MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

Dean 5 Şubat 2011 22:33

Başkanımız Aziz Yıldırım Kurşun’un mezarını ziyaret etti
 
Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu


Spor Toto Süper Lig’in 20. haftasında bugün oynanacak Manisaspor-Fenerbahçe maçı için Manisa’da bulunan Başkanımız Aziz Yıldırım, 28 Ağustos 2010 tarihinde vefat eden Manisa Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Ahmet Kurşun’un Çatal-1 mezarlığında bulunan kabrini ziyaret etti.


Kabir ziyaretine Başkanımız Aziz Yıldırım’ın yanı sıra, Manisaspor Kulübü Başkanı Kenan Yaralı, Genel Müdürümüz Serkan Acar, Denetleme Kurulu Üyelerimiz, Manisa Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Malik Biber ile Ahmet Kurşun’un sevenleri ve yakınları katıldı.


Ahmet Kurşun’un kabri başında dua eden Başkanımız Aziz Yıldırım, Ahmet Kurşun’un eşi ve çocuklarına sabır dileklerini iletti

Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu


Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu




Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu


Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu




Brezilyalı oyuncumuz Andre Santos, Manisa'ya istekli ve azimli olarak geldiklerini belirterek, istedikleri tek şeyin maçtan galip ayrılmak olduğunu söyledi.


Maçın ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulunan Andre Santos , "Bugün gayet önemli maça çıktık. İstekli ve azimli olarak buraya geldik. İstediğimiz tek şey maçı kazanmaktı. Maçı kazanarak çok önemli bir deplasmanı daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.


Kendi performansı içinse Andre Santos, "Kendimi değerlendirirsem; ligin ikinci yarısından itibaren çıkışa geçtiğimi düşünüyorum. Bugünde gayet iyi bir performansım vardı. Futbolda özgüven çok önemlidir. Benim özgüvenimi yükseltmemde emeği olan; ilk başta Aykut Kocaman'a, sonra arkadaşlarıma ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Futbol bir takım oyunudur ve birbirinize güven aşılarsanız iyiye gidersiniz, ben de kendimi gayet iyi görüyorum" diye konuştu


AndThe_BlackSky 8 Şubat 2011 18:22

Polis Terhisleri Başladı
 

Polislerin Askerlik Durumlarını Düzenleyen Kanun Yürürlüğe Girdi.

Askerlik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bugün itibariyle silah altında bulunan emniyet personelinin terhis işlemleri de başlıyor. Yapılan değişikliğe göre emniyet teşkilatında 10 yılını doldurmuş polisler askerlik hizmetini yapmış sayılacak.

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan bilgilere göre "Emniyet Teşkilatı kadrolarında kadro ve/veya rütbeleri ile ilişkisi devam eden Emniyet Hizmetleri Sınıfı'na mensup personel ile polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görenler veya bu kurumların giriş sınavlarını kazananlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların her türlü askerlik işlemleri" ertelenecek.

Birinci fıkra kapsamındakilerden Emniyet Teşkilatı'nda 10 yıllık hizmet süresini, memuriyetten sayılmayacak haller hariç olmak üzere tamamlayanlar, askerliklerine karar alınmasını müteakip askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.

Geçici süreli görevlendirmeler, yurt dışı misyon koruma, yurt dışında eğitim ve diğer görevler sebebiyle geçirilen süreler de on yıllık hizmet süresinin hesabında dikkate alınacak. Bu yükümlüler ile ilgili bilgiler, İçişleri Bakanlığı'nca Milli Savunma Bakanlığı'na bildirilecek.

On yıllık süre, polis eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarihte başlıyor. 10 yıllık süreyi tamamlamadan herhangi bir nedenle Emniyet Teşkilatı'ndan ayrılan, başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, ilgili kanun hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getirecek. Seferberlik ve savaş hallerinde ise bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmayacak.

KANUNDAN YARARLANACAKLARIN ASKERLİK KONUSUNDAKİ ADLİ TAKİBATLARI KALDIRILACAK

Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a geçici madde eklendi. Böylece bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ek 7'nci maddenin birinci fıkrası kapsamına giren personelden halen askerlik hizmetini yerine getirmekte olanlar, askerlik hizmetleri durdurularak terhis edilecek ve görevlerine iade edilecek. Bu madde ile ek 7'nci maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında; saklı, yoklama kaçağı ve bakaya suçlarından adli takibat yapılmayacak ve bu suçları işlediklerinden dolayı adli tahkikata başlanılmış olanların işlemleri ile bu suçlara ilişkin kesinleşmiş kararların infazı durdurulacak.

DÖVİZLE ASKERLİK HAKKINI KAYBEDENLERE YENİ HAK VERİLDİ 6108 sayılı Askerlik Kanunu ile Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Yurt dışında yaşayıp, daha önce her ne nedenle olursa olsun dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılanlar veya bu hizmetten yararlanma şartlarını kaybettikleri sonradan tespit edilenler, kanunda belirtilen şartları taşımaları ve 10 bin Euro ödemeleri ve temel askerlik eğitimini yapmaları halinde, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.

Bu kişiler, durumlarını ispat eden belgelerle konsolosluklar aracılığıyla askerlik şubelerine başvuracak. Başvuruda bulunanlar 10 bin Euro veya karşılığı yabancı ülke parasını, başvuru sırasında defaten ödeyecek. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte 45 yaş ve üzeri olanlar da dövizle askerlikten yararlanabilecek. Yurt dışında yaşayan 45 yaş ve üzeri kişiler ise 15 bin Euro veya karşılığı yabancı ülke parasını başvuru sırasında defaten ödeyecek. Bu kişiler, temel askerlik eğitimine tabi tutulmadan, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak; eğer 21 günlük temel askerlik eğitimini yapmak isterlerse de 10 bin Euro ödemeleri yeterli olacak.

VATANDAŞLIĞI YENİDEN KABUL EDİLENLER DE FAYDALANACAK

Türk vatandaşlığından çıkmalarına İçişleri Bakanlığı tarafından izin verilenler ile Türk vatandaşlığını kaybettirilmesine Bakanlar Kurulu'nca karar verilenlerden; düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde vatandaşlığa alınmak üzere yetkili mercilere başvuranlar, Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilme tarihinden itibaren 1 yıl içinde başvurmaları halinde yasa hükümlerinden yararlanabilecekler.

Bu düzenlemeden yararlananların dövizle askerlik hizmeti kapsamında daha önce yaptıkları ödemeler, ödeyecekleri toplam miktardan düşülecek. Bundan yararlanan yükümlüler hakkında, saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya noksan hizmetli statüsünde olup her ne sebeple olursa olsun askerlik hizmetini tamamlamamaktan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılamayacak. Soruşturma ve kovuşturmaları sürenlerin ise işlemleri bitirilecek.

ERBAŞ VE ERLERE SAĞLIK YARDIMI

Görev sırasında, görev dışında görevlerinden dolayı saldırıya veya kazaya uğrayan erbaş ve erlerden sağlık kurumlarında tedavisi sürenlere, tedavinin sürdüğüne dair sağlık kurul raporuna göre sağlık yardımı yapılacak. Terhislerini takip eden aybaşından itibaren verilecek sağlık yardımı, görevdeki uzman çavuşun aldığı net maaşın üçte ikisi olarak, bağlı olduğu kuvvet komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından ilgili bütçe kaleminden ödenecek.

36 ayı geçmemek üzere yapılacak bu ödemelerde, sigorta primi dâhil, hiçbir kesinti uygulanmayacak, tedavi sürecindeki gerçekleştirilen sağlık yardımı personelden tahsil edilmeyecek. Olay, kaza; keyif verici içki ve her çeşit madde kullanmaktan, her ne şekilde olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar vermek amacından doğmuş ise sağlık yardımı ödenmeyecek.

Aynı hükümler yedek subaylar için de geçerli olacak. Yedek subaylara yapılacak sağlık yardımı ise görevdeki emsali yedek subayın net maaşının üçte ikisi olarak ödenecek. Tedavisi sürenlerden vazife malulü ya da harp malulü aylığının bağlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren; malullük durumu oluşmaksızın tedavisi kesin işlemli sağlık kurulu raporuyla sonlandırılanlara, raporunu takip eden aybaşından itibaren sağlık yardımı ödenmeleri bitirilecek.
ANKARA (Cihan Haber Ajansı)







AndThe_BlackSky 22 Şubat 2011 23:47

Yüzde Yüz Yerli Parslar Satılıyor
 
Türkiye Tarihinin En Büyük İhracat Sözleşmesi Bugün İmzalanıyor



Türkiye'nin en büyük ihracat sözleşmesi FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. ile Malezya arasında bugün imzalanacak. Sözleşmeyle FNSS; Malezya ordusu için yaklaşık 600 milyon Dolar karşılığında 257 adet Türk yapımı 8x8 zırhlı muhabere aracı üretecek.

FNNS Savunma Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Nail Kurt, yaptığı açıklamada, FNSS'in, yüksek hareket, yüksek koruma, yüksek yük taşıma kapasitesine sahip yeni nesil tekerlekli zırhlı araçlar geliştiren bir firma olduğunu söyledi. Bu araçlara, Anadolu'da gücü temsil ettiği için "Pars" adını verdikleri ifade eden Kurt, PARS araç ailesinin 4x4, 6x6 ve 8x8 olarak üretilebildiğini anlattı.

FNSS olarak geçen yıl Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da düzenlenen Uluslararası Asya Savunma Fuarında (DSA), Malezya hükümeti ile 8x8 tekerlekli zırhlı araçlarının geliştirmesi ve üretimi için ön niyet mektubu (LOI) imzaladıklarını anlatan Kurt, bugün de iki ülkenin başbakanlarının katılımıyla ihracat sözleşmesinin imzalanacağını kaydetti.

İhracat sözleşmesiyle Malezya Ordusu için 257 adet 8x8 zırhlı muharebe araç üreteceklerini belirten Kurt, "Bu, yaklaşık 600 milyon dolara yakın bir sözleşme. Türkiye'de tek kalemde en büyük sanayi ihracat sözleşmesi olacak. Bundan önceki rekor da geçen yıl Suudi Arabistan ile imzaladığımız 324 milyon dolarlık sözleşmeydi. Dolayısıyla kendi rekorumuzu yaklaşık ikiye katlamış olacağız. Ondan önce de yine Malezya'ya 211 milyon dolarlık zırhlı muharebe aracı sattık" dedi.

-ARAÇLARIN MONTAJI Malezya'DA YAPILACAK-

Araçların parçalarının Türkiye'de hazırlanacağını, montajının ise Malezya'da yapılacağını ifade eden Kurt, şöyle konuştu:

"Sözleşme kapsamında araçlar Malezya'ya özel tasarlanacak. Malezya'nın seçtiği alt sistemlerin entegrasyon işlemlerini de biz yapacağız. Pars 8x8 tekerlekli araçlar Malezya'ya göre uyarlanacak. Bu araçlar değişik görevler için 12 farklı konfigürasyonda üretilecek. Lojistik desteği vereceğiz ve teknoloji transferi yapılacak. Bu ihracat hacim olarak çok önemli. Teknik olarak önemi de daha çok. Çünkü daha önce biz ZMA teknolojisi ihracatı yaptık ama ABD'den aldığımız ZMA'ları satmıştık Malezya'ya. Şimdi ilk defa Türkiye'de geliştirilen bir sistem, daha Türkiye bile satın almadan Malezya tarafından alınıyor. Bu FNSS'e olan güvenin inanılmaz bir belirtisi. Çünkü savunma sanayinde kuraldır

(sen kendi ülkene sattın mı da bana bunu pazarlıyorsun) derler. Araçların tasarımı, montaj hariç üretimi ve diğer alt sistemlerle entegrasyonu yani sistem mühendisliği tamamen FNNS'in sorumluluğu altında olacak."

Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte savunma sektöründe yan sanayi için de büyük fırsatlar sağlanacağını kaydeden Kurt, üretecekleri Parsların Malezya ordusu zırhlı birlikleri ve mekanize piyade güçleri envanterine gireceğini bildirdi.

Bu arada, Türk savunma sanayi sektörü 2008 yılında 576 milyon Dolar, 2009 yılında ise 669 milyon Dolar ihracat gerçekleştirmişti.

Malezya'ya 1993 yılında giren FNSS Savunma Sistemleri, bu ülkede Malezya firması Deftech ana alt yüklenicisi olarak çalışmaya başladı.

NUROL Holding'in yüzde 51 ile büyük ortak olduğu FNSS Savunma Sistemleri A.Ş, 1988 yılında kuruldu. Türkiye'de savunma sanayine yönelik ilk özel sektör kuruluşu olan FNSS, paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araçlar üretiyor. Yurt içinde 387, yurt dışında 200 olmak üzere toplam 587 personeli bulunan şirket, birçok ülkeye zırhlı araç ihraç ediyor.

-TÜRK YAPIMI ZIRHLI ARAÇ: PARS-

Türk mühendislerince tasarlanan taktik tekerlekli zırhlı personel taşıyıcı olan Pars, 500-600 beygir gücünde, dizel motorlu, saatte 120 kilometre hız yapabiliyor. Suda da ilerleyebilen 12 kişi kapasiteli Pars, yüzde 70 meyilli yerlere tırmanabiliyor. 8 metre uzunluğunda 2,7 metre genişliğinde ve 2,17 metre yüksekliğinde olan araç, 8,3 ton yük taşıma kapasitesine




kaynak>>ANKARA (Anadolu Ajansı)


AndThe_BlackSky 26 Şubat 2011 12:26

Tarihe bakmak
 

Tarihe nasıl bakılacağını en az tarihçiler tartışmıştır.
Şüphesiz tarihçiler arasında da bu meseleyi sadece bilen değil, bunu sorunlarıyla beraber tartışanlar, yeni yaklaşımlar geliştirenler de bulunmaktadır. Tarihçilerin büyük bir çoğunluğunun bu meseleyi tartışmaması onların kendilerine "güvenleriyle" ilgilidir. Tarihçiler ellerindeki belgelerden hareket ettiklerinden, tabloyu belgelerden okudukları için kendilerine "güvenmekte" haksız da sayılmazlar.
Peki belgesiz tarih olur mu?
Konu tarih olduğuna göre yani mesele geçmişi araştırmak ise cevap çok açıktır, olamaz. Burada sorun belgesiz tarih yapmakolmayacağına göre tarihçi için belgenin anlamı olmalıdır.
Medyatik tarih
Meseleyi bir tarih araştırması nasıl yapılıra götürecek değilim, lafı uzatmadan söyleyeyim. Bizim televizyonlarımızda ne zaman tarihsel olayları anlatan bir film çekilse, bir dizi yapılsa, tartışmaların ardı arkası kesilmez. Herkes kendi görüşüne göre, inancına, ideolojisine, sağda ya da solda durduğu yere göre tartışmaya katılır.
Bu tartışmalarda birçok sorun bulunmaktadır. Tartışmaya katılanlar bugün sahip oldukları ideolojik veya politik tutumun bir benzerini ya da uzantısını tarihte aramaya girişirler.
4. Murad dönemi TV dizisi olarak yapıldığında, "İstanbul Kanatlarımın Altında" filmi gösterime girdiğinde yapılan yorumları hatırlıyorum. Kimisi 4. Murad'ın devrimci kişiliğinin göstergesi olarak içkiye düşkünlüğünü ön plana çıkarırken, kimisi özel hayatıyla ilgili o filmlerde yer alan sahnelerin çağdaşlığınavurgu yaptığını söylemişlerdir. Hatta hızını alamayanlar 4. Murad'ı diktatörlükle suçlarken neredeysedemokrat olmamakla suçlamışlardır.
Daha sonra benzeri tartışmaların Atatürk'ü anlatan filmler daha ateşli tartışmalara yol açmıştır. Devrimci önderin kişiliğine yakışmayan sahnelerin filmde yer aldığı konuşulmuş, onun asla yalnız, çaresiz bir durumda kalamayacağı ileri sürülerek Atatürk'ün küçük düşürülmeye çalışıldığı iddia edilmiştir.
Şimdi tüm bu tartışmaların benzer kutuplaştırmalarla Kanuni Sultan Süleyman için yapıldığını görüyoruz. Kimisi Kanuni'nin hareminin işleyiş biçimini dizi üzerinden eleştirmeye kalkmakta, kimisi ise dizide anlatılan Kanuni'den kalkarak Osmanlı İmparatorluğu'na yönelik saldırılarını sergilemektedir.
Bu bakış açışlarında sorun olduğu açıktır. Bir TV dizisi veya bir sinema filmi bir belgesel değildir. Böyle bir eserin değerlendirilmesinin kriterlerinin farklı olması gerekir. Bu tür bir eseri değerlendirirken bakılması gereken nokta, onun görsel anlatım gücü, bu anlatım biçimiyle hikâye edilen olaylar arasındaki tutarlılık ve zaman-mekân bütünlüğü içinde ortaya konan hikâyenin sinematografik anlatım tekniğiyle ilgili olmalıdır. Dolayısıyla dizilere bir belgesel beklentisiyle yaklaşılamayacağı gibi, onlarında tarihsel olayları estetik bir anlatım biçiminden uzak tarzda tüketilen bir nesneye dönüştürmeleri yaklaşımı doğru olmayacaktır.

Geçmiş tasavvuru

Tarihsel olayların anlatımının çok sorunlu olduğunu biliyoruz. Sorun geçmişe dönük bilgilerimizin azlığıyla ilgiliymiş gibi görülür. Şüphesiz bu da önemli bir problemdir. Elimizde ne kadar çok belge varsa, bu belgelerin geçmişe dönük bir bütünlük içinde okunması o kadar zor olacaktır. Biz sahip olduğumuz belgeleri esas olarak geçmişe dönük tasavvurlarımızın inşası için kullanma eğiliminden zor kurtuluruz. Beklenilen tavır, tarihçinin elindeki belgelerden bir geçmiş inşa etmesidir. Eğer böyle olsaydı işimiz çok kolay olurdu. Aynı belgelere sahip olan
bütün tarihçiler sadece aynı zaman dilimleri içinde değil farklı zaman kesitleri içinde de aynı geçmişi inşa ederlerdi.
Tarihçiler sadece belge sahibi değillerdir. Aralarında "benim belgem daha doğru" tartışmasını yok saysak bile, bir dünya görüşüne sahiptirler ve o da bir geçmiş tasavvuruyla ilişkilidir. Dolayısıyla sahip oldukları belgeleri bu tasavvurun bir parçası olarak kullanacaklardır. Ayrıca şunu eklemek gerekir ki, tek tek tarihçileri aşan, bir döneme ait olan toplum ve tarih anlayışı da aynı belgelerin farklı zamanlardaki tarihçiler açısından farklı yorumlara ulaşılmasına yol açabilir.
Kısaca tarihi tartışmak her şeyden önce çoğul düşünmeyi gerektirir. Tarih mutlak bir gerçek değildir, her durumda yeniden üretilmesi gereken, yeniden düşünülmesi gereken değişken yapılı bir gerçektir






_Yağmur_ 28 Şubat 2011 11:05

Depremin merkez üssü

Lyttelton limanı eşsiz bir güzelliğin içinde huzur saçarak ışıldıyor ama bu yanıltıcı bir sessizlik. Zira yerin beş kilometre altı, Yeni Zelanda'da salı günkü depremin merkez üssüydü.



CHRISTCHURCH - BBC, Yeni Zelanda'yı vuran 6.3 büyüklüğündeki depremin ardından sarsıntının merkez üssüne yolculuk yaptı.

BBC muhabirinin kaleminden yolculuğun öyküsü: "Normalde limana Christchurch kentinden, bir tünelle ulaşılıyor. Ama tünel dağlardan yuvarlanan kayalar yüzünden kapalıydı. Biz de Lyttelton'a vadilerden kıvrılan ve kıyıları izleyen başka bir yoldan geldik.

Limanın hemen girişinde depremin en çarpıcı manzalarından biriyle karşılaştık. Sanki bir füzeyle vurulmuş gibi tam ortasından yarılmış bir ev gördük.

İlk bakışta eve ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Ancak yokuştan 50 metre kadar aşağıya bakınca evin ortasında dev bir kaya parçasının düştüğünü fark ediyorsunuz.

Mucize eseri, büyük bir gürültüyle yuvarlanan otomobil büyüklüğündeki kaya kimseyi öldürmemiş. Lyttelton'ın içlerinde ilerlerken harabeye dönmüş, tamiri mümkün olmayan birçok ev gördük.
Tepesinde saatin 12 olduğunu gösteren zaman küresi bulunan kule de zarar görmüştü. Dünyada bu kulelerden sadece beş tane kaldı. Kentteki tüm kiliseler de öyle.

'Çığ gibi'Depremin büyüklüğü, yüzeye yakınlığı ve merkez üssü olmasını dikkate alınca, Lyttelton limanının nasıl böyle ayakta kalabildiğine şaşıyorsunuz. Daha da şaşırtıcı olan Lyttelton'da hiç kimsenin ölmemiş olması.

Richter ölçeğine göre, 6,3 büyüklüğündeki deprem öğle vakti vurdu. Yıkılmış, ortalığa kahve çekirdeklerinin saçıldığı cafelerde enkazın altında yarım kalan sandviçler vardı.

Dave adlı bir Lytteltonlu 'Saat 12.51'di. Sonra büyük bir patlama sesi duyduk. Sonra da çığlıklar. Her yer sallanıyordu. Cafeden ilk dışarı çıkan ben oldum. Çocuklarım 100 metre uzaklıktak okuldaydı. İkisini de kapıp eve götürdüm' diyor. Harabeye dönen cafede sadece bir kişi yaralanmış. Garsonun üzerine sıcak su dökülmüş.

Yolumuzun üzerinde Alex Herbert ile konuşuyorum. Eylül ayındaki depremde hasar gören evinin tamirini yeni bitirmiş. 105 bin dolar harcamış. Ama duvarlar yine yıkılmış.

Depremin meydana geldiği sırada denizdeymiş. Sörf yapıyormuş. Bir köpekbalığı sörf tahtasını ısırdı sanmış: 'Arkama baktım. Köpekbalığı yoktu. Suda garip halkalar vardı. Hava değişmişti. Kıyıya baktım, uçurumdan kayalar yuvarlanıyordu. Bir çığ gibiydi. Heryerden kayalar iniyordu."



AndThe_BlackSky 28 Şubat 2011 11:31

Milli Görüş'ün Lideri Hakk'a Yürüdü
 
Necmettin Erbakan'ın Hayatını Kaybetmesini Gazeteler Manşetten Verdi.


Eski Başbakan Necmettin Erbakan'ın 85 yaşında hayatını kaybetmesini gazeteler manşetten verdi.

Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.

Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan, Türk siyasetinin son 40 yılına damgasını vurmuştu.

Gazeteler, Erbakan'ın ölümünü manşetten verdi.

İşte gazetelerin manşetleri:

HABERTURK

MİLLİ GÖRÜŞ' BABASINI KAYBETTİ

Siyasetin 'Hoca ve Mücahit' lakaplı siması Erbakan, 85 yaşında hayata veda etti

HÜRRİYET

ÖLENE KADAR DEVAM

Kalp yetmezliğinden ölen Erbakan, "Kalbimde pil var" diyerek siyaseten affını isteyen bir partiliye, "Pil bitene kadar devam" demişti.

MİLLİYET

SON NEFESİNE KADAR SİYASETTEN KOPMADI

85 yaşındaki Erbakan, hasta yatağında Seçim toplantısı yaptıktan beş gün sonra, 28 Şubat'ın 14. yıldönümüne bir gün kala yaşamını yitirdi. Ardında 'unutulmaz' bir siyaset öyküsü bıraktı.

VATAN

TÜRK SİYASETİ 'HOCA'SINI KAYBETTİ

Milli Görüş'ün babasıydı; İslamcı düşünceyi siyasete taşıdı. Kurduğu 4 parti kapatıldı, inatçıydı, yılmadı; beşinciyle son nefesine kadar aktif siyasetin içinde kaldı. Ve dün Türk siyasetinde bir dönem kapandı.

RADİKAL

SON NEFESİNE KADAR

Dün 85'inde ölen Erbakan'ın bugün Seçim ittifakı randevusu vardı

CUMHURİYET

EBAKAN YAŞAMINI YİTİRDİ

85 yaşında kalbine yenildi

TAKVİM

SİYASET HOCASINI KAYBETTİ
Türk siyasi hayatının son 50 yılına damgasını vuran Prof. Necmettin Erbakan 85 yaşında vefat etti

AKŞAM

HAKLARINI HELAL ETTİLER

Milli Görüş babasını kaybetti, Türk siyaseti hocasına ağlıyor

SABAH

ÖLÜMÜYLE DE TARİH YAZDI

Erbakan, 28 Şubat'ın yıldönümünün arefesinde ve 28 Şubat'ı tetikleyen Kaddafi'nin kolduğunun sallandığı günlerde hayata veda etti...

TARAF

Güle güle hocam

Türk siyasi hayatının en önemli isimlerinden Necmettin Erbakan, 85 yaşında hayatını kaybetti.

STAR

Erbakan HOCA'YI KAYBETTİK

54. Hükümetin Başbakan'ı, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan 85 yaşında Hakkı'ın rahmetine yürüdü. Hizmetleri ve fikirleriyle bir döneme damgasını vuran Erbakan Hoca'nın vefatı Türkiye'yi üzüntüye boğdu.

BİRGÜN

Necmettin Erbakan yaşamını yitirdi

Eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Erbakan 28 Şubat'tan bir gün önce yaşamını yitirdi

YENİ ŞAFAK

SİZE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ HOCAM

Siyasete taşıdığı milyonları daima 'meşru' zeminde tutmayı başaran ve demokratik mücadelesiyle Türkiye'nin geçmişine ve bugününe damga vuran Necmettin Erbakan, dün saat 11.40'ta vefat etti.

ZAMAN

Milli Görüş'ün lideri Hakk'a yürüdü
Sp Genel Başkanı Necmettin Erbakan dün 85 yaşında hayatını kaybetti.

POSTA

ÖYLE BİR GÜN Kİ...

Siyasetin önemli siması Necmettin Erbakan kalp yetmezliğinden 85 yaşında Ankara'da dün öldü.

YENİ AKİT

Erbakan HOCA HAKKA'A YÜRÜDÜ

Milli Görüş'ün lideri, Refahyol Hükümeti'nin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, dün saat 11.40'ta vefat etti





_Yağmur_ 2 Mart 2011 12:30

İmam Hatipli'ye TSK'nın kapısı tamamen kapandı

Genelkurmay Başkanlığı, imam hatip lisesinden diğer liselere geçenlere de Harp Okulları'na girişin kapısını kapattı.


Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) iç tehdit bölümünden “irticai faaliyetlerin” çıkarıldığı ve 28 Şubat sürecinin bittiğine ilişkin tartışmaların yaşandığı bir dönemde, Genelkurmay Başkanlığı tutumunda bir değişiklik olmadığını gösterdi.
Genelkurmay Başkanlığı’nca yayımlanan “Harp Okullarına Giriş Genel Başvuru Koşulları” duyurusunda, “irticai faaliyetler” yine sakıncalı haller arasında sıralandı.
Bir dönem imam hatip lisesinde okuyarak daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kabul ettiği liselere geçenlere de başvuru kapısı kapandı.


Genelkurmay Başkanlığı, dün, Harp Okulları’na giriş için gerekli genel başvuru koşullarını açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, Genelkurmay Başkanlığı, kendisine bağlı Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları’na başvuracak adaylar için istenen bazı koşullar şöyle:• Herhangi bir nedenle askeri okullardan çıkmamış/çıkarılmamış, sivil okullardan çıkarılmamış olmak,

• 2011 Yılı Yükseköğretime Geçiş (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı’na (LYS) katılmış ve tespit edilecek taban puanı almış olmak,
• Deniz Harp Okulu ve Hava Harp Okulu için Fen Bilimleri alanından mezun olmak, Kara Harp Okulu için Fen Bilimleri veya Türkçe-Matematik alanından mezun olmak.
• Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin; tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olmak,
• TSK’nin manevi şahsiyetine gölge düşürmemiş ve askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak fiil ve hareketlerde bulunmamış olmak,
• Toplumca tasvip edilmeyen ve uygun görülmeyen kazanç yollarında çalışmamış ve halen çalışmamakta olmak,
• Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç olmak üzere kaçakçılık, resmi ihalede alım ve satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçlarından birinden mahkûmiyeti bulunmamak.
• Taksirli suçlar hariç olmak üzere, affa veya zamanaşımına uğramış yahut para cezasına çevrilmiş veya ertelenmiş hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adli sicilden çıkartılmış olsa bile bir cürümden hükümlü bulunmamak veya soruşturma altında olmamak,
• Nişanlı, evli, dul, hamile, çocuklu olmamak veya herhangi bir kadınla veya erkekle nikâhsız olarak birlikte yaşamamak,
• Öğreniminin herhangi bir safhasında meslek veya mesleğe yönelik okullarda okumamış olmak gerekmektedir. (İmam hatipte okuyup daha sonra kaydını başka liselere alanlar bu kapsama giriyor.)

kaynak: ntvmsnbc


_Yağmur_ 9 Mart 2011 11:27

Bandırma 2 dakika arayla sallandı

Bandırma Körfezi'nde, 4 ve 3.7 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi.

İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, Bandırma Körfezi'nde, 09.04'te 4 büyüklüğünde, 09.06'da ise 3.7 büyüklüğünde iki ayrı deprem kaydedildi.

Deprem Erdek, Gönen ve Manyas'ta da hissedildi.
Depremde can ve mal kaybı olmadığı açıklandı.

ntvmsnbc ve Ajanslar


ener 9 Mart 2011 12:02

Kurti'ye son veda



Aşk Oyunu" dizisindeki ‘Kurti' tiplemesiyle tanınan tiyatro oyuncusu Erkan Aydoğan Oflu toprağa verildi.

Ortaköy'deki evinde pazar günü hayatını kaybeden tiyatro ve sinema oyuncusu Erkan Aydoğan Oflu son yolculuğuna uğurlandı. 39 yaşında ölen Oflu'nun cenazesi Ortaköy'deki Hacı Mehmet Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp Mezarlığı'nda toprağa verildi.
EŞİ VE ANNESİNİN GÖZYAŞLARI DİNMEDİ
Oflu'nun cenazesine şarkıcı Keremcem, tiyatro oyuncusu Gürgen Öz, tiyatro oyuncusu Özkan Uğurlu, şarkıcı Nez, Oflu ailesinin yakınları katıldı. Oflu'nun eşi Songül Oflu ve annesi Gülçin Oflu'nun gözyaşları dinmek bilmedi. Baba Cevat Oflu'nun ise, oldukça bitkin olduğu dikkatlerden kaçmadı. Oflu'nun iki oğlu, 7 yaşındaki Soner ile 3.5 yaşındaki İlker ise etkilenmemeleri için cenazeye getirilmedi.
“ÇOK İYİ BİR İNSANDI“
“Aşk Oyunu “adlı dizide ‘Kurti' tiplemesiyle tanınan Erkan Aydoğan Oflu'nun aynı diziden rol arkadaşı Keremcem, “ Çok zamansız öldü. Çok zor. Sevenlerine sabır dilemekten başka yapılacak bir şey yok “ dedi. Oflu'nun soğuk algınlığı olduğunu bildiklerini söyleyen Keremcem, “Neyin sebep olduğunu bilmiyoruz. Başımız sağ olsun “ diye konuştu.
Tiyatro oyuncusu Gürgen Öz ise, “Aydoğan iyi bir insandı.Yetenekli bir oyuncuydu. Allah rahmet eylesin. Üzgünüz. Çok iyi bir insandı. “ diye konuştu. Tiyatro oyuncusu Özkan Uğurlu da, “ Bir anda oldu. Sporla da uğraşıyordu kendisi. Söyleyecek söz bulamıyorum “ diye konuştu.

ERKAN AYDOĞAN KİMDİR

1972 yılında İstanbul Fatih'te doğan Erkan Aydoğan oflu 1973 yılında ailesiyle beraber Almanya'ya yerleşti.Almanya'da kaynakçılık meslek lisesini bitirerek iki sene tersanelerde çalıştı.

1993 yılında Türkiye'ye dönerek askerliğini yapan oyuncu,dergi dağıtımı ,turizm, oto alım -satım,tamir işleri ile uğraştı ve spor hocalığı yaptı.
1999 yılında bir boksörü canlandırdığı ilk reklam filminde oynadı, Turkcell'in bu reklam filmi Newyorkta ödül aldı.

Çeşitli reklam filmlerinde rol almasının ardından, Reha Erdem'in yönettiği 'Korkuyorum Anne' adlı uzun metrajlı filmde 'Aytekin' karakterini canlandırdı.

Bu filmdeki performansı yapımcı Fatih Aksoy tarafından beğenilince kendisine diğer projelerde rol alma fırsatı sunuldu.
' Aşk Oyunu' adlı dizide 'Kurti' tiplemesiyle ekranlara geldi. Bu dizi kendisinin Türkiye'de herkes tarafından tanınmasını sağladı.

kaynak


Daisy-BT 11 Mart 2011 11:47

Japonya 8.9'la sallandı, tsunami ülkeyi vurdu - 11 Mart 2011
 
3 ek

Alıntıdaki Ek 26941

Japonya'nın kuzeyinde 8.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin ardından Tokyo'nun kuzey kıyısını tsunami vurdu. Dev dalgalar karada ilerledi. İlk gelen bilgilere göre, depremde 19 kişi yaşamını yitirdi. Rusya, Tayvan, Endonezya ve Pasifik'in tamamında tsunami alarmı verildi.

Depremin büyüklüğü önce 7.9 olarak açıklanmıştı, ancak ABD Jeoloji Merkezi depremin büyüklüğünün 8.9 olduğunu duyurdu.

Depremin yerin 10 kilometre altında, doğu kıyısına 125 kilometre uzaklıkta olduğu kaydedildi.

Japonya'da son 7 yılın en büyük depreminin ardından büyük tsunami uyarısı yapıldı. Uyarının ardından Tokyo'nun kuzey kıyısını tsunami vurdu.

Japon medyası, deprem ve depremin yol açtığı dev dalgalarda 19 kişinin öldüğünü duyurdu.

Deprem sonrası petrol rafinerileri dahil 44 bölgede de yangın çıktı.

Tsunami yıktı


Dev deprem dalgası, depremin merkez üssü yakınındaki sahilde bulunan araçların sularla sürüklenmesine, binaların yıkılmasına ve yangınlara neden oldu. Dalgaların boyunun bazı adalardan daha yüksek olduğu belirtildi.

Miyagi kıyılarını 6 metre yüksekliğindeki dev dalgalar vurdu ve Miyagi'de birçok kişiye ulaşılamıyor.

Daha önce yapılan açıklamada, dalga yüksekliğinin 3 metre olabileceği belirtilmişti. Bu arada, 50 santimetre yüksekliğindeki küçük dalgaların kıyılara ulaştığı kaydedildi.

Alıntıdaki Ek 26939

Alıntıdaki Ek 26940

Tokyo'da binalar sallandı

8.9 büyüklüğündeki deprem, başkent Tokyo'daki binaların birkaç dakika boyunca sallanmasına da neden oldu.

Tokyo'nun merkezinde büyük binalar şiddetle sarsılırken, çalışanlar sokaklara çıktı.

Depremin ardından Tokyo'da yaralılar olduğu da belirtildi.

Televizyon görüntülerinde büyük bir bina yanarken, ülkenin kuzey kesiminde büyük bir tsunaminin verdiği zarar da gösterildi. NHK kanalı, Fukushima bölgesindeki Onahama kentinde araçların, evlerin ve binaların tsunamiyle sürüklenip götürüldüğü görüntüleri yayınladı.

Artçılar sürdü


Bu arada, 8.9 büyüklüğündeki depremin ardından 4 artçı deprem meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu, 7.1 büyüklüğe kadar 4 artçı depremin daha olduğunu bildirdi.

Japonya'da çarşamba günü 7.3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana gelmişti.Japonya Başbakanı: "Birbirinize yardımcı olun"

Japonya Başbakanı Naoto Kan, depremin ülkenin kuzeydoğusunda büyük hasara neden olduğunu söyledi.

Başbakan, depremin vurduğu bölgedeki nükleer santrallerin zarar görmediğini, kapatıldığını ve radyasyon sızıntısı olmadığını belirtti.

Hükümet sözcüsü Yukio Edano da yardım faaliyetlerine katılmaları için deprem bölgesinde askerlerin gönderildiğini kaydetti.

Kan,"Japon halkından birbirine yardımcı olmalarını bekliyoruz. Hükümet olarak afetle mücadelede elimizden geleni yapacağız" dedi.
Dışişleri: "Türklerle ilgili olumsuz bir haber yok"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, kendilerine ulaşan bilgilere göre, depremde Tokyo Büyükelçiliği'nde hasar meydana gelmediğini, ülkedeki Türk vatandaşları arasında da can kaybı ya da yaralanma olmadığını bildirdi.
Tayvan, Endonezya ve Pasifik'in tamamında tsunami alarmı

Japonya'da meydana gelen depremin ardından Tayvan'daki meteoroloji bürosundan tsunami alarmı verildi.


Meteoroloji bürosundan yapılan açıklamada, TSİ 11.30 sularında tsunami dalgasının beklendiği belirtilerek sahil bölgelerinde yaşayanların deniz şartlarındaki değişiklikler konusunda hazırlıklı olmaları istendi.

Endonezya'da da meteoroloji kurumu, ülkenin doğu kesimlerindeki Kuzey Sulavesi, Papua ve Molük Adaları için tsunami uyarısında bulundu. Tsunaminin bu bölgeleri TSİ 13.00'de vurabileceği belirtildi.

Öte yandan Hawaii'deki Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, tsunami uyarısını Pasifik bölgesinin çoğunun kapsayacak şekilde genişletti.

Filipinler, Rusya, Marcus Adası, Kuzey Marianas, Papua Yeni Gine, ABD'nin Hawaii eyaleti, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika'nın Büyük Okyanus kıyısında tsunami alarmı verildi.

DEPREMİ CNN TÜRK'E ANLATTILAR

CNN TÜRK'e konuşan Tokyo'da mahsur kalan Türk Engin Yenidünya
da, "Trenler durdu. Bize hareket etmememiz söyleniyor. Binanın yeni ve güvenli olmasına dayanarak devam ediyoruz" diye konuştu.

Kobe'de görevli Sismoloji Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış
, "Tsunami süreci bitmedi. Tsunami uyarısı güncellendi. Şu an 4. kattayız. Daha yüksek katlara çıkmamız uyarısı yapıldı. Depremin olduğu bölgeden 1200-1300 kilometre uzaklıktayız. Buraya da tsunaminin geleceği söyleniyor. Dalgaların 10 metreye kadar çıktığı yerler var. Denizin derinliği çok önemli bir faktör. Japonların beklediğinden çok daha büyük bir deprem" dedi.

CNN Türk - 11 Mart 2011


Daisy-BT 14 Mart 2011 08:57

İbrahim Tatlıses vuruldu!
 


Başından vurulan Tatlıses'in hayati tehlikesi devam ediyor...

14 Mart 2011 Pazartesi, 01:05:20

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses'in Beyaz TV'deki İbo Show programının çekiminin ardından Şişli Sanayi Mahallesi'nde bulunan Nurol Plaza'dan aracıyla çıkış yaptığı sırada, 3 otomobil tarafından önü kesildi. Otomobilden inen saldırganlar, Tatlıses'in bulunduğu aracı uzun namlulu silahlarla taradı. Saldırı sonucu İbrahim Tatlıses başına isabet eden bir kurşunla yaralanırken, yanında bulunan menejeri Damla Çakıcı'nın ablası Buket Çakıcı ise omzundan yaralandı.

Tatlıses, ilk olarak Özel Levent Hastanesi'ne kaldırıldı. Daha sonra Maslak Acıbadem Hastanesi'ne sevk edidi.
Maslak Acıbadem Hastanesi Başhekimi Çağlar Çuhadaroğlu, silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan İbrahim Tatlıses'in hayati tehlikesinin devam ettiğini ancak sanatçının, hastaneye ilk geldiği noktadan daha iyi durumda olduğunu bildirdi.

İbrahim Tatlıses'in doktorlarının açıklaması

Ameliyatı geçekleştiren İlhan Elmacı ve ekibi hastane girişinde basın mensuplarına açıklamada bulundu. İlhan Elmacı'nın, yapılan operasyonlar ve Tatlıses'in şu anki durumu hakkında yaptığı açıklama şu şekilde:
" Öncelikle geçmiş olsun.

Gece saat 01:00 sularında ilk tetkikleri yapıldı. Ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak beynin ön ve yan kesiminde parçalı kırıklar, beyin zarında hasar ve beyin içinde kanama vardı. Sağ beynini içeri alan ileri derecede travma söz konusu idi.Bu sorunlar ameliyatla ortadan kaldırıldı. Böyle bir yaralanmada hayati risk yüksektir. Zamana ihtiyaç var. Kafa içi basıncını düşürmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Herhangi bir ödem oluşmaması için basınç takip edilecek. İlk planımız ilk 24 saat kendisini uyutmaktır. Hayati risk devam ediyor ama azaldığını düşünüyorum. Kaanatime göre 1 kurşun girişi ve önden de çıkışı var. Ameliyata alındığında vücudunun solunda hissiyat sorunu vardı. Şu anda uyutuluyor. Saat 01:0'da ameliyata başladık. Bu beyin hasarı birden çok operasyonu beraberinde gerektiriyor. Sadece tek bir operasyon gerçekleştirildi. Operasyon saat 6'da bitti. Sol tarafının felç olma riski var. "
Tatlıses ile aynı araçta saldırıya uğrayan Buket Çakıcı'nın ise hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.Tatlıses, şu anda yoğun bakım servisinde tedavi altında.

Polis ekipleri saldırganları yakalamak için soruşturma başlatırken, Tatlıses'in hastaneye sevki sırasında korumaları basın mensuplarına saldırdı.

HASTANEYE ZİYARETÇİ AKINI

Sevenlerinin yanısıra sanat dünyasından çok sayıda ünlü haberi alır almaz hastaneye koştu. Ajda Pekkan, Mehmet Ali Erbil, Hakan Altun, Hüsnü Şenlendirici, Ebru Gündeş ve Ferhat Güzel hastaneye gelenler arasında. İbrahim Tatlıses'in eski eşi Derya Tuna hastane önünde sinir krizleri geçirdi, oğlu İdo Tatlıses de şu anda hastanede.





Serhat ALAATTİNOĞLU - Eray EROLLU / AHT
14.03.2011




RuffRyders 14 Mart 2011 13:44

Korkunç bilanço netleşiyor
Japonya’daki deprem felaketinin üçüncü günü geride kalırken ölü sayısının 10 bini aştığı bildiriliyor. Yaklaşık 25 bin kişi de barınaksız kaldı.

http://img716.imageshack.us/img716/2810/110314depremkadnbalmhla.jpg
TOKYO - Cuma günü Japonya’yı vuran 8.9 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsumani sonrasında ölü ve kayıp sayısı artıyor.

Kyodo haber ajansı da, Miyagi sahillerinde 2 bin cesedin bulunduğunu duyurdu. Polis yetkilileri ceset sayısını yaklaşık bin olarak düzeletti ve 2.3 milyon kişinin yaşadığı Miyagi bölgesindeki ölü sayısının 10 bini aştığını tahmin ettiklerini belirtti.


Felaketin üçüncü günü de geride kalırken, hayatta kalanlar için yardım çalışmaları da devam ediyor.


Bölgeye gönderilen 100 bin asker arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine yardımcı oluyor. Şimdiye dek bölgeye 120 bin battaniye, 120 bin şişe su ve 110 bin litre benzin gönderildi.


25 BİN KİŞİ SOKAKLARDA

Bölgede 310 bin kişi geçici barınaklara yerleştirilirken yaklaşık 25 bin kişinin de sokaklarda yaşadığı tahmin ediliyor.

Felaket sonrasında halen 1.9 milyon eve temiz su, 1.4 milyon eve de elektrik verilemiyor.


Daisy-BT 14 Mart 2011 23:24

Dünyanın sonu mu geliyor?
 
1 ek

Alıntıdaki Ek 27006

Yaşanan felaketler Mayalar’ın 2012 kıyamet senaryosunu gündeme getirdi. Bu durum dünya eksenindeki değişime bağlanıyor. “Felaket sürer” diyen de var

Endonezya’da 9.1, Japonya’da 8.9, Şili’de 8.8… 2000′li yılların başlangıcından bu yana dünya alışılmadık büyüklükteki depremlerle sarsılıyor. Kasırgalar güç kazanıyor, volkanlardan yayılan küller koca kıtaların üzerini kaplıyor. Pakistan, Çin, Brezilya gibi ülkeler tarihin en büyük sel felaketlerini ardı ardına yaşıyor. Dünya’nın hayat kaynağı olan Güneş’te ise son yılların en büyük patlamaları yaşanıyor. Gündelik yaşamımızın bir parçası haline gelmeye başlayan doğal felaketler bunlarla da sınırlı değil.

Doğanın dengesi bozuldu

Büyük iklim değişiklikleri ve ani ısı hareketleri doğanın dengesini bozuyor. Toplu hayvan ölümleri yaşanıyor, kuşlar binlerce yıllık göç rotalarını değiştiriyor. İnsan yaşamının devamını sağlayan besin zincirinde çok önemli bir yere sahip olan bal arılarının nüfusuysa her geçen gün biraz daha azalıyor. Son yıllarda doğal felaketlerin artış göstermesinin tesadüf olmadığını savunan çok sayıda kişi, kıyamet gününün yaklaştığını iddia ediyor. Kıyamet senaryolarının ortak noktası ise 2012 yılını işaret etmeleri. Matematik ve astronomi alanında çağına göre son derece ileri bir uygarlık olan Maya uygarlığının kullandığı takvim, 21 Aralık 2012′yi dünyanın sonu olarak kabul ediyor. Sümerlerin öngörüsü de Nibiru veya Marduk adlı bir gezegenin 2012′de dünyaya çarpacağı yönünde. Bazı bilim insanlarıysa Güneş üzerindeki lekelerin 2012′de en yüksek değişim hızına ulaşacağını iddia ediyor. Güneş’teki aktivitelerin, 21 Aralık 2012′de Dünya’nın manyetik kutuplarının aniden yer değiştirmesine sebep olacağı da iddialar arasında yer alıyor. Kutupların yer değiştirmesi halinde pusulaların kuzey yerine güneyi göstereceği, güneş artık batıdan doğacağı, büyük depremler, seller ve dev gelgitler oluşacağı belirtiliyor. Çinlilerin 3 bin yıllık “I Ching” metinlerinde de 22 Aralık 2012′de dünyanın sonunun geleceği belirtiliyor. Türk uzmanlarsa felaketlerin süreceğini ancak kıyamet habercisi olmadığını söylüyor:


’2013 Felaket yılı olacak’

Prof. Dr. Ahmet Ercan: (İTÜ Jefozik Bölümü Öğretim Üyesi):
Felaketler 2013′te doruk noktasına ulaşacak, 2015′ten itibaren düşüşe geçecek. Yani “kıyamet” yaşanması gibi bir durum söz konusu değil. Felaketlerdeki artış, yer yuvarlağının yapısındaki ve dünyanın eksenindeki değişikliklerden kaynaklanıyor.

Haktan Akdoğan (Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı): Dış uzaydan gelen, dünyayı etkisi altına alan ve gittikçe yaklaşmakta olan bir manyetik kuşak var. NASA tarafından da tespit edilen “Foton kuşağı” adlı bu kuşak, dünyanın içinde bulunduğu kozmik alana tesir ediyor. Bu tür olayların artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Zeynep Değirmencioğlu (Astrolog): Felaketler, dünyanın yörüngesindeki “kafa sallama” dan kaynaklanıyor. Dünyanın güneş ekseninde eğikliğinin değişmesi anlamına gelen bu kafa sallama süreci, her 29 bin yılda bir kendini tekrarlıyor. Bu süreç, canlı bir organizma olan dünyanın kendini yeniden var etmeye çalışması anlamına geliyor. Yaşanan felaketlerse bu sürecin doğum sancıları olarak görülebilir. Ben felaket yaşanacağını değil, bilimin ve bilincin ilerlemesiyle dünyanın çok daha yaşanılır bir gezegen haline geleceğini düşünüyorum.


Kaynak : Sabah



Daisy-BT 16 Mart 2011 09:17

Japonya'da 6.0 büyüklüğünde yeni deprem!
 
1 ek

Alıntıdaki Ek 27021

Japonya'nın başkenti Tokyo'nun doğusunda bugün, 6.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Fukuşima 1 nükleer santralinin girişinde ise radyasyon seviyesinin sabaha karşı aniden arttığı tespit edildi.

Japon Meteoroloji Ajansı yaptığı açıklamada, merkez üssü başkentin doğusunda yer alan Şiba kentinin açıkları olan depremin, suyun dibinde yerin 10 kilometre altında meydana geldiğini belirtti.

Binaların uzun bir süre sallandığı depremin ardından tusunami alarmı verilmedi.

Radyasyon seviyesi arttı


Bu arada Japon Nükleer Güvenlik Ajansı'nın bir yetkilisi yaptığı açıklamada, Fukuşima 1 nükleer santralinin giriş kapısında radyasyon seviyesinin önce 6,4 mSv yükseldiğini daha sonra da 2,9 mSv düştüğünü belirtti. Radyasyon seviyesi ölçümünde, 10 mSv insan için ölümcül dozu ifade ediyor.

Hükümet sözcüsü Yukio Edano ise, Fukuşima santralinde radyasyon seviyesinin her saat başı çok değiştiğini ve sağlığa zararlı oranla vardığını ifade etti. Yukio ayrıca, santraldeki çalışanların geçici olarak tahliye edilerek, daha güvenli bir yere götürüldüklerini belirtti.

Fukuşima santralinin 3 numaralı reaktörünün tepesinde duman görüldüğünü söyleyen Edano, reaktörün koruma kabının zarar görmüş olabileceğini, bunun sonucunda da reaktörün buhar kaçırmış olabileceğini kaydetti.

Yukio, nükleer bir felaketi önlemek amacıyla, Japon hükümetinin ABD ordusunun yardımına başvurmayı düşündüğünü söyledi.

4 numaralı reaktördeki yangın söndü


Öte yandan Fukuşima Dai-İçi nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe çıkan yangının söndüğü bildirildi.

Japon Nükleer Güvenlik Ajansının sözcüsü Minoru Ogoda AFP'ye yaptığı açıklamada, "Artık ne alevler ne de duman gözüküyor, yangın kendiliğinden sönmüş" dedi.

Deprem ve tsunamiden zarar gören Japonya'nın kuzeydoğusundaki Fukuşima nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe daha önce çıkan yangın da Japonya'da konuşlandırılmış ABD birliğinin askerleri tarafından söndürülmüştü.

CNN Türk - 16.03.2011 07:57:01


AndThe_BlackSky 17 Mart 2011 21:33

Türkçe'nin "güler yüzü"ydü
 
"Elimin altında hep sözcükler vardır. Okula başladığımdan bu yana hiç bırakmadığım, yan yana, alt alta, üst üste sıralayarak hayaller kurduğum, o hayallere yolculuk yaparken bile yanımda taşıdığım...


Üzüldüğüm, güldüğüm, sevindiğim, daraldığım zamanlarda sımsıkı tutunup direnmeye çalıştığım sözcükler. Yaşamım hep onlarla geçti. Seçtiğim mesleğimin temeli bile sözcükler oldu. Sözcükler beni hiç terk etmedi, ben de onları.



Sözcüklerle yaşadığı büyük aşkı bu sözlerle anlatıyordu önceki gün kaybettiğimiz Jülide Gülizar Where Are You Going Türkçe? adlı kitabında. Türkiye nin ilk haber spikerlerinden, ilk naklen yayın, ilk röportaj gibi birçok ilk e imza atan bir isimdi. 1929 yılında Adana da dünyaya gelen Gülizar konuşmaya başladığında henüz 9 aylıktı. Ne var ki o iki yaşındayken askere giden çok sevdiği babasının dönüşünde o kadar heyecanlanmış o kadar sevinmişti ki kekelemeye başladı. İlkokul hayatı boyunca kekeledi. Konuşmasının sonra sonra kendiliğinden düzeldiğini söyleyen Gülizar Bir karış yükseklikte bir toprak parçası görsem üzerine çıkar nutuk atarmışım diyordu. Zaten haber spikeri olduğunda da kimse şaşırmadı!

Sadece iki davaya girdi
Hiç istememesine rağmen Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ne girdi. Mezun olduktan sonra da sadece iki davaya girdi ve avukatlığı bıraktı. 1956 da çok istediği Ankara Radyosu nda göreve başladı. Sınavlara 1954 yılından itibaren katılmaya başladım. Ne yaptımsa beni 1956 ya kadar almadılar diye anlatıyordu o günleri. Radyonun ardından 1968 yılında başlayan televizyon yayınlarıyla birlikte TRT de haber spikeri olarak ekranlara çıktı.

Hafızalara kazındı
Ekranların ilk kadın spikeri Jülide Gülizar sunuculuğu, dili kullanmadaki özeni ve gerçekleştirdiği başarılı programlarıyla hafızalara kazındı. Yıllar boyunca Türkçenin doğru kullanımı için mücadele etti. Ona göre dil bir toplumun namusuydu:
Kendimizi ifade ettiğimiz, karşımızdakiyle anlaştığımız en önemli araç. Ama biz, bu namus ögesine, bu araca hiç de hak ettiği ilgiyi göstermiyoruz diyerek serzenişte bulunuyordu.
1981 yılında, iki yıl boyunca sürdürdüğü ve büyük ses getiren Bir Konu Bir Konuk adlı programını sonlandırıp TRT den emekli olmaya karar verdi Gülizar. Emeklilik kararını şu sözlerle açıklamıştı:
Kendi isteğimle bitirdiğim programımla birlikte TRT de sevgimin ve heyecanımın bittiğini gördüm. Benim için bir işte heyecan bitti mi, o iş de biter. İşte bu nedenle TRT den ayrılmayı düşündüm.
Emekliliğinin ardından bir dönem Cumhuriyet Gazetesi Ankara bürosunda muhabirlik yaptı, üniversitelerde spikerlik ve sunuculuk dersleri verdi, Türk Hava Kurumu nda başkan danışmanlığı ile halkla ilişkiler ve tanıtım müdürlüğü görevlerinde bulundu Gülizar. Yaptığı görevlerle eş zamanlı olarak birbirinden önemli kitaplara imza attı. Where Are You Going Türkçe? de Türkçenin nasıl yozlaştırıldığını, nasıl yanlış kullanıldığını somut örneklerle anlattı. İyi Akşamlar Sayın Seyirciler , Ah Baba Ah , Burası Türkiye Radyoları , Yaşam Sana Teşekkür Ederim de anılarını bir araya getirdi.
Bir Konu Bir Konuk ta 2 yıl boyunca yaptığı 102 bölümlük programının perde arkasını araladı. Ben Bilmem Beyim Bilir de ise Niğde Cezaevi ndeki 18 kadının öykülerini anlattı. Zatürree teşhisiyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden, Türkçenin güler yüzü Gülizar ın cenaze töreni bugün Kocatepe Camii nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı nda toprağa verilecek.




Daisy-BT 19 Mart 2011 12:34

Tokyo karanlığına gömüldü!
 
1 ek

Alıntıdaki Ek 27122

Her zaman ışıl ışıl olan Japonya'nın başkenti Tokyo’da şimdi tam bir karartma hali mevcut. Japonları’n 11 nükleer santrali depremin ardından devre dışı bırakması nedeniyle büyük bir elektrik sıkıntısı yaşanıyor, günde 3 saati bulan elektrik kesintileri uygulanıyor. Meydanlardaki dev reklam ekranları kapatıldı, marketlerde de buzdolapları dışında elektrik kullanımına izin verilmiyor. Tokyo bu nedenle adeta bir 'hayalet şehir' izlenimi veriyor.

CNN Türk - 19.03.2011


RuffRyders 19 Mart 2011 12:36

Süt ve ıspanakta radyasyon çıktı
Japonya'da soğutma problemi yaşanan Fukuşima nükleer enerji santralinin yakınındaki bölgelerden alınan ıspanak ve süt örneklerinde radyasyon seviyelerinin güvenlik sınırlarının üstüne çıktarken iki reaktörün çatısı delindi.
OSAKA - Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, Fukuşima nükleer enerji santralinin bulunduğu Fukuşima ilindeki süt ile yakınındaki İbaraki ilinde yetiştirilen ıspanaktaki radyasyon seviyesinin güvenlik sınırlarının üstüne çıktığının belirlendiğini söyledi.

Japon hükümeti, ülkede 11 Mart’ta meydana gelen deprem ve tsunaminin ardından ortaya çıkan nükleer krizin ardından, ülkedeki gıda maddelerinin radyasyondan etkilendiğine ilişkin ilk kez açıklamada bulundu.


Japonya'daki şiddetli depremde zarar gören Fukuşima nükleer santralinin 5 ve 6 numaralı reaktörlerini barındıran binaların çatılarının, olası hidrojen patlamalarını önlemek amacıyla delindiği bildirildi.


Tokyo Electric Power'dan (Tepco) yapılan açıklamada, ''5 ve 6 numaralı reaktörlerdeki hidrojen birikmesi endişeleri nedeniyle Tepco, dış binalardaki çatılarda 3 ila 7,5 santimetrelik delikler açtı'' denildi.


Santralin 5 ve 6 numaralı reaktörleri daha az hasar gördü, çünkü 1-4 numaralı reaktörlerin aksine, bu reaktörlerin soğutma sistemleri bir dizel jeneratör sayesinde 11 Mart'taki deprem ve tsunamiden sonra çalışmaya devametti.


RuffRyders 20 Mart 2011 00:43

Japonya'da şebeke suyunda radyasyon bulundu
Japonya'da şebeke suyunda radyasyon bulunurken, Fukuşima nükleer enerji santralinin yakınındaki bölgelerden alınan ıspanak ve süt örneklerinde de radyasyon seviyeleri güvenlik sınırlarının üstünde çıktı.

http://img831.imageshack.us/img831/3940/110319japonyadepremwide.jpg
OSAKA - Japonya Bilim Bakanlığı'ndan bir yetkili, suyun kalitesiyle ilgili bugün ölçüm yapmaya başladıklarını ve radyoaktif iyot ve sezyum izleri bulduklarını belirtti.

Yetkili, Tokyo, Tochigi, Gunma, Saitama, Chiba ve Niigata'da şebeke suyunda radyoaktif iyot bulduklarını, Tochigi ve Gunma'da ise sezyum bulduklarını açıkladı.


Yetkili, bu maddelerin oranının Japonya'daki yasal sınırın net olarak altında olduğunu söyledi.


Bu arada Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), nükleer kazanın olduğu elektrik santralının bulunduğu Fukuşima bölgesinden tüm gıda ürünlerinin ihracatına ikinci emre kadar son verildiğini bildirdi.


Merkezi Viyana'da bulunan BM'ye bağlı UAEK, radyoaktif iyot elementinin bulunduğu gıdaların kısa sürede insan sağlığına zararlı olacağını bildirdi.


Öte yandan Amerikan Jeofizik Enstitüsü, İbaraki kentinde bugün 5,9 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini, depremin 24 kilometre derinde olduğunu bildirdi.


Japon NHK televizyonu, Tokyo'da da hissedilen depremin hasara yol açmadığını belirtti.


ISPANAK VE SÜT'TE RADYASYON

Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, Fukuşima nükleer enerji santralinin bulunduğu Fukuşima ilindeki süt ile yakınındaki İbaraki ilinde yetiştirilen ıspanaktaki radyasyon seviyesinin güvenlik sınırlarının üstüne çıktığının belirlendiğini söyledi.

Japon hükümeti, ülkede 11 Mart’ta meydana gelen deprem ve tsunaminin ardından ortaya çıkan nükleer krizin ardından, ülkedeki gıda maddelerinin radyasyondan etkilendiğine ilişkin ilk kez açıklamada bulundu.


REAKTÖR BİNALARININ ÇATISI DELİNDİ

Japonya'daki şiddetli depremde zarar gören Fukuşima nükleer santralinin 5 ve 6 numaralı reaktörlerini barındıran binaların çatılarının, olası hidrojen patlamalarını önlemek amacıyla delindiği bildirildi.

Tokyo Electric Power'dan (Tepco) yapılan açıklamada, ''5 ve 6 numaralı reaktörlerdeki hidrojen birikmesi endişeleri nedeniyle Tepco, dış binalardaki çatılarda 3 ila 7,5 santimetrelik delikler açtı'' denildi.


Santralin 5 ve 6 numaralı reaktörleri daha az hasar gördü, çünkü 1-4 numaralı reaktörlerin aksine, bu reaktörlerin soğutma sistemleri bir dizel jeneratör sayesinde 11 Mart'taki deprem ve tsunamiden sonra çalışmaya devametti.

Kaynak: ntvmsnbc ve AA


RuffRyders 20 Mart 2011 12:40

Ve Libya vuruldu
ABD ve Fransa’nın başını çektiği batılı ülkeler ateşkes kararının bozulmasının ardından Libya’ya müdahale için düğmeye bastı. 'Şafak Yolculuğu' adı verilen operasyonda Fransız uçakları ve ABD füzeleri Libya'yı vurdu. 48 kişinin öldüğü iddia edilen harekata sabah saatlerinde ara verildi. Gelişmeler göre gün içinde saldırılar tekrar başlayabilir.
http://img840.imageshack.us/img840/6080/10320fzebalkhlarge73221.jpg
ABD, Libya'yı gemilerden atıllan cruise füzeleriyle vuruyor

Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya'ya müdahaleye yeşil ışık yakan kararının ardından, dün akşam Libya’ya operasyon başladı. Sabah saatlerine kadar devam eden saldırılar sonunda, operasyonun ilk fazının tamamlandığı belirtiliyor.Duruma göre bugün içinde yeni saldırılar devam edebilir.

Amerika Birleşik Devletler’inin komutasında ‘şafak yolculuğu’ adı verilen operasyon, dün akşam TSİ 18.45'te Fransız uçaklarının bazı askeri hedefleri vurmasıyla başladı. El Cezire Televizyonu, uçakların 4 tankı vurduğunu duyurdu. Hava operasyonun Bingazi’nin 100-150 kilometre çevresini kapsadığı öğrenildi. Libya devlet televizyonu, bir Fransız uçağının düşürüldüğünü iddia etti. Fransa Genelkurmay Başkanlığı ise haberi yalanlayarak, uçaklara ateş açıldığı ancak operasyona katılan 20 uçağın da üslerine geri döndüğünü açıkladı.


ABD DENİZDEN FÜZEYLE VURDU

Fransız uçaklarının saldırısından sonra ABD ve İngiliz savaş gemilerinden, Libya'daki hedeflere seyir (cruise) füzeleri fırlatıldı. Fırlatılan 112 seyir füzesinin, toplam 20 hedefi vurduğu açıklandı. Hedef alınan noktaların, koalisyon güçleri hava kuvvetleri pilotları için tehlike yaratabilecek hedeflerle, sivillere zarar vermesi mümkün olabilecek hedefler olduğu belirtildi.

Füze saldırılarının ana amaçlarından birinin, "insanlı savaş uçağı uçuşlarının yapılmasının koşullarını oluşturmak olduğu" kaydedildi.


Başkent Trablus'a yönelik saldırılar günün ilk saatlerinde de devam etti. Hedeflerin, hava savunma sistemleri olduğu ve özellikle başkent trablus, misrata ile sirte çevresinin hedef alındığı belirtiliyor. Saldırılara sabah saatlerinde ara verildi. Operasyonun ilk fazının sona erdiği ancak gelişmelere göre gün içinde yeniden harekata başlanabileceği yorumları yapılıyor.


'48 KİŞİ ÖLDÜ, 150 KİŞİ YARALANDI'

Libya silahlı kuvvetleri devlet televizyonundan yaptığı açıklamada duyurulan açıklamasında, saldırıda Trablus'un yanısıra, Sirte, Bingazi, Misrata ve Zuvara'nın vurulduğu ve 'sivil bölgelerde' 48 kişinin öldüğü, 150 kişinin de yaralandığı bildirildi.

NATO TOPLANIYOR

NATO'dan yapılan açıklamada ittifakın bugün saat 16:00'da olağanüstü toplanacağı duyuruldu.

FRANSA UÇAK GEMİSİ YOLLUYOR

Fransa Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü Albay Thierry Burckhard da, yaptığı açıklamada, Charles de Gaulle uçak gemisinin bugün Libya'ya doğru yola çıkacağını bildirdi.

Operasyonlara, ABD, Fransa ve İngiltere’nin yanısıra İspanya, Kanada ve İtalya da katılıyor. Katar başbakanı da ülkesinin operasyona katılacağını açıkladı.


İSPANYA VE DANİMARKA UÇAK GÖNDERİYOR

İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, "İspanya, BM'nin kararını etkili hale getirmek için üzerine düşen sorumluluğu, Libya halkını koruma sorumluluğunu kabul ediyor" dedi. Zapatero, 4 adet F-18 tipi askeri uçağın İtalya'ya doğru hareket ettiğini açıklarken, bu uçakların büyük olasılıkla bu sabah Libya'daki operasyona dahil olabilecekleri kaydedildi.

Danimarka Savunma Bakanı Gitte Lillelund Bech de, Danimarka Hava Kuvvetlerine ait 4 uçağın, BM'nin onayladığı Libya'ya yönelik askeri operasyona katılmak üzere hazır beklediğini söyledi.


İngiltere Başbakanı David Cameron, İngiliz güçlerinin de devrede olduğunu, operasyonlara katıldığını açıkladı.


KADDAFİ’YE İNSAN KALKANI

Öte yandan Libya lideri Muammer Kaddafi'nin başkent Trablus'taki ikametgahı "Bab el Aziziye"nin çevresinde "insan kalkanı oluşturulduğu" bildirildi. İkametgah çevresinde binlerce kişinin toplandığı, burada havaya ateş açıldığı, sloganlar atıldığı bildirildi.

http://img850.imageshack.us/img850/395/110320rafalei7457156.jpg
Fransa, operasyonda Rafale tipi uçakları kullanılıyor.

Kaynak: ntvmsnbc


RuffRyders 20 Mart 2011 13:16

Grafik: Libya'ya şafak operasyonu
Ve Libya vuruldu > Haberi okumak için tıklayın


RuffRyders 21 Mart 2011 02:10

Kaddafi batıya ateşkes ilan etti
Libya Silahlı Kuvvetleri sözcüsü, tüm birliklerine ateşkes emri verildiğini açıkladı. Beyaz Saray ve Pentagon’dan ise ateşkesin tanınmadığı açıklaması geldi.

http://img683.imageshack.us/img683/7870/110302kaddafikonumawide.jpg
TRABLUS - Kaddafi batıya ateşkes ilan etti.

Açıklamayı, başkent Trablus'ta Libya ordusu sözcüsü yaptı.

Sözcü, Libya silahlı kuvvetlerinin, gece saat 21.00'den itibaren (TSİ aynı), tüm birliklerine ülkeye saldıran Batılı güçlere karşı ateşkes emri verdiklerini söyledi.

Sözcü, Afrika Birliği'nin dün "savaş durumunun derhal kesilmesi" çağrısına cevaben ateşkes ilan edildiğini bildirdi.

Kaddafi cephesinden gelen bu açıklama, Pentagon tarafından şöyle değerlendirildi: Kaddafi'nin ateşkes ilanına kuşku ile yaklaşıyoruz.

Libya operasyonuyla ilgili Pentagon adına açıklamayı, ABD Donanması'ndan Koramiral Bill Gortney yaptı. Kaddafi yönetiminin, ateşkes emri de dahil olmak üzere tüm açıklamalarına şüpheyle baktığını, Libya'nın ateşkes ilanını inandırıcı bulmadığını dile getiren Gortney, ''Kaddafi'nin tüm açıklamalarına şüpheyle bakıyorum. Ateşkes ilan etti, ama daha sonra askerlerine Bingazi'ye girme talimatı verdi'' diye konuştu.

BEYAZ SARAY ATEŞKESİ TANIMADI
İlerleyen saatlerde, Obama'ya Brezilya ziyaretinde eşlik eden Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon'dan da konuyla ilgili açıklama geldi. Donilon, "Bu noktada görüşümüz, ateşkesin gerçek olmadığı ya da derhal ihlal edilmekte olduğudur" dedi.

Beyaz Saray danışmanı, Libya'ya müdahalenin ilk gününde müttefiklerin "iyi bir gün" geçirdiğini ifade etti.

ASKERİ AYRINTILAR
Pantagon adına konuşan Koramiral Gortney, askeri ayrıntılarla ilgili, Trablus'la Bingazi arasındaki kıyı şeridinin emniyetinin sağlanmak üzere olduğu, Kaddafi'nin Bingazi'ye yönelik harekatının da engellendiği bilgisini verdi.

"Piyadelere saldırılmayacaktı" hatırlatması üzerine, "zırhlı birliklerle ilerliyorlardı, onları vurduk" yanıtı veren Gortney, bombardımanın ayrıntılarıyla ilgili soruya, net raporlar ellerinde olmadığı için yanıt veremeyeceğini söyledi.

"KADDAFİ'NİN PEŞİNDE DEĞİLİZ"
Bill Gortney, ajanslardan geçen, Trablus’ta büyük bir patlama duyulduğu, Kaddafi'nin konutuna yakın bölgede patlama meydana geldiği haberleriyle ilgili olarak da, "Kaddafi'nin peşinde değiliz" dedi ve ekledi: "Hedef listemizde Kaddafi yok. Uçuşa kapalı bölgenin güvenliğini etkileyecek her şeyi vuruyoruz ama Kaddafi bunların arasında değil. Askeri hedefleri vuruyoruz ve eğer kendisi bir askeri bölgede ise onun garantisini veremem."

"YÜZDE YÜZ GÜVENLİ OLMAZ AMA..."
"Libya ordusunun hava savunma sistemlerinin çoğu vurulmuş durumda. Bunların radar sistemleri de vurulmuş durumda. Seyyar bataryalar; elden ve omuzdan ateşlenebilenler var ve bunların hepsini vurmamıza imkan yok. Bunlar ateşlenirse savunma yapmak daha pratik bir yöntem" diyen Gortney, "Uçuşa kapalı bölge tümüyle güvenli olacak mı?" sorusu yöneltildi.

Gortney de, "Daha önceki tecrübelerimze dayanarak yüzde yüz güvenli olmuyor. Karşı taraf isterse uçak ya da helikopter kaldırabiliyor ama biz bunu etkisiz hale getirecek güce sahibiz" şeklinde konuştu.

''ŞU ANA KADAR KAYIP YOK''
Gortney, koalisyon güçlerine ait uçakların Libya'ya operasyonunda şu ana kadar kayıp vermediğini, sivil kayıpların olduğuna dair bir işaretin de henüz olmadığını kaydetti.

Gortney, şu anda ABD, İngiltere ve Fransa'ya ait uçakların uçuşa yasak bölgede devriye gezdiğini, ancak ''her geçen gün'' buna yeni ülkelerin de katılmasının beklendiğini bildirdi.

UÇAKSAVARLAR ATEŞLENDİ
Öte yandan Trablus'ta bu akşam saatlerinde uçaksavar atışları yapıldığı bildirildi.

Bölgedeki AFP muhabiri, seslerin özellikle Kaddafi'nin rezidansının yakınlarından geldiğini belirtti.

Trablus'ta, bu sabahın ilk saatlerinde de aralıksız uçaksavar atışları yapılmıştı.

Sicilya Adası'ndaki Trapani Birgi Havalimanından kalkan 6 İtalyan jetinin, Libya'ya doğru hareket ettiği bildirildi.

İtalyan Ulusal Haber Ajansı ANSA'nın haberinde, Trapani Birgi Havalimanından kalkan 4'ü F-16, 2'si Tornado tipi 6 jetin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, İngiltere öncülüğündeki koalisyon güçleri tarafından düzenlenen hava harekatına katılacağı bilgisi yer aldı.

İtalya Savunma Bakanı Ignazio La Russa, bugün öğle sularında yaptığı açıklamada, dün koalisyon güçlerinden kendilerine talep geldiğini bildirerek, "Hali hazırda 8 uçağımız her an operasyona katılacakmış gibi beklemede. İtalyan uçakları her an koalisyon güçlerinin komutası altına girebilirler'' demişti.

Trapani Havalimanı, gün içinde sivil uçuşlara kapatılmıştı.



RuffRyders 21 Mart 2011 12:57

Kaddafi sivilleri canlı kalkan yapıyor
Çatışmaların halen devam ettiği Misrata kentinde Kaddafi yanlılarının halkı canlı kalkan olarak kullandığı iddia edildi.

http://img857.imageshack.us/img857/3533/110321kaddafisupportbal.jpg
Koalisyon güçlerinin Kaddafi’ye yönelik başlattığı ‘Şafak Yolculuğu’ operasyonu üçüncü gününe girdi. Başkent Trablus başta olmak üzere kaddafi yanlılarının elinde bulunan pek çok yer bombalanıyor.

Haber ajansları saldırılar karşısında Kaddafi yanlılarının canlı kalkan kullanmaya hazırlandığı haberlerini geçiyor. Son olarak Reuters haber ajansına konuşan bir isyancı, Trablus’un 200 km. doğusunda bulunan Misrata kenti yakınlarındaki kasabalardan sivillerin canlı kalkan olarak kullanılmak üzere kent merkezine geitrildiğini öne sürdü.


Ayrıca başkent Misrata’daki Kaddafi yanlısı silahlı milislerin sivil kıyafetlerle kent içinde dolaştıkları iddia ediliyor. Çatışmaların yaşandığı kentte dün de 7 sivilin Kaddafi yanlıları tarafınadn öldürüldüğü iddia edilmişti.


ECDEBİYE VURULDU

Diğer taraftan koalisyon güçlerinin, Libya'nın doğusunda stratejik önemdeki Ecdebiye kenti çevresindeki Muammer Kaddafi güçlerini sabah saatlerine kadar bombaladığı bildirildi.

Libyalı muhaliflerden Ahmed El Tir, koalisyon güçlerinin hava saldırısının sabaha kadar sürdüğünü belirterek, muhaliflerin de saat 03.00 (TSI 03.00) gibi Kaddafi güçlerine karşı saldırı düzenlediğini söyledi. El Tir ve arkadaşları, hava saldırısının dün akşam kentin doğu girişinde


başladığını, batı girişine de hava saldırısı yapıldığını kaydetti.


Nuri Musmari adlı muhalif savaşçı da "Eğer Batıdan daha fazla yardım alamazsak, Kaddafi güçleri bizi çiğ çiğ yiyecek" dedi.


HAYALET UÇAKLAR KULLANILDI

Dün geceki hava operasyonlarında, radara yakalanmayan Amerikan B-2 bombardıman uçakları da kullanıldı. ABD Savunma Bakanlığı dün Libya'ya 124 Tomhawk-cruise füzesi fırlatıldığını bildirdi. Operasyonun hedefinde Libya hükümetine bağlı kara güçleriyle hava savunma sistemleri vardı.

KADDAFİ’NİN KARARGAHI VURULDU

Vurulan hedeflerden bir de Kaddafi’nin komuta merkezi olarak kullandığı Başkent Trablus'taki karagahı da vardı. Karargahın saldırıda kısmen hasar gördüğü ve Kaddafi'nin çadırının yakınındaki üç katlı bir binanın, Tomahawk cruise-füzesiyle vurulduğu kaydedildi. Sığınakta saklanan Kaddafi'nin, saldırıdan etkilenmediği tahmin ediliyor.

‘KADDAFİ’NİN PEŞİNDE DEĞİLİZ’

Pantagon adına konuşan Koramiral Bill Gortney saldırıyla ilgili olarak, "Kaddafi'nin peşinde değiliz" dedi ve ekledi: "Hedef listemizde Kaddafi yok. Uçuşa kapalı bölgenin güvenliğini etkileyecek her şeyi vuruyoruz ama Kaddafi bunların arasında değil. Askeri hedefleri vuruyoruz ve eğer kendisi bir askeri bölgede ise onun garantisini veremem."

Gortney, askeri ayrıntılarla ilgiliolarak da Trablus'la Bingazi arasındaki kıyı şeridinin emniyetinin sağlanmak üzere olduğu, Kaddafi'nin Bingazi'ye yönelik harekatının da engellendiği bilgisini verdi.


'YÜZDE YÜZ GÜVENLİ OLMAZ AMA...'

Libya ordusunun hava savunma sistemlerinin ve bunlara ait radarların çoğunun vurulduğunu ama elden ve omuzdan ateşlenebilen seyyar bataryaların hepsinin vurmasının imkansız olduğunu belirtti.

'ŞU ANA KADAR KAYIP YOK'

Libya hükümetinden gelen bir uçağın vurulduğu iddialarını da yalanlayan Gortney, koalisyon güçlerine ait uçakların Libya'ya operasyonunda şu ana kadar kayıp vermediğini, sivil kayıpların olduğuna dair bir işaretin de henüz olmadığını kaydetti.

Gortney, şu anda ABD, İngiltere ve Fransa'ya ait uçakların uçuşa yasak bölgede devriye gezdiğini, ancak ''her geçen gün'' buna yeni ülkelerin de katılmasının beklendiğini bildirdi.


ABD LİDERLİĞİ DEVREDİYOR

Operasyonun başından beri ön plana çıkmamaya özen gösteren ABD öncülüğünü devretmeye hazırlanıyor. ABD Savunma Bakanı Robert Gates, ülkesinin, Libya'daki askeri misyonun kontrolünü ya İngiltere ve Fransa'nın ya da NATO'nun öncülük edeceği bir koalisyona devretmeyi beklediğini açıkladı.

KADDAFİ ATEŞKES İLAN ETTİ

Kaddafi’nin karargahı vurulmadan hemen önceyse, Libya hükümetinden ateşkes ilanı geldi. Libya ordusu sözcüsünün yaptığı gece saat 21.00'den itibaren (TSİ aynı), tüm birliklerine ülkeye saldıran Batılı güçlere karşı ateşkes emri verdikleri duyuruldu. Sözcü, Afrika Birliği'nin dün "savaş durumunun derhal kesilmesi" çağrısına cevaben ateşkes ilan edildiğini bildirdi.

ABD ATEŞKESİ KABUL ETMEDİ

Kaddafi cephesinden gelen bu açıklama, Pentagon tarafından kuşkuyla karşılandı. Libya'nın ateşkes ilanını inandırıcı bulmadığını dile getiren Bill Gortney, ''Kaddafi'nin tüm açıklamalarına şüpheyle bakıyorum. Ateşkes ilan etti, ama daha sonra askerlerine Bingazi'ye girme talimatı verdi'' diye konuştu.

Kaynak: ntvmsnbc


RuffRyders 22 Mart 2011 16:28

Kaddafi’nin 144 ton altını var
Financial Times gazetesinin haberine göre Kaddafi’nin altı buçuk milyar dolar değerinde 144 ton altını var. Bu parayla Kaddafi’nin yıllarca direnebileceği belirtiliyor.
LONDRA - Uluslararası toplum, bir yandan askeri harekat diğer yandan da ekonomik yaptırımlarla Libya lideri Muammer Kaddafi'yi iktidarı bırakmaya zorluyor. Ancak bu gerçekleşmeyebilir çünkü Kaddafi, yıllarca savaşı sürdürmesini sağlayacak önemli bir kaynağa sahip: merkez bankasındaki 144 ton altın.

Uluslararası toplum, hava harekatına girişmeden önce Libya'ya yönelik bir dizi yaptırım kararı aldı. Libya Lideri'yle yakınları ve pek çok kamu şirketinin malvarlığını da dondurdu. Ancak İngiliz ekonomi gazetesi Financial Tiımes'e göre alınan bu önlemler işe yaramayabilir.

Zira uluslararası operasyona karşın direnişini sürdüren Muammer Kaddafi'nin en önemli finansman kaynağı altın.

MF'nin son verilerine göre Kaddafi'nin kontrolünde olan Libya merkez bankasında 144 ton altın bulunuyor. Gerçek miktarın bundan da fazla olabileceği de söyleniyor.

YILLARCA DİRENEBİLİR
Dünyada en fazla altın rezervine sahip 25 ülke arasında bulunan Libya'daki miktarın değerinin alt buçuk milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Yani Libya lideri, aylar hatta belki bir kaç yıl "çok sayıda paralı askeri" finanse edecek kayanağa sahip.

Hava harekatının başlamasıyla altınların merkez bankasından alınıp, Kaddafi'nin de kaçtığı söylenen Çad ve Nijer sınırına yakın olan Sebha kentine nakledildiği öne sürülüyor.

Libya liderinin böylece elindeki altını, tüm önlemlere ve uluslararası yasalara karşın Çad ve Nijer üzerinden takas ederek nakit, silah ve yiyecek temin edebileceği belirtiliyor.



RuffRyders 23 Mart 2011 02:03

Türkiye Libya'da ABD'nin "koruyucu gücü" olacak

http://img651.imageshack.us/img651/3558/libya508.jpg
Türkiye'nin Libya'da ABD'nin "koruyucu gücü" olması ABD makamlarınca resmen açıklandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, günlük basın toplantısında bir soru üzerine, Türkiye'nin ABD'nin "koruyucu güç/hami devleti" olmayı kabul ettiğini söyledi.

Bu rolü kabul ettiği için Türkiye'ye "çok müteşekkir" olduklarını belirten Toner, bunun yanında Türkiye'nin New York Times gazetecilerinin serbest bırakılması ve güvenli şekilde ülkeden ayrılmasındaki çabalarından dolayı da "son derece minnettar" olduklarını kaydetti.

"Koruyucu güç/hami devlet" rolü kapsamında, Türkiye'nin Trablus Büyükelçiliği, ülkedeki ABD vatandaşlarını temsilen "konsolosluk ofisi" olarak hareket etmeyi de içerecek şekilde Libya'da ABD'yi "temsil edecek".

Kaynak: ekolay


Daisy-BT 23 Mart 2011 10:21

Japonya'da radyasyon seviyesi korkutuyor
 
1 ek

Çifte felaket sonrası nükleer kabusu yaşayan Japonya'da kaygı büyük. Fukuşima nükleer santralinin 2 ve 3 numaralı reaktörlerinden yer yer dumanlar yükseliyor. Radyasyon seviyesi de korkutuyor. İçme suyu ve deniz suyunun ardından Tokyo'da su arıtma şebekesinde de insan sağlığını tehdit edebilecek seviyede radyasyona rastlandı.



Alıntıdaki Ek 27196

Yetkililer, şebeke suyunun bebeklere içirilmemesi yönünde uyarıda bulundu.

Beş bölgedeki su şebekesinin radyasyondan etkilendiği belirtiliyor.

Nükleer santralde soğutma çalışmaları zaman zaman kesintiye uğruyor.

Radyasyonun insan sağlığını tehdit edecek seviyeye çıkması dolayısıyla, 2 numaralı reaktörde çalışmalara ara verildi.

1 numaralı reaktörde de ısı arttı. Ancak tehlike seviyesinde olmadığı belirtildi.

Hükümet sözcüsü güvenlik çemberinin daha fazla genişletilmesine gerek olmadığını söyledi.

Ülkede gıda krizi de büyüyor

Başbakan Naoto Kan, nükleer santralin yakınlarında yetişen yeşil yapraklı sebzelerin yenmemesi konusunda halkı uyardı.

ABD, yüksek radyasyon oranı dolayısıyla Japonya'dan gelecek bazı gıda ürünlerinin ülkeye girmesini yasakladı.

Artçı sarsıntılar devam ediyor. Ülkenin kuzeyi 6 ve 5,8 büyüklüğünde iki depremle sarsıldı.

Deprem ve tsunamide ölenlerin sayısı 9 bini aştı, 14 binden fazla da kayıp var.

Öte yandan, deprem ve tsunaminin en fazla zarar verdiği yerlerden biri olan Miyagi bölgesinin polis sözcüsü, sadece kendi bölgelerinde ölü sayısının 15 bini aşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

CNN Türk - 23.03.2011


RuffRyders 23 Mart 2011 15:04

Fukuşima’dan yine dumanlar yükseliyor
Daha önce de iki kez dumanların yükseldiği 3 numaralı reaktörden yine siyah dumanlar yükseliyor.

http://img638.imageshack.us/img638/3596/110322fukushimadaiichim.jpg
TOKYO - Soğutma çalışmaları ve radyasyon sızıntısı devam eden Fukuşima Nükleer santralinin 3 numaralı reaktöründen üçüncü kez dumanlar yükseliyor.

Tokyo Elektrik İşletmesi'nin sözcüsü, dumanın türbinin bulunduğu binadan mı yoksa reaktörün olduğu bölgeden mi geldiğini bilmediklerini belirtti. Sözcü, 3 numaralı reaktörün kontrol odasındaki görevlilerin tahliye edildiğini kaydetti.

Santralin 2 ve 3 numaralı santralinde daha önce de iki kez duman yükselmiş, bu nedenle soğutma çalışmalarına ara verilmişti. Dün de santralin yakıt artıklarının toplandığı havuzunda ısının kaynama derecesine yükseldiği, duman çıkışının bu nedenle olabileceği belirtilmişti. Dün yapılan çalışmalarla havuzun ısısı 50 dereceye kadar düşürüldü.

BİR DE İYİ HABER
Soğutma çalışmalarıyla ilgili olarak dün bir de iyi haber geldi. Japon yetkililer depremin ardından elektrik verilemeyen santrale elektrik şebekesinin döşendiğini açıkladılar. Bu son gelişmenin soğutma çalışmalarını hızlandıracak.

Kaynak: ntvmsnbc


RuffRyders 24 Mart 2011 00:29

Kaddafi'nin karargahına bomba
Kaddafi'ye bağlı birliklerin Ecdebiye kentine dayandığını duyuran El Arabiya televizyonu, koalisyon güçlerine bağlı uçakların da Kaddafi'nin bu kentteki karargahını bombaladıkları belirtti.

http://img535.imageshack.us/img535/7231/110323karargahwidec.jpg
İtalyan F-16 uçakları.
TRABLUS - Libya lideri Muammer Kaddafi'nin Ecdebiye'deki karargahına hava saldırısı düzenlendiği bildirildi.

Kaddafi'ye bağlı birliklerin Ecdebiye kentine dayandığı bildiren; tanklı birliklerin, kentin doğu ve batı girişlerinde konuşlandığını duyuran El Arabiya televizyonu, koalisyon güçlerine ait uçakların da Kaddafi'nin bu kentteki karargahını bombaladığını kaydetti.

El Arabiya, daha önce, saldırının Kaddafi'nin dün yandaşlarına seslendiği başkent Trablus'taki karargaha yapıldığını belirtmişti.

Öte yandan, ABD Savunma Bakanı Robert Gates, koalisyon güçlerinin operasyonunun sona erme zamanının belli olmadığını belirtti.

Mısır'ın başkenti Kahire'yi ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Gates, BM Güvenlik Konseyi'nin uçuşa yasak bölge için tarih sınırı belirlemediğini belirterek, "operasyonun sona ermesine ilişkin bir takvimin olmadığını" düşündüğünü söyledi.

"KADDAFİ İHLAL EDİYOR"
Amerikalı Tuğamiral Gerard Hueber de, Kaddafi'nin ordusunun, BM Güvenlik Konseyi'nin "sivillere saldırmaya son verilmesi" kararını ihlal etmeye devam ettiğini belirtti.

Hueber ayrıca, operasyonlarda sivillerin öldüğüne dair bilgi bulunmadığını da söyledi. "Buradaki misyonumuz sivil nüfusu korumak" diyen Hueber, hedeflerini seçerken ve icraatlarını planlarken bunu gözönünde tuttuklarını kaydetti.

UÇAKLAR 175 KEZ HAVALANDI
Amerikalı Tuğamiral, koalisyon uçaklarının son 24 saatte 175 kez havalandığını, Amerikan uçaklarının 113 sorti yaptığını kaydetti.

Tuğamiral Hueber, koalisyon güçlerinin Libya mekanize güçlerini, topçu birliğini ve seyyar radar sistemlerini hedef aldığını ifade etti.

Kaynak: ntvmsnbc


Daisy-BT 24 Mart 2011 10:46

Elizabeth Taylor'ın ölümüne astrolojik bakış
 

Astrolog Binnur Zaimler,menekşe gözlü yıldız Elizabeth Taylor'ın ölümünün ardından ünlü oyuncunun doğum haritasına baktı ve ilginç sonuçlara ulaştı.

İşte Binnur Zaimler'in Elizabeth Taylor ile ilgili astrolojik yorumları

27 Şubat 1932 saat 02.15’te Londra’da dünyaya gelen Elizabeth Taylor hayata gözlerini yumdu. Ünlü yıldızların doğum haritalarında, kadersel etkiler gerçekleştiren önemli sabit yıldızlar görülmektedir. Birçok gezegeni Jüpiter tarafından yönetildiği için doğum haritasında Jüpiter’in konumu, Liz Taylor hakkında bize çok şey söylemektedir. Şans, fırsatlar, zenginlik, kişisel gelişim, kendine inanma da veren Jüpiter, kadersel etkiler yaratan sabit yıldızlardan Dubhe ile birleşmiş görünüyor. Dubhe yıldızı, Liz Taylor’a sevgi dolu olmanın yanı sıra güç de kazandırmış.

Evlilik rekoru nasıl geldi?

Liz Taylor’un doğum haritasında değişken elementlerin çokluğu iş ve özel hayatında sürekli değişiklik olmasını sağlamıştır. Yükselen burcu Yay, bir çok gezegeninin Balık burcunda olması bir yana, evlilik alanı, yine değişken olan İkizler burcu tarafından temsil edilmektedir. İkizler burcu yöneticisi Merkür ise değişken olan Balık burcundadır. Taylor, böylece evlilik rekoru kırmış, defalarca hatta bazen aynı kişiyle evlenmiştir.

SONSUZA DOĞRU

Hayati tehlikeler ve ölüm, ancak bir çok olumsuz gösterge biraraya geldiğinde gerçekleşebilir. Liz Taylor’un da bir çok etki altında kaldığı görülmektedir. Bunlardan bazıları, kadersel etkiler yapan Ay Düğüm noktalarının üzerine hem doğum haritasında hem de ilerletilmiş haritada gelen gezegenlerin yanısıra, ölümü ve dönüşümü temsil eden Akrep burcunda bulunan Ay’ın etkileri önemlidir.

BALIK BURCU’NDA BULUNAN MARS, HEM JAPONYA’YI HEM LİZ TAYLOR’I SERT ETKİLEDİ

Japonya’nın kuruluş tarihine göre çıkarılan gökyüzü haritasında olduğu gibi, Liz Taylor da Mars, Balık burcunda iken doğmuştur. 23 Şubat 2011 tarihinde Mars yine Balık burcuna geçmiştir. Ancak bu sefer, 21 Aralık 2010 tutulması ile bağlantılı olduğundan herzamankinden çok daha fazla etkili olmuştur. Japonya’da ve Liz Taylor’un sağlığı üzerinde çok etkili olmuştur.
Bu haftasonu belki bir çok kişinin sağlığını da etkileyen, Başak burcunda oluşan özel bir Dolunay, ameliyatları da temsil eden Mars’ın etkisini artırmıştır. Savaş gezegeni Mars, hayatla mücadeleyi ön plana çıkarmıştır. Ünlü yıldızın hayati göstergeleri zayıf olduğu için, olay güzel yıldızın ölümü ile sonuçlanmıştır.

Unutulmamalıdır ki ölüm çok özel bir olaydır. Aslında hayatımızda Mars döngüleri, yaklaşık 1,2 senede bir yaşanmaktadır. Hayati göstergeler ve sağlık kuvvetli olduğunda, Mars, bize enerji, yaşama gücü ve başarma azmi vermektedir.

CNNTÜRK




Daisy-BT 25 Mart 2011 10:07

Fukuşima'da yeni radyoaktif madde tehdidi
 
1 ek

Alıntıdaki Ek 27236

Japonya'daki deprem ve tsunamide hasar gören Fukuşima nükleer santralinin reaktörlerinden birinin çekirdeğinde ciddi hasar olabileceği belirtildi. Depremde ölü sayısı ise 10 bini geçti.

Japon nükleer güvenlik kurumunun sözcüsü Hidehiko Nişiyama, 6 reaktörlü santralin 3. reaktöründe "bir şeyin hasar görmüş olabileceğini" söyledi.
Nişiyama, hasarın reaktörün çekirdeğinde olabileceğini belirtti.
Bu türden bir hasarın çevreye daha ciddi radyoaktif madde yayılma ihtimalini artırdığı kaydedildi.

Çin'e giden 2 Japon'da radyasyon

Tokyo'dan uçakla Çin'e gelen 2 Japon, yüksek radyasyon tespit edilmesi üzerine hastaneye kaldırıldı.
Radyasyon seviyesinin ciddi oranda yüksek olduğu saptandı.
Çin'e gelişlerinde bagaj ve elbiseleri imha edilen 2 Japon'un deprem ve tsunami felaketinden zarar gören nükleer santrale yakın bir bölgede yaşadığı ifade edildi.

CNN Türk - 25.03.2011


RuffRyders 26 Mart 2011 02:08

Bu sahneyi bir yerden hatırlıyoruz
Tokyo valisi “suda radyasyon yok” demek için gazetecilerin önünde şebeke suyunu içti.

http://img220.imageshack.us/img220/1272/110325valisuwidec.jpg

TOKYO - Japonya'da nükleer kabus büyüyor. Bunun en önemli nedeni de radyasyonun yiyeceklere ve şebeke suyuna bulaşma olasılı. Nükleer santralin bulunduğu bölgede üretilen sütün yanısıra brokoli ve karnıbahar gibi sebzelerde de radyasyon tespit edildi. Singapur, Hong kong, Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya,Japonya'dan sebze , deniz ürünü ve süt ihracatını yasakladı.

İçme ve deniz suyunda da radyasyon oranın normalin üzerine çıktığı belirtiliyor. Tokyo valisi Shintora Isihiara ise şebeke suyunun güvenliği olduğunu tanıdık bir yöntemle kanıtlamaya çalıştı. Isihiara, halka "tehlike yok" mesajı vermek için gazetecilerin önünde şebeke suyu içti.

Ancak bu hareket Japonların endişelerini dindirmemiş görünüyor. Ülke çapında sebze satışlarında büyük düşüş yaşanırken, marketlerde su stoğu bitmiş durumda.



RuffRyders 27 Mart 2011 00:07

Lübnan'da 3 PKK'lı 'casus' yakalandı
Terör örgütü PKK'ya bir darbe de Lübnan'dan geldi. İsrail adına casusluk faaliyeti yürüttüğü bildirilen 3 terör örgütü mensubu yakalandı.
Terör örgütü PKK'nın ülkedeki faaliyetlerini yakın takibe alan Lübnan Askeri İstihbarat Teşkilatı tarafından Bourj El-Barajneh'te gerçekleştirilen operasyonda, Nevruz'u bahane ederek, halk arasında etnik çatışma yaratma, Mısır, Tunus, Cezayir ve Libya benzeri şekilde halkı yönetim aleyhine kışkırtmaya yönelik faaliyetlerde bulundukları belirlenen, isimleri açıklanmayan ''Khalid'' kod ve ''Cihan'' kod adlı örgüt mensupları ile ''Zaidan'' kod adlı Ahmed El Baba adlı terör örgütü sorumlusunun gözaltına alındıkları bildirildi.

Yakalanan terör örgütü mensuplarının sorgulanmaları sonrasında, ''Lübnan'da İsrail adına casusluk faaliyetleri yürüttüklerini'' itiraf ettikleri öne sürüldü.


Geçen yıl Lübnan güvenlik birimlerince İsrail casus şebekelerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, başkent Beyrut'un kuzeyindeki sahil kenti Jounieh'te tutuklanan PKK'lıların İsrail adına casusluk yaptıkları ortaya çıkmıştı.


Terör örgütünün Kandil'deki elebaşılarından Murat Karayılan da İsrail'in önde gelen yayın organı ''Kanal 2'' televizyonuna yaptığı açıklamada, ''İsrail'in düşmanları bizim de düşmanlarımızdır'' derken, aynı televizyon kanalında yayınlanan belgeselde, Irak'a gönderilmiş olan eski MOSSAD ajanı Eliyezer Safrir'in, ''PKK'lılar ile İsrailliler arasında büyük bir aşk ve sevgi var'' şeklindeki ifadeleri, PKK-İsrail arasındaki ilişkinin boyutlarını ortaya koymuştu.
Kaynak: ntvmsnbc


_Yağmur_ 30 Mart 2011 14:31

Dini liderler Sarkozy'ye cephe aldı

Laiklik ve İslam’ı tartışmaya açma kararı alan Sarkozy’ye ülkedeki dini liderlerden ortak tavır geldi.



STRASBOURG - Fransız Hıristiyan, Müslüman, Yahudi ve Budist cemaatleri, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve iktidar partisinin 5 Nisan'da başlatmayı planladıkları laiklik tartışmasını istemiyor.

"Fransız dini sorumlular konferansı" adı altında geçen yıl Kasım ayında oluşturulan platform tarafından bu sabah yayımlanan ortak bildiride, laiklik tartışmasının sadece siyasi partiler tarafından yapılamayacağı ve 2012 cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasına girildiği bir dönemde bu tartışmanın gündeme getirilmesinin uygun olmadığı görüşü ifade edildi.
Fransız Katolik, Protestan, Ortodoks, Müslüman, Yahudi ve Budist dini liderleri tarafından imzalanan bildiride, mevcut konjonktürün politik, ekonomik, finansal ve manevi krizlerle sarsıldığı ve böyle dönemlerde ortamı daha da karıştıracak girişimlerden kaçınılması gerektiği dile getirildi. Konuyu sonbaharda düzenleyecekleri toplumsal bir tartışmayla gündeme getireceklerini duyuran dini liderler ilk defa bu tür bir ortak girişimde bulunuyor.

Bildiriyi imzalayanlar arasında, Fransız Piskoposlar Konferansı başkanı kardinal André Vingt-Trois, Fransız Protestan federasyonu başkanı papaz Claude Baty, Fransız Ortodoks Piskoposlar Asamblesi başkanı metropolit Emmanuel, Fransa büyük hahamı Gilles Bernheim, Fransız Müslüman Konseyi başkanı Muhammed Mussaui ve Fransa Budist Birliği başkanı Olivier Wang-Geng de bulunuyor.

SARKOZY KARARLI
Cumhurbaşkanı Sarkozy ve iktidar partisi Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) lideri Jean-François Copé ise dini liderlerin beklenmedik çıkışına rağmen tartışmayı başlatmakta kararlılar.


Tartışmanın temelinde, son aylarda oyları hızla yükselişe geçen ve merkez sağın oylarını "çalmaya" başlayan aşırı sağcı Milli Cephe (FN) partisinin laiklik konusunu seçim malzemesi olarak kullanmaya başlaması yatıyor. FN'nin laiklik konusunu sadece ülkedeki Müslümanların örgütlenmesi ve sorunları perspektifinde kullanarak oy toplamaya çalışması, liberal-muhafazakar karışımı bir parti olan UMP içindeki bir grup tarafından "bu konu aşırı sağın tekeline bırakılmamalı" şeklinde yorumlanıyor. Ancak, başta Başbakan François Fillon ve Dışişleri bakanı Alain Juppé olmak üzere, partinin çok sayıda önde geleni, "aşırı sağın oyununa gelinmemesi ve Müslümanları parmakla gösteren girişimlerden kaçınılması" gerektiğini savunuyor.

UMP'nin 5 Nisan'da düzenleyeceği bir günlük kurultayın, laiklik konusunda bir dizi önerinin kabul edilmesiyle sonuçlanması bekleniyor. Basına sızan olası önerilerin, ana ve ilk okullarda ‘helal’ mönülerin kaldırılması, imamların laik sistem içinde eğitimi, Müslüman kızların okullarda bazı spor derslerine girmeyi reddetmelerine karşı önlemler veya namaz için cami olarak kullanılan lokallerden sokaklara taşan cemaat gibi konuları kapsayacağı belirtiliyor. Önerilerin, toplumdan gelecek tepkilere göre, yeni bir yasal düzenlemeye kadar gidebileceği de söylenmekte.



robinho 1 Nisan 2011 10:41

80'lik Dede Asker Kaçağı Çıktı !!!
 
80'lik Dede Asker Kaçağı Çıktı


80'lik Dede Asker Kaçağı Çıktı



Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne jandarmadan gelen faksta 1931 Antalya doğumlu Ali Çeliker'in asker firarisi olduğu ve yakalanması durumunda kendilerine teslim edilmesi istendi.

Bunun üzerine polis, 80 yaşındaki asker firarisinin izine Büyükşehir Belediyesi'nin Gazi Mahallesi'nde bulunan huzurevinde rastladı.

Hemen huzurevine giden ekipler Çeliker'i gözaltına aldı.

Bastonla yürümekte güçlük çeken Ali Çeliker bir polis memurunun yardımıyla polis otosuna bindirildi, ardından da adliyeye götürülerek burada sağlık kontrolünden geçirildi.

Merkez Komutanlığı'na teslim edilen Çeliker, gazetecilerin "Asker firarisi misiniz?" sorusuna, "Ben 1951'de askerlik yaptım" yanıtını verdi.

Vay arkadaş daha nelerle karşılacağız bakalım :D


faruqen 1 Nisan 2011 15:16

Unilever`den Üniversite Öğrencilerine İş Deneyimi
 
İş dünyası ve gençlerin değişimine liderlik etmeyi amaçlayan Unilever, üniversite öğrencileri için bu yıl 5. ‘sini düzenlediği Bizztrip2Unilever ile iş dünyasına atılacak gençlerin gerçek bir profesyonel deneyim yaşamasını sağlıyor.

Unilever İnsan Kaynakları Departmanı’nın her yıl düzenlediği “iş gezisi” temalı Bizztrip2Unilever, bu yıl diğer yıllardan farklı olarak 1 ve 2 Nisan tarihlerinde, tam iki gün boyunca sürecek. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden gelen öğrenciler, Unilever Merkez Ofisi’nde vaka analizleri yapmanın yanı sıra Algida Dondurma Fabrikası’na yapılacak olan gezi programına da katılacaklar.

Bu yıl 5.’si gerçekleştirilecek Bizztrip2Unilever‘e katılan gençler, Yönetim Kurulu üyeleri başta olmak üzere üst düzey yetkililer ve işe yeni başlamış Management Trainee’ler (MT; Yönetici Adayları) ile tanışma ve onların deneyimlerine ortak olma fırsatı yakalayacaklar. Unilever, kendi Kariyer Günü olan bu etkinlik ile iş dünyasına atılacak gençlere Merkez Ofisi ve Algida Dondurma Fabrikası’nda Unilever’lilerle iki gün geçirme ve vaka çalışmalarında yer alma imkânı sunacak.

Kaynak: Unilever'den gerek bir i deneyimi! - GAZETEVATAN.COM


_Yağmur_ 1 Nisan 2011 16:26

Suriye’de Cuma ateşi

İki haftadır iktidar karşıtı gösteriler düzenleyen Suriyeli muhalifler, Cuma namazı sonrasında yine sokaklara döküldü.

ŞAM - Suriye'de muhalifler bugün yine sokaklara döküldü. Başent Şam’ın yanısıra Doma, Lazkiye ve Banyas kentlerinde düzenlenen gösterilerde protestocular iktidardaki Baas Partisi aleyhinde slogan attı ve özgürlük talebinde bulundu.

Cuma namazı sonrasında, önemli camilerin etrafında önlemler alan güvenlik güçleri, alınan önlemlere rağmen eylem yapan muhalifleri dağıtmak için gözyaşartıcı gaz kullandı. Reuters haber ajansına konuşan görgü tanıkları Rifaii Camii yakınlarındaki eylemlerde polisin ve Esad yanlılarının göstericileri dövdüğünü söyledi.

Olaylarin fitilinin ateşlendiği Dera kentinde de Cuma namazı sonrasi yüzlerce kişinin katıldığı bir gösteri düzenlendi.

Çarşamba günü halka seslenen Beşşar Esad, olayların ardında yabancı güçlerin olduğunu söylemiş ve muhaliflerin beklediği reformlar konusunda tatmin edici vaatlerde bulunmamıştı.



_Yağmur_ 3 Nisan 2011 19:40

YGS'de şifre iddiasına açıklama






ÖSYM'den yapılan soru kitapçığı açıklamasında, "Bu soru kitapçığı sınava giren hiçbir adaya verilmemiştir" denildi.


ÖSYM'nin internet sayfasında konuyla ilgili yer alan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Basında 'YGS'de Gizli Şifre' başlığı ile yer alan kitapçık, ÖSYM'nin sınav sonrasında basına vermek ve internet sitesinden duyurmak üzere hazırlanmış, ana soru kitapçığından türetilmiş, tek bir soru kitapçığıdır.

Bu soru kitapçığının herhangi bir adaya verilmesi söz konusu olmadığından, doğru cevabın bulunduğu yer değiştirilmeden sadece yanlış cevap seçeneklerinin yerleri değiştirilmiştir. Bu soru kitapçığı sınava giren hiç bir adaya verilmemiştir.

ÖSYM, Şubat 2011'den itibaren gerçekleştirdiği tüm sınavlarda 'adaya özgü soru kitapçığı' hazırlayarak pek çok haksızlığın önüne geçmiştir. Adaya Özgü Soru Kitapçığı uygulamasında tüm adaylar için hazırlanmış olan toplam soru, ana konu alanları ile sınırlı kalmak üzere, her bir aday için rastgele seçilmiş farklı sıraya konulmaktadır.

Buna ilave olarak her sorunun doğru cevabı da her bir adayın soru kitapçığında yine rastgele biçimde bir şıka atanmaktadır. Madde analizine imkan tanımak üzere yanlış seçeneklerin de yerleri değiştirilmektedir. Bu sayede her bir adayın soru kitapçığı 'tek bir tane' olarak basılmaktadır. Bugüne kadar yapılan üç sınavda da bu gerçekleştirilmiştir."

"Basınımızın daha hassas davranması beklenir"

Açıklamada, 27 Mart 2011 günü yapılan (2011-YGS) Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda da 'adaya özgü soru kitapçığı' basıldığı ve aday sayısı kadar soru kitapçığı dağıtıldığı vurgulanarak, şu görüşlere yer verildi:

"Sınav sonrasında, soru kitapçıkları ve cevap kağıtları güvenli biçimde toplanmış ve merkezimizde cevap kağıtların görüntülenmesi ve okunması işlemleri sürdürülmektedir. Önümüzdeki günlerde her bir adaya, kendisine verilen soru kitapçığı ve kendi cevap kağıdının görüntüsüne internet üzerinden erişim imkanı verileceğinden, tüm adaylarda bu ya da buna benzer bir soru kitapçığının kullanılmadığı görülecektir.

Daha önceki duyurularda da belirtildiği gibi, kamuoyunu derinden etkileyecek bu ve benzeri konularda basınımızın daha hassas davranması beklenir. Bu gibi durumlarda kamuoyu ÖSYM'nin internet sitesinden duyurduğu bilgilere itibar etmelidir."

kaynak:CNNTÜRK


RuffRyders 4 Nisan 2011 01:43

Çernobil'den beter!
Japonya’da depremde zarar gören Fukişima nükleer santralinden Büyük Okyanus’a radyasyonlu su akmaya başladı.

http://img684.imageshack.us/img684/5194/110402fukiima1hlarge.jpg

TOKYO - Deprem ve tsunamiden sonra nükleer korku saçan Fukushima santralindeki betonda 25 cm çatlak oluştu. Yakıt havuzundaki radyasyonlu su okyanusa sızıyor.

Japonya’da 11 Mart’ta 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunami felaketinde hasar gören Fukuşima Nükleer Santralin’nde bir türlü giderilemeyen radyasyon sızıntısı daha tehlikeli hale geldi. Dün 2 numaralı reaktörün beton haznesinde 20 cm yarık oluştu. Yakıt havuzundaki yüksek derecede radyasyon ihtiva eden su ilk defa direkt olarak okyanusa akmaya başladı.

Santralde soğutma çalışması yürüten ekip sızıntıyı gidermek için seferber oldu. Yarık betonla kapatılmaya çalışılıyor. Benzer yarıkların diğer reaktörlerde oluşabilme ihtimali bulunuyor.

ÖLÜMCÜL DÜZEYDE
Yüzde 70 hasarlı olan içindeki 81 ton yakut çubuğunun yüzde 33’ü eriyen 2 numaralı reaktörden okyanusa akan suyun üzerinde yapılan ölçümlerde 1000 milisievert radyoaktif madde bulunduğu tespit edildi.

İki gün önce deniz suyunda normalin 4.500 katı radyasyon tespit edilmişti. Bir saat 500 milisievertin üzerinde radyasyona maruz kalmak kanser riskini artırabiliyor. Direkt okyanusa akan radyasyonlu su deniz canlıları için büyük tehlike oluşturuyor.

ÇERNOBİLDEN KÖTÜ
Japonya’daki Fukuşima Nükleer Santrali’nin yol açtığı çevre felaketinin 1986’da Ukrayna’daki Çernobil faciasından çok daha kötü olduğu açıklandı. Çernobil sonrasında nükleer karşıtlarına katılan Rus nükleer uzmanı Natalia Mironova, “Çernobil bir kirli bombanın patlaması gibiydi. Çernobil yedinci seviyedeydi ama sadece tek bir reaktörü arızalanmıştı ve felaket sadece iki hafta sürmüştü. Şu anda üçüncü haftadayız ve dört reaktör çok tehlikeli durumda” dedi.

Japonya'da 11 Mart'ta meydana gelen depremin ardından oluşan tsunamide, felaketten zaran gören Fukuşima nükleer santralinde görevli iki kişinin öldüğü açıklandı.

Nükleer santralleri işleten Tokyo Elektrik Enerjisi Kurumu, 11 Mart'tan beri kayıp olan iki mühendisin tsunamide öldüğünü bildirdi. Görevlilerin cesetlerinin geçen çarşamba günü bulunduğu, ancak açıklamanın bugün yapıldığı belirtildi.

Mühendislerin, felaket yüzünden reaktörlerde başlayan tehlikeli aşırı ısınmayı önlemek ve soğutma sistemlerini yeniden başlatmak için, santralde kesilen elektrikleri tamir etmeye çalışırken felakete yakalandığı kaydedildi.

OKYANUSA AKIYOR
Öte yandan Fukuşima nükleer santralinden Pasifik Okyanusu’na yüksek radyasyonlu su akmaya başladığı açıklandı.

Nükleer güvenlik sözcüsü Hidekiho Nişiyama, sızıntı üzerindeki havada 1000 milisievert radyoaktif madde bulunduğunu belirtti. Kısa süre içinde 500 milisievertin üzerinde radyasyona maruz kalmak kanser riskini artırabiliyor.

KAMİKAZELER ÖLÜMÜ BEKLİYOR
Fukuşima nükleer santralinde çalışan 50 personel de maruz kaldıkları ölümcül radyasyonu kabullendi.

İsimleri açıklanmayan 32 yaşındaki işçinin annesi "Oğlum ve iş arkadaşları enine boyuna tartıştı ve ülkeyi kurtarmak için gerekiyorsa canlarını feda etmeyi kabul etti" diye konuştu.

Acılı anne, oğlunun ya da diğer işçilerin radyasyon sebebiyle hastalanmaya başlayıp başlamadıklarını bilmediğini belirterek, "Birkaç hafta veya birkaç ay içinde öleceklerini biliyorlar" dedi.

İşçinin annesi "Oğlum bir masanın üzerinde uyuyormuş. Çünkü yerde yatmaya korkuyor. Ama yüksek radyasyonun her yerde olduğunu söylüyorlar" diye konuştu.

CESETLER TOPLAMAKLA BİTMİYOR
Tsunami’nin yerle bir etteği bölgede ceset toplama çalışmaları devam ediyor. Dün tesadüf eseri Japon arama kurtarma ekipleri denizden 2 kilometre açıkta suların alıp götürdüğü bir evin çatısında akıntıyla sürüklenen canlı bir köpek buldu. Sağlık durumu iyi olan hayvan barınağa gönderildi.

Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA), zarar gören Fukuşima nükleer santralindeki reaktörlerin durumuyla ilgili ilk elden bilgi almak için Japonya'ya iki uzman göndereceğini duyurdu.

UAEA uzmanları, Japon yetkililerle bazı görüşmeler yapacak.



RuffRyders 4 Nisan 2011 20:35

Birleşmiş Milletler uçağı düştü: 20 ölü
Kongo’da Birleşmiş Milletler’e ait bir uçak, inişe geçtiği sırada düştü. Kazada 20 kişi öldü 15 kişi de yaralandı.
KİNŞASA - Birleşmiş Milletler’e ait bir uçak Kongo’nun başkenti Kinşasa’da inişe geçtiği sırada düştü. Kazada 20 kişi hayatını kaybederken 15 kişi de yaralandı.

Görgü tanıkları uçağın çok sert bir biçimde yere çarpttığını, çarpışmadan hemen sonra da ikiye ayrılıp alev aldığını söyledi.


Uçağın ülkenin doğusundaki Goma’dan geldiği bildirildi.


Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kongo Sağlık Bakanlığı yetkilisi Joseph Kiboko, uçaktaki 3'ü mürettebat 35 kişiden 20'sinin hayatını kaybettiğini belirterek, hastaneye kaldırılan diğerlerinin durumu hakkında ayrıntı vermedi.


Kiboko, ülkenin doğusundaki Goma'dan kalkan uçağın, Kinşasa havaalanında piste inmeye çalışırken şiddetli rüzgarda kontrolünü kaybettiğini belirtti. Bazı kaynaklar kazada uçağın parçalandığını kaydetti.


New York'taki BM yetkilileri de BM personelini taşıyan küçük yolcu uçağının Kinşasa'da düştüğünü doğruladı.


Yetkililer, aralarında barış gücü askerlerinin de bulunduğu BM personelinin bulunduğu uçağın düşme nedeninin henüz bilinmediğini belirtti.


Kongo'da sivilleri koruma amacıyla 19 bini aşkın barış gücü askeri görev yapıyor.


RuffRyders 4 Nisan 2011 23:53

Tayland’da sel felaketi: 45 ölü
İki haftadır devam eden ve 2 milyon kişiyi etkileyen sel ve toprak kayması nedeniyle 45 kişi hayatını kaybetti.

http://img827.imageshack.us/img827/1736/110404taylandwidec.jpg
BANKOG - Tayland'da iki haftadır etkili olan yağışların yol açtığı sellerde ve toprak kaymasın en az 45 kişi öldü.

Hükümete bağlı doğal felaketler ajansı bugün yaptığı açıklamada, felaket yüzünden sel sularının çekilmediği 3 bölgede 40 binden fazla kişinin geçici barınaklarda yaşamaya başladığını kaydetti. Ajans, felaketten en çok zarar gören ve can kaybının en fazla olduğu Nakhon Si Thammarat bölgesine elektrik verilmesine başlandığını belirtti.

Ülkenin güneyinde demiryolu ulaşımının sekteye uğradığını belirten ajans, 23 Martta başlayan yağışların yol açtığı felaketten 2 milyon kişinin etkilendiğini bildirdi.

Ülkede geçen yıl sonunda meydana gelen sel baskınlarında 220 kişi hayatını kaybetmişti.



RuffRyders 5 Nisan 2011 11:54

‘Şeriat elden gidiyor’ ayaklanması
Arap dünyasında "reform hedefiyle" isyanlar sürerken, Bangladeş'te tersine bir tepki yaşandı. Hükümet, kadınlara mirasta eşit hak tanıyan düzenleme yapınca aşırı dinciler sokağa döküldü.

http://img850.imageshack.us/img850/7679/110405bangladeswidec.jpg
Bangladeş'te hükümetin kadınlara yeni tanıdığı miras hakkı şeriat yanlısı grupları başkent Dakka'da sokağa döktü.

Polis, "Şeriat elden gidiyor" diye ayaklanan gruba bibergazı ve copla müdahale edince başkent savaş alanına döndü.

Gözyaşartıcı gaz kullan polis, göstericilere basınçlı su da sıktı. Bazılarını da coplarla dövdü. Çıkan olaylarda onlarca gösterici yaralanırken çok sayıda kişi de gözaltına alındı.

150 milyon nüfuslu Bangladeş'te Şeyh Hasina başkanlığındaki hükümet; kadınların iş, miras ve eğitim haklarının iyileştirilmesi yönünde adımlar atmaya çalışıyor.

Kaynak: ntvmsnbc



RuffRyders 7 Nisan 2011 15:31

Kaddafi: Sevgili evladımız Obama...
Libya lideri Obama’ya bir mektup göndererek ülkesine yönelik operasyona son verilmesini istedi. Kaddafi mektubunda ABD Başkanı’na “sevgili evladımız” diye seslendi.

http://img225.imageshack.us/img225/9836/110405gaddafiobamablkhl.jpg
WASHINGTON - Libya lideri Muammer Kaddafi, ABD Başkanı Barack Obama'ya yazdığı mektupta, bu ''haksız savaşa'' son vermesini istedi ve ''Bütün bunlara rağmen, ne olursa olsun her zaman evladımız olarak kalacaksınız'' ifadesini kullandı.

Obama'dan, NATO öncülüğündeki hava operasyonlarına son verilmesi ricasında bulunan Muammer Kaddafi, bu operasyonları, ''gelişmekte olan bir ülkenin küçük insanlarına yönelik haksız bir savaş'' olarak nitelendirdi.


''Dünya barışına hizmet etmek, teröre karşı ekonomik ve güvenlik işbirliği ve halklarımız arasındaki dostluk için NATO'yu Libya'nın meselelerinden sonsuza dek uzak tutabilecek bir konumdasınız'' diyen Kaddafi, demokratik bir toplumun füzeler ve savaş uçakları kullanarak inşa edilemeyeceğini vurguladı. Libya lideri iktidardan devrilmesini isteyen muhaliflerin terör örgütü El Kaide üyesi oldukları iddiasını tekrarladı.


'SEVGİLİ EVLADIMIZ'

Mektubunda Obama'ya ''sevgili evladımız'' ve ''ekselans'' diye hitap eden Kaddafi, ülkesinin NATO operasyonundan ''fiziksel'' olarak değil, ''ruhen'' etkilendiğini belirterek, ''Bütün bunlara rağmen, ne olursa olsun her zaman evladımız olarak kalacaksınız. Hala ABD'nin Başkanı olarak devam etmeniz için dua ediyoruz'' ifadesini kullandı.

Kaddafi, yazdığı üç sayfalık mektubunda, ''Yanlış bir eylemi ortadan kaldırmak için yeterince cesareti olan bir adamsınız. Bunun için sorumluluğu omuzlayabileceğinizden eminim'' dedi.


MEKTUP İMLA HATALARI DOLU

Resmi olmayan bir dille ve İngilizce yazılan, ancak çok sayıda imla hatasının olduğu mektupta Kaddafi, Obama'nın adını ''Baraka Hussein Abu oumama'' olarak yazdığı görülürken, ayrıca gelecek yıl yapılacak seçimde Obama'ya şans diledi.

Kaddafi'nin mektubu üzerine açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ''Sayın Kaddafi'nin ne yapması gerektiğini bildiğini düşünüyorum. Yapması gereken ateşi kesmesi, güçlerini kentlerden çekmesi, iktidarı devretmesi ve Libya'dan ayrılmasıdır'' demişti.

Kaynak: ntvmsnbc ve AA


Daisy-BT 8 Nisan 2011 20:27

Baterist Cezmi Başeğmez'in cenazesi toprağa verildi
 

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Vurma Sazlar Grubu bateristi Cezmi Başeğmez'in (65) cenazesi toprağa verildi.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Vurma Sazlar Grubu bateristi Cezmi Başeğmez'in (65) cenazesi toprağa verildi.

Başeğmez için ilk olarak Paşalimanı Eski Tekel binasındaki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Müdürlüğünde tören düzenlendi. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Ertuğrul Köse, törendeki konuşmasında, Başeğmez'in çok şakacı ve iyi niyetli bir kişiliğe sahip olduğunu söyledi.

Başeğmez'i unutmayacaklarını ve şakaları ile hatırlayacaklarını kaydeden Köse, "Bize en kötü şakasını yaptı. Mekanı cennet olsun" dedi.

Senfoni orkestrası vurmalı çalgılar bölümünden Yücel Berrak da Başeğmez ile 1960'lı yıllarda tanıştığını ve uzun yıllar birlikte çalıştıklarını anlatarak, "Çok iyi bir müzisyendi, çok iyi bir insan ve çok iyi bir arkadaştı. Allah rahmet eylesin. Kendisini çok arayacağız" diye konuştu.
Orkestra şeflerinden Nuri Irmak da Başeğmez ile 42 yıllık arkadaşlık dönemlerinde birçok kez aynı sahneyi paylaştıklarını belirterek, "Bir gün bile beni kızdıracak bir şey yapmadı. Daima anı yaşayan bir insandı. Herkes tarafından çok sevilen biriydi" dedi.

Müzisyen Celal Kara da Başeğmez ile 45 yıllık bir geçmişleri olduğunu belirterek, "Kendisini sevgiyle anacağımız bir arkadaş. Çok mükemmel bir kişiliği vardı. Hiç unutmayacağım. Ruhu şad olsun" ifadelerini kullandı.

Başeğmez için duaların okunduğu törene, 1997 yılında Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'ye üçüncülük kazandıran "Dinle" adlı parçanın bestecisi Levent Çoker, Başeğmez'in eşi Semra ve kızı Ayça Başeğmez ile İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası çalışanları ve arkadaşları katıldı.

Başeğmez'in cenazesi, daha sonra götürüldüğü Şişli Camisi'nde Cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

08.04.2011
Kaynak




RuffRyders 9 Nisan 2011 00:06

İffetsizler bedenime el sürmesin’
Dün bir okula baskın düzenleyip 13 kişiyi öldüren saldırgan, ardından bıraktığı mektupta “ölü bedenine sadece iffetli kişilerin dokunabileceğini" yazdı.

http://img534.imageshack.us/img534/3237/110408brezilyasaldrwide.jpg
RIO DE JANEIRO - Brezilya’nın Rio de Janeiro son yılların en kanlı okul baskınlarından birine sahne oldu. Dün, Realengo Mahallesi'nde bir okulda ateş açan bir kişi 13 kişiyi öldürdükten sonra kendini vurdu. Saldırı sonrasında 22 kişi de hastaneye kaldırıldı. Polis, saldırıyı okulun eski bir öğrencisi olan 24 yaşındaki Menezes de Oliveira’nın işlediğini açıkladı ve bugün saldırganın bıraktığı bir mektubu yayınladı.

Konferans vereceğini söyleyerek, sırt çantasıyla okula giren ve bir sınıfta rastgele ateş açan Oliveira, arkasında bıraktığı mektupta, "iffetsizler ölü bedenime dokunmasın, sadece iffetli kişiler dokunabilir" diye yazdı.


Menezes de Oliveira'nın üzerinde bulunan ve basın tarafından yayımlanan mektup, şu ifadeleri içeriyor:


'SADECE İFFETLİ OLANLAR...'

"Şunu bilmelisiniz ki iffetsizler eldiven giymeden bedenime dokunamazlar. Sadece iffetli olanlar veya evlendikten sonra bekaretini kaybetmiş ve zina yapmamış olanlar bedenime eldivensiz el sürebilirler. Cenazem ile ilgilenecek olanlar, elbiselerimi çıkarıp, bedenimi yıkasınlar, kurutsunlar ve okulun birinci katındaki birinci odaya bıraktığım torbanın içindeki beyaz çarşafa sarsınlar."

Mektubunda "iffetsiz ve pis olan hiçbir şeyin kanını pisletemeyeceğini" ifade eden saldırgan, mektupta, kendisine annelik yapan kişinin yanına gömülmeyi, "Tanrı'ya sadık bir müminin" mezarının başında kendisi için dua edip, işlediği günahtan dolayı Tanrı'dan af dilemesini istedi.


Polis, Oliveira'nın saldırıyı ve intihar etmeyi önceden planladığını söyledi.


RuffRyders 9 Nisan 2011 19:04

Almanya’da kum fırtınası faciası: 5 ölü
Almanya'da çıkan kum fırtınası trafiği alt üst etti. 80 aracın birbirine girdiği zincirleme kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 27 kişi de yaralandı.

http://img718.imageshack.us/img718/512/110409kaza141widec.jpg
BERLİN - Ülkenin kuzeyindeki Rostock kentinde bir anda ortaya çıkan kum fırtınası trafik faciasına neden oldu.

Görüş mesafesinin sıfıra inmesi ve sürücülerin kontrolü kaybetmesiyle yaklaşık 80 araç birbirine girdi.

Kazaya karışan araçlardan birinde yanıcı malzeme bulunması, 20 aracın alev almasına neden oldu.

Zincirleme kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 27 kişi de yaralandı.

Bir kazazede olayı şöyle anlattı: “Hepsi aniden oldu. Karşımda adeta siyah bir duvar belirdi ve direksiyon hakimiyetimi kaybettim. O anda bir araç bana vurdu ya da ben bir araca vurdum. Ne olduğunu hatırlayamıyorum.”

Kaza, otoyolların büyük bölümünde hız sınırı olmamasını bir kez daha tartışmaya açtı.



RuffRyders 10 Nisan 2011 00:16

Gazze'de gerilim tırmanıyor
Gazze Şeridi ile İsrail arasında geçen Perşembe günü başlayan gerilim artarak tırmanıyor. Gün boyu Gazze Şeridi'nden İsrail'e onlarca Kassam roketi ve havan saldırısı yapılırken, İsrail uçaklarının son saldırısında ise Gazze'de Nasir Selahaddin Tugayları'nın bir üyesi öldü; ikisi de ağır yaralandı.
İsrail'e ait insansız hava araçlarından, Gazze'nin Zeytun mahallesinde bir grubun üzerine, akşamın geç saatlerinde füze saldırısı düzenlendi.

Saldırıda ağır yaralanan 3 kişi Şifa hastanesine kaldırılırken, biri hastanede hayatını kaybetti. Halk Direniş Komiteleri'nin askeri kanadı Nasır Selahaddin Tugayları, ölen ve yaralananların kendi grup üyelerinden olduğunu duyurdu. İsrail uçaklarının ayrıca, bölgenin kuzeyinde yine bir grubun üzerine füze attığı, birinin durumu ağır olmak üzere en az iki kişinin de yaralandığı bildirildi.


Geçtiğimiz Perşembe günü, İsrail'in güneyinde bir okul otobüsüne tanksavar mermisi atılarak, biri çocuk yaşta iki kişinin yaralandığı olaylarla başlayan ve giderek tırmanan gerginlikte, Filistin kaynaklarının verilerine göre Gazze'de 18 kişi hayatını yitirdi; 60'dan fazla kişi de yaralandı.


Gazze Şeridi'nden İsrail'e roket ve havan saldırıları da gün boyu devam etti. Filistinli grupların da Cuma gecesinden bu yana İsrail tarafına 80'den fazla roket saldırısı düzenlediği bildirildi.


İsrail ordu sözcülüğü ise geçtiğimiz günlerde bölgeye yerleştirilen Demir Kubbe füze savunma sistemi bataryalarının, atılan roketlerden en az 7'sini yakalayarak imha ettiğini bildirdi.


Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları'nın Sözcüsü Ebu Ubeyda ise akşam düzenlediği kısa basın toplantısında, Kassam Tugayları'nın İsrail'e karşı gereken her şekilde karşılık vereceklerini söyledi. Ebu Ubeyda, İsrail'in Filistin halkına karşı saldırıları sürerken, İsrail ile Gazze Şeridi arasında sükunetten bahsedilemeyeceğini de ifade etti.


Ebu Ubeyda, grup üyelerinin son 48 saat içinde İsrail'e 70'e yakın roket ve füze saldırısı düzenlediklerini belirtti.


BARAK, ABD ZİYARETİNİ İPTAL ETTİ

Öte yandan Ma'an haber ajansı, İsrail radyosuna dayanarak, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın bu akşam ABD'ye yapacağı ziyareti, güneydeki olaylar nedeniyle iptal ettiğini duyurdu.

İsrail radyosu ayrıca, Filistinli bir güvenlik yetkilisine dayandırarak verdiği haberinde, Hamas'ın askeri kanadının Komutanı Ahmed Cabari'nin, Gazze ve Şam'daki Hamas siyasi liderliğinin aksine, bölgedeki durumu tırmandırma kararı aldığını savundu.


Radyoya göre, Filistinli güvenlik yetkilisi, Hamas hükümetinin Başbakanı İsmail Haniyye'nin Cabari'yi "megaloman" sözleriyle suçladığını da öne sürdü.


Hamas sözcülerinden Sami Ebu Zühri ve Fevzi Marhum, Ebu Ebuyda'nın İsrail'e her şekilde karşılık vereceklerini açıklamasından birkaç saat önce yaptığı açıklamada, Hamas'ın İsrail saldırılarına büyük çaplı yanıt vermediğini ve karşılıklarının sınırlı olduğunu söylemişti. Ebu Zühri ve Barhum, Arap ülkelerine ve uluslararası camiaya da, İsrail'in saldırılarını durdurması için başvurduklarını belirtmişti. Hamas sözcüleri, ayrıca Arap ülkelerinden İsrail'e karşı boykot uygulamalarını istemiş, ayrıca ABD'yi de İsrail'e hiçbir şey yapmamakla suçlayarak, hatta silah ve ekonomik yardımlarıyla desteklediğini belirtmişti.


TÜRKİYE: ENDİŞE DUYUYORUZ

Dışişleri Bakanlığı, tarafından yapılan yazılı açıklamada, "İsrail'in Gazze'deki sivillerin can kaybına ve yaralanmasına yol açan orantısız ve ayrım gözetmeyen misille saldırılarını şiddetle kınıyoruz" denildi.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının acı hatıraları uluslararası toplumun zihninde tazeliğini korurken, bölgede yeniden şiddet sarmalına girilmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, "Bu bağlamda şiddete derhal son verilmesi, aklıselim ve itidal içinde hareket edilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz" denildi.
Kaynak: ntvmsnbc


RuffRyders 11 Nisan 2011 00:56

Uçaklar Kaddafi’nin 25 tankını vurdu
NATO uçakları Kaddafi'ye bağlı 25 tankı havaya uçurdu, çatışmalarda 3 kişi de yaşamını yitirdi.

http://img27.imageshack.us/img27/6999/20010321libyaslidewbd8j.jpg
Libya'da Muammer Kaddafi güçleri ve muhaliflerin savaşı sürerken NATO bugün bir kez daha bombardıman düzenledi.

NATO savaş uçakları, Ecdebiye’ye giden yolda bugün sabah saatlerinde 11 tankı vurdu. Misrata’da yaşanan çatışmalarda ise 3 kişinin öldüğü bilgisi geldi.

Uçaklar, Misrata yakınlarında da 14 tankı yerle bir etti. Yaşanan çatışmalarda 3 kişi hayatını kaybetti.

NATO'dan bir yetkili, Ecdebiye'de durumun umutsuz olduğunu ve Kaddafi güçlerinin kente ağır silahlarla saldırdığını söyledi.

Libya'daki muhalifler de NATO'nun bu sabah Kaddafi kuvvetlerini vurduğunu doğruladı.

Misrata'dan dün Kaddafi'ye bağlı birliklerle çatışan muhaliflerden 8'inin öldüğü bilgisi gelmişti.



RuffRyders 11 Nisan 2011 18:13

Teröre karşı Susam Sokağı
Amerika, dünyaca ünlü çocuk programı Susam Sokağı’nı Pakistan’daki çocukları eğitmek için kullanacak.

http://img823.imageshack.us/img823/9393/110410sesamehmedium.jpg
Tüylü kuklalardan oluşan Susam Sokağı ekibi Pakistan’a gitmeye hazırlanıyor. Amerika, Pakistanlı çocukları terörizm ve radikal dincilikten uzak tutmak amacıyla dünyaca ünlü çocuk programını Pakistan’a gönderiyor.

Ülkemizde de uzun sure yayınlanan Susam Sokağı’nın Pakistan’daki bölümlerinde ‘Minik Kuş’ ve ‘Kurabiye Canavarı’ gibi karakterler yer almayacak. Pakistan’a özel olarak çekilecek 123 bölümde başrolü Rani adlı 6 yaşındaki bir Pakistanlı çocuk oynayacak. Çiftçi bir ailenin kızı olan Rani ve diğer Susam Sokağı karakterleri, ‘dhaba’ adı verilen tipik bir Pakistan köyünde yaşayacak. Şovun ana karakterlerinden Elmo da Pakistan versiyonunda rol alacak.

Amerikan Uluslararası Gelişim Kurumu (Agency for International Development) bu proje için 20 milyon dolar ayırdı. Projenin işbirlikçilerinden Faizaan Peerzada ise program için şunları söylüyor: “Amaç çocukları öğrenim yolunda ilerlemeye hazırlamak ve onları eğitime teşvik etmek. Böylesine kritik bir zamanda Pakistan’daki çocukların eğitimi, çok ciddi bir iş.”

Programın amacı çocukları radikal dincilikten uzak tutmak ve ülkedeki gelişimi desteklemek olacak.

Kaynak: ntvmsnbc


RuffRyders 12 Nisan 2011 09:09

'Mavi Marmara 2' için ikna turları
Gazze'ye ikinci yardım filosu hazırlıklara başlarken, bu kapsamda Avrupalı parlamenterler ve BM’ye ziyaretler yapılacak.

http://img17.imageshack.us/img17/9331/ihhgemisiwidec.jpg
Gazze'ye yardım taşıyan filoya düzenlenen ve 9 Türkün ölümüyle sonuçlanan saldırının yıldönümünde Gazze'ye yardım götürecek yeni uluslararası yardım filosu hazırlıklara başladı.

‘Özgürlük Filosu 2’nin kordinasyon heyeti, filonun içeriği ve hedefi konusunda Avrupalı parlamenterler, Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşları ziyaret ederek bilgilendireceklerini açıkladı.

Heyet, İsrail'in yardım filosuna müdahale etmemesi için uluslararası topluma ve kuruluşlara önlem almaları çağrısında da bulundu.

Heyetten gelen açıklamada, “‘Özgürlük Filosu'nun ikinci yolculuğu öncesinde İsrail hükümeti bizi yine tehdit ediyor. Bu nedenle hükümetlerimizi, uluslararası toplumu ve BM'yi İsrail terörüne boyun eğmemeye çağırıyoruz" denildi.



RuffRyders 12 Nisan 2011 18:59

ABD'de seri katil dehşeti büyüyor
New York'ta bulunan iki ceset, son haftalardaki seri katil korkusunu büyüttü.
New York’taki seri katil dehşeti gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Geçtiğimiz haftalarda polis kentin sahil kesimi ve otoban yakınlarında yaşları 22 ila 27 olan eskort kızlara ait sekiz ceset bulmuştu.

Bulunan cesetlerin ardından seri katil şüphesi ile başlatılan soruşturmada ceset sayısı 10'a çıkabilir. Yetkililer,en son bölgedeki otobanda henüz incelemesi tamamlanmamış ancak insan cesetine ait olabileceği düşünülen kalıntılar buldu.

Yapılan açıklamada, bulunan kalıntıların öldürüldüğü tahmin edilen hayat kadınlarına ait olabileceği ve bu kadınların bilgilerinin belirli bir internet sitesinde yer aldığının tespit edildiği belirtildi. Eskort kızların tanıtıldığı bu sitenin yetkilileri de soruşturmaya dahil edildi. Ayrıca polis kimlik belirleme çalışmalarında DNA örnekleri ve diş hekimi kayıtlarının da kullanılacağını belirtti.



_Yağmur_ 13 Nisan 2011 09:23

ÖSYM'den öğrencilere YGS mektubu

ÖSYM, 27 Mart'ta yapılan YGS ile ilgili son incelemeleri yapıyor. İnceleme sonuçları en kısa zamanda açıklanacak. ÖSYM, öğrenci ve velilere mektup göndermeyi planlıyor.


ÖSYM YGS'nin açıklanmasıyla ilgili son hazırlıklarını yapıyor.

Sonuçları değerlendirmeyi tamamlayan ÖSYM'nin sınav sonuçlarını en kısa sürede açıklamayı planladığı öğrenildi.

Bu arada, YGS'de şifre iddialarıyla ilgili yaşanan tartışmalar üzerine, öğrencilere ve velilerine gönderilmek üzere bir mektup hazırlandığı, mektubun hangi yolla ulaştırılacağı konusunda değerlendirme yapıldığı belirtildi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, geçen hafta düzenlediği basın toplantısında, tüm adaylara bir mektup yazacağını belirtmişti.


Kaynak: CNNTürk



Saat: 14:33

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık