![]() |
Dudaklarımda hasretin... Tutsak olmuşum gözlerine.. Baktıkça ışıldıyor gözlerim.. Hasta olmuşum ellerine.. Tuttukça sanki havalanıyor bedenim.. Aşık olmuşum sözlerine.. Duydukça dudaklarımda küçük bir gülümseme.. Aşkı tadamayanlara inat.. Yaşıyorum aşkı anlatıyorum dünya aleme.. seviyorum işte, ötesimi var.. Sanma ki içimde aşkın ta kendisi var.. Damarlarımda geziniyor deli öfkem.. Gözlerimden akıyor dudaklarıma.. Gülümsememde sankib ri burukluk var.. Yaşayamadan biten aşklara inat.. Unutmak zor belki hatta olanaksız.. Başka gözler war üstünde.. Başka bir el var bedeninde.. Yinede güçlüyüm diyebiliyorum.. Çabalıyorum, yaşayamadıklarımı hapsediyorum.. Sanmaki mutluyum böyle.. Aşk denen oyuna meydan okusamda.. Bir yanım aşık sana deli gibi.. Öbür yanım kızgın we öfkeli.. Duygularım dalgalı denizler gibi.. Boğulmadan ulaşmalıyım uzaktaki o adaya.. Biliyorum ordasın bekliosun beni.. Kalbinde hala bir parçam saklı sevgili.. Her ne kadar zor da olsa,bilirim, Seviyorsun işte inkar etmiyor gözlerin Bana inat başka hayaller peşindesin.. Umutsuzca yaşıyorsun sahte aşkları.. Kalbinde ben varken, dudaklarında hasretim.. Karanlık odalarda aşkı bulmaya çalışıyorsun.. Kendi mutluluğunu kendin hapesiyorsun.. Ne kadar sürer bilmem bu yolculuk.. Bir yanım o adaya ulaşmak istiyor.. Sarılıp öpmek istiyor seni.. Özlemişim demek istiyor.. Diğer yanım korkmuyor boğulmaktan.. vazgeçm iş ellerinden, bu sevdadan.. Kumsaldaki deniz kabukları kadar masum sanma kendini.. İçindeki siyaha sarılmış yüreğin.. Beyazını yok etmiş gördüklerin.. Ne dersen de, ne düşünürsen düşün sevgilim.. Yinede bilki BÜTÜN ŞİİRLER SANA.. ELLERİM, YÜREĞİM, BEDENİM HALA SENİN.. DUDAKLARIMDA HASRETİNNN...... |
Başka Ne Verdin Kulumsun dedin dünyaya getirdin Bir akılsız baştan başka ne verdin Genç yaşımda kara çula yatırdın Sonu meçhul işten başka ne verdin İnandım kalp ile; gördüm göz ile Bağlandım sana yürekten öz ile Hep avundum; şükür denen söz ile Hayal ile düşten başka ne verdin Kırk yıl gezdim, dolandım hüsran yerde Vuslatın dost ile aramızda perde Hani verdiğin çareler nerde Birkaç damla yaştan başka ne verdin Derdi, gamı çekmek bana pay oldu Geçmedi günler bir türlü, ay oldu Emeklerim gitti boşa, zay oldu Temmuzda kıştan başka ne verdin Şu gönlüm dünya varından caymadı Neyleyim, vicdanım hakka uymadı Verdiklerin ile gözüm doymadı Toprak ile taştan başka ne verdin. |
DAĞ RÜZGARI Kaderde senden ayrı düşmekte varmış, Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim... Seni tanımadan, Hele seni böyle deli divane sevmeden, "Yalnızlık güzeldir" diyordum. Al başını, kaç bu şehirden, Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara, Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git, Git gidebildiğin yere git diyordum. Oysa ki senden kaçılmazmış, Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış, Bilmiyordum... Yine de dayanmaya çalışıyorum işte, Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen, Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye, Rüzgar güzel bir koku getirmişse, Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum. Yaşamak seninle bir başka zamanı, Bir başka zamanda seni yaşamak, Her şeyden önce sen, Elbette sen, Mutlaka sen, İster uzaklarda ol, İster yani başımda dur, Sen ol yeter ki bu zaman içinde, Ben olmasam da olur. Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır, Bitmiyorsun... Çaresizliğim gün gibi aşikar, Su olup çeşmelerden akan güzelliğin, İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran, Sen güneş kadar sıcak, Tabiat kadar gerçek, Sen bahçelerde çiçekler açtıran, Sudan, havadan, güneşten yüce varlık, Sen, o tek sevgi içimde, Sen görebildiğim tek aydınlık, Bir nefeste benim için al, Havasızlıktan öldürme beni, Bulutlara, yıldızlara benim için de bak, Susadım diyorsam, Bir yudum su içmelisin, Ben yorulduysam sen uyumalısın. Ellerim sevilmek istiyor, Saçlarım okşanmak istiyor, Dudaklarım öpülmek istiyor, Anlamalısın... Ağaçların yeşili kalmadı, Gökyüzünün mavisi yok, Bu dağlar o dağlar degil, Rüzgarında kekik kokusu yok. Kim bu çaresiz adam? Bu kan çanağı gözler kimin? Kaç gecedir uykusu yok, Gündüzü yok, Gecesi yok, Yok! Yok! Anladım... Sensiz yaşanmaz bu dünyada, İmkanı yok... |
Bırak Hayalim Sevsin Hangi cennet bulutu getirdi, Yüreğime damlayan yüreğini Hangi firari akıllar göremedi, Bakmaya doyulmayan güzelliğini Hangi uğultu fısıldadı, Kulağıma merhametini Bana mı geldin! Gökyüzü sandığım, odamdaki tavana konmuş bir karasinek, Ne kadar yıldızsa, o kadar parlaktı benim geleceğim. Sesi soluğu kesilmiş sevinçlerimin merhemi, Ve olmayan yarınlarımın ümidi olmak için mi geldin? Bana mı kaldın! Gelmişsin artık haydi gir yüreğime Uyandırma elvedalarımı Basma kuru dallarına terkedilmişliğimin Yoksa yine bana kesilir bu sevdanında faturası Ödeyemez meteliksiz kaderim. Gördüğünde kör olmak, yandığında kor olmaksa aşk Bu kör yangınıyla sana biriken beden Hasretinle her gün kalp ağrısıyla sevişsede yeniden Merak etme, Birgün bile sormayacak Neden! Ama gideceksin biliyorum. Aslında sen, Ucuz bir şarabın en pahalı hayaliydin Tütünümün dumanındaydı saçların Bir çay bardağını kavradığımda hissederdim İnce belini, sıcak tenini, şeker dilini Birazdan doğar güneş Başlar savaş kaldığı yerden Birazdan gelir bir nefret Kovar beni kalbindeki yerimden... Şimdi ölü kuşlar satılır yüreğimin tezgâhlarında Kanadında yarım kalmış bir umut Gözlerinde ise bu sevdayı unut sözcüğü... Doğma güneş, doğma. Bırak hayalim sevsin. Ben darağacıyım, nar değil Bu sevda, hasretime bile yar değil... |
http://www.keyfinebak.com/forum/images/icons/icon1.gif Seni Yaşamak..!! Bu akşam deniz misali gökyüzü, sanki yüreği kanayan tanrıça. Sırılsıklam saçları,dağılmış dalga dalga, bir ağıt kopuyor gözlerinden; Usul usul ağlıyor... Sıyrılıp farklı bir tene bürünürken gözyaşları, bir değil bin çatlağına sızıyordu dudaklarının... Ona çarpılan bir damla güneşin doğurduğu, yedi kutsal renk,milyonlara bölünüp kanıma karışırken, işgalinden kendini kurtaramayan yüreğimi istila etti. Bir balıkçı feneri gibi kısılıyor gözlerim. Ruhumun derinliklerinde, beni çağıran sese bedenim teslim olurcasına, adımlarım hızlanıyor,Konuşamıyorum... Yağmur sularına kapılıyor sesim. Gökyüzüne tutuyorum yüzümü, gözlerim kapalı var gücümle tutunacak, bir cümle dileniyorum senden. Avazımı sildi süpürdü bu yağmur; Bütün şehir bu yağmurun altında tüneyerek, bir sessizliğe büründü; bir gardiyanın baş ucumuza dikilip, her birimizi kendi hücresine götürdüğünü gördük. Ayrılıktı bu tanıdım... Muhtemelen sende tanımışsındır..? Hayatımızın beklenmedik evrelerinde, Azrail gibi baş ucumuza dikilip soğuk kanlılıkla beklerdi. Bazen mektup beklerken,gara giderken, bir şehirden bir şehire yolculuk yaparken ve bazende duymak istediğimiz bir cümlenin kabuğundan saklanıp yüreğimize inerdi... Her gelişinde bir şeyler götürür, gün gelir bir yanımızın eksik olduğunu anlardık. Bir şey daha anlardık... Eksik bir yanımızın diğerimizde olduğunu. Ve ben şimdi özlüyorum seni bir yanım... Bu yüzden bir kez daha bildiğimi saklayacağım senden. Bin kez daha ayrılık dikilip götürsede hücreme, bin kez daha seveceğim seni... |
Bırak Unutsun O seni çoktan unuttu desinler, Aldırma hayata küsme arkadaş. Yarası geçiyor bak yavaş yavaş. Onu gözünde küçülttü desinler. Eğer sevdiysen bilirim dertlisin, Onda değil sen bende kıymetlisin. Yeter çok içtin bak zaten demlisin Üzülme, ağlama, bırak unutsun!... |
http://www.keyfinebak.com/forum/images/icons/icon1.gif Sensiz Ne dedimse inanma, Seni değil kendimi kandırıyorum. Sen istediğin kadar, Varlığın ta kendisi ol, Ölümsüzlüğün ta kendisi. Ben günden güne yok olmaktayım... Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana, Anlıyor musun? Gökyüzü güneş olsa, Sensiz karanlıktayım... |
Bırakacağım Seni Bırakacağım seni... Başkasına ait ellerinle, Bakışlarını özleyen gözlerinle, ... Bırakacağım,unutacağım seni. yürekler dolusu sevgimle! |
Başka İş Hep merak ederim Nasıl sevişir kardelen çiçeğiyle kar Ve kar damara nasıl akar, Uzatıp başını ak yorgandan Nasıl sessizce ortaya çıkar? Oysa geldi de denemez Şenlikleriyle bahar. Benim bildiğim bahar Çiğdemle başlar, Bu işte belli ki Başka bir iş var. |
Bu Şehir, Varoşlarında Gizlerdi Seni... Bekçileri, polisleri peşimdeyken bu kasvetli şehrin... En anarşist tarafımla sevdim ben seni... duvarlarına yazı yazardım, geçtiğin yollardaki bütün evlerin... seni seviyorum diye haykırabilmek isterdim en ümitsiz tonlarında hayatın oysa siyasal aşklar dökülürdü hayta ruhumdan yalnızca... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... sağımda solumda sen vardın... bir tarafta olmalıydım oysa ben... en kiremit rengi öfkelerimle tutuşurken kavgalara... hangi elimi kaldıracağımı bilemeden bu amansız aşka... öfke kusardı akşamlar.. geceler nefret kokardı üçlere doğru... bir cılız anarşist tedirginliğiyle hüzünlenirdi yüreğim.. dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... kaldırımlara vururken, yalancı yakamozlar, ankara kadar dumanlıydı başım... kuğulu park’ta süzüm süzüm süzülürdün... bir saman alevi gibi sönerdin bir polis sireniyle sonra... içimi cız ederdi bir sevda... ne sağında kaldım bu aşkın, ne de solunda... bir türlü bilemedim, yüreğim Ankara’nın hangi tarafında.. dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... Ankara garında bir sisli şubat akşamı... bir heyulaydın. kaybolup gittin çığlık çığlık sanki. Bileklerime vurulurken kelepçeleri uzun bir ayrılığın, bir yarım izmarit gibi, duman duman tüterdin içimde için için... oysa aşklar bitmiştir artık... herşey boştur... ve aslında yaşanan herşey anarşist bir oyundur... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... seninle beraber herşeyimi kaybettim gülüm... ruhumu kemiren bütün haksızlıklar anlamsızlaştı burjuva akşamlarda... ne kadar isterdim, bu şehrin bütün duvarlarına adını yazmayı oysa... hayatın artakalan bütün tonlarıyla... herşey uysallığında bir suskun ayrılığın. Seni bulup bir gül uzatabilmek için... Parkemi bırakmalıydım bir dost pususunda... Yalnız ve bir yüreğimle geçmeliydim bütün düşman pusulardan kıyak bir Birinci dumanıyla... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... |
| Saat: 17:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık