![]() |
Iralama ağzından uçan sesin üreyen tanelerinde yol künyesi ardında iki büklüm bir acı bırakıp gideceksin öyle mi? zamanın pençesinde ateş alacak takvimler klavsen vuruşlarıyla an acıtan dakikalara büyüyecek eksiltecek seni sana biriktiren beni ayrılık girecek aramıza korku ıssızlığı buz gibi gösteri yılanı boynunda ısırdığı yerde bırakan salyası ağulu yalnızlık zehiri denizin büyülü aynasında keder hınca hınç zillet hüsran sisi kaplayacak sevdamızın yazılı olmayan tarihini ufka çıkacak haykırış kuşları yarım kalacak herşey suyundan yoksun kuruyacak çiçekler öykümüzün kırılma noktasında ateş merdivenlerinde küllerim bırakıp öylece su gibi akıp kendine gideceksin öyle mi ? durma, git! git, terk et hadi! uzaklar, sonun başlangıcı uzaklar, alabildiğine ihanet hangi yana yürüsen kendine yürüyeceksin hep vefaymış merhamet... sevmekmiş dostluk... ölüme beraber yürümek suret farklı aşk aynı öznesi üstüne titremek çarpıp bir kapıyı çıkana kadarmış meğer yokmuş pek çok şeyin değeri "bunlar acıtmaz" desen de beni yumruk olur boğazına anılar ilmek ilmek düğümlenir çözemezsin geceyi üstüne diken iplikleri git! durma! dul işkenceler ve asıl kahır uzaklarda iyileşmeyen yaralarına uyandığında içinin cam odalarında gözlerin boşluğa takılınca anlarsın seherin göğsüne sıkılan tekbaşınalık kurşunu vurur kopuk ekinden geçmişine köpük köpük kanarsın içimin yası parmağıma düşer sen ağladığıma bakma vedalaşmayacağım vedalar süngüdür bile bile saplamam koynuna git hadi! durma! uzaklar hain uzaklar mayın yıkıntı altında yıkıntı unutma! öyle çok yitirdik ki kaybetmekle eş zamanlı imkânsızlıkta tellala gerek yok! kimliği belirsiz bebeklerimize avuçlarımızda melekler ağlıyor masum cesetler çiğneniyor kanlı meydanlarda... işitiyor musun ellerimin sesini bunca gürültü arasında? hani dokunmak duymak değil miydi? ateşte su kaynıyor ıskalamaz bu sefer ölüm çocukluğum çalındı tutsak edildi gençliğim ipotek altında geleceğim ve sen... plastik umutlarla uzak uzaklara gideceğim diyorsun öyle mi? git, git hadi! Cheov oyunlarındaki gülümseme gibi tebessüm yükleyerek gamzelerine ateşi bırak bana meğer çürümüşüz çoktan kırk hain paslı hançer deşmiş büyük ütopyalarımızı zulüm ve öfkeye dönüşmüş maceramız ışık akrabalığımız ceviz sandıklarda kırık oyuncak masalı biliyorsun ekmeğimde barut kokusu hâlâ hayal filikamda yarınsız gün hüzün turları ve boynu bükük eksikliğimi "bitti" diyorsun! git hadi... olsun be gülüm, olsun... her giden bundan sonrasının şiiri her giden bulanık özgürlük kokusu ne ben ilk, ne sen sonsun kırılsın maneviyat üzülsün kapı duvar süzülsün camlardan yağmur yıkılsın üstüme t/uzaklar uzaklar uçsuz ağırlığınca izdiham soğuk çelik uzaklar yaşatmazlar biliyorum mercan uykularında bir gece seni de sinsice vuracaklar yol kesen çaresizliğin ilmeğinden kaç-an intihar şimdi deprem bu ağzı açık ****** sancılar kıyameti gidiyorsun... ardında sana çıkmayan yolları istifleyip gidiyorsun ya! ayrılığın melun kavşağında yüreğin/e y/emin olsun ki devrilip ömrüme beni öldürüyorsun topla tozanımı gayrı kalmasın zerre izim altında biz yazmadan geçsin jenerik ıralama adlı bu mizansenin... Sevinç YILDIZ |
BEKLERDİM... Sen giderdin Beklemezdin Ben senin gideceğin yerler olurdum Beklerdim Ansızın çıkagelmelerin Özlerdim Ama sen, yine de gelmezdin Bir ağlamak alırdı beni Hıçkıra hıçkıra ağlardım Genzim yanardı İçimde tufanlar büyütürdüm Ve sen yalnızlıkların… (Sensiz, sessiz sessiz kendime akardım) Sen giderdin Gelmezdin Ben senin gideceğin yerler olurdum Beklerdim Yaser EDESSA |
Hüzün Adres Değistirir Yakışmıyor cepheyi terk edişin, Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim. Fazla sürmez hatanı fark edişin, Hasret eken , hüsran biçer sevdiğim. Adet ettin aşk dersini asmayı, Hüner saydın sırra kadem basmayı, Yetti artık çok denedim susmayı, İsyan eden bayrak açar sevdiğim. Nice avcı bende silah sınadı, Geri tepti ,sineleri kanadı, Kırılsa da yüreğimin kanadı, Yine açar, yine uçar sevdiğim. Bir resmimiz bile yoksa başbaşa, Revamıdır ben yanayım,sen yaşa, Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa, Yine bulur, yine içer sevdiğim. Aynaların farkı kalmaz düşmanla, Tanışırsın doğduğuna pişmanla, Hüzün adres değiştirir zamanla, Benden geçer ,sana göçer sevdiğim. Üzerime yar sevdiğim sahi mi? Kalp çalmakta senin gibi dahi mi? Ağlama der dosta aşık Daimi, Bu da gelir ,bu da geçer sevdiğim. Cemal Safi |
İşte buna bıçak çekiyorum sözcüklerim varmıyor uzaklığına, suskundur takvimlerde adım üstelik, bir bir düşüyor bütün öpmelerim, ağır yenilgiler alarak. kalbimse sildi bütün defterlerde, adresini, yokluğunu kıyamet bilerek. Sadece susarak özlüyorum seni Hiç tanımadan, ne garip ' Sense uzaklara çivili, Bir deniz gibisin resimlerde Dokunsan Dersim olur göçerim mecburen, yalnızlığın on milyon olur,istanbul duydum çok sonra, adın önemli değil; acın aynı tadı veriyor zaten. Islık çalan zamanlardan gelmiştim, bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini, zaman, o zaman değil şimdi, güneş yine doğar bu kente, ama gözlerin... gözlerin... Şimdi adı yok hiç bir sevgilinin, sıcak dokunuşunda dağılan, binlerce öpücüğün... İşte, buna bıçak çekiyorum, bir kadın, aşkını savunan bir çocuk, gülüşü gibi ince, bir havalanış...yok Belki de çekip vurmak , bütün uykuları göz kapaklarında... Fadıl ÖZTÜRK |
Susarak Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ..... Aziz Nesin |
YIKILMA asla yıkılmayasın madem zulmün iktidarında devran gülüşlerin kıvrımında zaptiyeler dolaşırken gözlem altında başak işgal altında kınalı türkü işgal altında çift çubuk kara saban illegal bir türkü gibi yasaklı alaşafak davran ve onurun gönderinde dalgalandır çünkü kanlı bayrağımızdır yüzün bu sevdada ayak yarıklarının arasında bin yıl öncesinden emanet kıvılcımlar taşıyan adamlar kül altında saklanan kor ve çocuğunun başından bit kıran ana ki toprakla haldaştır bu eller ağaç kökleriyle aynı türküye ışırlar karanlıkta onlara güven ve yıkılma zaman tekinsiz bir bakış gibi uzarken binlerce kez ırzına geçilen caddelerde hani arabalara el kaldıran güzel kız bizdendir tezgah arkasında iş bitirenler elleri gres yağına boyanmış işçi güneşi ekmek diye kırıp yer ya öğle arası kaderleri kara ile yazılmış kara karıncalar gibi işsizlik sokaklarında yoksulluğun söylemeye ar eder naçarlığa başını çarpan ana bizdendir bizdendir eti emeği teri peşkeş çekilen o büyük suskusunun altında çelik bir onur yükselir bütün orduların yenemediği ölümüne kara gecelerin en yıldızlı yerine asılan bizdendi bizdendi bitliste donan öğretmen bizdendi Beyazıt meydanında düşen ve Çanakkale içinde 350 bin can televizyonlar dolusu ağız dışkısı lânetlendi kaldırımlar işkencede katledileli al karanfil savaş gazileri dilenenden bu yana tükürdük bu düzenin yüzüne ve kurtuluş bayrakları kulpuna dikileli içki bardaklarının çocuklar karanlığa fidye olalı ve namus peşkeş çekileli ırz düşmanına onur dileneli el kapısında tak dedi gayri cana bıçak iliğe dayandı gayri sevdadır girdi kana kendi öz toprağında maraba altı okka yüreği beş paraya satılan sakın yıkılma ve dededen toruna ömrü ömre ekleyip sabır denkleyen sakın yıkılma ey çünkü dosta düşmana malum o dağlar yıkan yiğitliğini çünkü öfkeni silah yaptık biz ADNAN DURMAZ |
Araz "Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun. oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç'e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz'ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz'ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin Aşka... Rüzgara... Ayrılığa... Zamana... eyvallah... Kahraman Tazeoğlu |
Kendine Benim Için Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen degil sensizlik bilir sesi ses/sensizligi sensizlik bilir korkma, sana aşki ögretmeyen kendinin ellerinden tut! çok agrimiş kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttugum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken daglarinda karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş daglar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldügüm günler için - ve önce kendinin ellerinden tut! - * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çikmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasiz gemilerde yatmak yaşli ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kipirtisiz susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizligi ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... Yılmaz Odabaşı |
Sevdim mi Dedin..! Levent Saral devrik bir mezar taşıyım asırlık çınarın gölgesi tenimde uçurtmasını kaybetmiş çocuklar gibi yağmur yağıyor kirpiklerime!! ıssız bir ovanın ortasında buğday başağına eli değen ani sancılı, susuz yaz çocuğu!! asılı kalmışım nasırlı ellere saman sarısı güneştir ebem toprak kokulu göğüstür memem sahipsiz vatan misali talanda içim dışım saçlarım yeşil ve bir baharın -müjdecisi değil ! sineme düşen cemreler kifayetsiz kefen rengi saçımda -kırmızı umut kurdeleleri Güldür! Gül../-her zaman kırmızı ve gül en güzel fani bedenlerde kokar!! anlamı yok kardeşim! -aslında cılız bir sevginin sevdin mi vatan gibi seveceksin yaranı bıçaklayacaksın duvar ! duvar değildir kardeşim! dudağından dökülenin savrulduğu yüz tokatlarcasına döveceksin sevdiğini -her kelime bir kurşun kanatacaksın yüreği acıtmadan sevemezsin sevmek pamuklu şeker yemeğe benzemez urbana köpük doldurmak boştur kardeşim!! hani bizde devriksek mezar taşı kılıklı herifsek yani toprağı sevdiğimizdendir yatak yapışımız yoksa bir dua beklentimizde yoktur gelen geçen dilenciler neden sever bizi neden kimsesizlerin yastığı olur döşümüz düşün ! düşün be kardeşim! sevdin mi yalnız kalmayı da göze alacaksın hatta ve hatta sövülmeyi de! Yoksa ! yok öyle ayakkabın delindiğinde -yağmurdan kaçmak!! tırtıl neden oburdur bilir misin neden en taze yapraklara üşüşür hiçte şikayetçi değildir ağaçlar bilir misin kardeşim!! kelebeğin güzelliğidir özlemi özgürlüğüdür kanatlanma hırsı o zaman kardeşim!! sen de en güzel kelimelerle güzelleştireceksin sevgini -zihnini harcamaktan korkmayacaksın mesela bir iki dişin kırılacak -dudağını ısırmaktan kapıları tekmelemekten camları kırmaktan / fayda yok duvarları ellerinin şeklini alana kadar döveceksin! yani bizde hormonlu bir domates değiliz altı üstü altmışdört kilo et ve kemik şakalarımız herkes kadar karlı alnımızda belki bir belki iki çizgi fazla iki üç dal sigara öndeysem senden -dert etme../ yakınlığım diğer tarafa!! ama kardeşim!! çektin mi dumanı alev alacak meret ciğerine koca bir hançer saplanır gibi -hakkını vereceksin!! yoksa ! yok öyle kül tablasını boşuna doldurmak -kadehi yarıda bırakıp -ızgara balığa kendini güldürmek sevdin mi kardeşim ayak izlerini süpürecek dudakların çökmeyi öğreteceksin dizlerine şöyle asfalt ısıracak diz kapaklarını yok öyle kapıyı vurdu gitti diye vazgeçmek o zaman kapısız seveceksin!! penceresiz eve perde takmak gibi değil önce çatıyı onaracaksın gözyaşlarını saklamayacaksın kardeşim adam gibi ağlamayı da bileceksin yoksa !yok öyle şarkı şiir dinlemek -kendini dinleyeceksin eğer her gün tıraş olup kravatını düzenli bağlıyorsan kardeşim -sevdim demeyeceksin kirletmeyeceksin o kelimeyi bu iş baltayla odun kesmeye benzemez gerektiğinde kendi boynunu vuracaksın!! korkma kardeşim!! ölmek sevmekten zor bir şey değildir.. sana bin sevda resmi çizebilirim ama hiçbiri Da Vinci imzası taşımaz belki on bin sevda bestesi de yapabilirim hiçbiri Mozart kadar etkili olmaz.. altındaki imza önemlidir kardeşim!! sevdana imzanı kendin atacaksın.. sahte tuvallerde sahte yüzlere değil önce kendi yüzüne bakacaksın eğer kızarıyorsan kardeşim sevdim demeyeceksin yeri geldiğinde yüzüne tükürmeyi de bileceksin!! yoksa! yok öyle aynaya tükürmek avucuna kardeşim ! avucuna ardından esaslı bir tokat atacaksın yanağına az da delikanlı olacaksın hani öyle kulağına küpe takanlardan değil kedileri sevip köpekleri dövenlerden de olma üç ekmek alıp ikisini çöpe atanlardan hiç olma birinci kata asansörle çıkanlardan pazar günleri posta kutusuna bakanlardan da olma hele hele bir çocuk elini uzattığında bozuğum yok diyenlerden hiç olma.. sevdin mi kardeşim az da delikanlı olacaksın milyarlık telefon taşırken param yok diyecek kadar cesaretli mesela! yoksa ! yok öyle hamamdan terlemeden çıkmak.. kardeşim!! sevda dediğin ideoloji gibidir uğruna savaşacağın bir değerdir yani değişen dünyaya uymaz sevda bütün zamanların değişmezidir sadece sen değişebilirsin sor kendine be adam!! öyle bolca film seyretmekle olmaz bu işler bir tiyatro sahnesi de değildir hayat.. sen yazıp sen oynarsın../ koltuklar boş!! öldüğünde kardeşim!! arkanda cemaat olmalı.. yoksa ! yok imamdan bir fayda.. ya da bir iki mezarcı kalfasından şimdi diyeceksin ki orta katta sol kiriş kırıldıysa bina ayakta durur mu ! sol kirişten sana ne kardeşim sen temele baksana koydun mu şefkat vefa, merhamet, saygı döktün mü anlamak, dinlemek, beklemek / ekledin mi sıvandın mı sabır ördün mü bolca emek. ve bunları bağladın mı yürek aksına!! Şaşırma kardeşim../ laf ebeliği bunlar senin yaptığın tuz gölünde salatalık yetiştirmek elde edeceğin de salatalık dışında her şeye benzer!! ara sıra sokaklara çık kendini ara başka yüzlerde köprü altlarına uğra, hastanelerin acil servislerine genelev sokağına da gir mesela otoban üzeri pazarlıklara şahitlik et et ve onurun kaça satıldığını öğren bir dönmeyle yatıp gece yarısı karısının koynuna girenleri gör çocuklarını öpenleri / kirli dudaklarıyla! sına kendini kardeşim insan olmayı dene / insancıklar içinde kahkahaları dinle aç çocukların toplandığı bar önlerinde beş yıldızlı otellerin neonları altında yedi yaşında çocuklara ayakkabılarını boyat bir süre asılı kal geceye kardeşim sevdanın kıymetini ancak böyle anlarsın belki bir huzur evi kapısı çalar seksenlik ninelerin gözlerinde asil sevdalara dalarsın! ar damarını besleyen insan kanıdır be kardeşim sütü bozuk değilsin ya../ bir anne doğurdu seni de yok öyle ! bir çift pamuk eli tutup sevdim demek titrek dudaklara yapışıp iki iri göğüste rahat bir uyku çekmek ya da otuz dakikalık sefa ile döllenmek !! su derini temizler / sense nefsini aslolan kardeşim ! kalbini kalbura çevirmek! yani kardeşim bana Ümit Yaşar şiirleri okuma Can Dündar’ın kadınları anladığından Ahmet Atlan erotizminden bahsetme Pakize feminizminden Ayşe Kulin’in villa edebiyatından Hele Sunay Akın tekamülünden hiç bahsetme soğanla şiir okuyanları da geç kardeşim! sen bana !! açlıktan, çöplükten, sokaklardan bir parça simitten, bayat ekmekten sen bana!! salçasız,yağsız çorbadan ayazda oda kapısını söküp yakan üşümüşlükten bir kalemi paylaşan onlarca çocuktan bahset!! Sevdim deme bana, kardeşim Önce yukarı bak sonra görüşelim! iş değil senin yaptığın keser gibi çalıştın yonga birikti önün rende gibi işledin fakir kaldı yüreğin testere ol diyeceğim _________________ama kardeşim!! benim kadar güçlü değil bileğin!! |
Sensizlik öyle acı veriyor ki bana Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta Mutlu olacağım belki öbür dünyada Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı Bense kıymetini bilemedim belki de Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana Ben bir kere sevdim bunu anlasana Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha. Onun sadece sende olduğunu anlasana Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana. Bir kez daha benim yanımda olsana. Sevda sokağında kanayan yara .... http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/galeri/data/media/14/DSC_2526.JPG Yorgunum ! Yoruldum ! Yordular Yar! Senden yoksun ilerleyen her dakikamda sızlanmaktan .. Her yalnızlığımda ki yalvarışımdan .. Her Gecede yıldızlarla dertleşmekten .. Yoruldum ! Çıldıracağım İnanki .. Yokluğun bana hem yara hem deva olmasa .. Yokluğunda sızlayan yaram , hayalinle avunmasa .. Yalnızlıktaki yalvarışımı , Sesin kandırmasa .. Yıldızlarla dertleşmemi , ışığın bozmasa .. Geceye hep seni anlatmaktan .. Her saniyeye seni koymaktan .. Her geceye resmini çizmekten .. Yorgunum ! Da .. Yorgunluğum resmini çizmekten değil .. Sensiz dakikaları saymaktan değil .. Geceye seni anlatmaktan da değil .. Resmini gecenin görmemesinden .. Dakikaların Beni dinlemez gibi geçmesinden .. Ve gecenin anlamamasından şikayetçiyim .. Ve seni anlatacak kelime aramaktan Yorgunum .. Yordu ! Gözyaşlarım gözlerimi .. Yorgun düştü yüreğim .. Söylemek istediğini anlatamamaktan .. Yordun yüreğimi sevdiğim .. Kendini saklamaktan .. Nerdesin ? Hangi Şehirde ? Benim bulunduğum yerin neresinde ? Neresindesin Yüreğimin .. Neresindeyim Yüreğinin .. Nerde olursan ol .. Bi defa olsa gülümse karsımdan bana .. Umutsuzdum yoksun diye , çok ağladım sensizliğe.. Kaybettim kendimi , Yok yüreğim , Verdim sana .. Ben Kendimi kaybettim .. Hayallerimden bana işlledin , Ruhumdan Bana eser bırakmadın .. Beni arıyorum artık .. Boş , ıslak sokaklarda .. Kendimi inanki çok aradım ıslak kaldırımlarda.. Kaldırıma bakıpta , Yüzümün yansımasını görürmüyüm diye .. Çok dolaştım yalnız yalnız o sokaklarda .. Aynaya bakmaya Korkar oldum .. Her aynaya bakışımda seni görmekten .. Ya Dayanamazsa Yüreğim Bir gün .. Kaybolur giderse karsında , aynada .. Islak kaldırımlarda arıyom şimdi kendimi .. Ben yansır mıyım acaba kaldırıma .. Benim kendimi aradığım kaldırıma sen yağıyorsun aslında .. Baktığım her yer sensin.. Sen oldum .. Benim kim oldugum önemli değil .. Yoruldum aramaktan kendimi .. Yordum Yüreğimi .. Yordu beni kaldırımlar .. Korkuttu aynalar .. Ben kendimi ararken sokaklarda .. Serseri bir kuş gibi uçmuşum aslında .. Sevdanın sokağında .. Vuruldu artık artık o kuş kanatlarının altından .. Tekrar uçabileceği meçhul .. Yaralı şimdi .. Düştü Sokağın ortasına .. Kalkabilirse tekrar uçup gidecek uzak diyarlara .. Ama yaralı , Kanı fazla .. Kalkamayacak yerinden .. Kalacak sokakta .. Sevdanın ortasında .. Kanayan bir kanatla .. Koskoca sevgi ülkesinin .. Boş bir sokağında .. Umut caddesi ile zaman bulvarının arasında .. Kanadı kırık , Yüreği yaralı .. Ağlıyor , Sızlıyor , Acıtıyor yarası .. Zaman ya onu vuracak tamamen öldürecek .. Ya da duracak dünya dönmeyecek .. Sevda takviminin Kimbilir hangi gününde .. Zamanın Hangi dakikasında bilinmez .. Yüreğin yaralarının sarılacağı .. Sevda aynı hissi taşımaksa .. Aynı hayallere dalmaksa .. Paylasmaksa .. Ve ben o sokakta uçan kuşsam .. O Sokakta Kalacağım hep .. Yemin ederim sana .. Yüreğim sende olsada .. Yaram durmaksızın kanasada .. Ölümü bekleyen hasta gibi .. Bende bekleyeceğim seni .. Sevda Sokağının Tam Ortasında ... |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık