![]() |
Sen Gidince Anladıklarım Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlar da hep hanımeli açmazmış. Düşünceler, sarıp sarmalarmış solmuş baharları. Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler, hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş, karanlığın kolları. Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların. Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan. Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan. Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan. Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan, Olsa da göz pınarları ıslanmadan |
Kaç yıl önce olduğunu bile anımsayamadığım, Uzun bir zaman yolculuğunun en son köşesindeydi, Aşk denen duygu ateşinin yüreğime ilk düştüğü vakitti, Bir yaz haytalığında süregiderken mavi gözlerindeki yolculuğum. Aşk denilen kelimenin sözlüğe, anlamı yeni yazılmak üzereydi. Her aşk yüklenmiş kırmızı gülü sana getirmek isterken. Karşına gelince, sadece al yanaklarının sıcaklığında gönlümü ısıtabilmekti galiba aşk. Hiç utanmadan dokunabildiğim pamuk ellerini, Ve duyduğum tüm aşk şarkılarında, şiirlerinde bir seni bir beni canlandırırken, Ve tüm acıklı ayrılık şarkılarını, sanki en büyük korkularımla yüzleşmişçesine, Dinlemekten çekinmekti galiba aşk. Sonbahar gelmesin diye geceleri boğan uykusuzluklarda, Hep seni ağlamaktı galiba aşk, hep seni sayıklamak, seni aramaktı. Yaz bitmesin diye Allah Babaya haykırışlar, yağan her yağmurda, Yavaşça tükenen umutlardı galiba aşk. Yanına gelmeden önce hasret yüklü bir ton sözü sırtlanıp, Ama seni görünce hepsini unutup, gözlerinde kaybolmaktı galiba aşk. Tüm boş bulmaca karelerini isminle doldurup, O bulmacaların bir köşesine sıkışmayı istemekti galiba. Akşamları saklambaç oynamak yerine, çıplak ayakla, Bir sahil kenarında seni düşünerek sana yürümekti belki de.. O herkesin tehlikeli dediği kuyuda boğulurken, Seni düşünüp mutlu olabilmekti galiba aşk. Sonbaharın gelecek olması ihtimalini, Korkudan düşünememekti belki de, Süt mısırı tazeliğindeki sapsarı saçlarına, Bir daha hiç dokunamamak ihtimaline karşı, En kral isyanlarla cephe almaktı belki de aşk. Rüzgardan senin sırtına doğru esmesini istemek. Seni az da olsa bana yakınlaştırması için yalvarmaktı. Hatta o güzel yüzünü aydınlattığı için güneşe, Akşamları sahilde yürürken yolumuza mehtap tutan ay dedeye, Teşekkür etmek, minettar olmaktı… Çaresizce ayrılık sırasını beklerken bir mevsimin kanatlarında, Kimsesiz köşelerde korkudan hıçkıra hıçkıra ağlamaktı galiba, Sorugusuz sualsiz, sığınmak istemek bir baba şefkatine, Biraz korku, biraz gariplik, biraz isyan kundaklamaktı galiba aşk. Cesur cesur aşağı bakmaktı gözlerinin uçurumunda, Ve düşmekten değil bakışlarından uzak kalmaktan korkmaktı aşk. Uykularından kıskanmaktı, rüyalarına sızmak için bahaneler aramaktı. Ve kutlamak istemekti ellerini ilk tuttuğum günü, Kırk gün, kırk gece… Dudaklarının sarhoşluğunda yok olmak istemekti bir aşk sözlüğünde, Bir rüya nasıl bir ömre yayılır diye mucitçe düşünceler her eridiğinde, Yavrusunu yitirmiş bir kartal gibi, son sürat uçup, Bir dağa çakılmak istemekti galiba aşk. Ve ayrılık günü gelip çattığında, Konuşmaya bile mecali olmadan, Bir şehit edasıyla, ismini taşlara yazdırmaktı aşk. Kimsesiz bir sokak karanlığı da olsa ayrılık, Ağlamak ile gülmek arasında sıkışmış bir vapur gibi Bir o yana bir bu yana, savrulmaktı galiba aşk. O an bir şimşek çaksa, dünya ortadan ikiye yarılsa, Ya bu ayrılık olmasa, Ya da herkes ölse, dünya kararsa diye haykırmaktı galiba aşk. Arasından çok yıllar geçsede, şöyle bir düşünebilmek, Unutamamak, yarı güler, yarı ağlar bir kalemle Uğruna bir şiir yazmaya çalışmaktı galiba aşk… |
*** Tut *** Son kaya iniyor kuyu aydınlanıyor Ses insanın derinlerde parlayan Son isyan denemesi oluyor güzel İçimde yaman tutuk bir şair doğuyor Tut elimden Dosta düşmana karşı bir iyi konuşayım Tut Kulede saat kırılmasın Geyikler sağır Rüyalar boğuk olmasın Son kral ağlıyor, üstünde son kuş yoruluyor Halkın kayıp annelere karşı saygısı yok Tut elimden Düşen tüyleri toplayalım Tut İsimsiz çocuk ağlamasın Kuyuda ışık sönmesin Kırk oda içiçe dönmesin Halayıklar sağır Dualar boğuk olmasın Son insan yürüyor Tut elimden kaçalım Kaçalım kaçalım Bizi kimseler görmesin Arıyanlar bulmasın Tren duvarları sarsmasın Yürek bu kadar hızlı çarpmasın Kan böylesine hızlı akmasın Aşkın kulakları sağır Sesi boğuk olmasın ***Neye Yarar Artık*** Her an beni kaybedebilirsin artık Hasretin derinliklerinde vurgunlar yemişim Son bir gayret,son bir uğraş vermişimde Kollarımın gücü yok,tutmamış ellerim Umursamamışsın,tükenmişim bitmişim Artık faydası yok,çağırma yarınlara Yarınlarımı,dünlerde tüketmişim Geç kalmışsın,tükenmeye yüz tutmuş umutlara Geç kalmışsın,dünlerde tükettiğim yarınlara. Özlediğimden daha fazla özletmişsin sen Aradığımdan daha fazla,kaçmışsın benden Umursamamışsın,sensiz ağladığım geceleri Umursamamışsın,göz yaşımdaki resmini Neye yarar artık Yüreğine tüm pişmanlıkları alıp dönsen Neye yarar,dudaklarında sevgi sözcükleriyle gelsen Neye yarar,bütün geceleri gündüz eylesen Hangi güneş ısıtır ayazlar yemiş yüreğimi Hangi yıldız süsler karanlık gecelerimi Hangi ateş eritir buzullarda bıraktığın yüreğimi? Neye yarar artık dönsen geri! |
Yatağından doğar nehirler Yabancı bir şehrin sokaklarında olduğunu unutup, her sokakta kendi sehrinin sokaklarını aramak, bir başka şehri özlemekle eş seni özlemek sonrası, akşamın ateşe verdiği yangın yeri sokaklarda, kendi yangınlarına hasret , vazgeçip sudan içimde seni aramak telaşı. Kabullendim, yola çıkıp kendimden sana dönüşleri. Dönüşlerim, vazgeçişlerim. Terkedişlerim kendimi. Kabullendim. Çıkıp senden yola kendime dönüşleri. Bundan önceki ondan sonraki. Dün olmuş, bugün olan, yarın olacak VE … Tekrar VE Tekrar sonrası. Kendi elimizdeki camdan çekiçlerle tuzla buz hayaller. Sevişmeler batmış hayal kırıklarına. Sevişmelerimiz, hayal kırığı kesikleri. Kanamalı düşler düşüncelerde. Kan kaybediyor sevişmelerimiz. Sevişmelerimiz can cekişiyor. Korkma . Sevişmelerin canı acımaz, VE korkma sevişmeler ölmez gerçek değilse. Bundan önceki ondan sonraki. Dün olmuş, bugün olan, Yarın olacak VE … Tekrar VE Tekrar sonrası, Bütün nehirler akacak, akacak kavuşmak ümidiyle denizlere. Oysaki bir sen bilirsin. kendi düşlerime geçkalmışlıklarımda kurur içime akan tüm nehirler, kavuşamadan denizlere. Kururbirer birer nehirler. Kurur birer birer yatakları. Yataklarıyla sevişir nehirler. Nehirler… Doyurulmamış sarılmalara gebe kuru nehir yataklarının kasıklarında büyürler. Büyürler . Büyürler . Sonrası . Çığlık çığlık,kan revan içinde. İnce bir su yürür, sızlar kasıkları VE ARDINDAN DOĞAR YATAĞINA NEHİRLER VE nehirler akar kavuşmak ümidiyle denizlere. Bundan önceki ondan sonraki. Dün olmuş, bugün olan, yarın olacak VE … Tekrar VE tekrar, sonrası. Sen baştan ayağa nehir keseceksin içimde akan. Çağlayacaksın dolu dizgin. Ve denize kavuşacak tüm nehirler içimde. Sen akacaksın. Benim saçlarıma gece yağacak ***** özlemlerim vardı hayatta yaşanacak kalbimin dışında açığa çıkacak ne zaman beni sevda bulacak sence bu sevda nasıl yaşanacak bir kadın vardı hayatta bulunacak onunla doyasıya aşk yaşanacak güzellikleri tadarak yaşayacak sence bu sevda nasıl yaşanacak biliyorum bizimkisi yasak aşk olacak yaşananların sonu nereye dayanacak özlemler hep içimizdemi kalacak sence bu sevda nasıl yaşanacak sonunda biz bulduk bu aşkı özlemlerimiz içimizde acı bir sancı duygular bizde yaşanmayı bekleyen hancı sence bu sevda nasıl yaşanacak AHMET ***** AŞKIN ÖTEKİ ADIDIR ÖLMEK aşkın öteki adıdır ölmek çeker çilesini yalnızlığın sevdanın buğusunda yanar kor ateşlerde közlenerek. dalıp gider uzaklara bazen doğan günden medet umar sevgili gelecek gibi.. rüzgarla selam gönderir hasretini dokundurmak için bulut olur, yağmur olur yağar ovalara öbeklenerek. aşkın öteki adıdır ölmek yalnız akşamlarında ağıt özlem, gözyaşı.. bir şişe şarap leblebi çekirdek sızar kalır masalarda ufaktan demlenerek. alıp başını gitmek ister bazen karlı dağlara unutabilirmiyim diye gittikçe çöker hasret düğüm düğüm olur boğazında bir sızı olur oturur yüreğine çöreklenerek. yırtar geceyi sesi seslenir ovalara! seni seviyorum, seni seviyorum!!! bekle geliyorum!!! diye yüreklenerek. ***** BEKLENEN YAGMUR belki bir gün bir yağmur yağar ve yine belki de o damlalardan biri yeni sen olursun... ***** İKİ SEVGİ GİBİ Hüzün olmayan bir ülkede büyümeliyiz seninle, Seninle başak sarısı güneşler altında öpüşmeliyiz, Sımsıkı sarılarak umutlarımıza, Bulutlar üzerinde sevişmeliyiz, Bahar dallarına tutunan tomurcuklar gibi, Seninle yeniden doğmalıyız yeryüzüne, İki ayrı yerde iki sevgili gibi, Kanatlanıp uçabilmeliyiz gökyüzüne, Denizlerin en tenha yerinde buluşmalıyız seninle, En sığ yerlerde tutuşmalıyız elele, Suya dokunan palmiyelerin gölgesinde, Sevda olmalıyız seninle, Yüzümüzde o derin masumiyet, Yüreğimizde tükenmeyen sevgiyle... ***** İKİ ÇİÇEK Bazı anlar vardır unutulmaz, Bazı düşler vardır yaşanmaz, Bazı aşklar, sevgiler vardır, Kelimeler yetmez, anlatılmaz, Bazı çiçekler ki hiç solmaz... Biz solmayacak iki çiçek, Sen yamaçta, bense kırlarda Eksilmeyen, artan sevdamızla Akıtmayız yaşlar, dualarla, Bekleriz kavuşmayı, umutla... ***** Güneş okşarken serinliğinin ovalarını O yasak meyve ağacının altında, -seni böyle görünce- Öyle kıskanıyordum ki sevgilim, bir ışığın bile dokunmasını sana, ...benden önce... uzakta, çok uzakta, kır çiçeklerinin arasında bir günahın rayihasına dolanmış şehvetimle -seni izliyordum- oysa benden önce bakışlarım kırmıştı dinginliğini vahşi atların sulandığı kıraç topraklarda kaybetmiştim kimliğimi... bozkırın yalazı kor bir ateşti nefesimde buğdaylar henüz başak vermişken enginliğinde -seni istiyordum- kanımda kızılca bir yılan boğdum, kusmak için o yalancı hevesi, senin küllerinde sevgilim, yeniden doğdum... bir dokunuşumla ürperecek vadiler dolusu servi çağlayanlar inleyecek parmak uçlarımda -olmamalıyım yanında- çünkü sen, kopup gelmişsin bir hurinin çeşminden bense zelil bir divaneyim kapında nihayetine kim varabilir miatsız bir sürurun kim bulabilir yitik bir aşkın saadetini -seni düşlemek bir serüven- kahırlı bir işaret gibi parlarken umudum göğsümde yaralı bir güvercin fışkırır, her darbende yosma bir rüzgar değer en saklı hazinene meyledersin belki, ölümcül sihrine, halvetin... -bekle beni yine de- ibrişim bir pervaneyiz işte sevgilim islim öncesi son hali gibi çiy tanesinin bir garip çilekeş gibi vuslatında ölmeliyim... Biz uzaktan uzağa bakışırız seninle, Gelip giden gözlerde aşk taşırız seninle, Aramızda deryalar, dağlar var olsa bile; Rüyalarda buluşur, sevişiriz seninle... |
ÖZLEMLERİM Keşke yıldızlar senin kadar güzel olsaydı Hiç değilse geceleri kendimi avutabilseydim Gönlümün yandığı bu şehirde sen olaydın Özlemlerim sensiz sevgim sensiz kalmazdı Seni seviyorum kalbim durana kadar Seni öpmek istiyorum dudaklarım kuruyana kadarSeninle konuşmak istiyorum dilim tutulana kadar Özlemlerim sensiz sevgim sensiz kalmazdı Göz yaşlarım sel olup kalbime akarken Damarımdaki kanım sen sen diye inlerkenEllerim boşlukta sensizliği ararken Özlemlerim sensiz sevgim sensiz kalmazdı Yaşamak özlemsiz olmazmış Özlem sevgisiz oluşmazmışSevgi sensiz yaşanmazmış….! Zır Deli |
Kolay mı bu kadar sıkıştırmak aşkı bir avuç yüreğe Kaldırabilir mi bu yükü tek başına Eğer titremiyorsa ellerin ellerini tuttuğunda Gözlerinde ki korku okunmuyorsa bakışlarında Onu düşünmediğin bir an varsa eğer aklında Dilin tutulup kelimeler şaşırmıyorsa karşısında Ayakların koşarak gitmiyorsa yanına Ve sarmıyorsa bedenini heyecanı Taşıyamaz ki o zaman bu yükü yüreğin Yada aşk değil senin dediğin Yürek dediğin aşk da sensin aslında Tüm bedenin ve tüm benliğin ümidi sönmüş bir aşk bu sevdadan artakalan boş yere söylenmedi ya atasözü davul bile dengi dengine… oysa ben sanmıştım ki aşkın dengi olmaz gönül bu, severse denk aramaz zenginmiş, fakirmiş, güzelmiş seven için sıfatlar halt etmiş anladım ki ben bir hülyaya dalmışım aşk diye bir rüyaya kapılıp ne umutlar ekmişim toprağına ve ne hüzünler biçmişim hasat zamanında biliyorum artık vuslat, zamanın öbür ucunda zaman, sensizliğin ortasında sensizlik, mahşerin telaşlığında cehennem zebanisi gibi başımda ve biliyorum artık filmlerde yaşanır böylesi aşklar ve güftesi hüzün kokan tüm şarkılar bestesinde arar tesellisini ayrılığın ve biliyorsun ki tesellisi yok sensizliğin aşka rota çizilmez aşk zorlamaya gelmez ya seversin yada sevmez ya sevilirsin yada sevilmez kimi sever sevilmez kimi sevilir sevmez sevsem mi diye düşünülmez seviyorsan seviyorsundur değeri her zaman bilinmez renkleri solmaz, ümitleri tükenmez öyle bir kalemde üzeri çizilmez aşk ateşi düşmeye görsün yüreğe bir kez öyle kolayca sönmez aşk bu ne zaman geleceği bilinmez aşka rota çizilmez sevilen sevildiğini bilmez seven sevildiğini görmez sevdalıya düşler yetmez yazı gelmez kışı bitmez yüreğinde karları erimez yine de umutları yitmez aşk bu ne zaman geleceği bilinmez aşka rota çizilmez duygular var, söze gelmeyen söze gelse de söylenemeyen duygular var, söylenmesi gereken çoğu zaman mısralara gizlenen üstü kelimelerle örtük içine kapanık duygular şiirlerde dile gelen duygular var, yaşanması gereken kimi zaman sevecen kimi zaman kırılgan hayaller var, düşler ve umutlar çoğu zaman gerçek olamayan ama duygular var, sevda var, aşk, hüzün ve duygular var yoğun ve özgürce yaşayan ve olabildiğince sınırsız ve çoğu zaman yalnız yaşanan... GEL,İNAN VE SEV... gel diyorsun bana uzanmıs ellerin,tut diyorsun taa derinden gözlerin gözlerime gel diyorsun, ya gelemiyorsam, inan diyorsun, herseyinle güven ya sevgilerimi yıkmıslarsa benim ya inanamıyorsam sev diyorsun bana yalnız beni tüm benliginle sev ya uzattıgım elleri bırakmıslarsa nefret ettirmişlerse sevgiden sev diyorsun ya sevemiyorsam ? BENİ UNUT Beni hayallerinde Gecenin karanlıktan sıyrıldığı gibi çıkar Ay ışıklı gecelerde tül perdelerin arkasında bulamasın beni BENİ UNUT Ben seni hummalı bir gecenin sabahında Uykusuzluğumu bir çoban ateşinin sıcaklığında Gidemeye çalışırken unutacağım Sen de BENİ UNUT Oysaki ben seni Buharı üzerinde tüten bir ekmek gibi sevmiştim Tabakamdaki tütün yerine ay ışığı ekleyeceğim Senin yerine ,bilmem ne koyacağım Ama olsun sen BENİ UNUT Aşina olduğun yüzlerin üzerine Ay tutulması düştü farz et Ve beni asude yalnızlığımla baş başa bırak BENİ UNUT Zannetme ki bir sabah vakti Kucağımda çiçeklerle kapına dayanıp Getirdiğim çiçeklerden birini Patiska saçlarına takamam biliyorsun Artık ben olmayacağım hayatında Artık sen perçemleri dağınık bir şaire ağla Ağlarsan…. ve sen BENİ UNUT Beni tanımadan önceki gibi yaşa hayatını Mutlu ol ve BENİ UNUT Unutma ki unutmak bir lütuftur Acılar unutulmasa nasıl yaşardı insan Bu lütuftan faydalan ve BENİ UNUT Olduğun yerde kal.. Hoşçakal.. http://www.diyadinnet.com/modules/Siir_Bahcesi/images/yanresim/gul1.gif Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda, ağlamak da artık zor geliyor, zoruma gidiyor. Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime; Hoşçakal. Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı, son bir hatıra. Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın. Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım. Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı.... Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım. Senin oturduğun iskemle boş, ev boş... İhanetin resmi boşlukta çizili... Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin. Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor. Karaya çalan pembeler... Kim, kimi kandırıyor bu alemde? Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor. Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık. Dayanıksızım, dayanaksızım... Olduğun yerde kal... Hoşçakal... |
Korkuyorum Bu öyle bir gariplik ki yüreğim eziliyor Zor geliyor bana söylemek bir çift kelimeyi Biraz utangaç Sanki birazda mahcup gibi Korkuyorum Ya diyorum, ya ... Kaçıyorum Her zamanki gibi Oysa biliyorum ki Kaçış yok yüreğimin sesinden Biliyorum Seher vakti şimdi Gün ağaracak Belki güneş yüreğimde doğacak Seher rüzgarıyla esecek gönlüme Alaca kızıllığıyla seherde Yeni düşlerim yeşerecek Yaşanmamışlar belki Düşlerden kopup geliverecek Peki ya diyorum, ya... Bir anlatabilsem gönlümdeki fırtınayı Bir yazabilsem kalem olup da Duygularımın düşlerini Yabancı değil bana bu hallerim Yine aynı döngünün içinde Yine yalnızlığımla sırdaş Ah bir bilebilsem Bir söyleyebilsem Ya diyorum, ya... Atamıyorum Beynime sıçrayan yüreğimin ateşini Titrek ellerimde asılı kalıyor başım Gözlerimden akan damlalar mahcupça Yüreğimden sızıyor gibi Sevdanın haykırışıyla Anlıyorum yine aynı son benim için Belki son bir şans Dene diyorum tekrar Bir umutla Ya diyorum sonra, ya... |
Uyarı sungad ve wampirella, şiirler için teşekkürler.. Lutfen kuralları okuyunuz ; https://www.msxlabs.org/forum/showthread.php?t=333&page=30 Özellikle Madde 11'i.. Buna göre attığınız postlar 1leştirilmiştir.. Bilginize.. |
ThinkerBeLL(F) uyarin ve duzeltmeler icin tesekurler :) |
İNSAN İSTERİM İNSAN OLMAYA YETEN İnsan isterim insan olmaya yeten Bir tebessüm isterim gözlerden Kâlplerden dillere dökülen bir sevgi isterim Korkmadan denebilecek iki kelime Sınırsızca denmeli Yırtmalı dün engelleri Aşmalı duvarları Akmalı deniz gibi Taşmalı volkan gibi Akmalı yüreklerden dillere Utanmadan haykırmalı o iki kelimeyi Biraz da utanmalı, kızarmalı yüz O kelimenin ağırlığı altında ezilmeli insan Denişte bile o yük taşınmalı Denmesin ki o iki kelime o gerçek anlamını bulmalı Taşınmalı ki herkese denmesin Bulmalı ki gerçek hak ettiği yürekte sonsuza kadar kalmalı Biraz çocukça, biraz da savunmasız olmalı insan O kelime onlar kadar saf olmalı sade Yavan, biraz da ulaşılmaz olmalı Her an söylenebilecek ama herkese denmeyecek kadar da gururlu Biraz da mağrur olmalı insan Doğru insana dendiğinde o gururu taşımalı insan Kalbinin mağrurluğunu duymalı insan Biraz masalımsı olmalı biraz da düşsü Masal kadar uzak, bir düş kadar yakın olmalı insana İnsan o kelimeyi hissettiğinde sıcacık olmalı kalbi O sıcaklıkta kendini bulmalı, içmeden sarhoş olmalı Ayık ve de sarhoş olmalı Tezatları yaşamalı insan Tezatlarla o kelimeyi her dediğinde yeniden yaşıyor olmalı Yaşadığı insan tek olmalı O kelimeyi her defasında aynı kişiye demeli, onda yaşamalı Tüm tezatları, tüm sınırları O sıcaklıkla o kişiye duyduğu aşkı ilk defa yaşıyor olmalı Her SENİ SEVİYORUM dediğinde o kişiye ilk kez diyor kadar Utanmalı kalbi, bir kelebek kadar titremeli Serçe kadar savunmasız olmalı Her deyişinde sarılmalı o kişiye, bulduğu tek limana O liman doğru olmalı, hissetmeli insan O zaman insan olduğunu |
| Saat: 06:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık