![]() |
Gel sen yoksun bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün nefesim üşüyen bir gelincik ayazı bütün geceler aysız durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor gel her gece bır deprem oluyor ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim gel erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla bütün bulutlardan sana koşuyorum gel yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni her akşam vakti, el ayak sesleri çekilirken caddelerden vurup yüreğimi narlı sevdalara yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor kimse bilmiyor, her gece dudağımda bir şiirin kanadığını ey yavru bir kuş gibi düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı farkında değilim şimdi, geçen günlerin değişen mevsimlerin yağan karlar altında kaldı kalbim gel geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim bir kar çölünün ortasında bir insan mahşerinin içinde yapayalnız her bakışta bir hüzün, her hüzünde bir bakış kanamada bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde gel gel bahar sokaklarına çıkar beni yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar, göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri işleyip alnımın çizgilerine tel tel kalbimi sana rehin tutuyorum gel hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür geçip giden günlerin terkisinde rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü her mısrada çığlık çığlık yüreğim gel ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi. Nurí CAN |
Barış Nedir Sevgilim barış nedir sevgilim biliyor musun bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken halka açılamadan batan bir şirket iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa hurdacıya söylediği son sözler mi bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa söyle sevgilimde ki tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran bir melekde ki aptalların türküsü oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde ki sevgilim içine bayat pil konmuş el feneridir barış fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir barış kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın barış halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada bunların hiçbiri hiçbiri değilse barış söyle sevgilim savaşın düş kurduğu yerlerde hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcük türşu dillerden düşmeyen barış Akgün Akova |
|
Gelsin Hakk’ın emriyle dört kitap indi Muhammed Mustafa elçi seçildi İman ışığı parladı, küfür kesildi Nuru Muhammedi görenler gelsin İnançla inşa edildi hak din İslam Birden aydınlandı şu küçük dünyam Gamı beladan beri canım ona kurban İslam’ın yoluna canın koyanlar gelsin Server-i Kainat ki en hakiki mürşit İlmi noksansız, buna Mevlamız şahit Kalemle cihat ediyor binlerce müceddit İslam’ın yoluna cihat edenler gelsin İmam Hüseyin’in başı kesildi bu yolda Nice erenler, dervişler asıldı bu yolda Nice İslam bülbülü yakıldı bu yolda İslam’ın yolunda şehit olanlar gelsin Gelsinler şu gönlüme, saadeti bulayım Hakkı batıldan ayırıp hakikate ereyim Bilmiyorum ki ben bir alperen miyim Allah için doğruyu söyleyenler gelsin Deniz Efe |
Acının Duvarı Aşılınca Kendisi çatlamadan Toprağı çatlatamaz tohum Asmışım sinirini mutsuzluğun Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum Acısını artık duyamıyorum Ki kendim öyle bir acı olmuşum Nasıl görmezse göz kendini Kendimi arıyor bulamıyorum. Aziz Nesin |
yağmurla gelirim sana ölürüm;toprak olurum üzerime su dökerler buharlaşır;bulut olurum ve yağmur olur üzerine yağarım işte böyle sevdim seni bu kez izin ver bana açma şemsiyeni Bilal Gülçiçek |
Efkârımda Küsmelerim ölür. Dokunmalarım ve susmalarım... Sana yetmelerim ölür; Sana yetişmelerim... Emânetler saklı! Sandıklar kilitli. Mühürler çakılı. Üstünde sarı sardunyalarım ölür... Seccâdede yatan yorgun akşam, Başını kaldıran beyaz mehtâbım ölür. Gitme desem kalacaksın sanki. Susma desem konuşacaksın... İyisi mi, sen git! En iyisi şimdi git. Yollarım saklı kalsın yine; Duvarlarım örülü... Işıklar sönük kalsın. Boşlukta kalsın yine sahipsiz bakışlarım. İyisi mi sen git. Hadi! En iyisi, sen şimdi git. ismail atan |
seyir sürme yalnızlığına rüya kırışığı gözlerim kendine yolcu gemi azalan ben istikametindeyim atlı karıncası yorgun içimdeki yıldız çocuğun çığlık mavisi düşlerinden ak/ar şiirlere ıslak kelimelerim Sevinç YILDIZ |
YORULDUM Hayatımdan her gün giden günler gibi Dün olup gitmiyor hasretin Yarınlar gözüktükçe artıyor Boynuma asılmış pranga misali Yük olup duruyor umutsuz bedenime Yoruldum yalan sevdandan Uykusuz gecelerden Düşünmekten Sayıklamaktan adını kaybolup gittiğim anlarda Hatta sana olan sevgimden Seni isterken ölürcesine Yoruldum. Ne zaman sözler versem kendime Seni sevecek bir sebep hep buldum Deprem sonrası enkaz bedenimde Her şey yıkık bertaraf olmuşken hayatımda Seni böyle sağlam tutan Hiç gitmemiş gibi sevdiren Bunca ihanetini Terk edişlerini unutturup bekleten Geceler boyu düşündüren Sayıklatan Bir başkasıylayken sen diye sarılttıran neydi Yoruldum. Eğer kalbimse seni tutan Eğer ki kör olacası aşkımsa Açarım ellerimi yalvarırım Allah`a Unuttursun seni bana Düşündürmesin ömür boyunca Bir yol bulup kaçıp gitsem bu sevdadan Varlığın yakıyor Yokluğun kül ediyor Erittikçe tazeleniyor sevdan Yoruldum. Ne sen gel artık hayatıma Ne hayalin Ne senden bir hatıra Son sözlerim bunlar Gün olur da sevmezsem seni Dinerse fırtınalı şehrimde kasırgan Çıkacağım karşına anlıtı.. Ben Seni Sevdiğim Vakit BEN SENİ, KARANLIĞIN SUSUP, ÖLÜMÜN SELAMA DURDUĞU YERDE SEVDİM ! VE BEN SENİ SEVDİĞİM VAKİT... Ben seni sevdiğim vakit; Nehirler şaşar yatağından, dağlar ayazlanır... Ayrılık dolanır bir kardelen soğukluğuna, Hasret vurur yatağımdan, Ten yanar o vakit, Su yanar, dil alazlanır... Ben seni sevdiğim vakit; Kanlım olur gökyüzü, Yokluğun sevdalım, Ve dudaklara gizlenir... Hercai bir menekşedir ölüm, Zemheriyi tutar avuçlarında, Umut ki sevdaya filizlenir... Ben seni sevdiğim vakit; Bir mavzer bilenir yatağına... Tutuşur beyazlığım, Gökyüzüm olur sûretin ! Sevdam dillenir, Şafağım dillenir karanlığına... O dem ölüm ilişmez, Ve "EŞKİYA" olasım gelir dağlarına... Kürşat Celil GÖZEN __________________ |
__ Unutulmayan Kahramanlar __ gözlerinin odaklandığı her bir noktada, buz dağları olup eriyorsam içinde, ve esirin oluyorsam, düşlerimde büyüttüğüm, hayallerime sığmayan, bir romanın en gizemli kahramanıydın sen... aslında hayat ne bir romandı ne bir hayal, ve kahramanlar hiç bir zaman unutulmazlardı, ama sen utuldun...! ! ! alıntı |
| Saat: 22:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık