![]() |
senle bir ömür Senle bir ömür yaşamaktı emelim El ele dolaşmaktı isteğim Yollar da, bahçeler de, kırlar da, Bizle mutluluk şarkısı söyleyecekti kuşlar dallar da Fallar bakacaktık papatya yapraklarında Geceleri hayal kurup dalarken mehtaba Sen olacaktın sardığım kollarımda Çıkıp gittin yoksun artık hayatımda Yalnızlık, ecel gibi yapışmış yakama Çocuklarım olsun istedim senle dolu dolu Kimi kız,kimi erkek,kısası uzun boylusu Uykusuz kalacaktık onlar için geceleri Bölüşecektik sıcak çorbayı ekmeği Önce biz öğrenecek,sonra öğretecektik sevmeyi Oysa odam buz gibi, yok çocuk sesleri Görünce anne babasına sarılmış minik elleri Söndürmek mümkün değil kalbimdeki ateşi Yaşlanmaktı hedefim birlikte başbaşa Torun ile oynamak yakışacaktı bu yaşa Karışacaktı Ali ile Ahmet,Ayşe ile Fatma Kahkahalar ile gülecektik masum yanlışlıklara Lanet ediyorum çekip gittiğin sabaha Sen başka ellerde kendi havanda Ben huzur evinde soğuk odamda Hiç bir şey kalmadı elimde hayallerimden başka Tek beklentim bir gece yatıp bir daha uyanmamakta mesut özbek |
Bu Hüzün Nezaman Terkedecek Beni tren düdüklerine karıştı hüznüm yine. vazgeçilmeyen aşkım sürüklüyor beni, raylar boyunca kimbilir nereye. hasret içimde, yakıyor yüreğimi. seni bir görsem dinse bu özlem ben de. saklıyorum gözlerimi herkes den. yağmur gibi inen yaşlar, yalnız bana kalsın diye. damarlarıma yayılan sevgin, sarhoşdan beter ediyor seni düşündüğümde. bir bahar günüydü seni tanıdığımda. yüreğim akmıştı anlamadan sana. sıcacık gülüşün ısıtmıştı içimi. sevdim seni be vefasız, bu aşk sensizliğe değer miydi. Aslı oldum yoluna, Şirin oldum sevdana, Leyla oldum bu aşkta, ne Kerem, ne Ferhat ne de Mecnun oldun bana. verdiğin aşk ben de yakıyor hâlâ tenimi ellerim bile özledi bana verdiğin sevgini. ömrüm hep aramakla mı geçecek sevdiğimi. bu tren yolları mı ayıracak hep bizi. nezaman bitecek bu ayrılık, bu hüzün nezaman terkedecek beni. Menekşe Gülay |
Maskesini çıkarıyor aşk anlaşılmaz bir mananın içinde farkedilmez bir zorluğun kuşatmasında kalıyor sevgim çaresizliğin ötesinde bir imkansıza bağlıyorum sensiz yaşama şansımı unutulmaz ne varsa artık hepsinin üzerine dertlerimle yıkanmış bir mürekkep akıtıyorum kana boyanmış bir yüreğin teslimiyetinde yaşanan hüzünü tatmak veya hasretlik bedenleri tren garında yolcu etmek gibi birşey seni sevmek yaşanılanlara müdehale edememenin mahçupluğunu taşıdım üzerimde ezilmesini öğrendim buruk bir acıyla münasebetteyken yüreğim masallarda buluyorum aramaya tenezzül etmediğim bir çok şeyi renksiz bir gökkuşağı bağlıyorum belime bir ferhat oluyorum dağların zirvelerinde nedense hep ayrılıklara denk geliyor hayal dünyasındaki rollerim hasat mevsiminde yaşanılan sevdalardandı yaşadığım hikaye sonbaharda tırmıkla biçilmiş aşkım tek tek ayrılıyor yaşantımın parçaları acılar bir yana,sen bir yana yüreğimin nasibinde kırılmakta varmış dostlarımın nasibinde kırık yürek parçalarını toplamak zahmeti yersiz kalıyor dostlarımın kırık bir yürek parçasıyla yaşamaksa kaderim kıranın ayakları altında ezilipte ağlamama yetisine sahiptir Yüreğim Ahmet Degirmenci |
EŞARP nasıl YAKILIR(?) Ahirzaman Ümmetiyiz(50) -(EŞARP* Nasıl Yakılır(?) ...................................... ......ALLAHINI SEVEN...... ....Anamıza..Bacımıza..... ..........hediyyemizdir........ . İNDİR ''BACIM'' KUR'AN-I NI, ÖĞ'REN HAKK'IN KURALINI! Sonra ''kaldır-''YAK'' istersen; -Ya; TA'KI'VER şu EŞARBINI! -''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' . YOK kurtulmak ''BİLMEM'' diye, -Öğrenmedin; -''SÖYLE'' NİYE? -Bir ORGAN var ''BEYİN'' diye! ''AHİR ZAMAN ÜMMETİYİZ! '' ............................................. diyelim ki; işi kavradın; ah,ah! ............................................. Dönmedi mi gene ''BEY''in, Onda var mı düşün ''beyin''? -Doğru Söylet -Dilin Senin(!) ''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' Söz vermez''ler'',sana sözde; Hele Hakk şu; -''Hele bi De! '' -''BÜTÜN'' İŞLER ''DUA'' İLE; ''AHİR ZAMAN ÜMMETİYİZ! '' . ''REÇETESİ'' İŞTE BÖYLE İŞİM OLMAZ; ''BÜYÜ'' İLE; -Hiç olmazsa ''1''KEZ dene! ''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' ............................GA'RİP Ercan Kurt |
Muhteşem İntiharın bir şafak türküsü var dilimde sözlerini hiç ezberleyemediğim, çocukluğumun gözyaşlarını dizlerim ve dirseklerimde taşıdığım silinmeyen yara izlerimin hatırasında mırıldandığım... masmavi bir gökyüzü ve denizle büyüdüğümüz aşkımızı ölümle bir tutup,ondan kopamayacağımız İstanbul gibi huysuz ve tatlı bir sevgiliyi bulamadık tüm kirlenmişliklerin içinde,temiz kalmayı başarabilen, ne bir kalp vardı,nede bir ten... oysa tüm güzellikleri ve doğa olaylarını sana benzetirken kalp atışlarımın heyecanında ellerim titreyerek tutuyorum şimdilerde kalemimi her bir cümlem sancı,her bir kelimem acı oluyordu yüzüne çarpan bir şamar misali... hatıralarını içime gömüyor ve canlandırıyordum tanrın değilim ki; seni baştan yaratayım sen bir kere yaratılmıştın ve bir kere öldün ne azrail almıştı canını nede ben intiharın kendi ellerinde muhteşemdi... alıntıdır |
Musıki Fonda hafif bir rüzgar, Şelaleden çağlayana doğru notalar akarken, Ağaç yaprakları musikıye katılıyor tarifsiz sesleriyle, Koroda minik serçeler ağaç dallarında cıvıl cıvıl, Bu gün değişik bir makamdan terennüm ediyorlar, Eşsiz eserlerini minik serçeler, Allah’ım şu ahenge bak evrensel musıki budur işte, Dünyanın her yerinden dinle, çeviri olmadan, Bak şimdi makam değişiyor, Yağmur makamı, Rüzgar değişik bir fonda terennüm ediyor, Şimşekler bamtelinden çakıyor, Sonra tatlı bir yağmur sesi, Her bir damla ayrı bir notaya basıyor, Uzun bir musıki dinletisi, Ruhları alıp götürüyor uzaklara, Sonra bir fasıla, Tekrar tatlı bir rüzgar sesi, Ağaç yapraklarının kusursuz titreşimleri, Sonra dalgaların coşkulu yürek sesleri, Martıların çektiği zılgıtlar, Sabaha kadar ninni gibi, Eşsiz bir orkestra, Eşsiz bir musıki, Harika bir dinleti, Doyumsuz bir ziyafet. Veysel Gülmez |
ya yoksan Ellerimi bırakayım avuçlarına ----tut, --------tut ki genişlesin yer --------------genişlesin gök ve tenin titretsin yüreğimin tellerini, şarkılar söylensin hicaz makamında dallarımda gezinsin üveyik... tut ki senmişim ------tut ki senin mişim, -----------sevmişim seni daralır içim yokluğun da -----gel desem ----------gel(e) mezsen tut desem avuçlarımı ------ya tut(a) mazsan.. fatma atalay |
birdir iki tespihin demkeş tanesi perişan bana varmadı senden dönen yol aşkım iki gözüm kadar uzak sayfalar pürmelâl berhudar ol… keremin göğünde gülün aslı süpürdüm denizi seyyidin suyuna masaldır gonca vermeyen yağmur yaslayıp geceye yüzümü güneşe ağladım boşuna… Ferhat Gülsün |
Karşıyakada Değil Bu Yakada Olma Hali -Seda`ya- Suikastlerin başkenti dökülür omuzlarına, incecik tüylerinden geceyi sıyırır usul usul sövülesi bir ipek gibi zaman. Sarar ya hani bütün yaralarını bazen kuyruğu havada ebruli pembeler... bütün gemileri boğazıma takılır İzmir`in. sen nergisleri seversin ahh... eriyik bir peynir gibi yapışkandır aşk Gözleri yumuk dişlerini ısmış bir kadın olur Ege nerden bakılsa omuzların... nerden bakılsa bileklerin... sen tutup tutup kendini doğurursun üzüme çalar tenin. Sonra kendi havzamızda Ege bana ben Ege`ye devrilirim üstüme üstüme yıkılır Ağılı Boğazı kendimi döverim hep kime çatsam kaşlarıma taktığım bu Deli Dumrul haleyle. MESUT METE |
Ay dolunay ay seni yaşatıyor bana sevgili yakamozlarla deniz beni uzakları okşuyor ay ışıkları kolların bomboş bilmekteyim hissetmek medcezirlerini bütün denizlerin aşk cığlıklarını evrenin yakomazların çakıltaşlarının tüm şarkıların sesinde baktığım noktadan aydınlıkların yansımasını anılarımın sen ben ve nevbaharın artakalan zamane aşklarından dolunay zamanlarının yarımdan iki karanlık iki ay gelişinden belli mehtap ay dolunay Nevin Kalafatoğlu |
| Saat: 13:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık