 7 olan asıl üye sayısı 21'e, 5 olan yedek üye sayısı ise 10'a çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. Teklifte, Adalet Bakanının kurul başkanlığını yürütmesi korunuyor. Adalet Bakanlığı Müsteşarının kurulda yer alması uygulaması da sürecek. Kurulun, 4 asıl üyesi, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademesi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 7 asıl ve 4 yedek üyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca, dört yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilecek. Kurulun “meslekten çıkarma” cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getiriliyor. Kurulun diğer kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacak. Geçici 15. madde Madde (23): Anayasa'nın, 166. maddesinde değişiklik yapılarak, “Ekonomik ve Sosyal Konsey” Anayasa kapsamına alınıyor. Madde (24): Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor. Madde (25): Anayasa'ya 3 geçici madde ekleniyor. Buna göre, teklifle Anayasa Mahkemesinin görevlerinde yapılan değişiklikler, mevcut davalarda da uygulanacak. Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri, asıl üye sıfatını kazanacak. Anayasa Mahkemesinin kalan üyeleri ile HSYK üyelerinin seçimine ilişkin düzenleme de yapılıyor. Madde (26) (YÜrürlük maddesi): Buna göre, teklif, yasalaşması halinde yürürlüğe girecek. Halk oyuna sunulması halinde ise tümüyle oylanacak. (ekolay) |
Stresten Kurtulmak İçin Her Gün Duş Alın Cep telefonları başta olmak üzere elektronik cihazlardan yayılan dalgalardan kaynaklanan stres ve yorgunluktan kurtulmak için uzmanlar her akşam duş almanın tüm vücudu stres ve yorgunluktan arındıracağını söyledi . Prof . Dr . Süleyman Daşdağ , çevredeki tüm akım taşıyan kablolar ile elektrikli aletler , yüksek gerilim hatları , televizyonlar, cep telefonu, baz istasyonları ve bilgisayar gibi cihazların elektromanyetik dalgalar yaydığını söyledi . Daşdağ , bu elektromanyetik dalgalardan kaynaklanabilecek elektromanyetik kirliliğin de kişide stres ve yorgunluğa yol açan elektrostatik yük birikimine neden olabileceğini ifade etti . Tembelliğe itiyor Prof . Dr . Daşdağ , strese neden olan elektromanyetik kirliliğin en büyük olumsuzluklarından birinin insanları tembelliğe itmesi olduğunu belirterek , şunları söyledi : " Teknolojiyi kullananlar , alınacak bazı önlemlerle elektromanyetik kirlenmeden kaynaklanan ve zararlı olduğu iddia edilen etkileri azaltabilir . Bunun için sağlığımız için beslenmemize dikkat etmekle birlikte elektrikli aletleri olabildiğince kontrollü kullanmamız gerekiyor . Günlük yaşamda bağışıklık sistemini güçlendirici besinlere oldukça fazla yer vermek gerekir . Saçımızı saç kurutana makinesi yerine doğal olarak kurutarak , enerji tasarruflu ve kompakt floresan ampul yerine geleneksel ampulleri kullanarak , cep telefonu yerine kablolu telefon kullanarak evimizdeki elektromanyetik kirliliği en aza indirebiliriz . " Duş alın Gün içinde maruz kalınan elektromanyetik dalgaların stres ve yorgunluğa neden olduğunu ifade eden Daşdağ , çıplak ayakla toprağa basılmasının veya herhangi bir metale dokunulmasının bu elektrik yükünü boşaltacağını bildirdi . Aynı şekilde metal gibi iletken olan suyla temasın da elektrik yükünün boşalmasını sağlayacağını belirten Daşdağ , şöyle konuştu : " Her akşam duş almak hem tüm vücudu elektrik yükünden kurtararak stresten arındırır hem de sağlıklı bir gece geçirmemizi sağlar , özellikle elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu alanlarda yaşayanlar , akşamları duş alarak vücutta biriken elektrik yüklerinden arınmalıdır . Böylece , elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan stres ve yorgunluk giderilebilir . Gün içinde bunu yapacak zamanı bulamıyorsak elimizi suya tutmamız yani ellerimizi sık sık yıkamamız da vücudumuzdaki elektrik yükünü alır . Bu nedenle hem mikroplardan arınmak hem de elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan elektrostatik yük birikiminden korunmak için sık sık ellerimizi yıkayıp her gün duş almalıyız . " |
Böyle rezillik görülmedi! http://i.ekolay.net/i/0330/ruyaniz-30310_ic-5049_334.jpg 'Rüyanız Hayırlı Olsun' programının bayan sunucusunun canlı yayında çişi geldi. Flash TV ekranlarında yayınlanan 'Rüyanız Hayırlı Olsun' programının bayan sunucusunun canlı yayında çişi geldi. Programına katılan bir izleyicinin geleceğine dair öngörülerde bulunan bayan sunucu, bir anda kulaklıkla program yönetmenine bağlanarak çişinin geldiğini söyledi. Telefonun diğer ucundaki konuğuna aldırış etmeden programa 5 dakikalık tuvalet molası veren bayan sunucu ekranlarda ender rastlanan bir rezalete imza attı. (ekolay) |
Kayıp Çocuklar Komisyonu'ndan uyarı 1 ek ![]() Basına kapalı yapılan komisyon toplantısında, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal bilgi verdi. Köksal, kayıp çocukların yüzde 95'inin bulunduğunu; bulunanlar arasında organ mafyasını çağrıştıran hiçbir done elde edemediklerini söyledi. Toplantıdan sonra açıklama yapan Komisyon Başkanı Halide İncekara, Uşak'ta kaybolan Umut Balık'ı hatırlattı; devlete emanet edilen çocuklara gerekli ilginin gösterilmediğini savundu. İncekara, "Öğretmen, kaymakam, vali sadece 23 Nisanlarda çocukları hatırlayacaklarına makam arabaları olmadan, haber vermeden okul denetimi yapsalar bunlar olmaz" diye konuştu. CNN Türk - 31 Mart 2010 |
Yolcu hostesi ısırdı! 1 ek ![]() Akli dengesi yerinde olmayan yolcu gözaltına alındı Atatürk Havalimanı'nda akli dengesinin yerinde olmadığı sanılan bir yolcu, New York uçuşu öncesi hostesi ısırınca gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, THY'nin TK-001 sefer sayılı İstanbul-New York seferini yapacak uçağı ile ABD'ye gidecek olan Özbek vatandaşı Tulkın Rahmanov (28) ve kız arkadaşı Zarifa Muhiddinova (24), uçağa bindi. Yolcu alımı devam ederken akli dengesi yerinde olmadığı sanılan Tulkin Rahmanov'un yüksek sesle konuşması ve yaptığı hareketler diğer yolcuları rahatsız etti. THY kabin amiri Filiz Demir, yolcuyu yerine oturması ve sessiz olması için uyardı. Buna sinirlenen Rahmanov, hostes Demir'e saldırarak elini ısırdı. Kaptan pilot durumu polise bildirerek, uçağa polis çağırdı. Atatürk Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü ekipleri, uçağa girerek, saldırgan Tulkin Rahmanov'u kelepçeleyip gözaltına aldı. Rahmanov ile birlikte kız arkadaşı Zarifa Muhiddinova da uçaktan indi. Hostes Filiz Demir'in şikayetçi olduğu Rahmanov ve kız arkadaşı Muhiddinova, ifadeleri alınmak üzere karakola götürüldü. Özbek yolcuların, ifadeleri alındıktan sonra adliyeye sevk edileceği bildirildi. Öte yandan, yaşanan bu olay nedeniyle saat 11.00'de kalkması gereken New York uçağı, bir buçuk saatlik bir gecikmeyle saat 12.30'da İstanbul'dan hareket edebildi. AA |
Mehmet Ali ilan etti, erkekler destekledi 1 ek ![]() 31 Mart Dünya Erkekler Günü... 31 Mart'ı 'Dünya Erkekler Günü' ilan eden Mehmet Ali Erbil'e Türk erkeklerinden destek yağıyor. Binlerce erkek özel günlerini kutlamak için Facebook'ta grup kurdu. Esprileri ile magazin dünyasının en renkli simalarından biri olan Mehmet Ali Erbil'in geçen yıl laf arasında söylediği bir söz gerçeğe dönüşüyor.Akşam'da yer alan habere göre; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne nazire olarak 31 Mart tarihini Dünya Erkekler Günü olarak kutlanmasını isteyen Erbil'e erkeklerden destek yağdı. Ünlü şovmenin bu sözlerini destekleyen erkekler Facebook'ta kurulan gruplarla örgütlendi. Blog yazan erkekler de son dönemin gözdesi olan kişisel günlüklerinde bu kampanyaya destek verdi. Erbil ise konuyla ilgili olarak, 'Geçen yıl söylediğimi bu yıl da tekrarlıyorum. 31 Mart Dünya Erkekler Günü olsun. Nasıl kadınların günü var. Benim gibi mağdur erkeklerin de günü olsun' dedi. Haber Türk - 31 Mart 2010 |
Sigara filtresinde domuz kanı! Sigara içenlere şok edici haber. Daily Mail’in haberine göre, Sidney Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Simon Chapman, sigara filtrelerinde domuz kanından alınan hemoglobin maddesinin kullanıldığını bildirdi. Prof. Chapman, domuz ürünleri konusunda hassas olanMüslüman ve Musevilerin bu konudan haberdar edilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Chapman’a göre, sigara firmaları “ticari sır” kapsamına girdiğini gerekçe göstererek, sigaralarda kullandıkları katkı maddelerini açıklamıyorlar. Domuzu “haram” olara gören inanç mensuplarının bu haberden memnun olmayacaklarını belirten Avustralyalı profesör, tütün endüstrisine kullandıkları maddeleri açıklama zorunluluğu getirilmesi gerektiğini kaydetti. Sidney Üniversitesi’nde gerçekleştirilen araştırmada, sigara filtrelerinde bir çeşit kan proteini olan hemoglobin saptandı. Hemoglobinin, filtrelerden geçen dumandaki zehirli maddelerin daha etkin bir şekilde süzülmesi için kullanıldığı açıklandı. Prof. Chapman’a göre, bazı sigara üreticileri kullandıkları katkı maddelerinin büyük bölümünü açıklamakla birlikte, birçok maddeyi de “diğer katkı maddeleri” adı altında gruplayarak gizlediğini öne sürdü. Chapman bugüne kadar sadece Yunanistan’da bir sigara firmasının filtrelerde domuz kanından elde edilen hemoglobin kullanıldığını resmen açıkladığını belirterek, “Domuzu haram sayan bir inanca mensupsanız, sigarada kullanılan maddeleri bilme hakkınız var” dedi. |
Profesyonel intihar girişimcisi http://i.ekolay.net/i/0331/ersin-ture-31310_ic-0946_334.jpg kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/turkiyeden-haberler/242977-meslek-profesyonel-intihar-girisimcisi.html Türkiye’de son 20 gün içinde 4 ayrı ilde, ‘Çocuğum hasta ilaç parası lazım, kira borcumu ödeyemedim’ diyerek, bina çatılarına çıkıp intihar edeceğini söyleyen ve toplanan paraların kendisine verilmesinden sonra çatılardan inen Ersin Türe’nin, bu durumu kendisine meslek haline getirdiği ortaya çıktı. İntihar girişimini meslek haline getiren 25 yaşındaki Ersin Türe, son 20 gün içinde İstanbul, Ankara, Osmaniye ve Diyarbakır’da binaların çatılarına çıktı. Kendisini ikna etmeye gelen polislere, ‘Çocuğum hasta ilaç alacak param yok, ev kiramı ödeyemedim. Çocuğum ameliyat olacak’ diyen Türe’ye başta polisler ve çevrede toplananlar tarafından para toplanarak çatılardan inmesi sağlandı. SARIGÜL İŞ SÖZÜ VE PARA VERDİ İlk eylemini, 27 Şubat’ta İstanbul Mecidiköy’deki 10 katlı bir binanın çatı katına çıkarak gerçekleştiren Türe, “Çocuğumun kalbi delik. Kapağı değişecek. 5 bin TL istediler. Ancak 850 lira açığım var. Ben amelelik yapıyorum” diyerek atlayacağını söyledi. Yaklaşık 2 saat trafiği kilitleyen ve kendini jiletleyen Türe’nin bulunduğu yere gelen İstanbul Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, istediği 850 TL para ile kendisine iş sözü vererek ikna etti. OSMANİYE'DE EMNİYET MÜDÜRÜ İKNA ETTİ İstanbul’dan 9 Mart’a Osmaniye’ye gelen Ersin Türe, burada da 5 katlı binanın teras katına çıkarak işsiz olduğunu belirtip atlayacağını söyledi. Trafiği kilitleyerek yaklaşık 2 saat pazarlık yapan ve vücudunu kesen Türe’yi olay yerine gelen Osmaniye Emniyet Müdürü Tayfur Erdal Ceren ikna ederek indirdi. DİYARBAKIR’DA POLİS PARA TOPLADI Ersin Türe, bu kez 11 Mart tarihinde Diyarbakır’a gelerek Bağlar İlçesi Devlet Hastanesi İlçe Polikliniğinin bulunduğu 10 katlı binanın çatısına çıktı. Kendisini ikna etmek isteyen polislere ilaç alamadığını ve 600 TL kira borcu biriktiğini söyleyen Türe, bir taraftan kendini jiletlerken diğer taraftan pazarlığa başladı. Burada da emeline ulaşan Türe için olay yerine gelen polisler kendi arlarında para toplayarak, inmesini sağladı. ANKARA’DA 1750 TL’YE İKNA OLDU Her girişiminde para toplayan Ersin Türe, bu kezde 19 Mart’ta BaşkentAnkara’ya giderek, yeni bir seneryoyla iki gün üst üste farklı semtlerde çatıya çıktı. Burada da İntihardan vazgeçmek için polislerle pazarlık yapan Türe, toplanan bin 750 lirayı alarak indi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, çıktığı çatılarda can pazarlığı yaparak para toplayan Ersin Türe'nin 20 günde yaklaşık 3 bin TL para topladığını belirleyip, hakkında ‘kamu görevlileri ve araçlarını meşgul etmek’ ve ‘yalan beyanda bulunarak para toplamak’ suçundan soruşturma açmaya hazırlanıyor. kaynak: ekolay.net |
6 parmaklı komutan 11 yıl sonra fark edildi http://i.ekolay.net/i/0401/abide-1410_ic-3913_334.jpg Çanakkale Şehitler Abidesi’nin ayaklarında bulunan ve Mehmetçiğin kahramanlığını anlatan rölyefte, askerlerine düşmanı hedef gösteren bir komutanın elinin 5 yerine 6 parmaklı oluşu yıllar sonra farkedildi. “Çanakkale Geçilmez” destanını yazan ve gösterdiği kahramanlıkla, Türk’ün adını dünyaya duyuran Mehmetçik’i ölümsüzleştiren Şehitler Abidesi’ndeki bir hata şaşkına çevirdi. Morto Koyu’nun gerisinde yükselen Hisarlık Tepe’de yapımına 1954 yılında başlanan 41.7 metre yüksekliğindeki Şehitler Abidesi 1960 yılında bazı eksikleriyle birlikte ziyarete açıldı. Geceleri de görülebilmesi için 1998 yılında ışıklandırılan abidenin ayaklarında bulunan 8 rölyef, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü’nün açtığı yarışma sonucunda, ünlü heykeltıraş Prof.Dr. Ferit Özşen’e yaptırıldı ve 27 Kasım 1999 tarihinde törenle açıldı. DİKKATLİ BİR ZİYARETÇİ FARKETTİ Her yıl 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve 24 Nisan Çanakkale Kara Savaşları törenlerine ev sahipliği yapan Şehitler Abidesi’nin ayaklarındaki rölyeflerde yapılan bir hata ise 11 yıl sonra ortaya çıktı. Abidenin ayaklarındaki 8 rölyeften biri olan ve hem Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını anlatan, hem de bir komutanın savaşı sevk ve idaresini gösteren rölyefte; komutanın, askerlerine düşmanı hedef gösteren elinin 5 yerine 6 parmaklı olarak yapıldığı yıllar sonra bir ziyaretçinin gözüne takıldı. Komutanın, gözükmeyen başparmağı, düşmanı gösteren işaret parmağı ve geriye kalan 4 parmağıyla toplam 6 parmaklı olduğu saptandı. HATA EN KISA SÜREDE DÜZELTİLECEK Bu iddiayı ilk kez duyduğunu anlatan rölyeflerin mimarı ünlü heykeltıraş Prof.Dr. Ferit Özşen, 1998 yılında açılan yarışmada kendisine ait proje seçildikten sonra 1999 yılı şubat ayında yontma çalışmasına başladıklarını ve kasım ayında rölyefleri tamamladıklarını söyledi. Şehitler Abidesi’nin kara tarafına bakan ayaklarına kara savaşlarından sahneler, deniz tarafına bakan ayaklarına ise deniz savaşından sahneler yaptıklarını anlatan Prof.Dr. Özşen, en kısa sürede Çanakkale’ye gelerek komutanın elindeki bir parmağı yontarak yok edip hatayı düzelteceğini belirtti. (ekolay) |
20 bin üniversite mezunu polis alınacak http://i.ekolay.net/i/0401/polis-1410_ic-3830_334.jpg Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 20 bin yüksek öğretim mezunu polis memuru alınacağını söyledi. Çiçek, dün Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yaparak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlar Kurulu toplantısında bazı kanun tasarılarını imzaya açtıklarını belirten Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bunlardan birinin polis meslek eğitimine alınacak yüksek öğretim mezunları yaş sınırının 28’den 29’a, askerliğini yapmış olanlarda da 29’dan 30’a yükseltilmesi ve 20 bin polis memuru kadrosunun oluşturulması olduğunu söyledi. Cemil Çiçek, Türkiye’de güvenlik hizmetlerinin layıkıyla sürdürülebilmesi bakımından kişi başına düşen polis sayısında noksanlık olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bu da ister istemez asayiş ve huzurun temini bakımından özellikle büyük şehirlerimizde bazı problemler çıkarmaktadır. AB üyesi ülkelerde bir polise 250 kişi düşerken halen ülkemizde bu 300’ün üzerindedir. Dolayısıyla bu açığın kapatılabilmesi lâzım." (ekolay) |
Memurlara kesenin ağzı açıldı! Sendikalı memura 3 ayda bir toplu görüşme primi verilecek. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sendikalı memura 3 ayda bir toplu görüşme primi ödeneceğini bildirdi. Sosyal haklarının iyileştirilmesini isteyen memurlar, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kapısını çaldı. Bakan Şimşek, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen sendikalı memurun 10 liralık toplu görüşme primini yeniden vereceklerini açıkladı. Böylece, 1 milyon 170 bin memura 3 ayda bir 30 lira toplu görüşme primi ödenecek. Memurun giyim yardımının da nakit ödeneceğini belirten Şimşek, ekledi: "Referandum gündeme geldiğinde sizden beklentimiz büyük." Mehmet Şimşek'i ziyaret eden memur temsilcileri, toplu görüşme masasında kabul edilen sosyal haklarının verilmesini istedi. Şimşek'le 1.5 saat görüşen Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, şu bilgiyi verdi: "Kamuda çalışan sözleşmelilerin kadroya alınması, MEB'de kariyer basamakları ve başöğretmen sınavının yeniden yapılanması, Diyanet'te sözleşmeli Kuran kursu öğretmenleri, imamlara kadro, şeflere ek ödenek verilmesi gibi taleplerimizi ilettik. Sayın Bakan, demokratikleşme, Anayasa paketinin referandumda gündeme gelmesi durumunda bizden beklentilerinin büyük olduğunu ifade etti. Biz de desteğimizi dile getirdik." (ekolay) |
'Öldü' zannedip helvasını yemişler http://i.ekolay.net/i/0401/gundogdu200-1143_334.jpg Gebze’deki Fatih Devlet Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı olarak görev yapan ve 2 ay önce sağlık sorunları nedeniyle izne ayrılan Dr. Taner Gündoğdu, görevine başladığında hakkında ‘öldü’ diye söylenti çıkarıldığını öğrenince şok oldu. Gelen hastalarının çoğunun “Sizin öldüğünüzü duymuştuk” demesi üzerine açıklama yapmak zorunda kalan Dr. Taner Gündoğdu, “Ölmedim yaşıyorum ve görevimin başındayım” dedi. Dr. Gündoğdu, bu söylentiyi kimin çıkardığını araştırırken, bazı hastalarının da onun için helva dağıttırdığı ortaya çıktı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle 2 ay hastaneden uzak kalan ve geçtiğimiz günlerde görevine dönen Dr. Taner Gündoğdu, servise gelen bazı eski hastalarının kendisine korkarak bakıp, “Siz ölmediniz mi? Biz sizi öldü biliyorduk. Hatta taziye için ailenize ulaşmaya çalıştık ama ulaşamadık” dediklerini belirtti. Bir hastasının da kendisini öldü sanıp, sevdiği için helva dağıttırdığını öğrendiğini belirten Dr. Gündoğdu, söylentileri önleyemeyince bu kez basın açıklaması yapmak zorunda kaldı. Büyük şok yaşadığını belirten Dr. Taner Gündoğdu şunları söyledi: "Bir hastam benim öldüğümü duyunca helva dağıttırmış. Evinde eşe dosta yemek vermiş. Benim arkamdan kuran okuyup, hatim indirmiş. Gülsek mi ağlasak mı bilmiyoruz? Günlerdir beni gören hastalarıma ‘ben ölmedim yaşıyorum’ demekten yoruldum. Eski hastalarıma yaşadığımı ispat için çırpınıyorum. Önemli bir rahatsızlık geçirdim. Ancak şu anda son derece sağlıklıyım. Hastalarımı mağdur etmemek için, halen geçen seneki yıllık iznimi de kullanmadım." (ekolay) |
| Saat: 16:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık