![]() |
Vazgecemedim Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme Senden başkasını hiç sevemem Ne engeller koydu kader önüme Yine de ben senden vazgeçemem Aşkın ateş oldu kahrolmam için Hasret kurşun oldu vurulmam için Günler asır oldu yıkılmam için Yine de ben senden vazgeçemedim Ne büyük bir aşktın anlatamadım Kimler gelip geçti unutamadım Uğrunda mevsimler yıllar harcadım Yine de ben senden vazgeçemedim. Ahmet Selcuk Ilkan |
Her Şey Nihâyet Bulur Hiç düşünme sen beni aşkınla perişânım, Sözüm sözdür bilesin dönersem biter şânım. Aşkın bende ebedî sensiz geçmiyor ânım, Her şey nihâyet bulur, "gidenler unutulur"! Söz bitti deyişinle damarda durdu kanım, Nedâmet sardı beni tutmuyor hiçbir yanım, Dönmek istesem bile izin vermez vicdânım, Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"! Gidişinle soldu bak tarumar gülistânım, Köşkler saraylar neymiş artık yalnız sultânım! Dönüşü yok demiştin bunda haklısın canım, Her şey nihâyet bulur," gidenler unutulur"! Mehmet Nuri Parmaksız |
Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni... Seynur İnal Sen hiç bilmedin ama, ben hep sevdim seni... Gülümsediğinde, nazlı ceylanlar inerdi yüreğimin umut pınarlarına... Kırkikindiler yağardı ansızın gönlümün vahalarına... Sen hiç bilmedin ama, bir derdin olduğunu anlardım gözlerin daldığında... İçim titrerdi, düşman kesilirdim seni incitenlere, hüzün dalgaları vururdu gönlümün kıyılarına... Sen hiç bilmedin ama, seni her düşündüğümde yıldızlar sevgiyle gülümserdi ruhumun semalarında... Keyifle uyanırdı düşlerim rengarenk şafaklara... Sen hiç bilmedin ama, gözlerin değdiğinde gözlerime, yeşerirdi bozkırlarım... Baharı yaşardım zemherilerde, sevda kuşları konardı yüreğimin ucuna... Sen hiç bilmedin ama, “Ne haber” dediğinde, denizine kavuşan martılar gibi çığlık çığlığa, kanat çırpardı sevinçlerim... Sihirli bir el değmişcesine silinirdi bütün hüzünlerim, günüm aydınlanırdı, güneşim batmazdı dağlarımda... Sen hiç bilmedin ama, kabul etmek istemesem de, kış ortasında düşen şaşkın cemreler gibi, zamansız düşmüştüm sevdana... Sen çoktan geçmiştin o yolları mümkün değildi geri dönüşün... Bilirdim vuslatın imkansızlığını, yollara düşesim gelirdi, ağlardım kuytularda... Sen hiç bilmedin ama, yas tuttum ardından uzaklara gittiğinde... Tutunacak bir daldan mahrum kalan sarmaşıklara döndüm... Köksüz kaldım, öksüz kaldım, sensiz kaldım, şu koskoca dünyada... |
Gülüşün gülüşünde bir mana var saklayamazsın sarılışında ne düşler ne düşükler sakınamazsın aynı yolları, kimsesiz mekanları birlikte özleme hasreti... yalnızlığımın dert ortağı gastrit... gülüşünde bir mana var saklayamazsın bütün iç savaşlarda rehin alındı bu yürek kandıramazsın hangi çekilişin büyük ikramiyesi bu, en uzak sevişmelerin yeni yetme utancı lakin aşk biraz da utanmaktır yaşamaktan... sakınamazsın... yeni yetmelik işine gelince o zaten hepimizin gizli öznesi Türkçe'de var bazı dillerde yok gülüşünde bir mana var saklayamazsın kime niyet kime felaket bu aşk anlayamazsın ödümüz patlıyor acı çekmekten oysa biraz da acıdır aşkın mayası... kaçınamazsın... gülüşündeki manayı saklayamazsın tutunacak verimiz yok resmi tutanaklarda gülüşünde bin yıllık hasret var saklayamazsın ............................. ............ bu yazık karşılaşmanın alnımıza çakılıyor anafikri : aşka cesaretimiz yoksa başka zaman görüşürüz! Yılmaz ERDOĞAN |
Sana Gel Demek - 3 yumruk sıkmak / kavga vermektir / sana gel demek... İmdat Özcan Sıkıca bir parka giymektir Sana gel demek Soğuk kuytular inadına Yumruk sıkmak Kavga vermektir Kime , neye , neden , niçin Sualler takılı kalırken gökyüzünde Gözü kapalı adımlar atmak Namlu namlu vurulmak Ölümsüzlük şarabını kanmaktır Yağmurları ıslatmaktır Sana gel demek Yağmur sineye düşende gel... Yürek hayta hayta çoşanda gel... Nikotinsiz geceleri aşındırmaktır Sana gel demek Pranga tutsaklığına başkaldırı İsyanın i - sidir sana gel demek Sevdanın tamamı Köz körüklemek Yangın yeri acıları boğmaktır Yangınım İstanbul ‘u saranda gel... İstanbul yangınıma gül verende gel... Uykularım bölük pörçük En hayırlı rüyalara dalmaktır Sana gel demek Kucaklamak bütün çocuklarını dünyanın Irgat teri akması ak alından Bahar vuslatıdır Gül yüzün geceme değende gel... Gülmeler kurşun olup yağanda gel... |
Ay ışığı kutsal sevgilim Fısıltıların yumuşak toprakta Ayak izlerime doluyor Sen de terkedip gitme Sularla oynaşmaya Doğur beni ışığınla Lekeli yüzüne Bulaşmış gibi yeni bir iz Şarkımızı çalıyor dağlar Haydi dans edelim özlemle Çakışsın bedenlerimizdeki giz Mırıl mırıl büyüsün başaklar Barış içinde çoğalsın sevgimiz. A.Kadir Bilgin |
TALİHSİZ Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi, Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi. Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil. Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine Ve böylece Azrail Istırabı mıhladı küçücük benliğine. Ecelin kucağında erirken çocukluğun, Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun. Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan. Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür, Söndürmekle oyalan, Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür, Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür. Cahit Sitki Taranci | |
Karanfil Korkusu Levent Ümit Temiz Bir karanfil kokusuyla Büyür yalnızlığın Bu saatlerde Hep bu saatlerde Ölüm insana Değecek kadar yakın Kapanır üzerine Ağır ağır Gecenin matem rengi kepengi Başlar yüreğinde duyguların O ısrarlı O ürperten ahengi Çocukluk Kül kedisi Pinokyo Gençlik rüzgar misali Ve birden Kapındadır sonbahar Ömür yalandır böyle Küçük bir masal kadar Sevdiklerin nerede Neden bahçen çiçeksiz Nasıl kurumuş dallar En insafsız sorular Hep bu saatlerde başlar Ah bu karanfil kokusu Bir yalanın sorgusu Büyür yalnızlığınla büyür Hep bu saatlerde büyür Bu karanfil korkusu |
CAN YARIM Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece kadere razı oldum Sevdamı kalbime gömüyorum Can yarım çok iyi biliyorum Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime Bu sevda her daim can yarında olacak... Seni sevmekten vazgeçmiyorum Sadece mecburum ve gidiyorum Bir başka ömrü tamamlayacağım Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime Kadere razı oldum Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum Bu sevdadan vazgeçmiyorum Mecburum gidiyorum... Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum... Emine Çakır |
Beni rüzgâra verme Öfkeli bir deniz gibi Üstünden atma beni Yazdığın gibi silme Yumlama parçalama Ne yapsam kırılmaz diye İtme koca dağlardan Gidip gelip ağlatma Bu bensiz yapamaz de İçimin derinlerine sakla Gösterme kimseye beni Gönlünde tut bırakma Kuşlara parçalatma Çöllere koyup dönme Gözden çıkarma beni Tam her şeyimi aydınlatırken Yeter bu kadar deyip sönme Bir gidip bir gelip Çocuk gibi oyalama Korkutma yıldırma beni Beni sakın bırakma afşar timuçin |
| Saat: 10:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık