![]() |
Hatırlat Bana Sevgili Hatırlat bana sevgili Yalnızlığı aşkla bölünmüş bir adamın Kar ayazında kalmışçasına titreyen ellerini Gözlerinden dökülen yaşlarla sula Koynumuzda açacak kızıl çiçekleri Acınla besle İsyanınla büyüt Geri getir bana sevgili Ellerimin o eski sıcaklağını Yine tek bir sözcüğünle Gökyüzüne vursun başım Çoğalt beni sevgili Git gide azalmakta olan yüreğimin sevincini Sıradanlaşan sözlerime Yeni anlamlar yükle yine Hatırlat bana sevgili Gözlerim sen diye baksın yine dünyaya Ve seni yazsın her bir damla mürekkebi kalemimin... Melih Coşkun |
Rüya Bu yanlızlık sonsa eğer bin yıl razıyım buna ama son değil biliyorum ne zaman gelecek diye düşünmeler yıktı beni ne zaman Ömer Seydi Ekinci |
Bir Çiçek Aldım Sen Sandım Dün gece yine yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm Ama her gece gibi Dün gece de yalnızdım Ve kendime bir çiçek aldım Bir saat geri alınmış saatler Ben geri almadım Ve bir saat daha yalnız kalmadım Bir masaya oturdum İki çay ısmarladım Ben içtim sen soğuttun sana söyleyeceğim her şeyi yuttum çok dert etmedim çünkü yoktun dün gece yine yalnızdım rahat ağladım yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı ve lambaları hiç karartmadım dün gece her gece gibi yalnızdım sokağa çıktım ve kendime bir çiçek aldım sen sandım Koklamadım. Uğur Arslan |
Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
BU NASIL AYRILIK Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözleri kal diyor dudakları git Bakışın anahtar gözlerin kilit Ellerin aç diyor dudakların git Ayrılık dönüşü olmayan nehir Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor dudakların git Gidersem bir daha dönmeyeceğim Kalırsam kalbime yenilmeyeceğim Çözemedim seni çıldıracağım Gözlerin kal diyor dudakların git Duvardan insin mi resimlerimiz Yabancı olsun mu isimlerimiz Ya o deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor dudakların git Bu romanda biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan Ağlıyor besteler yine hicazdan Şarkılar kal diyor dudakların git AHMET SELÇUK İLKAN |
Cahile Söz Düştü Şu ara meclisinde bir cahile söz düştü Bilenle bilmeyenler bir kulvarda koşar mı? Bilginin kalemine yangınımdan köz düştü Cahilin sofrasında Arif olan yaşar mı? Alemin ahvalini kimler bilir, kim yazar? Yıldızların sırrını birer birer kim çözer? Âlim sanır kendini sözleri gülü ezer Cahilin tuzağına ârif olan düşer mi? Âlimlerin uykusu sayısız cahil eder Duygular yağmur olur damlalar sele gider Hicabımdan susarken nefretim bedel öder Cahilin mekanında ârif olan aşar mı? Cahil kitap okumaz ondan böyle yalaka Boş laf eder bilgisiz duymaz ilme alâka Zehir sunar sözleri takar aya falaka Cahilin yollarında ârif olan şaşar mı? İnsan toprak misali yaşarken gül açmalı Duygunun ırmağından kana kana içmeli Saygının siperinden sürünerek geçmeli Sabreder Murat Duman ukalâya taşar mı? Murat Duman... |
Umut işler atom reaktörleri işler yapma aylar doğar güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları ölüleri toplar kaldırımlardan işsiz ölüleri aç ölüleri işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken köylü aile erkek kadın eşek ve karasaban saban koşulu eşekle kadın toprağı sürerler toprak bir avuç işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken ölür bir çocuk ölür bir japon çocuğu hiroşima'da on iki yaşında ve numaralı ve ne boğmacadan ne menenjitten ölür bin dokuzyüz elli sekiz de ölür bir japon çocuğu hiroşima'da dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için işler atom reaktörleri işler .......... .......... Nazım Hikmet Ran |
aşkefezâ makamı ıslak yaralarından üşüyen caddeler son fısıltılarında sarı zaman parçalı deniz unutmuş ak çakıl sevişmelerini tutulan ay düğünlerinde suskular çatılı göğsümde kiraz lekesi bir çocuk düşü yaşamak kadar suçlu hayat çengele asılı birazımı uyusa yoluma devrilen akşam yastığıma dizilir beyhude güz mağaraları olan ama olmayan en masum yalan aşk sırtımda kor çiziklerle rehin alır kalanımı herkesin yangını kendi koynunda çoğalır duvar mendillerine düşerken ışık kapanı cam yağmurlarının iki yakasında elim gözlerimde günahsız çocuk/su damlası kederler içinde dönerken şafağın külüne salvo acıları saklar mı döktüğüm gözyaşı halaya durmuş ah'larından günahkâr insan kimi sevda sureti kimi isyankâr başkaldırı dilim dervişân gönlüm perişan gül müş/kül tel mısra çeker yüreğim aşkefezâ makamı Sevinç YILDIZ |
Sevgili arkadasım Gözlerinin rengi gibi Yüreginin rengi gibi Saçlarında kendi renginde Ama ben, ellerini gördüm önce Toplayan, düzelten,onaran ellerini Dokundugunda soluk aldıran Telaslı, usta, sevecen ellerini Geç anladım ve inandım Her gün daha çok inanıyorum Ellerin, güzel işlerin karıncası Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak Yüzünün rengi gibi Dudaklarının rengi gibi Saçlarında kendi renginde Ama ben özverini gördüm önce İçimde çavlan gibi dökülen özverini Hep koşan, yürümeyi bilmeyen Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini Neye uzansa dirilten, Susan, hüzünlenen, sıcak özverini Geç anladım ve inandım Gün-gün daha çok inanıyorum Özverin, güzel işlerin arısı Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak Derinin rengi gibi Sesinin rengi gibi Saçlarında kendi renginde, Ama ben seni gördüm önce. Gülen, yaşayan.bilen seni Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan Durduğu yere can veren Gönüllü, duyan,seven seni Geç anladım ve inandım Şimdi daha çok inanıyorum Sen hayatın ablası Saf olan her şeyin mayası Sen eşyalardan usanmış kalbime dayanarak Sevgili Arkadaşım benim, Sana “Sevgili Arkadaşım” diyorum. Budur bizim anladığımız sevdanın tanımı İşte sana bir aşk şiiri İçinde “Sevgilim” sözü geçmiyorsa Suçun yarısı senin Çünkü bende bize yaraşanların sözcüğünü değil, Kendisini seviyorum senin gibi… Süreyya Berfe Sevgiyi bu kadar özel ve yalın anlatan Müthiş bir şiir... Bence :) http://img249.imageshack.us/img249/4955/treeap1.jpg |
Canana Koş Dediler Dertlerine arar isen dermen, Ol yarene çalmak için merhem, Gel istersen al dirhem dirhem, Sana dertlerin derman dediler. Divane dolanıp durma harda, Merhem istersen yarene yarda, Şaşkın yem olmadan kuşa kurada, Aradığın burda burda dediler. Şu cihanı âlem olsa da hoş, Bir âlem-i rüya ki hepsi boş, Leyla Leyla içmiş Mecnun sarhoş, Zaman yok canana koş dediler. Şölen şölen düğün dernek toydan, Vazgeç şehir, kent, kasaba, köyden, Sana faydasız dünyalık şeyden, Al iç al iksr-i meyden dediler. Mecnun dolanır çölde divane, Mevlana döner güle pervane, Derviş yunus gezer yana yane, Sevene çilehane dediler. Gidermiş bülbül goncaya hasret, Dünyada geçer akçe muhabbet, Şu gönül ki şah-ı sultana mabet, İstersen ferman sabret dediler. Sevda ateşi sineler yakar, Gonca güller kor u ateşten nar, Yarsız sefa olmaz, olsa bahar, Sana gülistanda yar dediler. Âlem-i fani faniye ibret, Yağar sağanak sağmak rahmet, Hakkı Huda dan şemsi hidayet, Burda gül ü Muhabbet dediler. Bu kapı sultanın çal dediler, İşte şeker şerbet bal dediler, İstediğin kadar al dediler, Aradığın burada kal dediler. Şu âlem ki sana yâdı gurbet, Bi karar olmadan alda ibret, Ne olur özcan ne olur sabret, Kavuşursun bir gün elbet dediler. Bilal Özcan |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık