MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 26 Şubat 2007 23:53

Uyuyan Güzel

...Uyuyan Güzel...

Bir kadın yatıyor uzanmış yatagında
Kır çiçekli perdesi az aralı,odası loş
Gümüş rengi katılmıs altından saçlarına
Mor gecelerden ışıgını süzüyor tenine,ay...

Kimdi bu güzel,hangi güzelliklerin ilahesi
Milimetre karelere böldüm o pak tenini
Sihirli bir alem arzularımla süslendi
Rüyalarına girmek istedigim bu evrende...

Bir ara uyanacagı oldu bu güzel kadının
Kelebek kanatlarını çırpışı gibi büyülü
Sanki gözle görülmeyen bir yelpaze
Ve bu yelpazeden dagılan bir hoş koku...

Bu bekleyiş amansız,dayanılmaz sabır
Bir mengenede yüregim sıkıldıkça sıkılıyor
Dokunmak istedigim dokunulmamışlıgına
Ellerim gidip geliyor,çıldırtıyor deli ediyor...

Yakup İcik

Yakup Icik


tikkymelike 27 Şubat 2007 00:29

SEN DOSTUMDUN

Sen dostumdun benim
Gülünce güneşler açan
Bulutlara,rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar.
Kayıp bir adresden geliyor sesin şimdi.
Üşüyorsun
Unutma ki dostumsun sen;
Nerdeysen orda ölmek isterim.

Ahmet Telli


kambis 27 Şubat 2007 00:50

Unutmaya Başlama
*
susadım Ömer Hayyam gibi asi isyanlarda
unutacağım doğacak aşkları şarkılarda
unutmanın şiirine başladım yalanlarda
insanlar aldatıyor gülmeyen loş sokaklarda
*
ıslak gemim su alıp yan yüzecek batmasa da
tarumar rüzgarım , esintilerim olmasa da
gözlerin var ya diye şiir yazmam bu dünyada
insanlar aldatıyor gülmeyen loş sokaklarda
*
sitemli bakıp sitemsiz konuşacak yanımda
renksiz aynayım şiirlerimi boyamasa da
sulu yağan yağmura sözüm geçmiyor yollarda
insanlar aldatıyor gülmeyen loş sokaklarda
*
Serdar San İzmir , 17.09.2006


arwen 27 Şubat 2007 01:26

Konuş susma,
Paylaş yüreğinden geçen,
İyi kötü ne varsa,
İkimiz adına.

Konuş susma,
Sevgi ise duyduğun bana,
Dök sevgini en güzel satırlara.
Beste olsun bu sözler,
Şarkılar söylensin,
İkimiz adına.

Konuş susma,
Aç kalbinin kapısını bana.
Yaşayalım bu aşkı en temiz duygularla.
Dilden dile söylensin,
Masallar yazılsın,
İkimiz adına.

Konuş susma,
Eğer hissettiğin nefretse bana,
Çöz dilindeki en ağır sözcükleri,
Anlat gözyaşlarıma.
Çağlayanlar, ırmaklar oluşsun
Akan gözyaşlarımla
Çare olsun kurumuş topraklara
İkimiz adına.

Konuş yeterki susma.
Cesaretin var mı?
Bu aşkı yaşatmaya.
Ben zaten acımı paylaşıyorum,
Sensiz ay ve haftalarla.
Yeterki artık beni anla,
Haykır ikimiz adına.


vildan bayraktar


nisan_yagmuru 27 Şubat 2007 04:53

YÜREĞİMDEN ÖP BENİ



Sanma ki zaman aşka ilaç gibidir,
Zaman; yaprağı çalan rüzgar gibidir,
Yüreğim çalı batmış toprak gibidir.
İster nadasa bırak, ister yak beni.


Çıkar ruhunu ne kaldı ki geriye…
Kabusun olur gündüzünde gecende…
İster başına taç yap, beni bu Halide,
İster götür bitpazarında sat beni…


Dalgalar vurdukça acıtır kayayı.
Kanatır döner zindan eder dünyayı.
Karabasan olurda basar rüyanı,
İster hayrına, ister şerre yor beni…


Boş ver silmeyi gözyaşlarımı,
Gücün yeterse kahkahaya boğ beni.
Bırak yanaklarımı dudaklarımı…
Gücün yetiyorsa yüreğimden öp beni…


Cafer YILMAZ-



Misafir 27 Şubat 2007 10:33

Annem Öldü Mü?

ne hız ellerini üzdün dünyadan
balanı tek koyup nereye gittin?
nasıl yok oluyormuş bir anda insan
sanki bu dünyada hiç yok imişsin..

güneş gurup etti... oda karardı...
bir anda yok oldun sen hayal gibi.
şimdi düşünürüm senden ne kaldı..
gönlünde hatıran kara hal gibi...

beni boya başa yetirdin anne
bize borçlu bildik her zaman seni
sen beni dünyaya getirdin anne
bense yola saldım dünyadan seni...

sen bana beşikte ninni çalmışsın
bugün ninni çalsam sana ben de mi?
senin şirin şirin ninnilerini
sana gaytarayım cenazende mi?

"uykun şirin olsun" diyerdin bana
"uykun şirin olsun" deyim mi sana
gerek ben başına dönüm dolanım,
beni hayat için hep uyutanım,

söyle ölümçün
nasıl uyutayım seni ben bugün?

bu nasıl dünyadır anlayamam ben,
cilvesi cürbecür, rengi cürbecür
dün öz nefesiyle seni isiden
bugün buza dönüp, taşa dönüptür

bu nasıl dünyadır...
insanoğlunun
hayali göktedir kendi yerdedir...
sağken omuzunda hayatın yükü
ölende ceseti çiyinlerdedir...
bu nice dünyadır bu nice dünya
ölüm hakikat hayatı rüya
derdimin gamımın ortağı sendin
niye yüz çevirdin ya niye benden?...
"derdin bana gelsin" hani diyerdin
niye dert ekledin derdime ya sen

annem, kimse seni darıltmamıştır,
ben seni
ben seni darıltan kadar.
şimdi kime açsam derdimi bir bir
kim benim derdime yanar sen kadar?
evin her yerinde görülür yerin
gözüm ahtarcıdır anne ey anne
"ninem" "hani" diyor küçük azerin
ne cevap verem ana ey ana
bilmem bilmem bilmem bu ölüm nedir
hayat var iken
nefesin ey anam hala evdedir
kendin yer altında taşa dönmüşsün

bugün yedin oldu...
annem yedi gün,
bizimle beraber ağlar odalar
sana
yalnız sana
sana demek için
gönlümde ne kadar bilsen sözüm var...

annem ısmarlandın anne toprağa
bu ölüm sineme çekti dağ benim
sen benim arkamda benzerdin dağa
sanki de arkamdan uçtu dağ benim...

ömrü başa vurdun altmış yaşında
altmışın üstünde durup yaşında
artık senin için durudğu zaman
benim çün dolaşır
gün olur akşam...
vakit geçer sen benden uzaklaşırsın
ben sana günbegün yakınlaşırım...

BAHTİYAR VAHAPZADE


NiliM 27 Şubat 2007 11:03

Geceye şiir

Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün;
Gelin, gelin, onu açın geceler!
Beni yâdedermiş gibi, bütün gün
Ötün kulağımda, çın çın, geceler!
Geceler çekmeyin benimçin hüzün,
Gelin siz, ruhumu tenimden süzün;
Bırakın nâşımı yerde gündüzün,
Gölgemi alın da kaçın geceler!
2
İnsanlar içinde en yalnız insan;
Düşün, taş duvara başın gömülü!
Ve kapan sükûta, granitten, taştan,
Mazgallı bir kale gibi örülü.
Gözünü tavandan ayırma ki, sen,
Üşürsün, gölgeni yerde görürsen.
Dikilir karşına, mumu söndürsen.
Ölüler içinde en yalnız ölü...

NECİP FAZIL KISAKUREK


tikkymelike 27 Şubat 2007 11:41

NE İSTER NEYİ ÖZLER BİLEMEDİĞİM YAR

Sana yıldızları indiremesem de,
Onlara ulaşabiliyorum senden bir haberle
Her an beni unuttuğunu bilsem de,
Hiçbirzaman unutamıyorum senide sevgimi de,
Seni içimde doğuran özlem,
Öldüren...
Seni öldüremem ki ben,.
Külünden doğan kuşa benzersin bu yüzden

Şiirler şarkılar söylüyorum sana
Ama sen dilimi bilmiyorsun
Bende tatlı bir düş içinde tutsaksın
Ama sen benim düşlerimi bilmiyorsun
Birde tutsak kalmayı sevmiyorsun.

Bir mektubun var kırlangıcın çatal kuyruğunda
Pencereni açık bıraksana yar.

Ne ister neyi özler bilemediğim yar!
Çocukluksa...
Bende senin için rengarenk bilyeler var,
Mutluluksa..
Hayatta bolca keşfedilmeyi bekleyeni var,
Umutsa...
Gökyüzüne bak ne renk var,
Kısacık ömründeki bir tek soluğu kaça yeniden alırsın söylesene yar.
Sensiz günüme bir yenisini daha ekle yar.
Bende sensizlikte tükenmeyen sevdan var.

Elçin Orhan


Misafir 27 Şubat 2007 15:44

deli dolu geçtik ateş hatlarından
sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
sevdikçe korktum
korktukça daha çok sevdim
er geç birbirini boğacaktı bu duygular biliyordum
neden sonra farkına varıyor insan
ayağına takılan bütün taşları
yoluna kendi döşediğinin

senin yarınlara inancın benden yüklüydü
daha cesaretliydin
planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
er geç açacaktı biliyordun
deli sevdalı çocuk ruhumun
nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
değersiz değerlere sırt dönmüş güvenli saflığında
bir sonsuzluk buldun kendine
ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
sonra birden
yeşil bir kentte
ılık bir yaz gecesine astın beni

sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
ödedim
cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
son sözün
ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
anılar kemirdi yüreğimi
felç oldu hislerim
zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
tek bir saniye bile süzülmüyordu
ters çevirmeye cesaretim yoktu
çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
korkağı olmuştum

aşkların sonrasında hüzün vardır
ya sen hüznü boğarsın
ya da hüzün seni boğar
ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
yaralı kuş rolüne soyunacağına
yürümeyi denemelisin
hayata dönmelisin

bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
ve sonunu infaz ediyordu içimde
o gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
ölen ben olurdum
o gece
hayatın lekesiz bir anında
seni intihar ettim
şimdi katil benim

artık güncemde bir boşluksun
yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
ve sana ait sandığım her şeyin
aslında benim olduğunu öğreniyorum
hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
kendimi keşfettikçe
seni kaybediyorum
ve ufkuma sensizliği
korkusuzca geriyorum





Kahraman TAZEOĞLU


tikkymelike 27 Şubat 2007 15:57

İSTERSEN AL GÖTÜR BENİ

Ölümsüz gülüşünle başlıyorum
Her güzelliğe her sevince
Bir yağmur ince ince
Sürerken beni başka zamanlara

Zamanla yorgun hanlara
Dönüyor işte gördün herşeyim
Kuru topraklar gibi dağılıyor belleğim
Sınırsız bir boşluğu süre süre
Yorgunum çok uzaklardan geldim
Kaygılar sıkıntılar yaşadım uzun uzun
Korkuyu yakından tanıdım
Ölümsüz düşmanı oldum korkunun

Şimdi bakışınla bağlanıyorum
Kocaman bir dünyaya umutla
Bir akşam aşılmaz kaygılar
Çağırırken beni sonsuzluğuma

Sıcaklığın beni alıştırıyor
Soğuk ve yağmurlu akşamlara
Üşümüş bir kedi gibi sığınıyorum
Ellerine ayaklarına saçlarına.

Afşar Timuçin


Misafir 27 Şubat 2007 16:28


Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Eh ne yapak hemşerim?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!
Bulgar mı? Allah kerim.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Aman ha aman aman,
Hiç boşuna ağlaman,
Bize umut bağlaman,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Evet Bulgar domuzu,
Asıp kesiyor sizi.
Siz de anlayın bizi!
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Öyle deme be gardaş,
Baş kesiyor Bulgar baş...'
Ne yapalın arkadaş?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Yunan da uzattı dil,
Tutturdu oniki mil.
Fakat önemli değil,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Yahu yirminci asır,
Yamyamlar hür, Türk esir'
Yani bizde mi kusur?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Şimdi desek Türk heder...
Elâlem Turancı der.
Neme lâzım birader.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Özbeöz gardaşız be...
Bulgar vururken darbe,
Hala mı tövbe... tövde...
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Düşmüşsünüz denize,
Ârif ne yapsın size?
Atamız dedi bize,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!
Ozan Arif


tikkymelike 27 Şubat 2007 17:17

ACI BUDUR

Sen gittin
Herşey yarım kaldı
Herşey değişti
Kuşlar bile uçmaz oldu
Dağlar bile durgun
Ne senden haber ne sesin çıkıyor
Bu koca dünyada kalmışım yalnız
Ne desem değişmiyor
Gözyaşlarım dinmiyor
Acım geçmiyor
Herşeyim gitti
Sen gittin
Bir yanım ölü
Bir yanım kan ağlıyor
Ne kaldı ki
Bu çile benim
Bu keder benim
Ölsem ne fark eder
Ne bu dünyada benim oldun
Ne öbür dünyada benim olursun
Her yerde sensizlik
Oysa nasıl sevmiştim be
Her şeyim dedim
Canım dedim
Ölürüm dedim
Ama gitti
Olmadı benim olmadı
Benim değil o
Kader kısmet derler ya
Benim yazımda bu
Sensizlik.

Zeynep Şahin


Misafir 27 Şubat 2007 18:02


* Emanet *

* Emanet *

Emanetse bu can bedende
O zaman nedir ki bu elem üzüntü niye
Mademki terk edecekse seni, bir gün bir yerde
Hazır ol emaneti teslim etmeye

Hüseyin Topçuoğlu
Hüseyin Topçuoğlu


blood_lovee 27 Şubat 2007 21:23

Çağırsan Gelirim

Bir zamanlar seni sevmiştim
Üstelik uzaklarda olmana rağmen
Ama seni sevdiğimi söyleyemedim
Kim bilir şimdi sen nerdesin.

Ne yapıyorsun bilmiyorum
Hayatında başkaları vardır belkide
Bense yine kalem elimde
Bembeyaz kağıt ise önümde.

Senin yanımda olduğunu hayal ederek
Bir şiir daha yazıyorum sana
Kim bilir belki bir serap görüyorum
Uyumadığıma rağmen.

Bir hayal görüyorum ne görürsem
Göreyim hep sen varsın aklımda
Biliyorum ki sen nerdesin
Ben nerdeyim ama bunu iyi bilki
Çağırsan gelirim.

Emrah Seyfeli


Nephthys 27 Şubat 2007 21:57




Adın Aşk Şimdi Senin

büyük gürültülerin içinde
sessiz sedasız alev alıyorum
aklımı tuz buz ediyor
yalnız bakışların
ve hep kanıyor fotograflar
şimdi ben aşk denilen makamdayım
ağdalı...
ağır aksak...
bir gezegenin adını ezberliyorum
yıldızları daha çok seviyorum
ve hiç kimsenin bilmediği sancının içinde
bazen sen oluyorum
benden habersiz...


içimden geçen tüm şarkılar
önce sana uğruyor
sonra gelip bir güzel...
beni dağıtıyorlar
rüzgarlara küsüm
kokununla sarhoş edip
dalga geçiyorlar
ve hüzzam makamının kapısında
bir kor aşık biliyorum
bazen bana benziyor
bazen sen
oluyor
kimliğini tam bilmiyorum...
ama gülüşü çınlıyor...
martı çığlıkları geçiyor
istanbul sen kokuyor
doğduğum yeri aklıma getiriyor
bütün yolculukar
ve kendi memleketimde
kendi iç yolculuğuma yabancı
ve hiç bir gişede
mutluluk bileti kesilmiyor...
beni bilirsin
yağmur gibi adamım
ağlarsam bütün şehir ağlar
gülersem...
ya kıyamet kopar
....


aldatıyorum kendimi hasretle
bünyem kaldırmıyor ihaneti
ama böğüren bir hayvan var içimde
mutlu mutsuz
kemiriyor beni
sömürüyor
sensiz bir zehir biliyorum
felç ediyor
öldürmüyor
yaşatmıyor aynı zamanda


hangi aydayız
hangi zamanda
saatler çiğniyor diş aralarında
beni
ve seviyorum kahretsin
unutuyorum her saniye
hatırlayarak seni
yine bitiyor
yine başlıyor
yine ölüyorum
ben hangiside yaşıyorum
bilmiyorum...



'haziranın ortasında çığlık çığlığa kar yağıyor... ve ben eriyorum bir kadının içinde...benliğim aranıyor... hükümsüz bir aşık bulunursa tanınır sevgisinden... herşey şimdi sen olmaya hazırlanıyor'


Mustafa Yanardağlı


Mystic@L 27 Şubat 2007 22:00

Annem Öldü Mü?

ne hız ellerini üzdün dünyadan
balanı tek koyup nereye gittin?
nasıl yok oluyormuş bir anda insan
sanki bu dünyada hiç yok imişsin..

güneş gurup etti... oda karardı...
bir anda yok oldun sen hayal gibi.
şimdi düşünürüm senden ne kaldı..
gönlünde hatıran kara hal gibi...

beni boya başa yetirdin anne
bize borçlu bildik her zaman seni
sen beni dünyaya getirdin anne
bense yola saldım dünyadan seni...

sen bana beşikte ninni çalmışsın
bugün ninni çalsam sana ben de mi?
senin şirin şirin ninnilerini
sana gaytarayım cenazende mi?

"uykun şirin olsun" diyerdin bana
"uykun şirin olsun" deyim mi sana
gerek ben başına dönüm dolanım,
beni hayat için hep uyutanım,

söyle ölümçün
nasıl uyutayım seni ben bugün?

bu nasıl dünyadır anlayamam ben,
cilvesi cürbecür, rengi cürbecür
dün öz nefesiyle seni isiden
bugün buza dönüp, taşa dönüptür

bu nasıl dünyadır...
insanoğlunun
hayali göktedir kendi yerdedir...
sağken omuzunda hayatın yükü
ölende ceseti çiyinlerdedir...
bu nice dünyadır bu nice dünya
ölüm hakikat hayatı rüya
derdimin gamımın ortağı sendin
niye yüz çevirdin ya niye benden?...
"derdin bana gelsin" hani diyerdin
niye dert ekledin derdime ya sen

annem, kimse seni darıltmamıştır,
ben seni
ben seni darıltan kadar.
şimdi kime açsam derdimi bir bir
kim benim derdime yanar sen kadar?
evin her yerinde görülür yerin
gözüm ahtarcıdır anne ey anne
"ninem" "hani" diyor küçük azerin
ne cevap verem ana ey ana
bilmem bilmem bilmem bu ölüm nedir
hayat var iken
nefesin ey anam hala evdedir
kendin yer altında taşa dönmüşsün

bugün yedin oldu...
annem yedi gün,
bizimle beraber ağlar odalar
sana
yalnız sana
sana demek için
gönlümde ne kadar bilsen sözüm var...

annem ısmarlandın anne toprağa
bu ölüm sineme çekti dağ benim
sen benim arkamda benzerdin dağa
sanki de arkamdan uçtu dağ benim...

ömrü başa vurdun altmış yaşında
altmışın üstünde durup yaşında
artık senin için durudğu zaman
benim çün dolaşır
gün olur akşam...
vakit geçer sen benden uzaklaşırsın
ben sana günbegün yakınlaşırım...

Şubat 1963
Bahtiyar Vahapzade


Misafir 27 Şubat 2007 22:16


Hepsi Bu

Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

işte hepsi bu kadar...
Yılmaz Erdoğan


blood_lovee 27 Şubat 2007 22:34

Mutlu musun ?

Mutlu musun yokum artık?
Hiç olmadığım gibi yok ettim kendimi sende...
Yılları derleyip topladım yüreğimde
Kilitler vurdum en derin mahzenine anılarımın
Sessiz sedasız geldin...
Bir enkaza koyup gittin.
Mutlu musun?
Sevgimi sorguladın, katli vaciptir dedin sonunda
Kırdın kalemi....
Ya yüreğimi?
Mutlu musun ey mavi gözlü yalnızlık?
Söylemek istemediklerimi aldın dilimden nihayet
Nihayet isyanlarımı tetikledin
Sessiz sedasız yazıp çizerken sevgini
Bir gök gürültüsüne iliştirdim ben sana nefretimi
Mutlu musun?
Oysa ben bende yaşa istedim
Sen olmasanda sensizliği sevmiştim...
Bir şey istemedim,beklemedim...
Çok mu sustum diyorum kendime şimdi
Ya da çok mu sağır oldum?
Çok mu kör?
Nerde hata ettim?
Çok mu bekledim seni?
Çok mu tükettim yoksa hiç olmadığın halde?
Mutlu musun?
Bak yokum artık...
Gittim...
Gelmeyeceğim, bir daha bekleme!

Çiğdem Selçuk


Misafir 27 Şubat 2007 23:11

Piknik

Terinos bu Pazar
Hanımı ile beraber piknik yaptı
Bir ağacın gölgesine yattı horladı.
Köfte dumanı ile uyandı

Keliternos mangalı yakıp
Köfte kızarttı
Çayı da piknik tüpte demledi.
Terinos köfte yedi,

Üzerine üç bardak çay içti,
Tekrar ağacın gölgesine uzandı,
Horul horul horladı.
Akşam oldu, evlerine döndüler,

Terinos bu Pazar piknikte
Üzerinden stres attı
Ufak tüpte demlenen tavşan kanı çaydan
Üç bardak içti,
ağacın gölgesinde kendinden geçti.

Amcası Benekliporos’u dinlemedi aksine
Köfte yedi
Kekik suyundan da hiç içmedi.
Tütün tabakasını yanından eksik etmedi.

Terinos iyi dost
Bunları yaparken çok samimiydi.

Mehmet Akif Tiryaki


arwen 27 Şubat 2007 23:13

İnsan bazen güzel sözler duymak ister.
El ele dolaşırken sahil kıyısında,
Duygu dolu bir şiiri dinlemek sevgiliden,
Rüzgarın ılık esintisinde yıldızlara kavuşmak,
Derin bir soluk alırcasına yıldızları avuçlamak yakalamak ister.

Dalgaların savurduğu damlacıkları teninde hissederken,
Kalıcı aşklara dair ne var sa içini dökmek ister.
Deniz de parıldayan ışıltılar da sevdiğinin gözlerinde aşkı okumayı bekler.
Sevenin kalbi kabuğundan sıyrılıp bir dikeni atar gibi deriden kopmak ister.
Bir tatlı gülümseyişte bin umut besler.

Ruhunun derinliklerinde saklı tüm incileri kum tanelerine serpmek,
Arzularını sızılarını çığlıklarını sevgiye dair ne var sa paylaşmak ister.
Ay ın karanlığı güneş gibi yakar tenini aşığın,
Aşk ürkek bir çocuk gibi savunulmak yeni doğmuş bir bebek gibi ilgi ve sevgi ister.
Anlamayana aşk karabasan bir romandan beter.

Bir dokunuş,
Bir bakış,
Bir gülüş aşkı anlatmaya yeter.

Aşık olmak ve aşka layık olmak
Aşkı yaşamak ve sürekli kılmak yürek ister.


tarık sasaoğlu


Misafir 27 Şubat 2007 23:25

Bodrum Akşamında

Düşün ki ozansın şiir yazarsın
Doğan Ümit Aksel'dir senin adın
Bir yaz akşamında Bodrum'dasın
Uzanıp gökteki gülen mehtabı
Denizden yakamozları yakalarsın

Ekmek ağzındaysa aslanın
Peşinden koşuyorsa insanın
Onlara boş gözlerle bakamazsın
Masanda peynir ekmek kavun rakın
Birde yanındaysa güzel bir kadın
Sevişmez de be canım ne yaparsın

Doğan Ümit Aksel


arwen 27 Şubat 2007 23:29

İnsan arar durur gülümseyen bir çift gözü.
Bir yaşlının bakışlarındaki acı,
Bir gencin dalgın duruşundaki hüzün,
Bir çocuğun buruk ifadeli yüzü.
Asık ve öfkeli simalar üşüşür.
Sis çöker üzerime önümü göremem.
Suçluluk duygusu kaplar benliğimi.
Ayaklarım benden habersiz yürür.
Ruhlar alemi adeta hayalet gemi limanda.
Koyu bir ıssızlık bu nasıl işkence.
Riyakar suratların sahte gülüşleri.
Proğranlanmış bir robot gibi karşımda.


tarık sasaoğlu


Misafir 28 Şubat 2007 00:00

Ebru(li) Delice sayıklamalar



Sevdaların olmalı
Başın düştüğünde yastığa
İnci bir köprüden geçmeli düş ülkesine
Kağıttan bir kayık taşıyabilmeli
Mısraların kıyısına
Çakıl taşları fısıltısında
Şarkılarını duyurabilmeli gece.

Kavgaların da olmalı
Yumruk sıkımında inmeli öfkeler
Büzüşen dudaklarında
Kilitsiz küfürler
Namus belasına inat
Mor pişmanlıklar olmalı bedeninde
Ve parmak izleri yitik isimler

Sevişlerin olmalı
Tülden siyah gecelik altına
Aşklar konmalı kelebek kanadında
Teninde tek tek kabarmalı nefsin
Dudaklarında tadı sevgilinin
İki kadeh tokuşmalı
Ve hırçın bir tango soymalı seni ulu orta

Gidişlere inat, gelişlerin olmalı
Suskunluğuna bıçak bıçak saplanmalı gülüşler
Keşkelerin hasır altından çıkmalı
Gözyaşına sebep her isim kanamalı
Hatta korkmalı
Ekmek arası katık et sancıları
Ve gebe kal başı dik duruşlara

Gölgeni koyabilmelisin cebine
Adımların mehter ritminde
Şehir titremeli gelişinle
Gelişinle mevsimler değişmeli
Nisana taşınmalı hazan sarısı
Marta sarılmalı Temmuz güneşi
Ve bir dalga düşmeli saçlarından

Teninde tuzunu tatmalı aşk.
Hani sen yazamazsın ya
Koca şehir seni yazmalı
Ay düşen ebruli rüyalara.
Ve bil ki aşk lazım sana
Kalemindeki suskunluk bu yüzden
Hadi, pencereyi arala.

Arzu Altınçiçek


Misafir 28 Şubat 2007 00:03



Hepsi Bu

Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

işte hepsi bu kadar...
Yılmaz Erdoğan


arwen 28 Şubat 2007 00:06

Korkma bir tanem, ben buradayım
Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim
Sen bana bakmak için yorulma sakın
Ben senin baktığın her yerdeyim
Sigaranı yiğitçe yak ve karşıma keyfince kurul
Seni mağlup etmek isteyen düşman karşısında beni bulur
Biz bir kere söz verdik mi, sözümüz namusumuz olur
Korkakların işidir sinsi sinsi dolaşmak
Palavralar atıp iftiraya bulaşmak
Onları boş ver sen
Hayatta bir sen bir de ben
Feleğin çemberinden kaç kere atlamışım
Dertleri, kederleri toplayıp katlamışım
Ben seni unutmak için sevmedim ki
Benim hançerim senin yanında kedi yavrusu olur
Gözlerim şahin yuvasında bir annenin bakışı
Senin sırtın benim sırtım gibi güvende durur
Ben seni unutmam, unutamam
Korkma bir tanem, ben buradayım
Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim
Sen bana bakmak için yorulma sakın
Ben senin baktığın her yerdeyim



seyit burhanettin akbaş


Misafir 28 Şubat 2007 00:32

BİR KEZ DAHA
kocaman sözler edebilmeli insan
küçük gölgelere sığınmadan
acıyı sevmeyi de öğrendim senle
ahh acı çektiğini görmesem


___ne yere sığar
ne göğe
___yokluğun



sabitsin işte
ve
bir sırt ağrısı kadar yakın
sızlıyorsun ya en derinde
en özlediğimsin
sahip olamadıklarım içinde



___ne bana yeter
ne sana
___çokluğun



doğmalıymış insan
ve doymalıymış bir ömre
bir hayat bir hiçken
çok şey olabiliyormuş
bir günlük vuslat
özlem dolu yüreğe



___ne sana doğdu
ne bana
___güneş




yakarışımda saklı
yalnız sana adadığım
köklü sevdam
bir damla terin
düşer ya alnıma
işte o an son bulur
çatallanmış puslu tasam


___ne seni anlar
ne beni
___dünya



Bir kez daha avuçlarımdan akmalı yüzünün kokusu, sıcağında erimek yemin olmalı dudaklarımda.Kıyısına adın yazılmamış umman kalmamalı.Duyduğumda sesini, yer gök yarılmalı, özleme bulanmış kanım durmamalı damarımda.Şükretmeliyim uykuya en yakın olduğum an ve uyandığım ilk dakika.Çünkü….Çünkü sen bir armağansın bana...


Bil ki bir kez daha karışmazsa bakışlarım bakışlarına....

___ne seni kabul eder
ne beni
___ölüm


MeHTaP



MaKaLeLe 28 Şubat 2007 00:33

Ağıt ve Raks

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu |


arwen 28 Şubat 2007 00:47

Her şey yeni bir başlangıç sanki..
Bir bebeğin gülüşü kadar sıcak,
Bir kadının ağlaması kadar içten...
Ruhum kapılmış gidiyor bu içtenliğe..

İlham veriyor sanki ruhum bana..
Bugün ne yapsam boş sanki ama..
İçimdeki o büyük fırtına..
Kopucak sessizliğin uğultusuyla...

Hissediyorum bugün hissediyorum...
Yorgun, hasta ve hatta evde olsam bile..

İnleyen rüzgarı dinliyorum bugün...
Bugünler hep başkaydı..Yarın da başkaydı.. Başkalar hep başkaydı...

Birileri olsa bile hep kimsesizdi günün...
Acı çekse de ruhun belli etmez bedenin...

Gene sarhoş akşam, gene çarpıyor yüreğim...
İzmir' in hiç bitmeyen hasreti oldu yüreğim...

Sensizlik olsa bile...
Sensizliğe alışmış hayallerim...
Savrulur rüzgarda,savrulmuş bedenim


ebru safir


Misafir 28 Şubat 2007 00:50

Kehribar Koyusu(aruz)


...........
ya tesbihin imamesinde kehribar koyusu
ya sen bu hüznü yaşayan büyücünün karısı
ya ömrünün silinen on sekizi çok yorucu
ya öldüren cevelanda geleceğin akışı
.........
ya görmeden göreceksin bahaneler taputu
ya dehlizin sonu hüsran yazılacak kitaba
ya derdini ilanından alacaksın bu yolun
ya kaptıran seferindeki aldıracağın hisara
.........
şu ol,bu ol, sebebinin tevatürü ol soyun
benim ol dendiği serdar ol ekreminde soyun

Me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün

Ahmet Serdar..


Misafir 28 Şubat 2007 01:09

SENİNLEYİM

Uçurumsan akarsu
ışıksan pervaneyim
ne kadar derin düşsem
o kadar şelâleyim

Girdap isen ilk damla
semahsan semazenim
ne kadar başım döndürsen
o kadar divanenim

Ateş isen küllenen
düş isen düşleyenim
ne kadar sende isem
o kadar kendimdeyim

Ali Rıza Kars


MaLiNBeR 28 Şubat 2007 01:23

Canım İstanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

Necip Fazıl Kısakürek





Acı Şiir

Bir yerleriniz yaralanmıştır mutlaka, ya düşmüşsünüzdür çocukken, ya da
incinmişsinizdir aşıkken

Kapanmaz sandığınız ne yaralar kapanmıştır
Durmaz sandığınız ne kanlar pıhtılaşmıştır kabuk bağlayıp
Hani efkar bir sis gibi çöktüğünde başınıza
Bir yüz ararsınız
Tüm yüzlerle yerdeğiştiren gözlerinizde
Yaranızı kanatan
Hep ağrıyan yerinize değmek istercesine
Mazoist bir duygu çöreklenir beyninize
İşte o zaman
Yalnızlığın atlıları
Boşanıp dizginlerinden
Karanlıkları getirirler doludizgin
Bir dönülmez sefere çıkar düşünceler
Tozduman içinde göz gözü görmez
Ve anlaşılmaz sesler
Çıkararak
Bağırarak
Haykırarak
Duyulmak istersiniz
Duyulmazsınız
Kanayan yerleriniz görünmez karanlıkta
Yalnızsınızdır yalnızlıkla
Yüzler silinir
Acılar diner
Gün ışır
Yorgun bir gecenin sabahına

Yaşananlar zamana karışır
Ve insan yeni acılar için
Geçmiş acılara alışır.


Oğuzkan Bölükbaşı


arwen 28 Şubat 2007 01:31

Hiç tanışamadık galiba senle
Gördüğüm kadın sen,
Belki,
Hiç sen olamadım…
Ne anlamın olduğunu,
Kime yazıldığını kadınım
Hiç anlayamadım…


mahmut koray biber


arwen 28 Şubat 2007 01:37

Nasıl yavaşlar kalbim
yerine döner mi bir daha
bak karnımın üstünde bir ateş
nasıl da titriyor düşüncelerim
ya gelmesen
nasıl eskisi gibi olabilirim

En iyisi uyumak
sen gelene dek aklım kalmaz yoksa
ama ya gelmesen
şimdi nasıl geçecek şu iki saat
bak gittikçe geriliyor her tarafım
ya gelmesen
nasıl dönerim yokluğuna bir daha
karnım ağırlaşıyor
göğsümde ağrılar dolaşıyor
şimdi ne yapsam
aklımı nasıl durdurabilirim şimdi

En iyisi uyumak
ama ya gelmesen
nasıl uyanırım


masum elmas gül


SiMYaCı 28 Şubat 2007 08:11

DESEM Kİ

Desem ki
Vakitlerden bir nisan akşamı
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Desem ki
Sen benim için hava kadar lazım
Ekmek kadar mübarek,su gibi aziz bir şeysin
Nimetsin nimettensin
Desem ki
İnan bana sevdiğim inan
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini
Rüzgarla,nehirlerle,kuşlarla beraber
Günlerden sonra bir gün şayet
Sesimi fark edemezsen
Rüzgarların.nehirlerin,kuşların sesinden
Eğer sesimi fark edemezsen
Bil ki ölmüşümdür
Fakat yinede üzülme
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve
Neden sonra tekrar duyduğun
Gün sesimi gökkubbede
Bil ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm
Ve seni arıyorum demektir…..


Cahit Sıtkı Tarancı





Mystic@L 28 Şubat 2007 09:55

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu


tikkymelike 28 Şubat 2007 09:57

ANİDEN

Bu nasıl bir acı
Bir acı var içimde hiç bir şeye benzemiyor
İmkansızlığın korkusumu...
Sevginin verdiği ızdırarmı
Nedir bu adını koyamadığım
Çaresizliğim gün gibi açık
Sabır...gönlümün söylediği
Gönlümün her defasında duyduğu şarkı
Nakarat gibi dilinde sabır sabır
Gelmeyecek sanki beklenen günler
Değmeyecek mi...?beklerken geçen yıllar seneler
Satırlara dökülen tek tek heceler
Bir dileğim var yalnız Rabbimden
Kavuştur artık bizi
Hiç beklemeden...
Aniden...

Ayla Yaşar


tikkymelike 28 Şubat 2007 10:16

ÖNCE KİM TERK ETTİ BENİ

Ellerimden aldılar yüzünün haritasını
İçimden siliyorlar..
Dur diyemiyorum..
Yılların getirdiği her şeyi
Bir yalana sildiriyorlar şimdi
Sessiz telefonların
Gözyaşlarında akla gelen numarasını
İsimsiz bir kimliğe yakıştırıyorlar şimdi..

Gidişinden bir ömür geçti sanki
Söylenmeyen sözlerin mahkumiyetin de
Yaşanıyor yalancı karlar
Zaman sensizliğe sürüklüyor
Etrafta tanıdık yüzlerin hala acınısı bakışları.

Değişen ben değilim,değişen ne şimdi...
Kim gitti önce benden..
Kim terk etti beni..
Zamana yayılan ayrılık kokusu..
Sevda değil şimdi..

Kabuk tutmayan yaraların alışıldık sancıları var yine bu gece.
Bu sabah kalktığımda yoktun...dün sabahta..yarın da yok..
Önce kim terk etti beni...

Aylin Ön


Nephthys 28 Şubat 2007 12:28

Adimla Nasil Berabersem


hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
bir dakika bile çikmiyorsun aklimdan
kosar gibi yürüyüsün
karanlikta bir isik gibi aydinlik gülüsün

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
uzak uzak yildizlarla çevrilmis kainatin
karanlik bosluklarinda akip giderken zaman

adimla nasil berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluga inanmis olmanin gururuyla rahat
koltugumuzun altinda birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
ayni sartlar altinda kismet olmiyan
gerçekleri görmenin aydinligi alinlarimizda

hacet yok hatirlatmasina seni hatiralarin
sen bana kalbim kadar elim kadar yakinsin .

Attila Ilhan


Misafir 28 Şubat 2007 13:27


Ay dolunay

ay
seni yaşatıyor bana sevgili
yakamozlarla deniz beni
uzakları okşuyor ay ışıkları
kolların bomboş bilmekteyim
hissetmek
medcezirlerini bütün denizlerin
aşk cığlıklarını evrenin
yakomazların
çakıltaşlarının
tüm şarkıların sesinde
baktığım noktadan aydınlıkların
yansımasını anılarımın
sen ben ve nevbaharın
artakalan
zamane aşklarından
dolunay zamanlarının
yarımdan
iki karanlık
iki ay
gelişinden belli
mehtap
ay
dolunay

30.06.2004
Nevin Kalafatoğlu


tikkymelike 28 Şubat 2007 13:54

DÜŞEN SEVDA

Gecenin nemi düştü gözyaşıma
Ağlamak yoktu yüreğim
Bu son vedada
İstemesemde durmaz akar yaşlar
Ben gecenin tutsağıyım
Boşa bütün çabalar
Hem ne olur korkutsa her geçen gece
Zaten sen öldürüyorsun beni
İlmek ilmek hece hece
Gece korkutur sen öldürürsün
İkinizde birbirinizden üstün
Bir farkınız var şaşırtıcı
Ama bir o kadar da kırıcı
Gece bir getirir bir götürür
O korkunç karanlığı
Sen bir getirdin ayrılığı
Ne atmak var ne satmak
Ne de duymak
Düşen sevdamızın dev çığlığını...

Ömer Çetin


Misafir 28 Şubat 2007 14:16


İzdüşüm

Kayboldu düş
Yaşamı esir aldı hüzün
Düş müydü yitirdiğimiz
Yarınlar mıydı yavaş yavaş uzaklaşan
Yakamozlarda

Eskidi umut
Sağanaklara hükmetti ihanet
Hain miydi olmayacak yarınları vadeden zamana
İzdüşümlerde
/ Tenler miydi ak döşeklerde kirletilen

Kalp ağrısı değil miyiz artık
Sararmış takvim yapraklarında…
Özgür Deniz


Misafir 28 Şubat 2007 15:35

Kırlangıçlar Dönendir

Sensizliği anlatıyorum şimdi
... kalbime,
Paramparça edip bıraktığın düşlerimi
......topluyorum.

Sayıyorum bir bir bir elde var
..bir.
Binlerce kez ufalayıp atsamda
...etrafa,
Yine bu deli rüzgarlarla gelen
..sesindir.

Yine,
Gidiyorum o mahsun
... ağaç altında
Sedirlerin rengi değişmeyen
....dünyama.

Dizlerimde uyutup
...... masallarımı,
Söylüyorum ki hep, belki
.......bu gelendir.

Gidiyor ömrümden geçmişte gidenler
.... kadar,
Ne kadar senli saydığım varsa
...gün.

Çok iyi biliyorum ki böyle sürecek
.... bu sürgün.
Olsun diyorum,gülsün yeterki,
...belki sevinendir.

Bakarsın, kırlangıçlar erken döner i
...ikinci yaz.
Tertemiz duyguların bu defa
.......saflık sayılmaz.
Düş diye kandırıldığın dünya
...yanılmaz,
Kan bir defa daha, belki
....kırlangıçlar dönendir.

Dilek Ünaldı


Misafir 28 Şubat 2007 16:11

Ağıt ve Raks

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu


Misafir 28 Şubat 2007 17:47



Acı bir hayat.

Bir tek senin aşkın mı aşk?
Sen misin sevda yanığı kaçak
Ben seni sevdim seveli yandım
Yandım,yandım sende söndüm

Hayat bana bir dargın bir barışık
Her günüm senle karma karışık
Çakmak, çakmak gözlerinde ışık
Senin sevdan bende, barut fişek

Ulaşılmayı beklerken ayrılık
İkimizin kaderi olsa gerek
Bana ayrılık yazan felek
Sensizliğini bana giydirecek

Yapma be sevdam ağlama artık
Bu kader senin değil benimdir
Sana gelen bu ayrılık, firak
Bende oluyor acı bir hayat
Alaaddin Uygun


nisan_yagmuru 28 Şubat 2007 18:10

Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .


Yavuz Bülent Bakiler


nisan_yagmuru 28 Şubat 2007 19:31

SON CEMRE



DERİN VE YALNIZ KARANLIKLARIN ARDI SIRA,

KIZILA DÖNEN SEHER VAKTİNDE,

GÜNEŞ GİBİ DOĞACAĞIM UFUKTAN

GÖRECEKSİN BENİ MAVİLERİMLE

DAĞITARAK TÜM SİSLERİ

YENİDEN DOGACAĞIM DAĞLARDAN

BU DOĞUŞ SANA OLACAK.

IŞIĞIMLA CANLANACAK DOĞA

FİLİZLER STİL ATACAK TOPRAĞA

BİNBİR BÖCEK CANLANIP

ÇİĞDEMLER ÇİÇEK AÇARKEN

GÜLLER TOMURCUĞA DÖNECEK.

BİR KOZADAN BİR KELEBEK

CANLANIP UÇACAK RÜZGÂR ÖNÜNDE

BİRDEN HAYAT GÖKKUŞAĞI ALTINDA

NEŞEYE SEVGİYE DÖNECEK.

YAŞAM YENİDEN BAŞLAYACAK.

SEN BİR CEMRE OLACAKSIN

TOPRAĞA DÜŞECEKSİN

SUYA DÜŞECEKSİN

GÖNLÜME DÜŞECEKSİN.

Cahid Aylar-



Misafir 28 Şubat 2007 19:43

Hüzün Adres Değiştirir

Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
Fazla sürmez hatanı fark edişin,
Hasret eken, hüsran biçer sevdiğim.

Adet ettin aşk dersini asmayı,
Hüner saydın sırra kadem basmayı,
Yetti artık çok denedim susmayı,
İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

Nice avcı bende silah sınadı,
Geri tepti,sineleri kanadı,
Kırılsa da yüreğimin kanadı,
Yine açar, yine uçar sevdiğim.

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
Yine bulur, yine içer sevdiğim.

Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
Hüzün adres değiştirir zamanla,
Benden geçer,sana göçer sevdiğim.

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta aşık Daimi,
Bu da gelir,bu da geçer sevdiğim.

Cemal Safi


Misafir 28 Şubat 2007 19:49

Adım Sessizlik

Kilitleniyorum kendi halime,
Odalar üzerime yürüyor,
Karanlık adeta bir mızrap gibi kalbimi parçalıyor,
Korkuyorum avazım çıktığınca bağırıyorum,
Sesim çıkmıyor sadece sessizliği duyuyorum,
Sessizlik çınlıyor kulaklarımda,
Kitleyen anahtarlar değil,
Yürüyen odalar değil,
Karanlık bir vahşet değil,
Bunları yapan sensin,
Benim adım sessizlik beni bile duyabiliyorsun,
Kaç,git,bağır,ağla....
Sonunda hatayı yapan yaradan değil,
Sensin diyor.
Gerçeğe erişeceksin aydınlığa çıkacaksın,
Bir gün bu hayattan sende zevk alacaksın,
Her hatıra defterinin başına yazılanlar gibi,
Hala vakit var,yolun başındasın,
Bu yüzden beni adım rüya,
Uyan artık diyor.
Bir çalar saat'in sesiyle,
Gözlerimi açan ben,
Hayata sarılıyorum...
Artık sessizliğin adımları yerine,
Kuşların sevinçle ötüşen seslerini duyuyorum.....

Arzu Saim


nisan_yagmuru 28 Şubat 2007 19:54

HÜZÜN

Duyguluysan işin zor,
Yaşamda yeniksindir.
Duyguluya sor,
Ona aşkları da acı verir.

Hep bir karanlığa uyanır, yalnız:
Düşleri gerçekleri, gerçekleri düşleridir.
Aldatsanız, aldansanız,
O hep bir karanlığa uyur gibidir.

Hiç ölüsü yoktur,
Herkes, her şey anısındadır.
Geleceği geçmiş'in gözünden okur;
Hep bir yangının bacasındadır.

Gülerken bir düğündür, acı-son'lu,
Aldatılara uğurlayan gelinlerini.
Bir çocuk bahçesidir, renk-renk balonlu,
Savaşlara uğurlayan bebeklerini.

Sinmiş her şarkıya, her uyanı'ya, uykuya,
Ölümün yaşayan kardeşidir.
Hep sezer, sezdikçe duyguluya
Yengiler de hüzün gelir.
"
Özdemir Asaf


Misafir 28 Şubat 2007 20:23

KIRILGAN

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

MURATHAN MUNGAN



Saat: 07:56

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık