MsXLabs
Sayfa 3 / 11

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Uzay Bilimleri (https://www.msxlabs.org/forum/uzay-bilimleri/)
-   -   Astronomi (Uzay) Haberleri (https://www.msxlabs.org/forum/uzay-bilimleri/136802-astronomi-uzay-haberleri.html)

nötrino 27 Ağustos 2010 16:10

Kendi Yaptığı Roketle Uzaya Gidecek

Danimarkalı bilim adamı Peter Madsen kendi yaptığı bir roketin içinde uzaya gitmeyi hedefliyor. 30 Ağustos'ta roketi insansız olarak fırlatmayı deneyecek olan Madsen'ın projesi başarılı olursa Danimarka uzaya insan gönderen dördüncü ülke olacak. Bugüne kadar sadece Amerika, Rusya ve Çin gerçekleştirdikleri dev projelerle uzaya insan göndermeyi başarmıştı.

Toplam 5,5 milyon kişinin yaşadığı Danimarka'da devletin henüz uzaya insan göndermek gibi bir projesi yok. Ancak çocukluğundan beri uzaya gitmenin hayallerini kuran 38 yaşındaki Peder Madsen daha önce NASA'da görev yapmış olan arkadaşı Kristian von Bengtson ile birlikte iki yıldır bu konu üzerinde çalışıyor. Madsen ve Bengtson çalışmalarını nihayet tamamladıklarını ve hazırlanan özel uzay roketinin 30 Ağustos günü fırlatılacağını duyurdu. Uçuşla ilgili bilgi veren bilim adamları, ilk denemelerin Danimarka'nın Bornholm adası açıklarına kurulan bir platformdan gerçekleştirileceğini söylediler. İki yıl süren çalışmanın ardından tamamlanan 9 metre uzunluğundaki özel uzay roketi ilk fırlatmada yolcusuz olarak denenecek. Testlerin başarıyla tamamlanması halinde ise Peter Madsen Danimarka sınırları içerisinden uzaya giden ilk insan olacak.

50 Bin Euro'luk Uzay Roketi Hayırseverlerin Bağışlarıyla Tamamlanabildi


Bugüne kadar gerçekleştirilen bütün uzay projeleri ya süper devletler tarafından desteklendi yada Sir Richard Branson gibi multi milyoner işadamları tarafından finanse edildi. Ancak Peter Madsen'i uzaya götürecek proje diğerlerinden tamamen farklı. Çünkü bu projenin arkasında ne güçlü bir devlet desteği var ne de çok zengin işadamlarının finansman yardımı. Bu yüzden çalışmaları boyunca birçok maddi sıkıntıyla karşı karşıya kaldılar. Çareyi Danimarkalı hayırseverlerden yardım istemekte bulan Madsen ve Bengtson bir internet sitesi kurarak bir yandan çalışmaları hakkında bilgi vererek bağış topladı. Uzay meraklısı yüzlerce Danimarkalı kendilerine bağışta bulundu. Şu anda ihtiyaçları olan 50 bin Euro'nun tamamını toplamalarına çok az kaldı. "Normalde bu tür uzay projelerinin arkasında güçlü devletlerin olması gerektiği düşünülür. Biz bu projeyle uzayın zannedildiği kadar pahalı olmadığını göstermek istedik." diyen Peter Madsen, projeye destek veren herkese teşekkür etti. Projenin arkasındaki diğer isim olan Kristian von Benghson ise uzay turizmiyle ilgilenen firmalara seslendi ve "Eğer bizim teknolojimizle ilgilenen firmalar varsa her türlü paylaşıma açık olduğumuzu bilmelerini isteriz." dedi.

Madsen'e Göre Üç İhtimalin İkisinde Ölüm Var

Birçok Danimarkalı uzunluğu 9 metre olan bir roketin içinde uzaya gitmeyi planlayan Peter Madsen'in büyük bir delilik yapmak üzere olduğunu düşünüyor. Nitekim kendisi de yapmayı planladığı işin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında. Ama yinede vazgeçmeye hiç niyeti yok. "Üç ihtimal var, ya kalkışta bir sorun çıkar ve ölürüm, ya inişte bir sorun çıkar ve ölürüm ya da her şey süpersonik gider ve uzayı görmüş birisi olarak geri gelirim." diyen Madsen asla vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.
Bilim adamları 3 ila 10 yıl içerisinde insanlı bir uçuşun gerçekleşebileceğini düşünüyor. "Birkaç insan bir araya gelerek böyle büyük bir projeyi nasıl başarabilir?" yönündeki şüphelere cevap veren Madsen, 'birkaç' değil, 15-20 kişinin her gün bu iş için mesaisini harcadığını belirtti. Madsen'e göre farklı bir yöntem denedikleri ve yörüngeye değil de atmosferin hemen dışına dönüp gelecekleri için hayallerini gerçekleştirmeleri pekala mümkün.



Kaynak:Habertürk(25 Ağustos 2010 Çarşamba,11:26:34)


nötrino 27 Ağustos 2010 18:49

Mars, 27 Ağustos'ta Gökyüzünün En Parlak Cismi Olacak

Gece 00:30'da gökyüzüne bakanlar, ömürlerinde ilk ve tek olacak bir fırsatı yakalayarak Mars'ı görebilecek. Gezegen, Dünya'nın ikinci uydusu gibi görünecek. Mars'ın dünyaya bu kadar yakın gececeği bir sonraki tarih ise 2287

Dünya'yla Mars, 60 bin yıl aradan sonra yine 'çok yakın' olacak. 27 Ağustos'ta Mars, hem Dünya hem de Güneş'e en yakın konumunda olacak. Bu nedenle gezegen, Ay'dan sonra en parlak gökcismi olarak göz kamaştıracak. 27 Ağustos'ta Dünya'yla Mars'ın uzaklığı 55 milyon 758 bin km. olacak. Aynı gün Dünya, Venüs'e 260, Jüpiter'e 955 milyon km. uzaklıkta olacak. Mars ile Dünya arasındaki yakınlaşmaların son yıllardaki ortalaması 78 milyon kilometreydi.

En Son MÖ 57 Bin 617 Yılında Yaklaştı

Mars, Dünya'ya en son MÖ 57 bin 617 yılında bu kadar yaklaşmıştı. Uzmanların verdiği bilgiye göre gökyüzünde, saat 21:00 sularında güneydoğu yönünde ortaya çıkan ve gece boyunca dikkati çekecek kadar parlayan turuncu renkli bir 'yıldız' bulunuyor. Bu aslında yıldız değil, Mars. Kova Takımyıldızı'ndaki gezegen, 27-28 Ağustos gecesi, son buzul çağından bu yana Dünya'ya en yakın geçişini yapacak. Mars, 27 Ağustos'ta Dünya'ya olduğu kadar Güneş'e de en yakın konumuna gelecek. Mars, o gece gökyüzünde Ay'dan sonra en parlak gökcismi olarak göz kamaştıracak. Bilim insanları Mars'ın Dünya'dan bakılınca iki kat daha büyük ve altı kat daha parlak gözükeceğini açıkladı. İyi bir teleskoba sahip olanların Mars'ın Dünya'ya yakın geçişini izleyebileceği belirtildi. Bu arada, Türkiye'deki en büyük teleskobun bulunduğu TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Gölbaşı, 'Gözlem Şenliği' kapsamında da katılımcıların Mars'ı yakından görme imkânı elde edeceğini söyledi. Gölbaşı, "Bir teleskop ya da el dürbünü yardımıyla gökyüzünün doğu ufkuna saat 21:00 sıralarında bakıldığında kırmızı renkte gayet güzel Mars gezegeni görülebilecek" diye konuştu.

Bakteriler Uzay'da 553 Gün Yaşadı

İngiltere'nin güney sahillerinden alınan bakteriler Uzay'da oksijensiz olarak tam 553 gün yaşadılar. Bilim insanları tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu'nun(UUİ) dışına bırakılan bakteriler dünya atmosferinin dışında yaşamayı başardılar. Dünyaya geri getirilen bakteriler üzerinde şu anda Milton Kynes Üniversitesi laboratuvarında araştırma yapılıyor. Doktor Karen Olsson-Francis, bakterilerin hala büyümeye devam ettiklerini söyledi. Doktor Francis, bakterilerle ilgili yapılan çalışmanın Uzay'da astronotlar için yaşam koşullarını kolaylaştırma açısından önemli olduğunu belirtti.

Mars'ı Bir Daha Böyle Göremeyiz

27 Ağustos saat 00:30'da Mars, Dünya'ya ve Güneş'e en yakın konumda olacak. Ay'dan sonra en parlak o görünecek. Mars gezegeni, ancak 276 yıl sonra Dünya'nın bu kadar yakınına gelecek.

Kaynak: Samanyoluhaber(25 Ağustos 2010,00:59:04)


nötrino 30 Ağustos 2010 15:11

Güneş Fırtınası 2012'de Vurabilir
 
Güneş Fırtınası 2012'de Vurabilir

Büyük olasılıkla 2013'ün sonlarına doğru yoğunluğu artacak Güneş fırtınaları Dünya'daki elektronik sistemleri etkileyebilir.

Amerikan medyasında yer alan ve NASA astronomlarına dayandırılan habere göre yeni bir ‘yüksek hareketlilik’ evresine girmeye başlayan Güneş, 2012’den itibaren Dünya’yı ciddi etkileyebilecek patlamalara sahne olabilir. Ancak bazı astronomlar da 11 yılda bir girilen bu 'solar maksimum' evresinin, öncekilerden daha şiddetli yaşanacağına dair kanıt bulunmadığını söylüyor.

Bu ayın başlarında Dünya'da ilginç ışık gösterilerine sebep olan güneş fırtınasının çok daha büyüğünün gelmekte olduğu uyarısında bulunan bir grup astronom, bunların 2012’de başlayıp büyük olasılıkla 2013 sonuna doğru en yoğun halini alabileceğini söylüyor.

Astronomlara göre toplam gücü 100 milyon atom bombasınınkine eşit olabilecek bu Güneş fırtınaları, son 100 yılın en şiddetlisi olabilir. Ancak bu savı “kıyamet haberinden prim yapmak için uydurulan yalan’ olarak nitelendiren astronomlarsa, bu yönde hiç bir kanıt bulunmadığı iddiasında.

Ne var ki 2006 yılından beri Güneş’teki bu hareketliliği yakından izleyen NASA, sözkonusu fırtınaların Dünya’nın tamamında, az ya da çok, güç sorunlarına yol açacağını söylüyor. ‘Kıyamet’ habercisi astronomlardan Dave Reneke’ye göre, “son 100 yılın en şiddetlisi olacak Güneş fırtınaları, özellikle havacılık şirketleri, iletişim şirketleri ve GPS sistemiyle çalışan herkes tarafından çok ciddiye alınmalı”

NASA’nın Helyofizik bölümü direktörü Dr Richard Fisher da, bu Güneş patlamalarının şu anda Dünya’da kullanılan tüm sağlık, acil durum ve milli güvenlik sistemlerini devredışı bırakacağını, bu nedenle acil önlem alınarak sistemlerin yenilenmesi gerektiğini belirtti.

‘Soğukkanlı’ tarafta yer alan astronomlardan, Avustralya İyonosferik Tahmin Dairesi yöneticisi Dr. Phil Wilkinson ise, büyük patlamaların meydana gelmesinden en az 4-5 saat önce haberdar olduklarını, sistemleri bir süre “emniyetli mod’a getirerek arızaların önüne geçileceği inancında.

Yahhoo! News’ta yer alan haberde, 1859 ve 1921 yıllarında yaşanan benzer büyüklükteki fırtınaların ardından dünya genelinde bir kaos yaşandığı, telgraf hatlarının işlemez hale geldiği belirtiliyor:

NASA'ya dayandırılan haberde, böylesi bir felaketin bugün yaşanması halinde 1 ila 2 trilyon dolar arası zarara sebep olacağı ve sistemlerin tam onarımının 4 ila 10 yıl arası bir süre alacağı iddia ediliyor.


Kaynak: Ntvmsnbc(30 Ağustos 2010 Pazartesi/TSİ:14:04)


nötrino 2 Eylül 2010 18:29

Buhar Banyosu Yapan Yıldız

Avrupa Uzay Ajansı'nın uzay teleskobu Herschel, "buhar banyosu" yapan dev yaşlı yıldızı gözlemledi. Bilim adamlarının uzun bir süredir çevresinin suyla kaplı olduğunu bildikleri Dünya'dan 500 ışık yılı uzaktaki CW Leonis yıldızının çevresindeki su moleküllerinin, Herschel uzay teleskobu sayesinde yıldıza çok yakın olduğu ve 700 santigrat dereceye kadar ulaştığı tesbit edildi.

Gözlemi yapan bilim adamları, Nature dergisinde yayınladıkları makalede, yakındaki yıldızlardan kaynaklanan morötesi ışınların su buharının oluşmasını sağladıklarını belirterek, yakınlardaki sıcak yıldızlardan gelen morötesi ışınların karbonmonoksitlerinin ayrışarak, ortaya çıkan oksijen atomlarının hidrojenle birleşmesi sonucu su moleküllerinin oluştuğunu kaydetti.

İlk kez ölmekte olsa da çok parlak bir yıldıza bu kadar yakın şekilde karbon ve su moleküllerini birlikte gözlemlediklerinin altını çizen araştırmacılar, karbon ve suyun Dünya'da bilinen yaşamın yapı taşı olduğunu ve morötesi ışınların tetiklediği aynı mekanizmaların Dünya'nın oluşum dönemindeki prebiyotik süreçte de önemli bir rol oynamış olabileceğini gösterdiğini belirtti.


Kaynak:Ntvmsnbc-Ajanslar(02 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:17:01)


nötrino 7 Eylül 2010 17:33

Güneş'e Yolculuk 'Gerçek' Olacak

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), ilk kez 1958’de gündeme gelen projeyi hayata geçirerek Güneş’e uzay aracı göndereceğini açıkladı.

“Solar Probe Plus” isimli 180 milyon dolara mal olacak proje kapsamında 2018 yılına kadar otomobil büyüklüğünde bir uydu Güneş’e gönderilecek. Güneş’in dış atmosferinde yapılacak araştırma ile uzaydaki radyasyon hakkında bilgi toplanacak, Güneş’in Dünya’ya etkileri incelenmesi bakımından önemli veriler elde edilecek. 1400 derece sıcaklığa karşı dayanabilecek şekilde geliştirilecek uydu, Güneş’e 7 milyon kilometre yaklaşabilecek. Proje, 2030 ortasına kadar Mars’a gitme hedefinde ilk adım sayılıyor.


Kaynak: Nethaber (06 Eylül 2010 Pazartesi,20:56)


nötrino 8 Eylül 2010 15:14

Bugün 13:00'te İki Göktaşı Dünyayı Teğet Geçecek

İki göktaşı, bugün saat 13:00 sularında dünyayı sıyırıp geçecek.ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) yapılan açıklamada, yeni keşfedilen iki göktaşının dünyayı sıyırıp geçeceği ve dünyaya zarar vermeyeceği bildirildi.

Göktaşlarının, NASA tarafından finanse edilen Catalina Gök Araştırmaları tarafından keşfedildiği belirtildi. Massachusetts'deki göktaşları ve kuyruklu yıldızları izleyen Küçük Gezegenler Merkezi de göktaşlarının dünyaya çarpmayacağını açıkladı.

"2010 RX30" adı verilen göktaşının 10-20 metre uzunluğunda olduğu, dünyanın 248 bin kilometre yakınından TSİ 13:00 sularında geçeceği kaydedildi.

NASA, "2010 RF12" adı verilen ikinci göktaşının da 6-14 metre büyüklüğünde olduğunu belirtti ve dünyanın 79 bin kilometre yakınından, ilkinden 11 saat sonra geçeceğini duyurdu.Göktaşlarının teleskopla izlenebileceği bildirildi.



Kaynak: İHA-Nethaber (08 Eylül 2010 Çarşamba,11:25)


nötrino 9 Eylül 2010 14:43

İki Meteor Sıyırdı Geçti

İki büyük göktaşının zararsız olduğu bildirilmiştiABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) yapılan açıklamada, yeni keşfedilen iki göktaşının dünyayı sıyırıp geçtiği açıklandı. Meteorların dünyaya zarar vermeyeceği önceden biliniyordu.

Göktaşlarının, NASA tarafından finanse edilen Catalina Gök Araştırmaları tarafından keşfedildiği belirtildi. Massachusetts'ta bulunan, göktaşları ve kuyruklu yıldızları izleyen Küçük Gezegenler Merkezi de göktaşlarının dünyaya çarpmayacağını açıklamıştı. "2010 RX30" adı verilen göktaşının 10-20 metre uzunluğunda olduğu, dünyanın 248 bin kilometre yakınından TSİ 13.00 sularında geçtiği kaydedildi.

NASA, "2010 RF12" adı verilen ikinci göktaşının da 6-14 metre büyüklüğünde olduğunu belirtti ve dünyanın 79 bin kilometre yakınından, ilkinden yaklaşık 11 saat sonra geçtiğini duyurdu. Göktaşlarının geçişi amatör astronomlarca teleskopla da izlenebildi..


Kaynak:Ntvmsnbc-Ajanslar(09 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:10:08)


nötrino 13 Eylül 2010 12:36

Uzay İstasyonu'na Yeni Malzeme

Rus uzay aracı Progress, taşıdığı 2,5 ton ikmal malzemesiyle Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) kenetlendi.

Itar-Tass'ın bildirdiğine göre, Moskova yakınlarındaki Uzay Uçuşları Kontrol Merkezinden yapılan açıklamada, Progress M-07M aracının, TSİ 14:58'de UUİ'nin servis modülü Yıldız ile otomatik pilot yardımıyla kenetlendiği belirtildi.Rus uzay aracının UUİ'ye yiyecek, su, yakıt, aralarında deneylerde kullanılmak üzere mantarlar ve bakterilerin de bulunduğu çeşitli malzemeler getirdiği kaydedildi.

Dünyadan 350 kilometre uzaklıkta bulunan ve 3 Rus kozmonot ile 3 Amerikalı astronota evsahipliği eden UUİ'ye son olarak temmuz ayında ikmal yapılmıştı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(13 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:09:34)


nötrino 13 Eylül 2010 12:45

Çin İkinci İnsansız Ay Aracını Gönderiyor
 
Çin İkinci İnsansız Ay Aracını Gönderiyor

Çin'in 2020'ye doğru Ay yüzeyine insan göndermeyi amaçlayan programı çerçevesinde, ikinci insansız uzay aracını bu yılın sonuna doğru göndereceği bildirildi.

Resmi basın Halkın Günlüğü'nün bildirdiğine göre, uzay programının sorumlularından Wu Weiren, Chang'e-2 uzay aracının fırlatma öncesi deneme aşamasında olduğunu belirterek, Ay'ın yörüngesine oturacak uzay aracının yıl sonuna doğru gönderileceğini kaydetti.

Büyük olasılıkla Ekim ayında gönderilecek Chang'e-2 uzaya aracı, 2020 civarında Ay'a insan gönderilmesi planları kapsamında, 2013'ten önce uzaktan kumandalı bir aracın daha (Chang'e-3) insansız füzeyle gönderilmesine hazırlık denemesini yapacak.

Çin, Ay'a ilk uzay aracını Ekim 2007'de göndermişti. ABD ve Rusya'dan sonra 2003'te uzaya insan gönderen üçüncü ülke olan Çin, Ekim 2008'de Shenzhou VII ile uzaya giden üç taykonotun uzay yürüyüşü yaptıklarında iddialı uzay programını ilan etmişti.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(13 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:09:39)


nötrino 14 Eylül 2010 14:13

Mars Uydusuna 2011'de Gidiliyor

Rusya, 2011'de Mars'ın uydularından Phobos'a göndereceği insansız uzay aracının testlerine yakında başlıyor. Rus haber ajanslarının bildirdiğine göre, Rus Merkez Aerodinamik Enstitüsü, Phobos-Grunt uzay aracının Phobos'un yüzeyine ineceğini, toprak numuneleri aldıktan sonra Dünya'ya döneceğini belirtti.

Testlerin amacının, uzay aracının Dünya'ya dönüşünde iniş için daha sınırlı bir bölgeyi belirlemesini sağlamak olduğunu belirten Rus bilimadamları, insansız uzay aracında sinyal teçhizatı olmayacağından daha sınırlı bir bölgeye inmesini sağlamanın, aracı bulmayı kolaylaştıracağını kaydettiler.

İlk olarak 1999'da tasarlanan projede, uzay aracının yapımına haziran 2006'da Rus havacılık ve uzay şirketi NPO Lavochkin tarafından başlandı.

Uzay aracının kasım 2011'de uzaya fırlatılması ve 330 gün sonra Dünya'ya dönmesi öngörülüyor.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(14 Eylül 2010 Salı/TSİ:10:39)


nötrino 16 Eylül 2010 11:00

Yamyam Yıldız Komşusunu Yuttu
 
Yamyam Yıldız Komşusunu Yuttu

NASA, bir yıldızın, komşusu bir başka yıldızı yuttuğunu belgeledi; yutulan yıldıza ait bazı kalıntılar hala görülebiliyor. Yıldızlarla gezengenlerin ilişkisinde karanlıkta kalan noktalar artık aydınlanabilir.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ndeki (NASA) bilimadamları, bir yıldızın bir başka yıldız ya da gezegeni yuttuğunu ortaya çıkardı.

Bilimadamlarının gözlemleri, yıldızlarla gezegenlerin ilişkisine dair karanlıkta kalan noktaların aydınlanmasını sağlayabilir.

Gözlemlerini Astrophysical Journal Letters adlı dergide yayımlayan NASA uzmanları, Pisces takım yıldızları arasındaki BP Piscium adlı yıldızın yanıbaşındaki bir başka yıldızı yuttuğunu açıkladı.

Göründüğü kadar genç olmayan BP Piscium'un, bir milyar yaşında olduğu ve yuttuğu komşusuna ait bazı kalıntıların hâlâ görülebildiği belirtiliyor. Bilimadamları, BP Piscium'un Güneşin evrim geçirmiş bir hali olduğunu ve bin ışık yılı ötede bulunduğunu duyurdu.

Yıldızı 15 yıldır gözleyen bilimadamları, yıldızın olağanüstü görünümünün nedenini şimdiye kadar açıklayamamışlardı. Yıldızın, genellikle gezegen ve daha genç yıldızların oluşumunu sağlayan bir toz bulutuyla çevrili olduğu ve tipik bir dev yıldıza benzemediği biliniyordu.

New York'taki Rochester Teknoloji Enstitüsü'nden Joel Kastner, BBC'ye yaptığı açıklamada bu yıldızın etrafında genç yıldızların oluşmasını sağlamasının beklediğini ancak çevresinde genç bir yıldız bulunmayışının soru işaretleri oluşturmuş olduğunu söyledi.


Kaynak: BBC Türkçe(16 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:00:26)


nötrino 17 Eylül 2010 19:11

Uzay Yolcusu Kalmasın
 
Virgin'e ait SpaceShipTwo'dan sonra, Space Adventures adlı firma da Boeing'in geliştirdiği CST-100 uzay aracıyla uzaya 'turist' taşıyacak

Boeing havacılık firması, dünya yörüngesinin alt kademelerinde seyahat edilmesini sağlayacak CST-100 adlı aracıyla uzaya yolcu taşımayı planlıyor.

NASA için geliştirilmekte olan "CST-100" adlı uzay aracının 7 kişiyi taşıyacağı ve 2015’te sefere hazır olacağı bildirildi.

Boeing firması tarafından yapılan açıklamaya göre, Virginia’daki Space Adventures adlı firmayla, uzay aracının ticari seferleri için yolculara koltuk satılması anlaşması yapıldı.

Firma, potansiyel yolcularının bireyler, firma temsilcileri, hükümet dışı örgütler ve ABD hükümet kuruluşları olabileceğini kaydetti.

İngiliz işadamı Richard Branson'a ait Virgin Galactic adlı firma da 2012 yılından itibaren uzaya turistik turlar başlatacak. Firmanın SpaceShipTwo adlı aracı, geçen yıl sonundaki test uçuşunu başarıyla tamamlamıştı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(17 Eylül 2010 Cuma/TSİ:09:42)


nötrino 20 Eylül 2010 15:48

Jüpiter’e El Sallayın
 
Jüpiter’e El Sallayın

Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter Dünya'ya en yakın mesafeden geçecek ve çıplak gözle izlenebilecek.Güneş Sistemi’mizin en büyük gezegeni Jüpiter, bu hafta Dünya’ya en yakın mesafeden geçecek. En son 1963’te gezegenimize bu denli yaklaşan Jüpiter'in, özellikle Salı gecesi çıplak gözle bile görülebileceği belirtildi.

Gün batımı saatlerinde doğu yönünde belirecek olan Jüpiter, gece yarısında tepede olacak. İzleyen iki gün Dünya, Jüpiter ile Güneş arasından geçecek ve bu sırada Jüpiter Ay’dan sonra gökyüzündeki en parlak cisim olacak.

Dünya’ya 592 milyon kilometre kadar yakınlaşacak olan Jüpiter, gün batımından itibaren dürbün ve teleskoplarla, hatta açık bir havada çıplak gözle görülebilecek. En son 1963’te bu kadar yakından geçen Jüpiter’in bundan sonraki ziyareti 2022’de.

Jüpiter her 12 yılda bir Dünya’nın yakınından geçiyor. Bu seferki geçişi özel kılan, Güneş Sistemi’nin bir başka üyesi olan Uranüs’ün de aynı günlerde Dünya’ya en yakın mesafeden geçiyor olması. Uranüs bu gece Dünya’ya 2.7 milyar kilometre uzakta olacak.


Kaynak: Ntvmsnbc(20 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:10:00)


nötrino 20 Eylül 2010 16:00

''Öbür Dünya'' 2011'de Bulunacak!
 
''Öbür Dünya'' 2011'de Bulunacak!

Bugüne dek keşfedilen Güneş-dışı gezegen verilerini derleyen bilimciler, Dünya'ya çok benzeyen ve üzerinde yaşanabilir ikinci bir gezegenin her an bulunabileceği kanısında. ABD’li iki bilimci, Dünya’ya çok benzeyen ve üzerinde yaşanabilir ilk Güneş-dışı gezegenin Mayıs 2011’de bulunacağı kanısında. Profesörler, tespitlerini çok karmaşık matematiksel olasılık hesaplarına dayandırıyor.

Harvard ve California üniversitelerinde araştırmalar yapan Samuel Arbesmans ile Gregory Laughlins, son yıllarda Dünya ile benzerlikler taşıyan gezegen keşiflerinin hızla arttığını, elde edilen verilerle matematiksel olasılık hesaplarını bir arada kullanarak, ‘Dünya-gibi’ bir gezegen keşfinin sanıldığından çok daha yakın olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.

İkili çalışmalarında ağırlıklı olarak Kepler Uzay Teleskobu’ndan elde edilen görüntü ve verileri kullandı. Verilerden bir ‘yaşanabilirlik oranı’ oluşturan ikili, bilinen tüm Güneş-dışı ve Dünya benzeri cisimleri bununla sınıflandırmaya başladı.

Olasılık hesapları da çıkaran ikiliye göre ‘yaşanabilirlik oranı’ 1’de 1’e yakın olan bir gezegenin Güneş Sistemi dışında bulunma olasılığı 2013’e kadar yüzde 66, 2020’ye kadarsa yüzde 75 düzeyinde. Ancak medyan (ortanca) değerin çok daha yakın bir tarihe işaret ettiğini söyleyen bilimciler, bunun Mayıs 2011 civarında olabileceği sonucuna vardı.

Elbette Dünya'ya benzer nitelikler taşıyan ve yaşanabilir bir gezegenin keşfi, insanoğlunun oraya ulaşabileceği anlamı taşımıyor. Zira bu gezegenlerin çoğu Dünya'dan yüzlerce ışık yılı uzakta bulunuyor.



Kaynak: Ntvmsnbc-Popular Science(20 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:12:09)


nötrino 22 Eylül 2010 15:34

Dijital Kıyamet Tartışılıyor
 
Dijital Kıyamet Tartışılıyor

Güneş'te yüzyılda bir meydana gelen şiddetli patlamaların 2013'te yineleneceğini söyleyen uzmanlar, olası bir dijital kıyametten kaçınmak için önlem alınmasını istedi. İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen bir konferansta, güneşte meydana gelebilecek büyük ölçekli bir patlamanın olası sonuçları ve alınabilecek önlemler değerlendirildi. Bilimadamları böyle bir patlamanın 2013'te gerçekleşebileceğini söylüyor.

Patlamanın oluşturacağı elektromanyetik etkiyle enerji ve iletişim sistemlerinin büyük zarar görebileceği söyleniyor. Bazıları buna "Dijital kıyamet" diyor.

Bilimadamları uyarılarında ısrarlı. Güneşin, doğal döngüsündeki en enerjik aşamaya yaklaşırken tehlikenin de yaklaştığını söylüyorlar. 'Büyük bir güneş patlaması, dijital çağı sona erdirebilir' diyorlar.

Güneşin 11 yıllık bir aktivite döngüsü var. Bu; çok sıcak, manyetik bir plazma olmasından kaynaklanıyordur. Bu manyetik alandaki hareketlilik artınca, enerji yoğunluğu da artıyor.

Solar Stormwatch adlı kuruluştan gökbilimci Chris Davis, "Şu anda aktivitenin düşük olduğu bir dönemdeyiz. Ama güneşin üzerinde yine lekeler belirmeye başladı. Bu lekeler, manyetik alanının güneşin yüzeyine çıkmaya başladığının göstergesi. Bu hareketliliğin 2012-2013'te en üst seviyeye çıkmasını bekliyoruz." diyor.

Bazı bilimadamları, bu zirve noktasında çok büyük ve tehlikeli bir enerjinin açığa çıkabileceğini, uzaya yüksek miktarda radyasyon yayılacağını söylüyor. Patlama sırasında çıkan ışınlar dünyaya ulaştığında, tüm elektronik cihazları kullanılmaz hale getirebileceği, elektrik şebekesinin çökebileceği, radyo, televizyon, telsiz ve internet ileşiminin sekteye uğrayabileceği belirtiliyor.

Bu tehditler Londra'da düzenlenen Afet ve Tehditler karşısında Elektrik Şebekelerinin Durumu konulu bir konferansta tartışılıyor. Konferansın katılımcıları sadece güneş patlamasını değil, türlü afetin şebekelere etkisini ele alıyor. Örneğin İngiltere Savunma Bakanı Liam Fox, Kuzey Kore ya da İran gibi devletlerin nükleer yeteneklerini sıradışı bir şekilde kullanabileceği uyarısında bulundu. Fox'a göre, atmosferin üst tabakalarında bir nükleer patlama bir elektromanyetik darbe oluşturarak, kilit sistemleri devre dışı bırakabilir.

Türlü doğal afetin olası etkilerini konuşan uzmanları en çok endişelendiren unsurların başında ise, yine güneş patlamaları geliyor.

Yüzyılda Bir Görülüyor

BBC'nin aktardığına göre uzmanlar bu tür patlamaların yüzyılda bir görüldüğünü ve yenisinin kapıda olduğunu söylüyor. Sonuncu büyük patlama 150 yıl önce 1859'da olmuş, telgraf haberleşmesi büyük ölçüde çökmüştü.

Londra'daki konferansı düzenleyen bilimadamları teknolojinin gelişmesiyle, bu tür doğal olaylar karşısındaki zaafın da arttığını vurguluyor. Elektrik Altyapısı Guvenlik Konseyi adlı kuruluştan Avi Schnurr'a göre elektrik şebekesi bu tür elektromanyetik radyasyona karşı daha hassas hale geldi."

"Daha fazla miktarda enerjiyi daha hızlı iletebilmesi için bu sistemi geliştirdikçe, bu hassasiyet de artıyor. NASA'yla birlikte çalışan Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi yeni bir rapor yayımladı. Raporda çok şaşırtıcı birşeyden söz ediliyor. Büyük güneş patlamasının, elektrik sistemine, modern çağda görülmemiş ölçüde zarar verebileceğine dikkat çekiliyor."

İngiltere Hükümeti bu tehlikeyi ciddiye alıyor. Konferansa katılan savunma bakanının, bilimadamları ve sektör temsilcileriyle yeni toplantılar yapacağı belirtiliyor.

Bilimadamları büyük güneş patlamasının tam zamanını bilemiyor. Uzmanlara göre bu konuda tedbir almak için bir an önce harekete geçmeli.

"Kemer sıkma dönemlerinde bile bu tehdit görmezden gelinemez." diyen The Sun Kings kitabının yazarı Sturat Clark, "Şimdiden önlem almazsak, hiçbir elektronik mali işlem yapamayız." diye ekliyor. Ancak en azından uydu sektörünün temsilcileri rahat. İnmarsat temsilcilsi Ruy Pinto, uyduların bu gibi olasılıklar düşünülerek geliştirildiğini kaydediyor.

Pinto "Uydular, 36 bin kilometre uzaklıkta. Oraya gidip tamir edemeyeceğimiz, kimseyi oraya gönderemeyeceğimiz için, uzayda tarih içindeki radyasyon oranına bakıp her tasarıma yeni eklemeler yapıyoruz. Uydular, bu tür olaylarla başa çıkabilecek şekilde tasarlanıyor. Bu olaylara karşı, bu tür hayati ve pahalı bir altyapıyı korumak ekonomik açıdan da gerekli." diyor.

Ancak yeryüzündeki altyapının tehlikelere daha açık olduğunu söyleyen bilimadamları, güneşin yüzeyindeki hareketlilikten erken uyarı işaretleri bulmaya çalışıyor. Amaç önlem için en azından birkaç gün kazanabilmek. Halihazırdaki sistemlerse, bu tür bir felaket karşısında ancak yarım saat önceden uyarı gönderebiliyordur.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar/BBC(22 Eylül 2010 Çarşamba/TSİ:09:54)


nötrino 24 Eylül 2010 15:37

Turksat-1C Artık Emekli
 
Turksat-1C Artık Emekli

Türkiye'nin ilk gözağrılarından Turksat-1C iletişim uydusu, 14 yıllık hizmetini tamamladı. Uydu, bir üst yörünge dilimindeki 'uzay çöplüğü'ne gönderilecek

Fransız firması tarafından üretilerek, 10 Temmuz 1996'da uzaya fırlatılan TÜRKSAT-1C uydusu, emekliye ayrıldı. Uydu 14 yıllık hizmetinin ardından bundan sonraki yeri olan uzay çöplüğüne gönderilecek.

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, uydunun emekliye ayrılması nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dalbay, uydunun Fransız Aerospatiale firması tarafından üretildiğini ve 1996 yılında Fransız Guyanası'ndan uzaya fırlatıldığını anımsattı.

Bu uydunun, o dönemde 31 derece Doğu boylamındaki geçici yörüngesine yerleştirildiğini anlatan Dalbay, uydunun tasarım ömrünün de 10 yıl olduğunu ifade etti. Bununla birlikte uydunun üretim ve fırlatma performansı bakımından iyi olduğunu ve böylece ömrünün de 12 yıla uzadığını aktaran Dalbay, daha sonra yapılan çalışmalarla bu sürenin 14 yıla ulaştığını ve bugün itibariyle uydunun ömrünü tamamladığını kaydetti.

Uyduların yörüngelerinin bozucu dış etkenler nedeniyle sürekli olarak manevralarla kontrol altında tutulduğuna işaret eden Dalbay, ''Bu sebeple uydu ömürleri manevralar için gerekli olan yakıt miktarıyla orantılıdır'' dedi. TÜRKSAT-1C uydusunun üzerinde bulunan yakıt miktarının her manevra sonrasında yeniden hesaplandığını dile getiren Dalbay, ömür sonu hesabının da hem TÜRKSAT AŞ hem de üretici firma uzmanlarınca düzenli olarak yapıldığını söyledi.

TÜRKSAT-1C uydusunun yerine 13 Haziran 2008'de TÜRKSAT-3A uydusunun fırlatıldığını da anımsatan Dalbay, toplam 14 yıllık ömrünü tamamlayan uydunun, verdiği hizmetlerle çok büyük bir katkısının bulunduğunu belirtti.

''Uzay Çöplüğüne'' Gidiyor

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, hali hazırda salınımlı yörüngede işletilen TÜRKSAT-1C uydusunun, ömür sonuna gelmesi nedeniyle üretici firmayla koordinasyon ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin belirlediği standartlara uygun olarak ''uzay çöplüğüne'' gönderileceğini bildirdi.

''Uzay çöplüğü'' diye tabir edilen alanın, mevcut yörüngeden daha üst bir yörüngeye çıkarılmayı ifade ettiğini anlatan Dalbay, ''Yani kontrol dışına bırakılmak anlamına geliyor. Burası da haberleşme uydularının filler mezarlığı'' dedi.

Uydunun, yakıt hesaplamalarından sonra ''uzay çöplüğüne'' gönderilmesi için yapılan değerlendirmelerin, temmuz ayında başladığını ve daha sonra yönetim kurulunca alınan kararla uygun bulunduğunu kaydeden Dalbay, ''Uydumuz, uzay çöplüğünde hak ettiği yeri alacaktır. Peki bu uydumuza bir şey olacak mı? Hayır bir şey olmaz. Belki bin sene uzay çöplüğünde dönmeye devam edecektir'' diye konuştu.

Türksat-4A ve Türksat-4B Uyduları

Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin, Türkiye'ye 3 yörünge tahsis ettiğini, 2019 yılında bu 3 yörüngenin 5'e çıkartılmasını istediklerini belirten Dalbay, bu 5 yörüngenin Türkiye'nin kontrol edebileceği ve uydu kanalıyla ulaşabileceği alanı artıracağını vurguladı.

Böylece dünyanın yüzde 91'ine ulaşabilecek bir ağa sahip olunacağını dile getiren Özkan Dalbay, bundan sonra 2 önemli projenin bulunduğunu yaklaşık 1 hafta içerisinde de TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B uydularının tedarik edileceğini bildirdi.

Dalbay, 2015 yılının ilk aylarında TÜRKSAT-5A, 2017-2019 periyodunda ise Türkiye'de üretilmiş diğer uyduları yörüngelere yerleştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Dalbay, 1989 yılında başlatılan uydu çalışmalarının 30 yıl içerisinde çok önemli bir noktaya geldiğine işaret ederek, TÜRKSAT-1C'nin 400 milyon dolarlık bir katkısının olduğunu belirtti.

Uydunun, bu katkısının yanı sıra bir de dolaylı katkılarının bulunduğunu anlatan Dalbay, ''Türkiye, kendi haberleşme uydularını işletmemiş olsaydı, bu 400 milyon doların çok daha fazlası yabancı uydu operatörlerine hem Türk televizyonları hem de internet ve data iletimini yapanlar tarafından verilecekti'' dedi.

Dalbay, bir gazetecinin TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B uydularının tedarik sürecine ilişkin kaç teklifin bulunduğunu sorması üzerine, 3 teklifin olduğunu, bunların da Amerika, Avrupa ve Asya'dan birer ülke olduklarını bildirdi.

Değerlendirme sürecinin 6 aydır devam ettiğini dile getiren Dalbay, yaklaşık 1 hafta veya 10 gün içerisinde hangi firma ile çalışacaklarının da belli olacağını, sözleşmenin de ekim ayı ortalarında imzalanabileceğini sözlerine ekledi.

Daha sonra TÜRKSAT-1C uydusunun emeklilik plaketi, TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay tarafından TÜRKSAT A.Ş. Gölbaşı Yerleşkesi'ndeki Eurasiasat binasının alt katındaki yerine çakıldı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(23 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:16:17)


nötrino 27 Eylül 2010 11:19

Uzay Mürettebatı Gecikmeli Döndü
 
İki Rus ve bir Amerikalı Uzay İstasyonu görevlisi, Soyuz uzay aracıyla Kazakistan'a iniş yaptı


Rus kozmonotlar Aleksandr Skovortsov ve Mihail Korniyenko ile NASA'da görevli astronot Tracy Caldwell-Dyson'ı taşıyan Soyuz TMA-18, Kazakistan'a iniş yaptı.

Yaklaşık 6 aydır Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) bulunan kozmonotlar ve astronotu taşıyan Soyuz'un görevini tamamlayarak, Kazakistan steplerine başarıyla indiği bildirildi.

UUİ'deki kenetlenme kapısındaki kıskaçların açılmaması nedeniyle aracın dönüş programı bir gün ertelenmişti.





Kaynak:Ntvmsnbc-Ajanslar( 27 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:09:59)


nötrino 27 Eylül 2010 11:25

Uzaylılara 'Hoşgeldiniz' Diyecek
 
Dünyayı ziyaret etmeleri halinde uzaylıları karşılayacak kişi Malezyalı astrofizikçi Mazlan Otman olacak

Birleşmiş Milletler, Dünya'yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacak.

BM çevrelerinden sızan bilgiye göre, BM'nin pek az bilinen Dış Uzay İşleri ofisinin Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Otman'ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansta bu göreve getirildiğinin açıklanması bekleniyor.

Otman'ın bu konferansta, başka yıldızların etrafında dönen yüzlerce yeni yıldızın keşfinin, dünyadışı yaşam tespit edilmesi olasılığını eskisine göre çok arttırdığı yönünde bir konuşma yapacağı belirtiliyor.

Malezya Uzay Ajansının başında bulunan ve bu ülkenin uzay programını idare eden Otman, bu ülkenin ilk astronotu olarak uzaya gitmişti.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(27 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:10:05)


nötrino 28 Eylül 2010 13:12

Turistik Uzay Seferleri 1,5 Yıla Başlıyor
 
Turistik Uzay Seferleri 1,5 Yıla Başlıyor

İngiliz işadamı Branson, uzaya turistik seferlerde kullanılacak "SpaceShipTwo" mekiğinin 1,5 yıl içinde ilk uçuşlarına başlayacağını bildirdi

Virgin Havayolları'nın sahibi İngiliz milyarder Richard Branson, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da yatırımcıların katıldığı bir toplantıda yaptığı açıklamada, "SpaceShipTwo'nun inşasını yeni bitirdik. 18 aya insanları uzaya götürürüz" dedi.

İsmi Virgin Space Ship (VSS) Enterprise olacak bu mekiğin yolcularının uzay seyahati için 200 bin dolar civarında bir ödeme yapacaklarını belirten Branson, uzaya turistik sefer yapacak ilk ticari şirket olan Virgin Galactic'in şimdiden 6 koltuklu mekikte seyahat için 330 müşteriden 45 milyon dolar topladığını da söyledi.

Mühendis Burt Rutan tarafından geliştirilen kompozit malzemeden üretilmiş mekik, ana gemi "Beyaz Şövalye"nin kanatları altındaki ilk deneme uçuşunu mart ayında California çölü üzerinde yapmıştı. Mekik, ana gemiden 16 kilometre irtifada ayrılarak uzaya doğru yol alacak.

Turistler uzaya çıktıklarında Dünya'yı mekiğin lombozlarından bakarak gözleyebilecekler.

Ünlü milyarder, basın toplantısında yaptığı açıklamada, bundan sonraki aşamada, Ay'a yolculuk gibi uzun seyahatlerde kullanılmak üzere uzayda lüks oteller açmayı planladıklarını bildirdi.

"Uzayda oteller açmayı planlıyoruz. Ay'ı seviyoruz" diyen Branson, ayrıca okullar ve üniversitelerin kullanımına yönelik küçük uydular fırlatmakla da ilgilendiğini anlattı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(27 Eylül 2010 Pazartesi/TSİ:15:20)


nötrino 29 Eylül 2010 17:40

'Uzay Elçisi' Haberi Asparagas Çıktı
 
Dünya'yı ziyaret etmesi durumunda uzaylılara 'merhaba' diyecek bir BM elçisi atanacağı haberi örgüt tarafından yalanlandı

Birleşmiş Milletler, Dünya'yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacağına dair haberleri "saçmalık" olarak nitelendirdi.

Merkezi Viyana'da bulunan BM Uzay İşleri Ofisi (Unoosa) yayımladığı bildiride, "Sunday Times'in haberinin saçmalık olduğunu" belirtti.

Unoosa, "görevlerinin BM Genel Kurulu tarafından tanımlandığını ve şu anki görevlerinde değişikliğe gitme gibi bir projenin olmadığını" kaydetti.

Unoosa, Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Otman'ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansa katılacağını doğruladı, ancak Otman'ın bu konferansta göktaşları ve uzay çöplerinin azaltılması gibi konuları ele alacağını açıkladı.

Önceki gün, BM'nin, Dünya'yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacağı açıklanmıştı. BM'nin Uzay İşleri Ofisi'nin Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Otman'ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansta bu göreve getirildiğinin açıklanmasının beklendiği belirtilmişti.

Otman'ın bu konferansta, başka yıldızların etrafında dönen yüzlerce yeni yıldızın keşfinin, dünya dışı yaşam tespit edilmesi olasılığını eskisine göre çok arttırdığı yönünde bir konuşma yapacağı açıklanmıştı.

Malezya Uzay Ajansının başında bulunan ve bu ülkenin uzay programını idare eden Otman, bu ülkenin ilk astronotu olarak uzaya gitmişti.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(28 Eylül 2010 Salı/TSİ:17:34)


nötrino 30 Eylül 2010 16:34

Dünya'ya Çok Ama Çok Benziyor!
 
Yaşam koşulları açısından Dünya'ya çok benzeyen ve Güneş Sistemi'nden çok da uzak olmayan yeni bir gezegen keşfedildi

Amerikalı gök bilimciler, ilk kez yaşam koşullarının oluşması açısından mükemmel koşullara sahip bir gezegenin keşfedildiğini açıkladı.

ABD Ulusal Bilim Kurumu, güneş sisteminin dışında keşfedilen ve Gliese 581g kod adı verilen gezegenin, yıldızına ne çok uzak ne de çok yakın olduğunu bildirdi. Bu nedenle yaşam koşullarının oluşması ve su için ne çok sıcak ne de çok soğuk olduğunu, bu yönüyle Dünya ile benzerlik gösterdiğini açıkladı.

California Üniversitesi'nden Steven Vogt, Dünya'ya çok benzeyen bir gezegeni bu denli çabuk bulabilmiş olmalarının, evrende bu tür çok sayıda gezegenin bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Kurumdan yapılan açıklamada, gezegenin Dünya'nın galaktik komşusu olduğunu, çevresinde döndüğü yıldızın, Dünya'ya 193 trilyon kilometre uzaklıkta olduğunu bildirdi. Gezegenin Dünya'ya birçok yıldızdan daha yakın mesafede bulunduğu belirtildi.

Gezegen, Dünya'nın kütlesinin üç katı büyüklükte bir kütleye sahip. Atmosferde ortalama sıcaklığın -31 ile -12 derece olduğu belirtildi.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(30 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:09:30)


nötrino 1 Ekim 2010 11:32

Efsane mi Gerçek mi,Anlaşılacak
 
Efsane mi Gerçek mi,Anlaşılacak

Neil Armstrong'un Ay'a inişinin videosu ilk kez kamuya sunulacak. Önümüzdeki hafta Sydney'de yapılacak gösterim, 1969'da gerçekleşen bu 'dünyanın en ünlü yürüyüşü'nü ilk kez halkla buluşturmuş olacak.

Radikal gazetesinin AFP'den aktardığı habere göre, astronom John Sarkissian birkaç dakika süren görüntülerin yer aldığı filmin uzun yıllar arşivde kaybolduğunu ve bulunduğunda ciddi biçimde hasar görmüş olduğunu söylüyor. Armstrong'un Ay'a ayak bastığı ilk dakikalar Avustralya'daki istasyonlarda daha önce ve net alınan sinyaller sebebiyle NASA'dan önce burada kaydedilmiş.

Kayıtların restorasyonunda çalışan tarihçi ve astronom Sarkissian bu dakikaların, Armstrong'u merdivenden inerken gösteren en kaliteli görüntüler olduğunu söylüyor. Kayıt, gelecek çarşamba Apollo 11 astronotu Buzz Aldrin'in de onur konuğu olduğu, Geographic dergisinin ödül gecesinde gösterilecek.



Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(30 Eylül 2010 Perşembe/TSİ:17:14)


nötrino 3 Ekim 2010 11:31

Ulaşmak En Az 100 Bin Yıl Sürer
 
Ulaşmak En Az 100 Bin Yıl Sürer


Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nce (NASA) 20 ışık yılı ötede keşfedilen Dünya benzeri gezegende hayat olup olmadığı tartışma konusu oldu. Uzmanlar, hayat olsa bile Gliese’ye ulaşmanın en az 100 bin yıl süreceğini düşünüyor

Avustralyalı araştırmacı Ragbir Bhathal, "Gliese 581 g" adlı gezegenin civarında iki yıl önce sinyal tespit edildiğini öne sürdü.

Dr. Bhathal, İngiliz Daily Mail Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Bu açık bir sinyaldi, lazer gibi bir şey. Bu tür uzay taramaları için özel yazılımlarımız var, bunların ayırt edilmesi gerekiyor” dedi. Şimdi bölgedeki gök cisminin dünya tarzı bir gezegen olduğunun ortaya çıkması Dr. Bhathal’ı daha da heyecanlandırıyor.

Uzmanlar, sözkonusu gezegende hayat olsa bile bugünkü teknik imkanlarla Gliese’ye ulaşmanın en az 100 bin yıl süreceğini düşünüyor.



Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar( 02 Ekim 2010 Cumartesi/TSİ:14:34)


nötrino 4 Ekim 2010 20:31

‘Ev Yapımı’ Uzay Kamerasından
 
New York'lu baba-oğulun hazırladığı mini uzay kamerası, balonla seyahatinde ilginç görüntüler topladı

New York’ta yaşayan baba-oğul, Max ve Luke Geisshuhler, kendi yaptıkları basit bir kamera düzeneğini helyum balonla atmosferin eşiğine göndermeyi başararak etkileyici görüntüler elde ettiler.

Baba-oğul 48 santimetre çapında, helyum gazı dolu balona, içinde bir mini kamerayla GPS özellikli cep telefonu bulunan korumalı bir kutucuk iliştirmiş.

Kutunun bir ucundan dışarı bakan objektifin kaydettiği görüntüler, daha sonra yere düşen kutunun yerini GPS yoluyla bulan ikili tarafından internete konmuş. O görüntüler için aşağıdaki linke tıklayın.


Balonla seyahat eden mini uzay kamerasının, objektifine takılan ilginç görüntüler


Kaynak: Ntvmsnbc(04 Ekim 2010 Pazartesi/TSİ:17:53)


nötrino 6 Ekim 2010 16:39

'Mars'ta Yaşam' İçin Yarım Milyar Dolar
 
'Mars'ta Yaşam' için Yarım Milyar Dolar

NASA'nın Mars'ta yaşam olup olmadığını araştırması için 450 milyon dolar ödenek ayrıldı.Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Colarodo Üniversitesi öncülüğünde Mars'ın incelenmesi ve gezegende bir zamanlar hayat olup olmadığının araştırılmasını öngören 450 milyon dolarlık çalışmayı onayladı.

NASA tarafından yapılan açıklamada, değerlendirme heyetinin, kısa adı MAVEN olan, Mars'ın atmosferi ve oluşumuyla ilgili projenin planını ve bütçesini onayladığı bildirildi.

Çalışmayı öncülük edecek üniversitenin atmosferik ve uzay fiziği laboratuvarında, gezegenin atmosferi ve Güneş ile etkileşiminin incelenmesi için gereçler elde edilecek.

Lockheed Martin şirketi tarafından inşa edileceği belirtilen uzay aracının kasım 2013'de fırlatılması planlanıyor.


Kaynak: Ntvmsnbc(06 Ekim 2010 Çarşamba/TSİ:10:07)


nötrino 7 Ekim 2010 13:53

Satürn'ün Halkaları Nereden?
 
Satürn'ün Halkaları Nereden?

Güneş Sistemi'nin altıncı gezegeni olan Satürn'ün halkalarının, geçmişte var olmuş, buzla kaplı, dev bir uydunun parçalarından oluştuğu öngörülüyor.

Satürn'ün halkalarının oluşumu, astronomi bilimindeki henüz çözüm bulamamış soruların başında geliyor. Buna ilişkin olarak yıllar içinde çeşitli teoriler öne sürülmüştü. Bunlardan ikisi bilimciler tarafından daha fazla kabul görerek öne çıkıyorlar: Küçük bir uydunun göktaşlarının çarpması sonucu zamanla parçalanarak halkaları oluşturması ya da Satürn'e çok fazla yaklaşan bir kuyruklu yıldızın gel-git etkisiyle yine parçalanarak halkaları meydana getirmesi.

Amerika Güneybatı Araştırma Enstitüsü'nden gezegenbilimci Robin Canup'a göre Satürn'ün halkalarının kökeniyle ilgili çalışmalarda karşılaşılan zorlukların başında, halkasal yapının bileşimini anlamak geliyor. Güneş sistemi yarı yarıya buz ve kayadan oluşmasına karşın Satürn'ün halkaları garip bir şekilde yüzde 90-95 oranında buzdan meydana geliyor.

Bunun ötesinde halkalar oluştukları zamandan bu yana gezegenler arası tozu da bünyesine katmakta. Canup şu anki yüksek buz kütlesi oranına bakarak, başlangıçtaki halkasal yapının saf buzdan oluştuğunu düşünüyor.

Canup makalesinde de belirttiği gibi, bugüne değin geliştirilmiş olan teorilerin kaya varlığının tüm halka yapısında oldukça düşük bir yüzdeye sahip olması nedeniyle mümkün olamayacağı görüşünde. Kurduğu hipoteze göre halkaların ancak, Satürn'ün Merkür'ü aşan kütlesiyle bugünkü en büyük uydusu olan Titan boyutlarındaki bir cisim tarafından oluşturulabilmesi mümkün.

Gezegenbilimci, kayalık bir çekirdeğe ve buzdan oluşan bir mantoya sahip bu büyüklükteki bir uydunun, Güneş Sistemi'nin ilk zamanlarında Satürn'ün yörüngesine girmesiyle sürecin başladığını öne sürüyor. Güçlü gel-gitler sonucuysa buzdan mantonun büyük bölümü koparak bugünkü halkaları meydana getirmiş. Geriye kalan ve kayadan oluşan çekirdekse gezegen yüzeyine çarparak dağılmış. Geçen süre zarfında halkayı oluşturan buz kütlelerinden bir kısmı bugünkü uyduları meydana getirirken, Satürn’ün değişken sistemi bu “devşirme” uyduları dış yörüngelere doğru itmiş.

Bir çok bilimci Dr. Canup’un teorisini destekliyor. Şu sıralar Satürn yörüngesinde olan Cassini uzay aracının görevinin ileri aşamalarında halkanın kütlesine yönelik ölçümler yapmasıyla daha ileri sonuçlar elde etmek mümkün olacak.


Kaynak: Ntvmsnbc(07 Ekim 2010 Perşembe/TSİ:01:27)


nötrino 9 Ekim 2010 12:23

Güneşten Küresel Isınmaya Katkı mı?
 
Güneşten Küresel Isınmaya Katkı mı?

Güneşe ait uydu verilerinin analizi, yıldız aktivitesindeki düşüş sonucu Dünya sıcaklığının da aynı oranda azalacağı görüşünün doğru olmadığını gösteriyor.

Londra İmparatorluk Akademisi’nden fizikçi Joanna Haigh rehberliğindeki ekip, 2004 ve 2007 yılları arasında, Güneş ışınlarının NASA uydusundan gelen günlük tayf ölçümlerini incelediler. Nature dergisinde yayınlanan çalışma, içinde bulunduğumuz Güneş aktivite döngüsünün düşüşe geçtiği aralığı da içine alıyor. 2001 yılında tepe noktasına ulaşan aktivite döngüsünün en düşük seviyeye indiği 2009’da, Güneş üzerindeki yoğun, manyetik aktivitelerin belirtisi olan lekeler uzun bir dönem boyunca görülememişti.

Ekip, gelen verileri Güneş üzerindeki lekelerin miktarına ve yerlerine dayanan bir bilgisayar modeli tarafından üretilen tahmini dalgaboyu verileriyle karşılaştırmış. Sonuçlar oldukça ilginç. Buna göre modele dayalı sonuçlarla uydudan gelen veriye dayalı olanlar tutarlı değil. Beklenenin tersine Güneş aktivitesindeki azalmayla doğru orantılı olarak Dünya’ya ulaşan görülebilir ışık miktarı artıyor.

Ölçümler, atmosferin en alt tabakası olan troposfere ulaşan net Güneş enerjisi miktarının, aktivitenin görece daha yoğun olduğu 2007 yılında, 2004 yılına oranla daha düşük olduğunu gösteriyor.

Bulguların ileriye dönük kesin sonuçlarıysa henüz açık değil. Haigh, ölçüm verilerinin toplandığı ve içinde bulunduğumuz Güneş enerji döngüsünün, şu an bilemediğimiz nedenlerden dolayı, önceki döngülerden farklılık göstermesinin muhtemel olduğunu belirtiyor ve ekliyor, “Bununla birlikte Güneş ışınlarının atmosfer sıcaklığı ile ozon tabakası üzerine olan etkileri hakkında bugüne kadar kurguladığımız öngörülerimiz de tamamen yanlış olabilir.”

İlerleyen zamanlarda farklı uyduların kullanılmasıyla elde edilecek yeni veriler sayesinde konuya daha fazla açıklık getirmek mümkün olabilecek. Bunun için de en azından 11 yıllık yeni bir enerji döngüsü boyunca yapılacak ölçümlere ihtiyaç duyuluyor.

Orijinal Makale


Kaynak: Ntvmsnbc(08 Ekim 2010 Cuma/TSİ:16:26)


nötrino 10 Ekim 2010 14:29

İkiz Astronotlar Uzayda Bir Araya Gelecek
 
NASA, ikiz astronotlar Scott Kelly ve Mark Kelly'nin uzayda bir araya geleceklerini açıkladı

Amerikan Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) yetkilileri, Scott Kelly'nin Perşembe günü Kazakistan'daki Baykonur üssünden altı aylık bir görev için Rus Soyuz uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gittiğini, ikiz kardeşi Mark'ın da Şubat sonunda yapılacak son mekik uçuşuyla UUİ'ye gideceğini belirterek, bunun uzay ve havacılık tarihinde bir ilk olacağını kaydettiler.

46 yaşındaki ikiz kardeşler uzay istasyonunda birlikte sekiz gün geçirecek.

Scott Kelly, Perşembe günü yörüngeye üçüncü kez girdi. Mark Kelly'nin Endeavour uzay mekiğiyle yapacağı uçuş dördüncü uzay seyahati olacak.



Kaynak: AA(09 Ekim 2010 Cumartesi/TSİ:23:14)


nötrino 11 Ekim 2010 14:23

'Uzay Gemisi' Yalnız Uçtu
 
Virgin Galactic'e ait ilk 'özel mülkiyetli' uzay gemisi SpaceShipTwo, taşıyıcı uçağa bağlı olmadan ilk solo uçuşunu yaptı

Virgin Galactic'in uzay turizm füzesi olan ''SpaceShipTwo'' (Uzay Gemisi 2), dün California eyaletinde ana gemisiyle 13 bin 715 metre yüksekliğe çıkarıldı ve Mojave Çölü'nün üzerinde serbest bırakıldı.

Ana gemiyle ayrıldıktan sonra iki pilotun bulunduğu SpaceShipTwo, havaalanının pistine inmeden önce 11 dakika boyunca tek başına uçtu. Deneme uçuşu toplam 25 dakika sürdü.

Altı yolcu kapasiteli SpaceShipTwo, uzaya turist taşımadan önce sıkı denemelerden geçiriliyor.

SpaceShipTwo, şimdiye kadar ana gemi "WhiteKnightTwo" adlı taşıyıcı uçağın (Beyaz Şövalye 2) kanadına bağlı olarak iki uçuş yapmıştı.

Ünlü uçak tasarımcısı Burt Rutan tarafından yapılan SpaceShipTwo'nun uzaya yapacağı turistik gezilerin biletleri 200 bin dolar olacak. Virgin Galactic'e göre, yaklaşık 370 kadar müşteri, şimdiden uzaya seyahat etmek için toplam 50 milyon dolar depozito ödedi.

Uzaya ticari uçuşların, yapımı sürdürülen uzay alanının bulunduğu New Mexico'dan yapılması planlanıyor.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(11 Ekim 2010 Pazartesi/TSİ:09:49)


nötrino 13 Ekim 2010 14:38

NASA'nın PhotoShop'ladığı Fotoğraf!
 
NASA'nın sitesinde yayınlanan büyüleyici fotoğrafta meğer bir Photoshop faciası saklıymış!


NASA'nın günün astronomi fotoğrafı seçtiği ve sitesinde ön planda yayınladığı fotoğrafta PhotoShop kullanılmış olması herkesi şaşırttı.

NASA'nın UFO'ları sildiği ya da bir fenomeni sakladığı iddiaları internette hızla yayıldı. Gerçekten de fotoğraf, bariz görülür bir şekilde düzenlenmişti.Kontrast değiştirildiğinde üzeri boyanan kısım açıkça seçiliyordu.

Ancak NASA çok gecikmeden bu düzeltmenin sebebini açıkladı. Cassini fotoğrafları ard arda kırmızı, yeşil, mavi filtrelerle çekiyor. Bu kareler arasında hareket olduğu için ayarlama yapmak gerekiyor. Düzenleme işini yapan kişi de Dione'u ya da Titan'ı düzgün göstermek arasında seçim yapmak zorunda kalınca iki farklı iş yaparak birleştirmiş ve arka planı temizlemiş.


Kaynak: CHİP(12 Ekim 2010,13:30)


nötrino 15 Ekim 2010 15:20

Uzayda Büyük Çarpışma!
 
Uzayda Büyük Çarpışma!

Geçen yıl meydana gelen asteroid çarpışmasından kalan taş fırtınası Hubble Teleskobu'na yakalandı.

Hubble ve Rosetta teleskopları, muhtemelen 2009 yılında meydana gelen dev asteroid çarpışmasından arta kalan taş fırtınasını fotoğrafladı. Hubble'ın fotoğrafında, moloz yığınının başında X şeklindeki bir parçanın bulunduğu görüldü.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) yapılan açıklama, uzayda ilk defa X şeklinde bir parçanın görüntülendiğini, bu tuhaf parçanın büyük olasılıkla bizim Güneş sistemimizde Şubat veya Mart 2009 yılında, iki büyük asteroidin çarpışması sonucu oluştuğunu belirtildi.

Fotoğrafı Ocak-Mayıs 2010 arası çekilen, "P/2010 A2" adı verilen 130 metre çapındaki nesne, çapları 1 santimetre ile 2,5 santimetre arasında değişen parçacıklardan oluşan bir kuyruğa sahip.

NASA'da görevli araştırmacılar, sözkonusu oluşumun, büyük bir asteroidin kendisinden 3 veya 6 metre daha küçük bir asteroidle çarpışması sonucu meydana geldiğini ifade ediyor.

İngiliz dergisi "Nature"'ün 14 Ekim tarihli sayısında yayımlanan araştırmaya göre, iki asteroid, saatte 18 bin kilometre hızla çarpıştı, çarpışmanın etkisiyle küçük asteroid toz haline gelirken, büyük asteroidin ise kütlesi küçüldü.

ABD'nin Kaliforniya üniversitesinde görevli uzaybilimci David Jewitt'e göre, iki asteroidin çarpışması sonucu küçük bir atom bombası kadar güçlü bir patlama meydana geldi.

Jewitt, "Sözkonusu asteroidler, Güneşe göre bulundukları konumlarından dolayı, çarpışma anı izlenememiş" dedi.

Çarpışma sonucu ortaya çıkan X şeklindeki tuhaf parça, Hubble'ın güçlü kameraları tarafından Mars ve Jüpiter gezegenleri arasında bulunan asteroid kuşağında görüntülendi.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(14 Ekim 2010 Perşembe/TSİ:09:51)


snackbloot 20 Ekim 2010 16:54

MARSTA BİR ZAMANLAR BOL MİKTARDA SU VARMIŞ
 
Yeni bulgular Mars’ta bir zamanlar bol miktarda suyun oldugunu gosteriyor.

Mars’ın kuzeyinde bulunan mineraller eskiden tüm Mars’da su bulunduğu gösteriyor.
Güney ve kuzey Mars’ın pek çok yönden birbirinden farklı olması paylaştıkları geçmiş konusunda yeni sorular doğuruyor.

Son yıllarda, Avrupa Uzay Kuruluşu’nun Mars Ekspres Uydusu ve NASA’nın Mars Keşif Uydusunun Mars’ın güney tepelerinde, yüzeyde veya yüzeye çok yakın 4 milyar yıllık taşların bulunduğu yerlerde bulduğu kil mineraller pek çok bölgede sulak bir yapının olduğunu işaret ediyor. Eski yüzey tabakasının derinlere gömülmesine sebep olan genç volkanik aktivitelerin olduğu kuzey bölgesinde ise bu haftaya kadar bu tür minerallere rastlanıldığı rapor edilmemişti .
Fransız ve Amerikan bilim adamları bu haftaki Science güncesinde kuzey bölgesinde de bazı geniş kıraterlerde çok eskiden su olduğunu gösteren benzeri minerallere rastlandığını rapor ettiler.
Raporun başyazarı Paris Üniversitesi’nden John Carter “Yaklaşık 4 milyar yıl önce gezegenin tümünün su tarafından şekillendirildiğini söyleyebiliriz” dedi.
Daha sonraki devirlerde de Mars’ta kısa süreli sulu veya daha tuzlu yada asidik sulu dönemlerin olduğunun kanıtları var.


Araştırmacılar CRISM izge ölçeri ile kuzey bölgesinde 91 adet kırateri taradılar. En az dokuzunda kil ve sulu bölgelerde oluşabilecek phyllosilicate ve hydrated silicate türü kil benzeri mineraller tespit ettiler.
Daha önce OMEGA izge ölçeri ile yapılan gözlemlerde kuzey bölgesinde bir kaç kıraterde phyllosilicate tespit edilmişti fakat mineral yatakları çok küçüktü ve OMEGA ölçüm cihazının CRISM cihazı gibi odaklanma kapasitesi yoktu.


“Bulunanları onaylamamız için daha çok boyutsal çözünürlüğe ihtiyacımız vardı” diyen Carter “iki ölçüm cihazının da farklı özellikleri var, ikisini de kullanabilmek büyük bir avantaj” diye ekledi.


CRISM baş araştırmacısı Johns Hopkins Üniversitesinden Scott Murchie gezegende suyun varolması konusundaki son bulguların gezegenin geçmişini aydınlatmaya yardımcı olacak önemli bir adım olduğunu söyledi.


Gezegenin kuzey yarımküresinin güneye göre daha düz olması konusunda yaygınca inanılan bir teori mevcut. Bu teoriye göre kuzey yarım küreye dev bir nesne eğik açı çarparak gezegenin yarısını güneş sisteminin en büyük kıraterine dönüştürüyor. Yeni bulgular da gösteriyor ki, su ile ilgili minerallerin oluşması ve dahası da hayat için en elverişli sulak dönemin en azından bir bölümü, muazzam çarpışma ile yer kabuğunun yeni çökeltilerle şekillenmesi arasında bir döneme denk geliyor.
Murchie “büyük çarpışma yerkabuğunun hakkında delilleri yok etmiş görünüyor, özellikle de çarpışmanın gerçekleştiği kuzey kısmında” diyor ve ekliyor “suyun bulunduğu zamanlar henüz sona ermeden önce olmuş olmalı.”
Raporun diğer yazarları Francois Poulet ve OMEGA araştırmacısı Jean-Pierre Bibring, her ikisi de Paris Üniversitesinde görev yapmaktalar.


nötrino 21 Ekim 2010 12:16

Evrenin Çocukluğuna İnildi!
 
Evrenin Çocukluğuna İnildi!

Fransız ve İngiliz astronomlar adeta evrenin çocukluğuna inerek, gözlemlenen bir galaksinin evrenin en eski gökadası ve en uzaktaki cismi olduğunu belirledi.

"UDFy-38135539" adı verilen galaksinin yaydığı zayıf ışığı analiz eden bilim adamları, bu gökadanın Big Bang'den sadece 600 milyon yıl sonra doğduğunu ve 13 milyar yaşından fazla olduğunu öngörüyorlar.

Paris Rasathanesi'nden Matthew Lehnert ve meslektaşları, saniyede 300 bin kilometre hızla yol alan ışığın 13 milyar yıldan fazla yolculuk yaptığının hassas teleskoplarca saptandığını belirterek, ''İlk meydana gelen galaksilerden birinin yaydığı morötesi ışıklar bize evrenin çocukluğu hakkında bilgi veriyor. Uzayda uzağa bakmak, geçmişi görmek demektir'' ifadelerini kullandılar.

Şili'de kurulu Avrupa Güney Yarıküre Rasathanesi'ne ait Very Large Telescope (VLT), daha önce Hubble uzay teleskobu tarafından keşfedilen çok uzaktaki galaksinin zayıf ışığını analiz ve böylece yaşını teyit etmek için kullanıldı.

Evrenin genişlemesiyle galaksiler birbirinden uzaklaşırken, yaydıkları ışınların dalga boyu ise uzuyor. Bu durum ışığın yolculuğunun uzunluğunu belirlemede bir ölçü olarak kullanılıyor. Işığın yolculuğu uzadıkça "redshift" (bir nesneden yayılan görülebilen ışığın elektromanyetik tayfın kırmızı yönüne yaklaşması) büyüyor.

Galaksiyi 16 saat boyunca gözlemleyen astronomlar, bu gökcisminin karakteristik hidrojen ışımasının (lyman alfa) bize 8,6'lık rekor bir "redshift" dalga boyuyla geldiğini tespit ettiler.

Çalışmalarını Nature dergisinde yayınlayan Lehnert ve ekibi, bu galaksinin evrende şimdiye dek gözlenen en uzaktaki nesne olduğunu bildirerek, ''Evrenin 600 milyon yaşından daha önceki halini gördüğümüzü tespit ettik'' bilgisini verdiler.

Hubble uzay teleskobu tarafından tespit edilen en uzaktaki 5 galaksi içinden 2'sinin yaşlarının tespiti için VLT ve spektrum görüntüleyici SINFONI ile gözlemlerinin sürdüğünü belirten bilim adamları, bu sayede ilk galaksilerin nasıl ortaya çıktığı ve bu galaksilerin ışığının kendilerini çevreleyen hidrojen sis perdesini delmeyi başararak, evrenin "karanlık dönemine" nasıl ulaşabildiğini anlamaya çalıştıklarını kaydettiler.

İlk yıldızların Big Bang'den sadece 400 milyon yıl sonra ışıldamaya başladığına işaret eden astronomlar, ilk galaksilerin ışığının evrende ilerleme başlayabilmeleri ve bize kadar ulaşabilmeleri için önce çevredeki hidrojeni iyonize edebilecek derecede enerjiye sahip olmaları gerektiğini vurguluyorlar. Böylece uzay saydam hale geliyor.

Astronomlar, ilk kez Big Bang'den sonra evreni dolduran ışığı sis perdesini delen galaksilerden birini gözlemlediklerini ifade ediyorlar.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(20 Ekim 2010 Çarşamba/TSİ:15:19)


nötrino 22 Ekim 2010 14:21

Discovery'ye Son Dokunuşlar
 
Discovery'ye Son Dokunuşlar

NASA mühendisleri, Discovery uzay mekiğinin 1 Kasımda yapılacak son seyahati öncesinde, yakıt sızıntısı arızasını gidermeye çalışıyor.
Mekik teknisyenleri, uzay mekiğinin kuyruğuna yakın, ikiz yörünge manevra motorlarına yakıt sağlayan borudaki iki contayı değiştiriyorlar. Onarım çalışmalarının, Discovery'nin Florida Cape Canaveral'daki Kennedy Uzay Merkezinden fırlatılmasından tam bir hafta önce, pazartesi günü tamamlanması bekleniyor.

Teknisyenler, hafta başında, contaların yanındaki bir eklemde bulunan altı cıvatayı sıkıştırarak sızıntıyı durdurmuşlardı, ancak yaklaşan fırlatma işlemi öncesinde başka sorun olmaması için şüpheli noktaları gözden geçiriyorlar.

En eski uzay mekiği Discovery, 1 Kasımdaki fırlatmanın ardından çıkacağı 39. ve 11 gün sürecek son yolculuğunda, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) yeni bir depolama modülü ve bir insansı robot götürecek.

NASA'nın Nisan 1981'de başlayan mekik uçuşlarının bu sefer yapılacak 133'üncüsünde iki uzay yürüyüşü yapılması öngörülüyor.

Discovery'nin son uçuşunun ardından Endeavour uzay mekiğinin, 2011'in başlarında iki seferinden biri yapılacak. Kongre ve ABD Başkanı Barack Obama tarafından daha önce onaylanmasına rağmen, üçüncü bir mekik seferinin yapılıp yapılmaması Kongre'nin yıl sonunda yeniden gözden geçirmesine bağlı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(21 Ekim 2010 Perşembe/TSİ:10:04)


nötrino 24 Ekim 2010 11:13

Çin de Mars'ı Keşfe Hazırlanıyor
 
Çin de Mars'ı Keşfe Hazırlanıyor

Çin Uzaycılık Bilim ve Teknoloji Şirketi'ne bağlı Uzay Teknolojileri Enstitüsü tarafından yapılan açıklamada, Mars keşif projesinin en erken 2013 yılında başlatılması için kullanılacak uydunun tasarımının hazırlandığı belirtildi.

Çin Uluslararası Radyosu'nun haberinde, uzmanların, Çin'in Çangı-1 ve Çangı-2 Ay keşif uydularını başarıyla fırlattıktan sonra uçuş cihazları tasarlama kapasitesinin belli bir düzeye ulaştığı şeklindeki görüşüne yer verildi.

Haberde, Çin'in şu anda kendi gücüne dayanarak Mars keşfi yapacak teknolojiye sahip olduğu ileri sürüldü.



Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(22 Ekim 2010 Cuma/TSİ:14:51)


nötrino 25 Ekim 2010 15:40

Uzaya Bir Adım Daha
 
Uzaya Bir Adım Daha

Dünyanın ilk uzay limanı, ABD’nin New Mexico eyaletinde açıldı. Limanın açılmasıyla birlikte uzaya ticari uçuşlara bir adım daha yaklaşıldı.İngiliz milyarder işadamı Sir Richard Branson'ın sahibi olduğu Virgin grubunun desteğiyle yapılan uzay limanının pisti hizmete açıldı.

Sir Richard, 3 kilometrelik pistin açılmasıyla düşlerine bir adım daha yaklaştıklarını söyledi.

Virgin grubundan yapılan açıklamada, ticari amaçlı ilk uzay yolculuğunun 18 ay içinde gerçekleşebileceği belirtildi. Uzaya 3 saatlik seyahat için halihazırda 200'er bin dolar ödeyen 300 kişi sırada bekliyor.

Limanın açılışında, uzaya yolcuları taşıyacak "White Knight 2" adlı hava aracı da gösteri uçuşu yaptı.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(23 Ekim 2010 Cumartesi/TSİ:18:29)


nötrino 27 Ekim 2010 14:10

Uzay Robotu Yolculuğa Hazır
 
Uzayda görev yapmak üzere tasarlanan ilk insansı robot, Discovery uzay mekiğinin 1 Kasımdaki son seferinde Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) götürülecek

Amerikan Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) ve otomobil devi General Motors'un 15 yıl süren çalışmalar sonunda geliştirdiği, "Robonot 2" ya da "R2" adlı robot yardımcı, köpükle sarmalandığı bir kutu içinde Pazartesi günkü fırlatma işlemini bekliyor.

Dünya'da ve uzayda insanlarla yanyana güvenli bir şekilde çalışabilecek ve aynen insan gibi alet kullanabilecek şekilde tasarlanan R2'nin, uzay istasyonunda rutin bakım işlerini yaparak, istasyon mürettebatının daha önemli görevleri yerine getirmesini sağlayacak biçimde iş yükünü azaltması hedefleniyor.

Uzaya seyahat edecek ve burada çalışacak ilk insansı robot R2, arkasından gittiği tüm cisimleri görebiliyor, çevreyi hissedebiliyor ve etrafa uyum sağlamak için kendini gerektiği gibi ayarlayabiliyor.

Teknoloji harikası robot, becerisiyle de diğer robotlardan ayrılıyor. İnsansı parmakları ve yumuşak avcuyla cisimleri cisimleri nazikçe tutup, kavrayabiliyor. Hareket yönünde örneğin bir astronot kafası gibi beklenmedik bir obje çıkarsa, hareketini durdurmaya programlanmış R2, kendisine sert bir şey çarptığında da hemen kapanıyor.

Bilimsel deneyler ve uzay gemisini kullanmak gibi hassas görevler hariç her türlü işi yapabileceği düşünülen deneysel robot, başta istasyonun Destiny laboratuvarına konulacak ve burada basit işlerin nasıl yapıldığını izledikten sonra daha zor görevlere hazırlanacak.

2,5 milyon dolara malolan ve 5 kilodan fazla ağırlığı kaldırabilecek şekilde tasarlanan 136 kilo ağırlığındaki R2, yer ekibi ve UUİ mürettebatı tarafından grafik kullanıcı arayüzü (GUI) ile bilgisayardan kontrol edilecek.

Robotun, aralık sonu veya ocak başı UUİ'de testlerine başlanması öngörülüyor.

Uzay ve teknoloji meraklıları, R2'nin uzay seyahatini General Motors'un Facebook ve Twitter sayfalarından ya da Twitter'ın @AstroRobonaut sayfasından izleyebilirler.NASA, Ay yüzeyinde kullandığı tekerlekli aracı da General Motors işbirliği ile geliştirmişti.


Kaynak: Ntvmsnbc-Ajanslar(27 Ekim 2010 Çarşamba/TSİ:10:41)


nötrino 29 Ekim 2010 11:45

Mars’ta Su İzleri
 
Mars’ta Su İzleri

NASA’nın Mars aracı Spirit’in saplanıp kaldığı noktadaki toprak analizleri, bölgede bir dönem suyun var olduğuna ilişkin izler ortaya koyuyor.
NASA’nın 4 Ocak 2004 tarihinde Mars yüzeyine indirdiği keşif aracı Spirit, 1 Mayıs 2009’da toprağa saplanarak hareketsiz kalmıştı. Fakat bu olumsuzluk beraberinde sürpriz bir gelişmeyi getirdi.

Washington Üniversitesi’nden gezegen bilimci Ray Arvidson, yeni keşfini anlatıyor, “Aracın ön tekerleği çalışmadığından geriye doğru götürmeye çalışıyorduk ki saplanıp kaldı. Saplandığı sırada yüzey toprağının oluşturduğu kabuğu da kırdı. Kırılma sayesinde ulaştığımız toprağın alt kısmının normal bir görünüme sahip olmadığı dikkatimizi çekti.”

Araç saplanma nedeniyle bir yere hareket edemediğinden, ekip bulunduğu noktada araştırmasına devam etmesine karar vermiş. Böylece Spirit o noktayı katman katman incelemeye başlamış. Toprak analizleri 2009 Nisan’ından Ocak 2010’a kadar sürmüş. Geçtiğimiz Mart ayında ise Mars’ın kışa girmesi nedeniyle yeterli güneş ışını alamayan Spirit, bataryalarını şarj edemeyerek sessizliğe büründü.

Aracı yöneten ekibin başında bulunan Steve Squyres, şu an devam etmekte olan bekleyiş süresince mevcut toprak verilerini değerlendirdiklerini belirtiyor. “Aracın gömülü bulunduğu katmanların silis, hematit ve jips gibi çözünmez mineralleri barındırıyor. Fakat alt tabakalara indikçe demir sülfatın suda erimesiyle meydana gelen çözünebilir bileşiklerin her katmanda artan miktarda bulunduğunu gördük.”

Arvidson, yüzbinlerce yıl ya da çok daha öncesinde, Mars henüz yuvarlak halini tam olarak almamış ve görece çarpık bir formdayken, Spirit’in şu an durduğu noktaya kar yağdığını ve eriyerek alt tabakalara süzüldüğünü tahmin ediyor. Fakat bunun bir su birikintisi şeklinde değil, ancak bir su filmi halinde olabileceğinin de altını çiziyor.

Orijinal Makale-JGR


Kaynak:Ntvmsnbc(29 Ekim 2010 Cuma/TSİ:08:49)


nötrino 30 Ekim 2010 13:01

75 Milyon Işık Yılı Öteden Gelen Güzellik
 
75 Milyon Işık Yılı Öteden Gelen Güzellik

Altı spiral gökada, daha önce olmadığı kadar ince ayrıntılarıyla gözlendi.Şili’de yer alan Avrupa Güney Gözlemevi (ESO)’ne bağlı dev Paranal teleskoplarının kızılötesi ışık kullanarak yakaladığı görüntüler, astronomların spiral gökadaların sahip oldukları desenin nasıl oluştuğunu ve geliştiğini anlamalarına yardımcı olacak.

Paranal teleskoplarına bağlı ve yeryüzündeki en güçlü kamera sistemlerinden biri olan HAWK-I, kızılötesi ışığa olan duyarlılığı sayesinde, gökadaların spiral kollarındaki toz bulutlarını ve gaz parlamalarını görünmez hale getirebiliyor. Böylece oldukça keskin görüntüler elde ediyor.

HAWK-I’nin aldığı son görüntüler NGC 5247 (60-70 milyon ışık yılı), NGC 4321 (55 milyon ışık yılı), NGC 1300 (65 milyon ışık yılı), NGC 4030 (75 milyon ışık yılı), NGC 2997 (30 milyon ışık yılı), NGC 1232 (65 milyon ışık yılı) gökadalarına ait. Her biri spiral desene sahip olan altı gökadanın bugüne kadar çekilmiş olan bu en ayrıntılı görüntüleri, astronomlar için eşsiz birer veri kaynağı halindeler.


Kaynak: Ntvmsnbc(29 Ekim 2010 Cuma/TSİ:12:52)


nötrino 1 Kasım 2010 10:56

Dünya Boyutunda Gezegenler Çoğunlukta
 
Dünya Boyutunda Gezegenler Çoğunlukta

Amerikan Science dergisinde yayımlanan yeni bir makale, yerküre boyutlarındaki "küçük" gezegenlerin çoğunlukta olduğunu öne sürüyor.Makaleyi yayınlayan ABD merkezli araştırma ekibinin bulgularına göre, nispeten küçük boyutlardaki gezegenler, Jupiter benzeri devlere oranla çok daha fazla sayıda.

Hawai'de bulunan 10 metre çaplı Keck teleskobundan toplanan veriler, 22 yıldızın çevresindeki gök cisimlerinin incelenmesi sonucunda elde edildi. Araştırma kapsamında incelenen yıldızların yüzde 1.6'sını dev gezegenler, yüzde 12'sini ise dünyanın on katı büyüklüğündekiler oluşturuyor.

Kesk teleskobunun küçük boyutlardaki gezegenleri tesbit etmekte zorlanması sebebiyle henüz kesinleşmeyen veriler, dünya boyutunda olan ve 22 yıldızın yörüngesinde dolaşan 23 adet gezegenin varlığını ortaya koyuyor. Araştırma ekibinden doktor Andrew Howard, eldeki teknik imkanlarla sözkonusu bulgulardan daha kesin neticelere varılmasının da oldukça zor olduğunu belirtiyor.

Doktor Howard ayrıca Nasa'nın Kepler uzay teleskobunun incelemekte olduğu 156.000 yıldızın, 120 ile 260 arasında değişen sayılarda gezegeni yörüngelerinde barındırabileceği sonucuna ulaştığının da altını çiziyor. Doktor Howard'a göre başka gezegenlerde yaşam izleri bulunması olasılığı, dünya boyutlu gezegenlerde çok daha yüksek.


Kaynak: BBC Türkçe-Science(30 Ekim 2010 Cumartesi/TSİ:14:14)


nötrino 2 Kasım 2010 15:16

Kızıl Gezegen'e Dünya Eli Değmiş
 
Kızıl Gezegen'e Dünya Eli Değmiş

Araştırmacılar, Mars’ta yaşam bulunması halinde bunun bize çok yabancı olmayacağını öngörüyor.Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Christopher Carr ve arkadaşları, NASA desteğiyle yürüttükleri projelerinde, Dünya dışı DNA’nın yapısını çözebilecek bir cihazın ön modeli üzerinde çalışıyor.

Tasarım halindeki SETG (Search for Extraterrestrial Genomes - Dünya dışı Genom Arayışı) adlı cihazın, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın ortaklaşa gerçekleştirecekleri 2018 yılındaki Mars görevine katılması planlanıyor.

SETG Mars’a ulaştığında, yüzey altındaki toprak, buz ya da tuz üzerinde mevcut olabilecek nükleik asitleri farkedip, ayrıştırabilecek ve ardından da analiz ederek tanımlayabilecek şekilde geliştiriliyor. Carr’a göre bulunma ihtimali olan DNA veya RNA eğer bildiğimiz yapıdaysa, bu cihaz tarafından tanımlanması kesin. Bununla birlikte araştırmacı bu tip bir molekülün Mars yüzeyinin hemen altında bulunması halinde, yıkıcı mor ötesi ışınlardan korunarak, bir milyon yıl süresince bozulmadan kalabileceğini düşünüyor.

Cornell Üniversitesi’nden gezegen bilimci Steve Squyres, herkesin Mars’ta organik yapılara rastlanmasını beklediğini, hatta bunu istediğini ifade ediyor: “Bu mümkün, ancak doğru yere bakmak gerekir, yani yüzeyin altına! Şu bir gerçek ki yüzeyde canlılığı yok edebilecek bir süreç devam ediyor. Bu nedenle aşağıya yönelmek en azından daha büyük bir şans doğuracaktır.”

Carr, Mars ve Dünya’nın geçen yıllar içinde milyarlarca tonluk kaya parçasını, meteorlar vasıtasıyla değiş tokuş ettiğine dikkat çekiyor: “Geçmiş çalışmalar gösteriyor ki bazı mikrobik otostopçuların bu seyahatten canlı kurtulmaları da mümkün. Esas mesele Mars yüzeyinde çok farklı canlı formları aramakta yatıyor. Bu gereksiz bir vakit kaybı. Gözardı edilmemesi gerekense, eğer kızıl gezegende herhangi bir canlı formu mevcutsa, bunun onlarca ışıkyılı uzaktan değil hemen yanından ulaşmış olması. Yani Dünya’dan.”


Kaynak: Ntvmsnbc(02 Kasım 2010 Salı/TSİ:13:37)


nötrino 3 Kasım 2010 15:31

İyi ki Doğdun Uluslararası Uzay İstasyonu
 
İyi ki Doğdun Uluslararası Uzay İstasyonu

10 yaşına basan Uluslararası Uzay İstasyonu, ilk sakinlerine 2 Kasım 2000 tarihinde merhaba dedi.Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ), faaliyete geçtiği 10 yıl öncesinden bu yana hiç bir kesinti olmaksızın konuk ağırlıyor. UUİ, yörüngesel bir çevrede, çeşitli bilimsel deneylerin yürütülebilmesi için kuruldu. Doğal olarak da bu deneyler, insanın uzaya kalıcı bir şekilde yerleşmesi üzerine odaklı.

UUİ projesinin başlangıcı, soğuk savaş döneminin iki süper gücü arasındaki buzların erimekte olduğu 1994 yılına dayanıyor. Amerika ve Rusya bu dönemde, yürütmekte oldukları ‘Freedom’ ve ‘Mir-2’ uzay programlarını daha yakın bir ilişki içinde görmekten memnunluk duyacaklarını karşılıklı olarak dile getiriyordu. Her iki programın da bütçe sorunlarıyla karşılaşması işleri hızlandırdı ve sonunda birleştirildiler. Üstelik Avrupa Uzay Ajansı’nın ‘Columbus’ ve Japonya’nın ‘Kibo’ projelerini de yanlarına katarak.

İstasyonun yapımı 1998 yılında başladı ve 12 Temmuz 2000 tarihinde, yaşam alanı, çevresel sistemler ve yörünge kontrolü özelliklerine sahip Rus Zvezda modülünün kenetlenmesiyle yaşanılabilir bir yer haline geldi. İlginç bir şekilde Zvezda modülünü uzaya taşıyan roketin üzerinde dev bir Pizza Hut logosu bulunuyordu. Şirketin bu reklam için bir milyon Dolardan fazla ödediği söylentiler arasında.


İstasyonun ilk ziyaretçileri, Amerikalı kumandan Bill Shepherd ile Rus Yuri Gidzenko ve Sergei Krikalev’den oluşan üç kişilik bir ekipti. Yaşam destek üniteleri ile bilgisayar kontrol sistemlerini çalışır hale getirdiler ve önceki görevler sırasında taşınan malzemeyi monte ettiler. O dönemde istasyonun içerdiği her üç modüle birden elektrik sağlanamadığından, Amerikan ‘Unity’ modülü mühürlendi.

Yapım sürecinin 2006’da tamamlanması beklenirken, 2003 yılındaki Columbia faciası nedeniyle Amerika, uzay görevlerine üçbuçuk yıl ara verdi. Bu bitiş sürecini 2011 yılına kadar uzatırken, istasyonun hizmet süresinin sonunu da 2016’dan 2020’ye uzattı. Columbia kazası nedeniyle artık istasyona sadece Rus ‘Soyuz’ mekiği ile ulaşılabilindiğinden, kalıcı personel sayısı ikiye indirildi. 2006 yılına gelindiğinde bu sayı tekrar üç oldu.

UUİ’deki yaşam, şu sıralar sürmekte olan 25. görevle devam etmekte. Tipik bir günde astronotlar sabah saat 06:00’da uyanıyorlar. Günün ilk işiyse istasyonun kontrol edilmesi. Sonrasında yapılan kahvaltının ardından saat 08:15’de işbaşı yapılıyor. Öğlen yemeği dışında, akşam 19:30’da başlayacak olan yemek saatine kadar astonotlar sürekli olarak çalışıyor ve idman yapıyor. Günün değerlendirilmesinin ardından saat 21:30’da uyku vakti geliyor. Geçici ziyaretçilerin bir yatağı olmadığından, içine girdikleri uyku tulumlarında önemli bir yere çarpmamaya çalışarak havada uyumaya çalışıyorlar.

26 Kasım 2010 tarihinde başlayacak olan 26. görevde, ilk kez kan bağı olan iki kişi aynı anda uzayda bulunacak: Görev kumandanı Scott Kelly ve kardeşi Mark Kelly. Uluslararası Uzay İstasyonu gökyüzündeki en parlak cisimlerin başında geldiğinden, Dünya’dan çıplak gözle izlenebiliyor.



Kaynak: Ntvmsnbc(02 Kasım 2010 Salı/TSİ:16:22)


nötrino 4 Kasım 2010 15:19

Bir Aksilik Olmazsa!
 
Discovery'nin Kalkışı Bugün Gerçekleşiyor

Uzay mekiği Discovery'nin bir çok kez ertelenen kalkışı bugün gerçekleşiyor.Cape Canaveral uzay merkezinden fırlatılması birkaç kez ertlenen uzay mekiği Discovery yeni bir aksilik olmadığı takdirde bu akşam Türkiye saatiyle 21:30'da fırlatılacak.

Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) yeni bir depolama modülü ve bir 'insansı' robot götürecek olan mekiğin uçuşu kuyruğuna yakın, ikiz yörünge manevra motorlarına yakıt sağlayan boruda sızıntı tesbit edilmesi ve sonrasında da elektrik arızası nedeniyle ertelenmişti.

STS-133 kodlu görev ekibini Steven Lindsey, Pilot Eric Boe ile görev uzmanı Alvin Drew, Michael Barratt, Tim Kopra ve Nicole Stott oluşturuyor. Discovery uzay mekiği, 11 günlük bu son görevinin ardından emekliye ayrılacak.



Kaynak: Ntvmsnbc(04 Kasım 2010 Perşembe/TSİ:11:48)




nötrino 5 Kasım 2010 15:17

Uzay Fıstığına Yakın Temas
 
Uzay Fıstığına Yakın Temas


NASA’nın Deep Impact uzay aracı, bir kuyrukluyıldıza karşı bugüne kadarki en yakın geçişi gerçekleştirdi.Güneş Sistemi’nin oluşumuna ait ‘döküntüler’ oldukları düşünülen kuyrukluyıldızların, Güneş ve gezegenlerin 4,6 milyar yıl önceki oluşumları hakkında önemli ipuçları barındırdıkları tahmin ediliyor.

NASA’nın EPOXI görevi kapsamında uzayda yol almakta olan ‘Deep Impact’ (Derin Darbe) aracı, bu avare kaya parçalarından olan Hartley 2’ye 700 kilometre yaklaşarak, bugüne kadar bir kuyrukluyıldız hakkında elde edilmiş olan en yakın plan görüntüleri elde etti.

Uzay bilimciler, görüntülerin kuyrukluyıldızın şekli, boyutları ve kimyasal bileşimi hakkında yeni ipuçları sunduğunu belirtiyorlar. Buna göre Hartley 2’nin, yaklaşık 2,2 kilometre uzunluğunda ve 280 milyon tonluk bir kütleye sahip olduğu hesaplanmış.


NASA sözcüsü Glen Nagle, en yakın temasın sağlandığı andan bir saat sonra ilk verilerin indirilmeye başlandığını ve bu sırada kuyrukluyıldızın, uzay aracından 18 milyon kilometre uzaklaşmış olduğunu belirtti: “İlk görüntüler, fıstık şeklindeki cismin detaylarını olağanüstü bir şekilde sergiliyor. İlk defa çekirdek aktivitesine ilişkin veriler elde ettik. Mevcut resimlerde kuyrukluyıldız üzerindeki fıskiye şeklinde fışkıran gazları görebilmek mümkün ki yüksek çözünürlüklü fotoğraflar henüz indirilmiş değil.”

Görev şefi Michael A’Hearn, daha önce yakınından geçilen Halley, Tempel 1, Borrelly ve Wild 2 kuyrukluyıldızlarından daha küçük olmasına karşın çok daha aktif olan Hartley 2’nin, diğer dört cisme göre beş kat fazla gaz püskürtmekte olduğuna dikkat çekiyor: “Erken analizler, buz, karbondioksit ve silikat tozu parçacıklarının varlığını ortaya koyuyor fakat en büyük sürprizse mevcut olan büyük siyanür dalgası. Siyanürün kuyrukluyıldız çekirdeğinin temel bir bileşeni olduğunu bilmemize karşın böylesi bir miktarın varlığını beklemiyorduk.”

Yoluna devam eden görev aracı Deep Impact, Temmuz 2005 tarihinde de Tempel 1 adlı kuyrukluyıldıza bir darbe ölçer fırlatmıştı.



Kaynak: Ntvmsnbc(05 Kasım 2010 Cuma/TSİ:11:03)


nötrino 6 Kasım 2010 12:44

Yine Olmadı!
 
Discovery Uzay Mekiği’nin Kalkışı İptal Edildi

Uzay mekiği Discovery’nin gerçekleşmesi planlanan kalkışı, gaz halindeki hidrojeni yanma odasına güvenle taşıyan hortum ile dış yakıt tankının birleşme noktasında yakıt doldurulurken sızıntı tespit edilmesi nedeniyle tekrar ertelendi. Bir sonraki kalkış denemesinin Pazartesi gününden önce gerçekleşmeyeceği açıklandı.Kalkış ayın başından bu yana üç kez iptal edilmişti.


Kaynak: Ntvmsnbc (05 Kasım 2010 Cuma/TSİ:15:35)


nötrino 10 Kasım 2010 19:03

Dev Uzay Bilardosu
 
Dev Uzay Bilardosu

Astronomlar, adeta bir bilardo masasını andıran yeni bir güneş sistemi keşfettiler.
Warwick ve Sheffield Üniversitelerinden uzmanlar, Dünya’dan 1.670 ışık yılı uzaklıktaki ikili güneş sistemi NN Serpentis’e baktıklarında yıldızların hareketini oldukça ilgi çekici buldular. NN Serpentis biri kırmızı cüce, diğeriyse beyaz cüce olmak üzere iki güneşe sahip. İki güneşin birbirleri çevresindeki yörüngeleri ise inanılmaz bir şekilde dar.

Dünyamız NN Serpentis’le aynı düzlem üzerinde yer aldığından, astronomlar daha büyük olan kırmızı cüceyle beyaz cüce arasında Dünya bakış açısıyla her üç saat 37 dakikada bir tutulma gerçekleştiğini görmüşler. Olağanüstü sıklıkta gerçekleşen bu tutulmalar sayesinde yıldız yörüngelerindeki küçük, fakat belirgin bir düzensizlik kendini belli etmiş. Yapılan modellemeye göre sistemde, bu düzensizliğe yol açacak iki gaz devi gezegenin bulunması gerekiyor.

Warwick Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Tom Marsh, söz konusu olan gaz devlerinin farklı kütlelere, fakat aşağı yukarı aynı boyutlara sahip olmaları gerektiğini söylüyor: “Bu gaz devlerinin aynı zamanda sistemin iki yıldızından biri olan kırmızı cüce ile de aynı boyutlarda olduğunu düşünüyoruz. Eğer bu gaz devleri de bizim sistemimizdekine benzer desene sahiplerse yani baskın bir sarı veya mavi renk almışlarsa devasa bir bilardo masasıyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz: Bir kırmızı ve bir beyaz top ile birlikte iki renkli top daha.”

Sheffield Üniversitesi’nden Prof. Vik Dhillon, gezegenlerin yıldızlarıyla aynı anda doğmuş olmaları durumunda, yaklaşık bir milyon yıl önce gerçekleşmiş dramatik bir olaydan da etkilenmiş olmaları gerektiğini söylüyor: “ Sistemin esas yıldızı kendini bir kızıl deve çevirdiğinde, ikincil yıldızı bugünkü yakın yörüngesine çekmiş ve kendi kütlesinin de büyük bir bölümünü kaybetmiş olmalı. Bu olay sırasında gezegenlerin sahip olduğu yörüngelerde aşırı düzensizliklerin meydana gelmiş olması kuvvetle muhtemel. Alternatif bir yaklaşımla, gezegenlerin ana yıldızdan kopan maddeyle meydana gelmiş olduklarını da düşünebiliriz. Hangi yaklaşım kabul edilirse edilsin bugün sistemin kalbinde yer alan beyaz cücenin, astronomik ölçekte yakın olarak niteleyebileceğimiz bir geçmişte, sistemdeki tüm yörüngeler üzerine ciddi bir şok uyguladığı açık.”

Orijinal Makale


Kaynak: Ntvmsnbc(09 Kasım 2010 Salı/TSİ:18:06)


nötrino 11 Kasım 2010 15:15

Ev Yapımı Uzay Mekiği
 
Ev Yapımı Uzay Mekiği

NASA'nın uzay görevleri ve Virgin Galactic'in atmosfer dışına uçma projesi trilyonlara mal olurken, bir grup İngiliz meraklı, yaptıkları kağıt uçakla yaklaşık 30 km yükseklikten yerküremizi fotoğrafladılar ve bunu sadece 18.000 liraya mal ettiler.

90 cm'lik kanat açıklığına sahip olan ve tamamen kağıttan üretilen uçak, büyük bir helyum balonu kullanılarak 'fırlatılmış'. Uçağı, üzerine monte olan GPS sayesinde sürekli olarak izlemek mümkün olmuş. Balonun Stratosferde 30 kilometreye yaklaşan bir yükseklikte patlamasıyla da kağıt mekik süzülmeye ve kendisine bağlı olan mini kamerayla fotoğraf çekmeye başlamış.

Steve Daniels, John Oates ve Lester Haines'in hayallerinin ürünü olan ve PARIS (Paper Aircraft Released Into Space - Uzaya Bırakılan Kağıt Uçak) adı verilen kağıt uçak, İspanyol yetkililerden alınan iznin ardından Madrid'in yaklaşık 80 km batısından gökyüzüne bırakılmış. 30 km'lik tırmanma süreci bir buçuk saat kadar sürmüş. Patlayan balonla birlikte başlayan Dünya'ya dönüş yolculuğu da yine bir buçuk saatte tamamlanmış. Bırakıldığı noktanın 100 km uzağındaki bir ormanlık alana inen uçağın üzerinde ufak bir delikten başka hasar meydana gelmemiş.



Kaynak: Ntvmsnbc(11 Kasım 2010 Perşembe/TSİ:10:26)


nötrino 12 Kasım 2010 12:00

Hubble'ın Gözü Yine Uzaklarda
 
Hubble'ın Gözü Yine Uzaklarda


NGC 4452 adlı uzak gökadanın fotoğrafı, Hubble Uzay Teleskobu'nun milyarlarca yıldızdan meydana gelen kümeyi farklı bir açıdan görmesiyle çekilmiş. Gökadanın parlak çekirdeği tam merkezde seçilebilirken diğer yıldızlar sanki bir çizgi oluşturacak şekilde dizilmişler.

Dış çepere yakın bulunan yıldızların oluşturduğu puslu hale sayesinde gökada sanki parlıyor gibi. NGC 4452 ilk defa Wiliam Herschel tarafından 1784 yılında 45 cm çaplı bir teleskop kullanılarak farkedilmiş. Herschell gökcismini küçük, yanlara yayılan parlak bir nebula olarak tarif etmiş olsa da bu yayılışın ne derece heybetli olduğunu Hubble çektiği yeni fotoğrafla ortaya koyuyor.

Gökadalar tipik olarak milyarlarca yıldızdan meydana gelirler ve aynı zamanda birlikte bir gökada kümesi oluşturabilirler. NGC 4452 de, 60 milyon ışık yılı uzunluğunda ve yaklaşık 2.000 gökadadan oluşan Virgo adındaki böyle bir kümenin üyesi. İçinde bulunduğumuz gökadamız Samanyolu’nun da böylesi ince bir yapıya sahip olduğu düşünülüyor.



Kaynak: Ntvmsnbc(11 Kasım 2010 Perşembe/TSİ:17:27)


nötrino 13 Kasım 2010 12:19

Karanlık Maddenin En Aydınlık Görüntüsü
 
Astronomlar, karanlık maddenin mevcut olan en keskin ve detaylı haritasını oluşturmayı başardılar

Görünmez ve belirlenemez bir maddeyi izlemek oldukça zorlu bir süreç olsa da astronomlar onlarca yıldır bunun üzerinde çalışıyorlar. Meydana getirilen bu yeni haritanın, karanlık enerji gibi evrendeki diğer gizemli oluşumlara ve bunların evrenin erken döneminde ne gibi rol oynamış olabileceklerine ilişkin ipuçları sunması bekleniyor.

NASA’ya bağlı JPL Laboratuvarı’nda görevli olan Dan Coe başkanlığındaki ekip, Hubble Uzay Teleskobu'nun gözlerini ve ileri düzey kamera sistemini bu defa 2,2 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan Abell 1689 gökada kümesine çevirmiş.

Dev kümenin büyük kısmı karanlık maddeden gelen çekim gücü, arkasındaki gökadalardan gelen ışığı bükerek güçlendiren kozmik bir büyüteç gibi işlev görüyor. Çekimsel mercekleme olarak adlandırılan bu etki, gökadaların çarpık, puslu ve oldukça büyütülmüş görüntülerinin elde edilebilmesini sağlıyor. Astronomlar, bu bozuk görüntülerin üzerinde çalışarak, küme içinde bulunan karanlık madde miktarını tahmin etmişler. Eğer kümenin çekim gücü sadece görünebilir gökadalardan geliyor olsaydı, mercekleme nedeniyle oluşan bozulmaların en az seviyede olacağı biliniyor.

Ekibin bulgularına göre gökada kümeleri tahmin edildiğinden çok daha önceleri, karanlık madde bunların büyümelerini engellemeden meydana gelmiş olabilir. Karanlık madde, gökadaların arasındaki uzay boşluğunu esneterek bunları birbirlerinden uzaklaştırır ve böylece gökada kümelerinin oluşumunu ve büyümesini baskılar. Astronomların da bu mücadeleyi ölçmelerinin tek yolu kümeler içindeki karanlık maddeyi haritalamaktan geçiyor.

Coe, çarpık görüntülerin adeta büyük bir bulmaca olduğunu söylüyor, “Arkasındaki tüm gökadaları merceklediği için ilk kez Abell 1689’un kütle dağılımını oluşturmayı başardık. Bu bilgi sayesinde de kümenin daha önce mümkün olmadığı kadar yüksek çözünürlüklü bir haritasını elde ettik.”

Ekip, yüksek çözünürlüklü kütle haritasına göre Abell 1689’un çekirdeğinin, bu büyüklükteki bir kümeden beklenene göre karanlık madde açısından çok daha yoğun olduğunu saptadı. Bu da büyümeye yönelik olarak geliştirilen önceki bilgisayar benzetimleriyle tam bir uyum gösteriyor. Coe, galaksi kümelerinin bilinenden milyarlarca yıl önce oluşmaya başlamış olmaları gerektiğini ve bugün görülen sayıya ancak bu şekilde ulaşabileceklerini söylüyor, “Başlangıçta evren çok daha küçüktü ve karanlık madde açısından yoğundu. Abell 1689 da bu yoğunluktan iyi beslenmiş ve bunu bugün gözlediğimiz yetişkin yaşamına taşımış olmalı.”

Astronomlar, karanlık enerjinin muhtemel etkilerini teyid etmek amacıyla farklı kümeler üzerinde çalışmaya ihtiyaç duyuyorlar. Hubble’ın devasa gökada kümeleri üzerinde yürüteceği yeni programı şimdiden belli oldu bile. Önümüzdeki üç yıllık süre içinde toplam 25 küme bu şekilde analiz edilecek. Bu 25 küme geniş miktarda sıcak gaz içermekte olduklarını gösteren güçlü X-ışını emisyonlarına dayanılarak seçilmiş durumda. Bu da onların kütlesel açıdan oldukça yoğun olduklarına dair bir işaret.


Kaynak: Ntvmsnbc(13 Kasım 2010 Cumartesi/TSİ:11:06)


nötrino 15 Kasım 2010 14:57

Jüpiter'den Mutlu Haber
 
Jüpiter'den Mutlu Haber

Güneş Sistemi’nin gaz devi Jüpiter hatırlanacağı üzere alamet-i farikalarından olan kahverengi kuşaklarının birini kaybetmişti. 2009 yılının sonlarına doğru silikleşen ve Mayıs 2010’da tamamen ortadan yok olan ‘Güney Ekvatoral Kuşak’, daha önce de kaybolup geri gelmişti.

Bir kaç amatör astronom, kuşağın geri dönüşüne ilişkin bazı işaretler tespit ettiler. Florida’dan Don Parker tarafından 10 Kasım günü çekilen kızılötesi fotoğrafta işaretli olan parlak leke bunlardan en önemlisi. Parlak leke aslında yüksek irtifalı bir bulut. Normalde Güney Ekvatoral Kuşağı’nı da bu bulutlar meydana getiriyor. Tespit edilmiş olan nokta da yakında daha fazlasının ve buna ek olarak girdapların oluşabileceğinin habercisi durumunda. Bu tip oluşumlar da sonunda muhtemelen büyük kahverengi kuşağı meydana getirecekler.


Kaynak: Ntvmsnbc(12 Kasım 2010 Cuma/TSİ:18:13)



Saat: 00:53
Sayfa 3 / 11

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık