![]() |
İnsan kanı içmeden duramıyorlar http://i.ekolay.net/i/0401/vampir-1410_ic-3546_334.jpg Almanya'da vampir tarikatına üye 39 yaşındaki Rafael adlı kişi insan kanı içmeden duramadığını söylüyor. Almanya'da son dönemde insan kanı emen vampir sayısında büyük bir artış yaşandığını söyleyen vampir uzmanı Dr. Mark Benecke, "Son dönemde ülkede vampir enflasyonu yaşanıyor" dedi. Bu tür haberlerin artması üzerine Alman Bild gazetesi bu konuyu araştırmak için vampir tarikatına üyesi 39 yaşındaki Rafael'le görüştü. Almanya'nın Bavyere eyaletinde yaşayan ve bilgisayar uzmanı olarak çalışan Rafael, "Benim gibi 150 kişi var. Birbirimizi vücudumuzdaki yaralardan tanıyoruz çünkü biz birinin boğazını ısırarak kan emmiyoruz. Jiletle el yada ayak bileğini keserek, oradan gelen kanı emiyoruz. Bazıları kanı bir bardağın içine doldurup içiyor ama ben doğrudan yaradan içmeyi tercih ediyorum " dedi. İnsan kanının tadını çok beğendiğini söyleyen vampir Rafael, "Enerji ve güç için insan kanı içiyorum. Eskiden haftada iki ya da üç defa içiyordum ancak şimdi iki ayda bir içiyorum. Ancak benim kız arkadaşım kan emici olmadığı için bu durumdan pek hoşlanmıyor." (ekolay) |
İstiklal Caddesi'nde balon festivali http://i.ekolay.net/i/0401/balon2004_1-2610_334.jpg İstiklal Caddesi, 100 bin balon ile pembeye büründü. 1 Nisan nedeniyle "İstanbul gülüyor" etkinliği düzenleyen bir firma 100 bin balonu İstiklal Caddesi'ne bıraktı. Dört farklı binanın çatısından caddeye bırakılan 'gülen' balonlarla İstiklal Caddesi renklendi. Caddedeki vatandaşlar, balonları patlatmak için birbiriyle yarıştı. Vatandaşlar, saatler tam 12.30'u gösterdiğinde başlarına yağan balonlarla kısa sürede olsa eğlenceli anlar yaşadı. Etkinlikte oldukça renkli görüntüler ortaya çıktı (ekolay) |
24 Nisan için iyimser mesajlar Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD Temsilciler Meclisindeki Türk Dostluk Grubunun Eşbaşkanı Kentucky milletvekili Ed Whitfield, Maryland milletvekili Donna Edwards, Türk Dostluk Grubu üyesi Virginia milletvekili Jim Moran ve Kongreden üst düzey yetkililerden oluşan ABD Kongre heyetiyle bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığındaki görüşmenin ardından açıklama yapan Whitfield, iyi geçtiğini belirttiği görüşmede, Ermeni tasarısı, Türkiye'nin Afganistan'a yaptığı katkılar, Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki arabuluculuk, İsrail ile ilişkiler ve Türkiye-ABD ilişkilerini ele aldıklarını, bu konularda genel bir durum değerlendirmesinde bulunduklarını kaydetti. ABD Temsilciler Meclisi Alt Komitesinde Ermeni iddialarına ilişkin tasarının kabul edilmesine yönelik soru üzerine Whitfield, ABD Kongresinde farklı ilişkiler bulunduğunu belirterek, yakın bir sonuç elde edildiğini, ama sonuçta tasarının geçtiğini söyledi. Whitfield, bu konuda gelişme kaydetmeye çalıştıklarını ifade etti. Türk hükümetinin Ermenistan ile diyalog geliştirmeye çalıştığını ve protokollerin imzalandığını kaydeden Whitfield, bu konuyu çözmenin en iyi yolunun, sorunun Türkiye ile Ermenistan arasında ele alınması olduğunu ve tarihi kanıtların göz önüne alınması gerektiğini düşündüklerini ifade etti. Whitfield, tasarının geçmesinin bağlayıcılığı bulunmadığını belirterek, bu konunun ABD Kongresinin dahil olmaması gereken bir konu olduğunu düşündüklerini kaydetti. Bir soru üzerine, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan'ın çağrılmasını anladıklarını söyleyen Whitfield, "Bu konuda iyimseriz. Türkiye ile normal ilişkiler yürütmeyi umuyoruz" diye konuştu. Whitfield, Tan'ın dönüş tarihiyle ilgili bir soru üzerine, bunun Türk hükümetinin karar vereceği bir konu olduğunu belirtti. Whitfield, ABD Başkanı Barack Obama'nın 24 Nisan konuşmasına ilişkin bir soru üzerine, Başkan'ın konuşmasını kendilerinin de beklediğini belirterek, "Bizim de pek bir bilgimiz yok. Türk insanı adına iyi bir konuşma yapacağı yönünde iyimseriz ve umutluyuz" dedi. Moran da, bir başka soru üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Obama'yı ziyaret etmesini ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da kendisine eşlik etmesini umduklarını belirterek, "Ziyaretin gerçekleşmesini umuyoruz" dedi. Edwards ise, ABD Kongresinin Türkiye ile ilişkilerin öneminin farkında olduğunu belirterek, karar verilirken iç kaygıların da göz önüne alındığını sözlerine ekledi. CNN Türk - 01.04.2010 |
Ankara'da Çağdaş Sanat Müzesi CERMODERN Çağdaş Sanatlar Vakfı-ÇAĞSAV Başkanı Şefik Kahramankaptan, “Vakfımız kuruluşunun 10. yılında, amaçlarından biri olan ve on yıldır takipçiliğini yaptığını CERMODERN’in açılışını sevinçle karşılamaktadır” dedi. ÇAĞSAV’la CERMODERN arasında bir Stratejik İşbirliği Anlaşması’na da varıldı ve ilk uygulama olarak 2.Söbütay Özer Ödüllü Resim Yarışması birlikte düzenlendi. Yarışmanın sergisi 28 Nisan’da CERMODERN’de açılacak. CERMODERN’in kısa sürede uluslararası alanda tanınır bir marka olması için Vakfın elinden gelen katkıyı yapacağını belirten ÇAĞSAV Başkanı Şefik Kahramankaptan, Ankara Modern Sanatlar Merkezi’nin kuruluşu ve Vakfın katkılarıyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “ Almanlar tarafından yapılmış eski cer atölyelerinin restore edilerek bir müze olarak kullanılabileceği fikri, 1990’lı yıllarda, kurucularımızdan Prof. Dr. Turan Erol tarafından ortaya atıldı. 2000 yılında, ÇAĞSAV’ın kuruluş toplantıları sırasında Ankara’daki çağdaş sanat merkezi- müzesi noksanlığının giderilmesi için girişimde bulunulması ve vakfın konunun takipçisi olması kararlaştırıldı. ÇAĞSAV, dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay nezdinde girişimlerde bulunarak, cer atölyelerinin restorasyonu ve eklentilerle genişletilmesi çalışmalarının başlatılmasını sağladı. 2002 Yılında Kültür Bakanlığı işin ihalesini gerçekleştirdi. İnşaat giderlerinin bir bölümü Kültür Bakanlığı bütçesinden, kalan bölümü ise Rumelihisarı’nın konserler için kiralanması karşılığı özel sektörden sağlanan sponsorlukla karşılandı. 2003 seçimlerinden sonra, görev yapan kültür bakanları, Vakfımızın düzenlediği ANKART-Ankara Sanat Buluşması etkinliklerinin açılışlarında, izleyici ve sanatçılara inşaatı tamamlatarak hizmete açacakları yönünde açık sözler verdiler. ÇAĞSAV, 11-17 Nisan 2005 tarihleri arasındaki Ankara Sanat Buluşması boyunca, CERMODERN’in maketini, yanında açıklayıcı bir pano ile birlikte Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergiledi ve binlerce kişi durumda bilgi sahibi oldu. Ancak üç yıl boyunca görev yapan kültür bakanları verdikleri sözlere karşın, gerekli ödenekleri ayırmadılar ve sadece şantiye muhafaza edilebildi. Sayın Ertuğrul Günay’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gelmesiyle birlikte ÇAĞSAV kendisine konuyu ayrıntılarıyla aktararak, başlatılmış ve Başkent Ankara’nın ihtiyacı olan bu projenin tamamlatılmasını istedi. Sayın Günay’ın projeyi benimseyerek Sayın Başbakan’a da anlatmasından sonra, inşaat çalışmaları hızlandırılarak tamamlandı. Sayın Günay, CERMODERN’in işletilmesi için bazı özel sektör kuruluşlarıyla yaptığı görüşmeler sonunda işletmeciliği üstlenen TÜRSAB’ın olumlu yaklaşımı ve desteğiyle binanın son eksiklerinin tamamlanması ve işletmeye açılması sağlandı. On yıldır ilk öneri sahibi olarak sivil toplum sorumluluğuyla izleyerek gündemde tutulmasını, unutulmamasını sağlamaya çalıştığımız bu girişimin sonuçlandırılarak hizmete açılmasını sevinçle karşılıyor ve Sayın Günay’a şükranlarımızı sunuyoruz. ÇAĞSAV, CERMODERN’le bir “Stratejik İşbirliği Anlaşması”na da varmıştır. İlk uygulama olarak 2. Söbütay Özer Ödüllü Resim Yarışması işbirliğiyle düzenlenmiştir. Bu yarışmanın sergisi 28 Nisan’da CERMODERN’de açılacaktır.” Basın |
Bu kent tanıdığı 'soykırım' kararını iptal etti! http://i.ekolay.net/i/0403/izyum-ukraine-460-2234_334.jpg Ukrayna'nın Harkov bölgesindeki bir yerel belediye meclisi, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili daha önce kabul ettiği kararını iptal etti. Kırım Haber Ajansı'nın haberine göre, İzyum Şehir Belediye Meclisi, Aralık 2009'da kabul ettiği Ermeni iddialarıyla ilgili kararı, 26 Mart'ta yapılan toplantıda iptal etti. Haberde, Ukrayna'da alınan bu iptal kararının, dünyada 1915 olaylarıyla ilgili ilk iptal örneği olduğu belirtildi. Karara ilişkin açıklama yapan ve iptal kararının alınması için çok çalıştıklarını belirten Kırım Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Rehim Hümbetov, "Artık Ermeni iddialarına ilişkin kabul edilen kararların iptali için uluslararası düzeyde mücadele etme vaktinin geldiğini" söyledi. Hümbetov, belediye meclisinin daha önce aldığı kararın, Ukrayna kanunlarına aykırı olduğunu belirterek, incelenmesi ve iptali için İzyum savcılığına da başvurduklarını ve yoğun çabalar sonucunda kararın iptal edilmesini sağladıklarını belirtti. Yaklaşık 60 bin nüfuslu şehir, Harkov'un merkezinden 120 kilometre uzaklıkta bulunuyor. (hürriyet) |
Başkan'dan yollara 'Dikkat! ****** çıkabilir' levhası! http://i.ekolay.net/i/0403/fahise-cikabilir-2-460-4248_334.jpg İtalya’nın Treviso eyaletine bağlı Mogliano kentinde olağan trafik işaretlerine bir yenisi eklendi. Mogliano Belediye Başkanı Giovanni Azzolini, kent caddelerine, üzerinde 'Dikkat, ****** çıkabilir' yazan trafik işaretleri dikti. Daily Mail’in haberine göre, “Dikkat, çocuk çıkabilir”, “Hayvan çıkabilir” vb. uyarı levhalarına alışık olan Moglianolular, yeni bir uygulamayla karşı karşıya kaldı. Bu çerçevede kentin kalabalık caddelerine, üzerinde mini etekli ve yüksek topuklu kadın simgesi bulunan trafik uyarı işaretleri dikildi. Uygulamayı başlatansa, kentteki fahişelerle polisiye yöntemlerle baş edemeyen Belediye Başkanı Azzolini oldu. Hava karardıktan sonra kent caddelerini dolduran kadın ve transseksüel fahişelerin artık tahammül sınırlarını aştığına karar veren belediye başkanı, çareyi, soruna sıra dışı bir yöntemle çekmekte buldu. Başkan Azzoli, “Mogliani vatandaşlarını bu konuda yalnız bırakmayacağım. Sorun artık tahammül sınırlarını çoktan aştı” dedi. Azzoli, mini etekli ve yüksek topuklu kadın simgesinin bazı şoförlerin dikkatini dağıtabileceğine yönelik eleştirilere de, “Asıl gerçekleri dikkat dağıtıyordu. Bu yüzden bazı kazalar da meydana geldi” diye cevap verdi. (ekolay) |
Cudi ve Küpeli Dağı'nda hava destekli operasyon http://i.ekolay.net/i/0403/hava-operasyonu-460-4754_334.jpg Şırnak'ta güvenlik güçleri PKK'lıları etkisiz hale getirmek için Cudi ve Küpeli Dağı'nda hava destekli operasyon başlatırken, bölgeye asker, mühimmat ve zırhlı araçlar sevkedildi. Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nde geçen hafta PKK'lı teröristelerin mayınla saldırısında 3 uzman çavuşun şehit edilmesi ardından Irak sınırında askeri hareketlilik arttı. Havaların ısınmasıyla birlikte PKK'lı teröristlerin Kuzey Irak'tan Türkiye'ye geçerek yapabilecekleri eylemlerin önüne geçmek amacıyla sınır şeridi üzerindeki operasyonlar genişletilerek devam ediyor. Şırnak'ta Cudi Dağı ile teröristlerin geçiş noktası olarak kullandığı Cudi Dağı karşısındaki Küpeli Dağı'nda da hava destekli operasyon başlatıldı. Küpeli'nin Çirav, Gormec, Gündoğdu ve Seslice bölgelerinde yoğunlaşan operasyonlara, Şırnak'ın Çakırsögüt Tugayı'ndan havalanan Kobra ve Süper Kobra helikopterleri destek veriyor. Operasyonlar kapsamında, bölgeye kaydırılan Kayseri'den gelen Komando Tugayı'ndaki birlikler bölgede konuşlandırıldı. Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde bulunan General Vecihi Akın Zincidere ile General Adnan Doğu Köşk Kışlası ile İkizce Taburu'ndan çıkan panzer, cip, askeri kamyon ve ambulanslardan oluşan konvoy geniş güvenlik önlemleri altında sınırın kritik noktalarında bulunan bölgelere kaydırıldı. Sikorsky helikopterle özel eğitimli jandarma komandoları operasyon bölgelerinin stratejik noktalarına indirirken, Kobra ve Süper Kobra helikopterleri ise PKK'lıların bulunduğu derin vadiler ve mağaraları bombalıyor. (ekolay) |
Yüz kızartan suça ekran yasağı Yeni RTÜK tasarısı televizyon dünyası için önemli düzenlemeler içeriyor. Buna göre; yüz kızartıcı suçtan hüküm giyen program yapamayacak, telekulak kayıtları yayınlanamayacak, haberde fon müziği kullanılamayacak. Sabah gazetesinde yer alan habere göre; hazırlanan RTÜK yasa tasarısında önemli düzenlemeler yer aldı. RTÜK yasa tasarısında, yüz kızartıcı suçtan hüküm giyenlere yasak getirilmesi öngörülüyor. Tasarıda yasadışı dinleme kayıtlarının televizyonlarda yayınlanmasına da yasak getiriliyor. Böylece Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkan kasetler artık yayınlamayacak. Kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünenler, düzeltme ve cevap hakkını -mahkemeye gitmeden- yayın kuruluşundan talep edebilecek. 7 gün içinde bu gerçekleşmezse, mahkemeye gidecek. FON MÜZİĞİNE YASAK Haber bültenlerinde, haberin etkisinin artırılması için kullanılan fon müzikleri yeni düzenlemede yasaklanıyor. Türkiye'de haber bültenlerinde yaygın olarak kullanılan haberde fon müziği, tasarının yasalaşmasının ardından yerini, doğal seslere bırakacak. Yeni düzenleme özel televizyonların programın niteliğine göre kullandıkları şiddet, cinsellik gibi koruyucu sembollerin TRT tarafından da kullanılmasını zorunlu kılıyor. ULUSA SESLENİŞ GECE YAYINLANMAYACAK Ayrıca başbakan ve Cumhurbaşkanının halka seslenişi ve hükümet bildirileri gece 24.00'ten önce yayınlanacak. SES ANİDEN ARTMAYACAK Tasarıda, dizi ve filmlerin ortasında aniden yüksek sesle ortaya çıkan reklamlar da düzenleniyor. Dikkat çekmek için dizi ve filmlerin arasına yüksek sesle konulan reklamlar tasarının yasalaşmasının ardından kalkacak. Düzenlemede reklamların ses seviyesinin programın ses seviyesinin üzerinde olamayacağı yer aldı. BİR SAATTE 12 DAKİKA REKLAM Söz konusu tasarıya göre; film ve haber bültenlerinde ilk reklam 30 dakikanın ardından ve her 30 dakikada bir gerçekleştirilebilecek ve 1 saatlik yayında reklam süresi 12 dakikayı aşamayacak. Ayrıca haber bültenleri ve dini yayınlara ise sponsor alınamayacak. (ekolay) |
Yerli Heron üretildi http://i.ekolay.net/i/0405/turk-334-2439_334.jpg Türkiye, İsrail'in teslimini geciktirdiği Heron'lar gelinceye kadar kendi insansız hava aracını üretti. Türk Özgün İnsansız Hava Aracı (TİHA) tamamlanarak yer testlerine başlandı. TSK'nın keşif, gözetleme ve istihbarat ihtiyacının karşılanması amacıyla İsrail'den alınan Heronlar ise iki yıllık gecikmenin ardından teslim edildi ve test uçuşlarına başladı. 30 adet TİHA ve 10 adet Heron ile birlikte TSK envanterine bu yıl 40 adet casus uçak girecek. 2004'TE YERLİ ADIM 2005'TE İTHAL TSK'nın keşif, gözetleme ve istihbarat ihtiyacının karşılanması için gerekli insansız hava aracı (İHA) tedariği çalışmaları, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın bu konuda tek yetkili kurum olarak görevlendirildiği Mayıs 2004'te hızlandı. Türkiye'nin ilk büyük yerli İHA'sının üretilmesi amacıyla da TUSAŞ'la 2004'te anlaşma imzalandı ve Türk Özgün İnsansız Hava Aracı'nın (TİHA) üretilmesi çalışmalarına başlandı. Yerli İHA'nın yapımı uzun süreceği gerekçesiyle dış alım yöntemine başvuruldu ve 2005 yılında ihale İsrail'e verildi. TESLİM TARİHİ İKİ KEZ ERTELENDİ İsrailli IAI/Elbit Konsorsiyumu'nun yüklendiği 183 milyon dolarlık proje kapsamında alınacak 10 adet Heron tipi İHA'nın teslimat tarihi iki kez ertelendi. Ocak 2010'da iyi haber geldi ve 11 Ocak'ta testlerde başarı sağlayan Heron'lar şubatta teslim edilmeye başlandı. 6 adet Heron Batman'da konuşlandırıldı ve martta test uçuşlarına başladı. Heron tedariği yılan hikayesine dönerken, Türkiye yüzde 100 yerli İHA'sını üretti. İLK TİHA ÜRETİM BANDINDAN ÇIKTI İHA ihtiyacının yerli imkanlarla karşılanmasını amaçlayan projeler kapsamında bugüne kadar özellikle mini İHA üretiminde önemli ilerlemeler katedildi ve üretilen yerli Mini İHA sayısı 100'e ulaştı. MALE sınıfından olan ve İsrailli Heronlar'a en yakın özellikleri taşıyan TİHA'nın üretimi ise 1 Nisan 2010 itibarıyla tamamlandı. İlk TİHA, TUSAŞ'taki üretim bandından çıktı. TİHA YER TESTLERİNE BAŞLADI Yer testlerine başlayan TİHA'lar, önümüzdeki aylardan itibaren test uçuşlarına geçecek. Böylelikle 183 milyon dolarlık proje için yıllarca bekleyen Türkiye, İsrail ile anlaşma yapılmadan 1 yıl önce sıfırdan başlattığı çalışmaları Heron'lar resmi keşif uçuşuna başlamadan tamamlamış oldu. TİHA'lar Heronlar'ı gölgede bırakıyor Son montajı gerçekleştirilen ve sözleşme uyarınca bu yıl TSK envanterine kazandırılması planlanan TİHA, 10 metre gövde uzunluğu, 17 metre kanat açıklığı ve 1.8 ton ağırlığı ile Türkiye'nin ilk büyük istihbarat uçağı. Yüzde 100 yerli tasarım olan TİHA'nın kamera ve keşif sistemleri de yerli savunma sanayi firmaları tarafından üretildi. 600 beygir gücündeki TİHA, 30 bin feet'e kadar yükselebiliyor, gece ve gündüz her türlü hava koşulunda keşif, gözetleme, hedef tespit, teşhis, tanımlama ve gerçek zamanlı görüntü istihbaratı sağlayabiliyor. TİHA üzerinde, elektro optik gündüz kamerası, gündüz, kızılötesi, lazer mesafe bulucu, lazer işaretleyici ve SAR cihazları bulunuyor. 200 kilometrelik bir menzil içinde görev yapabiliyor ve 250 kilogram yük taşıyabiliyor. TİHA, bu özellikleriyle İsrailli Heron'ları aratmayacak bir teknoloji ve kabiliyete sahip bulunuyor. TİHA'nın bazı özellikleriyle Heron'lardan daha üstün kabiliyette olduğu belirtiliyor. ATAK projesinde atak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın Taktik-Taarruz/Keşif helikopteri ihtiyacının milli imkanlarla karşılanmasını öngören ATAK projesi de geçen ay İtalya'daki test sürüşlerinde yaşanan kazayla gündeme gelmişti. Projenin gecikeceği, helikopterlerin uçamayacağı ileri sürülmüş ve projeye yönelik olumsuz iddialar ile haberler ortaya atılmıştı. ATAK'ın Türkiye'yi helikopter üretim bandına sokacak tek proje oluşu ve helikopterin yazılım dahil en hayati kısımlarını Türkiye'nin yapacak olması “devrim otomobili” sendromunu bir kez daha akıllara getirdi. Yıllar önce Türkiye'nin ilk yerli otomobil üretimi de türlü engellerle karşılaşmıştı. Türkiye, 14 yıldır gündeminde bulunan Atak'la yazılım dahil helikopter üreten ülke olacak ve bu helikopteri pazarlama hakkını da alacak. Sözleşmesi gereği Türkiye'nin milli imkanlarını en fazla kullanacağı ilk helikopter projesi olan ATAK'ta program sözleşmesi uyarınca T129 taarruz helikopterinin ilk prototipi 2013 yılında üretilecek. Bu tarihten sonra da 5 yıllık bir teslimat takvimi bulunuyor. T129 helikopterlerinden Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na 51 adet kesin, 41 adet opsiyonel helikopter temin edilecek. Haziranda 10 Heronumuz olacak 6'sı şubat ayında teslim edilen 10 Heron'dan kalan 4'ünün teslimatı da haziran ayına kadar yapılmış olacak. Heronlar'ın 4'ü Kara Kuvvetleri, 4'ü Hava Kuvvetleri, 2'si ise Deniz Kuvvetleri'ne tahsis edilecek. |
Meksika'yı 7.2'lik deprem vurdu Meksika'nın kuzeybatısındaki Aşağı California bölgesinde dün gece 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde 2 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Mexicali kentinde ölen 2 kişiden 1'inin yıkılan bir evin altında kaldığı belirtildi. ABD ve Meksika'nın Büyük Okyanus kıyısındaki sınır bölgelerini geniş ölçüde etkileyen deprem, Meksika'nın Tijuana, ABD'nin San Diego, Los Angeles, Riverside, Arizona gibi kentlerinde de binaların sallanmasına, halkın paniğe kapılmasına yol açtı. Bazı bölgelerde elektrik hatlarının devreden çıkması dışında söz konusu kentlerde can kaybı veya maddi zarar meydana gelmediği bildirildi. Aşağı California eyaletinin sivil savunma yetkilisi Alfredo Escobedo CNN'e yaptığı açıklamada, valinin eyalete olağanüstü hal ilan ettiğini, en az bir binanın yıkıldığını ve bazı binaların hasar gördüğünü belirtti. USGS, artçı sarsıntıların büyüklüğünün 5,1'e kadar çıktığını bildirdi. Merkez üssü Amerikan Jeolojik Araştırmalar Merkezi'nin (USGS) yaptığı açıklamaya göre, deprem TSİ 01.40'da, ABD-Meksika sınır bölgesinde bulunan ve 900 bin kişinin yaşadığı Mexicali kenti yakınında, yerin 10 kilometre altında meydana geldi. USGS, Meksika'ya yakın ABD eyaletlerinde de hissedilen depremin merkez üssünün Meksika'daki Guadalupe Victoria kentinin 26 kilometre güney-güneybatısı ve ABD'nin güneybatısındaki Arizona eyaletindeki San Luis kentinin 64 kilometre güneybatısı olduğunu bildirdi. CNN Türk - 05.04.2010 |
Büyük Mercan Resifi tehdit altında Avustralya kıyılarında karaya oturan Çin bandıralı bir geminin yakıt sızıntısı tehdidi altındaki dünyanın en büyük mercan kayalıkları olarak bilinen Büyük Mercan Resifi'ni (The Great Barrier Reef) kurtarma çalışmalarının haftalarca sürebileceği bildirildi. Avustralya'nın Queensland eyaleti Başbakanı Anna Bligh, temizlik faaliyetiyle görevli ekiplerin 230 metre uzunluğunda bir gemiyle bölgeye ulaştığını ve durumu kontrol altına almaya çalıştığını söyledi. Uzmanların kurtarma çalışmalarının haftalar alabileceğini belirtiğini dile getiren Bligh, geminin mercan kayalıklarına şiddetle çarptığının ve gemide de büyük hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini kaydetti. Bligh, mercan kayalıklarına çarpan Çin bandıralı "Shen Neng 1" gemisinin, izlemesi gereken rotayı izlemediğini belirterek, gemi sahibine 920 bin dolarlık para cezası verilebileceğini ifade etti. Queensland deniz güvenliği yetkilileri de büyük hasar gören geminin parçalanması veya taşıdığı yaklaşık bin tonluk yakıttan daha fazla sızma meydana gelmesinden endişe edildiğini söyledi. Çalışmaların halen yakıt sızıntısının kontrol altına alınması konusunda yoğunlaştığını belirten yetkililer, kurtarma çalışmaları için gönderilen ikinci geminin, pazartesi günü öğle saatlerinde bölgeye ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Yaklaşık 2 bin kilometre uzunluğundaki Büyük Mercan Resifi, UNESCO Dünya Mirası listesinde de yer alıyor. CNN Türk - 05.04.2010 |
Cepte yapılan gizli zam inceleniyor http://www.parantezhaber.com/parantez_ccu_im/orta_cizgi.jpg http://www.parantezhaber.com/images/space.gifhttp://www.parantezhaber.com/resimler/haberler/250/133829.jpg 07/04/2010 / 15:12 Ulaştırma Bakanı Yıldırım, kontörden TL'ye geçişte gizli zam yapıldığı iddialarını BTK'nın incelediğini söyledi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, kontörden TL'ye geçişte gizli zam yapıldığı iddialarını ihbar kabul ettiklerini ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) araştırmalarını sürdürdüğü bilgisini verdi. Yıldırım, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleri ve gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda soruları yanıtlarken, 2005 sonunda Türk Telekom'un yüzde 55'inin blok halinde satışıyla, yüzde 45'ının kamuda, yüzde 55'i özel sektörde bulunduğu yapı oluştuğunu, daha sonra yüzde 15'lik kısmının halka arzı şeklinde satıldığını hatırlattı. Şu anda kamunun elinde yüzde 30'luk hisse olduğunu dile getiren Yıldırım, ''Bundan da belirli bir miktarın, henüz karar verilmedi miktarına, halka arz şeklinde özelleştirilmesi düşünüyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı çalışma yapıyor. Hariri'nin gelmesiyle gündeme gelen bir konu değil. Hangi oranda, hangi yöntemle yapılacağı konusu görüşülmeye devam ediyor. Hariri Grubu'nun bir teklifi var; 'bize yüzde 10 kadar hisse blok halinde verilirse, biz ona belirli bir prim vermek suretiyle talibiz' diye'' dedi. Yıldırım, üçüncü köprü ile ilgili çalışmaları tamamladıklarını bildirerek, üçüncü köprü ve onun çevre yolları bağlantı yollarının, 1992 yılında Devlet Planlama tarafından yatırıma alınmış bir proje olduğunu, yatırım programına teklif edildiğini ve o günden bu yana üzerinde çalışma yapıldığını anlattı. Bundan sonraki süreci yakında açıklayacaklarını belirten Yıldırım, ''Orada da adım atacak bir noktaya geldik. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili daha fazla detayı kamuoyuyla paylaşacağız'' dedi. MARMARAY'DA GECİKME Bakan Yıldırım, İDO'nun özelleştirmesine ilişkin olarak da, mevcut mevzuat çerçevesinde yabancıya satışın mümkün gözükmediğine değinirken, ''Azınlık hissesi olarak İDO'nun böyle bir ortaklığa girmesinde engel yok. Kontrolü yabancıya verecek şekilde bir işlem şu anda uygun gözükmüyor'' dedi. Denizcilik sektöründe ÖTV'siz yakıt verdiklerine işaret eden Yıldırım, şu ana kadar sektöre 1,6 milyar liralık destek verdiklerini ve herhangi bir istismar yaşanmadığını vurguladı. Yıldırım, gemi inşaat sektörüne ağırlıklı askeri projeler olmak üzere 2,2 milyar dolarlık sipariş verildiğini ve bunun sektöre ''nefes aldıracak'' adım olduğunu kaydederek, Ziraat Bankası'nın sektörle yoğun çalışma içinde bulunduğu, desteklerin hangi yönde gelişeceğine karar verileceğini söyledi. Marmaray'ın birim fiyatlarla yapılan bir proje olduğunu aktaran Yıldırım, burada gecikmenin ''ana unsuru''nun arkeolojik kazılar olduğunu kaydetti. Yıldırım, arkeolojik kazıların bittiğine ve çalışmaların hızlandığının söylenebileceğine dikkati çekerek, projenin şu anda yüzde 59'unun bittiğini, 2010 sonu itibariyle projeyi tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. KONTÖRDEN TL'YE GEÇİŞ Kontörden TL'ye geçişin vatandaşın lehine bir uygulama olduğuna işaret eden Yıldırım, operatörlerin gizli zam yaptığı yönünde bilgilerin kendilerine ulaştığını ve bunları ihbar kabul ettiklerini, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) araştırmalarını sürdürdüğünü belirtti. Bakan Yıldırım, arabağlantı ücretlerinde ''daha düşecek sınır kalmadığını'' kaydederek, ''Bu arabağlantı ücretleri, 2011 için de geçerli olacak. 2011'de herhangi bir düşüş söz konusu değil. 2010 için yapılan düzenleme 2011 içinde de geçerli olacak'' dedi. THY hisselerinin satışına ilişkin soru üzerine Yıldırım, Özelleştirme İdaresi'nin THY ile ilgili çalışma yaptığına değinerek, kamunun ortak olduğu kuruluşlarda büyük hisselerle kamu varlığının devam etmesini istemediklerini ancak, THY ve bayrak taşıyıcılar gibi stratejik kuruluşları tamamen özele terk etmenin doğru olmadığını düşündüklerini ifade etti. Yıldırım, Bingöl, Iğdır, Ağrı havaalanlarının bu yıl sonunda, Şırnak, Yüksekova havaalanlarının 2011-2012'de tamamlanacağını bildirdi. BAŞBAKANLIK OFİSİ'NDE TOPLANTI Bu arada EGD Başkanı Celal Toprak, Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleştirilen toplantıya girişte uygulanan güvenlik önlemleri nedeniyle, canlı yayın araçlarının ve gazetecilerin sorun yaşanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, ''Bir daha burada toplantı yapmayı düşünmediklerini'' söyledi. Bakan Yıldırım da, Toprak'ın sözleri üzerine, toplantı yapmama kararını bu kadar erken vermemeleri gerektiğini söyledi. |
İzlanda yanardağı 190 yıl sonra patladı http://img696.imageshack.us/img696/9527/fileashx.jpg İzlanda'nın güneyinde "Eyyafyallayöküll" buzulu altındaki yanardağ, 190 yıl sonra geceyarısı püskürmeye başladı. Tehlikeli yanardağ patlaması, sivil savunma dairesini de, hızlı buz erimesi ve sel tehlikesine karşı harekete geçirdi. Sivil Savunma Dairesi Başkanı Vidir Reynisson, ilk aşamada 400 kişinin bölgeden uzaklaştırıldığını söyledi. Reynisson, "Uçak ekibimiz yanardağın üzerinde durum saptaması yapıyor, Patlamanın şiddeti ve çapını ölçmeye çalışıyor" dedi. Eyyafyallayöküll yanardağı, en son 1820'lerde volkanik hareket göstermiş. Kuzey Denizi doğusunda Grönland'a yakın kuzey Atlas Okyanusu ülkesi olan İzlanda, don ikliminde yer katmanı altından buhar püskürten çok sıcak gayzerlerle kaplı, kuzey enlemine göre epey ılıman bir bölge özelliğini taşıyor. İzlanda'da yanardağ ikinci kez patladı İzlanda'da, 200 yıllık sessizliğin ardından geçen ay patlayan tehlikeli yanardağda ikinci bir patlama daha meydana geldi. Volkan, buzulun ortasında görsel şölen vadediyor, ancak diğer taraftan, bölge halkının tedbir amaçlı olarak evlerini boşaltması gerekiyor. Norveç, kül bulutunun görüş mesafesini engellemesi riski neddeniyle hava sahasını kısmen kapattı. İzlanda devlet radyosu, ülkenin güneyindeki Eyyafyallayöküll buzulunun 200 metre altındaki kraterden kara duman ve beyaz buhar yükseldiğini, buzulun kısmen eridiğini duyurdu. Bölgede incelemede bulunan sahil güvenlik uçağı, alçalan bulutlar nedeniyle buzulda bir açılma ve lav göremedi. Sivil Savunma Dairesi, eriyen buzulun, şimdiden su seviyesi 84 santimetre yükselen bir nehrin taşmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. İzlandalı bilim adamları, patlama başlamadan 2 saat önce buzul yakınında sismik faaliyetin arttığı haberini vermiş, bölgeden yaklaşık 800 kişi tahliye edilmişti. Yanardağ, 1821 yılından sonra yaklaşık 200 yıllık sessizliğin ardından 20 Martta patlamıştı. İzlanda'nın güneyinde, altındaki volkanik oluşumun 190 yıl sonra harekete geçtiği Eyyafyallayöküll buzulu, İzlanda'nın beşinci büyük buzulu. Buzulun altındaki volkan, İzlanda'nın 9. yüzyılda kurulmasından bu yana 5 kez patladı. Norveç hava sahasını kısmen kapattı İzlanda'da geçen ay patlayan tehlikeli yanardağda ikinci bir patlamanın meydana gelmesiyle ortaya çıkan kül bulutunun görüş mesafesini engellemesi riskine karşı Norveç'in kuzey bölgesinde hava sahasını kısmen kapattığı bildirildi. Norveçli havacılık yetkilileri, kuzeyde Bodoe ile Tromsö arasındaki hava sahasının kapatıldığını, bu önlemin daha güneydeki Trondheim'de de uygulanmasının düşünüldüğünü söylediler. İzlanda'daki yanardağda meydana gelen ikinci patlamanın ardından ortaya çıkan kül bulutunun görüş mesafesini engellemesi yüzünden Avrupa hava trafiği felç oldu. En az 4 bin uçuş iptal edildi. Uçak kazasında ölen Polonya liderinin pazar günü yapılacak cenaze töreni de ertelenebilir. Kül bulutunun görüşü engellemesinin yanı sıra uçakların motorlarına da zarar verebileceği belirtiliyor. Eyfyallayöküll yanardağı ise kül ve duman püskürtmeyi sürdürüyor. Kara-kahverengi yanardağ dumanı, tüm meteorolojik olayların cereyan ettiği, atmosferde 10 km sınırında bulunan ilk tabaka troposferi geçerek stratosferde 18 kilometre yüksekliğe kadar çıktı. İzlanda Üniversitesinden jeoloji-deprem bilimi uzmanı Prof. Dr. Armann Hosküldsson, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Bu yanardağın çıkarabileceği erimiş kaya katmanları olan magma miktarı sınırlı" bilgisini verdi. İzlanda Doğa Bakanlığı yetkilisi Güdmundür Güdmündsson, iki gün daha aynı hızla sürmesi beklenen yanardağ püskürmesinin kuvvetli rüzgarlarla Avrupa semalarına taşınmayı sürdüreceğini bildirdi. CNN Türk |
Falezler niye kırıldı? Antalya kent merkezinde inşaatı tamamlanma aşamasına gelen otelin, müşterilerinin denize girmelerini ve güneşlenmelerini sağlamak amacıyla merdiven ve güneşlenme terası yapımı için falezlerde iş makineleriyle çalışma yapması üzerine belediye işlem başlattı. Uzmanlar, deprem bölgesi olan Antalya’da falezlerin kırılmasının büyük sorun yaratacağı görüşünde…Edinilen bilgiye göre, Antalya Atatürk Stadı yakınlarındaki eski ANTBİRLİK Genel Müdürlüğünün arazisinde yapımı bitmek üzere olan bir otelin yönetimi, otel binasının önündeki falez kayalıklarını kırmak için bölgeye beton kırma makineleri getirdi. Makinelerle kırılan falez kayalıklarının üzerine çelik ve beton kullanılarak denize ulaşmak üzere merdiven ve güneşlenme terası oluşturuluyor. İnşaat faaliyetini Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, zabıta birimine talimat vererek, yasal işlem yapılmasını istedi. Talimat üzerine otel inşaatına giden zabıta ekiplerince ‘Durum Tespit Tutanağı’ düzenlendi. Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, otelin inşaat izninin alınmasının, planlamalarının yapılmasının1996 yılında gerçekleştirildiğini hatırlattı.Otelin yapımına ise geçen yıl başlandığını belirten Evcilmen, şunları söyledi:”İlk aşamada 1996 yılında alınan izinle verilen haklarını kullanan otel, ne yazık ki kendisine planla verilen hakların dışına çıkarak belediyemizi de kentimizi de zor durumda bıraktı. Ben bugün için bu ruhsatı veriyor olsam, bugün için bu planlamayı yapıyor olsam kesinlikle böyle bir anlaşmaya zemin yaratmazdım. Çünkü Antalya’nın en gözde noktası olan o bölgede böylesine yüksek emsalli bir inşaat izni vermek Antalya’yı hançerlemektir. Geçen yıl en azından kat kesimine dönük bir mücadele verdik, ancak başarılı olamadık. Komisyonların aldıkları kararlara karşı gelemezdik. Ne yazık ki, komisyonların kararları bir şekilde geçerliydi. Verdiğimiz mücadeleler hep sonuçsuz kaldı. Ama şunu yaptık. İmar kirliliğine neden olan, haklarının dışında uygulamalar yapan bu oteli 9 kez mühürledik, 6 kez de Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yıkım kararları aldık, bir kez de teftiş kuruluna bu durumu taşıdık. İki kez de Belediye Meclisinde bunların taleplerini reddettik. Böylesi bir olumsuz süreci yaşamaktayız.” İhbar kabul edildi Önümüzdeki günlerde çok daha farklı gelişmelerin yaşanacağını kaydeden Evcilmen, yakın bir zaman dilimi içerisinde falezler üzerinde yapılan yapıların yıkımına başlanacağını ve bölgenin temizleneceğini bildirdi. Evcilmen şöyle devam etti: ”En azından bunu yapabilecek imkanlarımız var. Bugün falezler üzerinde yapıldığını duyduğum işlemi ihbar olarak algılıyorum, ilgili birimlere gerekli talimatı verdim. Bugün gerekli operasyonu yapacağız. Bu tür operasyonların sayısı herhalde 10′u geçti. Gece yarısı operasyonları da yapmaya başladık. Yoğun bir şekilde otelin inşaatına dönük operasyonlar yaparak, en azından onların iş makinelerini alarak bu işe engel olmaya çalışıyoruz. Ama belediyenin alıkoyma, gözaltı gibi yetkileri ya da zabıta ekiplerimizin doğrudan farklı bir müdahale yetkisi yok. Yapabileceğimiz tek şey, kaçak, imara aykırı veya plan hakkı dışındaki uygulamaların yıkımını sağlamak. Bunun için de tabii ki bir süreç yaşanması gerekiyor.” ‘Falezlerin tahrip edilmesinin sonuçları Hasan Subaşı’nın belediye başkanlığı döneminde danışmanlığını yürüten, ayrıca ”Kentsel rant baskısıyla şekillenen Antalya için ekolojik planlama” konulu bilimsel bir çalışması da bulunan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tunçer de yaptığı açıklamada, falezlerin Antalya için önemini anlattı.Buzulların erimesiyle ve bugünkü tüm şehrin altını kaplayan akarsuların, denize dökülmesi sırasında bıraktıkları kireç çökeltilerinin, dalgaların kıyıya bıraktığı kum taşlarıyla birleşmesinden oluşan falezlerin, sert rüzgar ve yağmurların etkisiyle süngerimsi bir doku halini aldığını anlatan Prof. Dr. Tunçer, zamanla 40 metreden fazla yüksekliğe ulaşan falezlerin Antalya’nın en önemli ekolojik değerlerinden olduğunu vurguladı.Falezlerin büyük kısmının doğal sit alanı olduğunu, ancak adı geçen otelin yapıldığı alanın doğal sit kapsamında kalıp kalmadığını tam olarak bilemediğini kaydeden Prof. Dr. Tunçer, değilse bile falezlerin tamamının doğal sit alanı olması gerektiğini bildirdi.Falezler üzerinde Bölge Koruma Kurulundan izin alınmadan yapılaşma olamayacağını, bu tür tesislerin Kıyı Kanunu’na da aykırı olduğunu belirten Prof. Dr. Tuncer, şu bilgileri verdi: ”Falezler Antalya için çok önemli bir doğal varlıktır, korunmaları gerekir. Kepez’in üzerindeki falezler de öyle. Falezler tahrip edildiği zaman üzerindeki yapılara da zarar verir. Çünkü falezler gözeneklidir, karstik yapı olduğu için bir yerden kırmaya başladığınız zaman, üzerindeki yapılara zincirleme olarak zarar verebilir. Antalya 2. derecede deprem bölgesidir, falezlerin kırılması büyük sorun yaratabilir.” Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Antalya Şubesi Başkanı Hediye Gündüz de falezleriyle öne çıkan dünyadaki en önemli iki şehirden birinin Antalya olduğuna işaret etti. Falezlerin ”Antalya’yı Antalya yapan birinci özelliklerden biri” olduğunun altını çizen Gündüz, şunları kaydetti:”Yıllardır, yöneticilerin gözleri önünde falezlerde çok ciddi tahribatlar yapılıyor. Çevre kuruluşları olarak ‘yapmayın, etmeyin’ demenin dışında yasal işlem yapma imkanımız yok. Ama yasal olarak yaptırım imkanı olan kuruluşlar bu tahribatı görmezden geliyorlar. Bu durumdan çok rahatsızım. Yaptırım gücü bulunan yetkililerin derhal harekete geçip dünya mirasının koruması için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor.” Muratpaşa Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat İsmail Duygulu da falez bandının yıllardır tahrip edildiğini, turizm adına tahribatın artarak sürdüğünü savundu. Duygulu, adı geçen otelin tahribatının önüne geçilmesi için ilgilileri göreve çağırdı. Otel Yatırımcısı Karakaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Karakaş ise muhabirine yaptığı açıklamada, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Binanın yapıldığı arazinin sahibi olan ANTBİRLİK Genel Müdürlüğünün 1970 yılında, denize yakın kaya üzerine zaten bir beton platform yaptığını, bu nedenle ”müktesep hak” oluştuğunu kaydeden Karakaş, şunları söyledi:”Orada zaten 40 yıldan beri bir beton platform var. Biz bu platformu yeniden düzenlemek istedik. Çünkü platforma inen merdiven basamaklarının biri 30, diğeri 10 santimetre yüksekliğinde. Turisti bu dengesiz merdivenden indiremezsiniz. Bizim yaptığımız, peyzajla birlikte bu basamakları aynı kota getirmekten ibaret. Burada bizim müktesep hakkımız var. Bunun için Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Koruma Kuruluna izin için başvurduk, ancak Kurul, 3621 Sayılı Kanun gereği, ilgili evrakın kendilerine Bayındırlık ve İskan Bakanlığından doğrudan gelmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlığa da zaten bir yıl önce başvurmuştuk. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Antalya Valiliğine de resmi başvurumuz var. Zaten yıllık 3 bin TL civarında bir ecri misil bedeli de ödemeye başladık. Ama bürokratik işlemler biraz yavaş ilerliyor. Evrak, Bayındırlık ve İskan Bakanlığından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna geldiğinde iznimiz çıkacak. Zaten bir ön iznimiz var.” Fikret Karakaş, orada iş makineleriyle çalışılıp çalışılmadığı sorusu üzerine de ”Orada eski, berbat durumda bir kaya ve üzerinde bir beton platform var. Biz o platformu değerlendirmek istedik. Ama maalesef Türkiye’de yatırımcıların önü çeşitli nedenlerle kesilmek isteniyor. Bu yüzden sık sık şikayet ediliyoruz” yanıtını verdi. Kaynak: NTVMSNBC |
Türkiye'de hava ulaşımı normale döndü İzlanda'daki Eyjafjallajökull Yanardağı'nın püskürttüğü külün oluşturduğu bulutlar yüzünden Avrupa'nın büyük bölümünde uçuş yasağı sürerken, bazı ülkeler hava sahalarını açtı. Çevre ve Orman Bakanlığı da, önümüzdeki 24 saat içinde Türkiye'de herhangi bir kül bulutu etkisi, tehlikesi ve riski beklenmediğini bildirdi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ise Türkiye'de kül bulutu sebebiyle konulan uçuş yasaklarının saat 16.15 itibarıyla kaldırıldığını açıkladı. İzlanda'daki yanardağın neden olduğu kül bulutunun havayollarına maliyeti bugün itibarıyla 1 milyar doları geçtiği belirtildi. Havayolu sanayi temsilcileri, zararın 1 milyar doları geçtiğini bildirdi. Kül bulutunun havayollarına maliyetinin, 11 Eylül'den daha fazla olduğuna da dikkat çekiliyor. Havayolu sektörü, havaalanlarının kapatılmasını eleştirirken, Avrupa Birliği'nden de tazminat talep ediyor. Türkiye: Kül bulutu, Avrupa'nın en doğusuna ve en güneyine uzandı; Türkiye'yi de etkilemeye başladı. İlk etkilenen iller Zonguldak, Samsun ve Sinop oldu. Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, İzlanda'daki yanardağın patlaması sonucu yayılan kül bulutları nedeniyle, "Türkiye hava sahasında herhangi kapalı bir hava sahası bulunmadığını" bildirdi. Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, 15 Nisan Perşembe günü İzlanda'nın güneyinde "Eyjafjallajokull" buzulu altındaki yanardağın patlaması sonucunda oluşan kül bulutunun Avrupa hava ulaşımına olan etkileriyle ilgili gelişmelerin daha önce kamuoyuna duyurulduğu hatırlatıldı. Gün içinde yayımlanan basın bülteninde, Ankara FIR (hava sahası) dahilinde Zonguldak açıklarından tamamen deniz üzerinde kalan dar bir hava sahası içinde görülen bulutlar sebebiyle 10 bin ft. ile 30 bin ft. arasındaki irtifa bandında uçuşların tekrar yasaklandığının bildirildiği anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Konuyla ilgili olarak mevcut meteorolojik raporlar kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, kül bulutunun ülkemiz hava sahasını terk etmesi sebebiyle yukarıda bahsedilen uçuş yasakları da TSİ 16.15 itibariyle kaldırılmıştır. Bu gelişmeler ışığında, bahse konu volkanik kül bulutu sebebiyle Türkiye hava sahasında herhangi kapalı bir hava sahası bulunmamaktadır. Konu, Genel Müdürlüğümüz, DHMİ ve Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlükleri ile koordineli olarak yakından takip edilmektedir." Öte yandan, Türk Hava Yolları (THY) bugün dahil 570 seferin iptal edildiğini açıkladı. Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Zuhuri Sarıkaya da, önümüzdeki 24 saat içinde Türkiye'de herhangi bir kül bulutu etkisi, tehlikesi ve riski beklenmediğini bildirdi. Uçak seferlerinin iptal edilmesi, Türkiye'den Avrupa'ya giden tren yolcusu sayısını artırdı. TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Balkan ülkeleri ile Türkiye'nin ortaklaşa işlettikleri trenlerin, Türkiye'den Bükreş, Belgrad ve Selanik'e erişim imkanı sağladığını anlattı. Hava muhalefeti nedeniyle bugün İstanbul'da başlaması planlanan 28. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) toplantısı da iptal edildi. Bu arada, kapatılan Refah Partisinin eski başkanı Necmettin Erbakan, Almanya hava sahasının uçak seferlerine kapalı olması nedeni ile Almanya'da mahsur kaldı. Erbakan'ın karayoluyla Türkiye'ye dönmesi bekleniyor. Uçuşlarda durum Bu arada, yanardağ patlamasının ardından İstanbul Atatürk Havalimanı ile Avrupa ülkelerine yapılan uçuş iptalleri devam ederken Viyana, Milano, Saraybosna, Priştine, Bükreş ve Kiev seferi yeniden başladı. Atatürk Havalimanı'nda yolcuların bekleyişleri ise sürüyor. BTA Catering, yolculara sabah ikramlarında bulundu. İzmir'den de Avrupa ülkelerine yapılacak uçak seferlerindeki iptaller devam ediyor. TAV Adnan Menderes Havalimanı Genel Müdürü Balcı, "4 günde 97 uçuş iptal edildi" dedi. Avusturya: Havalimanları TSİ 07.00'den itibaren yeniden açıldı. Bosna: Havalimanları açık. İngiltere: Hava sahası bugün de kapalı. İngiliz hükümeti, vatandaşlarını İngiltere'ye getirmek için donanma gemilerini seferber etti. Bulgaristan: Sofya ve Plovdiv havalimanları dün TSİ 14.00'den itibaren açık, diğerleriyse kapalı. 8 bin metre yükseklikte transit geçişlere izin veriliyor. Çek Cumhuriyeti: Hava sahası bugün en erken TSİ 13.00'e kadar kapalı. Danimarka: Hava sahası 10 bin 800 metre üzerindeki uçuşlara açık. Estonya: Hava sahası bugün TSİ 15.00'e kadar kapalı. Finlandiya: Kül bulutundaki aralanma sayesinde iki havalimanı 6 saat süreyle açıldı. Turku ve Tampere'den uçuşlar TSİ 12.00-18.00 arası yapılabilecek. Diğer havalimanları ise kapalı. Finnair mahsur kalan yolcularının ülkeden ayrılabilmeleri için gemi ve otobüs seferleri düzenleyecek. Fransa: Bordeaux, Marseille, Nice, Toulouse ve güneybatıdaki diğer havalimanları bugün en erken 16.00'ya kadar açık. Nice-Bordeux hattının kuzeyindeki havalimanları ise yarın sabaha kadar kapalı. Almanya: Hava sahası sivil uçuşlara bugün saat 20.00'ye kadar kapalı kalacak. Havaalanlarında gecelemek zorunda kalan yolcular için katlanabilir yataklar konulurken, tren seferlerinin de bugünden itibaren artırılması nedeniyle istasyonlarda yığılmalar oldu. Macaristan: Hava sahası en erken TSİ 13.00'e kadar kapalı. İrlanda: İzlanda'daki yanardağdan çıkan küllerin oluşturduğu bulutun uçuş güvenliği için tehlikeli olmayı sürdürdüğünü düşünen İrlandalı yetkililer, hava sahasının bugün yerel saatle 18.00'e kadar sivil uçuşlara açılmamasına karar verdi. Yetkililer, sivil uçuşlara getirilen sınırlamaların hafta sonuna kadar sürebileceği uyarısında bulunuyor. İtalya: İtalya sivil havacılık kurumu ENAC, kuzey hava sahasının TSİ 08.00'de açıldığını duyurdu. Hafta sonunda Milano ve Venedik'in de aralarında bulunduğu havalimanlarına uçuş yasağı getirilmişti. Alitalia, söz konusu havalimanlarından ve bu havalimanlarına uçuşa yeniden başladığını açıkladı. Letonya: 6 bin metrenin üzerindeki transit uçuşlar için açık, ancak Riga havalimanının bugün de açılması beklenmiyor. Litvanya: Hava sahası açık. Karadağ: Havalimanları açık. Hollanda: Hava sahası en erken TSİ 15.00'e kadar kapalı. Norveç: Oslo Gardermoen havalimanı bazı uçuşlar için açık. Ülkenin kuzeyi ise hava trafiğine kapalı. Polonya: Havalimanları bugün kapalı. Transit uçuşlara izin veriliyor. Romanya: Hava sahası bugün en erken TSİ 12.00'ye kadar kapalı. Rusya: Tüm havalimanları açık. Aeroflot ABD'ye Kuzey Kutbu üzerinden uçuyor. Sırbistan: Havalimanları açık. Slovakya: Hava sahası cumadan beri kapalı. İspanya: 17 havalimanı açık. İsveç: Güneydeki Gothenburg'dan Stockholm'e kadar olan hattın kuzeyi açık. İsviçre: Havayolu şirketi tüm Avrupa uçuşlarının bugün TSİ 21.00'e kadar iptal edildiğini açıkladı. Ukrayna: Kiev'deki Borispol havalimanı açık. Kosova: Dün akşam yetkililer tarafından yapılan açıklamada, Priştine hava sahasının da uçuşlara kapatıldığı belirtildi. Kanada:Kül tabakasının bugün Kanada kıyılarına ulaşabileceği uyarısı geldi. Avrupa ulaştırma bakanları buluşuyor Avrupalı ulaştırma bakanları, deneme uçuşlarının sonuçlarını değerlendirmek üzere bugün bir araya gelmeye karar verdi. Alman Lufthansa şirketi Frankfurt ve Münih arasında 10 yolcusuz uçak uçururken, Air France de 2 başarılı uçuş gerçekleştirildiğini, 3 deneme uçuşu daha planlandığını belirtti. Bazı havayolu şirketi yetkilileri, çoğu uçuşların gereksiz yere iptal edildiğini, iptal kararının bilgisayar modellerine dayanarak alındığını savunurken atmosferdeki kül birikmesini ölçmek için hiçbir balon yollanmadığına dikkati çekti. AB Komisyonu da, İzlanda'daki yanardağın faaliyetiyle oluşan kül bulutunun etkilemediği hava koridorlarından maksimum faydalanılarak uçuş sayısının artırılmasını istedi. Ulaştırmadan sorumlu AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Siim Kallas, AB ulaştırma bakanlarının Avrupa'da felç olan havayolu trafiğini ele alacakları telekonferans toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, "Çok açık ki artık sadece kül bulutunun dağılmasını bekleyemeyiz" dedi. Avrupalı bazı havayollarının dün yaptığı test uçuşlarına dayanarak kül bulutunun etkili olduğu hava sahalarının açılmasını reddeden Kallas, "Yolcuların güvenliğinden asla taviz veremeyeceklerini, alınacak herhangi bir kararın bilimsel temellere dayanması gerektiğini" vurguladı. İzlanda volkanının havayolu sektörüne verdiği zararın 11 Eylül saldırılarını geride bıraktığını belirten Kallas, kül bulutunun etkilemediği hava koridorlarından maksimum oranda faydalanabilmek için Avrupa ülkelerinin daha fazla koordinasyona girmesi gereğine işaret etti.Eurocontrol: "Uçuşlar, bugün yüzde 70 oranında düştü" Avrupa hava trafik güvenliği kuruluşu Eurocontrol, İzlanda'daki yanardağdan yükselen kül bulutu nedeniyle Avrupa'da bugün normal uçuş sayısının yüzde 70 oranında düştüğünü açıkladı. Eurocontrol, Avrupa'da bugün normal uçuş sayısının yalnızca yüzde 30'unun yapılacağını, bunun 8 bin ila 9 bin uçuşa tekabül ettiğini bildirdi. Açıklamada, normalde Avrupa'da bugün için beklenen uçuş sayısının 28 bin olduğu kaydedildi. HAVA TAHMİNCİLERİ NE DİYOR? Hava tahmin uzmanları, yoğun rüzgar yüzünden kül bulutlarının hava ulaşımını tehlikeli etkileyecek biçimde yer değiştirdiğine dikkati çekiyor. Kül bulutlarının önümüzdeki günlerde de hava ulaşımını olumsuz etkilemesi bekleniyor. Havayolu şirketleri uçuş iptallerinden dolayı günde 200 milyon dolar zarara uğradığı hesaplandı.Avrupa'nın güney batısıyla, Balkanlar'ın güneyi, İtalya'nın güneyi, Yunanistan ve Türkiye'nin hava sahası şu an için açık durumda. Yanardağ yeni sarsıntılara yol açıyor İzlanda'da geçen hafta patlayan yanardağın, bugün çevresindeki bölgeye güçlü sarsıntılar gönderdiği, ancak Avrupa'da hava trafiğini felç eden kül bulutunun irtifasının yaklaşık 2 kilometreye düştüğü bildirildi. İzlanda Meteoroloji Dairesi'nde görevli jeolog Hjorleifur Sveinbjornsson, Reuter ajansına yaptığı açıklamada, kül bulutunun şu anda çok alçaldığını belirterek, "2 kilometreden yüksek değil" dedi. Sveinbjornsson, kuzeyden esen güçlü rüzgarların, kül bulutunu güneye sürüklediğini, güçlü volkanik sarsıntıların meydana geldiğini, bu nedenle yanardağın yüzeyinde bazı değişikliklerin meydana gelmiş olması gerektiğini, volkandan muhtemelen bir miktar lav çıktığını söyledi. Kül bulutu, Eyyafyallayöküll buzulunun altındaki yanardağ patladığı sırada 11 kilometre irtifaya yükselmişti. CNN Türk - 19 Nisan 2010 |
Yanardağ Patlamasından F-16'lar zarar gördü Kül bulutu, NATO F-16 savaş uçaklarının motorlarına zarar verdi. Diplomatik bir kaynak, uçakların motorlarında, Avrupa hava sahasında devriye gezdikten sonra cama benzer çökeltiler bulunduğunu kaydetti, ancak ayrıntılı bilgi vermedi. Geçen hafta Finlandiya Hava Kuvvetleri'ne ait 2 F-18 savaş uçağında, kül bulutunun içinde uçtuktan sonra benzer bir hasar görülmüştü. |
Kırıkkale-Ankara yolunda zincirleme kaza Kırıkkale-Ankara karayolu, bir yakıt tankerinin de karıştığı zincirleme kazanın ardından ulaşıma kapandı. Kırıkkale yönünden gelen araçlar Ankara'nın Kalecik ilçesine yönlendirilirken, araçlarda çıkan yangın söndürülmeye çalışılıyor. CNN Türk - 21.04.2010 |
32 yıl sonra Taksim'de 1 Mayıs kutlaması Bugün Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle 6 işçi ve memur konfederasyonu tarafından ortak hazırlanan kutlama etkinliği saat 10.00'da başladı. 6 işçi ve memur konfederasyonunun katılımıyla düzenlenen kutlamalara katılacak gruplar belirlenen noktalarda toplanmaya başladı. Hak-İş, Memur-Sen ve TKP üyesi gruplar, sabahın erken saatlerinde Beşiktaş İnönü Stadı önüne geldi. Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arslan'ın selamladığı gruplar, burada çeşitli sloganlar atıyor. Türk-İş'e ve Kamu-Sen'e bağlı işçi ve memurlar ise Unkapı Köprüsü'nde toplanmaya başladı. Türk-İş İstanbul 1. Bölge temsilcisi Faruk Büyükkucak önderliğinde toplanan Türk-İş üyeleri, yürüyüş korteji için köprüdeki yerlerini alıyor. CHP, ÖDP, İşçi Partisi, EMEP'in de aralarında bulunduğu bazı siyasi parti üyeleri de korteje katılıyor. Unkapanı Köprüsü'ndeki trafik normal akışında devam ediyor. DİSK üyeleri, bazı siyasi parti ve sivil toplum örgütü ile meslek odaları üyeleri de DİSK'in Şişli'deki genel merkezinde toplanmaya devam ediyor. Gruptakilerin, bayrak, döviz ve pankart hazırlıkları sürüyor. Grupların, Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşe geçmesi bekleniyor. DİSK Genel Merkezi'nde toplanan gruplar da, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü" kutlamalarına katılmak üzere yürüyüşe geçti. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile konfederasyon yöneticileri ve Tarık Akan, Rutkay Aziz, Genco Erkal, Eşber Yağmurdereli, Halil Ergün ve Cem Özer'in de aralarında bulunduğu sanatçılar, kortejin başında yer aldı. Yürüyüşe başlamadan önce gazetecilere açıklama yapan Çelebi, 1 Mayıs'ı kutlamanın sevincini yaşadıklarını ifade ederek, ancak bir burukluk içinde olduklarını da kaydetti. Çelebi, bugün yaşamını yitiren şehit askerlere bir kez daha rahmet dilediğini belirterek, yaralananlara da geçmiş olsun dileklerini iletti. Çelebi, "Bu burukluk olmasaydı daha iyiydi ama barışın simgesi, örgütlü gücün ve demokrasi gücünün bütünlüğünde verilecek mücadelededir. Bu ne kadar örgütlü olursa, gücümüz ne kadar büyürse o kadar örgütlü gücümüzle biz bu sorunu aşarız, demokrasi sorununu aşarız. Barışı böyle egemen kılarız. Bugün hep beraber halaylarımızla, coşkumuzla 1 Mayıs alanında bunları haykıracağız" dedi. DSHP Genel Başkanı Rahşan Ecevit de eşi merhum Bülent Ecevit için hazırlanan bir çelenkle Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilciliğine geldi. Rahşan Ecevit'in yanında, eşi Bülent Ecevit'in ismi ve fotoğrafının bulunduğu bir çelenk olduğu görüldü. CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral de Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilciliğine geldi. Emekçiler toplanıyor Konfederasyonlar da, Taksim Meydanı'na 3 ana koldan giriyor. Yürüyüş kortejlerinden Şişhane'den alana girecek olan grup Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde, Şişli'den gelen grup Harbiye'de TRT önünde, Dolmabahçe'den gelen grup da Gümüşsuyu İTÜ önünde arama noktasından geçecek. Her 3 grup Taksim'e giriş noktasında bekletilecek. Şişhane yönünden gelen grup çiçekçilerin önünde, Şişli'den gelen grup PTT önünde, Dolmabahçe'den gelen grup da Vakıflar Bankası önünde bekleyecek. Burada yapılacak anons ile konfederasyonların ve sendikaların genel başkanları, siyasi parti temsilcileri, bakanlar, milletvekilleri ve yabancı konuklar saat 12.00'de Kazancı Yokuşu'na gelerek 1977 yılı 1 Mayıs'ında hayatını kaybeden emekçileri anmak için saygı duruşunda bulunup karanfil bırakacak. Ardından sadece konfederasyonların genel başkanları Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na 1 Mayıs çelengini bırakacak ve burada İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından saygı duruşunda bulunacak. Buradaki törenin ardından konfederasyon ve sendika genel başkanları, siyasi parti temsilcileri, AKM önüne kurulan kürsünün önünde yerini alacak.Kortejler ise saat 12.20 ile saat 13.00 arasında alanda kendileri için belirlenen yerlerde yerlerini alacak. Türk-İş ve Kamu-Sen alanın ortasında, Hak-İş veMemur-Sen alanın sağında, DİSK ve Kesk ise solunda yerini alacak. Kortejlerin yerini almasının ardından etkinlik programı saat 13.00'de başlayacak. Türk-İş ve DİSK'ten birer işçi, ortak hazırlanan 1 Mayıs bildirisini okuyacak. Ardından Timur Selçuk ve Ruhi Su Korosu konser verecek. Selçuk, kürsüye kurulan piyano eşliğinde 1 Mayıs Marşı'nı çalıp söyleyecek.Konserin ardından 6 işçi ve memur konfederasyonu genel başkanları 5'er dakikalık konuşma yapacak. Etkinlik, verilecek konserin ardından sona erecek. Alandaki gruplar da Taksim'den Şişli istikametine, Tarlabaşı üzerinden Aksaray yönüne, Mete Caddesi'nden de Beşiktaş yönüne doğru dağılacak. Bu üç noktanın dışında diğer tüm güzergahlar yaya ve araç trafiğine kapalı olacak. Yoğun güvenlik Taksim Meydanı'nda alınan önlemler kapsamında, özel eğitimli polis köpeklerinin de katılımıyla genel güvenlik taraması gerçekleştirildi. Meydana bakan yüksek binaların çatılarına da polisler yerleştirildi. Geniş bir şekilde bariyerlerle çevrilen meydana çıkan tüm yollar, araç trafiğine kapatıldı. Alana girişler için 3 ayrı yerde güvenlik noktası oluşturuldu. Bu noktalarda ve alanda polislerce üst aramaları yapıldı. Cumhuriyet Anıtı'nın çevresi de bariyerlerle kapatılırken, buradaki bayrak direğinin tırmanmayı engellemek amacıyla yağlandığı dikkat çekti. Bu arada, 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi önünde konuşmaların yapılması amacıyla bir platform oluşturuldu. Kriz merkezi Öte yandan emniyet müdürlüğünde de kriz merkezi oluşturuldu. İstanbul Vali Yardımcısı Ali Bakoğlu başkanlığında oluşturulan kriz merkezinde, emniyet, jandarma, MİT, belediye, sağlık ve ilgili diğer kuruluşlardan yetkililer yer alıyor. Merkezde, kutlamaların yapılacağı Taksim Meydanı'na çıkan yollar ve güzergahlar ile diğer bazı bölgelerdeki katılım noktaları "MOBESE" ve gezici emniyet araçlarından elde edilen kamera görüntüleri izleniyor. Ayrıca, uçuş yapan bir polis helikopteri de elde ettiği bilgileri bu merkeze iletiyor. Bu arada, Harbeyi Askeri Müzesi bahçesinde de askeri birlikler takviye kuvvet olarak hazır tutuluyor. CNN Türk - 01.05.2010 - 11.00 |
Gaz maskesi satışı patladı Gaz maskesi satışları, 1 Mayıs öncesi ikiye katlandı. Gaz maskelerinin Türkiye'deki ana dağıtıcı firmalarından Alman Draeger Safety Satış Müdürü Önder Öztürk, bu ayın 15'inden itibaren yüz maskesi ve bunun filtreleriyle ilgili talep olduğunu, rutin satışlarının ikiye katlandığını belirtti. Öztürk, "Genelde basın mensupları, polisler alıyor. Vatandaşlardan da alan var" dedi. CNN Türk - 1 Mayıs 2010 |
Yılanlar Şifa dağıtıyor Bayburt'un Kırkpınar köyünde yılın belli aylarında dışarıya çıkan yılanlar, şifa dağıtıyor. Bayburt il merkezine 20 kilometre uzaktaki Kırkpınar köyü, hastaların akınına uğruyor. Yılancık, sedef, behçet, romatizma ve eklem ağrıları başta olmak üzere birçok hastalığı tedavi ettiği iddia edilen yılanlar, sadece Mayıs ve Haziran ayları arasında ortaya çıkıyor ve bu dönemin sonunda kayboluyor. Türkiye'nin dört bir yanından gelen hastalar, yılanları hastalıklı bölgenin üzerine koyarak tedavi olmayı beklerken, köylüler de tedavi olmaya gelenlere her konuda yardımcı oluyor. Kırkpınar köyü sakinleri, yılanların 60-70 yıldan beri köy girişindeki Kırkpınar dağından çıktığını, Mayıs ayı ortalarında ortaya çıkan yılanların Haziran ayının ilk haftasında kaybolduğunu söyledi. Tedavi olmak için Kırkpınar köyüne gelen hastalar, son çare olarak buraya geldiklerini anlatarak, "Hastalığımız için gitmedik doktor, çalmadık kapı bırakmadık. Yılanlı tedavinin etkisini duyunca buraya geldik "dediler. Daha önce yılanlı tedaviden olumlu sonuç aldıklarını söyleyen hastalar ise akrabaları ile birlikte aynı tedavi için Kırkpınar'a geldiklerini kaydetti. alıntı: 1TURK.NET |
12 Eylül yöneticilerine yargı yolunu açan madde kabul edildi Anayasa değişikliğinin 2. turunda, teklifin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısını düzenleyen 23. maddesi, 73 ret oyuna karşı 334 oyla kabul edildi. 12 Eylül yöneticilerine yargı yolunu açan düzenleme olan 25. madde ise 337 oyla kabul edildi. 23. MADDE: Meclis Genel Kurulu'ndaki gizli oylamaya 409 milletvekili katıldı. Oylamada 334 kabul, 73 ret oyu kullanıldı; 1 oy boş çıktı, 1 milletvekili de çekimser kaldı. Teklifin 23. maddesiyle Anayasa'nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını düzenleyen 159. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, HSYK'nın halen 7 olan üye sayısı 22'ye, 5 olan yedek üye sayısı ise 12'ye çıkarılıyor. Birinci turda, teklifin 23. maddesine ilişkin gizli oylamaya 409 milletvekili katılmış; oylamada 336 kabul, 72 ret oyu kullanılmış; 1 oy da boş çıkmıştı. 24. MADDE: Teklifin 24. maddesi de 71 ret oyuna karşı 336 oyla kabul edildi. Genel Kurulda gizli oylamaya 407 milletvekili katıldı. Oylamada 336 kabul, 71 ret oyu kullanıldı. Teklifin 24. maddesiyle Anayasa'nın 166. maddesinde değişiklik yapılarak "Ekonomik ve Sosyal Konsey" Anayasa kapsamına alınıyor. Birinci turda, teklifin 24. maddesine ilişkin gizli oylamaya 409 milletvekili katılmış; oylamada 340 kabul, 69 ret oyu kullanılmıştı. 25. MADDE: Teklifin 25. maddesi 72 ret oyuna karşı 337 oyla kabul edildi. Genel Kurulda gizli oylamaya 409 milletvekili katıldı. Oylamada 337 kabul, 72 ret oyu kullanıldı. Teklifin 25. maddesiyle Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen, Geçici 15. Maddesi yürürlükten kaldırılıyor. Birinci turda, teklifin 25. maddesine ilişkin gizli oylamaya 407 milletvekili katılmış; oylamada 336 kabul, 70 ret oyu kullanılmış; 1 oy da boş çıkmıştı. 18. madde de reddedildi Bu arada Anayasa değişikliği teklifinin reddedilen 8. maddesine bağlı düzenlemeler içeren Geçici 18. maddesi de öngörülen yeterli kabul oyunu alamayarak, reddedildi. Anayasa değişikliği teklifinin 26. maddesine bağlı geçici 18. maddenin gizli oylamasına 282 milletvekili katıldı. Oylamada 203 kabul, 72 ret oyu kullanıldı; 3 milletvekili çekimser kaldı, 1 oy boş çıktı ve 3 oy da geçersiz sayıldı. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, bu maddenin öngörülen (330) oyun altında kabul oyuna ulaşamadığını ve reddedildiğini kaydetti. Şahin, çerçeve 26. maddedeki diğer geçici maddelerin numarasının da bu doğrultuda yeniden düzenleneceğini ifade etti. İlk turda geçici 18. maddeye oylamaya 408 milletvekili katılmış; 338 kabul, 70 ret verilmişti. Anayasa değişikliği teklifinin 26. maddesine bağlı Geçici 18. Madde, parti kapatma davalarına ilişkin, Anayasa'nın 69. maddesinde planlanan değişikliklerin, görülmekte olan davalara da uygulanması hükmü yer alıyordu. Maddede, ayrıca siyasi partilerin 2009 yılı mali denetimi de Anayasa Mahkemesince yapılması ve 2010 yılından itibaren ise Sayıştaya geçmesi öngörülüyordu. Değişiklik teklifinin, Anayasanın 69. maddesinde değişiklik öngören, 8. maddesine ilişkin gizli oylamada kabul oyları öngörülenin (330) altında kalarak, 327 oy almıştı. Gizli oylama sonucuna göre kabul edilmeyen 8. madde değişiklik teklifi metninden çıkarılmıştı. Erdoğan'ın mal varlığı bugün de tartışıldı Genel Kurulunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "malvarlığı" konusunda dün başlayan tartışma bugün de sürdü. CHP'li milletvekillerine tepki gösteren AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol, güçlükle Genel Kurul dışına çıkarıldı. Teklifin "Ekonomik Sosyal Konsey"in Anayasa kapsamına alınmasını öngören 24. maddesi ile ilgili önergeler nedeniyle söz alan CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, dün "Erdoğan'ın dünyanın en zengin 8. başbakanı" olduğunu söylediğini, verdiği bilginin doğru olduğunu, ancak kaynak konusunda yanlış bilgi verdiğini söyledi. Altay, krallar, kraliçeler, prensesler, sultanlar düşülünce Başbakan Erdoğan'ın 1 milyon 800 bin dolar gelirle 8 ya da 9. en zengin Başbakanı olduğunu ileri sürdü. Altay, AK Parti sıralarından yoğun laf atmalar üzerine, "Konuya ilişkin araştırma önergesi vereceğiz. Biraz onurunuz varsa destek verirsiniz" dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, sataşma olduğu gerekçesiyle söz adı. Canikli, kürsüye geldiğinde, AK Parti'li İzol, bağırarak ve sıralara vurarak Altay ve CHP milletvekillerine tepki göstermeye başladı. Bazı AK Parti milletvekillerinin sakinleştirmeye çalıştığı İzol, bağırmayı ve tepki göstermeyi sürdürdü. Başkan Mehmet Ali Şahin, milletvekillerinden İzol'u salondan çıkarmalarını istedi. İzol, güçlükle Genel kurul dışına çıkarıldı. Kulise çıkarılan İzol, burada da sakinleştirilmeye çalışıldı. Kuliste bir süre dinlendirilen İzol, milletvekillerinin nezaretinde bahçeye çıkarıldı. İzol, Erdoğan'ın elini öpmek istedi İzol, daha sonra tekrar kulise gelerek, Genel Kurul çalışmalarını televizyondan izleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanına gitti ve elini öpmeye çalıştı. Ancak Başbakan Erdoğan, buna izin vermedi. Erdoğan, İzol'u yanına oturtarak, bir süre sohbet etti. Bu arada İzol'un incinen sağ eli, buz tedavisi uygulandıktan sonra sarıldı. İzol'un çıkarılmasından sonra konuşmaya başlayan Canikli, Altay'ın dünkü konuşmasını düzelttiğini belirterek, "Yanlış kaynaktan bilgi aldığını söyledi ve sıralamanın yanlış olduğunu belirtti. Dolayısıyla konuşmasında iddiasının yalan olduğunu ikrar etti" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın sözü edilen listede alttan 3. sırada olduğunu belirten Canikli, "İddianın asılsız olduğu ortaya çıktı. Biz Sayın Baykal'ın mal varlığını açıklamasını bekliyoruz. Dünyada ana muhalefet liderleri arasında zenginlik bakımından kaçıncı sırada? Onu bekliyoruz" dedi. Yine sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, önümüzdeki hafta Başbakan, bakanlar ve çocuklarının mal varlıkları ile ilgili Meclis Araştırma Önergesi vereceklerini belirterek, "Sayın Başbakan'ın aldığı aylıklar, çalıştığı şirketler belli, ödedikleri vergiler belli. Toplarsınız. Herkes çıkar izah eder. Olur biter. Bu kadar basit bir olayı uzatmanın mantığı yok" diye konuştu. Önergenin Erdoğan'ın mal varlığı ile ilgili kuşkuları ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bizim getirdiğimiz araştırma önergesine evet derseniz size saygı duyacağız. Önergemizi reddederseniz bu tartışmalar devam eder" dedi. Erdoğan'ın mal varlığını bildiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Biz kaynağını merak ediyoruz, Sayın Canikli. Mal varlığını açıklamaktan, alın teri ile kazanılan paradan kimse korkmamalıdır" diye konuştu. Başkan Şahin, sataşma nedeniyle söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç'a söz vermeyerek tartışmayı bitirdi. 25. madde görüşmelerinde gerginlik Öte yandan, 12 Eylül darbesinin yapanların yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddeyi kaldırmayı öngören 25. maddenin görüşüldüğü sırada da tartışma çıktı. AK Parti Tokat milletvekili Zeyid Aslan'ın konuşması sırasında muhalefet partilerini 12 Eylül'ü gerçekleştirenlerle yüzleşememekle suçladı ve bu maddenin kabulü için herkesin oy kullanması gerektiğini söyledi. Muhalefet partilerinin sürekli olarak 12 Eylül karşıtı söylemlerle oy aldığını ancak buna ilişkin bir politika geliştirmediğini iddia eden Zeyid Aslan'a muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi. Konuşmasına verilen ek sürenin dolmasına rağmen, mikrofonunun kapatılmaması üzerine milletvekilleri Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'e tepki gösterdiler. AK Partili'li Aslan'ın mikrofonunun kapatılmasına rağmen kürsüde konuşmaya devam etmesi üzerine de, milletvekilleri, Aslan'ın kürsüye işgal ettiğini savunarak kürsüye gelmek istediler. Milletvekillerinin, Mehmet Ali Şahin tarafından uyarılmasına rağmen gergin ortam güçlükle yatıştırıldı. 28 Şubat tartışması Görüşmeler sırasında 28 Şubat süreci ve Genelkurmay Başkanlığının 27 Nisan açıklaması da gündeme geldi. TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin Anayasanın geçici 15. maddesini kaldıran maddenin görüşmelerinde, milletvekilleri önergeleri üzerinde söz aldı. Görüşmelerde zaman zaman gerginlik yaşandı. BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, 12 Eylül'ün ürünü olan yasa ve kurumlar dururken, 12 Eylül darbesinin mahkum edilip edilemeyeceğini sordu. MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, 12 Eylül'ü konuşurken, dillerini değil, yüreklerini, akıllarını konuşturmaları gerektiğini dile getirdi. Ekici, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'ya da "Benim şehitlerimi anarken, bizim yüreğimiz yanarken lütfen gülmeyin" diye seslendi. Bahçekapalı'nın söz istemesi üzerine birleşimi yöneten TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Bahçekapalı'ya "Güldünüz mü?" diye sordu. Bahçekapılı'nın "Hayır" yanıtı üzerine Şahin, Bahçekapılı'ya söz vermedi. CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, 28 Şubat ve 27 Nisanın hesabı sorulmadan, masaya yatırılmadan, 12 Eylül Anayasasında değişiklik yapmanın, "ucuz bir yaklaşım" olacağını savundu. AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, sataşma olduğu gerekçesiyle söz istedi. AK Parti'nin ve milletvekillerinin, milletin ürünü, antidemokratik her türlü müdahaleye, hukuk dışı her türlü yapılanmaya, darbelere karşı, milletin ortak sesi olduğunu söyledi. Bozdağ, milletin, darbelere sevinenleri gördüğünü, 27 Mayıs 1960 darbesini kimlerin alkışladığını bildiğini belirterek, "Darbenin yedeğinde kimin iktidar, başbakan olduğunu, 1 Mayısları bayram diye bu millete kutlattığını, 12 Mart 1971 muhtırası verildiğinde, Meclis açıkken, Mecliste anayasa değiştirip, darbecilerin, cuntacıların talimatı doğrultusunda milletin anayasasına, hukukuna kimlerin ayar verdiğini de bu millet iyi biliyor. Kimin darbe şakşakçısı, kimin onlarla beraber iş tutuğunu da biliyor" diye konuştu. Bütün milletin 12 Eylül darbesinden mağdur olduğunu, sadece bir kesimin değil, 72,5 milyonun fatura ödediğini kaydeden Bozdağ, şunları söyledi: "27 Nisan e-muhtırası... Bunların yargılanmasını engelleyen bir yasa hükmü var mı? Yargılamayı Hükümet, Başbakan mı yapacak, soruşturmayı Hükümet mi açacak? Soruşturmayı açacak savcılar. Ama görüyoruz ki Türkiye'de bazı kişilere karşı soruşturma açmak cesaret istiyor, o cesareti gösteremediler. 1997'de Genelkurmaya gidip esas duruşta duranlar, o darbecileri alkışlayanlar onu açma cesareti gösterememişlerdir. Bizi niye itham ediyorsunuz? Hukuku işletmek durumunda olanlar orada, onlar soruşturma açtılar da biz ellerinden mi tuttuk. Buradan çağrıda yapıyoruz, zaman aşımı dolmadı, buyursun soruşturmalarını açsınlar. Bu ülkede darbe teşebbüsüyle yargılananların avukatlığını yapanlar var." Sıra kapaklarına vurdular Önerge üzerinde söz alan AK Parti Tokat Milletvekili Zeyyid Aslan, 12 Eylül'de "alnına tüfek dayatılarak uyandırılmış 15 yaşında bir çocuk olduğunu" söyledi. 12 Eylül'ün "katliam sembolü" olduğunu ifade eden Aslan, "Böyle bir süreci yaşatanlardan hesap sorma zamanı gelmedi mi? 12 Eylül ile hesaplaşmanın önünü açarak işkencecilerden hesap soralım. '12 Eylül'ü karanlığa gömeceğiz' diyenleri oy kabinlerinde görmek istiyorum" dedi. Aslan'ın Ozan Arif'in konuya ilişkin bir şiirini okuması sırasında MHP sıralarından protestolar yükseldi. Konuşma süresi dolan Aslan'a Başkan Mehmet Ali Şahin, selamlama için süre verdi. Aslan, bu sırada, "Kafeslerde insanlık dışı muameleye maruz kalmış Mustafaların annesinin yüreğini ferahlatmak için bu değişikliği yapalım" dedi. Aslan'ın bu sözleri MHP sıralarından yükselen protestoların artmasına neden oldu. MHP milletvekilleri sıralara vurarak protestolarını sürdürdüler. Başkan Şahin'in mikrofonunu kapattığı Aslan, Şahin'in uyarılarına rağmen kürsüden ayrılmayarak konuşmasını sürdürdü. Aslan'ı AK Parti milletvekilleri kürsüden alarak, kulise çıkardı. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Divana doğru giderek, Şahin'i tutumundan dolayı eleştirdi. Şahin, "Ne yapayım, ben mi ineceğim aşağıya? Mikrofonunu kestim" dedi. Tartışmalar oy kullanılması sırasında da devam etti. Şahin, "Millet bizi izliyor. Milletvekillerinin hareket etmesi gerektiği gibi hareket edin" diyerek uyarıda bulundu. Oy kullanma sırasında MHP Antalya Milletvekili Tunca Toskay, divana giderek Şahin'i olayla ilgili tutumu nedeniyle eleştirdi. CNN Türk - 6 Mayıs-2010 |
HSYK: "Savunmaya geçeriz..." Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili gerekli uyarıları yaptıklarını belirterek, "Üzerimize düşen savunma görevimizi yapmak zorundayız. Sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Özbek, HSYK binası girişinde, gazetecilerin HSYK'nın yapısını değiştirmeye yönelik anayasa değişikliği teklifinin TBMM'de kabul edildiğini anımsatmaları üzerine, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meclis çalışmalarının devam ettiğini ve çalışmaların sonuçlanmasını beklediklerini ifade eden Özbek, "Bugüne kadar yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerinin korunması adına gerekli uyarıları yaptıklarını" kaydetti. Özbek, yapılan anayasa değişiklikleriyle olumlu bir sonuç çıkmaması halinde üzerlerine düşen savunma görevini yapmak zorunda olduklarını belirterek, "Biz sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Nedir bu mücadele? Mücadele, en azından aydınlatma görevimiz var, onu yapmak zorundayız. Tarihe karşı vicdani sorumluluğumuz söz konusu olabilir. Yargı teşkilatına karşı vicdani muhasebeye düşmemek için elimizden geleni yapacağız. Bunu da kamuoyuyla paylaşacağız" dedi. Özbek, bir gazetecinin, Türk halkına vereceği bir mesaj olup olmadığını sorması üzerine, "Her zaman sağduyusuna güvendiğimiz milletimiz var" diye konuştu. Somut olarak yapmayı düşündükleri bir şey olup olmadığının sorulması üzerine de Özbek, "Bu konuda bir şey söylemenin TBMM iradesine karşı saygısızlık olacağını" ifade etti. Anayasa değişikliğinin 2. turunda, teklifin HSYK'nın yapısını düzenleyen 23. maddesi, 73 ret oyuna karşı 334 oyla kabul edilmişti. CNN Türk - 6 Mayıs 2010 |
Valiler Kararnamesi,11/5/2010 Resmi Gazete'de yayınlandı Valiler Kararnamesi, Resmi Gazete'de yayınlandı. Buna göre; Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'na İstanbul Valisi Muammer Güler, Iğdır Valiliği'ne İstanbul Emineyet Müdürü Valiler Kararnamesi, Resmi Gazete'de yayınlandı. Buna göre; Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'na İstanbul Valisi Muammer Güler, Iğdır Valiliği'ne İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, İstanbul Valiliği'ne Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Ankara Valiliği'ne Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, Siirt Valiliği'ne Bilecik Valisi Musa Çolak, Edirne Valiliği'ne Kocaeli Valisi Gökhan Sözer, Bilecik Valiliği'ne Bolu Valisi İbrahim Akpınar, Mersin Valiliği'ne Samsun Valisi Basri Güzeloğlu, Karaman Valiliği'ne Mülkiye Müfettişi Süleyman Kahraman, Düzce Valiliği'ne İller İdaresi Genel Müdürü Vasip Şahin, Karabük Valiliği'ne Üsküdar Kaymakamı İzzettin Küçük, Sakarya Valiliği'ne Edirne Valisi Mustafa Büyük, Muğla Valiliği'ne Karaman Valisi Fatih Şahin, Yozgat Valiliği'ne Siirt Valisi Necati Şentürk, Antalya Valiliği'ne Muğla Valisi Ahmet Altıparmak, Bolu Valiliği'ne Burdur Valisi İbrahim Özçimen, Diyarbakır Valiliği'ne Çorum Valisi Mustafa Toprak, Ağrı Valiliği'ne Şırnak Valisi Ali Yerlikaya, Burdur Valiliği'ne Bakanlık Müşaviri Süleyman Tapsız, Şırnak Valiliği'ne Tarım Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Vahdettin Özkan, Samsun Valiliği'ne Mersin Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Valiliği'ne Mali İdareler Genel Müdürü Ercan Topaca, Çorum Valiliği'ne Karabük Valisi Nurullah Çakır atandı. Ankara Valisi Kemal Önal, Yozgat Valisi Amir Çiçek, Iğdır Valisi Saffet Karahisarlı, Sakarya Valisi Hüseyin Atak ve Düzce Valisi Bülent Kılınç merkeze alındı. |
Çevre felaketi ABD ile BP arasında ipler gerildi http://img64.imageshack.us/img64/9527/fileashx.jpg Bir ayı geçti... ABD'nin Meksika Körfezi'nde batan petrol platformunda, binlerce litre petrol denize akmaya devam ediyor. Amerikan hükümeti ile British Petrol Şirketi arasında ipler gerildi. ABD İçişleri Bakanı Ken Salazar, BP için "Eğer gerekeni yapmadıklarını tespit edersek uygun şekilde ayaklarını kaydırırız" dedi. Salazar düzenlediği basın toplantısında, "BP'nin bu sorunu çözmek için elinden geleni yaptığından şüphe duymuyorum, çünkü bu durum dünyanın en büyük şirketlerinden birisi için bir varoluş krizi haline geldi. Ne yaptıklarını iyi bildiklerini düşünüyor muyum, hayır, tam olarak değil. BP'nin hampetrol sızıntısını ve kirliliğin yayılmasını durduramamasından dolayı öfkeli ve şaşkınım" diye konuştu. Kazanın üzerinden 33 gün geçtiğini, mühlet üstüne mühlet verildiğini ve İngiliz şirketinin denizaltına sızan petrolü kontrol edemediğini söyleyen Amerikalı bakan, "Eğer yapmaları gerekeni yapmadıklarını tespit edersek, onların uygun bir şekilde ayaklarını kaydırırız. Başta söz verdiğim gibi çizmemizi BP'nin boğazında tutmayı sürdüreceğiz" dedi. Salazar, Obama yönetiminin Houston'daki BP genel merkezine kirliliği durdurma çabalarına katkıda bulunması için bilimadamlarından oluşan bir ekip gönderdiğini de belirterek, bu ekibin sızıntının ve kirliliğin durdurulması için BP üzerinde baskı yapmayı sürdürdüğünü kaydetti. Bu arada, Meksika Körfezi'ndeki geniş çaplı petrol kirliliğini inceleyen Obama yönetiminin üç üst düzey yetkilisi de bölgeden döndü. BP yetkilileri ise hampetrol sızıntısının durdurulması için deniz tabanına yerleştirdikleri boru sisteminin baştaki gibi etkili çalışmadığını ve giderek daha az petrol toplandığını belirttiler. Yetkililer, sızıntı noktalarından günlük pompalanan hampetrol miktarının 350 bin litreden 216 bin litreye düştüğünü kaydettiler. Mühendisler de kirliliğin kıyılara yakın tatlı su bölgelerindeki yabanıl yaşama ulaşmaması için petrolü emen şamandıralar yerleştirmeye devam ediyorlar. Ancak tüm çabalara rağmen Louisiana sahillerinde bir pelikan sürüsü ile bazı tür kuş ve yumurtalarının petrolle kaplandığı, bölgeden gelen basın mensupları tarafından çekilen görüntülerde görülüyor. Louisiana sahillerinin 80 kilometre açıklarındaki Deepwater Horizon platformunun 22 Nisanda bir patlamanın ardından batmasının ardından hergün denize 5 bin varil (800 bin litre) hampetrol sızması büyük bir çevre felaketi tehdidi oluşturuyor. CNN Türk - 24 Mayıs 2010 |
Fethiye'de 2 yamaç paraşütü kayalıklara çakıldı Muğla'nın Fethiye ilçesindeki Babadağ'da pilotların kontrollerini kaybettiği iki yamaç paraşütü kayalıklara çakıldı. Helikopterin iniş yapamadığı bölgede, yaralanan 4 kişiden 2'si kurtarıldı. Ekiplerin ulaştığı diğer yaralı pilot ve yolcusunun kurtarılması ise kısıtlı görüş mesafesi ve kayalık arazi nedeniyle bugüne kaldı. Babadağ'a çıkan 25 yaşındaki İngiliz Catherina Deways ve ismi henüz belirlenemeyen 75 yaşındaki bir kişi, pilotlar Serkan Akan ve Ramazan Okşak ile 1900 metre yükseklikten dün saat 17.30 sıralarında arka arkaya havalandı. Kısa süre sonra sise giren iki pilot, paraşütlerin kontrolünü kaybedince kayalıklara çakıldı. Farklı bölgelere düşen paraşütlerdeki 4 kişi vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı. Helikopter karanlık ve sis yüzünden kullanılamayınca jandarma ve akut ekibi harekete geçti. Ekipler Serkan Akan ve yolcusu İngiliz Catherina Deways'a 5 saatlik aramadan sonra ulaştı. Yaralılar, sedye ile ambulansa taşındıktan sonra hastaneye kaldırıldı. Farklı bölgeye düşen pilot Ramazan Okşak ve yolcusuna ise gece yarısı ulaşıldı. Ancak karanlıkta yaralıları kayalıklardan indirmenin tehlikeli olacağı düşüncesiye çalışmalara ara verildi. Sağlık durumları iyi olan ve ateş yakan iki kişi helikopterle kurtarılmaya çalışılacak. CNN Türk - 24 Mayıs 2010 |
7 gün içinde deprem olabilir 2008 yılında Çin’de ve geçen yıl da İtalya’da meydana gelen depremlerden önce kurbağaların büyük sürüler halinde göç etmelerinden yola çıkan bazı bilim adamları, çok yakın bir zaman içinde Türkiye ve Yunanistan’da yeni bir deprem meydana gelebileceğini ileri sürdü. Yunan medyasını harekete geçiren olay, önce gece milyonlarca kurbağanın Selanik yakınlarındaki Langada kentinde bir otoyolu kapatmasıyla meydana geldi. Kurbağaları çiğnemek istemeyen üç araç kaza yapınca otoyol bir süre trafiğe kapandı. Ancak asıl gerginlik bundan sonra başladı. Bir grup İngiliz bilim adamının geçen ay yayınladığı, kurbağalarla depremler arasında doğrudan bağlantı kuran raporu hatırlatan bazı sismologlar Türkiye ve Yunanistan’da 24 saat içinde deprem meydana gelebileceğini iddia etti. İngiltere’deki Açık Üniversite’den bir grup bilim adamı, geçen ay yayınladıkları bir raporda, kurbağaların depremi önceden sezebildiğini ileri sürmüşlerdi. Rapora göre, 6 Nisan 2009′da İtalya’nın Aquila kentinde meydana gelen ve 300 kişinin ölümüne, 40 bin kişinin de evsiz kalmasına yol açan depremden birkaç gün önce bölgedeki kurbağalar göç etmişti. Aynı rapora göre, 5 Mayıs 2008′de de Çin’in orta bölgelerinde kurbağa göçü yaşanmış ve 12 Mayıs’ta orta Çin’de 12 bin kişinin ölümüne yol açan büyük deprem meydana gelmişti. Kaynak: Sabah Gazetesi |
Keşan sallandı: "Endişeye gerek yok" Edirne'nin Keşan ilçesinde 4.4 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 08.10'da, merkez üssü Keşan ilçesi olan 4.4 büyüklüğünde, orta şiddette bir deprem meydana geldi. Keşan Kaymakamı Metin Borazan, ilçede meydana gelen orta şiddetli depremin herhangi bir hasara yol açmadığını bildirdi. Kaymakam Borazan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saat 08.10'da meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki depremi kendisinin de hissettiğini belirterek, "Ancak, herhangi bir hasar söz konusu değil" dedi. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sedat İnan ise sabah Keşan'da 4.4, İpsala'nın İbriktepe beldesinde 3.6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerin normal olduğunu söyledi. Türkiye'de her gün onlarca küçük çapta depremin meydana geldiğini, bunların bir çoğunun hissedilmediğini vurgulayan İnan, bu tür depremlerin yıkıcı bir özelliğe sahip olmadığını belirtti. İnan, "Bu depremler, daha büyük depremlerin öncüsü değil. Halkın endişe etmesine gerek yok" diye konuştu. CNN Türk - 29 Mayıs 2010 |
İsrail yardım gemisine saldırdı: 16 ölü İsrail güçleri, "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" kampanyası kapsamında Gazze'ye insani yardım malzemesi götüren 6 gemilik filoya müdahale etti. İsrail televizyonları, saldırıda en az 16 kişinin öldüğünü açıkladı. Türk Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gaby Levi'yi Bakanlığa çağırdı. İsrail'in İstanbul Başkonsolosluğu önünde ise protesto gösterisi var. İsrail'in açıklama yapması bekleniyor. İsrail askeri, gemilere operasyon düzenlendi. Hücüm botlar ve helikopterle gemiye gelen askerler, geminin üzerine çıkarak ateş açtı. Olayda İsrail askerlerinin açtığı ateş nedeniyle 1 kişi başından vuruldu. Anadolu Ajansı da gemide 2 kişinin öldüğünü belirtti. İsrail televizyonlarına göre ise ölü sayısı 16. Çatışmada en az 30 kişinin de yaralandığı belirtiliyor. Olay anında savunmasız bulunan yardım gönüllüleri büyük panik yaşadı. "Mavi Marmara" gemisinde 800 yolcunun bulunduğu belirtiliyor. Televizyonlarda yer alan haberlerde de bir helikopterden bazı askerlerin ellerinde silahla iple sallanarak gemiye indiği ve geminin iç taraflarına geçtiği görüldü. Daha önce insani yardım filosundaki gemilerden sadece "Mavi Marmara" gemisiyle bağlantı kurulabilirken, şu an bu gemi ile de bir bağlantı kurulamıyor. İsrail'den ilk açıklama geldi İsrail hükümetinden konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmazken, İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Binyamin Ben Eliezer, saldırının ardından meydana gelen ölümlere üzüldüğünü söyledi. Ben Eliezer, ordu radyosuna yaptığı açıklamada, "Görüntüler kesinlikle hiç hoş değil. Ben ancak ölümlere üzüldüğümü söyleyebilirim" dedi. Ben Eliezer, dün gece yarısı sonrası İsrail donanması askerlerinin saldırısından sonra açıklama yapan İsrailli ilk üst düzey yetkili oldu. İsrail'den ölü veya yaralı sayısına ilişkin de herhangi doğrulama veya yalanlama da gelmedi. Bu arada İsrail ordusundan "Mavi Marmara" gemisine yapılan uyarı basına verildi. Öte yandan İsrail Kanal 2 televizyonu, gemilerden sadece Mavi Marmara'da olaylar meydana geldiğini, diğer 5 gemidekilerin direnmeden İsrail askerlerine teslim olduğunu da aktardı. Aynı televizyon, Marmara gemisindekilerin İsrail komandolarını taşlar, uzun bıçaklar ve sopalarla beklediğini, hatta birkaç el silah sesi duyulduğunu da öne sürdü. "Filoya karşı zafer kazanıldı" Bu arada gemide üyesi, Knesset milletvekili Hanen Zubi bulunan Balad partisinin Başkanı Muhammed Bereke, "İsrail Başbakanı ve Savunma Bakanını 'sivil bir filoya karşı kazandığı parlak zaferi' nedeniyle kutladığını" söyledi. Bereke, yaptığı açıklamada, "filoya katılanlardan bazılarının ölümüne yol açması nedeniyle, İsrail'in korsan hükümetinin, ülkeyi uluslararası ve insani hukukun gerisine düşürdüğünü" ifade etti. Bereke, "Bibi (İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu) ve (İsrail Savunma Bakanı Ehud) Barak gibi tiranlar, kendilerine ancak tarihin çöplüğü içinde yer bulacaklardır" diye konuştu. Bu arada Kanal 10 televizyonu, gözaltına alınanların bir kısmının cezaevlerine konulması için hazırlıklar yapıldığını duyurdu. Televizyon ayrıca, Gazze Şeridi'nden botların denize açılmasını önlemek için, Gazze kıyılarının da tümüyle abluka altına alındığını kaydetti. Kanal 2 televizyonu, gemidekilerin daha önce söyledikleri gibi pasif bir direniş içinde olmadıklarını, askerlere bıçak ve çubuklarla saldırdıklarını da ifade etti. İsrail televizyonları ve radyoları, Ankara ve İstanbul'da protesto için toplanan kalabalıkları ve Ankara'daki İsrail büyükelçisinin Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldığını da haberlerinde duyurdular. Uyarı mesajı yayınlandı Akşam saatlerinde ise İsrail radyosu, konvoya yapılan uyarı mesajını yayınladı. Radyoda yayınlanan mesaja göre, İsrail'in Hayfa limanından ayrılan hücumbotlar, gemileri ablukaya uymaları için uyardı. Mesajda, "Bu emre uymaz ve abluka sınırına girerseniz, İsrail donanması ablukayı delmenizi engelleyecek önlemleri alacaktır" denildi. Konvoyun lideri Türk gemisi Mavi Marmara'dan yapılan açıklamalarda, İsrail gemilerinin konvoyu taciz ettiğini belirtmişti. Füze taşıma kapasitesine sahip 3 İsrail gemisi, cuma gününden bu yana Hayfa'da bekletiliyor. İsrail daha önce, filoya müdahalenin, Gazze'nin 68 mil açığından itibaren yapılabileceğini, gece karanlığından faydalanılacağını açıklamıştı. Başbakanlık'ta acil toplantı İsrail'in müdahalesinin ardından Başbakan Vekili Bülent Arınç'ın başkanlığında yapılan ve İskenderun'daki askeri birliğe terör saldırısı ile İsrail'in yardım gemilerine saldırısının değerlendirildiği toplantı sona erdi. Başbakanlık Merkez Bina'da yaklaşık 2 süren toplantıya, Başbakan Vekili Arınç ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz ve Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Nusret Güner ile ilgili bürokratlar katıldı. Toplantıya ilişkin açıklama yapılması bekleniyor. İsrail Büyükelçisi Bakanlığa çağırıldı Dışişleri Bakanlığından edindiği bilgiye göre, Brezilya'dan ABD'ye geçmekte olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, konuyu yakından takip ederek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü bilgilendirdi. Yardım gemilerinden doğrudan bilgi akışının devam ettiği, gelişmeler hakkında arama kurtarma merkezinden kriz masasına ulaşan bilgilerin değerlendirildiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığının, kısa bir süre içinde olayla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor. Hamas müdahaleyi kınadı Bu arada, Gazze'deki Hamas hükümetinin lideri İsmail Haniye, İsrail güçlerinin Gazze'ye yardım getiren gemilere müdahalesini kınadı. Haniye, müdaheleyi "acımasız bir saldırı" olarak niteledi. Haniye, basına yaptığı açıklamada, "BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'u, bu gemilerde bulunan dayanışma gruplarını korumak ve Gazze'ye güvenle gelmelerini sağlamak konusunda sorumluluklarını üstlenmeye çağırıyoruz" diye konuştu. Hamas ayrıca, İsrail askerlerinin Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırısının ardından Araplara ve Müslümanlara, İsrail büyükelçiliklerinin önünde "başkaldırı" çağrısında bulundu. CNN Türk - 31 Mayıs 2010 |
İsrail devlet radyosu: "610 kişi cezaevinde" İsrail'in dün sabaha karşı Gazze'ye yardım götüren 6 gemiye düzenlediği saldırının ardından, 368'i Türk 610 kişi gözaltında ve halen Ber Şeva'daki cezaevinde tutuluyor. Türkiye'nin İsrail Büyükelçiliği yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 368 Türk vatandaşı Ber Şeva cezaevinde tutuluyor. Büyükelçilik yetkilileri, şu ana kadar Türkiye'ye gönderilen vatandaşların sayısının 19 olduğunu da belirtti. İsrail basını, gemi yolcularından 610 kişinin Ber Şeva'da cezaevinde olduğunu; bunların sınır dışı edileceğinin ya da haklarında yasal bir önlem alınacağının henüz belli olmadığını belirtti. Radyo, gemi yolcularından onlarcasının ülkelerine gönderilmek üzere Ben-Gurion Havalimanına yollandığını da kaydetti. Bazı kaynaklar ise halihazırda 45 kişinin ülkelerine gönderildiğini, 3 kişinin ise uçak beklediğini ifade etti. Radyo ayrıca, İsrail polisinin gemi yolcuları arasında bulunan, İsrail'deki İslam Hareketi'nin Kuzey Şubesi sorumlusu Şeyh Raid Salah ile yine İsrail'deki Arap Yüksek İzleme Komitesi Başkanı Muhammed Zeydan'ın gözaltı halinin 4 gün daha uzatılmasını istediğini duyurdu. 45 yolcu tedavi altında İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırısının ardından, çoğu Türk 45 yolcunun çeşitli hastanelerde tedavi altında olduğu bildirildi. İsrail devlet radyosundaki haberde, olay sırasında 6 İsrail askerinin yaralandığı belirtilirken 480 yolcunun Aşdod'da bir cezaevinde toplandığı, 48 kişinin de ülkelerine sınır dışı edilmek üzere Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'na götürüldüğü kaydedildi. Haberde, Aşdod'da tutulan kişilerin gün içinde sorgulanacağı, İsrailli yetkililerin bu kişilerin serbest bırakılıp bırakılmayacaklarına ya da soruşturma açılıp açılmamasına karar vereceği de ifade edildi. Bu arada, İsrailli Arapların İsrail'i protesto etmek için bugün geçerli olacak bir genel grev çağrısında bulunduğu, polisin de olası düzensizliklere karşı alarma geçirildiği belirtildi. Fransa İsrail'den ne istedi? Öte yandan Fransa, İsrail'den, Gazze'ye insani yardım götürürken baskın düzenlenen gemilerde bulunan ve gözaltına alınan vatandaşlarının, konsolosluk yetkilileriyle görüştürülmesini talep etti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bernard Valero, Fransız konsolosluğundan bir yetkilinin, İsrail'in güneyindeki Beerşeba'daki gözaltı merkezinde bulunan Fransız vatandaşlarıyla temasa geçmeye çalıştığını söyledi. Valero, yardım gemisinde 10 Fransız vatandaşının gözaltına alındığını tahmin ettiklerini belirtti. Gemide bulunan bir Fransız vatandaşının, İsrail'e tekrar geri dönmeyeceği yolunda bir yazı imzalamasının ardından İsrail'den ayrılmasına izin verildiğini kaydeden Valero, gemide olduğu tahmin edilen diğer bir Fransız vatandaşıyla ilgili şu ana kadar bilgi alınamadığını söyledi. Valero, meydana gelen olayların, Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu sözlerine ekledi. Mısır, Gazze sınırındaki refah sınır kapısını açıyor Öte yandan, Mısır'ın sürpriz bir şekilde, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in talimatıyla Gazze Şeridi ile arasındaki Refah sınır kapısını açması kararının ardından, kapının bugün geçişlere açılacağı bildirildi. Gazze'deki yönetimin İçişleri Bakanlığı, İsrail donanmasının bölgeye yardım getiren gemilere uyguladığı; 9 kişinin ölümü ile sonuçlanan operasyonun ardından alınan genel grev sebebiyle, kapının bugün değil; yarın açılacağını bildirdi. CNN TÜrk - 1 Haziran 2010 |
Nazım Hikmet mezarı başında anıldı Türkiye'nin dünyaca ünlü şairi Nazım Hikmet Ran, ölümünün 47. yılında Moskova'daki mezarı başında anıldı. Rus-Türk İşadamları Birliğinin (RTİB), Türkiye'nin Moskova Büyükelçiği ile organize ettiği anma törenine, aralarında Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı ve sanatçı Edip Akbayram'ın da bulunduğu yüzlerce kişi katıldı. Bu yıl katılımcı sayısının önceki yıllardan çok daha fazla olduğu dikkat çekti. Törende, Büyükelçi Akıncı, Türkiye ve Rusya arasındaki dostluğu temsil etmesi amacıyla mezarlığa tahta bir kafes içinde getirilen beyaz güvercinleri serbest bıraktı. Akıncı, güvercinlerin kapak açılmasına rağmen uçmaması üzerine, "Anlaşılan Türk-Rus dostluğunu bir tek güvercinler istemiyor" esprisini yaptı. Büyükelçi Akıncı, Nazım Hikmet'in mezarına karanfil bıraktıktan sonra yaptığı konuşmada, Nazım Hikmet'in her şeyden önce vicdan sahibi bir insan olduğunu belirterek, "Nazım, insanın çıkarını düşünen, halkın çıkarını düşünen bir insan. Bu yüzden hayatı boyunca hesap vermek zorunda kalmış ve baskıya maruz kalmıştır" dedi. Nazım Hikmet'in, 1928 yılında Sovyetler Birliği'nden Türkiye'ye gelir gelmez tutuklandığını hatırlatan Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Daha sonra uzun bir hapis dönemini geçirdikten sonra 1951 yılında özlemle geldiği Sovyetler Birliği'nde tekrar şüpheyle karşılanmıştır. Nazım Hikmet, Sovyetler Birliği'ne tekrar geldiğinde Stalin'e Merkez Komite tarafından 1936 yılına kadar olan faaliyetleri için bir rapor veriliyor ve orada Nazım Hikmet için kullanılan sözler şu: Bürokratik görevini yapmaz; ayrı parti kurmaya çalışıyor. 1951 yılında Sovyetler Birliği'ne tekrar geldikten sonra bir gençlik festivaline gideceğini söyler. Orada, yanında hareketlerini rapor etmekle görevli biri de var. O da raporunda şunu yazıyor: Nazım Hikmet Türkiye'den gelen 5 kişiyle konuştu. Ben yanlarına gelince sustular. Ayrıca Fransız komünistleriyle, İsrail ve Suriye komünistleriyle de Fransızca konuştu. Ben anlayamadım. Yani hareketleri şüpheliydi diye. Stalin öldükten sonra Komünist Partinin 20. kongresinde Kruşçev iktidara geldikten sonra Nazım Hikmet artık putların yıkıldığını düşünerek bir şiirinde, Stalin için 'Taştan ve bronzdandı. Belirli bir ölçüdeydi. 5 santimetreden bir metreye kadardı' ifadesini kullanıyor. 1955 yılında 'İvan İvanoviç Var mıydı' diye bir oyun yazıyor ve bu oyun çeşitli değişikliklerden sonra 1957 yılında sahneye konabiliyor. Sahneye konduktan sonra 5 defa oynuyor ve ondan sonra kaldırılıyor. Niye? Bürokratizmi eleştirdiği için. Sovyetler Birliği Komünist Partisinin o ana kadarki hareketlerini eleştirdiği için." Nazım Hikmet'in, düşüncelerini savunduğu için anavatanı Türkiye'de ezildiğini ve horlandığını kaydeden Akıncı, "Asıl ikinci vatanı olarak bildiği Sovyetler Birliği'ne geldiği zaman da devamlı takibat içinde. Nazım bir şiirinde, 'Yürekleri ve kulakları sağır' ifadesini kullanıyor. Onun bu sözlerinden de esinlenerek, 'Nazım Hikmet'in yüreği ve kulakları hiç bir zaman sağır olmadı' diyorum. Her zaman halkın vicdanı oldu" ifadesini kullandı. RTİB Başkanı Ali Tunç Can da yaptığı konuşmada, Nazım'ı, ölümünün 47. yılında ilk defa Türk Büyükelçiğinin etkin desteğiyle andıklarını vurguladı. Can, Nazım'ın kendilerini onurlandıran ve Türklerin de böyle bir sanatçı yetiştirebileceğini dünyaya gösteren bir insan olduğunu belirterek, "Ölümsüzlüğe gidişinin 47. yılında ilk defa Türk Büyükelçiliğinin de çok etkin desteğiyle RTİB olarak düzenlediğimiz bu etkinlik, bugüne kadar yapılanların en büyüğüdür. Bunu önümüzdeki yıldan itibaren daha da büyütmeyi düşünüyoruz. Zira Nazım bıraktığı mirasla Rus ve Türk hakları arasında bir kültür köprüsü oluşturmuştur" diye konuştu. -EDİP AKBAYRAM- Sanatçı Akbayram da gazetecilerin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, Nazım Hikmet'in Rusya ve Türkiye arasında çok büyük bir ağırlığının bulunduğunu belirterek, "Nazım dediğiniz zaman Rusya, Moskova, Nazım dediğiniz zaman Türkiye... İkisinin bir arada kaynaşması tabii kültürel anlamda olsun, insanlık adına olsun çok büyük birleşim" dedi. Akbayram, dünyanın hemen bütün ülkelerinde şu ana kadar iki kez konser verdiğini ancak bugün Nazım severlerle birlikte kendisini Moskova'da mezarı başında anma şerefini yaşadığını belirterek, "Nazım bir kere bütün dünya ülkeleri arasında şiirleriyle köprüyü kurmuş bir insan. Şu an gördüğüm kadarıyla Novodeviçi'deki mezarı tam Nazım'ın konumuna, ağaçların altında mutlu bir şekilde yaşıyor. O ölmedi. Sanatçılar eserleriyle var ve biz Nazım'ı öldü olarak düşünmüyoruz" diye konuştu. Nazım'ın vasiyetinde belirttiği gibi, mezarının Anadolu'da bir çınar ağacının altında bulunmasının hem ona, hem Nazım severlere hem Türkiye adına çok onur verici bir yaklaşım olacağını kaydeden Akbayram, "Ama Türkiye'deki kültüre ve sanata bakış açısına baktığınız zaman Nazım'ın mezarının başına en ufak bir şey gelirse... Çünkü bunun en somut örneği, Ruhi Su'nun mezarının taşlarını kırıyorlar, Aşık Mahsuni'nin mezarında birtakım tahrifatlar yapıyorlar ama her şey güzel olur. Kültürün sanatın üst boyutta olduğu bir Türkiye olursa neden olmasın" görüşünü ifade etti. Akbayram, bir başka soru üzerine, Türkiye'nin, kültür değerlerini hep öldükten sonra sahiplenmeye başladığını belirterek, "Türkiye, bütün değerlerini kaybettikten sonra anlıyor. Ben bütün dünyayı geziyorum ve Türkiyeliyim dediğim zaman akla Nazım Hikmet geliyor, Yılmaz Güney geliyor, Ruhi Su geliyor. Bunlar kendi ülkemin yetiştirdiği bir daha yeri doldurulamayacak değerler ama biz bu değerleri öldükten sonra içimize sokmaya çalışıyoruz. Sanatçı yaşarken vardır ve onun bir cam fanusun içinde korunması lazım. Yani kültürel anlamdaki bakış açımızın daha ciddi boyutlarda olması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu. Gazeteci-yazar Hakan Aksay da törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, kendilerinin uzun süredir dile getirdiği kültür merkezleri açma konusunu nihayet gerçekleştirme aşamasına geçtiğini belirterek, Moskova'da Kültür Merkezi'nin, "Yunus Emre Kültür Merkezi" yerine "Nazım Hikmet Kültür Merkezi" şeklinde açılmasını önerdi. Törende, Nazım'ın şiirleri okunup hayat hikayesi anlatıldıktan sonra katılımcılar, mezara sırayla karanfiller bıraktı. Nazım Hikmet'in ölüm yıl dönümü dolayısıyla Sumru Ağıryürüyen ve arkadaşları bu akşam, Edip Akbayram da yarın akşam bir konser verecek. |
İstanbul'da yağış can aldı! 3 ek İstanbul'da 2 gündür etkili olan sağanak yağışın bu gece hafiflemesi, ancak yarın sabah saatlerinden itibaren yeniden kuvvetlenmesi bekleniyor. Yağış daha çok Anadolu Yakası'nda etkili olurken, yollardaki su birikintileri yüzünden sürücüler zor anlar yaşıyor. Kadıköy'de Kurbağalıdere'nin taşan sularına kapılan bir belediye işçisi hayatını kaybetti. İşçinin cesedini arama çalışmaları sürüyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Cerrahi Biyokimya Merkez Laboratuvarı'nda da zemin kayması yaşandı. ![]() ANADOLU YAKASI: İstanbul'da özellikle Anadolu Yakası'nda etkili sağanak nedeniyle Kadıköy'deki Kurbağalıdere, Yeni Salı Pazarı'nın kurulduğu yere yakın bölümde taştı. Taşma sonucu sular, Fikirtepe Köprüsü ile Mandra Caddesi'ni etkisi altına aldı. Köprü ve Mandra Caddesi'ndeki onlarca araç mahsur kaldı. Mahsur kalan araçlar ile içindekilerin kurtarılması için olay yerine çok sayıda iş makinesi, itfaiye aracı, ekip ve ambulans sevk edildi. Kurtarma çalışmaları sürdüğü sırada Ataşehir Belediyesi çalışanı Mevlüt Macit, vatandaşları uyarırken suya kapıldı. Suların sürüklemeye başladığı Macit, ekipler ve vatandaşlarca takip edilerek sudan alınmaya çalışıldı. Ancak bir süre sonra dere suları arasında gözden kayboldu. ![]() Vatandaşı arama çalışmaları ile Fikirtepe Köprüsü ve Mandra Caddesi'ndeki kurtarma, su tahliyesi ve araçların kaldırılması çalışması sürdürülüyor. Mevlüt Macit'in (45) bulunması amacıyla Yoğurtçu Parkı'nın yanındaki köprünün altında dere içinde set oluşturuldu. Ancak 2 dalgıç polis ile derede yapılan aramalarda evli ve 3 çocuk babası Macit'e ulaşılamadı. CHP Parti Meclisi üyesi Gürsel Tekin de, Kurbağalıdere'nin koruma bandı olması gereken alanlarının bir süredir toprak döküm sahası olarak kullanıldığını belirterek, 1 işçinin kaybolduğu su taşkınından, dere kenarlarında koruma bantlarının yok edilmesine göz yuman ve yeşil alanları imara açanların birinci derece sorumlu olduklarını öne sürdü. Ataşehir'de de dere taştı Ataşehir Yenisahra Mahallesi'nden geçen Örnek Deresi'nin taşması sonucu çevredeki çok sayıda ev ve işyerini su bastı. Sel nedeniyle bir işyerinin duvarları çökerken Yenisahra Stadı da su altında kaldı. Belediye ekipleri iş makineleri ile dere yatağını temizlemeye çalışıyor. Bazı semtlerde ise aşırı yağışlar nedeniyle rögar kapakları patladı. Cadde ve sokaklar üzerinde oluşan su birikintileri nedeniyle trafikte uzun kuyruklar oluştu. ![]() Kartal ve Tuzla sular altında... Şiddetli yağış nedeniyle D 100 karayolu Cevizli Köprü mevkii sular altında kaldı. Trafikte uzun kuyruklar oluşurken, araç trafiği tek şeritten kontrollü olarak verildi. Yağış o kadar şiddetli devam etti ki Anadolu yakasının her yerinden itfaiye ekiplerine ihbar yağdı. Tuzla'da 34 ZR 8034 plakalı TIR'la kestirme bir yoldan gitmek isteyen Şerafettin Düzköylü sular birden yükselince selin ortasında mahsur kaldı. Aracın lastiklerine çıkarak kurtarılmayı bekleyen sürücünün imdadına itfaiye ekipleri yetişti. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, bellerine bağladıkları halatla suya girip su birikintisinin ortasındaki aracın yanına ulaştı. Yaklaşık 1.5 metre derinliğindeki suyun içinde aracın üzerinde kurtarılmayı bekleyen sürücüye çizme verildi. Şerafettin Düzköylü çizmeleri giydikten sonra yanındaki itfaiye eriyle birlikte suya atladı. İtfaiye ekipleri mahsur kalan vatandaşı halat yardımıyla kıyıya çekerek kurtardı. İtfaiye ekipleri Şerafettin Düzköylü'yü kurtarmak isterken mahsur kalan sürücü kendi canından çok aracını düşündü. Düzköylü itfaiye ekiplerine aracında çekilmesini isterken, itfaiye bu istek karşısında şaşırdı. Kıyıya çıkarılan Şerafettin Düzköylü, trafik sıkıştığı için kestirme yoldan gitmeye çalıştığını ancak birden suların yükseldiğini söyledi. AVRUPA YAKASI: Avrupa yakasında da başlayan yağış, kentin her iki yakasında trafiği olumsuz etkiliyor. İtfaiye ve polis ekiplerinin çalışmaları sürüyor. Öte yandan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Cerrahi Biyokimya Merkez Laboratuvarı'nda zemin kayması yaşandı. İki katlı laboratuvarın bodrum katındaki duvarlarda da çatlak meydana geldi. Hastane özel güvenlik birimi laboratuvar önünde güvenlik önlemi alırken, hastalar acil içerisinde bulunan laboratuvara yönlendiriliyor. OKULLAR TATİL EDİLECEK Mİ? İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, sağanağın Anadolu yakasında etkili olduğunu belirterek, "İlçe milli eğitim müdürleriyle görüşüyorum. Henüz okulların tatil edilmesi yönünde kararımız yok" dedi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da, İstanbul'da sağanak nedeniyle okulların tatil edilip edilmeyeceğiyle ilgili olarak, "Bugün itibarıyla durumu İstanbul Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile oluşturduğu şartlar çerçevesinde değerlendirir ve karar verir" diye konuştu. 30 dakikada 45 kilogram yağış düştü Bu arada İstanbul Afet Koordinasyon Merkezi'nden kenti etkileyen yağışla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada şöyle denildi: "İstanbul'u dün etkisi altına alan yağış bugün sabah saatlerinde etkisini arttırarak devam ediyor. Sağanak yağış özellikle Anadolu bölgesinde etkili oldu. D-10 karayolu Tuzla, Pendik, Kadıköy Uzun Çayır, Unkapanı köprüsü, Üsküdar, Kurbağalıdere ve Küçüksuderesi taştı. Bölgede mahsur kalan araçlar itfaiye ve yol bakım ekipleri tarafından çekildi. Yağışların etkili olduğu bölgelerde 1278 ihbar İSKİ, İtfaiye ve Yol Bakım Onarım Müdürlüğü ekipleri tarafından değerlendirildi. İstanbul'a son 30 dakika 45 kg yağış düştü. Son iki günde İstanbul'a metrekareye 135 kg yağış düştü" METEOROLOJİ UYARDI Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, İstanbul'da halen aralıklarla devam eden sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışların öğle saatlerine kadar süreceği bildirildi. Yetkililer vatandaşları, ani sel, su baskını, yıldırım ve heyelan gibi olası tehlikelere karşı uyardı. CNN Türk - 08 Haziran 2010 |
Elazığ şehitleri son yolculuklarına uğurlandı Elazığ'daki terör saldırısında şehit olan iki asker ile hayatını kaybeden bir kadın için 3 ilde tören yapıldı. Yüksekova ve Ergani'deki törenlerde ağıtlar yükseldi. İkisi de o bölgenin çocuğuydu. Terör hiç peşlerini bırakmadı. Elazığ'daki saldırıda ikisi de şehit düştü. Elazığ'daki saldırıda şehit olan jardarma er Süleyman Akan, Yüksekovalıydı. 24 yaşında bir çocuk babasıydı. Terör yüzünden göç edenlerin kaldığı Doğanlı kampında ailesiyle yaşıyordu. 7 yıl önce babası kaybeden Akan evin reisiydi. 7 ay önce askere gitti. Pusuya düşürüldü. Onun şehit haberi, ailesini yasa boğdu. Doğanlı kampından Kürtçe ağıtlar yükseldi. Süleyman Akan'ın cenazesi Kamışlı köyünde düzenlenen törenle toprağa verildi. Kürtçe ağıtların yükseldiği diğer yer ise Diyarbakır'ın Ergani ilçesiydi. Elazığ şehidi Zülküf Mutlu'nun köyünde yas vardı. 21 yaşındaki Zülküf 2 buçuk ay sonra terhis olacaktı. Ancak evine cenazesi geldi. Aksoy'un cenazesi Ziyaret köyünde yapılan törenin ardından toprağa verildi. Elazığ'daki çatışmada 70 yaşındaki Şerife Gezici de hayatını kaybetti. Ttürbe ziyareti için ailesiyle Yoğunağaç köyüne gidiyordu. Ateş altında kaldı. 5 yaşındaki torunu Mazlum Gezici'ye siper oldu. Onun canını kurtardı ama boynundan aldığı kurşunla öldü. Gezici'nin cenazesi Karakoçan'da yapılan törenin ardından defnedildi. Elazığ'ın Karakoçan ilçesindeki Seyrantepe Barajı'nın güvenliğini sağlayan time PKK'lı teröristler tarafından pusu kurulmuştu. Teröristlerin açtığı ilk ateşte 2 asker şehit olmuş, 1 sivil kadın ölmüştü. CNN Türk - 25.06.2010 |
http://i.tmgrup.com.tr/tk/2010/07/02/Haber/664365714722.jpg?664725245972 Haluk Levent tutuklandı Şarkıcı Haluk Levent, bir borcu nedeniyle başlatılan icra takibi kapsamında tutuklandı Ataşehir'deki konseri sonrası Ankara 5. icra mahkemesinin çıkardığı yakalama kararı gerekçesiyle gözaltına alınarak Kadıköy Adliyesi'ne getirilen ünlü şarkıcı Haluk Levent 600 bin TL icra borcunu ödeyemediği için tutuklanarak Ümraniye cezaevine gönderildi. Ataşehir Belediyesi'nin düzenlediği 2. Kardeş Türküler Festivali kapsamında dün gece konser veren şarkıcı Haluk Levent, hakkında yakalama kararı uyarınca gözaltına alınmıştı. Saat 14.00 sıralarında gözaltında tutulduğu Ataşehir Asayiş Büro Amirliği'nden çıkarılan Haluk Levent, Ankara 5. İcra Mahkemesinin 600 bin TL'lik borcunu ödemediği gerekçesi ile verdiği tutuklama kararı uyarınca Kadıköy Adliyesi İnfaz Bürosu'na getirildi. Kadıköy Adliyesi İnfaz Bürosu'nda saat 14.00-17.00 saatleri arasında polis denetiminde bekleyen Haluk Levent'in serbest kalması için menajeri, şoförü ve yakınları seferber oldu. Levent'in cezaevine girmemesi için gerekli olan para, tamamlanamadı. Gözaltında tutulduğu süre içinde 120 bin TL'yi dosyaya yatırdığı belirtilen Haluk Levent'in, geri kalan parayı denkleştiremediği için saat 17.00 sıralarında Ümraniye Cezaevine gönderildi. Tutuklama kararının ardından sivil polislerin nezaretinde Kadıköy Adliyesi önünde basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan Haluk Levent, "Bu borç çoktan ödenmişti. Yani yaklaşık 50 bin TL'lik borç para ödendiği halde 600 bin TL'ye dönüştü. İcra dosyası 600 bin TL'lik bir rakam. Bugün biz parayı denkleştiremedik. Bu parayı şu an ödemeyi de düşünmüyorum. Anlaşma yapmayı düşünmüyorum. Kanunun bana verdiği ne varsa bu cezayı çekmeye razıyım. Cezaevine gidiyorum. Halkımı hep benim problemlerimle borçlarımla meşgul ettiğimi düşünüyorum ve bu nedenle çok özür diliyorum. Elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Bu nedenle diyeceğim tek şey icra davası dosyasını çözerim konserlerime de dönerim. Bugün Barış Akarsu festivalinde konserim vardı. Çok üzülüyorum. Böyle bir şey beklemiyordum bu nedenle de çok üzülüyorum. Ben düne kadar kendimi kontrol ediyordum. Savcılığa kadar da gittim. Hakkımda bir problem var mı diye öğrenmeye de gittim. Bana yok dediler. Bir anda alındım. Enteresan bir şey oldu ama olsun. Herkese teşekkür ederim" dedi. Açıklama sonrası görevli sivil polislerle birlikte polis otosuna bindirilen Haluk Levent Ümraniye Cezaevi'ne götürüldü. AA / 02 Temmuz 2010, Cuma - 18:36 |
‘Birleştirme kesinleşmedi’ itirafını tutanaktan sildirdi . ERZİNCAN BAŞSAVCISI CİHANER’İN YARGITAY’DAKİ DAVASINDA HUKUK SKANDALI YAŞANDI Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ülker, “Birleştirme kararı kesinleşmedi” deyince sanık avukatı “Böyle derseniz tahliyeler tehlikeye girer” diye uyardı. Bunun üzerine Ülker tutanaktan kendi sözünü çıkardı Fotokopi belgelerle Erzincan Ergenekon davasını Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in ‘evrakta sahtecilik’ davasıyla birleştirerek Cihaner dahil 13 tutuklu sanığı tahliye eden Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin Başkanı Ersan Ülker’in, dünkü duruşmada ağzından kaçırdığı sözler hukuk skandalını gözler önüne serdi. Başkan Ülker, iki davanın birleştirilmesinin kesinleşmediğini ve bu sebeple Cihaner dışındaki sanıklara savunma hakkı verilmeyeceğini açıkladı. Sanık avukatları “bu durum önceki tahliye kararını tartışmalı hale getirir” deyince Başkan Ülker, o sözlerini tutanaklardan sildirdi. HEYECANLANMAYIN AVUKAT BEY Dünkü duruşmanın başında Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Erzincan Ergenekon davasıyla Dursun Çiçek davasını birleştirme ve uyumsuzluğu çözmek için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine yönelik kararını okuyan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, savcıya görüşünü sordu. Savcı Enis Luş, Ceza Genel Kurulu’nun kararını beklenmesini istedi. İlhan Cihaner ve avukatı Turgut Kazan, Ergenekon Mahkemesi’nin birleştirme kararının yok hükmünde olduğunu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun karar vermesine gerek olmadığını savundu. Avukat Kazan yeni belge vermek isteyince Başkan Ülker “Heyecanlanmayın, bunu biz çözmeyeceğiz. Yüksek Ceza Genel Kurulu çözecek” dedi. BİRLEŞTİRME KESİNLEŞMEDİ SÖZ HAKKI YOK İşte tam da o andan sonra Daire Başkanı Ersan Ülker’den Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin, asliye ceza mahkemesi sıfatıyla baktığı Cihaner’in “resmi evrakta sahtecilik” davasını, Erzurum’daki “terör örgütüne üye olma” davası ile birleştirip sanıkları tahliye ederken hukuksuzluk yapıldığını itiraf anlamındaki sözler geldi. Cihaner’in savunmasını tutanağı geçiren Ülker, diğer sanıklarla ilgili “Sanıkların hazır oldukları anlaşılmış ise de, henüz birleştirme kararı kesinleşmediğinden bu sanıklara bu aşamada söz hakkı verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından” cümlesini tutanağa yazdırdı. BAŞKAN ÜLKER’İ AVUKATLAR UYARDI Bunun üzerine sanık avukatlarından Sadullah Kara araya girdi ve Başkan Ülker’in itiraf gibi cümlelerini geri alması için uyardı. Avukat Kara, “Böyle bir karar, daha önce verilen tahliye kararını tartışmalı hale getirir” dedi. Diğer avukatların da araya girmesiyle 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker katibe “o cümleyi silelim” diyerek, söz konusu cümleyi sildirdi ve diğer sanıklara söz hakkı verdi. Ülker, silinen cümlenin yerine “Sanıkların her birine ayrı ayrı söz verildi” diye yazdırdı. Söz verilen Erzincan Ergenekon sanıkları da davanın İstanbul değil Yargıtay’da görülmesini talep etti. Saldıray Berk yine gelmedi Yargıtay 11. Ceza’daki dünkü duruşmaya Cihaner ile birlikte Erzincan Ergenekon sanıkları da katıldı. Önceki duruşmada tahliye edilen MİT Erzincan Müdürü Şinasi Demir, MİT elemanları Sadri Barkın İnce ve Kıvılcım Üstel, Erzincan Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut, astsubaylar Orhan Esirger ve Şenol Bozkurt duruşmada hazır bulundu. Daha önce sivil savcılara ifade vermeye gitmeyen ve Erzurum’daki davalara da katılmayan sanık 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk Yargıtay’daki duruşmaya da gelmedi. Berk’le birlikte sanık albaylar Recep Gençoğlu ve Albay Ali Tapan da duruşmaya katılmadı. Tahliye kararı duruşmadan önce mi verildi dedirtmişti Yargıtay 11. Ceza Dairesi, internete düşen Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan’a ait ses kaydında anlatılan plandaki gibi foıtokopi belgelerle Cihaner’i tahliye ettiği 18 Haziran’daki duruşmada da Daire Başkanı Ersan Ülker’in duruşma boyunca sergilediği tutum tartışma konusu olmuştu. İşte o yaşananlar: • O duruşmada Cihaner’in avukatlarının birleştirme talebiyle ilgili görüşü sorulan Yargıtay Savcısı sözlerini bitirir bitirmez Başkan Ülker “gereği düşünüldü” diyerek önceden hazırlandığı izlenimi veren birleştirme kararını okumuştu. • Birleştirme kararının ardından savcı avukatlardan önce davranıp Cihaner ve diğer sanıkların tahliyesini istemiş, savcının kararı salondaki izleyicilerce alkışlanırken Başkan Ülker sanık Cihaner’in görüşünü bile sormadan “Gereği görüşüldü” diyerek ‘tahliye’ kararını açıklamaya geçmişti. Bu sırada 8. Daire’nin diğer üyeleri Ülker’i uyarınca Ülker, “Evet, sanıktan soruldu” diyerek Cihaner’e söz vermişti. Dosya Ceza Genel Kurulu önüne gitti Yargıtay 11. Ceza Dairesi heyeti, Ergenekon Mahkemesi’nin İrteca ile Mücadele Eylem Planı davası ile Erzincan Ergenekon davasını birleştirmesi nedeniyle aralarında çıkan olumlu görev uyuşmazlığının çözülmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verdi. Heyet kararın ardından İlhan Cihaner dava dosyası ve eklerini Ceza Genel Kurulu’na iletmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Daire, bu nedenlerle duruşmayı 22 Ekim’e erteledi. Öte yandan Ergenekon Mahkemesi’nin birleştirme kararının Yargıtay Başsavcılığı’na ulaştığı ve Başsavcılığın da dosyayı Genel Kurula gönderdiği öğrenildi. Salon bu sefer boş kaldı Cihaner’in tahliye edildiği duruşma izleyicilerin çokluğu nedeniyle 11. Ceza Dairesi duruşma salonu yerine Yargıtay’ın konferans salonunda yapılmıştı. Dünkü duruşmayı sadece eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile bazı sanık yakınları izledi. Bu arada Cihaner ile Erzincan Ergenekon sanığı Üsteğmen Ersin Ergut’un duruşma boyunca sohbet etmeleri dikkat çekti. 3 Temmuz 2010 Cumartesi, Star |
İstanbul'a sel uyarısı Anka Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, İstanbul'da bu gece saatlerinden itibaren beklenen aşırı yağış nedeniyle meydana gelebilecek; sel, su baskını, heyelan, yıldırım gibi olumsuzluklara karşı ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiği bildirildi. Meteoroloji yetkilileri "Sel tehlikesi var, herkes dikkatli olmalı, 24 saatte toplamda metrekareye 160 kg. yağış düşmesi bekleniyor. Kuvvetli yağış ilk 6 saat olacak" dedi. İstanbul'da geçtiğimiz Eylül'de yaşanan sel felaketinde metrekareye 205 kg. yağış düşmüştü. Yağışın bu gece 23.00'da başlaması bekleniyor. Yağış yarın da devam edecek. İŞTE 5 GÜNLÜK HAVA TAHMİNİ Yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun kuzeybatı kesimleri Balkanlar üzerinden gelen yeni bir yağışlı havanın etkisine girdi. SEL TEHLİKESİ İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, kentte gece saatlerinden itibaren etkili olması beklenen aşırı yağış nedeniyle vatandaşları, önlem almaları konusunda uyardı. İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden alınan meteorolojik uyarıda, kentte bu gece saatlerinden itibaren aşırı yağış beklendiğinin bildirildiği kaydedildi. ARAÇLARINIZI KULLANMAYIN Meteoroloji yetkilileri saat 22.30'dan sonra vatandaşların araçlarını kullanmamalarını tavsiye etti. Yağışların olumsuz etkilerine karşı ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının gerekli tedbirleri almaları konusunda uyarıldığı belirtilen açıklamada, meydana gelebilecek muhtemel olumsuzluklara karşı Valiliğin koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının teyakkuz halinde olduğu bildirildi. Konumu gereği, taşkınlara karşı riskli durumda bulunan, daha önce ev ve iş yerlerinde su baskınına maruz kalanların duyarlı olmaları, su tahliye kanalları veya derelere yakın yerlerde araçların park edilmemesi, malzeme bırakılmaması istenen açıklamada, yağış sırasında zorunlu olmadıkça vatandaşların özel araçlarıyla trafiğe çıkmamaları, toplu taşıma araçlarını kullanmaları, zorunlu olarak özel araçlarıyla trafiğe çıkacakların önce hava ve yol durumu ile ilgili haberleri takip etmeleri hatırlatıldı. Açıklamada, riskli bölgelerdeki bodrum katlarında faaliyet gösteren iş yerlerine malzeme bırakılmaması ve çalışma yapılmaması istendi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, Kuzeybatı kesimler ile Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Amasya, Çorum, Artvin ve Ardahan çevrelerinde sağanak ve gökgürültülü sağanak şeklinde görülecek yağışların, öğle saatlerinde Trakya, Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Çanakkale, Çankırı ile İstanbul'un Çatalca ve Silivri ilçelerinde, akşam saatlerinden itibaren Marmara'nın kuzey ve doğusu, Bolu, Düzce, Zonguldak, Karabük, Bartın ile Ankara'nın Beypazarı, Nallıhan, Çamlıdere, Kızılcahamam ve Güdül ilçelerinde kuvvetli, gece saatlerinde İstanbul il genelinde aşırı olması bekleniyor. Hava sıcaklığı Trakya'da hissedilir derecede (5 ila 7 derece) olmak üzere Marmara ve Kıyı Ege'de azalacak, diğer kesimlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Akdeniz'in kıyı kesimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da güney ve güneybatı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, öğle saatlerinden itibaren Marmara ile yağış alan yerlerde yağış anında kuvvetli olarak esecek. ARABA VAPURU SEFERLERİ DURDURULDU Kuzey Ege'deki kuvvetli poyraz, deniz ulaşımını olumsuz etkiliyor. Fırtına nedeniyle, Gökçeada-Kabatepe arasında bugün yapılması gereken 3 araba vapuru seferi iptal edildi. Kuvvetli poyraz nedeniyle Çanakkale-Gökçeada arasındaki deniz otobüsü seferleri de durdurulmuştu. |
SBS 8. sınıf sonuçları açıklandı İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin katıldığı Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları teknik sorun nedeniyle bugün saat 11.00'de açıklandı. SBS birincisi ise Antalya Manavgat'tan çıktı. SONUÇLARI BURADAN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine öğrenci yerleştirmek amacıyla yapılan ve ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin girdiği Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları açıklandı. Sınav sonuçları, http://www.meb.gov.tr ile http://oges.meb.gov.tr internet adreslerinden öğrenilebiliyor. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı sitesinde zaman zaman aksaklık yaşanıyor. Sınav sonucuyla birlikte SBS'nin de katılarak hesaplandığı Ortaöğretim Yerleştirme Puanları (OYP) da duyuruluyor. BİRİNCİ ANTALYA'DAN Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarına göre Antalya Özel Manavgat İlköğretim Okulu öğrencisi Mustafa Kurucu son üç yılın sınav ve okul başarı puanlarına göre 500 tam puan alarak birinci oldu. Başarısının sırrını düzenli çalışmak olarak açıklayan Kurucu ise günde 3-5 saat çalıştığını söyledi. Kendini sadece derslere adapte etmediğini, gerektiği yerlerde arkadaşlarıyla oyun da oynadığını belirten Kurucu, “Boş zamanlarımda kitap okumayı çok seviyorum, özellikle dünya klasikleri ilgimi çekiyor. Bu sınavda başarılı olacağımı biliyordum, ama Türkiye birincisi olmak beni tabii ki sevindirdi. Bundan sonraki eğitim hayatımı ise kardiyolog olma yönünde planlayacağım. Bunun özel bir nedeni yok ama en büyük isteğim başarılı bir kardiyolog olmak” dedi. BİRİNCİLERİN HAYALLERİ BÜYÜK… SBS’de 100 soruda 100 net yaparak 500 tam puan alan öğrencilerin ortak tercihi İstanbul Erkek Lisesi.Öğrencilerin kimi CEO ( üst düzey yönetici ), kimi astronot kimi de siyasetçi olmak istiyor. 1 milyon 18 bin 8. sınıf öğrencisinin girdiği SBS olarak bilinen Seviye Belirleme Sınavı sonuçları açıklandı. Saat 10.00’da açıklanması beklenen sonuçlar teknik bir aksaklık nedeniyle yaklaşık 1 saat sonra öğrenilebildi. Dereceye girmesi beklenen öğrencilerini Bakırköy’deki Cem Karaca Kültür Merkezinde toplayan Fatih Dershanesi öğretmenleri, öğrenciler ve aileleriyle SBS sonuçlarının açıklanmasını beklemeye başladı. Sonuçların saat 11.00 sıralarında açıklanmasıyla Fatih Dershanesi Genel Müdürü Sezai Eyüpoğlu önce 48 öğrencinin 500 tam puan aldığını söyledi. Ancak daha sonra 51 öğrencinin 100 net yaparak 500 tam puan aldığı açıklandı. 51 ÖĞRENCİ 500 TAM PUAN ALDI Daha sonra 100 soruda 100 net yaparak 500 tam puan alan öğrencilerin isimleri tek tek açıklandı. Fatih Dershanesinden bu yıl İstanbul genelinde 51 öğrenci 100 soruda 100 net yaparak 500 tam puan aldı.Sonuçların açıklanmasıyla öğrenciler mutluluklarını aileleriyle paylaştı. Daha sonra sahneye çıkan öğrencilere Genel Müdür Sezai Eryüpoğlu tarafından başarılarını simgeleyen madalya takıldı. Ardından da öğrenciler hep birlikte fotoğraf çektirdi. “ CEO OLMAK İSTİYORUM “ 100 net yaparak 500 tam puan alan öğrencilerden, Elif Arabacı, “ Çok heyecanlıyım. Öğretmenlerime teşekkür ederim. Kesinlikle çok zor bir dönem. Özellikle kişiye psikolojik olarak yaptığı baskı çok kötü.Hak ettiğim yerde olduğumuzu düşünüyorum . Kafamda belirli yerler var. İstanbul Lisesi var onu istiyorum. Karar vermek zor. “ dedi. Ebrar Gizem Çağlar da 500 tam puan alanlardan biriydi. Çağlar, Çok mutluyum. Ders çalışmanın ne kadar faydalı olduğunu öğrendim İnsanın isteyince her şeyi başarabildiğini öğrendim. Mutluluğun kötü bir şey olmadığını öğrendim. “ diyerek yönetici olarak başlamak istediğini sonra da CEO olmak istediğini söyledi. TERCİHLERİN GÖZDESİ İSTANBUL ERKEK LİSESİ Fatih Akgül ise, “ 500 tam puan yapmak çok güzel bir şey. Tercih listem kafamda belli . Ekstraya İstanbul Erkek’i yazacağım. İkinci sıraya da Kabataş’ı yazacağım “ dedi. Emre Karamahmutoğlu, “ Tabii ki zorlandığımız zamanlar oluyor başarıya çiçekli yolardan ulaşılmıyor ama çalışmamıza değdi. Çalışmalarımızın netice vermesi mutluluk verici bir şey. Hepimizden bekliyordum hepimiz de çektiğimiz için çok mutluyuz gerçekten. Birinci sırada İstanbul Erkek Lisesi var “ diye konuştu. Berk Filcan ise, “ Şu anda çok iyi hissediyorum. Bu sene çok çalıştık. Kendimiz zorlandık. Birçok şey yapamadık. Bilgisayar oynayamadık dışarı çıkamadık, arkadaşlarımızla gezemedik; ama şimdi bunun meyvesini aldık. Şimdi istediğimizi yapabiliriz ve çok rahatız. “ dedi. Filcan bu ülkeyi değiştirecek bir kişi olmak istediği için Siyaset okumak istediğini söyleyerek, “Siyaset okumaya karar verdim bunun içinde Galatasaray Lisesine gitmek istiyorum. “ dedi. Aldığı 500 tam puanla Fen Lisesi tercihi yapacağını söyleyen İlkyaz Yağar ise, “Ben aslında astronot olmak istiyorum ama astronotluk Türkiye’de biraz zor. Yurtdışı düşünüyorum. Öyle bir şey olmazsa da tıp ya da genetik ya da cerrahlık istiyorum “şeklinde konuştu. TERCİH MARATONU BAŞLIYOR Açıklanan SBS sonuçlarından sonra, adaylar 9 - 20 Temmuz tarihleri arasında aldıkları puanlara göre, okul tercihi yapacak. Adaylar birinci tercih olarak adlandırılan bu aşamada 12 okul tercih edecek ve tercih formlarını 20 Temmuz’da ilgili okullara verecek . Yerleştirme sonuçları ise, 29 Temmuz’da açıklanacak. Birinci aşamada yerleştirilen adayların ardından bu kez herhangi bir okula yerleşemeyenler için ikinci tercih aşaması başlayacak. 8 Ağustos’ta başlayacak ikinci tercih maratonunda ise, boş kalan kontenjanlara öğrenciler yerleştirilecek. Böylece öğrenciler tercih ettikleri özel okullar ile anadolu liselerine yerleşmiş olacak. Sınavda ilk 10 dereceye giren öğrenciler, okulları ve puanları şöyle: 1. Antalya Özel Manavgat İlköğretim Okulu'ndan Mustafa Kurucu (500.000 puan) 2. Yalova Özel Yalova Bahçeşehir İlköğretim Okulu'ndan Hüma Gülseçgin (499.747 puan) 3. İstanbul Özel Alev İlköğretim Okulu'ndan Umutcan Gölbaşı (499.653 puan) 4. Kocaeli Başiskele Özel Erkul Tunagür İlköğretim Okulu'ndan Ahmet Erdem Çetintaş (499.012 puan) 5. Giresun Özel Çağrı İlköğretim Okulu'ndan Mehmet Taha Dinç (498.969 puan) 6. İstanbul Başakşehir Özel Çınar İlköğretim Okulun'dan Fatma Köroğlu (498.889 puan) 6. Ankara Keçiören Özel Hasan Tanık İlköğretim Okulu'ndan Ömer Furkan Parmak (498.889 puan) 7. Konya Ereğli TED Özel Ereğli İlköğretim Okulu'ndan Ali Sarıca (498.808 puan) 8. Ankara Yenimahalle Özel YÜksel Sarıkaya İlköğretim Okulu'ndan Aybüke Yarıktaş (498.761 puan) 8. Kocaeli Darıcı Özel Darıca Çırağan İLköğretim Okulu'ndan Cemal Erat (498.761 puan) 8. Erzincan Özel Otlukbeli İlköğretim Okulu'ndan Ali Yumuk (498.761 puan) 8. Bursa Osmangazi Özel İnal Ertekin Ana ve İlköğretim Okulu'ndan Onur Serin (498.761 puan) 9. Gaziantep Şehitkamil Özel Sanko İlköğretim Okulu'ndan Ahmet Bayer Yılmaz (498.724 puan) 10. İzmir Ödemiş İlköğretim Okulu'ndan Musta Sümer (498.473 puan) 2. SORU BASKI HATASI SEBEBİYLE DEĞERLENDİRME DIŞI BIRAKILDI İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin girdiği Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçları değerlendirilirken, Almanca testine ait A kitapçığında yedinci, B kitapçığında ise ikinci soru baskı hatası sebebiyle değerlendirme dışı bırakıldı. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, SBS'de ilköğretim 8. sınıf öğrencilerine 100 soru sorulduğu hatırlatıldı. Sorulardan bazıları için yapılan itirazların komisyonlar ve akademisyenlerin de yer aldığı bilim kurulları tarafından incelendiği belirtildi. İncelemelerin, bilimsel doğruluk, ölçme tekniğine uygunluk, dil anlatımı, öğretim programlarının kazanımları doğrultusunda yapıldığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “Bu kapsamda 8. sınıflar, Almanca testine ait A kitapçığında 7., B Kitapçığında ise 2. soru baskı hatası sebebiyle değerlendirme dışı bırakılmıştır. İtiraza konu olan diğer sorularda ise incelemeyi yapan kurul ve komisyonlar tarafından iptali gerektiren herhangi bir durum tespit edilmemiştir.” BİRİNCİ YERLEŞTİRME SONUÇLARI 26 TEMMUZDA AÇIKLANACAK Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine öğrenci yerleştirmek amacıyla yapılan ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarına göre adayların tercih başvurusu yarından itibaren alınacak. Sınavı kazanan adaylar tercih işlemlerini tamamladıktan sonra herhangi bir ilköğretim okulundan tercih başvurusu yapabilecekler. Tercih işlemlerine ilişkin kılavuz, MEB'in M.E.B Ortaretime Gei Sistemi adresli internet sitesinde yayımlanacak. Yerleştirme sisteminde yapılan yeni düzenlemeyle bu yıldan itibaren adaylardan ikinci kez tercih alınacak, ayrıca yedek liste uygulaması yapılacak. MEB'den yapılan açıklamaya göre, sınavı kazanan adayların 1. yerleştirme tercih başvuruları yarından itibaren 20 Temmuza kadar alınacak. Adaylar en fazla 12 tercih başvurusunda bulunabilecek. 1. yerleştirme sonuçları 26 Temmuz 2010 tarihinde açıklanacak. Sonuçlara göre kayıtlar 26 Temmuz-4 Ağustos 2010 tarihleri arasında yapılacak. Bu kayıtlar sonrası boş kalan kontenjanlar 4 Ağustos 2010'da ilan edilecek. Bu yıl yerleştirme sisteminde, okullarda kayıtlar sonrasında boş kalan kontenjanların sayısını en aza indirmek ve daha fazla sayıda öğrencinin bu okullara yerleşmesini sağlamak amacıyla ikinci tercih ve yedek liste uygulaması getirildi. 2. yerleştirme için tercih başvuruları 5–11 Ağustos 2010 tarihleri arasında alınacak. Bu dönemde öğrenciler, en fazla 6 okul tercihinde bulunabilecek ve yeni bir yerleştirme gerçekleştirilecek. 2. yerleştirme sonuçları, 16 Ağustos 2010 tarihinde ilan edilecek. Bu ilanda öğrencinin asil olarak girmeye hak kazandığı okulla birlikte, yedek olarak kazandığı okul da yer alacak. Hürriyet Gazetesi - 08.07.2010 |
Yüzen havuz Adıyamanlıları serinletti Türkiye'nin ilk yüzen havuzu Adıyaman'da açıldı. Atatürk baraj gölü üzerine kurulan açılış gününde sıcaktan bunalan Adıyamanlıların akınına uğradı. İşte doğudan güzel bir yaz manzarası. CNN Türk - 19.07.2010 |
"Arabesk ******lığından utanıyorum" "Arabesk y@vş@klığından utanıyorum" Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say Facebook sayfasında "Arabesk y@vş@klığından utanıyorum" demesi üzerine sanat dünyasının tepkisini çekti. http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/K%C3%BClt%C3%BCr%20Sanat/M%C3%BCzik/100719-FazilSay.hmedium.jpg İSTANBUL - Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say Facebook sayfasında arabesk müzik hakkında sert sözler söyledi. Say, Arabesk y@vş@klığından utanıyorum" dediği not, sanat dünyasından isimlerin tepkisini çekerken, sosyal paylaşım sitesi Twitter'da da köşe yazarı Ahmet Hakan ile atışmasına neden olduı. Say Facebook'daki notunda şu ifadeleri kullandı: "Arabesk müzik, arabesk yaşam tarzının betimlemesidir. Aydınlığın, çağdaşlığın ve öncülüğün, sanatçılığın sırtına külfettir. Emek karşıtıdır, duyarsızlıktır ve yaratamamaktır! Etik dışı “yalan dolanla” doludur. Ortadoğu işi, 3. sınıf, acındırmaca, tembellik, yeteneksizlik, rant, çamur, muallaklıklar üzerinden yaşar. Arabesk müziği yapan yapsın! Bu sayfaya tek gık diyeni yukarıdaki sebeplerden hemen atacağım! Türk halkının arabesk y@vş@klığından utanıyorum, utanıyorum, utanıyorum!” IŞIN KARACA: SİZİ MÜZİSYEN SANMIŞTIK Say’a ilk tepki “Arabesque 2010” isimli bir albüm çıkaran Işın Karaca’dan geldi. Karaca, Say’a “Türkiye’de yaşadığınızı hatırlatırım! T.C.’de azınlığın dinlediği bir müzik icra etmeye çalıştığın ise cabası! Yazık, sizi müzisyen sanmıştık! Kendi oğlum “klasik müzik” eğitimi alırken, onun beğendiği bir müzisyenin böyle laflar sarf etmesi ne acı” şeklinde tepki gösterdi. AHMET HAKAN'A: KENDİNİ İFADE EDEMİYORSUN Fazıl Say bu tepkilerin ardından Twitter sayfasında, ‘Kendi memleketimde sevilmemek anlaşılmamak her şey bitti demek değil. Daha iyi olma, ruh ile üretme, kendin olma arzusu biterse dertlenirim..." açıklamasını yaptı. Köşe yazarı Ahmet Hakan ise bu açıklamaya, "‘Şu sıcakta bir de Fazıl Say'ın kafa ütülemesine maruz kalmak’ diye cevap verince, ikili arasında gergin bir mesaj trafiği başladı: Fazıl Say: Bir elinde kuran bir elinde konyak yeterince sıcak sana zaten. Çok değerli kafanın ütülenmemesi için takipçim olmayacaksın, değil mi? Ahmet Hakan: Eğer tartışma kapasiten buysa, senin hakkından ancak Hakkı Bulut gelir. Fazıl Say: Kıskandığın şey ne biliyor musun? Söyleyeyim. Sen bugün varsın. Ben yarın da varım... Twitter takipçim de olmayıver. Az kullanırım. Ahmet Hakan: Ben bugün de yokum, yarın da olmayacağım. Sen bugün de, yarın da olacaksın. Ama ben senin gibi olmaktansa, olmamayı tercih ederim. Fazıl Say: Ah ah, benim gibi olmakta ne var? Kendimi ifade ediyorum müzikle. Tüm gezegen anlıyor. Sen ifade edemiyorsun. Türkiye anlıyor. ntvmsnbc ve Ajanslar Güncelleme: 12:31 TSİ 19 Temmuz. 2010 Pazartesi |
GATA'da Büyük Skandal http://img5.mynet.com/ha5/g/gata2.jpg GATA'da büyük skandal Tabip Albay Prof. Dr. Fikret Arpacı'nın, kemik kanseri olan asker ve siviller üzerinde yeni ilaç denemesi yaptığı ileri sürüldü. GATA Onkoloji servisinde görevli Tabip Albay Prof. Dr. Fikret Arpacı'nın,Sağlık Bakanlığı Etik Kurulu izni olmadan kemik kanseri olan asker ve siviller üzerinde yeniilaçdenemesi yaptığı öne sürüldü. Hasta askerler üzerlerinde astlık üstlük ilişkisini kullanarak baskı kurduğu ve bu yolla deney onayı aldığı iddia edilen Arpacı, 1998'de başladığı çalışmaları 2005'te yazılı hale getirerek Cancer gibi uluslararası bilimsel dergilerde de yayınlattı. HASTALAR RİSKE ATILDI! Faz-1 olarak nitelendirilen alt düzeyde çalışmalarda kurum onayı yeterli olurken deneysel tedavi olarak nitelendirilen insan üzerinde yeni ilaç denemelerini kapsayan Faz-2'de ise Sağlık Bakanlığı'nın onayı gerekiyor. Arpacı'nın kemik kanseri tedavisini uygularken hastaları ciddi oranda riske atma potansiyeli taşıyan çalışmaları için Sağlık Bakanlığı Etik Kurulundan herhangi bir izin almadığı ileri sürüldü. Bazı basit çalışmalarda araştırmacının kendi hastanesinin etik kurulundan aldığı izin yeterli olurken faz II çalışmalarında deneklerin her türlü sağlık riskine karşı güvencede olması gerektiği vurgulandı. Hastaların yeni tedavi hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmeleri gerekirken Arpacı'nın yan etkiler, ölüm riski, kısırlık yüzdesi gibi verileri hastalarla paylaşmadığı ve astlık üstlük durumunu kullanarak birçok askeri kobay yaptığı iddia edildi. Hastaların tamamının sigortalanıp, tedavi ve tetkik masraflarının araştırıcı tarafından karşılanması kurallarına da uymadığı ileri sürülen Arpacı'nın devletin imkanlarıyla hastaları riske attığı iddia edildi. İLAÇ DOZUYLA OYNANDI Fikret Arpacı'nın başka bir deneyde de kök hücre nakli uygulanacak olan hastalara normal ilaç dozundan daha düşük dozlarda ilaç verdiği ve onları riske attığı iddia edildi. Etik kurallara uymadığı ileri sürülen Arpacı'nın asker ve gencecik kızlardan oluşan yaklaşık 40 kişiyi denek olarak kullanılarak yüksek doz kemoterapi ve kök hücre nakli tedavisi yaptığı belirtildi. Maliyeti son derece yüksek olan kök hücre tedavisiyle devletin büyük zararlara uğratıldığı belirtilen çalışmayı, Prof. Dr. Arpacı'nın American Journal of Hematology dergisinde yayınlattığı ve çalışma için etik kurul onayı aldığı konusunda yalan beyanda bulunduğu ileri sürüldü. Arpacı'nın ayrıca meme kanserli hastalara yüksek doz tedavi ve kemik iliğinden tümör hücrelerinin temizlenmesi gibi, yurt dışında dahi maliyet yüksekliği ve getirisi olmaması nedeniyle terk edildiği belirtilen bir yöntemi, hastaları gereksiz riske atarak ve devleti zarara uğratarak uyguladığı belirtildi. Arpacı'nın bu çalışma için GATA Etik Kurulu'ndan dahi etik uygunluk kararları almadığı ileri sürüldü. İNSANLIK SUÇUNA ZAMAN AŞIMI YOK TCK'nın 77. Maddesinde 'insanlığa karşı suçlar' başlığı altında 'bilimsel deneylere tabi kılma' da yer alıyor. Bu tarz suçlar için zaman aşımı işlemeyeceği vurgulanırken, bu suçu işleyen kişi için 8 yıldan az olmamak üzere hapis cezasının hükmolunacağı kanunda belirtiliyor. Yine TCK'nın 90. maddesinde de 'insan üzerinde deney' başlığı altında "Tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur" ibaresi dikkat çekiyor. İŞTE HASTALARDAN SADECE BAZILARI 1998 yılı itibariyle hastalardan bazıları şunlar: H.O., E.H., E.D.,Ö. S., F. K.,M.T., 1999 yılı itibariyle Z. D., Ç. G., M. A., K. İ., İ.K. 2002 yılı itibariyle ise şu isimler tespit edildi: M.Y, Ş.D., A.E., İ.T., F.K., O.A., Y.S., N.S., Y. K. , F. G. ve R. K. ‘HASTALARIM İYİLEŞTİ’ Prof. Dr. Fikret Arpacı ise iddiaları yalanladı. Her türlü etik kurullardan gerekli izinleri aldığını ileri süren Arpacı, "Hepsinin kendi izinleri var. Yüksek doz tedavi ile ilgili belgeleri dışarıya vermemiz yasak. Bunlar yalan, iftira. Biz o çalışmaları yapmışız ve daha sonra bunlar dünyanın en önemli dergilerinde yayımlanmış. Ödül verilmiş. Böyle kontrolsüz olsa olur mu? Orda 10 kişi bu çalışmayı yapmış ama bir kişinin ismini verip hedef göstermeye çalışıyorlar. Yazık, ayıp diyecek bir şey bulamıyorum. Emir komuta zinciri içerisinde yaptırdığımız iddiaları da asılsız. İnsanları karalıyorlar." dedi. Arpacı, kemik kanseri hastaların hepsinin bacağının kesilmesinin önlendiğini savundu. Mynet 21 Temmuz 2010 Çarşamba |
ÖSYM'den bir küçük hata daha ÖSYM, yeni bir açıklama yaparak, “Y-MF-4 Puan Türünde Alanında Başarı Sırası” değerinin de yanlış olduğunu açıkladı. 2 gün önce de kılavuzda 49 programda yanlış olduğu açıklanmıştı. Bu yanlış 411 bin adayın sıralamasının, 850 bine yakın adayın da yerleşme puanının yanlış hesaplandığı anlamına geliyor. Adaylar, doğru başarı sıralarını bugünden itibaren internetten öğrenebilecek. ÖSYM, LYS sonuçlarında yer alan “Y-MF-4 Puan Türünde Alanında Başarı Sırası” değerinin yanlış olduğunun belirlendiğini belirterek, Y-MF-4 puanıyla (alanında) tercih yapacak adayların doğru başarı sıralarını bugünden itibaren internetten öğrenebileceğini bildirdi. ÖSYM'den 15-20 Temmuz tarihlerinde adayların internetten öğrendikleri 2010-LYS sonuçlarıyla ilgili yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: “Y-MF-4 Puan Türünde Alanında Başarı Sırası değerinin yanlış olduğu belirlenmiştir. Y-MF-4 puanıyla (alanında) tercih yapacak adaylar doğru başarı sıralarını 21 Temmuz 2010 tarihinden itibaren internetten öğrenebilirler. Sonuç belgesinde Y-MF-4 başarı sırasının (alanında) doğru değeri yer alacaktır.” Bu hata 850 bine yakın öğrencinin puanının yanlış hesaplandığı tahmin ediliyor. YARIMAĞAN'DAN AÇIKLAMA ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, LYS sonuçlarında MF-4 yerleştirme puan türü alanında başarı sırası değerinin yanlış olduğunun belirlenmesine ilişkin, “TM alanından giren adaylar MF-4 puan türünde bir program alanı tercih edebiliyor. TM alanındaki adayları da katarak MF-4 yerleştirme puan türü alanında başarı sırasını yeniden hesapladık. Öğrencilerin tercih yaparken yanılmaması için böyle bir düzenleme yaptık” dedi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, “TM alanından giren adaylar MF-4 puan türünde bir program alanı tercih edebiliyor. TM alanındaki adayları da katarak MF-4 yerleştirme puan türü alanında başarı sırasını yeniden hesapladık” dedi. Yarımağan, öğrencilerin tercih yaparken yanılmaması için böyle bir düzenleme yaptıklarını vurguladı. ÖSYM Başkanı Yarımağan, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, MF-4 puan türünde TM alanından giren adayların başarı sırasını yer almadığını, TM alanından giren adayları da MF-4 puan türüne kattıklarını belirtti. TM alanından giren adayların MF-4 puan türünde bir programı tercih edebildiklerini vurgulayan Yarımağan, “Geçen sene Sayısal-2'de TM alanından giren adaylar da vardı. Geçen seneki sayı Sayısal-2'de 400 bine yakın, bu seneki sayı daha küçük. Bu sene MF'den TM'cileri çıkarınca 230 bine iniyor sayıları. Öyle olduğu için öğrenciler yanlış yorum yapabilirler diye TM alanından giren adayları da katarak başarı sırasını yeniden hesapladık. Bu daha gerçekçi oldu” diye konuştu. Yarımağan, “Öğrenciler tercih yaparken yanlış yorum yapabilirler, 'ben buraya rahatlıkla girebilirim' diyebilirler. Oysa giremezler, öyle bir yanılgı olmasın diye... Yoksa yanlış hesaplama değil, öğrencileri yanıltmamak için yaptık” dedi. Bazı gazetelerde “800 bin adayın puanı yanlış hesaplandı” şeklinde yer alan haberlerin doğru olmadığını belirten Yarımağan, “Yanlış hesaplama yok. Sadece başarı sırasını TM'cileri katarak yeniden hesapladık” diye konuştu. “BAŞARI SIRASINA BAKMADAN DA TERCİH YAPILABİLİR” Başarı sırasına bakmadan da tercih yapılabileceğini ifade eden Yarımağan, “Başarı sırası hiç önemli değil. Maalesef rehber öğretmenler ve öğrenciler başarı sırasına çok bakıyorlar. Biz o yüzden öğrenci yanlış tercih yapmasın diye yaptık. Yoksa başarı sırası bana göre çok da önemli değil” dedi. Yarımağan, “Değişiklik başarı sıralarını ne kadar değiştiriyor?” sorusu üzerine, sıralamada başlarda yer alan adayın başarı sırasını hiç değiştirmediğini söyledi. ÖSYM Başkanı Yarımağan, “Ben 15 bininci bir adaya baktım, önüne 5 kişi geçmiş. Onun bir etkisi yok. Sonlarda değiştiriyor. Mesela daha önce başarı sırası 180 bin olan aday şimdi 280 bin olabilir” şeklinde konuştu. A.A 21.07.2010 Hürriyet |
Google Earth Kamil'i keşfetti Google Earth Kamil'i keşfetti Google Earth bu kez bilimin hizmetinde... Bilim adamları, Google Earth'teki uydu görüntülerini tarayarak 2 bin yıllık bir krater keşfetti. http://www.hurriyet.com.tr/_np/4028/11184028.jpg İtalyan ve Mısırlı bilim adamları, geçtiğimiz aylarda Sahra çölünde büyük bir krater keşfetti. Ancak keşfedilen krateri diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise Google Earth sayesinde bilim adamlarınca bulunmuş olması... Google Earth'ün uydu görüntülerini kullanarak "Kamil" isimli krateri keşfeden bilim adamlarına göre Kamil, dünyanın "bozulmamış ve orjinal halini muhafaza eden" 5 kraterinden biri... Kamil isimli kraterin 2 bin yıl önce ortaya çıktığı sanılırken, bulunan kraterin 44 metre genişliğinde ve 16 metre derinliğinde olduğu belirtildi. 27 Temmuz 2010 Selim ÖZTÜRK / hurriyet.com.tr |
Kavurucu sıcaklar etkisini sürdürüyor Hava sıcaklığının kıyı kesimlerde mevsim normallerinin 2 ila 4, güney, iç ve doğu bölgelerde mevsim normallerinin 6 ila 8 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. ANKARA (ANKA) – Kıyı kesimleri ile güney, iç ve doğu bölgelerde görülen kavurucu sıcaklar bugün de etkisini sürdürüyor. Bu bölgelerde sıcaklar mevsim normallerinin 2 ila 8 derece üstünde seyrediyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nce yapılan son değerlendirmelere göre, Batı Karadeniz ile Sakarya, Çankırı, Çorum, Merzifon, Giresun, Trabzon, Rize ve Hopa çevrelerinde aralıklarla sağanak ve gökgürültülü sağanak yağış geçişlerinin görüleceği, sıcak havanın güney ve iç bölgeler başta olmak üzere ülke genelinde etkisini sürdüreceği tahmin ediliyor. Yurt genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklığı, kuzey kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar genellikle kuzey ve kuzeybatı, Akdeniz kıyılarında batı ve güneybatı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette esecek. -YÜKSEK SICAKLIK UYARISI- Hava sıcaklığının kıyı kesimlerde mevsim normallerinin 2 ila 4, güney, iç ve doğu bölgelerde mevsim normallerinin 6 ila 8 derece üzerinde seyretmesi beklendiğinden, sıcak havanın oluşturabileceği olumsuzluklara karşı (güneş çarpması vb.) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekiyor. -BAZI İLLERDE HAVA DURUMU- Bazı illerde bugün hava durumu ve sıcaklık değerleri şöyle olacak: İSTANBUL: Az bulutlu, Anadolu yakası parçalı ve çok bulutlu (33) ANKARA: Az bulutlu ve açık, öğleden sonra parçalı bulutlu (38) İZMİR: Az bulutlu ve açık (36) ADANA: Az bulutlu ve açık (36) ANTALYA: Az bulutlu ve açık (40) SAMSUN: Parçalı, zamanla çok bulutlu (30) ERZURUM: Az bulutlu ve açık (29) DİYARBAKIR: Az bulutlu ve açık (42) -BÖLGELERDE HAVA DURUMU- Yapılan son değerlendirmelere göre bugün bölgelerde hava durumu şöyle olacak: MARMARA: Parçalı ve çok bulutlu, Sakarya çevreleri aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. EGE: Az bulutlu ve açık geçecek. AKDENİZ: Az bulutlu ve açık geçecek. İÇ ANADOLU: Az bulutlu ve açık, Kuzeybatısı parçalı bulutlu Çankırı çevreleri kısa süreli sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. BATI KARADENİZ: Bölge geneli parçalı, zamanla çok bulutlu aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. ORTA ve DOĞU KARADENİZ: Parçalı, zamanla çok bulutlu, Çorum, Merzifon, Giresun, Trabzon, Rize ve Hopa çevreleri aralıklı sağanak ve gökgürültülü sağanak yağışlı geçecek. DOĞU ANADOLU: Az bulutlu ve açık, zamanla Kars ve Ardahan çevreleri parçalı bulutlu geçecek. GÜNEYDOĞU ANADOLU: Az bulutlu ve açık geçecek. 02 Ağustos 2010 09:16 Mynet |
ABD'de taklit ürün stratejisi değişti ABD'de yıllarca 2,800 dolarlık lüks Louis Vuitton gibi çantalarının taklidini satarak para kazanan sahteciler, şimdi nispeten ucuz ürünlerin taklitleriyle daha çok kâr ediyor. Taklit ürün satıcıları, mağazadaki fiyatı 295 dolar olan Kobaa marka çanta ya da 140 dolar olan Ugg marka botların sahtelerini satarak daha fazla para kazanıyor. Sahtecilerin bu konuda işi ne kadar ileri götürdüğüne en güzel örnek ise, yakın zamanda California'da Angel Soft marka tuvalet kâğıtlarının taklitlerinin yakalanmasıyla görüldü. Yetkililer, ABD ekonomisini yıllık 200 milyar dolar zarara uğratan taklit ürün sektöründeki bu strateji değişikliğinin, resesyondan olumsuz etkilenen ve gelirleri düşen tüketiciler nedeniyle yaşandığını belirtiyor. ABD'deki taklit ürünlerin yüzde 80'i Çin'den gelirken, resesyon döneminde yasal olarak yapılan ihracatta yaşanan düşüş Çinli fabrikaları her türlü ürünü üretmeye itti. Michigan Üniversitesi Sahtecilik Karşıtı ve Ürün Koruma programının başında bulunan John Spink yaptığı değerlendirmede, "Eğer talep varsa arz da olacaktır... Çinlilerin size söyleyeceği şey, 'Kapasitemiz düşük. Yapacak bir şeyimiz yok' olacaktır" dedi. İKİ ÖNEMLİ NEDEN Korsan ürün satanların yeni yöntemi seçmelerinin diğer nedenlerini ise, nispeten ucuz olan ürünlerin internet üzerinden satışını kolay olması ve çok pahalı markaların yaptığı kadar sert takibe maruz kalmamaları oluşturuyor. Özellikle internet üzerinden yapılan satışlarda, tüketicileri yanıltacak yeni bir yönteme başvuruluyor. Satıcılar, sahte ürünün fiyatını, orjinal fiyatının biraz altında belirliyerek, tüketicilerin indirimli ürün bulduklarını düşünmelerini sağlıyor. Örneğin, bir Louis Vuitton marka çanta 100 dolara satışa sunulduğunda müşteri onun sahte olduğunu hemen anlarken, 295 dolarlık Kooba marka çanta için biçilen 190 dolarlık fiyat aynı müşteriyi heyecanlandırıyor. Sahteciler, ürünün resmi sitesinden aldıkları fotoğraf, yazılar ile tüketicileri aldatma işini daha da ileri götürebiliyor. TÜKETİCİ İNTERNETTE KÖR DURUMDA Ugg marka botların üretiticisi Deckers Outdoor Corporation'ın Marka Koruma Direktörü Leah Evert-Burks internet üzerinden yapılan satışlarda tüketicilerin, ürün karşısında bir anlamda kör durumda bulunduğuna işaret etti. Evert-Burks, "Korsan internet siteleri çok kolay biçimde kuruluyor, bizim kendi sitemizden resimleri ve metinleri alarak resmi siteymiş gibi görünebiliyor" dedi. Yetkililer ABD'de yaşanan bu strateji değişikliğinin, para kazandırmaya devam ettiği sürece diğer ülkelere de hızla yayılabileceğini belirtiyor. * Bu yazı, New York Times'ta, "In this economy, even counterfeiters are trading down" başlığıyla yayımlanan haberden derlenmiştir. New York Times 2 Ağustos 2010 Hürriyet |
Bakanlık kanserojen oyuncak, deri ceket ve kasket yakaladı, 77 Çin malına toplatma çı Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, piyasa denetimlerine ağırlık verdiklerini belirterek, “Bundan sonra her ay Bakanlığın internet sitesinde, denetim faaliyetlerini kamuoyuna açıklayacağız. Yaptığımız denetimler sonucu, 77 ürünün toplatılmasına karar verildi. Bunların çoğu tekstil ürünü ve Çin, Tayvan menşeili. Oyuncak, deri ceket, kasket gibi ürünler de var” dedi. SANAYİ ve Ticaret Bakanlığı’nın piyasa denetimleri sonucu toplatılmasına karar verilen 77 ürünün daha çok tekstil ürünlerinden oluştuğu ve bu ürünlerde kanserojen özellik taşıyan azo-boyar maddeler kullanıldığı ortaya çıktı. Toplatılmasına karar verilen bu ürünlerin daha çok, Çin ve Tayvan menşeli olduğunu belirten Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, “Denetim faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. Yaptırımların en önemlilerinden biri de cezaların yanında, bu malların toplatılıp ülkeye girişi ve piyasaya çıkışının önlenmesi” dedi. Avrupa üzerinden geliyor Ankara’da; Türk Standartları Enstitüsü’nde yapılan İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) 1’inci Genel Kurul toplantısına katılan Ergün, toplantı öncesinde; toplatma kararı verilen ürünlere ilişkin soru üzerine şunları söyledi: “Daha çok tekstil ürünleri var. Kasketten deri cekete varana kadar birçok ürün var. Söz konusu ürünler, kanserojen özellikli. Denetim faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. Piyasa denetim ve gözetim çalışmaları, Sanayi Bakanlığı’nın en önemli çalışma alanlarından biri. Bu kapsamda hem standart dışı ürünlerin hem de tüketici haklarını ihlal eden ürünlerin denetimini yapıyoruz. Bu denetimlerde özellikle ithal ürünlerde, azo-boyar madde kullanılan bir takım ürünlere rastlandı. Tekstil ürünlerinin üzerinde yapılan denetimlerde ortaya çıkan bir tablo... Bakanlığın internet sitesinde bundan sonra her ay, denetim ve gözetim faaliyetleri periyodik olarak açıklanacak.” Bu ürünler toplatılacak Denetimler sonucu kesilen maddi cezalar olduğunu da söyleyen Bakan Ergün, şöyle konuştu: “Firmalara cezaların yanında malların toplatılıp bir daha ülkeye girişi, piyasaya çıkışını önleme çalışmaları da söz konusu. Toplatılan ürünler daha çok Çin ve Tayvan menşeili. Bir şekilde Avrupa pazarları üzerinden veya daha farklı kanallarla Türkiye’ye girmişler. Üzerlerine bir şekilde ‘CE’ belgesi konulmuş. Söz konusu ürünler ancak denetimlerle tespit edilebiliyor. Bu yüzden denetimleri artırarak özel ekipler kuruldu.” Denetimler özellikle oyuncaklara yoğunlaştı çünkü çocuk ağzına sokar SANAYİ ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, denetimler sonucu toplatılan ürünler içinde oyuncakların da olduğunu belirterek, “Çocuk oyuncaklarında bakıyorsunuz... Çocuklar ne yaparsanız yapın bu oyuncakları ağızlarına sokar. Oyuncağı ısırmak, oynarken bunları yapmak, çocukların doğal olarak yaptıkları işler. Ama bu ürünlerde bu tür (kanserojen) maddeler olduğunda bu çocuklar için de son derece zararlı. O yüzden bu konuda denetimleri yoğunlaştırmış bulunuyoruz” diye konuştu. 90 bin şal 16 bin anorak 6 bin 400 ayakkabı yakalandı SANAYİ ve Ticaret Bakanlığı’nın denetimlerinde yakalanan ürünler arasında; adetsel anlamda şal, anorak, pantalon, eldiven, ayakkabı başı çekiyor. İşte yakalanan bazı ürünler ve adetleri: Şal (90 bin 103 adet), anorak (16 bin 771 adet), elbise-etek-bluz-bayan pantalon (11 bin 100 adet), eldiven (8 bin 584 adet), ayakkabı (6 bin 397 adet), bluz (3 bin 244 adet), bandana-bere-kep (1366 adet), boyunluk (475 adet), ceket (364 adet), dantel (800 adet), deriden mamul yer döşeme (68 adet), dokunmamış mensucat (201 adet), el çantası (900 adet), halı (80 adet), kumaş (1500 adet), ipek kumaş (1980 adet), kadife kumaş (589 adet), kemer (325 adet), minder kılıfı (75 adet), muhtelif ev tekstili (582 adet), pantolon (921 adet), iç çamaşırı kabı (2 bin 127 adet), şort (1930 adet), yastık kılıfı (481 adet). İKT üyeleri arasındaki ticaret 551 milyar dolar İSLAM Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, “SMIIC, İslam ülkelerinde mallar ve hizmetler bağlamında standart ve ölçüler arasında uyum sağlanmasına yönelik faaliyet gösterecek. İKT üyesi ülkeler arasında 2005 yılında 271 milyar dolar olan ticaret hacmi 2008’de 551 milyar dolara yükseldi. İKT içi ticaret hacmi yüzde 16.6’ya ulaştı. 2015 hedefi yüzde 20” dedi. TSE: ‘Helal gıda’ standardı ihtiyaç SANAYİ ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) üye ülkeleri tarafından oluşturulan İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) ilk Genel Kurul toplantısında İslam ülkelerinin sahip olduğu potansiyelin tam olarak hayata geçirilmediğini belirtti, “Bu manzarayı değiştirmemiz, dünya siyasetinde de daha fazla söz sahibi olmamız gerekiyor” dedi. Türk Standardları Enstitüsü (TSE) konferans salonundaki toplantı, Kuran-ı Kerim okunmasıyla başladı. Açılış konuşmasını yapan Bakan Ergün, İslam ülkeleri arasında ekonomik ilişkilerin akıcılığını artıracak adımlar atılması gerektiğine işaret etti, işadamlarının önündeki engelleri kaldırmak için ortaya net bir irade konulması gerektiğini vurguladı. TSE Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil de, “Standardizasyon konusunda donanımlı uzmanların çalışacağı SMIIC, İslam ülkelerinin bu konudaki açığını giderecek. Bugün, İKT üyesi ülkeler için ortak standartlar hazırlamak bir ihtiyaç haline geldi. Özellikle ortak ‘helal gıda standardı’ artık kaçınılmaz bir ihtiyaç. İKT üyesi ülkeler, son 3 yıl içerisinde helal gıda standardının oluşturulması gibi çok önemli başarıya adım attı” diye konuştu. 3 Ağustos 2010 Hürriyet |
İsrail'in el koyduğu 3 gemiden 1'i Türkiye'de İsrail'in 31 Mayısta Gazze yardım filosuna düzenlediği operasyon sonrasında el koyduğu 3 Türk gemisinden Defne-Y, "Doğançay 20" römorkörü eşliğinde Hatay'ın İskenderun Limanı'na ulaştı. İsrail'in Hayfa Limanı'ndan dün TSİ ile 17.30'da hareket eden "Doğançay 20" römorkörünün çektiği Defne-Y, İskenderun Limanı'na geldi. Gemi İskenderun Limanı'ndan hareket eden 2 römorkörün de yardımı ile 10 numaralı rıhtıma çekildi. Geminin kendi ışıklarının yanmadığı, römorkörlerden üzerine ışık tutulduğu görüldü. Bu arada, gemi limana yaklaşırken Sahil Güvenlik ekiplerine ait botlar geminin çevresinde dolaşarak önlem aldı. Mavi Marmara gemisinin "Ocean Ergün" römorkörü eşliğinde yarın sabah saatlerinde, "Gazze" gemisinin de "Söndüren 7" römorkörün eşliğinde yarın öğle saatlerinde Türkiye'ye gelmesi bekleniyor. Gemilerin tamamı limana vardıktan sonra, 9 Ağustos Pazartesi günü savcılık ve ilgili yetkililerce inceleneceği, sigorta ve eksper firmalarının da hasar tespiti ve güvenlik incelemesi yapacağı ve mağdur aktivistlerin avukatlarının da gemiyi inceleyeceği belirtildi. CNN Türk 06.08.2010 |
Çubukçu'ya sözleşmeli öğretmenlerden tepki 1 ek ![]() Nimet Çubukçu, dün öğle saatlerinde Kırklareli'ne geldi. Bakan Çubukçu burada vatandaşlara, "Biz sizden AK Parti olarak evet oyu verin demiyoruz. Siz halkımızın özgür iradesi ile referanduma giderek en doğru yolu seçmenizi istiyoruz" dedi. Buradaki konuşmanın ardından İstanbul'a dönmek üzere makam aracına binmek isteyen bakan Çubukçu'ya sözleşmeli öğretmenlik yaptıklarını belirten Elif Dönmez ile Filiz Küçükhacer, konuşmak istediklerini söyledi. Bakan Çubukçu'ya sözleşmeli öğretmenlik yaptığını belirten Elif Dönmez, "Benim çalıştığım okulda sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler var. 40 puanla atanan anaokul öğretmeleri bize diyorlar ki, biz emeğimizin karşılığı ile buraya geldik. Ben 79 puan almama rağmen hala kadro bekliyorum" dedi. Ağrı'da sözleşmeli olarak öğretmenlik yaptığını belirten Filiz Küçükhacer ise, "Öğretmenlerimizi, ülkemizde sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler olarak siz bölmediniz mi? Nasıl oluyorda sizler şimdi eşitlikten ve haktan bahsediyorsunuz. Ne kadar eşitiz. Madem aynı işi yapıyoruz nasıl eşitiz. İşimizi yaparken neden aynı ücreti alamıyoruz. Siz sözleşmeli öğretmenliği kaldıracağınızı söylediniz, fakat hala sözleşmeli öğretmen alıyorsunuz" dedi. "Sözleşmeli olarak başvurmayabilirdiniz" Bu sözler üzerine bakan Çubukçu, "Siz sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz. Öğretmenlik anlatma olduğu kadar da dinleme sanatıdır. Sözleşmeli olarak başvurmayabilirdiniz. Öğretmenlik ülkemizde çok saygılı bir meslek olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde öğretmelerimiz çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğu kadar, öğrencilerimizin de eğitim hakları var. Ağrı'daki öğrencilerin de sizin gibi öğretmenlere ihtiyacı var" diye cevap verdi. CNN Türk 06.08.2010 |
Tarkan'ın Başına Sarımsaktan Taç KASTAMONU'nun Taşköprü İlçesi'nde düzenlenen 24'üncü Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali kapsamında sahneye çıkan Mega Star Tarkan, sevenlerine unutulmaz anlar yaşattı. http://www.hurriyet.com.tr/_np/9470/11259470.jpg Konserde, sarımsaktan yapılan tacı başına takan Tarkan, Cide İlçesi'ndeki Loç Vadisi’nde yapılması planlanan hidroelektirk santraliyle ilgili olarak da “HES hayır” dedi. Taşköprü'de geleneksel olarak düzenlenen Uluslarası Kültür ve Sanat Festivali'nin ikinci gününde Tarkan sahneye çıktı. Yeni albümündeki birbirinden güzel şarkılarını seslendiren Tarkan, konser alanını hınca hınç dolduran binlerce hayranını adeta coşturdu. Konser sırasında Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan Tarkan'a sarımsaktan örülmüş taç ve 41 adetten oluşan sarmısak demeti verdi. Yeni albümüne hayırlı olsun dileklerinde bulunan Arslan, “41 kere Maşallah” dedi Tacı başına takan Tarkan, sarımsağın oldukça faydalı olduğunu söyledi. Tarkan, sürekli tükettiğini belirttiği sarmısağın, söylenenlerin aksine güzel bir kokusunun olduğunu ifade etti. Sahnede, Cide’deki Loç Vadisi’nde yapılma kararı alınan hidroelektrik santrali ile ilgili olarak da, “Loç Vadisi’ne sahip çıkalım, bizim topraklarımız değerli. Hidrolektrik santrallerine karşı topraklarımızı koruyalım. HES’e hayır” dedi. Konser sonrası Tarkan'a sarılıp öpmek için birbiriyle yarışan genç kızlar izdihama neden oldu. Çıkışta yeni albümünü değerlendiren Tarkan, “Verdiğim emeğe deydi” dedi. Hüseyin DOĞAN TAŞKÖPRÜ(Kastamonu), (DHA) 7 Ağustos 2010 Hürriyet.com |
Hiroşima'da 140 bin kurban anıldı 1 ek ![]() Bundan 65 yıl önce güneşli bir sabahtı. Hiroşima Merkez Radyosu'nda spiker Masanobu Furuta "acil uyarı" mesajını aldı. Canlı yayına bağlanmak üzereyken elindeki mesaja bir göz attı. "Saat 8.13. Ordu Bölge Komutanlığı'ndan bildirilmiştir: Üç büyük düşman uçağı yaklaşmakta olup..." Mikrofonun düğmesine basıp yayına girdi. Cümleyi tamamlayamadı... Sonrasında Japonya'nın Hiroşima kentine 6 Ağustos 1945 tarihinde ABD tarafından atılan atom bombasıyla 140 bin kişi hayatını kaybetti. ONUN ACISI HİÇ DİNMEDİ Bu olaydan tam 65 yıl sonra anma törenlerine 92 yaşındaki Sukuko Nakao da geldi. Elinde tesbihiyle sessizce gözyaşı döktü. ABD, Hiroşima'ya atom bombası attığında Sukuko henüz 27 yaşındaydı. Sukuko 92 yaşında olduğuna bugün hiç aldırış etmeden gelip 140 bin insanın anısı önünde eğildi. ABD başta olmak üzere 74 ülkenin temsilcileri oradaydı ama hiç kimse Sukuko Nakao'nun bugün duyduğu acıyı hissetmedi. ABD TÖRENE İLK DEFA KATILDI Hiroşima'da atom bombası kurbanları anısına dikilen anıt önünde yapılan törene ABD'nin yanısıra İngiltere ve Fransa temsilcileri de ilk kez resmi olarak katıldı. İki yıl önceki anma törenlerine alt düzeyde bir temsilci gönderen Çin bu yılki törenlere katılmadığı dikkati çekti. 74 ÜLKE TEMSİLCİ GÖNDERDİ Toplam 74 ülkenin temsilcisinin katıldığı Hiroşima'daki Barış Anıtparkı içindeki 'Sonsuz Alev' anıtı önündeki törene katılan BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun, anıta çelenk bıraktıktan sonra yaptığı açıklamada, “Bu yılki anma törenlerinin, nükleer silahların yokedilmesi için dünyaya güçlü bir işaret gönderdiğini” söyledi. “Hayat kısa, ama hatıralar uzun (süreli)” diyen Ban, “Yer Sıfır Noktası'ndan (nükleer bombanın patladığı yerin alt, üst veya orta kesimindeki merkez nokta) Küresel Sıfır'a (nükler silahsız dünya anlamında) geçmenin zamanının geldiğini” kaydetti. Törene ABD adına katılan Büyükelçi John Roos da, “gelecek kuşaklar için nükleer silahların olmadığı bir dünyayı gerçekleştirme yönündeki çalışmaları sürdürmek gerektiğini” söyledi. Hürriyet Gazetesi - 6 Ağustos 2010 |
Genelkurmay’a Koşaner KKK’ya Erdal Ceylanoğlu http://resim.stargazete.com/haber/100809-033338-284454-C.jpg Cumhurbaşkanı Gül atamaya ilişkin kararnameyi dün gece onayladı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na Orgeneral Ceylanoğlu getirilirken, Işık Koşaner yeni genelkurmay başkanı oldu İsmi internet andıcı gibi hukuk dışı uygulamalarla anılan eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız’ın, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na terfi işleminin hüktümet engeline takılması üzerine Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) başlayan kiriz dün son buldu. Başbakan Erdoğan’ın İzmir’de atamalar konusunda mutabakatın sağlandığını açıklamasının ardından dün gece atama kararnamesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sunuldu. CEYLANOĞLU 2011’DE EMEKLİ OLACAK Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı kararnameye göre, Org. İlker Başbuğ’un emekli olmasıyla boşalan Genelkurmay Başkanlığı görevine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner atandı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, EDOK Komutanı Org. Erdal Ceylanoğlu getirildi. Ceylanoğlu, 2011’de yaş haddinden emekli olacak. Org. Ceylanoğlu, Ankara Zırhlı Birlikler Komutanlığı görevini yürüttüğü 28 Şubat sürecinde Sincan’da tankları yürüten komutan olarak tanınmıştı. ÖZEL 2013’TE GENELKURMAY BAŞKANI 4 Ağustos’ta alınan kararlarla Jandarma Genel Komutanlığına getirilen Org. Necdet Özel’in görevlendirmesinde ise değişikliğe gidilmedi. Necdet Özel’in bir yıl Jandarma Genel Komutanlığı yaptıktan sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanması, bu görevde 2 yıllık süresini tamamladıktan sonra da Koşaner’in yaş haddinden emekliye ayrılacağı 2013’te Genelkurmay Başkanı olması bekleniyor. 1. ORDU’NUN BAŞINA KIVRIKOĞLU Komuta kademesinde önemli değişikliklere de gidildi. Ege Ordu Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu 1. Ordu Komutanlığı’na, Harp Akademileri Komutanı Org. Nusret Taşdeler Ege Ordu Komutanlığı’na, Genelkurmay 2. Başkan Yardımcısı Hava Orgeneral Bilgin Balanlı ise Harp Akademileri Komutanlığı’na getirildi. 2009 yılı YAŞ toplantısında havacılardan karacılara geçen Harp Akademileri Komutanlığı görevi böylelikle yeniden havacıların yönetimine geçmiş oldu. Orgeneral sayısı 14’e düştü Orgeneral Hasan Iğsız’ın emekli olmasıyla boşalacak Orgenerallik kadrosuna da Korgeneraller arasından terfi yapılmadığından Genelkurmay 2. Başkan Yardımcılığı boş kaldı. 2009 Şurasında Orgeneral kadrosu 15’e yükseltilmiş ve 15’inci Orgeneral için de Genelkurmay 2. Başkan Yardımcılığı görevi oluşturulmuştu. Bu görev bir yıl sonra otomatikman ortadan kalkmış oldu. Başbuğ görevini Koşaner’e devredecek Başbakan Erdoğan 8 günlük YAŞ maratonunun bitişini Afyon ve İznir’de açıkladı. AK Parti mitingi için Afyon’a giden Erdoğan, atamalar konusunda mutabakatın büyük ölçüde gerçekleştiğini belirtti. İzmir’de de “Kararname tamam” dedi. Gece yarısı da Gül’ün kararnameyi onayladığı açıklandı. Devir teslim 30 Ağustos’ta TSK komuta kademesinde 4 Ağustos’ta alınan kararlarla, Erzincan’daki Ergenekon soruşturmasının bir numaralı sanığı 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk EDOK Komutanlığı’na, Orgeneralliğe YAŞ toplantılarında terfi eden Korg. Servet Yörük 2. Ordu, Korg. Yalçın Ataman ise 3. Ordu Komutanlığı’na getirilmişti. Atamaları yapılan ve görevlendirmelerinde değişikliğe gidilen orgeneraller yeni görevlerine 30 Ağustos tarihi itibariyle başlayacaklar. ORG. GÜNER YERİNDE KALDI Org. İlker Başbuğ’un Jandarma Genel Komutanlığı için önerdiği isimler arasında yer alan Org. Aslan Güner’e ise yeni bir görevlendirme yapılmadı. Org. Güner bir yıl daha Genelkurmay İkinci Başkanlığı görevini yürütecek. Org. Başbuğ’un, hükümete sunduğu tekliflerle Org. Güner’in Genelkurmay Başkanı olabilmesinin yolunu açmaya çalıştığı ileri sürülmüştü. Org. Aslan Güner, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasının hemen ardından havaalanında Hayrunnisa Gül ile tokalaşmamak için kırmızı halının öte yanına kaçmasıyla tanınmıştı. HAVA VE DENİZ DEĞİŞMEDİ Org. Güner ile birlikte bulunduğu görevi koruyan diğer komutanlar; Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Hasan Aksay, Deniz Kuvvetleri Komutanı Org. Eşref Uğur Yiğit, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Org. Bekir Kalyoncu, Donanma Komutanı Oramiral Emin Murat Bilgel oldu. 9 Ağustos 2010 Pazartesi KIYMET SEZER/ANKARA Star |
ÖSYM'den önemli açıklama Üniversiteye yerleştirme sonuçları en erken cuma günü açıklanabilir Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanı (ÖSYM) Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) sonuçlarına göre üniversite yerleştirme sonuçlarını "Cuma günü veya hafta sonu açıklayabileceklerini" bildirdi. Yarımağan, AA muhabirinin sorusu üzerine, LYS sonuçlarını değerlendirme işlemlerinin tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Yarımağan, "Sonuçları en erken cuma günü açıklayabiliriz. Hafta sonu da olabilir. Daha önce de üniversitelere yerleştirme sonuçlarını 15 Ağustosa doğru açıklayabiliriz demiştim" diye konuştu. Ünal Yarımağan, üniversitelere yerleştirme sonuçlarının ne zaman açıklanacağına ilişkin yarın duyuru yapılmasının planlandığını ifade etti. Beş ayrı oturumda gerçekleştirilen LYS sonucunda, 784 bin 564 aday 180 ve üstünde puan alarak, tercih yapmaya hak kazanmıştı. 2010 yılı için üniversite kontenjanlarının, merkezi yerleştirme ve özel yetenek sınavıyla öğrenci alan lisans ve ön lisans programlarında toplam 708 bin 274 olduğu açıklanmıştı. 11.08.2010 17:13:41 - Kanal D |
| Saat: 06:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık