![]() |
http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10162-kelebek.gif http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10162-isim.gif http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10162-kelebek.gif Adı hüzün olsun bu gerçeğin. Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin Ve senden sonraki yaşantımın, Adı hüzün olsun! Öteki renklerini aldığın, Tek mevsimlik dünyamın, Ve senden bana kalanların, Rotasız başlayan yolculuğumun, Her limanda yüzleştiğim sensizliğin, Adı hüzün olsun! Bir türlü gelmeyen geleceklerin, Bir yarısı sende kalan geçmişin, Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin, Adı hüzün olsun! Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın, Azalan ideallerimin, Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların Birbirine benzeyen her günün Adı hüzün olsun! Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım kirli odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Adı hüzün olsun! Artık gelmeyeceğine olan inancımın, Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin, Sensizliğin, yarım kalmışlığın, Adı hüzün olsun! Değişmeyen şeylerin, Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların, Sadakatini elden bırakmayan gönlümün, İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının, Ve bu şiirin adı hüzün olsun! |
Gül / Yani Sen Bugün bir gülü tuttum / ince nazik beline dolanıp.. Koparmaya kıyamadım / o kadar güzeldi ki, Eğildim, güzelliğinde secde ettim. Nasırlı ellerim gül açtı, Alnı alnıma dokundu, Anımsadım bu kokuyu / sen koktun.. Duramadım. Yapraklarında gezindi dudağım. Sürmüş sürüştürmüştü, sen kokan sular aktı çatlamış topraklarıma / dudaklarıma, Pembeydi rengi, Anımsadım / son öptüğümde aynıydı dudağın.. Dikenleri olmalıydı biliyorum, Yoktu / evet yoktu.. Dedim ya sendin / pürüzsüzdü kucağın.. Bugün bir gülü sevdim / ince beline dolanıp, Yapraklarında saçların, Goncasında gözlerin vardı / bir gülü sevdim, Kokusunda nefesin, Özünde şehvetin.. Pembe bir gülü sevdim, Göğüslerinde dikleşen, uçlarında pembeleşen. Sen olan bir gül sevdim bugün, Dudaklarımda, dudaklarınla depreşen.. Şehvetle yaprakları uçuklaşan / morlaşan. Evet / bir gülü sevdim bugün, Kokusu hala, burun ucumda dolaşan. Levent Sarıalioğlu |
Simdi yokluguna yazarim seni... Aklimin içindesin gözleri ceylan güzeli Böyle votka böyle sigara böyle çocuk Sensizim ... Ne yapsam paylasamam varligini Ben giderim bu sehirde birakip seni Sen unutur musun bilmem Beni ve seni özlemisliklerimi.. Ay bir garip dogar yokluguna Rüzgar bir baska eser Yagmur zaten gözlerimden asina sensizlige Dudaklarin düslerime girer Bu deniz beni hiç böyle üzgün görmedi Dilimde dualar ,düsümde dügüm.. Lakin gidiyorum bu sehre birakip seni Bir parça da benden katip bu sehre... Bu yarim ay ve bu deniz Sahittir gözlerinin rengine Vakit ne yapılsa sabaha çikmaz Alkol böylesine girmisken içime Dinletemem sözümü gözlerime Isiklari söndürür bir kandil yakarim Bu gece seni aglarim.. Sarhosum... Hem votkadan hem senden Böylesi özledigim bilmem ki neden Neden böyle dualar düsmez dilimden Bilirim daha çok çekecegim vardir gözlerinden Simdi saçlarimda parmaklarim hüngür hüngür aglarim seni Yüzüm gözüm sırıksıklam Sırılsıklam peçeteler masada Titrek kandil ışığında sana aglarim... Yokluguna dayanamam En çok yoklugunu bilirim Ama alisamam.. Gözlerinsiz ve artik dudaklarinsiz yapamam Elini isterim saçlarimda Ne kadar dokunursan o kadar yetinirim Dokunmazsan beklerim.. Sen seni bekledigimi bilir misin böyle gecelerde Kalan zamanimla seni paylasamam Kalsam göremem seni Gitsem baska yerde yapamam Bilmem sen ne kadar arasin beni.. Ben yasanmamislari özlerim sanki yasanmıs gibi Bu gün olmadı yarin,yarin olmadi ertesi Bu sehirde birakirim seni çekip giderim Aklimda gözlerin gözlerimde yaslar Kurur çatlar dudaklarim Yağmurlarda dudaklarini ararim Bu gece sana aglarim Artık dayanmaz kalem Beyhuda geçmesin isterim şu sayili vakit artik Her lahza senin olsun bundan böyle.. Böyle dizeler yazacagima yokluguna Varligina sarkilar söyleyeyim Gözleri ceylan güzelim Sana bir türlü doymaliyim Simdi böyle sarhos veya çakirkeyif Açip telefonu sana aglamaliyim Atip kendimi denize kapina yüzmeliyim... Bilsem ki yalnizsin Tutamaz beni bu çilginca dönen dünya Bu sözümü dinlemeyen vücud Bu alkole yenik, kafa bir yana Kosar, uçar, kaçar gelirim yanina Hiçbir art niyetsiz girmek için koynuna Saçlarina dayarim basimi Yüregimi ellerine veririm Kesin aglarim bilmem ki neden.. Simdi su an duyabilsem sesini Yoklugunu yalnizligima meze yaparim Böyle karanlik, böyle titrek ya bu isik Korkarim.. Bu gece sana aglarim Seni birakir giderim bir gece bu sehirde Yüregimin kösesini denizlere atarim Dalgalarda savrulurum gözlerine Duvarlarla konusurum Seni bagiririm yildizli gökyüzüne Sen kokan yastigima seni aglarim.. Bir dizeden digerine yazar dururum seni Gelsen diye bekler dururum Gözlerinden doldururum her bir kadehi Her yudumda yoklugunu içerim Senden sarhos olur bir köseye atarim bu vücudu İlk elime geçene sarilirim.. Bu gece seni aglarim... Sen bir yerinde sıkılır bırakırsın siirimi Ben içmeye devam edip gözlerini Her yerine sayfaların yine seni yazarım Kelimeler sarhos olur Sesim ölür giderayak Son gücümle gözlerinin ararım Bu gece seni aglarım Çakmagımla kibritleri yakarım. Işık batar gözlerime Gözlerimi kaparım karsımda gözlerin Gözlerin batar gözlerime Sarılırım bir yanımda sensizlik Sarılırım bir yanımda yoklugun Yüzünde parmaklarım gezinir Ellerimle yüzünün resmini çizerim yüzüne... |
Bir Gözyaşım Bir Sen Zamana mahkum ol demişti bana Bir göz yaşı bir sen bir de hayalim Rüzgarın önüne at demişti bana Bir göz yaşı bir sen bir de belalım. Saksıda çiçeğim solunan havam Bilirim yakında can özümdesin Ummanda kayığım dümende sevdam Sanırım hayalde tam içimdesin. Ellerim ulaşmaz gözlerim duyar Sazımın gövdesi tenin gibidir Saçlarım uçuşmaz bedenim doyar Kemanın perdesi sesin gibidir. Bir gözyaşım bir sen bir de yüreğim Gecenin matemi olup çıktınız Bir gözyaşım bir sen bir de bedenim Sevda ateşine koyup yaktınız. |
Akşam Erken İner Mahpushaneye Akşam erken iner mahpushaneye. Ejderha olsan kar etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kar etmez, inceden içine dolan, Alıp götüren hasrete. Akşam erken iner mahpushaneye. İner, yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden, ağlamaklı olur bahçe. Karşıda, duvar dibinde, Üç dal gece sefası, Üç kök hercai menekşe... Aynı korkunç sevdadadır Gökte bulut, dalga kaysı. Başlar koymağa hapislik. Karanlık can sıkıntısı... "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri, Bense volta'dayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım, Gülünç, acemi, çocuksu... Vurulsam kaybolsam derim, Çırılçıplak, bir kavgada, Erkekçe olsun isterim, Dostluk da, düşmanlık da. Hiçbiri olmaz halbuki, Geçer süngüler namluya. Başlar gece devriyesi jandarmaların... Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır cigaram, Bir duman alırım, dolu, Bir duman, kendimi öldüresiye, Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya... |
Akşam Erken İner Mahpushaneye Akşam erken iner mahpushaneye. Ejderha olsan kar etmez. Ne kavgada ustalığın, Ne de çatal yürek civan oluşun. Kar etmez, inceden içine dolan, Alıp götüren hasrete. Akşam erken iner mahpushaneye. İner, yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden, ağlamaklı olur bahçe. Karşıda, duvar dibinde, Üç dal gece sefası, Üç kök hercai menekşe... Aynı korkunç sevdadadır Gökte bulut, dalga kaysı. Başlar koymağa hapislik. Karanlık can sıkıntısı... "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri, Bense volta'dayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım, Gülünç, acemi, çocuksu... Vurulsam kaybolsam derim, Çırılçıplak, bir kavgada, Erkekçe olsun isterim, Dostluk da, düşmanlık da. Hiçbiri olmaz halbuki, Geçer süngüler namluya. Başlar gece devriyesi jandarmaların... Hırsla çakarım kibriti, İlk nefeste yarılanır cigaram, Bir duman alırım, dolu, Bir duman, kendimi öldüresiye, Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya... |
Söylenemeyen Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! .. Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! .. Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana... Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım; Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim... Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan; Ama güzeldi!.. Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!.. Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim... Boyutları değişiyordu hayatımın... Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum... Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!.. Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli... O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!.. Toparlayamıyorum zihnimi... Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe; Seni koklamak için... İçimdesin! |
MEGER SUç SENDEYMIS Aradinmi beni baska sevdaya dûsmeden. Aradinmi beni kararini vermeden ônce. Aradinmi beni sordunmu beni bos zamanlarinda. Sakin bana askini vermeye çalistigini sanma. Hepsi yalanmis meger,suç sendeymis. Aradinmi beni hata yapmadan ônce. Aradinmi beni seni seviyorum diye. Aradinmi beni dûsûndûnmû beni. Sakin bana demeki suç senin. Hepsi yalanmis meger,suç sendeymis. Aradinmi beni insan yerine koyupta. Aradinmi beni sensin benim canimsin diye. Aradinmi beni sen benim hayatimsin diye. Sakin bana demeki senindim ben. Hepsi yalanmis meger,suç sendeymis. Aradinmi beni baska aska baglanirken. Aradinmi beni ona baglanirken. Aradinmi beni onun askindan yanarken. Demeki yillarini bana verdin. Hepsi yalanmis meger,suç sendeymis. |
Endam-ı Arz-ı Semâ suskundur kuşlar güz mevsimleri camlarda biriken buğu gibi huzursuz... kolay değil göklerin müdavimleri her hareketleri kusursuz... dalga değil bu denizin kendisi belki yıllardır anlatılan öyle bir mesel ki... yıldızlar semâ eder gökte her gece ney sesi, dağlardan yankılanır... hakikattir yazdıkları hece hece güneş etrafında dolanır... rüya değil bu gerçeğin kendisi sanki yaşam denilen, öyle bir an ki... rüzgar eser oturan taşlara inat mağaralara sokulur usul usul... kapanır göz, kırılır kanat ecel martıya dokunur usul usul... esen yel değil, kasırga misali bu kainat öyle bir mabet ki... kalbim tekler geceleri, acıtır kanım damarlarımda donar... bu çektiğim 'mukaddes acı'dır bir gül yaprağı elimde solar... geçen zaman değilmiş bir an gibi içine düştüğüm öyle bir buhran ki... söz başlar, semâ biter, yağmur diner emsalsiz bir büyüdür gece martılar her gece rıhtımda denizi dinler aklımda bıraktığın izler var sadece giden "sen" değil sevgili, "ben"im sanki ayrılık denen yağmur, öyle bir tufan ki... Abdullah Yavuz Altun |
ANLATAMAMKİ Sana duygularımı nasıl anlatsam Buna kelimeler yetmez ki. Gökyüzünden yıldızları indirsem, Sana ışık olamam ki. Sevgi bahçelerinden güller toplasam, Sana açtıklarını anlatamam ki. Gönlünde bir gonca gül olsam, Seninle açacağını anlatamam ki. Sen bir kuş, ben bir ağaç olsam, Dallarıma kon diyemem ki. Çağlayanlar gibi akmak istiyorum, Bunu yinede anlatamam ki. Seviyorum diye dağlara haykırsam, Sana sesimi duyuramam ki. Başını kalbinin üstüne koysam, Nasıl attığını anlatamam ki. Seninle buluşup el ele tutuşsam, Heyecandan öleceğimi anlatamam ki. Hep seninle kalsam, yanında olsam, Seni sevdiğimi anlatamam ki. |
| Saat: 14:53 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık