![]() |
Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener Abdurrahim Karakoç |
Bir Fotoğrafta Sen Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm İki uzak yıldız gibiydiler, dalgın Bilsen neler anlattı bana, sessizce Bir sevgiyle derinleşen bakışların. Orda değildin sanki, bir başka yerde Ötelerde, uzakta benimle vardın Güzellikler bahçesi ayna gibi Yansıdığını gördüm yüzünde aşkın. Bir ara çıktın resimden usulca, ürkek Bir ceylan gibi kollarıma atıldın Özlemli dudaklarınla yangın yangın Seni gördüm, yaşadım bir fotoğrafta Her zamankinden daha çok bana yakın Gelecek o mutlu günleri anlattın. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Boşver be yaşı başı! gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna,ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin... parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin... Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş. sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin? Can Yücel |
Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgarlara karışır gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana “Gel” desin. Ahmet Kutsi Tecer |
Barış Koyun Çocukların Adını Oyunu sever bütün çocuklar birdirbir, uzun eşek, körebe bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez oyun sözcüğünün halkların dilinde Oyun koyun çocukların adını Savaşa karşıdır bütün çocuklar kışın: kar altında her sabah tükenip erise de solgun nefesi yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda çarkları döndürse de yoksul alevi savaşa karşıdır bütün çocuklar nice ölümlerden geçmişlerdir nice rüzgarlar içmişlerdir gelincik tarlası çocuklar Emek koyun çocukların adını Gökyüzünün penceresinden şimdi bir kuş havalansa kanat çırpışlarında hayatın yağmalanmış sevinci - Kuş uçar rüzgar kalır Sevinç koyun çocukların adını Uzay denizlerinde şimdi bir balık ağlasa gözyaşı billurlarında yüz bin umut kıvılcımı - Alev uçar nazar kalır Umut koyun çocukların adını Çocuk bahçelerinde şimdi bir çiçek açsa hüzün sevince dönüşür sevinç çiçeğe - Ölüm uçar çocuklar kalır Mutluluk koyun çocukların adını Barıştan yanadır bütün çocuklar sabah: kuşatılmış bir toplama kampında ayrılığın tetiğini okşasa da elleri akşam: yıldızların mor orağıyla sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi barıştan yanadır bütün çocuklar nice çığlık emmişlerdir nice korku gezmişlerdir yürekten hisli sevmişlerdir güvercin harmanı çocuklar Devrim koyun çocukların adını Barışı sever bütün çocuklar beştaş, saklambaç, elim sende bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez barış sözcüğünün halkların dilinde Barış koyun çocukların adını... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifRefik DURBAŞ |
HERŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... CAN YÜCEL |
BOYLE BIR SEVMEK ne kadinlar sevdim zaten yoktular yagmur giyerlerdi sonbaharla bir azicik oksasam sanki cocuktular biraksam korkudan gozleri sislenir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir hayir sanmayin ki beni unuttular hala arasira mektuplari gelir gercek degildiler birer umuttular eski bir sarki belki bir siir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir yalnizliklarimda elimden tuttular uzak fisiltilari icimi urpertir sanki gokyuzunde bir buluttular nereye kayboldular simdi kimbilir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir. Şair: Atilla Ilhan |
MIRILDANDIKLARIM Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim , yani bizim için... Murathan Mungan |
Ben Yağmurum Kararır gökyüzü ansızın, Çarpar bulutlar kahrederek, Ve bir ateş yanar... Bulutlar yanar, Yürek yanar. Sonra tek tek düşer damlalar, Toprak kokar, Yağmur kokar. Bir ateş yanar rüzgarında, Bin ateş söner. Ben yağmurum - gününe ve gecene yağan. Kararırsa bulutların ansızın, Ve şimşekler çakarsa özünde, Bak gözündeyim. Önce tek tek, Sonra sel olurum göğsüne... Aydınlanırsa yüreğin, Güneşler açarsa yüzünde, Neşeyim şimdi özünde. Yürürken bahtının yollarında. Yalnız ve dalgın, Ve görürsen açmış, Bir dal çiğdem Üzerinde çiğ damlası. O,benim. Sabahları dağılırken bulutlar, Yürüyorsan sokaklarda, Düşünüyorsan Nisan yağmurlarını, Havayı kokla, O,benim. Ararsa ellerin ellerimi, -gözlerinde yağmurlar, Üzülme. Yum gözlerini usuldan. Bak yüreğindeyim. Estirme hüzün rüzgarlarını, Kov sahilinden deli dalgaları. Sakin serin pınarlarda çağlar damlalarım. Dağlardan esen meltemlerde, Akan çeşmende benim. Yıka yüreğini temiz sularımda, Gönlünde melankoli kalmasın, Şifalıdır damlalarım, Ben yağmurum, Yağmur, Benim... Çiğdem Altınöz |
Bir yanımda elli yılın tecrübesi Diğerinde bir o kadar yorgunluk Sevgilim bırak artık kıskançlıkları Beni senden başkaları söyle ne yapsın Huyumu suyumu bilenim sensin Derdimi kederimi anlayan sensin Canı benimki ile acıyan sensin Beni senden başkaları söyle ne yapsın Toyluğum gençliğim geride kaldı İyi huylarımı çocuklar aldı Bedenim yoruldu, saçım ağardı Beni senden başkaları söyle ne yapsın Bakışımdan bile anlar dilimi Birazcık hüzünlendem dalar gözleri İçimi bir hoş eder tatlı sözleri Beni senden başkaları söyle ne yapsın. TURAN GÖKMENOĞLU |
Ağıt değil Gücünüz varsa sizin Sözcüğü tutuklayın. Öğrenci, kitap, türkçe En güzel kavramı dilimin Özgürlüğü tutuklayın. Ben ki düşünüyorum Var olduğumdan beri Silahlar bana dönük Savaşlar sizin için Gücünüz varsa artık Usumu tutuklayın. Açtı kendini, bir bayrak gibi işte Ölümün üzerinde Hasan Tahsin... Bu silah başka silah Bu ölüm başka ölüm Gücünüz varsa sizin Ölümü tutuklayın. Şükran Kurdakul |
Hasret Sokaklarında Bir ıslığın ahenginde döner duygular, Dalar gidersin uzaklara. Bir martı kanadıyla akşam olur, Bir meyhanede sabahlarsın, Yüreğine yerleşir kalır acılar. Gözlerin yağmurlarla dolar, Ellerin cebinde düşersin yollara. Seni uzak gecelerin birinde unutur, Birinde soluk bir resimle hatırlar. Sigara dumanlarında şekillenir kahırla, Çaresizliğine içerlersin. Ağlarsın, ağlarsın... Seni deli sanırlar. Ahmet Beltekin |
GÖZLERIME VURDULAR KÖR KARANLIĞI Paslı umut zincirleriyle Bağladılar beni Gözlerime vurdular kör karanlığı Ve bir kanlı kırbaçla Dağıttılar duygularımı Çaresizliğimi yazdım gözyaşlarımla Çiviledikçe bakışlarımı Sersem umutlara Gözlerime indi yitik düşler Ve... sen oldun bir güç Yalnızlığımda. Üzeyir Lokman ÇAYCI |
Hoş geldin hoş geldin Sibel, dur sarılayım önce çok engeller aştın yorgunsundur her gelişin ilk gelişin gibi nasıl çarpıyor yüreğim biliyor musun duvarlar devriliyor içimde seni görünce ne güzel şey beklemek yollarını geleceğini bilmek, gelirken görmek sevgi, sevinç, umut, coşku, mutluluk neler neler veriyorsun sıcak gülüşünle hoş geldin Sibel, geç otur gönlüme hoş geldin Sibel, hoş geldin yalnızlığıma güneşlerle geldin, evreni getirdin yıldızlar serpiştirdin karanlığıma dudakların ne güzel öyle konuşsan da konuşmasan da sen aydınlatmasan renkleri seçemiyorum gözlerin olmasa aşk nedir bilemiyorum sana sarılınca anlıyorum ırmak olduğumu akıyorum hep uzak denizlere doğru hoş geldin Sibel, seni kendime ekliyorum Celal Kabadayı |
Ey Mihri Yar ( Yağmur Makamı ) ey mihri yar virane sözlerle süslenmiş mektupların neden noktaları çukur kadar derin virgülleri gözyaşı kancasıdır veda satırlarında niçin elleri olan sözcükler yoktur zaman hangi ayrılığın parantezinde vuslatı simgeler duvarlar hangi mevsimdedir gün dökerken sarı güllerin hükmü var mıdır mektupların küllerinde bu şehri dolaşan efkar niçin gözlerinde efsunlaşır hangi göz sırata eş değer bir yoldur kalbe ey mihri yar ayaz bakışlı bir rüzgarın güzelliğini gazellediği vakit kelebeğe küsen çiçeklerin vebalini düşün aşiyansız serçelerin yollara sırt döndüren türküleri nasıl susar bunca dileği koca gökyüzünde bir topal yıldız nasıl taşır gözlerimi silecek mendil ne zaman döner düğün eğlencelerinden ey mihri yar artık yağmur hangi makamda yağar Recep Koç |
Bir gün sen de doyasıya bakacaksın Kaybolacaksın gözlerimin Derinliklerinde. O engin denizde sen de Boğulacaksın. MURAT KARA |
Bu akşam vakti deniz, O bütün hasretimiz, Sanki gelmiş de dile, Nedametin sesiyle, Çarparak kayalara, Yetmez mi, diyor deniz, Karada çektiğiniz? Cahit Sıtkı Tarancı |
Gözlerin de şiir var, Sanki aşkımı yazar, Kalp aynasından bakar, Bakışların içimi yakar. Şiir dolu gözlerin, Anlatırlar her şeyi, Sanki kalbim gibi, Çırpınıyor gözlerin. Şiir gözlüm cananım, Ben sana hayranım, Kalbine al yanayım, Senle mutlu olayım. SAFFET AKKAYA |
Ödünsüz bir sobanın yanında titreyen çocuğu görse yağmur gözyaşlarını odaya tavanarasındaki delikten usulca bırakır Sunay Akın |
Bilemezsin seni kac kez andim bu gece. Bilemezsin kac yildiz topladim dileklerimde. Seni,sen diye sevdim,gozyaslarimi. Kac orman yaktim gonlumde. Kac sevda harcadim,seni sevdigimde. Bilemezsin..... Ve.... Bilemezsin, seni oldurdugunde icimin. Kac bin kez oldurdugumu ruhumu. FATMA AY |
Seni saklayacağım inan Yazdıklarımda, çizdiklerimde Şarkılarımda, sözlerimde. Sen kalacaksın kimse bilmeyecek Ve kimseler görmeyecek seni, Yaşayacaksın gözlerimde. Sen göreceksin duyacaksın Parıldayan bir sevi sıcaklığı, Uyuyacak, uyanacaksın. Bakacaksın, benzemiyor Gelen günler geçenlere, Dalacaksın. Bir seviyi anlamak Bir yaşam harcamaktır, Harcayacaksın. Seni yaşayacağım, anlatılmaz, Yaşayacağım gözlerimde; Gözlerimde saklayacağım. Bir gün, tam anlatmaya... Bakacaksın, Gözlerimi kapayacağım... Anlayacaksın. Özdemir Asaf |
Sakın ağlama! Yoksa, Ağlar yüreğim! ... Sakın gitme! Yoksa, Göçer yüreğim HIZIR İRFAN ÖNDER |
Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur Sunay Akın |
suskun başladı gece öksüz öylesine.. kendi yenilgime şaşkın.. koynumda bir kalp ağrısı.. gözlerimi gözlerine dikip dakikalarca aradım; benden hiçbir dokunuş,hiçbir iz,hiçbir öpüş, hiçbir düş..kalmamış. içimde üşüyen kendimi alıp çıktım.. anadilin ben değildim artık anladım.. GÖKÇEN ÖZTÜRKLER |
Sensiz de denizi seyredebiliyorum. Hem dalgaların dili seninkinden açık. Ne kadar hatırlatsan kendini boş. Sensiz de seni sevebiliyorum. Hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula, Karşılastığımız zamanlarda. Sen, sevgiden şımaran çocuk, Ben şaşıran budala. Özdemir Asaf |
Ayrılık içimde yara, Acısı inletir beni, Gidişin gelir aklıma, Sebebi söyletir beni… Neden oldu, nasıl oldu, Bu ayrılık bizi buldu, Güzel günler mazi oldu, İzleri ağlatır beni… Sana çıkar bütün yollar, Seni bulur bütün fallar, Canlandıkça hatıralar, Yaşarken öldürür beni… Gözlerimde hep hayalin, Dudağımdan düşmez ismin, Hala duvarımda resmin, Baktıkça bitirir beni… Geçmiyor zaman geçmiyor, Takvimden yaprak düşmüyor, İçimde özlem dinmiyor, Yaktıkça kavurur beni… ERSİN KAYIŞLI |
Çoktan bitmiş konuşacaklarımız, Tekrar tekrar konuşalım. Akşamdır alkol, aslında kanıksamışız Gel yine sevişelim. Boş Ver bir dolu Düşlerde derviş. Kırmızı beyaz güller Mezarda bitermiş. Düşündüler çok mu az, Gel biz de düşünelim. Her geceye giden parfüm sevişmek, Gel yine sürünelim. Behçet Necatigil |
Unuttum seni sadece sarkilardasin artik hayallerde düslerde küçük bedenlerde eskimis taslarda sararmis bir denizde unuttum seni bende degilsin artik tahtalarda mavide gecelerde küçücük yüreklerde sözlerde hecelerde unuttum seni orada durdugun yerde unuttum seni YAVUZ İGRET |
Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı. Nazım Hikmet Ran |
her akşam seni düşünüyorum her gün seni düşündügüm gibi her an düşündügüm gibi her anında sen varsın dolu dolu, sahilde kaldırımda dolaştım şimdi yenikapı serindi üşüdüm biraz önce, ısınmak için denize gittim denizime gider gibi senin ısıttıgı gibi ısıttı beni, denizi seyrederken,denizimi düşündüm, aynı sendeki gibi dalgalı, sendeki gibi hırçın sen gibi magrur sen gibi özgür sendeki gibi asil sen gibi dalgaları yüksek, sen gibi vefalı oda o havada,bu ayda,elbiselerimle girdim sanki sıcak bir mangala oturdum gibi ısıttı beni, seni anlattım ona, seni seviyorum dedim, aynı sen gibi o da dedim, bazen gereksiz dalgakıran yapıyor dedim, güldü bana mavinin kızı, çok dalga,çok manevradır dedi, yapmaz dedim fırtına çıkarsa yanarsın dedi dayanamazsın dedi canım sanada onada feda dedim sadece bilinmezin peşinde dedim gelmiyor dedim gelir dedi ben gibi kucaklayacak dedi senin adın akdeniz dedi tanıdım seni dedi biz yabancı degiliz sana dedi bizler sana dökülürüz aslında sende dogarız dedi bende o kadar çok varki su dedim hepinizle karışırım dedim ama ben sadece denizimi istiyorum dedim dalgaların içine baktım gözlerini görebilmek için denizde bile o göz yoktu vuruldum ben onlara denizim.... ALİ NİYAZİ GÜL |
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler Nazım Hikmet Ran |
Yıldızlar dans eder,ay’da ışıltı, Gündüzden sakınır saklı düşlerim. Mehtap gölgelenir duyar fısıltı, Sevdaya bakınır,saklı düşlerim. Sevgi ocağından temiz düşünce, Umut filizlenir, Aşk yeşerince, Hasret dalga dalga sevda pişince, Gurbetten çekinir saklı düşlerim. Hayalim peşimde düşte, rüyada, Bir nefes özlemle gönlüm hülyada, Sevgiyle yaşadım aşkı dünyada, Gözlerden okunur saklı düşlerim. İmkansıza darbe düş’le vurulur, Güzeller içinden sevdam sorulur, Gönül kaf dağında tahta kurulur, Tâcını takınır saklı düşlerim. KADİR KAYA |
gelmediniz, ben hep sizi bekledim eksilen yanlarımla sizden saklı eskidim her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey yalnızca ufuklar yeniledim Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk her sevgiliyle biraz daha biraz daha sizden saklı eskidim Murathan Mungan |
Özlemini çektim kısa bir an Saniyeler, saniyeleri kovalıyordu. Sanmıştım ki Yıllar geçiyor. Nereye gittin benden uzak? Saatime baktığımda Birkaç saniye olmuş ayrılalı. Ne kadar zormuş meğer Senden saniyeler kadar Uzakta bulunmak. Gidiyorsun işte! Benden birkaç adım uzakta, Özlüyorum seni. Ayrılmak istemiyorum. Çok zor geliyor artık Dakikaları saniyelere ayırarak Yolunu gözlemek, Günlerce, Senden uzak. MEHMET ASLAN |
Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği Ya da düşebilmek atlasların Dışına ki ey kalbim Yalnızsın bu yolculukta da Gitmek. O kaos duygusu, aklın Sarsıntılarla yorgun düşüşü Bilincin kamaşması belki de. Rehin bırakılacak bir şey yok Unuttuklarından başka. Gitmek. Bir büyü gibi saran Ağrılar yumağı, kışkırtılmış Düşlerdir ki sen şimdi Esirgeme kendini kalbim Kederin o derin yalnızlığından Ahmet Telli |
seni ilk soluduğum andı benim yok oluşumun habercisi hücre hücre yerleştin bedenime aynada ki aksimin dudağının kıvrımı bile benziyor seninkine öyle sindirmişim ki içime seni farkında olmadan sana vermişim hayattaki yerimi... ASLI DEMİREL |
O siyahtı kurşuna dizenler beyaz silah sesinden ürkerek gökyüzüne uçuşan kuşlar bembeyaz Sunay Akın |
Uyudum, Uyudum uyandım uykulardan bu gece Terden sırılsıklam olmuş bir haldeyim Alaz, alaz olmuş bir bedende Bir kuşun kanat çırpması heyecanıyla Atar, atar da bir yürek Anlatamaz derdini nedense… Sağıma döndüm boş Sol tarafta bir can,içinde canan Sabahlar olmaz mı Bitmez mi bu kara geceler Sisler arasından bir sabah güneşi hayal olmaz mı Gecemden doğacak sabahıma… Sokak lambaları birer, birer sönerde Aydınlanır mı kara sevdam… Gelmez mi Işıl, ışıl güzel günlerin beraberinde Yaşanası aşklar,sevdalar çiçekler derilmez mi tutkunun koynunda vicdanlardan sual olunmaz mı esaretin Ela gözlerimde ele vermez mi kendini Uykusuz gecelerimin deminde Ses olmaz mı Gecemin sessiz çığlığı SONAY ÇAKMAKLI |
Söyleyin dağlara rüzgara Yurdundan sürgün çocuklara Düşmesin kimse yılgınlığa Geçit vardır yarınlara Göç yolları Göründü bize Görünür elbet Göç yolları Bir gün gelir Döner tersine Dönülür elbet En büyük silah umut etmek Yadigar kalsın size Yolverin kanatlı atlara Sürgünden dönen çocuklara Ateşler yakın doruklarda Geçit vardır yarınlara Dağılsak da göç yollarında Yarın bizim bütün dünya Murathan Mungan |
Aldırmıyorum artık kimseye O onu dedi bu beni dedi Derlerse desinler bana ne Herkes istediğini düşünsün İstediğini söylesin Eleştirsin yersin hatta övsün Hiçbirinden bana ne Ben seni yaşayacağım ve kendimi sana sunucağım Başkalarından bize ne Artık takmıyorum Kimseyle göbeğim bir kesilmediki Herkes baksın işine Bu hayat bana verildi Ve ben yaşayacağım Yalnızca Kime ne? GÜLCE ŞEREN |
Ye's öyle bir bataktır ki, Düşersen boğulursun Azmine sarıl sımsıkı Bak ne olursun Mehmet Akif Ersoy |
Ben senin gözlerine bakıyordum Sende benim gözlerime bakıyordun Seni seviyorum diyemedim sende aynı Bir gün diyecektım seni seviyorum O gün hiç bir zaman olmadı ve olmayaçakta MAHİR ÖZER |
Bilerek mi yanına almadın giderken başının yastıkta bıraktığı çukuru Güveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur Sunay akın |
Basit eşitsizlik... Yine; Bir beyaz sayfayı seninle dolduruyorum Kirletmek istemezdim oysa bu sayfayı Sütten çıkmış ak kaşık gibi beyazım demeyesin kendine Bak beyaz satırlarda nasıl da belli oluyorsun, Sevinmeli mi, yoksa üzülmeli misin? Bilemem… Yine seni yazdığıma? Şiirler hep sevgi adına yazılırken Gel gör ki sevgisizlik de ne kadar yakışıyor beyaz satırlara, Sevgisizlik, vefasızlığı ve anlayışsızlığı denklemin sol yanına, Seni diğer tarafa koysam Bilir misin eşit olursunuz? Senin yanına artı ne koyduysam; Sevgimi, Sevdamı, Diğer taraf da arttı nedense, Anlamış değilim, Eşitliği bozmak istemiyorlar… Bu denklem bozulmuyor… Sevgisizlik artı, vefasızlık artı, anlayışsızlık ve eşittir sen İspatı mı denklemin? Çok kolay, aynaya bak! Halil Kartal acemiliğimi bağışlaın konu başlığı açtım farkında olmadan. Diğer forumlara alışkanlıktan kaynaklandı. özür diliyorum arkadaşlarımdan. düzeltilmesini rica ediyorum... sevgilerle.. |
Celal Okumuş Kendime... gözler sevgiliye hasret kaldı ki ben,bir hazan gül gibi naçar kaldım.. kalbimi bürüdü bir kapkara zulmet ki ben,dut yemiş bülbüle döndüm... ah rabbim! günahkarım! sefilim! ve kimsesizim! ki sensin kimsesizlerin kimsesi.. kalbim dünyanın boğucu karanlıklarıyla gafletle doldu.. hep hüsran,hep isyan! isyanım büyümüş ki o kadar, dağlar parçalanmış,ben dikilmişim kibrimle ki kalbim,bir taş kadar da yumuşak kalamamış... fakat yine de içimde bir umut,içimde bir imkan, ne kadar olsam da günahkar,affetmen mümkün... Rabbim! şimdi ben senden istemem senden gayrisini, sevmek istemem senden gayrisini ki ibrahim gibi diyesim gelir: KAYBOLUP GİDEN ŞEYLERİ SEVMEM! herşey bir gün zevale mahkum.. ver artık gelsin senden bir hüküm ben faniyim;giderim belki bugün yarın Rabbim! gitmeden bu dünyadan, ne olur,kalbimi mühürleme sakın... eller ister seni seven sevgili.. eller sevgili,eller cennette bir huri.. lakin benim duam odur ki musa (as) gibi: RABBİM! ŞÜPHESİZ Kİ BEN, SENDEN GELECEK HER HAYRA MUHTACIM! Ve rabbim! yine de sana gelmeden, bana ver ki öyle bir sevgili, en azından ben göremesem de o görsün cenneti................. Birsen Ateş Mavi düşlerim...Mavi düşlerim... Mavi düşlerim vardı, Küçük bir çocuğun gölgesine, Sığınan. Devler ülkesinde... Anlayamadığım... Acımsı bir tat kaldı, Yüreğimde acı. Her daim yanık kokusu... Gözyaşlarım, Mavi Mavi... Her yol adım adım, Mayın tarlası... Karanlık gecede, Lodosa yakalanmış, Yaşam... Yürek gemim, Alışık değil, Böylesi sürüklenmeye... Sığınılacak bir liman, İnandığım, Anladığını sandığım... Duygu çıkmazım, Kavgam, İnadım, Bencilliğim... Ve yine de, Yürek çarpıntım, Sıcaklığım... Martı telaşında, Özgürlüğüm... Sonsuz sevgim, |
Güzel Havalar Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti. Orhan Veli |
Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kalbim şimdi bir sokak çocuğu kelebekleri göç etti gönlümün ıssızlaştı hayat sanki sanki sabahı eksik şiirlerimin sanki gecesi hep kanayan bir yara ve sanki artık hep kanayacak ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim çare yok ağlayacak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kapıları kendime ben açamadım ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni ter içinde takvimler istasyon öksüzlüğünde gözyaşım düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım savunamadım seni kimselere anlatamadım seni kimselere kimsesiz kaldım en çok da sensin Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben sana uyumak sana uyanmaktı hayat sıratını geçtim yaşarken,korkmadan korkumu geçtim cesarete ihanetle berduş bir,yalan masumiyeti öptüm bile bile tek sen gitme diye sonbahar oldum,yaprak yaprak ağaç oldum köklerimi unutarak tesellisiz bir geceye fırlatıldım kalbimi dar bi kafese kapatarak içimde bir kanarya hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak seni sevdiğimi bağırdım mehtabına beyazında aklandım bulutunun mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben anlattıkça kış vuruyor satırlarıma anlattıkça üşüyor,anlattıkça ısınıyor yüreğim bu gün sardunyalarım da açmadı belkide küskün renklere ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım sensiz soluyorum anlayacağın mavi mavi ölüyorum duyuyor musun orda mısın var mısın yok musun? Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yanarak yıkılarak aklıma her geldiğinde AĞLAYARAK http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifNaşide GÖKTÜRK |
Ağıt Çiçekçi bana bir gül ver sevgilime değil bir ölü için Çiçekçi bana bir gül ver İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim. Yakasına böyle bir gül takmıştı O gün bir görseydin sen onu Çiçekçi bana bir gül ver Sanki o güldendi bütün mutluluğu Sen de: - Bir arkadaşın öldü Ben diyeyim: - Kardeşim! Çiçekçi bana bir gül ver Götürüp tabutuna iliştireyim. Kaldırımlarda kömür tozları Bacalarda koyu bir duman var Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin Çiçekçi bana bir gül ver Kapalı perdeleri açabilse gülüm Kapalı kapıları kırabilse Kapalı yüreklere girebilse... Çiçekçi bana bir gül ver - Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde! AHMET ERHAN |
Aynalar ve zaman erguvanlar geçip gittiler bahçelerden geriye sadece erguvanlar kaldı şair! Bahçelere özenecek ne vardı? İşte tenha her yanımız, hep tenha ne aradık sözcüklerin kuytularında ne bulduk soldukça çoğalan dilimizde? Zaman'ın sırı hâlâ duruyor olmalı ki üzerimizde biz bakınca görünen aynalardı nasıl var olduysanız öyle kayboldulardı bir yazın tiniyle bir güzün bedeni hem birleşti hem de ayrıldı sizde şair! Gördünüz kimbilir kaç aşkın battığını o derin sulara kapılmış şiirlerinizde.. Nedeni, ne kayalar ne fırtınalardı: kultulardı, geçip gittiler sözlerimizden geriye sadece kuytular kaldı Hilmi Yavuz |
Soylu Kız Mevsimleri şaşırtırsın güzelim Tuvalinde bahar güze dönüşmüş Sarmaşık gibi salkım saçak yüreğin İçindeki alev köze dönüşmüş Oku yüreğini okut gönlünü Unut yasakları unut suçları Ulaşmayacağı hangi doruk var Şöyle bir yürekte soylu bir meralın Murat Çakır |
| Saat: 19:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık