![]() |
Kazınacak Hüzün, Gözyaşlarıma…… sessizliğin buğusu sarıyor bedenimi…… kara kalem çiziyorum yalnızlığımı…. coşkulu bir tebessüm üretiyor varlığın…… yorgun yüreğimde….. eğiliyorum gün doğumuna…… ve ardında bıraktığın çığlığa….. eğiliyorum usulca……… hep yazacağım diyorum…… yazacağım, yettiğince yüreğim… kimi zaman susacak gökyüzü, ağır gelecek hayat sessizce duracağım belki…. hayat, düşlerinde gezinmek olacak o zaman…. yeniden maviye dönecek gün…. buğusunda, gezdireceğim ellerimi; papatyaların….. belki, onyedime, onsekizime döneceğim, kopartmaya başlayacağım yaprakları bir bir…. belki, masalsı bir dokun konduracağım üzerine buğunun……… sudan iz olacak düşün ortasından bir ok geçecek…..acımasızca……… kazınacak, göz yaşlarıma hüzün…… |
İYİKİ BU DÜŞTESİN Nehirler yarışır, çağıldar gözlerinde o nehirler benim nehirlerimdir aşk ki azar azar benim yerimdir üşüyorsam, sokaktaysam, yalnızsam gözlerin ey yâr benim evimdir Vurulup düştükçe, düştükçe seni sevmekten caymayacağım gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım! İyi ki bu sestesin dünyayı ısıtan nefestesin bir haydut gibi gezinirim kapında kalbimde tutuşan ateştesin… II rüzgârlar savrulur, uğuldar gözlerinde o rüzgârlar benim rüzgârlarımdır aşk ki azar azar benim yerimdir suskunsam, bozgunsam, bulutsuzsam gözlerin ey yâr benim evimdir İyi ki bu düştesin her sabah ışıyan güneştesin iyi ki yoksuluz bulutlar gibi soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi Vurulup düştükçe, düştükçe sana koşmaktan caymayacağım gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım! YILMAZ ODABAŞI |
San Ki Sen hep büyük bildiğin masmavi yalnız asudeyi Kurşuni bir bekleyişin son durağı san Say ki sıfır ile bir arasına terkedilmiş rasyonelliği Yeni doğmuş bebeğin su gibi bakışlarında dalgalan Unutma çam ağaçları hep yeşil kalır Ve burcu toprağın asimetrik sanatını koklamaktır İçeriye temiz hava gireceğini sanıp pencereyi açanlar Dört duvardan bunalan idealist ozanlardır San ki otelleri bir misafirperver dostmuş Rüzgar dediğin aldatır ve bak yine saat on ikiyi vurmuş Aslında her gün sorgulanan zaman kavramı Gülüşünde hapsedilen sır misali denklem olmuş Sevdiğin bir insana edebiyat yaptığında Aşkın seni kalbinin aruz vezninden tanımalı Barok işlemelerinin asil görünen kıvrımlarında Saltanatına yakışır bir damla gözyaşı batmalı Aşağı çek sevgimi aşıyorsa evrenselliğimizi Sadece seninle benim aramda savaşmamalı zıtlıklar Sensin eylül bahçemdeki yeşillerin yeşili Şimdi kapanıyor sanki nefesinle arza-kul boşluklar Burnunun dikine giden inatçı bağlantılar trenlerdir Sanma ki istasyonlar arasında çocuklar hiç oynamayacaktır Sevdam sana aşkım neden hep kalemimden gelir Kurtarmış sandığım duygular sineme falez tehdidi kalacaktır Barın ki kuytusunda bu liman bir ölü deniz Sabah olmadan yine akşamın sesizliğine ağlayan aşıklarız biz Pususundan gözler ve bekler bermudayı kayıp sis Kimsesizmiş ne olmuş kartal kanadındandır his Görsün şimdi bana sayfa zulmü çektiren gününü Uzat elini ve bitir destan gibi vuslat günlüğünü Sanki ilahi ışığa çerçevelenmiş sakınılası yüzünü İfade edecekmiş gibiyim bir rüyanın büyüsünü Vuruş mesafesinden çıkmış iki değişken oran Aşk olan sensin sensizlik ise yalan dolan Kırk yedi yansıma açısından ve istisnasız hesaptan Her başlangıcıma mutlu son olansın kaderim yazan Yalçın olana uçur beni hecem yarim Satırlardan özlermiş gibi kıyamazsan beyazımsın derim Şirpençe olsa da bu yıldırımlar çelikten gökyüzüne Aşiyan gözlerini bir seyyah rotasından çizerim! ! ! Çağrı Omarköy |
Adı Bende Saklı Bölünür sancıyla uykular Sığınak değil en kuytular Gökte ay öndört ben dolunay Son hatıramı sinene sar Bu kadarına razıyım yar Uzak diyarlarda evli barklı Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun kırık dökük hikayenin de Adı bende saklı Uzak diyarlarda evli barklı Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun kırık dökük hikayenin de Adı bende saklı Dalda muhabbette kumrular Bana ayrılığı sordular Dedim afet, yangın, dedim kar Dedim adet aşkı vururlar Dedim adet aşkı vururlar Uzak diyarlarda evli barklı Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun kırık dökük hikayenin de Adı bende saklı Uzak diyarlarda evli barklı Mutluluk en çok onun hakkı Bu yorgun kırık dökük hikayenin de Adı bende saklı Meral Okay ve Sezen Aksu tarafından birlikte yazılmıştır. |
BİR SEN EKSİKTİN ( Yıllardır çektiğim yetmezmiş gibi Karşıma sen çıktın bir sen eksiktin Kaderime borcum bitmezmiş gibi Bahtıma sen çıktın bir sen eksiktin Zalimsin diyemem az gelir sana Bana karlar yağar yaz gelir sana Derdinden ölsem de naz gelir sana Yoluma sen çıktın bir sen eksiktin Bir bulsan yakarsın külümü bile Dikene satarsın gülümü bile Yaşarken arattın ölümü bile Karşıma sen çıktın bir sen eksiktin. AHMET SELÇUK İLKAN |
Yaşayabilme İhtimali soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra... Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık... Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi... Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim... (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...) Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu... Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri... Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim... Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım... çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece... sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde... Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu... Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü... Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği... Otobüs oluyordum bir süre... Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde... Otobüs oluyordum... Bir ülkeden bir iç ülkeye... Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum... Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin... Korkuyordum... Sonra iniyordum otobüsten... Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum... Çünkü sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda... Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan... Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında... Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim... Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! Yılmaz Erdoğan |
İzmir'e İzmir İstanbul’lar dolusu bir isteksizlikle Gelişimi hatırlıyorum sana İzmir İstanbul’lar dolusu bir sarışın Kadınla yüreğimde Başımda dumanı tüterken İstanbul meyhanelerinin İstanbul’lar dolusu bir bezginlikle Gelişimi hatırlıyorum sana İzmir Ama,şaka bir yana Alıştık birbirimize Sen benim başıboşluğuma Ben senin sıcağına Alıştık İzmir Bâki’nin köhne lokantasına Duvarları resimli Alay Restoran’a Norveçli’ye,Lolita’ya,Bal Kutusu’na En çok ta Fahri’ye Karşıyaka,Kordon,Basmane’ye Fena alıştım İzmir Sen de kötü alıştın serseriliklerime Gecelerin nâr’alarımı bekler oldu Küfürlerime tiryâki kesildi bulvarların Altı on vapuru bensiz kalkmaz Kötü alıştım sana İzmir İstanbul hayâl-meyâl düşüncemde Sarışın kadını bile unuttum çoktandır İstanbul’lar dolusu bir elemle Ayrılacağım senden İzmir İstanbul’lar dolusu özlemekler Bırakacağım kaldırımlarına Unutma beni sakın! Yine geleceğim Vedat Didari |
Bildiğin gibi değil Bizi bilirsin; avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda... bizi bilirsin; saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz, limonla! tesbih yaparız, düş kırıklarından.. bizi bilirsin; ağzının içinde oturmak isteriz ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz ağzını... bizi bilirsin; yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarında gömülmeyi... Yılmaz Erdoğan |
Sen Beni Bilemedin Hiç Sen beni ağlarken görmedin hiç ve o derin yalnızlığımda kendimle ve sadece seninleyken ışık ışık gökyüzünün en pırıltısız, en sönük yıldızını ikimiz için yakaladığımı sen hiç bilmedin... İçinde hep seni aradığım sevda yazarlarının tutsak yazılarına esir düşüp dakikalarca bir cümleye baktığımı da bilmedin hiç... Sen, hüsran kokan şarkıların en arabesk sözlerinde seni düşündüğümü de bilmedin... Bitmez tükenmez yolculukların geriye dönüşü olmayan yolların en kıdemli yolcusuydum belki ama sen bunu da hiç bilmedin... sen beni ağlarken hiç görmedin. Birileri herhangi birileri, yani onlar sevdalarını şiirlerde şarkılarda yaşarken ben sadece seni yaşadım şiirlerin şarkıların gürültülü sessizliğinde... sen bunuda bilmedin hiç. Cızırtılı bir radyonun ezgilerinde bir sonra çalacak şarkıyı sana yazdığımı ya da... çoktan sönmüş son sigaramın izmaritinde bile senden izler kaldığını da... Sen beni bilmedin ki hiç görmedin ki. Koşullanmış sevdaların kelepçeli sevgilisiydin sen sen özgürce sevmeyi hiç bilemedin ki... alıntı |
BU GECE... Bu gece dokunsalar ağlayacağım Bu gece gidiyorsun çıldıracağım Bu gece kadehleri hep kıracağım Bu gece ah bu gece Benimdin ben hep böyle bilmiştim seni Benimdin ölesiye sevmiştim seni Benimdin canım kadar can gibi Benimdin ah benimdin Benimdin hani benimdin Bu gece bağrıma taş basacağım Bu gece sen konuş ben susacağım Bu gece yüreğime seni basacağım Bu gece ah bu gece Benimdin ben hep böyle bilmiştim seni Benimdin ölesiye sevmiştim seni Benimdin canım kadar can gibi Benimdin ah benimdin Benimdin hani benimdin AHMET SELÇUK İLKAN |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık