![]() |
Cumhurbaşkanı kalemi cebe indirdi Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, bir tükenmez kalemi gizlice cebine koyarken görüntülendi.Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclas Klaus, Şili'de bir basın toplantısı sırasında bir tükenmez kalemi gizlice cebine atarken görüntülendi. Çek Cumhuriyeti devlet televizyonu tarafından Klaus'un Şili'deki basın toplantısındayken çekilen görüntülerde, Çek Cumhurbaşkanı Şili Devlet Başkanı Sebastian Pinera'nın yanında otururken görünüyor. Klaus, Pinera kendisine 'hoşgeldin' derken bir kalemi eline alıyor, dikkatlice inceliyor, ellerini masanın altına alıyor, ceketinin düğmelerini açıyor ve sonra boş ellerini masanın üzerine tekrar çıkarıyor. Uzun yıllardır siyasette olan ve basın toplantılarına alışık olan 69 yaşındaki Klaus, olayla ilgili olarak, bu tür toplantılarda bir kalemin alınmasının sıradan birşey olduğu, bunun pahalı ya da değerli bir kalem olmadığı açıklamasında bulundu. |
Castro devri 'resmen' kapandı Küba lideri Fidel Castro, Komünist Parti yönetiminden vazgeçtiğini teyit etti.HAVANA - Resmi yayın organları tarafından yayımlanan makalede Fidel Castro, Merkez Komite'den ayrılmak istediğini belirtti ve ''Raul (Castro) parti bünyesinde hiçbir sorumluluk istemediğimi biliyordu'' ifadesini kullandı. 84 yaşındaki Fidel Castro, 1965'ten beri Komünist Parti'nin Merkez Komite Genel Sekreterliği'ni yürütüyordu. Bu arada Küba, vatandaşların bundan böyle ev alıp satmalarına izin verecek. Karar, Küba Komünist Partisi'nin kongresinde alındı ancak mülk satışlarının nasıl olacağı hakkında ayrıntı verilmedi. 1959'daki Küba devriminden bu yana vatandaşlar oturdukları evi sadece çocuklarına miras bırakma veya değiş-tokuş hakkına sahipti. Devlet başkanı Raul Castro kongrede yaptığı konuşmada, konut alım satımına izin verilmesi kararına rağmen mülkiyetin bazı ellerde toplanmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Castro, üst düzey siyasi görevlerin de 5 yıllık iki dönemle sınırlandırılması gerektiğini söyledi ve hükümetin sistematik olarak gençleştirilmesi sözünü verdi. Görevini kardeşine bırakan eski Küba lideri Fidel Castro, Küba medyasında yayınlanan yazısında, değişiklikleri onaylayarak, komünist sistemin yaşamasını garanti etmek için geçmişin hatalarını düzeltecek yeni bir kuşağa ihtiyaç olduğunu belirtti. Kaynak: AA - ntvmsnbc |
Devrimin eksik parçası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York Times için kaleme aldığı makalesinde, Arap ülkelerindeki halk ayaklanmalarının eksik parçasının İsrail ve Filistin arasında barış olduğunu belirtti.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Amerikan New York Times gazetesi için ‘devrimin eksik parçası’ adlı bir makale kaleme aldı. Makalede Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ayaklanma dalgasının 1848 ve 1989’da Avrupa’da yaşanan devrimler kadar tarihi olduğu savunuldu. Makelede şu cümleler dikkat çeti; “İnsanlar sadece evrensel ilkeler için değil aynı zamanda uzun zamandır baskı altındaki ulusal gurur ve itibarlarını geri almak için de ayaklandılar. Ancak bu ayaklanmaların demokrasi ve barış ya da zulüm ve çatışma getirmesi kalıcı bir İsrail-Filistin barış anlaşmasına bağlıdır.” “Bu çalkantılı zamanlarda geleceği iki güç şekillendirecektir; insanların demokrasi çığlıkları ve bölgenin değişen nüfus yapısı. Er ya da geç Ortadoğu’ya demokrasi gelecek ve demokratik bir hükümetin tanımı insanların gerçek isteklerini yansıtacak.” İSRAİL ARAPLARIN DÜŞMALIĞI İLE ÇEVRİLİ YAŞAYAMAZ Cumhurbaşkanı Gül, sürdürülemez statükonun, İsrail'i daha fazla tehlike altına sokacağı uyarısında da bulundu. Makalede, “ İsrail, Araplar’ın öfke ve düşmanlığından oluşan bir denizle çevrilmiş bir ada olmayı sürdüremez” denildi. Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin sorumluluklarının bilincinde olarak, barış sürecinde yardıma hazır olduğunun altını çizdi ve İsrail-Filistin barışının tün dünya için hayırlı olacağını söyledi. Gül’ün altını çizdiği bir başka konu da ABD’nin bu süreçteki konumuydu. Cumhurbaşkanı, uluslararası yasaların ve doğruluğun ABD’ye tarafsız bir arabuluculuk vazifesi yüklediğini vurguladı. Kaynak: ntvmsnbc |
96. yıl dönümünde Çanakkale Kara Savaşı anıldı Çanakkale Kara Savaşları'nın 96. yıldönümü, Şehitler Abidesi'nde 11 ülke temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen törenle anıldı. Törenler; sabah saat 09.00'da Çanakkale Savaşı'na katılan Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, İngiltere, Kanada, Pakistan, Almanya, Fransa, İrlanda ve Hindistan adına Şehitler Abidesi'ne çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı duruşunun ardından 11 ülkenin milli marşları eşliğinde bayrakları göndere çekildi. Törende, Türkiye Cumhuriyeti adına konuşma yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Çanakkale Türk milletinin doktoru, mühendisi, çiftçisi, memuru ve hatta öğrencileriyle bir neslin en parlak temsilcilerini yitirdiği bir yer olmuştur. Ancak, geride kalanlar ve sonraki kuşaklar, şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu topraklar üzerinde onların fedakarlıklarına layık bir gelecek inşa etmek için canla başla çalışmışlar ve bugünün güçlü Türkiye'sini kurmuşlardır. Bugün burada 96 yıl önce vatanını korumak için her şeyi göze alan bir millet ile tanımadıkları toprakları işgal etmekle görevlendirilen uzak diyarların çocukları arasında yaşayan kanlı bir savaşı anmıyoruz. Bugün, savaşın karanlık ve acı verici yüzünü bize en açık şekilde gösteren bu mücadeleden çıkardığımız dersleri hatırlamak için buradayız. Yine bu sebepledir ki Türkiye, 88 yıldır dünyanın en istikrarsız bölgelerinin birinden bir istikrar adası olmuştur. Bugün Türkiye'nin bölgesinde ve ötesinde sorunları çözme, işbirliğini artırma ve istikrar üretmeye dayanan yapıcı çok boyutlu vizyoner ve barışçı dış politikasının temelinde de bu ilke ve anlayış yatmaktadır. Bugün ülkemiz, farklı kültürler arasında daha fazla diyalog ve işbirliği sağlanması, karşılıklı anlayışın geliştirilmesi, küreselleşme olgusunun bizi birbirimizden ayıran ve zayıflatan değil, daha fazla kaynaştıran ve güçlendiren bir karakter kazanması için uğraş veriyorsa, bu köklü tarihimizin bize sağladığı birikimin bir sonucudur. Bunlar arasında belki de en önemlisi Çanakkale'de bir yandan kıyasıya savaşırken, diğer yandan insanlığın temel değerlerini ve barışın anlam ve önemini bütün çıplaklığıyla görebilmemizdir" dedi. "ATALARIMIZIN AÇTIĞI YOLDA SEVGİ VE SAYGI İÇERİSİNDE YÜRÜYORUZ" Davutoğlu, Çanakkale Savaşı'nın önemine dikkat çekerek, "Bugün dedelerimizin Çanakkale'de tüm imkansızlıklara rağmen sergilediği cesaret, azim ve esaretten ilham alarak, bize bırakılan emaneti daha parlak ve barışçı bir geleceğe taşıma kararlığıyla çalışmaktayız. Zira Çanakkale'nin hikayesi aynı zamanda cumhuriyetin temelinde yatan insan faktörünün, geleceğe dönük umutların ve engin hoşgörünün mucizevi bir bütünleşmesini temsil etmektedir. Türkiye'nin geldiği bu noktanın Türkü ve Anzakı ile bu topraklarda şehit düşen tüm evlatlarımızın ruhuna huzur verdiğini ve kaybettikleri yaşamlarına anlam kazandırdığına samimiyetle inanıyorum. Bugün Çanakkale Savaşları'ndan aldığımız dersler sayesinde atalarımızın açtığı yolda karşılıklı saygı ve sevgi içerisinde yürüyoruz. Acı bir savaşı birlikte anabiliyor ve birbirimizin yüzüne samimiyetle ve dostça bakabiliyoruz. Bunun insanın ruhuna dokunan çok değerli bir tecrübe olduğuna inanıyorum" diye konuştu. "1915'TEN BERİ İKİ ÜLKENİN DOSTLUK BAĞI GELİŞTİ" Avustralya Gazi İşleri Bakanı Warren Snowdon ise, Çanakkale Savaşı'nda Avustralyalıların çok büyük sıkıntılar altında savaştıklarını belirterek, "1915'ten bu yana Avustralya ve Türkiye güçlü bir dostluk bağı kurdular. Bu dostluk, Türk komutanı Yarbay Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının savaştığı Avustralyalılara duydukları saygıda temelini bulmuştur. Çanakkale'deki savaştaki tecrübeler ve burada savaşıp ölenlerin hikayeleri, her iki ülkenin de şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Biz Avustralyalılar için bunun milletimizin tarihinde belirleyici bir yeri vardır" şeklinde konuştu. Törende ayrıca Tuğgeneral Serhat Özgen de günün anlam ve önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Anma programı, tören geçişinin ardından Mehteran Bölüğü ve Türk Yıldızları ekibi ile TSK birliklerinin tören geçişi gösterisi, Mehmetçik Abidesi defterinin imzalanması ve şehitlik ziyareti ile sona erdi. Katılımcılar, daha sonra sırasıyla Fransız ve İngiliz anıtlarındaki törenlere katıldı. Törene katılan Anzak askerlerinin torunları ile Türk askerleri birlikte fotoğraf çektirdi. Törene Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Avustralya Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Mareşal Mark Binskin, Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Murray McCully, Avustralya Gazi İşleri Bakanı ve Anzak 100. yıldönümü törenlerinden sorumlu Başbakan Yardımcısı Warren Snowdon, Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Rhys Jones, Avustralya'nın Ankara Büyükelçisi Ian Biggs, Yeni Zelanda'nın Ankara Büyükelçisi Tony Browne, Avustralya Gazi İşleri Bakanlığı Müsteşarı Ian Campbell, Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur ile civar belediye başkanları, askeri mülki erkan ve 11 ülkenin diğer temsilcileri katıldı. |
Schwarzenegger'e 'AB Başkanlığı' teklifi Arnold Schwarzenegger'e yakın çevresi tarafından Avrupa'ya dönmesi tavsiye edildiği ortaya çıktı. Eski Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger'a politika kariyerine Avrupa'da devam etmesi teklif edildi. Yakın çevresi, Avusturya asıllı olan Schwarzenegger'e Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığı’na aday olmasını tavsiye ediyor. Brüksel'deyse bu durumun tebessümle karşılandığı belirtiliyor. İki dönem Kalifornia Valiliği yapan ünlü oyuncu Arnold Schwarzenegger siyasi kariyerine Avrupa'da devam edebilir. Zira Schwarzenegger'in Avrupa Birliği konseyi Başkanlığı için yarışması isteniyor. Adaylık fikrini ortaya atan, 63 yaşındaki Schwarzenegger'in kabinesine başkanlık etmiş bir isim olan Terry Tamminen. Newsweek dergisine konuşan Tamminen, "Önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği, daha geniş bakışlı, Avrupa'yı birleştirebilecek bir başkan bulmalı. Schwarzenegger'den daha iyi bir aday düşünemiyorum" diye konuştu. Bu fikir Brüksel'de rahatsızlık ve tebessümle karşılanırken, birçok Avrupa Birliği yetkilisinin Schwarzenegger'in şansı bulunmadığı görüşünde olduğu belirtiliyor. Avrupa Birliği Konseyi'nin şu anki başkanı Herman Van Rompuy'un görev süresiyse bir yıl sonra dolacak. Kaynak: ntvmsnbc |
Çanakkale siperlerinde skandal Çanakkale Savaşları'nda, Mustafa Kemal'in "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum "direktifiyle Mehmetçik'in süngü hücumuna çıktığı siperlerin içler acısı hali yürekleri sızlatıyor. Çanakkale Kara Savaşları'nın 96'ncı yıldönümü heyecanının yaşandığı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda, 57. Alay Şehitliği ile Conkbayırı arasındaki bölgede bulunan Türk siperleri bakımsızlık nedeniyle utanç abidesine dönüştü. Düztepe mevkiinde bulunan siperlerin içindeki tahtalar zamanla çürüyüp yok oldu. Yağışların etkisiyle toprak siperlerin içine kaymaya başladı. Temizlenmeyen bitki örtüsü de siperleri kaplamaya başladı. Son olarak yağan yağmurlar, bakımsızlık nedeniyle siperleri adeta göle çevirdi. Bir su gideri açılmadığı için yarısına kadar suyla dolan siperlerin içindeki sağlam kalan tahtalar çürümeye başladı. Ziyaretçiler, Türk askerinin 96 yıl önce gösterdiği cesaretin tanığı siperlerin kaderine terkedilmesi nedeniyle tepki gösterdi. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
Uzmanlar 'Çılgın Proje'ye onay vermedi Başbakan Erdoğan'ın bugün açıkladığı 'Çılgın Proje'ye uzmanlardan eleştiriler geldi: 'Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz', 'Buradan çıkacak toprağı İstanbul'un üzerine sersen, İstanbul'un yüzölçümünü 10 santimetre yükseltirsin', 'İstanbul'un çok sorunu var, bunları daha da çoğaltacak gibi görünüyor' Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ''İstanbul Hazır; Hedef 2023'' projesine ilişkin soruları yanıtladı. Karadeniz'den boğazları geçerek Akdeniz'e ulaşan suyun karşıtının tuz dengesini sağlamak için, Akdeniz suyunun da boğazın altından Karadeniz'e ulaştığını anlatan Saydam, ''Bu denge, 3 bin yıllık bir denge, yani çok yeni'' diye konuştu. Projenin, Marmara'nın yüzey akıntılarına ne yapıp yapmayacağına ilişkin kesin bir şey söylemenin mümkün olmadığını belirten Saydam, ''Doğal olarak oluşmuş bir sistemi öyle yapay müdahaleler yaparsanız, ne olacağını kestiremezsiniz'' şeklinde konuştu. Projenin çok detaylı olarak incelenmesi gerektiğini vurgulayan Saydam, şu görüşleri ifade etti: ''Ancak ilk olarak söyleyebileceğimiz bir şey var. Doğanın düzeni ile yapay şekilde oynadığınız zaman geri dönüşü olmayan iyi ya da kötü değişimler oluyor. Boğazlardaki su rejimini değiştirirseniz, İstanbul'un kanalizasyon deşarj sistemini mahvedebilirsiniz boyutuna kadar gidebilir olay. İstanbul'un kanalizasyonu boğazın altına veriliyor ve bu su Karadeniz'e gidiyor. Bu sistem 1990'ların başında çalışmaya başladı. Onun öncesinde 5-6 yıl biz bilim adamları olarak bunun araştırmasını yaptık. Bunun için bu şehir çok yatırım yaptı. Senelerce araştırma yapıldı bunun için. Ben boğazın altını dört defa kırmızıya boyayan ekibin başıydım. Sistemi biliyorduk. Ama siz bu dengeler üzerine kurulmuş Marmara Denizi'ne tek taraflı bir suyla girerseniz, o da derinliği çok önemli yani 25 metre olduğu zaman mutlak Karadeniz suyu gelir. Akdeniz suyu oradan geçemez. Çünkü Marmara'daki tabakalaşma 25 metre. Keşke 50 metre olsa, ikinci boğazı orada yaratır gibi olacak.'' ''Daha açık bir ifadeyle Karadeniz Marmara'ya bir musluktan boşalıyordu, şimdi ikinci musluğu açarsanız Karadeniz'deki su dengesini değiştirirseniz, ne olacağı kestirilemez'' diyen Saydam, Marmara Denizi'nin yapısının dünyada tek olduğunu vurgulayarak, ''Dünyada böyle bir deniz yok. Bu nedenle burada hassas dengeler var. Oynadığınız zaman Marmara'da ne olacağını kestiremezsiniz, balık olsun, üst akıntısı olsun, su rejimi olsun. Marmara'nın su bütçesi ile oynamaya başlarsanız sistemin nasıl cevap vereceğini hiç kestiremezsiniz'' dedi. 'BURDAN ÇIKAN HAFRİYAT İSTANBUL'U 10 SANTİM YÜKSELTİR' TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Murat Taşdemir de kanal projesini ''imkansız ve çılgın'' olarak değerlendirerek, projenin siyasi etikten, bilimden ve teknikten uzak olduğunu savundu. İstanbul'un siyasete alet edildiğini öne süren Taşdemir, şöyle devam etti: ''25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde, 45 kilometre uzunluğunda bir kanal açmak demek, 168 milyon 750 bin metreküp toprak harfiyatı demek. Bu da yaklaşık 17 milyon kamyon harfiyat demek. Buradan çıkacak toprağı İstanbul'un üzerine sersen, İstanbul'un yüzölçümünü 10 santimetre yükseltirsin. Bu alanda çok ciddi ekolojik tahribat ve orman katliamı yapılacak, çok ciddi bir kentleşme problemi olacak. 45 kilometrelik güzergahta yaşayan insanlar, yerinden yurdundan edilecek.'' Projenin İstanbul'un nüfusunu artıracağını ileri süren Taşdemir, İstanbul'un deprem bölgesinde olduğuna da işaret ederek, projenin deprem olması durumunda bir felakete neden olabileceğini öne sürdü. Projenin bölgedeki emlak fiyatlarını da artıracağını belirten Taşdemir, proje ile hukuki olarak mücadele edeceklerini de kaydetti. 'PROJENİN BÜTÜNÜNÜ GÖRMEK LAZIM' Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar da kanal projesinin fikir düzeyinde olduğu için değerlendirme yapmadıklarını, ancak Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarını izlediklerini söyledi. Projenin üzerinde kapsamlı bir değerlendirme yapmak için projenin bütününü görmek gerektiğini belirten Uyar, ''Kısmen bakıldığında İstanbul Boğazı'nı rahatlatmak, gemilerin geçişini hızlandırmak anlamında yapılabilir böyle bir kanal. Ancak tek başına kanaldan değil bir yerleşimden, havaalanından, 3. köprü projesinden söz ettiğinizde İstanbul için vahim bir durum ortaya çıkıyor'' şeklinde konuştu. Projenin detaylarının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ilk izlenimlerini anlattığını dile getiren Uyar, şunları söyledi: ''Bütün bir proje olarak bakıldığında, İstanbul'un çok sorunu var, bunları daha da çoğaltacak gibi görünüyor. Hızlanacak bir deniz trafiği Çanakkale Boğazı'nı da risk altına alacaktır. İstanbul'a açıkçası çok somut faydasını tespit etmek mümkün değil. Boğazda bekleyen petrol firmaları açısından mutlaka faydalıdır ama İstanbul kentinin sorunlarını artıracak gibi görünüyor. Yeri, konumu, yaratacağı etkiler, ayrıca değerlendirilmeli. Temel sorun şu, planlama açısından geçerli mevzuata herkes uyacaksa, İstanbul'un 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı yeni yapıldı. Hedef yılı 2030 olarak belirlendi. Bu planlar gelecek için yapılır. Bu planın içinde ne 3. köprü ne de bu kanal var, ne de Başbakanın 2 kenti var. Dolayısıyla bu söylenenlerin tamamı buna aykırı. Bu planlar, İstanbul ya da herhangi bir kentte herkesi bağlayan açık hükümlerdir. Keşke Başbakanın projeleri buralarda yer alsaydı. Mutlaka planlar değişebilir ama bu bir ihtiyaç değil. Seçim öncesi bir proje, gündemi oluşturmak üzere belirlenmiş. Burada beklenildiği gibi büyük bir çılgınlık yok. Kenti Trakya'ya doğru genişleten proje, İstanbul'u bitirir ve ancak bu yönüyle çılgınlık olur.'' '350 HEKTAR ORMAN YOK OLACAK' Orman Mühendisleri Odası Başkanı Muhammet Saçma da teknik altyapısıyla oluşmadığından Başbakan Erdoğan'ın açıklamaları doğrultusunda ilk izlenimlerini paylaşmak istediğini söyledi. Projede Silivri'den Yalıköy'e uzanacak bir kanaldan söz edildiğini belirten Saçma, şöyle konuştu: ''Boğaz trafiğinin yükünün azaltılması noktasında genel çerçeveye bakıldığında doğru bir yaklaşım. Ancak burada öngörülen kanalın genişliği 150 metre olacak, tahmini uzunluğu 45 kilometre, bunun 20 kilometresi ormanlardan geçiyor. Burada aşağı yukarı 300-350 hektar civarında orman yok olacak, bir kısmı da zarar görecek. O civarda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından geyik ve yaban hayvanı yetiştirme alanı olarak belirlenen yerler de var. Bu nedenle bu güzergahın yaban hayatıyla ilgili de ciddi zararları olacağı düşüncesindeyiz. O yöredeki gerek orman alanları, gerek bitki, gerek hayvan türleri yönünden de proje hayata geçirilmeden önce detaylı inceleme yapmak lazım. Burayı, sadece gemilerin geçeceği yer olarak görmemek gerekir. Bizim önerimiz, Büyükçekmece'den, Ormanlı köyü civarına uzanacak bir güzergah. Bu da kısmen coğrafi yapısı itibariyle de kanal geçirmeye uygun bir yer. Hem mesafe daha kısa, hem de ormandan geçecek bölümü 7-8 kilometre. Bu güzergahın hem maliyeti azaltacağını, hem doğaya daha az zarar vereceğini düşünüyoruz. Bu gibi şeyler ihtiyaçsa 'karşıyız' demek doğru değil, alternatif öneriler sunmak lazım. Biz de ilk bilgiler ışığında böyle bir öneri geliştirdik.'' Kaynak: ntvmsnbc - AA |
Erdoğan ÖSYM Başkanı'nın notunu kırdı! "YGS'de kopya yok, şifre ise neticeyi ilgilendiren bir konu değil" diyen Başbakan Erdoğan, ÖSYM Başkanı Ali Demir’in "süreci iyi yönetemediğini" de söyledi.27 Mart’ta gerçekleştirilen YGS’deki şifre iddialarıyla ilgili 3 Nisan’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 12 Nisan’da da Başbakan Erdoğan, ÖSYM’den gelen açıklamalardan tatmin olduklarını belirtmişlerdi. Geçen Salı yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basının karşısına geçen Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de, bir soru üzerine "...O gün itibariyle ben tatmin oldum, onu birkaç gün sonunda savcılık soruşturması sonucunda tekrar değerlendirme yaparız" demişti. YGS’deki 'şifre' hakkında son açıklama ise Başbakan Erdoğan’dan geldi. "Şifre neticeyi ilgilendiren bir konu değil" diyen Erdoğan, Başkan Ali Demir’in süreci iyi yönetemediğini de söyledi. Show TV'deki Siyaset Meydanı programında soruları yanıtlayan Erdoğan, ÖSYM Başkanı Demir'e "YGS'de kopya var mı?" diye sorduğunu belirtti ve şöyle konuştu: "Aslolan nedir, kopya var mı yok mu? Kopya varsa tehlike ama yoksa şifreydi, sehvendi bunlar detay ve teknik şeyler. Neticeyi ilgilendiren şeyler değil. "BAŞARI ORANI DÜŞTÜ" Ben bunu Başkan’a sordum ve 'kesinlikle kopya yok' dedi. Daha sonra teknik bir takım şeyler önümüze geldi ve değerlendirme yaptık. Baktık ki, önceki imtihanlara göre alınan neticelerde düşüş var yani başarı oranlarında düşüş var. Başkan süreci iyi yönetememiştir ama bu kopya ya da öğrencilere zulüm değildir..." SURİYE VE 1 MAYIS Öte yandan Erdoğan, Suriye'den Türkiye'ye mülteci akının devam edebileceğini söyledi. Erdoğan "Suriye'nin bölünmesini istemiyoruz" şeklinde konuştu. Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarına ilişkin de, ''Ben bu yıl için gerçekten mutluyum, memnunum, şundan dolayı; sendikalarımız bu defa gerçekten güvenlik güçleriyle çok iyi bir diyalog içinde oldular, ellerinden gelen bütün tedbiri aldılar'' ifadelerini kullandı. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
Bin Ladin öldürüldü El Kaide lideri Usame Bin Ladin İslamabad yakınlarında öldürüldü.11 Eylül saldırıları sonrasında ABD'nin bir numaralı hedefi haline gelen terör örgütü El Kaide lideri Usame Bin Ladin Pakistan'da yapılan bir operasyonla öldürüldü. Amerikan AP ajansı, Pakistanlı ve ABD'li yetkililere dayanarak, Usame bin Ladin'in Pakistan'ın başkenti İslamabad'ın kuzeyindeki bir bölgede bulunan büyük bir evdeyken helikopterle düzenlenen baskında öldürüldüğünü duyurdu. Ajansın haberine göre, Pakistanlı istihbarat yetkilisi, evin bulunduğu İslamabad'ın yaklaşık 100 kilometre kuzeyindeki Bilal bölgesine dört helikopterle baskın düzenlendiğini, helikopterlerden birinin yerden açıldığı sanılan ateşle vurulduğunu anlattı. Pakistanlı yetkili, helikopterlerin ülkenin kuzeyindeki bir hava üssünden havalandığını kaydetti. Amerikalı bir yetkili de baskının İslamabad yakınındaki büyük bir eve düzenlendiğini belirtti. ABD Başkanı Barack Obama, Bin Ladin'in öldürüldüğünü ilan ederken askeri operasyonun dün düzenlendiğini bildirmişti. Öte yandan AP ajansı, Bin Ladin'in İslamabad yakınlarında öldürülmesinin, şimdiye kadar nasıl yakalanamadığı ve ne kadar süredir orada bulunduğu sorularını gündeme getireceğine dikkat çekti. Bugüne kadar ABD istihbaratının, Bin Ladin'in hep Pakistan ve Afganistan arasındaki sınırda kanunların uygulanamadığı bölgede saklandığını düşündüğü belirtiliyordu. ELÇİLİKLER ALARMDAABD Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına, Usame Bin Ladin'in öldürülmesinin EL Kaide örgütünün misilleme saldırılarına yol açabileceği, daha büyük güvenlik riskiyle karşıya karşıya oldukları uyarısında bulundu. Bütün Amerikan büyükelçiliklerini alarm düzeyine geçiren bakanlık, yurtdışındaki Amerikan vatandaşlarını El Kaide ve bağlantılı örgütlerin olası saldırılarına karşı uyardı. ÖLDÜĞÜ YER KONUSUNDA FARKLI YORUMLARÖte yandan Usame Bin Ladin'in öldüğü yer konusunda ABD medyasında farklı bilgiler yer alıyor. CNN televizyonu, bir kaynağa dayandırdığı haberlerinde, Bin Ladin'in ABD tarafından Pakistan'ın başkenti İslamabad'ın dışındaki bir konakta öldürüldüğünü belirtti. Reuters Ladin'in öldürüldüğü yer konusunda aynı flaşı geçti, AP haber ajansı ise Bin Ladin'in nerede öldürüldüğünün ve ABD tarafından nasıl ele geçirildiğinin henüz bilinmediğini kaydetti. 'HİÇ BU KADAR MUTLU OLMAMIŞTIM'Bin Ladin'in öldürüldüğünün açıklanmasıyla Beyaz Saray'ın önünde binlerce Amerikalı sevinç gösterisi yapıyor. Beyaz Saray önünde toplanan ve ''USA, USA'' diye bağıran göstericilerin bazıları Amerikan bayrakları salladı. 19 yaşındaki John Kelly adlı bir öğrenci, ''Hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Bu o kadar uzun zamandır beklediğimiz bir şeydi ki'' dedi. Jon Garcia isimli bir başka öğrenci de, ''Adaletin yerini geldiğini düşünüyorum. 11 Eylül kurbanlarının aileleri için adalet yerini buldu. Bu Afganistan'daki görevimize bir anlam verdi'' diye konuştu. 'SIFIR NOKTASI'NDA KUTLAMAABD'de geceyarısı olmasına rağmen New York'un Times Meydanı ile 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarında İkiz Kuleler'in yerle bir olduğu Ground Zero adı verilen alanda toplanan binlerce kişi sevinç gösterileri yapıyor ve saldırılarda ölenleri anıyor. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
El Kaide uzmanı: ABD’ye neden inanalım? Usame Bin Ladin ile röportaj yapan 3 gazeteciden biri olan Abdülbari Atwan, El Kaide liderinin ölümüne ilişkin şüpheleri dillendirdi ve 'ABD’ye neden inanalım?' diye sordu.1 Eylül, Madrid, Londra ve İstanbul dahil olmak üzere çeşitli bombalı saldırıların arkasındaki isim olarak bilinen El Kaide lideri Usame Bin Ladin, bu kez ölümüne ilişkin sorularla dünyanın gündeminde. Bin Ladin’in ölümüyle ilgili şüpheleri, El Kaide'nin bundan sonra ne yapacağını, Bin Ladin'in öldürülmesine ilişkin komplo teorilerini dünyadaki sayılı El Kaide uzmanlarından biri NTV’ye değerlendirdi. Bin Ladin'le röportaj yapabilmiş dünyadaki 3 gazeteciden biri olan Londra merkezli El Kuds El Arabi Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Abdülbari Atwan, "ABD’ye neden inanalım?" diye sordu ve Irak örneğine dikkat çekti. Canlı Ana Haber’de Can Dündar’ın sorularını yanıtlayan El Kaide uzmanı Atwan’ın açıklamarından dikkat çeken noktalar şöyle: "Ben, Usame Bin Ladin ile Kasım 1996’da bir mağarada tanıştım. Son derece kibar ve konuksverdi. Yavaş sesle konuşurdu, siz konuşurken asla müdahale etmiyordu. Uzun boylu, son derece mütevazi, alttan alan, yavaş yavaş ve bağırmadan konuşan biriydi; adeta fısıltıyla konuşurdu. 3 gün o mağarada kendisiyle zaman geçirdim... 11 Eylül’ün ardından çok şaşırmıştım. Benim tanıştığım o kişinin, böylesi bir saldırıyı bu kadar mütavazi bir mağaradan düzenleyebileceğini hiç aklım almadı. "OBAMA ONUN İSTEĞİNİ YERİNE GETİRDİ"Ona ne istediğini sorduğumda, ‘mümkün olduğunca kısa sürede bir şehit olarak ölmek, yoldaşlarımla ve mücahaitlerle biraraya gelmek istiyorum’ demişti. Obama onun ilk dileğini yerine getirdi. Şehit oldu ama cennet mi cehenem mi ona tanrı karar verecek. Ben onun şu ana kadar hayatta kalacağını bile düşünmemiştim. Dünya ve insanlık tarihini değiştirecek kadar uzun süre yaşayacağına inanmamıştım. ABD’NİN OPERASYONUBeni epey bir şaşırtmış durumda. Binanın ele geçirildiği, insanların öldürüldüğü söyleniyor ama biz hala hiçbir şey görmedik. Tek bir fotoğraf bile yok. Ceset nerede, denize gömdüklerini söylediler ama neden biz görmedik. ABD, Saddam’ın iki oğunu öldürdüğünde basın için özel görüntü ayarlanmıştı. Saddam’ın asılmasını da gördük. Usame Bin Ladin neden kameralara gösterilmedi ki biz emin olalım. Ve neden denize atıldı; o bir Müslüman ve bu durum İslam kurallarına aykırı, etik ve insanlık dışı... "BU İNSANLAR ZATEN YALANCI"Ben inanmıyorum ve bu insanlar zaten yalancıdır. Daha önce Irak’ı, Saddam kitle imha silahlarına sahip diye işgal ettikerini söylediler ama öyle bir şey yoktu; yüzbinlerce insan öldürüldü. Şimdi nasıl inanabiliriz. Bütün bu hikayeyi uydurmuş olabilirler, belki çok uzun zaman önce öldürüldü, belki tutsak ya da öldürülmedi...” Kaynak: ntvmsnbc |
Erdoğan'ın konvoyuna saldırı Başbakan Erdoğan'ı koruyan polis ekibine silahlı saldırı düzenlendi. 1 polis şehit oldu. Kastamonu-Çankırı karayolunun 25. kilometresindeki Ilgaz Dağı Soğuksu mevkisinde Başbakanlık otobüsünün yaklaşık 50-60 metre önünde giden trafik eskortuna ormanın içinden kimliği belirsiz kişilerce ateş açıldı. Edinilen bilgiye göre, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın Kastamonu'da düzenlediği mitingin ardından Başbakanlık otobüsü Ankara'ya doğru harekete etti. Başbakanlık otobüsüne bir trafik eskortu eşlik ediyordu. Kastamonu-Çankırı karayolunun 25. kilometresindeki Ilgaz Dağı Soğuksu mevkisine gelindiğinde Başbakanlık otobüsünün yaklaşık 50-60 metre önünde giden trafik eskortuna ormanın içinden kimliği belirsiz kişilerce ateş açıldı. Silahlı saldırının ardından eskort aracına el bombası atıldı ve araç yanmaya başladı. İlk silahlı saldırıda, polis memuru Recep Şahin şehit oldu. Şehit olan polisin yanan aracın içinde kaldığı öğrenildi. Diğer polisin ise saldırıdan kaçarak arkada bulunan Başbakanlık otobüsüne sığındığı bildirildi. Daha sonra Başbakanlık korumaları ve diğer emniyet güçlerinin olay yerine gelerek silahlı saldırıyı gerçekleştirenlere ateş açıldığı, ancak saldırıyı gerçekleştirenlerin kaçtığı ifade edildi. Karayolu ulaşıma açıldı Başbakanlık otobüsüne eşlik eden polis eskortuna saldırının ardından ulaşıma kapatılan Kastamonu-Çankırı karayolu trafiğe açıldı. Araçların kontrollü olarak geçişi sağlanıyor. Operasyon başlatıldı Kastamonu'da güvenlik güçlerine saldırıda bulunan teröristlere karşı askeri timler operasyon başlattı. Edinilen bilgiye göre Kastamonu-Çankırı karayolunun 25. kilometresindeki Ilgaz Dağı Soğuksu mevkisinde, Başbakanlık otobüsüne eşlik eden trafik eskortuna düzenlenen saldırı nedeniyle askeri tim bölgede operasyon başlattı. Bir polisin şehit olduğu, bir polisin de yaralandığı saldırıyı gerçekleştirenlerin yakalanabilmesi için bölge çembere alındı. Bölgeye sevk edilen askeri timler, saldırganların yakalanabilmesi için bölgeye giriş ve bölgeden çıkışları kontrol altına aldı. GÖRGÜ TANIKLARI SALDIRIYI ANLATTI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoyuna yapılan saldırıyı 3 ile 5 arasında kişinin gerçekleştirdiği iddia edildi: Konvoy bir virajı dönmek üzereyken, otobüs ile arasındaki mesafe biraz açıldı. Viraj dönülünce öndeki eskorta çapraz ateş açıldı. Ateş açanların 3-5 kişilik bir grup olduğu tahmin ediliyor. İlk olarak eskortun şoförlüğünü yapan polis memuru Recep Şahin başından vuruldu. Eskortun durması üzerine arka araçtakilerin ulaşması üzerine çatışma başladı. Bu sırada aracın önüne de bir bomba atıldı. |
Evlenmek istemeyen kız ile babasını vurdu Elazığ'ın bir kişi, kendisiyle evlenmek istemeyen 15 yaşındaki lise öğrencisi akrabası ile kızın babasını av tüfeğiyle vurarak öldürdü.ELAZIĞ - Kovancılar ilçesinde oturan 30 yaşındaki Burhan D., sabah erken saatlerde Kovancılar ilçesi Çaybaşı Mahallesi Levent Sokakta bahçeli bir evde oturan ve akrabası olduğu belirtilen Cemal Karakaya'nın evine geldi. Burhan D, av tüfeğiyle evin bahçesindeki Karakaya ile evin kapısında duran kızı Nebahat'a (15) ateş etti. Nebahat Karakaya olay yerinde, baba Cemal Karakaya ise ağır yaralı olarak Elazığ'a kaldırılırken ambulansta hayatını kaybetti. Olaydan sonra kaçan zanlı Burhan D'nin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bu arada, Burhan D'nin bir süre önce Nebahat Karakaya ile evlenmek istediği, ancak aile ve kızın buna karşı çıktığı, bu nedenle de aralarında tartışma yaşandığı öğrenildi. OKULA BABASI GÖTÜRÜYORDULise öğrencisi Nebahat Karakaya'nın okul giriş çıkışları için Palu Cumhuriyet Savcılığına 'tehdit' gerekçesiyle başvurması üzerine korunduğu belirtildi. Ayrıca Nebahat Karakaya'nın okula babası tarafından götürülüp getirildiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kaynak: ntvmsnbc - AA |
ÖSYM için kritik gün YGS'nin iptali için açılan davada ÖSYM, bugün savunmasını teslim etmek zorunda... Gözler Savcılık tarafından verilecek son karardaydı ancak Savcılık bugün açıklamaya yapmayacağını bildirdi. İSTANBUL - YGS'de sınav takvimi işliyor ama tartışmalar bitmiyor. ÖSYM, YGS puanlarını açıkladı; sonucu beğenmeyen bazı adaylar itiraz edip de puanlarını yükseltince diğer adaylar da ÖSYM önünde itiraz kuyruğu oluşturdu. Türk Eğitim-Sen'in elindeki rakamlara göre yapılan itirazlar 20 bini geçti. Bu sefer ortaya takvim sorunu çıktı. Çünkü ikinci basamak sınavı için başvurular 11 Mayıs Çarşamba günü bitecek ama YGS'ye 27 Mayıs'a kadar itiraz edilebilecek. Yani, itirazı sonucunda, 20 Mayıs'ta "ikinci basamağa girebilirsiniz" yanıtını alan bir adayın durumunun ne olacağı belirsiz. Karışıklık yaşanmaması için ÖSYM incelemelerini hızlandırdı. ÖSYM, adayların cevap kağıtlarını internet sitesine koydu. Böylece kurum, kendi kağıdını inceleyen adayları itiraz etmekten vazgeçirmeyi planlıyor. SINAV TAKVİMİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK TEHDİT İSE YARGIDAN GELEBİLİR YGS'nin iptalini görüşecek Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin savunma için ÖSYM'ye verdiği süre bugün doldu. Yargıdan çıkabilecek bir yürütmeyi durdurma ya da iptal kararında başa dönülecek. Açıklanan puanların ya da itirazların anlamı kalmayacak çünkü ÖSYM en baştan YGS yapmak zorunda kalacak. Sınav takvimi nedeniyle ayrı bir YGS yapamayacak olan ÖSYM ilk ve ikinci basamakları bu seneye özgü olarak tek sınavda birleştirecek. BUGÜN AÇIKLAMA YAPILMAYACAK Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, ''YGS'deki şifre'' iddialarına ilişkin soruşturmayla ilgili bugün bir açıklama yapılmayacağını bildirdi. Başsavcılık yetkilileri, kamuoyundaki beklentiye paralel olarak soruşturmayı bir an önce tamamlamak istediklerini belirtti. Soruşturmaya ilişkin, bugün bir açıklama yapılmayacağını ifade eden yetkililer, soruşturma tamamlandığında kamuoyunun en kısa sürede bilgilendirileceğini ifade etti. |
El Kaide’ye komando lider Pek çok kişi Eyman el Zevahiri’yi, Bin Ladin’in yerine geçecek en önemli isim olarak görse de CIA aynı fikirde değil. Tüm istihbarat servisleri Pakistanlı eski bir komandonun peşine düştü...Geçtiğimiz hafta ABD askerlerinin operasyonu ile öldürülen El kaide Lideri Usame Bin Ladin’in yerine kime geçeceği tartışmaları devam ediyor. Pek çok kişi El Kaide’nin ikinci adamı olarak bilinen Eyman el Zevahiri’yi, Bin Ladin’in yerine geçecek en önemli isim olarak nitelendiriyor. Ancak Amerikan istihbaratı aynı fikirde değil. El Kaide’nin başına sürpriz bir isim geçebilir: Hayalet Komando İlyas Keşmiri. İlyas Keşmiri, Avrupa'daki bazı kentelere yapılan 'Mumbay tipi bombalı saldırılar'dan sorumlu tutuluyor. Sürekli pilot gözlükleri takan Keşmiri, istihbarat örgütlerine göre adeta bir hayalet... CIA, onu öldürmek için Pakistan'ın kuzey doğusuna sayısız hava saldırısı düzenledi. Ama sonuç başarısız oldu. CIA onu ele geçirilemeyen bir komando olarak tanımlıyor. Daha önce Pakistan ordusunun en seçkin birliklerinden birinde komando olarak görev yapan Keşmiri, Afganlıları Sovyetler’e karşı savaşta eğitti. Keşmiri, daha sonra Hindistan'a karşı savaşan gerillaların eğitimini de üstlendi. Ancak bu dönemde, El Kaide ile bağlantılı İslamcı örgüt Harekat-ül Cihad-ı İslam'ın safına geçti. Bin Ladin’in yerine geçecek en büyük adayın Zevahiri olduğu söylense de Amerikalı yetkililer bu konuda temkinli. Çünkü Zevahiri'nin ismine örgüt içinde itirazların olduğu biliniyor. ABD’li yetkililere göre, böyle bir durumda da Keşmiri, El Kaide’nin yeni lideri olabilir. ABD'li yetkililer Bin Ladin saklandığı evdeki belgeler arasında İlyas Keşmiri'nin mesajlarının bulunduğunu belirtti. ABD'nin Chicago kentinde El Kaide'ye bilgi sağlamak suçlamasıyla yakalanan Pakistanlı taksi şoförü Raja Laharib Khan'ın da Keşmiri ile sürekli irtibatta olduğuna dair kanıtlar olduğu öne sürüldü. Keşmiri, ABD'li yetkililere göre taksi şoförüne son gönderdiği mesajlardan birinde "Bin Ladin hayatta ve hala savaşıyor, örgütü de yönetiyor merak etme" ifadesinin yer aldığı iddialar arasında. Kaynak: NTV - ntvmsnbc |
Eurovision'da yokuz! Bu yıl Eurovision'da Türkiye'yi temsil eden ve ilk yarı final gecesinde sahneye çıkan Yüksek Sadakat final bileti alamadı. Performansı izleyin http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/T%C3%BCrkiye/110510-finalicin.300w.jpg Final bileti için sahne almışlardı. Hayatını Yaşa http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/T%C3%BCrkiye/110510-sadakatfoto.300w.jpg Final bileti alamadılar. Türkiye'nin Eurovision tarihi http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/T%C3%BCrkiye/110510-tariheuro.300w.jpg Semiha Yankı, Grup Nazar, Ajda Pekkan... Türkiye, bu yılki Eurovision heyecanını Yüksek Sadakat ile yaşayacaktı ama olmadı. Grup, Almanya'nın Düsseldorf kentindeki ilk yarı final gecesinde "Live It Up" (Hayatını Yaşa) ile sahne aldı ancak bu gece yarışan ülkelerden gelen SMS'ler sonucunda final bileti alamadı. Böylece, 19 ülke arasında 5. sırada şarkısını seslendiren Yüksek Sadakat elenmiş oldu. Türkiye'nin yarıştığı ülkeler arasında finale yükselen 10 ülke şöyle: Sırbistan: Nina - Čaroban Litvanya: Evelina Sašenko - C'est Ma Vie Yunanistan: Loucas Yiorkas feat. Stereo Mike - Watch My Dance Azerbaycan: Ell/Nikki - Running Scared Gürcistan: Eldrine - One More Day İsviçre: Anna Rossinelli - In Love For A While Macarsitan: Kati Wolf - What About My Dreams? Finlandiya: Paradise Oskar - Da Da Dam Rusya: Alexej Vorobjov - Get You İzlanda: Sjonni's Friends - Coming Home 12 VE 14 MAYIS 12 Mayıs gecesi yapılacak ikinci yarı finalde de Bosna Hersek, Avusturya, Hollanda, Belçika, Slovakya, Ukrayna, Moldova, İsveç, Kıbrıs Rum Kesimi, Bulgaristan, Makedonya, İsrail, Slovenya, Romanya, Estonya, Belarus, Letonya, Danimarka ve İrlanda sahneye çıkacak. İki yarı finalde ilk 10 giren ülkeler ile Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya'nın direkt katıldığı final 14 Mayıs'ta yapılacak. |
Youtube'da yenilik! Youtube kısa video sitesi olmaktan çıkıyor, sitede film izlemek mümkün hale geliyor. YouTube artık sadece birkaç dakikalık görüntülerin seyredildiği bir site olmaktan çıkıyor. İnternet sitesinde artık Holywood filmlerini de izlemek mümkün olacak, tabii ki belirli bir ücret karşılığında. YouTubeYouTube'dan izlenebilecek. Bu hizmetin bedeliyse, 1 dolar ile 4 dolar arasında değişecek. Ntvmsnbc'nin haberine göre ücret sonrası filmi 30 gün içinde izlemeye başlamak mümkün. İzlemeye başlandıktan sonra, 24 saat içinde ise filmi seyretmiş olmak gerekiyor. YouTube bunun için Time Warner, Warner Bros, Universal Pictures, Sony gibi şirketlerle anlaşmalar imzaladı. Filmlerin birçoğu, DVD'lerinin piyasaya çıkış tarihiyle aynı anda YouTube'dan izlenebilecek. YouTube son birkaç yıldır sadece kısa görüntüler yayınlayan internet sitesi algılamasından kurtulmak için çalışmalar yürütüyordu. Bu yenilikle YouTube'un, ücret karşılığında profesyonel olarak filmleri yayınlayan Hulu, Netflix gibi bazı sitelere rakip olacağı belirtiliyor. |
Ygs Soruşturmasında Başsavcılık Takipsizlik Kararı Verdi Savcılık 'YGS'de kopya yok' dedi 1.7 milyon adayın katıldığı YGS’deki şifre iddialarıyla ilgili soruşturmayı yürüten savcı, sınavda “suç unsuru bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya gerek görülmediğini açıkladı. İSTANBUL - Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, YGS'deki şifre iddialarıyla ilgili soruşturmayı tamamladı. Savcı Sakınan, soruşturma sonucunda ''kovuşturmaya yer olmadığına'' karar verdi. Kararda, ''Başsavcılığımızca soruşturmaya konu suçlar nedeniyle takibi gerektirir herhangi bir suç unsuru bulunmadığından, olay nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi'' denildi. Başsavcılık, "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında YÖK'ten soruşturma izni istedi. Kararda, 27 Mart 2011'de yapılan YGS'ye ilişkin bir kısım kişilerce örgütlü olarak ÖSYM ve Meteksan irtibatlı soru kitapçıklarında var olduğu belirtilen şifreyi elde edip paylaşıp kopya çekmek suretiyle haksız kazanç ve menfaat temin edildiği iddialarının basında yer alması üzerine resen soruşturma başlatıldığı hatırlatıldı. Bunun üzerine Emniyet Müdürlüğüne talimatlar verildiği, ÖSYM'ye ve Meteksan'a yazılar yazıldığı belirtilen kararda, 81 ilden örnek soru kitapçığı ve ÖSYM'nin web sitesi ile basına dağıtılan soru kitapçıklarının örneklerinin alındığı, bu materyallerin bilirkişilere incelettirildiği ifade edildi. ÖSYM'ye ve Meteksan'a müzekkere yazılarak YGS kitapçıklarının nerede, ne şekilde ve hangi firma tarafından basıldığı, basına dağıtılan kitapçıkların basılıp basılmadığı, kaç suret basıldığı, kimlere verildiği, hangi yolla ÖSYM'ye gönderildiği, basına dağıtılan kitapçığın nasıl hazırlandığı, basına dağıtılan kitapçığın YGS'ye giren adaylardan herhangi birisine sınavda verilen kitapçık ile aynı olup olmadığına ilişkin bilgilerin istendiğine yer verilen kararda, 6 Nisan 2011'de ayrıca ÖSYM ve Meteksan'a müzekkere gönderilerek bazı sorular yöneltildiği belirtildi. ÖSYM'den ve Meteksan'dan gelen cevaplara yer verilen kararda, 2010, 2011 yılı YGS sonuçlarına ilişkin istatistikler ile YGS-2011'de ilk 1000'e giren adayların bulundukları okul listelerinin incelendiği ve olağandışı bir husus gözlemlenmediği belirtildi. YGS-2011'e giren adaylara ait cevap anahtarlarının veri tabanları ile matematikte tam puan yapan adaylara ait cevap ve soru kitapçıklarının, Meteksan'da ise adaya özgü kitapçığın yazılımının yapıldığı bilgisayarlar ve programlar üzerinde veritabanı inceleme ve kriptoloji uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince inceleme yapıldığı, veri tabanı ortamında 1.710.122 kitapçığın incelendiği, optik verisi incelenen aday sayısının 1.691.581 olduğu, matematik sorularında tam yapan bin 805 adayın soru kitapçıklarının incelendiği kaydedildi. Kararda, ÖSYM TAB'da görevli YGS-2011 koordinatörü ve sınavları değerlendirme sorumlusu ile Meteksan Genel Müdürü ve bilgisayar yazılım programını gerçekleştiren görevli ile hazırlanan bilgisayar sistemindeki soru ve cevapları dijital baskıya aktaran ve master kitapçığı hazırlayan görevlinin ifadelerine başvurulduğu hatırlatıldı. Bilirkişi raporunda, veri tabanı ortamında 1 milyon 710 bin 122 kitapçığın incelendiği, optik verisi incelenen aday sayısının 1 milyon 691 bin 581 olduğu, sınava 1 milyon 692 bin 144 adayın girdiği, 43 bin 509 müracaat eden adayın sınava girmediği, yani sınava giren toplam aday sayısının 1 milyon 648 bin 635 olduğu, sistemde adaylar için üretilen tekil cevap anahtar sayısının 1 milyon 459 bin 264 olduğu ancak bu adayların soru dizilişlerinde farklılıklar bulunduğu tespitinde bulunulduğu belirtilen kararda, raporda, kamuoyuna ''basın kitapçığı'' ve ''master kitapçık'' olarak yansıyan kitapçıklar ile aynı soru ve cevap şıkkı dizilimine sahip bir kitapçığın sınava giren 1 milyon 692 bin 144 adaydan hiçbirine verilmediği, aday soru kitapçıklarının incelenmesinde, 1 milyon 698 bin 275 farklı soru ve cevap seçenek dizilişinin olduğu kitapçığın basıldığının anlaşıldığı ifade edildi. YENİ YAZILIMI YENİ MEZUN YAPMIŞ Kararda, raporun ''Genel Değerlendirme'' bölümünde şu saptamalarda bulunulduğu bildirildi: ''ÖSYM tarafından YGS-2011'de her adaya özel soru kitapçıkları oluşturulması hedeflenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Sınava giren her aday için tekil soru ve cevap dizilişini sağlayacak bilgisayar programı Meteksan tarafından üretilmiştir. Yazılımın sınavda kullanılan son versiyonunu geliştiren, Meteksan personeli olan 2010 yılı mezunu bir bilgisayar mühendisidir. Adaya özel kitapçık hazırlamada kullanılan ve Meteksan tarafından geliştirilen yazılım YGS-2011'in basım sürecinde henüz son halini almamıştır. Yazılım geliştirilirken gereksinim analizi yapılmadığı, yazılımın test edilmediği ve tasarım için dokümantasyon hazırlanmadığı, yazılımla ilgili ÖSYM görevlilerine eğitim verilmediği, ÖSYM tarafından yazılımla alakalı resmi olarak bir eğitim ve dokümantasyon talep edilmediği görülmüştür. Adaya özel sınav kitapçığı hazırlama sürecinde ÖSYM TAB ve özellikle YGS-2011 Koordinatörü, Meteksan tarafından gerçekleştirilen faaliyetler için gerekli denetimi yapmadığı ve birçok aşamada inisiyatifin Meteksan'a bırakıldığı tespit edilmiştir. Bahse konu programın kodları incelenmiş ve programın algoritmasının bir adaya yönelik planlı bir soru dizilişi yapması için kurgulanmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca programın, her aday için tekil soru kitapçığı ve cevap dizilişini tam olarak sağlayamadığı görülmüştür. Meteksan tarafından üretilen programın mümkün olan olasılık uzayının tamamını kullanmaması sebebiyle her adaya özel soru ve cevap seçeneği içeren kitapçık üretilmesi tam olarak sağlanamamıştır. Bahse konu sınav için basılan 1 milyon 698 bin 275 kitapçığın soru ve cevap seçenek dizilişi birbirinden tamamen farklıdır. 11 bin 757 kitapçık çift olarak, 45 kitapçık ise üçer adet basılmıştır. Diğer tüm kitapçıklar tekildir. Soru cevapları arasında bir şifre olup olmadığı konusunda yapılan inceleme için Meteksan tarafından basılan 1 milyon 710 bin 122 kitapçığın tümü soru ve cevap dizilişi açısından incelenmiştir. Özellikle matematik sorularındaki en büyük sayısal değere sahip şıkkın sağındaki cevap şıkkının doğru seçenek olması şeklinde ifade edilen yöntemin kullanılıp kullanılmadığını veya başka bir yöntemle şifreleme yapılıp yapılmadığını tespit etmek için yapılan incelemeler sonucunda mevcut soru ve cevap dizilişi üretim programın algoritmasının kullandığı dönüşüm tablosu nedeniyle şifre olarak algılanabilinecek bir durum meydana geldiği görülmüştür. Bahse konu dönüşüm tablosu sadece matematik sorularında değil sınavın tümünde hatta aynı yöntemin kullanıldığı ÜDS ve STS'de de aynı dönüşüm tablosu kullanılmıştır. Ancak rakamsal cevap seçeneklerinin olmadığı sorularda bahse konu dizilişteki cevap şıklarını fark etmek mümkün olmamaktadır. YGS-2011'e giren adaylar açısından bahsi geçen formülasyonun sadece rakamsal değeri olan sorularda kullanılması teorik olarak mümkündür. YGS-2011 matematik bölümünde 40 soru bulunmaktadır ve bunların 29'unun cevap şıkları nümerik değerlerden oluştuğu için bahse konu formülün kısmen uygulanması mümkündür. 29 soruya formül uygulandığında 18 doğru 11 yanlış cevap oluştuğu ve bu uygulamanın 29 sorudan yanlışların doğru cevapları götürmesi sonucunda 29'da 15,25 net oluşmasına sebebiyet verebileceği görülmüştür. YGS ile aynı kapalı dönemde bulunan STS için master kitapçıktan üretilen bir basın kitapçığı, ÜDS için ise master kitapçığın kendisi basın kitapçığı olarak yayınlanmıştır. YGS'de ÖSYM tarafından hazırlanan master soru kitapçığı görme engelli adaylar hariç hiçbir aday için kullanılmamıştır. Ayrıca basın kitapçığı hiçbir adaya sorulmamıştır. Sınavda kullanılan tüm kitapçıklar ve basın kitapçığında 'en büyük sayısal değere sahip şıkkın sağındaki cevap şıkkının doğru seçenek' olması şeklinde ifade edilen formülasyon uygulandığında 18 doğru 11 yanlış çıkarken Artvin'de ortaya çıkan ve mod-medyan olarak adlandırılan ilk yöntem uygulandığında ise daha fazla soru için kullanılabildiği görülmüştür. Basın kitapçığının üretilmesi aşamasında sınavın tüm gidişatından farklı üç farklı tercihin yapıldığı görülmektedir. Bu tercihler, master kitapçığın basına verilmemesi, sınavın tümündeki algoritmayla üretilen bir kitapçığın ve cevap anahtarının üretilmemesi ve basın kitapçığı sorularının ve doğru cevaplarının yerlerini master kitapçıkla aynı olmasını sağlayarak yanlış cevapların yerlerinin değiştirilmesidir. Adı geçen durumun sebebiyeti ilgililerine sorulduğunda Meteksan yetkilileri ve YGS-2011 basım sürecinde matbaada bulunan ÖSYM görevlileri birbirlerini suçlayan beyanlarda bulunmaktadırlar. Yukarıdaki tespit sonrasında bu formülasyondan, sınav esnasında istifade ederek haksız menfaat eden olup olmadığı detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Sınava giren, tüm adaylara ait soru ve cevap şıkları dizilişleri, doğru cevap anahtarları ve adayların YGS-2011'de doldurdukları optik okuma sonuçları kullanılarak yukarıda çerçevesi çizilen, soruların ve şıklarının dizilişinden kaynaklanan ve tüm kitapçıklarda 18 soruya doğru cevap vermesini sağlayacak yöntemin kullanılıp kullanılmadığının analizi yapılmıştır. İncelemeye YGS-2011 ve YGS-2010'a girmiş olan adayların YGS-2010'daki matematik testi için doğru ve yanlış bilgileri de değerlendirmeye alınmıştır. En son olarak sınavda ilk 1000'e giren tüm adayların soru kağıtları üzerinde yaptıkları işlemler ve kişisel notları da tek tek değerlendirilmiştir. Tüm bu analizler sonucunda, şifre olarak adlandırılan yöntemle doğru olarak yapılabilecek sorularda başarılı olup diğer sorularda başarısız olan hiçbir adaya rastlanmamıştır.'' 'ŞİFRE VARDIR ANCAK...' Kararda, bilirkişi raporundaki şu ifadelere de yer verildi: ''Özetle, YGS-2011'de kamuoyunda şifre olarak adlandırılan uygulama vardır. Şifre olarak bilinen uygulama, kullanılan programın eksikliğinden, ÖSYM TAB çalışanlarının program kullanımı hakkında yeterliliğe sahip olmaması ve YGS koordinatörünün gerekli denetimi yapmaması ve kapalı dönemde görülen eksikliklere müdahale etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bahse konu formülasyon ile 40 soruluk matematik testinde bulunan 29 sorudan 15,25 net elde etme imkanı bulunmaktadır. Ancak YGS-2011'de hiçbir adayın yukarıdaki formülasyondan istifade ederek haksız avantaj sağladığına dair bulguya rastlanmamıştır.'' |
Bolu'da deprem paniği Bolu'da meydana gelen 3,0 ve 3,9 büyüklüğündeki iki ayrı deprem vatandaşları sokağa döktü. Yurtlarda kalan bazı öğrencilerin fenalaştığı, bazılarının hastaneye kaldırıldığı görüldü. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, Bolu'da saat 01.13'te 3.0, saat 01.18'de 3,9 büyüklüğünde iki deprem kaydedildi. Vatandaşlar evlerinden panikle dışarı çıktı. Korkuya kapılan insanlar saatlerce apartmanların önlerinde bekledi. Özellikle yurtlarda kalan üniversite öğrencileri büyük panik yaşadı. Bayılan öğrencilere ilk müdahale 112 sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Battaniye ve şemsiyeleriyle dışarıya çıkan vatandaşlar büyük korku yaşadı. BOLU SALLANMAYA DEVAM EDİYOR Bolu'da 8 saat içerisinde 6 hafif şiddetli deprem meydana geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, Bolu'da saat 01.13 ile 09.12 sıralarında 3, 3.9, 2.9, 2.7, 2.6 ve 3.2 şiddetlerinde toplam 6 kez hafif şiddetli deprem meydana geldi. Gece başlayan depremlerin ardından sokağa dökülen vatandaşların deprem paniği devam ediyor. Depremler nedeniyle 15 kişi rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Bolu Valisi İbrahim Özçimen, deprem uzmanı olmadığını ifade ederek, ''Bu şekilde yerde hareketlenmeler devamlı olur. 3 şiddetindeki depremleri bazıları duymaz bile. Zaten 1, 2 ve 2,5 gibi depremler devamlı oluyor. Gece olan depremleri bizde hissettik. Bence paniğe gerek yok. Bizim özellikle 1999 yılından sonra yapılan binalarımız sağlamdır. Güvenle oturulabilir. Bolu'daki konutların iyi olduğu da ifade edilebilir. Emniyet, jandarma ve afet işlerinin sorumlu müdürleriyle görüştüm depremlerden sonra. Binalarda çatlak yada yaralanma gibi bir şey yok'' dedi. Özçimen, deprem olduktan sonra yapılacak olan şeyler konusunda vatandaşların bilinçli olduğunu belirterek, '''Depremin tedbiri depremden önce alınır. Deprem öldürmez bina öldürür. Binaların sağlam yapılması, evlerde bulunan eşyaların duvarlara monte edilmesi gibi tedbirler daha önemli. Vatandaşlarımızın sabah saatlerine kadar dışarlarda uyuması şu yağmurda, soğuk havada durması çok doğru değildir. Paniğe gerek yok'' diye konuştu. Sabah Gazetesi - 14.05.2011 |
Kütahya'da Deprem Kütahya'nın Simav ilçesinde meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki deprem, İstanbul, Ankara, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Yalova, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Afyonkarahisar'da da hissedildi. Kütahya'daki ilk depremin ardından ikinci bir deprem daha meydana geldi. İkinci depremin büyüklüğü ise 4,6 oldu. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 23.15'te, merkez üssü Kütahya'nın Simav ilçesi olan 5.9 büyüklüğündeki depremin hissedildiği il ve ilçelerde vatandaşlar, evlerini terk ederek sokağa çıktı. Bu arada, ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumunun internet sitesindeki verilere göre, Türkiye'nin batı kesiminde meydana gelen depremin merkez üssünün, Kütahya'ya 77, Bursa'ya 121 ve Balıkesir'e 123 kilometre mesafede olduğu belirtildi. CNN Türk - 19.05.2011 23.56 |
Simav Depremi Kütahya'da 5.9 şiddetinde deprem Merkez üssü Kütahya-Simav olan ve pekçok ilde hissedilen deprem büyük bir yıkıma neden olmazken, ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetti.Kütahya'da saat 23.15'te 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi'nin merkez üssünü Simav olarak duyurduğu deprem İstanbul, Ankara, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Yalova, Afyonkarahisar, Eskişehir, Uşak, İzmir, Manisa ve Edirne'de de hissedildi. Ardından 50'ye yakın artçı sarsıntı hissedilen depremde şu ana dek 3 kişinin öldüğü haberi geldi. İlk bilgilere göre deprem sonrası yaşanan paniğin yol açtığı belirtilen ölümler Simav, Hisarcık ve Bursa İnegöl'de oldu. İnegöl'de 75 yaşında bir kadın panik nedeniyle kalp krizi sonucu ölürken, depremin merkes üssü Simav ve Kütahya'nın bir diğer ilçesi Hisarcık'ta da birer ölüm yaşandı. 50'ye yakın yaralı olduğu belirtilen Simav'da, Devlet Hastanesi Başhekimi Naci Çağlar, yoğun bakımdaki 3 hastayı Uşak'a sevk ettiklerini diğer yatan hastaların da taburcu olduğunu ifade etti. BAZI BİNALARDA HASAR VARDeprem nedeniyle Simav ilçe merkezindeki binaların camlarının kırıldığı, bazı evlerin duvarlarında hasar oluştuğu, ilçedeki iki caminin minaresinin yıkıldığı öğrenildi. Depremin ardından Simav'da elektrikler kesilirken, panik içinde evlerinden dışarı çıkan vatandaşlar, belediye araçlarıyla Simav Spor Salonu ve futbol sahasında toplanıyor. Bazı vatandaşlar da Hükümet Konağı önünde bekliyor. "KÜTAHYA MERKEZDE SIKINTI YOK"Kütahya Valisi Kenan Çiftçi NTV’ye anlattı: "Deprem olur olmaz ilin tamamını dolaştık ve şunu söyleyebilirim ki Kütahya merkezde bir sıkıntı yok, panik var tabi. Asıl merkez Simav ve şu anda oraya gidiyorum. Bir evin yan yattığı bilgisi gelirken, panikleyen bir vatandaş da hayatını kaybetmiş. Bazı binalarda hasar olduğu bilgisi de geliyor. Ben de deprem anında odamda ve ayaktaydım, binam yeniydi ve çok şliddetli şekilde hissettim.” ARTÇILARDeprem sonrası 50'yi aşan artçının yaşandığı Simav'da telefonlar çalışmazken, elektrikler de kesik durumda. Konuyla ilgili konuşabn Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdür Yardımcısı Kıvanç Kekovalı da, "Bu büyüklükteki bir depremin ardından artçıların olması son derece normal. Artçı depremler bir süre kendisini hissettirecektir. Çünkü 5.9 ciddi bir büyüklük. Gelişmeleri takip ediyoruz. Vatandaşlarımız artçı depremlere hazırlıklı olmalılar'' diye konuştu. YARDIMLARBaşbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Afyon, Bursa, İstanbul ve İzmir'den arama kurtarma ekiplerini deprem üssü olan Kütahya'nın Simav ilçesine gönderdi. Türk Kızılayı, Afet Yönetimi Müdürlüğü yetkilileri, bölgeye en kısa zamanda ekipler gönderileceğini açıklarken, AKUT Genel Sekreteri Saydun Gökşin de, Eskişehir'deki ekiplerinin Simav'a gittiğini söyledi. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
İstanbul'da patlama: 7 yaralı İstanbul Etiler'deki Akmerkez'in önünde bir patlama meydana geldi. Biri polis 7 kişi yaralandı. Biri bacağı kopan iki kişinin durumu ağır. Bombanın elektrikli bir bisikletin üzerinde patlatıldığı tespit edildi. http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Sections/T%C3%BCrkiye/_ColorBoxes/110525-etilerde-patlama-1.300w.jpg Etiler Koç Köprüsü'nün altında meydana gelen patlamada 7 kişi yaralandı. İstanbul'un en işlek bölgelerinden Etiler'deki Akmerkez'in önünde bir patlama meydana geldi. Koç Köprüsü'nün altındaki İETT durağında meydana gelen patlamada biri polis 7 kişinin yaralandığı bildirildi. Etiler'deki patlamada yaralanan 7 kişiden 5'i Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne 2'si ise Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. AYTEN'İN DRAMI Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Ayten Bal'ın durumunun ciddi olduğu ve bacağını kaybettiği belirtildi. Bal ve yanındaki arkadaşı Ceyhan Mercan otomobille ilerlerken patlamanın meydana geldiği öğrenildi. Etiler'deki patlamada bacağını kaybeden 38 yaşındaki Ayten Bal, özel bir şirkette müşteri temsilcisi olarak çalışıyordu. Bal, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyata alındı. Hastane önüne gelen yaralı yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor. HASTANEDEKİ YARALILARIN İSİMLERİ İSE SÖYLE: Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Ayten Bal Ceyhan Mercan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi: Seyfi Erdem (polis) Agop Demir Sami Işık Ali Osman Çapa - Yazgülü Şubatlıoğlu Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki 2 yaralının kimlikleri ise belirlenemedi. İlk Sağlık Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, iki kişinin durumu ağır. Ayağı kopan bir yaralı şu an ameliyatta. Yaralılardan birinin olay yerinvden geçen bir polis olduğu öğrenildi. HEDEF POLİS OKULU OLABİLİR İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın olay yerine gelerek inceleme yaptı. Çapkın bombanın köprü altında bir elektrikli bisikletin üzerinde patlatıldığını açıkladı. Çapkın şunları söyledi: "08.58'de köprünün altında bir elektrikli bisikletin üstüne konmuş bir patlayıcı. Orta şiddette bir patlayıcı konmuş. Patlama sonucunda 7 yaralı var, biri polis. Polis oradan geçiyordu. Hayati tehlikesi olan yaralı yok. Polis okuluna dönük denebilir. 5 araç zarar gördü. Bu kimsenin yanına kalmaz, mutlaka bulunur. Halkımızın içi rahat etsin. Tesellimiz hiçkimsenin ölmemiş olması. Ses bombası değil ama çok büyük çaplı bir bomba da değil. Gerek zamanlama gerekse polis okuluna yakın olması altı çizilmesi gereken iki unsur." POLİS İKİNCİ BOMBA ARAMASI YAPTI Çöp kutusu ve durağın çevresinde etrafa saçılmış eşyalar arasında polis ikinci bomba araması başlattı. Olay yerinde inceleme yapan bomba imha ekibinin yanı sıra bir de jammer, uzaktan kumandalı yeni bir bomba ihtimali üzerine çalıştırıldı. Patlamada zarar gören bir taksi, iki otobüs ve bir sivil araç olay yerinde duruyor. Çevredeki beton artıkları köprünün oldukça hasar gördüğünü gösteriyor. Patlama sonrası bölge trafiğe çift yönlü olarak kesildi. |
Yılın ilk Ay tutulmasını kaçırmayın Hava durumunun izin vermesi halinde tam aytutulması çarşamba günü ABD ve Kanada haricinde,dünyanın büyük bölümünden izlenebilecek. Dünya'nın gölgesinin ayın önünü kapatması, 1 saat 40 dakika sürecek. Bu gökyüzü manzarası, başlangıcından bitimine kadar Doğu Afrika, Orta Asya, Ortadoğu ve Avustralya'nın batısında görülebilecek. Uzun süreli tam ay tutulması, en son Temmuz 2000'de olmuştu ve 1 saat 47 dakika sürmüştü. Güneş tutulmalarından farklı olarak ay tutulmaları, çıplak gözle güvenle izlenebiliyor. Bu yılın hesaplarına göre, Tutulma sırasında Ay'ın konumları şöyle olacak:
Ankara Üniversitesi (AÜ) Rasathanesi, 1 saat 40 dakika sürecek ay tutulması için düzenleyeceği özel etkinliğinde, meraklılarına gökyüzünü teleskoplarla izlettirecek.15 Haziran Çarşamba günü yaşanacak yılın ilk Ay Tutulması için düzenlenecek özel etkinlik saat 20.00'da başlayacak. Sunum ve belgesel gösterimlerinin yapılacağı etkinlikte, saat 22.05'de izlenmeye başlanacak olan Ay Tutulması, 1 saat 40 dakikalık süresiyle izleyenlere görsel bir şölen yaşatacak. Bu kadar uzun süreli bir ay tutulması, en son 2000 yılı Temmuz ayında gerçekleşti. Gözlemevi yetkilileri, Gözlemevi'nin şehirden uzak ve yüksek bir konumda bulunması nedeniyle katılımcıların yanında kalın giysiler bulundurmalarını önerdi. Yılın ilk ay tutulması dolayısıyla, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'ne (ÇOMÜ) bağlı Ulupınar Gözlemevi'nde ''Halk Günü'' düzenlenecek. Gözlemevi müdürü Prof. Dr. Osman Demircan, yaptığı açıklamada, 15 Haziran'daki ay tutulmasının Türkiye'nin her yerinden teleskop ve dürbün kullanmadan gözlenebileceğini söyledi. Tutulmanın söz konusu gün saat 20.24'de ayın dünyanın yarı gölge konisi içine girmesiyle başlayacağını ifade eden Demircan, ''Saat 22.22'de tam gölge konisine girmeye başlayınca ay görüntüsünde kızıllaşma gözlenecek. Tam tutulma 23.12'de gerçekleşecek ve 02.00'ye kadar sürecek'' dedi. Demircan, ay tutulması nedeniyle ÇOMÜ Ulupınar Gözlemevi'nde ''Halk Günü'' düzenleneceğini kaydetti. |
Angelina Jolie Hatay'da! Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğiİyi Niyet Elçisi, dünyaca ünlü ABD'li film yıldızı Angelina Jolie Hatay'a geldi. http://img694.imageshack.us/img694/6827/3b996bdfa85d4bb164dfb60.jpgHatay Havaalanı'na saat 15.25'de özel uçakla inen Jolie'ye Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği çalışanları eşlik etti. Bu arada, hava alanında bekleyen hayranlarına, ünlü yıldıza yaklaşmalarına izin verilmedi. VIP'ten çıktıktan sonra karayoluylaAltınözü'nde bulunan Suriyeli sığınmacıların yaşadığı çadırkente hareket eden Jolie'nin ziyareti sırasında basın mensuplarının görüntü almasına da izin verilmeyecek. Bu arada,Altınözü'ndeki çadırkentin girişine Türk Kızılayı tarafından "Dünyanın iyilik meleği hoşgeldin" şeklinde bir karşılama pankartı asıldı. |
'Çocuk' Samast 10 yıla serbest Dink suikastı davasında savcı son sözünü söyledi. Samast'ın, 'Tasarlayarak adam öldürmek ve ruhsatsız silah bulundurmak'tan 19-27 yıl arası cezalandırılmasını istedi. Olay tarihinde yaşı küçük olduğu ve 'taş atan çocuklar' yasasından faydalanacağı için Samast, 10.5 yıl sonra serbest kalabilir.Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın Çocuk Mahkemesi'nde yargılanmasına devam edildi. İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Demir, tutuklu sanık Samast'ın, TCK'nın 'tasarlayarak adam öldürmek'' suçunu düzenleyen 82/1-a maddesi ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar Hakkındaki Kanun'da düzenlenen 'ruhsatsız silah bulundurmak'' suçlarından, yaşının 18'den küçük olduğu da dikkate alınarak 18 ay ila 26 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. DİNK HİSSETTİ VE YAZDI İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ali Demir, 10 sayfa olarak hazırladığı esas hakkındaki görüşünü yazılı olarak mahkeme heyetine sundu. Savcı Ali Demir'in, Dink cinayetiyle ilgili verdiği detaylar dikkat çekti. Savcı Demir'in 'Yürütülen linç kampanyasıyla Hrant Dink; aşırı milliyetçiler için vatan haini, Türk düşmanı ve nefret edilen bir Ermeni'ydi' sözlerini kullandığı mütalaada, Samast'ın, İstanbul'a gelmesinin ardından Agos'a gittiği, Dink ile görüşmek istediği ancak ofiste olmadığını öğrenince telefonla Yasin Hayal'i aradığı, Hayal'in de beklemesini söylediği belirtildi. Gazetenin köşesinde bekleyen Samast'ın, Dink'i banka şubesine girerken gördüğü, çıkışını beklediği kaydedildi. Samast'ın, bankadan çıkan Dink'in arkasından yaklaşarak, 1 metre mesafeden sol çaprazdan 3 el ateş ettiği, Dink'in başına iki mermi isabet ettiği ve olay yerinde ölümüne neden olduğu anlatıldı. Samast'ın olay yerinden kaçışı ve daha sonra yakalanışıyla ilgili ifadelerine yer verildi. Mütalaada, Samast'ın soğukkanlı ve kararlı olduğu ancak daha sonra pişmanlık duyduğunun görüldüğü kaydedildi. Duruşma 29 Haziran tarihine ertelendi. ALDIĞI CEZANIN 5'TE 4'ÜNÜ YATACAK Mahkeme, savcının talebi doğrultusunda en üst cezayı verirse Samast, Ceza İnfaz Kanunu kapsamında aldığı cezanın 5'te 4'ünü yatacağı için yaklaşık 20 yıl cezaevinde kalacak. Cinayetin işlendiği 2007 yılından beri tutuklu olan Samast, 15,5 yıl sonra cezaevinden çıkacak. Ancak mahkeme alt sınırdan ceza verirse Samast, 15 yıl hapis cezası alacak. Cezasının 4,5 yılını geçiren Samast, 10,5 yıl sonra serbest kalacak. Kaynak: ntvmsnbc |
Rusya'da uçak kazası: 44 ölü Ülkenin kuzeyinde meydana gelen kazada ikisi çocuk 8 kişi kurtuldu. Rusya'nın kuzeyindeki bulunan Petrozavodsk kentinde uçak kazası meydana geldi. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Moskova'dan hareket eden RussAir havayoluna ait Tupolev 134 tipi uçak havaalanına 15 kilometre uzaklıkta bir otobana düşerek parçalandı ve alev aldı. Yerel yetkililerden alınan bilgilere göre uçakta bulunan 5'i mürettebat 52 kişiden 44'ü olayda hayatını kaybetti. Rus haber ajanslarının bildirdiğine göre, kazada hayatını kaybedenlerin arasında bir İsveç vatandaşı da bulunuyor. Yaralanan 8 kişiden bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. MUCİZE GERÇEKLEŞTİ Kazadan sağ kurtulanlar arasında iki çocuk da bulunuyor. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı , bir anne ile 9 ve 14 yaşındaki çocuklarının da yaralılar listesinde bulunduğunu ancak durumlarının ciddi olsuğunu açıkladı. Haber ajansları uçağın kara kutusunun bulunduğunu duyurdu. Karakutu incelemesinden sonra ayrıntılı bir açıklama yapılması bekleniyor. Rusya Soruşturma Komitesi, kazaya insan hatası veya teknik bir arızanın yol açtığı olasılığı üzerinde durduklarını açıkladı. Havacılık Komitesi Başkan Yardımcısı Aleksiy Marazov da yaptığı açıklamada, yoğun siste inmenin son derece zor olduğunu ve pistteki yüksek yoğunluktaki aydınlatma ışıklarının ise yoğun siste inen uçağa yardımcı olamadığını söyledi. Petrozavodsk Havaalanı Müdürü Aleksiy Kuzmitskiy de yaptığı açıklamada, elde ettikleri ilk bilgiye göre uçağın alçalma sırasında elektrik hattını kestiğini ve karayolundaki ışıkların kesilmesine neden olduğunu kaydetti. 'UÇAK TEKNİK AÇIDAN İYİYDİ' RusAir'den yapılan açıklamada, Tu-134 tipi uçağın kontrollerinin düzenli olarak yapıldığı ve uçağın teknik açıdan iyi durumda olduğu belirtildi. Tu-134 ve Tu-154 uçakları 1960'lı yıllardan beri Sovyet ve Rus sivil havacılığının en önemli uçakları oldu. Petrozavodsk havaalanı yakınında alçaldığı sırada düşen 68 yolcu taşıma kapasitesine ve 2 bin kilometre uçuş menziline sahip Tu-134 tipi uçak 1980 yılında yapılmıştı. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
İlk e-insan 2045’te “Russia-2045” projesindeki bilim adamları bir enerji olduklarına inandıkları ruhu sağlıklı bir bedene transfer ederek ölümsüzlüğü sağlayacaklarını iddia ediyor. Yaklaşık iki yıl önce Rusya’da, kendilerini “Ölümsüzlük şirketi” olarak tanıtan bir grup Rus bilim adamı ‘Russia-2045’ projesiyle ortaya çıktı. Bu çalışma grubu en geç 2045 yılına kadar insan ruhunun yerini tam olarak tespit edeceklerini ve bu ruhu kopyalayarak yapay bedene taşıyacakları iddia ediyor. Geçen günlerde “Russia-2045” üyeleriyle Rus Ortodoks Kilisesi arasında ciddi bir fikir düellosunun yaşandı. “Russia-2045” projesini yöneten şirketin başkanı Dmitriy İtskov Hürriyet gazetesinden Nerdun Hacıoğlu’na konuştu. İtskov, 20. yüzyıl boyunca ölümsüzlüğün veya en azından insan ömrünün uzatılmasının tıpta arandığını söyleyip ölümsüz insan projesinin bugüne kadar yapılmış benzeri çalışmalardan farklı olacağını anlattı; “Rus profesör Vladimir Skulachev’in insan bedenindeki hücrelerin oksitlenmesini durdurma yöntemi beklenen sonucu vermedi. 1990’da keşfedilen ‘telomeraz’ fermenti insan hücrelerini hızlı ve yaşlanmadan çoğaltıyordu. Fakat bu yöntemle kanser hücreleri de hızla çoğalmaya başladı. Geçen yüzyılın ortalarında dondurularak muhafaza edilmiş hasta bedenlerde onarımı imkansız hasarlar tespit edildi. Kök hücre sayesinde gençleşme yöntemi de sonuç vermedi. Tüm bu çalışmalar sonucunda 200 yıl önce ortalama 40 yıl olan insan ömrü günümüzde 80 yıla yükseltilebildi. Tıbbi çalışmalara bakarak insan ömrünün gelecekte 10-20 yıl daha uzatılabileceğini söyleyebiliriz. Ancak ölümsüzlükten bahsetmek kesinlikle mümkün değil.” İtskov’a göre, Russia-2045 projesi tıptan çok farklı bir yoldan ilerleyecek. Hatta bu projede neşter ve kan söz konusu olmayacak. Ölümsüz ruha sibernetik teknoloji ve cyborg ile ulaşılacak. Ruhun hasta bedenden ayrılışını gönüllü ve cazip bir prosedür haline getirecekler. Ruhu daha sağlıklı bir ortama geçmeye davet edecekler. PROJEDE 25 BİLİM ADAMI VAR Aşırı iddialı ölümsüz insan projesine hangi cesaretle başladığı sorulunca, “İnsanın ölümsüz hale getirilebileceğine inandığım için bu işe giriştim” yanıtı veriyor İtskov. “Russia-2045” projesine başlamadan önce Rusya’da ve dünyada bir dizi uzmanla görüşmüş, 25 Rus bilim adamını projeye davet etmiş; “Geçenlerde Rusya’nın Çelyabinsk şehrinde yaşayan profesör Vyaçeslav Ryabinin’i projemize davet ettim. Ryabinin, en karmaşık organlardan karaciğerin yerini alan dünyanın en mükemmel makinesini icat eden kişi.” “Russia-2045” projesinde İtskov’un çalışma arkadaşlarından biri de Dr. Aleksander Bolonkin. Rus bilim adamı Bolonkin, elektronik ölümsüz insan fikrini ilk kez 20 yıl önce ortaya atmış. 1990’da Rusya Bilimler Akademisi’ne e-insan düşüncesini sunmuş, destek bulamayınca ABD’ye göç etmiş. Elektronik insan yaratma düşüncesi ABD hükümetinden de destek almış. BEYNİN ŞİFRELERİNİ ÇÖZECEĞİZ İtskov, sibernetik teknolojiyi seçme sebeplerini de anlatıyor; “Canlı cansız yapı bir arada hayatımıza girecek. İlk önce çok daha kaliteli işitme cihazları, ardından yapay retina... Sonra beyinden komuta alan mekanik ayak, kol ve eller eskilerin yerini alacak. Beyne monte edilecek minyatür işlemciler yakın bir gelecekte Parkinson hastalığını yenmeye yarayacak. Biyomekanik cyborg’lar sadece hastalara hizmet etmeyecek. Örneğin insanın bedenen bulunması mümkün olmayan ortamlara beyniyle kontrol ettiği cyborglar gönderilecek. Japonya’daki radyasyon saçan nükleer santral gibi, uzayın keşfi gibi alanlarda yakında bu akıllı robotlar kullanılmaya başlanacak.” Ama Russia-2045 grubunun asıl hedefi beyin. Beynin şifrelerini çözerek ruhun gizliği olduğu yeri bulmak en büyük amaçları; “Bizim grup, insan ruhunun iddia edildiği gibi 21 gram olduğuna inanmıyor. Biz ruhun bir madde olduğuna değil, bilgi taşıma özelliğine sahip bir tür enerji olduğuna inanıyoruz. Bunu kanıtladığımızda insan beynini kopyalayarak ilk e-insanı yaratmış olacağız.” STEVEN SEAGAL DA DESTEKLİYOR “Russia-2045” projesi geçenlerde Rus Ortodoks Kilisesi’nin tepkisini çekmiş. İnsanı ölümden kurtaracak çalışmalar ilerledikçe düne kadar geçerli bir dizi dogma belki de yıkılacak düşüncesi mevcut. Bu durum kilisenin pek hoşuna gitmiyor. Hele Rus Ortodoks Kilisesi’nden saygıdeğer rahip Feofan Kryukov işbirliği yapmayı kabul edince proje yıldırımları iyice üzerimize çektik. Projedeki tüm çalışmaların topluma açık yapılacağını ilan edildi. Dünyadan destek de almaya başlandı. Örneğin iki gün önce ünlü aktör Steven Seagal projeye desteğini açıkladı. Yakında “Russia-2045” ölümsüz insan projesi uluslararası boyut kazanacak. AVATAR’DAN E-İNSANA AŞAMALAR Dmitriy İtskov’un başında bulunduğu ölümsüz insan çılgın projesinin aşamaları: 2015: Hollywood filminden ödünç alınmış adıyla Avatar ortaya çıkacak. İnsan beyninin gönderdiği sinyallerle komuta edilebilecek bu cyborg filmdeki örnekten farklı olarak biyolojik değil, tamamen biyonik olacak. 2020: Yapay bedene ölümcül bir hastanın beyninin gönüllü olarak aktarım deneyi gerçekleşecek. 2030: Beynin kopyalanması mümkün olacak. Ruhu içinde gizlediği sanılan beyin tamamen sayısal data bilgiye dönüştürülecek. 2045: İlk e-insan yaratılacak. PROJENİN MUHALİFLERİ DE VAR Ölümsüz insan projesinin hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyeceğini iddia edenler de var. Bunlardan biri Rusya Teknik Bilimler Doktoru Pavel Voronin. Voronin’e göre bırakın ruhun bilgisayara aktarılmasını, yapay şuur yaratmak bile yakın ve uzak gelecekte prensip olarak mümkün değil. Voronin, “İnsan beyninde yaklaşık 200 milyar nöron yani sinir hücresi bulunuyor. Bu hücrelerin içindeki bilgi birikim modeli ve yapısı kabloyla dışa aktarılabilecek türden değil. Hücreye dokunulduğu an hem hücrenin kendisi hem içindeki bilgi yok olmaya mahkum” diyor. İnsan beyninde bir santimetrekarelik sinir hücresi alanındaki bilgi akışının yapay modele dönüştürülmesi için Voronin’e göre Avrupa’daki tüm bilgisayarların bir ay boyunca birbirine bağlı çalışması gerekiyor. |
‘NATO sivilleri vurdu: 15 ölü’ NATO'nun bugün düzenlediği saldırıda sivil yerleri hedef aldığı ve 15 kişinin öldüğü iddia edildi. NATO ise vurulan yerlerin meşru askeri hedefle olduğunu açıkladı.Libya devlet televizyonu ve resmi ajansı Jana'ya göre, NATO'nun bugün Brega'da, aralarında bir ekmek fırını ve lokantanın da bulunduğu sivil yerleri bombalaması sonucu 15 kişi öldü, 20'den fazla kişi yaralandı. Bu arada NATO'nun günlük raporunda, Brega bölgesinde dün aralarındaaskeri tesisler ve araçların da bulunduğu 35 askeri hedefin vurulduğu belirtildi. NATO’DAN YALANLAMA NATO sözcüsü de, sivil kayıp olduğu şeklindeki bu açıklamaları yalanlayarak, "NATO'nun Brega'daki boş bir bölgede yer alan binaları hedef aldığını, bunların meşru askeri hedefler olduğunu" kaydetti. "Bölgeyi gözlemlemek ve emin olmak için zaman harcadıklarını, bu operasyon için de titiz bir plan yaptıklarını" belirten sözcü, "NATO müdahale ettiğinde, o anda bu yerde bulunan herkesin meşru askeri hedef olarak kabul edildiğini" söyledi. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
Bilecik'te 4,7 büyüklüğünde deprem Bilecik'te 4,7 büyüklüğünde deprem Bilecik'te saat 19.09'da Richter ölçeğine göre 4.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre yerin 5 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem Bilecik'in dışında İstanbul, Kocaeli, Bursa, Eskişehir ve Sakarya illerinde de hissedildi. Maddi hasara yolaçan depremde, ilk belirlemelere göre ölen ve yaralanan olmadı. Depremle birlikte Bilecik kent merkezinde vatandaşlar ev ve işyerlerini terkederek sokaklara ve açık alanlara çıktı. Sarsıntıyla birlikte Bilecik Devlet Hastanesi'nde hastalar, önlem amacıyla sedyeyle bahçeye çıkarıldı. Depremde, kent merkezindeki Ertuğrulgazi Mahallesi'nde bulunan bir hipermarket şubesinde hasara yol açtı. Hipermarketin bir duvarı hasar görürken, camları kırıldı. Hipermerkette bulunan çalışanlar ile müşterilerin ise yaralanmadığı belirtildi. Yetkililer ilçe ve köylerde hasar olup olmadığının araştırıldığını; gelen ilk bilgilerde merkeze bağlı Gülümbe Köyü'nde bir evin hasar gördüğünü, Silvi Köyü'nde de bir cami minaresinin yıkıldığını tesbit edildiğini söyledi. 4.7 büyüklüğündeki depremin ardından saat 19.25'te merkez üssü Pazaryeri İlçesi olan 2.7, saat 19.29'da ise merkeze bağlı Yarhisar (İlyasbey) köyü olan 3.1 büyüklüğünde depremler meydana geldi. CNN Türk - 11.07.2011 |
Hükümet programı TBMM'de 1 ek Hükümet programı TBMM'de ![]() TBMM Genel Kurulu'nda, 61. Hükümet'in programı üzerindeki görüşmelere başlandı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut yönetiminde çalışmalarını sürdüren Genel Kurul'da, CHP'li milletvekillerinin andiçme işleminin ardından hükümet programı üzerindeki görüşmelere geçildi. Hükümet programı üzerindeki ilk sözü MHP Grubu adına Genel Başkanı Devlet Bahçeli aldı. Bahçeli, 61. Hükümet programının milletin asıl sorunlarını omurgasından kavrayacak ve meseleleri çözecek siyasi ferasetten fazlasıyla uzak olduğunu söyledi. İktidar partisinin gerilimi tırmandırıcı yaklaşımının, ana muhalefet partisinin inatçı tavrının yaklaşık iki haftadır ülke gündemini meşgul ettiğini belirten Bahçeli, bu görüntünün çözüm kulvarına girmesinin herkes açısından sevindirici olduğunu ifade etti. Tutuklu milletvekillerinin demokrasi ahlakı gereği mecliste bulunan herkesin meselesi olması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "Hukuk sisteminde adalet herkesin yararına işlemeli ve toplumun temel çıkarlarını dikkate almalıdır" diye konuştu. "61. hükümet programının milletin asıl sorunlarını omurgasından kavrayacak ve meseleleri çözecek siyasi ferasetten fazlasıyla uzak olduğunu" ileri süren Bahçeli, "Program, milletimizin bunaldığı ve çıkış aradığı sorunların bütünüyle bitirilmesi noktasında farklı ve yeni bir şey getirmemiştir" diye konuştu. Bahçeli, 61. Hükümet programının "hazırlıksız, dar kalıplara sindirilmiş, sorunlu, marazlı ve millet için sakıncalarla dolu olduğunu" öne sürerek, "Programda hiçbir şey yokmuş gibi terörle mücadeleden zerre kadar bahsedilmemekte, Türk milletinin birliğine, varlığına yönelik suikastlar yok kabul edilmektedir" dedi. Görüşmelerde, CHP adına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Grubu adına Grup Başkanvekili Mahir Ünal ve Adana Milletvekili Ömer Çelik söz alacak. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ile AK Parti Karaman Milletvekili Lütfi Elvan ise kişisel görüşlerini açıklayacak. Daha sonra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümet adına eleştirileri yanıtlayacak. CNN Türk - 11.07.2011 |
Diyarbakır'da çatışma: 13 şehit 1 ek Diyarbakır'ın Silvan ve Kulp ilçeleri arasında öğle saatlerinde arama yapan askerler pusuya düşürüldü; 3'ü uzman erbaş, 10'u er olmak üzere 13 asker şehit oldu. 2'si ağır 7 askerin yaralandığı çatışmada 7 PKK'lı öldürüldü. Geçen cumartesi günü kaçırılan 2 asker ve 1 sağlık görevlisinin kurtarılması için başlatılan operasyon kapsamında, Silvan İlçesi'nin Dolapdere ve Kulp İlçesi'nin Küplü köyleri arasında arama tarama faaliyetinde bulunan Silvan Komando Taburu timleri pusuya düşürüldü. Askerlerin öğle yemeği için mola verdikleri sırada birkaç noktadan saldırıya geçen kalabalık terörist grubunun ağır silahlarla açtığı ilk ateşle 3 uzman erbaş ve 10 er şehit düştü. 2'si ağır 7 asker de yaralandı. Timde bulunan askerlerin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada 7 terörist ölü ele geçirildi. Teröristler yangın çıkararak kaçmaya çalışırken, bölgeye Diyarbakır başta olmak çevreden takviye birlikler gönderilerek büyük bir operasyon başlatıldı. Helikopterlerin hava desteği verdiği operasyon devam ediyor. Aynı bölgede geçen cumartese gecesi Diyarbakır- Bingöl Karayolu'nu kesen teröristler, astsubay Abdullah Söpçeler, uzman çavuş Zihni Koç ve sağlık teknisyeni Aytekin Turhan Uz silah zoruyla kaçırmıştı. Bu arada şehit askerler için yarın saat 13.00'te tören düzenlenecek. Genelkurmay'dan açıklama Genelkurmay Başkanlığı, Diyarbakır'ın Silvan ilçesi kırsalında bir grup terör örgütü mensubuyla girilen çatışmada, ormanlık alanda teröristlerce atılan el bombalarının etkisiyle çıkan yangından dolayı 13 askeri personelin şehit olduğunu, 7'sinin yaralandığını bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı, çatışmada ilk tespitlere göre 7 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan bilgi notunda, Diyarbakır'ın Silvan ilçesi kırsal kesiminde operasyon için arazide bulunan bir birliğin, bugün saat 14.45 sıralarında ormanlık bir alanda bir grup terör örgütü mensubuyla karşılaştığı ve yakın mesafeden sıcak temasa girildiği belirtildi. Bilgi notu şöyle: "Çatışmada ve ormanlık alanda teröristlerce atılan el bombalarının etkisiyle çıkan yangından dolayı 13 askeri personelimiz şehit olmuştur. Ayrıca, ikisi ağır olmak üzere 7 askeri personelimiz yaralanmıştır. Yaralı personel Diyarbakır Asker Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Yapılan ilk tespitlere göre, çıkan çatışmada 7 teröristin etkisiz hale getirildiği anlaşılmıştır. Şehit ve yaralılarla ilgili detaylı açıklama, kimlik tespiti ve ailelerine haber verildikten sonra ayrıca yapılacaktır." ![]() CNN Türk - 14 Temmuz 2011 |
Mardin'de pusu: 3 şehit! Ömerli'de çıkan çatışmada 3 asker şehit oldu Mardin'de ikisinin tayini çıktığı için korucubaşı tarafından yemeğe davet edilen ve köylülerle de helalleşen 3 asker, köyün üst tarafındaki tepede bulunan 3.5 kilometre mesafedeki karakola gitmek için askeri araçla yola çıktıklarında terör örgütü PKK mensuplarınca pusuya düşürüldü. Uzun namlulu silahlarla açılan ateşe askerler de karşılık verdi. Ancak yaklaşık 15 dakika süren çatışmada 2 astsubay ve 1 uzman çavuş şehit oldu. Silah seslerinin duyulması üzerine karakoldan hemen bölgeye takviye ekipleri gönderildi ve kaçan teröristlerin yakalanması için hava destekli operasyon başlatıldı. Hain saldırıda sadece araca isabet eden kurşun sayısının 30 olduğu öğrenildi. Şehitlerden ikisi de Gaziantepli olan Astsubay Başçavuş Erhan Gül'ün (37) tayininin Tokat'a, Uzman Çavuş Ali Öztürk'ün (22) tayininin Balıkesir'e çıktığı, ikisinin de bu sabah memleketlerine yola çıkmayı planladığı, ancak saatler kala şehit olduğu ortaya çıktı. Kırıkkaleli şehit Astsubay Başçavuş Sadık Güllü'nün (38) ise bir yıl sonra emekli olmaya hazırlandığı, 1 hafta önce Çanakkale'den Mardin'e tayin edildiği belirtildi. ASKERİ ARACA 30 KURŞUN Türkiye'de 10 gün önce Diyarbakır'da şehit olan 13 askerin yasını tutarken, bir acı haber de Mardin'den geldi. Ömerli ilçesine 17 kilometre uzaklıktaki 50 haneli İkipınar köyünün üst kısmındaki Jandarma Karakolu'nda görev yapan Astsubay Başçavuş Erhan Gül ile Uzman Çavuş Ali Öztürk'ün tayinlerinin çıkması üzerine köydeki korucubaşı, askerleri yemeğe davet etti. Aynı zamanda köylülerle vedalaşma ve helalleşme için bir fırsat olacağı düşüncesiyle Astsubay Gül, Uzman Çavuş Öztürk ve Astsubay Başçavuş Sadık Güllü, birlikte yemeğe katıldı. Köylüler ve korucuların da geldiği evde yemek yenildikten sonra askerler helallik alıp köyün üst tarafındaki karakola gitmek üzere yola çıktı. Ancak yaklaşık 1.5 kilometre sonra saat 23.40 sıralarında askerler teröristler tarafından pusuya düşürüldü. Uzun namlulu silahlarla açılan ateşe askerler de karşılık verdi. Yaklaşık 15 dakika süren çatışmada 3 asker ağır yaralandı. Silah seslerini duyan karakoldaki askerlerin takviye olarak gelmesiyle teröristler karanlıktan faydalanarak kaçtı. Askeri helikopterle Diyarbakır Askeri Hastanesi'ne kaldırılan 2 astsubay ile uzman çavuş şehit oldu. Sadece askeri araca 30 kurşun isabet ettiği öğrenildi. SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI Teröristlerin yakalanması için bölgede Jandarma Özel Harekat Timleri, eğitilmiş komando ve geçici köy korucularının katıldığı, hava destekli operasyon başlatıldı. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı da acı olayla ilgili soruşturma başlattı. Savcılık talimatıyla köye giriş çıkışlar kapatıldı. Savcılık, askerleri yemeğe davet eden köylülerin PKK'lılar ile bağlantıları olup olmadığını ve askerlerin planlı bir pusuya düşürülüp düşürülmediği inceliyor. EŞİ VE KIZINI GÖNDERDİ, BUGÜN DE KENDİ GİDECEKTİ Şehit Astsubay Başçavuş Erhan Gül'ün (38) tayininin Tokat'a çıktığı, bu sabah (pazar) memleketi Gaziantep'in Nurdağı ilçesindeki ailesinin yanına izne gideceği, ardından da yeni görev yerinde başlayacağı belirtildi. Eşi Zeynep ve 5 yaşındaki kızı Azra'yı önceden ailesinin yanına gönderen Erhan Gül'ün 2 erkek kardeşinden birinin Tekirdağ Çerkezköy'de uzman çavuş, birinin Artvin'de jandarma astsubay olarak görev yaptığı öğrenildi. Acılı haberi saat 06.00 sıralarında alan baba Duran Gül ile anne Beşire Gül ise gözyaşlarına boğuldu. BUGÜN YOLUNU GÖZLÜYORLARDI, ŞEHİT HABERİ GELDİ Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ali Öztürk'ün (22) acı haberi Gaziantep'in Oğuzeli ilçesine bağlı Aşağıyeniyapan köyünde yaşayan 5 çocuk sahibi Muzaffer ve Belkıs Öztürk çifti ile yakınlarını yasa boğdu. Şehit uzman çavuşun tayininin Balıkesir'e çıktığı ve bu sabah (pazar) Mardin'deki birliğinden ayrılacağı belirtildi. Acılı baba Muzaffer Öztürk (50), artık terörün bitmesini isteyip "Vatan sağ olsun. Ama artık devlet bu işe bir çözüm bulsun. Her gün bir ailenin ocağı sönüyor. Çaresi neyse, artık o yapılsın" dedi. Oğlu ile 2 gün önce telefonla görüştüğünü anlatan Öztürk, "Ömerli'de 4 yıldır görev yapıyordu. İlk görev yeriydi. Tayini Balıkesir'e çıkmıştı. Biz de sevinmiştik. Balıkesir'e gitmeden önce Gaziantep'e geleceğini söyleyip, 'Beni merak etmeyin, çok iyiyim' dedi. Yolunu gözlüyorduk, şehit haberi geldi" diye gözyaşı döktü. EMEKLİLİĞİ BEKLERKEN ŞEHİT OLDU Evli ve 2 erkek çocuk babası şehit Astsubay Başçavuş Sadık Güllü'nün Kırıkkale'deki ailesi acıya boğuldu. Nefes darlığı çeken ve haberi duyunca fenalaşıp hastaneye kaldırılan baba Ali Güllü (70), oğluyla bir yıldır görüşemediğini belirterek, oğlunun izne ayrılarak, yanına geleceği sırada 1 hafta önce Mardin'e görevli gittiğini söyledi. 2 gün önce telefonla konuştuklarını belirten acılı baba, ''Oğlum gitme' dedim. O da bana, 'Baba, korkma burası güvenli, bir şey olmaz' dedi. Görevi olduğu için gitti, yavrum şehit düştü'' dedi. Acılı anne Zeynep Güllü ise, ''Allah belalarını versin. Sana nasıl kıydılar'' diye gözyaşı döktü. Şehit Güllü'nün iki kardeşinin de asker olduğu, Çanakkale'den 1 hafta önce Mardin'e tayininin çıktığı ve gelecek sene emekli olmaya hazırlandığı öğrenildi. Şehidin akrabası ve eşi de asker olan Ağrılı Ayşegül Güllü, "Yıllardır Türk ve Kürtler birbirine düşürülmek isteniyor. Ben Ağrılıyım ve bu teröristler bizi temsil etmiyor. Bunlar Türk ve Kürt halkını birbirine düşürmek istiyor. Bu acı artık sona ersin" dedi. PKK'LILAR KÖYÜ DAHA ÖNCE DE BASMIŞ Terör örgütü ilk toplu katliamını olayın yaşandığı İkipınar köyüne 3 kilometre uzaklıktaki Pınarcık köyünde yapmıştı. 20 Haziran 1987'de yaşanan olayda 16'sı çocuk 30 sivil hayatını kaybetmişti. Bölgede saldırıların artması üzerine İkipınar ve Pınarcık köylerine hakim konumdaki yüksek tepeye jandarma karakolu kurulmuştu. 1999'da İkipınar köyünü basan teröristlerin geçici köy korucuları Hüseyin Gündüz ve Ramazan Aykal'ı şehit ettikleri belirtildi. Mehmetçiğin köy halkı tarafından çok sevildiği, sürekli yardım götürdüğü öğrenildi. "Nikah Şahidim Mehmetçik Olsun" kampanyası çerçevesinde 5 çiftin nikahlarının kıyılmasını sağlayan askerlerin, köy halkına da gıda paketleri dağıttığı belirtildi. HaberTürk |
Marmara Denizi'nde korkutan deprem Marmara Denizi'nde saat 20.57'de 5,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem, İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Bursa'da da hissedildi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 20.57'de 15.3 kilometre derinlikte meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremin merkez üssü, Marmara Denizi olarak belirlendi. Tekirdağ açıklarında meydana gelen 5.2 büyüklüğünde deprem, Edirne ve Kırklareli'de de hissedilirken, Edirne ve Kırklareli'de vatandaşlarda kısa süreli panik yaratsa da herhangi bir hasara ve yaralanmaya yol açmadı. Tekirdağ'da herhangi bir yıkıntıya sebep olmadığı öğrenilen deprem sonrası bazı vatandaşlar tedbir amacıyla evlerinden çıkarken, telefon hatlarında fazla yüklenmeden dolayı kısa süreli sorun yaşandı. Deprem, Güney Marmara da da hissedildi. Bursa merkez Mudanya ve Gemlik, Balıkesir'in Bandırma ve Erdek ilçelerinde hissedilen deprem maddi hasara yol açmadı. Öte yandan 5.2 büyüklüğündeki depremden 20 dakika sonra, Marmara Denizi'nde 2.7 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı ise Marmara Denizi'nde meydana gelen depremin büyüklüğünün 5.1, derinliğinin 6.97 olduğunu bildirdi. Tekirdağ'da herhangi bir olumsuzluk yok Tekirdağ İl Afet ve Acil Durum Müdürü Recep Erol da, Marmara Denizi'nde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem sonrası Tekirdağ il merkezi ve ilçelerinde herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını söyledi. Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu depremin ardından 2,5-2,3 büyüklüğünde sarsıntılar olduğunu belirterek, "Her şey kontrolümüz altında. Tekirdağ il merkezi ve ilçelerinde bize ulaşan herhangi bir olumsuzluk yok. Ankara Deprem Kriz Merkezi ile sürekli irtibat halindeyiz, gelişmeleri takip ediyoruz" dedi. Recep Erol, gelişmelerle ilgili Vali Zübeyir Kemelek'i de bilgilendirdiklerini ifade etti. Öte yandan Çorlu Kaymakamı Ali Dursun, depremin ilçe merkezinde hafif hissedildiğini belirterek, herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını söyledi. Dursun, "Halkta panik yok, hissedilen yerler var, hissedilmeyen yerler var. Ben de hafif şekilde hissettim" diye konuştu. Kandilli'den deprem açıklaması Bu arada Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdürü Dr. Doğan Kalafat, Marmara Denizi'nde meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremin, Marmara Denizi'nin normal bir aktivitesi olduğunu belirterek, "Deprem İstanbul'un özellikle Silivri, Çatalca, Büyükçekmece gibi sahil kesimlerinde daha güçlü hissedildi" dedi. Kalafat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara Denizi, Marmara Ereğlisi güneyinde saat 20.57'de meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremi "orta şiddette" bir deprem olarak nitelendirerek, depremin sahil kesimleri ve yakın çevresinde daha güçlü hissedildiğini ifade etti. Kalafat, Marmara Ereğlisi güneyinde denizin tam ortasında meydana gelen orta şiddetteki depremin 3-4 yılda bir olmasının normal olduğunu belirterek, "Bu deprem esasında Marmara Denizi'nin normal bir aktivitesidir. İstanbul'un özellikle Silivri, Çatalca, Büyükçekmece gibi sahil kesimlerinde daha güçlü hissedildi. Merkezi, denizin ortası olması sebebiyle herhangi bir hasar veya can kaybı olmadı. Şu an için korkulacak bir durum söz konusu değildir. Vatandaşlarımıza sakin olmalarını tavsiye ederim" diye konuştu. |
Diyarbakır'da bombalı saldırı Diyarbakır'ın Kayapınar İlçesi'nde sanayi sitesindeki Yunus Polis Amirliği’ne yapılan bombalı saldırıda 5 polis yaralandı.DİYARBAKIR - Diyarbakır'ın merkez Kayapınar ilçesinde bulunan Sanayi sitesinde yer alan polis noktasına düzenlenen ses bombalı saldırıda, 5 polis mumuru yaralandı, polise ait bir motorsiklet yandı. Saldırıya gerçekleştiren 2 kişiden 1'i polisin yaptığı çalışma sonucu yakalandı. Kayapınar ilçesi Elazığ karayolu üzerinde bulunan Sanayi sitesinde daha önce polis karakolu olarak kullanılan ve sonra kontrol noktasına dönüştürülen yere bugün saat 12.30 sıralarında kimliği belirsiz 2 kişi tarafından ses bombası atıldı. Ses bombasının patlaması sonucu, o sırada bir motorsikletin başında bulunan 5 polis memuru yaralandı. Patlamanın etkisiyle motorsiklet yanarken, polis noktasının ön kısmında yangın çıktı. Yaralanan polis memurları ambulunslarla hastaneye kaldırılırken, çıkan yangın polisler tarafından söndürüldü. Polis yaptığı çalışma sonucu, eşgalleri tespit edilen ve 2 kişi oldukları tespit edilen saldırganlardan birini yakaladı. Kaçan diğer saldırganın yakalanması için polisin operasyonu sürüyor. Olaydan sonra Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam ve Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak polis noktasına gelerek incelemelerde bulundu.Vali Toprak yaptığı açıklamada ses bombası atılması sonucu 5 polisin yaralandığını polislerin durumlarının iyi olduğunu ve uzuv kayıplarının olmadığını ve tedavilerinin sürdüğünü söyledi. Vali Toprak, olayla ilgili şuana kadar toplam 8 kişinin gözaltına alındığını, görüntülerden saldırganların tespit edilmeye çalışıldığını ifade ederek, "saldırgan ve saldırganlar gözaltına alınanların arasında olabilir soruşturma sürüyor" dedi. Kaynak: ntvmsnbc ve Ajanslar |
Konya 5'le sallandı Konya'da Ilgın merkezli 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Tekirdağ açıklarında önceki gün meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından bu kez Konya sallandı. Ilgın merkezli depremin büyüklüğü 5 olarak açıklandı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, deprem saat 12.58'de 5 kilometre derinlikte meydana geldi. Deprem, Konya merkezinin yanı sıra Akşehir, Beyşehir, Seydişehir gibi ilçelerde de hissedildi. Deprem bazı binalarda çatlaklara yol açarken, halk sallantı sonrasında sokaklara çıktı. Depremde can ve mal kaybının olmadığı, yaşanan panikte 8 kişinin yaralandığı belirtildi. Ilgın Kaymakam Vekili Recep Koşal, deprem nedeniyle ilçede büyük panik yaşandığını belirterek, ''Deprem sırasında şok geçiren 5 kişi ile dışarı çıkmak isterken düşen 3 kişi yaralandı. Yaralılarımızın hastanelerde tedavisi sürüyor. Hayati tehlikeleri bulunmuyor'' dedi. kaynak: Ntvmsnbc |
İki gemi çarpıştı: En az 100 ölü Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki kazada gemilerden birinde 200'ün üzerinde kişi bulunduğu, kıyıya çıkmayı başaranların sayısının ise 105 olduğu belirtildi.Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında, iki geminin çarpıştığı kazada 100'den fazla kişinin öldüğü sanılıyor. Equateur eyaleti sözcüsü Rebecca Ebale Nguma, Tshuapa Nehri'nde iki geminin çarpıştığını, gemilerden birinde 220 kişi bulunduğunu belirtti. 105 kişinin kıyıya çıkmayı başardığı, ancak diğerlerinin kayıp olduğu bildirildi. Kaynak: AA |
Hakkari'de yaralanan polis şehit oldu Hakkari'nin Çukurca ilçesinde polis aracının geçişi sırasında yola döşenen mayının patlaması sonucu ağır yaralanan polis memuru şehit oldu. Saldırıyla ilgili çoğu BDP'li 20 kişi gözaltında. Cumhuriyet Mahallesi'nde devriye görevi sırasında mayın patlaması sonucu kalbi duran ve sağlık ekiplerinin müdahalesiyle yeniden hayata döndürülen polis memuru Murat Çelikhası, helikopterle Van'a sevk edildi. Van'daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nin Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi altına alınan Çelikhası sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Van'ın Özalp ilçesi nüfusuna kayıtlı şehit polis için İl Emniyet Müdürlüğü önünde tören düzenlenecek. Hakkari'nin Çukurca ilçesinde, dün devriye görevini yürüten polis aracının geçişi sırasında yol kenarına döşenen mayının patlaması sonucu 1'i ağır 4 polis memuru yaralanmıştı. Çoğu BDP'li 20 kişi gözaltına alındı Saldırının ardından Çukurca İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçedeki çeşitli evlere eşzamanlı operasyon düzenlendi. Operasyan sonucu aralarında Çukurca BDP İlçe Başkanı Sıddık Güzel, Çukurca Belediye Başkan Yardımcısı, Çukurca BDP ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar bu sabaha karşı Hakkari Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. CNN Türk - 08.08.2011 |
ABD'nin kredi notu düştü Kredi derecelendirme kurumu Standard & Poor's (S&P), ABD'nin kredi notunu 'AAA'dan 'AA+'ya düşürdüğünü açıkladı. Dünyanın süper gücü Amerika, kredi derecelendirme tarihinde ilk kez kredi notunun düşürülmesiyle karşı karşıya kaldı. S&P'den yapılan açıklamada, "ABD Kongresi'nde büyük tartışmalar sonrası onaylanan bütçe açığı indirim planının, ülkenin borç sorununu dengeye oturtmada çok uzun ömürlü olmadığını düşündüğümüz için kredi notunu düşürme kararı aldık." sözlerine yer verildi. S&P ayrıca, Kongre ve yönetimin ekonomiyi sağlama alma konusunda anlaşmaya vardıkları paketin, hükümetin borç dinamiklerini herhangi yakın bir zamanda sabitleştirme kapasitesine sahip olmadığını kaydetti. Geçtiğimiz Nisan ayında ABD yönetimine ilk uyarısını yapan S&P, Kongre'nin bütçe açığı indirim planına uzun vadeli güvenilir bir çare bulmasını ve borçların ödenmesini geciktirmekten kaçınmaları gerektiğini belirtmişti. Obama yönetimi ile meclis üyeleri arasında günlerce süren tartışma ve müzakereden sonra, Kongre muhtemel bir gecikmeli ödeme sinyali veren borç indirim paketine onay vermişti. Sabah Gazetesi - 06.08.2011 |
İngiltere'deki isyana kan sıçradı 1 ek ![]() Tatildeki İngiliz parlamentosu, durumu değerlendirmek üzere 1 günlüğüne olağanüstü toplanacak. Hükümetin tavrı, olayların faillerine "sıfır hoşgörü" gösterileceği yönünde. David Cameron, polisi daha sert önlemler almaya çağırdı. Londra'da bu akşam görev yapacak polis memuru sayısı 16 bine çıkartıldı. Cameron olaylara karışanları, "Gözaltılar artacak" mesajıyla uyardı. Yağma ve kundaklama olaylarına karışan 18 yaş altı gençlere de, "Bu suçu işleyecek kadar büyükseniz, cezasını çekecek kadar da büyüksünüz" diye seslendi. Londra'da son durum Londra'da üçüncü gününde de devam eden isyan kentin yeni bölgelerine de sıçradı. Bir kişinin arabasında vurularak öldürüldüğü bildirildi. İngiliz yayın kurumu BBC, Londra'daki olaylar başladığından beri ilk kez bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Londra'nın güneyindeki Croydon bölgesinde arabasında ölü olarak bulunan kurbanın 26 yaşında bir erkek olduğu kaydedildi. Bu arada Londra polisi, olaylar nedeniyle tutuklananların sayısının 525'e ulaştığını belirtti Liverpool da karıştı Yerel polis birimlerinden yapılan açıklamada, Liverpool'un da şiddet olaylarına sahne olduğu, birçok aracın ateşe verildiği belirtilerek, "kent sokaklarında hiçbir şiddet eylemine müsamaha gösterilmeyeceği, bu tür eylemlere cevap verecek sert ve hızlı önlemlerin alındığı" kaydedildi. Batı Midland Polisi ise, Birmingham'ın merkezinde yağmalama olaylarına karışan 87 gencin gözaltına alındığını, kentteki bir karakolun da yanmakta olduğunu belirtti. Scotland Yard ise, 1700 ek polisin görevlendirildiğini açıkladı. İNGİLİZ BASINI: "LONDRA YANIYOR" Şiddetli isyan, İngiliz basınında bugün "Orman Kanunu", "Londra-İngiltere Yanıyor" başlıklarıyla yer aldı. Başkent Londra'dan sonra dün üç büyük kente (Bristol, Birmingham, Liverpool) daha yayılan, yağmalamalar ve kundaklamaların yapıldığı isyanı Independent gazetesi, "Londra alevler altındayken" polisin ve siyasetçilerin olaylar karşısında yetersiz kaldıkları yorumuyla duyurdu. Times gazetesinde de "polis sokaklara teslim oldu" değerlendirmesi dikkati çekerken, "sokakları hırsızlara teslim ettiği görüntüsü veren polisin kent sokaklarını geri alma zamanının geldiğini" yazdı. Gazetenin "Londra yanıyor" başlıklı başyazısında, olayların cumartesi günü polise karşı bir siyasi protesto olarak başladığı, ancak fırsatçıların kundaklama ve maddi kazancına dönüştüğü kaydedildi. Yazıda, "Haber kanallarını izleyenler, Londra'nın, çetelerin sıkıcı bir yaz akşamı geçirmek yerine daha eğlenceli olacağını düşündükleri eylemleriyle bir bilgisayar oyununa dönüştüğünü fark edeceklerdir" denildi. Kundaklama ve yağmalama olaylarına dikkati çeken Daily Telegraph, isyanı "çetelerin sonraki hedefinin ne olacağını kimsenin bilmediği bir gerilla savaşı"na benzetti. Independent gazetesinde Paul Wallely imzalı yazıda, 1980'lerde Londra'da Brixton semti ile Livepool ve Birmingham kentlerindeki siyahilerin isyan hareketleriyle son olaylar karşılaştırılarak, ayaklanmaların çoğunun kentlerin yoksul semtlerinde olduğuna işaret edildi. Yazıda, Brixton'da 1981'de polisin bıçakla yaralanmış bir genci durdurmasının, çevredekiler tarafından gencin polis şiddetinin mağduru olduğu biçiminde algılandığı, Liverpool'da ise polisin masum bir genci tutuklamasına karşı çıkan bir başka genci gözaltına almasının olayları tetiklediği hatırlatıldı. Londra'nın Tottenham bölgesinde, 1985'te polisin baskın düzenlediği bir evde bulunan kadının kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesinin bölge halkını sokağa döktüğü ve şiddet olaylarının patlak verdiği anımsatılan yazıda, siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesiyle başlayan son olaylarla geçmişteki ayaklanmaların özünde, polisin siyahilere yönelik tavrına ilişkin algılamalar bulunduğu belirtildi. Yazıda, "polisin aşırı güç kullanarak olayları kışkırttığı ve olaylara hazırlıksız yakalandığı" eleştirilerine işaret edildi. "Ayaklanmaların çoğunlukla kentlerin yoksul kesimlerinde, sosyal yabancılaşmanın, işsizliğin özellikle gençler arasında yaygın olduğu yerlerde yaşandığını" kaydeden Walley, son olayla geçmiştekilerin farkının "günümüzün anlamsız tüketim çılgınlığına uyan bir ölçüde yağmalamalar" olduğunu belirtti. Walley, "Yağmacıların girdikleri dükkanlarda kendi beden ölçülerine uyan ürünleri aldıkları, istedikleri markaları bulabilmek için raflar arasında gezindikleri de göze çarpıyor. Bu, yağmayla alışverişin buluştuğu nokta. Bir görgü tanığının tarif ettiği gibi, yoksul mahallelerin derinliklerinden gelen bir çığlıktan çok, yeni bir çift spor ayakkabıya sahip olma fırsatı" ifadesini kullandı. Financial Times gazetesi de olaylarda sosyal medyanın rolünün araştırıldığını belirtti. CNN Türk - 09.08.2011 |
Öyle bir yağmur geliyor ki Meteorolojik tahminlere göre, yarın İstanbul'da öğle saatlerinde kısa ama çok etkili sağanak yağış bekleniyor. (DHA) -- Hafta başında yapılan tahminlerde önce Trakya bölgesinde gözlenecek yağışın bu gece yarısı İstanbul'a ulaşması bekleniyordu. Güncellenen meteorolojik tahminlere göre, yağış öngörüsü devam ediyor ancak beklenen yağışın yoğunluğu katlanarak arttı. Buna göre yarın öğle saatlerinde İstanbul'a ulaşması beklenen yağış, akşam saatlerine doğru kenti terkedecek ancak bu sürede çok etkili olacak. Öngörülere göre, İstanbul'da metrekareye 30 mm üzerinde yağış düşecek, bazı tahminlere göre İstanbul'un merkez ilçelerinde bu rakam 50 mm'ye yaklaşabilir. Yağışın etkili olduğu bu saatlerde bir başka beklenti de çok kuvvetli karayel rüzgarı. Karadeniz'de ve İstanbul'da fırtına şeklinde esmesi beklenen karayelin kuvvetinin 7'ye ulaşması, yani saatteki hızının 60 kilometrenin üzerinde ölçülebileceği tahmin ediliyor. CNN Türk - 10.08.2011 |
Londra’daki şiddet yüzünden İngiltere-Hollanda maçı iptal edildi İngiltere’nin başkenti Londra’da cumartesi günü başlıyan şiddet olayları spor müsabakalarını da etkiledi. Şehirde yükselen alevler ve yağmalama olayları ülkeye gelecek konuk takımların gözünü korkuttu. İngiltere ile Hollanda arasında çarşamba günü Wembley’de oynanması planlanan özel karşılaşma da iptal edildi. İngiltere Futbol Federasyonu Başkanı David Bernstein, güvenlik için bu kararı aldıklarını söyledi: “Otoriteler, maçın ertelenmesinin daha iyi olacağını tavsiye ettiler. Şu an için konukların güvenliğini sağlama konusunda yetersiz kaldı. Bunun için maç oynanmayacak” Hollandalı futbolcularsa iptal kararını Amsterdam’da antrenman yaparken öğrendiler. Hollanda Milli Takımı’nın kaptanı Vam Bommel, kararı anlayışla karşıladıklarını söyledi: “Yemek için toplandığımızda maçın iptal edildiğini öğrendik. Maç için hazırlanmıştık. Fakat yetkililerin verdiği karara saygı duyuyorum. Haberlerdeki görüntülere bakınca iptal kararını daha iyi anlıyorum” Carling Kupası’nda salı günü oynanacak dört karşılaşma güvenlik gerekçesiyle ertelendi. Londra’daki şiddet olayları, 29 yaşındaki bir siyahın polis tarafından öldürülmesiyle patlak vermişti. Cumartesi günü Tottenham böglesinde başlayan şiddet gösterileri kısa zamanda tüm kente yayıldı. Öte yandan İngiltere genelinde 450’den fazla kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor. |
Hakkari'de hava hareketliliği 1 ek ![]() Son günlerde artan PKK saldırıları sonrası sınır birliklerine yoğun bir şekilde asker sevkedilirken, zaman zaman hava hareketlilği de gözleniyor. Bu sabah saatlerinde Hakkari'nin Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri üzerinden savaş uçakları geçti. Van tarafından gelen 5 savaş uçağı Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri üzerinden geçerek, Kuzey Irak'a yöneldi. Uçaklar Türkiye ve Irak sınırındaki dağlardan üzerinden geçtikten sonra gözden kayboldu. CNN Türk - 11.08.2011 |
Japonya'dan gelen tehlike Mısır'ın Süveyş kentine Japonya'dan yük getiren bir gemideki konteynerlerin ikisinde radyoaktif madde tespit edildi. Mısır'ın resmi Nil televizyonun haberine göre, Deniz Limanları Gümrük Müdürlüğü yetkilileri, Japonya'dan El Sukna limanına kuru yük getiren bir gemideki konteynerlerin ikisinde radyasyon yoğunluğu tespit edildiğini söylediler. Radyoaktif madde bulunan konteynerleri, "toprağa depoladıklarını" ifade eden yetkililer, söz konusu konteynerlerin, Deniz Limanları Gümrük Müdürlüğü tarafından Japonya'ya iade edileceğini ve konteynerlerdeki malları Japonya'dan ithal eden firmaların lisansının iptal edileceğini dile getirdiler. Yetkililer, 30 gün önce yine Japonya'dan aynı limana gelen bir gemide radyoaktif madde tespit ettiklerini belirttiler. CNN Türk - 11.08.2011 |
Şırnak'ta çatışma: 3 şehit Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi yakınlarında yol kontrolü yapan askeri birliğe teröristlerce ateş açıldı. Saldırıda 3 asker şehit oldu. Akşam saatlerinde Ayvalık Köyü yakınlarında yol kontrolü yapan askeri birliğe, ilçe merkezine dönüşe geçtikleri sırada saldırı düzenlendi. Saldırıda biri yüzbaşı 3 asker şehit oldu, 3 asker de yaralandı. Saldırının ardından bölgeye takviye birlikler sevk edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şırnak'ta 3 askerin şehit olması nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e başsağlığı diledi. Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, Erdoğan'ın gönderdiği mesajda, Orgeneral Özel'e üzüntülerini bildirdiği ifade edildi. |
Çukurca'da mayınlı saldırı 7 şehit Hakkari-Çukurca karayolunun 15. kilometresinde bulunan Vali Erdoğan Gürbüz çeşmesi yakınlarında askeri konvoyun geçişi sırasında bu sabah saat 09.00'da patlama meydana geldi. Terör örgütü tarafından düzenlenen mayınlı saldırıda 7 asker şehit oldu.. Hakkari-Çukurca karayolunda meydana gelen mayınlı saldırıda şehit olan askerlerin sayısı 7'ye yükseldi. En Son Haber |
Akıllı bombayla 60 hedef vuruldu! F-16’lar, PKK kamplarını 850 kiloluk uydu güdümlü MK-84’lerle vurdu...TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin, Hakkâri Çukurca’daki terör saldırısının akşamında düzenlediği sınır ötesi hava operasyonunda Kuzey Irak’ta PKK’ya ait 60 hedef son model, yeni nesil bombalarla vuruldu. Hava harekâtı öncesinde Kuzey Irak’ta keşif uçuşları yapılarak hedef koordinatlarına dair istihbarat güncellendi. Bu sırada Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk bölgelerinde tespit edilen 168 hedef topçu silahları ile yoğun olarak ateş altına alınarak, terör örgütünün sınıra yakın hava savunma sistemleri etkisiz hale getirildi. ÜÇ KEZ VURDU Saat 20.00 itibariyle ilk operasyon başladı. Uçaklar, 20.00’deki ilk operasyon ardından gece 03.00 ve sabahın ilk ışıklarıyla iki kez daha sınırı geçerek, terör örgütünün kamplarına bomba yağdırdı. Operasyonlara Diyarbakır’da konuşlu 181 ve 182. filolara bağlı 30’dan fazla uçak katıldı. Uçaklar Kandil Dağı, Hakurk, Avaşin-Basyan, Zap ve Metina bölgesindeki 60 hedefi vurdu. PARS FİLO DÜN GECE DE VURDU Türk jetleri sınır ötesi baskınlara dün akşam da devam etti. MGK toplantısının ardından 16 adet F-16 savaş uçağı Diyarbakır 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığı’na bağlı üsten havalanarak Kandil’i bombaladı. Operasyona Lantırn sistemine sahip 181. Pars Filo’nun katıldığı öğrenildi. PKK’ya yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı da son dakika verdiği haberinde Türk uçaklarının Kandil’i vurduğunu bildirdi. ‘Bunker buster’ değil akıllı bomba vurdu TÜRK jetlerinin gece baskınında, MKE tarafından üretilen ve TÜBİTAK’ın geliştirdiği akıllı bombaları kullandı. TSK envanterinde, “bunker buster” adı verilen mağaraları delen ve hedefe ulaştıktan sonra içeride patlayan bombaların ise bulunmadığı belirtildi. LANTERN’LA BELİRLENDİ “Pars” adı verilen 181. filo, LANTERN sistemi ile hedefleri belirleyip diğer savaş uçaklarının vurabilmesi için lazerle işaretledi. MK 82 lazer güdümlü bombalar hedefleri vurdu. Operesyonda MK-84 uydu güdümlü bombalar da kullanıldı. hedefe GPS güdümü ile ilerleyen bombanın 25 kilometre ötedeki bir hedefi şaşırma olasılığı neredeyse hiç yok. İLK AKILLI HASSAS BOMBA 850 kilo ağırlığında ve 4 metre uzunluğunda olan MK-84 bombası, Türkiye’nin ilk “akıllı güdüm hassas bombası” olarak nitelendiriliyor. Bomba düştüğü noktada 10 metre genişliğinde ve 3 metre derinliğinde çukur açıyor. "Operasyon aylarca sürebilir" Yiğit Bulut değerlendiriyorKandil'deki PKK kamplarına yönelik 2. hava harekatının başlamasının ardından Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut, operasyonun aylarca sürebileceğini söyledi. Operasyonun PKK'yı bitimeye yönelik olduğunu kaydeden Yiğit Bulut, önümüzdeki günlerde kara harekatının da başlayabileceğini belirtti. Yiğit Bulut şöyle konuştu: "Her gece operasyona hazırlıklı olunmasını gerektiğini söylemiştim. Kıbrıs savaşından sonraki ve ABD'nin Afganistan'daki savaşından sonra en ağır bombardıman olduğu söyleniyor. Savaş uçaklarının Kandil, Hakurk, Zap, Avaşin arasındaki çizgiyi bombaladığı söyleniyor. Bu 400 km'lik bir çizgi. Üstünde PKK'nın propaganda kamplarının da olduğu bir bölge. Uzun süreli istihbarat sonucu yapılıyor. Bombardımanın çok sert ve yapıldıktan sonra o bölgenin fiziken toparlanması mümkün olmadığını belirtelim. Bu bombardımanın gece yapılmış olması ve sivillere zarar vermeden yapılıyor olması çok önemli. Bu operasyon aylarca devam edebilir. Türkiye'nin aylarca bu operasyonu yapacak teknik malzemesi, maddi ve insan kaynağı mevcut. YOK ETME OPERASYONU Genelkurmay'ın yaptığı açıklamada 220'den fazla hedefin vurulduğu söyleniyor. Geçmişte yapılan operasyonlar belki dağları taşları vurmaktı. Bu operasyon gerçekten çok farklı. 'Kamuoyunun gazı alınmaya çalışılıyor' deniliyor, kesinlikle değil. Bu yok etmek için yapılan bir operasyon. Hava kuvvetlerinde personelin kendi arasında 'cehennem operasyonu' dediğini de duyduk. Önümüzdeki günlerde kara unsurlarının devreye girmesiyle kamuoyu ne olduğunu çok daha iyi anlayacak." Kaynak: Habertürk 2 |
Şehit Binbaşı İçin Devlet Saf Tuttu Çukurca'daki saldırıda şehit olan Binbaşı Yavuz Başayar, Ankara'da gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı. İki gün önce Hakkâri Çukurca'daki hain saldırıda şehit edilen evli ve iki çocuk babası Binbaşı Yavuz Başayar için Ankara Kocatepe Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Binbaşı Başayar'ın cenaze töreninde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, 4 bakan ve muhalefet liderleri başta olmak üzere devlet erkânı da saf tuttu. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninde Şehit Başayar'ın kendisi gibi terörle mücadele biriminde görev yapan kardeşi Fatih Başayar da yer aldı. Başayar'ın cenazesi silah arkadaşlarının omuzlarında top arabasına konarak kısa bir kortej yürüyüşünün ardından Cebeci şehitliğine götürüldü. haberler |
Yüksek Hızlı Tren hizmete giriyor Ankara-Konya Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattı, 23 Ağustos 2011 Salı günü hizmete girecek. AA muhabirinin TCDD Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, teknik testleri ve haberleşme yazılım çalışmaları sorunsuz şekilde tamamlanan hattın açılışı için 23 Ağustos akşamüstü Ankara Garı'ndan YHT kalkacak. Törene katılacaklara Konya'da verilecek iftar yemeği sonrasında Gar'da tören düzenlenecek ve hat işletmeye açılacak. Geçen yıl aralık ayında teknik, haziranda da ticari deneme seferleri başlayan hatta, başlangıçta saatte 300 kilometre hız yapabilen 12 YHT seti kullanılacak, kısa süre içerisinde de 350 kilometre hız yapabilen 6 tren seti için ihaleye çıkılacak. İki il arasında 1 saat 30 dakikalık sefer süresi, Ankara-Sincan arasında hizmete geçecek Başkentray'ın tamamlanmasıyla 1 saat 20 dakikaya, saatte 350 kilometre hız yapabilen YHT setlerinin işletmeye alınmasıyla da 1 saat 15 dakikaya inecek. İlk etapta 4 gidiş, 4 geliş olmak üzere 8 sefer düzenlenecek hattaki seferlerin bazılarında, ara durak olarak Polatlı'daki YHT Garı'nda durulacak. CNN Türk - 19.08.2011 |
İlaçlara yeni düzenleme Sağlık Bakanlığı, hastanelerde kullanılan ilaçlarla ilgili yeni bir düzenleme yaptı. Hastane ambalajlı ürünlerin hastane satış fiyatına göre fiyatlandırılması kararı alındı. Karar Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Fiyat Değerlendirme Komisyonu'nda alındı. Firmalara eczane satış ve perakende fiyatı verilen ilaçların, hastane satış fiyatına göre fiyatlandırılması konusunda duyuruda bulunuldu. Genel müdürlük, firmalardan söz konusu listede bu şekilde fiyatlandırılan ürünlerin 16 Eylül'e kadar tespit edilerek bildirilmesini istedi. Piyasa fiyatı üzerinden temin edilen ilaçların kamuya getireceği yükün hafifletilmesi amacı ile bu yönteme başvuruluyor. Kararı olumlu bulan Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Nurten Saydan, "Ancak halen hastanelerde sadece hastane ambalajlı ürünlerin bulunması gerektiğiyle ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Hastanelerin eczaneler gibi ilaç satması kabul edilemez" diye konuştu. CNN Türk - 31.08.2011 |
Rauf Denktaş’ın durumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sağlık durumu iyiye gidiyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın durumu iyiye gidiyor. Denktaş'ın Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde tedavisini takip eden Profesör Doktor Mehmet Özmenoğlu düne kıyasla eski cumhurbaşkanının sağlık durumunun daha iyi olduğunu söyledi. Denktaş'ın tıbbi tedaviye yanıt verdiğini belirten Özmenoğlu, kan değerlerinde de iyileşme olduğunu vurguladı. Dün kapalı olan şuurunun bugün daha iyi bir durumda olduğunu kaydeden Özmenoğlu, Denktaş'ın sağ tarafını hareket ettirebildiğini söyledi. Rauf Denktaş'ın sağlığı, dün kötüleşmiş eski cumhurbaşkanı yoğun bakım ünitesine bağlanmıştı. Doktorlar Denktaş'ın durumunun tam olarak netleşmesi için 24 ila 48 saatlik bir zaman dilimine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. AA - 01 Eylül. 2011 |
ABD'de bir hava gösterisi kazası daha 1 ek ![]() ABD'nin Batı Virginia eyaletinde yapılan bir hava gösterisi sırasında 1958 yapımı tek motorlu uçak, piste düşerek infilak etti. Kazada pilot hayatını kaybetti. ABD'de 24 saat içinde meydana gelen ikinci hava gösterisi kazasında izleyicilerden ölen ya da yaralanan olmadı. Batı Virginia Ulusal Hava Muhafızlığı, 6 uçağın katıldığı gösterideki kazaya tanık olduğu için travma yaşayan izleyicilere tıbbi yardım almaları çağrısında bulundu. ABD'nin Nevada eyaletindeki bir hava gösterisinde de bir uçak izleyenlerin arasında düşmüş, kazada pilotla birlikte 9 kişi yaşamını yitirmişti. CNN Türk - 18.09.2011 |
| Saat: 04:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık