![]() |
RÜZGAR Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Nerelerde gezmiş tozmuş Öğrenemedim. Besbelli denizden çıkıp Kıyılar boyunca gitmiştir, Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu Yüreğini allak bullak etmiştir. Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru Bulutları koyun gibi gütmüştür, Okşayıp otları yaylalarda Büyütmüştür. Köylere de uğradıysa eğer Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır, Güneş altında çalışanlara İmdat eylemiştir. Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru, Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz, Kıraçlarda mavi dikenler.. Toz toprak gözlerine gitmiştir. Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti, Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür, Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra Alıp gitmiştir. Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Soraydım söylerdi herhalde. Soramadım. http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10181-1.jpg CAHIT KÜLEBI |
CiKaR BeNi Ne OluR AnnE http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifGünlerdir göremediğim yüzünün Sıcağını sindiremediğim kucağının Özlemini duyuyorum anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifBir boşlukta gibiyim sensiz Akıp gidiyor zaman avuçlarımdan Bendini dinlemez ırmaklar gibi Durduramıyorum anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifDüşlerimde görüyorum seni, saçların bulutlar kadar ak, Gökyüzü kadar sonsuz sevgiler yüreğinde Şevkatle bakıyor gözlerin, herzamanki gibi Küçücük bir bebeğim ellerinde anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifBu ne sıcak bir kucak!… Can verdiğin bedeninden bedenime Tükenmez sevgin, sabrınla, yüreğime Yüreğinin atışları karışıyor anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifŞimdi uzaklardayım… Hangi rüzgâr attı beni gurbet ellere… Yüreğimdeki evlat sevgisi mi, ne? Susma! …Ne olur söyle anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifSakınırken gözlerdeki nurdan Bir yarım orda kaldı, bir yarım burda… Bir soluk kadar yakınımdayken Daha, daha sarıp da koklayamadım anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifYaşamın kuralı mı böyle? … Kaybetmeden bilinmiyor kıymeti Koşulsuz sevgi, ilgi nerde? Bulamadım yerine koyacak birini anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifKaç mevsim geçti sensiz. Boynu bükük çiçeklerin... Gönül bahçende bensiz Biliyorum, özlüyorsun sen de, özlüyorsun beni anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifZaman nasıl geçiyor, yanındayken bilemedim Seni ne çok özledim… Seni ne çok sevdim de söyleyemedim Söyleyemedim anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifHer gün bir fırtına esiyor yüreğimde Çığlık çığlığa kopan Kuşların kanatlarında türkülerim Ne olur dinle, dinle anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifKimi gün sızı oluyorsun yüreğimde Kimi gün içime düşen top ateş, Sanki gökyüzünün bütün bulutları gözlerimde Sağnak sağnak yağmur oluyorum anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifDüşününce yaşanmadan geçen günlerimi Yalnızlık korkutuyor beni… Sanki ölüm tutmuş eteğimi Yaşamak istiyorum, yaşamak anne… http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10176-kalp.gifEsirgemeyip sevgini, uzat o güzel ellerini Bir yanımla cocuğum hâlâ, anla!… Kaybolmadan yaşam labirentinden Çıkar beni ne olur, çıkar anne… Leyla Işık |
Zaman Mı Geçti Ne Zaman mı geçti, yok ben mi esriktim, Zakkuma bağlardım güneşi, Gecenin ağır ununu elerdim, Ay benîisrail zeytini. Anlıksal birliğin simgeleriydi Gülkurusu, altın ve tirse, Sirinksin yediveren sesi, Asalbent, buhur kokuları içinde. Ölmüşüm orda bir aralık, Unutuverdim konuştuğum dili, Ama ağacın kendisiydi, Kavramı değildi görünen artık. Melih Cevdet Anday |
Melekler örüyor saçlarını sevgili Dudaklarıma konan bir buse Adına yakarmak kaldı nedensiz Sesinden öte bir ses kaldı sevgili Melekler örerken saçlarını Acına hasret kaldım sevgili Acına, Sayarken düşen sarı yaprakları Ve tükendi derken bütün söylenmişler Yalnız susmak kaldı sevgili Hasret kalmışken acına Ölüm yaşayanlara kaldı sevgili Mezarlardan yükselirken hayat Uzatsan ipekten dokunuşunla parmaklarını Zamanın derinlerine Ölümle yaşayanlar kaldı sevgili Ölüme sevdalananlar Gözlerinde güneş destelenmiş sevgili Karanlıkların içinde ararken güneşi Adın takıldı aklıma Ve güneş adında, adın gözlerinde Aynalardan yansıyan ışıkların ötesinde Sevgili, Gözlerin güneşti destelenmiş Bir avuç toprak kaldı sevgili Uzatırken ellerimi aşkına gül diye diken takıldı toprağa Aşkın suya yazılmıştı, kırmızıya Tutundum toprağa aşkın adına Sevgili toprak bana yazılmıştı |
Dediğin olsun... Ey sevdiğim güzel, benle dalaşa Girme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Öfke oklarını yay gibi kaşa Germe mi diyorsun ? Dediğin olsun... Ne demiştin bana sen geçen Salı, Kesiyorsun şimdi bindiğin dalı, Sakın ha bir daha, yoluma halı Serme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Sanma ki arzumdu düşmen bu hale, Ne yapayım sen de kaldı ihâle, Bundan sonra bana ne gül ne lâle Derme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Yarın da var amma, unutma dünü, Yok yere harcama şu genç ömrünü, Değmem ben, kaptırma bana gönlünü Verme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Hay hay dayanırsın kışa soğuğa, Lakin sığmaz bu yük iki koltuğa, Sen kim, mes'ut olmak kim, mutluluğa Erme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Akıntıya karşı çekilmez kürek, Kolay değil ki bu, güç kuvvet gerek, Aşk çile demekmiş, yok bende yürek Sevme mi diyorsun ? Dediğin olsun... Dediğin Olsun - Kıvılcım Yayınları 2000 Mümtaz Beğen |
Neler yazmadım şu deftere,senden sonra ve senleyken de... Mutluluğum, sevgim,aşkım ve bunun yanında keder de... Şimdi neler yazmak isterdim sana, yüreğimdeki sitemle, Fakat biliyorum ki; anlamayacaksın gene... Seni cümlelere sığdırmakta güçlük çekiyorum, Herşeyi anlattım da; sana geldi sıra fakat anlatamıyorum... Gözlerim ufak çocuklar gibi seni arıyor, Kalbimde beni dinlemiyor, vefasızlığını anlatamıyorum... Hasta olduğun an geldi şimdi aklıma, Yüreğim acırdı... sana belli etmezdim ama, Sanki kanser olmuşsun gibi korkuturdu beni Kanser değildin, ufak bir griptin aslında... Şimdi ben hastayım, peki sen niye aramazsın? Bilmiyorum halini seninde,bilmem hasta mısın? Aramam seni sevgili; Benim olmayışın varken sesini duyunca nasıl dayanırım...... Seni anlatmak isterdim ama olmadı Kalem kağıt yetersiz kaldı, Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki; Bunu kimse anlayamadı... Yolların hepsi ayırıyordu bizi, Seçme hakkın olsa ne olur, Severken seni bu kadar Ayırıyor bizi bütün yollar!! O kadar sevdim ki seni Ayrılmamak için, bırakma diye beni Önümdeki yolları görmedim Olduğum yerde sabit kaldım, Asla gitmedim ileri.. İmkansız aşklar mı bu kadar büyük olur sevgili; Ulaşılmaz olduğun için mi Bu kadar sevdim seni.. |
lanet ve sevgi seni seviyorum desem yalan nefret ediyorum desem de yalan dün nefesimdin ve simdi nefretimsin. keske seni tanimamis olsaydim belki bu duruma gelmezdim kendi kendime soruyorum ki neden neden seni sevdim hani diyerler ya askin gözu kör olur galba bende sana karsi gör oldum. senin askinla yasmamadim yasiyorum sandim ama daima senin yalanlarinla yasiyormusum lanet olsun sana. yalan degil diyorsun seni seviyorum diyorsun hani bana karsi askin benimle oynayip seni seviyorum demek askin mi oluyor. yaziklar olsun sana. sen bana ersey söylemedin ama ben herseyi kendim basima ögrentim kendinden utan yaziklar olsun sensiz yasiyamam diyorsun ölurüm diyorsun hic düsünmedin mi sonrasini mesut sahin | |
her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin "içinde benzetmeler olan" kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok. Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katıksız bir yokuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Her seyı anlattım Olan olmayan acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Sever adım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine Sana bakmak Suya bakmaktır Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvanlar değil tüccarlardır Sen öyle göz Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim butun sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Her şey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır Sana bakmak Allah'a inanmaktır yılmaz erdoğan |
Ya tuttugu bir dilek olsaydi rüzgar Rastgele neselen sokagin sokakligi Tutulabilen dilek olmak sonra Rastgelinebilen sokak. Dün susmustu yürecigin Sustukça çildirilabilen Bir beyaz yol gidislerinde Islik çalmadan kaderine gidismek Susmak bir aglamak degildir Ellerine saglik denilebilen Bir annenin ekmegi bölmesi Seninle ölünebilseydi, seninle ölürdüm. Korku ile dönülebilen her kararin Bir susturucusu olmaliydi Ki cinayet ses getirmesin Suskunluguna birak mermiyi Birak bir savas degildir sevmek Belki bir limon tadidir Ki zaman ne de ince isler aski Ve ask islenmis bir konudur Limon eksi oldugu kadar farkli Git öyleyse ölümle yesertmekse aski Farkli yapan Tüm farklilarin ortasinda kalsanda Öldür beni öldür ki Bir sen yansin uzaklarda Bir sen varsin aslinda Yak ki yoklugun erisin bedenimde. hidayet gül |
Ağır günlerin altında kalıyoruz. Puslu havanın soluğumuzu kestiğini Ve bir sanatçı fırçasından çıkmamış göğün, Üzerimize yıkıldığını, Şimdi şimdi söylüyoruz; Şarkılarımızı nasıl söylediysek. Oysa, çocukluk, oysa mutluluk, Ne kadar yakındır? Bir elmaya uzanmacasına, Bir elma ağacının dallarından sarkmacasına. Ağır günlerin altında adam oluyoruz. Yağmurlu ve kirli. Düşlerimizden yaratılmamış bir dünya bu! Sellerinde; küçük, kağıtdan yapılmış gemilerimizle, Birbirimize sevgi taşıyoruz. Zaman nasılsa aleyhimizde, Tam denize atlayacağız derken, Ağır günlerin altında kayboluyoruz... Ekim - 1998 Albatros |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık