![]() |
Bana hasreti soruyorsun Yüreğimde yaktığın ateşten Bir kıvılcım göndereyim Yanmak neymiş Kerem de kimmiş Anlatsın sana Aleme hazandır hasret Bende ise bahar Bahar bende Binbiir çiçekte açar Kerem’e sor Yanmaktır hasret Bende ise Zemheri ayazında titremek Ahmed Arif’e sor ‘’Prangalar eskitmektir’’ hasret bende ise Pranga vuramadığım sende ki yürek Nazım’a sor Gömülemediği memleketidir hasret Benim ise Adını koyamadığım memleket Harrana’a sor Yağmurdur hasret Bende ise Sana akmak isteyen gözyaşım Rüzgara sor Deli dolu esmektir hasret Bende ise Kokunu duymak rüzgarda Dağlara sor Bitmeyen yalnızlıktır hasret Bende ise Yüreğimde ki yalnızlık Serçe yavrusuna sor Uçacağı gündür hasret Benim ise Sana kavuşacağım gün Bebeğe sor Ana kucağıdır hasret Benim ise Dokunamadığım bedenin Azrail’e sor Can almamamktır hasret Bende ise Yokluğunda Azrail’i aramak Dedim ya Hasret bende bahardır Bahar bende Binbiir çiçekte açar Hasret bende Türküdür Çığlıktır Yalnızlıktır Mısra mısra şiirdir Bende hasret Sensin Hasret bende kıyamet Mehmet Nedim Korkmaz |
Tanrı Aşk Kutsuyor çatısız bir mekanda kadehin çin çin sesi sağlığa umuda ve biten güne vuruluyor kırmızılar içinde bir melek gözlerimde yanıyor tebessümü tanrı seni kutsuyor gölgesini kaybederken gün mavinin uçsuz bucaksız büyüklüğünde yakamozların dans ettiği deniz kıyısında ve de güneşin muhteşem sonunda büyüleniyorum tanrı ruhumu kutsuyor bütün renklerin gizemi gözlerimde düş oluyor hayalim denizler aşırı mavinin her tonunda dolunayın şavkında gece sevgi kutsuyor dans müziği eşliğinde romantizm dinletisi dans ediyorum özür diliyorum günahlarımdan soyunurken çırıl çıplak sevginin kollarına bırakıyorum sarhoş bedenimi tanrı aşk kutsuyor Cemal KARSAVRAN |
Tül perde akıyor köşeye Ses’ siz indi geceler. Ten sağır İncir sütü sızıyor y organ ört… Dil ağılı… … Kıstırıldı Su/ Bir şakul… Bir inci. Yok duvarı. Sütten kes ağzı. Şirazeden çıktık çıkıyoruz. Kösnül. Kafamın içini açıyorum bazen, Çorba tenceresi gibi… Tüm duvarlar yürüyor o/damla Perde bekliyor… Eflatun. Nur Sicimoğlu |
Hasretim sevdalım biliyormusun hasret? Bir güler yüze, bir doğru söze. Yalansız gözlere... Hasretim sevdalım.... Hasret! Pırıl pırıl günlere, batmayan güneşe Sevmeye, sevilmeye Hasretim Sevdalım.... Hasret! ! Mutluluğa, doğaya... Yeni açan goncaya, Doğan şafağa,Tan’a Hasretim Sevdalım... Hasret! ! Hasretim Sevgilim biliyormusun? Hasret! Sana sevgine, Gülen Gözlerine, Bir buruk tebessümüne, Seninle olan herşeye ama herşeye, Hasretim sevgilim Hasret! ! Ferah Yılmaz |
KARDEŞ KARDEŞ GEZELİM yaradan yarattı aşk ile bizi cümle alem kardeş kardeş gezelim gönüller sultanı şevk ile yürü cümle alem kardeş kardeş gezelim asılsız fetfanın tozu dumanı feryatlara boğar suçsuz anayı bağ bostanla yürü yok et silahı cümle alem kardeş kardeş gezelim bütün bebeklerin ağlama sesi dünyaya isyandır her damla seli sevginin cihanda bulunmaz eşi cümle alem kardeş kardeş gezelim DOST GÜNERİ gülde serimiz vardır emekler verilmiş terimiz vardır gönül bize mihman yerimiz vardır cümle alem kardeş kardeş gezelim Mikail Güneri |
Gittin ya sen, |
SUSTUM sevdandan kalan kırıntıları topladım yine yüreğinin mahzeninde aşk dedim, dilendim sebep olup kanımı akıtırken kalbimde kırdığın hançer (-) bakışına su, bir tebessümüne aş dedim... düğüm olurken dilimde ismin hergün içime attım sevdanı sustum... ''zaman herşeyin ilacı'' derken dostlarım zehir oldu ömrüme sensiz geçen her an nefes almaya çalıştıkça ruhum hayalinin enkazı yıkıldı kirpiklerime yüzüm soldu gülmüyor artık İstanbul''a Kadıköy''e küsüm Eminönü''nde hüzün Pierre loti''de matemin var senden ayrıldıktan sonra ben can evimden vuruldum sağ yanımda kadehler sol elimde can dostum... ardından deli düştüm ben her akşam resminle konuştum ağladı evimin duvarı adını yazdı sigaramın dumanı... uğultusuyla seni sordu rüzgar... sustum... sustum... gecelerine ortak oldum boş şehrin gidişin ile feryatlar etti sokaklara, cam kırığı gözlerim... ''dönüşü yok gittiğin yolun bu gidişin mutluluğun sonu/dur... dur dedim... dur... hayallerin kayboluşu/dur, dur dedim dur...'' S U S T U M... yokluğunun ilk günü ; oturup Balat''ta sedasızca öldüm karşı köşede hüznüm dirildi kalkıp yürürken uzaklara hayalin içimden ; G İ T M E diye haykırdım... bağıra bağıra SUSTUM... Gökhan CENGİZ |
NERESİNDE KALMIŞTIK AYRILIĞIN? gece ince ince dokunurken sabaha, bir “eyvallah” daha demek istedim asi şarkıya... sonu hüzünlü hikayenin kahramanı, soysuz aşklar kapısında biçare... kıyısında kent, yaşlı bir aşk, nihayetinde hüzün; sallantı da bir düş son noktayı koymazdı yine de aşka... bu sevdaya bir son nokta kalmadı pejmürde karanlıkta... sahte kahramanlar masalımızı yeniden işgal ediyordu ve izin veriyorduk... sevda başımızın tacıydı. yabancı bir bakış değince kabuğumuza çekilirdik salyangoz gibi... kendimizi aşka emanet edememek, uzaktan yakılan türkülere mum ışığında yakın olamamak... çok geç! geciktik hep, gecikmekteyse geç kalmadık hiç... eski aşk yenilenmiyordu... yıllanıyordu tarih sayfalarında, kilitler vuruluyordu üzerine bir bir... revaydı bu yangınlar... yazdıklarımıza sadık olamadık, yandık da yandık bu iç savaşta...acı yükleniyor her satıra... armağanla tezat düşer hüzün ama gelip çöreklenir yalnızlığıma, aynalar düştü gözümden, aksimi yansıtmaz olmuş... sen söyle hangi kimlikte dolanırdım senin olduğum vakit, kara duvak başımda gelin oluyordum, senin oluyordum...bedbaht tahtlar tabumuzu yıkarken, sivri diller yaş olur telaş yapardı... değerimiz azaldı mı, hangi düş bu şehri aldattı? alemi cehenneme çeviren ıstırap yüklü gülüşler, nihayetine "gülüştü" ama sayısız can alırdı... rüzgarla yüzleşmek canımı acıtırdı, yalvarır olurdum bir zavallı gibi... bir şiir oldum her suçuma, yine de söylemeliyim ki ben suçsuzum neresinden bakarsak bakalım bir karanlık oluyordu yaşamak,düşen yüzünden kaldıramıyorduk sinsi bakışlarını,yolcu yolunda gerekti ve oyalanmak büyük bir yürek isterdi.yıldızlar geceyi haczedince yaşam seni ezer de geçerdi.yaramı deş şimdi kan kokusu karışsın havana,korku içime düştü gönlüm kanadı.“canımı yolda buldum ! “ haykırışlarım birer kördüğüm...eski susmalar şimdi neye yarar? karanlığı silecek bir tek ışık arar... yolumu bulmak için körkütük dolaşırım şehri, ikindiyle öten bülbülleri beklerim "gül" gibi... sade bir törenle kabul ederim umudu... gönlüm açıktır, çekinmesin buyursun... söyle şimdi bana; sevda çiçekleri hangi bahar açmakta? gülay sağlıcak |
Hasret Şimdi tarlalarda güneş vardır, Karlar donmuştur otların uçlarında, Artık akşamları dinlenemem Başım avuçlarında. İçi korku dolu kış gecesi Hiç yatağın yok mu sıcak! Dağları dolduran kır çiçeği Hangi rüzgarlar seni koklayacak! Saçlarımı kesip rüzgara atacağım! Ta ki haber götürsün bir gün sana! İçimde bir şeytan var, diyor ki: Aklına ne gelirse yapsana. Ben bu şiiri yazdım atlı talimde Bulunduğum şehir İstanbul’du. Ağır ağır kar yağıyordu, Atımın yelesi bulut renginde. Cahit Kübeli |
Ne istersen.. __şimdi varlığın tahta bir kalemle bile şekillenebilir__ Bu şiir senin ………… Kanat yaz,uç semaya Salın bahar kokan beyazlıklarda Sonra kanatlarını öyle bir çırp ki Eteğini havalandır kız kulesinin.. Yelken yaz Kafa tut dalgalarına sahipsiz kıyıların.. Bir küçük gemi ol İster kibrit çöpünden,ister gazeteden En miniklerini taşı balıkların Bir ucundan bir diğer ucuna denizin.. Yada bir uçurtma ol.. Kuyruğuna bağla vazgeçtiklerini Ve bir başkasının kuyruğundan topla Yaşamak istediklerini.. Bu şiir senin Sen ne istersen o.. esra gök |
| Saat: 22:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık