![]() |
Bu şehirde sığınağım olur musun desem sana Yoksa bakıp dursam mı öylece gözlerine Söz etsek acıdan, hüzünden ve senden Güneşe karşı tutsam ellerinden Serçe kanatlarında taşısak mı sevdaları Yoksa orkidelerimi bitirsem avuçlarında Her sabah taksam sana zümrütten küpeler Seni düşlemek bile her şeye değer Kuytularımızda saklasak mı baharı desem Yoksa konuşmadan sussak mı öyle Bölsek zamanı kuşluk vakti bir yerinden Her gece düşersin yüreğime en derinden SİNAN GEDİK |
Zamanın Getirdikleri1 Dünyaya yerleşiyor zaman İnsanların yaşmının devamı için Sorumsuz bir kişimi? ola bilir Kırılmış, parçalanmış bir ayna Oysa yirminci yüz yılın son yirmi yılı Her geçen gün ilimi ile ilerliyor Yıpranıyor bilimin, fiziğin ötesinde san ki Yaşam kelimesi gibi özgür Dalgalanan denizin kumu gibi esinti Gıtarların her teli gibi vurulduğunda, Bir göz atıldığında etrafa siyah. Zaman;Kır çiçeğinin koparılıp solduğu gibi; Yirmi birinci asır korkutur bazen Kimisi doğuda ilimin erişemediği yerde yaşıyor Sahici dağa biliminin aydınlığından habersiz Batılı pek aldırmıyor, şöhretiyle yaşıyor Doğlu, karadenizli can çekişiyor kalem tuta bilmaek için Pudralı yüzler, boyalı dudallar tiskindir beni Bu yüzdendir bir ayna daha kırıldı dün sabah Anaların saçları süpürge oldu Sonra zamana bırakıp sustu, sustu Akşamlra, sabahlara kadar Hüzünle çalışıyor bir male, Zaman katı, gadar Sevgilileri ayırıp yollara düşüren Boğuktu sabahları bir horuz sesi Zaman ağlıyor san ki acılar üst, üste kondukca Bir bağrışla dünyası yıkılan aşıklar gibi, Ödüç veriyor zaman gülücükleri Neden anlıyayım- kaç yıl geçti- Hürmüz Demir Söğü |
Sadece Gözlerin Değil Çengelli iğnelerle bir yakaya tutturulmuş Kurumuş bir çiçek yaprağına benzeyen Gözlerine ısrarımız yok bundan böyle Çünkü gözlerin değil artık Yüreğimizi bezeyen Ürkek bir edayla kulağımızda çınlayan Sabah mahmuru günaydınlara razıyız Razıyız ağır aksak gülümseyişlere Ve elektronik gamze imzalarına Musluklar sökülmüş çeşmemizden Kör tıpalar yürek sularına set Burası çünkü, çünkü burası Çoktandır sevdaların kutsanmadığı Bir memleket Gitmen ya da bir daha hiç gelmemen Bilmen kapılardan dönüşlerin anlamını Yahut hiç bilmemen Sonuçta değişen bir şey yok Yahut hiçbir şey kalmadı değişmeyen Her sevda masalının olmazsa olmazı Soluğuyla bütün insanlığın soluklandığı Ay yüzünden gözlere nur pay edilen Ve cümle yıldızların kıskandığı Peşinden dev analı dağlara gidilen Prensesimizsin sen İşte o yüzden Sadece gözlerin değil Yüreğimizi bezeyen Vahdet Nafiz Aksu |
Zamanın Getirdikleri 2 Islak kaldırımlar gibi kayar gözler Zamanı vurgulayıp yaşamı unutmuşum ben Sevgilim senide unutmak istiyorum, Düşünüyorum ama! nasıl unutmak Söz gelimi hızlı oynuyorum raksı Kadehkeri yuvarlıyorum, sigaraları ardt, arda içiyorum Her gün bir bitiyor- çoğu zaman- Alim arıyorum, fizikci arıyorum Yirminci yüz yılın sonunu düşlüyorum Doğuyu, kara denizi değiştiriyorum Asfatlar görüyorum... Kadınları şalvarda, peçeden arınmış düşünüyorum Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum Duraklarıteker, teker dolanıyorum Bilim adamları buluyorum uzmanlaşmış Boynumdaki anamdan kalma boncukları, Pembe toz uçup gidiyor, Bazen hırçınlaşıp çıkarıp bırakıyorum Koca evrende sırça ben Yaşamın güzelliklerine atılıyor, bakıyorum Nedense ben zamanı bir rüzgar sanıyorum. Nerede sevgilim akşam oluyor, Ben odamdan içeri girerken Sen bir alkoolik gibi meyhanedesin Zamanın minesi akışı değişiyor -Diyip gülmeye getirdim sözlerimi- Yıllarımda Avrupayı dolaşmadım Hep yurdumu tanımaya çalıştım Avrupa bizim ülkemizden çok ileriymiş Kitaplarda, dergilerde, gaztelerde okudum. Hasır koltukta kalmadı asırımızda Artık kar yağıyor kışın ortası Soba pek az, Radoyotörler, kılımlar yerini almış. Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum Hürmüz Demir Söğü |
Geceyle Gündüz Arasında.... Konuksever akşamlar buldum ikindilerden kaçarak Hayalime gölgeler vursun istemedim Gamla kan kardeşi yaptım sevdamı Besledim hüznümü buruk sevinçlerle Kimseden bir lütuf beklemedim Kardeş geceler buldum akşamlardan kaçarak Her yıldızın boynuna bir hüküm astım Ve saatler boyu ağlayarak Senden ve benden uzaklaştım Isısız şafaklar buldum gecelerden kaçarak Zifiri karanlıklar yıldızımı boğsun istemedim Ay ışığı vuslatımı kıskanmaya başladı Hasetlikti feleğin son ettiği oyun Üzülmedim Dost seherler buldum şafaklardan kaçarak Güneş ufkun koynunda huzursuz ve uykusuz… Mutsuz gözlere doğmayı dilemekte Uyanmış derin uykusundan bir kadın Umut ve özlemle gülümsemekte… Vahdet Nafiz Aksu |
Zamanın Getirdikleri 3 Giderek artıyor petrol sorunu Neden artmasın özentimiz batıya İlerlemeyi, büyümeyi bende isterim En tasruflu enerji sorunu; Ormanlarımız mı! yurduma yayılmış. Giderek küçülmüyor büyüyor yurdüm Kahvelerde içiyoruz konyakları Partilerde ellerinde kumar kağıdı kadınlarımızın Ben alkool aldım gevezelik yaptım biraz Herkes bana bakıyor, elalem bana bakıyor Bana bakıyorlar yada bana öyle geliyor, Aslında kimin umrunda yirminci asırda İnsanların yaşntısı bu. Bacaklarım güzel değil ipincecik, Aralık penceremden kışın soğukları doldu içeriye Ürperdim... omuzlarında çökmüştür Ya ben...koşarak yaklaşıyorum yüz görümlülüğüne Uzaktan, uzağa tanımadan sözüm verilmiş Uzaktan uzağa nışnlıyım, uzaklardan bir resimle tanımaya çlışıtorumSanki on sekizinci asırdan kalma evlilik yapacağım Oyas bir erkeği ndıran dişiyim ben, Evet, evet belkide öyleyim Hiç değilse asırıma uygun olmalıyım Her neyse... Kendimi alıştırmalıyım zaman yaklaşıyor Zamanla asırada alışır doğu. Gülmüyor ağlıyor sarsılıyorum Makaj temizliyor ayna karşısında Bilim adamları araştırıyor, kanserin savaşını. Soyutlaşmadan, boyutlaşıyor enlemler Deniz dalgaları karayı dövüyor Selmı var bana kimden? Sönen bir ateşi andırdım kıkır, kıkır gülerken. Hürmüz Demir Söğüt |
Yıllanan yılların gerisinde kaldım... Sevdaya uzak düşler kuranların Yanından uzaklaştım derken, Bir duvar gibi hep sana çarptım. İnandığım sevda masallarına Ayrı bir gerçektin sen. Ayrı bir öngörülebilir bahaneydin ayrılığa... Yazık... İçimde yaşayamayacağın kadar Soluksuz kalmışsın... Yüreğimin verdiği oksijeni Reddeden bir ölümlü için, Kaçınılmazdır kendi haline bırakılmalar... Kalbimle başlayıp, Mantığımla bitirdiğim, Ama yinede Tükenmeden umut biriktirdiğim şeydi, Aşkın tanımlaması bende. O beni tanımlamadı, Tanımlamaya değer görmedi belkide. Ben aşka birşey veremedim ki, Aşk bana bir hayat vaad etsin... Şimdi seni soluğunla soluksuz bırakıyorum... Yine yarım kaldım, Yine tamamlanamadı aşka dair yazdıklarım. Düşün, Ne için nelerden vazgeçtin, Soluğun olmaya gelmiştim, Soluğumu kestin! Aşkın kör gözlerine : Çekmeyecek ellerini güneşten ayaklar ve kırmızıdan utanmayacak aşk, istediği kadar karartsınlar... Elif SEZGİN |
Aydınlık Neyin Oluyor? aydınlık neyin oluyor senin gökyüzü akraban filan mı beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı yüzünde yalazını gezdirdiğin saçlarından tutuşmuş orman mı akla ziyan bir şey elektriğin ayışığı mavisi dudaklarından mı o ışık zenginliği mi giyindiğin uzay tozları mı yıldızlardan mı Atilla İLHAN |
Alacak Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harclıgımı atardım bu yüzden en cok denizden alacaklıyım.... Sunay Akın |
bütün mevsimlerde şiirin yağıyor üzerime ağustos erken geldi bu sene bahara uğramadan meyvesini verdi incir ağaçları dalları yorgun düşüyor yaprağından güneş damlacıkları günlerden şiir ayazı çıkarıp yeşili giymiş yüreğin kurak bozkırları kırlangıç erken kondu bu sene düşürdü dalından bir bir baykuşları yokluk biçilmiş çoktan tutunuyor mahsule toprağın doğum sancıları günlerden şiir kalemle sürülmüş yüreğin sulak tarlaları türkü erken alev aldı bu sene kopardı bilekten soğuk paslı prangaları emek büyüdü ninnide terle sulandı emzikte gül goncaları günlerden şiir çamura bulanmış ülkemin umut eken çocukları gece erken yağdı bu sene karanlık sildi çizdiğim bütün haritaları çiy damladı yeşile sel sandık düşürdük dile zamansız ağıtları derken sabahı müjdeledi bir çocuğun uyanışları ben geldim bir kalem bir kağıt çiz şimdi bütün aydınlıkları... Ferhat Gülsün |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık