![]() |
Açılın Bulutlar Yıkamış yağmurlar ipek saçları; Gözlerin içinden umut gülüyor... Gül ile süsledim gülle yolları Açılın bulutlar yârim geliyor. Beni mecnun etti şirindir gözü, Dağlardan aşırdı sevgiyle sözü, Mehtapta nur saçar dolunay yüzü Gönlümde parladı aşkı biliyor. Değse yağmur değse ruha haz verir, Kış geçer ömrümde bahar yaz verir, Geleceğim diye candan söz verir Telsiz telefonla haber salıyor. Şevkle gelir bahar yağmur zamanı, Al yeşil çiçekler süsler cihanı, Gözlerinle görmek istersen beni Acele et çok az vakit kalıyor. Eğleşir yanakta pembeler, aklar, Yâr gönlünde sever, gönlünde saklar Düşününce yakın gelir uzaklar Nazı çok olanı kalpler siliyor... Ressam Halil, durmaz yâri anlatır Aşkı yazar kalpten bak satır satır Kalkmasın aradan dostlukla hatır Gözden düşen damla yağmur oluyor |
Bayrak Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü ! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver ! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. Kızıllığında ısındık, Dağlardan çöllere düşürdüğü gün. Gölgene sığındık. Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Arif Nihat Asya |
BEN SENİ NEDEN Mİ SEVDİM Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için Paha biçilmez bir inci Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim Seni sadece selvi boyun, siyah saçların yada kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle,konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum,içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum göz yaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet korkuyorum; seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum. Yada yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet; seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten degil; dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum ... ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM... Atilla İLHAN |
ÇIRILÇIPLAK Küstahlığımı nezaketim götürdü Sadece kendime bakakaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Gizlenen insanların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Selamımı tanıdıklar götürdü. Saygı bekleyince alçaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Kendinibeğenmişlerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Ağlamayı ölenler götürdü. Kendimi ölmez sanınca ufaldım, Kararsızlık bir an sürdü. Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Sonsuzluğu ufuklar götürdü. Yarattığım dünyaların içinde daraldım. Kararsızlık bir an sürdü. Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Aydınlığı bulutlar götürdü. Yıldızlara doğru yol aldım. Kararsızlık bir an sürdü. Varanlarla duranların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak. Özdemir ASAF |
Seni Düşlüyorum Seni Düşlüyorum; Bir pazar sabahının erken saatlerinde, Hayalin aklımda; Güneşin doğuşuna bakıyorum,aydınlıklar içerisinde. Durmaksızın..... Aklımda sen...... Bir bahar esintisine kaptırmışım kendimi, Gördüğüm aynı güven; Gördüğüm aynı sen, Toprak baharı yakalamış, Ellerinin arasında sımsıkı tutarken; Nacizane bense; o ipeksi saçlarını Kök salıyor sevdam,ipeksi saçların boyunca, Tepeden tırnağa... Ve yağmur oluyorsun; Susayan toprağa hasret bulutlar gibi; Yağıyorsun yanan yüreğime; Güvercinler misali; beyazlar içerisinde Konuyorsun yüreğimin en ücra köşesine. Kadınım diyorum,sevdiğim kadınım Hayaller içerisinde kayboluyorum, Düşlediğim bu pazar serinliğinde, Hayat buluyorum bu köhne alemde. Düşlüyorum seni, ilk günkü gibi; Sesini, gülüşünü, nefesini Ve beni sevdiğini....... Mahmut Tuğrul Ağsu |
İSTANBUL KADAR YAKIN..... İstanbul kadar yakın olmak isterim sana Serin serin esen poyrazlarımla saçlarında büyülü bir gezintiye çıkmak Âniden bastıran sağnak yağmurlarımla aşktan sırılsıklam yapmak seni İstanbul kadar yakın olmak isterim sana Boğazın üzerinde âvâre âvâre dolaşan martılarımla çığlık çığlığa sevdâ şarkıları söylemek Sahillerime vuran uğultulu dalgalarımla günün yaşanan her anında ayaklarına kapanmak hiç usanmamacasına İstanbul kadar yakın olmak isterim sana Her yanını sarmak yer yer kırılıp dökülmüş Bizanstan kalma yorgun surlarımla Boğaziçi'nde salınan asma köprülerimle iki kıtayı birbirine değil, seni bana bağlamak sonsuza dek hiç çözülmeyecek bir bağla İstanbul kadar yakın olmak isterim sana Hattâ sana İstanbul'dan dahi yakın olmak Hiç ayrılmamacasına Bir an bile olsun hiç kopmamacasına Timur İlikan |
KİMSİN SEN? Bilmiyorum seni, Tıpkı senin beni bilmediğin gibi, Hiç bilmiyorum yüreğini… Gözlerin nasıl bakıyor mesela, yada nasıl dokunuyor ellerin? Sahi ellerin sıcak mı senin, Tuttuğunda sıcacık edebilir misin yüreğimi örneğin… Yada … Yada dokunduğun anda titretebilir misin içimi? Hiç konuşmadan, Hiç ses çıkarmadan.. Belki fısıltılarla sadece… Belki bir iki fısıldaşmayla fethedebilir misin beni? Tek bir şey bilmiyorum seninle ilgili… Nasıl seversin mesela söylesene! Hayatının içine mi sokarsın; yoksa hayatında herhangi bir köşeye süs misali bırakır mısın gözlerimi? Kimsin sen? Söylesene kimsin! Nasıl yaşanırsın sen! Doya doya mı yaşamalı seni yoksa arada bir mi tutmalı, bulmalı ve sevmeli yüreğini… Nasıl sever senin yüreğin? Benim yüreğim gibi mi yoksa uzaktaki bir özlem misali mi! Bilmiyorum seni, Tıpkı senin beni bilmediğin gibi, Hiç bilmiyorum yüreğini… Bu yüzden haydi konuş benimle… Kendini anlat bana, Doya doya dinleyeyim seni… Kimsin sen? Söylesene kimsin! Nasıl yaşanırsın mesela… Doya doya mı yaşamalı seni yoksa arada bir mi tutmalı, bulmalı ve sevmeli yüreğini… Hadi dinlemelere verdim kendimi.. Susuşlar yaşıyorum sen konuşana kadar… Utanma ve anlat bana kendini… gmail alıntı |
Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet Telli |
aşk insana kanatlar verir yürek gideceği yeri bilir mutluluk keşfedilmeyi bekleyen bir ülkedir umutsuzluk o ülkede yitik bir şehir aşk insana kanatlar verir güçlü, dingin, coşkun kanatlar ölümsüzlük şehrinden hayat seslenir: ölüm geçilirse bir aşkla geçilir. bülent özcan |
INSAN İnsan kuş kanadında gelen yazı. İnsan arı su, insan ak süt. İnsan yemyeşil uzanan bahçe. İnsan kum, insan çakıl taşı. İnsan yiğit, insan dost, insan sevdalı. İnsan ******, insan ödlek, insan hergele. İnsan kocaman, dağ gibi. İnsan parmak kadar, küçücük. İnsan alın teri, insan lokma, insan kan. İnsan solucan, insan sülük. İnsan kuş kanadında gelen yazı. İnsan gül fidanında yanan konca. İnsan umutların kapısı. A. KADİR | |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık